Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen programda çocuklara seslendi. Bugün Büyük Millet Meclisi adıyla faaliyete başlayan ve bugüne kadar milli iradenin temsilcisi olarak çalışmalarına devam eden Meclisin açılışının 97’nci yıldönümü olduğunu kaydeden Erdoğan, “Milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum. Böylesine önemli bir günü armağan ettiğimiz siz çocuklarımızın bayramını özellikle tebrik ediyorum. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal, İstiklal Harbimizi başlatan ve yöneten ilk meclisimizin tüm üyelerini rahmetle yad ediyorum. Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarını, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da verdiğimiz tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyorum” ifadelerini kullandı.

“Sizlere baktıkça gençleşiyorum. Sizlerden adeta bir gençlik iksiri alıyorum” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Bize bu güzel anları yaşatan herkese teşekkür ediyorum. Daha nice 23 Nisanlara bu şekilde sevinçle, coşkuyla, mutlulukla ulaşabilmemizi Rabbimden niyaz ediyorum. Bu tablo bize özgürlüğümüzün, birliğimizin, beraberliğimizin, bağımsızlığımızın, kardeşliğimizin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Dünyanın pek çok yerinde maalesef bu imkanlara sahip olmayan milyonlarca çocuk var. Buradan onlara sizlerin adına sevgi ve desteklerimizi iletiyorum. Daha güzel, huzurlu, sevgi dolu bir dünya için çalışmaya hep birlikte devam edeceğiz. Çocukların mutlu olmadığı bir dünyada yanlış giden bir şeyler var demektir. Bu yanlışları tespit etmek, ifade etmek, düzeltilmesi için elimizden geleni yapmak bizim vazifemizdir. Bizim büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız miras budur. Sizlere bırakacağımız mirasta budur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdurrahim Karakoç’un bir şiiri ile sözlerine devam etti. Erdoğan’ın okuduğu şiir şöyle:

“Yılan yürümesine nazire yapma çocuk

Olacaksan kendin ol, aslından kopma çocuk

Kesinlikle doğru ol, doğru yollarda yürü

Aklın varsa çığır aç, çığırdan sapma çocuk.”

“Sizlerden kendiniz olmanızı, doğru olmanızı, çığır açmanızı bekliyoruz” diyen Erdoğan, “Bu Cumhuriyet size emanet, bu vatan size emanet. Unutmayın; dünyanın ve hayatın bir nizamı doğarız, büyürüz, yaşlanırız ve sonra ebedi aleme göçeriz, yani ölürüz. Bu süreçteki her aşama kendine göre ayrı ayrı güzelliklere sahiptir. En güzeli çocukluk dönemidir. Çocukluk güzeldir ama çocuk kalmak mümkün değildir. İçinde bulunduğunuz dönemin kıymetini bilin. Öfkenin de, sevginin de hesapsız olduğu bu döneminizi doyasıya yaşayın. Annelerinizin babalarınızın, öğretmenlerinizin sizler için en iyisini istediğine ben eminim. Sizin için atan bu kalpleri asla kırmayın. Annenizi, babanızı, öğretmenlerinizi asla incitmeyin. Öğrenme çağının henüz başındasınız. Önünüzde çok uzun ve yorucu bir yol var. Bu maratona avantajlı başlamanın yolu dilimizi, güzel Türkçemizi en iyi şekilde öğrenmektir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini Rıfat Ilgaz’ın ‘Türkçemiz’ şiiriyle sürdürdü:

“Annenden öğrendiğinle yetinme

Çocuğum, Türkçe’ni geliştir.

Dilimiz öylesine güzel ki

Durgun göllerimizce duru,

Akar sularımızca coşkulu

Ne var ki çocuğum,

Güzellik de bakım ister!

Önce türkülerimizi öğren,

Seni büyüten ninnilerimizi belle,

Gidenlere yakılan ağıtları

Her sözün en güzeli Türkçemizde.”

Her sözün en güzelinin Türkçe’de olduğunu ifade eden Erdoğan, çocuklara şöyle seslendi:

“Unutmayınız; Türkçe’nizi geliştirirseniz hayata çok daha renkli bakar, öğrenme yarışında herkesten bir adım önde olursunuz. Dört kelimeyi hiç unutmayacaksınız. Bu dört kelime nedir? Bunun için hep birlikte öncelikle öğreneceğiz, düşüneceğiz, uygulayacağız, neticelendireceğiz.”

