Survivor’un en çekişmeli haftası bu hafta. İki tarafta dokunulmazlık oyunlarının öneminin farkında. Dokunulmazlık oyunun birincisini ünlüler, ikincisini ise gönüllüler kazandı. Elemeye çıkan isimler Ogeday, Volkan, Adem ve İlhan oldu. Sunucu olan Acun’un bile şaşırdığı bu potada bu hafta kim elenecek? Tüm bu soruların cevabı bu akşam belli olacak.

TÜRK-YUNAN YARIŞMASININ KAZANANI TÜRKİYE OLDU

Yarışmaya adeta renk katan bu oyun tüm severleri ekran başına topladı. Acun’un açıklamasından sonra Gönüllüler ve Ünlüler birleşerek Yunan survivor takımının karşısına bir takım çıkardı.

MÜTHİŞ MÜCADELENİN İLK RAUNDU TÜRKİYE’NİN

Yunan ve Türk survivorlar arasında geçen mücadelede takımlar kozlarını paylaştı. Müthiş mücadelenin galibi Türkiye takımı oldu. Ödül ise Mikonos adasında bir tatil.

VE ÖDÜLÜN GALİBİ TÜRKİYE

Müthiş bir heyecanla izlenen Türk – Yunan mücadelesinin ikinci raundunda kozlar paylaşıldı. Çekişmeli geçen bu raundda kazanan yine Türk takımı oldu ve ödülün sahibi oldu.

MÜCADELEDE SABRİYE ŞOV!

Survivor’un en renkli ve en vazgeçilmez yarışmacısı olan Sabriye Şengül, Yunan mücadelesine damgasını vurdu. Müthiş bir performans gösteren Sabriye, takımı adeta sırtlayarak ödülü kazandırdı. Daha sonra seramonide hem takım arkadaşlarından hemde Acun Ilıcalı’dan büyük övgüler aldı.

BİRİNCİ DOKUNULMAZLIK ÜNLÜLERİN

Dokunulmazlık oyunlarının öneminin arttığı bu dönemde, ilk oyunda büyük mücadele yaşandı. Ve bu mücadelenin galibi ünlüler oldu.

Ada konseyine giden Gönüllülerde ilk eleme adayları Ogeday ve Volkan oldu.

İKİNCİ DOKUNULMAZLIK GÖNÜLLÜLERİN

İlk dokunulmazlığı kaybeden Gönülllülerde büyük bir hırs vardı. İkinci dokunulmazlık oyunu da büyük bir çekişmeyle devam etti. Ve bu oyunun kazananları Gönüllüler oldu.

Ada konseyine giden Ünlüler, büyük bir strateji yaptı. Adem Sabriye için kendini riske attı ve arkadaşlarına potaya beni yazın dedi. Takımda bunu onaylayarak gönüllerin karşısına Adem ve İlhan’ı çıkardı.

ELEME POTASI ŞEKİLLENDİ

Ada konseylerinden sonra eleme potası yerine oturdu. Eleme potasında Ogeday, Volkan, Adem ve İlhan yer aldı. Bu 4 kişiden biri bu akşam adaya veda edecek.

OGEDAY MI? VOLKAN MI? ADEM Mİ? İLHAN MI?

TSK’dan 11 – 21 Mayıs 2017 tarihleri arasında gelişmelere ilişkin yapılan açıklamada, “Bölücü terör örgüt’nün sürekli barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergahı olarak kullanması sebebiyle büyük önem taşıyan bölgeleri (özellikle Hakkari, Şırnak, Siirt, Diyarbakır, Batman, Tunceli) teröristlerden temizlemek ve bahar-yaz dönemine yönelik hazırlıklarını kısıtlamak maksadıyla başlatılan operasyonlara aralıksız devam edilmiş, bu kapsamda; Şırnak / Beytüşşebap, Bestler-Dereler, Hakkari / Yüksekova, Diyarbakır-Silvan-Lice-Kulp, Erzurum / Şenkaya, Ardahan / Göle, Bingöl, Muş, Hatay / Amanoslar bölgelerinde orta ve büyük çaplı operasyonlar icra edilmiştir.

