Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon konusunda hükümete verilen yetkinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. 

TBMM Genel Kurulu’nda fıkra polemiği yaşandı

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Engin Altay, Kayserilerle ilgili sözü hatırlatarak, “Eşeği boyar, babasına satar” derler. Sizin, bu kamuoyunda üç beş gündür kopardığınız gürültünün tam karşılığı bu fıkra, bu söz. Bu, yeni bir şey değil. Bu konuştuğumuz, sizin kamuoyuna anlattığınız o değil. Meclise gelen bu tezkere, 2007’den beri Türkiye’nin maruz kaldığı terör örgütlerine yönelik Türk Silahlı Kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetlerini artırma amaçlı bir tezkere. Bir haftadır neredeyse kamuoyunda ‘Efendim, Millî Güvenlik Kurulunu bekleyin; görün, bakın neler olacak. Görün, bakın neler olacak’ deniyor. Kamuoyu da oturdu MGK sonuçlarını bekliyor” ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın hakaret olup olmadığını sorması üzerine Elitaş hakaret olmadığını ifade etti. AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, şöyle konuştu:
“Bizim bu fıkrayı bilen birisi Kayseri’ye gelmiş, ’Hani siz eşeği boyayıp satıyorsunuz ya’ demiş. Ayakkabı boyacısı çocuk ayakkabı boyacısına varmış, uzatmış ayağını tezgâha, demiş ki: ‘Oğlum, siz burada ananızı boyayıp babanıza satıyorsunuz, eşeği boyayıp şöyle satıyorsunuz’ deyince çocuk şöyle tepeden tırnağa bir süzmüş, ‘Amca, sana kaç kilo gideceğini şimdi hesaplarım’ demiş. Yani onun için bu fıkraları iyi bilmek gerekir. Kayserili alnının teriyle ticaretini yapan bir bölgenin insanıdır. Kayseriliden kimse korkmaz, pazarlığı sever ama malı sattıktan sonra rahat uyur çünkü Kayserili tüccar sözüne sadık, senedi Reşat altını gibidir diye tarif edilir. Onun için, değerli milletvekilleri, bakın, biz buradaki yaptığımız işlemlerde şunu söylüyoruz: Millî Güvenlik Kurulu toplandı. 30 Ekim tarihindeki görüşülmesi gereken tezkere 23 Eylül tarihinde görüştürüldü. Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin Orta Doğu’daki bir ateş çemberinin kıvılcımı olmaması için, orada tüm dünyayı zor durumda bıraktırmaması için uyarı görevimizi yapıyoruz. Teşekkür ediyoruz, siz de o uyarı görevimize katıldınız ve açıklama yaptınız ‘Biz de destekleyeceğiz’ diye. Milliyetçi Hareket Partisi ilk anda, tezkereyi duyar duymaz ‘Biz de bunu destekleyeceğiz’ diye açıklama yaptı. Hâlbuki ‘Ya, 30 Ekim tarihinde biz bunu görüşeceğiz, 23 Eylülde ne gereği var?’ diye söyleyebilirdiniz çünkü bu uyarı görevinin yapılması gerektiği hassasiyetine siz de katıldınız, siz de inandınız, onun için biz bu tezkereyi 23 Eylül tarihinde getiriyoruz. 25 Eylül tarihinde yapılacak halk oylamasında, referandumda oradaki oy verecek vatandaşlara diyoruz ki: Yapmayın, bu ateş çemberi önce sizi yakar, tüm dünyayı yakabilecek bir noktaya doğru götürür.”

 

Meclis’te sürpriz buluşma

Meclis’te olağanüstü toplantı!

