Adanalı ev hanımı Şükran Bezgin (42) ile özel sektörde işçi olarak çalışan Yılmaz Bezgin (41), 22 sene önce birbirlerini sevip kaçarak evlendi. Çiftin bu evlilikten Zeynep (19), Mustafa (17) ve Elif (14) isimli 3 çocukları oldu. 2015 yılında ise Yılmaz Bezgin, eşine okumak istediğini söyleyip önce Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) daha sonra ise Lisans Yerleştirme Sınavı’na (LYS) girdi. Bezgin, sınav sonucuna göre ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandı ve hem okumak hem de çalışıp ailesine bakmak için İstanbul’a gitti. Bezgin, okuduğu sırada, geçen yıl iddiaya göre sınıf arkadaşı Müge H. Y. (31) ile sevgili oldu.
Sosyal medyadan çiftin paylaştığı fotoğraflar ile durumu öğrenen Şükran Bezgin ise eşini arayıp bu olayı sordu ve ‘Böyle bir şey yok, yalan’ yanıtını aldı. Daha sonra ise Yılmaz Bezgin, iddiaya göre sevgilisi Müge H. Y. ile internet sitesi kurup röportajlar yaparak para kazanmaya başladı ve ikili sözlendi, fotoğraflarını da sosyal medya hesaplarında paylaştı. Bunun üzerine Şükran Bezgin, eşini arayıp tartıştı ve Yılmaz Bezgin de, ‘Senden dini nikahtan boşanıyorum’ dedi ve eşiyle çocuklarına para göndermeyi kesti.
Şükran Bezgin ise ev kirasını ödeyemez hale gelince İŞKUR’un ‘Toplum Yararına Programı’ kapsamında Sarıçam ilçesine bağlı Öksüzler Cami’nin Kuran Kursu’nda hizmetli olarak geçtiğimiz nisan ayında 6 aylığına çalışmaya başladı.

“Yeter ki düzenli işim olsun”

Eylül ayında 6 aylık işin sona ereceğini, kirasını ise nasıl ödeyeceğini bilmediğini anlatan Bezgin, “Ben 3 çocukla baş başa kaldım. Geçen seneden beri maddi imkansızlıklar çekiyorum. Elimden geldiği kadar çalışıyorum. Fakat Eylül’ün başında çıkarılacağım. Ben vicdanı olan insanlardan bize yardımcı olmalarını istiyorum. Kiramız doldu. 3 çocuğumu okutmaya çalışıyorum. 22 senem gitti ama çocuklarıma iyi bir gelecek hazırlamak istiyorum. Düzenli bir işim olursa ne iş olsa yaparım. Yeter ki çocuklarıma bakayım” diye konuştu.

“Kızlarımdan ayrılmak istemiyorum”

Eşinin 2 kızını İstanbul’a çağırdığını fakat kızlarına İstanbul’da eşinin bakamayacağını öne süren anne Bezgin, “Eşim 1 seneden beri bana maddi yönden destek olmuyor. Bu tatilde çocuklarımı İstanbul’a gönderecektim. Çağırdı. Bakacağım diyor ama ben ona güvenmiyorum. Çocuklarıma bakamaz. İstanbul gibi bir yerde iki kız çocuğunu göndermek istemiyorum” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Şükran Bezgin, Müge H.Y.’nin annesinin ilk zamanlar kendisini aradığını ve bu ilişkiyi onaylamadığını fakat zamanla kabullendiğini belirtti.

“Annemin yanında duracağım”

Elif Bezgin ise annesinin yanında kalmak istediğini belirterek, “Annem eğer çalışacak bir iş bulursa kendisi de çalışabilir. Bizim evimiz olsa mesela ben burada kalmak istiyorum Adana’da. Bize yardım ederlerse annemizin yanında kalmak istiyoruz. Babam son 1 yıldan beri ilgisiz. Arayıp sormamaya başladı. Annem zor şartlarda bizi okutmaya çalışıyor” dedi. 

Umutcan İşledici – Elif Ayşenur Bay

Osmanlı’nın 92 yıl başkentliğini yapan kadim şehir Edirne’ye özgü bir el sanatı olan ‘süpürgecilik’, gelişen teknoloji karşısında temizlik aracı olarak önemini yitirmekte de olsa, bir düzineye yakın zanaatkârıyla geleneksel el sanatları arasında yerini korumaya çalışıyor.

