ÖTV indiriminden yararlanan Lüleburgazlı 7 taksici araçlarını yeniledi. Taksiciler, mevcut taksilerini piyasa değeri 70 ile 90 bin lira arasında olan modellerle değiştirdi. Lüleburgaz’da eski SSK Hastanesi olarak bilinen Devlet Hastanesi’nin 2. kısmında hizmet veren 11 araçlı SSK Taksi durağındaki şoförler, müşterilerinin konforu ve en iyi hizmet vermek amacıyla araçlarını yenilemeye başladıklarını söyledi. Müşterilere en iyi hizmeti sunduklarını dile getiren Kaya Vardar, “9 yıldır taksicilik yapıyorum. 58 yaşındayım. ÖTV indiriminden yararlandım ve eski aracımı yeniledim. Müşterilere en iyi ve en konforlu hizmet vermek için araçlarımızı yeniliyoruz. Müşterilerimiz bize lüks araçlarla gitmekten memnun olduklarını iletiyorlar” dedi.

“ÖTV indirimi biz taksiciler için çok iyi oldu”

Aynı durakta 9 yıldır taksicilik yapan Ahmet Sergin de ÖTV indiriminden yararlanarak yeni araç aldığını kaydetti. ÖTV indiriminden yararlanarak aracını değiştirdiğini kaydeden Sergin, “56 yaşındayım. Ben de ÖTV indiriminden yararlandım. ÖTV indirimi biz taksiciler için çok iyi oldu. Durağımızda 7 araba değişti. Diğer şoför arkadaşlarımız da araçlarını imkan dahilinde değiştirecekler” dedi.

18 yıldır taksicilik yapan Güner Kanık ise müşterilerin yeni araçlardan memnun olduklarını söyledi. Araçların konforunun arttığını aktaran Güner, “58 yaşındayım. Müşteriler yeni araçlardan çok memnun. Araçlarımızın konforu arttı. Biz durakta 11 aracız. Bir gün 6 taksi, bir gün 5 taksi olarak vatandaşlarımıza en iyi hizmeti sunuyoruz. Durağımız 30 yıldır hizmet veriyor” şeklinde konuştu. 

Kaner Akaner
 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, oy kullanacak AK Parti Gençlik Kolları üyeleri için özel mektup kaleme aldı. Mektup, Türkiye genelinde AK Parti Gençlik Kollarının sandık yönetim kurulu üyeleri tarafından oy kullanacak AK Parti’li gençlere elden teslim ediliyor. Yıldırım tarafından isme özel olarak gönderilen mektup, anayasa değişikliğine ilişkin Nisan ayında yapılması planlanan halk oylaması öncesi gençlere çağrı niteliği taşıyor. Yıldırım, gençlere gönderdiği mektupta Türkiye’nin son derece önemli bir dönüm noktasında olduğunu, bugünlerde yeni Türkiye’nin enerjisi ve dinamizmi olarak gençlere ve bu davanın tüm gençlerine yürekten inandığını belirtti. Yıldırım mektubunda, “Unutma ki bu davanın, gençlik teşkilatlarında sizlerin üstlendiği görevleri yaparak yetişmiş bir lideri var. Gençlik ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar düsturuyla bu davanın liderine layık bir teşkilat olabilmek için sana büyük bir görev düşüyor” ifadelerine yer verdi.

Başbakan Yıldırım, mektubunu şöyle sürdürdü:
“Kurucu Genel Başkanımız ve Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği, ‘Gençler bu ülkenin geleceğini, ellerinizde taşıdığınızı aklınızdan hiç çıkarmayınız. Durmak yok, koşacaksınız, koşacaksınız, risk alarak koşacaksınız’ sözü kulağında çınlamalı. Bizler, 1 milyon 500 binden fazla üyeye, 50 bin mahallede görevli 250 binden fazla aktif teşkilat mensubuna sahip Gençlik Kollarımıza her zaman inandık ve güvendik. Bu davanın teşkilatlanma modelinin temelinde mahalle teşkilatlarımız olduğunu biliyoruz. Gün, mahallemizdeki tüm genç kardeşlerimize ulaşıp, onlara bu kutlu davayı anlatma ve onları partimize kazandırma günüdür. Özellikle gençlerimizin, manevi değerlerin istismarı suretiyle kendi ülkesine ve kendi milletine savaş açan ihanet şebekelerinden ve terör örgütlerinden uzak durması, bu tuzaklara düşmemesi için AK Parti gençliğinin daha aktif bir şekilde sandıktaki, sokaktaki, mahalledeki gence ulaşması bizim için son derece önemlidir.”
AK Parti gençliğinin 15 Temmuz’da yaptığı gibi Türkiye’nin bağımsızlığına, bayrağına, itibarına, vatanın bütünlüğüne, milletin dirliğine yönelik her türlü girişimi iman ve vatan sevgisi dolu yüreğiyle etkisiz hale getireceğine inandığını vurgulayan Yıldırım mektubunu, “Genç kardeşim, bilmeni isterim ki sen yoksan bir eksiğiz. Allah’a emanet ol” ifadeleriyle sonlandırdı.
 

