CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, birlikte yürüttükleri referandum kampanyası çerçevesinde Aydın Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti. Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından karşılanan Baykal ve Uysal’a CHP Aydın milletvekilleri, CHP İl Başkanı Bayram İnci ile DP İl Başkanı Serhat Emanet eşlik etti.

DP Genel Başkanı Uysal ile birlikte referandum kampanyasının içerisinde yer aldıklarını belirten Deniz Baykal, “Bu bir parti meselesi değil, bu bir Türkiye meselesi ve devletin geleceği meselesi. Ben hep ‘hayır çıkarsa sevineceğim’ diyorum. Benim söylediğimi herkes çok iyi anlıyor. ‘Hayır’ çıkarsa kendi adıma da, Türkiye adına da sevineceğim. Ülkenin geleceği için sevineceğim. Türkiye yeniden kurtulmuş gibi olacak. 23 Nisan 1920’de meclisin ilk açıldığı gün ben sanki oradaymışım gibi sevineceğim. 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilk ilan edildiği gün sanki ben de o meclisin içerisindeymişim de el kaldırmış gibi sevineceğim. 9 Eylül 1922’de Anadolu istiladan kurtarıldığı zaman, bayrak vilayet konağının önüne çekildiği zaman izleyenler nasıl sevindiyse o kadar sevineceğim kardeşim. Bu sevinci sadece ‘hayır’ diyenler olarak yaşamayacağız. ‘Hayır diyenler sevinecek’ demiyorum. ‘Evet’ diyenleri de, ‘hayır’ diyenleri de kucaklayacağız, kol kola gireceğiz ‘hep beraber Türkiye’mizi birlikte sahiplendik arkadaş’ diyerek göklere uçacağım, sevineceğim. Burada ne ‘evet’ diyenleri suçlamak, onları düşman bilmek, onları denize dökmek veya onlara husumet gütmek zerrece söz konusu değil” diye konuştu.

16 Nisan’ın Türkiye için büyük önem taşıdığına işaret eden DP Genel Başkanı Uysal ise, “15 Temmuz ve ülkede çok uzun süredir yaşanan kutuplaşma dönemleri sonrası demokrasimiz, devletimiz ve cumhuriyetimiz için bir Rönesans imkanı varken; bunu bir fırsata dönüştürme gayreti var. Biz bu noktada halkımızı en doğru şekilde bilgilendirmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Baykal ve Uysal, büyükşehir ziyaretinin ardından yine birlikte gerçekleştirecekleri açık hava toplantısı için Nazilli ilçesine hareket etti. 

Onur Durmuş
 

Avrupa Birliği’nin önde gelen yükseköğretimi denetleme ve akreditasyon kurumlarından EDUNIVERSAL tarafından 2016-2017 Akademik yılının en iyi yükseklisans programları sıralamasında GAÜ, her yıl olduğu gibi bu yılda; tüm master programları ile 4000 üniversite arasında ilk 100’de yeraldı. Dünyanın en seçkin üniversitelerin yer aldığı sıralamada GAÜ, Avrasya ve Ortadoğu bölgesinde 7 farklı programı ile 10’da yer alırken, bir dünya üniversitesi olduğunu birkez daha belgeledi. GAÜ’nün Eduniversal’ın 2017 sıralamasına göre dereceye giren tüm bölümleri ise şu şekilde;

Hukuk Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 10, Türkiye – 3
Ekonomi Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 10, Türkiye – 3
Tam Zamanlı İşletme Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 10, Türkiye – 5
İnşaat Yönetimi Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 100, Türkiye – 1
Genel İşletme Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 10, Türkiye – 1
Pazarlama Yönetimi Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 10, Türkiye – 3
Finans Yönetimi Yüksek Lisans Programı: Genel – ilk 10, Türkiye – 5

Akpınar: “ Küresel başarıları ülkemize getirmeye devam edeceğiz”

