Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, ABD Savunma Bakanı James Mattis, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a hitaben bir mektup gönderdi.Mektupta Mattis, YPG’ye verilen malzeme ve teçhizata ilişkin bilgiler verdi.

Daha önce Bakan Işık ile yaptığı görüşmelerde ABD’nin, YPG’nin içinde yer aldığı SDG ile taktik bir ilişkilerinin bulunduğunu ve bu ilişkinin şeffaflığını sağlama arzusunda olduklarını belirttiğini aktaran Mattis, şeffaflığı sağlama konusundaki güvencesini bir kez daha teyit etti. Mattis, ABD ile Türkiye’nin ilişkisinin DEAŞ’ın mağlup edilmesinin çok daha ötesinde bir stratejik ortaklık olduğuna vurgu yaptı.
Bakan Işık’ın daha önce Türkiye’nin güvenliğine ilişkin dile getirdiği endişelere yönelik yoğun ve kararlı tedbirler aldıklarını anlatan Mattis, YPG’ye verilen malzemelerin listelerinin her ay düzenli olarak Türkiye’yle paylaşılacağını söyledi.

İlk envanter raporunun da bu ay gönderildiğini belirten Mattis, Mayıs sonunda YPG’ye sağlanan teçhizatla amaçlarının Rakka’nın tecrit edilmesi ve ele geçirilmesi olduğuna işaret etti.
Sağlanan bütün teçhizatın fotoğraflı kanıt ve görsel envanterinin tutulduğunu, DEAŞ’ın mağlup edilmesinden sonra silahların geri alınacağı özellikle ifade eden Mattis, ayrıca dağıtılan silahların sadece Suriye sahasında kalmasını temin etmek için ABD’li danışmanların sahada görev yaptığının altını çizdi.
Türkiye ile planlı çalışma ve şeffaflık temelinde her türlü bilgi paylaşımının düzenli olarak yapılacağı garantisi veren Mattis, Rakka’yı ele geçirecek kuvvetin yüzde 80’ini Arapların oluşturacağını ve şehri elde tutacak kuvveti yine Araplardan teşkil edeceklerini kaydetti.
Mattis, DEAŞ’ı mağlup etmek için sahada YPG ile zorunlu bir işbirliklerinin olduğunu belirtti.
Mektupta Sn. Mattis, Milli Savunma Bakanı Işık ile gelecek hafta Brüksel’de bir kez daha yüz yüze görüşmeyi çok arzuladığını ifade etti.
 

Yaklaşık on gün önce check-up yaptırmak üzere Şişli’deki özel bir hastaneye giden İstanbul İl Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan’ın yapılan müdahale sonrası kalp spazmı geçirdiği tespit edilmişti. On gün önce Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çavlan Çiftçi tarafından kalp ameliyat edilen ve yoğun bakımda tedavi gören Dr. Çalışkan’ın, bu sabah hastaneden taburcu edilmesine karar verildi. Taburcu olduğu sırada Çalışkan’a hastane çıkışında eşi Müberra Aksoy Çalışkan, oğulları Muhammed Mustafa ile Mehmet Kürşat Çalışkan, doktoru Prof.Dr. Çavlan Çiftçi, İstanbul Emniyetinden üst düzey sıralı müdürler eşlik etti.

“Temmuz’un başında inşallah görevimizin başında olacağız”

Hastaneden çocukları ve eşi ile birlikte çıkan Dr. Çalışkan, burada gazetecilerin soruları ile karşılaştı. İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan şunları kaydetti: “Üç, dört yıldır tatil yapmıyordum. 15 gün dinlenmem gerekiyor, bir 10- 15 gün dinleneceğim. Temmuz’un başında inşallah görevimizin başında olacağız. Şu an sağlık durumum çok iyi, bomba gibiyim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaret etmişti

Çalışkan’ın sağlık durumu hakkında bilgi aktaran doktoru İstanbul Bilim Üniversitesi Rektörü ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çavlan Çiftçi, Çalışkan’ın sağlığının iyi olduğunu kaydederek, “Müdürümüzün şu an sağlık durumu çok iyi. Kendisine 1 hafta önce koroner by-pass operasyonu yaptık. Bayram ertesi istediği zaman göreve başlayabilecek sağlık durumuna sahip. Hepimize geçmiş olsun. Yaklaşık olarak 10 gün hastanemizde misafir ettik, bayram ertesi istediği zaman göreve başlayabilir” şeklinde konuştu.
On gün önce check-up yaptırmak üzere Şişli’deki özel bir hastaneye giden İstanbul İl Emniyet Müdürü Dr. Çalışkan’ı tedavi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ziyaret etmiş, 18 Haziran’da gerçekleşen ziyarette, Çalışkan’ın sağlık durumu hakkında doktorlarından bilgi almıştı. Çalışkan’ı dün de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan hastanede ziyaret etmişti.

