Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Türker Özyiğit, ideal erkek vücuduna götüren adımlar hakkında bilgi verdi. Op. Dr. Özyiğit İdeal erkek vücudunun atletik, geniş omuzlu, düz karınlı ve uyluk oranlarına sahip olmasıyla ortaya çıktığını ifade etti. Yaşın, ideal erkek vücudunun düşmanı olarak karın, böğür (lovehandle), göğüs (jinekomasti), çene konturu ve gıdı bölgelerinde yağ toplanmasının ana sebeplerini oluşturduğunu belirten Op. Dr. Özyiğit, bu yağın egzersiz ve diyete dirençli olup sadece liposuction veya ilave germe yöntemleri ile tedavi edilebildiğini söyledi. 

Erkek yağ dokusunun, kadın yağ dokusunun aksine daha sıkı ve yağ dokusu içindeki kan damarı oranının da daha fazla olduğunu belirten Op. Dr. Özyiğit, ”Bu sebepten deri elastikiyetinin geri kazandırılması kadın liposuctionlarına göre daha kolaydır. Ancak özellikle karın derisi gevşek ve sarkmış olan erkekler, liposuction ilave olarak klasik germe işlemleri için adaydırlar” dedi.

Jinekomasti olarak adlandırılan ‘kadın tipi erkek büyümesinin’ çok sıklıkla karaciğer yağlanmasının bir bulgusu olduğunu ve vücudun diğer yerlerinde de yağlanma ile karşımıza çıktığını belirten Op. Dr. Özyiğit, bu sebepten dolayı göğüs karın böğür ve sırt gibi diğer bölgelerle birlikte değerlendirilmesi gerekliliğine dikkat çekerek, “‘Tedavisi hemen her zaman cerrahi olup vücut geliştirme veya diyet-egzersiz yapmak jinekomastiyi düzeltmez. Bütün vücut geliştirme prosedürlerinin sabit vücut kilosunda yapılması gerektiği unutulmamalıdır. En ileri evre olmadıktan, yani kadın göğsü gibi olmadıktan sonra hemen her jinekomasti hastası liposuctionla özel bir yöntem kullanılarak düzeltilebilir. Aşırı kilo verme sonrası (mide küçültme ameliyatları gibi) durumlar dahil değildir. Bu gibi aşırı deri fazlalığının eşlik ettiği durumlarda, germe işlemlerinden biri ilave edilir”.

Karın bölgesinde sıklıkla karşımıza çıkan problemin üçgen görünümü engelleyen ‘lovehandle’ denilen böğür bölgesindeki yağlanmalar olduğunu söyleyen Op. Dr. Özyiğit, “Bu yağ depolarının, egzersiz veya diyet ile eritilmesi mümkün değil. Göbek deliğinin de ayrıca sarkmış olmaması, enine değil boyuna yani diklemesine bir görünüm vermesi ideal erkek göbek deliğinde olması gereken özelliklerdendir. Aşırı dışa çıkıntılı ve fırlak göbek deliği düzeltilmesi gereken önemli bir durumdur” diye konuştu.

Six-pack konturu
Özellikle göbek deliği altı bölgelerinde ileri derecede kas gevşekliği ve deri sarkması olan erkekler için karın germe ameliyatının düşünülebileceğine değinen Op. Dr. Özyiğit, bu ameliyatla birlikte yağ depolarının liposuction ile alınacağına, karın duvarı kaslarının sıkılaştırılacağına, bel oyukluğunun oluşturularak üçgen vücudun elde edileceğine, ayrıca sarkık olan derinin de alınarak yeni göbek deliğinin oluşturulacağına dikkat çekti.

Op. Dr. Özyiğit, karın bölgesinde orta dereceli yağlanması olan ve deri elastikiyeti iyi durumda olan erkek hastalar için sadece liposuction yönteminin yeterli olmadığı durumlarda lazer veya vazerin etkili olacağını belirterek, bu yöntemlerde gevşek olan karın derisinin sıkılaştırılıp uygun kişilerde six-pack konturunun da oluşturulabileceğini belirtti.

Uyluk bölgesinin projektil olmayıp kaslı ve düz görünümde olması gerektiğini ifade eden Op. Dr. Özyiğit, ”Ayrıca uyluk iç bölgesi birbirine değmemeli ve gevşek olmamalıdır. Bu kalça-uyluk bölgeleri genellikle erkeklerde yağlanmanın olmadığı bölge olması ile birlikte bazı yapısal durumlarda kalçada aşırı projeksiyon durumları ile karşılaşmaktayız. Kadın kalçasına benzer bu durum kolaylıkla liposuction ile düzeltilebilmektedir. Ayrıca nadir de olsa uyluk bölgesi yağlanmaları ve deri sarkıklıkları genellikle sadece lazerli liposuction yöntemleri ile tedavi edilebilir. Aşırı kilo verme sonrası oluşan ileri derecede sarkık derinin eşlik ettiği hastalarda ilave deri germe yöntemleri düşünülebilir” açıklamasında bulundu.

