KKTC’de İskele’ye bağlı Çayırova bölgesinde bir şantiyede iş kazası meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Cumartesi günü yaşanan olayda 39 yaşındaki yabancı uyruklu işçi İdris Dhali, beton mikserinin içine düştü. Olayda hayatını kaybeden Dhali’nin cansız bedeni karıştırıcıda yoğrulan harçla birlikte mikserin içinden çıktı. Dhali’nin hazır beton üretim tesisi olan panmikserin temizlik kapaklarından mikser içerisine düşerek mikserin demir çarkları arasına sıkışıp parçalanması sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Polis, olayla ilgili panmikserin (beton karıştırıcı araç) santral operatörü Sinan Birgin’i tutukladı. Bangladeş uyruklu İdris Dhali’nin ölümünde ihmalinden şüphelenilen Birgin, Mağusa Kaza Mahkemesi’nde yargıç karşısına çıkarıldı.

Dhali’nin cesedi beton mikserinden çıktı
İdris Dhali’nin mikserin içerisindeki harçla birlikte aktarıldığını tespit eden polis, Dhali’nin parçalanmış cesedinin mikser aracının şantiye yanında bulunan boş araziye boşaltım yaptığı esnada tespit edildiğini açıkladı.

Soruşturma kapsamında şüpheli konumda bulunan ve panmikserin santral operatörü olarak çalışan zanlı Sinan Birgin’in tutuklandığını açıklandı. Zanlı Birgin haricinde panmikseri çalıştırmaya yetkili herhangi biri olmadığını ve panmikserin bakımı ile temizliğinin sadece zanlı Birgin tarafından yapıldığı tespit edilirken, panmikserde yapılan kontrolde ise mikserin iki kapağı olduğu, bu kapakların sensörlü olduğu ve kapakların açık olduğu aktarıldı. Kapakların açık olması durumunda santral operatörüne arıza sinyalinin gitmesi gerekirken, olay anında santral operatörüne sinyal gidip gitmediğinin araştırılması gerektiği bildirilerek, Çalışma Dairesi’nin bizzat kendilerinin veya uygun görecekleri teknisyenler tarafından polisle birlikte santralin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiği açıklandı. 

Emir Abdurrahman Bulut

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı verilerine göre Çanakkele’nin Ayvacık ilçesinde 5.3 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha meydana geldi. Yerin 7.01 km derinliğinde meydana gelen deprem birçok yerden hissedildi.

06.51’DE İLK DEPREM

Ege denizi açıklarında Ayvacık ilçesi yakınlarında saat 06.51’de meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki deprem çevreden de hissedildi.  İkinci bir deprem ise Ayvacık açıklarında yine 5.3 büyüklüğünde meydana geldi. Meydana gelen 5,3 şiddetindeki deprem bir çok ilde paniğe sebep oldu. Merkez üssü Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıkları olan deprem 06.51 sıralarında 7,5 kilometre derinlikte yaşandı. Çanakkale başta olmak üzere İzmir, Bursa ve İstanbul’da da hissedilen deprem kısa süreli paniğe sebep oldu. Çanakkale’de Afad ve Umke ekipler araştırma başlattılar. 

VALİ’DEN AÇIKLAMA GELDİ!

Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Ayvacık ilçesi açıklarında saat 06.51’de meydana gelen 5,3 şiddetindeki depremde ilk bilgilere göre can kaybı olmadığını, bazı köylerde boş olan bazı evlerin çatılarında hasar olabileceğini açıkladı. Vali Orhan Tavlı, depremin ilk anlarından itibaren AFAD ve UMKE ekiplerinin seferber edildiğini hatırlatarak, “Ayvacık Kaymakamımız ve ekipler gerekli araştırmaları yapıyorlar. Çok şükür can kaybı gözükmüyor. Bazı köylerde boş olan evlerin daha önce kar ve yağmurdan dolayı etkilenen çatılarında hasarlar olabilir. Arkadaşlarımız o köylere de ulaşmaya çalışıyor” dedi.

Öte yandan İHA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ayvacık’a 50 kilometre mesafedeki Yukarıköy ve Çanköy’de bazı evlerde hasarlar olduğu öğrenildi. 

DEPREM BAYIKÖY’DE BÜYÜK HASARA YOL AÇTI

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki 5,3 şiddetindeki deprem, Bayırköy’de çok sayıda evin yıkılmasına ve onlarca koyunun telef olmasına yol açtı. İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Bayırköy Muhtarı Mehmet Yahya Çavuş, 06.51 sıralarında büyük bir gürültü ile uyandıklarını belirterek, “Köyümüz 250 haneli. Köyde 40-50 civarında evde hasar var, bazı evlerde küçükbaş hayvanlar da telef oldu. Evlerden kimisinin ise sadece çatısı kaldı” dedi.