Sadık Kahraman

 

Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, bölücü terör örgütü PKK’nın uyuşturucu gelirlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Diyarbakır’ın Lice bölgesinde en son yapılan operasyona değinen Ağar, “20 Haziran günü ele geçen 3 bin 511 kilogram toz esrar, bin 7 kilogram kubar esrar ve 402 bin 758 kök kenevirle birlikte operasyon boyunca toplam ele geçen toz esrar 8 bin 39 kilograma, kubar esrar 2 bin 829 kilograma ve Hint keneviri de 3 milyon 977 bin 156 köke ulaştı. Bütün bunlar yapılan son Lice operasyonuna ait veriler. Türkiye sınırları içinde PKK’nın esrar, kubar esrar ve esrar yapımında kullanılan kök Hint keneviri yetiştirme ve üretim alanı Diyarbakır Lice-Hazro-Kulp-Kocaköy bölgesi. Bölgenin iklim, arazi ve pazarlama (nakliye) koşulları PKK’nın burasını ana üretim bölgesi olarak kullanmasına neden oluyor. Daha önceki zamanlarda da bölgeye yapılan her operasyonda benzer verilere ve rakamlara ulaşılmıştı. Bununla birlikte PKK’nın uyuşturucu gelirleri bundan ibaret değil. Özellikle Afganistan ve Pakistan’da üretilip İran üzerinden Türkiye’ye giren uyuşturucuyu, buradan Batı ülkelerine ve Türkiye’nin diğer şehirlerine pazarlıyor. PKK, kıta Avrupa’sının uyuşturucu ihtiyacının yüzde 75-80’ini karşılıyor” açıklamasını yaptı.

Lice’de son yapılan operasyonda ele geçirilen esrar ve kök kenevirlerin ekonomik değerlerine ilişkin verileri de paylaşan Ağar, şunları dedi:

“Sokaktaki fişeklik esrar ortalama fiyatı 20 TL. Bu, bir içimlik fişeğin içinde en fazla 3-4 gram esrar var. Yani gramı 5 TL. Toz esrar ve kubar esrarın kilosu piyasada 5 bin ila 15 bin TL arasında değişiyor. Yani ortalama 10 bin TL ya da kilosu ortalama 3 bin dolar. Bu verilere bağlı olarak sadece son Lice operasyonunda ele geçen esrar ve kubar esrarın ekonomik değeri kabaca 110 milyon lira ya da 31 milyon dolar. Asıl şimdi sıkı durun. Bu rakamlar sadece ele geçen işlenmiş olanlarla ilgili. Peki operasyonda ele geçen ve imha edilen Hint keneviri kaç taneydi? Tam 3 milyon 977 bin 156 kök. Yuvarlak hesap 4 milyon kök. Peki bir kökten ne kadar esrar elde ediliyor? Doğru toprak, doğru iklim, doğru ışık, doğru sulama, doğru bitki eğitimi, doğru besleme; kök başına yarım kilo esrar üretmek demek. Yani PKK, güvenlik güçleri bunları ele geçiremeden hasadını yapabilmiş olsaydı kabaca 2 milyon kilo esrar üretimi yapabilecekti. İşlenmiş haliyle ekonomik değeriyse tam 20 milyar lira. Ya da kabaca 6 milyar dolar. Hadi biraz zorlayalım, çeşitli nedenlerle yüzde 75 fire versinler, rakamlar yine dehşet verici, 5 milyar TL ya da 1,5 milyar dolar. Bütün bunlar bir tek operasyonla ele geçirilenlerle ilgili veriler. Peki ya ele geçirilemeyenler? Ya da diğer uyuşturucu üretim ve ticaret rakamları? Peki ya kaçakçılık? Sigara, çay, hayvan, mazot, elektronik eşya, markalı sahte ürünler. Geçenlerde gündeme gelen markalı iç çamaşırı örneğin. Sadece kaçak sutyen ticaretinden PKK’nın Türkiye’de yıllık cirosu 100 milyon dolar. Bir de haraçlar, hava paraları, ihalelerden alınan paylar, sözde vergiler var. Yerel kaynaklar, Şırnak bölgesinde PKK’nın sadece sigara kaçakçılığının önüne geçilse o bölgedeki gelir kaynağının ve etkinliğinin yüzde 80 önüne geçilebileceği söylüyorlar. Tabii bütün bunların ötesinde bir de sınır ötesindeki uyuşturucu üretim ve güzergahları var. PKK boşuna Suriye üzerinden Akdeniz’e açılmak istemiyor. İşin içinde bir de uyuşturucu güzergahları var.”

