Çin’in yeni yapılandırılmış Roket Birlikleri’nin (Rocket Force), Hindistan, Japonya ve Amerika gibi birçok ülkeye karşı tehdit oluşturabilecek ileri seviye, menzil mesafesi 1,000 kilometreden fazla olan DF-16 tipi orta menzilli balistik füze tatbikatı gerçekleştirdikleri belirtildi. Silah sistemlerini gizli tutan Halkın Özgürlüğü Ordusu (PLA), birliklerinin orta menzilli DF-16 balistik füze tatbikatı yapmasına ilişkin videosunu yayınladı. Görüntülerde, bahar şenlikleri esnasında araçların balistik füzeleri taşıdığı görülüyor. İki tip DF-16 füzelerin yer aldığı görüntülerde, DF-16 tipi füzelerin üçüncü kez gösterildiği ifade edildi. Füze ilk defa 2015’de Pekin’de askeri bir törende kamuya tanıtılmıştı. Çin’in Roket Birliklerinin (China’s Rocket Force) askeri cephaneliğindeki çeşitli füzeleri kullanmakta uzmanlaşmış oldukları belirtildi.

Çin medyası, birimlerin kimyasal-biyolojik kirlilik, uydudan takibe karşı koymak ve elektronik tıkanıklık gibi bir dizi ifadeleri ele aldıklarını belirtti. Öte yandan her ne kadar ordu (PLA) balistik füzelerin özelliklerini açıklamadıysa da uzmanlar DF-16’ların yabancı askeri ülkelerin askeri tertibatlarına karşı bir tehdit oluşturduğunu belirtti.Ekibin hızlı yükleme, yeniden düzenleme ve atış sırası gibi değişik manevraları tatbikatına karşın videoda herhangi bir füze fırlatılmadı.

Öte yandan, Çin, Tayvan boğazlarına uçak gemisi gönderdiği ve çalkantılı Güney Çin Denizindeki deniz kuvvetlerini arttırdığı bildirildi. 

Olay, Şişli Belediyesi önündeki kavşakta dün saat 14.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, kavşakta seyir alan iki şoför arasında trafik nedeniyle tartışma çıktı. Yoldan geçtiği sırada tartışmayı gören polis ekipleri durumu müdahale ederek vatandaşları ayırmak istedi. Bunun üzerine turizm şoförü olduğu öğrenilen şahıs polise siz karışamazsınız diye bağırmaya başladı. Turizm şoförünün hakaret etmesi üzerine polis ekipleri şoförü gözaltına almak istedi. Bu duruma tepki gösteren turizm şoförü polisleri itmeye ve vurmaya başladı. Ardından turizm şoförü polislerden bir tanesine yumruk attı.

Vatandaş polise vuran zanlıyı linç etmeye çalıştı
Polislerin şiddete maruz kaldığını gören vatandaşlara araçlarından inerek duruma tepki gösterdi. Trafikte araçlarını durdurarak tartışmanın yaşandığı yere gelen vatandaşlar polise yumruk atan turizm şoförünü linç etmeye kalktı. Bunun üzerine yumruk yiyen polis, linç edilmeye çalışılan turizm şoförünü vatandaşların elinden kurtarmaya çalıştı. “Durun, yapmayın” diye araya giren polis dayak yediği şoförü vatandaşların elinden kurtardı.

Şoför kendisini vatandaşlardan kurtaran polise tekrar saldırdı
Polisin kendisini vatandaşlardan kurtarması üzerine turizm şoförü tekrar saldırganlaştı. Kendisi linç edilmekten kurtaran polise tekrar saldıran, Turizm şoförü polisi itelemeye başladı. Bunun üzerine çaresiz kalan polis saldırgan şoförü biber gazı sıkarak etkisiz hale getirdi. Bu esnada olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Saldırgan şoför gözaltına alındı.

 

Başta Hamdi Ulukaya’nın Chobani’si olmak üzere, aralarında Airbnb, Apple, Facebook, Foursquare, Google, Microsoft, Netflix, Spotify ve Twitter gibi dünya devlerinin de yer aldığı 97 şirket, ABD’nin “seyahat yasağı” kararnamesine karşı bir araya geldi. Şirketler, bir süreliğine durdurulan uygulamanın devamlılığını belirleyecek Temyiz Mahkemesine ortak bir rapor sunarak ABD Başkanı Donald Trump’ın kararnamesine ayrımcı olduğu ve ticarete olumsuz etki edeceği gerekçesiyle itiraz etti.

Trump’ın mültecilerin ülkeye girişini askıya alan ve nüfusunun çoğu Müslüman olan 7 ülkenin vatandaşlarının ABD’ye girişini bloke eden kararnamesi, dünyaca ünlü şirketleri ayağa kaldırdı. Chobani adlı yoğurt markasıyla Amerika’nın gıda devleri arasında yer alan Türk iş adamı Hamdi Ulukaya, Trump’ın Müslüman yasağına karşı en güçlü tepkiyi veren isimlerden biri oldu.

Kurucusu olduğu Tent Vakfı ile iş dünyasını mülteci sorununun çözümü için harekete geçirmek üzere uzun zamandır çalışmalar yürüten Ulukaya, Müslüman mültecilere getirilen vize yasağına hukuki müdahale için Chobani adına “mahkemenin dostu” (amicuscuriae) raporuna imza attı. Raporda Chobani’nin yanı sıra aralarında Airbnb, Apple, Facebook, Foursquare, Google, Microsoft, Netflix, Spotify ve Twitter gibi dünya devlerinin de yer aldığı 97 şirketin imzası bulunuyor.