Enise Vural
 

Seyhan Belediyesi tarafından Adana Kent Meydanı (Barış ve Demokrasi Meydanı) projesi için önce mimari ve kentsel tasarım yarışması yapıldı. Etkinliklerin yapılacağı açık alanın yanı sıra kapalı otopark, kültür ve sanat merkezleri, kadın yaşam merkezleri, müzeler, öğrenci yurdu, kütüphane, sağlık yaşam merkezi, restoranlar, sergi salonları, atölyeler, kefeler ve ticari ofislerin bulunacağı kent merkezi için belediye daha sonrada kamulaştırma çalışması başlattı. Kamulaştırmanın yüzde 60’ı tamamlanırken belediye ile vatandaşlar arasında kamulaştırma bedeli ve yıkımın özensiz yapılmasından dolayı sorunlar ortaya çıktı.

“Yıkım yapılan binaların elektrik kabloları ortada”
Sucuzade Mahallesi Muhtarı Nihat Akyıldız, projeye karşı olmadıklarını belirterek, “Mağduriyet maddiyattan kaynaklanıyor. Evlere gereken fiyatlar verilmiyor. 2 katlı bir eve 74 bin lira veriliyor. Güzel bir şey olacaksa yapsınlar. Fakat biz diyoruz ki insanları üzmeden, hakkını vererek insanları buradan gülerek göndermeliler” dedi.
Yapılan yıkımın da çok özensiz yapıldığını ve tehlike saçtığını anlatan Akyıldız, “Yıkım yapılan binaların elektrik kabloları ortada. Çocuklarımız sokaklarda oyun oynuyorlar ve tehlikeye giriyorlar. Ben buradan Belediye Başkanı Zeydan Karalar’a sesleniyorum. Gelin bu halkımıza bir kulak verin” diye konuştu.

“4 katlı eve 327 bin lira veriyorlar”
Mahalle sakinlerinden Yusuf Kaya ise 4 kardeşle yıllarca çalışarak oturdukları 4 katlı evi yaptıklarını belirterek, “4 katlı binamıza 327 bin lira değer biçiyor. Burası Adana’nın merkezi bir yeri. 4 kardeş 40 sene çalışarak yaptık burayı. Şimdi biz burayı 6 kardeş birde annemiz 7’ye bölersek bu parayı ne yapacağız. Ben emekliyim 2 çocuk okutuyorum üniversitede. Bu yaştan sonra çalışamam bu paraya da ev sahibi olamam. Bin 400 lira emekli maaşı alıyorum” dedi.

“2 katlı eve 60 metrekare ev veriyor, 30 bin lira para istiyor”
Özensiz yıkım nedeniyle 2 katlı evinin duvarlarında derin çatlaklar olduğunu anlatan Şerife Toprak ise “Yüzde 94 zihinsel engelli çocuğum var, 3 tane de yetim bakıyorum. Bana 74 bin TL para teklif etti belediye. Ben bu paraya ev alamam zaten 730 lira emekli maaşı alıyorum. Bizden takas yoluna gitmemizi istediler, kabul ettik. Bana 60 metrekare ev veriyor ancak üzerine 30 bin TL para istiyor” şeklinde konuştu.