Yüz ve boyun konturu
Yüzün her zaman boyun ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Özyiğit, ”Saç çizgisinde gerileme var mıdır? Deride güneş hasarı var mıdır? Çift çene veya yüz derisinin boyun derisi haline gelmesi olayı var mıdır? Bütün bu deformiteler bütünsel olarak değerlendirilip gerekli cerrahi işleme karar verilir. Eğer kellik varsa yüz germe ameliyatı kesilerini saklamak için öncesinde saç ekimi yapılmalıdır. Ameliyatsız, lazer ile yüz germe işlemlerine orta yaşlarda başlayan erkeklerde yüzdeki deformasyon çok daha yavaş olmaktadır. Botoks ve dolgu gibi yöntemler erkeklerde etkili antiaging yöntemleridir” ifadelerini kullandı.

Op. Dr. Özyiğit, çene konturu ve gıdı yağlanma ve sarkmalar için çoğu zaman sadece lazer liposuction yönteminin yeterli olduğunu daha ileri deformitenin eşlik ettiği daha ziyade ileri yaş erkeklerde ise deri çıkarımının veya kas sıkılaştırılmasının yapıldığı yöntemlerin ilave edilebileceğini, ileri deformite olan olgularda ise yüz germe ameliyatının doğru olacağını açıkladı.
Burun, göz kapakları, yüzdeki eşlik eden kontur deformiteleri değerlendirilmeli gerekirse yüz implantları konulmalıdır diyen Op. Dr. Özyiğit, yaşlanma veya kontur deformitelerin, sebep her ne olursa olsun düzeltilmesinin bir erkek hayatını etkileyen en önemli noktalardan olduğunu, erkek vücudundaki ideallik veya ideale yakın olma tanımlarının cerrahi yöntemde yol göster.  

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, dış gebeliğin önemine değinerek, önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’de sık görülen dış gebeliğin döllenen yumurta hücresinin fallop tüpü içine yerleşip gelişmesi olduğunu belirten Op. Dr. Seval Taşdemir, embriyonun yerleşmesi gereken doğal yerin rahim içi olduğunu fakat çeşitli sebeplerle embriyoların fallop tüplerine ya da farklı alanlara yerleşme ihtimalinin de bulunduğunu söyledi. 

Ciddi kanamalara yol açabilir
Dış gebeliğin her 100 hamilelikten birinde görüldüğüne dikkat çeken Op. Dr. Seval Taşdemir, döllenmiş yumurtanın fallop tüpü içinde büyümesinin tüpün patlamasına ve ciddi kanamalara neden olabileceğine dikkat çekti.

Op. Dr. Taşdemir sözlerine şöyle devam etti: ”Dış gebelikte tıpkı hamilelikte olduğu gibi mide bulantısı, memelerde şişlik, adet gecikmesi görülebilir. Bu belirtilerin yanı sıra anormal kanamalar ve ağrılar da dış gebeliğin belirtileri arasında yer alır. Hiçbir belirti vermediği de olur. Erken teşhis annenin tüpünde hasar meydana gelmeden tedavi edilmesine imkan sağlar”.

Dış gebeliğin genellikle fallop tüplerinin iltihaplanması, zarar görmesi ya da şeklinin bozulmasından ve hormonal dengesizliklerden kaynaklanabileceğine değinen Op. Dr. Taşdemir, pelvik enfeksiyon, uygunsuz şartlarda yapılan kürtaj, geç anne olma, sigara kullanımı, kronik kadın hastalıkları ve doğuştan hasarlı tüpler gibi sebeplerin dış gebeliğin gelişmesine neden olabildiğini dile getirdi.

İlaçla tedavi edilebilir mi?
Erken teşhisin düzenli kontroller ile mümkün olduğunu belirten Op. Dr. Taşdemir, ”Çoğunlukla gebelik şüphesi ile ortaya çıkıyor. Jinekolojik muayenede şiddetli karın ağrısı, ele gelen kitle; ultrasonografide batın içi kanama, ektopik gebelikle ilgili bir yapı tespiti, kanda BhCG ve laparoskopi yapılması teşhis için yardımcı faktörlerdir. Erken tanı sayesinde henüz tüp hasar görmeden kapalı cerrahi operasyon veya ilaç ile tedavi edilebilir” dedi.

Op. Dr. Taşdemir, dış gebeliğin tekrar etme ihtimali olduğunu vurgulayarak, erken teşhise rağmen tüplerin hasar görebileceğini, dış gebeliklere zamanında müdahale edilmediği takdirde hayati risk taşıdığını belirtti.

Normal gebelikle benzerlik gösterdiğinden bazen geç fark edildiğini, ilerleyen dönemlerde bulguların gebelikte olduğu gibi seyretmediğini ve kanamalar görüldüğü ifade eden Op. Dr. Taşdemir, ”Genellikle bu aşamada şüphelenip hekime başvurulur. Kanamayı durdurmak için cerrahi yönteme başvurulabilir. Günümüzde dış gebelik için erken teşhis ve tanı olursa ameliyatsız ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir” şeklinde konuştu. 