“Bu benim için şahsi bir mesele”
Ulukaya, kararnameye ilişkin büyük endişe duyduğunu ifade ederek, “Bu benim için çok şahsi bir mesele. Bu ülkeye bir şans bulabilme umuduyla gelen bir göçmen olarak, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın şu an ne hissettiğini çok iyi biliyorum. Ancak bunun da ötesinde, bir Türkiyeli olarak, Müslümanların bu şekilde konumlandırılması beni şahsen çok rahatsız etti” dedi.
Ulukaya, “Bugün Chobani olarak biz, çoğunluğu Müslümanlardan oluşan göçmenlere yönelik geçtiğimiz günlerde imzalanan kararname hakkında büyük kaygı duyan 97 şirketle yan yana duruyoruz. Tıpkı Chobani gibi bu şirketler de çok çeşitli toplumlardan gelen ailelere iş imkanı sağlayarak güçlendiler. Göçmenler, mülteciler, savaş gazileri ve daha pek çok insan bu şirketlerde omuz omuza çalışıyor. Bu durum, Amerika’nın en iyi tarafını yansıtıyor. Ben bu ülkenin umut, fırsat ve kapsayıcılık sözcüklerini yalnızca sembolize etmekle kalmayıp bu sözcüklerin pek çokları açısından gerçeğe dönüştüğü yer olarak kalacağına inanıyorum ve bu konuda iyimserim” diye konuştu.

Mülteci çalışanlara destek
Ulukaya, kararnamenin imzalanmasının hemen ardından, 19 farklı ülkeden gelen çalışanlarına bir mektup yazarak tepkisini dile getirdi ve görüşlerini paylaştı. Chobani fabrikalarında mültecileri istihdam etmeye özen gösteren Ulukaya, herhangi bir çalışanın kararnameden etkilenip etkilenmediğini araştırmak üzere hukuk ve insan kaynakları ekiplerini de görevlendirerek, “Sürecin her anında ve her adımında onların arkasında olacağız” ifadelerini kullandı. 

Murat Yıldırım’lı Kim Milyoner Olmak İster dün akşam seyirciye buluştu. Selçuk Yöntem’den sonra Kim Milyoner Olmak İster’in sunucusu oyuncu Murat Yıldırım oldu. Murat Yıldırım’ın sunuculuğunu yaptığı Kim Milyoner Olmak İster haftanın iki günü seyirciyle buluşacak. 

Kim Milyoner Olmak İster’le özdeşleşen usta oyuncu Kenan Işık’ın beyin kanaması geçirmesinden sonra programı Selçuk Yöntem sunmuştu. Yöntem, görevi kendi gibi oyuncu olan Murat Yıldırım’a devretti. Murat Yıldırım dün akşam Kim Milyoner Olmak İster’de sunucu koltuğuna oturdu. Genç oyuncunun yaşı ve özel hayatı merak uyandırdı.

MURAT YILDIRIM KİMDİR?

Kim Milyoner Olmak İster yarışma programının yeni oyuncusu Murat Yıldırım kimdir? 

Türk dizi ve sinema oyuncusu Murat Yıldırım 1979 yılında Konya’da doğdu. Annesi ve babası aslen Mardinli olan Yıldırım, babasının öğretmenlik görevi nedeniyle 1979’da Konya’da doğdu. Yıldırım, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümününden sekizinci senesinde mezun oldu.

20 Haziran 2008’de Fırtına dizisinin setinde tanıştığı Burçin Terzioğlu ile evlendi. 30 Haziran 2014’te ise boşandılar. Londra’da tanıştığı Faslı oyuncu İmane Elbani ile 13 Kasım 2016’da Adana’da aile arasında gerçekleşen sade bir törenle dünya evine girdi. Kız istemek için Recep Tayyip ve Emine Erdoğan’ı devreye sokmuştu. Cumhurbaşkanı da düğün hediyesi olarak bir Kuran göndermiş.

Yıldırım, Ekim 2015’te İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararınca “uyuşturucu kullanmak” suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırıldı, “örgüt kurmak, yönetmek ve üye olmak” suçundan beraat etti. Mahkeme, hapis cezasının bir yıldan daha az olması nedeniyle cezayı erteledi.

MURAT YILDIRIM’IN KARİYERİ

Tiyatro ve müziğe ilgi duyan Yıldırım, Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncuları’na (YÜO) katıldı ve 3 yıl amatör olarak tiyatroda oynadı. YÜO’daki arkadaşları aracılığıyla televizyon dünyasına giren Yıldırım’ın televizyonla ilk tanışmasını sağlayan, 2003 yılında “Ölümsüz Aşk” dizisinin bir bölümünde küçük bir rol alması oldu. Fakat dizi yalnızca 11 bölüm sürdü.

2004 yılında Bütün Çocuklarım dizisinde “Mesut” karakterini canlandıran Yıldırım, oyunculuğa Büyük Yalan dizisi ile devam etti.

2006 yılında ilk uzun soluklu çalışması olan Fırtına dizisinde başrol oynayarak ün kazandı. Aynı yıl sinemada Altın Portakal ödülüne aday olan Araf filmi ile ilk kez başrol oynadı.

Başrolünü paylaştığı Tuba Büyüküstün ile Asi dizisinde “Demir” karakteri ile ününü perçinledi. Demir, 25 sene sonra, varlıklı biri olarak Antakya’ya geri dönen ve buradan toprak alan bir gençtir. Demir ve Asi arasında geçen gurur yüklü aşk ise dizinin konusunu oluşturmaktadır.

2009 yılında ise Asi dizisi sona erdikten sonra TMC yapım şirketi ile Aşk ve Ceza adlı dizi için anlaşma imzalayan Yıldırım, dizide başrolü oynadı.