250 atölyeden 15’e düştü
Geçmiş yıllarda ‘Süpürgeciler Hanı’ denen hanlarda oluşan küçük dükkânlarda süpürge imal eden zanaatkârların sayısı yıldan yıla azalarak, adeta nesli tükenme noktasına geldi.

Edirne Ticaret Borsası Süpürge Teli Satış Tesisleri’nde bir dönem 250’ye varan imalathanelerin sayısı günümüzde ise sadece bir düzine kaldı. Tarladan toplanan süpürge tellerini çeşitli aşamalardan geçirerek, adeta nakış nakış işleyen yarım asırlık süpürge ustaları, hayatlarını adadıkları mesleklerinin teknoloji karşısında artık ayakta duramadığını söyledi.

Süpürge telleri, su ile ıslatma, tavlama, gibi işlemlerin ardından zahireci, sarıcı, çatıcı, dikici ustalarının elinde can bularak, 6 ila 8 lira arasında satışa hazır hale getiriliyor.

“Teknoloji bizi maalesef bitirdi”
1971 yılından bu yana Edirne’de süpürgeci ustası olduğunu dile getiren evli ve 2 çocuk babası zanaatkâr Hamdi Gaspar, “Edirne’nin eskiden iki tane simgesi vardı, biri peynirdi birisi de süpürgeydi. Mesleğe başladığımız yıllarda, yaklaşık 250 iş yeri vardı. Bugünlere geldik, teknoloji bizi maalesef bitirdi. Şu anda meslekte çalışan, faaliyet gösteren 15 arkadaşımız kaldı. Meslekte işçi de yetişmiyor. Çalışan arkadaşlarımızın çoğu yaşlı, emekli ve böyle devam ettirmeye çalışıyoruz. Mesleğimiz artık bitti” dedi.

Gelinlik kızlara ‘Aynalı Süpürge’
Kadim el sanatları arasında gösterilen süpürgeciliğin içerisinde yer alan ‘Aynalı’ süpürgenin, Edirne geleneklerinde ayrı bir önemi ve hikayesi halen günümüzde de yer alıyor. Sapına ‘kabara’ denen iri başlı çivi çakılması, aynalı süpürgeyi kullanan kadının genç kız olduğunu simgelerken, evin kapısının dışına asılan aynalı süpürgenin ise, o evde evlenecek çağda kızın olduğu anlamına geldiği ifade ediliyor. 

Koray Ustabaşı – Ahmet Cafer

Damızlık ipek böceği yetiştiriciliği ile meşhur olan Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı İhsaniye köyünde ipek halı dokunuyor. Eski okul binası Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek, ‘İpek Halı Dokuma Evi’ yapıldı. 12 kadın, dokuma tezgahlarında ipek halılar dokuyor. Bursa Sanat ve Mesleki Eğitim Kursları (BUSMEK) öncülüğünde verilen eğitimler sayesinde ipek halı dokumaya başlayan kursiyerler, İŞ-KUR’dan aldıkları desteklerle gelir sağlıyor. Kursiyerlerin arzusu ipek halıları değerinde satarak daha iyi gelir elde etmek.

Kurs öğretmeni Ferdane Özger, kursun 15 Kasım’da açıldığına dikkat çekti. 2 yıl önce bu kursun planlandığını ama öğretici olmadığı için geciktiğini anlatan Özger, “Kursumuz birkaç ay önce açıldı. Ben buraya İnegöl’den gidip geliyorum. Şu an kursta 2 tane genç kızımız var. Hepsi genç olsa daha iyi olacak. BUSMEK, Halk Eğitim Müdürlüğü ve İŞ-KUR aracılığıyla burada çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

“Dokunan halıların pazarlama aşamasında olduğunu duyuyoruz” diyen Özger, “Eğer pazar bulunursa kursiyerlerin iyi para kazanacaklarını düşünüyoruz. Şimdi İŞ-KUR destekliyor. Halı bitimlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi bir miktar para verecek. Yani bitirdikleri halıları Bursa Büyükşehir Belediyesi satın alacak. Bir gelir kaynağı olacak. Bir kursiyerimiz var mesela 2 çocuk annesi. ‘Ben başka yere gidip çalışamam. Ben burada çalışarak bayramlıklarını, çocuklarımızın bisikletlerini ve isteklerini rahatça alabiliyorum’ diyor” şeklinde konuştu.