İlker Turak – Derya Yetim 

Çanakkale kara savaşları, tarihin en kanlı savaşları arasında yer alıyor. Siperler arasındaki mesafelerin birkaç metreye kadar düştüğü bu savaşta, metrekareye 6 bin merminin düştüğü hesaplanıyor.

Savaşın şiddeti esnasında, birbirleriyle çarpışarak kaynayan mermi çekirdekleri ve misketler ise, milyonda bir olarak hesaplanan ihtimalin, Çanakkale’de gerçeğe dönüştüğünü ortaya koyuyor. Gelibolu yarımadasında, savaştan sonra toplanan bu mermi ve misketlerin sergilendiği bir çok müze ve koleksiyon bulunuyor.

Bu müzelerde, iç içe geçmiş mermiler, askerlerin üzerinde isabet alarak birbiriyle kaynayan fişekler, misketler dikkat çekiyor. Bugün hala, savaşın yaşandığı alanlarda, şiddetli yağışların ardından mermiler, savaş malzemeleri ve şehit kemikleri ortaya çıkıyor.

Alçıtepe köyündeki Salim Mutlu müzesini işleten Özcan Adanır, bölgede bu gibi materyallere çok sık rastlandığını anlattı. Özel koleksiyonlarında, kafatası ve kemiklere isabet etmiş mermilerin de sergilendiğini anlatan Adanır, “Mermi isabet etmiş bir kafatasını, Conkbayırında 1964 yılında Yılmaz Dağdelen adlı bir arkadaş bulmuş, getirilip müzemize verilmişti. Biz, 1982 yılında devlet güvencesinde olsun diye bu kafatasını da Kültür Bakanlığına, Kabatepe tanıtım merkezine verdik. Şu anda burada fotoğrafı bulunuyor. Ama mermi isabet etmiş kaval kemiği, kalça kemiği müzemizde sergileniyor. Bunlar hala savaş alanlarında çıkıyor. Yağmur yağdıkça, erozyon oldukça derelerden, tarlalarda sürülürken çıkmaktadır. Bunlar Çanakkale’nin etle, kemikle, çelikle birleştiğini anlatıyor. Dünyada hiçbir savaşta olmayan, havada çarpışmış piyade tüfeği mermileri, misketler yine burada sergileniyor. Bunlar savaşın ne kadar şiddetli olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

Gürkan Düzenli – Murat Yüksel 

Ailesiyle birlikte yaklaşık 1 yıl önce İstanbul’a gelen Suriyeli genç Samir Mahmoud perşembe günü arkadaşlarıyla buluşmak için Fatih’teki evinden çıktı. Babasına gece eve döneceğini söyleyen Samir saatler ilerlemesine rağmen dönmedi. Bunun üzerine endişelenen baba Mahmoud Aljayal sabaha kadar oğlunun eve dönmesini bekledi. Bu süreçte oğluyla bir kez telefonda görüşen baba Aljayal, oğlunun eve geleceğini söylemesi üzerine rahat bir nefes aldı fakat daha sonra oğlu eve gelmedi.

Oğlunun telefonundan arayıp fidye istediler

Kaçırılan genç Samir Mahmoud’un telefonundan gece geç saatlerde baba Aljayal’ı arayan bir şahıs çocuğunu kaçırdıklarını ve 50 bin dolar fidye istediklerini söyledi. Oğlunun kaçırılmasını şokunu yaşayan baba sabaha kadar polise haber vermedi fakat olayın üzerinden 19 saat geçmesinin ardında polise ihbarda bulundu. Bunun üzerine baba Aljayal’ı Gayrettepe’de bulunan Asayiş Şube Müdürlüğüne getirildi. Konuyu devralan Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri olayla ilgili çalışma başlattı.

Fidyecilerle pazarlık yapıldı

Polis ekiplerinin çalışmaları kapsamında baba Aljayal oğlunu kaçıran Hüseyin Muhammed ve Mahmud Fetus ile telefonda görüştürüldü. Polis ekiplerinin isteği üzerine fidyecilerle telefonda pazarlık yapan baba Aljayal’ı50 Bin Dolarlık fidye isteğini 30 Bin Dolar’a düşürdü. Daha sonra baba Aljayal’ı fidyecilerle Esenyurt’ta bir kafede buluşup takas yapmak üzer anlaştı.