İcra edilen operasyonlarda; 93 terörist etkisiz hale getirilmiş, 2 adet 60 mm havan, 12 uçaksavar makinalı tüfek, 313 piyade tüfeği, 4 keskin nişancı tüfeği, 5 roketatar, 6 Law ve 597 el bombası ele geçirilmiştir. 53 el yapımı patlayıcı tespit edilerek imha edilmiş, yaklaşık 2.300 kg amonyum nitrat, 30 kg. patlayıcı, 150.000’in üzerinde hafif silah mühimmatı, 229 adet havan(82 mm ve 60 mm) mühimmatı, 439 adet roketatar mühimmatı, çok miktarda El yapımı patlayıcı yapımında kullanılan kablo ve fünye ele geçirilmiştir. Teröristler tarafından kullanılan 71 sığınak, barınak, mağara ve depo bulunarak kullanılamaz hale getirilmiştir. Bölücü terör örgütü’nün en önemli finansal kaynaklarından olan uyuşturucu üretimi, ticareti ve kaçakçılık ile mücadeleye yönelik icra edilen operasyonlar ve hudut hattında alınan tedbirler neticesinde; 500 kg kubar esrar, yaklaşık 52 kg. uyuşturucu ve 37.000 paket kaçak sigara ile etkili hudut denetim ve kontrolleri sonucunda sınırlardan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 8.755 kişi yakalanmıştır” denildi.
TSK, devam eden operasyonlar kapsamında, 7 kahraman Türk askerinin şehit olduğunu, 27 kahraman askerinde yaralandığını duyurdu.

“Bölücü terör örgütüne ağır kayıplar verdirilmiştir”

Bilgilendirmenin devamında, şunlar kaydedildi: “Yürütülen başarılı ve kararlı operasyonlar ile tespit edilen sığınaklarda ele geçirilen silah, mühimmat, teçhizat ve yaşam malzemeleri ile örgütün lojistik desteğine son yılların en büyük darbesi vurulmuştur. Özellikle geçen hafta Şırnak’ta yürütülen operasyonda ele geçirilen cephanelik olarak nitelendirilebilecek silah, teçhizat ve mühimmatı aratmayacak şekilde bu hafta yine Şırnak ve Hakkari’de başarılı operasyonlara imza atılmıştır. Bölücü terör örgütünün önemli gelir kaynaklarından olan kaçakçılık faaliyetleri, hudut hattında alınan etkili tedbirlerle engellenmeye devam edilmiştir. Hudut bölgelerinde alınan tedbirler sayesinde hafta içinde yaklaşık 5.200 kişi yakalanmış ve bol miktarda uyuşturucu ve kaçak sigara ele geçirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri; 2017 yılının başından itibaren sürdürdüğü kararlı duruşla ve özellikle kış aylarından itibaren yürütülen başarılı operasyonlarla bölücü terör örgütüne büyük kayıplar verdirmek suretiyle bölücü örgütü üzerindeki baskısını artırmaktadır. Bu kapsamda, yüce Türk Milletinden aldığı güç ile Türk Silahlı Kuvvetleri vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini temin etmek için en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar kararlı mücadelesine devam edecektir.”

“Suriye kuzeyindeki operasyonlar”

“Fırat Kalkanı Harekatı” kapsamında; “Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak ve sivillerin yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek maksatlarıyla icra edilmekte olan harekatta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz – Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskun mahal ve 2.015 km’lik alan kontrol altına alınmıştır. Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken; PKK/PYD terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir” ifadesine yer verdi.

“Terör örgütleriyle mücadele, son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sürdürecek”

Türk Silahlı Kuvvetleri, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, milli birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü hedef alan başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kesintisiz olarak en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sürdürecektir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve milli birliğimizin korunması için kararlı duruşuyla kendisine verilecek her türlü görevi yerine getirecek güç ve kudrete sahiptir” denildi.  

Musa Erdoğan
 

BiTaksi, sürücülerin verdiği hizmetin kalitesini arttırmak ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla BiTaksi Sürücü Akademisi’ni kurdu. Seminerlerinde buluşan taksicilere 3 ana başlık altında eğitim veriliyor.

Eğitimler uzmanlar tarafından veriliyor
300 sürücünün bulunduğu ilk gruba, Yrd. Doç. Yonca Tomaç Tunç tarafından verilen eğitimlerin sonuncusu dün gerçekleşti. İstanbul trafiğinde yoğun stres altında çalışan sürücülerin psikolojik yönden desteklenmesini ve yolcu deneyimini iyileştirmeyi amaçlayan eğitimlerde, “Müşteri İletişimi”, “Öfke ve Stres Kontrolü” ve “Etkin İletişim ve Vücut Dili” konuları işlendi.
Eğitime konuk olan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahar Tezcan, sürücülerle öfke duygusunu sorgularken öfke kontrolü üzerine bilgiler verdi. Öfkenin bir alışkanlık olduğunu ve öfke anında yaşananları anlamanın öfkeyi daha da artmadan durdurabileceğini söyleyen Tezcan, konuşmasının ardından sürücülerin sorularını yanıtladı.

