TSK’dan yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülkenin ve milletin güvenliğini sağlamak maksadıyla yurt içerisinde bölücü terör örgütüne (BTÖ) karşı kararlılıkla mücadelesine devam ederken, Fırat Kalkanı Harekât bölgesinde güvenliğin sağlanması ve bölgede terör nedeniyle göç etmiş halkın geri dönüşüne destek ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde ateşkes sürecinin tesisini ve devamını sağlamak maksadıyla gözlem noktaları tesis etme kapsamındaki faaliyetlerini de sürdürdürdüğü vurgulandı. Teröristle Mücadele Harekâtı kapsamında 17-23 Kasım tarihleri arasında BTÖ’nün barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergâhı olarak kullanması sebebiyle büyük önem taşıyan (özellikle Diyarbakır, Tunceli, Bitlis, Siirt, Muş ve Irak’ın Kuzeyi) bölgeleri teröristlerden temizlemek maksadıyla yürütülen operasyonlara aralıksız devam edildiğine dikkat çekilerek, bu kapsamda Diyarbakır Kulp, Tunceli Hozat, Bitlis Mutki, Siirt Baykan-Kurtalan, Muş Varto ve Irak’ın kuzey (Zap ve Avaşin-Basyan) bölgelerinde orta çaplı operasyonlar icra edildiği kaydedildi. İcra edilen operasyonlarda 4’ü sözde lider kadroda olmak üzere 26 teröristin etkisiz hale getirildiği ifade edilerek ,”32 adet piyade tüfeği, 1 adet uçaksavar makinalı tüfek, 1 adet av tüfeği, 5 adet makinalı tüfek, 1 adet makinalı tabanca, 17 adet tabanca, 4 adet roketatar, 1 adet keskin nişancı silahı, 1 adet 60 mm.lik havan ve 2 adet tabanca olmak üzere toplam 34 adet silah, 1 adet antipersonel mayını, 10 kg C-4 plastik patlayıcı, 1,7 kg A-4 plastik patlayıcı, 15,1 kg tahrip kalıbı, 710 kg amonyum nitrat, 42 adet el bombası, 13 bin 782 adet çeşitli cins ve çapta hafif silah mühimmatı, 2 adet 60 mm havan mühimmatı, 37 adet RPG-7 roketatar roketi, 43 adet RPG-7 roketatar sevk fişeği, 252 adet fünye, 76 adet şarjör, 7 adet telsiz, 1 adet el dürbünü, 1 adet silah dürbünü, 2 adet gece görüş dürbünü ve 33 adet tüp ele geçirilmiş, 30 adet EYP tespit edilerek imha edilmiş, teröristler tarafından kullanılan 30 silah mevzii, sığınak, barınak, mağara ve depo bulunarak kullanılamaz hale getirilmiştir” denildi.

BTÖ’nün en önemli finansal kaynaklarından olan kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadeleye yönelik hudut hattında alınan tedbirler ve icra edilen operasyonlar neticesinde 293 bin 905 paket kaçak sigara, 7 bin 108 lt kaçak akaryakıt, 4 adet kaçak cep telefonu, 771 adet kaçak silah ve 2,5 kg uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi. 

Etkili hudut güvenliği ve hizmetleri kapsamında icra edilen denetim ve kontroller sonucunda sınırlardan yasa dışı yollardan geçmeye çalışan 14 bin 487 kişinin yakalandığı belirtilerek, 5 askerin yaralandığı bildirildi. Özellikle Diyarbakır ve Irak’ın kuzeyinde icra edilen etkili operasyonlar neticesinde bölücü terör örgütüne önemli kayıplar verdirilerek ağır darbe indirildiğine dikkat çekildi.