Birbirine sarılan baba oğul duygusal anlar yaşadı

Olay yerine Gasp Büro Amirliği Rehine Kurtarma Ve Müzakere Timine bağlı sivil polislerle giden baba polislerin talimatına göre hareket ederek elindeki 30 bin doları oğlunu görmeden vermedi. Şüphelilerden birisi kafede babanın yanında otururken diğeri çocuğu kafeye getirdi. Baba ve oğlu kafede bir süre hasret giderirken polis ekipleri operasyonu tamamlamak için harekete geçti. Şüphelileri kafede bulunan sivil polisler etkisiz hale getirdi.

Nefes kesen operasyon kamerada

Güvenlik kamerasına ve polis kameralarına yansıyan görüntülerde şüphelilerden bir tanesi takasın yapılacağı Esenyurt’taki kafeye giriyor. Şüpheli rehin alınan gencin babasının yanına oturduktan sonra konuştukları görülüyor. Daha sonra Suriyeli genç ve diğer şüpheli kafeye giriyor. Bu sırada görüşme başlıyor.

Kafede şüphelilerin oturduğu masaların çevresinde konuşlanan polisler harekete geçiyor ve şüpheliler ile mağdur baba oğlun bulunduğu masanın çevresini sararak şüphelileri kıskıvrak etkisiz hale getiriliyor. Ardından polis ekipleri şüphelileri kelepçeleyerek dışarı çıkarıyor.

Hüseyin Coşkun

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Nisan özel oturumuna katılmak üzere TBMM’ye geldi. Erdoğan’ı TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın törenle karşıladı. Karşılama töreninde AK Parti Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri de hazır bulundu.

Meclis Şeref Holü’nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönemde dayanışmaya daha çok ihtiyaçları olduğunu belirterek, “İnanıyorum ki parlamento bu hassasiyet içinde çalışmalarını sürdürecektir. Bütün mesele hissiyatı bir kenara bırakıp, milli egemenlik ışığı altında geleceğe yürümektir. Milletin iradesine saygı duyarak geleceği inşa etmek en önemli adımımız olacaktır. Özellikle 16 Nisan’da millet iradesini ortaya koymuştur. 16 Nisan’da bizim milletimizin ortaya koyduğu irade çok çok farklı. Katılım oranının bu denli yüksek olduğu pek nadirdir. İradesini bu yüksek katılımla ortaya koyan milletimizin özellikle bu yaklaşımını hiçe saymak öyle zannediyorum ki insafsızlık olur. Milletimize teşekkür ediyorum. Milletimin vekilleri önümüzdeki dönemde bu parlamentoda çok daha güçlü olacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın oturum başkanlığını yaptığı özel oturumun açılmasından sonra AK Parti’li milletvekillerinin alkışları eşliğinde Genel Kurul salonuna girdi. Genel Kurulu selamladıktan sonra yerine oturan Erdoğan, özel oturumu izledi. 

Ahmet Umur Öztürk – Derya Yetim

TSK, 34. Hd.Tug.K.lığınca, Şemdinli/Aktütün/Mehendi bölgesinde, 19-22 Nisan 2017 tarihinde icra edilen operasyon sonuçlarını paylaştı. Operasyonda, bölücü terör örgütünün (BTÖ) kullandığı depo ve yaşam alanlarının kullanılamaz hale getirildiği, çok sayıda mühimmat ve yaşam malzemesinin ele geçirilerek BTÖ’nün lojistik kaynaklarına ağır darbe vurulduğu bildirildi.

İcra edilen operasyonda; 1 adet Kalaşnikof P.Tf., 820 adet 12,7 mm. Doçka, 600 adet Bixi, 75 adet Kalaşnikof P.Tf. mermisi ve 8 adet RPG-7 mühimmatı ile 5 adet Kalaşnikoş P.Tf. şarjörü; tuzaklanmış halde 3 adet el bombası ve 1 adet 120 mm’lik havan mermisi, 5 adet birbirine seri bağlı EYP ve 8 pilden oluşan komuta tertibatı, 1 adet anti-tank mayını, varil, tencere ve çanta içerisine tuzaklanmış 3 adet EYP düzeneği, EYP yapımında kullanılan 3 adet tüp, 200 kilogram amonyum nitrat, 1 adet akü, 6 adet dolu benzin bidonu, değişik cins ve kalınlıkta 2 bin 100 metre kablo, çok sayıda EYP yapımında kullanılan malzemeler (pil blokları, elektrikli fünye ve ateşleme tertibatları); 1 adet güneş enerjisi ile beslenen şarj aleti, 1 teneke bakım yağı, 1 kutu gres yağı, 21 çift mekap ayakkabı, 5 adet uyku tulumu, 8 adet şemsiye ve battaniyeler ile toplam 550 kilogram ağırlığında yaşam malzemesi (un, yağ, pirinç, makarna, tuz, şeker, maya, salça, reçel) ele geçirildiği bilgisi verildi.  