Konuyla ilgili açıklamada bulunan GAÜ Kurucu Rektörü ve Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar, Eduniversal tarafından yayımlanan en iyi eğitim kurumları listesinin işletme ve yönetim alanında dünyaca geçerli bir değerlendirme olduğunu belirterek, sıralamalarda yapılan değerlendirme kriterlerinin; programların dünya çapında geçerliliği, programlarda eğitim gören öğrencilerin memnuniyeti ve mezunların başarıları olduğunu belirtti. Akpınar, Girne Amerikan Üniversitesi olarak 50.yıla doğru emin adımlar ile ilerlerken, birçok başarıya imza attıklarını ve küreselleşen dünyaya ayak uydurmak için sürekli gelişim içerisinde olduklarını belirtti. Ayrıca, GAÜ’nün dünyanın önde gelen üniversiteleri ile birlikte aynı listede yer alıyor olmasının beklenen bir başarı olduğunu belirten Akpınar, GAÜ olarak küresel başarıları KKTC’ye getirmeye devam edeceklerini vurguladı.

 

Geldiği ilk gündün bu yana ilçe halkının sevgilisi haline gelen Yazıcı, hazırladığı projeleri bir bir hayata geçirmeye devam ediyor. İlçeye atandığı günden itibaren çalışmalarını aralıksız sürdüren Yazıcı, kentin en büyük sorunu olan su problemini çözerken, dere ıslah çalışmalarına da hız verdi. Yaklaşık 164 milyon değerindeki projeleri hayata geçirmek için çaba gösteren Yazıcı’nın son faaliyeti, Zeyneb Hatun Kadın ve Çocuk Konuk Evi’ni hizmete açmak oldu. Zeyneb Hatun Kadın ve Çocuk Konuk Evi’nin açılışını çocuk ve kadınlarla birlikte gerçekleştiren Yazıcı, çocuklara oyuncak dağıtırken, kadınların sorunlarını dinleyip çözüm bulunması için yetkililere talimat verdi.

Kentteki çalışmaları ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Yazıcı, Hani Belediyesi olarak ilçede yaşayan kadın ve çocuklara yönelik hazırlamış oldukları 5 projeden ikincisini hizmetin asli sahibi olan bu ilçenin kadınları ve kıymetli çocukları ile birlikte faaliyete soktuklarını söyledi. Yazıcı, “Bu ilçede bulunan 7’den 70’e herkes, belediyenin hizmetleri ile sonuna kadar tanışacaktır. Talepleri kaile alınmayan taleplerine kulak asılmayan, talepleri ile alakalı hiçbir faaliyette bulunulmayan bir belediyeyi aldık, biz şu an belediyeyi vatandaşlarımızla tanıştırdık. Biz burada kadın ve çocuk temelli, toplumun her kitlesine, bu ilçede yaşayan her gruba ulaşmayı hedefledik. Biz burada kadını yükselteceğiz, yücelteceğiz, ona hak ettiği önemi her daim sunma gayreti içerisinde olacağız” dedi.

“Biz kimsenin koltuğunu gasp etmedik”

Kendilerinin göreve başladıkları zaman kadınlar ve çocuklar noktasında gördükleri olumsuzluk karşısında dehşete kapıldıklarını aktaran Yazıcı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Burada tamamıyla kadının sosyal hayattan tecrit edildiği sosyal halatın bireyi olmaktan uzaklaştırıldığı, belediyenin yolunu dahi bilmediği durumlara şahit olduk. Biz her zaman onları bu tarz burada yürütülen projeler gibi baş tacı edeceğiz, sorunlarına bire bir yerinde vakıf olarak çözüm üretme gayreti içerisinde olacağız. Burada yürütülen faaliyetler dışında, ilçemizde yaklaşık maliyeti 164 milyon lira olan projeleri de yürütmekteyiz. Biz kimsenin koltuğunu gasp etmedik. Biz burada devletimiz bizi görevlendirdi, yasal ve meşru zeminde burada ortada var olan mağduriyetin giderilmesi noktasında buraya bizi memur kıldı. Bizim bundan başka bir amacımız yok. Belediye imkanlarını gayri meşru işlerde değil burada yükümlü olduğu faaliyetleri yürütme noktasındaki adımlara da bu vatandaşlarımız şahittir. Burada bugün açılışı yapılan tesis ve diğer 4 tesis yaklaşık 5 milyon liraya mal oldu bize kültür merkezi ile birlikte.” 

