TÜSEV: ‘Türkiye’de sivil toplumun gelişebilmesi için mali mevzuatın iyileştirilmesi gerekiyor’

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), sivil toplumu ilgilendiren mali mevzuatın iyileştirilmesi çalışmaları kapsamında hazırladığı Vakıf ve Dernekleri İlgilendiren Vergi Uygulamaları ve Kamu Yararı Statüsü: Mevcut Durum ve Öneriler Raporu’nu yayımlandı. Raporda mali ve vergisel düzenlemelerin mevcut durumu özetlenirken, ‘Vergi Muafiyeti ve Kamu Yararı’ statüsüne dair ayrıntılı incelemeler ve verimli şekilde uygulanmalarına yönelik öneriler paylaşıldı. Mayıs 2018 tarihli raporda; mevcut mevzuata göre vakıf ve derneklerin tabi olduğu vergiler, mal varlıklarından elde edilen gelirlerin stopaja tabi olması ve sosyal amaçlı iktisadi işletmeler için herhangi bir vergi muafiyeti olmaması sebebiyle, sivil toplum kuruluşlarının (STK) faaliyetlerinin zorlaştırdığına dikkat çekildi.

Bağışçılığı teşvik edecek iyileştirmeler yapılmalı

TÜSEV’in açıkladığı raporda, “Mevcut vergi sistemi, sosyal fayda oluşturmak için kurulan ve topluma hizmet eden vakıf ve derneklerin faaliyette bulunmalarını ve gelişmelerini zorlaştırıyor. Yeni STK’ların kurulması teşvik edilmediğinden, sektör istenilen düzeyde gelişemiyor. Mevcut mevzuat ayrıca, bireysel bağışları teşvik etmiyor. Ücretli çalışanların gelir vergisi beyannamesi düzenlememeleri sebebiyle bağışlarını vergi matrahlarından indirememeleri, bağışçılığın gelişmesini olumsuz etkileyen sebeplerden bir diğeri. Vakıf ve derneklerin mali açıdan sürdürülebilir olması için, çeşitli teşviklerin getirilmesi gerekiyor” ifadelerine yer verildi.

Kamu yararı ve vergi muafiyeti statüleri, daha verimli ve erişilebilir hale getirilmeli

Kamu yararı ve vergi muafiyeti statülerinin daha verimli ve erişilebilir hale getirilmesi gerektiğinin vurgulandığı raporda, “STK’lar için vergi istisna veya muafiyetlerinden yararlanmanın en önemli araçlarından olan ‘Kamu Yararı veya Vergi Muafiyeti’ statüleri için iyileştirmeler yapılmalı. Türkiye’de faaliyet gösteren 5 bin 83 yeni vakıftan sadece 267’sinin, 111 bin 987 dernekten ise sadece 390’ının sahip olduğu bu statülerin, kapsayıcı bir tanımla birleştirilmesi gerekiyor. Bu statüleri almaya hak kazandırıcı faaliyetlerin tanımının genişletilmesi ve Bakanlar Kurulu gibi ulaşılması güç ve siyasi bir makam yerine bağımsız bir kuruluş tarafından verilmesi gerekiyor” açıklamasında bulunuldu.