Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan gelen âşıkların yer aldığı program asırlık geleneği Bursa’da yaşattı. Büyükşehir Belediyesi Kültür Turizm Daire Başkanlığı ve Orkestra Şube Müdürlüğü’nün koordinesinde Bursa Kültür A.Ş. tarafından organize edilen programda Keles, Mustafakemalpaşa, Orhaneli, Yenişehir, İnegöl ve Orhangazi ilçelerinin yanı sıra Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahne alan âşıklar bam teline dokundu.

Orhangazi Salonu’ndaki programda Turabi, Mustafa Aydın, Aşikâr, Ozan Nihat, Menteşeli Cengiz ve Karacaoğlan Kültürü Yayma ve Yaşatma Derneği Başkanı âşık Eyubi’nin yanı sıra Azerbaycan’dan âşık Sevil ile âşık Mansure, Kazakistan’dan âşık Bekarys, Kırgızistan’dan âşık Gulira kulakların pasını sildi. Âşıklık geleneğinin yaygın olduğu Azerbaycan’dan programa katılan âşık Sevil Hıdırova ile âşık Mensure’nin atışması izleyicilerden tam not alırken Kırgızistan’dan programa katılan Gulira, “Sarı Gelin” türküsünü Türkçe olarak seslendirdi. Domrası ile programa katıla Kazak âşık Bekaris ise Oğuz ve Kıpçakların Orta Asya’dan göç ettikleri dönemlere ait melodi ve türkülerden örnekler verdi. İki oğlu ile seyirciyi selamlayan Menteşeli Cengiz de, Bursa ve köylerinde izleri görülen âşık Garip ve Karacaoğlan’dan derlediği türküleri seslendirdi.

Âşıkların atışmasında Fırat Kalkanı operasyonuna “Haydi Kerkük, Haydi Musul, Kalk Ayağa Usul Usul” dizeleriyle dikkat çekildi. Programın sonunda âşıklar adına söz alan Menteşeli Cengiz, Türk dünyası âşıkları ile buluşmaktan son derece mutlu olduklarını ve bu tür programların âşıklık geleneğinin yaşatılması adına önemli olduğunu söyledi.  

Adalet Bakanı Bozdağ, Etimesgut’ta sivil toplum kuruluşu üyeleri ile bir araya geldi. Program öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun maillerinin izlendiği iddiasına ilişkin şunları söyledi:

“Adalet Bakanı olarak benim veya Adalet Bakanlığının, Sayın Kılıçdaroğlu’nu mail hesabını takip etmesi söz konusu değildir. Twitter hesabı herkese açık. Onu takip edenler olabilir ama Adalet Bakanı olarak ben Sayın Kılıçdaroğlu’nun takipçilerinden değilim. Mail hesaplarını Adalet Bakanlığının veya bakan olarak benim takibim de söz konusu değildir. Bu hem gayriahlakidir, hem hukuk dışıdır hem de suçtur. Bunun düşünülmesini bile kabul edemem. Bunu kim söylüyorsa ispat etmesi lazım. Böyle bir şey olması mümkün değil. Böyle bir işin yapılması suçtur. Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP’li bazı vekillere, FETÖ terör örgütünün bu darbe teşebbüsünün senaryo olduğuna dair bilgiler iletildi mi iletilmedi mi? Ben bu soruyu kendilerine soruyorum. Size bu konuda herhangi bir yerden mail, bilgi geldi mi gelmedi mi? Geldiyse elden mi geldi, yoksa mail yoluyla mı geldi? Elden geldiyse kim getirdi? Bunu açıklayın diyoruz. Mail yoluyla geldiyse o zaman böyle bir mail geldi mi gelmedi mi? Bunu açıklayın. Geldiyse kim gönderdi. ‘Siz bu mail ile ilgili ne yaptınız’ diye ben kendilerine çağrıda bulundum. Maillerini takip ettiğimi söylemedim. Böyle bir takım fikir değişikliklerine neden olan bir durum var mı, yok mu? Bunu açıklamalarını istedim.”

“Kontrollü darbe iftirasının avukatlığını Türkiye’de CHP yapıyor”

CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu mail ile ilgili Bozdağ, “CHP Milletvekili Aytun Çıray, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gelen bir maili götürüp veriyor. Onun ekinde de, Adil Öksüz’ün MİT ajanı olduğuna dair sahte belgeler var. İçinde o belgeler mevcut. Sayın Kılıçdaroğlu’na ben soruyorum; siz Adil Öksüz’ün MİT ajanı olduğuna ve bu darbenin senaryo olduğuna dair kanaati, bu mailler geldikten sonra mı verdiniz, yoksa daha önce bu kanaat vardı da bu mailler teyit mi etti? Başka birileri size elden bir takım bilgiler getirdi de siz ona göre mi bir kanaat sahibi oldunuz? Bunu açıklamalarını istedik. Onlar da kalkıp ‘bizim maillerimizi mi takip ediyorsunuz?’ dedi. Aytun Çıray’ın savcılığa verdiği belgenin içerisinde, o maili gönderen açık açık yazıyor. Diyor ki; ben, bunu televizyonlarda dile getireceğine inandığım Kılıçdaroğlu’na, darbe komisyonunun CHP’li üyelerine falan ayrıca gönderdim. Sayın Kılıçdaroğlu’nun çıkıp ‘böyle bir şey var ve biz şunu böyle yaptık’ demesi lazım. Yoksa eğer, çıkıp onu söylemesi lazım. Bunu yapmak yerine bizi itham eden bir yaklaşım içerisine giriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bu darbenin kontrollü darbe olduğu iftirası, FETÖ’nün iftirasıdır. Şu anda bu iftiranın Türkiye’de avukatlığını CHP yapıyor. Bu avukatlığı yapması için kendilerine vekalet verildi mi, verilmedi mi? Vekaletin ekinde bir şeyler var mı, yok mu? Bunun öğrenilmesi Türkiye kamuoyunun hakkıdır. 15 Temmuz’da bu darbe girişimini 80 milyon beraber yaşadık. Bombaların altında beraber durduk. Uçakları, tankları, otomatik silahları, ölüm kusan bu geceyi hep beraber yaşadık. Milletin şahitliğinde olan, milletin bizzat yaşadığı hadiseye rağmen siz bunu söylediğinizde, o zaman sizin elinizde gerçekten bunu söyleyecek çok ciddi şeylerin olması lazım. Milletimiz bunu duyduğu zaman ayağa kalkacak laflar olması lazım. Elinde bir şey yok. Söylediklerinde bir şey yok. O zaman neden bu iftirayı siz dile getiriyorsunuz” açıklamasında bulundu.

“Hangi oteli aradınız da yer bulamadınız?”

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Atatürk Havaalanı’ndan çıkış görüntülerinin ortaya çıkmasına yönelik Bozdağ, havaalanındaki görüntülerin ortada olduğunu, belli bir süre içeride durduktan sonra dışarıdakiler ile teması olduğunu söyledi. Başka bir temasın olup olmadığını bilmediklerini kaydeden Bozdağ, “Dışarıdaki darbeciler ile bir konuşma yapıldı mı yapılmadı mı? Telefonla bir konuşma yapıldı mı yapılmadı mı? Konuşulduysa kiminle konuşuldu? Görüntüler gösteriyor ki orada bazı işler yapılmış. Konuşmalar var. Görüntüler ortada. Türkiye kamuoyu buna bir açıklama getirilmesini istiyor. Sayın Kılıçdaroğlu da açıklık getirmek yerine itham etme yolunu seçiyor. İtham etmeyin. Açıklık getirin. ‘Otellerde yer bulamadığımız için belediye başkanının evine gittik’ diyor. Hangi oteli aradınız da yer bulamadınız? Eğer gittiyseniz deyin ki; ‘biz şu otele gittik ve orada yer yoktu’ veya ‘telefonla aradık yer yok dediler’ de. Herkesi itham ediyor, karalıyor. Dürüst siyaset yapmak lazım. Milleti aldatmamak lazım. Elinizde belge, bilgi varsa bunları kamuoyundan gizlememek gerekir. Elindeki bilgileri milletten lütfen gizleme. Ne varsa ortaya koy. Şimdi referanduma gidiyoruz. Eğer senin elinde vekiller ile ilgili ByLock listesi varsa açıkla. Vatandaş da bunu görsün. Senin lehine olur. Ama olmayan şeyi nasıl açıklayacak onu bilmiyorum. Açılacak tazminat davalarını hesap ederek onu yapmayabilir. Bunu söylüyorsanız altını dolduracaksınız. Atıyor çamuru geri çekiliyor. Bu söylediklerinizin altını dolduracak ne varsa açıklayın. Milletimiz bunlara en güzel cevabı sandıkta verecektir” diye konuştu.
 