“Öfke yönetilebilir bir durum”
Eğitim sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahar Tezcan, taksicilerin yaşadığı öfke patlamalarının sebebini açıkladı. Sürekli trafikte kaldıkları ve insanlarla temas etmek zorunda olduklarını ifade eden Tezcan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Öfkenin ne olduğunu öncelikle tanıttık çünkü öfke aslında sağlıklı bir duygu. Bir yandan da yönetilebilir bir duygu aslında. Neden? Çünkü düşüncelerimizden kaynaklanan bir duygu, bir anda ortaya çıkmaz. Düşüncelerimizi ne kadar olumlu bir şekle çevirebilirsek öfke duygusunu çok daha sağlıklı bir hale çevirebiliriz ve davranışlarımızı da ona göre bir şekle sokabiliriz. Biz tema olarak öfkenin ne olduğunu, yönetilebilir bir kavram olduğunu, baş edilebilir bir durum olduğunu anlatmaya çalıştık. Çünkü öfke karşısında pek çok kişi çaresiz hissediyor kendini ve kontrolden çıktığını düşünüyor. Biz de bu eğitimlerde öfkenin yönetilebilir bir durum olduğunu anlatmaya çalıştık.”

“Taksici ve müşteri ilişkilerinde öfkeyi minimuma indirmiş olacağız”
Tezcan ayrıca müşteri ile yaşanan tartışmalarda belirleyici tarafın taksiciler olabileceğini söyledi. Taksicinin ılımlı davranış göstermesi halinde aynı tepkiyi alacağını belirten Dr. Tezcan, “Kontrol mekanizması olarak taksicileri baz aldık. Çünkü bütün müşterileri değiştiremeyiz, bütün müşteriler sağlıklı davranamaz. Bu beklentiyi bir kenara koymamız gerekiyor herşeyden önce. Ama taksiciler kendi davranışlarını kontrol edebilirlerse bu karşıya olumlu yansıyacaktır. Dolayısıyla bu zincir bir yerden kırılmış olacaktır. Öfke patlamalarının yaşandığı taksici ve müşteri ilişkilerini de minimuma indirmiş olacağız” dedi.

12 bin sürücünün eğitimlerden geçirilmesi hedefleniyor
Eğitim seminerlerinin düzenleyicisi olan BiTaksi Saha ve Operasyonlar Direktörü Çağlar Ergin de, uzun süren araştırmalar sonunda 3 ana başlık altında eğitimleri hazırladıklarını belirtti. Eğitimlerin ilerleyen dönemlerde online olarak verilebileceğini de açıklayan Ergin şöyle konuştu:
“Hizmet sektöründesiniz, iyi hizmet vermek zorundasınız, herkesin istediğini yerine getirmek zorundasınız. Bu arada İstanbul’un trafiği ile boğuşmak zorundasınız. Bir sürü stres kaynağı var. Dolayısıyla biz şirket bünyesinde taksi sürücülerine faydalı olabilecek, bu sayede de yolcularımıza daha faydalı olabilecek ne yapabiliriz diye düşündük. BiTaksi Sürücü Akademisi diye bir akademi kurduk. İlk başta 3 tane konu başlığı belirledik en çok neye ihtiyaçları olabilir diye. Bunların ilki müşteri ilişkileri çünkü her gün müşterilerle beraberler. Sonrasında İstanbul gibi bir metropolde trafik stres ve öfke kaynağı. Öfkelerini ve streslerini kontrol edebilmeyi, doğruya yöneltebilmeyi öğretecek bir seminer dizisi yaptık. Arkasında da etkili iletişim ve vücut dili üzerine seminer düzenledik. Bu 3 temel semineri bir araya getirerek yaklaşık 3 aylık bir süre içerisinde sürücülerimizi bu seminer dizisinden geçirdik ve bugün de ilk mezunlarımızı verdik. Şu anda ilk aşamada 300 sürücümüzü bu eğitimlerden geçirdik. Yıl sonuna kadar bu şekilde yaklaşık bin sürücümüzü eğitimlerden geçirip mezun etmeyi düşünüyoruz. Aynı zamanda bu eğitimlerin online içeriklerini hazırlıyoruz şu anda. Bu içerikler bittikten sonra BiTaksi içerisindeki 12 bin sürücünün tamamını bu eğitim seminerlerinden geçireceğiz.”