Çanakkale’ye 30 kilometre mesafedeki Bayırköy ile yakınlarındaki Çamköy’de hasar meydana geldiği, Jandarma, AFAD ve UMKE ekiplerinin bölgede çalışma başlattığı öğrenildi. 

MEYDANA GELEN SON DEPREMLER

   Tarih        Saat         Büyüklük

6/2/2017 08:01:16    2.3 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 08:00:24    2.6 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:57:05    1.9 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:55:25    2.4 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:55:02    2.1 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:49:36    2.9 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:42:05    1.7 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:41:35    2 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:39:57    2.3 Türkiye Çanakkale Ayvacik

6/2/2017 07:32:18    2.6 Türkiye Çanakkale Ayvacik

4 KİŞİ YARALANDI

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremde Yukarıköy’de çok sayıda ev yıkıldı. 5 köyde hasara neden olan depremde 4 kişi yaralandı. 

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar yakınlarında saat 06.51’de yaşanan 5.3 büyüklüğündeki deprem bazı köylerde hasara neden oldu. Taşağıl, Tuzla, Yukarı, Çam ve Gülpınar köylerinde hasar oluştu. En fazla hasarın meydana geldiği Yuları köyde çok sayıda taş ev yıkıldı. Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, bölgede yaptığı incelemenin ardından “Çok sayıda evde hasar var. Çok şükür can kaybı yok. Bölgede depremler uzun süredir devam ediyordu. Diğer köylerimizde hasar yok ama 5 köyümüzde evlerde hasar var. Bazı hayvan damları da yıkıldı” dedi.

AFAD ve itfaiye ekipleri köyde çalışmalarını sürdürürken, vatandaşlar da yıkılan evlerden eşyalarını çıkarmaya çalışıyor. Deprem anında büyük korku yaşadığını belirten bir vatandaş, “Çok korktuk. Evlerde çok hasar var. Sabah çocukları okula göndermek için kalkmıştım. O sırada deprem oldu. Çok korktum hala korkuyorum” dedi. 

Çanakkale’deki deprem Tekirdağ’da da hissedildi

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında öğlen saatlerinde meydana gelen 5,3 büyüklüğündeki deprem Tekirdağ’da da hissedildi.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında saat 13.58’de 5.0 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha meydana geldi. Deprem Tekirdağ kent merkezi ve bazı ilçelerinde de hissedildi.

5.3 şiddetindeki artçı şok Edremit’te de hissedildi

Çanakkale Ayvacık açıklarında 13.58’de meydana gelen 5.3 şiddetindeki deprem Edremit’te de hissedildi.
Ayvacık açıklarında saat 13.58’de meydana gelen 5.3 şiddetindeki deprem, Balıkesir’in Edremit ilçesinde de hissedildi. Sabah saatlerindeki deprem bölgede fazla hissedilmezken, saat 13.58’de meydana gelen deprem bütün ilçede hissedildi. Bazı vatandaşlar deprem sonrasında sokağa çıktı. 5 saniye kadar süren sarsıntıyı hisseden vatandaşlar kısa süreli korku yaşadı. 

Cihangir’de meydana gelen olayda iddiaya göre, H.İ. ve 3 kişi henüz bilinmeyen bir sebepten sokak ortasında kavga etti. Kısa sürede büyüyen kavgada H.İ. belinden çıkardığı kurusıkı tabanca ile 3 gence ateş etmeye başladı. Gençlerden birinin isabet eden saçma sonucu yaralanması üzerine, yaralanan gencin arkadaşı H.İ.’ye bıçakla saldırdı. Bıçaklı saldırı sonucu bacağından yaralanan H.İ. yere yığıldı. Ardından aralarında yaralanan gencinde olduğu kavgaya karışan 3 genç H.İ.’nin silahını alarak olay yerinden kaçtı. Kanlar içinde sokakta kalan H.İ.’ye çevrede bulunan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri müdahale etti. H.İ. olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından çevrede bulunan hastaneye kaldırıldı. Sokak ortasında yaşanan dehşet anları ise çevrede bulunan güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi.

Kavga anı kamerada 

Sokak ortasında yaşanan silahlı ve bıçaklı kavga çevrede bulunan güvenlik kameralarına yansıdı. Kamaralara yansıyan görüntülerde 4 genç sokak ortasında kavga ediyor. Ardından caddede koşuşturma başlıyor. Daha sonra gençlerden bir tanesi çıkardığı silahla ateş ediyor. Bunun üzerine diğer 3 gençten bir tanesi bıçağını çıkararak silahlı gence saldırıyor. Aralarında çıkan boğuşmada silahlı genci bıçaklayan 3 şahıs olay yerinden uzaklaşıyor.
 

