İlkbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte kuş sürülerinin yeniden göç etmeye başlaması İstanbul hava sahasında kuş alarmına yol açtı. Göç edecek kuşlar nedeniyle olumsuz bir durumun yaşanmaması için Atatürk Havalimanı’nı kullanacak uçaklarla hava trafik kontrolörleri koordineli olarak çalışıyor. Göçmen kuşların geçiş güzergahında bulunan Atatürk Havalimanı’na iniş ve kalkış yapmaya hazırlanan bazı uçaklar da kuş sürülerinde olumsuz etkileniyor. Pilotların son dönemde çok fazla kuş sürüsü gördükleri, Hava Trafik Kontrolörleriyle yaptıkları konuşmalarda dikkat çekiyor.

PİLOTLARDAN KULEYE KUŞ SÜRÜSÜ UYARISI

Göç nedeniyle kuş sürüleri en çok İlkbahar mevsiminde Mart, Nisan ile Sonbahar mevsiminde Eylül, Ekim aylarında görülürken leylekler, uçaklar için büyük tehlike oluşturabiliyor. Leyleklerin geçiş güzergahında bulunan İstanbul Atatürk Havalimanını kullanan pilotlar, son günlerde yoğun bir şekilde gördükleri leylek sürüleriyle hakkında kule görevlileriyle irtibata geçerek uyarıda bulunuyor. Kule ve kalkış yapmaya hazırlanan bir uçağın pilotu arasında kuş sürüleri hakkında yaşanan telsiz konuşmalarında ise pilot kule görevlilerini uyararak “Çok fazla kuş var. Pist ortası ve sonlarına doğru çok fazla kuş var. 300-400 feet(91-120 metreler) civarı pist istikametinde leylek veya martı sürüleri görüyorum” anonsu dikkat çekti. Pilotun uyarısı üzerine hava trafik kontrolörleri de olası kuş çarpması tehlikesine karşı kuş sürüleri bilgisini diğer pilotlarla paylaştı.

Ferhat Yasak

Akşener’in programına MHP’den ihraç edilen Isparta Milletvekili Nuri Okutan, CHP’nin mevcut ve eski il başkanlarıyla, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Akşener, yaptığı konuşmada, “Bugün iyi ki buradayız. İyi ki siz varsınız. Demokrasiye, hukuka, milletimize olan inancımızı, imanımızı güçlendirdiniz. Allah’tan sizden razı olsun. Geçmişte de devlet gücüyle engeller çıkarıldı. Geçmişte de valiler, yöneticiler, iktidarın her istediğini yapmak için bizim gibilerin önüne setler, engeller koyarlardı. Ama siz her engelli aştınız, aştırdınız. Dünden ders almayanlar bugünü böyle tanzim ediyorlar. Halbuki sen muhtar olamazsın denilen sayın cumhurbaşkanını yine aynı şekilde, yine adalete, hukuka, demokrasiye olan inancınızla 3 kez başbakan, bir kez cumhurbaşkanı yaptığınız. Kadere bakın ki kendisine çıkarılan engellerin 100 katını 16 Nisan’da yapılacak olan referandum da hayır tercihinde bulunan bizler için ortaya koymaktan çekinmediler. Ben bugün buraya çok zor şartlar altında geldim. Tertip heyetini kutluyorum. Onlar geri adım atmadığım için sizinle buluştum. Girişte güzergahınız nedir diye sordular. Bazı duyumlar aldık, sizin güvenliğiniz dediler. Güzel kardeşim; Allah’a inanan insan, eder ne bir nefes, ne bir nefes önce cehennem sonradır diyen bir insanı sen koruyabilir misin? O son nefes bittiği gün koruma imkanın olur mu? Ben Allah’a iman etmişim. Ben cenabı Hak’ka teslim olmuşum. Bir yüreğin içinde hem iman hem korku barınamazı 1997-1999 yılları arasında tecrübe etmişim. Onun için bizim için koruyan önce Allah, dayandığımız yer milletimizdir” dedi.

Bir anayasa oylaması yapılacağını anımsatan Akşener, “Biz de anayasa değişikliğinin Türkiye’nin 94 yıllık Cumhuriyet değerlerini, parlamenter rejimini, parlamenter demokrasiyi değiştireceğini, tek bir kişinin iki dudağı arasına gençlerin, kadınların, yaşlıların geleceğinin sıkıştırılmasının doğru olmadığını, 70 yıl önce bıraktığımız partili cumhurbaşkanlığını bugün 70 yıl önce o yıllarca tek partili rejimi diye diye meğer temel özlemleri milli şef olmakmış. Madem önceliğiniz İnönü olmaktı niçin saygı göstermediniz, yıllar boyu neden ona söverek gezdiniz? Bunları çok kolay oy alabilmek için yaptınız. Biz sizleri demokrasi adına koruduk, kolladık, Sayın Cumhurbaşkanı hapishaneye giderken yanınızda kimler vardı, hatırlıyor musunuz? Başka bir siyasi partiden olup, o günün şartlarında sizin lehinize beyanat verip, suçluyu korumaktan tazminat ödeyenleri hatırlıyor musunuz? Siz başka bir partinin belediye başkanıydınız bizler başka partinin milletvekiliydik. Ama sizler adınıza biz mücadele verdik. Bugün Isparta’da Türkiye’de vefanın sadece İstanbul’da bir semt adı olduğunu tecrübe ettik. Onun için başta sayın başbakan olmak üzere ülkeyi yönetenlere 100 sayfa tarih okuyun diyorum. 100 sayfa tarih okuyun ki, biz kimiz, milletimiz kimdir, demokrasi bu ülkede nasıl gelişmiştir, öğrenin, içselleştirin ona göre tutum alın” dedi

Kendisine güvenliğiyle ilgili ifadelerde bulunulduğunu aktaran Akşener, “Sabah emekli bir hakim arkadaş aradı. 3 kişi görevlendirilmiş sizi vuracaklarmış dedi. Ben de güldüm, gelsinler, görsünler dedim. Sonra başka bir emekli üst düzey bir bürokrat aradı. Sizinle ilgili bir kağıt yayınlanacak FETÖ terör örgütünün başıyla 17-25 Aralık 2013’te bir konuşma metnini kağıda yazmışlar. Ona da güldüm. Yayınlayamayan namerttir. Ama itiraf eden, korkutmaya çalışan, elinde belgesi olmayan iftira eden şerefsizdir, namussuzdur. 7 Haziran’da seçim oldu. Koalisyon olmadı. Seçim gecesi sayın Bahçeli seçim istedi. O seçim hükümetine güçlü bir başbakan yardımcılığı teklifi yapıldı bu kardeşinize. Ben onu kabul etmedim. Kabul etseydim bugün herhalde iktidar partisi içinde en çok sevilen, trollerin en fazla alkışladığı, herkesin benden bahsettiği bir kişi olarak Türkiye’de yaşıyor olacaktım. Ama ben kavga etmeliyim, mücadele etmeliyim, gerekirse tutuklanmayı, gerekirse ölmeyi göze alarak sizin avukatlığınızı yapmayı tercih ettim. Çok merak ediyorum. Bu anayasanın sahiplerine seslenmek isterim. Ben bir gariban kadın olarak sizden korkmuyorum da siz erkek olarak benden korkmaya utanmıyor musunuz? Niçin belden aşağı vurursunuz?” diye sordu.