BiTaksi Sürücü Akademisi eğitimlerine katılan taksiciler de eğitimler sonrası ilk mesailerine farklı düşüncelerle çıkacaklarını söyledi. Eğitimlerin öfke kontrolü için faydalı olduğunu belirten Taksici Yusuf Dağcı ise “Eğitimler taksiciye değerden daha fazla şey katıyor. Öfke ve sinirlenmeme konusunda yapılan konuşmalar bizim önemli bir mesafe katetmemizi sağlayacak” dedi.
Eğitim ve diploma törenin ardından ilk mezunlarını veren BiTaksi Sürücü Akademisi, yeni dönemde de sürücülere düzenli olarak eğitim vermeye devam edecek. Eğitimlerin sene sonunda bin kişiye ulaşması hedefleniyor.
 

Serdal Altıntepe
 

İstanbul Cerrahi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gülsüm Bingöl doymuş yağ asitlerinin kalp krizi riskinin artırdığına dair önemli bilgiler verdi. Doymuş yağ asidi içeren besinlerin direk damar sertliği yaparak damar tıkanıklığı riskini artırdığını belirten Bingöl, “Yaklaşık yüzde 7 oranında tek başına doymuş yağlar damar sertleşmesini ve kalp krizi riskini artırıyor. Doymuş yağ asidi genellikle pastane ürünlerinde bulunur. Pastanelerde tüketilen içerisinde katı yağ konulan yaş pasta, börek gibi besinlerde bol miktarda bulunuyor. Bunlar direk damar sertliği yaparak, kalp krizi riskini artırıyor. Aynı zamanda kalp krizi riskinin azaltan iyi kolesterol oranını düşürüp, halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen damar tıkanıklığı riskini artıran LDL kolesterol düzeyini de yükseltiyor. O yüzden doymuş yağları sağlıklı kalp beslenmesi açısından önermiyoruz” dedi.

“Besinleri yağda kızartmayın, ızgara şeklinde tüketin”
Hazır gıdalardan uzak durmak gerektiği uyarısında bulunan Bingöl, “Hazır meyve ve et suları, hazır çorbalar, Fast food besinler bunların tümünden uzak durmak lazım. Şarküteri ürünlerinden uzak durmak gerekiyor bunlar hem çok fazla katkı maddesi içeriyor hem de kolesterol içeriği yüksek besinler sucuk, salam, sosis gibi besinlerden mümkün olduğunca tüketilmemeli. Aynı şekilde sakatatlar çok yüksek miktarda kolesterol içeriyor. Sağlıklı yaşam için bunlardan da uzak durmak lazım. Pişirme tekniği çok önemli besinleri yağda kızartmak yerine ızgara şeklinde tüketmeyi öneriyoruz. Yine öğünlerde dengeli beslenmeyi tavsiye ediyorum. Her öğünde kırmızı et yemek yerine zeytinyağı ile pişirilmiş yeşil sebzeler, baklagilleri mutlaka öneriyoruz. Kırmızı et yerine öğünlerde beyaz eti ve balığın da tercih edilmesini hastalarımıza tavsiye ediyorum” diye konuştu.

“Kırmızı eti dengeli tüketin ve pişirme tekniğine dikkat edin”
Çok fazla kırmızı et tüketiminin de kötü huylu kolesterolün yükselmesine yol açtığını aktaran Dr. Bingöl, kırmızı etin haftada 3-4 öğün tüketilmesi gerektiğini ifade etti. Hiç et tüketilmemesinden bahsetmediklerini vurgulayan Dr. Bingöl, “Et tüketilmeli ama dengeli bir şekilde ve pişirme tekniği dediğim gibi çok önemli. Yağda kızartılmış besinleri hem kalp sağlığı açısından hem de diğer nedenlerle önermiyorum. Kırmızı et haftada 3-4 öğün tüketilebilir. Burada önemli olan her öğünde kırmızı etle beslenen hastalarımız oluyor. Örneğin öğlen sebze yemeği yiyorsak akşam kırmızı et tüketip, ertesi gün öğlen balık yeyip akşam sebze yemek şeklinde dağılım yapmak lazım. Kolesterol seviyelerini dengelemek için damar sertliğini riskini azaltmak için balığı da, yeşil sebzeleri de öğünlerimize eklemek lazım” açıklamalarında bulundu.

Gül Kaba – Adem Gürer 

 

Yağışların; Antalya, Isparta’nın güney ilçeleri, Adana, Osmaniye, Hatay ve Mersin ile Kahramanmaraş’ın batı ilçelerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli (21-75 kg/metrekare) olması bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığıiç kesimlerde 3 ila 6 derece azalacak, kuzeybatı kesimler ile doğu bölgelerde 2 ila 4 derece artacak. Rüzgarın, genellikle batı ve güneybatı, batı kesimlerde kuzey ve kuzeybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Orta ve Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu, Doğu Anadolu’nun batısında kuvvetli (40-60 km/sa) olarak eseceği tahmin ediliyor.