Kullandıkları malzemeleri Bursa Büyükşehir Belediyesinin temin ettiğini anlatan Özger, “Buradaki tüm giderleri, kışın yakacaklarımızı, temizlik malzemelerini belediye karşılıyor. Halıların yaklaşık boyu 1 metreye 50 santimetre gibi. Şu an biz piyasasını bilmiyoruz. Kursta 6 ayımız bitecek. Daha fazla talep olması durumunda ekstradan dokuma tezgahı isteyebiliriz” ifadelerini kullandı.

6 aydır kursa gelen kursiyer Kevser Özgar, “Halılarımızda son desenleri dokuyoruz. Emek isteyen, zahmetli bir iş yapıyoruz. Ben halı dokumayı bilmiyordum, burada öğrendim. Toplam 3 bin TL gibi para alacağımızı düşünüyorum. İlerde 3 bin yerine 6 bin TL olmasını isteriz. Köyde hiçbir yere gitmemektense çok sevdiğim bir işi yapıyorum. İş yerinde olmayan bir arkadaşlık ortamı var burada. Seveceğimi düşünmemiştim, ama şimdi çok seviyorum” diye konuştu.

Bir başka kursiyer Ferdane Güleç, kursun açılmasından dolayı mutlu olduklarını dile getirerek, “Eve gitsek bile aklımız burada kalıyor. Hiçbir şey bilmiyorduk, şimdi öğrendik ve alıştık. Ben normalde patik ve işleme yapıyordum, ama bu daha değişik geldi. Kendimize katkımız da oluyor. Çok seviyorum ben bu işi. Burası eskiden okuldu. Öğrenciler servisle başka okula gidiyor. Bize de böyle imkan oluşturdular. Halılar Çin’den gelmese de bizim ipek halılarımız değerlense çok daha iyi olacak. Kullanış ve emek açısından biz çok daha iyi olduğumuzu düşünüyorum” dedi. 

Samet Doğru – Abdullah Çibir

Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, ormanların çok yönlü işletilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Bursa, Yalova, Bilecik illerine bağlı 60 köyde yapılacak ceviz fidan dikiminin yanı sıra, kestane, Antep fıstığı, harnup, kuşburnu, badem ve ıhlamur dikim çalışmaları da yapılıyor. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, ‘5 Bin Köy 5 Bin Orman’ projesi kapsamında 100 binin üzerinde ceviz fidanı dikti. 

Bursa Orman Bölge Müdürü Arif Can, “Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ile Orman Genel Müdürlüğünün ‘5 Bin Köy 5 Bin Orman’ projesi kapsamında Türkiye genelinde köylünün gelirini arttırmak ve şehre göç etmenin önüne geçmek amaçlı yapılan bir çalışmadır. Biz Bursa Orman Bölge Müdürlüğü olarak Bursa ve Yenişehir fidanlığında aşılı ceviz fidanı ürettik. Cevizlerde aşı tutma oranı yüzde 90’ın üstündedir. Bu fidanları özellikle köye yakın bozuk orman alanlarında suyu mevcut yerlere kendimiz dikeceğiz. Dikilen fidanların da 3 yıl bakımını biz sağlayacağız. Bundan sonra da köylüye kura çekimi sureti ile paylaştıracağız. Bu ağaçların bakımını da köylü vatandaşlarımız gerçekleştirecek ve 49 yıl cevizleri toplayacak” dedi.

60 köyün programa dahil edildiğini belirten Can, “Bursa, Yalova, Bilecik illerinde talepler doğrultusunda 60 köye ceviz dikimi yapacağız. Her köye ceviz de uygun olmayabilir. Uygun olan yerlere dikim yaptıktan sonra ceviz harici badem, ıhlamur gibi gelir getirici ağaçlandırma çalışmaları yapacağız” diye konuştu.

2017’nin sonbahar ayında dikimlere başlanacağını vurgulayan Can, “Fidanlara su yürümesi durduktan sonra çalışmalarımızı yapıp fidanları dikeceğiz. Aşılamada araziye uygun ve ülkemizde tercih edilen chandler, fernor, franquette türlerini tercih ettik” ifadelerini kullandı. 