2012’de Tims Productions’ın yapımcılığını üstlendiği Show TV’de yayınlanan Suskunlar’da Ecevit karakterini canlandırdı. Dizide çocuk yaşta başlarından geçen bir kaza sonucunda girdikleri çocuk hapishanesinde yaşadıkları kötü olayların ardından suskun kalmayı seçen dört çocuğun büyüdükten ve ayrı yollarda ilerledikten sonra bir gün intikam almak için bir araya gelmeleri anlatılır.

Son zamanlarda Diriliş Ertuğrul gibi televizyon dizileri, insanların tarihe olan merakını arttırdı. Diriliş Ertuğrul dizisiyle birlikte dönemin en modern silahları olan Türk oklarına olan ilgi de arttı. Manisa’da ok ve yay ustası Mahmut Yağcıoğlu ise Şehzadeler ilçesine bağlı Saruhan Mahallesi’nde kendi kurduğu atölyesinde uzun yıllardan beri geleneksel yöntemlerle ok ve yay imalatı yapıyor. İlk olarak 1990’lı yıllarda modern okçulukla bu spora başlayan Yağcıoğlu, şimdilerde İzmir’de ustalık yapan Süleyman Cem Dönmez’in eğitimiyle birlikte geleneksel yöntemlerle ok ve yay imalatı yapıyor. Boynuz, hayvan tendonu, balıktan üretilen tutkallar ile tamamen doğal ve o dönemlerin yöntemleriyle yay üretimi yapan Yağcıoğlu, o dönemlerde kullanılan çeşitli okları da geleneksel yöntemlerle üretiyor. Bir yayın tam anlamıyla kullanılabilir olması ise yaklaşık 2 yıl sürüyor. 2 yıl gibi bir sürede demlenen yay, ok atışı için hazır hale geliyor.

Okçuluk sporu için sadece iyi bir ok ve yay setinin yeterli olmadığını söyleyen Yağcıoğlu, havanın ısısı, rüzgarın yönü ve çalışmaların da etkili olduğunu belirtti. Geleneksel okçulukta, okların pek çok çeşidinin olduğunu söyleyen Yağcıoğlu, “Geleneksel okçuluğumuzda oklar çok çeşitli. Yangın okundan tutun, savaş okundan, hedef okundan, menzil okundan, yeni başlayanlara kadar birçok ok yapılmış. Ecdat bunu çok detaylandırmış. Yeni başlayanlar için tehlike yaratmayacak oklar oluşturmuş. Uzun mesafe atışı yapabilmek için menzil okları yapılmış, deniz savaşlarında yangın oku kullanılmış. Büyük kapıların kırılmasında zarf oku denilen kurşun levhalara da atılabilen oklar yapılmış. Amacına göre çok detaylı çalışmalar var” dedi.

“Diziler etkili oldu”
Son dönemde tarihi diziler sayesinde insanların bu spora ilgisini arttırdığını belirten Yağcıoğlu, “Son dönem dizileri gerçekten çok etkili oldu. Geleneklerimize biraz daha dönmemizde faydalı oldu. İnsanlar tabi merak ediyorlar. Kendilerine okun ne olduğunu, yayın ne olduğunu anlatıyoruz. Hatta şimdi bile ne kadar etkili olduğunu anlatıyoruz. Tabi bu konuda ilgi var. Bilgi de oluşuyor. Temennim biraz daha detaylı çalışmalara girilip, biraz daha iyi malzemelerle geleneksel çalışmalara yönelmek” diye konuştu.
Okçuluğu merak edip kendisine gelenlere detaylı bir şekilde bu sporu anlattığını hatta dersler de verdiğini dile getiren Yağcıoğlu, “Gelen arkadaşlarımıza, misafirlerimize bunu anlatıyoruz. İsteyenlere öğretiyoruz. Ders verdiğimiz arkadaşlarımız var. Belli dönemlerde bir araya gelip derslerini veriyoruz. Çok detaylı çalışmalar gerekiyor. Hassas bir denge var bu ok ve yayda. Onları anlatıyoruz. Satın almak isteyenler için de kendilerine uygun şartlarda ok ve yaylardan veriyoruz” şeklinde konuştu.

“Ne kadar çok ilgi görürse eski başarılarımızı o kadar yakalarız”
855 metreye isabetli atış yaparak aşılamayan bir rekor kıran ve Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Tozkoparan İskender’in başarısını yakalamak için gelecek nesillere ustalar yetiştirmek istediğini belirten Yağcıoğlu, şimdilerde ancak 500 metrelere ok atabildiklerini söyledi. Tozkoparan İskender’in başarısını ve geleneksel yöntemlerin gelecek nesillere aktarılacak öğrencilerle gelişeceğini sözlerine ekleyen Yağcıoğlu, “Bu bizim ata sporumuz. Ne kadar iyi yapılırsa, ne kadar çok ilgi görürse eski başarılarımızı o kadar yakalarız. Şu anda bilindiği üzere dünyada en uzağa ok atma rekoru bize ait. Tozkoparan İskender tarafından 855 metreye ok atılmış. Şimdilerde biz daha 500 metrelerdeyiz. Çok çalışıp, çok bilgi edinip o derecelere ulaşmaya gayret ediniyoruz. Arkadaşlarımızdan istekli olanlar var onlara yardım ediyoruz. Bize düşen de bu başarıları tekrar elde edebilmek için çalışmak” dedi.

