Yapılan son değerlendirmelere göre, ülkenin kuzey ve iç kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinden sonra Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ çevreleri ile İstanbul’un kuzeybatı, Çanakkale’nin güney ve Balıkesir’in batı ilçelerinin, gece saatlerinden sonra Marmara’nın kuzey kesimleri ile Bursa, Sakarya, Düzce, Zonguldak ve Bartın çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Rüzgar, genellikle güney yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, İç Anadolu’nun batısı, İç Ege ve Göller yöresinde yer yer kuvvetlice (30-50 km/sa) esecek. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Az bulutlu ve açık, zamanla kuzey kesimleri parçalı bulutlu 35
İstanbul: Parçalı, yer yer çok bulutlu, kuzeybatı kesimleri ile gece saatlerinden sonra il geneli aralıklı olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 29
İzmir: Az bulutlu ve açık, zamanla kuzey kesimleri parçalı bulutlu 30
Adana: Parçalı ve az bulutlu 34
Antalya: Az bulutlu ve açık 30
Samsun: Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra parçalı bulutlu 30
Trabzon: Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra parçalı bulutlu 27
Erzurum: Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra parçalı bulutlu 27
Diyarbakır: Az bulutlu ve açık 36 

Batuhan Yaşar’ın “ABD, YPG-PKK ile başka boyuta geçti!” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“Amerika Birleşik Devletleri;
– Namıdiğer ‘stratejik ortağımız’…
– NATO’da sıra arkadaşımız…
– Müttefikimiz
Filan diye liste uzuyor.
İşte bu ABD, İncirlik Üssü’nü kullanarak çatır çatır Orta Doğu’da Türkiye’nin çıkarları ile örtüşmeyen operasyonlarına devam ediyor.
Yine bu ABD, Türkiye’ye hem örtülü, hem de açık açık silah ambargosu uyguluyor.
Hadi bunları da geçelim.
Stratejik ortağımız, 2 ülke ordusunu donatacak silahı PKK/YPG’ye veriverdi.
Hiç çekinmeden hem de.

PKK’nın ismini YPG, PYD, SDG diye de değiştiriverdiler biliyorsunuz…
‘Alın size DEAŞ’la mücadele eden legal muhalifler’ dediler.
Türkiye Suriye’de olup biten her şeyden haberdar.
Sevgili stratejik ortağımızın hangi dolapları nasıl çevirdiğini ayrıntılarıyla biliyor.
Kasa kasa verilen silahların detayları Ankara’nın elinde.
Türk istihbaratı, ilk yurt dışı görevlerinden Suriye’de çok iyi sınav verdi.
Kuzey Irak’ta da aynı şekilde.
Bu günlerde güney sınırlarımız çok hareketli.
‘Alternatifli planlar uygulanabilir mi?’ diye zemin aranıyor.
Güvenilir kaynaklardan elde ettiğimiz önemli bilgileri var.

ABD, PKK’NIN HAVA GÜCÜ MÜ OLDU?

Fırat Kalkanı’nda Türkiye’yi yalnız bırakan ABD son dönemde PKK/PYD’ye hava desteği de sağlamaya başladı.
Ama destek bununla sınırlı kalsa yine iyi
İsterseniz Suriye’de son günlerde neler olduğuna tek tek bakalım:
1- ABD, bölgesel nüfuzunu sağlamlaştırmak için DEAŞ’ı bahane ederek PKK/PYD’yi güçlendiriyor.
2- Silah yardımına kesintisiz devam ediyor.
3- Para yardımı aynı şekilde. (Terör örgütünün elinde tuttuğu şehirlerde asayiş ve günlük hayatın devamı bu para ile sağlanıyor)
4- Hava desteği. (ABD âdeta PKK’nın hava kuvvetleri gibi çalışıyor)
5- İstihbarat desteği. (GSM ve Telsiz dinleme teknik malzemeleri terör örgütüne verildi)
6- Eğitim desteği. (İstihbarat, teknik uygulamalar ve askerî eğitim)

SURİYE’NİN PETROL VE DOĞALGAZI DA PKK’YA!