Suriye’nin kuzeyinde icra edilen harekât ile ilgili ise şu bilgilere yer verildi:

“Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ terör örgütünün tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak/yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek maksadıyla icra edilmekte olan Fırat Kalkanı Harekâtı’nda TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azez-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskûn mahal ve 2 bin 15 kilometrelik alan kontrol altına alınmıştır. Bab bölgesinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları sürdürülürken; PKK/ PYD terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir. Bu kapsamda özellikle Azez-Mare ve zaman zaman da Münbiç bölgesinden yapılan taciz ve saldırılara misli ile mukabelede bulunulmaktadır. Bölgede yürütülen normalleşme (altyapı, üstyapı, yerel yönetimlerin desteklenmesi vb.) çalışmalarına katkı sağlanmaktadır. Astana mutabakatı kapsamında ateşkesin etkinliğinin artırılması, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönüşü için uygun şartların sağlanması ve ihtilafın barışçıl yollarla çözülmesi için uygun koşulların oluşturulmasına destek sağlamak maksadıyla belirlenen gerginliği azaltma bölgelerinden biri olan İdlib bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü olarak görev yapmaktadır. Bu kapsamda 13 Ekim 2017 tarihinde 1 numaralı Gözlem Noktası, 23 Ekim 2017 tarihinde 2 numaralı Gözlem Noktası, 19 Kasım 2017 tarihinde ise 3 numaralı Gözlem Noktası tesis edilmiş ve görevlerine devam etmektedir. Diğer gözlem noktalarının açılarak faaliyete geçirilmelerine yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları bölgedeki görevlerini Astana görüşmelerinde garantör ülkelerce mutabık kalınan angajman kuralları çerçevesinde sürdürmektedir.”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla millî birliğimizi ve bölünmez bütünlüğümüzü hedef alan başta FETÖ/PDY, PKK/PYD/YPG ve DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelesini kesintisiz olarak en son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar sürdürme azim ve kararlılığında olduğu vurgulandı.  

Türkiye’de çok nadir görülen bu mesleği seçmesinde arabalara olan merakının da etkili olduğunu söyleyen öğretmen Beyhan Ersoy, ailelerin eşleriyle birlikte gelebileceği bir oto ekspertiz işyeri açmaya karar verdi. Hatay’da ve bölgesinde tek olan, “bayandan oto ekspertiz mi olur” diyenlere karşın Ersoy, eşinden aldığı destekle işe koyuldu.

Eşinin doktor olduğunu ve sağlık ocağında çalıştığını, atanamayınca ve arabaya olan merakından dolayı erkek işi olan bu sektöre başladığını ifade eden Beyhan Ersoy, “Özel okullarda 13 yıldır öğretmenlik yaptım. Bu şekil devam etmek istemedim ve KPSS’ye hazırlandım. 2016 KPSS’den sonra 0,3 puanla atanmayı kaçırdım. Özel sektörde de öğretmenlik yapmaya devam etmek istemedim. Ama hep kafamda olan bu sektöre bir adım atmak istedim. Erkek işi ve bayanların da yapabileceğini gösterdim, bu sektörde bende varım dedim. Burada ikinci el araç alacak olan insanlara bizler yardımcı oluyoruz. Çünkü araç hakkında pek bilgi sahibi olmadıkları için bizlere ekspertiz merkezlerine getiriyorlar. Bizlerde onlara aracın neyi var, neyi yok raporlu bir şekilde belgelerini sunuyoruz. İnsanlar daha sonra ekstra bir durumla karşılaşmamak ve riske girmemek için ona göre bilerek araç alıyorlar. Bizlerde her türlü araç ekspertizinde boyasıdır, motorudur, aracın donanımlarıdır, mekaniğidir her şekilde onlara bilgi veriyoruz” dedi.

Bir bayanın ekspertiz yeri açmasının insanların da dikkatini çektiğini ve iş yerine gelenlerin yetkili birini sorduklarında kendisinin olduğunu söylediğinde karşılarında bir erkek görmeyi beklerken şaşırdıklarını anlatan Ersoy, “Elbette şaşırıyorlar ancak bu yönde çok olumlu tepkiler de aldım. 13 yıldır öğretmenlik mesleğini yapıyordum. Ama araçlara karşı gerçekten bir merakım var. Böyle bir işte sürekli kafamda olan bir şeydi. Hep bir bayanın gelebileceği bir yer yok diye düşünürken bunu ben gerçekleştirdim. Öğretmenlik mesleğini seviyorum elbette öğrencilerim, evet artık o mesleğim geride kaldı. Bu sektöre başladım” dedi.

“Bayan erkek diye kesinlikle artık öyle bir ayırım yok kalmadı” diyen fizik öğretmeni Ersoy, “Erkekler bayanların işini yapabiliyor. Bayanlarda erkeklerin işini yapabiliyor. Bayan elinin değmesi emin olun daha güzel oluyor” diye konuştu. 

