Suriyeli 6 nüfuslu Ali ailesi, ülkelerinde yaşanan savaş nedeniyle 3 yıl önce Türkiye’ye sığındı. Siirt’e yerleşen aile, Aydınlar Caddesi üzerinde 2 odalı bir ev tutarak, burada yaşamaya başladı. Ailenin bir ferdi geçtiğimiz yıl ülkesine dönerken, baba Abdurrahman Ali, eşi ve 3 kızının hayatını idame ettirebilmek için çeşitli işlerde çalıştı. En son İşkur bünyesinde geçici işçi olarak çalışan Ali, bir yıldır iş bulamıyor. Komşularının yardımıyla hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını anlatan Ali, yardım değil iş istediğini belirtti. 

Hayırseverlerden gıda ve giyim yardımı yerine ayaklarının üzerinde durabileceği, üç yetişkin kız çocuğuna bakabileceği düşük ücretli bir iş istediğini aktaran Abdurrahman Ali, “Suriye’de halimiz vaktimiz çok iyiydi. Evimiz, iş yerimiz vardı. Herkes gibi biz de kaçarak Türkiye’ye sığındık. Bir yıldan fazla bir camide temizlikçi olarak çalıştım ama bir yıldan fazladır boştayım. Sabırlı olmaya çalışıyorum ama sıkıntılar beni hasta etti. 43 yaşındayım ama kendimi 55-60 yaşında gibi görüyorum. Hayırseverlerin ve bazı komşuların yardımıyla hayatımızı idame ettiriyoruz. Aylık 250 TL kira ödüyorum, ister istemez evin masrafları da var. Bana tutunabileceğim, ayaklarımın üzerinde duracağım, aileme bakabileceğim bir iş arıyorum hem de çok düşük ücrette” dedi. 

Mehmet Niyazi Deniz

Çay Mahallesinde ikamet eden 26 yaşındaki Mustafa İşler ile 24 yaşındaki Şule İşler çiftinin üçüz kızları, Gazipaşa İlkokulunda eğitim-öğretime başladı. Anneleri ile birlikte okula gelen üçüzler dikkat çekti. Arkadaşları ile birlikte sıraya giren minik öğrenciler sınıflarında aynı sırayı paylaştı. İlk defa üçüz öğrencileri olan öğretmen Hakan Sarı da bu eğitim öğretim yılında farlı bir heyecan yaşadığını, üçüzlerin aynı sınıfta olmasının avantajları ve dezavantajları olacağını kaydetti.

7 aylık kalplerinde delikle doğmuşlardı

Anne Şule İşler, kızlarının ilk okul günü çok heyecanlı olduğunu belirterek, “Kızlarım 7 aylık doğmuşlardı, kalplerinde delik vardı. Ama Allah’ıma şükür bugünlere geldik. Bayağı bir badire atlattık. Devletimizden hayırseverlerden destek çıkanlar oldu. Özel mama getirdirdik devletimizin sayesinde. Şuan çok fazla bir sıkıntımız yok. Kalplerinde sorunları kalmadı ama astım bronşit rahatsızlıkları var. O biraz kış aylarında bizi perişan ediyor” dedi. Üçüzlerin okul masraflarını zor karşıladıklarını ifade eden İşler, “Formalarını müdür bey karşıladı. Kırtasiye masraflarını karşılayamadım henüz. Çantaları, bazı kırtasiye malzemeleri alınacak. Bir tane olsa sorun değil ama üç tane olunca kıyafet almakta bile çok zorluk çekiyoruz” diye konuştu.

Tokat’ta 2011 yılında 7 aylık olarak yaklaşık 1’er kilogram olarak dünyaya gelen üçüzler 2 ay kuvözde kaldıktan sonra anne ve babası tarafından kucağına alabilmişti.

Nurhan İçmez

Tasarımcı Numan Ataker, New York Moda Haftasındaki beşinci sezonunda ve IMG Skylight Clarkson Square’de John Paul Ataker 2018 Bahar/Yaz Koleksiyonunu sergiledi. Taylor Hill, Lameka Fox, Faretta, Birgit Kos, Charlee Fraser ve Dayana Mendoza ile birlikte gösterinin kapanışını yapan Karlie Kloss gibi dünyaca tanınmış modeller podyumda yer aldı.

Ünlü katılımcılar arasında Aktris ve Şarkıcı Victoria Justice, Pop Star Paula Abdul, Aktris Lela Loren, Aktris ve Access Hollywood sunucusu Liz Hernandez, E News sunucusu Erin Lim, Aktör ve Müzisyen Aidan Alexander, Aktris, dansçı ve model Camren Bicondova, Aktris Landry Bender, Aktris ve TV Siması Marla Maples, Rapçi/Şarkıcı Niatia ‘Lil Mama’ Kirkland, Emmy Adayı Şarkıcı/Şarkı Sözü Yazarı Addie Hamilton, Country Şarkıcısı Elizabeth Lyons, Dorinda Medley ve Brezilyalı Aktris Gabriela Dias yer aldı.