“Kocama da oğluma da bu yetkiyi vermem”

Anayasa değişikliğinde millete ait bir kelime olmadığını ileri süren Akşener, şunları söyledi:
“Peki bu anayasa niçin oluyor? Bu anayasa değişikliği içinde seçilecek kişinin çoluğunun çocuğunun, geçmişte bakanlık yapanların, gelecekte bakanlık yapacak olanların ömür boyu yargılanamayacağı bir zırh var. Sadece bunun için bile hayır diyeceğiz. Bir kişiye savaş yapma yetkisi, bir kişiye eyalet kurma yetkisi, bir kişiye örtülü ödeneği istediği gibi harcama yetkisi, bir kişiye vali, rektör, hakim savcı bu kadar bürokratı atama yetkisi, aynı kişi aynı zamanda parti genel başkanı. Bütün bunlara baktığınızda ben bu kadar yetkiyi kocama da vermem, oğluma da vermem. Evet çıkarsa seçilmiş kişi sabah kalktı, siniri birisine bozuldu. Bunlardan zor oy alırız, 3,5 milyon Suriyeliyi vatandaş yaptı. Ne diyeceğiz? Hiçbir şey. Hayır verdiniz, sonrada bunu beğenmediniz evet deme imkanınız var. Ama sandıktan evet çıktı bir daha hayır deme imkanınız yok. Bir kere evet derseniz bu ülkede seçimler tiyatro olur” dedi.

“Kanun hükmünde kararnameler çıkıyor, FETÖ terör örgütü ile mücadele ediliyor. Hay hay edilsin hepimiz arkasındayız. Davulcuya, zurnacıya, sünnetçiye, hakime, polise herkese kadar indi bu iş. Hiç ama siyasilere gelmedi” diyen Akşener, “Daha önemlisi soru çalınması ile zarar gören, hakkı yenen gençler için bir tane kanun hükmünde kararname çıktı mı? Soru çalanların peşine düşüldü mü? Düşülmez çünkü, FETÖ’cüler çaldı. Kanun hükmünde kararnamelerde kış lastiğinin nasıl kullanılacağı var. Bu gençlerin durumu ile ilgili bir şey yok. İkinci soru işsiz gençler. Türkiye’de her üç gencin biri işsiz. Bu gençlerin büyük bölümü üniversite mezunu. Bu gençlere çalışacak fabrika, istihdam sağlayacak alanlarla ilgili bir anayasa değişikliğinde var mı? Peki gayri safi milli hasılayı 30 bin dolara çıkaracak bir düzenleme var mı?” diye sordu. 

Ferhat Kaya

Şans Topu 12 Nisan 2017 şanslı numaraları bu akşam belli oldu. Peki 12 Nisan şanslı numaralar nereye ve kime çıktı? Tiryakilerinin merakla beklediği şans topu 826. HAFTA çekilişinde kazanan numaralar hangisi ve ikramiye miktarları ne kadar oldu. Çekilişin sonucunda hayaline kavuşacak kişi ya da kişiler kimler. İşte merak ettiğiniz bu soruların cevabı haberimizde… 

İŞTE ŞANS TOPU 12 NİSAN 2017 ÇEKİLİŞİ SONUÇLARI:

01 04 10 26 32 + 09

ŞANS TOPU 12 NİSAN 2017 (DETAYLI) SONUÇLARI

ŞANS TOPU NASIL OYNANIR?

Şans topu oynayacaklar her haftanın Çarşamba gününe kadar oynayabilir ve Çarşamba günü genellikle 20.30 ile 21.00 arasında TRT ekranlarından canlı şans topu çekiliş gerçekleşmektedir. Bir çok kişi bu oyunu zevk ile oynamakta ve kazanma oranı en yüksek olan oyunlar arasında bulunmaktadır.

Şans topu oynama mantığı ise ilk etapta 1 den 34 e kadar olan sayılardan 5 adet işaretlemek ve bu işaretlediğimiz sayılara ek olarak da +1 yani 1 den 14 e kadar olan sayılardan bir tane seçmemiz gerekmektedir. Çoğu zaman +1 li olan kısmı bilip üstten de bir adet tutturduğumuz zaman kolayca ikramiye kazanabiliriz.

Şans topundan 8 tane ikramiye çeşidi bulunurken bunlar ise (1+1), (2+1), (3), (3+1), (4), (4+1), (5) ve (5+1) şeklinde bulunmaktadır. İkramiyeler yine büyüklüğüne göre bayiler ve genel müdürlükler tarafından kolayca temin etme şansınız bulunmaktadır. (Rıdvan Turşak / İHA)

ŞANS TOPU OYUNUNUN ÖZELLİKLERİ
Şans Topu (5+1) oyunu, iki farklı sayı kümesi içerisinden, belirlenen sayıda numara seçilmesi esasına dayanan bir sayısal oyundur. İlk sayı kümesi 1-34 numaradan, ikinci sayı kümesi ise 1-14 numaradan oluşmaktadır. İştirakçiler, ilk sayı kümesinden 5 (beş) adet, ikinci sayı kümesinden 1 (bir) adet numarayı seçerek oyuna katılabileceklerdir.

Şans Topu (5+1) oyunu, yaygın ikramiye verilmesine uygun bir oyundur. Bu nedenle ikramiye grupları fazladır. (5+1)’in bilinme olasılığı diğer oyunlara kıyasla daha yüksektir (1/3.895.584). Şans Topu (5+1) oyununda ikramiye grupları, (5+1), (5), (4+1), (4), (3+1), (3), (2+1) ve (1+1) olmak üzere 8 adettir.

Şans Topu (5+1) oyunu, her Perşembe günü sabahından, Çarşamba günü 21:00’e kadar Sayısal Oyun bayilerinde bulunan oyun terminallerinden oynanabilir.

 SANS TOPU 1+1, 2+1, 3, 3+1, 4, 4+1 5, 5+1 TUTTURMA IHTIMALLERİ

   Sans topu 1+1 tutturma ihtimali 1/33, yani oynanan her kolon için 33’te bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 1+1 tutturma ihtimali artar. Örnegin 5 kolon oynayan birisinin 1+1 tutturma ihtimali 5/33 yani 33 te 5 ihtimaldir.