Olay, 27 Eylül 2014 tarihinde Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde Bingöl yolu üzerinde meydana gelmişti. Malatya’da ikamet eden ve inşaatlarda sıvacılık yapan Ali (33) ve Yunus Çetintaş (28) kardeşler, 6 bin lira alacaklarını tahsil etmek için geldikleri Kovancılar’da araç içinde uzun namlulu silahla yapılan saldırı sonucu olay yerinde hayatını kaybetmişti. Olayın ardından Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, ağabey ve kardeşi öldüren Ahmet A.’yı (38) ve silahı sakladığı ileri sürülen V.A.’yı (39) yakalamış, olayda kullanılan Kalaşnikof da gömülü olarak bulunmuştu.

Cinayet davasının karar duruşması bugün Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Ahmet A. ve avukatı katıldı. Mahkeme heyeti dava ile ilgili karar vereceğini belirterek, sanıktan son sözlerini sordu. Sanık Ahmet A., ”Ben sizin kararınıza güveniyorum, pişmanım Allah kimseyi cezaevine düşürmesin” dedi.

Daha sonra mahkeme heyeti sanık hakkında kasten adam öldürme suçundan iki kez 25’er yıl olmak üzere toplam 50 yıl hapis cezası verdiğini açıkladı.

Zanlı ilk duruşmada cinayeti anlatmıştı

İlk duruşmada sanık Ahmet A., “Kapıyı açtım komşumuzun çocuğu eve 5-6 kişinin girmeye çalıştığını söyledi. Pencereden baktım 2 aracı gördüm, ayrılıyordu. Borcum olan kişiler vardı onların olduğunu tahmin ettim. Daha öncede beni tehdit etmişlerdi. Bende oğlum ve komşumuzun çocuğu ile yola çıktım petrolde 2 araç bekliyordu. Tekrar döndüm, oğlumu ve komşumuzun çocuğunu eve bırakıp silahımı aldım. Bu gece bir şey olmasın diye de hep dua ettim. 3-4 bin lira borcum vardı, ödeyemedim onlarla en son telefonda da küfürleşmiştik. Petrole gittim bekledim, araçlardan birisi gitti. Diğeri beklemeye devam etti. Ben de korkutmak için silahımla araçlarının yanına yaklaşarak cama tıklattım. O sırada birinin elinde bir şey gördüm, heyecanla ve korkuyla ateş ettim. Öldürmek istemedim” diye anlatmıştı. 

Kamil Cankılıç

Trabzon’da Beşikdüzü’ndeki mitinginin ardından geldiği Of ilçesinde belediye meydanında toplanan vatandaşlara seslenen Bakan Soylu, “Bu yeni sistem demokrasiyi hakim kılacak. Milleti merkeze oturtacak ve millet artık karar verecek. Millete gitmeyerek, sadece milletin değerleri üzerinden çatışma üreterek, Türkiye’yi bölerek iktidar olunmayacak. Kimseyi ayırt etmeden herkese gitmek zorunda kalacaksınız. Bu sistem çatışma, kavga üretmeyecek, uzlaşı üretecek. Laf değil iş üretenlerin sistemi olacak. Bu memlekete hizmet edenlerin sistemi olacak. Yeni sistemde bu ülkeye yıllardır yapılanlar olmayacak. Yeni sistemde topyekun bir kalkınma olacak. Pazartesi gündemde yeni hükümet tartışmaları olmayacak. Onun için herkes elini taşın altına koymalı” diye konuştu.

“TANKIN ÖNÜNE ÇIKMAK CESARET İSTER”

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “Darbe olursa tankların önüne çıkarım” sözlerini hatırlatan Bakan Soylu, “Onu söyleyen Kılıçdaroğlu’nu televizyonlarda gördük. Havalimanından kaçtı mı? Kontrollü kaçak oldu. Havalimanından kaçtı. Bu arada birileri ile telefonla görüştü. Ne görüştüğünü de kendisi söyleyemiyor. Neler görüşüldüğünü de ortaya koyamıyor. Şu çok bariz ve şeffaf gözüküyor. Kılıçdaroğlu tankın üzerine çıkacaktı dimi. Buradan ona oyuncak bir tank gönderelim de hiç olmazsa oyuncak bir tankın önünde dursun. Tankın önüne çıkmak cesaret, yürek, millet sevgisi ister, ay yıldızlı bayrağa sadakat ister, Allah’a teslimiyet ister. Öyle tankın önüne çıkmak kolay değil. Sözle sultan olunsaydı o bugüne kadar sultan olmuştu. Tayyip Erdoğan kim, Kılıçdaroğlu kim? Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan ile aşık atıyor. Kılıçdaroğlu sen o gece nereye saklanayım diye düşünürken Tayyip Erdoğan milletim diyerek 15 Temmuz gecesi uçağa bindi. İnip inmeyeceğini bilmediği halde o uçakta Allah’a teslim oldu, milletin iradesi ile birlikte oldu. Sen kim, Tayyip Erdoğan kim. Şimdi hepsi beraber bir araya geldi. Kandil, FETÖ, PKK, Avrupa bir araya gelmiş, bunlar mı bizim iyiliklerimizi istiyorlar” ifadelerini kullandı.

“BU UŞAĞUNUZ SİZDEN DESTEK İSTİYOR”

Oflu hemşehrilerinin kendisine her zaman en yüksek desteği verdiğini ifade eden Bakan Soylu, “Bu uşağunuz sizden destek istiyor. 16 Nisan’da attığınız her oyla bu uşağunuza sahip çıkacaksınız. Her oy bizi 16 Nisan’dan sonra daha güçlü, kararlı ve kuvvetli yapacaktır” diyerek destek istedi.

Bakan Soylu, konuşmasının ardından Ağrı’nın Patnos ilçesine hareket etti.

(Bayram Ali Sarı / İHA)

Referandum çalışmaları kapsamında Mersin’de bulunan Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği (ESOB) tarafından düzenlenen programda esnaflarla buluştu. Programda Bakan Elvan’a, Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, ESOB Başkanı Talat Dinçer, AK Parti İl Başkanı Cesim Ercik ile oda başkanları eşlik etti. Programda konuşan ESOB Başkanı Talat Dinçer, hükümetin bugüne kadar esnafın birçok sorununu çözdüğünü belirterek, “Şu anda en büyük sıkıntımız finansman sıkıntısı. Bir de şu anda artık insanlar şehir merkezlerine çok gelmemeye başladı. Kent merkezlerine büyük yatırım yapan esnafımız zor durumda. Kent merkezinin canlanmasını sağlamamız gerekiyor. Biz büyümek, sanayileşmek istiyoruz. Sanayi alanı isteğimiz var. Bize gösterilen yerlerin maliyeti çok yüksek. Esnafımız her zaman vatanına, bayrağına sahip çıkmıştır ve bundan sonra da çıkacaktır. Biz istikrar istiyoruz. Mersin’de yaklaşık 100 bin, ülke genelinde ise 3,5 milyon esnafımızın bundan sonra da desteklenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Küçük sanayi sitelerinde kapalı alanı 500 metrekareden 5 bin metrekareye çıkarıyoruz”