PKK/KCK’nın bu paralarla Suriye, Irak ve İran’daki varlığını, etkisini, terörü ile diğer ülke faaliyetlerini fonladığını belirten Ağar, “Ayrıca yasa dışı silahlı sol terör örgütlerini de bu paralarla değişik şekillerde besliyor, donatıyor ve destekliyor. Bir diğer asıl ve çok önemli sorun, bu para PKK’nın himaye edilmesinde, korunmasında, kollanmasında, lobi ve medya faaliyetlerinde asıl unsur. Bu para paylaşılıyor. Sadece terör ve uyuşturucu baronlarıyla da değil. Asıl istihbarat servisleriyle. Malum, PKK’nın uyuşturucudan elde ettiği bu para envantere giren bir para değil. İlgili kişi ve servislerin PKK’nın bu parasını sadece kullanmaları değil, ceplerini dolduruyor olmaları da büyük olasılık. Burada insanın aklına (Kasım 1986 İran-Contra) İran’a İsrail üzerinden satılan TOW güdümlü tanksavarından elde edilen para ile Nikaragua’daki komünist hükümet karşıtı Sandinista gerillalarının fonlanması gibi konular geliveriyor. Aslında bütün bu veriler, PKK’nın neden kullanıldığının, neden korunup kollandığının, neden cazibe merkezine dönüştüğünün ve dönüştürüldüğünün de gizli paydasını oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

PKK’nın uyuşturucusunun topluma yansıyan yüzünün ise çok daha acımasız ve ürkütücü olduğunu kaydeden Ağar, açıklamalarını şöyle tamamladı:

“Türkiye geçmişte geçiş güzergahıydı. Şimdi ise Batı ile birlikte hedef ülke. PKK ‘elde edebilir fiyat stratejisiyle’ gençliğimizi zehirliyor. Esrar aynı zamanda bir geçiş uyuşturucu. PKK’nın buradan çok büyük para hortumladığı yetmezmiş gibi, esrarla yola çıkan kimyasal uyuşturuculara transfer oluyor. PKK yine devrede. Burada da onun arzı uyuşturucular var. Kimyasal bağımlılığın erken evrelerde gençlerin karşısına çakma bonzainin çıkması da bir başka gerçek. Yavşan ya da damiana otlarına ucuz parfüm, aseton, sinek ilacı gibi kimyasalların püskürtülmesiyle elde edilen bu uyuşturucular ise son derece riskli. Önce zombileşiyor, sonra da ölüveriyorlar. Bu acı gerçeğin yanında çarpıcı sonuç. Gençlerimizi kaybettiğimiz yetmezmiş gibi, PKK’nın cebine girmek üzere uyuşturucuya giden parayla terörü bizzat kendi ellerimizle fonluyoruz. Artık yeni bir yaklaşıma, terörle ve uyuşturucuyla ortak mücadele de yeni bir yapılanmaya ihtiyaç var. Bunun bendeki adı da narko-terör. Bu isim zaten konulmuş durumda. Daha sert, daha etkin, daha organize bir oluşum. Teşkilat, malzeme ve kadrosuyla terör ve uyuşturucuyla ortak ve organize mücadele etmeye uygun bir yapılanmaya elzem ihtiyaç var. Stratejik bir riskle karşı karşıyayız. Bu ülkenin geleceği adına, terörle gerçek bir mücadele için başta uyuşturucu ve baronları olmak üzere terörün bütün gelir kaynaklarıyla ve hamileriyle sonuna dek mücadele etmek zorundayız.”  

İlker Turak
 

Bayrama sayılı günler kala tatlılar raflarda yerini aldı. Özellikle klasik baklavanın tercih edildiği bayram tatlıcıların yüzünü güldürdü. Baklava fiyatları 15 ila 40 arasında değişiyor. Bursa Pastacılar Tatlıcılar Süt ve Süt Ürünleri Şekerciler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Necip Daş, bayram öncesi vatandaşların tatlı seçiminde dikkat etmesi gereken hususlar hakkında uyardı. Daş, “Merdiven altı diye tabir edilen yerlerden tatlı almak sağlıklı değil. Tatlının içine şerbet basıyorlar. Cevizin yerine de hamurun kırıklarını kavuruyorlar. Biraz da kötü cevizleri karıştırıyorlar al sana tatlı oluyor. Benim bir tepsi baklavam 3 kilogram geliyorsa onlarınki 5-6 kilogram geliyor. Maliyetleri oradan düşürüyorlar. Bu işte yağ çok önemli. Biz bir yağı kullandıktan sonra onu bir daha kullanmayız. Ama bazı yerler o yağı defalarca kullanıyor” dedi.

