Gülşen buzlar kraliçesi kostümü ile geri dönerken güçlü sesi ve güzel şarkıları ile dinleyicileri çığlıklara boğdu.
Anne olduğu için yaklaşık 2 ay sahnelerden uzak kalan Gülşen sahneye ‘bangır bangır’ şarkısı ile çıktı. Dinleyicileri yerinde oturmayan şarkıcı Gülşen kostümü ve dans şovları ile dinleyicilerini adeta büyüledi. Gülşen uzun bir aradan sonra sahneye çıkacağı için heyecanlı olduğunu belirtti. Konser öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan şarkıcı Gülşen “ Her yıl buradayım bu festival çok güzel ve önemli bütün gençler burada çok harika bir ambiyans oluyor ” dedi.

HAMİLELİK VE DOĞUM SONRASI İLK KONSERİM
Doğum sonrası ilk konserini veren Gülşen “ Hamilelik ve doğum sonrası ilk konserim onunda bir heyecanı var üzerimde sanki ilk defa sahneye çıkıyorum. 2 aydır sahneye çıkmıyorum ama biliyorsunuz hamileliğim boyunca hiç durmadan çalıştım doğuma sadece birkaç hafta kala ara verdim. Şimdi doğum sonra büyük bir heyecan oldu gerçekten ” dedi.

ÖZLEM VAR
Bebeğini özlediğini ifade eden Gülşeb “ çocuğumu çok özledim ayrılmak çok zor geldi. Yola çıkar çıkmaz başladık zaten telefondan görüntülü konuşmaya babası sürekli her anını bana fotoğraflayıp gönderiyor” diye belirtti.

KENDİ BEBEĞİMİZE KENDİMİZ BAKIYORUZ
İnternet sitelerinde çıkan haberlere göre bebeğine 2 tane dadı tuttuğu söylenen Gülşen gazetecilerin sorusunu şöyle yanıtladı. “ Biz bakıyoruz bebeğimize öyle yazıldığı gibi 2 tane dadı değil 1 tane dadı bile yok. Ben kendim bakıyorum çocuğuma ben kendim bakmak istiyorum ve büyük bir zevk ile keyifle bakıyorum hiçbir anını kaçırmak istemiyorum olabildiğince az uyuyup onunla çok vakit geçirmeye çalışıyorum ki hiçbir mimiğini kaçırmak istemiyorum bir başkası için doğurmadım başkası büyütsün diye annelik görevini sonuna kadar yerine getirmek istediğim için seve seve bakıyorum” diye konuştu.

Cengiz Gündüz

İcra edilen hava harekâtı ve çatışmalarda toplam 21 DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hâle getirildiği bildirildi.
TSK’dan yapılan açıklamada,” Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin yarattığı tehdidi bertaraf ederek hudut güvenliğimizi artırmak ve Koalisyon Güçlerine destek vermek maksadıyla; 24 Ağustos 2016 tarihinde başlatılan “FIRAT Kalkanı Harekâtı” ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları ve BM Sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı ile BM’nin DEAŞ’la mücadeleye yönelik almış olduğu kararlar çerçevesinde sürdürülmektedir” denildi.

Muhalif unsurlardan oluşan Özel Görev Kuvvet Grupları tarafından, karadan ve havadan yoğun ateş desteği ile planlı harekâtın icrası devam ettiği vurgulanarak hedef tespit vasıtaları ile tespit edilen 138 DEAŞ terör örgütü hedefine ateş destek vasıtaları ile atış yapılarak, DEAŞ terör örgütü mensuplarınca kullanılan barınma yerleri, savunma mevzileri, komuta kontrol tesisleri, silah ve araçları baskı altına alındığı kaydedildi.
Türk Hava Kuvvetlerine ait uçaklar tarafından; Bab ve Bzagah bölgelerinde tespit edilen 65 DEAŞ terör örgütü hedefine yönelik düzenlenen hava harekâtı sonucunda, barınma maksatlı kullanılan 64 bina, 1 silahlı araç imha edildiği belirtildi.