Doğan Can Cesur

CHP Grup Başkanvekili Özel, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Özel, Anayasa değişiklik teklifi ile ilgili Mecliste yaşanan süreci hatırlatarak, rejimi değiştirmek isteyenlerin söylemlerinin sert olmasının beklendiğini söyledi. Özel, “Hayırcılar neşeli şarkılar yapıyorlar, Hayırcılar esprili sloganlar buluyorlar. Hayırcılar 60-70 yaşında teyzelerin elinde tuttuğu, bir yandan örgü örüp ağzında tuttuğu ‘hayır’ çıktılarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Çünkü bu ülkenin gerilmesinin, kutuplaşmasının bu ülkeyi felakete sürükleyeceğinden endişe ediyorlar. Ama ‘evet’ diyenler önce hükümet sözcüsü ağzıyla, ‘eğer referandumdan ‘evet çıkarsa, terör örgütleri başını kaldıramaz’ diyerek, sonra Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ’ın ağzından ‘terör örgütleri hayır’ için çalışıyor’ diye bir söz söyleyerek, ‘Başbakan tekzip eder, bu sözcü artık hükümetin sözcüsü olamaz, büyük bir gaf yapıp, gelen tepkiler üzerine geri adım atıp, sonra her seferinde aynı şeyi ima edenin, bu söz hükümetin sözü olamaz dediğimiz noktada Başbakan’dan sağduyulu yaklaşım beklerken Başbakan aslında bunun kendilerinin bütün kampanyasının gövdesi olduğunu açıkça itiraf etmiştir” ifadelerini kullandı.

‘Evet’ kampanyasının acizliğini gösterdiğini öne süren Özel, “’Eveti açıklayamadıklarını, savunamadıklarını ve ellerinde kala kala aciz, hadsiz yaklaşımın kaldığını gösteriyor. Bir ülkenin Başbakanı neye ‘evet’ dendiğini savunamıyor ve bir iftirada bulunup, ‘hayır’cıların terörist olduğunu söyleyip, o yüzden ‘evet’ dediklerini söylüyor. Başbakan çıkıp 600 milletvekilini anlatamıyor, hem Meclisin işlevinin on kat zayıfladığını hem de neden ilave 50 milletvekiline ihtiyaç duyduklarını savunamıyor. Atatürk’ün üç aylığına kabul ettiği başkomutanlık yetkisini, ülkenin kurucusunun kabul etmediği ve ‘Meclisin yetkisidir. Bunu üç aylığına kabul ederim’ dediği yetkiyi kendi kurucu başkanlarına ömür boyu ve sınırsız vermeyi elbette savunamıyor” şeklinde konuştu.

Özel, CHP olarak ‘hayır’ çıkması durumunda referandumun ertesi günü AK Parti teşkilatlarına, Mecliste AK Parti ve MHP grubuna çiçek ve çikolatalarıyla gideceklerini söyleyerek, “Dün halk karar verdi, büyük tehlikeden kurtulduk. Artık kutuplaşmanın, gerilimin zamanı değil, sandığı okuyun. Halk parlamentoya, parlamenter sisteme sahip çıktı, gelin bu sistemi birlikte güçlendirelim. Kucaklaşıp, rejim tartışmalarını ortadan kaldıralım” dedi.
 

“Riskli binalar duruyor gökdelenler yapılıyor”

Çanakkale bölgesinde 5.5 ve 5.3 şiddetinde yaşanan depremler ve ardı sıra yaşanan 58 sarsıntı gözleri olası Marmara depremine çevirdi. Büyükçekmece Belediye Meclisi’nin Şubat ayı oturumunda konuşan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, “İstanbul’da yavaş yavaş deprem gerçeği unutulmaya başladı. Ya bu tabutları yıkacağız ya da çok sayıda mezar yeri kazacağız. Bu bir gerçektir. Hemen Yeşilköy açıklarındaki 950 metre derinlikteki 1. Marmara çanağındaki fay hattı ile Silivri’nin Güneydoğu’sunda bulunan 1100 metre derinliğindeki 2. Marmara çanağından geçen faylar 100 yıldan beri kırılmamış. Enerji birikimi son noktaya gelmiş. Tüm bilim adamları da bu gerçeğe dikkat çekmektedir. Geç kalınırsa bu deprem İstanbul’u çok fena şekilde vuracak. Biz depreme karşı riskli binaları yıkıp yerlerine depreme dayanıklı binalar yapmak yerine gökdelenler yapmaya devam ediyoruz. Ama o riskli binalar yerinde duruyor” dedi.