Bingöl’de ağabeyinin yanında çay ocağında çalışan 4 çocuk babası Ahmet Kaymazalp, uzun yıllar inşaat işçisi olarak çalıştı. İşi gereği birçok ülkeye giden Kaymazalp, o ülkelerde kaldığı süre içinde birçok dili de öğrendi. Türkçe’nin yanı sıra Rusça, İbranice, Arapça, Soranice, Zazaca ve Kürtçe’yi rahat bir şekilde konuşan Kaymazalp, müşterilerine farklı dillerde hizmet veriyor. Sempatik tavırlarıyla da müşterilerden tam not alan Kaymazalp, fırsat buldukça başka dilleri de öğrenmeyi istiyor.

Kent merkezindeki esnaflara alışveriş yapmak için gelen turistlere de yardımcı olduğunu dile getiren Kaymazalp, “Bingöl merkezde abimin olan çay ocağında 4 yıldır garsonluk yapıyorum. Burada 70’e yakın esnafa çay bırakıyorum. Giyimci, kuyumcu, zücaciye esnaflarına turistler geldiği zaman onlarda beni çağırıyor ve yardımcı oluyorum. O nedenle herkes tarafından sevildiğimi düşünüyorum ve onlara hizmet etmekten dolayı memnunum” dedi.

Daha önce inşaat sektöründe işçi olarak çalıştığını söyleyen Kaymazalp, “İsrail’e gidip orada 3 yıl çalıştım. Ardından Dubai’ye gittim ve orada da uzun bir süre kaldım. Bu dilleri farklı ülkelere gittiğim için öğrendim. Dubai’nin ardından Kuzey Irak’a gittim ve oradan Bağdat’a geçtim. Genelde Arapçayı daha iyi ve güzel konuşuyorum. İbranice, Soranice ve Rusça’yı da kendimi ifade edebilecek kadar iyi biliyorum. İbranice, Soranice, Rusça, Arapça, Kürtçe ve Zazaca’yı, resmi dilimiz Türkçe kadar iyi konuşuyorum diyebilirim. Çalıştığım farklı ülkelerde ki insanlarla bu şekilde gayet iyi iletişim kurdum” şeklinde konuştu.

Çevredeki esnaf da Kaymazalp’ın, sempatik tavırlarıyla, konuştuğu dille, müşterilerinin her zaman sevdiği biri olduğunu aktardı. 

Yılmaz Atar – Sinan Atan
 

Los Angeles’ta yaşayan Türklerin bir araya gelerek oluşturduğu Amerikalı Türkler Girişimi (ATI) tarafından organize edilen protestoda soykırım yalanlarına karşı sloganlar atıldı ve yaşanan acıların ancak karşılıklı diyalogla iyileştirilebileceği belirtildi.

ATI tarafından yapılan basın açıklamasında gösterinin amacının California’da Türklerin Ermeniler tarafından uğradığı baskıya dikkat çekmek ve 100 yıldan eski olan olaylar üzerinden oluşturulan nefret ortamına karşı duruş sergilemek olduğunun altı çizildi.

Yapılan açıklamada ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sözde soykırım iddialarını gerçek olmayan iddialar olarak nitelendiren ve bu durumun “soykırım” ile kıyaslanamayacağı söylenen kararı hatırlatıldı.

“SOYKIRIM OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ”

Los Angeles Başkonsolosu Can Oğuz Amerikan basınına yönelik gösterilerden evvel yaptığı açıklamada, “Osmanlı İmparatorluğunun ve I. Dünya Savaşının son yıllarının çok trajik bir dönem, 2014 yılından bu yana Türkiye’nin I. Dünya Savaşının zorlu koşullarında hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini anıyor, ancak gerçekleşen olayların soykırım olarak nitelendirilemez” dedi. Oğuz, “Savaş koşullarında hayatını kaybeden herkese saygı duyulmalıdır ancak bunun gerçekleşmesi için objektif bilgi gerekir. Bu sebeple daha en başından tüm dünyadan tarihçilerin bir arada olduğu bir komisyon kurulmasını önerdik” diye konuştu. ATI grubu adına İHA’ya konuşan Turgut Çakırağa Ermenilerin sözde soykırım iddialarını kastederek, “Bu hikâyenin bir de öbür tarafı var demek için buradayız. Konuştuğumuz tüm TV kanallarına da aynı şeyi söyledim. Türk tarafının da dinlenmesi gerekiyor. Birbirimizi anlamamız lazım. Bu iş tarihçiler tarafından yapılabilir” dedi.
“Amerika’da oturan Türkler, çocuklarımız, çok fazla baskı görüyorlar, iş yerlerinde baskı görüyoruz” diyen Çakırağa, bu ülkede yaşayan Türk kökenli bir Amerikan vatandaşı olarak karşı tarafın saldırıları ile bir barış ortamı kurulamayacağını ifade etti.