Vatandaşların tatlı seçiminde görüntüsüne ve tadına bakması gerektiğini söyleyen Daş, “Her şeyin başında kalite ve hijyen ön plana çıkması lazım. Neyi nereden aldığını iyi bilmek gerekiyor. Tatlı insanların hep damağına, hem midesine hitap etmelidir. Ramazan ayı ve bayramların olmazsa olmazıdır. Yerken baklavanın ağızda dağılması lazım. Yediğin zaman midene dokunmayacak. Görüntü de çok önemli. Baktığın zaman güzel tatlı altın sarısı ve pırıl pırıl olur. Kalitesizler ise rengi atmış, al benisisiz durur” ifadelerini kullandı.
Bayramda en çok klasik baklavanın tercih edildiğinin altını çizen Daş, “Bugün 1 kilogram ceviz 40-50 lira, fıstığın kilosu 90-100, tereyağının 30-40 lira. İşçi maliyetleri pahalı. Bunları bu fiyata alıp da baklavayı ucuza vermek mümkün değil. Her şeyin bir bedeli var. Bayramda en çok klasik baklava, fıstıklı baklava tercih ediliyor. Biraz daha ekonomik olmasını isteyenler tulumba tatlısını tercih ediyor” diye konuştu.

Samet Doğru – İdris Altun 

 

 Elazığ’ın en eski yerleşim yeri olan tarihi Harput Mahallesindeki Urartu Krallığı tarafından yapılan Harput Kalesi’nde kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. Fırat Üniversitesi sorumluluğunda, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Aytaç başkanlığında, 45 kişilik ekiple, Elazığ Valiliği İl Özel İdaresi ve belediyenin destekleri ile yapılan kazı çalışmaları sürerken, restorasyon çalışmaları da bir taraftan devam ediyor. 

Kazı Başkanı Doç.Dr. İsmail Aytaç, bu yıl yapılan çalışmalarda ender eserler de bulunduğuna dikkat çekerek bilgi verdi. 

Bulunan eserler içerisinde insan biçimli ellerini kavuşturan bir seramik örneği olduğunu aktaran Doç.Dr. Aytaç, “Bir kamusal yapıya ait olduğunu bildiğimiz ve İznik çinileriyle süslü olan bir parça örneğimiz var. Çeşitli savaşlarda el bombası gibi kullanılan yeni biçimi ortaya çıkardığımız örnekler var. Bunlar içerisinde daha önce bilinen el bombalarının dışında farklı biçim olanların Harput’ta çıkması bizim için bir yeniliktir. Diğer taraftan yine kamusal yapılara ait alçı kabartmaların olduğu bol sayıda örneğimiz var. Ayrıca metal ürün olarak günlük yaşantıda kullanılan nüksük, nal, anahtarlık ve çeşitli mobilya aksamları çıktı. Bu dönem için çok sayıda takıda buluntuları arasında yer aldı” dedi.

“Harput’ta yerleşim, bilinenden daha geriye gidebilir”

Urartu dönemine ait birkaç süs ve boncuk eşyalarının da bulunduğunu dile getiren Kazı Başkanı Aytaç, “Birkaç yüzüğümüz dönemsel olarak bilgi vermesi bakımından önemlidir. Avrupa üretimi porselen parçalarının, Avrupa ile ticaretin 17’inci yüzyıldan sonra hızlandırdığını göstermesi açısından önem taşıyor. Ayrıca küçük bir taş baltamız var. Bu Harput’taki yerleşimin bilinenden daha geriye gideceğini gösteriyor. Geçen sene çıkan kabartmaya ek olarak kalenin içerisinde de yine milattan önce 2 binlere gidecek örnekler olma ihtimalini güçlendirmektedir. Bizim için bu seneki yenilikler de Bizans surlarında Roma dönemine ait mimarı parça ve sütunlar ortaya çıktı” diye konuştu.