İcra edilen hava harekâtı ve çatışmalarda toplam 21 DEAŞ terör örgütü mensubu etkisiz hâle getirildiği kaydedilerek DEAŞ terör örgütünden temizlenen bölgelerde muhaliflere destek sağlayan, patlayıcı madde tespit ve imha timleri tarafından 15 EYP imha edildiği, harekâtın başından bugüne kadar, çoğu tuzaklanmış 3 bin 719 EYP ve 57 mayın kontrollü olarak etkisiz hâle getirildiği ifade edildi.

Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye kuzeyinde, icra edilen koalisyon harekâtına destek veren Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bölgede yaşayan sivil halkın zarar görmemesi için her türlü tedbiri aldığı ve bu konuda azami hassasiyet gösterdiği vurgulandı.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde kuvvetli deprem meydana geldi. Sabah saat 05.24’de Merkez üssü Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi olan 5.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem korkuya neden oldu.

Depremin bilançosu belli oldu
Dün Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen depremin bilançosu belli oldu. Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, 13 köyde 238’i ağır hasarlı toplam 313 evin hasar gördüğünü, 8 kişinin yaralandığını söyledi. Vali Tavlı ayrıca vatandaşları hasarlı veya az hasarlı evlerine girmemeleri yönünde uyardı. Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, AFAD Başkanı Mehmet Halis Bilden ve Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık Ayvacık ilçesi yakınlarında meydana gelen depremle ilgili açıklama yaptı. Vali Tavlı, “Ege Denizinde 5.3 büyüklüğünde meydana gelen deprem sonrası ilk belirlemelere göre Ayvacık ilçemizin 13 köyü etkilendi. Toplam 238 ağır hasarlı 75 hafif hasarlı konut, 31 ahır ve depo tespit edilmiştir. Can kaybımız yoktur. 8 yaralı vatandaşımızın 5’i taburcu edilmiştir. 3 vatandaşımızın tedavisi hastanelerimizde devam etmektedir” dedi.

Çadırkentte korku var, uyku yok
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen 5.5 ve 5.3 büyüklüğündeki depremlerin ardından büyük yıkımın yaşandığı Yukarı köyde çadırkent kuruldu. Vatandaşlar çadırlara yerleştirildi ancak kimileri çadıra bile girmeye cesaret edemedi, kimileri ise çocuklarını uyutmak için girdiği çadırda gözünü kırpmadan sabahı bekledi.

Ayvacık İlçesine bağlı Gülpınar yakınlarında dün sabah saat 06.51’de 5.5 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş, bir çok köyde hasara neden olmuştu. Yaşanan artçı depremler sonrasında saat 13.58’i gösterdiğinde aynı bölgede bu kez 5.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. 13 köyde 313 evin hasar gördüğü depremde 8 kişi de yaralanmıştı. Depremin en fazla hasara neden olduğu Yukarı köyde ise vatandaşlar için AFAD ve Kızılay ekiplerince çadırkent kuruldu. Çok sayıda artçı depremin yaşandığı bölgede, AFAD ekipleri, vatandaşları evlere girmemeleri konusunda uyardı. Çadırkente yerleştirilen depremzedeleri ise uyku tutmadı. Artçı sarsıntıların sürdüğü bölgede, bazı vatandaşlar çadırlara bile girmeye çekinirken bazıları da çocuklarını uyutmak için mecburen girdiği çadırlarda, gözünü kırpmadan sabahı bekledi. Deprem korkusunun hala sürdüğünü söyleyen depremzedeler, “Korkuyoruz, içeri giremedik. Sabahki deprem çok fenaydı. Sabah 6.30’dan beri ayaktayız. Uyuyamıyoruz. Uykumuz bile gelmedi. Daha büyük olacak diyorlar. Çok korkuyoruz. Sabahki alttan bir vurdu. Salladı. Yerle bir oldu. Öldük zannettik. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Bu kadar yardım, çok büyük bir başarı. Hala bir korku hissediyoruz. O korkuyu yaşayan bilir. Korktuğumuz için dışarıda oturduk” dediler.

Bölgede ise bir yandan da hummalı bir çalışma sürüyor. Kızılay’ın mobil mutfağı bölgede konuşlanmaya başladı. Mobil mutfakta 3 öğün yemek servisi yapılacak. Evleri hasar gören vatandaşlar için, bölgede konteynerların kurulması için de çalışmalar yapılıyor. 