Gösteri, hazır giyim markasının Ekim 2017 tarihinde 804 Madison Avenue ve 67th Street New York City’de açılacak ABD’deki ilk amiral mağazanın açılışı düşüncesiyle gerçekleştirildi. Koleksiyonda, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesinin kültürel mirası ve folklorunu esas alındı. Bölgenin otantik ve yerli varlıkları, Ataker’in günlük ve resmi kullanım için tasarlanan giysileri, elbiseleri ve parçalarıyla birleştirildi. Renk paleti ise ağartılmamış kumaşlara vurgu yaparken büyük ölçüde beyaz, fildişi ve siyah renklerden oluştu. Defilede Madison Avenue mağazasında satılacak olan ve John Paul Ataker tarafından metalik balıkçı kordonuyla süslenerek geleneksel balıkçı botları ve çiftçi ayakkabılarının modern yorumu şeklinde tasarlanan özel ayakkabılar da yer aldı. 

Rıfat Fırat
 

İçişleri Bakanlığı, yurt genelinde yürütülen operasyonlar kapsamında son bir haftada, bin 126 operasyon yapıldığını ve terör örgütlerine yardım ve yataklık yaptığı ve örgütlerle irtibatlı olduğu değerlendirilen 963’ü terör (PKK/KCK 103, DEAŞ 32, FETÖ/PDY 774, aşırı sol 54), 2 bin 991’i uyuşturucu ve kaçakçılık suçlarından, 488’i ise genel asayiş ve trafik uygulamalarında olmak üzere toplam 4 bin 442 kişi gözaltına alındığı bilgisini verdi.

Etkisiz hale getirilen teröristler

Bakanlıktan alınan bilgilere göre; Diyarbakır Kulp’ta 6, Ağrı Diyadin’de 5, Hakkari Yüksekova’da 1, Hakkari Çukurca’da 3, Şırnak Silopi’de 2 ve Siirt Eruh’ta 12 terörist ölü ele geçirildi. Muş merkezde 1, Şırnak Uludere’de 1 ve Şırnak Silopi’de 9 terörist teslim oldu. Kilis merkezde 3, Şanlıurfa Harran’da 1, Şanlıurfa Akçakale’de 1 ve Ankara Kahramankazan’da 1 terörist sağ olarak etkisiz hale getirildi. Toplamda yurt içinde 29’u ölü, 6 sağ ve 11 teslim olmak üzere toplam 46 terörist etkisiz hale getirildi.

Ele geçirilen mühimmatlar

Ayrıca yapılan operasyonlar neticesinde alınan bilgiler doğrultusunda teröristler tarafından kullanılan; 9 ilde (8 Tunceli, 8 Hakkâri, 5 Şırnak, 2 Diyarbakır, 1 Mardin, 1 Iğdır, 1 Sivas, 1 Siirt, 1 Bingöl) 28 sığınak, barınak ve mağara kullanılamaz hale getirildi. 25’i ağır ve uzun namlulu (2 M-16, 1 Bixi, 5 Roketatar, 1 Havan, 14 Kalaşnikov, 2 Kanas) toplam 34 silah, 191 kilogram patlayıcı yapımında kullanılan madde, 134 el bombası, 4 bin 67 adet muhtelif mühimmat ele geçirildi ve 49 el yapımı patlayıcı, mayın imha edildi.
Uyuşturucu ve kaçakçılık ile mücadele kapsamında 79 ilde gerçekleştirilen 2 bin 316 operasyonda, piyasa değeri 41.990.190 TL olan; 2 bin 292 kilogram esrar, 298 kilogram eroin, 3,54 kg sentetik kannabinoid (bonzai), 2,53 kilogram metamfetamin, 41 bin 414 adet uyuşturucu hap ve 99 bin 108 adet kenevir bitkisi ele geçirildi.

Yine piyasa değeri 5.324.481 TL olan; 693 bin 13 adet kaçak sigara, 94 bin 678 litre akaryakıt ele geçirildi ve operasyonlar kapsamında 2 bin 991 kişi gözaltına alındı. Sokak satıcılarına yönelik yürütülen projeli çalışma kapsamında 42 ilde de 198 şüpheli gözaltına alındı.

Ülke genelinde uyuşturucu ticaretinin yoğun olarak yapıldığı tespit edilen yerlerde ise 33 hava aracı, 337 detektör köpek ve 22.160 personelin katılımıyla 14 Eylül 2017’de ‘’Narko-Sokak’’, 15 Eylül 2017’de ‘’Narko-İlçe’’, 16 Eylül 2017’de ‘’Narko-Metruk’’ uygulamaları yapıldı. Bu uygulamalarda 47 ikamet, 3 bin 423 iş yeri, 4 bin 108 metruk bina ve 24 bin 835 araçta arama yapılırken, 83 bin 337 kişi kontrol edilerek aranan 274 kişi yakalandı.

Siber suçlarla mücadele

Terör örgütü propagandası yapan, bu örgütleri öven, terör örgütleri ile iltisaklı olduğunu alenen beyan eden, halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk eden, devlet büyüklerine hakaretlerde bulunan, devletin bölünmez bütünlüğüne ve toplumun can güvenliğine kast eden, nefret söylemleri içeren bin 48 sosyal medya hesabı ile ilgili çalışma yapıldı, tespit edilen 16 kişi hakkında yasal işlem yapıldı.

Düzensiz göçle mücadele

665’i denizlerde olmak üzere 10 bin 71 düzensiz göçmen yakalanırken, düzensiz göçmenlerin yasa dışı yollarla yurt içine girmesine ve yurt dışına çıkmasına aracılık eden 93 organizatör yakalanarak gözaltına alındı. 