   Sans topu 2+1 tutturma ihtimali 1/107, yani oynanan her kolon için 107’de bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 2+1 tutturma ihtimali artar. Örnegin 5 kolon oynayan birisinin 2+1 tutturma ihtimali 5/107 yani 107 de 5 ihtimaldir.

   Sans topu 3 tutturma ihtimali 1/74, yani oynanan her kolon için 74’te bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 5 tutturma ihtimali artar. Örnegin 5 kolon oynayan birisinin 3 tutturma ihtimali 5/74 yani 74 de 5 ihtimaldir.

   Sans topu 3+1 tutturma ihtimali 1/960, yani oynanan her kolon için 960 da bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 3+1 tutturma ihtimali artar.

 Sans topu 4 tutturma ihtimali 1/2067, yani oynanan her kolon için 2067 de bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 4 tutturma ihtimali artar.

 Sans topu 4+1 tutturma ihtimali 1/26866, yani oynanan her kolon için 26866 da bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 4+1 tutturma ihtimali artar.

 Sans topu 5 tutturma ihtimali 1/299660, yani oynanan her kolon için 299660 da bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 5 tutturma ihtimali artar.

Sans topu 5+1 tutturma ihtimali 1/3.895.584, yani oynanan her kolon için 3.895.584 de bir ihtimaldir. Oynanan her kolonda 5+1 tutturma ihtimali artar.

16 Nisan’da gerçekleştirilecek referandum kapsamında çalışmalarını sürdüren Bakan Çelik, Adana’nın Seyhan ilçesi Barbaros Mahallesi’nde ‘halkla buluşma’ etkinliğine katıldı. Herkesin referandum öncesinde ne söylediğinin ortaya çıktığından bahseden Çelik, “Gördük ki, birileri milli iradenin tecelli etmesinden hoşlanmıyor. Geçmişte yaşananlardan hala ders almamışlar, hala milleti denize dökmekten bahsediyorlar. İnşallah gördüğüm bu manzara bana gösteriyor ki, Adana’da güçlü bir ’evet’ çıkacak ve milletimizi denize dökmekten bahsedenler sandıkta silinip gidecek” dedi.

AB Bakanı Çelik, millet ve devlet için iyi bir şey yapılmaya çalışıldığında bazı partilerin hemen rejim krizi çıkarttığını söyledi.

“16 NİSAN PARLAK GÜNLERE KOŞACAĞIMIZIN MÜJDECİSİDİR”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin, milleti güçlendireceğini kaydeden AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “Milletin seçtiği iktidarlara artık engeller çıkarılmasına son verme zamanı gelmiştir. Artık Türkiye kendi geleceğine doğru, hızla koşacak bir sisteme geçecek inşallah. Onun için 16 Nisan’da oy vermek parti meselesi, siyaset meselesi değildir, hepimizin geleceğiyle ilgili bir meseledir. 16 Nisan, devletimizin geleceğinin inşa edileceği, daha güzel bir geleceğe kavuşacağımız bir sisteme geçme günüdür. 16 Nisan, sizlerin ’evet’ oylarıyla birlikte, sizlerin istikbalinin daha parlak olacağı günlere, koşarak gideceğimiz günlerin müjdecisi olacaktır” dedi.

“SEÇİM KAZANAMAYAN ADAM TEK ADAMLIKTAN BAHSEDİYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘diktatör’ benzetmesi yapıldığını bunu da tek bir seçim kazanamamış kişilerin yaptığını ifade eden Çelik, “Tek adamın, diktatörün ne olduğunu bu millet iyi bilir. Tek adamlar, diktatörler dünyanın her tarafında duvarların, tankın, topun, tüfeğin arkasına saklanır. Bizim Sayın Cumhurbaşkanımız ise 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü teröristlere karşı tankın üstüne, topun üstüne, o silahların üstüne yürüdü. Kendisi bir tane seçim kazanamamış tek adamlıktan bahsediyor. Bizim Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar bulunduğu her yere, gençlik kolları başkanlığından cumhurbaşkanlığına kadar seçilerek, milletin oyuyla gelmiş. Sen, millet tarafından seçilmiş, bundan sonra da millet tarafından seçilerek iş başına gelmeyi başının tacı sayan birisine ’tek adam’ veya ’diktatör’ dersen, senin yaptığın bu iş milletin iradesine saygısızlık, haksızlık olur” şeklinde konuştu.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Seyhan İlçesi “Halkla Buluşma” etkinliğinden sonra Hak İşçi Sendikalar Konfederasyonu Adana Şubesi’nin düzenlediği “40 İlde 40 Toplantı” programına katılıp, üyelere 16 Nisan’da neden ‘Evet’ denilmesi gerektiğini anlattı.

Umutcan İşledici

Dünyanın farklı merkezlerinden gazeteci ve akademisyenler Türkiye’ye dair son dönemdeki gelişmeleri gazetemize değerlendirdi. AB-Türkiye ilişkileri ve Türkiye’ye yapılan haksızlıkları dile getiren uzmanlar, Türkiye’nin sığınmacı politikasıyla dünyaya ders verdiğini ifade etti. Uzmanlar Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı çifte standart uyguladığı konusunda görüş birliği yaptı.

“ÇİFTE STANDART”

Rus gazeteci ve el-Monitor yazarı Yekaterina Chulkovskaya:

“Avrupalı devletlerin politikaları Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkiliyor. Avrupa’nın çifte standartlı yaklaşımları Türkleri Avrupa’dan uzaklaştırıyor. Türkiye’nin sığınmacı politikasını destekliyorum. Çok sayıda Suriyeliye kapılarını açarak uluslararası bir aktör olduğunu gösterdi. Ruslar, uçak krizine kadar Türkiye ve Erdoğan’a olumlu bakıyordu. Kriz bu durumu değiştirdi. İkili ilişkiler yeniden inşa edilse de bazı Ruslar temkinli.”

“AB TERÖRLE İÇ İÇE”

Azerbaycan The Great Middle East Genel Yayın Yönetmeni Ali Hacızade:

“AB’nin Türkiye’ye yönelik çifte standartları yeni bir şey değil. 1970’lerden beri ASALA, çeşitli örgütler, PKK ve son olarak DEAŞ faktörü Türkiye’ye karşı kullanıldı. Avrupa devletleri ülkenize destek verse de istihbaratları bu terör örgütleriyle iç içe oldu. Söz konusu devletler Türkiye’ye karşı acımasız bir propaganda yürütüyor. Ankara, bu durumla başa çıkmak için Avrupa kamuoyuyla doğrudan bağlantı kurmalı.”