Gürkan Düzenli 

Tokat’ta yaşayan 4 çocuk annesi ve 9 torun sahibi ev hanımı Ayşe Altunordu, uzun yıllardır hayalini kurduğu ehliyetine 64 yaşında kavuştu. İki kez girdiği ehliyet sınavından sonra direksiyon sınavını tek seferde geçen Altunordu, posta ile gelen ehliyetini aldı. Azmi ile çevresindekilere örnek olan Altunordu, öğrenmenin hiçbir zaman zorlu olmadığını, azim ve isteğin çok önemli olduğunu kaydetti. Ehliyet almadan trafiğe çıkmadığının altını çizen Altunordu, “Öğrenmenin yaşı sınırı yok. Heves eden çalışan her şeye muvaffak oluyor. Yaklaşık iki ay yazılı sınavı için gece-gündüz çalıştım. Yazılı sınavı ikinci de geçtim, direksiyonu da tek sınavda geçtim. Ehliyet sınavına yazıldığımı duyanlar ‘sen sınavı kazanırsın’ dediler. Evdekilerden kaza yaparım diye razı olmayanlar oldu ama ehliyetimi kazandım. Tuttuğunu koparan bir kişiyim. Kendime güveniyorum. Ehliyetimin olması çok güzel bir duygu” dedi.

Günlere, misafirliklere artık kendi otomobili ile gidebileceği için mutlu olduğunu belirten Altunordu, “Çocukların işleri oluyordu şimdi ehliyetimi aldım iyi oldu. Gideceğim yerlere artık kendim gidebilirim. O yüzden çok mutluyum. Herkeste ehliyet alsın tavsiye ederim. Trafikte çok fazla heyecanım olmuyor rahatım” diye konuştu.
Sürücü kursu sahibi ve usta öğretici Ömer Faruk Yılmaz, genelde ehliyet almak için kursa başvuranların yaş aralığının 18-35 yaş arası olduğunu belirterek, “Ayşe teyze ehliyet almak için başvurduğunda ilk itibariyle biraz zorluk yaşayacağımızı düşündük. Ama kendisi tuttuğunu koparan bir kişi. Direksiyon sınavını ilk girişte başardı. Türkiye’de şuanda direksiyon sınavı ortalamaları yüzde 55 ile 60 oranında iken bu oran içerisinde Ayşe teyzemiz gayet başarılı, tek girişte ehliyetini aldı. Bunun içinde kendisini tebrik ediyoruz” şeklinde konuştu.

Nurhan İçmez

Bursa’da Valiliğin önderliğinde tüm kurumların bağımlıları uyuşturucudan kurtarmanın yollarını aradıklarını belirten Bursa Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın, “Bağımlıyı zorla yatırsak tedavi edebilir miyiz? Ben kendim psikiyatri doktoruyum. 10 tane gönüllü madde bağımlısını yatırdık, 2 tanesini de zorla yatırdık. Böyle yaparsak, bu defa gönüllü yatanların da tedavileri bozuluyor. Onlar da tedavi olmaktan vazgeçiyor. Zorla yatırdığımız bağımlılar, ‘Sizi şikayet edeceğiz’ diyor. Bunlar böyle bağırmaya başladığı zaman biz gönüllü olarak yatanları da tedavi edemiyoruz. Bağımlılarla ilgili zorla tedavi şansımız yok. Dünyada da zorla tedavi yok” dedi.

Bağımlı kliniğinini ruh sağlığı hastanesinde açacaklarını ifade eden Prof. Rüstem Aşkın, “Yapımı devam eden şehir hastanesinin yanında yüksek güvenlikli psikiyatri hastanemiz yapılıyor. Bu hastane açıldığında Türkiye’de ilk olacak. Bu hastane 100 yatak kapasiteli olacak. Nedir bu yüksek güvenlikli hastane? Kişi ağır bir suç işlemiş, ama şizofren; biz onları rızaları olmadan yatırabiliyoruz. Hapiste yatması gereken kişileri evine göndermek son derece tehlikeli. Bu gibi şahıslar için dışı Adalet Bakanlığına, içi Sağlık Bakanlığına bağlı yüksek güvenlikli psikiyatri kurumları olacak. Bu hastane birkaç yıl içinde hizmete girecek” şeklinde konuştu.
Hem emniyette, hem de Amatem’de kişinin kanındaki uyuşturucunun tespit edilebildiğini anlatan Rüstem Aşkın, “Madde bağımlılığının sadece emniyet takibi ve polisiye tedbirlerle çözülme şansı yok. Bu konuda tüm kurumlar koordinasyon içinde çalışıyoruz. 2016 yılında Amatem’e poliklinik başvurusu yapan kişi sayısı 17 bin 116 oldu. Çematemde ise bin 28 çocuğumuz ayakta poliklinik muayenesi gördü. Amatem’de 624 hastayı yatırarak tedavi ettik Çematem’de 134 çocuk ve ergeni yatırarak tedavi ettik” diye konuştu.