Samet Doğru

Amfibi Görev Grup Komutanlığı, TCG Bayraktar gemisinde tertipli erler Atilla Ayyıldız ve Ömer Adalı’ya çifte bayram yaşatan bir sürpriz hazırladı. Ramazan Bayramı’nı ailelerinden uzakta geçireceğini düşünen Atilla Ayyıldız ve Ömer Adalı isimli erler, komutanlarını selamlamak için beklediği sırada karşılarında ailelerini buldu. Serdümen Er Atilla Ayyıldız, komutanını selamlamak üzere silistre (devlet büyükleri ve komutanların gemiye giriş ve çıkışlarında selam makamında çalınan düdük) çaldığı sırada, karşısında Çanakkale’den gelen annesi Pakize Ayyıldız, babası Talat Ayyıldız, kardeşi Mert Ayyıldız ve yakını Fehmi Balaban’ı gördü. Büyük şaşkınlık yaşayan Ayyıldız, uzun süre ailesine sarıldı. Yarasavunma Er Ömer Adalı ise, bayramlaşma töreninde komutanlarıyla bayramlaşırken karşısında Afyon’dan gelen annesi Ayşe Adalı ve babası Cafer Adalı’yı gördü. Koşarak annesine ve babasına sarılan Adalı, ailesini görünce çok şaşırdığını söyledi.

“Bundan daha iyi bir hediye olamaz”

Ailesini 8 aydır görmediğini belirten Serdümen Er Atilla Ayyıldız, “Ailemi göremeyeceğim diye üzülüyordum. Onları görünce çok mutlu oldum. Ben komodor gelecek sandım, ailemi görünce çok şaşırdım. Dün arayıp bayramlarını kutlamıştım. Geleceklerini hiç belli etmediler. Kurban Bayramı’nda izin kullanıp görürüm diye düşünüyordum ama bu bayramda da görmek nasip oldu. Şuan en mutlu günü yaşıyorum. Bundan daha iyi bir hediye olamaz” dedi.

“Çifte bayram yaşıyoruz”

Ayyıldız’ın babası Talat Ayyıldız, “Komutanlarımızdan Allah razı olsun, bu bayramda çocuğumuzu gördük. Çifte bayram yaşıyoruz. Böyle bir mutluluğu parayla alamazsın” derken, anne Pakize Ayyıldız ise, “Oğlumu 8 aydır görmüyordum. Onu çok özlemiştik. Şimdi hasret gidereceğiz. Bu en güzel bayram oldu” diye konuştu.

“Meğer bize yapılan sürpriz çekilecekmiş”

Komutanları ile bayramlaşırken, bir aydır görmediği ailesini karşısında bulan Yarasavunma Er Ömer Adalı da, duygularını: “Ailemi karşımda görünce çok şaşırdım. Bayramlaşma törenindeydik, ailemi karşımda görünce çok tuhaf oldum. Dün içimde bir his vardı. Demek bu sürprizi yaşayacakmışım. Kameranın, bayramlaşmamızı çekmek için burada olduğunu sanıyordum, meğer bize yapılan sürpriz çekilecekmiş” diyerek ifade etti.

“Canlı canlı görmek çok farklı”

Ömer Adalı’nın annesi Ayşe Adalı, “Oğlumu gördüm, çok mutlu oldum. Bir aydır görmüyordum, çok özlemiştim. Evladımı gördüm, bundan büyük mutluluk olamaz. Sesini telefonda duyuyorum ama canlı canlı görmek çok farklı” derken, baba Cafer Adalı da, “Çok heyecanlandık. Bu mutluluk tarif edilemez. Şimdi oturup sohbet edeceğiz, hasret gidereceğiz” ifadelerini kullandı.

“Güzel bir sürpriz hazırladık”

TCG Bayraktar Komutanı Deniz Binbaşı Bülent Güngör ise şöyle konuştu: “Amfibi Görev Grup Komutanlığının davetlisi olarak gelen ailelerimizle birlikte TCG Bayraktar’da tertipli iki erimize güzel bir sürpriz hazırladık. Ramazan Bayramımız kutlu olsun.”