“ARAPLAR TÜRK VARLIĞI İSTİYOR”

İngiltere merkezli Arabi 21 haber ağından Filistinli kıdemli gazeteci İzzeddin Ahmed:

“Avrupa ülkeleri Türkiye’yi çıkarlarına aykırı bir tehdit olarak görüyor ve kontrolü kolay marjinal bir devlet istiyor. AB’nin insan haklarından söz ederken ne denli yalan söylediğinin en büyük örneği Mısır. Sisi rejiminin tüm zalimliklerine rağmen, mevcut yönetimle bağlarını gizlemiyorlar. Arap halkları bölgede daha etkin bir Türk varlığı istiyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a pozitif yaklaşıyor. Yönetim kademeleri ise, bu durumu kendileri için bir tehdit olarak görüyor.”

“UKRAYNA, TÜRKLERE MÜTEŞEKKİR”

Ukrayna’daki ICU Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nden akademisyen Alexander Valchyshen:

“Ukrayna, Kırım sorununda gördüğü destek sebebiyle ülkenize müteşekkir. Yaşadığınız terör saldırıları bizleri de derinden etkiledi. AB ve Türkiye arasında yaşananları en iyi biz anlarız, çünkü birliğin ‘yavaşlatıcı’ eylemlerini defalarca tecrübe ettik.”

“ÇEKEMİYORLAR”

Suriyeli serbest gazeteci Halla Barakât:

“Avrupa devletleri Müslüman bir liderin güçlü durmasından rahatsız olduğu için Erdoğan’ı eleştiriyor. AB ülkelerinin Erdoğan’ı eleştirmesinin bir başka sebebi de Avrupa gerçeklerini diri tutması. Dolayısıyla bu gerçeklerin yüzlerine vurulması Türkiye’nin AB üyeliğini olumsuz etkiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeliler için çok şey yaptı. Birçok Suriyeli, onu takdir ediyor ve destekliyor.”

“TÜRKİYE’NİN YAPTIKLARINI GÖRMÜYORLAR”

Bolivya ATB TV’nin Haber Müdiresi Thania Sandoval:

“Türkiye, sığınmacıların ‘kendi evindeymiş’ gibi hissettiği, hatta 3 milyondan fazla insana kapılarını açan cömert bir ülke. AB’ye karşı taahhütlerini de yerine getiren Türkiye’nin çabaları görmezden geliniyor. Bu haksızlık. Ülkenizin terörün hedefi olmasında en büyük sebep jeopolitik önemi. Suriye problemi sizi hedef hâline getirdi. Avrupa, ABD ve Rusya’nın Türkiye’yi kontrol etme çabası rahatsız edici.”

“TÜRKİYE’YE OYUN KURUYORLAR”

Sri Lankalı serbest gazeteci ve araştırmacı Nuwan Senarathna:

“Türkiye küresel güçler tarafından yeni oyun alanı hâline getirilmek isteniyor. Ve ne yazık ki bu durum masumların ölmesine sebep oldu. Böyle bir travmadan kurtulmak kolay bir iş değil. Bu yüzden her vatandaş elini taşın altına koymalı ve sorumluluk almalı.”

“OYUMUZ YOK DUAMIZ VAR”

Bosna Hersek ile İlişkileri Geliştirme Merkezi (BİGMEV) Ülke Koordinatörü Samir Vildic:

“Elimden tutulmasaydı, köyümde çoban olarak kalırdım. Türkiye’de okuduğum süre zarfında Erdoğan’ın geniş vizyonunu görme imkânım oldu. Erdoğan bin türlü belâ ile boğuşan İslam dünyasının meselelerine çözüm noktasında cesaret veriyor. O sadece Türklerin değil, bütün Müslümanların lideri. Türkiye’nin derdi, davası, yolu ve 1.5 milyar Müslümanı ilgilendiriyor. Referandum sürecinde Türkiye’nin istikbali için oy hakkımız yok, ancak dualarımız var.” 

Türkiye gazatesi/İsmail Okan Ukav – İstanbul

Milli İrade Platformu tarafından organize edilen “15 Temmuz Şehit Yakınları ve Gaziler Programı” Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, 15 Temmuz gazileri, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dininde şehitliğin önemine değinerek, “Kuru kuruya toprak vatan olmaz, o arazidir. Eğer o arazi şehit kanları ile yoğrulmuşsa o vatandır. Bu toprakları bize yurt yapan şühedadır. Yüzyıllardır Anadolu şehit kanları ile yoğrula yoğrula vatan olmuştur. Şehitlerimiz aynı zamanda istiklalimizin de ebedi sembolleridir. Bizler sadece ülke içinde değil, dünyanın 34 ülkesinde 78 şehitliği olan milletiz. Dünyada bu kadar şehitliğe sahip olan başka bir ülke yok. Malta’dan Hindistan’a, Bosna Hersek’ten Yemen’e kadar 3 kıtada şehitliklerimiz var. Nerede zulüm varsa ecdadımız oraya gitmiş. Donanma göndermiş. Sadece bir zulüm için. Şimdi birileri diyor ya ne işimiz var Suriye’de. Biz her bir şehitliğimizi o topraklara vurulmuş mühürlerimiz olarak görüyoruz. Onların aziz hatırlarına sahip çıkıyoruz. Gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koyan yiğitlerimiz için ne yapsak azdır. Her şeyin bir karşılığı vardır ama can borcunun bir bedeli olamaz. Canın sahibi hazreti Allah’tır. Karşılığını verebilecek yegane mekan da oradadır” ifadelerini kullandı.

Büyük milletlerin imtihanının da çetin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ciddi kararlar, büyük bedeller ödemeyi gerektirir. Biz 1071’de büyük bir karar verdik. Aynı şekilde 1453 yılında İstanbul’u fethettiğimizde yine böyle bir karar verdik. Birileri 1453 yılında İstanbul’u kaybetmenin acısını yüzyıllardır unutamadı. Birileri Balkanlara, Kuzey Afrika’ya, Akdeniz’e, Karadeniz’e damgamızı vurmamızın kızgınlığından kurtulamadı. Asırlardın bu cennet toprakları kaybetmenin üzüntüsü ile yaşıyorlar. Bunun bedelini de milletimize ödetmek istiyorlar. Zayıf anımızı kollamalarının sebebi budur. Elbette böyle bir coğrafyayı vatanlaştırmanın bedeli vardır. Bizler bu toprakları kendimize yurt edindiğimiz 1071’den beri bunun bedelini ödüyoruz. Çanakkale bu mücadelenin ete küreğe bürünmüş halidir. Sevr bu saldırıların diplomasideki yansımasıdır. Kurtuluş savaşı bu bin yıllık mücadelenin zirvesidir. Yüzyıllardır saldırın yöntemi, aktörü değişse de hedefi gayesi değişmemiştir. Bu hedef Türkiye’dir. Bu milletin temsil ettiği kadim değerlerdir. Bu hedef Konstantiniye’yi İstanbul yapan inançtır. Bu hedef Anadolu’yu bir nakkaş titizliğiyle camiler, medreseler, vakıflar ile süsleyen medeniyet birikimidir” şeklinde konuştu.