Aydın Yorat

İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sahte içki imalatı yaparak piyasaya süren şüphelilere yönelik çalışma başlattı. Çalışma kapsamında Zeytinburnu’nda ürettikleri sahte içkileri piyasaya süren iki şüpheli belirlenerek takip başlatıldı. Yapılan takiplerin ardından şüphelilerin Zeytinburnu’ndaki sahte içki ürettikleri imalathane de tespit edildi. 10 Nisan Pazartesi Günü tespit edilen adrese operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında A.K., F.Ö. isimli iki şüpheli ile birlikte yanlarında çalıştığı öğrenilen yaşları 18’den küçük F.B. ve T.Ç. gözaltına alındı. İmalathanede yapılan aramalarda, 23 bin 825 adet kaçak içki kapağı, 324 bin TAPDK bandrolü, 5 bin kaçak içki kapağı koruyucusu, 2 adet kapak basım makinesi, 1 adet kompresör, 32 litre viski ham maddesi ile birlikte bir kamyonet ele geçirilirken, operasyon anı ise polis kamerasına yansıdı.

Operasyon anı kamerada

Polis kamerasına görüntülerde, ekiplerin imalathanede yaptıkları aramalar görülüyor. Aramalarda çok sayıda bandrol ve sahte içki üretiminde kullanılan malzemeler ele geçiriliyor. İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne, götürülen, A.K. ve F.Ö. isimli şüphelilerin, imalathanede çalıştıkları öğrenilen F.B. ile T.Ç. isimli iki çocukları çalıştırdıkları öğrenildi.

F.B. ile T.Ç. isimli çocukların Çocuk Şube Müdürlüğü’ne teslim edildiği öğrenilirken, emniyetteki işlemleri tamamlanan A.K. ve F.Ö. emniyetteki işlemlerinin adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan şüphelilerden, F.Ö. tutuklanırken, A.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tugay Saday

Denizli’de çiftçilik yapan 68 yaşındaki Burhan Tokay, CHP Konya Milletvekili Bozkurt’un “Evet çıkarsa hepinizi denize dökeriz” sözleri üzerine, CHP’yi Mustafa Kemal Atatürk’e şikayet etmek için Denizli’den otostop ile Ankara’ya geldi. 19 Şubat 2001’de MGK’da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan Bülent Ecevit’in önüne anayasa kitapçığını fırlatmasının ardından çıkan krizde bankaya olan borcundan dolayı büyük sıkıntı çektiğini belirten Tokay, bir daha böyle olayların yaşanmaması için 16 Nisan’ın tarihi bir fırsat olduğunu söyledi. 2001 krizinin ardından bankaya o zamanın parasıyla 1 milyar 500 milyon borcunun olduğunu söyleyen Tokay, bir gecede borcunun 7 milyar 500 milyon olduğunu ifade etti. Çoğu çiftçinin 2001 kriziyle büyük sıkıntı içine girdiğini aktaran Tokay, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“O dönemde traktörümüzü sattırdılar. 25 dönüm arsam vardı, onu da sattırdılar. Borçlarımızı ödeyemedik. Benim gibi çoğu çiftçi bu mağduriyeti yaşadı. Borçlarımı ödeyemeyince dilencilik belgesi talebinde bulundum. Denizli’deki tüm kurumlara başvurdum. Hiç birinden onay çıkmadı. Maliye Bakanı Sümer Oral’dan dilencilik belgesi talep ettim. Bakanlar Kurulundan onay çıkmadı dediler. O borçları ödeyemedik. AK Parti geldi ve 150 milyar lira 7 yıl vadeli faizsiz bize kredi verdi. Hayvancılık yaptık ve o borçlarımızı ödedik. Şimdi de benim gibi o kadar mağduriyet yaşayan çiftçilerin, çocuklarının mağduriyet yaşamaması için ‘evet’ demelerini istiyorum” diye konuştu.