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:

Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 17

İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 20

İzmir: Parçalı ve çok bulutlu, güney İlçeleri sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 25

Bursa: Parçalı çok bulutlu, bu sabah saatlerinde yer yer puslu ve sisli 20

Adana: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların öğle saatlerinden itibaren yerel olarak kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor.) 24

Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, yerel olarak kuvvetli olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 22
Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15

Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı sağanak yağışlı 16

Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı sağanak yağışlı 17

Diyarbakır: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra kuzey kesimleri ile gece saatlerinden itibaren il geneli sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı 25 

İL İL 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU İÇİN TIKLAYINIZ… 

İddiaya göre; Ataşehir’de evlenmek isteyen 31 yaşındaki A. Ç. uzaktan akrabalarının aracılığıyla Gaziantep’te Suriyeli 22 yaşındaki E. M. ile tanıştı. Tanıştıktan kısa süre sonra A. Ç., E. M.’ye imam nikahı kıydı. E. M.’nin babasına 10 bin lira süt parası veren A. Ç. kızı ve ailesini alarak İstanbul’a geldi. Düğün hazırlığı için İstanbul’a gelen E. M. ile ailesi altınlar ile paraları alarak kayıplara karıştı.

Eşarbını değiştirerek altınlarla kaçtı

Ç. ile E. M. düğün hazırlıkları yapmak için bir alışveriş merkezine gittiler. Damat adayı A. Ç. giysi denemek için cüzdanını gelin adayı E. M.’ye bıraktı. A. Ç. erkek reyonuna gittiği esnada E. M. Cüzdanı ve altınları alarak kayıplara karıştı. E. M.’nin bir dakika içinde eşarbını değiştirerek kaçtı öğrenildi.

Polisler şahısları arıyor

Gelin adayı E. M. 30 bin liralık altın ile kayıplara karıştıktan sonra dolandırıldığının farkına varan A. Ç. polise başvurdu. Polis merkezine giden A. Ç., E. M. tarafından dolandırıldığını söyleyerek davacı oldu. Alışveriş merkezinin kameralarını inceleyen polisler şahısları bulmak için arama başlattı.

Şahıslardan şikayetçi olan damat adayı A. Ç. “Bundan 3- 4 gün önce Gaziantep’de yakın bir akrabamız vasıtası ile bir kız var dediler. Bununla ilgili bizi oraya davet ettiler. Biz gittik kızı gördük anlaştık. Ondan sonra bir iki aracı vardı yanlarında onlar birkaç tane daha bana kız gösterdiler. Telefon üzerinden 6- 7 tane kız gösterdiler. Aracılarda bir tanesi ‘benim kendi öz kardeşimin kızı var onu sana verelim dediler. 10 bin lira babasına verirsin, 10 bin lira da altın alırsın kız senin olur ‘dediler. Biz tamam dedik. Kızın babasına 10 bin lirayı takdim ettik. Kızın annesi, babası ve kendisini aracımla İstanbul’a getirdim. Bir gece burada kaldılar. Ertesi gün kızın annesi ile babası Adana’ya geri döndü. Sonra öğrendik ki bilet aldığımız şahıslar kesinlikle otobüse binerek Adana’ya dönmemişler. İstanbul’da kaldıkları anlaşıldı. Sonra ben bu evleneceğim şahısla düğün hazırlıklarına başlamak için İstanbul’da bir alışveriş merkezine gittik. Cüzdanımı kendisine tutması için vererek erkekler reyonuna gittiğimde aradan bir dakika geçtikten sonra geri döndüğümde benimle evlenecek olan kişinin kaçtığını anladım. Hemen polislere haber verdim. Kamera kayıtlarına baktılar. Ben arkama döner dönmez başındaki eşarbı değiştirip koşarak kaçtığı ortaya çıktı. Kendisini Suriye vatandaşı olarak tanıttılar bize. Düğün hediyesi olarak 10 bin lira değerinde bilezik ve evde bulunan 4 adet bilezik takmıştık” dedi.
Cem Yılmaz’ın başrolünde oynadığı filmde de gelin düğüne kısa bir süre kala altınları alıp kayıplara karışmıştı. Polis her yerde dolandırıcı Suriyeli gelini arıyor.