Mustafa Mert
 

Olay, geçtiğimiz hafta Salı günü Kadıköy Bostancı’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 20 bin lira değerindeki motosikletin sahibi Aydın Çelik, akşam saatlerinde evinin önüne gelip motosikletini park etti. Sabah saatlerine işe gitmek için evden çıkan Çelik, motosikletinin yerinde olmadığını gördü. Çalındığını düşünen sahibi çevredeki güvenlik kamera görüntülerini inceledi. İnceleme sonucunda motosikletin çalındığını gören sahibi polis merkezine giderek şikayette bulundu. Hırsızlık anı ise güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.

BRANDA İLE ÖRTÜLMÜŞ HALDE BULUNDU

Olayın ardından konuyu devralan Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği dedektifleri, motosikleti plakası, marka ve modeli belli olan güvenlik kamera görüntülerinden yola çıkarak takip etti. Yaklaşık 8 gün boyunca süren takip sonucunda motosikletin Sarıyer Armutlu’da bir eve götürüldüğünü tespit etti. Eve yapılan baskında S.E., F.K. ve E.K. gözaltına alındı. Bahçeye giren dedektifler branda ile örtülerek saklanmış motosikleti ele geçirdi. Motosiklet sahibine teslim edildi.

YAKIT DEPOSUNUN KİLİDİNİN KALIBINI ALMIŞLAR

Şubeye götürülen şüpheliler, motosikletin yakıt deposunun kilidinin kalıbını alarak anahtar yaptırdıkları, ardından 2 gün boyunca takip ederek motosikleti anahtarla çalıştırıp çaldıklarını söyledi. Saklamak için akrabalarının evine götürdüklerini söyleyen şüphelilerin motosikleti uzun bir süre beklettikten sonra parçalayacakları öğrenildi. Şubedeki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen şüphelilerden E.K.’nın tutuklanarak cezaevine gönderilirken, diğer şüpheliler serbest bırakıldı.

Doğan Can Cesur

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 23 Aralık 2015 tarihinde meydana gelen ve 1 temizlik görevlisinin hayatını kaybettiği patlamanın failinin Kadıköy’de trafik kontrolü sırasında durdurulan araçtaki Mehmet Şafi Karabulut ismine düzenlemiş sahte nüfus cüzdanı ile yakalanan Ş.B. olduğu belirtildi. Şüpheli Ş.B.’nin Sabiha Gökçen Havalimanı saldırısını gerçekleştirdiğini itiraf ettiği öğrenildi. Ş.B.’nin emniyetteki ifadesinde İstanbul’a çalıntı araç ile bombalı eylem için geldiğini ve Batman’da ‘Özgür’ kod adlı örgüt mensubunda yaklaşık 35-40 adet C4 patlayıcı bulunduğunu söylediği öğrenildi. Öte yandan şüphelinin Mardin Kızıltepe’de Suriye uyruklu ‘Ethem’ kod adlı örgüt mensubunun Türkiye’ye gelen örgütün sözde özel kuvvetler olarak adlandırılan mensuplarına barınacak yer temin ettiğini söylediği de öne sürüldü.

Şüpheli Ş.B.’nin beyanları üzerine ‘Özgür’ kod adlı F.D. Batman’da, ‘Ethem’ kod adlı E.M. Mardin’de, M.H.O. ve E.Z. isimli şahıslar Mersin’de yakalanarak gözaltına alındı. Üç farklı şehirde şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda 60 kilogram cinsi belli olmayan patlayıcı, 1 adet Kaleşnikof marka uzun namlulu silah, yüklü miktarda senet ve çekler, 1 adet ruhsatsız pompalı tüfek ve tüfeğe ait 25 adet fişek, 1 adet ruhsatsız tabanca ve tabancaya ait 10 adet fişek, çok miktarda örgütsel kitap, 1 adet kılıç hançer ile dijital materyaller ele geçirildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler Ş.B., F.D., E.Z., E. M., M.H.O. adliyeye sevk edildi. Anayasal Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Mesut Erdinç Bayhan tarafından ifadeleri alınan şüpheliler, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme sorgusu tamamlanan şüphelilerden Ş.B, E.Z. ve F.D. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, M.H.O. ve E.M. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Pendik’te bulunan Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 23 Aralık 2015 tarihinde patlama meydana gelmişti. Olayda havalimanı temizlik görevlilerinden Zehra Yamaç hayatını kaybetmiş, Canan Çelik Burgucu yaralanmıştı. 