“Büyükçekmece’de önlemler alınıyor”
Büyükçekmece’nin depreme hazırlık konusunda en rahat ilçelerinden biri olduğunu belirten Başkan Akgün; “Biz her seçimde üzerine bir kat kaçak bina çıkılmayan bir şehir olduğumuz için rahatız. Büyükçekmece’de çok riskli binaların bin tanesini yıktığımız için rahatız. Bizimde endişe ettiğimiz yerler var. Bölgemizde 200 tane site kaldı. Kumburgaz sahilindeki özellikle 1999 depreminden önce yapılmış 6 ila 9 kat arasındaki blokların tamamı olası bir depremde yerle bir olacaktır. Sonuçta can var ve bu işin siyaseti de olamaz. İstanbul’da deprem unutuldu. Bu mesele sadece Büyükçekmece’nin meselesi değil. Büyükçekmece bu anlamda en rahat ilçelerden bir tanesidir” ifadesini kullandı.

“İmar disiplininden taviz vermeyeceğiz”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyelerinin sürekli olarak deprem gerçeğine dikkat çekmeleri gerektiğinin altını çizen Başkan Akgün şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dikkat çektiği gibi insanımızı toprağa yakın mutlu bir şekilde yaşatmaya devam edeceğiz. Büyükçekmece’de asla üst üste konmuş beton yığınlarından oluşan adına gökdelen denilen 40-50 katlı beton kondular olmayacak. İstanbul’da her taraf beton yığını. Bu da sürekli olarak nüfus artışının önünü açıyor. Uzun yıllardır uyguladığımız imar disiplinini sürdüreceğiz. Büyükçekmece’de nüfusun çok artışına vesile olacak yapılar olmadığı için yıllık nüfus artışı 10 bin kişi civarında olmaktadır. Biz burada olduğumuz sürece Büyükçekmece’de asla beton kondu gökdelenler olamayacak.” 

Edirne’nin Çavuşbey Mahallesi’nde tek göz odalı evlerinde çocukları ve ailesi ile yaşama mücadelesi veren 26 yaşındaki diyaliz hastası Özge Kısaç, her iki böbreğinin de kullanılamaz halde olduğunu ve haftada 3 kez diyalize girmek zorunda kaldığını belirtti. Kısaç, nakil için yardım beklediğini belirterek, tek hayalinin sağlığına kavuşarak, çocuklarının büyüdüğünü görmek olduğunu belirtti.

“Her iki böbreğimde iflas etti”
3 yıl önce hastalığı ve maddi geçim sıkıntısı nedeni ile eşinden ayrıldığını anlatan diyaliz hastası Özge Kısaç, “19 yaşında evlendim. 6 yaşında bir kızım, 2 buçuk yaşında da bir oğlum var. Hem hastalığım nedeni ile hem de maddi durumlar nedeniyle eşimden 3 yıl önce ayrıldım. Geçmiş dönemlerde İstanbul’da bazı ameliyatlar geçirdim ancak başarılı olmadı. Şu an diyaliz görüyorum ama diyaliz hastalığı çok zor. Şu anda nakil bekliyorum. Böbreklerimin her ikisi de sıfır da sıfır şu anda iflas etti. Tansiyon yüksekliği devam ediyor” dedi.

“Diyaliz hastalığında ölüm daha yakın insana”
Kısaç, diyaliz hastalığının çok zor olduğunu ve tüm diyaliz hastalarına şifa dileğinde bulunduğunu dile getirerek, “Hayalim çocuklarımı büyütmek, okutmak, onlarla yaşamak. Kızım okula başladı. Diyaliz hastalığında her zaman için ölüm daha yakın insana. Şu an boynumdan diyalize giriyorum. Nakil bekliyorum, sağlığıma kavuşmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Mal istemiyorum, saadet istemiyorum, evladımın yaşamasını istiyorum”
2 çocuk annesi olan ve böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren Özge Kısaç’ın annesi Gülser Kısaç da “Şu an böbrekleri kızımın sıfır durumunda. Diyalize mahkum oldu benim evladım. Bütün milletime yalvarıyorum, diyalize girmesini istemiyorum kızımın 2 yavrusunun başında. Bir şey istemiyorum, sağlığını istiyorum evladımın. Allah rızası için evladımın sağlığını istiyorum. Başka hiçbir şey istemiyorum. Dünya malı dünyaya kalır. Mal istemiyorum, saadet istemiyorum, evladımın yaşamasını istiyorum” dedi.

“Sıkıntıdayım, dardayım nakil için yardım diliyorum”
2 yıl önce bay-pas ameliyatı geçirdiğini hatırlatan baba Fahri Kısaç ise “Sıkıntıdayım, dardayım evladımı bu yaşa kadar omuzlarımda kaldırdım, başımın üstünde gezdirdim fakat şimdiden sonra gezdirecek durumum kalmadı. Her yönden ihtiyacım var ve kızımın böbrek nakli için yardım diliyorum” diye konuştu.

