İlçede hava sıcaklığının 18 derece, nem oranının ise yüzde 60 ölçüldüğü öğle saatlerinde, dünyaca ünlü Damlataş Plajı’nda denize giren ve güneşlenen yerli ve yabancı turistler, renkli görüntüler oluşturdu. Bazı turistler şubat ayında denize girmenin keyfini yaşarken bazıları da şezlonglarda ve kumsalda güneşlenmeyi ve balık avlamayı tercih etti. Kleopatra ve Keykubat plajlarında da güneşli havayı değerlendirenler yürüyüş yaptı.

“Rus turistler en çok tercih edecekleri yer Alanya olacak”

Rusya’dan eşi ile tatil için ilçeye gelen Rus kadın turist Irina Loktionova, Alanya’yı çok beğendiğini ve ilk tatil için Alanya’ya geldiğin söyledi. Tatil için yaz ve kış mevsimlerinde tercihinin Alanya olduğunu aktaran Loktionova, “Herkesin arayıp bulmadığı bir şehir ve burada çok ilginç ve güzel şeyler bulabilirsiniz. Alanya kültür şehri olmasının yanı sıra güneş, kum ve denizin bir arada olduğu çok güzel tatil şehri. Ben düşüncemi söylüyorum. Rus turistler en çok tercih edecekleri yer Alanya olacak” dedi.

“Alanya’da yaşamaları için daire satın aldılar”

Alanya’da meyve ve sebzelerin de çok güzel ve lezzet olduğu söyleyen Loktionova, “Ben buraya eşim ve oğlumla geliyorum. Eşim futbolcu ve ne zaman tatille çıkmak istersek Alanya’da oluyoruz. Hatta ve hatta benim annem ile babam tamamen Alanya’da yaşamaları için daire satın aldılar. Bu yüzden biz sadece tatil için değil her fırsatta Alanya’yı tercih ediyoruz” diye konuştu.

“Alanya bulunmaz bir şehir”

Roman Loktionov ise Alanya’nın çok güzel bir şehir olduğunu söyledi. Alanya’da yaşayan vatandaşların sıcakkanlı, yardımsever ve Rus halkına çok saygı duyduklarını belirten Loktionov, “Burada 7’den 70’e bütün halk turistlerle iç içe ve yardımcı oluyor. Benim eşimin babasının da Alanya’da evi var. Biz zaten sürekli buraya geliyoruz. Ben futbolcuyum ve tatil için tercihim hep Alanya oluyor. Kısacası söylemek istediğim şey. Rus turistler eminim tatil için Alanya’yı tercih edecekler. Çocuklarımız için burada planlanmış güzel eğlence merkezi çok sayıda var. Aile olarak tatil yapmak için Alanya bulunmaz bir şehir” ifadelerini kaydetti.
Alanya Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, ilçede güneşli havanın salı günü yerini yağışa bırakacağını, ardından hafta sonuna kadar tekrar güneşli olacağını bildirdi. 

Erdal Anak – Rıza Yanık
 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Üzülerek ve utanarak ifade ediyorum bir ülkenin başbakanı referandumda hayır oyu verecek kişilerin tamamını terörist ilan etti. Bu kadar üzüntü verici bir tablo olamaz. Bu anayasa değişikliğinin Türkiye’ye nasıl bir felaket getireceğini onlar da bilmiyorlar, savunamıyorlar, karşımıza çıkamıyorlar. O zaman ne yapalım bunları karalayalım. Bunlar bazen kendilerine, büyüklerine de ihanet ederler. Saadet Partisi de buna hayır diyordu rahmetli Erbakan da başkanlık sistemine hayır diyordu. O da terörist oldu. Utanma duygusu yok mu sizde? Oslo’da bunlar vardı, Dolmabahçe’de bunlar beraber oturuyordu. Habur’da yan yanalardı. Kimi suçluyorlar. ‘Ne istediniz de vermedik’ diyen kimdi CHP Genel Başkanı mıydı? Allah esirgesin. Memleketi verdiniz. Parsel parsel sattınız. Onlar bu milleti ayıracaklar biz ayırmayacağız. ‘Evet’ diyen vatandaşım da ‘hayır’ diyen vatandaşım da benim başımın üstündedir. Sayın Cumhurbaşkanının 12.30’da konuşması vardı TOBB’da. 13.30’a aldılar. Millet bizi dinlemesin diye, vermesin diye. Bu korkunun işaretidir, ne kadar zayıf olduklarının işaretidir. İnadına sokak sokak, cadde cadde gezeceğiz. Ben bu milletin büyüklüğüne güveniyorum. Tek adam rejimine her zaman karşı çıktık, bir adam her şeyi bilemez. Şimdi koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kişinin devleti haline getirmek istiyorlar. Buna izin verecek miyiz? Hayır” ifadelerini kullandı.

“İstedikleri provokasyonu yapsınlar buna kapılmayacağız”
“Bizleri tahrik etmek istiyorlar” diyen Kılıçdaroğlu, “Provokasyonlar yapıyorlar. Tahriklere kapılmayacağız. İstedikleri kadar provokasyon yapsınlar, sakin sağduyulu, bilgimize, inancımıza güvenerek, özgüveni yüksek bir şekilde vatandaşlarımıza anlatacağız. İstedikleri provokasyonu yapsınlar buna kapılmayacağız. Hiçbir kavganın içine de girmeyeceğiz. Ben AK Parti’nin tabanındaki vatandaşlarıma da seslenmek istiyorum, benim sorunum senin de sorunundur aynı zamanda. Tek adam rejimi sadece benim için değil senin içinde tehdittir. Bu mesele demokrasi, gelecek meselesidir” şeklinde konuştu.