Hanefi Avcı’nın mahkemeye dilekçe göndererek FETÖ/PDY soruşturmasında tutuklu bulunan eski emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak’ın tahliyesini sağladığı yönünde basında yer alan haber üzerine Zonguldak Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ve Adalet Komisyonu Başkanlığından yapılan açıklamada, şöyle denildi:
“23 Eylül 2017 günü bazı medya kuruluşlarına ait internet sitelerinde eski emniyet müdürü olduğu belirtilen bir şahsın Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması devam eden üst düzey bir emniyet yetkilisine kefil olarak tahliyesini sağladığına yönelik haber yayınlanması üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği hasıl olmuştur. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/231 Esas sayılı dosyasında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçlarından yargılanan sanık, 26 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınmış olup, 02/08/2016 tarihinde Zonguldak Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmış, 17 Mart 2017 tarihli iddianame ile kamu davası açılmış, Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yürütülen yargılamada 20 Eylül 2017 tarihinde yapılan 2. Oturumda sanığın tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı 21 Eylül 2017 tarihinde Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca itiraz yoluna gidilmiştir. Haberlerin içeriğinde yer alan 03 Şubat 2017 tarihli dilekçenin 07 Şubat 2017 tarihinde dosyaya gönderildiği görülmüştür. Türk ceza yargılamasında hukuka uygun şekilde elde edilmiş maddi delillerle yargılama yapılması zorunlu olmakla, kararların oluşumuna sıfatları her ne olursa olsun verilen kişisel kefaletlerin hiçbir etkisi olmayıp; habere konu olan sanığın tahliye edilmesine, tamamen yargılama sırasında mevcut maddi delillerin değerlendirilmesi neticesinde karar verilmiştir. Bununla birlikte 07 Şubat 2017 tarihide henüz kamu davası açılmadan dosyaya gönderilen dilekçenin aradan 7 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra, 20 Eylül 2017 tarihinde sanığın tahliyesini sağladığı iddiası maddi gerçeklikle örtüşmemektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; bazı haber sitelerinde adı geçen eski emniyet müdürlerinden birinin sanık lehine dilekçe göndermek suretiyle tahliye edilmesini sağladığına ilişkin gerçeği yansıtmamaktadır.”

Onur Altındağ 

 

Şarkıcı Buray, 11. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu’nun kapanışı ve JLL Türkiye tarafından yönetilen NeoPlus Outlet ve Yaşam Merkezi 10.yıl kutlamaları kapsamında sevenleriyle buluştu. NeoPlus Outlet açık otopark alanında ücretsiz olarak düzenlenen konserde Buray; ‘Mecnun, Seni Sevmiyorum Artık, Sen Sevda Mısın, Aşk Mı Lazım, Kimsenin Suçu Yok, Olmadı’ gibi eserlerini seslendirdi. Alanı dolduran coşkulu kalabalık da hep birlikte şarkılara eşlik etti. Devasa boyutta pastanın da kesildiği açık hava konserine Tepebaşı Belediyesi Başkanı Ahmet Ataç da katıldı. Başkan Ataç, Buray’a 26 numaralı Eskişehirspor forması hediye etti.
Çok güzel bir konser olduğunu dile getiren Tepebaşı Belediye Başkanı Ataç, “Buray’ı ilk defa Eskişehir’de ağırlıyoruz. Gerçekten çok yetenekli ve geleceği olan bir sanatçımız. Bildiğiniz gibi Uluslararası Pismiş Toprak Sempozyumu’nu 11’inci kez yaptık. Bu gece son buluyor. O nedenle NeoPlus ile beraber bu konseri düzenledik ve sizlere Buray’ı sunmak için. Güzel bir gece olacak. Biraz serin ama biraz önce söylediğim gibi Buray ve siz havayı ısıtacaksınız. Sonuna kadar güzel bir konser izleyelim” dedi.

“Keyif ve anılarla dolu 10 sene geçirdik”
NeoPlus Outlet ve Yaşam Merkezi Müdürü Yavuz Aslan ise, “11’inci Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu kapanışı ve NeoPlus Outlet ve Yaşam Merkezi 10’uncu yıl kutlamalarına hepiniz tekrar hoş geldiniz. Tabi 10 yıldır sizlere hizmet veriyoruz, birlikteyiz sizinle. Bununla birlikte teşekkür etmemiz gereken birçok kurum ve kuruluş var. Başta Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Odunpazarı Belediyesine bununla birlikte ismini sayamadığım tüm kurum-kuruluşlar ve tabii ki siz değerli Eskişehir halkına çok teşekkürlerimizi sunuyoruz. Keyif ve anılarla dolu tam 10 yıl geçirdik. Daha nice 10 yılları birlikte kutlamak dileğiyle” ifadelerini kullandı.

Kadir Arslan – Mustafa Kaplan 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmede bölgesel işbirliğinin artırılması ve terörle mücadelede kararlılık vurgusu yapıldı. 