“Ah Kılıçdaroğlu hayatın yalanla dolu”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesinde havalimanından çıkış görüntülerini yorumlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeşilköy Havalimanı’na indiğimde orada on binlerce kişi varken, orada tüm o geceyi yönetmeye başladığımızda birileri bana şunu söyledi: ‘Az önce VIP’den birileri geldi geçti’ Şaşırdım. Yahu olur mu? ‘Bir darbe girişiminde bulunulursa tankların önünde ilk ben dururum’ diyen birisidir bu adam dedim. ‘Yok yok’ dedi gitti. Şimdi görüyoruz ki tankların önünde ışıldaklı bir araçla görüşmeler yapılıyor ve ondan sonra o araca binip bir yere gidiyor. Onu da öğreniyoruz ki Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gitmiş. Oteller kapalıymış girememiş. Hani sen ‘tankların önüne önce ben çıkarım’ diyordun. ‘Cumhurbaşkanı geliyor eğer beni haberdar etseydi beklerdim’ diyor. Ben tüm Türkiye’ye çağrımı yaptım. Halkım meydanlara indi. İşte millet burada, kendisi nerede. İşte tankların üzerine yürüyenler burada, kendisi nerede. Ah Kılıçdaroğlu hayatın yalanla dolu. Bir yalan makinesi olarak çalıştın” diye konuştu.

“Bunlar medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardır”

16 Nisan’da yapılacak referandumun bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Pazar günü milletimiz 15 Temmuz’un bedelini ödetecektir. Bir tarafta Kandil var ‘hayır’ diyor. Bir tarafta İmralı var ‘hayır’ diyor. Bir tarafta Pensilvanya var ‘hayır’ diyor. Kişi sevdikleri ile beraber haşrolunacaktır. Bunu kimse sağa sola çekmesin. Kim kiminle yürüyorsa onla beraberdir. Bunların yolu belli, bu milleti parçalamak isteyenler ‘hayır’ diyor. Bizler 30 yıldır bu ülkede bölücü terör örgütlerinin yanında, bunları üzerimize salan odaklarla mücadele ediyoruz. Esasında asıl kavgayı perde gerisinde güçlerle veriyoruz. Almanya’da, Belçika’da, Hollanda’da, İsviçre’de, İsveç’te bu güçlerle mücadele ediyoruz. Bizim dışişleri bakanımıza uçuş izni verilmiyorsa, aile bakanımız arabanın içerisine mahkum ediliyorsa, kadın haklarından bahseden bu terbiyesizler bir bayan bakana bu şeklide muamele ediyorsa bunların medeniyetten yana nasibi yoktur. Bunlar medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardır. Bunlarda medenilik yok.”

“20 ayda 10 bin 500 terörist etkisiz hale getirildi”

Kürt kökenli vatandaşlara da çağrıda bulunan Erdoğan, “Bölücü terör örgütünün 1984 yılından beri hunharca katlettiği insanların çoğunluğunu Kürt kardeşlerim oluşturuyor. Bu Pazar aynı zamanda benim Kürt kardeşlerimin de sınavıdır. Artık kimse ‘bizi tehdit ediyorlar’ diyemez. Türk silahlı kuvvetleri, polisimiz hepsi Güneydoğu’da Doğu’da bunların sırtındadır. 20 ayda 10 bin 500 terörist etkisiz hale getirilmiştir” dedi.

“Sen danışıklı dövüş ile oradan kaçıp gittin”

Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanı ve Başbakan darbeyi örtbas etmek istiyor” iddialarına da yanıt veren Erdoğan, “Sen danışıklı dövüş ile oradan kaçıp gittin. Şu anda cezaevlerinde binlerce kişi var. Bunları yürütme organı olarak içeri alan sen misin. Biz aldık. Bunlar yargılanıyorlar. Akıbetleri ne olacak. Yargı kararını verecek” ifadelerini kullandı. 

“Bunlar din suikastçısı”

FETÖ’nün Gezi olayları ve 17-25 Aralık darbe girişiminin başarısız olması üzerine 15 Temmuz’da darbe girişimine kalkıştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece yaşananlar sadece kalleş bir darbe girişimi değildir. Ayın zamanda FETÖ eliyle vatanımızı işgal teşebbüsüdür. Sizler o gecenin en yakın şahitlerisiniz. Asker elbisesi giymiş teröristlerin milletin üzerine nasıl bir pervasızlıklar saldırdıklarını iyi biliyorsunuz. Bunlar üstat Necip Fazıl Kürek’in ifadesiyle çilesiz, hikmetsiz din suikastçısıdır. Hainlerin birbirleri arasında yaptığı yazışmalar bu katil sürüsünün ruh halini ortaya koyuyor. ‘Vurun, öldürün, acımayın, üzerine sıkın, her şey serbest’. Bu tür emirlerin havada uçuştuğunu görüyoruz. Yok ettiklerini sandıkları görüntüler, birer birer ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

“Mert direnir, namert kaçar’

Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe” iddialarını sert bir dille eleştiren Erdoğan, “Aslında o geceki hadiselerin bal gibi darbe teşebbüsü olduğunu kendisi de biliyor. Ey Kılıçdaroğlu 7 Ağustos’ta Yenikapı’ya niye geldi. Ben seni çağırdığımda önce olumsuz cevap verdin. Sonra son anda geleceğini bildirdin. Geldiğinde böyle konuşmuyordun. Aradan 1 hafta geçti ‘Yenikapı ruhu bitmiştir’ dedi. Sen Yenikapı ruhunu anlamadın ki bittiğini anlayasın. Düşünün ülkemizin birçok yerinde insanlarımız o saatlerde çıplak elleri ile darbecilere direniyor. Ellerinde silah yok, bayrak var, imanı var. 15 Temmuz şehitleri köprüsünün üzerinde tanklar vatandaşlarımıza ateş ediyor. Genelkurmay Başkanlığı önünde vatandaşlarımıza kurşun sıkılıyor. Bu zat oradaki tankların arasından rahatça geçip kendini Bakırköy’e atabiliyor. 12 dakika kiminle telefonla görüştün ey Kılıçdaroğlu. Demek ki darbecilerin radarları Kılıçdaroğlu’nu algılamıyor. Yaptıkları ortadayken hicap duyup milletten özür dilemek yerine ’15 Temmuz kontrollü darbe’ diye iftira atıyor. İnsanda haya olur, edep olur. Madem direniş göstermedin bari o gece canlarını ortaya koyanlara saygı dur. Madem sözünün eri olamadın bari tankların üzerine çıkan kahramanları incitme. Ne demişler ‘mert direnir, namert kaçar’. Zaten darbecilere direnmek herkesin harcı değil. Biz bu zatın asıl karın ağrısını iyi biliyoruz. Bu zat oturduğu kontrollü koltuğun diyetini ödüyor. Bu zat o gece darbeciler verdiği sözü yerine getiriyor. Bunun için FETÖ’nün avukatlığını yapıyor. Emin olun dile getirdiği iddiaların hiçbiri kendine ait değil. Bunların tamamı 15 Temmuz gecesi suçüstü yakalanan FETÖ’nün paçayı kurtarmak için servis ettiği iftiralar. Pensilvanya senaryoyu yazıyor, ana muhalefet sergiliyor. Gazi Mustafa Kemal bunları görse, kurucusu olduğu partinin Pensilvanya’nın partisi haline dönüşmesine herhalde çok üzülürdü.”