 Burak Türker 
 

 Yağışların; gece saatlerinde İzmir’in güneybatı kesimleri ile Aydın’ın kıyı ilçelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu bölgelerimizde yer yer pus ve sis hadisesi, doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı görüleceği tahmin ediliyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığının ülke genelinde 2 ila 4 derece artacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle güney ve güneydoğu yönlerden, Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu’da kuzey ve kuzeydoğu yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara ve Kıyı Ege ile zamanla Orta ve Doğu Akdeniz kıyılarında kuvvetli olarak (30-60 km/sa) esmesi bekleniyor.

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 11
İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinde yağmur ve sağanak yağışlı 14
Bursa: Parçalı ve çok bulutlu 18
İzmir: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; gece saatlerinde güneybatı kesimlerinde kuvvetli olması bekleniyor. 16
Adana: Parçalı ve çok bulutlu 17
Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 16
Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 19
Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 18
Erzurum: Parçalı çok bulutlu 2
Diyarbakır: Parçalı bulutlu 5 

Karara tepki gösteren şehit polis memuru Muhammet Bozoğlu’nun kardeşi Muhittin Bozoğlu, “Görevi başında bulunan bir polisin şehit edilmesinin karşılığında katilin elini kolunu sallayarak böyle rahat bir şekilde dolaşabilmesi kabul edilebilir bir şey değil” dedi.

10 Ağustos 2016’da Osmangazi Köprüsü’nün Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan girişinde İlkay Baygın idaresindeki 34 DL 8117 plakalı tır, köprü üzerinde güvenlik görevi yapan 41 A 4580 plakalı polis aracına çarpmış, araç içinde sıkışan polis memuru Muhammet Bozoğlu itfaiye ekiplerince araçtan çıkarılmıştı. Ağır yaralanan polis memuru Muhammet Bozoğlu, kaldırıldığı hastanede şehit olmuştu.
Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesinde kazayla ilgili açılan dava karara bağlandı. Polis memuru Muhammet Bozoğlu’nun ölümüne neden olan İlkay Baygın’ı 3 yıl 4 ay hapse mahkum eden mahkeme, bu cezayı 24 bin lira para cezasına çevirdi.

Şehit polis memuru Muhammet Bozoğlu’nun kardeşi, Çanakkale’de özel sektörde çalışan 36 yaşındaki Muhittin Bozoğlu, “10 Ağustos günü ağabeyim şehit Muhammet Bozoğlu, Osmangazi Köprüsü girişinde görevi başında araç içinde duruyordu. Yanında başka bir polis arkadaşı daha vardı. Kazadan bir 10-15 dakika önce diğer polis arkadaşı araçtan yürümek için iniyor. Daha sonra da ileriden gelen tırı görüyor. Bariyere çarptığını görüyor. Ona emniyet şeridinden çıkması için ikazda bulunuyor. Ancak tır şoförü halen yoluna devam ediyor. Polisi görmüyor muhtemelen. Daha sonra ağabeyimin bulunduğu görev aracı olan trafik polisi aracını altına alıp 230 metre sürüklüyor. 230 metre sonra sol bariyere çarpıp polis aracı kurtuluyor. Olay yerinde de ağabeyim vefat ediyor. Tır da 700-800 metre sonra ancak durabiliyor” dedi.