Gamze Erdemir

Hakkari Valiliğinden yapılan açıklamada, il sınırları içinde faaliyet gösteren bölücü terör örgütü ve diğer terör örgütlerinin son zamanlarda yapmış oldukları terör ve yıldırma eylemleri, ilin sosyal ve ekonomik gelişmesini de olumsuz etkilemeye başladığı belirtildi. Açıklamada, “Bu eylemler neticesinde vatandaşlarımız; ekonomik, sosyal faaliyetlerini yürütme ve seyahat etme haklarını kullanmaktan mahrum kalmıştır. Günlük hayatları olumsuz etkilenen vatandaşlarımız büyük mağduriyet yaşamaktadırlar. Valilik makamımız, öncelikle vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması, mevcut huzur ve güven ortamının devam ettirilmesi, devletimizin ve milletimizin her türlü terörist tehdidi ve saldırıdan korunması maksadıyla; bölgesinde emniyet ve asayiş temin etmek için ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri almaktadır. Bu tedbirler kapsamında 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 32/A maddesi gereğince; ilimiz merkezi, Çukurca, Şemdinli ve Yüksekova ilçeleri sınırlarında bulunan 31 bölge, 24 Kasım 2017 günü saat 00.00.01’den 9 Aralık 2017 günü saat 23.59.59’a kadar, ‘özel güvenlik bölgesi’ ilan edilmiş olup; vatandaşlarımızın belirtilen bölgelere izinsiz olarak girmesi yasaklanmıştır” denildi.

Özel güvenlik bölgeleriyle ilgili detaylı bilgilerin valilik internet sitesinde yer aldığı bildirildi.  

AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Yüksek Seçim Kurulu Kanun Teklifi’yle ilgili eleştirilerin sorulması üzerine Elitaş, TBMM Başkanlığına sundukları Yüksek Seçim Kurulu yasasıyla ilgili bugün Anayasa Komisyonunda görüşmelerin başladığını belirterek, “Muhalefetle yaptığımız görüşme çerçevesinde alt komisyon kuruldu. Alt komisyon oradaki görüşlerini değerlendirdikten sonra muhtemelen Pazartesi günü konuşarak görüşerek bu noktayı nihayete erdirecekler. 298 sayılı Kanun’daki YSK ile ilgili maddeler 298’den çıkarılarak yeni bir kod kanunu şeklinde düzenlenmeye çalışıldı. Muhalefet partilerinin iki konuda itirazları var. Birinci konu sandık müşahitlerinin tespitiyle ilgili resimli ve fotoğraflı ve ilçe seçim kurulları tarafından onaylanmasıyla ilgili bir durum söz konusu. Orada arkadaşlarımızın itirazlarını, çekincelerini dinleriz. Şu anda mevcut durumda sandık müşahitleri, siyasi parti il başkanları, ilçe başkanları, herkese sandık müşahidi görevi verme imkanı vardı ama bu çerçevede il başkanları, ilçe başkanları ilçe seçim kuruluna göndererek, ilçe seçim kurulunun onayladığı kişiler sandık müşahidi olarak görev yapılabilecekler. Burada itirazları fotoğraflı kısım. Aslında sandık görevlilerinin ve güvenlik görevlilerinin sandık müşahitlerinin fotoğraflı olması, kimlik ibrazı konusunda bir gecikmeyi, zaman kaybetmeyi önleyici bir durum. Muhalefetle bu konu belli bir noktada uzlaşılabilir. İkinci konu da sandık kurulu başkanlarının siyasi partilerden gösterilen adaylar tarafından kura ile çekilmesi söz konusuydu. Şimdi biz bunun sandık kurulu başkanlarının ilçe seçim kurulu tarafından tespit edilmiş memurlar arasından seçilmesini istedik. Muhalefet partileri de ilk görüşmemizde söyledikleri, bu sayının birkaç kişi değil fazla miktarda olsun, memurlar arasından olsun konusunda fazla itirazları olduğunu düşünmüyorum. Umarım bu iki maddedeki uzlaşmazlık hallolur, önümüzdeki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinden Çarşamba veya Perşembe günü geçer kanunlaşır diye ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçiliğinden ben rahatsız değilim”