Son günlerde Deyre’z-Zor, Haseke ve Rakka’yı çok sık duyar olduk.
Sebebi mi dediniz?
– Suriye’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarının yüzde 95’ine sahip olması…
Sevgili stratejik ortağımız bu 3 şehirde kontrolün tamamen PKK/PYD’ye geçmesini istiyor…
Arapların yoğun olduğu bu şehirlerdeki demografik yapının değiştirmesine göz yumuyor, sesini çıkartmıyor…

SAFLAR SIKLAŞTI… KİMLER KİMLERE KARŞI?

PKK/PYD’yi destekleyen blok ABD (açıktan) BAE ve Mısır’dan oluşuyor. Mısır ve BAE, PKK’ya doğrudan yardım etmese de ABD’nin yanında.
PKK/PYD karşıtı blok ise Türkiye ve Katar’dan müteşekkil.
Aslında buraya Rusya ve İran’ı da ekleyebiliriz.
Rusya, İran ve rejim, yakında PKK/PYD ile daha çok karşı karşıya gelecek…

PKK’NIN ÜST DÜZEYİ TASFİYE Mİ EDİLİYOR?

Suriye’deki PKK güçlendirilirken Kuzey Irak/Kandil’deki PKK kadük bırakıldı…
Tamamen Suriye PKK’sına odaklanıldı.
Şimdilerde, “Anti-emperyalist” geleneğe mensup Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Mustafa Karasu, Hülya Oran ve Ali Haydar Kaytan gibi üst düzey yöneticilerin tasfiyesi konuşuluyor.
Yakında, PKK üst kadrosu, Suriye kökenlilerle değiştirilirse kimse için sürpriz olmasın…

PKK, RAKKA’YI YÖNETEBİLECEK Mİ?

Bu soru çok önemli…
Ama önce Tel-Abyad ve Menbiç’e bakalım isterseniz:
Bu iki şehrin yönetimi de PKK’ya verilmişti.
Gün geçmiyor ki yerel halka çatışmalar, olaylar yaşanmasın…
PKK/PYD’ye tepki sürekli yükseliyor.
Rakka’da da PKK/PYD’yi aynı son bekliyor…

PEKİ TÜRKİYE’NİN OYUN PLANI NE?

Türkiye’nin gizli ajandası yok.
Her platformda ABD’ye açıkça şunu söylüyor:
– “PKK/PYD endeksli politikanız bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracaktır…”
– “Bu da bölgesel çatışmaları derinleştirecektir…”
ABD’nin bölgede kalıcı olmadığını gören bölgesel aktörler Türkiye ile yakın temasta…
Türkiye, Rusya ve İran, Astana süreci ile sonuç almaya başladı
Alternatif çözümler üretiliyor ve uygulanıyor…

DAĞLAR PKK İÇİN YAŞANMAZ HÂLE GELDİ

Ankara, bir taraftan Suriye ve Irak’taki gelişmeleri yakından izlerken, yurt içinde terörle mücadele kapasitesini ve kabiliyetini sürekli arttırıyor…
Bu aralar kopartılan SİHA fırtınasının kaynağında da bu var işte!
15 Temmuz darbe girişimi sonrası olanlara bakalım kısaca:
– Etkisiz hâle getirilen terörist sayılarında,
– Ele geçirilen patlayıcılar ve silahlarda,
– Önlenen eylemlerde,
Muazzam bir artış, müthiş bir başarı hikâyesi var…
FETÖ’den PKK’ya sızıntı durdu da ondan.
Çürük elmalar ayıklandı da ondan.
Türkiye sınırlarını güçlendiriyor.
Suriye hududunda elde ettiği tecrübeyi şimdilerde İran ve Irak sınırlarında hayata geçiriyor.
Halk terör örgütüne çocuklarını vermiyor.
Valiler annelerle direkt temasta.
Bölge halkı terör mücadelesinden memnun.
Yatırımlardan aynı şekilde.
Günlük gelişmelere takılıp kalmayan, yeniden ayağa kalkan bir Türkiye var
Ne yaptılarsa Türkiye’ye diz çöktüremediler…
Farkındasınız değil mi?”  