“Burçlar içerisinde yeni mekanlar tespit edildi” 

Burçların içerisinde çeşitli yeni mekanlar tespit ettiklerine dikkat çeken Aytaç, “Onların iç temizliğini yapıp restorasyonuna kolaylık sağlaması için çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Kale içinde 2017 sezonunda yapmayı planladığımız birçok yenilik var. Restorasyonlara ek olarak kalenin ortasındaki mahallede restorasyon projesi çizim aşamasındayız. Kale içi bilgilendirme ve yönlendirme levhalarını hazırlıyoruz. Ayrıca İngilizce tanıtım broşürleri de bitmek üzere. Diğer taraftan zindanın ışıklandırmasını daha modern yapıp ziyarete açacağız” şeklinde konuştu.
Doç.Dr. Aytaç, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan kalenin iç ve dışından gezi güzergahı projesinin de bitmek üzere olduğunu kaydetti. 

Kamil Can Kılıç-Ahmet Mücahid Kantarcıoğlu
 

Edinilen bilgiye göre; 1900’lü yıllardan 1980’li yıllara kadar Güdüşlü’nün yazlık yerleşim yeri olarak kullanılan alana yapılan mescitte köylüler yıllarca namazlarını kıldı. 1980’li yıllarda alandaki mescit binası yıkılıp alanı yazlık namaz kılınan yer olarak kullanılmaya başlandı. 1983-1988 yılları arasında dönemin Aydın Valiliği’ni yapan Aykut Ozan’ın yardımları ile alan güzelleştirilip derme çatma bir barakadan oluşan çay ocağı yeniden inşa edildi. Bir süre çay ocağı olarak kullanılan alan daha sonra köy tüzel kişiliğince alkollü mekan olarak kullanılmaya başlandı. Bazı köylülerin iddiasına göre, mescit alanının bu şekilde meyhane ve pavyon olarak kullanılmaya başlamasının ardından köyün başı dertten hiç kurtulmadı. Ve köyde sürekli sel baskınları yaşanmaya başladı.

Yaşanan sıkıntıların mescit alanının meyhane ve pavyon olarak kullanılmaya başlamasına bağlanmasına bazı köylüler katılıp bazı köylüler katılmazken herkes köyde sel baskınlarının bu olaydan sonra başladığını doğruluyor. Köy Muhtarı Tarjan Arıcan, sel baskınlarının dağ köylerindeki ormanlık alanların tarım alanlarına dönüştürülmesinden kaynaklandığını ileri sürerek “Her şeye rağmen insanlar yaşanan sel felaketlerini mescidin yanına yapılan restorana bağlıyor. Madem böyle inanılıyor. Belediye bir daha ihaleye çıkmasın, restoran kapatılsın” diye konuştu. Yapılanın yanlış olduğunun farkında olduklarını söyleyen köylülerden Müfit Tüloğlu, “Mescidi çocukluğumdan beri hatırlarım. Biz de bu alanda namaz kılıyorduk. Daha sonra muhtar bir abimiz çay ocaklarını kahveleri restoran çevirdi. Halk arasındaki mescidi bozdular meyhane yaptılar söylentisi sürekli dolaşıyor. Bunlar da böyle afet olduğunda akla geliyor. Bence meyhane kapatılsın” diye konuştu.

İbrahim Kılınç – Onur Durmuş

Elazığ’ın en eski yerleşim yeri olan tarihi Harput Mahallesindeki Urartu Krallığı tarafından yapılan Harput Kalesi’nde kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. Fırat Üniversitesi sorumluluğunda, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Aytaç başkanlığında, 45 kişilik ekiple, Elazığ Valiliği İl Özel İdaresi ve belediyenin destekleri ile yapılan kazı çalışmaları sürerken, restorasyon çalışmaları da bir taraftan devam ediyor.

Kazı Başkanı Doç.Dr. İsmail Aytaç, bu yıl yapılan çalışmalarda ender eserler de bulunduğuna dikkat çekerek bilgi verdi.

Bulunan eserler içerisinde insan biçimli ellerini kavuşturan bir seramik örneği olduğunu aktaran Doç.Dr. Aytaç, “Bir kamusal yapıya ait olduğunu bildiğimiz ve İznik çinileriyle süslü olan bir parça örneğimiz var. Çeşitli savaşlarda el bombası gibi kullanılan yeni biçimi ortaya çıkardığımız örnekler var. Bunlar içerisinde daha önce bilinen el bombalarının dışında farklı biçim olanların Harput’ta çıkması bizim için bir yeniliktir. Diğer taraftan yine kamusal yapılara ait alçı kabartmaların olduğu bol sayıda örneğimiz var. Ayrıca metal ürün olarak günlük yaşantıda kullanılan nüksük, nal, anahtarlık ve çeşitli mobilya aksamları çıktı. Bu dönem için çok sayıda takıda buluntuları arasında yer aldı” dedi.