Uğur Kan Yüksek
 

Öğretmenlik hayatı boyunca öğrencilerine 23 Nisan’ın önemini anlattığını söyleyen Yıldırım, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünyada ilk ve tek çocuk bayramı, bütün insanlık için barış dolu bir gelecek çağrısıdır. Bu çağrıda ruh ve şuurla geleceğin Türkiye’sini sizler inşa edeceksiniz” dedi.
Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanlığı, 81 ilden 10-14 yaş arası dezavantajlı 81 çocuğu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle İstanbul’da misafir etti. Çocuklar, üç gün sürecek etkinliğinin son gününde Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde Başbakan Binali Yıldırım’ın eğitimci eşi Semiha Yıldırım ile buluştu.

Torunları Ali Köylübay, Elif Köylübay ile Sena Bahar Yıldırım’ın da eşlik ettiği sabah kahvaltısında 81 ilden çocuklarla bir araya gelen Semiha Yıldırım, daha sonra Başbakanlık Çalışma Ofisinin bahçesine geçti. Yıldırım, himayesinde düzenlenen etkinlik anısına çocuklarla birlikte çınar ağacı fidanı dikti, 81 ilden getirilen toprağın döküldüğü fidana can suyunu verdi.

“23 Nisan bütün çocuklarımız için çok değerli bir armağandır”

Programda konuşan Semiha Yıldırım, öğretmenlik hayatı boyunca öğrencilere 23 Nisan’ın önemini anlattığını vurgulayarak, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünyada ilk ve tek çocuk bayramı, bütün insanlık için barış dolu bir gelecek çağrısıdır. Bu çağrıda ruh ve şuurla geleceğin Türkiye’sini sizler inşa edeceksiniz. Siyasette, sanatta, iş dünyasında, üretimden teknolojiye yapacağınız katkılarla Türkiye’ye yeni ufuklar açacaksınız. Milletim adına ve tüm öğretmenler adına sizlere güvendiğimi ve sizlerle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Kıymetli evlatlarım Türk hamiyet perverliğinin en güzel örneklerinden birini Türk Kızılayı gösteriyor. Sınırlarımızı aşıyor dünyanın her köşesinde insanlığa şefkat ve merhamet elini uzatıyor. Türk Kızılayı İstanbul İl Başkanlığı faaliyetlerinde çocuklar içinde özel çalışmalar var. Şimdiye kadar sizler için birçok projeler yapıldı. Bayramda çocuk olmak diyerek çocukları sevindirdiler minikler üşümesin diye yardım severliği arttırdılar. 81 il ile 81 anaokulu projesi eğitimine katkı sağladılar. Bugüne dek çocuklarımızın bayramına bayram, şenliğine şenlik katıyorlar. Mihmandarlarımız 1453 müzesini ve Topkapı Sarayını sizlere gezdirerek geçmişimizi anlattı. Şimdi Başbakanlık Ofisinde bugünün Türkiye’sine birlikte bakıyoruz. Az sonra boğaz turu ile iki kıta arasında yolculuk edeceksiniz ve yarın her biriniz ülkenizin dört bir yanına evlerinize döneceksiniz bu güzel hafta sonunda umarım geriye bolca güzel hatıra ve ülkemiz için kurduğunuz güzel hayaller kalacaktır” şeklinde konuştu.