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya 

 

Alkol bağımlılığından sigaraya, uyuşturucudan diğer davranışsal bağımlılıklara kadar bir çok konuda mücadele, ülkemizin emniyet güçleri kadar sağlıkçıları da büyük bir mücadele sürdürüyor. Bu mücadeleye yeni bir boyut kazandırmak amacı ile yaklaşık bir yıl önce start verilen Bağımlık Danışma ve Eğitim Merkezi(BADEM) projesinde önemli bir mesafe kat edildi. İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği bünyesinde hayata geçirilen proje kapsamında Sancaktepe’de kurulan merkezde 8 ayda 500 kişiye tedavi hizmeti verilirken bu kişilerle binlerce görüşme yapıldı. Merkezde görev yapan sağlık çalışanları, yapılan başvurulara yanıt vermesinin yanın da sokakta da binlerce kişiye ulaşarak bağımlılıklarla ilgili eğitim verdi.

“Bağımlılık çağımızın en dramatik ve travmatik süreçlerinden birisi”
Sancaktepe’deki merkezle ilgili bilgi veren İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Kamil Özdil, amaçlarının bireylerin bağımlılık sorunlarını hayattan koparmadan tedavi etmek olduğunu söyledi. Özdil, “Bağımlılık çağımızın en dramatik ve travmatik süreçlerinden birisi. Hem aileleri hem bireyleri, dönülemez şekilde yoran, onları bitap düşüren, insanlık vasfını kaybettiren bir mekanizma. Hatta bu belki bir takım kötü emelli odaklarca istismar da edilebilen bir konu. Bu nedenle bizim; hem toplumumuzu, hem çalışanlarımızı ve bütün paydaşlarımızı, hem bilgilendirerek hem de eğiterek, bu konuda mutlaka yeni bir şey ortaya koymamız lazım. Bu çerçevede bu sorumluluk bilinci ile birliğimiz bünyesindeki Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndeki hocalarımızın öncülüğünde Bağımlılık Danışma ve Eğitim Merkezi (BADEM) ismi ile bir proje başlattık” dedi.

“Amacımız bağımlı bireyleri toplumun içerisinde kalarak rehabilite etmek”
Projenin yaklaşık bir yıl önce başladığını ifade eden Özdil, “Aslında buradaki temel yaklaşım bağımlı bireylerimizi bir hastaneye yatırmadan ayaktan rehabilite etmek. Toplumdan koparmadan, toplumun içerisinde onlara danışmanlık, yönlendirme, diğer sosyal alanlardaki eksiklikleri tamamlama maksadı ile onları cesaretlendirerek, toplum içerisinde tutmak ve onları rehabilite etmek. Hedef bu. 1 yıl önce başlatılan bir proje bu. İçerisinde bir psikiyatristimiz ve diğer sağlık elemanlarımız, yönlendirici rehberlerimiz mevcut. Öncelikle bağlı bulunduğu bölgede hizmet veriyor ama dışarıdan ulaşanlara da hayır demiyor merkezimiz. Bu kapsamda zaten modern yaklaşım bu bireyleri bir yere izole edip kapatmadan, toplumun içerisinde hayatın içerisinde yönlendirerek, eğiterek, bilinçlendirerek rehabilite etmek, topluma kazandırmak” şeklinde konuştu.

Bu modelin örnek bir model olacağını vurgulayan Özdil, “Bu modelin artılarını, eksilerini monitorize edip yani takip edip, yani nerede aksaklık var nerede erişim zorluğu var veya şöyle yapsak daha mı iyi olur, bunları kayıt altına alıyoruz, zaten bunları standart raporlayacağız. Bu çerçevede hem yeni merkezler oluşması başka yerlere de rol model olması açısından önerilerde bulunacağız” ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında merkezde görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Merih Altıntaş, “En başta bütün bölgede, ulaşabileceğimiz her kişiye bağımlılıkla mücadele eğitimi verme planlanmıştı ve bu yerine getirildi, istediğimiz sayıya ulaştık. Bütün rehber öğretmenler, aile hekimleri, bunlar bağımlılıkla mücadele eğitimleri aldılar. Bunun dışında bölgedeki bir çok kişiye ‘Benimle Güvendesin’ eğitimi verildi. Din görevlileri, muhtarlar, aileler ya da ulaşabileceğimiz bütün genç gruba, özellikle riskli gruba, ‘Benimle Güvendesin’ eğitimleri verildi. Bunun dışında tedavi açısından biraz da ayakta tedaviyi tekrar vurgulamak istiyorum burada yatışımız yok. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesine bağlı çalışan bir kurumuz. Ayakta tedavi biraz daha toplumda kabul edilebilir hale getirmek ya da yararını vurgulamak için özellikle söylüyorum bunu. Buraya gelen bir kişi, kapıdan girdiği andan itibaren her türlü danışmanlık hizmetini ve tedavi hizmetini alabilmekte” diye konuştu.