Yağmur Yıldız
 

Modern yaşamın bir gereği haline gelen bilgisayar ve internet kullanımı, çocukların hayatını önemli oranda etkiliyor. İnternet kullanımı; interneti kullanma amacı, internette yapılan aktivite, yaş ve cinsiyet gibi birçok özelliğe göre değişiyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uz. Dr. Nehir Kürklü, iletişim ve eğitim başta olmak üzere pek çok alanda yararlı olabilen internetin özellikle çocukluk çağında kontrolsüz olarak kullanıldığında, çocukların ruh ve beden sağlığını olumsuz etkileyerek kaygı bozuklukları ve obeziteye yol açabildiğini söyledi. Kürklü, çocuklarda internet kullanımı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler verdi.

“Kişisel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilir”

İnternet kullanım oranının çocuklarda gittikçe arttığına dikkat eden Kürklü, “İnternet kullanımı çocuk ve gençlerin bilgiye ulaşmalarını, araştırma yapmalarını, problem çözme, kritik düşünme gibi kişisel gelişimlerini destekleyen teknolojik bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Ancak aşırı, kontrolsüz, amacı dışında ve bilinçsiz kullanımı nedeniyle kaygı ve korkulara yol açarak, kişisel becerilerin gelişmesini de negatif etkileyebilmektedir” dedi.

“Erkekler daha çok internet kullanıyor”

Erkeklerin daha çok internet kullandığını belirten Kürklü, “Bilimsel çalışmalar, erkeklerin kızlara göre daha çok internet kullandığını ve kullanım amaçlarının, kızlardan farklı olduğunu ortaya koymuştur. İnternette fazla zaman geçiren çocuk ve gençlerin giderek yalnızlaştığı, yüz yüze ilişki kurmada güçlük yaşadığı, sosyal gelişimlerinin önemli ölçüde gerilediği bilinmektedir. Bu çocukların aynı zamanda; öz güvenlerinin düşük, sosyal kaygı düzeylerinin ve saldırganlık davranışlarının yüksek olduğu, okul performansları ve akademik başarılarının daha düşük olduğu gözlemlenmektedir. Bilgisayar oyunları ve internette kurulan arkadaşlıklar sosyal izolasyona neden olmaktadır” diye konuştu.

“İnternet başında hızla kilo alınıyor”

Aşırı kullanımın sağlık sorunlarına neden olacağını da vurgulayan Kürklü, şöyle konuştu:
“İnternet kullanımı için geçirilen uzun saatler, çocuklarda hareketsizlik ile birlikte yeme bozuklukları ve ortopedik sorunları da beraberinde getirmektedir. Gittikçe sosyal ortamdan uzaklaşan çocuk, hareketsiz bir şekilde internetin başındayken yeme düzeni de değişmektedir. Buna bağlı olarak da hızla kilo almakta ve obezite tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Uzun süreli internet kullanımı aynı zamanda duruş ve oturuş bozukluklarına da yol açarak, gelişim çağında olan çocukların kas ve iskelet sistemini de olumsuz etkilemektedir. Kontrolsüzce internet kullanan çocuklarda görme kusurları gibi sağlık sorunları da görülmektedir.” 

Yerli ve yabancı bilim adamlarının katıldığı International Green Biotechnology Congress’in açılış konuşmasını yapan GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “GTÜ’nün Türkiye’nin ilk kriyobankasının (tohumların sınırsız süre saklanması) kurulmasına yönelik ilk adımların atıldığını” söyledi.

Yeşil biyoteknoloji araştırma ve uygulamalar alanında uzman bilim insanlarının sunumları ile gerçekleştiren ‘International Green Biotechnology Congress’, İstanbul’da tamamlandı. Bitkilerin besinsel niteliğini iyileştirme ve miktarını artırma ve üretim ekonomisini de iyileştirme amacıyla bitkiler üzerinde biyoteknolojik yöntemler uygulayan ‘yeşil biyoteknoloji’ araştırma ve uygulamalarını irdelemek üzere 2015 yılında Green Biotechnology Workshop’unun düzenlenmesinin ardından bu sene, Gebze Teknik Üniversitesi(GTÜ), Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Merkezi A.Ş. ve MİTTO iş birliğiyle ‘International Green Biotechnology Congress’ düzenlendi.

Kongrede, gen düzenlemeleri, bitki gen ekspresyon analizleri, bitki mikrop etkileşimleri, omik yaklaşımlar, sekanslama yoluyla genotip çıkartılması, ikincil metabolit üretimi, fitoremediasyon, genetik kaynakların korunması, tarımda nanoteknoloji ve biyofortifikasyon konularında uzman 120 bilim insanı çalışmalarını paylaştı. Kongre Organizasyon Komitesi Başkanı’nın GTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Prof. Dr. Yelda Özden Çiftçi olduğu uluslararası kongreye Türkiye’nin pek çok üniversite ve tarımsal araştırma merkezlerinde çalışan araştırmacıların yanı sıra İtalya, Finlandiya, Pakistan, Hindistan, Güney Afrika ve Yeni Zelanda’dan da bilim insanları katıldı.