“HARPUT’TA YERLEŞİM, BİLİNENDEN DAHA GERİYE GİDEBİLİR”

Urartu dönemine ait birkaç süs ve boncuk eşyalarının da bulunduğunu dile getiren Kazı Başkanı Aytaç, “Birkaç yüzüğümüz dönemsel olarak bilgi vermesi bakımından önemlidir. Avrupa üretimi porselen parçalarının, Avrupa ile ticaretin 17’inci yüzyıldan sonra hızlandırdığını göstermesi açısından önem taşıyor. Ayrıca küçük bir taş baltamız var. Bu Harput’taki yerleşimin bilinenden daha geriye gideceğini gösteriyor. Geçen sene çıkan kabartmaya ek olarak kalenin içerisinde de yine milattan önce 2 binlere gidecek örnekler olma ihtimalini güçlendirmektedir. Bizim için bu seneki yenilikler de Bizans surlarında Roma dönemine ait mimarı parça ve sütunlar ortaya çıktı” diye konuştu.

“BURÇLAR İÇERİSİNDE YENİ MEKANLAR TESPİT EDİLDİ”

Burçların içerisinde çeşitli yeni mekanlar tespit ettiklerine dikkat çeken Aytaç, “Onların iç temizliğini yapıp restorasyonuna kolaylık sağlaması için çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Kale içinde 2017 sezonunda yapmayı planladığımız birçok yenilik var. Restorasyonlara ek olarak kalenin ortasındaki mahallede restorasyon projesi çizim aşamasındayız. Kale içi bilgilendirme ve yönlendirme levhalarını hazırlıyoruz. Ayrıca İngilizce tanıtım broşürleri de bitmek üzere. Diğer taraftan zindanın ışıklandırmasını daha modern yapıp ziyarete açacağız” şeklinde konuştu.

Doç.Dr. Aytaç, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan kalenin iç ve dışından gezi güzergahı projesinin de bitmek üzere olduğunu kaydetti.

Kamil Can Kılıç-Ahmet Mücahid Kantarcıoğlu

Survivor 2017’nin sonlarına doğru yaklaşıldı. Hızlı çekimlere geçilen Survivor’da tüm yarışmacılar ardı ardına gitti. Son 6’ya kalan yarışmacılardan sırası ile önce yarışmaya adeta damga vuran Sabriye Şengül elendi, daha sonra İlhan Mansız elendi.

Geriye Adem Kılıççı, Ogeday Girişken, Sema Apak ve Serhat Akın kaldı. Bu 4 yarışmacı Kıbrısa gitti. Direk Yarı Finale çıkmak için 2 çeyrek final oyunu oynandı.

Bu oyunları kazanan yarışmacılar Serhat Akın ve Ogeday Girişken oldu ve direk olarak yarı finale gitmeye hak kazandı.

SEMA APAK ELENDİ

Ünlüler takımının tek kadın yarışmacısı kalan Sema Apak Survivor’da çok iyi performanslar sergiledi ancak bu ona yetmedi.Adem Kılıççı ve Sema Apak canlı yayında yarı final için koltuklara oturdu. En çok sms alan Adem Kılıççı, Sema Apak’ı eleyerek yarı finale çıktı.

YARI FİNAL GECESİNDE KAHKAHAYA BOĞAN ANLAR

Survivor 2017’nin tereddütsüz en sevilen yarışmacısı Sabriye Şengül oldu. Şengül, doğal ve sempatik tavırlarıyla adeta izleyenleri mest etti. Tabiki yarı final gecesinede damga vurdu. Ünlüler ve Gönüllüler takımının yarısından fazlasını potada eleyen ve 12 potadan çıkan Sabriye, yarı final gecesinde de Acun Ilıcalı ile yaptığı komik diyaloglarıyla izleyenleri kahkahaya boğdu. 

ACUN ILICALI YORUMLARI OKUDU

Acun Ilıcalı yarı final gecesinde bir ilke imza atarak. Yarı finalde İnstagramına gelen yorumlardan birkaçını okudu. Bu yorumlar SAbriye Şengül, Adem Kılıççı ve İlhan Mansız için yazılmıştı. 

Seyirciler Sabriye için ‘Çok sempatik onu çok seviyoruz’ İlhan Mansız için ‘ Çok cool bir adam’  Adem Kılıççı için ise ‘Görüntülerde niye yok’ diyerek yorumlarını dile getirdiler.

SERHAT AKIN DA SURVİVOR’A VEDA ETTİ

Yarı finale çıkan 3 yarışmacının sevenleri kıyasıya bir oy mücadelesi verdi. Canlı yayında açıklanan sonuçlara göre ilk finale çıkan Adem Kılıççı oldu. İkinci finalist ise Ogeday Girişken oldu ve böylelikle Serhat Akın Survivor hayallerine veda etmiş oldu.