“Senin mazotunda ÖTV ve KDV’yi sıfıra indirmeyenlere senin artık hayır deme zamanın geldi”
Yatlar, tekneler ve gezinti gemileri için ÖTV’nin sıfırlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, çiftçilere seslenerek, “Lüks gemilerde, yatlarda KDV ÖTV’yi sıfırladılar. Senin mazotunda niye sıfırlamadılar? Şimdi senden hayırlı bir iş bekliyorum. Senin çıkarına hayırlı bir iş bekliyorum. Senin mazotunda ÖTV ve KDV’yi sıfıra indirmeyenlere senin artık hayır deme zamanın geldi” dedi.

“Bu Varlık Fonu değil, hayırsız evlat fonudur”
Varlık Fonuyla ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu fonun özelliği ne? 18 ayrı kanuna bu fon tabi değil. Mesela İhale Kanunu’na tabi değil. Denetime de tabi değil, Sayıştay denetimini de TBMM denetimini de tabi değil. Bu milletin onlarca yıldır kurduğu, büyüttüğü kurumları bir fona devrediyorsunuz ve hiçbir denetimi yok. Bu doğru mudur, yanlış mıdır? Rekabet Kanununa da Özelleştirme Kanunu’na da tabi değil. Bu Varlık Fonu değil, hayırsız evlat fonudur. Niye ‘hayırsız evlat fonu’ diyoruz, hayırsız evlat ne yapar babadan, dededen kalan herşeyi har vurup harman savurur. Yazık günah değil mi? Apartman yöneticisi denetleniyor, koskoca varlık fonu denetlenmiyor. Bütün bunları KHK ile yapıyorlar.”

“Varlık Fonu Yasası çıktığı zaman Cumhuriyet Halk Parti’si olarak biz ‘bunun denetlenmesi lazım’ dedik”
“Peki bu Varlık Fonu’nun, hayırsız evlat fonunun terörle ne alakası var?” ifadelerine yer veren Kılıçdaroğlu, “Hiçbir ilgisi yok. Terörü bahane edip neden bunu çıkarıyorlar. Buna desteği veren Anayasa Mahkemesi. Varlık Fonu Yasası çıktığı zaman Cumhuriyet Halk Parti’si olarak biz ‘bunun denetlenmesi lazım’ dedik. Burada kul hakkı var. Vatandaşın parası var burada. Vergisi var. Nasıl harcanacağını en azından denetleyelim. Sayıştay denetlesin. Hadi Meclis’ten de vazgeçtik. Yürütmeyi durdurma talepli verdik dilekçemizi. Yürürlüğü durdurma talebini verdik. O tarihten bu yana karar almış değiller. Onun üzerine bu Kanun Hükmünde Kararname çıktı. Cesareti kim veriyor? Anayasa Mahkemesi veriyor. Anayasa Mahkemesi neden böyle bir beklenti içine girdi? Alttan alttan bilgi bekliyorlar. Nasıl karar vereceğiz? Kararın içeriği ne olacak? Talimat bekliyorlar. Bakın açık ve net söylüyorum. O Anayasa Mahkemesi, Anayasayı korumakla görevli olan bir mahkeme olma niteliğini kaybetmiştir. O Anayasa Mahkemesi milletin çıkarlarını savunan bir mahkeme olmaktan çıkmıştır. O kadar ki eskiden bile aldığı kararları reddeden konuma gelmiştir. Eğer bir Anayasa Mahkemesi iktidarın sopası haline gelirse, nasıl karar vereceğine dair talimat beklerse o Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkmıştır. Acaba şu beklenti içine mi girdiler? ‘Nasıl olsa yarın cumhurbaşkanı atama yapacak, 15 kişi; 12’sini bizden seçecek, o 12 kişiden biriside ben olayım. Onun gözüne gireyim.’ Bunu yapan kişiler hakim olamazlar. Yargıç olamazlar. Hukuka ihanet ediyorlar. Açık ve net söylüyorum; hukuka ihanet ediyorlar. Hukukun üstünlüğüne ihanet ediyorlar. Milyarlarca lirayı alacaksınız bir fona koyacaksınız. Türkiye’nin en değerli kurumlarını koyacaksınız. Birilerine peşkeş çekeceksiniz.

Denetlenemez hale gelecek ve Anayasa Mahkemesi karar vermeyecek. Hangi demokrasiden bahsediyorlar. Üzüldüğüm nokta hukukun hakimler tarafından katledilmesidir. Siyasileri anlarım bir noktaya kadar ama hakim olan birisi nasıl hukuku katleder? Kendi insanının, vatandaşının hakkını ve hukukunu nasıl korumaz? Kimden talimat bekliyorlar. Bunu içime sindirmiyorum ve doğru da bulmuyorum. Bunun adına Anayasa Mahkemesi denemez. Dün verdiği kararı iki gün sonra inkar eden mahkemeye Anayasa Mahkemesi mi denir. Her önüne gelenin önünde düğmelerini ilikleyen kişiye Anayasa Mahkemesi mi denir? Hakim mi denir bunlara? Hayırsız evlat fonunu kuruyoruz bu fon ile Türkiye güçlenecek, yeni ne yaptınız ki Türkiye güçlensin? Ziraat Bankası duruyordu yerinde. PTT de, BOTAŞ da, Halk Bankası da duruyordu. Gelirleri vardı. Yeni bir gelir kaynağı mı yarattınız? Türkiye güçlenecek? Türkiye’nin güçlenmesinin yolu üretimden geçer. Üreten Türkiye güçlüdür. Bilgi üreten Türkiye güçlüdür. Tüketen değil, üreten ülke güçlüdür. Hala bunun farkında değiller. Çiftçi kardeşlerime söylüyorum; kapını birisi çaldığı zaman bu Anayasa değişikliğine destek ver dediği zaman ona şu lafı etmekten asla korkma ‘mazotuma neden indirim yapmadın’ diye sorunu hiç esirgeme ve sor. Bunu sorduğun zaman emin ol siyaset kendisine çeki düzen verecektir” açıklamasında bulundu.