“Türkiye için büyük şans”

Kongrenin açılış konuşmasını GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün gerçekleştirdi. Görgün, konuşmasında, biyoteknolojinin git gide büyüyen bir pazar olduğundan söz etti ve ülkelerin yeşil biyoteknolojiden elde edeceği gelirin gelecekte daha da artacağına işaret eden istatistiklerden örnekler verdi. Bu nedenle, söz konusu kongrenin hem Türkiye hem de GTÜ için büyük bir şans olduğunu belirtti. Ardından sözlerine şu şekilde devam etti: “Türkiye, dünyanın buğday, mercimek, kayısı ve badem gibi en önemli tarım ürünlerinin yetiştirildiği ülkelerden biridir. Günümüzde bu bitki genetik kaynaklarını yalnızca gıda ve tarım amacıyla korumak için değil, aynı zamanda bu mahsullerin niteliğini iyileştirmek ve miktarını da artırmak amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde çalışmaların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Giderek artan gıda talebini karşılamak üzere, modern tarım en yeni biyoteknolojik yöntemlerden faydalanmaktadır. Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri olan ve araştırmaya büyük önem veren Gebze Teknik Üniversitesi de biyoteknoloji alanındaki çalışmalarını devam ettirmektedir. Bu vesileyle, GTÜ’de başlatılan kriyoprezervasyon çalışmalarının Türkiye’nin ilk kriyobankasının kurulmasına ön adımlarının atıldığını söylemekten gurur duyuyorum. Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden katılım gösteren değerli konuşmacı ve davetlilerimiz, sizlere verimli tartışmalarla dolu bir kongre diliyor ve bu denli önem arz eden yeşil biyoteknoloji alanında bu kongrenin düzenlenmesini sağlayan organizasyon komitesini de tebrik ediyorum”.

2019 yılında 2’ncisi yapılacak olan ‘International Green Biotechnology Kongresi”ne Marmara Üniversitesi ev sahipliğinde GTÜ’ nin de desteği ile gerçekleştirilmesine karar verildi. 

Edebiyat tutkunlarını Balat’ta buluşturan ‘Yazarlarla Kahve Sohbetleri’ programının ikinci konuğu, Yunus Nadi Roman Ödülü sahibi Irmak Zileli olacak. Organizasyon yetkililerinin verdikleri bilgilere göre, yazarlarla kitapları ve yazarlık serüvenleri üzerine kahve eşliğinde sohbetlerin yapılacağı etkinlik dizisinin ikinci programı, 23 Eylül Cumartesi 14:00 – 16:00 saatleri arasında Balat’taki Olmadık Projeler Atölyesi’nde gerçekleştirilecek. İlki 19 Ağustos’ta yazar Sezgin Kaymaz’la gerçekleştirilen etkinlik dizisi kapsamında bu hafta; Eşik, Gözlerini Kaçırma, Gölgesinde gibi romanların yanı sıra Bayram Çocukları isimli araştırma ve Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim başlıklı kitabın yazarı Irmak Zileli okuyucularıyla buluşacak.

Yeni nesil yazar platformu Yazım Kılavuzu ile Olmadık Projeler’in hayata geçirdiği “Yazarlarla Kahve Sohbetleri”, okuma ve yazma tutkunlarını Balat’ta buluşturacak 3 aylık bir program kapsamında ücretsiz olarak düzenleniyor.

Irmak Zileli kimdir?

1978’de İstanbul’da doğan Irmak Zileli, Sosyal Antropoloji üzerine eğitim gördü. Televizyon ve dergilerde muhabirlik yapan Zileli, Roman Kahramanları dergisinin kuruluşunda görev aldı ve ilk 6 sayının yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006’dan bu yana çeşitli dergilerde ve gazetelerin kitap eklerinde değerlendirme ve eleştiri yazıları yayınlayan Zileli; 2007-2017 yıllarında editörlüğünü yaptığı Remzi Kitap Gazetesi’ndeki “Devrik Cümle” adlı köşesini, 2017 itibarıyla K24 web sitesinde okurlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Zileli’nin “Tuhaf Karşılaşmalar” başlığı altında toplanan hikayeleri de aylık olarak Tuhaf dergisinde okurlarıyla buluşuyor. Irmak Zileli ayrıca, on8kitap.com adresindeki internet sitesinde, meydandaki bir bozuk saatin gözünden hikayeler anlatmaya devam ediyor.

Zileli’nin basılmış eserleri arasında Eşik (2011, 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü), Gözlerini Kaçırma (2014) ve Gölgesinde (2017) romanlarının yanı sıra Bayram Çocukları (2004) isimli bir araştırma ve Halit Refiğ ile söyleşilerinden oluşan Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim (2009) başlıklı kitabı bulunuyor.
 