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, esnafı her zaman ön planda tuttuklarını ifade ederek, özellikle esnafın sorunlarını giderme yönünde çok yoğun bir çaba sarf ettiklerini söyledi. Son 13-14 yılda esnafa sorun arz eden birçok meseleyi de hallettiklerini kaydeden Elvan, halen bazı sorunların olduğunu, bunların da çözümü konusunda çalışmalara devam ettiklerini dile getirdi. Esnafın şu anda en önemli sorunlarından bir tanesinin yeni bir sanayi sitesi oluşturulamaması olduğunu vurgulayan Elvan, “Biliyorsunuz küçük sanayi siteleri genellikle 500 metrekare ile sınırlı oluyordu. Yeni bir düzenleme yapıyoruz, Sanayi Bakanımızla da görüştüm. Artık küçük sanayi sitelerinde kapalı alanı her bir işletme için 5 bin metrekareye çıkarıyoruz. Bodrumu da kullanmanız halinde 10 bin metre karelik bir kapalı alana sahip olacaksınız. Çünkü küçük sanayi siteleri ile organize sanayi siteleri arasında bir ara kademe gerekiyor. 500 metrekarelik bir alanda çalışan küçük sanayici, bir anda 10 bin, 20 bin metre karelik alana geçmede zorlanıyor. Dolayısıyla biz istiyoruz ki o küçük sanayicilerimize biz 5 bin metre karelik alanı tahsis edelim ve bodrumla birlikte 10 bin metrekare alan kullanabilecektir. Böylece bir anlamda o küçük sanayiden orta ölçekli bir sanayiyi sağlasın. Bunla ilgili 16 Nisan sonrası hemen düzenlemeyi yapacağız. Bununla ilgili kararlarımızı aldık. Küçük sanayicimizin daha küçük sürede gerçek anlamda sanayici olmasının önünü açacağız” dedi. 

Referandumla ilgili de konuşan Bakan Elvan, “16 Nisan referandumu Türkiyemiz için belki cumhuriyet tarihimizin en önemli meselelerinden bir tanesidir. Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyetimizi 1923’de kurdu, bir Kurtuluş Savaşı gerçekleştik. O Kurtuluş Savaşı’nı kimlere karşı gerçekleştirdik. O Avrupa ülkelerine karşı. Ne yaptık, ülkemizin istiklalini sağladık. Bugün bakınız o ülkeler, ülkelerinde hayır kampanyası yapıyorlar. Kapılarını sonlarına karşı açıyorlar. Neden yapıyorlar? 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı bugün hiçbirimiz burada olamayacaktık. İşgalciler bu ülkeyi bölmüş, parçalamış olacaktı. Zannediyor musunuz FETÖ, PKK tek başına hareket ediyor. Onların arkalarında birileri var. O birilerinin kim olduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz” şeklinde konuştu.

“Değişimden, dönüşümden ve reformdan korkmayacağız”

Bazılarının Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini ve kalkınmasını istemediklerini vurgulayan Elvan, “Bunları lütfen iyi görün. Biz daha hızlı büyüyüp, daha çok güçlenmeliyiz. Bunları yaparken de demokrasimizi daha güçlendirmeliyiz. Bu yeni Anayasa Türkiye Cumhuriyeti için, milletimiz için, halkımız için, demokrasimiz için çok önemli bir fırsat. Eğer biz Türkiyemizi çok güçlü olmasını istiyorsak, dünyada söz sahibi olmasını istiyorsak, bu Anayasa değişikli evetle Türkiye’nin önünü açacaktır. Değişimden, dönüşümden ve reformdan korkmayacağız. Dünyanın değişimine ayak uydurmak zorundayız. Güçlü hükümetlere sahip olmak zorundayız. Yeni sistemde artık yüzde 50’nin üzerinde oy almak zorundasınız. Darbeyi sadece içerideler yapmıyor. Sadece içeriden birileri kendi aralarında organize oluyor, darbe yapıyor değil. Bunların kökü dışarıda. Diyorlar ki Türkiye’nin önünü kesmemiz lazım. Türkiye uçağın havalandığı gibi uçmaya, yükselmeye başladı. Ülkemize sahip çıkacağız. Bu millet ülkesine sahip çıktığı müddetçe Allah’ın izni ile bizim yapamayacağımız hiçbir şey yoktur” ifadelerini kullandı.

“Parlamenter sistem hep darbeler üretti”

Hükümetin yaptığı mega projelerden Avrupa ülkelerinin rahatsız olduğunun altını çizen Elvan, “Varsınlar olsunlar. Biz doğru bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz ve milletimizin kararı neyse, bizim kararımızda o olacak, milletimiz ne derse o olacak. Birilerinin, vesayet odaklarının baskısıyla asla hareket etmeyeceğiz. Hep parlamenter sistem, parlamenter sistem diyorlar. Bakın parlamenter sistemin olduğu döneme. Bu ağır aksak yürüyen ve doğru düzgün çalışmayan bu parlamenter sistem hep darbeler üretti. Hep vesayet odakları üretti. Vesayetçiler ortaya çıktı. Artık darbecileri de vesayetçileri de bir kenara atmamız lazım. Türkiye’de kalıcı bir siyasi istikrar olmasa ekonomik istikrarda olmaz. Artık 3 aylık, 5 aylık, 10 aylık hükümetlere izin vermeyelim. Türkiye’de kalıcı bir siyasi istikrarın oluşmasıyla birlikte inanın Türkiye şahlanacaktır, Türkiye ayağa kalkacaktır” dedi.  

Koray Ünlü

İzmir’in Menderes ilçesinde, Şehit Astsubay Ömer Halisdemir Parkından bölgesel bir televizyon kanalının canlı yayınına katılan Menderes Belediye Başkanı Bülent Soylu, yayın sırasında bir vatandaşın “İhtiyacım var Bülent hocam. Yardımcı olabilir misiniz?” sözleri karşısında şaşırdı. “Şu anda canlı yayındayız” uyarılarını aldırmayan vatandaş, yardımında sözünü aldı.

Menderes Belediye Başkanı AK Partili Bülent Soylu, kentteki Ömer Halisdemir Parkından Egetürk TV canlı yayınına katıldı. Egepostası yazarı Mithat Umutoğulları ile Egetürk TV Genel Koordinatörü Refik Pak’ın sunduğu ‘Egepostası ile Gündem’ programında soruları yanıtlayan Soylu, kentteki yatırımlar ve Türkiye’nin merakla beklediği referandumla ilgili açıklamalarda bulundu. Canlı yayın sırasında ise ilginç bir olay yaşandı. Soylu konuşmasını sürdürürken bir vatandaş, aniden canlı yayına dahil oldu. Hızlıca AK Partili Başkan Soylu’nun yanına gelip elini öpen, Umutoğulları ve Pak ile de tokalaşan vatandaş, “Şu anda canlı yayındayız” uyarılarına da aldırmadı.

“Televizyon programı var da, müsaade et” dedi; ama..

Başkan Soylu, “Televizyon programı var da, müsaade et” dese de vatandaş bu uyarıları dikkate almayarak, “İhtiyacım var Bülent hocam. Yardımcı olabilir misiniz?” dedi. Vatandaşın bu isteği karşısında hem gazeteciler, hemde Başkan Soylu şaşırdı. Vatandaş ise sözlerini yinelemeye devam etti. Bunun üzerine Başkan Soylu, “Arkadaşlarım size yardımcı olacak. Adresini, telefonu alalım, ne gerekiyorsa yapalım” talimatı verdi.
Daha sonra vatandaş yayından çıkarılırken, Başkan Soylu, yaşanan anı değerlendirdi. Soylu, şaşkınlığa neden olan olayla ilgili, “Olacak bunlar; organik yani. Vatandaşımız buraya gelecek, sıkıntı yok. Arkadaşlarım gerekeni yapacaklar” dedi.  

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’nin Çivril ilçesinde referandum çalışmaları kapsamında partisi tarafından düzenlenen mitinge katıldı. Çivril Cumhuriyet meydanında düzenlenen mitinge Bakan Zeybekci’nin yanı sıra, AK Parti Denizli milletvekili Cahit Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Çivril Belediye Başkanı Gürcan Güven ve partililer ve vatandaşlar katıldı. Çivril Belediye Başkanı Gürcan Güven, Büyükşehir Başkanı Osman Zolan ve milletvekili Cahit Özkan da mitingde konuşma yaptı.
Daha sonra kürsüye çıkıp vatandaşlara seslenen Bakan Zeybekci, referandumda neden ‘evet’ denilmesi gerektiğini anlattı. Bakan Zeybekci, meydanda bulunan vatandaşların seslenmesine karşılık, konuşmasını keserek, zaman zaman onlarla sohbet etti.