“Geleceğimiz için büyük hedeflerimiz var”

“Bu ülkenin geleceği için hepimizin büyük hayalleri var, geleceğimiz için büyük hedeflerimiz var” diyen Yıldırım, “2023 ve 2071 hedeflerimiz bazılarının gerçeğe dönüştüğünü belki bizler göremeyeceğiz. Ancak ülkemizi bu hedeflere taşımak üzere emanetin emin ellerde olduğunu bileceğiz sevgili çocuklar sizler bizim en değerli hazinelerimizsiniz. Sizlere gözümüz gibi bakacağımızdan endişeniz olmasın. Her birinizi tanıdığım için çok mutluyum. Allah hepinizin yolunu açık etsin Allah’a emanet olun” ifadelerini kullandı.
Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık ise İstanbul’un güzel bir organizasyona ev sahipliği yaptığını vurgulayarak, “81 ilimizin siz cıvıl cıvıl çocukları siz burada toplanmış bulunuyoruz. İstanbul’u gezdiniz belki İstanbul’u hiç görmeyenleriniz vardı. Denizi görmeyenleriniz vardı. Bu vesile ile İstanbul’a tanışmış oldunuz. Kardeş oldunuz birlikte bir çınar ağacı diktiniz. İnşallah bu egemenliğimiz gibi, vatanımız gibi uzun yıllar yaşar, sizler de bugünü unutmayacağız bir anınız olarak torunlarınıza aktarırsınız” diye konuştu.
Programa Karaman’dan katılan öğrencilerden İkra Nur Ünal ise hayalinin gerçek olduğunu belirterek, “Ben İstanbul’u hep gezmek istemiştim ama gidememiştim. Şimdi gittiğimiz için çok teşekkür ederiz sizlere. Ben uçağa da binmeyi çok istiyordum hiç binmemiştim” dedi. 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, TBMM’de 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşmada, “Sayın Cumhurbaşkanım, TBMM’nin değerli başkanı, sayın milletvekilleri, değerli misafirler, milli iradenin tecelli ettiği TBMM’nin açılışının 97. yıldönümü vesilesiyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Aziz milletimizin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. Bu güzel günün mübarek Miraç gecesine denk gelmesi ayrıca bizi mutlu etmiştir. Sizlerin ve aziz milletimizin mübarek Miraç gecesini de tebrik ediyorum. Milli iradeyi hakim kılarak, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için TBMM açılışından bugüne kadar başta ilk Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Meclis çatısı altında çalışanlardan vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara ülkemiz adına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Meclisin açılışının 97. yıldönümünün kutlandığını hatırlatan Yıldırım, “Bugünü çocuklara bayram olarak armağan eden bir ülke olmanın aynı zamanda gururunu yaşıyoruz. Çocuklarımızın milletimizin değerlerine sahip çıkarak, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür olarak ve özgüvenleri yüksek bir şekilde yetişmesini arzu ediyoruz. Onların milli iradeye her şartta sahip çıkmalarını, daha demokratik, daha özgür yarınları inşa etmelerini arzu ediyoruz. Bu yolda önemli mesafe aldığımızı da ifade etmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlerini, hakkıyla anlayabilmek için 97 yıl önceki zor şartları hatırlamamız gerekiyor. Unutmayalım ki TBMM’nin kurulduğu o günlerde yurdumuzun birçok yerleri işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, ülke fakru zaruret içerisindeydi. Bu şartlar içerisinde tek umut veren tek şey, milletimizin gönlünde canlı ve dipdiri olan bağımsızlık aşkı ve vatan sevgisiydi. Bu aşk ve sevgiyle vatanın dört bir yanından gelen milletvekillerinin katılımıyla 23 Nisan 1923’te Meclisimiz heyecanla, umutla ve dualarla açıldı” şeklinde konuştu.

TBMM’nin açılışının egemenliğin millete ait olduğunun ve milli iradenin üstünlüğünün ifadesi olduğuna dikkati çeken Yıldırım, “Milli mücadelemiz Meclis öncülüğünde Gazi Mustafa Kemal liderliğinde bir halk mücadelesidir. Meclisimiz, bu mücadeleyi başarıyla yürüterek Cumhuriyeti kurmuştur. Devlet kuran Meclisimiz, dünyadaki tek Gazi Meclistir. Meclis, 97 yıl önce olduğu gibi bugün de tam istiklalimizin, aydınlık geleceğimizin ve millet olarak bir arada yaşama kararlılığımızın teminatı olarak yaşamaya devam ediyor. Milli egemenlik, demokrasi ile alakalıdır. Milli iradeyi zayıflatmaya yönelik bütün girişimler gayri meşrudur. Halk iradesini yok sayarak demokratik rejimin kesintiye uğratılması maalesef milletimize acı bedeller ödetmiştir. 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan gibi açık ve örtülü müdahalelerin yaşattığı acılar hala zihnimizdedir. Milli egemenliği çiğnetmemek, Meclisin hukukunu ve milletin egemenliğini korumak bu yüce Meclisin, hepimizin görevidir” diye konuştu.

