Birbirinden ilginç deniz canlısının mumyalanarak sergilendiği Türkiye Deniz Canlıları Balıkçı Kenan Müzesi Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ndeki merkezinde ücretsiz olarak ziyaret edilmeye devam ediyor. Müzeyi İstanbul’un her yakasından yüzlerce öğrenci ziyaret ederken müzenin kurucusu Balıkçı Kenan Balcı ise merak eden öğrencileri de ücretsiz olarak gezebilecekleri müzeye davet ediyor

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesi Beylikdüzü’ne okuyan öğrenciler mumya balıklarla dolu olan müzeyi ziyaret etti. Balıklar karşısında oldukça şaşıran öğrenciler balıkların nasıl mumyalandıklarını, bu kadar çok balık yememize rağmen halen denizlerimizde milyonlarca balıkların nasıl olduğu Balıkçı Kenan Balcı’ya sordular.

ÇOCUKLAR BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR

Şaşkınlıkla müzeyi gezen öğrencilerin sorularını tek tek yanıtlayan Balıkçı Kenan Balcı, müzedeki balıkların tamamen gerçek olduklarını Marmara Denizi, Ege Denizi ve Karadeniz’de yakalanan balıkları burada mumyalayıp sergilediklerini söyledi. Kenan Balcı, ‘Gençlerimiz çocuklarımız müzeye büyük ilgi gösteriyor. Müzede köpekbalıkları, vatoz ve orkinoslar başta olmak üzere mumyalanmış binlerce deniz canlısını var. Öğrenciler buraya gelip mumyaları inceliyor. Gelecekte denizlerimiz hakkında bu müze sayesinde birçok bilgi barındırıyorlar’ dedi.

EN AĞIR BALIK 1200 KİLO

En ağır balık hangisi sorusu üzerine 1200 kiloluk orkinos olduğunu söyleyen Balıkçı Kenan Balcı, ‘Müzemizdeki en ağır balık 1200 kiloluk orkinos balığı. Etini müşterilerimize dağıttık. İskeletini ise mumyaladık. Balıklar Allah’ımızın bir lütfu tutulup mutlaka yenmesi gerekiyor. Denizde yaşayan canlılarında yüzde 80’i müzemizde var. Nesli tükenen balıklarımız yok ama maalesef şu anda biraz azaldı. Balıklarımıza ve denizlerimize sahip çıkalım’ dedi. Kenan Balcı müzenin 23 Nisan’da da açık olduğunu ve ücretsiz olarak ziyaret edildiğini vurguladı.
 

Geçtiğimiz günlerde olduğu gibi bugün de Büyükçekmece’de kimyasal atık paniği yaşandı. Büyükçekmece göl havzasının olduğu Eskice köyünde yol kenarına gece saat 02.30 sıralarında bırakılan katı kimyasal atık, ilçede paniğe neden oldu.

Yol üzerinden geçen vatandaşların ihbarda bulunması üzerine Büyükçekmece Belediyesi ve AFAD ekipleri olay yerine sevk edildi. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün de olay yerine gelerek, çalışmaları yerinde inceledi. Atıktan numune alan AFAD ekipleri, numuneleri inceledikten sonra yetkilileri bilgilendireceği açıklandı. 

“AFAD, dökülen katı atığın içerisinde 2-3 kimyevi madde olduğunu söyledi” 

Konu ile ilgili açıklama yapan Büyükçekmece Belediye Başkanı Akgün, “Büyükçekmece göl havzasının ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunu bir kez daha görmüş durumdayız. Gece 02.30 sıralarında bir kamyon geliyor, içerisinde birkaç kimyevi madde bulunan maddeyi döküyorlar. Burası gölün 300 metre kenarında bulunuyor. Artık isyan ediyoruz, sesimiz kısıldı. Çünkü bu suyu 17 milyon insan içiyor. Büyükçekmece göl havzası bakir, boş diye buraya zehir dökmek, arsenik dökmek, işte bir ay önce gölün öbür yakasına dökülen arsenik zehrinin 3 saniyede 10 tane koyun, onlarca tavuk orada öldü. On gün önce bunun 1 kilometre ilerisine zehirli variller toprağa gömülmüş, çıkarttık. Şuanda ilgili kurumlar incelemesini yapıyor. Hangi cins zehir olduğunu, hangi cins kimyevi olduğunu araştırıyor. Daha onların tahlil sonuçlarını almadan gece gördüğünüz manzarayla karşı karşıya kaldık. Kamyon dökmüş gitmiş. Zabıta ekiplerimiz arkasından izlerini görüyorlar. Buraya birkaç noktadan giriş yapılabiliyor. Döken aracın buradan TEM istikametine çıktığını villaların kameralarından gördük. Eğer plakalarını saklamamışlarsa, polisimizin bunları yakalayacağını umuyorum. Büyükşehir Belediye başkanımızla da görüşeceğim. En az 6 ile 8 noktaya gece görüşlü ileri teknoloji ürünü kameralar, arkasından 24 saat en az 3 ekibin birleştirilerek sabaha kadar Büyükçekmece gölünü mutlak korumak zorundayız. Büyük tehlike altındayız. Dökülen maddenin içerisinde ilk alınan bilgilere göre 2-3 kimyevi madde bulunan tehlikeli madde olduğunu AFAD ekipleri söyledi” diye konuştu.  

Emrah Kuş

Uğur Okulları öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojileri dersinde öğrendikleri bilgileri hayata geçirerek robotik, oyun tasarımı, video/animasyon ve 3D tasarım olarak dört alanda yarıştığı U-MakerFest’te geleceğin projeleri tasarlandı. Geçtiğimiz yıl “Mahallem ve Ben” teması ile ilki Ankara’da düzenlenen U-MakerFest, bu yıl Antalya’da ‘Turizm 4.0’ temasıyla Uğur Okulları Muratpaşa Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin 11 farkı ilinden öğrenciler, “Turizm 4.0” teması üzerinden tanımlanan sorunlara karşı çözümler üreterek, turistik değerleri ön plana çıkaracak, turizmde dijital farklılık oluşturacak ve turistik ihtiyaçlara yönelik projeler üretti. 24 kampüsten 44 takımın yarıştığı yarışmada, öğrenciler hazırladıkları projeleri sergileyerek jüri üyelerine sundular. 