Pelin Üzek – Benan Özben

Edinilen bilgiye göre, Gaziosmanpaşa Yıldıztabya Mahallesi Alibeyköy Caddesi üzerinde iki grup arasında henüz belirlenemeyen bir sebepten silahlı kavga çıktı. Bir grup araç içinden karşı tarafa kurşun yağdırırken diğer grup ise aynı şekilde karşılık verdi. O sırada caddeden geçen Gaziosmanpaşa-Aksaray hattında çalışan bir minibüs ve bir okul servisi çatışmanın arsında kaldı. Kurşunlardan ikisi minibüsün yan ve arka camından içeri girdi. Olayda camların patlaması nedeniyle iki yolcu hafif şekilde yaralandı. Okul servisinin arka camından giren kurşun ise serviste öğrenci olmaması nedeniyle ucuz atlatıldı. Yaralılar çevrede bulunan hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Yaralanan iki yolcusunu kısa sürede hastaneye getiren ve tedavi olmalarını sağlayan minibüs şoförü Cevdet Tayar, “İki grup vardı orada çatışıyorlardı. Biz de kaçıyorduk. Çeşmeye kadar birbirlerini kovaladılar. İçeride müşteriler vardı. Ağzı burnu patlamış camlardan dolayı. Bize 2 tane kurşun isabet etti. İçeridekiler cam kırıklarından dolayı yaralandı” dedi.

Bu sırada kalabalık bir grup hastane önünde çatışmadan etkilenen yakınlarını beklerken çevrede silah sesleri duyulmaya başladı. Vatandaşlar silahların yeniden patlamasıyla kısa süreli panik yaşadı. Emniyet ekipleri silahlı kavgaya karışan şahısların yakalanması için çalışma başlattı. 

Mehmet Altunışık
 

Op. Dr. Zuhal Demirhan Yananlı, meme kanseri ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Meme kanseri riskini arttıran faktörler, belirtileri, tedavi yöntemleri ve kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılması gerektiği hakkında bilgiler verdi.

Yaklaşık her 8 kadından birinde hayatı boyunca meme kanseri görülmektedir diyen Op. Dr. Yananlı, ”Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Batı toplumlarında yaklaşık her 8 kadından birinde hayatı boyunca meme kanseri gelişmektedir. Meme kanserinin en sık bulgusu memede kitledir. Bu nedenle her kadın ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmalı ve memesini tanımalıdır. Memesinde farklılaşma hissettiğinde mutlaka muayene için cerraha başvurmalıdır” şeklinde konuştu.

Meme kanseri riskini arttıran faktörler
Op. Dr. Yananlı meme kanserini arttıran faktörler hakkında şu bilgileri verdi: ”50 yaş üzerinde olmak. Yakın akrabalardan biri meme kanseriyse, (anne veya kız kardeş meme kanseri ise,2-3 misli fazla) bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Adet görmeye 12 yaşından önce başlamış iseniz, hiç gebe kalmamışsanız, ilk gebelik yaşı ne kadar geç ise meme kanseri riski de o kadar yüksek olur. Adet görmeniz 50 yaşından sonra da devam ediyor olması. Radyasyona maruz kalma meme kanseri riskini artırır. Önceden meme kanseri olanlarda yeni meme kanseri gelişme riski daha yüksektir. Bağırsak, yumurtalık ve rahim kanseri olan hastalarda da meme kanseri gelişme riski daha fazladır. Uzun dönem hormon (östrojen) tedavisi almış olma (örneğin menopoz için) riski artırır. Menopoz sonrası dönemde fazla kilo alma meme kanseri riskini artırır. Fazla miktarda alkol alımı riski artırır. Uzun süre emzirmenin meme kanserinden koruyucu olduğu düşünülmektedir.”

Meme kanserinin belirtileri
Erken evre meme kanserinde hastanın hiç şikayeti olmayabileceğini ifade eden Op. Dr. Yananlı, ”En sık gördüğümüz belirtiler memede ele kitle gelmesidir. Memeden akıntı gelmesi (bulanık ya da kanlı), meme başında çekilme, meme derisi üzerinde çekilme, memede büyüme, ödem, kızarıklık, meme derisinin portakal kabuğu görünümünde olması, meme başında iyileşmeyen yara, memede daha önceden olmayan, gözle fark edilebilen herhangi bir değişiklik gibi durumlar meme kanserini belirtileridir” dedi.
Op. Dr. Yananlı, meme kanseri teşhisinin, meme muayenesi (kendi kendine ve uzman doktor muayenesi), görüntüleme yöntemleri (USG, mamografi, MRI) kullanılarak memedeki lezyonların tespit edilmesi ve biopsi(iğne biopsisi (İİAB, tru-cut), cerrahi biopsi) ile konulduğunu belirtti.