“Stresle başa çıkmanın da iyi bir yolu”
Okçuluğun İslam dininde de önemli bir yerinin bulunduğunu belirten Yağcıoğlu, “Okçulukla ilgili hadisler var. Ecdat okçuluğu yaparken, dini bir vecibe gibi yerine getirmiş. Abdestsiz ok atmamış. Ok meydanına izinsiz girmemiş. Belli kuralları olan, ciddi felsefesi olan bir spor dalı” diye konuştu.
Özellikle çocuk gelişimi için okçuluğun büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyen Yağcıoğlu, “Ayrıca okçuluk dini açının dışında sosyal açıdan da çok faydalı. Özellikle çocukların gelişiminde, disiplinli bir hayat kazanmalarında, başarılı olmaları için çok önemli. Çünkü okçuluk çok ağır şartlar altında yapılan bir spor. Çalışma ve gayretlerini arttırıyor. Disiplini arttırıyor. Özgüvenlerini yükseltiyor. Gelişmelerine etkide bulunuyor. Dolayısıyla çocuklarımıza öneriyoruz. Ayrıca herkes için stresle başa çıkma yöntemi. Çünkü hadislerde de bahsedildiği gibi; ‘Ok atın rahatlayın’, ‘Canı sıkılan ok atsın’ gibi sözler var. Dolayısıyla bunu yaşayarak da görüyoruz ki ok atınca insan rahatlıyor. Stresle başa çıkmanın da iyi bir yolu” ifadelerini kullandı.
Her geçen gün kendisini geliştiren ve geleneksel yöntemleri araştıran Yağcıoğlu’nun en büyük hedefi ise Tozkoparan İskender’in başarısına ulaşabilmek. 

Aykut Yeniçağ
 

İhlas Haber Ajansı (İHA), Orta ve Karadeniz’de yeni anayasanın oylanacağı referandumu vatandaşlara sordu. Vatandaşların çoğu başkanlık sistemine, güçlü ve istikrarlı bir Türkiye için “evet” diyeceklerini belirtti. Bazı vatandaşlar ise tek kişilik yönetim istemedikleri için referandumda “hayır” diyeceklerini kaydetti.

Trabzon

Havva Acar isimli vatandaş, “Oyumu kullanacağım. Evet diyeceğim” derken, Selim Sayar, ”Referandumda daha iyi bir Türkiye için evet oyu kullanacağım”, Osman Bayrak, “Oy kullanacağım. Evet diyeceğim”, Hasan Alsan, ”Yeni anayasaya evet diyoruz. Nedeni ise bu hükümetten iyi hükümet bulunmaz, bu Cumhurbaşkanımızdan iyi Cumhurbaşkanı bulunmaz” cevabını verdi. 

Mesut Yıldız, “Cumhuriyet kurulduğundan beri sistem olarak mevcut yönetim bir değişikliğe gidiyor. Sonuç olarak evet diyeceğiz. Bu ülkenin önünün açılabilmesi için, halkın daha refah ve huzur içinde yaşaması için, alınan kararların hızlı bir şekilde uygulanabilmesi için evet diyeceğim”, Fatma Yener, “Türkiye’mizin düzelmesi için, kalkınması için evet yönünde oy kullanacağım”. Emine Emiroğlu “Evet diyeceğim. Nedeni ise başımızdaki her şeyi yapıyor. Paramızı zamanında alıyoruz. Yalnız emeklilere biraz daha fark verseler çok memnun olacağız”, Faik Arslan, “Ben taraftar değilim. Oyum hayır olacak.”, Hamit Yazıcı “İnşallah evet oyu ile destek vereceğim. Nedeni ise ileriye dönük iyi görüyorum. Bu hükümetin başarılı olduğunu düşünüyorum. Her şey iyi olacak inşallah” ifadelerini kullanırken, Adem Bozali, “Hayırlı ne ise o olsun. Oyumuz yüzde 80 evet olacak” dedi.

Artvin
Artvin’de yaşayan esnaf İrfan Kuzu, “Devlet büyüklerimizin, ülke menfaati için iyi şeyler yapacağını düşünüyorum. O yüzdende bu referandumda kararım evet olacak” dedi. 

Burhan Civelek, “Vatanımız, milletimiz ve devletimiz için hayırlısı olsun. Evet diyeceğiz, bakalım hayırlısı olsun” ifadelerini kullandı. 

Birol Taşkın, “Darbelerden kurtarmak için ülkenin birliği ve beraberliği, menfaati için sonuna kadar evet diyeceğiz” şeklinde konuştu.

Hilmi Kırçiçek, “Önce 350 milletvekili vardı şimdi 600’e çıktı. Emekliye sıra gelince 2.3 bu büyük bir haksızlıktır. Reisi Cumhur demek Türkiye’nin babasıdır, başkanıdır. Bunun altında başka bir şeyi aramanın anlamı nedir. Türkiye hepimizin, eğer bir kişiden soruluyorsa çok büyük bir şaibe var orada” dedi.
Yüksel Kantar, “Ülkemiz koalisyonlardan çok çekti, ülkemizin istikrarlı bir şekilde büyümesi için ben evet diyeceğim. Şu anda hem Cumhurbaşkanımız hem Başbakanımız halkın oyu ile seçiliyor. Ülkeyi iki başlı seçilmiş bir yönetimle idare edemeyiz. Cumhurbaşkanı da seçilmiş başbakan da seçilmiş. İki başlıklı olmaktansa, halkın doğrudan seçtiği bir başkanla yönetilmesini ülke adına, istikrar adına destekliyorum doğru buluyorum” diye konuştu.

Rize
Recep Tayyip Erdoğan’ın baba ocağı Rize’de mikrofon uzattığımız seçmenlerin büyük bir kısmı referandumda “Evet” oyu vereceklerini açıkladılar. 

“Hayır” oyu kullanacağını belirten bir seçmen, “Kesinlikle hayır oyu kullanacağım. Evet oyu kullanacak seçmenlere de sesleniyorum. Bu değişikliği önümüze iktidar partisi değil de diğer partilerden her hangi birisi getirmiş olsaydı Evet oyu kullanacaklar mıydı” dedi.