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz, BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Baykal, Assist. Prof. Dr. Yavuz Samur, Öğretim Görevlisi Barış Erdoğan, STEM&Maker Magazine Yazı İşleri Müdürü Ziya Bahtiyar, Akdeniz Üniversitesi Teknoloji Transfer Merkezi Müdür Yardımcısı Cem Sakarya ve Antalya Sanayiciler ve İşadamları Derneği Başkanı Sadi Kan’ın jüri üyeliğini üstlendiği U-MakerFest’te robotik alanında kazanan takım Uğur Okulları Büyükçekmece Kampüsü Bu-Robotik takımı oldu. Takım, projeleri ile restoranlardaki yoğunluğun giderilmesi ve iş yükünün azalması adına servis robotu tasarladı. Oyun tasarımı alanının kazananı Uğur Okulları Nevşehir Kampüsü Koleksiyonerler takımı oldu. Tasarladıkları oyun ile kullanıcının turizm bölgelerine ait kartları toplayarak koleksiyon oluşturması sağlanıyor. Video/animasyon alanının kazananı ise Uğur Okulları Konyaaltı Kampüsü U-MusTurizm takımı oldu. Takım, artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanarak çeşitli turistik bölgelerin deneyimlenmesini hedefledi. 3D tasarım alanında da Uğur Okulları Yaşamkent Kampüsü BATA takımı şampiyon oldu. BATA takımı, çevreye duyarlı ve çevre düzenlemesi ile fark oluşturan bir otel kompleksi tasarladı. 

Törende kazananlara ödüllerini takdim eden Uğur Okulları Genel Müdürü Nevzat Kulaberoğlu, “Uğur Okulları olarak öğrencilerimizin çevresindeki sorunlara, iyileştirilmesi gereken süreçlere duyarlı bireyler olarak yetişmesine ve geleceği şekillendirecek bir nesil olmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bilgiyi yalnızca tüketen değil üreten tarafta olmalarını hedefleyerek yola çıktığımız ve geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz U-MakerFest’te birbirinden değerli projelere tanık olmuştuk. Bugün ikinci etkinliğimizde takımlarımızın sayılarını 26’dan 44’e yükseltmiş olarak turizm adına gerçekleştirilen bu projeleri deneyimlemek, çabalarımızın meyvelerini burada da görmüş olmak hepimizi gururlandırdı. Fikir sahibi olan üretken öğrencilerimize süreçte onlara destek olan öğretmenleri, takım koçlarının başarılarının devamını diliyorum” dedi. 

Yapılan organizasyonun önemine de işaret eden Kulaberoğlu, “Gerçek hayata yönelik problemlerin çözümüne yönelik bir festival ve öğrencileri motive etmek açısından yarışma olarak gerçekleşiyor. Gelecekte ihtiyaçları olan yetkinlikleri kazanmaları açısından çok önemli. Bu sene ortaokula başlayan bir öğrenci en erken 2030 yılında hayata başlayabilecek. 2030 yılında dünyanın kullandığı teknolojinin ne olacağını bilmiyoruz. Bildiğimiz birşey var ki bu çocukların belli yetkinliklere sahip olması gerektiği” ifadelerini kullandı. 

Sergi ve atölye alanları katılımcıların yoğun ilgisini topladı. Sergi alanında projelerin yanı sıra sanal gerçeklik (Virtual Reality-VR) deneyim alanı, ilgi çekici robotlar ve bilimsel çalışmalar sergilendi. Ayrıca teknoloji ve eğitim tedarikçisi birçok kuruluş bu alandaki en güncel ve farklı yaklaşımları tanıttı. Atölye alanında ise robotik, kodlama, oyun tasarımı, animasyon, 3D tasarım atölyesi, model uçak, FLL (First Lego League) takımı, 3D printer stantları yer aldı.  

Suat Metin

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Demokrasinin kazanması için, yargının siyasi tasarrufunun ortadan kaldırılması için, siyasi değil ama demokratik bir tasarrufla CHP’ye mensup 15 milletvekili partimizden bugün istifa ettiler ve İYİ Parti’ye katıldılar” dedi. 

CHP’li milletvekilleri ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP’li 15 milletvekilinin istifa ederek İYİ Parti’ye geçtiğinin açıkladı. 24 Haziran’da yapılacak seçimlere katılabilecek partilerin standartlarının mevzuatla, kanunlarla belli olduğunun altını çizen Altay, “Ama geldiğimiz noktada biz artık demokrasimizin daha fazla tahrip edilmesini doğru bulmuyoruz. Buna direneceğiz. Biz artık toplumun daha fazla kutuplaşmasına imkan ve fırsat vermeyeceğiz. Biz yok edilen adaleti yeniden inşa edeceğiz. YSK’nın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından hangi siyasi partilerin seçimlere katılabileceği ile ilgili istediği görüş İYİ Parti bakımından müspet ve lehte görüş olmasına rağmen yapılan toplantıda İYİ Parti’nin seçimlere katılma ehliyetine sahip olduğuna dair bir kararın alınamamış olması hukuki değil, siyasi bir tasarruftur. Doludizgin seçimlere giderken seçimleri yönetecek organın siyasi tasarruflarda bulunması kabul edilemez.

Biz CHP olarak demokrasi ayıbına karşı demokrasi arayışımızı sürdüreceğiz. Siyasallaşan yargıya karşı da demokrasi içinde, demokratik norm ve kurallar içinde mücadele edeceğiz. YSK’nın bir demokrasi ayıbına zorlanması, YSK’nın bir demokrasi ayıbına imza atması ve atamamasına fırsat ve imkan tanımak istiyoruz. YSK’nın değerli üyelerinin de OHAL ve iktidar baskısına maruz kalmamasını istiyor. Türkiye’de bir rahatlamaya ve her kesin ‘evet, şimdi oldu, hak eden herkes seçime girebiliyor’ görüş ve algısının toplumda oluşmasını istiyoruz. Bu sebeple demokrasinin kazanması için, yargının siyasi tasarrufunun ortadan kaldırılması için, siyasi değil ama demokratik bir tasarrufla CHP’ye mensup 15 milletvekili partimizden bugün istifa ettiler ve İYİ Parti’ye katıldılar” diye konuştu. 

Altay, İYİ Parti’ye katılan milletvekillerinin isimleri şöyle sıraladı: 

“Afyonkarahisar milletvekili Burcu Köksal, Amasya milletvekili Mustafa Tuncer, Ankara milletvekili Nihat Yeşil, Aydın milletvekili Hüseyin Yıldız, Balıkesir milletvekili Ahmet Akın, Burdur milletvekili Mehmet Göker, Bursa milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Erkan Aydın, Çorum milletvekili Tufan Köse, Edirne milletvekili Okan Gaytancıoğlu, İzmir milletvekili Tacettin Bayır, Kayseri milletvekili Çetin Arık, Kocaeli milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş.” 

CHP Sözcüsü Tezcan: “Genel Başkanımızın talimatıyla istifa ettiler”

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, “15 milletvekilimiz Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla istifa etmiştir” dedi.