Ceren Atmaca – Halil Karahan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlattığı adalet yürüyüşü 12. Gününe girdi. Bolu Dağkent mevkisinden başlayan yürüyüş öncesi Genel Başkan Kılıçdaroğlu, sabah saatlerinde basın toplantısı düzenledi. Maltepe Cezaevinde özel oda hazırlandığı yönünde duyum aldıklarını ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bugün adalet yürüyüşümüzün 12. günündeyiz. Bayramın da ikinci günündeyiz. Yürüyüşümüzün adı adalet. Adalet yürüyüşü yapıyoruz. Ülkeye adalet gelsin istiyoruz. Adaletli bir Türkiye istiyoruz. Hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Birlikte yaşamayı istiyoruz. Dün bir duyum aldık. Gerçekten son derece üzüldüm. Düşünün bir kişi yargılanırken henüz daha karar verilmemiş ama Maltepe Ceza evinde özel yer hazırlanıyor. Bir oda, üç oda hazırlanıyor. Odanın ufak tefek eksiklikleri hazırlanıyor. Çünkü o kişinin mahkum edileceği önceden biliniyor. Ne kadar ceza verileceği önceden biliniyor. Ve ona göre yer hazırlanıyor. Ve bu yargıyla siyasi iktidar arasındaki bağlantıyı gösteren en somut örneklerden birisi. Ve bizim bu yürüyüşümüze haklık kazandıran en temel olaylardan birisi. Mahkeme karar verecek. Ama kararı yürütme organı veriyor. Mahkeme sadece dillendiriyor bunu. Nerede yatacağı belirleniyor, nerede kalacağı belirleniyor. Odanın ufak tefek ihtiyaçları gideriliyor. Ankara’dan geliyorlar odalara bakıyorlar, nedir ne değildir diye. Dolayısıyla bu bizi derinden yaraladı. Ve adaletin neden zorunlu olduğunu bir kez daha bir kez daha gösterdi. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. 12. günde yolumuza devam ediyoruz. Hepiniz sağolun varolun.”

Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler, basın toplantısının ardından yürüyüşe başladı.

Vedat Kılıç – Tuncay Türkgülü

Efsane filmin en az kendisi kadar unutulmaz ve dahiyane olan okuldan kaçış planı sahnesinde filmin çekildiği Adile Sultan Kasrı’nın krokisini ve sonunda Mahmut Hoca’ya yakalanmakla biten kaçış planını tahtaya çizen kişinin filmde de Dilaver adıyla rol alan ve asıl mesleği mühendislik olan Dilaver Gür olduğu ortaya çıktı.

Aslen Malatyalı olan ve İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesinde mühendislik okuduğu sırada Hababam Sınıfı filminde oynamaya başlayan Dilaver Gür, filmin 3. serisi olan “Hababam Sınıfı Uyanıyor”da yönetmen Ertem Eğilmez’in isteği üzerine kaçış planını tahtaya kendisinin çizdiğini söyledi.

Evinde ağırladığı İHA muhabirlerine, Hababam Sınıfı ve yıllardır birçok insanın merak etiği kaçış planı sahnesinin bilinmeyen yönü hakkında özel açıklamalarda bulunan ünlü oyuncu Dilaver Gür, daha önce hiçbir yerde bulunmayan özel fotoğraflarını da İHA için sergiledi.

“Hababam Sınıfı maceram gazetedeki ilanı görünce başladı”

Oyunculuk kadar mesleği gereği resim sanatında da başarılı olan Gür, ilk olarak Hababam Sınıfı serüvenin nasıl başladığını anlatarak, “Ben, o dönemde İstanbul’da mühendislik tahsilimi yapıyordum. Bir gazetede Hababam Sınıfı’nın çekileceği ve farklı tiplere ihtiyaç duyulduğu yönünde bir ilan görünce hemen filmin çekileceği mekana gittim. Ben oraya gittiğimde yüzlerce kişi vardı, bir ara geri dönmek için tereddüde düştüm ama sonra vazgeçtim. Uzun bir bekleyişin ardından da jürinin karşısına çıktık. Jüride Adile Naşit, Münir Özkul, Tarık Akan, Kemal Sunal, Ertem Eğilmez gibi efsane isimleri karşımda görünce şok oldum. Daha sonra jüri bana birkaç tane soru sordu ve ‘Biz size döneceğiz’ diyerek beni gönderdiler. Bir süre sonra da ‘Filmde oynamanız kararlaştırılmıştır’ diye bir mektup geldi. Ben de mektubu alır almaz soluğu filmin çekileceği mekanda aldım. Böylelikle bu serüvenim de başladı” ifadelerini kullandı.