CUMHURBAŞKANLIĞINDAN AÇIKLAMA

Görüşmenin akabinde Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, görüşmede bölgesel meselelerin çözümü için iş birliğinin geliştirilmesi ve tüm terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi hususlarında mutabık kalındığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta bir araya geldiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Görüşmede, bölgesel meselelerin çözümü için iş birliğinin geliştirilmesi ve tüm terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi hususlarında mutabık kalınmıştır.” İki liderin 25 Eylül 2017 tarihinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin gerçekleştirmeyi planladığı referanduma karşı oldukları ifade edilen açıklamada, bu tür bir adımın ciddi sonuçları olacağı vurgulandı.

Görüşmenin basına açık bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump görüşmeleri öncesi basın mensuplarına kısa birer açıklama yaptı.

ABD Başkanı Trump: “İlişkilerimiz anlamında en iyi noktadayız”

ABD Başkanı Trump açıklamasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünyanın çok zorlu bir bölgesinde çalıştığını belirterek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tanımak büyük bir ayrıcalık. Çok iyi işler çıkarıyor.  Ülkelerimiz arasında çok güzel bir arkadaşlık var. Bence şu an hiç olmadığı kadar yakınız ve bunun büyük bir bölümü kişisel ilişkilerle alakalı. Sayın Cumhurbaşkanı, burada olmanız bizim için bir büyük mutluluk” ifadelerini kullandı.

“Amerika-Türkiye ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele alacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle bulunduğumuz Amerika’da değerli dostum Donald Trump ile bugün bu heyetler arası ve ikili görüşmeyi gerçekleştirmek suretiyle, inanıyorum ki gerek Amerika-Türkiye ilişkileri, gerekse bölgesel gelişmeler ve dünyadaki diğer konuları ele alma fırsatını bulacağız. Ben de bu fırsatı yakaladığımız için kendilerine özellikle çok çok teşekkür ediyorum.” 