BADEM’in diğer kurumlardan farkını da anlatan Altıntaş, “Önce burada bir vaka danışmanı atanıyor kişi geldiği andan itibaren. Bu başvuru bireysel başvuru olabilir. Aile başvurusu olabilir. Ya da bize online olarak başvurmuş olabilir. İhtiyaçlarına yönelik bir tedavi yöntemi planlanıyor. Vaka danışmanları hastayı gördükten ve uzun bir değerlendirme yaptıktan bir profil çıkardıktan sonra kurum psikiyatristi ile beraber tedavi ile ilgili bir yol haritası çiziliyor. Sonrasında hastalardan bir yıla yakın dönem içerisinde gördüğümüz şu ki, belki de burada en çok vurgulamamız gereken konu, buraya gelen ve devam eden hastaların tedavi kalma sürelerinin oldukça iyi olduğunu gözlemliyoruz. Bunun dışında yine rehabilitasyon hizmetinin aynı kurum içerisinde veriliyor olması, yani eğitim, danışma, tedavi ve rehabilitasyonun birlikte verildiği ilk kurumlardan olması nedeniyle bu kurumun özellikli bir durumu var. Rehabilitasyonda yine kişiler tedavi süreci devam ederken, yine toplumsal entegrasyonu sağlayabilmek amacıyla burada bir atölyemiz var. Burada öğretmenlerimiz var. Grafik ve tasarımcılık eğitimlerimiz oluyor ve devam etmekte. Bunun dışında yine gün içerisinde zamanı yapılandırmaya yönelik bazı destek programlarımız var. Burada kişiler bireysel terapiler, grup terapileri, etkileşim terapileri, psiko eğitimler gibi, bazı tedavi programlarına tabi tutuluyorlar. Belki de diğer kurumlardan ayıran en büyük özelliklerinden bir tanesi, gerçekten her hastaya ayrılan zamanın oldukça fazla olması, 40-45 dakikalık bireysel terapilerin çok düzenli bir şekilde devam ettiriliyor olması” dedi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Merih Altıntaş, Bağımlılık Danışma ve Eğitim Merkezi’ne sadece sigara, alkol ve madde bağımlıları değil, tüm davranışsal bağımlılığı bulunan kişilerin de başvurabileceğini söyledi.

Metin Başar – Mustafa Esen

Edinilen bilgiye göre olay, Nilüfer ilçesi İhsaniye Mahallesindeki FETÖ soruşturması kapsamında sağlık bakanlığına devredilen Eski Rentıp şimdiki adıyla Yüksek İhtisas Araştırma Hastanesi’nin Kadin Hastalıklari Ve Doğum Kliniği’nde meydana geldi. İddiaya göre, tıbbi sekreter olarak görev yapan Arzu.Ö. (45) görevi sırasında yanına gelen eski arkadaşı olduğu iddia edilen Emekli polis Orhan B.(40) ile bilinmeyen bir nedenle tartışmaya başladı. Belindeki silahı çeken Orhan B. hastaların gözü önünde kadın görevliye 2 el ateş etti. Kanlar içerisinde yere yığılan Arzu Ö. hemen ameliyata alınırken kaçmaya çalışan Kaçmaya çalışan Orhan B. hastane güvenlikleri tarafından yakalanıp etkisiz hale getirildi. Olay anı hastanenin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi. Görüntülere göre uzun bir pardesü ile hastaneye girdiği görülen zanlı Orhan B. kalabalıktan faydalanıp XRayy cihazının yanından içeriye girip Arzu Ö.’nün görev yaptığı masanın önüne geliyor. Silahını belinden çeken zanlı talihsiz kadının önce sırtına ardından da bacağına 2 el ateş ediyor.

Olayın ardından Arzu Ö.’nün çalışma arkadaşları gözyaşlarına boğulurken olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi.