CHP’li 15 milletvekilin istifa ederek İYİ Parti’ye geçmesine ilişkin TBMM’de açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, “15 milletvekilimiz Genel Başkanımızın talimatıyla istifa ederek İyi Parti’ye geçmiştir. Tarih bu arkadaşlarımızı demokrasi kahramanları olarak hatırlayacaktır. Demokrasinin önüne kurulan tuzakları temizleme adımıdır. İyi Parti’nin seçimlere girme hakkı olduğunu herkes biliyor. 15 milletvekili arkadaşımızın katılmasına gerek olmadan İyi Parti’nin seçimlere girme hakkının var olduğunu herkes biliyor. Seçimlere girme hakkı olan bir partiyi seçimlere sokmamaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

Tezcan, bu “görev”in hayırlı olması temennisinde bulundu.  

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. “Bu bir baskın seçim mi?” sorusuna, “Bu bir erken seçim adı üstünde” karşılığını veren Bozdağ, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin ise, “Gül’ün şahsına dönük bir değerlendirme yapmayı doğru görmem. Ama ben aday kim olursa olsun, diğer CHP’nin önünü çektiği grubun adayı kim olursa olsun, hiç fark etmez, seçim birinci turda biter. Kimi getirirlerse getirsinler. Görünen köy kılavuz istemez. Anketler ortada. Milletin verdiği tepki ortada” ifadelerinde bulundu.

Saadet Partisi’ne ilişkin de değerlendirmede bulunan Bozdağ, “Saadet Partisi kimle ittifak yaparsa yapsın Saadet’in oyunun yüzde 90‘ının Recep Tayyip Erdoğan’a gitmesine engel olamayacaklar. Erbakan hocayı hükümetten eden, 28 Şubat darbesine destek veren, başörtüsü zulmünün mimarı kim, CHP. Bütün başörtülüleri ağlatacaksınız, bütün mütedeyyin muhafazakar insanları onların karşısına dikeceksiniz, İmam Hatiplerin önünü kapatacaksınız, Erbakan hocayı istifaya zorlayacaksınız, postmodern darbeyi destekleyeceksiniz sonra da gidip ’biz kardeşiz’ diyeceksiniz. Eğer Saadet yönetimi sizinle kucaklaşırız deyip rahmetli Erbakan hocamıza yapılan ve o dönemde şu an ki yönetiminde şahit olduğu bu kadar haksızlığa rağmen kendi içlerinden çıkan Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü ve sevilen bir lideri indirmek için onlarla beraber olacaklarsa benim söyleyecek lafım olmaz. Ama ben eminim ki Saadet’in tabanı buna ’biz Recep Tayyip Erdoğan’la beraberiz’ diyecek ve sandıkta buna en güzel cevabı verecektir” diye konuştu.
Bozdağ, ”Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığına aday olursa cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedecektir. Milletvekilliğine aday olamadığı için milletvekilliğini de kaybedecektir. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olacaktır. Milletvekili seçilemediği için de siyasi hayatı bitecektir” dedi.

“SİYASETÇİLER AÇISINDAN ’BASKIN SEÇİM’ KAVRAMINI KULLANMAK DOĞRU DEĞİL”

Seçim işinin tüpten macunun çıkması gibi bir şey olduğu benzetmesini yapan Bozdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çok net bir şekilde bazı gerekçeler de sıralayarak açıklama yapması üzerine, AK Parti’nin yeniden bir değerlendirme yapmak durumunda kaldığını belirtti. Bozdağ, birtakım olumsuzlukları göz ardı etmemeleri gerekliliğine dikkat çekerek, “Yeni şartlar ortaya çıkınca biz bu şartları değerlendirdik ve Türkiye’nin erken bir seçime gitmesinin milletin ve devletin yararına olduğu kanaati hasıl oldu. Ve biz bu kararı aldık. Bakarsanız, hükümetin ve Cumhurbaşkanının görev süresinin bitmesine yaklaşık var. Cumhurbaşkanı görevinden vazgeçiyor 1 buçuk yıl süreden. Tabi parlamentoda ondan vazgeçiyor. Niye vazgeçiyoruz biz bundan? Türkiye için vazgeçiyoruz, aziz milletimiz için vazgeçiyoruz. Bu bir seçim, Erken seçim. Ama biraz daha erken seçim gibi diyelim. Yani neden? Çünkü bir buçuk sene var ve herkes başka bir hesap yaparken yeni bir durum ortaya çıktığı için, Bahçeli’nin dediği 26 Ağustos’un da önünde bir tarih ortaya çıktığı için erken seçim ama biraz erken seçim. Bu baskın seçim değil. Çünkü siyasette baskın seçimi, ben hani o kavramı kullanıyor gazeteciler ama siyasetçiler açısından bu kavramı kullanmak doğru değil. Neden değil? Çünkü siyasetçi her daim seçime hazırdır. Çünkü onun varlığı seçimle kendi fikirlerini, kendi programını iktidara taşımak içindir. Seçimin ne kadar erkene alınırsa alınsın onun için bu bir mutluluk nedenidir. Çünkü fikirlerini iktidara taşımak için daha erken bir zamanda imkan elde etme durumu ortaya çıkmaktadır. O yüzden hem işini bilen dersine çalışan öğrenci için sınav nasıl bir sıkıntı oluşturmuyorsa ama nasıl bir tembel için nasıl bir kabusa dönüşüyorsa seçimin ortaya çıkması işine çalışan dersini iyi yapan siyasi partiler için büyük bir fırsat ama yatan tembellik eden siyasiler içinse büyük bir kabus” şeklinde konuştu.

“SEÇİM SİYASETİN BAYRAMIDIR”

Siyasetin her zaman seçim istediğine dikkati çeken Bozdağ, “Her zaman seçim olduğu zamanda bayram gibi sevinir” diyerek AK Parti’nin seçime hazır olarak girdiğini anımsattı. Bozdağ, “Biz her zaman hazırız, bütün kadın kollarımızı yeniledik, gençlik kollarımızı yeniledik. Teşkilatlarımızı yeniledik, belediyelerimizde revizyonlar yaptık ve Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Türkiye’nin bütün il ve ilçelerini bir defa elden geçirdik. Biz durmuyoruz. Şimdi muhalefet partisi konuşuyor. Ama tembellikten nasıl konuşmaya mecal buluyorlar onu da anlamıyorum. Şimdi düşünün Türkiye’nin Cumhurbaşkanı bir yandan ülkeyi yönetiyor, içeride dışarıda bu kadar problemle mücadele ediyor ve orada en büyük güç o. Bütün bunların içerisinde var onları çözüm konusunda çalışmalar hepsinde var. Peki öte yandan AK Parti genel başkan AK parti yönetiyor öte yandan kongreler var, teşkilatları var kabuller var hepsine gidiyor. 3 tane aynı günde ilçe kongresine katılıyor orada konuşmaları yapılıyor. Yabancı misafirler kabul ediyor” dedi.