Evet oyu kullanacaklarını belirten seçmenler ise “Vatan için millet için, terörün son bulması için, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rizeli olduğunu için, Fethullah Gülen’in asılması için, ülkede işler yolunda gittiği için” ifadelerini kullandılar. Kimi seçmenler nedene gerek olmadan evet oyu kullanacaklarını belirtti. Kararsız olduğunu belirten bazı seçmenler ise sonuç ne olursa olsun ülkede birlik, beraberlik ve huzura vesile olmasını dilediler.

Giresun
Giresun’da “Evet” ve “Hayır” oyu için değerlendirmelerde bulunan vatandaşların çoğunluğu Anayasa değişikliğine “evet” diyeceklerini söylediler.

Bazı vatandaşlar ise, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in milyonluk faturalarına kızdığı için “Hayır” yerine “Evet” oyu kullanma kararı verdiklerini açıkladılar.

Şevki Yılmaz, “Referandum Türkiye’ye hiç bir şey getirmez”, Hamza Altın, “‘Evet’ demezsek ‘hayır’ dersek Türkiye daha çok kötüye gider”, Ahmet Kılıç, “Hiçbir şey demeye gerek yok biz ‘Evet’ diyoruz”, Mustafa Yılmaz, “ Meclis’teki 2 milyon liralık faturalara kızdığım için ‘Evet’ diyeceğim”, Mehmet Bolat, “Büyükler uygun görüyor ki değişecek, bana sorarsan ben ‘Evet’ diyorum”, Serap Cantürk, “Referandum Anayasa değişikliği olarak anlatılan ama sistem değişikliği olarak dayatılmaya çalışılan bir yöntem diye düşünüyorum. ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diyenler birbirleri için vatan haini gibi noktalara çekmeye çalışıyorlar fakat bu ülkede ‘Evet’ de diyen ‘Hayır’ da diyen bu ülkeyi seviyor” ifadelerini yer verdiler.  

Samsun
Görme engelli Caner Özbek, “Ülkemiz hakkında hayırlı olacağını düşünüyorum. Bunun için evet diyeceğiz. Geçmiş yıldan bu yana gelen bozuk düzenin değişeceğini düşündüğümüz için evet diyeceğiz. Vatanımıza, milletimize böylesinin daha hayırlı olduğunu düşündüğümüz için evet diyeceğiz” dedi.
87 yaşındaki şemsiye tamircisi Dursun Yıldız, “Referandum hakkında kararım evet. Yeni sistemle devlet çalışacak” diye konuştu. 

Yüzük imalatçısı Yüksel Demir, “Referanduma evet vermeyi düşünüyoruz. Başkanlık sisteminin daha iyi olduğunu düşündüğüm için. Başkanlık sisteminde gelecekse bir kişi gelecek ya da birleşip gelecekler ama güçlü gelecekler. Başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olduğunu düşünüyorum” dedi.
Çaycı Şaban Göğne, “Oyumuz evet olacak. Rahat çay satabilmek için, özgürlük için, gelecek için… Hayır demek ülke ekonomisinin batması demek, bitmemiz demek, karanlık günlerin beklenmesi demek” şeklinde konuştu. 

Dönerci Musa Çobanoğlu, “Evet diyeceğiz. Başka çaresi mi var. Biz milliyetçi insanız, bugün de yarın da! Ülkem için evet diyeceğim” dedi. 

Dönerci Sinan Özdoğan, “Hayır diyoruz. Tek başlılık istemiyoruz. Tek bir kişiye kalmasın her şey. Senin de hakkın olsun, benim de hakkım olsun, herkesin hakkı olsun” görüşlerini dile getirdi. 

Turan Demir, “Tek kişi olmasındansa hayır diyorum. Başkalarının da hakkı vardır diye düşünüyorum. Başkalarının da artık siyasetle buluşması, insanlara bir şeyler anlatması gerekir” açıklamasında bulundu.

Ordu
Ordu’da Nisan ayında yapılması muhtemel olan referandumda vatandaşlar görüşlerini dile getirdi. Vatandaşların çoğunluğu referandumda “evet” kullanacaklarını açıkladı. Nisan ayında referanduma sunulacak olan 18 maddelik Anayasa değişiklik paketini yorumlayan Ordulular, düşüncelerini İHA mikrofonlarına açıkladı. Ordulu vatandaşlar, referandumu kendi düşünce ve dilleriyle dile getirirken tebessüm ettirdiler. 

65 yaşındaki Dursun Yıldırım, referandum için henüz karar vermediğini belirterek, “Henüz karar vermedim ama oy kullanmaya gideceğim” dedi. 

67 yaşındaki Mehmet Ekinci ise ,“Valla ne yaparlarsa yapsınlar ben dediğime giderim. Benim dediğim evet” diye konuştu.

Tokat
Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Tokat’ta vatandaşlar referandumla ilgili düşüncelerini açıkladı. Tokat’ta antikacılık yapan Fatih Çengeoğlu, “Evette hayır var” diyerek, “Hayırda hayır yok. Hayıra gitmesi için evet vereceğiz. Evette hayır var. Türkçede hayırın iki anlamı var. Birisi hayırlı iş, birisi de olmaması gereken iş. Biz evette hayır görüyoruz ve Allah’ın izini ile evet vereceğiz. Türkiyemizin bekası, güzelliği, ekonomimizin düzgünlüğü için biz esnaf olarak evet diyoruz” dedi.

Simit satarak geçimini sağlayan 3 çocuk babası Mehmet Öztoprak, “Sayın Cumhurbaşkanımıza güveniyoruz, sevilen bir kişi. Birde bu memlekete hayırlı olacağına inanıyoruz. O yüzden evet diyeceğiz” diye konuştu.

Amasya 
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili anayasa değişikliği referandumu için beklentileri İHA sordu, Amasyalılar cevapladı. 