“Günlük 20 lira 2 paket sigara parası kadar bir parayla ödeyerek, beraatına karar veriyor”
Mahkeme kararına tepki gösteren Muhittin Bozoğlu, “Yaklaşık 1 ay kadar sonra ilk mahkeme oluyor. İlk üç duruşmaya geçici hakim atanıyor. Bir karara varılmıyor. Daha sonra bir hakim atanıyor, hakime hanım. Bizi de rahatsız eden bir şey ilk duruşmaya gelir gelmez suçluya ‘geçmiş olsun’ diyerek başlaması. Dönüp bize başınız sağ olsun bile dememesi. Ondan sonra da ikinci duruşmada mahkemeyi karara bağlıyor. 4 yıl hapsine karar veriyor. 4 yıl hapsinden de yattığı süreyi düşerek, bin 200 güne düşüyor. Bin 200 günüde günlük 20 lira 2 paket sigara parası kadar bir parayla ödeyerek, beraatına karar veriyor akabinde. Bu karar ne kamu vicdanını rahatlatır ne de yurdun dört bir yanında şark hizmeti vermiş ailemi bizi rahatlatır. Ne ağabeyimin eşini, çocuklarını rahatlatır. Hiçbir şekilde hiçbir vicdana sığacağını düşünmüyorum ben bunun. Görevi başında bulunan bir polisin, şehit edilmesinin karşılığında katilin elini kolunu sallayarak böyle rahat bir şekilde dolaşabilmesi kabul edilebilir bir şey değil” diye konuştu.

“Kabul edilebilir bir şey değil”
“Buna benzeyen bir mahkeme, ünlü birinin oğlu başka bir polisi şehit etmişti” diyen Bozoğlu, “İlk önce salındı ama daha sonra kamu vicdanını rahatsız eder diye tekrar içeri alındı. Taksiri aşan bir şekilde cezalandırılmasına karar verilmişti. Bizimkinde de ikinci polisin ikazına rağmen tır şoförünün onu görmemesi ve görevi başında emniyet şeridinde gama üzerinde olan polisin aracını alması altına alıp, polisi de şehit etmesi taksiri aşan bir noktada bizce de. Bu yüzden böyle bir durumda sanığın günlük 20 lira para cezasıyla salıverilmesi, beraat etmesi noktasına geliyor bu. Kabul edilebilir bir şey değil bizim için. Bize de gerekçeli karar bir hafta ulaştı ancak. Biz de bir üst mahkemeye itirazda bulunduk. İnşallah hakkımızı orada aramaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“Çok daha kötü bir durum çıkıyor ortaya”
Karar neticesinde ağabeyinin eşinin ve çocuklarının da içlerinin parçalandığını söyleyen Bozoğlu, “Biz insanlar ölsün istemiyoruz ama böyle bir durumda da yaptığının bedelini ödemeli o şahıs. Günde 20 lira ödeyerek dışarıda kalması onları da rahatsız ediyor. Çocuklarının ikisi de öğrenci zaten. Onların hayatlarını da alt üst ediyor. En azından cezaevinde cezasını çekiyor olsa bir nebze sinemizi rahatlatır ama böyle çok daha kötü bir durum çıkıyor ortaya” dedi.

“Daha üst sınırda bir ceza yatarak cezaevinde geçirerek cezalandırılmasını bekliyoruz”
Bozoğlu, “Bizim talebimiz bu durumun taksiri aşan bir şekilde, görevi başında olan diğer polis memurunun ikazına rağmen olması. Sanığın da polise ve sulh mahkemesine verdiği ifadeyi değiştirmesi çok tutarsız bir şekilde davrandığını görmeleri ve onun akabinde de daha üst sınırda bir ceza yatarak cezaevinde geçirerek cezalandırılmasını bekliyoruz, talep ediyoruz” dedi.

Murat Yüksel
 

Edinilen bilgiye göre, olay Sarıçam ilçesine bağlı Yürekli Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Duran Ünal ile evli olan Aynur Ünal bir süre kayınvalidesine baktı. Bakıma muhtaç olan kadın da, tapusuz olan 1 dönüm arsayı kendisine baktığı için gelini Aynur Ünal’a bıraktı. Kayınvalide yaklaşık 1 ay önce hayatını kaybetti.