16 Nisan’ın tarihi bir fırsat olduğuna dikkat çeken Tokay, “Milleti sağduyulu olmaya ve bu fırsatı kaçırmamaya davet ediyorum. Pazartesi günü Denizli’den yola çıktım. Şimdi de Anıtkabir’e gideceğim ve bunları şikayet edeceğim. Evetçileri denize dökecek olan milletvekillerine ve Sayın Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum. Ben yüzmeyi bilmiyorum. Gelsinler beni Gölbaşı’na kaktırıversinler bir kaşık suda boğulurum. Onlara kalsın bu dünya. İstedikleri gibi çalsınlar çırpsınlar. Atatürk’ün partisi oysa eğer, Atatürk’ün nesli onlarsa eğer ki dediklerine göre öyle. Şikayet etmeye geldim, utanıyorum” ifadelerini kullandı.

Tokay, 2001 krizinin ardından dilencilik başvurusu için verdiği dilekçeyi, organlarını satmak için verdiği ilanı ve ölüm orucuna başladığı zaman yapılan haberlerini bastırdığı önlüğü giyerek CHP’yi Atatürk’e şikayet etti.  

İlker Turak – Fatih Erdoğan – Ömer Çetin

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Silivri’de düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti. Uğur Mumcu Meydanı’nda gerçekleşen mitingde konuşan Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle eleştirdi.

HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a göndermede bulunan Bakan Soylu, sert eleştirilerde bulundu.
Bakan Soylu, “Sadece onlar değil birileri daha var duyuyorsunuz musluklardan kan akıtıp da oradaki kardeşlerimizi tehdit eden bize oy vermezseniz kanınızı böyle akıtırız diyenler var ya hani terör örgütünün bir tane partisi var söz de aynısı. Çocukların okullarına gittiler onları çağırdılar annelerinize babalarınıza selam söyleyin oy vermezlerse gereğini yerine getiririz dediler. Evlerine pusula gönderdiler tehdit edebildiklerini öyle tehdit ettiler. Tehdit edemediklerini de ne olursunuz bundan sonra silaha kesinlikle sarılmayacağız. Demokrasi diyeceğiz sözde ağızlarına hiç yakışmayan barış diyeceğiz. Bunlarla beraber bizi yüzde 10 üzerine çıkartın bak hiç bir şey yapmayacağız dediler ama yüzde 10 üzerine çıktılar ve maskeleri ve o eski anlayışlarla beraber aynen ortaya çıktı. Şunu söylemek istiyorum hatırlıyor musunuz? Orada hanım efendiler daha iyi hatırlar birisi bir şey söylemişti biz sırtımızı 7 Haziran’dan sonra afralarından tafralarından geçilmedi ya 7 Haziran’dan sonra ne dediler biz sırtımızı PYD’ye PKK’ya YPG’ye dayadık dediler. Bakın! şimdi 4 tane duvar verdik onlara istediği hangi duvara sırtını dayayacaksa dayayabilir. Bu millet bin yıldır bu topraklarda kardeşlik içinde yaşamaktadır. Öyle 3, 5 tane eşkıyanın korkuyla sindirerek bu ülkenin kardeşliğini bozacağına izin vereceğimizi zannediyorlarsa yanılıyorlar” şeklinde konuştu.