Erken tanının avantajı
Erken tanı ile tespit edilen meme kanserleri için birkaç avantajın söz konusu olduğunu vurgulan Op. Dr. Yananlı, ”Memenin tümü alınmaksızın sadece tümörlü doku çıkarılması yeterli olabilmekte, meme yerinde kalabilmektedir. Aksiller (koltuk altı) lenfnodlarının tamamı alınmaksızın örnekleme yapmak amacı ile alınan sadece 1 veya 2 adet lenf nodu(sentinel lenf nodu) biopsisi yeterli olabilmektedir. Erken tanıyı koymak için meme ile ilgili şikayet olsun veya olmasın, oluşabilecek kanseri mümkün olan en erken devrede tespit edebilmek için her kadının; 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendini muayene etmesi, 20-40 yaş arası en az 2 yılda bir uzman doktor muayenesi ve meme USG kontrolü, 40 yaşından sonra her yıl uzman doktor muayenesi, mamografi ve meme USG kontrolü gerekmektedir. Meme kanserlerinin tedavisi; cerrahi (ameliyat), kemoterapi (ilaç tedavisi), radyoterapi (ışın tedavisi) ve hormonal terapi (hormonal ilaç tedavisi) şeklindedir. Meme kanserinin tipi, evresi, kişinin yaşı ve özelliklerine göre bu tedavilerin biri, bir kaçı veya hepsi yapılabilir” dedi.

Kendi kendine meme muayenesi
Her kadının ayda bir kez kendi memesini kontrol etmesinin altını çizen Op. Dr. Yananlı, ”Her kadının meme yapısının farklı olduğunu unutmamak gerekir. Hasta kendi kendini muayene ederken fark ettiği değişiklikleri hemen doktoruna bildirmelidir. Kadınların belli aralıklarla memelerini kontrol etmeleri, meme kanserini ileri aşamalara ulaşmadan fark etmenin ve kolay tedaviye başlangıcın ilk adımını oluşturuyor. Her kadın kendini ayda bir kez muayene etmeli. Bu muayene, adet başlangıcından 5-7 gün sonra yani hormon etkisinin en az olduğu dönemde yapılmalı. Menopozdaki bayanların ise her ay aynı günlerde meme muayenesi yapmaları uygundur. Kendini düzenli olarak muayene eden her kadın belli bir süre sonra kendi memelerini tanıyor ve normal meme dokusunun özelliklerini öğreniyor. Böylece yeni ortaya çıkan kitleleri erken dönemde fark edebilecek duruma geliyor” ifadelerini kullandı.

”Muayeneye önce ayna karşısında başlanır”
Muayeneye önce ayna karşısında başlandığını dile getiren Op. Dr. Yananlı, ”Memeler gözle değerlendirilir; memelerinizde belirgin şişlik, asimetri, meme cildinde içe doğru çekilme alanları, renk değişiklikleri, kızarıklık, yüzeysel damarlarda önceden var olmayan bir belirginleşme hali, ciltte ‘portakal kabuğu’ manzarası (cilt yüzeyinde lenf kanalı tıkanıklıklarına bağlı olarak portakal kabuğu görünümünü andıran değişiklikler) gibi bulgular aranır” diye konuştu.
 

Devletin kas rahatsızlığı tedavisi için karşıladığı ancak migren ve baş ağrısı tedavileri için ücretini ödemediği botoks, hastanenin uyguladığı yöntemle paylaştırılıyor. Özel hastanelerde tek seansı 300-500 lira olan botoks yönteminin hastanede migren hastalarına bu sayede ücretsiz uygulanıyor.

Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bolayır, botoksun kas hastalarına belli bir dozda uygulandığını belirterek,”Açılan dozu 8 saat içinde kullanmanız gerekiyor. Yoksa bir şekilde imha etmek zorundasınız. Biz imha etmiyoruz, 8 saat içinde doz fazlasını kronik migren ve kronik gerilim tipi baş ağrılarına uyguluyoruz. Bu hastaların, botoksu ücretli olarak temin etmeleri gerekiyor. Bu yöntemle migren hastalarına botoks hizmetini ücretsiz vermiş oluyoruz. Botoks yöntemi migrendeki şiddeti ve sıklığını azaltıyor. Bunun için yaklaşık 2-3 ay arayla birkaç seans yapmak lazım. Bu seansların peşinden migren ağrılarında azalma oluyor ki bu da hastalarda büyük bir memnuniyete yol açıyor.” dedi.

Üniversite Hastanesi’nin bölgede tek olduğunu belirten Bolayır,”Aylık düzenli seanslarla botulinum toksin enjeksiyonu hastalarımıza uyguluyoruz. Normalde bu ilaç kas distone hastalarında uygulanmaktadır. Biz 2007 yılından beri bu ilaçlarda arta kalanı migrenli ve gerilim tipi baş ağrılarına hastalarımıza ücretsiz veriyoruz. Yüzde 30 veya 40 oranında kronik migren ve gerilim tipi baş ağrılarına iyi geldiğini tespit etmiş durumdayız. Uluslararası yapılan çalışmalarda bu şekilde. Biz hastalarımıza yaklaşık ayda 10-15 isteyen kişilere ve uygun hastalara botulinum toksini enjeksiyonu polikliniğimizde eğitimini alan asistan arkadaşlarımızla birlikte uygulamaktayız” diye konuştu.

Son yıllarda çok popüler olduğu için botoks tedavisinin estetik amaçlı olarak kullanıldığını ifade eden Bolayır,”İlk çıkarıldığı dönem şaşılıkta kullanılmış. Biz tabii biraz da estetiğe dikkat ederek kırışıklar üzerine özellikle kronik migrenli hastalara kırışık ve estetiği koruyarak uygulamaktayız. Bu uygulamayı yaptıktan en az 3 ay sonra yapmak gerekir, 3 ay içinde birden fazla yapılmamalıdır” şeklinde konuştu.