Candemir Sarı 

Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, Mustafa Kemal Üniversitesi Göğüs Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Tülin Durgun Yetim tarafından düzenlenen konferansa katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Mustafa Kemal Üniversitesi Göğüs Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Tülin Durgun Yetim, “Ülkemiz ve Ortadoğu Coğrafyasındaki Müslümanlara yapılanlar son zamanlarda artan İslamafobi diye bir şey çıkarttılar, onun sonucu olarak da giderek artan etkilerinden kaynaklanmaktadır. İslamafobi, kelime anlamı olarak İslam korkusu demektir. Ayrıca Müslümanların ve İslam dinine duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir. Günümüzde artarak yaygınlaşmaktadır. Türkiye her ne kadar İslam karşıtlı yansıtsa da batıda ki kullanımları ise bunun bir adım daha ötesindedir. Bazı çevreler İslam dinine ve bu dine mensupları kendi varlıklarına tehdit ettikleri gerekçesiyle inanılmaz derecede nefret ve kin beslemektedir” dedi.
Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva ise, Emperyalist güçlerin Türk ve İslam devletlerine hiçbir zaman adaletli davranmadığına dikkat çekerek, “Hep standartları çifte idi. Sadece bugün kartları biraz daha açık oynuyorlar. Bu açık kartların oynandığı bir dönemde neler yapmalıyız bunu düşünmeliyiz. Çifte standartları görmemek biraz körlük olur, politik körlük. Azerbaycan adına konuşayım, biz uluslararası örgütlerin üyesiyiz. Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Konseyi’nin, Birleşmiş Milletler dışında Avrupa Kurumlarının da üyesiyiz. Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisi modern dünyanın gözleri önünde Ermenistan tarafından işgal edildi. Ermenistan bu işgali yaparken bazı güçlerde destek veriyordu. Rusya Silah verirdi, Avrupa’nın bazı yerlerinde de açık olmasa da konferanslar, diasporalar vasıtasıyla desteklerlerdi” dedi.
Paşayeva, Avrupa ülkelerinin terör örgütlerine açıktan destek verdiklerinin de altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa konseyi çeşitli kurumlara yaptırımlar uygulatır. Ama Avrupa Konseyi’nin temel stokunda şu yer alır ‘Bir üye ülke, diğer üye ülkenin toprağını işgal edemez.’ Ama Avrupa Konseyi’nin üyesi Ermenistan, Avrupa Konseyi Üyesi Ermenistan’ın topraklarını işgal ediyor. İnsan haklarını savunmak için kurulan örgüt, bir milyon evine dönemeyen göçmenlerin hukukuna gelince ses yok. Gelelim Türkiye’ye, terörle mücadele edelim diyorlar tamam. Biz nerde olursak olsun ister Brüksel’de ister Almanya’da nerde terör olursa ilk önce diyoruz ki biz bu terörü lanetliyoruz terörle mücadele de sizin yanınızdayız. Terör bir insanlık düşmanıdır. Ama terör bize yapılınca maalesef ki ses yok. O terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye’nin yanında yok oluyorlar. Ben Avrupa konseyi Parlamenter Meclisi’nde söyledim mücadelede destekleri bir yana, o terör örgütleri desteklerin birçoğunu nerden alır. Aldıkları yerler hepsi açıkça ortadır. Ama ne yapıyorlar, bazıları gizli, bazıları açıkta o terör örgütlerine destek veriyorlar. Mesela Brüksel’in merkezinde PKK terör örgütünün kampları bayraklar buna izin veriyorlar. Nasıl izin verilebilir. Bir terör örgütüne böyle bir destek verilebilir mi. Maalesef ki bu izni veriyorlar. Demek ki biz bu çifte standartları görüyoruz. Yani Türkiye’nin aleyhine algı operasyonları yapmak, diğer ülkede azınlıkların hakları yokmuş. Bütün kiliseleri maşallah Hatay’da da güzel güzel tamir olmuş gelin bizim camilerimiz niye öyle değil. Hiç bunu konuşan yok. Ama bu algı operasyonlarını oluştururlar sonra sizin aleyhinize çevirip üzerinize gelirler. Bunlar değişmeyecek. Olayların çok farkındalar. Çünkü biz büyük bir milletiz ve bu milletin bu coğrafyada güçlenmesini istemeyenler devamlı şekilde bunu yapacaklar. Biz sadece bunu birlikte bozmuşuz. Sevr anlaşmasının içeriğini biliyor musunuz? O Sevr anlaşmasını bizim dedelerimiz neyle bozdu. O Sevr anlaşmasını canımız, kanımızla birliğimiz ile bozduk. Lozan anlaşmasını mutlulukla mı kabul etmişsiz, hayır, acıyla kabul etmişsiz. Çünkü o gerçekliklerin içerisinde en iyi durumumuz oydu, ondan başka yolumuz yoktu. Ona göre biz neyi yapabildik, biz ne zaman birlik beraberlik içerisinde olduk tarihimizde o zaman başardık.”
Konuşmaların ardından Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva’ya plaketini AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu verdi. Doç. Dr. Tülin Durgun Yetim’e ise plaketini İzzetin Yılmaz verdi.
Hatıra fotoğraflarının çekilmesinin ardından Paşayeva, kendisinin kaleme aldığı kitapları imzaladı. Paşayeva, konferans öncesinde Yayladağı’nda Mülteci kamplarını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Kırıkhan’da ise Beyazıt Bestami Hazretlerini gezdi. Ayrıca Paşayeva, Kırıkhan Belediye Başkanı Ayhan Yavuz ve Belen Belediye Başkanı Adnan Vurucu’dan ilçelerinde bir tane Azerbaycan ve Hocalı isimlerini bir sokağa verilmesini isteyerek onlardan söz aldı. Paşayeva, salona gelenlerin sevgi gösterileri ile karşılaştı.

Satuk Buğra Güney

 

Muharrem ayının başlamasıyla birlikte Muharrem orucu tutmaya başlayan çok sayıda vatandaş, ilk iftar gününde Beşiktaş Belediyesi’nin verdiği iftar yemeğinde buluştu. Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar ve Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın da katıldığı iftar yemeğinde vatandaşlar yapılan duaların ardından oruçlarını açtı.

Başkan Hazinedar’dan birlik mesajı

Programda konuşan Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, “Bu yıl programlarımız çok daha değişik olacak. Muharrem orucu Hz. Peygamber açısından da önemli, bir de Hazreti Hüseyin’in Kerbela olayı sonrası matem orucuna dönüşen bir ritüeli var. Tüm bunları bir araya getirerek bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz. Beşiktaş Cem Evi’nden bismillah diyerek yola çıkıyoruz. Daha sonra Türkiye’nin birçok noktasında devam ediyoruz. Birçok noktada bunu yapıp finali de Tunceli’de yapmayı planlıyoruz. Oruç açma törenlerini dualarla gerçekleştireceğiz” dedi.