Referandumda ‘binlerce evet’ demeyi isteyen emekli Bayram Cansaran, “Devletimizin devamı için çocuklarımızın geleceği için istikrar için bütün gücümüzle ‘evet’ demeliyiz. Başka çıkarı yok, Başka Türkiye yok. Çünkü bütün herkes Suriye gibi yapmak istiyor bizi. O oyunlara gelmeyeceğiz inşallah” dedi.
Cansaran, referandum da en az yüzde 60 evet çıkacağını tahmin ettiğini söyledi.

Pide ustası Fuat Sekmen, referandum da ‘evet’ oyu kullanacağını açıkladı. İşçi emeklisi Mustafa Güldal da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sevdiği için ‘evet’ tercihini yağacağını vurgularken, matbaacı Osman Yeleç de, “Referandumda biz reisin dediği gibi ‘evet’ diyeceğiz. Ülkemiz için, vatandaşımız için hayırlısı neyse o olsun diyorum” diye konuştu.

Adem Karakoç isimli esnaf ise 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi yaşananların unutulmaması gerektiğine dikkat çekerken, Faruk Çıtır da “İstiklal için, istikbal için referandumda evet diyoruz” şeklinde konuştu.

Referandum da ilk kez oy kullanacağına değinen 18 yaşındaki Sena Sarı adlı üniversite öğrencisi, “Aslında ben ‘hayır’ kısmında oy kullanmak istiyorum. Sebebi de bu anayasa değişikliğinin sadece bir partinin lehine olduğunu düşünüyorum” derken üniversite sınavlarına hazırlanan kardeşi Fatih Sarı ise, “Ben ‘hayır’ demeyi düşünüyorum referandum için. Kendim için değil millet için ben ‘hayır’ diyeceğim. Çünkü Atatürk’ün getirdiği bu sistemi yaşayamadan, 100 yıl olmadan, 2023’e girmeden yeni bir sistem yapmak istiyorlar. Daha bu sistem bitmedi ki? Gelecek şeyi daha bilmiyoruz. Çoğu insan kullanacak ama neye ‘evet’ dediğimizi de bilmiyoruz. Başa daha iyi kişiler geçerse o zaman ne derse yaparım onların” ifadelerini kullandı.

Sinop
Sinop’ta vatandaşlar referandum ile ilgili görüşlerini açıkladı. Bazı vatandaşlar referandumda “evet” diyeceklerini belirtirken bazıları ise “hayır” görüşünü ifade ettiler. Referandumun ülke için iyi olacağını düşünen Sinoplular, yeni sistemin faydalı olacağı görüşünde. Kimi vatandaşlar, “Öncelikle rejimin değil, sistemin değiştiğini söylemek lazım. Hükümet kanadını dinlediğimiz zaman ‘neden olmasın’ diyor insan. Bence yeni sisteme geçilmeli. Yani referandumdan evet çıkmalı. Yeni Türkiye yolunda geleceğimiz için ‘evet’ diyoruz. Ülkemiz için, geleceğimiz için ve FETÖ ile mücadele için evet” dediler. 

Kimi vatandaşlar ise, “Hayırda hayır var. Referandumda hayır diyeceğiz. Demokrasiden, üniter devlet yapısından yana olduğumuz için hayır diyoruz. Her şeye hayır. İnşallah hayırlı olacak. Sinop’tan hayır çıkacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandılar. 

Bazı vatandaşlar da kararsız olduklarını, henüz tam karar vermediklerini dile getirdi.  

Bekir Koca – Ozan Köse – Göktürk Fırat – Hasan Fehmi Demir – Resul Yanbul – Candemir Sarı-Erdi Demür – Kenan Akyüz – Metin Akyürek-Nurhan İçmez- Murat Çelik A.-Osman Aksu

Fraksiyonel lazerlerin günümüzde cilt gençleştirme, leke tedavisi ve kırışıklık tedavilerindeki en yeni yöntem olduğun udile getiren Bihter Fidangül, “Fraksiyonel Lazer, ciltteki kollajeni ve epiteli yenilemeye yönelik geliştirilmiş bir lazer sistemidir. Kontrollü hasarlama ( mozaikleme ) mekanizması sayesinde, yara izlerinin küçülmesine, düzleşmesine ve çevre doku ile olan uyumuna yardımcı olur” diye konuştu.
Tedavinin ciltteki ilerleyen yaş ile oluşan leke, kırışıklık ve izler tedavilerinde uygulandığını söyleyen Bihter Fidangül, “Fraksiyonel lazerler günümüzde cilt gençleştirme, leke tedavisi ve kırışıklık tedavilerindeki en yeni yöntemdir.

YARA İZLERİNİZİ DERT ETMEYİN

Fraksiyonel Lazer, ciltteki kollajeni ve epiteli yenilemeye yönelik geliştirilmiş bir lazer sistemidir. Kontrollü hasarlama ( mozaikleme ) mekanizması sayesinde, yara izlerinin küçülmesine, düzleşmesine ve çevre doku ile olan uyumuna yardımcı olur.

Cilt altında bulunan ve cilde esnekliğini, gerginliğini kazandıran kollajen ve elastik lifleri yaşa ve başta ultraviyole ışınları olmak üzere çeşitli faktörlere bağlı olarak kalitesini yitirir. Cilt önce parlaklığını kaybeder, incelir ve soluklaşır. Gerginlik azalırken yerçekimine karşı verdiği savaşı kaybeder ve ciltte sarkmalar meydana gelir. Kullanılan lazer ışığı sayesinde kollajen oluşumu olur ve ciltte düzelme görülür.
Sadece ciltteki suya duyarlı olan Erbium-yag Lazer, ciltte yüzlerce mikrokanal açarak kollajenin bulunduğu tabakada vücudun kendisini onarma ve yara iyileştirme mekanizmalarını tetikleyerek yeni ve kaliteli bir kollajen tabakası oluşturur.