Edinilen bilgiye göre, 6 Eylül günü Huzurevleri Mahallesi, Türkmenbaşı Bulvarı’nda şehir merkezi istikametine doğru otomobiliyle giden S.B.’ye (63) bir kadın el kaldırıp hamile olduğunu ve rahatsızlandığını söyleyip yardım istedi. Yaşlı adam hemen kadına yardım edip otomobiline alarak Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine doğru hareket etti. Ancak hastaneye yaklaştıklarında genç kadın, “Şimdi daha iyiyim benim evim buraya yakın beni evime götürebilir misin” dedi. Bunun üzerine yaşlı adam genç kadını Yavuzlar Mahallesi’ndeki evine götürdü. Bu arada genç kadın yakınlarına cep telefonunda ‘Kuş yuvaya birazdan giriyor, hazır olun’ diye mesaj attı. Daha sonra da mahalleye geldiği sırada inmek istediğini söyleyip yaşlı adam otomobili durdurduğunda kontağı alıp araçtan indi. Yakınları da yaşlı adamın yanına gelip, “Üzerindeki kredi kartını ve paraları ver, yoksa kontağı alamazsın” dedi. Yaşlı adam vermeyince bu kez genç kadının akrabaları, “Bu kızımın yaşı küçük, taciz ettin senden şikayetçi oluruz, çabuk paraları ver” dedi.

Yaşlı adam da bunun üzerine korkup cebindeki bin 200 lira parayı verdi. Bununla yetinmeyen kadının yakınları yaşlı adamın kartını almaya çalıştı. S.B. direnince onu darp edip kredi kartını da aldılar. Yaşlı adam, daha sonra kontağını alıp mahalleden uzaklaşıp hemen polise başvurdu. Polis olayı araştırmaya başladı. Yaşlı adam kredi kartını iptal ettirene kadar karttan bin 850 liralık harcama yapıldığı öğrenildi.

Polis zanlıyı ararken 14 Eylül günü bu kez Bülent Angın Bulvarı’nda bir kadın hasta olduğunu söyleyerek 61 yaşındaki A.S.’nin aracına bindi. A.S.’nin de aynı yöntemle Yavuzlar Mahallesi’nde 900 lirası gasp edildi. A.S. de olaydan sonra polise gelip şikayette bulundu. Polis yaptığı araştırmada zanlının Sevilay D. (23) olduğunu tespit edip zanlıyı Yavuzlar Mahallesi’nde yakaladı. Zanlı ifadesi alındıktan sonra adliyeye sevk edildi. Tutuklanması istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilen Sevilay D.’ye ev hapsi tedbiri uygulandı.

Fatih Keçe
 

Özel bir firmanın ‘Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü 3 Aylık Pazar Verileri Raporu’ndan derlediği bilgilere göre, geniş bant internet abone sayısının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20,1 artarak sabitte 11,1 milyon, mobilde ise 55,3 milyon olmak üzere toplam 66,4 milyona ulaştığı ortaya çıktı. Özellikle internet kullanımında ciddi artış olduğu belirlendi. Bu artışın ihtiyaçtan ziyade merak ve internet bağımlığının bir göstergesi olduğunu belirten Aydın Liva Hastanesi Başhekimi Dr. Erdal Gezer, “Maalesef herkesin elinde internete sahip cihazlar. İnternete işimizden ve aile fertlerimizden daha fazla vakit ayırmaya başladık. Bundan 15 yıl önce çok olumlu bulduğumuz bu artışlar bize göre bugün gelişme değil sıkıntının habercisidir” diyerek internet bağımlılığına karşı geç olmadan önlem alınması gerektiğini söyledi.

60 milyon 4,5G abonesinin 25 milyonu aktif

Rapora göre, 4,5G abone sayısı 59,9 milyon kişiye ulaşırken, cihazı veya SIM kartının 4.5G hizmetine uyumlu olmaması nedeni ile aktif olarak bu hizmeti kullanabilenlerin sayısı Haziran ayı sonu itibarı ile yaklaşık 24,9 milyon kişi olarak tespit edildi. Mobil geniş bant internet abonelerinin aylık ortalama kullanımı 3 GByte seviyesinde iken, cihazı ve SIM kartı 4.5G hizmetine uygun olan 4.5G abonelerinin data kullanımı ise aylık 6,3 GByte olarak saptandı.