Kayınvalidenin ölümünden sonra Aynur Ünal’ın görümceleri Fadime B. ve Ayşe A. 1 dönüm arsadan pay istedi. Aynur Ünal ise arsadan pay vermek istemeyince aile arasında anlaşmazlık çıktı. Bunun üzerine Fadime B. ve Ayşe A., Ünal’ın evine gelerek arsadan pay vermesi gerektiğini söyledi. Ünal ise vermeyeceğini söyleyince aralarında kavga çıktı. Kavgaya kadınların eşleri Necati B. ile Kemalettin A. da katıldı. Bunun üzerine Ünal’ın eşi Duran Ünal ve oğlu Mehmet Ünal da kavgaya karıştı. Aile 1 dönüm tapusuz arsa için birbirine girdi. Komşuların polise haber vermesi üzerine olay yerine gelen polis kavgayı daha fazla büyümeden önledi. Kavga sonrası Ünal, iki görümcesi tarafından darp edilip kanlar içinde kaldı. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri, yaralanan Aynur Ünal’ı Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Doktorların yüzünde yırtık ve sıyrıklar tespit ettiği genç kadın tedavi altına alındı.

Polis ise kavgaya karışan şahısları gözaltına aldı. Taraflar birbirlerinden şikayetçi oldu. 

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, “Kanser Haftası” nedeniyle açıklamalarda bulundu. Dünyada kanser görülme sıklığının her geçen gün arttığını ifade eden Gümüş, her geçen gün kanser riskine maruz kalan insan sayısının da arttığını söyledi.

Araştırmalara göre 2030 yılında dünyada yaklaşık 22 milyon kişinin kanser hastalığına yakalanacağının tahmin edildiğini belirten Mahmut Gümüş, “Şu anda, her yıl dünya çapında kanser nedeniyle 8,2 milyon kişi hayatını kaybediyor ve bu kişilerin yarısı yani yaklaşık 4 milyon kişi erken ve önlenebilir kanserler nedeni ile hayatını kaybediyor. Bu nedenle kanser konusunda önleyici tedbirlerin topluma anlatılması ve kanserden korunmaya yönelik bilinçlendirme çalışmaları önem taşıyor. Sigara hala en büyük kanser risk faktörü. Her yıl görülen kanserlerin yaklaşık 5’te biri sigaraya bağlı. Öte yandan alkol tüketimi de yine kanser riskini artıran en önemli faktörlerden biri. Obezite de başlı başına bir sağlık sorunu olmakla kalmıyor kanser için çok önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Kanserden korunmak için toplumların bilgilendirilmesi ve bilinçlenmesinin önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gümüş, “Toplumların kanser risk faktörleri ile ilgili bilgilendirilmesi kanseri önlemede çok önemli yer tutuyor. Örneğin kanserlerin yaklaşık üçte biri sağlıklı ve dengeli beslenme ve ideal kiloyu koruyarak önlenebiliyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanı sıra özellikle son yıllarda önemi iyice anlaşılan en önemli etken fiziksel aktivite. Fiziksel aktivitenin artırılması düzenli egzersiz yapılması kanserden korunmak için çok etkili bir yöntem. Fiziksel aktivite sadece kanser riskini azaltmakla kalmıyor; yorgunluk, depresyon ve kalp hastalıkları gibi sorunların ortaya çıkmasını da engelliyor. Öte yandan yapılan araştırmalara göre; meme kanserinde nüks ve hastalıktan ölüm oranları hastaların fiziksel aktivitelerine bağlı olarak yüzde 40 oranında azaltılabiliyor.”

“Elektronik sigaralar tütün kullanımını artırıyor”
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş şöyle devam etti:
“Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre ergenlerin sigara yerine elektronik sigara kullanmaları tütün kullanımını özendiriyor. Araştırmacılar, 2014 yılında yaptıkları çalışmayı rastgele seçilen 213 genç ile yaptı. Araştırmaya katılan gençlerin yarısına 16 ay boyunca elektronik sigara kullanımı serbest iken diğer yarısı hiçbir şekilde nikotin ya da elektronik sigara kullanmadı. Araştırma sonunda elektronik sigara kullanımına izin verilen gençlerin sigara ve diğer tütün mamullerinin kullanımını erişkinliğe geçişte artırabileceği yönünde sonuç elde edildi.”