Bülent Arınç’ın açıklamalarının hatırlatılması üzerine Elitaş, “Bülent Bey’in kendi şahsi görüşüdür. Biz paralel yapı diye tarif ettiğimiz 17/25 Aralık darbe girişimini yaptığı süreçten itibaren cemaat diye anılan paralel yapı diye tarif ettiğimiz kurumla, grupla, terör örgütüyle de dershaneler meselesinden sonra zaten bizim yollarımız ayrılmıştır AK Parti olarak. Biz o sürece bakarız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçiliğinden ben rahatsız değilim, ben huzursuz değilim. Milliyetçi Hareket Partisi bugün bizim tanımladığımız anlamda bu ülkenin vatan toprağında yaşayan 80 milyon insanın bu vatan için canını vermek pahasına yaptığı bir tarifse ki öyle ben o şekilde bir milliyetçiyim. Sayın Arınç’ın görüşleri kendi görüşleridir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 15 Temmuz hain darbe girişimi ve 7 Ağustos ruhu çerçevesinde bugüne kadar faaliyetlerimiz, gayretlerimiz aynı şekilde devam ediyor. İnşallah bundan sonra da Bahçeli açıkladığı ‘3 Kasım 2019’a kadar ittifakımız her zeminde devam edecek’ dedi. Biz de birlikte hareket etmenin devam etmesi için gayret gösteriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“AK Parti’nin kuruluş ilkelerinden uzaklaştığına inanıyor musunuz?” sorusuna Elitaş, “Sayın Arınç, AK Parti’nin bir üyesidir. AK Parti’nin kurucularından birisidir. Biz burada Sayın Arınç’ın görüşleriyle AK Parti grup başkan vekilleri görüşmelerini tartışacak konumda değiliz. Biz kendi aramızda görüşmelerimizi yaparız” yanıtını verdi.

 Prof. Dr. M. Mutahhar Ulusoy yayımladığı mesajda, “Kökü insanlık tarihinin derinliklerine kadar giden mesleğimizin çağdaş anlamda eğitiminin verildiği 109.kuruluş yılını kutluyoruz. Her yıl 22 Kasım gününü’’ Diş Hekimliği günü’’ ve içinde bulunduğu haftayı birlikte kutluyoruz. Hepimizin “Diş Hekimliği Haftası’’ kutlu olsun. Sayıları ülkelerimizde artış gösteren diş hekimliği fakülteleri özveriyle bu bilimsel eğitim sürecine katkı koymaya çalışmaktadır. Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi olarak 2007’den beri çağdaş bilimin ışığında ve gelişen teknolojinin getirdiği yeniliklerle donanımlı olarak bu misyonla yolumuza devam etmekteyiz” dedi.

  “Diş Hekimliği başlangıçta halk arasında özel yetenekleriyle öne çıkan, metafizik güçleri olduğuna inanılan kişilere ağrıyan dişlerin çekilmesi, çürüklerin sebebi olarak görülen kurtcuklarla ilkel yöntemler, tütsülerle savaşılmış, ağrılar giderilmiş; eksilen dişlerin yerlerine çakıl taşları, çeşitli canlı hayvan dişlerinin tutturulması suretiyle dişsizliğe çare aranmıştır” diyen Ulusoy, şunları kaydetti:
  “İnsanlık tarihine bakıldığında günümüz tekniklerinin ilkleri sayılabilecek bazı uygulamaların yapıldığı görülmektedir. Örneğin implantolojinin 10.asırda Endülüs’te yapıldığını bilmekteyiz. Meslek günlerinde, kuruluşta emeği geçen büyüklerimizi anmak, nereden nereye geldiğimizi idrak etmek için tarihe bakmak durumundayız.