Uğur Yiğit

Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında anayasa değişikliği ile ilgili onay sürecine ilişkin sorulan soruya cevap veren Erdoğan, geçen sürede yapılan spekülasyonların uydurma olduğunu belirterek, sadece zamanlama çalışmaları yapıldığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmayı da efradını cami, ağyarını mani bir konuşma olarak gördüğünü kaydederek, Bahçeli’ye teşekkür etti.

“Hangi istikamette yürüdüğümüz bellidir”
Geçen süre nedeniyle yapılan spekülasyonların uydurma olduğunun altını çizen Erdoğan, “Anayasa Komisyonunda, parlamentoda yapılmış değerlendirmeler var. Benimde Cumhurbaşkanı olmam hasebiyle arkadaşlarımla bunun üzerinde çalışmalar yapmam gerekiyor. Birde mevsim koşulları itibariyle de nasıl, ne zaman bunun değerlendirmesini yapıyoruz. Sadece okuyup onay vermek değil, veya reddetmek değil, bunun her yönünü değerlendirmek durumundayız. Gerek Mersin’de gerek attığımız bazı adımlarda hangi istikamette yürüdüğümüz bellidir. Bu çok açık ve net zaten ortadadır” dedi.

“Sayın Bahçeli’ye teşekkür ediyorum”
Bu sürecin Türkiye için çok önemli olduğunun da altını çizen Erdoğan, “Özellikle ülkemizi terörize etmek isteyen anlayışlar bellidir. Terörize etmek isteyen anlayışların milletim tarafından kabul edilmeyeceğine inanıyorum. Şüphesiz ki Cumhurbaşkanı olarak ülkemi terörize etmek isteyen anlayışlarla yol yürüyenler, onlarla beraber hareket edenlerle hiçbir zaman bizim fikri birlikteliğimizin olması mümkün değil. Hatta ben bundan dolayı Sayın Bahçeli’nin yaptığı konuşmayı efradını cami, ağyarını mani bir konuşma olarak gördüm. Bundan dolayı da şahsım ve milletim adına kendisine teşekkür ediyorum. Bizim buradaki duruşumuz çok önemli. Milletimizin birliği için, vatanseverliğimizin tezahürü için, bunlarla beraber güven ve istikrarla birlikte Türkiye’nin aydınlık bir geleceğe yürümesi için bu işe zaten ‘evet’ dediğimi Mersin’de açıkladım. Bu artık sadece zamanlamayı beklemekte olan bir süreçtir. Şuanda da arkadaşlarımızla o çalışmalarımızı yapıyoruz. Olay sadece zamanlamadır. Bunun dışında da ben inanıyorum ki milletim hiçbir zaman Kandil’e, İmralı’ya, onlarla omuz omuza veren terör örgütlerine olumlu bir sinyal vermeyecektir, onlara bu işin karşısında duran ve milletimizin aydınlık geleceğine ter akıtmaya hazırlanan insanlarla burada yürüyecektir. Öyle zannediyorum ki, bu hafta içinde bizde kararımızı veririz ve bu kararla birlikte adım atılmış olur” şeklinde konuştu. 

Derya Yetim

İngiltere’nin AB’den çıkması, ABD’de yeni başkan seçilen Trump’ın NATO fonksiyonunu tamamlamıştır sözlerinden sonra Avrupa Birliği vatandaşlarının AB ve NATO konusundaki görüşlerini araştıran YouGov araştırma kuruluşunun yaptığı ankette Avrupa Birliği ülkelerinde AB olan desteğin daha da azaldığını ortaya koyda. Ankette, Almanların üçte ikisi AB desteklerken yüzde 26’sının AB’den ayrılma istediği ortaya çıktı. Almanların üçte ikilik bölümü NATO’nun önemine ve Almanya’nın NATO içindeki görevini önemserken, yüzde 15’li bölümü ise NATO’nun artık önemli olmadığı görüşünü ortaya koydu.

FRANSA’DA  YÜZDE 35’LİK BÖLÜM AB’DEN ÇIKMAK İSTİYOR

Avrupa Birliği’nin Almanya’dan sonra en önemli üyelerinden Fransa’da ise halkın yüzde 45’inin AB’de kalmak istediği ve yüzde 35’lik bölümünün ise AB’den çıkmak istediğini ve halkın yüzde 15’lik bölümünün ise kararsız olduğu ortaya çıktı. Fransız halkının Avrupa Birliğini istememesinin Nisan ve Mayıs aylarında yapılacak seçimlere de yansıyacağını bundan dolayı da Irkça parti Marine Le Pen’in oylarındaki artışın ülkedeki AB karşıtlığının artması anlamını taşıyor. Araştırmada Fransızların üçte ikilik bölümü NATO’yu önemsemediği ancak yüzde 15 gibi küçük bir bölümün NATO’nun hala önemli olduğunu düşünüyor.

YouGov’nun araştırmasında AB konusunda en olumlu bakan ülkelerin ilk sırasını Danimarka, İsveç ve Finlandiya gibi ülkeler geliyor. Avusturya, Hollanda, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerdeki aşırı ırkçı partilerin oy oranlarındaki artışın AB karşıtlığından kaynaklandığına dikkat çekildi.