Barzani’nin 25 Eylül’de yapacağı referandum kararıyla ilgili görüşlerini aktaran İzol, “Bu referandumla ilgili burnumuza çok pis kokular geliyor. Merkezi hükümetin referanduma karşı çıkmasına rağmen Barzani bu konuda ısrarlı. Ama Barzani referanduma gitse bile orada son bulur. Onun yerine başkası gelecek. Barzani’ye bir ülke vadettiler ve buna inandırdılar. Barzani’nin bu zafer sarhoşluğunun ona yarın çok kötü geri döneceği kanaatindeyim” dedi. Bu savaşın İpek Yolu projesi olduğunu belirten Ramazan İzol, “İpek Yolu’nda İngiltere ve Amerika ilk başta birlikte yola çıktılar. Ama sonra bu İpek Yolunun kazandıracağı gelir ve güzelliği Amerika’yı tamamen döndürdü. Daha önce de söylemiştim; Trump Amerika’nın seçilmiş bir başkanıdır. Obama’nın başlatmış olduğu küçük savaşları büyük savaşlara dönüştürecek kişidir. İpek yolu projesinde Türkiye merkez konumda olduğu için herkes Türkiye’yi ele almak istiyor. Türkiye ile pazarlığa oturmak istiyorlar ama Türkiye artık o pazarlığa oturacak bir ülke değil. Amerika her zaman terör örgütleri çıkardı sonra kendi askerlerini barış gücü olarak gönderip oradaki İngiliz gücünü sömürerek kendi güçlerini ortaya koydular. Burada da Amerika IŞİD’i çıkarttı” şeklinde konuştu. Amerika’nın Suriye’de PYD’yi desteklemesi ile ilgili görüşlerini aktaran İzol, “Bana gelen habere göre Amerika bunları donatmış durumda ve çok teknolojik mühimmatları var. Amerika’nın asıl amacı Türkiye’ye göz dağı vermek, Rusya’nın etkin gücünü kırmak ve bölgede bir güç elde etmek. Yarın referandum sonucu ne olur göreceğiz ama Musul, Kerkük ile olan anlaşmalarımız var. Orada Türkmen kardeşlerimiz de var. Onlarla ilgili de güzel bir hamle yapılabilir. PYD asla orada bir devlet kuramaz, yanı başımızda böyle bir şeye asla izin vermeyiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye’nin ekonomik olarak genel bir analizini yapan İzol, “Türkiye malum 15 Temmuz’dan sonra dar bir boğazdan geçti. Geçti diyorum çünkü artık o dar boğaz açılmaya başladı. Güçlü bir hükümet, güçlü bir millet ve güçlü bir devlet var artık. Bu büyük 3 gücü elimizde tuttuğumuz müddetçe her zaman kazanmaya devam edeceğiz. Tabi bunu gören dış dünya gerek ekonomik gerek siyasi olsun Türkiye’nin bu büyümesini hayretle izliyorlar” dedi. Bu büyüme ile ilgili iş adamlarının yatırımlarını artık daha rahat yaptıklarını kaydeden Ramazan İzol, “Hem ekonomimiz hızlandı hem de güven arttı. Görüyorsunuz tüm dünya krizle çalkalanırken Türkiye’nin rahatlığı gözler önündeydi. Hatta Türkiye IMF’ye borç teklifinde bulundu. Düne kadar borç aldığı IMF’ye Türkiye borç verebilirim teklifinde bulundu. Yani şuan önümüzdeki kare bu; güçlü bir hükümet, güçlü bir devlet ve güçlü bir millet var. Bu yüzden yarınki günler için daha umutluyuz ve ümitle yarınki günleri bekliyoruz. Hedefimiz 2023 diye tekrarlıyoruz. Bütün iş adamlarının hedefinde şu var; 2023’te herkes daha güzel yarınlara daha güzel işler için kendini 2023’e kitlemiş durumda” diye konuştu.

Dünya Türk’ün ve Türkiye’nin gücünü gördü

FETÖ ile mücadelelerini darbeden bu yana değil, yıllar öncesinden vermeye başladıklarını aktaran İzol, “Milli irademiz orada gücünü gösterdi. Biz burada kuva-i milliye ruhumuzun ölmediğini, birlik ve beraberliğimizin mevcut olduğunu görüyoruz. O bir işgal hareketiydi. Yapılan bombardımanlar esnasında niyetleri kadın, yaşlı, genç, erkek, ihtiyar, çoluk çocuk, Türk Kürt demeksizin vurmaktı. Yani herhangi bir işgal hareketinde şunu bilmemiz lazım; Türk- Kürt diye, Arap-Laz diye ayıramayacaklar; Türk milleti, Türkiye cumhuriyeti devleti vatandaşı diye hepimize kıyım yapacaklar. Halk çok şükür başkomutan cumhurbaşkanımızın da çağrısı ile sokaklara çıktı ve bu hain kalkışmanın önüne geçtiler. Bu da dünyaya çok büyük bir ders oldu. Dünya Türkün ve Türkiye’nin gücünü gördü” dedi.

Afrika seyahati, yardımlar

Kurban Bayramında yaptığı Afrika seyahatinden bahseden İzol, “Aslında bir iş adamı olarak değil, bir insan olarak oraya gittim ve buradan herkese şu çağrıyı yapıyorum; iş adamı değil, siyasi, bürokrat, ultra milyoner kim olursa olsun insanlığını yitirdikten sonra bir anlam ifade etmiyor. Mali’de yılda 300 bin ton altın çıkarıyorlar. Ama halkının aylık geliri 3-5 dolar arasındadır. Bununla birlikte, sıtma gibi binlerce hastalıklarla uğraşıyorlar ve oradaki halka arazi olarak kendilerine ait tapulu en fazla 10 veya 20 metrekarelik bir arazi veriyorlar. Oradaki halk fakir ve çok sıkıntı yaşıyorlar. Yardımda bulunduk ama bu yardım yetmez. Böyle bir dünya düzeninde adalet olmaz. İnşallah, benim kanaatime göre bu adalet Türkiye’den yükselecek. Biz dünyaya tekrardan ders verdireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Arakan’da büyük bir oyun dönüyor