“Biz buna kurtuluş diyoruz”

Mitingde konuşan Bakan Zeybekci, “İstiyorlar ki, Türkiye’nin geleceğin ipotek altına alsınlar. Biz buna izin verir miyiz, hayır. Her seferinde bizleri durdurmaya çalışıyorlar. Bakın topyekun geliyorlar, hep beraber geliyorlar. İçerideki uşakları ve dışarıdaki ağa babalarıyla hep beraber geliyor. topyekun geliyor, ekstra ekstra sayılar yayınlıyorlar. Sadece ve sadece Türkiye’yi şu kurtuluştan döndürmek için, ekstra baskılara giriyorlar. Biz buna kurtuluş diyoruz. Biz diyoruz ki, ‘Türkiye’nin sömürülmesini istiyorlar’ onlar diyor ki, ‘Türkiye elimizden kaçıyor’. Bunlar istiyorlar ki, Türkiye’nin 2001 yılında olduğu gibi yüz liralık verginin 87 lirasını faize ödesin. Bunlar bunu istiyor” dedi.

“AK Parti’lisiyle, CHP’lisiyle, MHP’lisiyle, hep beraber Türkiye kurtulacak”

Koalisyonlardan kurtulunması gerektiğini belirten Zeybekci, “Bunlardan kurtulmak için, bunların bir daha Türkiye’nin geleceğini karartmamak için 16 Nisan’da, 15 Temmuz’daki gibi bir destan yazacak. Bu destana var mıyız? Allah’ın izniyle varız. AK Parti’lisiyle, CHP’lisiyle, MHP’lisiyle, hep beraber Türkiye kurtulacak. Türkiye’de siyasetin geleceği için, özellikle CHP’li kardeşlerim için söylüyorum. Eğer ülkenin geleceği mevzu bahisse, eğer al bayrağın dalgalanması mevzu bahisse, eğer devletin geleceği mevzu bahisse, vatanın bölünmez bütünlüğü mevzu bahisse, 16 Nisan’da inşallah hep beraber ‘evet’ diyeceğiz” diye konuştu.

Konuşması sırasında ‘doğalgaz istiyoruz’ diyen bir vatandaşa Zeybekci’nin, “Bir dur yahu, dur bir dakika tadını çıkarayım” demesi meydanda gülüşmelere neden oldu.
2017 yılında Denizli’de Acıpayam Serinhisar ve Sarayköy ilçelerine doğalgaz geleceğini belirten Zeybekci, 2018 yılında ise Çivril ilçesine doğalgaz getirileceğini söyledi.
Konuşmasının ardından Zeybekci, platformun üzerinden meydandaki vatandaşlara karanfil attı.

Medeni Topaloğlu
 

Giresun Valiliği yanındaki trafiğe kapatılan İnönü Caddesi’ne kurulan platformdan vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim bakanlarımıza kapanan kapılar dikkat edin, Avrupa’da teröristlere sonuna kadar açıldı. Bizim bakanlarımızı polis zoruyla sınır dışına çıkartanlar teröristlere polis korumasında gösteri yaptırdılar. Kendi polis araçlarında bölücü terör örgütünün posteriyle gösteri yaptılar. Nerede Almanya’da. Ne yaparlarsa yapsınlar Avrupa’nın yüzündeki makyaj dökülüyor. Altındaki o faşist, ırkçı, yabancı karşıtı, İslam düşmanı bir yüz kendini göstermeye başlıyor. Artık bunlar İslam karşıtı olduklarını göstermeye başladılar. Müslümanlara tahammülleri yok. Ne yapsalar boş. Avrupa’nın geleceği Türkiye’den giderek oraya yerleşmiş 5 milyon kardeşimiz şekillendirecek. Nüfusu yaşlanan, ekonomisi yavaşlayan, takati, gücü tükenen Avrupa için başka çıkış yok. Giresun 16 Nisan’da ‘evet’ diyerek yurt dışındaki kardeşlerine sahip çıkıyor mu? Ülkemize şaşı bakan herkese mesajını vermeye hazır mı? Giresun bu işi bitirdi” diye konuştu.

“Önümüzdeki dönem en büyük reform ana muhalefet partisinde olacak”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün söylediklerini ertesi gün kendileri yalanlıyor. Bir bakıyorsunuz ‘Rakka’ya, Münbiç’e niye girmiyorsunuz’ diyor, 5 dakika geçmeden Suriye’de ne işiniz var diyor. Bir bakıyorsunuz ‘Hollanda ile ilişkiler kesilmeli’ diyor daha bu sözün yankısı dinmeden ‘Avrupa ile niye gerginlik çıkartıyorsunuz?’ diyor. Seçimlerden istediği neticeyi elde edememesi halinde siyaseti bırakacağını söyleyen hiçbirinde sözünü tutmayan bu zatın miadı da dolmuştur. 16 Nisan bu miadın tarihidir. Yeni sistemde sürekli öyle seçim kaybedip de koltukta kontrollü oturma devri bitiyor. Bir kaybettiniz mi 5 sene gitti. Şimdi durum değişti. Farklı bir döneme giriyoruz. Bu çok kaldı orada. 7 seçim kaybetti buna rağmen o koltukta oturuyor. Bunun adı kasetli genel başkan. Kasetle geldi bambaşka kasetle gidecek, şimdi kaset de yok CD ile gidecek. Önümüzdeki dönem en büyük reform ana muhalefet partisinde olacak. Yeni dönemde Türkiye’nin geleceği için söyleyecek sözü, uygulayacak programı, hayata geçirecek projeleri olanlar hayatta kalabilecektir. Demokrasilerde ana muhalefet partileri çok önemli. Demokrasi iktidarını ana muhalefetle güçlü kılar. Ama ne yazık ki Türkiye nasipsiz” şeklinde konuştu.

“Niye kaçtın ?”

15 Temmuz gazilerinden Giresunlu Sabri Ünal’ı yanına çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından o gece yaşadıklarını anlattı. Erdoğan, “Saat gece 3 buçuk indik, orada hemen koordine ettik. Hemen gençler yanımıza geldi. ‘VİP’ten Kılıçdaroğlu gitti’ dediler. Görüntüler ortaya çıkıyor darbecilerle pazarlık yapıyor. Utanmadan bir programda ‘Bir darbe olacak olsa tankların önünde ben dururum, üzerine ben çıkarım’ diyor. Niye kaçtın. Niye oraya gelmedin. Bir televizyon programında da söylüyor ki, ‘Sayın Cumhurbaşkanı beni haberdar etseydi bende gelirdim’ diyor. Millete çağrımı yaptım. Sen millet değil misin, değil değil. İnşallah 16 Nisan bizim için bir aydınlık olacak. Bir milat olacak. 16 Nisan’a 2 gün kaldı. Tüm vatandaşlarımdan bir ricam var. Bugüne kadar söylenenlerin hepsini bir kenara bırakın. Özellikle yaşı 35’in üzerinde olanlar için söylüyorum. Tek bir sorunun cevabını arayın. Ve kararınızı ona göre verin. Türkiye geçmişteki gibi siyasette krizler, kaoslar, kavgalar, dövüşler ülkesi mi olsun yoksa 5 yılda bir seçimlerin yapıldığı yürütmenin, yasamanın kendi işine baktığı istikrarlı bir ülke mi olsun. 16 Nisan’da tercihinizi bunlardan birinden yana kullanacaksınız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam saat 20.00’da TGRT Haber, TV Net ve Beyaz TV’nin ortak yayına çıkacağını sözlerine ekledi. 

Ahmet Bilge – Resul Yanbul – Candemir Sarı
 

16 Nisan referandum çalışmaları kapsamında yaklaşık iki aydır yoğun olarak ilçe programlarına devam eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bugün Silivri ilçesinde bir dizi programa katıldı. Başkan Topbaş, ilk olarak Silivri Sanayici ve İşadamları Derneği (SİAD) ziyaret ederek iş adamlarıyla bir araya geldi. Daha sonra ise AK Parti Silivri İlçe Başkanlığı tarafından özel bir restoranda düzenlenen programda ilçede görev alan STK temsilcileri, muhtarlar, kanaat önderleri ve Silivrili vatandaşlarla buluştu. Program kapsamında yapılan konuşmalarda Pazar günü yapılacak olan Referandumun ülke geleceği açısından önemi ve Anayasa’da yapılacak olan madde değişiklikleri hakkında bilgiler aktarıldı.