Selim Bayraktar
 

Başbakan Binali Yıldırım, İzmir temaslarının üçüncü gününde işadamları ve dernek temsilcileri ile buluştu. Kaya Termal Otel’de gerçekleşen buluşmaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, AK Parti İl Başkanı Bülent Delican, AK Parti İzmir milletvekilleri, iş dünyası,, dernek ve medya temsilcileri katıldı.

“2016 zor bir yıl oldu”

15 yıl boyunca milletten alınan güç ile memleketin her köşesini doğudan batıya, kuzeyden güneye imar ettiklerini, yaşam şartlarını geliştirdiklerini belirten Başbakan Yıldırım, “Ülkemiz zor günler geçirdi. Bu zor günleri yine birlik beraberlik içerisinde bugünlere geldik. 2016 yılı siyaset için de iş dünyası için de zor bir yıl oldu. Yaşanan ekonomik krizin etkileri, ayrıca 15 Temmuz darbe girişimi bizim hesap etmediğimiz ama yüzleşmek zorunda kaldığımız ve büyük bedel ödediğimiz bir olaydır. Bütün bunarla rağmen Türkiye OECD ortalamasından iki kat büyümeyi başarmıştır. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin notunu kıranlara, yatırım yapılamaz diyenlere o gün söyledik, bu kararı değiştireceksiniz dedik. Önceki tahminlerini şimdi değiştiriyorlar, daha olumlu öngörülerini paylaşıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Demokrasi, ayağını kaldırdıklarında izine Türkiye’nin basmasıdır”

Türkiye’nin bölgede ve dünyada güçlendiğini dile getiren Başbakan Yıldırım, “Bölgenin coğrafyası yeniden şekilleniyor. Bu değişimde Türkiye’nin güçlü olması, ayakta kalması aksi halde gelecek sorunları yaşamakla kalmayacağız, bölgedeki yönetim zafiyetlerini ve karışıklıkların bedelini ödemek zorunda kalacağız. Böyle bir kritik zaman dilimi içerisindeyiz. Allah aşkına şöyle bir bakın, Türkiye’ye yönelen eleştirilere dikkatlice bakın, içeride ve dışarıda. Bunları iyi okumak lazım. Dünyanın gelişmiş ülkeleri başta olmasak üzere birçoğu, Türkiye’de yapılan işlerin olumsuz algılanması için her şeyi yapıyor. Onlara göre Türkiye hiçbir işi doğru yapmıyor, Türkiye gittikçe demokrasiden uzaklaşıyor. Onların anladığı demokratikleşme, gelişme; onlar ne söylerse onlar ayağını kaldırdığında izine Türkiye’nin basmasıdır. Anladıkları budur. Türkiye edilgen olsun. Türkiye’nin dünya meseleleri bölge meseleleri hakkında kendi öngörüsü olmasın. Başkaları senaryoyu hazırlasın, Türkiye’de bunun içinde yer aldı. Bunu yapmak isteyenlerin sırtında yumurta küfesi yok. Bizim Irak ile Suriye ile bin 365 kilometre hududumuz var. Biz aynı adan üç terör örgütü ile savaşıyoruz. 3 milyon ülkesinden canını kurtarmak için kaçan Suriyeli mülteciyi misafir ediyoruz. Böyle bir ülkeyiz” diye konuştu.

“Size mi soracağız, siz mi oy vereceksiniz”

Konuşmasında Avrupa ülkelerini de eleştiren Başbakan Binali Yıldırım, “Efendim, ‘Türkiye niye bu değişikliğe gidiyormuş.’ Size mi soracağız? Siz oy mu vereceksiniz, oy hakkınız mı var? Bunun kararını 80 milyon vatan evladı verecek. Herkes yerini yurdunu bilecek. Yönetmeye kalkmayacaksınız. Ama fikirleriniz söyleyin, konuşalım. Türkiye’nin geleceğine kast eden, askerine kurşun sıkan, güvenliğini tehdit eden terör örgütleri ile işbirliği yapacaksınız. Ondan sonra da ‘Türkiye’nin müttefikiyiz’ diye ortada dolaşacaksınız. Bölgede herkes umudunu Türkiye’ye bağlamış durumda, güçlü olmak zorundayız” şeklinde konuştu.

“82 model araba o zaman iş görüyordu”

Türkiye’nin üç kat büyüdüğüne işaret eden Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:
“Türkiye artık hesaba katılan ülke haline geldi. Ülkeleri sayarlar ve diğerleri derler. Diğerleri değil, Türkiye dünyaya yön veren 20 ülke arasında. Türkiye’de bölgedeki politikaların kararını veren ilk üç ülke arasında. Ülkemizin gücünü görelim. Anlamsız tartışmalarla hem ülkemize yazık ediyoruz, hem de geleceğimize olumsuz katkı sağlıyoruz. Bunu Türkiye hak etmiyor. Bütün olumsuzluklara rağmen üretimde güven endeksi, ihracat, atıyor. 2017’nin ilk üç ayında göstergeler gittikçe iyi gidiyor. Dünya Kalkıyor siyasetçilerimiz kampanya yapacak. Korku, tehdit, karamsarlık. Kardeşim değişimi anlat. 82’de bu ülkenin bölünmüş yolu yok, otoyolu yok. 82 model araba o zaman iş görüyordu. Şimdi İstanbul-Ankara otobanında vitesi bozuk, şanzımanı dağılan otomobille nasıl gideceği.z Yollar güzel, yollar açık araç lazım. Yolları birleştik, otoyollar yaptık, açtık. Şimdi anayasa otoyolu açılacak onu da siz açın. Ama bizim gücümüz yetmiyor yapabilsek onu da yaparız. Zaten çaresiz kaldığımızda size geliyoruz. 2007’de çaresiz kalmadık mı? Cumhurbaşkanı seçmek istedik, seçemedik. Hukuk literatürüne yeni bir icat getirildi. Çözüm millet dedik, millete geldik. Millet de dedi ki Türkiye’nin cumhurbaşkanını ben seçiyorum dedi, Recep Tayyip Erdoğan’ı seçti mi millet. 2014’te göreve geldi ve o tarihten sonra Türkiye’de her şey değişti.”