Türkiye’nin Arakan’daki zulme sessiz kalamadığını dile getiren Ramazan İzol, “Biz sesimizi yükselttik. Allah her tarafa duyursun. Günde yaklaşık 15-20 bin katliam olduğunu söylüyorlar. Bu rakamlar afaki rakamlar değil. Birleşmiş Milletler gerçek rakamları telaffuz etmiyorlar. Bize bu Budistlerin meditasyon dini olduğunu söylemediler mi? Her zaman bizim insanlarımızı batıya meyilleştirmeye başladılar. İnsanlarımızın yapısını bozmaya çalıştılar. İşte meditasyon dinini görüyorsunuz. 1 yaşındaki çocuğun derisi yüzülüyor, diri diri yakılıyor. anneler çocuklarının gözü önünde diri diri kesiliyor. Böyle bir vahşet yok” ifadelerini kullandı. Arakan’da büyük bir oyunun döndüğünü dile getiren İzol, sözlerine şöyle devam etti; “Arakan’ın altından enerji hattı geçiyor. Bu enerji hattı Çin’e gidiyor. Çin bu yüzden sessiz. Bu enerji hattını batılılar kontrol ediyor. Batı bu yüzden sessiz. Paylaşılacak ve paylaşılmaya hazır doğalgaz var. Orada maden ve petrol yatakları var. Dünya bu yüzden sessiz. Ama cumhurbaşkanımız ne yaptı? Eşini ve çocuklarını gönderdi. Bu ‘ben sessiz kalamam’ demek oluyor.” 

Birikim Okulları Genel Müdürü Yusuf Yalçın bugün başlayan 2017-2018 Eğitim Öğretim yılına ilişkin açıklamada bulundu. Bu eğitim-öğretim yılında da insanı merkeze alan eğitim anlayışını benimsediklerini belirten Yalçın, eğitim ve öğretimde ailelerin etkisinin çok önemli olduğunu söyledi. Aile çocuğa destek olarak onun başarılı bir geleceğe adım atmasına yardımcı olacağını söyleyen Yalçın, “Böylece çocuklar algı düzeyi yüksek, teknolojiyi kullanabilen, mesleğinde, sosyal ve aile hayatında başarılı, tüm insanlığa faydalı olabilecek kadar donanımlı insanlar olacaklardır. Birikim Okulları olarak ahlak ve maneviyat sahibi, varlığa, bilgiye ve değerlere kendi medeniyetinin penceresinden bakabilen, ayakları bu topraklarda olduğu gibi zihni de yüreği de bu coğrafyada olan, vicdan sahibi, vatanına ve milletine yürekten bağlı insanlar yetiştirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Yalçın, okulda bilim ve teknolojinin, çocukların başarısı için tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Erdemli bir hayata ulaşmak ancak tamamlayıcı parçalar da eklenirse mümkündür. Bu sadece bizim değil, tüm insanlığın aradığı şeydir. Bu bakış ile eğitim modellerinin temelinde parmak izleri gibi her bir öğrenci özeldir ve biriciktir anlayışı vardır. Bu duygu ve düşüncelerle 2017-2018 Eğitim Öğretim yılı camiamız ve çocuklarımıza hayırlı olsun” şeklinde konuştu. 

Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Grup Başkan Vekili Mehmet Muş, Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu ile birlikte Şanlıurfa Hacı Abdurrah Özdemir Ortaokulu’nda gerçekleştirilen 2017-2018 eğitim – öğretim yılı açılış törenine katıldı. Törende konuşan Başbakan Yıldırım, tören alanındaki öğrenciler ve velilerine TEOG sınavının kalkmasını isteyip, istemediğini sordu. “TEOG kalksın mı, kalsın mı” diye soran Başbakan Yıldırım, öğrenci ve velilerin hep bir ağızdan “kalksın” cevabı üzerine ise “Şimdi sevgili vatandaşlarımız, TEOG yani temel öğretimden orta öğretime geçiş. Açılımı bu. Yani siz 8 sene okuduğunuz, sonraki sene hangi okula gideceksiniz. İşte TEOG denen şey, buna yardımcı olacak. Aslında TEOG bir giriş sınavı değil” dedi.

“ZAMAN İÇERİSİNDE BU TEOG BİR YARIŞA DÖNDÜ”

TEOG sınavının zamanla üniversite imtihanı gibi bir yarışa dönüştüğünü belirten Yıldırım, “Zaman içerisinde bu TEOG bir yarışa döndü. Üniversite imtihanına döndü, stresinizi arttırdı. Uykularınızı kaçırdı değil mi. Biz sizin uykularınızın kaçmasına razı olur muyuz? Sizi stresten kurtaracak, rahat rahat istediğiniz okula gidecek şekilde, gereken çalışmaları, düzenlemeleri yapacağız. hangi tarafa ilginiz varsa, buyurun gidin. Herkes istediği yere gidecek. Bunun için ortaokulda, yönlendirileceksiniz. Kim yönlendirecek okul ve öğretmenleriniz yönlendirecek, anneleriniz ve babalarınız yönlendirecek. Mesele bu. Sistem değişikliği diye bir şey yok. Bunlara itibar etmeyin. Amacımız yavrularımızın ortaokuldan sonra gönül rızası ve rahatlığıyla istedikleri kabiliyetlerinin en uygun olduğu lise kısmına devam etmeleri. İstenmeyen aş ya karın ağrıtır ya baş. Onun için istediğiniz yere gideceksiniz” ifadelerini kullandı.