“Benim için çok büyük bir şerefti”

Kemal Sunal’dan Halit Akçatepe’ye, Tarık Akan’dan Münir Özkul’a kadar birçok efsanenin oynadığı Hababam Sınıfı’nın ilk üç serisinde oynadığını belirten Gür, Hababam Sınıfı’nda oynamanın kendisi için çok büyük onur ve şeref olduğunu söyledi.

“Filmi üç kuşak daha severek izler”

Filmin üzerinden yaklaşık 40 yıl geçmesine rağmen aynı heyecanla ve sevgiyle izlendiğini aktaran Gür, bu filmi 3. kuşak izliyor. Film ilk çıktığında ben annem ve babamla seyretmiştim. Daha çocuklarımla izledim şimdi de torunlarımla birlikte izliyorum. Bu herhalde, üç kuşak daha devam eder diye düşünüyorum” dedi.

“Ertem Eğilmez bana ‘Hadi mühendis bey şuraya bir kaçış planı yap” dedi”

Gür, Hababam Sınıfı Uyanıyor filminin en ilginç sahnelerinden olan okuldan kaçış planını okulun krokisi ile birlikte kara tahtaya kendisinin çizdiğini ifade ederek o anları anlattı. Gür, “Hababam Sınıfının bir okuldan kaçış sahnesi çekilecekti ve bir plan yapılması lazımdı, kaçışın nasıl yapılacağına dair. O sırada Yönetmen Ertem Eğilmez bana, ‘Hadi mühendis bey şuraya bir kaçış planı yap” dedi. Ben de elime tebeşiri aldım ve doğaçlama olarak çizmeye başladım. Hem o sırada mühendislik okumamdan hem de resme ilgili olmamdan dolayı ortaya güzel bir eser çıkardım. O zaman filmin çekildiği Adile Sultan Kasrı’nı olduğu gibi tahtaya geçirdim. Şimdi bana o resmi yap deseler belki o duyguyu veremem ve aynı resmi çizemem. Çünkü o zamanın duygusu ve heyecanı farklıydı. Resim o kadar güzel ve unutulmaz ki insanlar hala merak ediyor bu resmi kim yapmış diye. Bu çok güzel bir şey” diye konuştu.

“Filmde oynadığım için okulu bir yıl geç bitirdim”

Hababam Sınıfı maceralarını anlatırken zaman zaman duygularına hakim olamayan Gür, sözlerini şu cümlelerle bitirdi: “Ben hem bu efsane filmde oynadığım için hem de 40 yıl sonra bile böyle hatırlandığım için çok ama çok mutluyum. Hababam Sınıfı benim okul hayatımda 1 yılımı aldı, okulu bir yıl geç bitirdim ama olsun iyi ki de olmuş, iyi ki de o gün oraya girmişim ve oynamışım.” 

Barış Türel

AK Parti’de partiler arası bayramlaşma kapsamında ilk olarak saat 09.30’da CHP heyeti kabul edildi. CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır ve beraberindeki heyette Kadın Kolları MYK Üyesi Suzan Şahin Dudu ve Gençlik Kolları MYK Üyesi Kemal Güneri yer aldı. Bayramlaşma için gelen CHP heyetini AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin, Ankara Milletvekili ve Merkez Karar ve Yürütme Kurulu (MKYK) Üyesi Jülide Sarıeroğlu, Kadın Kolları Mali ve İdari İşler Başkanı Pınar Doğan Aksoy, Gençlik Kolları Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Mustafa Özbey ve MKYK Üyesi Asuman Erdoğan’dan oluşan heyet ağırladı.