“Dünyada kendi kaynakları metro yapan belediye yok”

AK Parti Silivri İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Maaş ödemeyen belediye olarak bilinen benim dönemimde 98 milyar yatırım yaptık. 16.5 milyar bu sene yatırımımız var. Silivri’ye bugüne kadar 2 milyara yakın yatırım yapmışız. Dünyada kendi kaynaklarıyla metro yapan bir belediye yok. Biz her yerde metro her yere metro dedik. Bin metresi 50 milyon dolar, yani 200 milyona yakın tutuyor” dedi.

“Silivri’ye 32.5 kilometre metro gelecek”

Silivri’ye yapılacak olan metronun projelendirme çalışmalarının yapıldığını söyleyen Başkan Topbaş, “Silivri’ye metro dedik, hayal dahi edilemezdi. Düşünülmezdi talep dahi edilemezdi. Buraya 32.5 kilometre Silivri’ye metro gelecek. Metro çalışmasının programa alıyoruz, şu anda projeleri yapılıyor. Silivri metroya kavuşunca burada oturmak, bu güzel atmosferi solumak ve burada bulunmak, ayrıca şehir içerisinde olduğu zaman rahat bir şekilde gidip gelmek konforunu sizlere yaşatacağız” diye konuştu.

“Büyükçekmece’den Sarıyer’e yapılacak tünel Silivri’yi de etkileyecek”

Büyükçekmece’den Sarıyer’e kadar yapılacak tünelin Silivri’yi de etkileyeceğini belirten Topbaş, “Silivri içinde önemli olduğunu düşündüğüm Büyükçekmece’den Sarıyer’e kadar 140 kilometre tünel yapıyoruz. Maliyet olarak ciddi bir rakam kilometresi takriben 40-50 milyon civarında. Bu tünel yer yer çıkıyor ve tekrar giriyor. Yani bir yerden giriyor Haramidere’den çıkıyor, daha sonra Avcılar’dan çıkıyor. Ardışık olarak devamlı olarak gidiyor. Son olarak Kağıthane’den çıkarak Sarıyer’e kadar gidebileceksiniz. Yani artık trafiğe girmeden bastırıp gidebileceksiniz” şeklinde konuştu.

“Ülke ve kent menfaati söz konusu olursa akan suların durması lazım”

Referandumla ilgili konuşan Başkan Kadir Topbaş, “Yapılan çalışmalarda esasında olan ülkenin geleceğidir, ülkenin yarınlarıdır. Kim doğru iş yapıyorsa onun yanında olmak lazım. Yani burada illa muhalefette olduğum için her şeye hayır diyeceğim mantığı olmaması lazım. Ama maalesef siyasi partiler bunu kendine doğru yönelterek, kendine oy vermiş insanların onlarla aynı karar doğrultusunda olmalarına ısrar ediyorlar. Halbuki ülke ve kent menfaati söz konusu olduğu zaman akan suların durması lazım. Maalesef ülkemizde bu mantık henüz gelişmedi. Hangi siyasi kimlikte olursu olsun doğru iş yapıyorsa yanında olmak, yanlış iş yapıyorsa da karşısında olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

Mehmet Başa – Caner Sönmez

TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar sordu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cevapladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ‘Referanduma Doğru Özel’ yayın, TGRT Haber-TGRT EU- TGRT Belgesel ve TGRT FM ortak yayını ile İstanbul merkezli 60, Anadolu’da 60 olmak üzere, toplam 120 televizyon kanalına yayın hizmeti veren İhlas Haber Ajansı (İHA) Beyaz TV ve TV Net üzerinden canlı yayınlandı.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tarabya Huber Köşkü’nden TGRT Haber’e yaptığı açıklamalar;

Batuhan Yaşar: Efendim son düzlük dedik ama meydanların dili sizde, bir taraftan anketler de yapılıyor. Hem bugün açıklanan anket sonucu var mı? Artık son günlere geldik neler diyeceksiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 kanalından izleyicilerine şükranlarımı sunuyorum. Ben mitinglerden geldim oralarda yağmura rağmen muhteşem katılım vardı. Böyle bir katılımla bütünleşmek adeta finish diyebileceğimiz bir noktada ben halkımızın bu işi ne denli benimsediğini göstermesi bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Ben meydanların diline önem veririm, dün Erzurum’da aynı şekilde meydanlar patlarcasına, yollar, balkonlar patlarcasına her yerde bizimle kucaklaşmak isteyen halkımız vardı. Bir gün önce Şanlıurfa’daydım, Şanlıurfa hakkaten muhteşemdi. Şanlıurfa adeta miting alanına akın etmişti, bunları görünce toplumumuzun bir karar noktasına geldiğini görüyorum. Bazı sorularıma aldığım cevaplarla da artık işi benimsemiş gibi duruyor milletimiz.

“REFERANDUM ÖNCESİ RAKAM AÇIKLAMAK DOĞRU OLMAZ”

Batuhan Yaşar: Sürekli kararsızların çok olduğu söyleniyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben artık kararsızların kaldığını düşünmüyorum. O da artık siyasi partilerinde aradıklarını bulamamış olduklarından dolayı olduğunu düşünüyorum. Evette ciddi bir tırmanma söz konusu, hayırı da burada inişte olduğu7nu görüyoruz. Bir milletvekili seçimi olsa bazı şeyleri açıklamakta fayda olur ama referandum öncesi böyle bir durumu açıklamak doğru olmaz. Araştırmacı şirketlerin açıklaması daha doğru olur ki şirketler de şuan evetin önde gittiğini belirtiyorlar.

Hayır cehpesine baktığımızda salon toplantıları yaptılar, Kılıçdaroğlu’na gönderme yaptınız ‘yalan söylüyor’ diye. Bu söylemlere cevap vermekte bir mesai harcanmasıydı, evetin daha iyi anlatılmasının önüne geçmiş olabilir mi bu?

“KILIÇDAROĞLU’NUN KORUMALARI DARBECİLERLE GÖRÜŞME YAPTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İşin kolayına gidiyor onlar. Yine bir televizyon kanalındaydı, 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gece kendisine arkadaşlar soruyor; O gece darbe girişiminde siz neredeydiniz? Diye. Dedi ki; Sayın Cumhurbaşkanı beni haberdar etse kendisini beklerdim. Çünkü daha önce bazı televizyon, radyo programlarında darbe olacak olursa tankların önüne ben çıkarım diyen kişi. O akşam ben 03:30’da Yeşilköy’e iniyorum. Bu arada on binlerce İstanbullu bizi karşıladı, açıklamalar yaptık bu arada da vekaleten 1. Ordu Komutanımızı Genelkurmay Başkanlığı’na atadık. Valilerimizle orada konuştuk daha sonra Enerji Bakanlarımızla görüşmeler yaptık. Arkadaşlar dedi ki; Buradan 11:15, 11:30 civarı VİP’den Kılıçdaroğlu ayrıldı. Bir ışıldaklı araçla, tabi o akşam bunu bilmiyorduk biz. Şİmdi baktık ki malum A Haber – ATV aynı şekilde Sabah grubu daha farklı görüntüleri yakalamışlar. Oradan yakaladıkları görüntülerle orada yanındaki korumaları darbe yapanlarla görüşme yapıyor. Bu çok manidar, sen o arada 12 dakika bir görüşme yapıyorsun. Bir açıklama da yapmış değil henüz, nedir? Kimle görüştün, neyi görüştün? Bunları toplum bilsin ama her hangi bir açıklama yok. Işıldaklı arabaya atlıyor ve gidiyor. Helikopterler geldi geçti, uçaklar geldi geçti biz ertesi gün öğlene kadar oradaydık. Darbe tamamen geri tepti ve duruma hakim olduk ondan sonra da süreci işlettik. Şimdi bir gerçek var, dürüst ol. Yalan konuşma, şimdi bu milli bir mesela ama buna rağmen hatırlayın ben 7 Ağustos’taki Yenikapı buluşmasına kendisini davet ettim ve icabet etmedi sonra öyle zannediyorum ki çok baskı yedi ve bu baskılar neticesinde Cuma günü geleceğine dair haber geldi.