Beşiktaş Belediyesi, 12 gün boyunca tutulacak oruçlar için 12 farklı noktada gönül sofralarını kuracak. İstanbul’un farklı ilçeleri ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde düzenlenecek olan sofralarda vatandaşlar oruçlarını açabilecek. Beşiktaş Belediyesi, Erikli Baba, Şahkulu, Sivas, Hacıbektaş, Kartal, Diyarbakır, Gazi Cem evi, Tunceli ve Erzincan gibi önemli noktalarda vatandaşları bir araya getirecek. 

Harun Basat

Atatürk Havalimanı’nda inişi sırasında pistten çıkarak yanan özel jette ünlü Gökhan Güney’in eşi Özlem Güney’in hostes olarak görev yaptığı fakat özel bir işi olduğu için uçuşa gitmediği öğrenildi. Yaralanan arkadaşları hakkında Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bilgi alan Özlem Güney, ciddi bir yaralanma durumunun söz konusu olmadığını söyledi. Normalde bu uçuşta kendisinin hostes olarak yer alacağını fakat işi çıktığı için uçuşa gidemediğini söyleyen Güney, “Çok büyük bir kaza atlatmışlar, tesadüf ben bugün yoktum. Ama onlar içinde çok üzüldüm. Korktum, endişe duydum. Normalde çoğunlukla ben oluyorum. Ama bugün bir işim çıktı bunu da kaptanımız biliyordu. Bu yüzden başka bir arkadaşımızı aldılar. Duygu Hanımı aldılar. Çok şükür hepsi çok iyi. Fiziki olarak yaralanmaları var. Ciddi iç yaralanmaları yok. Müşahede altında tutuyorlar. Tabi ki bir şokları var kolay değil, havadasın ve yükselme, en kritik anında uçak alev alıyor. Neyse arızası bilmiyorum artık geri dönüyor. 3 yerinden kırılmış uçak. Burada pilotun başarısı çok büyük. Hiçbir endişe yapmadan onu indirebilmek büyük bir başarı” diye konuştu.

Atatürk Havalimanı’nda jet pistten çıktı

Şarkıcı Gökhan Güney ise, “Her şey kısmet kapı değiştirdik biz, çelik kapıyı değiştirdik. O uçuşa gitmedi, arkadaşını gönderdi. Böyle oldu yani neticede o da onun arkadaşı çok şükür bir sorun yok. İçeride de sorun yok. Ufuk tefek fiziki yaraları var buna rağmen diyor ki ‘Uçağı durduramadım’ diyor. Ona üzülüyor düşünebiliyor musun? İnsanının hayatı mı uçak mı? Bence insan hayatı. Bu da mesleğinin saygısıdır. Emekli asker, çok güzel bir insandır” şeklinde konuştu. 

Ufuk Kıvık

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İzmir Bölge Müdürlüğü verilerine göre, kaba boşanma hızının (Her bin nüfus başına düşen boşanma sayısı) en yüksek olduğu il yine İzmir oldu. 2016 yılı verilerine göre evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre 0,4 azalarak 32 bin 354 iken, boşanan çiftlerin sayısı 11 bin 49 oldu. Verilere göre İzmir’de boşanmaların yüzde 38’i evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşti. Kaba boşanma hızında binde 2,63 oranda olan İzmir’i, binde 2,55 ile Muğla, binde 2,46 ile Antalya izledi.

Boşanma en düşük Hakkari ve Şırnak’ta

Kaba boşanma hızının en düşük olduğu iller ise binde 0,15 ile Hakkari ve Şırnak oldu. Bu illeri binde 0,23 ile Siirt, binde 0,25 ile Muş izledi.

Doğu ve batı kültürü etkili

Uzman Psikolog ve Aile Terapisti Didem Turgut Çönkü, İzmir’in göç alan kozmopolit bir kent olduğunu bunu sadece İzmirlilerle ilgili olmadığını hatırlatarak, doğu ve batı kültürünün boşanmalarda belirgin olarak etkili olduğunu söyledi.