HAYATİ TEHLİKESİ DEVAM EDİYOR

Sağ bacağından ve sırtından yaralanıp ameliyata alınan Arzu Ö.’nün hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenilirken polis tarafından gözaltına alınan emekli polis olduğu iddia edilen zanlı Orhan B.’nin ise verdiği ilk ifadesinde Arzu Ö. ile arkadaş olduklarını aralarındaki promlemlerden dolayı müştekiye ateş ettiğini söylediği öğrenildi.

(Ahmet Faruk Çabuk – Samet Doğru / İHA)

Anneliğin her bayan için kuşkusuz ki tarifi mümkün olmayan harika bir duygu olduğunu dile getiren Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Ancak doğum sonrası annelerde ve bebeklerde görülen gaz şikayetleri sıkıntılara yol açabilmektedir. Özellikle bebeklerde doğumdan iki hafta sonra başlayan ve dördüncü aya kadar devam eden gaz sancıları “infantil kolik “ olarak adlandırılır” dedi.

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, gaz problemi yaşanmaması için alınabilecek bazı önlemleri şöyle sıraladı;
“Emziren anneler kuru fasulye ,karnabahar, lahana, soğan, portakal, limon, greyfurt gibi gaz yapan besinleri tüketmekten kaçınmalıdır. Çay, kahve, çikolata gibi kafein içeren besinler gaz yapıcı özelliğe sahiptir. Bunun yanı sıra bebekte uykusuzluğa ve huzursuzluğa neden olabilir.

Süt, yoğurt, peynir gibi inek sütünden elde edilen besinler gaz problemi yapabilir. Emziren anneler bu besinleri deneyerek beslenme programına eklemelidir.

Gaz problemi çok fazla oluyorsa çiğ olarak sebze ya da meyve tüketilmemelidir. Pişmiş meyve kompostoları ve haşlanmış sebzeler tercih edilmelidir. Papatya, rezene, meyan kökü, güvercin otu, oğulotu, nane gibi bitkilerin çayları ve baharatlardan kimyon gaz problemi için çözüm yolu olabilir.

Emziren anneler emzirme sırasında göğüs değiştirmeden önce bebeğin gazını çıkarmalıdır.

Gaz yapmaması için, kuru baklagiller önce haşlanıp suyu dökülmeli ve sonra pişirilmelidir.
Mutlaka taze sıkılmış meyve suları tüketilmelidir.Gazlı içecekler ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır.
Doktora danışmadan asla ilaç kullanılmamalıdır.” 

Yönetmen Onur Aldoğan, İstanbul Kadıköy’de virane halde olan depoyu özellikle iletişim öğrencileri ve sektöre gönül verenlere ücretsiz sinema ve tiyatro eğitimi vermek için kullanıyor. Bugüne kadar onlarca öğrencisi olan Aldoğan’ın önce inşaat ardından jeofizik mühendisliği ve işletme bölümlerinden mezun. Deyim yerindeyse on parmağında on marifet olan genç yönetmenin onlarca da öğrencisi var. Onur Aldoğan, “50 tane öğrencim var. İlk geldiklerinde buradan bir şey olmaz diyenler. Şimdi bu salonda oyun oynamak için can atıyorlar. Haftanın iki günü ders anlatıyorum. Burası yıkık virane bir yerdi. 3 ayımı aldı düzenledim” ifadelerini kullandı.

Sanatçıları anlattı
200’ün üstünde klip çeken Aldoğan küçük yaşlarda şarkılarını dinlediği sanatçıların şimdi kliplerini çekmekten keyif aldığını söyledi. Klip çekmeden önce sanatçılarla uzun zaman geçirmenin önemli olduğuna dikkat çeken Aldoğan, “ İnsanların size güvenmesi ve sevmesi gerekiyor. Her sanatçı farklı bizim onlarla bukalemun gibi olmamız şart. Onlara uyum sağlamamız gerekiyor” dedi. Çalıştığı sanatçılar hakkında da kısa tüyolar veren Aldoğan; “ Çelik çok zeki bir adam. Çok dolu ve ne istediğini bilen bir adam. Tual grubu ile çalışmak da çok keyifli. Berkay ve Hande Yener’in de görüntü yönetmenliğini yaptım. Çok keyifliydi. Çok enerjik oluyor çekimleri renkli oluyor ”dedi.