“TÜRKİYE’YE DÖNÜK BÜTÜN KİRLİ SENARYOLARI ÇÖPE ATTIK”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le imzalanan 22 milyar dolarlık Mersin-Akkuyu nükleer güç santralinin temelinin atıldığını ve Katarlılarla yapılan beş milyar dolarlık bir projenin imzasının atıldığını ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti:

“Yarın seçime gidecek bir hükümetle değil, önüne beş yılı almış bir iktidarla bu bütün sınamaların üzerine Türkiye’nin gitmesi lazım. Bir tanesi bu. Öte yandan tabi Irak’ta da olup bitenler var. Öte yandan terör örgütleriyle de Türkiye’nin içinde dışındaki terör tehdidiyle, Türkiye’ye dönük olanlar var, etrafımızdaki siyasal jeopolitik şartlardan kaynaklı durumlar, öte yandan da FETÖ, PKK, DEAŞ, DHKP-C gibi terör örgütlerini pek çok ülke gizli de değil aleni silahla besliyorlar, aleni parayla besliyorlar, aleni uluslararası alanda, başka alanlarda destekliyorlar ve Türkiye’yi de kendi projelerine karşı yerli ve milli tutum sergilediği için eleştiriyorlar. Şimdi bu terör örgütlerinin üzerinden de bir başka çalışmalar yürütüyorlar. Terörün biz belini kırdık Allah’ın izniyle. Artık savunma yok. Dağda, ovada inde, yurt içinde, yurt dışında, kırsalda, şehirde nerede varsa tepesine bindik ve terörü ezdik şuanda. Terör örgütleri, bütün bilumum terör örgütleri Türkiye’ye karşı organize bir terör eylemi gerçekleştirme kabiliyetini önemli ölçüde kaybetmiştir. Bu güçler, Türkiye’ye dönük senaryolardan vazgeçmiyorlar bir türlü. Neden vazgeçmiyorlar?

Çünkü Türkiye’nin ayakları üzerinde duran güçlü bir ülke olması, savunma sanayinde, diğer yatırım alanlarında güçlenmesi fevkalade rahatsız ediyor. Düşünün bu kadar olay oluyor, Putin’le biz 22 milyar dolarlık Mersin-Akkuyu nükleer güç santralinin temelini atıyoruz. Siz düşünün böyle bir olay oluyor, Katarlılarla beş milyar dolarlık bir projenin imzasını atıyoruz. Şimdi bu oluyor, biz ne yapıyoruz, 23 şirketle 135 milyar dolarlık bir projeye imza atıyoruz ve Türkiye’nin cari açığını 19 milyar dolar azaltan bir büyük ekonomik adım atıyor. Şimdi bakıyor, ‘Türkiye’yi biz durduramıyoruz, o kadar baskı yapıyoruz, o kadar bunların içine saldığımız, salacağımız ne varsa salıyoruz, olmuyor.’ Bakın, Türkiye’yi Gezi olayları ile dize getiremediler. 17-25 Aralık FETÖ yargı darbesi ile hizaya getiremediler. En nihayet darbe teşebbüsüyle de Türkiye’yi dize getiremediler ve şimdi ekonomik kozu kullanmak istiyorlar ve bunu da gizleme falan da yok. Çok net bir şekilde bakıyorsunuz, Türkiye üzerinden güvensizlikler, belirsizlikler, ‘gelecekte işte seçim olacak, iktidar duracak mı, durmayacak mı, bir hele durun bakalım, bir mahalli seçimi bekleyin, mahalli seçim Türkiye’nin gelecekte ne olacağının işareti olacak, ona göre bakarsınız.’ Herkesi bu belirsizlik nedeniyle yatırımcıyı yatırım yapmamaya, yatırım yapmak isteyeni bu isteğini şimdi bloke etmeye, cebinde para olanı para harcatmamaya ve Türkiye’deki bu belirsizlikleri de bir yandan kendilerince oluşturarak öte yandan da bunu köpürterek insanlar üzerine bir baskı oluşturulmak isteniyor.

Şimdi biz, bu Türkiye’mizin siyaseten belirsizlikleri ortadan tamamen kaldırmak ve bu tür hesapları, kitapları, tuzakları yok etmek için biz bir adım attık. Bir başka şey tabi, 2019’a kadar Türkiye üzerinde pek çok uluslararası çevreler ve içerideki onlarla iş birliği yapan çevrelerle beraber pek çok plan-program tuzak var. Seçimin planlanandan öne alınması bütün senaryoları boşa çıkarmıştır. Türkiye’ye dönük bütün tuzakları tuzak kuranların elinde patlatmıştır. Bütün senaryoları boşa çıkarmıştır. Bütün hayalleri kabusa dönüştürmüştür. Türkiye üzerine artık kimse hesap yapamayacaktır. Eminim ki, bu seçim kararı bu hesapçıların hepsini perişan etti. Ben o yüzden bakarsanız seçim kararına üzülenleri, Türkiye’nin burada ne kadar doğru büyük bir hamle yaptığını, geçen bir gazete manşet atmıştı, ‘Şah-Mat’, nasıl bir şah-mat yaptığını çok net bir şekilde görecektir. Türkiye’ye dönük bütün kirli senaryoları biz bu kararla çöpe attık. Türkiye üzerinde artık oyun oynanacak, önüne tuzak kurulacak, Türkiye dışarıdan birtakım yöntemlerle yönlendirilebilecek bir ülke değildir. Bunu dostumuz biliyor zaten düşmanları da Türkiye’nin bunu eninde sonunda öğrenmesi lazım. Türkiye büyük bir devlet, Türk milleti büyük bir millet.”
 

Girişimci ve yatırımcıyı buluşturmayı amaçlayan ve bu yıl 20 farklı ülkeden başvuruların geldiği The Pitcher Ödülleri sahiplerini buldu. Başvurular arasından seçilen en iyi 20 girişimin yer aldığı etkinlik ile girişimciler Türkiye, Avrupa ve Silikon Vadisi’nden 70’i aşkın aktif yatırımcının karşısına çıkarak projelerini tanıtma şansı elde eti. İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende Octovan girişimi, 40 bin TL’lik Arıkovanı Özel Ödülü’nü kazandı. 