Sözde Soykırım iddiaları ile gösteri yapan Ermeniler, Türklerin oluşturduğu gruba sözlü ve küfürlü sataşmalarda bulundu ve Türk bayrağını yırtarak tahrik etmeye çalıştı. Türk tarafında bulunan göstericilerin sağduyulu davranması ve Los Angeles Polis Departmanı’nın aldığı yoğun güvenlik önlemleri Ermenilerin yaptığı taşkınlığın büyümesini önledi.

Aydın Tuna Palabıyıkoğlu

 

 

“7105 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Dostluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7106 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü Arasında Örgüt ve Ofisin Türkiye’deki Yasal Statüsü Ayrıcalıkları ve Bağışıklıklarına İlişkin Anlaşmayı Tadil Eden Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7107 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Hükümeti Arasında Savunma ile İlgili Gizlilik Dereceli Bilginin Korunması Konusunda Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7108 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Hükümeti Arasında Askerî İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7109 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bangladeş Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7110 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Arasında Bilim ve Teknolojide İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”,

7111 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşma ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun “, 7112 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Deniz Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7113 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik Alanında Eğitim İş Birliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7114 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis Eğitimi İş Birliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7115 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İş Birliği Konulu Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7116 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Yolcu ve Eşyanın Karayoluyla Uluslararası Taşınmasına İlişkin Anlaşma ve Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7117 sayılı “Balinacılığın Düzenlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Sözleşmeye Ait Protokole Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7118 sayılı “Yükseköğretimde Yeterliklerin Tanınmasına İlişkin Asya-Pasifik Bölgesel Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7119 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7120 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cibuti Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7121 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Namibya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7122 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Adına Jandarma Genel Komutanlığı ile Moğolistan Hükümeti

Adına Moğolistan İç Kuvvetler Komutanlığı Arasında Eğitim ve Öğretim Alanında İş Birliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7123 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Moğolistan Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7124 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7125 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gana Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Başta Terörizm ve Örgütlü Suçlar Olmak Üzere Ağır Suçlarla Mücadelede İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7126 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı ve Kazakistan Cumhuriyeti Milli Muhafız Birlikleri Genel Komutanlığı Personelinin Eğitim ve Öğretimi Alanında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7127 sayılı

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7128 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kosova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hükümlü Nakli Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7129 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Hükümeti Arasında Türkiye-KKTC İkili Sualtı Taarruz (SAT)/Özel Harekât Timleri Müşterek Tatbikatlarının İcrasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun bulunduğuna Dair Kanun”, 7130 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moğolistan Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7131 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti ile Nijer Cumhuriyeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7132 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Eğitim Alanında İş Birliği Anlaşması ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7133 sayılı “Gözden Geçirilen Uluslararası Taşımacılıkta Hayvanların Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7134 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Madagaskar Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanlarda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”,

7135 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ruanda Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7136 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ruanda Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanlarda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7137 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ruanda Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kapsamlı İş Birliğine Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, 7138 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kongo Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun.” 

Derya Yetim
 

Helva, reçel üreticisi Seyidoğlu Gıda, bebeklere ve çocuklara özel meyve özü serisi hazırladığını duyurdu. Yapılan açıklamada; keçi boynuzu, dut ve üzüm özünden oluşan yeni ürünler, şeker, fruktoz ve glikoz şurubu içermeyen doğal yöntemlerle üretildi. 

Çocukların zihinsel ve bedensel gelişiminde meyve özlerinin büyük önem taşıdığını anlatan Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu, “Yaptığımız araştırmalar ve çocuk gelişimi uzmanlarından aldığımız bilgiler sonucunda çocuklar için gerekli vitamin ve lif kaynağını en çok barındıran keçiboynuzu, dut ve üzüm özünü üretmeye karar verdik. Uzmanlar çocukların gelişimi ve annelerin hamilelik sürecinde meyve özü tüketmesini tavsiye ediyor. Ürünlerimizde meyvenin doğadaki haline hiçbir müdahale etmeden şeker dahi kullanmadan ürettik. Hiçbir kimyasal işlem uygulamadan tamamen meyvenin özünden doğal yöntemlerle bebek ve çocuklara özel bu seriyi hazırladık” diye konuştu.

Keçiboynuzu özünün kalp, beyin ve damar dostu olduğuna dikkat çeken Göksu, “Keçiboynuzu özü süte oranla 3 kat daha fazla kalsiyum içerir, diş eti gelişimi, vücut direncini güçlendirme, vücutttaki toksinleri atıp akciğerleri temizleyen bir özelliği vardır. Üzüm özünde bol miktarda potasyum ve demir içeren A ve B vitaminleri vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, çocuklar, lohusa ve anneler için de çok önemli bir gıdadır. Çocukların kemik gelişimi için üzüm özü çok faydalıdır. Dut ise çok yüksek bir enerji deposudur. Yüksek kalsiyum ve demir deposu olan dut özü, ağız ve boğaz rahatsızlılarında çok faydalı olduğu uzmanlarca belirtilmektedir” ifadelerini kullandı.

Meyve özünün pekmezden daha yoğun ve katkısız olduğu bilgisini veren Göksu, hamilelik sürecinde kadınların, bebek ve çocukların ihtiyaç duyacağı enerji ve vitaminleri alabileceği doğal bir ürün serisi hazırladıklarını söyledi.  