4 sinema filminin ardından dizi sürprizi
Genç yönetmen başrollerini Yıldız Asyalı ve Enis Boztepe’nin paylaştığı dram türündeki “Benim Hikayem” filmiyle sinemaya adım attığını belirtti. Ardından Şubat ayında çekimlerine başlanacak olan komedi alanındaki “İşte Şimdi Yandık” isimli ikinci sinema filmiyle “motor” diyecek olan Aldoğan 2017 yılında 4 adet sinema filmim vizyona girecek. Ardından televizyon dizisi projem var” dedi.

Sinemada hedef Alfredo Pacino
Genç yönetmen, “Hayatımda bir şansım olsaydı, Alfredo James Pacino ile çalışmak isterdim. Haluk Bilginer ve Kıvanç Tatlıtuğla da çalışmayı çok isterdim” dedi

“Yüzde 70’i yeteneksiz”
9 yıldır yönetmenlik ve görüntü yönetmenliği yaparak sektörde yer alan Aldoğan, dizilerdeki oyunculukları eleştirdi. Aldoğan, “O kadar yeteneksiz adamlar var ki. Şuan dizilerde oynayanların yüzde 70’i çok yeteneksiz. Özellikle yan karakterler yeteneksiz. Ana castlar çok iyi ama diğerleri. Tiyatro oyuncuları varken bu işin ehli olan insanlar varken, sadece güzel veya yakışıklı diye insanları oynatmak çok saçma geliyor” diye konuştu.

Akademisyenlere sitem
Bir dönem Marmara Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nde eğitim veren Aldoğan, sinema televizyon alanında akademisyenlerin yeterli donanıma sahip olmamasından yakındı. Genç yönetmen, “Ben çoğu üniversitenin hocalarının donanımlı olduğunu düşünmüyorum. Hiç kısa film çekmemiş kısa film hocası var. Kimi okullarda kamera yok. Öğrencilere sorduğumda tahtaya çizerek anlatılıyor diyor. Düşünsenize bir doktorun tahtada anatomi öğrendiğini. Mümkün değil böyle bir şey. Ben hocaların inisiyatif alması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
 

Fatih Gavuz – Gizem Özdemir
 

Zeytinburnu Belediyesi tarafından bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen “Geleceğin Ustaları Geleneksel Sanatlar Tasarım Yarışması” sonuçlandı. Albayrak Grubu’nun sponsorluğunda gerçekleştirilen yarışmada dereceye giren sanatçılar için Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde ödül töreni düzenlendi. Törene Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra yurt dışından da katılım oldu. Törende, hüsn-i hat, tezhip, minyatür, ebru, çini, cilt, kat’ı ve kalem işi dallarında dereceye giren eser sahipleri ödüllendirildi.

Ana Tema “Merhamet”
Yurt içi ve yurt dışından büyük ilgi gören yarışmada ana tema olarak belirlenen “Merhamet” kavramı etrafında toplam 191 eser üretildi. Hüsn-i hat alanında üç ayrı dalda ödül verildi. Hüsn-i hat’ın, celî Sülüs, tâlîk ve sülüs dallarının her birinde 3 birincilik ile 2 mansiyon ödülü olmak üzere 5 ödül verildi. Böylece hüsn-i hat dalında toplam 15 eser ödüle layık bulundu.

120 bin tl ödül dağıtıldı
Tezhip dalında 2’ncilik ve 3’üncülük ödülü ebrû, minyatür ve kalemişi, çini ve cilt dallarında da ilk üç ödül sahiplerini buldu. Kat’ı dalında ise 3’üncülük ödülü verildi. Eser sahiplerine ödülleri jüri üyeleri ve ilçe protokolü tarafından takdim edildi. Törende toplam 120 bin TL para ödülü dağıtıldı. 191 eser arasından seçilen 33 eser için ise sergi oluşturuldu.