“MİLLETİN KARARLILIĞI DARBECİLERE DARBE İNDİRMİŞTİR”

Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti:

“Yüce Meclisimiz, 15 Temmuz’da milli iradeye karşı kalkışılan FETÖ ihanet şebekesinin darbe girişiminde dimdik durmuş ve milli iradeyi alçaklara teslim etmeyeceğini göstermiştir. Gazi Meclisin gazi sıfatını hakkıyla kazandığını, 15-16 Temmuz gecesi dost düşman bütün dünyaya bir kez daha göstermiştir. Bundan sonra da bu tür girişimlere karşı tek yürek olarak karşı koymak, milli iradeyi korumak, demokrasimizi geliştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. O gece ülkemize, istikbalimize, istiklalimize sahip çıkan başta Sayın Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz ve Mecliste grubu bulunan bütün partilerin üyelerine tekrar şükranları sunuyorum. Bu darbenin önlenmesinde şüphesiz en büyük katkı yüce Türk milletindedir. Milletin kararlılığı darbecilere darbe indirmiştir. Birlik ve beraberlik içinde ülkemizin ve milletimizin beklentisi doğrultusunda demokrasimizi daha da geliştireceğiz. Bu konuda, iktidara muhalefete hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Hepimiz işimizi daha iyi yapmaya ve daha sorumlu davranmaya mecburuz.”

“BU MECLİS GAZİ MECLİSTİR, KAHRAMAN BİR MECLİSTİR”

Toplumsal sorunların değişerek halkın gündeminde her zaman yer aldığını anlatan Yıldırım, “Bilim, akıl ve uzlaşma ile sorunların çözüm yeri milletin evidir. TBMM’dir. Bu meclis gazi meclistir, kahraman bir meclistir. Böyle bir meclisin üyesi olarak bu millete hizmet etmek bizim için şereflerin en büyüğüdür. Bu anlayışla Türkiye’nin çocuklarına daha güvenli, demokrasisi daha gelişmiş, hukuk düzeni sağlam temeller üzerine oturmuş bir ülke devretmek için çalışıyoruz. Türkiye’nin nereden nereye geldiğini ve hangi badirelerden geçtiğini unutmamak durumundayız” dedi.

Çok partili hayata geçilen 1950’den sonra demokrasiye ilk darbenin 1960’ta yapıldığını belirten Yıldırım, “27 Mayıs darbelerin anasıdır. Her 10 yılda bir demokrasimiz saldırıya uğramıştır. Darbe sonrası hazırlanan anayasaların demokrasi dışı müdahaleleri önleyemediği sabit olmuştur. Anayasanın millet iradesi dışında, vesayetçi bir anlayışla hazırlanmış olmasıdır. Bu muhtıra, cumhurbaşkanı seçilme tartışmalarıyla birlikte yine gündeme gelmiştir. 2007’de cumhurbaşkanının seçilememesiyle birlikte bu meclis yeni bir gündeme sahip olmuştur. Bir anayasa değişikliği zorunlu hale gelmiş, cumhurbaşkanının millet tarafından doğrudan seçilmesi gerçekleşmiştir. Yapılan halk oylamasında milletimiz bu değişikliği onaylamıştır. Ondan sonra devam eden süreç, milletin iradesine dışarıdan müdahaleleri önlemesi olmuştur. En son gerçekleştirilen anayasa değişikliği yüce meclisimizde milletin vekilleri tarafından görüşülmüş ve nihayet halk oylamasıyla milletimize götürülmüştür” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milletimiz bu değişiklik yönünde kararını vermiş ve böylece cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin önümüzdeki genel seçimden itibaren devreye girmesi benimsenmiştir. Bu sistemle beraber artık sürekli istikrar ve güçlü iktidar dönemi başlamış, milletin doğrudan yetkilendirildiği yürütme tesis edilmiştir. Aynı zamanda yeni değişiklikle birlikte yüce Meclis daha da güçlenmiş ve asli işleri yasama ve denetleme konusundaki görevleri artarak devam edecektir. Bu yapılan değişikliğin ülkemize milletimize hayırlı olmasını dilerken, Cumhuriyetimiz için, bağımsızlığımız için hayatını seve seve veren bütün şehitlerimizi anıyoruz. Şunu ifade etmek isterim ki hedefimiz muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmaktır. yüce meclisimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