Engelli bireylerin karşılaştıkları zorluklar için 1978’den bu yana projeler üreten Türkiye Kas Hastalıkları Derneği (KASDER), bu sene 3’sünü düzenlediği ‘Engelsiz Bir Dünya İçin’ resim yarışmasıyla 23 Nisan’da çocuklarla buluştu. Engellilerin yaşamına dokunmak istemeyen yetişkinleri, günlük yaşamın çözümsüz bıraktığı sorunları, engellilikle ilgili konuşulmayanları, görülmeyen ve duyulmayanları çocukların dünyasından bakarak anlatmak amacıyla başlayan projeye bu yıl ilgi yoğun oldu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklardan engellilere en önemli mesajlardan biri sanatla verildi. 

Çocuklardan farkındalık için bin 145 resim gelirken, 12 ressam kazananları seçti
Milli Eğitim Bakanlığı’nın onay ve desteği ile düzenlenen ilkokul, ortaokul, liselerarası ‘Engelsiz Bir Dünya İçin’ resim yarışmasına tüm Türkiye’den bin 145 resim gönderildi. Resimler ‘Akademililer Sanat Merkezi’nden içlerinde akademisyenlerinde bulunduğu 12 ressam tarafından değerlendirildi. ‘Engelsiz Bir Dünya İçin’ etkinliği 23 Nisan’da Türkiye Kas Hastalıkları Dernek binasında sanatçı Gülsen Tuncer’in sunumuyla, sanatçıların, dernek destekçilerinin, engelli çocukların ve üyelerin katılımıyla gerçekleşti.

Programın açılış konuşmasını Türkiye Kas Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Özdemir gerçekleştirirken, ödül törenine Avcılar Mehmetçik İlkokulu 2-J sınıfı öğrencileri vals gösterisiyle, Avcılar Denizköşkler İlkokulu 3-A sınıfı öğrencileri ise bayrak ve bağlama gösterileriyle destek verdi. Etkinlikte Türkiye Kas Hastalıkları Derneği korosu Koro Es, Gönül Dostları orkestrasıyla beraber izleyicilere özel bir konser düzenlerken program sonunda yarışmada dereceye giren öğrencilere bilgisayar, fotoğraf makinesi ve tablet ödülleri dağıtıldı.

Yarışmayı kazanan öğrenciler;
İlkokul kategorisinde, yarışma birincisi Elazığ Bilim Sanat Merkezi’nden Dide Atik olurken ikinci Uşak Bilim ve Sanat Merkezi’nden Elif İnci Keskin, üçüncü ise İzmir Başöğretmen Atatürk İlkokulu 2.sınıf öğrencisi Cemre Akkuş oldu.
Ortaokul kategorisinde ise, yarışma birincisi Antalya 60. Yıl Ortaokulu 8.sınıf öğrencisi Ebru Pakır olurken ikinci İzmir Dr. Güngör Özbek Ortaokulu 7.sınıf öğrencisi Bejan Özcan, üçüncü ise Samsun Atatürk Ortaokulu 6.sınıf öğrencisi Çağın Akay Yazıcı oldu.
Lise kategorisinde, yarışma birincisi Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi Zeynep Talaz olurken ikinci Trabzon Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesi 12.sınıf öğrencisi Asya İrem Zeren, üçüncü ise Gaziantep Gülşen Batar Anadolu Lisesi 12.sınıf öğrencisi Meryem Söylemez oldu.  

Ataşehir’de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Muhteşem Yüzyıl adlı dizide ‘Behram Paşa’ karakteriyle tanınan Adnan Koç ve kardeşleri Ahmet Koç ile Mehmet Hayri Koç’un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 6 polis memuru müşteki olarak yer alırken, 15 Mart 2018 tarihinde polis ekiplerinin takibindeki Sinan B.’den şüpheli Adnan Koç’un uyuşturucu madde satın aldığı ve Ataşehir’de bir kafeye girdiği anlatıldı.

ÜST ARAMASINDA UYUŞTURUCU MADDE ELE GEÇİRİLDİ 

Müşteki 4 polisin kafeye girdikleri, şüpheliler Adnan Koç, Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’a kimliklerini göstererek kendilerini tanıttıklarının belirtildiği iddianamede, şüpheli Adnan Koç’un üst aramasında 4 adet şeffaf poşete sarılı satışa hazır halde 2 gram Kokain bulunduğu, şüpheli Ahmet Koç’un üst aramasında ise 1 adet alüminyum folyoya sarılı olarak satışa hazır halde 0.4 gram gelen metamfematin maddesi bulunduğu kaydedildi.

POLİSE DİRENİP HAKARET ETTİLER 

Şüphelilerin polis merkezine götürülmek üzere kafeden çıkarıldıklarının anlatıldığı iddianamede, müşteki polis memurlarının şüpheli Adnan Koç’u polis otosuna bindirdikten sonra şüpheliler Ahmet ve Mehmet Hayri’nin kargaşa çıkardıkları, yakalanan şüphelinin kaçmasına imkan sağlamak adına müşteki polislere mukavemet ederek, “Biz sizin polis olduğunuza inanmıyoruz, polis olsanız da fark etmez. Biz kimseye adam vermeyiz buradan” dedikleri ve bağırıp hakaret ettikleri belirtildi.