Soylu’dan Kılıçdaroğlu’na: “Sen kim, Tayyip Erdoğan kim”

Referandum ile ilgili değerlendirmelerde bulunan İçişleri Bakanı Soylu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek şunları söyledi:“Darbe olacakmışmış da tankın üzerine çıkacakmış öyle mi? Sen Tayyip Erdoğan’la aşık atmayı bırak o akşam nereye kaçacağım diye düşünürken, Tayyip Erdoğan Marmaris’ten uçağa bindi ve F16’lar havadayken, ‘milletimi yalnız bırakmam Allah’a teslim olurum’ diyerek İstanbul’a geldi. Sen kim Tayyip Erdoğan kim. Kılıçdaroğlu tankın üzerine çıkma hevesin varsa bizim milletimiz kadirşinastır sana oyuncak bir tank göndersinler bak bakalım önüne veya üzerine çıkabiliyor musun. Öyle kolay değil yürek ister, cesaret ister, demokrasiye sadakat ister, millete sadakat ister Allah’a teslimiyet ister.”
 

10-12 Nisan 2017 tarihleri arasında Bodrum-Muğla Eket Üniversite Tercih fuarlarında yükseköğrenim adayı öğrencilerle bir araya gelen üniversiteler, LYS’ye az kala bölümlerini tanıttılar. Nişantaşı Üniversitesi Bodrum-Muğla Eket Üniversite Tercih Fuarlarında anavatanında yabancı dil projesi NishLondon ve NishDublin’i tanıtmaya devam ediyor.

Fuarlarda üniversite temsilcileri, üniversite öğrenci adaylarına YGS sonrası fırsatlar ve LYS’de atılacak doğru adımlar hakkında bilgi verdiler. Ayrıca fakülte ve bölümlerini tanıtan üniversiteler, çeşitli eğitim seminerleriyle de öğrencileri bilgilendirdiler. 10-12 Nisan 2017 tarihleri arasında Ege Bölgesindeki eğitim fuarlarına katılan Nişantaşı Üniversitesi ise anavatanında yabancı dil projesi NishLondon ve NishDublin’i tanıttı. Geçtiğimiz güz sezonundan bu yana 28 eğitim fuarına katıldıklarını anlatan Nişantaşı Üniversitesi Fuarlar Koordinatörü Hatice Karataş da, “NishLondon ile başladığımız tanıtımımıza bahar döneminde NishDublin’i de ekledik.

Öğrencilerimize sunduğumuz anavatanında dil öğrenme imkânlarını bu şekilde çeşitlendiriyoruz. Londra’daki ilk öğrenci grubumuz Haziran sonu dönüyor ve Mayıs ayında diğer grup Dublin’e gidecek. Öğrencilerimiz anavatanında dil öğrenme imkânını sevdiler” açıklamasını yaptı.

LYS’ye telaşlı hazırlık

YGS sonrasında öğrencilerde telaş görüldüğünü gözlemlediklerini anlatan Karataş, LYS’ye hazırlıklara gün kısaldıkça ders çalışma tempolarının da hızlandığını söyledi. Bu hızlanmanın öğrencileri telaşa sürüklediğini söyleyen Hatice Karataş konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “YGS’den beklediğinden daha düşük puan aldığını düşünüp, LYS öncesi karamsar olan öğrenciler var. Bu durum onları telaşlandırıyor ve LYS’ye yoğun bir çalışma temposu ile hazırlanıyorlar. Ancak bu tempo onları zihinsel olarak yorgun bıraktığı gibi, karamsar bir tabloya da sürüklüyor. Oysa bilmeliler ki, sistemli ve ilgili konuları çalışarak başarıya ulaşabilirler. Sadece yoğun ders çalışmak ile değil, doğru beslenme ve sportif faaliyet yaparak, zihinsel, bedensel ve ruhsal sağlığın uyumunu yakalayarak ulaşmak mümkündür.”