Jüriyi zorladılar
Ebru dalında jüri üyesi olan Hikmet Barutçugil, eserleri değerlendirirken zorlandıklarını belirtti. Barutçugil, “Bu tür yarışmaların yaygınlaşması sevindirici. Ben 44 senedir bu sanatla uğraşıyorum. İlk başladığımda bu sanatların esamesi bile okunmuyordu. 1970’lerde çağdaş sanatların bazı kısımlarının uydurma olduğunu bütün dünya gördü ve insanlar kökleri sağlam olan kadim sanatlara yöneldiler. Bizde de kültürümüze sahip çıkan genç bir nesil var. Bu gelişmeler sevindirici. Bugünün medeniyetini oluşturmada bu yarışmanın büyük bir yeri var. Ebru dalında katılım fazla değildi ama zenginleşerek devam edeceğini umuyorum” ifadelerini kullandı.

“Çok kaliteli eserler yarıştı”
Geleceğin Ustaları Yarışması’nda jüri üyesi olan Doç. Dr. Mehmet Memiş, “İki senedir jürideyim. Bazı dönemler tek dalda yapıldı. Geçen sene de öyleydi. Ama bu yıl hüsn-i hat’ın üç farklı dalında ödül verildi. Dereceleri belirlemek oldukça zorlayıcı oldu. Çünkü çok kaliteli eserler katılmıştı. Yurt dışından da iyi bir katılım sağlandı. Bu yarışmaların faydası burada ortaya çıkıyor. Her sene daha kaliteli eserler katılıyor. Sanatçılar daha özenli çalışıyorlar” diye konuştu.

“Uluslararası camiada büyük başarılar hedefliyorum”
Geleceğin Ustaları ödüllerinde Çini dalında birinci olan Ayşe Kaya, eserleriyle ve başarılarıyla uluslararası camiada tanınmak istediğini söyledi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları mezunu olan Kaya, “3 ay boyunca hazırlandım. Eserim çok geleneksel olmadığı için endişem vardı ama birinci olduğumu öğrenince çok mutlu oldum. Bu eserimde farklı çiçekler kullanmak istedim, dolunayı işledim. Dolunayı korku gibi tanımlayabiliriz, onu temsil ettiği için ejderha kullandım. Çini’de uluslararası camiada büyük başarılar hedefliyorum” diye konuştu.

Endonezya’dan geldiler
Teguh Prastio ve Isep Mısbah, yarışmaya Endonezya’dan katıldı. Isep celi sülüs dalında 2’nci oldu, Teguh ise aynı dalda 3’üncü. 12 yaşından beri hat çalıştığını söyleyen Teguh Prastıo, “Amcam cam üzerine hat yapardı, ben de bu sanatı ondan öğrendim. Yarışmada dereceye gireceğimi hayal bile etmemiştim. Üçüncü olmak beni çok mutlu etti.” dedi. Isep Mısbah ise, “1987 yılından beri hatla ilgileniyorum. Jakarta’da hat sanatında hocalık yapıyorum, dersler veriyorum. Hat sanatına ülkemizde çok ilgi var. Profesyonel hattatlar var. Müslüman bir toplum olarak biz de hat sanatına çok meraklıyız.” şeklinde konuştu.

“Emeklerimin karşılığını aldım”
Minyatür dalında 1’inci olan Mehlika Hilal Kırca, eserini 2,5 aylık çalışmanın sonunda hazırladığını söyledi. Kırca, “4 yıldır minyatür ile ilgileniyorum. Emeklerimin karşılığını aldığım için çok mutluyum. Eserim, bir çocuk üzerinden gidiyor. Çocukların yaşadığı olayları merhamet üzerinden anlattım. Ben eserimi tamamladıktan sonra Halepli çocukların, kadınların yanlarında kuşları, kedileri götürdüğünü gördüm. Eserimle tevafuk oldu aslında.” ifadelerini kullandı.
“Sanatçıyı üretmeye sevk ediyor”
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olan Yasin Çakmak, ise cilt dalında 1’inci oldu. 2005 yılından beri cilt sanatı üzerine çalıştığını belirten Çakmak, “Birincilik ödülü beni gururlandırdı. Bu yarışmalar, bu etkinlikler sanatçıyı şevk eden, sanatçıyı üretmeye sevk eden güzel işlerdir” dedi. 