“AK PARTİ VE MHP BERABER CHP VE HDP BERABER HAREKET ETTİ” Buna ne sebebiyet vermiş olabilir sizce?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Buna kendisi cevap vermesi lazım, yeni anayasa meydanlarda verilen sözdü. Burada AK Parti ve MHP grupları bir ittifak tesis ettiler ve 339’la parlamentodan geçti. Gönül isterdi ki buna CHP’de katılsın. Şu anda referandumla değil parlamentodan çıkardı bu karar. Bu defa iki siyasi parti referandumdan yana hareket etti ikisi de işe muhalefet olarak hareket etti. Millet gereken cevabı veriyor ve Pazar günü son nokta konulacak.

“CHP ATATÜRK VE İNÖNÜ İÇİN TEK ADAM DEMİYOR”

CHP değişiklik olacak maddelerin hiç bir şekilde anlatılmadığını iddia ediyor. Anlatılmaya başlandı, o günden bu güne kadar da o maddeleri konuşmayı bırakıp bir kaç madde seçtiler. Bu maddeler tek adamlık meselesi, meclisin feshedilmesi, bir de şu iddiaları var ‘Erdoğan’dan sonra ne olacak?’ dış politika ve ekonomi meseleleri de dile getiriliyor. Onlara göre problemli alanlar bunlar gibi kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir defa tek adamlık konusu, bu zat önce kendi partisinin geçmişini bilmiyor önce bunu öğrenmesi lazım. Şu anda bu sistemle tek adamlık diye bir şey gelmiyor. Bu sistemle, dünyada da uygulamaları olan aslında parlamentonun işlevini artıran, ortak aklın oluştuğu bir kadro hareketi devreye giriyor. Gazi Mustafa Kemal malum hem CHP’nin Genel Başkanı hem Cumhurbaşkanıydı. Ardından İnönü geldi, hem CHP’nin Genel Başkanı hem Cumhurbaşkanıydı. Bugüne kadar bunlar için hiç tek adam dedi mi? Yok, biz de böyle bir adım atmadık. Biz istifa ettik, öyle Cumhurbaşkanı olduk fakat tabii ben ilk defa halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı oldum. Gazi Mustafa Kemal nasıl partisinin Genel Başkanı olarak kalmış hem de Cumhurbaşkanı olduysa yine bu olacak. Dünyada örnekleri var, partisinin başkanlığını yapan var, aynı zamanda başkan olan var. Ama bunları kabul etmek işlerine gelmiyor, dersini iyi çalışmıyor. Biz bir defa tek adamlık anlayışını anlatırken yanlış anlatıyoruz. Ben iki örnek veriyorum bakın, tek adamlık var mı yok mu? Eğer başka bir yorumun varsa yap onu da öğrenelim. Başbakan bir partinin Genel Başkanı mı? Genel Başkanı, aynı zamanda Başbakanlık yapıyor mu? Yapıyor, orada neden tek adamlık olmuyor? Garibim daha böyle bir şeyi göremediği için ne nereye tekabül ediyor bilmiyor. Burada biz o yorulma meselesi dedik ya, bunlar işte insanı yoruyor. Bu mukayeseyi yapamıyorlar.

Cumhurbaşkanı’nın bir kere Meclis’i feshetmesi yok. Seçime götürme yetkisi var, böyle bir adım atıldığı zaman ortaya ne gelecek? Ortaya iki sandık gelecek hem milletvekili hem Cumhurbaşkanı sandığı ama bir Cumhurbaşkanı görevdeyken neden böyle bir seçime gitme yolunu denesin ki? Bu ancak fevkalade bir hal içindeyken yapılabilir. 5 yıl bir hedef, bunun ekonomiye, istikrar, güvene faydası var.

“PARLAMENTO DAHA DA GÜÇLENİYOR”

Cumhurbaşkanı’nın bir kere Meclis’i feshetmesi yok. Seçime götürme yetkisi var, böyle bir adım atıldığı zaman ortaya ne gelecek? Ortaya iki sandık gelecek hem milletvekili hem Cumhurbaşkanı sandığı ama bir Cumhurbaşkanı görevdeyken neden böyle bir seçime gitme yolunu denesin ki? Bu ancak fevkalade bir hal içindeyken yapılabilir. 5 yıl bir hedef, bunun ekonomiye, istikrar, güvene faydası var. Bu hedef saptırmadan başka bir şey değildir. Şu anda Cumhurbaşkanı biliyorsunuz ihanet-i vatanniyeden yüce divana gider. Fakat yeni dönemde 2019 Kasım’ından sonra, bu defa tüm kişisel suçlarından ötürü parlamentodaki belli çoğunluk sağlandıktan sonra yüce divana gidecek. Bu nedir? Parlamento’nun ne denli güçlendiğini gösterir. Şuanda Meclis’in HSYK’ya üye verme yetkisi yoktur, yeni dönemde 7 üye verme yetkisi olacak. 7 tane üye gönderiyor, bu seçimden sonra hemen olacak bu. 30 gün içerisinde bu seçimlerden sonra üyeler seçilecek bende 4 üye atayacağım. Bir de müsteşar ve Adalet Bakanı atanacak. 13 üye ile HSK’yı çalışmaya başlatıyorsunuz. 3 olan daire 2’ye düşüyor bu adımlarla beraber parlamento farklı bir güç elde etmiş oluyor ve bunu da kimsenin inkar edecek hali yok.

“TAYYİP ERDOĞAN BİR TABU DEĞİL KULDUR”

2019’dan sonra ne olacağına yada 2019’a kadar yaşayacağımıza dair garanti var mı? Asıl olan sistem, biz kişileri değil sistemi konuşuyoruz. Eğer faniler üzerine siz bir ülkeyi bina etmeye çalışırsanız batarsınız, onun için kalıcılığı olan bir sistem oluşturalım. Kim gelirse gelsin bu sisteme uysun ve bu sistemle ülkeyi yönetsin. Şu anda bizler insan olarak böyle bir durumu değerlendirirken şuna bakmamız lazım; Tamam da bu tabudur, biz tabuları yıkmamız lazım. Eğer tabuları yıkmazsak bunun bedelini ağır öderiz, Tayyip Erdoğan bir tabu değildir, bir kuldur. Tayyip Erdoğan sonrası milletin iradesine saygı duymasını öğrenecekler.

“GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN SÖZÜNE KENDİLERİ UYMUYOR”

Şimdi Gazi Mustafa Kemal aşağı Gazi Mustafa Kemal yukarı, onun partisinin sahibiyiz biz diyor. Oturduğun koltuktan okumuyor musun? ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ yazıyor altında da Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası var. Buna neden uymuyorsun o zaman? Siz bu ülkeyi yönetecek aktörler yetiştirebiliyorsanız bu ülke güçlüdür, canlıdır işte bu yüzden 18 yaş diyoruz. Genç, dinamik bir parlamento. Gençler asla bir rüşvete, lütfa ihtiyaç duymazlar. Biz gençlere şu anda 18 yaş cezai mükellefiyet getiriyor mu? Evlenme yaşı 18 diyorsun, bütün bunlar oluyorken seçme hakkı verirken seçilme hakkı neden vermiyorsun? İşte biz veriyoruz, önce 30’du 25’e indirdik, 18’e inmesi lazım diyorduk, işte şimdi bunu gerçekleştiriyoruz. Gençliğimiz parlamentomuza inşallah ayrı bir dinamizm katacak. Şu anda parlamentoda 25-30 yaş grubu arasında çok az arkadaşımız var, sorun bakalım kimlerin çocukları?