  18. asırda İstanbul’da 400 cerrahın bulunduğu bunların diş çekimi, apse açımı için köy köy dolaştıklarını Evliya Çelebi seyahatnamesinde belirtir. O yıllarda Avrupa’da sömürgelerde çalışmaları kaydıyla diş hekimi gibi çalışmaları şartıyla pek çok kişiye rastgele diploma verildiği veya satıldığı kaynaklarda bulunmaktadır. Hekim olmadıkları halde içlerinde Osmanlı sarayına dahi nüfuz edenler, devlet büyüklerine müdahale edenler olmuştur. Ülkemizde durum böylesine olumsuz bir haldeyken 1908 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Emrullah efendi Avrupa’da cerrahi ihtisası yapmış olan Prof.Dr. Cemil Topuzlu Paşa’dan o zamanki adıyla “Dişci Mektebi” açmasını ister. İstanbul/Kadırga’da boşaltılan Tıp Fakültesi binası “Dişci ve Eczacı” mekteplerine tahsis edilir. Burada Dr.Halit Şazi ile birlikte diş hekimliği eğitiminin okullarda verildiği bir döneme girilir. 22 Kasım 1908’de bütçesi kabul edilerek resmi yapılanma başlar. İşte bu gün 109.sunu kutladığımız bu tarih bilimsel, Çağdaş Türk Diş Hekimliği Eğitimi için bir milattır.

  Kuruluşundan günümüze bu konuda emeği geçen büyüklerimize, değerli hocalarımıza rahmet ve şükranlarımızı; hayatta bulunan ve çağdaş eğitim misyonuyla çaba gösteren meslektaşlarmıza sağlık ve esenlikler diliyorum.”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Bölgesel Entegrasyon Bakanı Leonard She Okitundu ile ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmeye ilişkin yapılan açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soçi Zirvesi ile ilgili bilgi aktardığını belirten Çavuşoğlu, “Cenevre sürecine entegre edilmesi ve meşruiyet kazanması ile ilgili birçok alanda Suriye ile ilgili siyasi çözümle ilgili konularda Rusya ile Amerika’nın da görüşleri örtüşüyor. Bizim de Amerika ile görüşlerimiz örtüşüyor. Örtüşmeyen konularda var. Biz nasıl Soçi’de, YPG’nin ulusal diyalog kongresine katılmasına karşı çıktıysak ki İran’da bu konuda karşı çıkmıştır. Suriye’nin sınır bütünlüğüne saygı duymayan ve buna karşı olan grupların da bu kongrede yer alamayacağını net bir şekilde belirttik. Kimlerin katılacağı konusunda da 3 ülke birlikte karar verecek. YPG’nin böyle bir oluşumda yer almaması gerektiğini çok net bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız, Trump’a iletmiştir. Bizim ABD ile ilişkilerimizi olumsuz anlamda en çok etkileyen konulardan biriside; ABD’nin, YPG’ye vermiş olduğu silahlardır. En son bazı zırhlı araçların da verildiğini gördük. Sayın Cumhurbaşkanımız bu rahatsızlığını bir kez daha Sayın Trump’a iletmiştir ve Trump da net bir şekilde talimat verdiğini, bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, bu saçmalığa daha önce son verilmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir. Konuşmanın ileri ki aşamalarında bir kere daha kapatmadan önce bu sözünü teyit etmiştir, net bir şekilde generallere ve ulusal güvenlik danışmanına talimat verdiğini, bundan sonra herhangi bir silahın verilmeyeceğini Trump, Cumhurbaşkanımıza söylemiştir. Biz bu ifadelerinden memnuniyet duyduk. Bunu uygulamada da görmek istiyoruz” diye konuştu.

Diğer ikili konularda da samimi bir şekilde görüşüldüğünü, en kısa zamanda tekrar görüşme konusunda da teyitleşildiğini ifade eden Çavuşoğlu, “Artık vize sorununun tamamen kaldırılması konusundaki düşüncemizi de Sayın Cumhurbaşkanımız Trump’a iletmiştir. Böyle gereksiz bir problemin iki ülke arasında olmaması gerektiğini tekrar vurguladık” açıklamasını yaptı.  

İlker Turak

Aydın’da terör örgütü PKK/PYD’ye yönelik 27 Temmuz’da düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan İngiliz Robinson ile gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Bulgaristan uyruklu kız arkadaşı Mira Y. A. hakkında açılan soruşturmada ilk dava bugün görüldü. Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava sanıkların kimlik tespitinin yapılmasıyla başladı. Sanıklara İngilizce olarak hakları ve haklarında hazırlanan iddianame okundu. Mahkeme Başkanı Mustafa Ümit, İngiltere Konsolosluğu’ndan istenen sanık Joseph Robinson’un sabıka kaydı işlemlerinin hızlandırılması istedi.