POLİS MEMURLARINI DARP ETTİLER 

İddianamede şüpheli Mehmet Hayri Koç’un müşteki polis memuru S.İ.’nin kimliğini el çabukluğu ile çekip aldığı, şüphelilerin müşteki polislerin müdahale etmek için peşinden gittikleri belirtilerek, şüpheliler Adnan Koç ve Ahmet Koç’un yalnız kalan müşteki polis memuru S.İ.’yi darp ettikleri ve şüphelilerin polis memuru M.K.’ya saldırmak için hareket ettikleri anlatıldı.

SİLAHLARINA EL KOYDULAR 

Müşteki polis memuru M.K.’nın şüphelilerin dur ihtarına uymaması üzerine silahını çıkararak havaya kontrollü şekilde 2 el ateş ettiği, şüphelilerin ise uyarı ateşine aldırış etmediklerinin belirtildiği iddianame, şüpheliler Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’un polis memuru M.K.’nın üzerine doğru koşarak tekme ve yumruk atıp darp ettikleri ve silahını aldıkları belirtildi.
İddianamede, şüpheliler Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’un, diğer müşteki polisler S.İ. ve E.H.’nin yanına koşarak gittikleri sırada yerde yatan polis M.K’nın 155’i arayarak destek istediği anlatılarak, şüpheli Ahmet Koç’un, silahla dolduruş yapma hamlesinde bulunduğu ve müşteki S.İ.’nin kafasına silah kabzası ile vurduğu kaydedildi.
Şüpheli Ahmet Koç’un silahla ateş ederek müştekiler S.İ. ve E.H.’yi öldürmeye teşebbüs ettiğinin belirtildiği iddinamede, şüpheliler Adnan Koç ve Ahmet Koç’un silahı müşteki polisler S.İ. ve E.H.’nin kafasına doğrultarak olay yerine gelen müşteki polis Z.M.’yi tehdit ettiği vurgulandı.
İddianamede, şüpheli Ahmet Koç’un polis memuru Z.M.’nin vücudunun üst kısmını hedef alarak ateş ettiği, ancak silahın ateş almadığı anlatılırken, müşteki Z.M.’nin arkadaşlarının can güvenliğini düşündüğü için silahını şüphelilere doğrultmadığı, şüpheliler Ahmet ve Mehmet Hayri Koç’un Z.M.’yi yere yatırarak darp ettikleri, silahı ensesine dayayarak zorla beklettikleri kaydedildi.
İddianamede, olay yerine giden Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin olaya müdahale ettiği anlatılırken, polis merkezinin önüne giden diğer şüpheliler Şeyhmus Koç ve Mehmet Pınarbaşı’nın yüksek sesle küfür ederek kargaşa çıkarmaya çalıştıkları, müştekiler Z.H., S.B.’yi yaraladıklarının belirtildi.
Şüpheli Mehmet Koç’un rehberinde kayıtlı bir numaraya, “Milleti İçerenköy karakolunun önünde topla, polisle birbirimize girdik” şeklinde mesaj attığı vurgulandı.

ADNAN KOÇ VE KARDEŞLERİ HAKKINDA 90 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ 

İddianamede, şüpheliler tutuklu şüpheliler Adnan Koç, Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç’un, “kasten öldürmeye teşebbüs”, “zincirleme olarak görevinden dolayı kamu görevlisine alenen hakaret”, “zincirleme şekilde kamu görevlisinin görevini yaptırmamak için direnme”, “zincirleme olarak kamu görevlisini birden fazla kişi ile silahla hürriyetinden yoksun kılma” ve “ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından 45 yıl 3 ay 15 günden 90 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.
Diğer şüpheliler Şeyhmus Koç ve Mehmet Pınarbaşı hakkında ise, “kasten yaralama”, “zincirleme olarak görevinden dolayı kamu görevlisine alenen hakaret”, “zincirleme şekilde kamu görevlisinin görevini yaptırmamak için direnme”, “cebir ve tehditle birden fazla kişinin kaçmasına imkan sağlama” suçlarından 5 yıldan 24 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

OLAYIN GEÇMİŞİ 

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, 15 Mart 2018 tarihinde düzenledikleri uyuşturucu operasyonuyla Muhteşem Yüzyıl adlı televizyon dizisinde oynadığı ’Behram Paşa’ karakteriyle tanınan Adnan Koç ve kardeşleri Ahmet Koç ve Mehmet Hayri Koç ile Mehmet Pınarbaşı ve Şeyhmus Koç gözaltına almıştı.
Şüpheliler Adnan Koç, kardeşleri Ahmet Koç, Mehmet Hayri Koç, Şeyhmus Koç ve Mehmet Pınarbaşı, savcılık sorgularının ardından “uyuşturucu ticareti” suçundan serbest bırakılmıştı.
Adnan Koç ve kardeşleri Mehmet Hayri Koç ile Ahmet Koç ise, “birden fazla kişi tarafından birlikte yağma”, “gece vakti yağma”, “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
(Gamze Erdemir /İHA) 