Enise Vural 

TBMM Genel Kurulu 23 Nisan özel oturumu İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Oturumu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüksek yargı organlarının üyeleri, askeri erkan ve yabancı misyon şefleri de izledi. Genel Kurulda İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Kahraman, TBMM’nin 97. yıldönümüne ulaşmanın mutluluğu ile Genel Kurulu selamladığını belirtti. Kahraman, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Milletimizin birliğinin temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisimizin açılışından bugüne kadar emek vermiş değerli zevatı minnet ve şükranla anıyorum. Meclisimiz, milli iradenin tecellatgahıdır. Kurtuluş Savaşı’nı bizzat idare eden gazi Meclistir” ifadelerini kullandı.

Kahraman, 26. dönemin siyasi tarihte müstesna bir yer işgal edecek dönemlerden olduğunu belirterek, “Bu dönemde Meclisimiz ikinci defa gazilik ünvanını hak etmiştir. Devletimizin birlik ve bütünlüğüne ve bekasına kast eden melun terör odakları ve onları yönlendiren müstevi devletlerin iş birlikçilerinden olan FETÖ, PKK, DEAŞ, DHKP-C, MLKP ve benzerlerinin hain planları milletimiz tarafından boşa çıkarılmıştır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanına, kurumlara, siyasi partilere, millete şükranlarını sunan Kahraman, “15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesi, Türkiye’de darbeler döneminin sona erdirilmesini sağlamıştır. Hangi siyasi partiden olursa olsun milletimiz bütünüyle demokrasi dışı bir rejimi kabul etmeyeceğini açıkça ifade etmiştir. 26. dönem bir diğer başarımız da, sistem değişikliğinin kabul edilmesidir. Meclisimizden geçen değişikliğin 16 Nisan halk oylamasıyla milletimizce kabul edilmesi siyasi hayatımız için bir dönüm noktasıdır. Yüksek Seçim Kurulunca açıklanan geçici verilere göre halk oylaması büyük bir katılımla sonuçlanmış, Mecliste kabul edilen metin halkımız tarafından kabul görmüş, tasdik edilmiş. Milletimiz olgunluk içinde demokrasi imtihanını hep birlikte başarıyla vermiştir. Sonucun ve yeni dönemin ülkemiz, milletimiz ve devletimiz için bereketli ve uğurlu olmasını niyaz ediyorum” dedi.

Ahmet Umur Öztürk 

Başbakan Binali Yıldırım, TBMM 23 Nisan özel oturumunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanı yardımcısının yetkileri” konusunda yaptığı eleştirilere cevap verdi. Yıldırım konuşmasında, “Halihazırdaki anayasamızda da mevcuttur. Canlı örneğini söylüyorum, Sayın Numan Kurtulmuş Başbakan Yardımcısı olarak tayin edildiğinde milletvekili değildi ve başbakana vekalet etti. Seçilmemişti, milletvekili değildi, vekalet etti. 

Bizim anayasamızda bakanların meclis içinden olabileceği gibi meclis dışından da atanabileceğine ilişkin açık hüküm var. Yürütme görevini yapan cumhurbaşkanı, vekaletini istediği çalışma arkadaşlarından birine verebilir. Yeni değişiklikte de bu cumhurbaşkanı yardımcısıdır. Milli egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, cumhurbaşkanını seçen de millettir, millet” ifadelerini kullandı.

Meclisin feshedilmesi meselesi konusunda dillerinde tüy bittiğini söyleyen Yıldırım, “Kampanya boyunca böyle birşey olmadığını, karşılıklı meclis seçimlerini ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini yenilemek meselesi olduğunu anlattık, bu kadar açıktır. Bu meclis iki sefer feshedilmiştir.