KİM ŞAMPİYON OLACAK?

 İki finalist için kıyasıya mücadele başladı. Bir tarafta Ünlülerin çok sevilen yarışmacısı Adem Kılıççı, bir yanda Gönüllülerin favorisi Ogeday Girişken. Peki kim şampiyon olacak? Survivor 2017’nin şampiyonu bu akşam Kıbrıs’ta çekilen canlı yayında belli olacak.

ADEM KILIÇÇI KİMDİR?

Milli boksör Adem Kılıççı 1986’da Ağrı’da doğdu. İstanbul’daki Fenerbahçe Boks Şubesinin üyesi olan Kılıççı Antalya’da düzenlenen 2004 Dünya Boks Şampiyonası’nda gümüş madalya aldı. Türkiye’yi sayısız turnuvada temsil eden Adem Kılıççı, büyük turnuvalardaki başarılarıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Milli boksör, Antalya’da düzenlenen 2004 Dünya Boks Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanmıştır. Adem Kılıççı, Şikago’nun ev sahipliğinde gerçekleşen 2007 Dünya Amatör Boks Şampiyonası’nda da bronz madalya ile ülkemizi gururlandırmayı başarmıştır.

Adem Kılıççı 2008 yaz olimpiyatlarında ise şanssız bir yenilgi alarak ilk turda elenmiştir. 2008 Yaz Olimpiyatları kapsamında 10 Ağustos günü 69 kiloda ilk turda İngiliz Billy Joe Saunders’a sayıyla yenilerek elendi. İlk raundu 2-0, 2. raundu 6-1 ve 3’üncü raundu da 11-2 geride tamamlayan Kılıççı, müsabakadan da 14-3 yenik ayrıldı. 

OGEDAY GİRİŞKEN KİMDİR?

Ogeday Girişken, 1992 yılında İstanbul’da doğmuştur. Eğitimini Marmara Üniversitesi BESYO’da tamamlamıştır. Fenerbahçe kürek takımında lisanslı sporcu olan Ogeday, ülkemizi milli formayla temsil ediyor.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, Kanal 24’de canlı yayına katıldı. Kamuya olan borçları yapılandıran 7020 sayılı kanunun esasen 1 Temmuz 2016-31 Mart 2017 tarihlerinde ödenmemiş kamu alacaklarını yapılandırmak amacıyla çıkarıldığını belirten Ağbal, “Buna karşın daha önceki yapılandırma kanunlarına hiç müracaat etmemiş vatandaşlarımız da bu kanun kapsamında, geçmiş dönemlere ait olan borçları için başvuruda bulunabilecek” dedi.

10 milyon mükellefe yapılandırma imkanı

Yaklaşık 10 milyon mükellefin söz konusu kanun çerçevesinde borcunu yapılandırma imkanına kavuşacağını söyleyen Bakan Ağbal, “Maliye Bakanlığına olan vergi borçları, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına gümrük vergisi borçları, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğüne ait kredi borçları kanun kapsamında olacak. Maliye Bakanlığı açısından bakıldığında tüm vergiler, vergi cezaları, gecikme zamları ve faizleri yeniden yapılandırma kapsamında bulunacak.Trafik, askerlik, seçim, nüfus para cezaları, karayollarında usulsüz geçişler nedeniyle kesilen para cezaları, öğrencilerin öğrenim kredisi borçları, ecrimisiller de kanun kapsamında yapılandırılabilecek. Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) olan prim borçları ve buna bağlı idari para cezaları da kanun kapsamında yapılandırılabilecek” dedi.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2017 yılına ilişkin motorlu taşıtlar vergisinin (MTV) birinci taksidinin yeniden yapılandırma kapsamı dahilinde olduğuna kaydederek, “Yalnız, ikinci taksit kapsam dışı. Vatandaşlar yeniden yapılandırmaya müracaat etmelerini çok önemsiyoruz. Bu çerçevede ödemelerin vergi dairelerine bizzat gidilerek yapılabilecekler. Posta yoluyla ve Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) internet sayfasında üzerinden de müracaatta bulunulabilirler” şeklinde konuştu.

“Haziran ödeme değil, müracaat ayı”

Ağbal, 6736 sayılı Kanun ile büyük bir başarı yakaladıklarını ve 23,5 milyar liraya yakın tahsilat yaptıklarının altını çizerek, “Bütçeye yılbaşında Maliye olarak yeniden yapılandırma kapsamında koyduğumuz tutar 2017 için 1,5 milyar liraydı. Şu an itibarıyla geldiğimiz rakam 5,5 milyar lirayı geçti, 6 milyara yaklaşıyor. Bu yeniden yapılandırma kanununu da yaptıktan sonra bu rakam daha da yukarıya gidecek. 2017 bütçe gelirlerine de buradan önemli bir katkı sağlayacak.