Başbakan Binali Yıldırım, İspanya’nın başkenti Madrid’e düzenledi resmi ziyaret kapsamında düzenlenen Yeni Ekonomi İş Forumu’na katıldı. Forumda konuşan Başbakan Yıldırım, “Uluslararası toplum, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere üzerimize düşen görev bir yandan bölgesel sorunları halletmemiz, bir yandan da buralardaki insanların başka yerlere göç etmesinin önüne geçmemiz lazım” dedi. Yıldırım, sorunların kaynağına inerek çözüm üretilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Daha çok silah geliştirerek, daha çok anarşi terörü tetikleyecek keskin tedbirler alarak bölgesel sorunları çözemeyiz. Avrupa’nın da Türkiye’nin de güvenliği sağlayamayız. Biz Suriye Irak bölgesine gitmek isteyen 60 bin yabancı savaşçıyı sınırlarımızdan geri döndürdük. Ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya kaldığımızı düşünün ve bu şekilde 4 bin 500 yabancı savaşçıyı Suriye’den, Irak’tan ülkemize geçerken yakaladık ve cezaevine koyduk. DEAŞ bugün ortak bir sorun, DEAŞ’la birlikte mücadele etmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

“Afrin’e terör operasyonu düzenlediğimizde bazı dostlarımız bundan rahatsız oluyor” 

Fırat Kalkanı ve Afrin Operasyonları’na değinen Yıldırım, “Türkiye, Fırat Kalkanı bölgesinde, Cerablus’ta, Azez’de, Elbab’da tam 3 bin 800 tane DEAŞ’lıyı tek başına etkisiz hale getirdi. Oraya 160 bin Suriyeli döndü yerleşti, çocukları okula başladı, hayatlar normale döndü, moraller yükseldi. Terörden eser yok, benzer şekilde Afrin bölgesinde 350 bin tane Arap, Kürt ve Türkmen zorla ve baskıyla malları elinden alındı, çocukları ellerinden alınıp dağa götürüldü ve çocuklara terör örgütü tarafından zulmedildi. 350 bin kişi bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu insanlar Türkiye’ye geldiler. Bununla kalmadılar sınırlarımıza büyük büyük tüneller kazarak Türkiye’ye bugüne kadar 740 tane roket attılar. İki sınır ilimizde 71 sivil hayatını kaybetti. Ondan sonra biz Afrin’e terör operasyonu düzenlediğimizde bazı dostlarımız bundan rahatsız oluyor. Bekleyelim de bu terör örgütleri oradaki insanları öldürmeye, insanları evlerinden kovup mallarına el koymaya devam mı etsin. Zulüm mü yapsınlar. Biz buna rıza gösteremezdik. Ve burada da operasyonu yaptık ve bölgenin terör örgütlerinden temizliğini gerçekleştirdik. Şimdi oraya da dönüşler başladı. Oraya Doğu Guta’dan, Duma’dan insanlar gidip yerleşiyor çünkü orada güvenlik ve huzur var. Bu gayret ve çabalarımızın amacı Suriye’de kalıcı barışı tesis etmektir. Birleşmiş Milletler Cenevre inisiyatifine yardımcı olmak. Bu konuyla neden bu kadar ilgiliyiz, çünkü sadece Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. Bu sınır boyunca tehdit her an var. Terör tehdidi var, mülteciler sürekli geliyor, zaten bir açık kapı yaptık. İnsan hayatından daha büyük şey olmaz. İnsan hayatının olmadığı yerde neyi konuşacağız. O insanlar ölümden kaçtı, bize sığındı. Biz onlara kucak açtık. Tıpkı 1490 yılında Yahudilerin İspanya’dan Osmanlı’ya sığındığı gibi. İnsanlar niye doğdukları, büyüdükleri yerleri terk etmek için yollara düşüyorlar. Bir bilinmeye bir maceraya niye sürükleniyorlar. Daha iyi bir hayat için, daha iyi bir gelecek için. Daha iyi bir gelecek herkesin hakkı. İster İspanya’da yaşasın, ister Lübnan’da yaşasın; ister Türkiye, ister Libya fark etmez. Bizim yapmamız gereken önce ülkemizde gelişmişlik farklarını asgariye indirmek. Daha sonra bölgemizde ateşi söndürmek ve o insanların orada kalmasını sağlamak” şeklinde konuştu.