“İzmir’de toplum baskısı daha az”

İzmir halkının bakış açısına göre toplumsal olarak boşanmaya antipatik bakılmadığına işaret eden Didem Turgut Çönkü, “İzmir’de toplum baskısı bu konuda daha az. Diğer Anadolu kesimine baktığınızda elbette ki evliliklerde sıkıntıları herkes yaşıyor. Ama boşanma biraz daha aile ve toplum onayı ile ilgili olan bir şey. Sadece iki kişinin kararı değil, ki çiftlerden erkek ya da kadın fark etmez boşanmak istediğinde bunda aile onayının çok önemi oluyor. İzmir’de bu onay daha yoğun olarak verilebiliyor. Aileler çocuklarının mutsuz olduğunu gördüklerinde bitirebileceklerine dair bir onay veriyor. Bu batı kültüründen de kaynaklı olan bir şey bunu yoğun olarak görüyoruz” dedi.

“Çalışan kadın sayısı daha çok”

İzmir’de çalışan kadın sayısının da oldukça fazla olduğuna dikkat çeken Çönkü, “Boşanmaların fazla olmasında kadının ekonomik özgürlüğünü kazanmasının da çok önemi var. Kadının ekonomik özgürlüğü tek başına hayatını idame ettirebilmesi de demek, ki eğer çocuğu varsa çocuğuna bakabilmesi de demek. Dolayısıyla kadının maddi açıdan kendi ayakları üzerinde durması, ekonomik anlamda bağımlı bir hayattan çıkması demek. İzmir’de çalışan kadın sayısının çok olduğunu biliyoruz bu da bir gerekçe olarak görülebilir” diye konuştu.

“Evlenmeden önce de evlilik terapistine gidilmeli”

Genel olarak boşanmaların temel sebebinin sevgi, saygı ve güven bağından herhangi birinin zedelenmesi olduğunu aktaran Uzman Psikolog ve Aile Terapisti Didem Turgut Çönkü, evlenecek çiftlere uzman olarak da tavsiyede bulundu. Çönkü, “Sadece evlilikte boşanma sürecine girildiğinde değil, evlilik öncesinde de danışmanlık alınması gerekiyor. Nasıl ki evlenmeden önce sağlık raporu, kan testi gibi şeyleri yaptırıyorsanız evlilik öncesi de uzmanlardan danışmanlık alınırsa, en azından evlilikte görülecek sıkıntılarla ilgili ön bilgilendirme olabiliyor. Bu çok önemli bir şey bunun dışında evlilikle sıkıntılar olabilir. Benim uzman olarak gördüğüm özellikle evlilik terapistlerine yumurta kapıya gelindiğinde gidilmesidir. Aslında evlilik öncesinde danışmanla birlikte evlilikte herhangi bir aksama görülürse kimsenin evlilik uzmanına, psikologa gitmekten geri durmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Sosyal medya dolaylı olarak çiftleri etkiliyor”

Boşanmalarda sosyal medyanın da dolaylı etkisi olduğunun altını çizen Didem Turgut Çönkü, şunları söyledi:
“Teknolojik açıdan zenginleştikçe, değer açısından biraz fakirleşiyoruz. En azından yüz yüze iletişim konusunda daha çok çaba sarf etmeliyiz. Artık öyle bir hale geldi ki eşimizle sosyal medya üzerinden haberleşecek, internet üzerinde mesajlaşarak iletişim kuracak haldeyiz. Eşlerin birbirleriyle yüz yüze iletişimi azalıyor, seanslarda bunu görüyoruz. Çünkü zaten insanlar günlerin çoğunu iş yerinde geçiriyorlar. Eve geldiklerinde çocukları varsa okul hazırlıkları vs. ile uğraştıklarından birbirlerine ayıracak yarım saat, en fazla bir saat vakitleri kalıyor. Ama bunda da sosyal medya ile aslında sanal dünyada kendileri ile baş başa kalmayı tercih ediyorlar. Hal böyle olunca sosyal medya da dolaylı olarak çiftleri etkiliyor.”

İzmirli vatandaşlar değerlendirdi

İzmirliler ise boşanmaların fazla olmasının aile baskısı olmaması, sosyal medya, yüz yüze iletişim sorunu ve ekonomiye bağladı.Üniversite öğrencisi Batuhan Menli, “İnsanların birbiriyle olan görüşme sıklığı büyük şehirlerde azalıyor. Trafik, iş şartları gibi durumlar birlikte vakit geçirmeyi azalttığı için insanlar birbirini daha az tolare eder hale geliyor. Stres arttığı için anlaşmazlıklar artabiliyor. Bunun yanı sıra sosyal medyada etkiliyor. İnsanlar kendi zihinlerde canlandırmadıkları şeyleri orada görerek başkalarından etkilenebiliyor. Sosyal medyaya bakıp ‘Böyle durumlar da varmış, bende niye yok’ diye düşünüp, ikili ilişkilerde kendilerini kıyaslamaya tabi tutabiliyorlar” dedi.