Ciltteki probleme ve hedefe göre belirlenen sayıdaki seanslarda ayıracağınız 15 dakikalık bir işlem süresi ile bu yüksek sonuca ulaşabilirsiniz.” diye konuştu. 

“Cilt rengini ve elastikiyetini iyileştirir”

Bihter Fidangül, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Fraksiyonel Lazer 1,3cm2‘lik bir alanda mikron çapında 169 adet lazer ışınını aynı anda atabilen cihazlardır. Lazerin teknik özelliği non-ablatif yani yara oluşturmayan bir lazer olmasıdır. Ciltte sağlam doku içerisinde küçük köprüler bırakarak ve mikroskobik yeni yapılar meydana getirerek cildi gerer, içeriğini düzenler, lekeleri siler veya azaltır. Cilt rengini ve elastikiyetini iyileştirir.

Fraksiyonel lazer tıpkı bir mozaik deseni gibi ciltte, ince sütunlar halinde sorunlu alanları tarar, bu alanlarda karşılaştığı yıpranmış hücre ve kollajeni yok eder. Yok olan kollajenin yerine yeni kollajen oluşumunu sağlar. İşlem sonrası tazelenen kollajen, cilde parlak, yumuşak ve genç bir görünüm kazandırır. Fraksiyonel lazer cildi mozaik deseni gibi etkiler. Fraksiyonel lazer sonrası, cildin gerginliği artar, gözenekleri sıkılaşır. İnce izler büyük oranda kaybolur. Ciltteki renk ve ton farkları azalır.

Güneş lekeleri ve Melasma denen gebelik lekelerini temizler. Yüzdeki yaşlılık lekelerini giderir. Yüzdeki sivilce izleri giderir. Kahverengi lekeleri giderir. Cildin parlaklığını arttırır. Göz çevresindeki ince kırışıklıkları azaltır. Eldeki kırışıklık ve lekeleri azaltır. Göğüs dekoltesindeki leke ve kırışıklıkları azaltır”.
 

Müge Anlı ile “Tatlı Sert” programında aranan Fahire Kara’nın bir Yemenli tarafından alıkonulduğu öğrenilmişti. Umre’den yeni gelen bir izleyici Fahire Kara’nın evden çıkartılmadığını ve Suudi Arabistan’da 3 çocuğu olduğunu belirtti. 1990 yılında Suudi Arabistan’da eşiyle birlikte hac vazifesini yerine getirirken yaşanan izdihamda hastaneye kaldırılan ve kendinden bir daha haber alınamayan Fahire Kara hakkında yeni bilgiler gelmeye başladı.

SUUDİ ARABİSTAN’DA 3 ÇOCUĞU VAR

Türkiye’nin en çok izlenen sabah kuşağı “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programında Umre’den yeni gelen bir izleyici yaşadıklarını ve orada konuşulanları anlattı. Fahire Kara hakkında Müge Anlı’ya konuşan kişi, Fahire Kara’nın Suudi Arabistan’da 3 çocuğu olduğunu söyledi.

“FAHİRE KARA’YI KAÇIRAN İDAM EDİLECEK”

Suudi Arabistan’da Fahire Kara’nın kaçırılma olayının konuşulduğunu belirten kişi Fahire Kara’yı alıkoyan kişinin idam edileceğini belirterek “Suudi Arabistan’da Fahire Kara’yı kaçıran Yemenli adam konuşuluyor. Bu adamın idam edileceği halk arasında konuşulmaya başlanmış.” dedi.

FAHİRE KARA’YI KAÇIRANLAR DIŞARI ÇIKARMIYOR!

Yapılan haberlerin ardından Fahire Kara’yı kaçıran adamın damadı ile görüşüldüğünü ifade ederken, Fahire Kara’nın iki oğlu ve kızının olduğunu söyledi. Oğlunun devlet görevinde bulunduğunu ve oradaki insanların çekindiği biri olduğunu söyledi. Kızının ise bir Türk ile evlendiğini ve o kişinin Urfalı Davut olduğunu ifade etti. Ayrıca Fahire Kara’nın ailesinin onu aradığından haberi olduğunu söyleyen Müge Anlı, Fahire Kara’nın internet üzerinden çocuklarının fotoğraflarını da görmüş. Fahire Kara’yı kaçıran kişinin Yemenli olduğu ve 85 yaşında olduğu ise diğer bilgiler arasında. Müge Anlı’nın Fahire Kara dosyasını açarak ATV canlı yayınlarında Fahire Kara’yı aramaya başlamasından itibaren dışarıya çıkırılmadığı bilgisine ulaşıldı.

FAHİRE KARA NEDEN BULUNAMIYOR?

Fahire Kara’nın Arabistan’da dışarı çıkarılmama sebebi ortaya çıktı. Arabistan’daki çocuklarından birinin güvenlik güçlerinde görev yaptığı ve Türkiye’nin Cidde Başkonsolosluğu’nun Fahire Kara’yı aradığını bilmesi ve annesinin bulunduğu takdirde babasının asılacağını düşünmesi nedeniyle Fahire Kara’yı dışarı çıkarmamışlar.

YEREL HALK FAHİRE KARA’YI TANIYOR AMA BİLGİ VERMİYOR!