Mustafa Biçer 

 

Dişlerimiz yapısal, ilaç kullanımına bağlı ya da alışkanlıklarımıza ve tükettiğimiz gıdalara bağlı olarak renklenebilir. Dış kaynaklı renklendirici ürünlerin başında sigara geliyor. Ayrıca çay, kahve, kola ve kırmızı şarap gibi içecekler de dişlerde renklenmeye yol açabilir. İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cenker Zeki Koyuncuoğlu, dişlerde doğuştan ya da hatalı /aşırı antibiyotik kullanımına bağlı lekelenmelerin diş beyazlatma ya da dolgu uygulamaları gibi girişimsel işlemler ile tedavi yapılabildiğini belirtirken, tüketilen gıdalardan ya da nargile/sigara gibi tütün ürünlerinin kullanımına bağlı olarak sonradan renklenen dişlerin temizliğinin ise diş hekimleri tarafından yapılması gerektiğine işaret ediyor. Yrd. Doç. Dr. Koyuncuoğlu, bu işlemin ardından hastaların evde doğru ve yeterli ağız bakımı uygulamaları ile bu durumu korumalarının öneminin altını çiziyor.

Beyazlatıcılar Daha Fazla Renklendiriyor

Beyazlatıcı ya da leke çıkarıcı diş macunlarının da zaman zaman kullanılabildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Koyuncuoğlu, ancak bu tip diş macunlarının uzun süre boyunca kullanılmaması konusunda uyarıyor: “Yapılan bir araştırmada piyasadaki beyazlatıcı bir diş macununun hem renklenmeyi uzaklaştırmada başarısız olduğu hem de suyla yapılan fırçalamaya göre daha fazla renklenme oluşturduğu gösterilmiştir. Sonuç olarak, bu macunlar bir süre sonra dişte aşınmalara veya çizilmelere neden olabilir. Bu da dişin daha kısa sürede renklenmesine sebep olur.”

Çocuklarda renklenmenin nedeni araştırılmalı!

Çocukların dişlerinde görülen renklenmelerin nedenlerinin ise farklılık gösterdiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Koyuncuoğlu, “Bebeklik ve erken çocukluk döneminde düzenli ilaç kullanıma bağlı (antibiyotikler, demir içeren vitamin şurupları gibi) lekeler oluşabilir. Ancak bunların diş çürüğü başlangıcında izlenen renklenmeler ile karışmaması için bir diş hekimine başvurularak sebebinin araştırılması gerekmektedir” uyarısında bulunuyor.

Dişlerin lekelenmesini ve zarar görmesini önlemek için çay, kahve, vişne suyu, şalgam suyu portakal gibi renklendirici gıdalar ile asitli içecekler tüketildikten sonra ağızın bol su ile çalkalanması gerektiğini söylüyor ve “Bu sayede renklendirici ve aşındırıcı maddelerin ağız ortamından uzaklaşmasını sağlayabiliriz” diye ifade ediyor. Yrd. Doç. Dr. Cenker Zeki Koyuncuoğlu, dişlerin fırçalanmaması ve diş aralarının temizlenmemesinin diş ve diş eti hastalıklarına yol açtığına dikkat çekerken, diş fırçalamanın ve ara yüz fırçası/diş ipi kullanımının yerini başka hiçbir uygulamanın tutamayacağının altını çiziyor ve ekliyor: “Dişlerimiz özellikle gece yatmadan önce olmak üzere günde iki defa fırçalamamız yeterlidir. Ancak diş fırçamız yanımızda değilse ve dişlerimizi fırçalayamayacağımız bir ortamdaysak ağzımızı mutlaka bir bardak su ile çalkalamamız veya tüketilen son gıda olarak beyaz peynir yememiz dişlerimizin sağlığı açısından önem arz etmektedir.”

BAU Global çatısı altında ABD başkentinde faaliyet gösteren tarafsız ve bağımsız düşünce kuruluşu Global Policy Institute (GPI), Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD seyahati sonrasında Türkiye – ABD ilişkilerinin seyrini ve Suriye politikalarındaki ayrışmayı mercek altına alan bir yuvarlak masa toplantısına ev sahipliği yaptı.

Türkiye ve ABD’nin Suriye Politikaları” başlığını taşıyan etkinlikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyası döneminde dış politika danışmanlığını yapan Dr. Walid Phares, American Foreign Policy Council Başkan Yardımcısı Ilan Berman, German Marshall Fund Transatlantik Uzmanı Dr. Joshua Walker, GPI Yönetim Kurulu Üyesi ve terör uzmanı Ahmet Köse, GPI’dan Türkiye ve Orta Doğu Uzmanı, Gazeteci Cenk Karataş ve GPI’dan Araştırmacı Qutaiba Idlbi konuşmacılar arasında yer aldı. Tartışmanın moderatörlüğünü ise GPI Başkanı Paolo von Schirach üstlendi.

Suriye’nin Rakka kentini terör örgütü DAEŞ’in elinden almak için düzenlenecek operasyonda YPG ile işbirliği yapacağını açıklayan ABD’nin bu kararı, Türkiye ile ilişkilerin gerilmesine neden olmuştu.