‘Kara Bulut’ adlı yeni teklisini müzik marketlere sunan ve üç yıl ara verdiği müziğe geri dönen Zafer Peker, CRI TÜRK Fm’de Michael Kuyucu’nun konuğu oldu. Bugün müzik dünyasında çok ciddi bir yozlaşma olduğunu söyleyen Zafer Peker, müzikteki başarının Youtube tıklamaları ile belirlendiğini bunun yanlış olduğunu, sahte tıklamalarla anlık başarı yakalayan yorumcuların bir süre sonra unutulduğunu söyleyerek
“Çok tıklanan şarkı iyi şarkıdır diye bir şey yok” dedi.

Türkiye’de 2003 yılında Popstar ile başlayan müzik yarışmalarının müzik endüstrisine bir katkısı olmadığını söyleyen Peker, “14 yıl oldu kaç yüz genç bu yarışmaya katıldı, şimdi hangisini hatırlıyorsunuz?’ derken bu yarışmaların gençlere hiçbir şey kazandırmadığını söyledi ve ‘gençler ses yarışmalarına katılmasın” diye konuştu.

“Gençler müzik yarışmalarına katılmasın”

Zafer Peker müzik yarışmalarının sadece bir televizyon programı olduğunu, müzik dünyasına hiçbir şey kazandırmadığını dile getirdi. Peker, “Gençler, ses yarışmalarına katılmasınlar. Eğer bu işi siz meslek olarak yapacaksanız, katılmayın. Katılırsanız o yarışmacı Ahmet-Mehmet olarak anılacaksınız. Halbuki bu iş öyle bir şey değil. Sem kendi isminle bir şey yapmak zorundasın. Zaten sen oraya yarışmacı olarak çıkıyorsun ve herkesin bildiği, sevdiği, duyduğu, beğendiği şarkıları söylüyorsun. O zaman herkes seni baş tacı ediyor zaten. Sonra kendin bir şey sunuyorsun insanlara ve bunu beğenmiyorlar” şeklinde konuştu.

“Çok tıklanan şarkı en iyi şarkı değildir”

Sanatçı eskiden radyoların eskiden bilinmeyen şarkıları hit yaptığını şimdi ise klibi olmayan şarkıları yayınlamadıklarını ve müziğe hizmet etmediğini söyleyerek medyanın insanlara dayattığı müziği dinlememeleri çağrısında bulundu. Peker, “İnsanlar fark etsin, onlara dayatılanı dinlemesin. Başka şeyler araştırsın, kulağına hoş geleni araştırsın” diye konuştu. Zafer Peker, yaptığı açıklamada Youtube’daki izlenmelerle oynandığını söyleyerek sahte tıklamalarla müzik endüstrisini manipüle edildiğini belirtti. Peker, şarkıcıların sahte tıklamalarla sahte bir şöhret oluşturduğunu dile getirerek müzik dinleyicisine Youtube tıklamalarını ciddiye almaması çağrısında bulundu. Peker, “Sayıya göre, tıklamaya göre şarkı dinlemesin kimse. Bu çok tıklanmış, bu iyi şarkıdır diye bir şey yok. Seçici olmaları gerekiyor” dedi. 

Bahar aylarının başlaması ile birlikte çiçekler açtı, çevreler yeşillendi. Ama rahatsız olan kişilere de polen sorununu da beraberinde getirdi. Medicana Çamlıca Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmut Salim, bahar aylarının alerji boyutunu, Medicana Anne Çocuk Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aylin Akıncı da hamilelerin nasıl etkilendiğini açıkladılar.