“DİĞER ÜLKELERLE BİZİM ARAMIZDA ADİL BİR DAĞILIM YOK”

Batuhan Yaşar: Yargıdan bir örnek verdiniz, HSYK, HSK olacak dediniz. Bir de güçler ayrılığı ortadan kalkıyor, güçler birleşmesi oluyor bütün yönetim tek ele geçiyor iddiaları var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu da bir yalan, 2010 öncesine bakalım. 2010 öncesinde üye sayısı HSK’nın 7 asıl 5 yedekti. Ve Cumhurbaşkanı 5 asıl 5 yedek atardı, Adalet Bakanı ve müsteşar 2 üye atardı böylece 7 oluşurdu. 2010 sonrası 21 asıl 7 yedek oldu. Sonra üye sayısı 21 yapıldı. Şimdi ise 2017 sonrası üye sayısı 13 oluyor. Bakın tasarrufa gidiliyor, Meclis hiç üye atayamazken şimdi 7 üye atıyor. Cumhurbaşkanı yine 4 üye atıyor. Adalet akamdeisinden üye yok sdece, bu tabloyu sağa sola çekmenin alemi yok. Burada her hangi bir müdahale söz konusu değil. Anayasa Mahkemesi’nin 2010 sonrası 17’ye çıktı üye sayısı, şimdi 15’e düşüyor. 2 askeri üye var, bu üyeler emeklilik süresi dolunca ayrılıyor. TBMM, burada 3 üye seçiyordu yine 3 üye seçecek. Cumhurbaşkanı ise 14 atıyordu şimdi ise 2017’de 12 atayacak neden? Askeri üyeler olmayacağı için şimdi burada nasıl oluyorda bu kuvvetler ayrılığı birbirine giriyor. Az önce yasama organının durumunu anlattım, yasama organı bir defa 550 milletvekilinden 600’e çıkıyor. Neden? Buradaki olay şu, adil bir parlamento oluşumunu sağlayalım çünkü başka ülkelerde bakıyorsunuz nüfusa oranladığınızda oran çok farklı, bizde ise çok farklı bir tablo var. Bunu halletmemiz gerek dedik, bununla ilgili bazı ülkeler var ki bizimle mukayese edilkemeyecek şekilde çok farklı. Mesela Almanya; Bakın 82 milyon nüfusu var, milletvekili sayısı 667, milletvekili başına düşen sayı 123 bin. Fransa 66 milyon nüfusu var, milletvekili sayısı senato ile birlikte 925 nüfus ortada. İspanya’ya bakıyoruz 44 milyon nüfusu var milletvekili sayısı 616, 64 bin kişiye 1 vekil düşüyor. Bizde adil bir dağılım yok. Bu sayı parlamentoya bir denge getiriyor. Cumhurbaşkanının yasama yetkisi yok, kanun yapma yetkisi yok. Benim Türk tipi Başkanlık sistemi ifademin arkasında yatran bunlardır. Biz illa birileri şöyle yapıyor bizde yapalım diye bir şey yok. Biz kendi örf adetlerimize bakarak bir yapı yapmamız lazım.

Batuhan Yaşar: Kemal Kılıçdaroğlu ‘Ülkeyi Cumhurbaşkanı kararnamelerle yönetecek’ diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şu anda bir defa Cumhurbaşkanı hakkında anayasa maddesi olan bir konuda her hangi bir kararname çıkaramaz. Yasal düzenleme konusunda da çıkaramaz ama bunların dışında boşluklar var. Belli bazı alanlarda sıkıntılar olabilir, temel hak ve özgürlükler anlamında değil. Orada Cumhurbaşkanı bir kararname ile düzenleme yapabilir, nedir bu? Atama ve benzeri şeylerle bunu yapabilir. Yani siz kararname ile hakkında kanun olan bir konuyu örneğin muhtarlar gündeme geldi ya, siz kalkıp muhtarlıkları kaldıramazsınız çünkü onlar yasalarla o makamlar oluşturulmuş. Onun için kalkıp Cumhurbaşkanı muhtarlık felan kapatamaz, adam lokantaya kadar indi. Enteresan şeyler söylüyor, Cumhurbaşkanının yardımcıları 50 tane diyor, 100 tane diyor hatta ileri gitti 1.500 dedi. Bir diğer konu, bir yalan daha söylüyor üniter yapı noktasında. Biz bugüne kadar üniter yapı noktasında olumsuz bir açıklamamız oldu mu?

“1923’TE REJİM TARTIŞMASI BU ÜLKEDE BİTMİŞTİR”

Batuhan Yaşar: Bu ilk aşama diyorlar Kemal Kılıçdaroğlu değil Deniz Baykal’da aynını söylüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Al birini vur ötekine ikiside aynı. Burada üniter yapıyı savunduğumuzun en büyük ispatı PKK ile verdiğimiz mücadeledir. CHP, Hakkari’ye gitti miting yaptı orada bir tane Türk bayrağını gösteremedi orada HDP’yi arkasına alıp miting yaptı ve bu konuyla ilgili olarak danışmanımın bir açıklamasını çarpıtmışlar, daha sonra onu düzeltti danışmanım ama buna rağmen bunlar onu yürüttü. Ben ne diyorum sen ona bak, benden böyle bir şey duydun mu? Rejimle ilgili kim bir şey söylerse ben karşısında dururum dedim 1923’te rejim tartışması bu ülkede bitmiştir.

“GÜNEYDOĞU TURİZM DE PATLAMA YAPACAK”

Kürt seçmenin ne diyeceği önem taşıyor, Kürt halkının kullanacağı oy bu operasyonları destekliyor mu, desteklemiyor mu bunu görmenize yardım edecek. PKK’nın ele başları MHP ve AK Parti bizi bitirecek diyorlar, neden böyle değerlendiriyorlar? Ve kaç tane Cumhurbaşkanı yardımcısı ön görülüyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir defa Cumhurbaşkanı’nın her hangi bir yere gitmesi veya belli bir süre oradan ayrı kalmasında tabii ki yanındaki yardımcılarından birini görevlendirecektir ve o vekalet edecektir. Allah göstermesin hastalık olur vesaire bunlarla ilgili. Bunun da suistimalini yapıyorlar, Cumhurbaşkanı’nın vekaletini Meclis Başkanı yapsın diyorlar. Şimdi artık Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık birleştirildiğine göre bu yeni yapıda da Cumhurbaşkanı bir yere giderken yerine de yardımcılarından birini vekaleten görevlendiriyor. Şimdi Güneydoğu ile ilgili olarak benim Kürt kardeşlerim bir defa biz çok ciddi manada hükümetimiz yatırımlar yapıyor. Kentsel dönüşüm, değişim noktasında yatırımlar var. Burada bu terör örgütleri, çukurlar, hendekler açmak suretiyle. Benim Güneydoğu’daki Kürt karteşlerime hayatı zindan ettiler, hükümet burada gayretin içinde. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız TOKİ ile müşterik bir çalışmayı yürütüyor. Kısa zamand Güneydoğu hakikaten güzel bir çekim alanı haline gelecek. Ben projeleri görüyorum, getirdikleri zaman bakıyorum ve projeleri görünce ‘Bu gördüklerim rüya değilse, Türkiye turizm de ciddi bir patlamayı yapacak’ Türkiye turizm de ciddi bir patlama yapacak. Şu anda yatırımcı yok, kaçıyor, terörden korkuyor fakat şimdi bir rahatlama başladı, artık vatandaş gece geziyor, dolaşıyor. Diyarbakır’ın cadde ve sokaklarında bu var. Diğer illerde bu var, şimdi Hakkari’de hepsi temizleniyor, bütün bunların temizlenmesiyle birlikte yeni binalar yapılıyor. Sur içinde, İç Kale’de aslına uyarak bu yapılıyor. Güneydoğu farklı bir hale gelecek ve oradaki Kürt vatandaşlarımda bunu görüyor, evlerinden eşya alıp gidenler vardı ya, şimdi onlar oralara yeniden gelecekler. Oradaki gördükleri huzur artık yeni bir değerlendirmeye tabii yol açacaktır.

“KANDİL, İMRALI, FETÖ HAYIR DİYOR”

Elebaşlarından ölenler çok oldu. Kandil hayır diyor, İmrali hayır diyor, Pensilvanya’da FETÖ hayır diyor. Biz hayır diyenleri de anlayışla karşılarız o ayrı mesele, benim vatandaşım da kim bize hayır dedirtmek istiyor bunu da kendisine soracaktır. Vatandaşlarımız ‘Ben bunlarla yürümem’ diyecektir. Bu asla ipotek koymak değildir, zaten benim vatandaşım iradesini bu yönde şekillendirecektir diye düşünüyorum. Bu milletin bütünlüğe, kardeşliğe ihtiyacı var.