(Mehmet Koca/İHA)

Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Pazarköy Mahallesi’nde ikamet eden Gürol Hoşgör, CHP Manisa Milletvekili Avukat Mazlum Nurlu’nun kendisine silah çektiğini iddia ederek, emniyete gidip şikayette bulundu. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Gürol Hoşgör, olayın 5 Şubat Pazar günü akşam saatlerinde meydana geldiğini söyledi. Olay anını anlatan Hoşgör, “Kendi otomobilim ile Salihli’ye geldim. Büfenin önünde sigara içerken, arkamdan bir tabanca mekanizma sesi duydum. Dönüp baktığımda Mazlum Nurlu’yu gördüm. Mazlum Nurlu doldur-boşalt yapmış ve silahı beline geri koydu. Sonra Nurlu ile göz göze geldik. Ben kendisine ‘iyi akşamlar vekilim’ dedim. O da ‘iyi akşamlar oğlum’ dedi ve yanımdan geçip gitti. 15 metre ilerideki kendisine ait otomobiline bindi. Daha sonra otomobili benim yanıma çekti ve parmağı ile işaret ederek beni yanına çağırdı. ‘Buyurun vekilim’ diyerek kendisine karşılık verdim. Nurlu da bana silahını doğrultarak, ‘bu memlekette adam olacaksın, adam gibi duracaksın, yoksa seni öldürürüm’ diyerek tehdit etti. Bu tehditler 3-5 dakika sürdü. Daha sonra beni kovalar tarzda kelime kullandı. Tamam vekilim diyerek, biraz geri çekildim. Gel buraya dedi ve ben reddettim, biraz daha geri gittim. Nurlu otomobilin kapısını biraz açtı, inmeye çalıştı, bende onun inmemesi adına tekrar ‘buyurun vekilim’ diyerek, onun arabada durmasını sağladım. Nurlu’nun ölüm tehditlerini yine 3-5 kez duydum. Tehditlerden sonra oradan uzaklaştım. Oradan da kendimi polis karakoluna attım. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulundum” dedi.

“Beni karanlıkta IŞİD’ci zannetmiş”
Pazartesi sabahı CHP Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu’nun danışmanı olduğunu iddia eden bir kişinin kendisini aradığını kaydeden Hoşgör, konuşmasına şöyle devam etti:
“Beni karanlıkta IŞİD elamanı zannetmiş. Kendisine tehdit olarak görmüş, o açıdan sana silah doğrultmuş. Bende o günden bu güne saçımı ve sakalımı kestirmedim. Ben hala aynı şekildeyim. Bu şekilde bir IŞİD’ci varsa beni ona benzetmiş olabilir. Bunu bana danışmanı söyledi. Mazlum Nurlu benimle görüşmek istedi ama ben reddettim. Kendisi ile görüşmek istemiyorum. Çünkü onu affetme gibi bir durumum yok. Ne olduğunu ve nasıl bir milletvekili olduğunu, onu buradan seçip de gönderen halka nasıl davrandığı, görünsün ve bilinsin istedim. Kendisine kimin oy verip vermediğini bilemez, onu buradan biz gönderdik. Biz gönderdiysek, o bize bu şekilde davranamaz.”

CHP’li vekil açıklama yaptı
Olayla ilgili dilekçesini hazırladığını ve savcılık makamına sunacağını söyleyen CHP Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu, yaşanan olayı şöyle anlattı:
“Pazar günü Fenerbahçe-Beşiktaş maçını izledikten sonra avukat arkadaşımla birlikte yemek yediğimiz yerin kapısından ayrıldık. Olayın geçtiğin yer Vakıfbank Şubesi’nin ara sokağıdır. Mithat Paşa 14 Sokak diye hatırlıyorum. Caddeye doğru, sokağın sonuna doğru yaklaştığımda yaklaşık 25 metre mesafede birisinin bana arkası dönük, diğerinin cephesi bana dönük iki kişinin ayakta dikeldiğini gördüm. Birden cephesi bana dönük kişi sağ elini kaldırarak karşısındaki kişiye bir şeyler fısıldadı. O fısıldamadan sonra o kişi de yönünü bana doğru çevirdi ve şüpheli tavırlarla bir kaç metre yürüyüp caddenin köşesinde beklemeye başladılar. Ben de bunun üzerine abartmıyorum en az 1 dakika kadar sağa çekilerek beklemeye başladım. Tabi ülkemizin geçtiği süreci biliyorsunuz. Son dönemlerde milletvekillerimize fiili saldırılarda bulunuldu. Sayın Genel Başkan Yardımcımız Bülent Tezcan’a silahlı saldırı bulunuldu. Yaşamsal tehlike atlattı. Genel Başkanımıza yönelik tehditler var. Sosyal medyada da oldukça tehdit alıyoruz. Dolaylı ya da dolaysız bir şekilde. Bu ciddi endişeler karşısında ben de tedbir olmak kaydıyla biraz bekledikten sonra yürümeye başladım. Şahıslardan yine bir hareket yok. İkisi de bana doğru bakmış vaziyetteler. Ben de ruhsatlı tabancamı olası bir saldırı durumunda kendimi korumak amacıyla mermiyi ağzına verdim. Tekrar belime koydum. Yürüyerek devam ettim. Köşeye onların yanına doğru geldiğimde ‘Acaba kimdir bunlar?’ şeklinde dikkatlice döndüm. İçlerinden bir tanesi herhalde beni tanıyor olmalı ki ‘İyi akşamlar vekilim’ dedi. Ben de başımla selam vererek sağa döndüm. Orada esnafla karşılaştım. Oradan aracıma doğru hareket ettim. Tam kapıyı açtım, aracıma bineceğim sırada arkadan hangisi söyledi bilemiyorum; ‘Bu mu lan vekil? Selam bile almıyor’ şeklinde laubali bir ses tonuyla laf duydum. Aracıma bindim, camı açtım. İçlerinden sanıyorum bana ‘İyi akşamlar’ diyen çocuk olsa gerek onu yanıma çağırdım. Bana doğru geldi. Ben de arkadaşını ikaz etmesini, ayıp ettiğini, ortalık karışık, ıssız bir şekilde bu sokağın ortasında durmanın doğru olmadığını söyleyerek aracımla hareket etmek üzereyken bu sefer ‘Ne diyor lan o?’ diye bir ses geldi. Sanıyorum yine aynı kişi olsa gerek bu sefer durdum her ikisini de çağırdım. Her ikisini de sertçe azarladım.”