Savunma yapıp yapmayacağı sorulan Robinson, savunma yapacağını söyledi. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Robinson, “İngiliz askeri olarak Afganistan’da bulundum. Burada bulunduğum sırada branşım olan sıhhiye kursu gördüm. Madalya ve ödüller aldım. İŞİD terör örgütünün sivillere karşı yaptığı zulümleri öğrenince, aldığım medikal eğitim nedeniyle buraya gitmeye karar verim. YPG’den eğitim aldığım bahsediliyor ama almadım. Yalnızca medikal eğitim aldım, silah eğitimi almadım. 7 Temmuz 2015 tarihinde Süleymaniye’ye seyahat ettim. Almış olduğum medikal eğitimle sivillere yardımcı olmak üzere Kobani’ye geçtim. YPG ve PKK arasındaki ilişkiyi öğrendiğimde Irak’a geçtim. Suriye’de yalnızca 3 hafta kaldım. Irak’ta Peşmerge güçlerine katıldım. Orada 3 ay sıhhiye hizmetinde bulundum. Ne Suriye ne de Irak’ta silah kullanmadım. Bu yıl Temmuz ayında hem tatil yapmaya hem de Mira’nın ailesiyle tanışmak için Türkiye’ye geldim. Didim’e geldiğimde bilmediğim ve tanımadığım bir kişinin polise ihbarda bulunmasından dolayı tutuklandım. Her hangi bir suç işleme niyetinde değildim. Yalnızca oradaki sivillere yardımcı oldum. Biz savaşta yaralanan sivilleri tedavi ediyordum. Hapiste bulunmak istemiyorum” dedi.

Mahkeme Başkanı Ümit, sanık Rabinson’a sosyal medya paylaşımları ve paylaşımlarda yer alan PKK ve terör örgütü elebaşı Abdulah Öcalan’ın fotoğraflarını sordu. Robinson, soruya; “Evet, paylaşımlar bana ait. Bunları ben paylaştım. Ben, Guardian gazetesinin bir paylaşımını tekrar paylaşmış oldum. Ben burada resimden ziyade makaleyi paylaştım. Asıl amacım resmi paylaşmak değildi” şeklinde cevap verdi.
Daha önce verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyleyen tutuksuz sanık Mira Y. ise, “Türkiye’ye tatil için geldik, terörist değiliz” diyerek hakkındaki suçlamaları ret etti.

Duruşmanın sonunda yüzüne karakol ve savcılık ifadeleri tekrar okunan sanık Joseph Robinson, “Benim şimdi ki ifadelerim daha doğrudur” şeklinde konuştu. Sanık avukatlarının savunmaya ekleme yapması ve delilleri sunmasının ardından mahkeme heyeti karar için duruşmaya 10 dakika ara verdi.

4 aydır tutuklu bulunan sanık Joseph Robinson’un adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar veren mahkeme heyeti, Robinson’un tutuksuz yargılanan Bulgaristan uyruklu sevgilisi Mira Y.’nin ise yurt dışı yasağının devam etmesine karar verildi. Mahkeme 12 Mart 2018 tarihine ertelendi. 

Mehmet Barlas – Onur Durmuş

Dicle Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde öğretim görevlisi olarak görev yapan Prof. Dr. Hamdi Temel ile FETÖ/PDY terör örgütü akademik yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma sonucu ihraç edilen eski DÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün arasında darbeden 1 gün önce yapılan telefon görüşmeleri ortaya çıktı. Görüşmeler, iddianamede yer aldı. Prof. Dr. Sabri Eyigün’ün, ifadesinde bu görüşmenin darbeden hemen 1 gün önce olmasının tesadüf olduğunu söylediği öğrenildi.

Dicle Üniversitesinde FETÖ/PDY terör örgütünün akademik yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma sonunda ihraç edilen eski Rektör Ayşegül Jale Saraç ile yardımcıları Aytekin Sır, Aslan Bilici ve Sabri Eyigün hakkında ‘terör örgütü kurma ve yönetme’ suçlarından hazırlanan iddianame kabul edilmişti. İddianamede 15 Temmuz hain darbe girişiminden 1 gün önce Sabri Eygün ile Hamdi Temel arasında geçen telefon görüşmeleri de yer aldı. Hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatılan Hamdi Temel’in hala DÜ Eczacılık Fakültesinde öğretim görevlisi olarak görev yaptığı belirtildi.