Bu arada 2017 yılı ikinci çeyreğinde tüketicilerden toplam 53 bin 48 şikayetin geldiği ve bu şikayetlerin yaklaşık yüzde 52’sinin mobil hizmetler ile ilgili olduğu belirlendi. Abone başına tüketici şikâyeti sayısı incelendiğinde ise ilk üç sırada internet servis sağlayıcılığı hizmeti, sabit telefon hizmeti ve mobil hizmetlere yönelik şikayetlerin yer aldığı belirtildi. 

Olay, Arnavutköy Haraççı Mahallesi Haraççı Caddesi üzerinde dün akşam saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre, inşaat çalışmasının yoğun olduğu bölgeye hafriyat malzemesi taşıyan kamyonlar mahalleden aşırı yüklü ve hızlı geçmeye başladı. Geçen haftalarda da benzer olayların yaşandığı mahalleden geçen bir hafriyat kamyonu, önce mahallenin girişinde bulunan elektrik direğinin bağlantı noktasına çaparak direği yerinden söktü. Ardından hemen yakın bir noktadaki başka bir elektrik direğinin de kablolarına çarpan hafriyat kamyonu, mahalleden hızla uzaklaştı.

Mahalleli hafriyat kamyonlarına isyan etti

Hafriyat kamyonu mahalleden geçtikten sonra büyük bir gürültüyle patlamaya başlayan elektrik kabloları büyük paniğe yol açtı. Patlama sesini duyan vatandaşlar evlerinden hızlıca uzaklaşırken bazıları da kabloların tutuşmasını cep telefonlarıyla kaydetti. Dakikalarca yanan ve patlama sesi çıkaran kablolardaki elektrik akımı ihbar üzerine kesildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, akımın kesilmesinin ardından elektrik kablolarındaki yangına müdahale etti.

Olay sırasında mahallede o an kimsenin olmaması olası bir faciayı önlerken vatandaşlar bu durumun sık sık yaşandığını dile getirerek isyan etti.

“3 metre duvardan engelli çocuğumla atladım”

Engeli çocuğuyla duvardan atladığını belirten Derya Babacan, “Şu yukarı mahalleden koca yüklü bir tır önüne aldığı gibi elektrik kablolarını aşağıya kadar paramparça yaparak getiriyor burada alev içinde kaldık. Kapımın önünde koca bir kablo alev alev yanıyor. Engelli çocuğumu mu kurtarsam kapıdan çıkamıyorum, çocuğumla 3 metrelik bir duvardan atlamak zorunda kaldım. Bir direği kabloyu parçalıyorsun, ikincisini de parçalayıp kaybolup gidiyorsun. Evimizde elektriğimiz yok, suyumuz yok çoluk çocuk dışarıda kaldık. Yetkililere sesleniyorum bu adamın ehliyetine el konulsun trafikten men edilsin” dedi.

Kabloların sürekli hafriyat kamyonları tarafından zarara uğradığını aktaran Serdar Babacan, “Buradan geçerken sürekli kablolara çarparak ve süratli geçiyorlar. Ardından ne bir özür olmuyor. Bu yolu kullanmaları bizleri sıkıntıya düşürüyor ve panik halindeyiz sürekli. Mahallemizde çoluk çocuğumuz var iyi ki olay anında kimsenin üzerine gelmedi büyük bir felaketten döndük” şeklinde konuştu. 

Ufuk Kıvık

‘Dünya Üroloji Haftası’ nedeniyle Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan ve Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özgür Yaycıoğlu, prostat kanserindeki cerrahi tedavi hakkında son gelişmelerle ilgili bilgi verdi.