“Hayal kırıklığına uğradık” 

Suriye’deki sorunlara dikkat çeken Yıldırım, “Düşünebiliyor musunuz bugün 65 milyon mülteci var dünyada. Bunların vatanları yok. BM’de 194 ülke var. 20. büyük ülke mülteciler ülkesi. Bu sorunlara kulağımızı tıkayamayız. Sınırlarımızdaki duvarları, girişleri ve çıkışları daha da sıkılaştırarak sorunları çözemeyiz. Bölgede güç gösterisi yapmak yerine iş birliği yaparak sorunları çözmek. Suriye’deki sorunun sebebi de, başlatanı da biz değiliz ama sonuçlarını yaşayan ve bedelini ödeyen biziz. 3 buçuk milyon mülteciye biz 8 yıldır kucak açıyoruz. Ekmeğimizi, aşımızı paylaşıyoruz. Onlara sağlık, barınma ve eğitim hizmeti veriyoruz. 30 milyar dolar bütçemizden harcadık. Bunu seve seve yaptık. Çünkü biz ‘insanı yaşat ki dünya yaşasın’ felsefesini benimseyen bir ülkeyiz. Bunun için yaptık. Dolayısıyla dostlarımızdan aferin iyi yapıyorsunuz demelerini beklemiyoruz ama bunu da yeterli görmüyoruz. Onların da biraz elini taşın altına koymasını bekliyoruz. 3 milyon Euro sözü verildi, ikinci 3 milyon Euro da verilecek denildi. Üzerinden 3 sene geçmesine rağmen daha 3 milyar Euro’nun 3’te birini alamadık. Biz Avrupa birliği ile bir anlaşma yaptık, dedik ki bunları geçişini önleyelim. Buna karşılık ülkemizde 3 buçuk mülteci var, biz bunlara barınak, aş, sağlık ve eğitim hizmeti sağlıyoruz, buna biraz katkı yapın dedik. Ayrıca, Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinde de yeni bir adım atalım, vize muafiyeti sağlayın, artı gümrük birliği de güncellensin. Tamam mı, tamam. Anlaştık, el sıkıştık. Türkiye tarafı olarak biz yapılması gereken her şeyi yaptık. Günlük göçmen geçişi 50’nin altına indi. Durdurduk. Ancak birlikten beklediğimiz cevabı alamadık. Maalesef, yine bir hayal kırıklığına uğradık. Geçmişte Kıbrıs sorunun çözümünde yaşadığımız hayal kırıklığını burada da yaşadık. O zaman da bize iki halk referandum yapsın ondan sonra çözüm sağlayalım Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne alalım, olur mu olur. 2004’te biz kabul ettik. Referandum yapıldı. Türk tarafına telkinde bulunduk, kampanyalarına da katıldık. Barış olacak, kardeşlik olacak bunun için evet deyin. Dediler. Rum tarafı hayır dedi. Tersine kampanya yaptı ve sonunda ne oldu, Avrupa Birliği Rum tarafını birliğe tam üye yaptı ve sorunu içinden çıkılmaz hale getirdi” dedi.  

Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulları Odyometri Programları için ilk ve tek Türkçe kaynak kitap olma özelliğini taşıyan Dr. Kepekçi’nin kaleme aldığı Odyometri: İşitme ve Ölçümü, Vestibüler Sistem, Nörootoloji” kitabı yayımlandı. Dr. Kepekçi’nin 3 yıllık bir hazırlık sürecinin ardından yayımlanan kitabında, Otoloji ve Odyoloji alanındaki önemli bilimsel konular ön plana çıkıyor.

“Doğru ölçüm tedavi sürecini etkiliyor”

Kitap hakkında bilgiler veren İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Kepekçi, Odyometrinin son yıllarda bilimsel sahada yerini alan bir program olduğunun altını çizdi. Odyometristlerin yapacakları doğru ölçümlerle teşhis ve tedavi sürecinde klinisyenin alacağı kararlara katkı sağladığını ifade eden Kepekçi, şunları söyledi: “Odyometri bölümünde ders vermeye başladığım ilk günlerden itibaren sağlık hizmetleri sahasına adım atan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin kaynak kitap ihtiyacı dikkatimi çekti. Öğrencilerimiz yurdumuzun dört bir yanından gelen pırıl pırıl gençlerdi. Bu arkadaşlarımız her fırsatta bizden ders slaytları, ders notlarını istediler. Piyasada yayınlanmış Odyoloji ile ilgili kitaplar ile internet ortamında dokümanlar mevcuttu. Hatta yabancı dilde yazılmış bilgiler de bolca bulunuyordu. Ancak daha önce sağlıkla ilgili bir alt yapısı olmayan öğrencilerimiz de vardı. Üstelik odyometri teknikeri olacak bu gençler için adı geçen eserler karmaşık ve mesleki ihtiyaçları ile uyumlu değildi. Bunun üzerine öğrencilerimin teşviki ile bütün odyometristlerin başucu kitabı olacak bu eser kaleme alındı.”

“Kitap büyük bir eksiği tamamlayacak”

Kitapta konuların ayrıntılı olarak anlatıldığı ve bunun da eğitime büyük ölçüde katkı sağlayacağının altını çizen Kepekçi “Otoloji ve Odyoloji alanında sade ve öz bilgileri içeren bu kaynak Türkçe eğitim materyali sahasında birçok eksiği tamamlayacak. Eserden faydalanacak olan Kulak Burun Boğaz (KBB) asistanlarına, Odyoloji ve Odyometri öğrencilerine ve Odyometrist arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum” diye konuştu.