“İçimiz kan ağlıyor”

Tek parti olsaydı Türkiye’nin 5 kat büyüyeceğini belirterek Güney Kore örneği veren Başbakan, “Güney Kore’de Türkiye 70’li yıllarla hemen hemen aynı. İstikrarsızlık yüzünde başkanlık sistemine geçti. Şimdi 30 milyon dolara dayandı. 87’den bugüne 6 başkan değişti. Biz hala 11 bin dolardayız. Çünkü 87’den bu yana her bir buçuk yılda bir hükümet değişmiş” dedi.

15 yılda çok sorunlar yaşadıklarını ama her şeyi içlerine attıklarına işaret eden başbakan Binali Yıldırım, “Diyorlar ki ’15 yılda ne istedinizdi yapamadınız?’ Evet güzel soru. Ama içimiz kan ağlıyor. Biz her şeyi paylaşmadık. Biz iş yaptık ama her türlü engellemeye rağmen yaptık. Şeytan taşlamaya vakit buldukça yaptık. Onlar olmasaydı ne kadar fazla iş yapardık hayal edebiliyor musunuz. 82 anayasası iş yapma için değil milli iradenin kontrol edilmesi için, çekişme, çatışma için kurulmuş. İki güçlü irade tanımlanıyor, ikisi anlaşırsa ne ala ve anlaşamamış” ifadelerini kullandı.

“8 Ocak’ta muhtıra yedik”

Başbakan Yıldırım, 8 Ocak 2003’te muhtıra aldıklarını açıklayarak, “Kasım ayında iktidara geldik. 8 Ocak’ta muhtıra yedik. 27 Nisan’dakinden daha keskin. O gün Diyarbakır’da uçak düştü ve gündemde kaynadı gitti. Daha bir şey yapmamışız be kardeşim. Ne laiklik bırakmışız ne cumhuriyetin temel değerlerini böyle bir şey olur mu” diye konuştu.

“Ağızlarından bal damlıyor, birden kara sevdalı oldular”

Muhalefetin sistem üzerinden Binali Yıldırım’ın başbakan olarak kalması sözlerini anımsatan Yıldırım, “‘Biz Binali beyi severiz, kalmasını istiyoruz.’ Ağızlarında bal damlıyor, birden bire bana karasevdalı oldular. Kardeşim siz çalışında memleketinizi sevin. Çalışın çabalayın da iktidar olun. Bu sistem herkese iktidar yolu açıyor. Yarın bu adı kadar inanıyorum evet de geçecek. İdeolojik partiler etnik temele dayalı partiler asla iktidarı görem3zle.r Her bölgeden oy almanız lazım. İkinci güzel yanı iktidar sandıkta verilecek. Yani Türkiye partisi olmanız lazım. Temsilde adalet” dedi.

“Amerika anlamıyor, Avrupa’ya şaşkınlık geliyor”

Avrupa ülkelerinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tavırlarını hatırlatan Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:
“Amerika anlamıyor, Avrupa’ya şaşkınlık geliyor, bu darbe nasıl oldu? 3 gün sus pus. Dördüncü günde dedikleri ‘Bu darbecileri fazla hırpalamayın. Peki 249 şehidin hesabı kim verecek? İşte seçim kampanyalarında yaptıklarını gördük. FETÖ, PKK baş üstünde her türlü imkan televizyonlar, gazeteler kullandırıldı. Türkçe başlıklı gazete çıkardılar. ‘Hayır’ verin diye. Ama bize evet kampanyasını yaptırmadılar. Atlarıyla, itleriyle insanların üzerine sürdüler. Vatandaşlarımız bir öncekinin çok daha üzerinde bir katılımla cevabını verdiler. Türkiye’’yi kimse yönetmeye kalkmasın. Artık eski Türkiye değil. Savunma sanayini yüzde 24’ten 65’e çıkarmış. her şeyi yapabilecek güçte Türkiye, istediği her ihtiyacını da görebilecek güce erişmiştir.”

“İzmir’i yanımda görmek istiyorum, yoruldum, biraz destek”

İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin yaparken birçok engellemelerle karşılaştıklarına dikkat çeken Başbakan Yıldırım, “Babamın işi mi İzmir’in işi kaç sefer engellediler. Ama inatla murat dedik bitirdik. Bu sene ihaleye çıkıyoruz. Eğer bizi bu işlere takılıp havlu atsaydık bu kadar işi yapamazdık. Ama bu mücadelede ben İzmir’i yanımda görmek istiyorum. Yoruldum, biraz destek” şeklinde konuştu.

“İzmir denize dökmez sandığa gömer”

Başbakan Yıldırım, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un denize dökeriz sözlerini hatırlatarak, “İzmir denize dökmez ama sandığa gömer” ifadelerini kullandı.
İşadamlarına iyi bir ekonominin siyasi istikrardan geçtiğini hatırlatan İl Başkanı Bülent Delican, “Bugün Türkiye Başbakanımızın önderliğinde çok büyük adımlar atıyor. Biz bu yolda Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyete çıkmak için hızla çalışıyoruz. Başbakanımız bu kente geldiğinde İzmir’in havası değişiyor. Yüreği İzmir için atan bir Başbakanımızın olması göreceksiniz ki İzmir’i Türkiye’nin birincisi yapacak. Bu potansiyel bizde var” dedi. 

Mihrap Düzöz – Halil Karahan
 

TGRT Haber Ankara temsilcisi Batuhan Yaşar soruyor, Başbakan Binali Yıldırım İzmir’den canlı yayında cevaplıyor.

İşte Başbakan Binali Yıldırım’ın TGRT Haber’de yaptığı önemli açıklamalar;

Batuhan Yaşar: Yayınımıza hoş geldiniz.

Binali Yıldırım: Hoşbulduk Batuhan kardeşim, inşallah yayınınızla vatandaşlarımıza buluşacağız. Teşekkür ediyoruz, böyley yaygın bir dağıtım hattı kullandığınızdan dolayı çok fazla vatandaşımıza buluşma fırsatımız oldu.

Batuhan Yaşar: BaşbakanTGRT’de hashtagi ile de bize ulaşıyor olacaklar online olarak. Her gün koşturmacanız var.

Binali Yıldırım: Son günlere girdik, dolayısıyla talep çok hepsini karşılamamız da mümkün değil, 3 gün İzmir’e ayırdık ve bugün 3. gün. Başka programlarımız da var, Ankara var, Cumartesi İstanbul var böylece koşuyu tamamlamış olacağız.

Batuhan Yaşar: Gerçekten bütün bu yoğunluğa rağmen vakit ayırdınız teşekkür ederiz. İzmir, İzmir’de adeta kamp kurdunuz, 1 haftadır buradasınız özellikle 7 Haziran ve 1 Kasım’a baktığınız zaman İzmir’de beklentiniz ne?