Erkeklerde prostat hastalıklarının yaş ilerledikçe arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Güven Aslan, gelişen teknolojiyle birlikte erken evrede prostat kanserinin tanısının konulabildiğini söyledi. Uzak yayılım (metastaz) yapmamış prostat kanseri tedavisinde sıklıkla kullanan uygulama yönteminin aktif izlem, ışın tedavisi ve cerrahi tedavi olduğunu belirten Aslan, “Prostat kanseri tanısı alan hastalar için bu tedavi yöntemlerinden hangisi veya hangilerinin uygun olabileceği yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonrasında hasta ve hekim tarafından beraberce kararlaştırılır. Prostat kanserinde cerrahi tedavi, prostatın tamamının çıkarılması ve idrar kesesi ile idrar yolunun tekrar ağızlaştırılması şeklinde yapılan “radikal prostatektomi” ameliyatıdır. Ameliyat sırasında kanama, ameliyat sonrası dönemde ise idrar kaçırma ve sertleşme bozukluğu radikal prostatektominin en sık komplikasyonları arasındadır. Radikal prostatektomi açık veya kapalı (laparoskopik) yöntemlerle yapılabilir” dedi.

“17 aya ulaşan sağ kalım avantajı sağlıyor”

İleri evre prostat kanserindeki gelişmelerle ilgili bilgiler veren Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan ise Metastatik evrede prostat kanseri sıklıkla kemik ve lenf bezlerine yayılım gösterdiğini söyledi. Kanserin nadiren akciğer, karaciğer, ve diğer organlara da metastaz yaptığını kaydeden Aslan, bunun için tomografi, MR inceleme , kemik sintigrafisi ve ihtiyaç duyulduğunda son yıllarda güvenirliği daha da önem kazanan PSMA PET yapılabildiğine dikkat çekti. Prostat kanserinde bugüne kadar kemoterapi uygulamaları hormon tedavilerine direnç geliştikten sonra verildiğini belirten Aslan, son yıllarda yapılan klinik çalışmaların önemine vurgu yaparak, “Metastatik prostat kanserinde erken başlanılan dosetaksel kemoterapisinin veya abirateron gibi ikincil hormonal tedavilerin hastaların sağ kalımına geç dönemde başlanılan kemoterapiye göre çok daha fazla katkıda bulunduğu gösterdiğini söyledi. Bu çalışmaların sonuçları standart tedavi prosedürlerini baştan değiştirecek devrim niteliğinde kabul edilmektedir. Yeni uygulamada tedavinin başında hormon baskılayıcı ilaçlarla birlikte uygulanan dosetaksel kemoterapisinin hastalarda 17 aya ulaşan sağ kalım avantajı sağladığı gösterilmiştir. Kemoterapi alan hastalarda PSA seviyelerinde yükselme en az 6 ay daha geç görülmektedir. Klinik ve radyolojik bulgularda ilerleme daha geç dönemde ortaya çıkmaktadır. Bugün için metastatik prostat kanseri tedavisinde kemo-hormonal tedavi standart tekli hormon tedavisinin yerini almıştır. Kemo-hormonal tedavide kemoterapi standart dozda ve 6 kür olarak uygulanmaktadır. Beraberinde hormon baskılama tedavisi de eş zamanlı olarak verilmektedir” diye konuştu.

“Son 10 yıla damgasını vurdu”

Tıp bilimindeki gelişme hızını baş döndürücü olarak nitelendiren Aslan, “Bu hız prostat kanseri tedavisinde de aynı hızda ilerlemektedir. Erken evre prostat kanserinde fokal tedavilerden robotik cerrahi tedavilere varan yenilikler son 10 yıla damgasını vururken metastatik hastalıkta uygulanacak tedavi seçenekleri de aynı hızda artmıştır. Burada önemli olan tedavi sıralamasının nasıl olacağıdır. Hormonal tedaviler halen önemini korurken sıralamada kemoterapi öne çekilerek daha güçlü etki sağlanabilmektedir” şeklinde konuştu.
 

Ordu’nun Kabadüz ilçesinde yaşayan 53 yaşında 1.22 cm boyundaki Asım ve 54 yaşında 1.25 cm boyundaki Gülçin Uzunçakmak çifti 1990 yılında akrabaları vasıtasıyla tanışarak evlendi. Evliliklerinin ilk yıllarında birçok zorluklarla karşılaşan karı-koca, kısa boylarına rağmen çobanlık ve hayvancılık yaparak adeta ekmeklerini taştan çıkardılar. 27 yıllık evlilikleri süresi içinde 3 kız çocuğuna sahip olan Uzunçakmak çifti, çocuklarını üniversitede okuttu. 3 çocuğundan 2’si üniversite mezunu evladıyla herkese ilham kaynağı olan Uzunçakmak ailesi dünyanın en mutlu anne-babası oldu.