1960 ve 1980’de, 15 Temmuz’da da feshetmeye çalıştılar derslerini aldılar. Çünkü milli irade onlara geçit vermedi. Mesele bu kadar açıkken görüyorum ki Sayın Genel Başkan hala 16 Nisan öncesinde. 16 Nisan oldu, halk oylaması yapıldı ve milletimiz yeni sistem değişikliğini kabul etti. Bundan sonra önümüze bakmamız lazım, geleceğe bakmamız lazım. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak düzenleme ve çalışmaları bu yüce çatı altında hep beraber gerçekleştirmemiz lazım” dedi.

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesileyle Rize’nin İkizdere İlçesi Yağcılar Köyü’nde doğum yapan keçisini okul çantasında sırtında taşıyan Rizeli Hamdu Sena Bilgin’i Ankara’ya davet etti. Babasıyla birlikte Başkent’e gelen Hamdu Sena temsili olarak Birliğin Genel Başkanlık koltuğuna oturdu. 5. sınıf öğrencisi Sena’nın ilk açıklaması,”Bütün hayvanları; keçileri ve koyunları çok seviyorum. Köyümde kalarak yetiştiricilik yapmak istiyorum. Küçükbaş hayvancılığa daha çok destek verilmesini istiyorum” oldu.

“KIZIMIZIN BU ÖRNEK DAVRANIŞI KARŞISINDA DUYARSIZ KALMADIK”

Koltuğunu, çizgi film karakteri Heidi’ye benzetilen 5. sınıf öğrencisi Sena Bilgin’e devreden Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Genel Başkan Nihat Çelik, Sena’nın örnek bir davranışta bulunduğunu belirterek, ”Kızımız bu örnek davranışıyla dünyanın gündemine oturdu. Bu örnek davranışı karşısında biz de duyarsız kalmadık. Biz de o gün basına açıklama yaparak kızımızı 23 Nisan’da genel merkeze davet ederek, genel başkanlık koltuğunu temsili başkan olarak temsil etmesini istemiştik. Sağ olsun o davete icabet etti, babasıyla Ankara’ya geldi. Ben kızımızı bir kez daha şahsım ve sektörüm adına teşekkür ediyorum. Kızımızın bu örnek davranışının hafızalarımızda hep bir örnek davranış olarak kalacaktır” açıklamasını yaptı.

“KÖYÜMDE KALARAK YETİŞTİRİCİLİK YAPMAK İSTİYORUM”

Genel Başkanlık koltuğuna oturan 5. sınıf öğrencisi Sena Bilgin, ileride veteriner olmak istediğini ama aynı zamanda köyünde kalarak yetiştiricilik yapacağını ifade etti. Küçükbaş hayvancılığa destek çağrısında bulunarak şunları söyledi:

“Ben de bir yetiştirici evladıyım. Bütün hayvanları keçileri ve koyunları çok seviyorum. Köyümde kalarak yetiştiricilik yapmak istiyorum. Küçükbaş hayvancılığa daha çok destek verilmesini istiyorum. Bizim yetiştirdiğimiz hayvanlar tamamen doğaldır, organiktir. Bu ürünler insan sağlığı için çok önemlidir. Koyun ve keçi eti yiyenler, sütünü içenler asla ve asla hasta olmaz. Onun için herkesin seve seve tüketmesini istiyorum”

Şu anda 60 tane keçisi olduğu belirten Rizeli Sena, “Onları meraya çıkartıyorum. Keçileri otlatmak çok eğlenceli. Sadece keçilerle ilgileniyorum, onların sütünü sağıyorum. İleride keçi çiftliği kurmak ve ayrıca veteriner olmak istiyorum” şeklinde konuştu.

“Doğum günlerinde Sena’ya keçi yavrusu, köpek yavrusu gibi hediyeler alıyoruz”

Rizeli Sena Bilgin’in babası Atilla Bilgin ise kızının hayvan sevgisinin aileden geldiğine işaret ederek, “Hani çocuklara doğum günlerinde anneleri babaları başka şeyler alır ama biz doğum günlerinde Sena’ya keçi yavrusu, köpek yavrusu gibi hediyeler alıyoruz” dedi. Sevgililer gününde eşine ise inek aldığını söyleyen Bilgin şöyle konuştu: “Rize’de bu işi yapan geniş yapan bir aileyiz. Şu anda en fazla hayvan bizde bulunuyor. Sevgililer gününde hanıma da inek alıyorum. Ailece hayvanları çok seviyoruz.”

Selçuk Böke