Toplantıda ilk sözü alan GPI Uzmanı Cenk Karataş, ABD ve Türkiye’nin Suriye konusunda önceliklerinin uyuşmadığına dikkat çekerek, müttefik iki ülkenin birlikte çalışabilmesi için bu önceliklerde bir ortak zemin bulunması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinin Türk tezlerini ilk elden Amerikalı muhatabına aktarmak için bir fırsat olduğunu anlatan Karataş, iki ülke lideri arasındaki görüşmeden Türk tarafının beklediği sonuç çıkmamasına rağmen artık topun ABD’nin sahasında olduğunu, önümüzdeki dönemde verilen sözlerin tutulup tutulmamasına göre ikili ilişkilerin yeni krizlere gebe olabileceğini dile getirdi.

Türkiye – ABD ilişkilerinin geleceği konusunda iyimser olabilmek için göz önünde pek fazla done olmadığını ifade eden American Foreign Policy Council Başkan Yardımcısı Ilan Berman, bunda Trump yönetiminin henüz net bir Türkiye politikasının olmamasının etkili olduğunu anlattı.

German Marshall Fund Transatlantik Uzmanı Dr. Joshua Walker ise Türkiye – ABD ilişkilerini ele alırken her iki ülkenin zaman içerisinde geçirdiği değişimi göz önünde tutmanın önemine işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya, Hindistan, Çin ve ABD’yi kapsayan gezisinin Türkiye’nin yeni uluslararası pazar arayışlarının bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Walker, Suriye konusunda iki ülke arasındaki stratejik fikir ayrılıklarının orta vadede sorunlara yol açmasından endişe duyduğunu dile getirdi.

Walker’dan sonra söz alan GPI Yönetim Kurulu Üyesi ve terör uzmanı Ahmet Köse, bölgesel ve küresel güvenliği tehdit eden en önemli riskin terör örgütlerine “benim teröristim, senin teröristin” diyerek bunları sınıflandırmak olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sırasında Türkiye Büyükelçilik konutunun önünde yaşanan arbede ile ilgili de ABD makamlarını eleştiren Köse, her diplomatik delegasyonun fiziki güvenliği ve saygınlığının, bulundukları ülkenin güvenlik güçlerince garanti altına alınması gerektiğine dikkat çekti.

Toplantıda son olarak söz alan GPI’dan Araştırmacı Qutaiba Idlbi, DAEŞ ile mücadelede YPG’nin sahada tek alternatif olmadığını, istendiği takdirde diğer muhalif grupların da ekipman ve eğitim desteğiyle bu mücadeleyi yürütebileceğini ifade etti.

BAU International Üniversitesinin Washington’daki merkez kampüsünde gerçekleşen panele çeşitli ülke büyükelçilikleri, düşünce kuruluşları, üniversiteler ve basın katılım gösterdi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen duruşmaya darbenin beyin takımı olan Yurtta Sulh Konseyi üyesi sanıklar, taraf avukatları, müştekiler ve sanık yakınları katıldı. Sanık yakınları ile müştekilerin duruşma salonunda farklı yerlerde oturtulduğu görüldü. Duruşma kimlik tespitlerinin yapılması ile başladı. Kimlik tespitlerinin tamamlanması ile birlikte iddianamenin özeti okunacak ve ardından sanıkların savunmalarına geçilecek.

İddianameden

Sanıklar “anayasayı ihlal”, “cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütü yönetmek ve üyesi olmak” suçlamalarının yanı sıra darbe girişimi kapsamında ülke genelinde işlenen “cumhurbaşkanına suikast”, “250 kişiyi şehit etme”, “2 bin 735 kişiyi öldürmeye teşebbüs etme” ve “üst düzey komutan ve devlet yöneticilerinin hürriyetini sınırlama” suçlamalarından da şehit ve mağdur sayısınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da müşteki

Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili hazırlanan çatı iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “mağdur-müşteki”, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ise “mağdur” olarak yer alıyor. 

Vatandaşlar darbecilere idam ipi fırlattı

“Osmanlının torunu böyle bozar oyunu”, “Devletini sevmeyen haine hilalin gölgesi haram olsun” ve “15 Temmuz için adalet” yazılı pankartlarla cezaevi bahçesinde bulunan vatandaşlar “idam isteriz” sloganlarıyla darbecilere tepki gösterdi. Ayrıca darbecilerin geçişi sırasında vatandaşlar darbecilere idam ipi fırlattı.