Küçük ve orta ölçekli eşya taşıma ihtiyacı olan kullanıcılar ile nakliyecileri bir araya getiren bir servis olan, aynı zamanda nakliye işlerini daha güvenilir, sigortalı ve kolay ulaşılabilir hale getiren Octovan ekibine ödülünü Arıkovanı Ürün Müdürü Didem Cikse verdi. Ödülü kazanan proje Arıkovanı’nda fonlamaya sunulacak ve 40 bin TL’lik ilk siparişi Arıkovanı verecek.

Arıkovanı’na 5 bin 300 proje başvurdu 

Yenilikçi teknoloji girişimlerini desteklemeyi amaçlayan Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı, girişimcilerin projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duydukları kaynağa toplum desteğiyle ulaşıyor. Destek vermek isteyenler de projeleri bu platform üzerinden takip ediyor. Arıkovanı girişimcilerin projelerini hayata geçirmelerine destek olarak geleceğin teknolojilerin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynarken, Türkiye’nin girişim ve teknoloji ekosisteminin gelişmesine de katkı sağlıyor. Platformda bugüne kadar 5 bin 300 proje, 3.7 milyon TL’den fazla destek topladı.  

Bakan Zeybekci, AK Parti Denizli İl Gençlik Kolları Kongresi’ne katıldı. Bereketler Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kongreye Bakan Zeybekci’nin yanı sıra milletvekilleri, belediye başkanları ve partililer katıldı.

Kongrenin açılışında konuşan Bakan Zeybekci, CHP’den istifa eden 15 milletvekili hakkında konuştu. Türkiye’nin tekerine çomak sokmak isteyenlerin olduğunu dile getiren Bakan Zeybekci, “Dünya çok hızlı değişiyor, biraz önce haber aldım. Dünyada bu değişime, daha doğrusu Türkiye’nin bu gelişimine ayak uydurmasını hazmedemeyenler, Türkiye’nin bu yolculuğunda tekerine çomak sokmak isteyenler, Türkiye tekrar birileri tarafından yönetilsin, Türkiye tekrar topladığı 100 liralık verginin 87 lirasını faize versin, 13 lirası ile ödeyemediği o memur maaşlarını IMF’den borçlansın ve Türkiye’ye tekrar bir yerlerden Ekonomi Bakanı gelsin, buyruk gelsin, emir gelsin diye bunu isteyenler, bakın nasıl beraber hareket etme kabiliyetlerine sahip. 15 tane CHP milletvekili istifa etmiş başka bir partiye geçmiş. Sebep? Tekrarda fayda var. Türk İslam dünyasının çadır direği Türkiye’dir. Bunu asla unutmayalım. 1,5 milyar Müslüman’ın gözü Türkiye’dedir. Topyekun Türkiye’nin güçlü olmasına, bağımsız olmasına, Türkiye’nin bu dünyada artık lider ülke olmasına hep beraber dua ediyorlar” dedi. 

“Kendi liderlerinin Cumhurbaşkanımızın karşısına çıkma gibi bir cesareti var mıydı?” 

Bakan Zeybekci, ilerleyen zamanlarda daha çok ipliklerin pazara çıkacağını söyleyerek, “Bütün dünyaya bakın, tamamının topyekun saldırdığı ülke hangi ülke? Türkiye. Peki etrafımızdaki bütün fitneler ile beraber Türkiye’deki bütün fitne odaklarının saldırdığı lider kim? Recep Tayyip Erdoğan. Hep beraber bir araya geliyorlar bakın, tüm davalarını, ilkelerini, fikirlerini bir kenara bırakabiliyorlar. Bir araya gelerek tek bir hedefleri var, o da Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef almak, Erdoğan’ın karşısına çıkmak, o da Türkiye’ye nasıl zarar veririz onu planlamak. Daha çok gelişme olacak, göreceksiniz. Daha çok böyle kumaşlar ve iplikler pazara çıkacak. Kendilerinin çıkma kabiliyeti var mı? Önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi liderlerinin Cumhurbaşkanımızın karşısına çıkma gibi bir cesareti var mıydı? Yok. Şimdi yine Truva atları ile başka şeyler yapmaya çalışıyorlar. Biz bir olacağız, beraber olacağız. Mevzubahis vatan ise gerisi teferruattır diyeceğiz” diye konuştu. 

Konuşmaların ardından tek liste halinde yapılan seçimde AK Parti Denizli İl Gençlik Kolları Başkanlığı’na Gökhan Akbulut seçildi.  

Hubble teleskopunun uzaya fırlatılışının 28 yılı dolayısıyla uzayın derinliklerinden çektiği, dünyadan 4 bin ışık yılı uzakta ve 55 ışık yılı genişlikteki Lagoon Nebula’nın fotoğrafları yayınlandı.

Hubble Güneş’ten 32 kat daha büyük, dört ışık yılı ötedeki yıldızın görüntüsünü 55 ışık yıl genişliğindeki Nebula’nın yalnızca bir anını çekerek tespit ediyor. Kozmik tozdan ve gaz kütlesinden geçen kızılötesi ışık içinde bir yıldızın doğuyormuş gibi bir görüntü veriyor. Nasa’ya göre Lagoon Nebula 55 ışık yılı genişliğinde 20 ışık yılı yüksekliğinde devasa bir varlık.

Dünya’dan 4 bin ışık yılı uzakta olmasına rağmen yine de gökyüzündeki dolunaydan üç kat daha büyük görünüyor. Gökyüzündeki bu şey ayın boyutundan 5 kat daha büyük ancak görüntüsü daha sönük. Ancak, dürbünle veya küçük bir teleskopla bakıldığı zaman bir leke gibi görünürken, Hubble baktığı zaman inanılmaz güzel ve kasırga görüntüsüyle dönen kara toz yapısında görülüyor.

NASA, Lagoon Nebula’nın etkin yoğunlukta hareketli sıcak bir nokta, gaz ve puslu toz labirentinin altına saklanmış enerjik bir gaz ve yıldız oluşumunun dönerek yükselen bir bacası görüntüsünde olduğunu belirtiyor.
Sıcak yıldızlar etrafındaki gazı iyonize eden morötesi radyasyon yayıyor. Bu da gazın ışıltılı bir şekilde parlaması ve başka bir alemin hayalet şekillerine dönüşmesini sağlıyor. Nasa görüntüyü, “Herschel 36 yıldızlar arası, her biri yarım ışık yılı uzunlukta urgan yapılı esrarengiz bir kasırga görüntüsü oluşturuyor” şeklinde yorumluyor.

Uzay siklonları, yeryüzündeki kasırgalara benzer şekilde, bulutların sıcak dış yüzeyleri ve soğuk iç yüzlerindeki ısı farkları sebebiyle dönerek huni benzeri görüntüler sergiliyor. Daha sonra bu bunlar öyle ağırlaşıp çöküyor ki kendi ağırlığı altında çöküp tamamen yeni yıldız jenerasyonu oluşturuyor.
Uzaya gönderildiğinden beri gözleri faltaşı gibi açtıran bu tür yıldızlararası oluşumların görüntüleri bu tür oluşumlara sadece bir örnek teşkil ediyor.