MÜFREDAT ELEŞTİRİLERİNE CEVAP

Başbakan Yıldırım, öğrenci velilerine seslenerek, müfredat değişikliği ile ilgili eleştirilere kulak asılmamasını istedi. Eleştirilere de cevap veren Yıldırım, “Anaokulundan ilkokula, ortadan lise ve üniversiteye kadar, eğitimin bütün aşamalarında fırsat eşitliğini sağlayacak bilimsel temele dayalı, eğitim sistemi oluşturmanın gayreti içerisindeyiz. Eğitimde değişiklik oluyor. Tabi ki değişecek. Çünkü dünya değişiyor. Yeni yeni teknolojiler yeni bilgiler, internetle bilişimle artık ayağımıza geliyor, önümüze geliyor. Değişimi okumak, değişime göre kendimizi de gözden geçirmek zorundayız. Bir yandan okulların, dersliklerin fiziki ihtiyaçlarını gidermek, diğer yandan da eğitimin içeriğini muhtevasını geliştirmek mecburiyetindeyiz. Bir yıldır Milli Eğitim Bakanlığımız çalıştı, tüm uzmanlar, velilerle görüştü. Uzmanlar aylardır çalıştı. Müfredat son şeklini aldı. Hayatın ihtiyaçlarına cevap veren, hayatta karşılığı olan bilgilerle yeniden oluşturuldu. Bu müfredat uluslararası eğitim standartları esas alınarak yapıldı. Müfredat değişimi, öğrencilerin temel insanı değerler, sevgi saygı adalet gibi önemli kavramların öğrenilmesi, beşeri ve sosyal ihtiyaçların karşılanması gibi kavramlar da göz önüne alınarak yapıldı” dedi.

YENİ MÜFREDATTA İNGİLİZCE EĞİTİMİ

Başbakan Yıldırım, yıllarca yabancı dil eğitimi olmasına rağmen yabancı dil öğretemeyen müfredatın yerine pratik olarak yabancı dili öğreten yeni bir müfredatın başlayacağını vurguladı. Yıldırım, “Yeni müfredatta yabancı dil eğitimi de yeniden ele alındı. Yıllarca gramer kurallarını öğrenen bir türlü yabancı dili öğrenemeyen bir yabancı dil öğretim sistemi vardı. Bu müfredatta bu sistem terk ediliyor. Dil öğretme başarısını gösteren ülkelerin uyguladığı yöntemi hayata geçiriyoruz” şeklinde konuştu.

Yıldırım, “2017-2018 öğretim yılında bir, beş ve dokuzuncu sınıftaki öğrenciler, yeniden yazılmış, gözden geçirilmiş müfredat ile işe başlayacaksınız hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı

“ÇAĞ DIŞI TARTIŞMALAR DIŞINDA BİR FİKRİ YOK”

Başbakan Yıldırım, ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni müfredata karşı çıkmasına da tepki göstererek, “Bazıları müfredatı eleştiriyor. Türkiye’yi muasır medeniyetlerin ötesine taşımak için değiştiriyoruz. Ana muhalefet her zaman olduğu gibi her şeye karşı. Çağ dışı tartışmalar dışında bir fikri yok. Değerli ana balar, velilerden benim istirhamım, yeni müfredatın kapağını açıp, bir satır okumamış, şu da yokmuş, bu da yokmuş gibi dedikodu edenlere itibar etmeyin. Yavrularımızın küresel gelişmeleri, dünyadaki gelişmeleri yakından takip edecekleri, konuları da müfredatta yer veriyoruz. Okullar sadece sizin bilgi edindiğiniz mekanlar değil, aynı zamanda özgür düşünmeyi, sorgulamayı, eleştiri kültürünün de öğrenildiği mekanlardır. Çocuklarımızın bilgi ve beceri, sahip olduğu yetenekleri kullanma, geliştirmeye dönük uygulamalar yeni müfredatta daha fazla yer aldı. Tarih, kültür ve inanç değerlerimizi, müspet ilimleri, en güzel, en doğru şekilde kazandırmanın yolunu bu müfredatta göreceksiniz” diye konuştu.

ÖĞRENCİLER İÇİN ZİHİN AÇIKLIĞI DİLEDİ

Başbakan Binali Yıldırım, okula başlayan tüm öğrencilere zihin açıklığı temennisinde bulunarak, “Allah, Hacı Abdurrahman Özdemir Ortaokulunda okuyan öğrencilerimize, Türkiye’nin dört bir yanında bugün okula başlayan 17 milyondan fazla öğrencilerimize zihin açıklığı versin. Allah muvaffak eylesin. Bugün okulların açılışı vesilesiyle Şanlıurfa’da, sizlerle beraber olmaktan bu okulun ilk günü heyecanını yaşamaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu güzel günde peygamberler şehri, Hazreti İbrahim’in şehri Şanlıurfa’da olmak, eğitim ve öğretim yılını Şanlıurfa’da yapmak bir başka güzel, bir başka heyecan verici. Biliyorsunuz dünyanın ilk üniversitesi burada, Harran’da kuruldu. Harran ismi, Hazreti İbrahim’in kardeşinin ismi. Böyle güzel bir geçmişi olan şehirde olmak, siz cıvıl cıvıl, gözleri ışık gibi parlayan yavrularımızla birlikte olmak bizim için dünya saadetidir” dedi.