Bahar ayları olan Mart, Nisan ve Mayısta polenlerin havaya yayılmasıyla burunda kaşınma ve tıkanma, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma gibi alerjik nezle, göz alerjisi belirtilerinin görülmesine polen alerjisi veya bahar alerjisi dendiğini bildiren Dr. Mahmut Salim, polen sorununun Marttan Ekim ayına kadar sürdüğünün altını çizerek, “Polen için yapılan bazı testlere göre teşhis konuluyor ve buna göre tedavi planlanıyor. Gerekirse aşı tedavisi de yapılıyor. Alerji gelişebilmesi için çocuğun en az iki polen mevsimini geçirmesi gerekiyor. Polen alerjisi, sık sinüzit ve kulak iltihabı ile geniz eti büyümesine neden olabiliyor. Alerjik nezleli her beş çocuktan biri ileriki yıllarda astıma ilerleyebilir. Aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi başarısı çok yüksek. Aşı tedavisinde, cilt altına enjeksiyon ve dil altı damla şeklinde metotlar var. Aşılar her çocuğa özel hazırlanıyor” dedi.

“Hamileler ‘Çok yaşa’yın”

Polen alerjisi, hamileleri de yakından etkilediğini belirten Op. Dr. Aylin Akıncı, üretkenlik çağındaki kadınların yüzde 20’si alerjik hastalıktan yakındığını, yüzde 4’ü gebelik sırasında astım sorunu yaşadığını bildirerek, ‘Çok yaşa’ cümlesi sıkça kullanıldığını kaydetti. Alerjik hastalıkların, endüstriyel toplumlarda hızla artmaya başlayan önemli bir sağlık sorununu olduğunu vurgulayan Akıncı, sadece ABD’de 60 milyon kişinin değişik alerjik kökenli hastalığı olduğunu söyledi.

Astım

Astım değişkenlikler gösteriyor. Kimilerinde seyrek ve kendiliğinden düzelen ataklar olurken, kimileri hastaneye başvurmayı gerektirecek kadar ağır solunum sıkıntıları yaşayabiliyor.
Bazı etkenlerin astım ataklarında tetikleyici rol oynadığı biliniyor: Bu etkenler; polen, mayt, hayvan tüyleri gibi alerjenler, viral veya bakteriyel solunum yolu enfeksiyonları, pisişik stresler, egzersiz, aspirin ve diğer non-steroidal anti enflamatuarlar, sigara dumanı, parfüm-toz-boya kokuları gibi irritanlar, meteorolojik değişiklikler ve mensturasyon…

Gebelikte etkileri

Astımın, gebelikte etkilenmeyebileceğini, düzelebileceğini ya da kötüleşebileceğini söyleyen Op. Dr. Aylin Akıncı, “Ancak ağır astım ataklarının genellikle kötüleştiği biliniyor. Doğumdan yaklaşık 3 ay sonra hasta eski astım nöbetlerinin seyrine geri dönüyor. Ağırlaşan astım hastalarında belirtiler en çok 24-36’ncı haftalar arasında görülüyor. Astımın gebelikteki seyri ne yönde olursa olsun, son 4 hafta daha rahat geçtiği için doğum eylemi sırasında daha az sorun yaşanıyor” şeklinde konuştu.

Rinit

Rinitin gebe kadınların yüzde 30’unda görüldüğünü belirten Akıncı, en sık görülen tiplerin; alerjik, bakteriyel, vazomotor rinitler ve ilaç kullanımına bağlı gelişenleri şeklinde sıralandığını ve bir çok gebelikte, progesteronun ve artan kan hacminin sonucunda burunda damarsal göllenmeye bağlı burun tıkanıklığı olduğunu açıkladı. Ancak gebelikteki bu değişikliklerin, özellikle alerjik rinitli hastalarında seyri ağırlaştırdığını kaydeden Akıncı, hastaların yüzde 50’sine yakın bir kısmında da tam tersine artan kortizona bağlı iyileşmelerin de saptandığını bildirdi.