“İzmir sosyal yaşamı çok seven bir il”

İzmirli 58 yaşındaki bir vatandaş da çok kolay evlenilip çok kolay boşanıldığını ifade ederek, “Birincisi boşanmaları ekonomiye bağlıyorum. İkincisi de birbirlerini çok iyi tanımadan en kısa sürede evlilik yapıyorlar ve sonra da boşanıyorlar. Türkiye’yi baz alırsak İzmir, sosyal yaşamı çok seven bir il. Sosyal yaşamdan dolayı burada boşanmalar daha fazla yaşanıyor. Gezmek, tozmak, eğlenmek, yemek, içmek var. Başka yerlerde de var ama İzmir kadar değil. Ayrıca bizler fedakarlık yapıp evliliği ömür boyu götürmeye çalışırsın, hele bir de arada çocuk varsa onu devam edip götürmek zorundasın. Şimdi ki gençlerin hiç umurunda değil ki hayatı toz pembe görüyorlar” ifadelerini kullandı.

“İzmirli kadınların özgürlüğü var”

Boşanmaları ailelerin onayının da etkilediğini dile getiren bir diğer vatandaş da şunları söyledi:

“İzmir’in kadınları rahat olduğu için, özgürlüğü var ve çoğunlukla herkes çalışıyor. Benim de kızım ayrıldı ve ben onayladım. Anlaşamadı, 17 senelik evliydi. Ben de annesi olarak karşı çıkmadım. Nasıl istersen öyle yap, dedim.” 

Mihrap Düzöz – Abdülaziz Baydilli
 

Edinilen bilgiye göre, olay Seyhan ilçesi, Yeni Baraj Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 18 Eylül günü Ali Y. (30) ve Nizam Y. (33) kiraladıkları deponun anahtarını kaybettiklerini, taşınmak istediklerini ancak kapıyı açamadıklarını söyleyerek çilingir çağırdı.

Şahıslar çilingirin yanı sıra 3 hamal tutarak Sevim Cingöz’ün tekstil deposuna getirdi. Ali Y. ve Nizam Y., kapıyı açtırdıktan sonra depodaki 152 bin liralık tekstil ürünü ve büro malzemelerini kamyonete taşıtarak olay yerinden uzaklaştı. Bu anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Sevim Cingöz, depoya geldiğinde kapının açık olduğunu ve içerideki kumaş ve büro malzemelerinin yerinde olmadığını fark edince durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis apartmanın ve çevredeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı.

Yapılan araştırmada deponun çilingir yardımıyla açıldığı ve hamallar tarafından boşaltıldığı görüldü. Polis görüntülerden, olayı gerçekleştirdiği ileri sürülen Ali Y. ve Nizam Y.’yi Seyhan ilçesinde yakaladı.

Zanlılar emniyete getirilerek sorguya alınırken, çaldıkları tekstil ürünleri ve büro malzemeleri de gösterdikleri yerde bulundu. Zanlılardan Ali Y. depoyu kullanan şahıstan alacağı olduğunu, buna karşılık kumaş ve malzemeleri aldığını iddia etti. Nizam Y.’nin de arkadaşının alacağını olduğunu söylediğini bu nedenle ona yardım ettiğini söylediği öğrenildi. Zanlılar hırsızlık suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. 

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya
 

Türkiye, yeni eğitim yılına TEOG, müftedat ve ders kitaplarının içeriğiyle ilgili tartışmalarla girdi. Millî Eğitim Bakanlığı bu sene de öğrencilere 190 milyon ücretsiz ders kitabı dağıttı. Ancak bazı kitaplarda yer alan ifadeler, “Bu kadar da olmaz” dedirtti. FETÖ izinin alenen dikkat çektiği sayfalarda “algı operasyonu yapıldığı” gözlemlendi. Sosyal Bilgiler 7. sınıf çalışma kitabında, basın özgürlüğü dersi adı altında 17/25 Aralık’ta FETÖ üyelerinin imza attığı propaganda ifadeleri kullanıldı. Kitapta “Bir ülkede, tek başına hükümete gelen iktidarların bir süre sonra yolsuzluk haberlerini örtbas için basını sansürleyeceği” ifade edildi. Tek parti iktidarının doğası gereği basını sansürleyeceğini belirten bu ifadelerle, direkt olarak AK Parti hedef alındı. Sosyal medyayı sallayan kitabın toplatılmasına karar verildi.