MHP ZİYARETİ

Ardından MHP’den gelen heyetle bayramlaşıldı. MHP’den Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan yanı sıra MYK üyeleri Kadir Şekerci ve Mesut Çelik ziyarete eşlik etti. MHP’li Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, içinde bulunduğumuz zaman dilimini pek umutla karşılayamadıklarını ama umudun her zaman olduğunu ifade ederek, “Siyasi partilerin böyle dönemlerde uzlaşmayı sağlaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“EKONOMİK ANLAMDA ENDİŞELERİMİZ VAR”

Referandumdan sonra uyum yasalarıyla iç tüzük değişikliğine MHP’nin destek vereceğini Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiğini hatırlatan Ayhan, ekonomik anlamda bir takım endişelerinin olduğunu dile getirerek, “Milli gelirin dolar bazında düştüğünü, büyümenin istihdam oluşturmadığını, işsizlik sorunun çözülemediğini, tasarruflarda bir problem olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda Meclise getirilen ve uygun bulunan her türlü teklife destek vereceğiz” şeklinde konuştu.

Bayramlaşma için gelen partileri, Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin, Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, Kadın Kolları Mali ve İdari İşler Başkanı Pınar Doğan Aksoy, Gençlik Kolları Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Mustafa Özbey ve MKYK Üyesi Asuman Erdoğan’dan oluşan heyet ağırladı.

Edinilen bilgiye göre, 2 sene önce iç savaş nedeniyle Halep’ten Konya’ya gelen, burada cami temizliği işinde çalışan Muhamed Diyb Boji (40), eşi ve çocuklarıyla birlikte bayram ziyareti yapmak için Kozağaç-Beybes arasında sefer yapan otobüse bindi. Bir süre sonra hareket halinde olan otobüste ailenin 10 yaşındaki Reyyan Boji ön tarafta boş koltuk bularak oturdu. Küçük kız bir süre sonra otobüsün hareket edip Kayalı Park durağına geldiğinde ailesinin otobüste olmadığını fark ederek ağlamaya başladı.

Otobüs şoförü polisi arayarak durumda

Bunun üzerine ağlayan küçük kızı gören otobüs şoförü, polisi arayarak otobüste küçük bir kız çocuğunun unutulduğu ihbarında bulundu. Daha sonra otobüs şoförü Reyyan Boji’yi merkez Karatay ilçesinde bulunan otobüs hareket merkezine götürerek sakinleştirmeye çalıştı. İhbar üzerine hareket merkezine giden polis ekipleri Suriyeli kız çocuğu Reyyan’ Boji’den ailesi hakkında bilgi almaya çalıştı. Bu sırada yanlarında Reyyan’ın olmadığını fark eden aile bireyleri telaşa kapıldı. Bunun üzerine yeğenini bulmak isteyen ve Türkçe bildiği öğrenilen Suriyeli Yusuf Boji polisi arayarak 10 yaşındaki yeğeninin otobüste kaldığını söyleyerek ihbarda bulundu.

Gülerek babasına sarıldı

İhbarın ardından hareket merkezine giden Çocuk Şube Müdürlüğü ekipleri küçük kızla görüşmesinin ardından polisi arayan Yusuf Boji’nin Reyyan Boji’nin amcası olduğunu tespit etti. Aileyle iletişime geçen polis, küçük kızı Alaaddin Bulvarı yakınında bulunan babası Muhammet Boji ve amcası Yusuf Boji’ye tutanak karşılığında teslim etti. Küçük kız babasını gördüğü esnada gülerek babasına sarıldı.

“Allah razı olsun polisten”

Otobüste unutulduktan yaklaşık bir saat sonra ailesin teslim edilen Reyyan’ın babası Muhamed Diyb Boji, çocuğunu buldukları için çok mutlu olduğunu söyleyerek, “Türkiye çok iyi. Allah razı olsun Türkiye’den, Türk polisinden” şeklinde konuşarak kızına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyledi.
Küçük kız ise, İHA muhabirinin korktun mu sorusuna tebessüm ederek ‘Evet’ cevabını verdi. Babasına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Reyyan Boji daha sonra evlerinin yolunu tuttu. 