Edirne Belediyesi ve TROYDEM sahip çıktı
Trakya Roman ve Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TROYDEM) Başkanı ve Edirne Belediyesi Meclis Üyesi Erkan Makas, “Kızımız bize dernek olarak müracaat ettiğinde; sağlık açısından hiç iyi şartlarda olmadığı için banyosu, tuvaleti, kapısı, çerçevesi olmayan yaşama açısından potansiyeli olmayan bir evde yaşıyordu. Bizlere müracaat ettiler. Bende aynı zamanda meclis üyesi olduğum için Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’a konuyu ilettim. Başkanımız da ne gerekiyorsa yapalım dedi. Kızımız için yaşanabilir ve hijyen ortamı olan bir ev yapmak için harekete geçtik” ifadelerini kullandı.

Koray Ustabaşı 

Elektrik enerjisinin kış mevsiminde fazlası ile ısınma amaçlı olarak kullanılması nedeniyle Dicle Elektrik Dağıtım bölgesinde sık sık trafo yangınları yaşanıyor. İstenmeyen ve uzun sürebilen elektrik kesintilerine neden olan bu yangınların fazlası ile yaşandığı yerlerden biri de Mardin…

Mardin’de son iki gün içerisinde soğukların etkisi ile elektrikli ısıtıcılara dadananlar yüzünden trafoların üzerinde aşırı bir yük oluştu. Bu yükü kaldıramayan Kızıltepe ilçesinde 10, Nusaybin ilçesinde 4 ve merkez Artuklu ilçesinde de bir trafo olmak üzere toplam 15 trafo yanarak kullanılamaz hale geldi. İl Müdürü Bulut, vatandaşların enerjisiz kalmaması için bu trafoların kısa sürede yenileri ile değiştirildiğini ve bahse konu ilçelerde enerji arzının normale döndürüldüğünü söyledi.

“Elektriği amacına uygun kullanın”
İl Müdürü Memet Bulut, aşırı yüklenme sebebiyle ortaya çıkan arızalar yüzünden yine yöre halkının mağdur olduğuna dikkat çekerek, “İki gün içerisinde yanan 15 adet trafoyu yenileri ile değiştirdik. Bu trafolar değiştirilinceye kadar normal vatandaş gibi, elektriği israf düzeyinde kullanarak aşırı yüke sebep olanlar da karanlıkta kaldılar. Elektriğin gereğinden çok daha fazla şekilde ısınma amaçlı kullanılması nedeniyle trafolara aşırı bir yük biniyor. Yükü kaldıramayan ve aşırı derecede ısınan trafolarımız ne yazık ki yanıyor. Trafo yanmasının yanında aşırı yüklenme başka arızalara ve dolayısıyla kesintilere de neden oluyor. Bunların yaşanmaması için çağrımız, elektriğin amacına uygun ve israf edilmeden kullanılmasıdır. Aksi halde arızalar kaçınılmaz olacaktır. Her şeye rağmen ekiplerimiz, olası arızaları gidermek ve kesintisiz elektrik enerjisi verebilmek için yoğun bir şekilde çalışmaktadır” dedi. 

Olay, Akşehir ilçesi Cevdet Köksal Caddesi üzerinde bulunan Tutku Bilgisayar’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir müşteri tarafından tamir edilmesi için servise bırakılan tablet, servis elemanı tarafından müdahale edilirken birden alev alarak yanmaya başladı. Alev alan tablet, servis görevlileri tarafından müdahale edilerek söndürüldü. Tabletin patladıktan sonra alev alması iş yerinin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.

Bilgisayar Servis elemanı Engin Kahraman olay anını anlatırken, “Müşterimiz tableti getirerek şarjı ile alakalı bir sorun olduğunu söylemişti. İşleme aldığım sırada bataryanın hafif şişmiş olduğunu gördüm. Bu işlemi yaparken oldukça dikkatli olmamız gerekiyor. Ne kadar dikkatli olsak da ister istemez ucuz yollu tabletlerden olduğu için merdiven altı ürünlerde bu tür sıkıntılar çıkıyor. Bir anda tabletin bataryası alev aldı. Hemen müdahale edip söndürdük” dedi.

Bilgisayar servisi elemanlarından Mustafa Karadaş da, tablet alınırken özellikle merdiven altı ve isimsiz ürünlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, “Özellikle tabletleri şarj olurken kullanılmaması gerekiyor. Çünkü şarj olurken tabletin bataryası şişme yapıyor, bu iş sürekli olduğu zaman bu tür patlamalar siz elinizdeyken de olabilir ve istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu tür olumsuzları yaşamamak için şarj olurken tableti kullanmayalım. Ayrıca merdiven altı diye tabir ettiğimiz yani ne olduğu belirsiz tabletleri satın almamak gerekiyor” diye konuştu.
İş yeri sahibi İbrahim İngeç (33) ise olayın ucuz atlatıldığını belirterek, müşterinin tabletinin tamir edilerek kendisine teslim edildiğini söyledi. 