“İftira atmaktan dolayı suç duyurusunda bulunacağım”
Konuyu emniyet müdürüne de aktardığını belirten Nurlu, “Kamera kayıtlarını inceleyebilirler. Eğer varsa orada benim beklediğimi, tabancanın ağzına mermiyi sürdükten sonra belime geri koyduğumu kameralar görecektir. Dün de olayda yer alan bir kişinin şikayetinden vazgeçtiğini, olayı doğru yönde aktardığı konusunda bize bilgi geldi. Ben 25 yıldan bu yana avukatlık yapmış biriyim. Silahın nerede çıkarılacağını, nasıl kullanılacağını iyi bilen bir insanım. Benim onlara silah çekmemi gerektirecek hiç bir şey yok. Sakince gidip arabama bindim. Bana arkadan laubali ses tonuyla ‘ne biçim vekil bu selam bile almıyor’ diyen şahsın konuşmasından duyduğum rahatsızlığı ifade ettim. Olay budur. Birkaç gündür olayı siyasi malzeme haline dönüştürme çabasında olduklarını gördüm. Bu kişiler tahmin ettiğim kadarıyla bir gazetenin ya da televizyonun yolunu bulabilecek durumda değil. Birtakım rakip siyasi partiler bunu mal bulmuş mağribi gibi kullanmaya çalıştıklarını duyuyoruz. AKP’lilerin Facebook ve Twitter sayfalarında adımızı kullanarak paylaşım yaptıklarını duyuyoruz. Doğru yaklaşımlar değil bunlar. Bende o şahısla ilgili iftira atmaktan dolayı suç duyurusunda bulunacağım” diye konuştu.

Güvenlik kameralarına yansıdı
Öte yandan, yaşanan olay çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına da yansıdı. İddiaya göre, cadde üzerinde yürüyen Manisa Milletvekili Nurlu bir süre sonra kameranın açısından kayboluyor. Daha sonra kameranın açısına giren araçta olduğu belirtilen Mazlum Nurlu, yol ortasında durarak Gürol Hoşgör’ü yanına çağırıyor. Hoşgör ve yanındaki arkadaşı ile bir süre konuşan Milletvekili Nurlu, ardından olay yerinden aracıyla uzaklaşıyor. 

Önder Aydın – Aykut Yeniçağ

Çanakkale’de art arda meydana gelen depremler vatandaşa korku dolu anlar yaşatırken yapıların sağlam ve dayanıklı olup olmadığı, olası bir depreme karşı vatandaşların nasıl davranması gerektiğine dair birçok soruyu da beraberinde getirdi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Esenler Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda bir şehir depreme nasıl hazırlanmalı, olası bir depremde doğal afet sonrası yönetim ve vatandaşların davranışları temelinde birçok konu hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Özener, Çanakkale’de meydana gelen depremleri de değerlendirirken, depremlerin Ege Bölgesi için sürpriz olmadığını belirtti.

“Çanakkale için sürpriz olmayan depremler”
Çanakkale’de art arda gerçekleşen depremlerle ilgili konuşan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, “Çanakkale’deki depremler aslında beklediğimiz, Çanakkale için sürpriz olmayan depremler dolayısıyla 5- 5,5 depremler o bölge için doğal depremler, bu da onlardan bir tanesi Çanakkale üzerinde anormal bir durum yok” ifadelerini kaydetti.

“Kandilli olarak depremlerin lokasyonunu ve büyüklüğünü veriyoruz”
“Depremlerin Çanakkale Bölgesi için büyük bir depremin habercisi olabileceği” ile ilgili bir soruya cevap veren Prof. Dr. Haluk Özener, “Öyle bir şey maalesef söyleyemiyoruz, keşke söyleyebilsek. O büyüklükteki bir deprem Çanakkale, Ege Bölgesi için sürpriz değil, ne olmayacak ne de yüzde yüz olacak diyemiyoruz. Keşke onu söyleyebilsek de depreme çok daha hazırlıklı olabilsek. Her depremi kendi özelinde değerlendirmek de daha fayda olduğunu düşünüyorum. Kandilli olarak kendi kurmuş olduğumuz networklerde depremlerin lokasyonunu ve büyüklüğünü veriyoruz böyle değerlendirmekte fayda var” dedi.

“İstanbul özelinde 7’nin üzerinde 7.2’lik bir deprem olması hiç sürpriz olmaz”
Son dönemlerde gerçekleşen depremlerin büyük bir deprem olasılığıyla ilgisiyle konuşan Prof. Dr. Özener, “Normal koşullarda çok bir bağlantısı olduğunu söyleyemiyoruz bilimsel olarak ama yok da diyemiyoruz. Çanakkale’de deprem olsun olmasın İzmir’de deprem olsun olmasın Türkiye’nin herhangi bir yerinde deprem olsun olmasın bunlardan bağımsız olarak konuşursak şu anda Marmara Denizi’nde İstanbul özelinde etkileyecek 7’nin üzerinde 7.2’lik bir deprem olması hiç sürpriz olmaz. Burada öyle bir enerji birikmiş durumda dolayısıyla onunla bağlantılı ya da bağlantısız demeyelim. Deprem olacak her türlü şeye hazırız, her türlü veri var. Bilim insanları çok hazır, insanlar artık bina alırken, yatırım yaparken depremi de düşünüyorlar. Bu bir doğal afettir doğal afetin önüne geçemiyoruz ancak yapabileceğimiz deprem zararlarını azaltmak” diye konuştu.