Maliye açısından kapsama girecek alacak aslı tutarının 30,5 milyar lira, SGK açısından ise 23,6 milyar lira. Dolayısıyla 54 milyar lira civarında iki kurumun yapılandırabileceği bir alacak tutarı gözüküyor. 30 Haziran akşamı müracaatları göreceğiz. Önceki yapıladırma kanunlarından vatandaşların başvuruları son güne bıraktıktan sonra maliyeden ek süre istediğini görüyoruz. Müracaata gidildiğinde para istemiyoruz, bu ay ödeme ayı değil, Haziran müracaat ayı” dedi.

Bakan Ağbal, Haziran ayında müracaat edildikten sonra, ilk ödemelerin vergi dairelerine olan borçlar için Temmuz ayında, SGK’ya ise Ağustos ayı içerisinde yapılacağını, ödemelerde de 36 aya kadar taksit imkanı bulunduğunu bildirdi.

Bundan önceki yeniden yapılandırma kanunlarında, kanunla verilen başvuru süresini Bakanlar Kurulunun uzatabildiğini hatırlatan Ağbal, ancak 7020 sayılı Kanunda Bakanlar Kuruluna böyle bir yetki verilmediğini söyledi. Bakan Ağbal, şunları kaydetti, “Vatandaşlarımız, ‘önceki kanunlarda süre nasıl olsa uzatılıyordu, bunda da olur’ diye düşünebilirler. Asla böyle bir şey söz konusu değil. Haziran ayının sonunda başvurular bitmiş olacak. Vatandaşlarımızdan özellikle rica ediyorum, başvurularını son güne bırakmasınlar. ‘Son gün geldik, bu başvuruları yapamadık, süre uzatın’ demesinler. Önümüzde 10 gün var. Bu hafta boyunca cuma günü mesai saati bitimine kadar müracaatlarını yapsınlar. Araya bayram tatili giriyor. Hafta sonu, arife günü, bayramda vergi dairelerimiz, posta idareleri açık olmayacak. Bayram bittikten sonra çarşamba, perşembe ve cuma günü gece saat 24.00’e kadar vergi dairelerimiz açık olacak. İnternet ortamında müracaat, zamana bağlı değil. Bayram da dahil olmak üzere internet üzerinden 7/24 başvuru imkanı var. Vatandaşlarımız bayram süresince yeniden yapılandırma kanununa internet ortamında müracaat edebilir. Dolayısıyla bütün ödeme kanallarını açık tuttuk”. 

Antalya bölgesinde kendi kategorilerinde oteller olduğunu ancak farklılık oluşturanların ve kendini yenileyenlerin ön plana çıktığını vurgulayan bu nedenle tüm odalarını ve çocuk oyun alanlarını yenilediklerini söyleyen Şah inn Paradise Genel Müdürü Yusuf Yücel, “Sezona çok iyi hazırlandık. Alternatif tatil alanında en büyük Aqua Parkı bayramda hizmete açarak bir ilke daha imza atıyoruz” dedi. Yücel, konuklarına kaldıkları sürece üç öğün açık büfe hizmeti, otel içi aktivite, su sporları, tekne ve yat turları ve yeni açacakları Aqua Park ile eşsiz anılarla ayrılacakları bir tatil hizmeti sunduklarını söyledi.
Tatil köyü, tatil programı yapanların ve tur operatörlerinin aradığı eko etiket, mavi bayraklı plajıyla, misafirlerine temiz ve güvenilir deniz keyfi sunuyor.
Tatil köyünde, tatlı su, tuzlu su, aqua, çocuk ve yetişkin havuzları, özel güneşlenme terası, hamam, sauna, masaj salonu, cilt bakım ve güzellik salonu, havuz cafe, snack (hafif yemek) barı ve özel oyun salonu gibi her türlü konfor ve eğlence imkânı mevcut.
Ayrıca sağlığına ve güzelliğine önem verenler için Türk hamamı, wellness ve SPA center, buhar odası, fitness center da yer alıyor.
Su aktiviteleri, voleybol ve basketbol sahaları, plaj voleybolu, su sporları, animasyon şovları, lunaparkı ve özel aktiviteleriyle hem aktif hem eğlendirici hem de dinlendirici bir tatil olanağı sunuluyor.