“Yeni nesil tedaviler ve kemoterapi uygulamaları ile tedavide başarı artıyor”
Kanser tedavisindeki gelişmelerin çok fazla olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gümüş, “Kanserin oluşumunun mekanizmasını anlayarak ona yönelik tedaviler önemli avantajlar sağlıyor. Her ne kadar yeni ve hedefe yönelik tedaviler gelişse de kemoterapi hala etkinliğini koruyor. Yeni nesil tedaviler ile kemoterapinin kombine uygulandığı tedaviler ile hastalıkla mücadele şansı arıyor. Cerrahi müdahale, radyasyon, kemoterapi ve hedefe yönelik uygulamalar, kanser tedavisinin temelini oluşturmaktadır. Standart olarak uygulanan bu yöntemler ileri evre kanser hastalarında hem sağ kalım hem de pozitif yaşam kalitesinde yeterli başarıyı gösteremeyebiliyor. Bu alanda yürütülen son klinik çalışmalardan biri bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilerek, tümörün yok edilmesine imkan veren ‘immüno-terapi.’ Tümöre karşı hastanın bağışıklık sistemini çalıştırma prensibi, uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir konu olmasına rağmen, uygun hedefin saptanıp ilaç haline getirilmesi günümüzde çığır açtı. Böbrek kanserinde ve akciğer kanserinde de söz konusu ilaçlar hızla kullanıma girdi. Yapılan çalışmaların uzun vadeli sonuçlarında immünoterapi ajanlarının hastaların sağ kalım süreleri üzerinde anlamlı etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar onkoloji tedavisinde bilim insanları arasında heyecan yaratmaktadır çünkü yaşam süresinde uzama ve yan etkilerin az olması hastalara daha kaliteli bir yaşam olanağı sağlamaktadır” diye konuştu. 

Gaziantepli Hasan Çelik, 13 yaşındayken yakalandığı sinir damarlarında tembelleşme hastalığıyla yatalak hale gelmeye başladı. Doktorların gittikçe yatağa bağımlı kalacak dediği Hasan Çelik, başladığı yüzme sporuyla hastalığını durdurarak yürümeye başladı. Yüzmeyi öğrenen Çelik, Türkiye genelinde katıldığı yüzme yarışmalarında 5 kez ikinciliği, bir kez de üçüncülüğü elde ederek, toplam 6 madalya kazandı.

6 yıldır yüzdüğünü söyleyen engelli Hasan Çelik 6 madalya aldığını, yüzmeyi çok sevdiğini ve yüzerek daha da iyileşeceğini söyledi.

“DOKTORLAR ’YATALAK OLUR’ DEDİ”

Hasan Çelik’in annesi Meryem Çelik, yüzmeye başlamadan önce durumu kötüleşen oğlu için doktorların, giderek yatalak hale geleceğini söylediğini ifade etti. Yüzme ile birlikte oğlunun hem sağlığının hem de hayatının değiştiğini anlatan Meryem Çelik, “Oğlum 13 yaşında sinir damarlarında tembelleşme oluştu. Götürdüğüm doktorlar oğlun giderek yatağa bağımlı hale gelecek dediler. Buraya getirdiğimde üç kişiyle taşıyorduk hiç yürüyemiyordu. Yüzme sporuna başladı. Yüzmeyi çok seviyordu. Belli bir süre yüzünce baktık ki hareketlenmeye başladı. Çok şükür şimdi tek başıma oğlumu buraya getirip götürüyorum ayakları tutuyor. Oğlum Türkiye genelinde birçok yarışmaya katıldı. Bu yarışmalarda 6 madalya kazandı. Şimdi de hedefi Avrupa da şampiyonluk yaşamak ona hazırlanıyor” dedi.

“BİZE GELDİĞİNDE 4 KİŞİYLE ZOR YÜRÜYORDU”

Yüzme eğitmeni İbrahim Halil kürkçü, Hasan’ı ilk gördüklerinde 4 kişiyle zor yürüdüğünü belirterek, “Hasan Çelik buraya geldiğinde 4 kişinin yardımıyla zor yürüyordu. Doktorların söylemine göre yavaş yavaş yatalak duruma gelecekti. Biz ilk önce rehabilite ve suda egzersiz yaparak başladık. Ve Hasan’a yüzmeyi öğrettik. Bu sayede Hasan’ın yürüme becerisi gittikçe gelişti. Hastalığı da durmuş vaziyetti. Hasan şimdi Türkiye şampiyonu, hedefimiz Avrupa şampiyonluğudur” diye konuştu.

Lider Olgun