Arabistan’daki Fahire Kara’yı arama çalışmalarında yerel halkın kendisini tanıdığı fakat güvenlik güçlerinde çalışan oğlundan çekindikleri için bilgi vermedikleri ortaya çıktı. Kaçıran ailenin babalarının bu olaydan dolayı asılacağı korkusu yaşadıkları ve Fahire Kara’ya baskı yaparak dışarı çıkarmadıkları ortaya çıktı. Ayrıca Fahire Kara’nın daha önce evi olarak ihbar edilen yerin Fahire Kara’nın kaldığı yer değil, sattığı eşyaları koymak için depo olarak kullandığı bir mekan olduğu öğrenildi.

FAHİRE KARA’NIN EVİ BULUNDU!

Arabistan’da hac görevini icra eden Türk bir hacının kaldığı otelde çalışan bir görevlinin ise Fahire Kara’yı kaçıran kişinin akrabası olduğu ve her şeyi bildiği de Müge Anlı tarafından canlı yayında ulaşıldı. El Yahyavi camisinden bahseden Müge Anlı, Yemenli aşiretlerin yoğunlukla ikamet ettiği bölgede Fahire Kara, çalışarak kazandığı para ile kendisine iki katlı bir ev almış. Fahire Kara’yı kaçıran şahsın otelde çalışan akrabası ise Müge Anlı izleyicisine konu ile ilgili olarak ‘Olayın üzerinden 30 sene geçti. Herkesin kendine göre bir düzeni var. Benim de burada biz düzenim var. Fahire Kara burada bir düzen kurdu, başlarda çok sıkıntı çekti. Türkiye’ye dönmek için çok uğraştı fakat aradan geçen yıllar üzerine Türkiye’ye dönemeyeceğini anlayınca Arabistan’da kendisine bir hayat kurdu. Çok çalıştı, kendisine ait iki katlı evi var. Buradan Türkiye’ye dönse kimin yanında kalacak. Kim ona ne kadar bakacak. İlk başta herkes onu ağırlayacak fakat 6 ay sonra ne olacak?” ifadelerini kullanmış

MİLLİYET GAZETESİ

İstanbul Bahçelievler’de bulunan İhlas Vakfı Genel Merkezi’nde gerçekleşen buluşmaya, Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dr. İsmail Kapan ve TGRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Yücel Koç da katıldı.
Hasret yemeğinin ardından gerçekleştirilen toplantıda, açılış konuşmasını yapan İhlas Vakfı Eğitim Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Çetin Varlık, İhlas Vakfı’nın kamu yararına çalışan vakıf statüsünü kazandığını ve vakıf tüzüğünde değişiklik yapılarak, ‘üniversite açabilir’ ibaresinin eklendiği bilgisini paylaştı.

İhlas Vakfı’nın yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiği hizmetleri sunum eşliğinde anlatan İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Av. Mehmet Okyay ise “Müslüman yaşadığı ülkenin kanunlarına uyar suç işlemez, Allahü teala’nın emirlerine uyar günah işlemez” sözleri çerçevesinde anne babasına, vatana ve millete hayırlı gençler yetiştirmek için 42 yıldan beri çalıştıklarını, İhlas Vakfı’nın yurt içinde 38 öğrenci yurdu ile 3 bin 500, yurt dışında 17 öğrenci yurdu ile 500, toplamda 4 bin öğrenciye hizmet verdiğini, 41 ülkeden gelen 330 civarında öğrenciyi de yurtlarda barındırdıklarını kaydetti.

İhlas Vakfı’nın yurt dışında 14 ayrı ülkede faaliyet yürüttüğünü belirten Okyay, hayırseverlerin destekleri ile düzenledikleri Ramazan, Kurban ve Afrika’da su kuyusu açma projeleri ve diğer yardım organizasyonları ile on binlerce ihtiyaç sahibinin dualarını aldıklarını ifade etti.

Rıfat Fırat 

 

Milas Jandarma Komutanlığına bağlı Bafa Karakol Komutanlığına bağlı ekipler, birinci derece arkeolojik sit alanında kazı yaptığından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Edinilen bilgiye göre; Bafa Jandarma Karakolu Komutanlığı ekipleri, dün saat 20.00 sıralarında Kapıkırı Mahallesi’nde 2 kişinin elinde kazma ve küreklerle gezdikleri ihbarı sonrasında harekete geçti.
Gelen istihbaratı değerlendiren jandarma ekipleri, Kapıkırı Mahallesi’nde 2 kişinin elinde kazma ve kürekleri ile gezdikleri ve 09 D 6082 plakalı araç ile bölgeden ayrıldıkları bilgisine ulaştı. Ekipler, söz konusu yerde arama çalışması başlattı. İhbar edilen araç, jandarma tarafından Kapıkırı Mahallesi yolu üzerinde durduruldu ve yapılan kontrollerde dışarıdan görünecek şekilde dedektör cihazlarının bulunduğu tespit edildi.
Yapılan incelemeler sonucunda araç içerisinden; 2 adet dedektör, 1 adet alan tarama cihazı olduğu tespiti ile cihazların fatura kesilmeye hazır koçanları ile irsaliyelerinin bulunmadığı öğrenildi. Kapıkırı’nda 1. derece arkeolojik sit alanı olan ve şahısların görüldüğü alanda jandarma tarafından yapılan araştırmada, birçok yerin yaklaşık 10-20 cm derinliklerde kazıldığı tespit edildi.

Kazı alanındaki ayakkabı izleri ile şüpheli şahısların ayak izleri eşleştirildi. Ayak izlerinin, 5 şüpheliye ait olduğu ortaya çıktı.

Araç içerisinde ayrıca yapılan aramada ise suçta kullanılan 1 adet kazma, 1 adet kürek ve 1 adet keser ele geçirildi. Söz konusu araç içerisinde bulunan; D.D., M.Ö., C.O., A.O. ve M.Ç. isimli şüpheli şahıslar Kültür ve tabiat varlıkları kanununa muhalefet suçundan yakalanarak gözaltına alındı. 

Demet Leyne