“GELİRLER ŞUAN 3 KAT ARTTI” Kamuoyu yoklamalarına dair bilgi verebilirmisiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ciddi bir ilerleme var her şey güzel görünüyor.

Diyelim ki 2002’de biz yola çıktığımızda hatta geriye alayım 2001 partimizin kuruluşu. Anadolu’yu dolaşıyorum, Güneydoğu Anadolu’da oradaki halkımızın söylediği bir şey vardı hatırlayın o zaman Türkiye’de OHAL vardı, ‘Sadece şu OHAL’i kaldırın yeter’ diyorlardı ve göreve geldik. Aldığımız oy aslında çok yüksek değildi ama parlamentonun yüzde 63’ünü biz almıştık fakat enteresan o dönemde biz süratli bir karar aldık. Parlamentoya ben giremedim, Abdullah Bey Başbakan oldu ve 1 ay içinde OHAL’i kaldırdık, peki kaldırdıkta ne oldu? Terör bitti mi? Maalesef terör bitmedi, tam aksine terör çok daha farklı bir şekilde gelişme yollarını aradı. Bunlar ihanet şebekesiydi, hiç bir yerde Türk bayrağını bir kongrelerine dahi asmazlardı. Dert başkaydı, şu anda oluşturacağımız sistemde de tabii ki birileri buna adapte olamayacak. 14 sene, 15 sene bizde bu sistemle ülkeyi yönettik ama Allahtandır ki hep tek başımıza iktidarda olduğumuz için şuan 3 kat gelirleri artırdık. 2013 itibariyle IMF’ye olan borcumuzu bitirdik, MB’nin döviz rezervi şuan 107 milyar dolara kadar çıkardık. Bir ara başbakanlığım döneminde 136 milyar dolara kadar çıktı ama bu olumsuz gelişmeler sonrası düştü ama yeniden çıkaracağız. Benim halkım ekonomi ile ilgili olarak sıçrama olarak 16 Nisan’ı görmesi lazım, Pazar günü bu ülkede sandıklardan evet çıkarsa ekonomide ciddi bir sıçrama olacaktır. Bizim hedefimiz 2023’te 25 bin dolara ulaşmak kişi başına milli gelirde. Biz biraz mütevazi davranıp 22 bin dolar diyoruz. Sistem noktasında da bu sisteme parlamento içindeki partiler zaten evet dese sıkıntı olmayacaktı. CHP ve diğeri buna yaklaşmadı, sizde sistemnizi ortaya koyun onu da götürelim millete teklifi yaptık, yeter ki birlik olsun dedik ama ona da yanaşmadılar.

ERDOĞAN YAŞADIĞI KAZAYI İLK KEZ ANLATTI

Aslında ben tabii ki, gerek bu durumları anacığım babacığım hep yaşadık. Az önce teyzeyi hatırlayınca o geldi. Gider erken saatlerde kuyruğa gider, numarayı alır ondan sonra annemi alır hastaneye götürürdüm. Yaşlı kadın kimse onu oraya getiren olmamış. Bolu Dağı’ndan bir gün sabah namazı sonrası çıktık, kışı meşhur oranın. Biz kaymaya başladık, bariyerlere vurduk. 5 arkadaşız, Düzce’ye götürdüler bizi. Ama Düzce’de hastanenin ambulansı yok burada bir şey yapamayacağız dediler, bizi van tipi araçlara yatırdılar balık istifi, bu şekilde Bolu’ya geldik, bizi devlet hastanesine götürdüler. Siz memurmusunuz, işçimisiniz dediler, sigortalıyız deyince kabul etmediler oradan SSK’ya götürdüler. Bunların hepsi kan kaybı ama bir ambulans yok, bir hemşire verilmiyor. Şimdi ki duruma bakıyorum artık böyle bir sıkıntımız yok, hiç bir hastane size ben bakamam lüksü yok, cürreti yok. Ne yaptık? Bu olayları yaşadığım için arkadaşlara bu hastanelerin hepsini birleştirmemiz lazım. Sendikalar karşımıza dikildi ama yok arkadaş biz bunu birleştireceğiz, vatandaş hangi hastaneye giderse orada hizmeti alacak. Yasayı çıkardık ve ardından bir şey daha yaptık Genel Sağlık Sigortası’nı çıkardık. İki; Biliyorsunuz eskiden ilaç sıkıntısı aman yarabbi. Eskiden belki bir iki tanesini bulurdunuz, bunların hepsini biz kapattık. Her eczaneden alışveriş yapabilirsiniz dedik, bunlar önce yoktu. Kılıçdaroğlu döneminde bunlar yoktu. Şimdi biz hamdolsun hastanelerimizi tümüyle bazı büyük ilçelerde hatta bin yataklı hastaneler yaptık, şimdi bir de şehir hastaneleri yaptık, özel hastaneler, vakıf hastanelerinden istifade ediyorduk ama şimdi şehir hastaneleri Türkiye’ye bir kaç sınıf atlatıyor artık dünya buraya akıyor. Doktorlarımızda ki kalite arttıkça bu olacak. Şimdi Balıkesir, Mersin, Yozgat, Isparta şehir hastanelerimizi açtık şimdi Ankara’da 2 tane yapılıyor. Fiziki mekanlar itibariyle biz Avrupa’yı geçeceğiz. Bütün doktorlarımızı inşallah üst düzey eğitim alması için yurtdışına da göndereceğiz ve bunu en üst düzeye çekeceğiz.

“TRUMP İLE YARIN GÖRÜŞEBİLİRİZ”

Trump ile yarın bir görüşmemiz olabilir. Suriye’de bir çalışma da yapmamız lazım, ben kimyasal silahlarla mücadeleden yana değil bu olayın sadece bir boyutu. Ölenler sadece kimyasal silahla ölmüyor ki! Kimyasal silahla bugün Suriye’de kaç kişi öldü, diğer şekillerle kaç kişi öldü. Onun da üzerine gideceğiz, kimyasal silahlara karşı mücadeleyi verelim ama diğer türlü susalım böyle bir şey olmaz.

RAKKA VE MÜNBİÇ OPERASYONU İLE İLGİLİ SON DURUM

Münbiç’te Rusya’nın insani yardım konusunda bir hareketlenmesi var ABD’nin orada bir çalışması var tabii rejim de bu işin içinde. Orada ÖSO ile bizde varız, biz de bu süreci devam ettireceğiz. Münbiç ile iş bitmiyor, asıl önemli olan DEAŞ’ın merkezi durumunda olan yer Rakka. Rakka’daki mücadelede bizim şuandaki kararlılığımız şudur, biz diyor ki; Gelin hedef DEAŞ ise birleşip beraber mücadele vereilim. Sen PYD, YPG ile bu işi yapacağım dersen biz yokuz. DEAŞ ne kadar terörist örgütse, YPG, PYD de o kadar terörist örgüttür. Aynı şeyi biz Rusya ile de paylaştık. Temenni ederim ki bu konuda bir fikir birliği olur ve Astana sürecini biz Rusya ile başlatmıştık buna İran da katılmıştı yeniden bu süreci diri tutabiliriz.

ERDOĞAN’DAN AB’YE: BEKLEYECEK ZAMANIMIZ YOK

16 Nisan Avrupa Birliği’ne bile cevap olacak. Almanya’da, Fransa’da yapılanlar ortada. Fransa’da seçim var, adayların hepsi bu kardeşinizi konuşuyor. Ben orada aday değilim ki neden beni konuşuyorsunuz? Bugün ki dergilerde hepsi kapak yapmış, böyle ücretsiz reklamımızın yapılacağını bilmiyordum. Öğrendiler, bu da güzel birşey kapakların hepsi Türkçe. Bunu da yavaş yavaş öğreniyorlar, bunlar tarihe kayıttır aslında. Bundan sonra şu da olacak, yani evet çok çok yüksek bir rakam çıktığı halde AB ile masaya oturacağız var mısınız? Yok musunuz? Ne diyorsunuz? Bize kalkıp afra tafra yapmayın, varsanız ne ala 54 sene bekledik, bundan sonra bekleyecek zamanımız yok. Oturun kararınızı verin, vermediğiniz taktirde biz kendi kararımızı vereceğiz. Halkım benim şuanda; Biz artık beklemeye tahammülü olmayan bir milletiz’ diyor.