Hubble 24 Nisan 1990’dan beri uzay mekiği Discovery’ye monteli olup NASA ile Avrupa Uzay sanayinin ortak üretimidir. Hubble teleskobu bu zamana kadar 43 bin 500 uzay oluşumunu inceledi. Hubble 28 yıl içinde dünyanın etrafını 163 bin 500 defa dolaştı. Öyle ki bazen Plüton’dan daha öteye kadar gitti. Hubble teleskobu 20 ışık yılı uzaktan şaşırtıcı fotoğraflar çekmeyi başardı ve astronomi tarihinde dramatik keşifler yaptı. Teleskop dünyadan 370 mil yükseklikte olup yerde konuşlu teleskoplardan 5 misli daha net fotoğraf çekti.
Hala iyi duruma olduğu belirtilirken Hubble’nin 2020 yılına kadar çalışmaya devam etmesi düşünülüyor. Onun Webb Uzay Teleskopu’nun alacağı 2020’ye kadar çalışmasının süreceği belirtildi.

James Webb teleskopu evrenin sırlarını çözmeye çalışan bir zaman makinesi olarak tanımlanıyor.
James Webb teleskopu’nun evrenin ilk doğuş zamanı olan 13,5 milyar öncesine bakmak için kullanılacağı belirtildi. James Webb, atıldığı zaman büyük patlamanın 2 yüz milyon ışık yılı sonrasına bakabilecek dünyanın en büyük teleskobu olacak.
 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 98 yıl önce muazzam ve muhterem bir iradenin mahsulü olarak Ankara’nın Ulus semtinde tek katlı taş binada dualarla ve büyük umutlarla açıldığını kaydeden Devlet Bahçeli, “Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin tam bağımsız yaşama iradesinden doğmuş, esaret ve ezikliğe meydan okuyan tarihi vakarından bir güneş gibi parlamıştı. Hiç şüphe yoktur ki, Büyük Millet Meclisi milletimizin tüm haslet, hasret, hatıra, haysiyet ve hedeflerinin bileşkesi, billurlaşmış fikriyatıdır. Ordular hazırlayıp ordular yöneten, çöken bir imparatorluğun enkazı üzerinde devlet kuran, zalimlere karşı mazlumların sığınak ve sözcüsü olan Büyük Millet Meclisi, aynı zamanda kahraman, aynı zamanda gazi, aynı zamanda milli iradenin tecelli ettiği şeref ve onur mekanıdır.

23 Nisan 1920’de Meclisimizin açılmasıyla çıkan sonuç; yaklaşık iki asrı bulan elem ve çile dolu geri çekilmenin son bulacağının, Anadolu coğrafyasında sonsuza kadar yaşayacağımızın, vatanımızı sonuna kadar koruyacağımızın, akıl, sabır, strateji, hesap, irade, iman ve süngü ile birleşen bir mücadele ile Türklüğün makus talihini döndüreceğimizin bütün cihana kahramanca ilan ve ilamıdır. Bu itibarla Büyük Millet Meclisinin açılışı, milletler ve medeniyetler çekişmesinin acımasızca sürdüğü bir dönemde Türk milletinin tam bir mutabakatla, milli kimlikte ve milli hedeflerde buluşmasının yıllardır süren kayıpların çöküntüsünü ve moral bozukluğunu atarak güç toplamasının, teslimiyet ve tavizlere son verip silkinerek doğrulmasının, silahla verilen bir mücadelede bile milli mutabakatla sağlanan meşruiyetin nirengi ve dönüm noktasıdır. Nitekim Büyük Millet Meclisi, kutlu varlığıyla ve tarihi haklarıyla oynanmayı reddeden Türk milletinin topyekun ayağa kalktığı bir diriliş ve yükseliş abidesidir. Bu nedenle ne kadar övünsek azdır, yetersizdir” ifadelerini kullandı.

“TBMM, 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA GAZİLİK UNVANINI TEYİT ETMİŞTİR”

Bir başka yönüyle 23 Nisan 1920’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve hukuki alt yapısının hazırlandığı bir dönemin de miladı olduğunun altını çizen Bahçeli, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bu haliyle ilk Meclis, o dönemde de kademe kademe tahkim, tesis ve temin edilen cumhur ittifakının kıvancı, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi, kuruluş şaheseridir. İlk Meclis vatan kurtarmış, devlet kurmuştur. Erken seçim kararının alınmasıyla birlikte son günlerine yaklaşan 26’ncı Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi de, ilk Meclis’in emanet ve şerefine korkusuzca sahip çıkarak, 15 Temmuz 2016’da hain FETÖ işgalini durdurmuş, bu haliyle ikinci defa vatan kurtarıcılığı unvanına layık olmuştur. TBMM, 15 Temmuz’da bir kez daha gazilik unvanını teyit etmiştir. Bu kapsamda ilk Meclisin muhterem azalarıyla 26’ncı Dönem TBMM’nin saygın üyeleri Türk tarihi açısından asla unutulmayacak hizmet ve mücadelelere imza atmışlardır. Ancak Gazi Meclisin hür iradesini, 98 yıllık izzetini, ikbal arayışlarıyla, dahası hülle ve hile yoluyla karalamaya, karartmaya çalışan siyasi düşükler, milletimizin demokratik kazanımlarına kast etmenin cezai karşılığını da kuşkusuz sandıkta göreceklerdir. Demokrasi nutku atanların, ilkeli ittifaktan bahsedenlerin ayak ve siyasi oyunlara heves etmeleri tam bir çatırdama, tam bir siyasi çürüme halidir. 23 Nisan 1920’de demokrasi ve millet egemenliği tarihsel sahnesine tam olarak çıkmıştır.