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında Çankaya Köşkü’nde toplanan Bakanlar Kurulunun gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çanakkale’de meydana gelen deprem sonucu zarar gören vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Kurtulmuş, vatandaşların her türlü zarar ve ziyanının giderilmesine ilişkin olarak ilgili birimlerin çalıştığını ifade etti. Bugünkü toplantıda TÜBİTAK reformu ve Türkiye’de teknoloji yönetiminde yapılması düşünülen yapısal dönüşümlere ilişkin sunumun Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından yapıldığını anlatan Kurtulmuş, Türkiye’nin katma değer zincirinde daha yukarılara çıkmasının Türkiye’nin önceliğinin olduğunu kaydetti. Teknolojinin üretilmesinde bilim, teknoloji ve sanayi tarafının olduğunu anlatan Kurtulmuş, üniversiteler, özel sektör ve kamu kurum kuruluşlarının birlikte bulunduğu bir alan olduğunu dile getirdi. Üretilen bilimin teknoloji ve katma değeri yüksek ürünlere dönüşeceğini kaydeden Kurtulmuş, bu çerçevede Türkiye’nin şuandaki pozisyonunun istenilen bir durum olmadığını, Türkiye’de hem Ar-Ge hem dünya üniversiteleri sıralamasında hem de katma değeri yüksek ürünler arasında olma bakımından istenilen seviyede olunmadığını bildirdi.

İlk 500 üniversitede Türkiye’den 4 üniversitenin olmasının kabul edilebilir olmadığını anlatan Kurtulmuş, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarında yüzde 50, üniversitelerin yüzde 40, kamunun yüzde 10 paya sahip olduğuna dikkati çekerek, yeni bir teknoloji yönetim modeline ihtiyaç olduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Bilim Sanayi ve Teknoloji Yüksek Kurulunun yapılan sunum çerçevesinde Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kuruluna dönüştürülmesinin, enstitülerin yönetiminin birleştirilerek zaman, eleman ve kaynak israfının önlenmesi, yeni bir yapı kurularak üniversitelerin daha etkin olarak Ar-Ge çalışmalarının içine sokulması, Ar-Ge çalışmaları ile ilgili kamunun yönlendirici ama esas olarak özel sektörün bu işi yükleneceği bir ortama Türkiye’nin gelmesi sağlanmaya çalışılmaktadır” dedi.

Kurumlar ve gelirler vergilerini düzenli ödeyenlere yüzde 5’e kadar indirim

Vergilerle ilgili düzenlemelerin toplantıda ele alındığına dikkati çeken Kurtulmuş, “Vergisini geçmiş dönemlerde eksiksiz ve vaktinde ödeyen vatandaşlarımız için vergilerinde, kurumlar vergisi, gelirler vergisi vergilerinde yüzde 5’e kadar indirim yapabilecek bir uygulama konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi öngörülmüştür. Böylece, vakti zamanında vergisini ödeyen insanlarımız, girişimcilerimiz, şirketlerimiz, özellikle Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan KOBİ’lerimiz vergi indirimlerinden yararlanmış olacaklardır. Öngörülen bir başka bir konu da, yabancılara konut satışında yeni teşvik ve kolaylıkların getirilmesidir. Bu konuda yeni teşvik ve kolaylıkların getirilmesi öngörülmektedir. Bu da Bakanlar Kurulunda olgunlaştırıldıktan sonra kararlaştırılacak ve uygulamaya başlanacaktır” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, açıklamaları sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, “Bazı büyük kamu kuruluşlarının Varlık Fonu’na devredilmesiyle, hükümetin bununla amaçladığı nedir?” sorusuna Kurtulmuş, “Büyük kamu şirketlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesi ile ilgili niyet söz konusudur. Ayrıca, devletin elinde çok kuvvetli bir kaynak oluşması sağlanmaktadır. Böylece ülke ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durabilecek, olası birtakım ekonomik salvolara karşı kendisini koruyabilecek daha dinamik bir yapıya kavuşması öngörülmektedir. Bu,Türkiye ekonomisinin kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması için etkin bir adım olacaktır. Bu kanaatle, niyetle bu adım atılmıştır” cevabını verdi.

Savunma Sanayi Destekleme Fonu’ndan 3 milyar liranın 3 aylığına Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “Kamunun elinde kuvvetli bir varlık fonunun oluşturulmasıdır. Türkiye ekonomisinin gücünü göstermek, dışarıdan müdahalelere karşı kuvvetlenmesini sağlamak için tabiri caizse garanti mahiyetinde olan bir fondur. Amaç, kullanımın aynı kaynakta toplanarak daha etkin kullanımını sağlayacak adımın atılmasıdır” dedi.