Ürtiker- Anjiyoödem

Kendini kabarık, kaşıntılı kızarık deri lezyonları ile belli olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aylin Akıncı, “Deri tabakasının üst kısmındaki ödem daha derin tabakalara inerse, lokalize ama daha yaygın oluşan kızarık şişliğe anjiyoödem deniyor. Üretkenlik çağındaki kadınların yüzde 20’si alerjik hastalıktan yakınırken, yüzde 4’ü gebelik sırasında astım sorunu yaşıyor” ifadelerini kullandı.
Op. Dr. Aylin Akıncı, polen alerjisine karşı alınacak önlemleri de şöyle sıraladı:

Evden çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılarak polenlere temas önlenmeli.

Ağız yerine burundan nefes alınmalı.

Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarıda fazla dolaşılmamalı.

Dışarıda dönüldüğünde yüz ve burun suyla yıkanarak polenlerden temizlenilmeli.

Kıyafetler değiştirilmeli.

Otomobillerin polen filtresin değiştirmeli, hepa filtreli klimalar kullanılmalı.

Ağız ve burun su ile gargara yapılmalı. 

Op. Dr. Eyüp Bozkurt, hastalarıyla empati kurmak için ameliyat masasına yattı. Kurguda olsa hissettiklerinin çok farklı olduğunu belirten Bozkurt, hissettiklerini şu şekilde aktardı: “Ameliyathane soğuk bir ortam. Hakikaten öyleymiş. Çok da büyük bir hastalığım yok aslında. Olmasa mıydım acaba? Bir seferde olayım da kurtulayım. İnşallah güzel ve nefes alabilen bir burnum olur. Doktoruma çok güveniyorum. (Bu gerçekten olması gereken. Aksi halde asla bu ameliyat olunmaz). Normalde müsamaha göstersem bile, şu anda hiç espri kaldıracak halde değilim. Ameliyata girecek hemşire şu mu acaba ? (Ameliyathanedeki hastayla teması olan yada olabilecek herkesin hastaya kendini tanıtması o kadar önemliymiş ki. Oraya yatınca daha iyi anladım). Kızım bugün okuldaki yemeği yer mi acaba ? Ağrı çok olacak mı ? Doktor olmaz demişti ama gerçi doktorların ağrı konusunda söylediğine de ne kadar inanılır. Susadım ama su içesim de yok. Ne kadar sürer acaba? Aman ne kadar sürerse sürsün, ben uyuyacağım nasıl olsa”.

Bu farkındalığı oluşturarak hastaları ile iletişimini güçlendirdiğini söyleyen Op. Dr. Eyüp Bozkurt, “Burun hem estetik hem de fonksiyonel açıdan çok önemli bir organ. Burun estetiği uzmanı burun içerisindeki konka ve lenf dokularına, mukoza yapısı ve fizyolojisine hakim olması gerekir. Bunun yanında burnun yüze uyumunu da değerlendirebilmeli, yüzü bir bütün olarak ele alabilmelidir. Kaş-burun çizgisi, göz kapağı estetiği, göz altı ışık dolgusu, profiloplasti, çene ucu estetiği, alna yağ enjeksiyonu hatta kulak estetiği gibi konularda hastasına alternatifler sunabilmelidir. Hekim ve hasta bütün ayrıntıları konuşup birlikte hareket edebilmelidir” diyerek inanmadığı hiçbir tedaviyi hastalarına uygulamadığını belirtti.

Op. Dr. Eyüp Bozkurt kimdir?

Op. Dr. Eyüp Bozkurt İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimini tamamladı. Tıp Fakültesi eğitimi sırasında ABD’de Columbia Üniversitesi’nde Genel Cerrahi stajı yaptı. Tıp Doktoru ünvanını aldıktan sonra İstanbul üniversitesi Temel Bilimler Bölümünde çalıştı. Daha sonra İstanbul Bakırköy Dr.Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kulak Burun Boğaz ve Baş ve Boyun Cerrahisi ihtisasını tamamladı. Uzmanlık sonrası Burun ve Yüz Estetiği alanında yoğunlaşarak bu konuda çeşitli çalışmalarda bulundu.