Konak Kardiyoloji Tıp Merkezi Halkla İlişkiler Müdürü Cansu Baştak, iş yerinde geçirilen kalp krizi sonucu ölümün iş kazası olup olmadığı ile ilgili tartışmaya Yargıtay’ın son noktayı koyduğunu söyledi. Baştak, “Ankara’da bir iş yerinde sigortalı işçi olarak çalışan Y.Ş. atölyede çalışırken bayılarak yere düştü. Kalp krizi geçirdiği anlaşılan işçi, ambulansla hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Yargıtay Genel Kurulu olayı iş kazası olarak değerlendirirken olayın 506 sayılı yasanın 11. maddesinde (5510 sayılı yasada) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme hallerine uygun olması ve kanunda belirtilen haller dışında başkaca bir şartın ve kısıtlamanın getirilemeyeceğinden hüküm verilmiştir” diye konuştu.

Yargıtay’ın kalp krizinin iş kazası sayılmasına ilişkin aldığı emsal kararda işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin büyük önem taşıdığını söyleyen Baştak, “Kusur oranı belirlenirken SGK işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine bakar. Bu konuda işverenler aldıkları ve almadıkları tedbirlerden sorumludur. İşverenin gerekli kalp ve sağlık muayenelerini yaptırmış olması halinde işveren kusurlu olmayacaktır. İşverenin kusurlu bulunması halinde hem işveren tazminat ödeyebilir hem de SGK geride kalanlara ödediği aylıkların bir kısmını işverenin kusuru oranında işverenden geri isteyebilir. Bu durumda en büyük sorumluluk işverene düşmektedir. Çalışanlarının sağlık kontrollerini belirle aralıklarla mutlaka yaptırmalı, hem çalışanını hem de k 

İçişleri Bakanlığı, yaklaşık 5 ay önce Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen PKK/KCK terör örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alınıp terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanan Abdurrahman Zorlu’nun yerine Şaban Arda Yazıcı’yı kayyum olarak görevlendirdi. İlçede Kaymakam olarak da görev yapan Yazıcı, kente geldiği ilk andan itibaren halkın sevgilisi olmayı başardı. İlçenin 50 yıllık su sorununa çözüm bulan ve kentteki çöp sorununu da gideren Yazıcı, kendilerine başvurup evlenmek isteyen Muzaffer Tarhan ve Şirin Çoban çiftine sürpriz hazırladı. Hani Belediye Başkanı Şaban Arda Yazıcı, kendisine verilen yetkiyi kullanarak cübbe giyip genç çiftin nikahını kıydı.

Nikahta 3 çocuk vurgusu
Tarhan ve Çoban çiftinin yakınları ile belediye çalışanlarının katıldığı nikah töreninde genç çiftin şahitliğini de ilçede görevli iki polis yaptı. Yazıcı, çiftlerin nikahını kıydıktan sonra aile cüzdanını Şirin Çoban’a verdi. Kaymakam Yazıcı, nikah töreninin ardından genç çifte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 çocuk sözünü hatırlattı. Kaymakam Yazıcı, törenin ardından genç çifte altın ve hediye verdi. Mutlulukları gözlerinden okunan Muzaffer Tarhan ve Şirin Çoban çifti, Yazıcı’nın kendilerinin nikahını kıymalarından dolayı mutlu olduklarını söyledi.

“Gençlerimizin talebini yerine getirdik”
Nikah töreninin ardından İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Şaban Arda Yazıcı, kendilerinin Hani Belediyesi olarak vatandaşların zor ve sıkıntılı zamanları ve mutlu günlerinde de bir araya gelmeyi şiar edindiklerini söyledi. Yazıcı, “Burada çeşitli zamanlarda ilçe ahalisi ile zaman zaman bir arada oluyoruz. Buradaki nikah akdi de vatandaşlarımızla buluşmalarımızda örnek teşkil etti. Gençlerimizin özellikle bana bu konuda talepleri oldu. Biz de bu taleplerini yerine getirmek istedik. Doğrusu burada benim meslek hayatım boyunca ve belediye başkanlığı vekilliği süresince de ilk nikah kıyma görevim oldu. Bizler çok mutlu olduk. Tüm belediye personeli ve arkadaşlarımız olarak bu mutluluğa hep birlikte şahit olduk ben de görevimi yaptım. Bundan sonra da kıymetli vatandaşlarımızın belediyeye müracaatlarında zaman zaman kendileri ile birlikte olacağız. Onlara belediyemizin hediyelerini takdim edeceğiz. Biz gençlerimizi hizmetlerimizi almaları noktalarında mutlu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.