“Bugün İstanbul’da 7.2 ya da 7.5‘lük deprem olsa yıkımları arasında fark olacak”
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın İzmir’de deprem olacağı yönündeki açıklamasını değerlendiren Prof. Dr. Haluk Özener, “Ahmet hocamızın hangi verileri baz alarak söylediğinin bilmiyorum. Vatandaş olarak yapılarımızı güçlendirmeliyiz veya zeminin özelliklerini bilerek mühendislik hizmetlerinden yeterince yararlanmamız gerekiyor. Bu gün İstanbul’da 7.2 ya da 7.5‘luk deprem olsa yıkımları arasında fark olacak ama bazen şöyle tartışmalar oluyor tek parça kırılacak iki parça kırılacak bilimsel olarak, enerji olarak çok büyük fark var ama hazırlık açısından çok büyük fark olduğunu düşünmüyorum. Bugün deprem olacak gibi hazırlıklarımızı yapmalıyız. Dua edelim İstanbul’u bekleyen deprem biraz daha gecikir karar vericilerimiz biraz daha hızlanır ve depreme daha hazır bir İstanbula kavuşuruz. Çanakkale’yi deprem fırtınası olarak tanımlamak ne kadar doğru bilmiyorum ama olan depremlerin artçısının bir hafta on gün kadar ya da on beş gün kadar sürmesi sürpriz olmaz” şeklinde konuştu. 

Hasibe Karadağ – Mehmet Başa

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bülent Gedikli, AK Parti Ankara İl Gençlik Teşkilatına Cumhurbaşkanlığı sistemini ve ekonomiye katkılarını anlattı. 15 Temmuz’dan sonraki süreçte Türkiye’de bir korku algısı oluşturulmaya çalışıldığını kaydeden Gedikli, “Türkiye’de 15 Temmuz sürecinden sonra TSK’daki FETÖ’cü askerler ihraç edilen askerler hakkında ‘Türk ordusu güç kaybediyor’ algısı yaratılmaya çalışılmıştı. Her yıl ülkelerin ordu gücünü hesaplayan ve buna göre en güçlü ordular sıralaması yapan Global Firepower 2016 yılı sıralamasını paylaştı. Geçtiğimiz yıl bu listede 10. sırada yer alan Türkiye 2 sıra yükselerek 8. sıraya yerleşti” şeklinde konuştu.

Gedikli, 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünden zaferle çıkan Türkiye’yi ekonomik olarak yenik düşürmeye çalıştıklarına vurgu yaparak, “Bakınız 15 Temmuz’dan bugüne kadar her bir hamlelerini önceden gördük bunların çoğunu kamuoyuyla paylaştık. Ancak 1 Ocak’tan itibaren 27 Ocak’a kadar çok başka bir safhaya geçtiler adeta kamikazelik yaptılar piyasalara dolar kurunda olanları gözlemlediniz. Fitch’e, S&P’ye yaptırılan açıklamaları da biliyorsunuz. ‘Anayasa referandumu yapacaksınız bu bizim için risk, notu indiriyoruz’ dendi. Ben bu açıklamalardan çok önce kendilerini uyardım ‘Bunu sakın yapmayın, itibar kaybetmeye devam edersiniz. 2008 krizinde yapamadığınız analizler yüzünden hala kan kaybediyorsunuz saçmalamayın’ dedim. Türkiye piyasaları yabancı yatırımcı bunların siyasi açıklamalarını umursamadı adeta bir kulağından girdi öbüründen çıktı. Bunları niye anlatıyorum genç arkadaşlarım, bakın ekonomi ve savunma sağlam olmazsa bu saldırılara karşılık veremeyiz. Piyasalar tokadı attı bunlara şimdi sıra HDPKK-FETÖ-DAEŞ’e hak ettiği cevabı vermeye geldi. Sahada teröristlerle güvenlik güçlerimizin verdiği mücadele başarıyla sürüyor kafalarını kaldırtmıyoruz. Bitene kadar devam edeceğiz. Bundan da rahatsız olanlar var. ‘Terörle mücadele etmeyin yasaları değiştirin’ diyen Almanya ve AB bürokratlarına gereken cevabı hükümetimiz her gün sözlü ve fiili olarak veriyor” dedi.

CHP tabanının referandumda “Evet” diyerek, Türkiye üzerine oynanan oyunu bozacağını ifade eden Gedikli, şöyle devam etti:

“HDP, başkanlık referandumu için sloganını açıkladı. HDP’nin sloganı ‘Demokratik Cumhuriyet ortak vatan için hayır’ oldu. Niye böyle uzun ve kurgulanmış bir cümle, söyleyeyim Kemalist ‘Hayır’ tabanını, CHP tabanını ürkütmemek ve 7 Haziran seçimlerindeki gibi kol kola yürüyebilmek için. Ben size bir şey söyleyeyim bu sefer CHP tabanı üst aklın kontrolünde hareket eden FETÖ sustalısı Kemal ve avanesinin sözüne inanmayacak onlar da ‘Güçlü Türkiye’ diyecek ve referandumdan sonra PKK’yı zor günler bekliyor, çünkü CHP sırtından bu kamburu atacak.”

Caner Ünver