Sanıklar “anayasayı ihlal”, “cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütü yönetmek ve üyesi olmak” suçlamalarının yanı sıra darbe girişimi kapsamında ülke genelinde işlenen “cumhurbaşkanına suikast”, “250 kişiyi şehit etme”, “2 bin 735 kişiyi öldürmeye teşebbüs etme” ve “üst düzey komutan ve devlet yöneticilerinin hürriyetini sınırlama” suçlamalarından da şehit ve mağdur sayısınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanacak.

Abdullah Sarıca – Yağmur Yıldız

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, KKTC liselerinden mezun veya bu yıl mezun olacak olan KKTC vatandaşı öğrenciler, Öğrenci Yerleştirme ve Burs sıralama sınavında, Yakın Doğu Üniversitesi’nde bulunan 16 Fakülte, 2 Yüksekokul ve 3 Meslek Yüksekokulunda bulunan 215 lisans ve ön lisans programını tercih etme ve yerleştirme hakkına sahip olacaklardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti liselerinde 4 yıl eğitim gören TC uyruklu vatandaşları da KKTC Burs ve Sıralama sınavına girme hakkına sahiptirler.

Son başvuru tarihi 2 Haziran

Sınava katılacak olan öğrencilerin en geç 2 Haziran 2017 tarihine kadar Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci İşleri Müdürlüğü Kayıt-Kabul merkezinde sınav kayıtlarını yaptırmaları gerekmektedir. Sınava katılacak adaylar üç bölüm tercihi yapabileceklerdir. Yerleştirme işlemi öğrencinin sınav sonucuna ve kontenjan sayısına bağlı olarak tercih yapılan bölümler arasında gerçekleştirilecektir.

Kolejlerden mezun olan veya olacak olan öğrenciler, Yakın Doğu Üniversitesi’nin tüm bölümlerine belirlenen kontenjanlar çerçevesinde GCE A’Level, GCE AS Level, IGCSE-GCSE O’Level, SAT, ACT, sınav sonuç belgeleri ile de kayıt hakkı elde edebileceklerdir.

Ticaret Lisesi, Meslek Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesi çıkışlı öğrenciler sınavsız olarak Yakın Doğu Üniversitesi ön lisans ve ilgili lisans programlarına müracaat edebilecekler. İlgili adayların ön kayıt işlemlerini 2 Haziran 2016 tarihine kadar tamamlamaları gerekmektedir.

Sınav İçin Gerekli Olan Belgeler

Sınav başvurusu için KKTC kimlik kartı fotokopisi, 1 adet vesikalık resim, 50 TL sınav harcı ile Öğrenci İşleri Kayıt-Kabul Müdürlüğüne başvurmaları veya Liselerde kurulacak olan kayıt stantlarına başvuruda bulunarak kayıt yaptırmaları gerekmektedir. Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı’na başvuracak adaylar 2236464 no’lu (dahili:215-403-377) no’lu telefondan veya www.neu.edu.tr ile www.girne.edu.tr web sitelerinden detaylı bilgi alabilirler.

Doç. Dr. Yeter Tabur: “Gençlerin hayallarini gerçekleştirebilmesi için rehber olacağız”

Yakın Doğu Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Yeter Tabur, sınavla ilgili yaptığı açıklamada, Yakın Doğu Üniversitesi’nin gençlere eğitimsel ve kültürel bağlamda rehber olmayı her zaman görev edindiğini ifade ederek, gençlerin hayallerini somutlaştırabilmesi için imkanlar tanıdığını söyledi.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin öğrencilerine sunduğu hizmetler ve sağladığı olanaklarla, öğrencilerin her türlü hak ve sorumluluklarına sahip çıktığını belirten Genel Sekreter Doç. Dr. Tabur, akademisyenler ve öğretim görevlileri ile birlikte her bölümde donanımlı eğitim verdiklerini, öğrencilerin sadece bölümlerinin eğitimini değil, aynı zamanda kendi alanları ile ilgili araştırmalar yaparak projeler geliştirebildiğini vurguladı.

Tercihlerde en çok tercih edilen Üniversite olmanın gururunu ve sorumluluğunu taşıdıklarına dikkat çeken Doç. Dr. Yeter Tabur, “Yakın Doğu Üniversitesi’nin tahsis ettiği burs kontenjanı ile gençlerimize kendi ülkelerinde öğrenim olanağı sağlarken, başarılı öğrencileri de ödüllendirmeyi ilke ediniyoruz. Gençlerimizi hayallerini gerçekleştirebilmek ve gerçek anlamda bir kampüs üniversitesi hayatı deneyimlemeleri için 16 Fakülte, 2 Yüksekokul ve 3 meslek yüksekokulunda bulunan 215 lisans ve ön lisans programlarına bekliyoruz” dedi.