KENDİLERİ KISA AMA ÇOCUKLARI UZUN BOYLU

Eşi ile 1990 yılında akrabaları vasıtasıyla tanıştıklarını belirten Asım Uzunçakmak, “Düğün yaparak evlendik. Sonra çocuklarımız oldu. Çocuk sayısı artınca bize ev lazım oldu. Eş dost, kaymakam bey sağ olsun biz eve başladık. Yıllar içinde evi tamamladık. Çocuklar büyüdü. Onları okuttum, 2’si üniversiteyi bitirdi. Diplomalarını aldılar. Onları okutmak için hayvancılık, çobanlık yaptım. Şimdi biri üniversite mezunu iki kızımı evlendirdim, Şu anda üç aydan üç aya özürlü maaşı alıyorum. Çocuklarımızın boyunun normal olmasından gurur duyduk. Allah taşıyabileceği yükü insanlara verir. Allah bizi böyle yarattı ama evlatlarımızı normal yarattı. Allah’a şükrediyorum” dedi.

Kendisi kısa boyuna rağmen hayvancılık, çobanlık yaparken kahvede hiçbir şey yapmadan oturan normal boylu insanlara kızgınlığını her fırsatta belli eden Asım Uzunçakmak, kahvede oturanlara şaşırdığını belirtti. Asım Uzunçakmak, “Kahvede otursam çaydı, ıvır zıvırdı günlük masrafım 10 lirayı bulur. Bu ayda 300 lira olur.Boş yere 300 lira harcayacağıma o parayı hayvanın önüne vereceğim yeme harcarım daha iyi. Kahvede akşama kadar oturanlara şaşıyorum. Zaten Türkiye’nin durumu belli” diyerek tepkisin idile getirdi.

Gülçin Uzunçakmak ise çocuklarını birçok zorluklarla büyütüp okuttuklarını belirterek, onlarla gurur duyduğunu belirtti.

KIZLARI ONLARLA GURUR DUYUYOR

Ailesiyle birlikte kalan üniversite mezunu 20 yaşındaki Ebru Uzunçakmak da böyle bir anne-babanın çocukları olmaktan gurur duyduklarını belirtti. Ebru Uzunçakmak, “Anne-babamın boyunun kısa olması bizim için bir dezavantaj oluşturmadı. Boyları kısa ama boyları normal ailelerden daha çok şey yaptılar bizim için. Onlar bizi okuttu, üniversiteye gönderdi. Biz onlar için gurur duyuyoruz. Onlar da bizimle gurur duyuyor” diye konuştu.

Ebru Uzunçakmak, en büyük ablası Meryem Demirbaş’ın Bayburt Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği okuduğunu, mezun olduktan sonra evlendiğini, diğer evli ablası Gökçe Yöndem’in lise mezunu, kendisinin de Artvin Çoruh Üniversitesi İlk ve Acil Bölümü mezunu olduğunu kaydetti.