6. sınıf sosyal bilgiler kitabının 148. sayfasındaki “Medeniyetler Ülkemizde Buluştu” başlıklı metinde, FETÖ’nün Vatikan adına yürüttüğü ‘Dinler arası Diyalog’ projesi açıkça övüldü.

YAPANLAR MASUM DEĞİL

Satırları skandal olarak nitelendiren Milat gazetesi yazarı Ufuk Çoşkun “17-25 Aralık resmen meşrulaştırılıyor” görüşünde… “O metinler tamamen FETÖ propagandası” diyen Çoşkun “Yazanların masum olmadığını düşünüyorum. Bir art niyet arıyorum. Bunlar yenilir yutulur bilgiler değil. Bizim çanla ezanın buluşması gibi bir gayemiz olabilir mi? Bu FETÖ’nün isteğiydi” diye konuştu. 

Ders kitaplarında yer alan skandal bu örnekle bitmiyor. İşte birkaçı: 

¥ 4. sınıf Türkçe kitabında “Müzik Yeryüzüne Nasıl Geldi?” başlıklı metinde İslamiyet’e ters, miniklerin zihinlerini bulandıran ifadeler yer aldı. 

¥ 4. sınıf öğrencilerine okutulan kitaplarda, “Halkın ne söz hakkı vardı ne de oyu / Mutlak hakim idi padişah soyu / Uyutulmuş idi asırlar boyu” sözleri ile ecdada dil uzatıldı, Osmanlı aşağılandı. 

¥ 7. sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabında FETÖ firarisi Osman Eğri’nin makalesi yer aldı. 

MEB tarafından hazırlanıp çocuklara dağıtılan kitaplarda yer alan skandallar “FETÖ’nün adamları hâlâ MEB’de aktif” yorumlarına yol açtı.  

Kim ne dedi?

Ahmet Şimşirgil: Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil: Bu kitaplar nasıl kontrol ediliyor. Ders kitapları nasıl elden geçiriliyor? FETÖ hâlâ operasyon mu yapıyor? Yeni müfredat deniliyor. Bunun neresi yeni? Sol kesim müfredat değişiyor diye bağırıyor. Asıl bağırması gereken biziz.

BEDRİ GENCER: Sosyoloji Profesörü Bedri Gencer: Daha önce derslerdeki Darwin ve Evrim mevzuu tartışılıyor; bu,”din ve bilim çatışması’ şeklinde sunuluyordu. Bugünkü tehlike ise daha sinsi… Ders kitaplarında paganist söylemler sokuldu. Gizli bir elin de, medyadaki programlar ve dizler yoluyla Türkiye’ye Illuminati mesajları verdiği yolunda ciddi şüpheler var. FETÖ, Türkiye’de siyaseten tasfiye edilirken, deizm ve satanizm karışımı bir felsefenin yayıldığı hususunda ciddi endişeler mevcut. Paganizmin ders kitapları yoluyla sinsi bir şekilde telkin edilmesi, cemiyetteki bütün maneviyatın silinmesine yol açabilir. Böylece nihilist, hiçbir değeri olmayan bir nesil ortaya çıkabilir. Millî Eğitim, ders kitaplarını ve yardımcı materyalleri çok ciddi bir şekilde tetkik etmeli.

Ö. Bozdoğan: Eğitim-Sen Sekreteri Özgür Bozdoğan: Ders kitaplarıyla ilgili süreç sağlıklı gelişmiyor. Talim Terbiye Kurulunun içindeki ders kitapları inceleme birimi kapatıldı. Biz uyarmıştık ‘ders kitapları birimini kapatırsanız tamamen denetimsiz olabilir’ diye. MEB şimdi panel sistemine geçti. Yazdığınız ders kitabı panele teslime diyorsunuz. Birçok kişi inceliyor. Arkasından kitap kurula çıkıyor. Kurul onay verdikten sonra ders kitabı halini alıyor. Çok ciddi sıkıntıların yaşandığı ortada.  

Kaynak: Türkiye gazetesi