“Kampanyamızın sloganı ‘Kararımız evettir”
Referanduma ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “Bugün Türkiye, bir Suriye, bir Irak, Libya, Yemen olmadıysa bunun en temel sebeplerinin başında gelenlerinden birisi Türkiye’de sandığın ortada olmasıdır. Vatandaşlarımız darbe dönemlerinden sonra bile iş başındaki darbecileri hür iradeleriyle, sandıklarda verdikleri oylarla iş başından indirebilmişlerdir. Allah’tan ortada sandık var. Bizatihi bu referandum sandığının, bu halk oylaması sandığının ortada olması bile Türkiye’nin demokrasinin gücünü gösteren önemli bir göstergedir. Kimisi evet diyecek, kimisi hayır diyecek. Kampanya açık bir şekilde ortaya konacak. Herkes bu süreç içerisinde, kendi perspektifinden niye hayır veya evet dediğini ortaya koyacak. Bu bir parti seçimi değildir. Herhangi bir parti seçime giriyor değildir. Burada farklı partiler evet etrafında kanaatlerini belirtiliyor. Hayırda da aynı şekilde, herkes evet ya da hayır ne diyecekse onu kampanya sırasında açık bir şekilde ortaya koyacaktır. Bu yarış açık, şeffaf demokratik bir yarıştır. Bu olgunluk içinde bu kampanya yürütülecek. Biz, pozitif bir kampanya yürütüyoruz. Kampanyamızın sloganı, ‘Kararımız evettir’. Yeni Türkiye, güçlü Türkiye, Türkiye’nin sorunlarını aşacağı etkin bir yürütme sisteminin kurulabilmesi için evettir. Biz, kampanya boyunca bu eveti anlatacağız. Halkımızın büyük bir çoğunluğunun evete destek vereceğini şimdiden görüyoruz. Nihayetinde de söz de karar da milletindir” şeklinde konuştu.

Astana görüşmeleri
Astana görüşmelerinde gelinen aşamanın sorulması üzerine Kurtulmuş, “Astana süreci, Cenevre sürecinin alternatifi ya da rakibi değildir. Astana’da ortaya çıkmış olan bu müzakere ortamı, hiç şüphesiz Cenevre sürecini de etkileyecek. Biz, Türkiye olarak Cenevre sürecine de destek veriyoruz. Bizim amacımız, Astana, Cenevre nerede olduğu farketmez, bir an evvel barış görüşmelerinin tamamlanması ve Suriye halkının istediği adil ve kalıcı bir barışın ortaya konmasıdır” dedi.
İncirlik Üssü’ne ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “Almanların keşif uçuşları sırasında elde ettiği bilgilerin bir kısmını bizimle paylaştıklarını biliyoruz. Ancak, isteriz ki bu koalisyon güçleri ellerindeki bütün bilgileri tamamen bizimle paylaşsın. Biz de tamamen onlarla paylaşalım. Çünkü, sahada Türkiye silahlı mücadele veren neredeyse tek ülkedir. Hem DEAŞ’a karşı yoğun bir mücadele veriyoruz hem de aynı şekilde PYD, PKK unsurlarının Türkiye’ye zarar vermesini önleyecek her türlü girişimi yapmaya çalışıyoruz. Bizim müttefiklerimizden beklediğimiz, sadece DEAŞ’a karşı bilgi, bulguların ya da istihbaratın paylaşılması değil, aynı şekilde PYD, PKK unsurlarının da Türkiye’ye karşı hareketlenmeleri konusunda Türkiye’nin bilgilendirilmesidir. Son zamanlarda bilgi, istihbarat paylaşımında olumlu gelişmeler vardır ama bütün bilgilerin paylaşıldığı bir istihbarat paylaşımını da beklediğimizi ifade etmek isterim” şeklinde konuştu.

FETÖ ile mücadele
FETÖ ile mücadele kapsamında gözaltına alınan pilotlardan 180’inin tekrar görevlerine döndüğü yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, “Bir kişinin itirafçı olması demek o kişinin mahkeme sürecinde aklandığı anlamına gelmez. Dolayısıyla bu mahkeme süreçlerinin ilgili TSK personeli bakımından sonuçlanması beklenecektir. Gerekli adımlar atılır, mahkemeler sonucunda ortaya olumlu bir sonuç ortaya çıkarsa” diye konuştu.

DEAŞ’a yönelik operasyonlar
Kurtulmuş, DEAŞ’a yönelik operasyonlara ilişkin, “Biz, bütün terör örgütlerine diz çöktüreceğiz’ derken hamasi bir retorikle bunu söylemiyoruz. Bu terör örgütlerine mutlaka diz çöktürülmesi Türkiye’nin bekası için zorunludur. Eninde sonunda bütün terör örgütlerine diz çöktüreceğiz. DEAŞ’a, PKK’ya, FETÖ’ye karşı bütün operasyonlar yapılacak. Hem tedbirlerimizi alacağız hem de Türkiye’nin içerisinde bu örgütlere destek verenleri bulup çıkartıp bunları yargı önüne çıkartacağız. Son DEAŞ operasyonu da bu kapsamda yapılmış bir çalışmadır” ifadelerini kullandı.