Telefon görüşmesi iddianamede yer aldı
Hazırlanan iddianamede Prof. Dr. Sabri Eyigün’ün Eczacılık Fakültesinde görevli Prof. Dr. Hamdi Temel ile 15 Temmuz hain darbe girişiminden 1 gün önce yaptığı telefon görüşmesi de yer almıştı. Mahkeme kararı ile dinlenen telefon görüşmesi hakkında ifadesi alınan Eyigün, ifadesinde şunlara yer vermişti:
“Konuşmanın içeriği o döneme denk gelen üniversitedeki rektörlük seçimi ile ilgilidir. Rektörlük seçimlerinden önce o dönem üniversite genel sekreteri olan Mustafa Tuna bana gelerek askerlerin adaylar hakkında bilgi istediğini söylemişti. Mustafa Tuna, üniversitemizde PKK sempatizanı olarak bilinen bir profesör hakkında askerlerin bu kişinin şu an rektör olan Talip Gül’ü desteklediğini kendisine sorduğunu bana aktardı. Ben de bu durumu bilemeyeceğimi söyledim. Ben daha sonra böyle bir durumu teyit etmek için Hamdi Temel’i aradım. Eğer PKK sempatizanları kazanır ümidi ile Talip Gül’e yaklaşıyorlarsa bunu hem devletin ilgili kurumlarına, hem de Talip Gül’e bildirmek amacımdı. Darbe teşebbüsü gecesinden bir gün önce olması tamamen tesadüfidir.”

“Askeriye diğer taraftan onlar gelmeden ekibi çok merak ediyor”
Sabri Eyigün ile Hamdi Temel arasında geçen telefon görüşmesinde şunlar konuşuldu:
Sabri Eyigün: Çok önemli bir yerden gelmişlerdi, istihbarattan gelmişlerdi. Kimlerle çalışacak, kim onu etkileyecek onu öğrenmek istiyorlar.
Hamdi Temel: Sorayım mı tıpa falan, yoksa siz mi soracaksınız? Yani Muttalip bilir gerçi, onlar biraz çalıştılar ya.
Sabri Eyigün: Bize direkt askeriyeden geldiler, askeriyeden üst seviyeden geldiler. Ama hani onları çok konuşamıyorsun.
Hamdi Temel: Korkusuz da bu askeri şeyden randevu talep etmiş, üst şeylerden.
Sabri Eyigün: Askeriye diğer taraftan, onlar gelmeden ekibi çok merak ediyor. Çünkü yarın göreve gelince onlarla çalışacak, onları etkileyecek, onların dediğini yapacak. Bir de daha çok hani bu Rıdvan Şeşen’e benzer zararlı olan tipler olması lazım ki daha şey olsun.
Hamdi Temel: Tamam ben gidip bakayım.
Sabri Eyigün: Çok şey yapmayın da böyle fazla dallandırmayın.
DÜ Eczacılık Fakültesinde öğretim görevlisi olan ve FETÖ/PDY’den ihraç edilen eski rektör yardımcısı ile darbeden 1 gün önce yaptığı telefon görüşmeleri iddianameye giren Hamdi Temel, FETÖ akademisyenlerinin etkili olduğu dönemlerdeki birçok görevinden olduğu gibi Diyarbakır Bilimsel Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü görevinden de alındı. Ancak bu görevden alınan Temel’in hala DÜ’de öğretim görevlisi olduğu bildirildi.

“Tamamen tesadüf”
Hain darbe girişiminden bir gün önce Sabri Eyigün ile yaptığı telefon görüşmesi hakkında bilgi veren Hamdi Temel ise bunun tamamen tesadüf olduğunu ve darba ile alakasının olmadığını söyledi. Temel, “O görüşme seçim arefesiyle alakalıydı. Bir iki kişi gelmiş. Ben de araştırayım dedim. Darbe ile alakalı değildi. Tamamen tesadüftü. Başka bir nedeni olması mümkün değil” dedi.

Abdulkerim Kantarcıoğlu