Metin Akyürek

Alınan bilgiye göre olay, Yüreğir ilçesi Güzelevler Mahallesi’ndeki Keresteciler Sitesi’nde 11 Eylül günü meydana geldi. Ankara’da görevli olan ve 6 ay önce mesleğe başlayan trafik polisi Görkem E. (23), polis olmadan önce dayıları İlyas ve Ümit Barak ile kerestecilik üzerine ortak şirket kurdu. Ancak kendi adına olan şirket bir süre sonra battı. Şirket battıktan bir süre sonra ise Görkem E. polis oldu. 6 ay önce Ankara’da trafik polisi olarak göreve başlayan Görkem E. şirket kendi üzerine olduğu için vergi borcu ödenmediğinden iki dayısı ve kuzeni ile tartışma yaşadı. Yaklaşık 1 milyon lira olan vergi borcu ödenmediği için polisin maaşına haciz ihbarı geldi. Bunun üzerine Görkem E. Keresteciler Sitesi’ne gidip vergi borcunun ödenmesini istedi. Ancak iki dayısı ve kuzeni borcu ödemeyeceklerini söyledi. Sinirlenen trafik polisi beylik tabancasını çekerek iki dayısını bacağından vurup otomobili ile olay yerinden uzaklaştı. Görkem E. gittikten sonra çevredeki esnaf yaralılara yardım etmeye çalıştı. Ancak yaklaşık 30 saniye sonra Görkem E. olay yerine tekrar gelip silahını bir kez daha çekince yaralılara yardım etmeye çalışan esnaf da olay yerinden kaçtı. Bu sırada Görkem E. kuzenini de vurdu. Daha sonra da sırasıyla yerde yaralı halde yatan iki dayısının ve kuzeninin başına ateş etti. Görkem E. dayılarının birinin başına iki kez ateş edip otomobiline binerek olay yerinden kaçtı. Bu anlar ise güvenlik kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi.
Görkem E. daha sonra da bir akaryakıt istasyonuna gidip buradan polisi arayarak 3 kişiyi öldürdüğünü söyleyip adresini verip polise teslim olmuş, ardından tutuklanmıştı. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Genellikle yaz aylarında düğün yapmayı planlayan bekar öğretmenleri kara kara düşündüren eş durumu tayiniyle ilgili Danıştay’dan önemli bir karar çıktı. Hizmet puanı yetersizliği sebebiyle eş durumundan tayin talebi kabul edilmeyen öğretmenin açtığı davada, öğretmen lehine karar veren yüksek mahkeme, eş durumu tayinlerinde hizmet puanının aranmaması gerektiğine hükmetti.

Diyarbakır’ın Ergani ilçesi Haniköyü İlköğretim Okulu’nda okul öncesi öğretmeni olarak görev görev yapan öğretmen, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan eşinin Ankara il merkezine atanması üzerine 2012 Ağustos özür durumuna bağlı yer değişikliği talebinde bulundu. Ankara iline hizmet puanı yetersizliğinden atanamayan öğretmen, eş durumundan atanabilmek için sınıf değişikliği yoluyla memur olarak Ankara iline atandı. 2013 Şubat özür durumuna bağlı yer değişikliği döneminde eş durumu özrünün bulunduğu Ankara iline okul öncesi öğretmeni olarak atanmak üzere elektronik ortamda yaptığı başvurunun yine puan yetersizliği gerekçesiyle reddedilen öğretmen bu kez konuyu yargıya taşıdı. Ankara 1. İdare Mahkemesi. davanın reddi yönünde karar verdi. Hukuk mücadelesini sürdüren öğretmen bu kez davayı Danıştay’a taşıdı.

“Öğretmen eş ile iş ikileminde bırakılamaz”

Danıştay 2. Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Mevcut yasa hükümleri ve yönetmeliklere dikkat çeken daire, davacının Ankara ilinde polis memuru olarak görev yapan eşi sebebiyle 2013 Şubat ayı özür grubu yer değiştirme başvurularında norm kadro durumu yahut hizmet puanı gibi hususlar dikkate alınmaksızın kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. Davacının tayin talebinin kabul edilmesi gerekmediğine, puan yetersizliği öne sürülerek başvurusunun reddedilmesinin belirtilen yönetmelik hükmüne aykırılık arz ettiğine vurgu yapıldı.
Öğretmenlik mesleğinin özel ihtisas gerektiren bir meslek olduğuna dikkat çekilen Danıştay 2. Dairesi’nin kararında şu ifadeler kullanıldı:

“Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde, öğrenim ve uzmanlığın yer değiştirme suretiyle atamalarda gözönünde bulundurulması gereken temel ilkelerden olduğu ortadadır. Kamu görevlilerinin özel koşullarına göre verimliliklerinin en yüksek olduğu ve hizmetlerinden en yüksek oranda yararlanılacak bir biçimde çalıştırılmalarının kamu yararına daha uygun düştüğü ve kamu hizmetinden beklenen faydanın da bu sayede arttığı anlaşılmaktadır. Kamu görevlilerinin, gördüğü eğitime uygun alanda çalışması sayesinde maddi ve manevi varlığının gelişmesini daha iyi tamamlayabileceği, toplumun temeli olan ailenin korunması ve refahı için Devlet tarafından gerekli tedbirlerin alınması Anayasal bir yükümlülük olduğu hususları birlikte dikkate alınmalıdır. Bu durumda davacının eş mazeretine dayalı olarak yaptığı atanma isteminin ‘hizmet puanının yeterli olmaması’ nedeniyle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda hüküm kuran Ankara 1. İdare Mahkemesi kararında yasal isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nce verilen kararın bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine oy çokluğuyla karar verildi”. 

Süleyman Aydın
 

Aksuvital Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Yeliz Yaman arıların bitki filizleri ve tomurcuklarından topladıkları propolis adlı madde hakkında bilgi verdi. Yaman, propolisi, arıların bitki filizleri ve tomurcuklarından topladıkları en çokta kozalaklı ağaçlardan topladığı reçinemsi bir madde olarak tanımlayarak, “Arılar propolisi, kovanın hijyen kalması için ve kovanda oluşan çatlakların kapatılmasına aynı zamanda zararlı bakteri, virüs ve mantarlara karşı kovanın korunması, böcek ve diğer hayvanların kovana girişini engellenmesi amacıyla kullanmaktadır. Arılar kovanlarına propolis ile kaplı bir kanaldan geçerek girerler. Böylece hem kendilerinin hem de kovanlarının hijyenini sağlamış olurlar. Propolis ismi Yunanca ‘pro’ giriş ve ‘polis’ şehir kelimelerinden oluşur. Yani propolis, kovan bir şehir olarak düşünüldüğünde propolis şehir kalkanı anlamını taşımaktadır” dedi.
Sarımsı-kahverengi tonlardaki sert propolis maddesinin kovandaki balı aldıktan sonra kovan duvarından kazınarak toplandığını belirten Yaman, “Bir takım temizleme işlemlerinden geçirildikten sonra kullanıma hazır hale getirilir. Flavonoidler ve fenolik maddeler bakımından zengindir. Bileşiminde polifenoller, vitamin ve mineraller bulunmaktadır. Propolisle ilgili yapılan araştırmalarda, zararlı mikroorganizmalara karşı yüksek oranda koruma sağladığından dolayı antibiyotik özelliği taşımaktadır. Ayrıca, iltihap gidermeye, soğuk algınlığından korunmaya, vücut direncini arttırıcı önemli etkileri ile birlikte antiseptik, antidiyabetik etkileri de ortaya çıkmıştır. Antiosteoporoz etkisi bulunmaktadır ve menopoz, andropoz sonrası dönemlerde kullanılması önerilir. Kozmetik amaçlı kullanımında antiaging etkisi ile bilinmektedir. Ağız ve diş sağlığının korunması konusunda önemli etkileri olduğu görülmüştür” ifadelerini kullandı.

“2 yaş altı çocukların ve arı ürünlerine karşı hassasiyeti olanların kullanmaması önerilmektedir”

Propolisin tarih boyunca insan sağlığı açısından çeşitli amaçlarla kullanıldığını aktaran Yaman şunları kaydetti: “Eski Mısır, Yunan, Roma gibi uygarlıkların tedavi amacıyla kullandığı bilinen bu arı ürünü Eski Mısırlıların ölülerin mumyalanması işlemlerinde kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde ise kapsül, tablet ve sıvı şeklinde kullanılmaktadır. Vücut tarafından emilimi fazla olması nedeniyle propolisi sıvı formunda kullanmanın kana daha hızlı karışarak daha kısa zamanda etki ettiği görülmektedir. Damla formuna getirmek için su, alkol vb. maddeler kullanılmaktadır. Genellikle helal olmasına dikkat edilirse, bitkisel gliserinde çözüleni herkes tarafından rahatlıkla ve güvenle tercih edilmektedir. Ayrıca propolis, herhangi bir yan etkisi bulunmamakla birlikte 2 yaş altı çocukların ve arı ürünlerine karşı hassasiyeti olanların kullanmaması önerilmektedir”.