Demokrasi ve millet egemenliği ancak bu değerlere hürmet ve riayet etmesini bilen milletin ahlaklı temsilcileri vasıtasıyla anlam ve kalıcılığını ebediyen bulacaktır. Dünyanın o zamanki siyasi ve toplumsal ikliminde Meclisimiz taşıdığı eşsiz ve emsalsiz özellikleriyle hem insanlık için örnek hem de Türk tarihi açısından ibret, ilham ve ihtiram vesikasıdır. Unutmayalım ki, hakimiyet havzalarımızdan birer birer çekildiğimiz vahim ve ıstırap dolu tablo içinde Türk milletinin o dönemdeki en son, en etkili hamlesinin adı Büyük Millet Meclisidir. Nihayetinde TBMM; Türk milliyetçiliğinin, millet ve vatan sevdasının millet iradesiyle buluşması, ayrılmamak üzere birleşmesidir. 23 Nisan 1920’nin aziz hatıralarını aramak ve anlamak için çok uzaklara gitmeye gerek yoktur. 19 Mayıs ruhunda tecelli etmiş yüksek ülkülerde, isli gaz lambalarının ışığında kaleme alınan kararlarda, ardı arkası gelmeyen sararmış telgraflarda, heyecanla toplanılan kongre salonlarında, asker götüren katarların loş vagonlarında, mermi taşıyan kağnıların gıcırtılı tekerleklerinde, gaile dolu teknelerinde, mekteplerden getirilen ve uykusuz gecelerle geçen sıralarda, nihai olarak şehadetlerle dolu vatan topraklarında, Türkiye Büyük Millet Meclisini canlı bir şekilde görmek, anlamak, tanımak mümkündür, her vicdan sahibi için de şeref konusudur.”

“TBMM GÖREVİNİN BAŞINDADIR, AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle TBMM’nin daha da etkinlik kazandığını, asıl fonksiyonuna tam olarak kavuştuğunu, denge ve denetleme vasfının tescillendiğini belirten Bahçeli, “İlaveten kuvvetler ayrımı netleşmiş, kesinleşmiştir. TBMM, Türk milletinin alın teri, göz nuru, cepheden cepheye verdiği kurtuluş mücadelesinin ilelebet yaşayacak iradesinin mümtaz bir tecelligahıdır. Gazi Meclis artık daha güçlü, gerçek işlev ve tarihi mirasına daha da sahip bir mevkie erişmiştir. Büyük Millet Meclisinin açılması, aziz milletimizin varlığına ve bekasına yönelmiş dayatmalar karşısında neleri göze alıp, neleri başarabileceğinin de imrenilecek bir numunesini teşkil etmiştir. Gerek Büyük Millet Meclisinin açılış destanı ve şartları, gerekse sonradan yaşanan siyasi, sosyal gelişmelerin tamamı milletimizi küçümseyen, onuruna ve mukaddesatına el ve dil uzatmaya yeltenen, gücünü sınamaya kalkışan odakları nasıl bir akıbetin beklediğini anlamaları açısından da tarihi ihtar belgesi olmuştur. Bu nedenle Millet Meclisimizin açılması ile başlayan sürecin manasını ayrıntıları ile bilmenin, devlet ve millet hayatımızda yeniden karşımıza çıkan benzer tehditlerin ve tehlikelerin doğru anlaşılması bakımından çok önemli olduğuna inanıyorum.

En karamsar ortamda, en müşkül anlarda bile Türk milletine gücü yetmeyenlerin, bugün yeni macera ve melun yollarla şanslarını bir kez daha denemeye kalkışmaları bu açıdan beyhude bir gayret olacaktır. TBMM görevinin başındadır, açıktır, Türkiye Cumhuriyeti’nin kalpgahı, Türk milletinin ta kendisidir. İnanıyorum ki, 27’nci dönem TBMM aynı hissiyat ve görev şuuruyla tarihi ve milli görevini tam ve eksiksiz yerine getirecektir. Bu düşüncelerle Gazi Meclisimizin 98’nci açılış yıl dönümünü saygıyla kutluyor, aziz milletime esenlikler ve selamet dolu yıllar diliyorum. Bu vesileyle bütün çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten tebrik ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisini bize emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ilk Meclisin tüm mebuslarını, kurucu kahramanları ve vatanımızın bekası için canlarını seve seve veren muhterem şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum” açıklamasında bulundu.  

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Antalya’nın turizm bölgesi Belek’te Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından düzenlenen ‘9. Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantısı’na katıldı. Toplantıda göreve geldiklerinden itibaren Bakanlık olarak çok paydaşı olan bir kuruluş olduklarını dile getiren Sarıeroğlu, “Gerek işçi sendikalarımız, işveren konfederasyonlarımız, meslek kuruluşlarımız, daha geçen hafta Eczacılar Birliği ile bir anlaşma yaptık tekrardan. Şansıma da bu dönem bütün sözleşmelerin, anlaşmaların yenilendiği bir dönem oldu. Biliyorsunuz çalışma ekonomisi deyim, ilk göreve geldiğimiz andan itibaren çalışma hayatı, istihdam, işsizlik, sosyal politikalar konusu zaten uzmanlık alanımız olduğu için bunlarla ilgili yoğun bir mesai harcadık.

Bana yabancı olan bir alandı sağlık alanı, çok ders çalıştık. Yaklaşık 9 aydır en çok üzerinde arkadaşlarımızla birlikte çalıştığımız ve farkındaysanız arka arkaya da sık aralıkla da özellikle ilaçlarla ilgili uygulamalarımızla ilgili sağlık uygulama tebliğlerini de yayımlıyoruz. Bunlar çok ders çalışmamızın ürünleri. Üzerinde çalıştığımız bir ders daha vardı. İnşallah bitirme konusunda kararlıyız. Bizler biliyoruz şu anda sektörün en önemli gündem maddelerinden birisi sağlığın finansmanı. Bu konuyla ilgili bizlerin de çok kafa yorduğunu, bu konuyla ilgili sizlere destek olma amaçlı yolunuzu daha da açma amaçlı olarak sadece özel sektör değil, üniversite hastanelerimizle ilgili de bir çalışma dönemindeydik. Yine Sağlık Bakanlığımızın kuruluşlarıyla alakalı orada da nitelikli işlerin daha da artırılması anlamında bakanlığımızla birlikte yoğun bir çalışma içindeyiz” dedi.

Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile ilgili güçlü bir hazırlık yaptıklarını dile getiren Bakan Sarıeroğlu, “Öncelikli olarak fiyat farkı alınmayan hizmetler şeklinde bir vurgu yapıldı. Bizde bunu önceleyerek 2007 yılından itibaren yeni bir dönem aslında hem SGK, hem de hizmet sağlayanlarla alakalı olarak başladı. 2007 yılından itibaren ara dönemlerde bazı güncellemeler olmuş ama kısıtlı sayıda, bildiğim kadarıyla 175 tane konuda, ki bunun o oldukça yüksek bir oranı yine 2017, 2018 döneminde oldu. Bir fiyatlarda değişiklik olmuş. Bu talebi, OHSAD’la kaç defa bir araya geldik. Yine üniversite hastaneleriyle bir araya geldiğimiz zaman bize en çok gündeme getirilen konu olduğu için en çok üzerinde yoğunlaşarak çalıştığımız alan. Biz çalışmamızı SGK olarak bitirdik. Bunu ifade edeyim. Yaklaşık da 2 ay oldu. 2 ay önce Sağlık Ekonomi Koordinasyon Kurumunda sunumumuzu da gerçekleştirdik. Birlikte çalıştığımız bakanlıklarımızın, bürokratlarımızın bazı görüş ve önerileri oldu. Bu bağlamda bir çalışma grubu oluşturduk. Şu an bu çalışma grubumuz da çalışmalarını herhalde belli bir aşamaya getirdi. İnşallah sonuçlandırmak için elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız” diye konuştu