Binali Yıldırım: Kampanya süresinde İzmir’e 4 gün geldim, Anadolu’nun bir çok şehrini dolaştık. 3. gün İzmir’deyiz, İzmir’e daha çok gelmem gerektiğini biliyorum ama memleketin her köşesinde vatandaşlarla buluışmaya çalışıyoruz. Iğdır’dan başladık, İzmir de olmak üzere bir kısmını biz, bir kısmını partimiz özellikle Cumhurbaşkanımız büyük şehirlerde oldu. Bazılarını ortak yaptık. Şehirlerde bir paylaşma oldu.

Batuhan Yaşar: İzmir İle ilgili bir beklenti var mı? İzmir CHP’nin kalesi derler ama siz ona karşı bir söylem söylemiştiniz ‘Ben bir tek kadife kale tanırım’ diye.

YENİ SİSTEM NELERİ GETİRİYOR?

Binali Yıldırım: Bu bir genel seçim değil, biz bir halk oylaması yapıyoruz. Bu oylamada da Türkiye geleceğine karar verecek, bundan sonra ki Anayasa değişikliği ve yönetim sisteminde değişikliğe gidiliyor. Türkiye bugün, BAşbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yani parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı ve hükümet sistemine taşınan bir sisteme geçiş yapılacak. Vatandaşın oluru ve onayı alındıktan sonra inşallah olumlu çıkacak ve ondan sonra yapılacka ilk genel seçimde 2019 3 Kasım olarak ön görülüyor, normal şartlarda. Bu şartlarda artık yeni sisteme göre seçim yapılacak, yani 2 sandık konulacak birinde milletvekilleri seçilecek, diğerinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Aynı bugün belediye seçimleri gibi. Sonuçlar açıklandığında Türkiye’yi 5 yıllığına yönetecek Cumhurbaşkanı belli olacak aynı zamanda TBMM üyeleri ve vekilleri de seçilmiş olacak. Seçimler ayrı yapılmamış oluyor, bu yeni modelde garantili hükümet sistemi geliyor.

Seçim mutlak iktidarı sağlıyor. Yani, parçalı iktidar söz konusu değil. Verilen oyların yüzde 50+1’ini almadan Cumhurbaşkanı seçilemiyorsunuz bu oyu alınca iktidar oluyorsunuz ve 5 sene boyunca ülkeyi yönetiyorsunuz.

Yangın, Tekirdağ’ın merkez ilçesi Süleymanpaşa’ya bağlı Turgut Mahallesi Hoca Veli Sokakta bulunan 4 katlı bir binanın en üst katında meydana geldi. İddiaya göre, İ.G. isimli vatandaş, evinin önünde “Karımı getirin. Getirmezseniz evimi yakarım” diyerek yaşadığı apartmanın çatı katını ateşe verdi. Apartmanın çatı katından dumanların yükseldiğini gören diğer vatandaşlar ise durumu itfaiye ekiplerine bildirmesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye aracı, polis ekibi ve sağlık ekibi sevk edildi.

Mahalle sakinleri sokağa döküldü

Olay yerine kısa sürede gelen itfaiye ekipleri, ulaşılması zor olan apartmanın çatı katında çıkan yangına müdahalede bulunarak başarılı bir çalışma sonucu yangını söndürdü. Öte yandan yangını gören çok sayıda mahalle sakini ise sokağa dökülüp, gece geç saatlere kadar itfaiye ekiplerinin yangını söndürme çalışmalarını izlerken, polis ekipleri de çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı.

Olay anına tanıklık eden bir vatandaş, “Çocuk zaten kendi halindeydi karısını istiyordu gelsin diye. ‘Karımı getirmezseniz yakarım evi’ dedi yaktı. Sonra içeri girdi iyice tedirgin olduk. Baktık içeri girdi alev çıkıyor sonra zaten itfaiye ekiplerini aradık.” ifadelerini kullandı.

İkamet ettiği apartmanda yangın çıkardığı iddia edilen İ.G. isimli vatandaş polis ekipleri tarafından gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. 

Halil Dağ

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, 16 Nisan halk oylaması çalışmaları kapsamında Sakarya’da Doğu ve Güneydoğu dernek başkan ve üyeleri ile bir araya geldi. Programa katılan vatandaşları Kürtçe selamlayarak konuşmasına başlayan Eker, “Biz devletin başında, tepesinde kavgayı ihtilafı, çatışmayı, iki başlılığı sona erdirmeyi düşünüyoruz. Bu paket devletin yönetimindeki iki başlılığı ortadan kaldıracak. İki kaptan bir gemiyi batırır” dedi.

Anayasa değişiklik paketinin, devlet yönetimindeki çift başlılığı sona erdireceğini söyleyen Eker, “Devlet idaresinde Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında ihtilaf varsa yetki çatışması olursa o ülkede, ülkenin yönetiminde problem çıkar. Bizi bu münakaşadan, bu yetki çatışmasından, devlet yönetimindeki çift başlılıktan kurtaracak bu anayasa değişiklik paketi” diye konuştu.

Türkiye’nin koalisyonlar zamanında hep geri gittiğini, hiç ileri gitmediğini vurgulayan Eker, “Koalisyon zamanlarında kavgalar oldu, çekişmeler oldu, ihtilaf oldu sadece bakanlar kurulu üyelerinin sayılarını artırdılar her koalisyon ortağı daha fazla bakanlık alması için. Kemal bey diyor ki, efendim diyor yeni sistemde diyor çok bakan atayabilecekler. 35 tane bakan vardı, Tayyip Erdoğan Başbakan oldu bunu 25’e düşürdü. Düşüren biziz, senin partin koalisyonlar döneminde bunu aldı 35’e 37-38’lere çıkardı, bunu biz düşürdük” şeklinde konuştu.
Anayasa değişik paketini üç ana başlıkta topladıklarını ifade eden Eker, “Birincisi devletin yönetiminde çift başlılığı ortadan kaldıracak, koalisyonlar dönemini kapatacak, devlet yönetiminde istikrar olacak. Bürokrasi ve bürokratik vesayet ile mücadele kolaylaşacak. Türkiye’nin büyümesi, ekonomik olarak ileriye gitmesi içinde büyük sıçrama ve hamle yapmamızı sağlayacak. İşin aslı, esası bu” ifadelerini kullandı.

Askeri darbe anayasasının değişmesinin gerektiğini ifade eden Eker, konuşmasının sonunda, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında hepimiz kardeşçe bayrağımız altında yaşarız. Bu konuda hiçbir tereddüdümüz yok. Bunun için bu askeri darbe anayasasının değişmesi lazım. Bu akşam sizden talebim budur. Evet oylarını çok yüksek düzeyde çıkarırsak Türkiye’nin düşmanlarına Almanya’ya, Avusturya’ya, İsviçre’ye en güzel cevabı vermiş oluruz” diyerek sözlerini tamamladı. 

Burak Can Tokyürek