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİ UNUTMADI

Şehit öğretmenleri de hatırlatan Yıldırım, şehit öğretmenlerin isimlerinin okullarda yaşatıldığını ifade etti. Birlik ve beraberlik çağrısında da bulunan Yıldırım, ikinci sınıf vatandaş olmayacağını belirterek, “Türkiye olarak 780 bin kilometre kare vatan toprağının her köşesinde 80 milyon kardeş olarak millet olarak birlikte yaşıyoruz. Bizim için ikinci sınıf vatandaş yok. Bütün vatandaşlarımız başımızın tacıdır, gönlümüzün ilacıdır. Türkiye için çok yatırım yaptık. Yollar yaptık, köprüler, tüneller, havaalanları, barajlar hastaneler yaptık. Vatandaşımızın ihtiyacı olan her şeyi yaptık. Biliyoruz ki taşa toprağa yapılan yatırımın ömrü sınırlı. 40 sene, 50 sene bilemedin yüz sene ama insana, size yatırım yapmanın ömrü nesilden nesle devam ediyor. Onun için insana yatırıma kesintisiz devam edeceğiz” dedi

1 MİLYONDAN FAZLA ÖĞRETMEN, 17 MİLYONDAN FAZLA ÖĞRENCİ VAR

Yıldırım, bugün 1 milyon 20 bin öğretmenin yurdun her köşesinde fedakarca vatanseverlik anlayışı ile bayrak sevgisiyle, Türkiye sevdasıyla görev yaptığını belirterek, “17 milyondan fazla öğrencimiz için bugün ders zili çaldı. Allah zihin açıklığı versin. Başarılarınızı daim eylesin. Hükümet olarak, ülkemizin eğitim konusundaki eksikliklerin tamamlanması için eğitimin daha iyi seviyeye ulaşması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Terör örgütleri tarafından istismar edilen farklı dil ve lehçede eğitimin de önünü açtıklarını hatırlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açtık. Engellerin önünü açtık. Terör örgütlerin istismarı olan bu silahlarını da ellerinden aldık. Örgün ve yaygın eğitim hizmetlerini vermek için bunları yaptık.”

“MAARİF VAKFI, FETÖ OKULLARINI ALMAK İÇİN KURULDU”

Yıldırım, yurt dışındaki Maarif Vakfı’nın FETÖ okullarının alınması için kurulduğunu söyleyerek, “15 Temmuz alçak darbesinin örgütün elindeki okulların almak için Maarif Vakfı’nı kurduk. Yurt dışında bu vakıf, o okulları alıyor. O okullar, bulunduğu ülkede, bizim ülkemizin değerlerine uygun eğitimi sürdürüyor” diye konuştu.

EĞİTİME KAYNAK 15 YILDA 10 KATTAN FAZLA ARTTI

Yıldırım, AK Parti iktidarları ile eğitime ayrılan bütçenin 15 yılda 10 kattan fazla arttırıldığını kaydederek, “Eğitime olan kaynağı hep arttırdık. 2002 yılında 11 milyar bütçe ayırmıştık, bugün tam 122 milyar eğitime bütçe ayırıyoruz. Bütçenin 5’te biri eğitime gidiyor. 270 bin yeni derslik yaptık” ifadelerini kullandı.

ŞANLIURFALILARA OKULLAŞMA ÇAĞRISI

Yıldırım, Şanlıurfa’nın okullaşma oranının Türkiye ortalamasının altında olduğunu söyleyerek, özellikle ilkokul çağındaki kız ve erkek çocukların ayrım yapmadan okula gönderilmesi için çağrıda bulundu.

Yıldırım, “Okullaşma oranı arttı ama Urfa’da ilkokul seviyesinde biraz düşük. Türkiye ortalamasının altında. Urfalılara seslenmek istiyorum. Yavrularımızı, kızlarımızı ve erkeklerimizi, hiçbir ayrım gözetmeden mutlaka okula gönderelim. Onlar bizim geleceğimiz. Onların eğitilmesi, iyi bir şekilde geleceğe hazırlanması, bizim en büyük varlığımızdır. Onun için okulu ihmal etmeyelim. Bu yaşta size yapacakları katkı hiç önemli değil. İyi şekilde eğitim alırlarsa, hem Urfa’ya, hem ailelerine hem de ülkelerine çok değer katacaklardır. Kız çocukları başta olmak üzere anne ve babaların gayret göstermelerini, herhangi bir gevşeklik yapamamalarını önemle rica ediyorum” dedi.

Yıldırım, konuşmasının sonunda tüm öğretmen ve öğrencilere başarı diledi. Yıldırım, beraberindeki bakan ve öğrencilerle birlikte, “Ya Allah, bismillah” diyerek ilk ders zilini çaldı.

Lider Olgun – Ahmet Kaya