“Sürecin hayırlı olmasını temenni ediyoruz”

Sağlık politikalarında 2023 vizyonu başlığının ne kadar güçlü paydaşlar olduklarını ortaya koyduğunu söyleyen Bakan Sarıeroğlu, “Bundan dolayı da memnuniyetimi dile getirmek istiyoruz. Özellikle her şeyin başı sağlık diyen bir toplumun mensuplarıyız. Bu bağlamda AK Parti olarak iktidara geldiğimizde de her şeyin başı sağlık dedik ve en büyük reformlarımızı sağlıkta attığımız adımlarla başlattık. Belki 2000’li yılların başında hayal dahi edemeyeceğimiz, gerek SGK’nın aktüeryal dengesi açısından sağlık hizmetleriyle alakalı ortaya koymuş olduğu bakış açısı açısından gerek hastanelerimiz özel sektörümüz açısından gerçekten önemli bir aşamaya geldik. Burada tabi OHSAD’ın da önemli bir katkısı var. Önemli bir paydaşımız. Hem SGK hem de bakanlığımızla ki bugüne kadar hep bakanlarımız gelmiş. Ben de bu geleneği bozmak istemedim doğrusu. O yüzden de bugün buraya katılma konusunda büyük bir gayret sarf ettik. Önemli bir paydaş olarak güçlü şekilde istişarelerle ortak akla ulaşma konusunda ortaya konulan diyalogla gerçekten önemli bir yol arkadaşlığı gerçekleştirdiğimiz bir derneğimiz. Bu alanda ben yapıcı bakış açıları çözüm odaklı ortaya koymuş oldukları görüşler nedeniyle de OHSAD yönetimine teşekkür etmek istiyorum. Yoğun bir gündemden geçtiğimizi ifade ettik. Bu anlamda 24 Haziran olarak verdiğimiz karar, biraz iktidarımızın dışında gerçekleşen bir durum söz konusu. Bu anlamda bu sürecin hayırlı olmasını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.

“81 milyon vatandaşın huzurunun, refahının daha güçlü şekilde temin edileceğine inanıyoruz”
Ülkenin yeni bir hükümet sistemine geçmesiyle birlikte kalkınmasının, gelişmesinin 81 milyon vatandaşın huzurunun, refahının daha güçlü şekilde temin edileceğine inandıklarını dile getiren Bakan Sarıeroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu anlamda az bir zamanımız var. Bu sürede aslında pozitif etki yapacağını da, gerek uluslararası arenada yaşanan gelişmeler, gerek bölgemizde yaşanan gelişmeler gerçekten hızlı bir süreci yürütmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. İnşallah hayırla, huzur içerisinde, barış içerisinde, inşallah demokratik olacağına inanıyoruz. Bu konuda ortaya konulan çabalar kamuoyu tarafından da biliniyor. Hayırla sonuçlanacak. 24 Haziran’dan sonra da güçlü şekilde Türkiye’nin yoluna devam etmesi konusunda da çabalarımızı, gayretlerimizi ortaya koyarız.”

AK Parti olarak her şeyin başı sağlık diyerek yollarına başladıklarını söyleyen Bakan Sarıeroğlu, “Bu alanda çok önemli adımlar attık. Özellikle sağlığa erişim, ulaşılabilirlik konusunda tüm dünya ülkelerinin ve kapsam konusunda örnek aldığı sistemi inşa etmiş durumdayız. İnşallah önümüzdeki dönemde reformlarımız yatırımlarımız, bu alana yönelik ortaya koyacağımız yeni yaklaşımla daha da iyi seviyelere getirmek için gayretlerimizi sürdüreceğiz” dedi.

“Hastanelerdeki yatak sayısı 2002’den bu yana iki katına çıkmış durumda”

Hastanelerdeki yatak sayısını 2002’den bu yana iki katına çıkardıklarının altını çizen Bakan Jülide Sarıeroğlu, “Şu anda 227 bin yatak kapasitene sahibiz. Nitelikli yatak sayısında 19 binden 127 bine çıkarmış durumdayız. Tabii bunun yanında teknolojik gelişmelerle alakalı olarak çok hızlı bir takip içerisindeyiz. Hastanelerimizin içini bu anlamda güçlendiriyoruz. MR cihazı sayıları, ambulans sayılarımız istasyonlarımızın sayıları da geçmişle kıyaslanamayacak onlarca kat daha fazla seviyelere gelmiş durumda. Yine sosyal güvenlik anlamında da sağlıkla birlikte çok ciddi dönüşüm yaşadık” diye konuştu.

“7,5 milyon vatandaşımızın GSS primini devlet olarak biz karşılıyoruz”

Bugün dünyada örnek gösterilen Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamasını hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Sarıeroğlu, “Dünyanın hiçbir yerinde örneği yok vatandaşlarının tamamına şemsiyesi altında sağlık güvencesini sağlayan bir sosyal sigorta sistemi. 7,5 milyon vatandaşımızın GSS primini devlet olarak biz karşılıyoruz. Diğer taraftan 61 TL gibi bir oranla tüm sağlık hizmetlerinden vatandaşlarımızın yararlanabilmesiyle yine hiçbir dünya ülkesinde olmayan bir uygulamayı hayata geçirmiş durumdayız. Bunlarla ilgili yine talepler alıyoruz, bunları da önümüzdeki dönem tekrardan düzenleyeceğiz. Bugün bin 441 özel sağlık hizmeti sunusuyla sözleşmemiz var. Toplamda 2 bin 400 sağlık hizmet sunucusuyla işlemlerimizi gerçekleştiriyoruz. 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti vatandaşlarımıza veriyoruz” şeklinde konuştu.

“Günlük provizyon sayısı 2,5 milyona ulaşmış durumda”

Günlük provizyon sayısının 2,5 milyona ulaştığını belirten Sarıeroğlu, “Bu neredeyse bir ülke nüfusuna eşdeğer. Biz Türkiye olarak günde 2,5 milyon vatandaşımızın hastanelerdeki provizyon rakamına ulaşmış durumdayız. Yine eczanelerimizde reçete sayısı 1,8 milyona ulaşmış durumda. Bu Türkiye’nin aslında ne kadar büyüdüğünün kalkındığının geliştiğinin de temel göstergesi” dedi.