Ahmet Türk’ün açıklaması
Eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün “Çözüm için diyalogdan başka bir seçenek yok” şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine Kurtulmuş, “Bu açıklamanın birinci kısmını değerlendireyim. Yıllardır HDP’lilere şunu söylüyoruz, ‘Halkın oylarıyla seçilmiş bir partinin parlamentoda varlığı Türkiye demokrasisi için bir imkandır’. Hep bunları söyledik ama dönün oy aldığınız halka ihanet eden, elinde silah bulunan, halka karşı silah kullanan, halkın yaşadığı şehirlerin sokakların içine bombaları yerleştiren terör örgütüne karşı durun, biz sizinle beraber değiliz, bu yaptıklarınızı asla tasvip etmiyoruz deyin, terörle aranıza mesafe koyun. Terörü lanetleyin. Ne yazık ki HDP’deki bazı milletvekilleri, siyasetçiler bunu yapamadılar ve terörle arasına mesafe koymak şöyle dursun sanki terör örgütünün bir yan koluymuş gibi hareket ettiler. Teröristlerin cenazelerine katıldılar. Terör örgütünün lojistik anlamda desteklenmesine katkıda bulundular. Biz, Sayın Türk’ün bu açıklamalarının çok daha yüksek sesle söylenmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Ama, maalesef çok geç olmuştur. Bundan sonra biz Türkiye’ye karşı, bölgedeki halkımıza karşı acımasızca bu şekilde terör faaliyetlerini sürdüren örgütün diz çöküp, bu terör faaliyetlerini yapamaz noktaya gelmesinden başka hiçbir imkan elimizde kalmamıştır” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 18 maddelik anayasa değişiklik paketinin tamamını onaylayacağına işaret eden Kurtulmuş, böylece referandumun tarihinin belli olacağını ifade etti.
Varlık Fonu konusunda muhalefetin eleştirilerinin ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “Daha etkin bir şekilde kuruluşların yönetimi sağlanacak. Bundan şüpheniz olmasın. Varlık Fonu’nun bizatihi kendisi milli bir kuruluştur. Milli ekonomiyi, ekonominin milli tarafını güçlendirmek için atılmış olan bir adımdır. Düyun-u Umumiye ise, ekonominin gayri milli olmasını sağlayacak bir amaçla atılmış bir adımdı. Yanlış, yersiz ve alakasız bir benzetmedir” diye konuştu.

Enise Vural
 

Pazar günü akşam saatlerinde başlayan köpük istilası kısa zamanda yolları kapattı. Havanın aydınlanmasıyla birlikte yoldan geçmeye çalışan vatandaşlar gördükleri manzara karşısında büyük şok yaşadı. Yolların köpükler tarafından kapandığını görenler, durumu hemen yetkililere bildirdi. Bor Belediyesi İtfaiye ekipleri Akkaya Barajından geldiği iddia edilen köpükleri olay yerine geldikten sonra temizledi. Köpüklerle kaplanan bölge temizlense de kısa bir süre sonra yine aynı manzarayla karşılaşıldı. Köpüklerin yolları kapattığını gören bazı vatandaşlar adeta isyan etti.

“BIKTIK ARTIK”

İlçe merkezinden geçen dere yatağında biriken, suyun geçtiği kanalların ızgaralarından sokaklara taşan köpük, evlerin önlerini, yolları ve bazı araçları kapladı. Bu tür olayların sık sık yaşandığını belirten vatandaşlar, yetkililerin Akkaya Barajından gelen kötü kokuya çözüm bulmaları gerektiğini istedi. Vatandaşlar, Akkaya Barajı etrafında kokudan dolaşılamadığı gibi, barajın Bor İlçesine akan sulama kanalında ise metrelerce büyüklükte köpükler oluştuğu görüldü. Barajdan akan köpüklü su ile Bor İlçesinde tarım alanları sulanıyor. Borlu ve Niğdeliler büyük bir sağlık tehdidi altında olduklarına söylen vatandaşlar yetkililerden bu köpük olayına ve bu kokuya çözüm bulmasını istedi. Vatandaşlar, “Yıllardır oluşan bu köpüklerden ve bundan kaynaklanan kokudan bıktık artık. Evlerimizden dışarı çıkamaz hale geldik. Evlerimizin içine kadar bu koku yayıldı. Bir an önce bu duruma çare bulunmasını gerekiyor” diye konuştu.

Niğde Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü tahlil yapmak için köpükten numune alarak çalışma başlattı.

(Yasin Esen /İHA)