Mustafa Beşer

Orta Doğu’daki karışıklık ve iç savaştan kaçarak Avrupa ülkelerine göç etmek isteyen kaçak göçmenlerin umut yolculuğu, her zaman düşledikleri gibi sonuçlanmıyor. Birkaç kişi kapasiteli botlara onlarca kişi binerek çıkılan yolculuk, çoğu zaman faciayla noktalanıyor. Ege Denizi’nde kaçak göç olaylarında hayatını kaybedenlerin defnedilmesi için Ayvacık İlçe Mezarlığı içerisinde ayrı bir bölüm oluşturuldu. Denizdeki göç olaylarında yaşanan facialarda hayatlarını kaybedenler, ilk önce otopsi için adli tıp kurumuna gönderiliyor. Daha sonra eğer aileleri isterse, Ayvacık İlçe Mezarlığı içerisindeki mülteci mezarlığına defnediliyor. Defin esnasında ise yaşamını yitiren kişinin dini inancına uygun tören gerçekleştiriliyor. Şimdilik 9 mezarın bulunduğu mülteci mezarlığında, yaşanan olayları ise mezar taşları anlatıyor. Ölen kişinin ismi ve memleketinin yazıldığı mezar taşlarında, doğum ve ölüm tarihlerinin yanı sıra ne şekilde yaşamını kaybettiği de yer alıyor.

HİKAYELERİ MEZAR TAŞLARINDA

2015 yılında meydana gelen bot faciasında yaşamını yitiren 5 aylık Qasem M.A. Abushahla’nın mezar taşında, anne kucağında bu topraklara kadar geldiği, Yunan adalarına geçmeye çalışırken bindiği teknenin alabora olması sonucu hayatını kaybettiği anlatılıyor. Yine henüz birkaç aylıkken çıktığı umut yolculuğunda yaşamını yitiren Suriyeli Cudi Alhasan’ın mezarı da Ayvacık ilçesinde bulunuyor. 9 aylık Zeynep Nurullah, 6 yaşındaki Vajmeh Nurullah ve 57 yaşındaki Halimeh Nurullah da yine bu mezarlıkta yan yana yatıyor.

Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, burada defnettikleri göçmenlerin ailelerinin zaman zaman mezarları ziyaret ettiklerini, bazılarının ise kendilerine mektup yazarak Ayvacık’ta toprağa verdikleri yakınlarının mezarını sorduklarını söyledi. Bölgede en çok olayın 2015 yılında yaşandığını söyleyen Başkan Şahin, “2017 olarak çok aşırı bir göç olayı yaşanmadı. 2015’te daha fazla göçler yaşandı ama bunlardan bir kısmı da Midilli’ye geçerken boğularak hayatını kaybetti. Sahil güvenlik olsun balıkçılar olsun bu cesetleri Ayvacık ilçesine getirdiler.

Burada savcılık bunları otopsi yapıp DNA testleri için Bursa’ya yolluyor. Ailesi belli olanlar, çocuklarını kaybeden aileler bilhassa, cenazelerin burada, Ayvacık’ta gömülmesini istediler. Biz de kendilerine yardımcı oluyoruz. Mezarlığımızda bir bölüm ayırdık. Soruyoruz dinlerini, ona göre ibadet şekillerini yerine getiriyoruz. Daha çok Müslümanlar var. Afganistan, Suriye ve Filistin. Daha çok çocuk yaşta olanlar. Aileler daha sonra yollarına devam ediyor. Giden ailelerin bazıları çok arada geri gelebiliyor. Bazıları mektup yazıyor. Çünkü onlardan bir parça Ayvacık’ta. Çok gelen olmadı ama araştırıyorlar, çocuklarını soruyorlar. Onlar burada bizim büyüklerimizle birlikte yatıyorlar. Çok üzücü anlar geçti ama artık o kadar yoğunlukta değil. Şimdi yazın gelmesiyle yine bir hareketlenme var. Ama yine daha evvelki yıllar gibi değil. Hükümetimizin aldığı tedbirler var. Bunun yanında, sahil güvenlik, jandarma, emniyetin sahillerde aldığı önlemler var. Bunlarla birlikte burası caydırıcı oldu. Burada göç idaremiz var. 2017 olarak ilk defa göçmenleri kabul etti. 4 yıldızlı otel niteliğinde bir yer. Doktorundan hemşiresine, öğretmenine kadar. Sosyal alanları geniş. 2 yataklı odalardan 6 yataklı odalara kadar, 4 yıldızlı otel niteliğinde bir bina. Şu anda o da hizmet vermekte. Burada tespitleri yapılıyor. İşlemleri tamamlanıyor, ondan sonra nereye sevk edilecekse oraya gönderiliyor” dedi.