İdeal bedene ulaşmanın öneminden bahseden Dr. Fevzi Özgönül, “Fazla kilo yani aşırı miktarda vücutta yağ birikmesi, sağlık durumunu hemen etkileyen ve kişileri ciddi sağlık problemlerinin içine çeken kilolar yüzünden pek çok insan yaşam kalitesini kaybetmektedir. Kilonun zararları oldukça fazladır. Tabii ki zayıf olmakta tamamen sağlıklı olmak demek değildir. Aslında önemli olan en ideal bedene sahip olmaktır” dedi.
İdeal bedene dönebilmek için kilolu kişinin vücudu için gerekli olan protein, yağ, vitamin, mineral ve karbonhidratları,yiyeceklerle beraber alması gerektiğini kaydeden Dr. Özgönül, “Onları sindirebilmek için de biraz hareket etmesi yeterli olacaktır. Sonrasını ise bedenin aklına bırakıyoruz. Zaten ideal bedenimiz içerisinde ideal bir ağırlık taşır. Sonuç olarak biz de kendiliğinden küçülmüş ve bize ait olan ideal kilomuza dönmüş oluruz” diye konuştu.

İdeal bedene dönüp fazla kilolardan kurtulmak için bedenin güçlü olmasının, sağlıklı çalışmasının ve en önemlisi ihtiyacı ne kadarsa, o kadar beslenmesinin gerektiğini belirten Dr. Özgönül, “Bedeninizin sizin olan ideal bedene dönebilmesi için kullanacağınız herhangi bir ilaç yoktur. Bitkisel çaylar ve kürler de tek başına yararlı olmaz hatta bazen yanlış kullanılırsa zararlı bile olabilir. Özellikle diyet yapmak ve bedeninizi ihtiyacından az beslemek, sadece ideal olan her şeyden uzaklaşması demektir. Aşırı spor yapmak da ideal bedeni geri kazandırmaz. Bizler, sadece sizin olan ideal bedene nasıl ulaşabileceğiniz konusunda rehberlik yapıyoruz. Bu rehberlik işimizde; Pusulamız, sizin iştahınız.Yardımcılarımız ise doyana kadar yediğiniz besleyici yemekler oluyor.Size ne yediniz ve ne kadar yediniz diye sormuyoruz. Yedikten sonra ne hissettiğinizin önemini anlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Zayıflamak için Karboksipunktur”
Beden aklı ile zayıflama tedavisini hızlandırmak için karboksipunktur yönteminden bahseden Dr. Fevzi Özgönül, “Karboksipunktur, akupunktura benzer bir uygulama. Her iki kulak kepçesi, çene altı ve el bileklerin ön yüzündeki özel noktalardan cilt altına 1-2 cc lik oksijen ve karbondioksit gazı verilerek yapılıyor. Karboksipunktur uygulamasında vücudun daha hızlı yapılandırmaya geçebilmesi için, endokrin sistem bütünüyle uyarılıyor ve bağ dokusunun tamiri ve vücudun sıkılaşıp küçülebilmesi ve gerekli olan besinlerin emilimine yardımcı olmak için, sindirim sistemi uyarılıp gerekli sindirim enzimlerinin salgılanması sağlanıyor. Böylelikle vücudumuz daha hızlı küçülüp ideal bedene daha kolay geliyor” şeklinde konuştu. 

Zeybekci, kamera kayıtlarında Meclis’e ilk geldikleri yerin Dikmen kapısındaki nizamiye alanının olduğunu belirterek, bu noktanın üstlerine ilk ateş edildiği alan olduğunu kaydetti. Yanında oğlunun da bulunduğunu söyleyen Bakan Zeybekci, “Duvarlara kurşunların geldiği, üstten ağaç dallarının üzerime düştüğü an burası. Ondan sonra, yanımda oğlum var, koruma arkadaşlarımız var ve ben duvarın öbür tarafına atlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“ATEŞ EDİLDİĞİNDE MECLİS’E DOĞRU GİDİYORDUK”

Dakika dakika yaşanılan anları anlatan Bakan Zeybekci, “Ateş edildiğinde biz Meclise doğru gidiyoruz, burada güvenlik arkadaşlar Dikmen Kapısındaki o nizamiye kulübesine giriyorlar. Bizim Meclise girdikten sonra, evet, uzaktan görüntümüz orada. Orada ateşi yedikten sonra çözüyoruz, sonra duvardan öbür tarafa atlıyoruz. Karşıda iki tane bina var, orayı direkt gören, sonradan baktım ertesi gün veya sonra günlerde merak ettim çünkü baktım, Genelkurmay çatısı. Genelkurmay çatısı bizim olduğumuz yeri direkt karşıdan gören bir yer” diye konuştu.

“Allah korudu memleketimizi, milletimizi” diyen Bakan Zeybekci, konuşmasında şunları kaydetti:

“O gün tankın üzerine yürüyenler, o gün Boğaz Köprüsü’nde ateş edilirken elinde bayrakla dimdik duranlar ve hemen aşağıda, biz burada bunlarla yaşarken hemen altımızdaki Genelkurmay kavşağında üsten helikopter o iz mermili ağır makineliyle aşağıya ateş ederken ona karşı bayrağını sallayan, tekbir getirenlerin yanında bizim yaşadıklarımız, ben sadece diyorum ki ne ki. Ama o gün bu millet dünya demokrasi tarihine geçecek bir demokrasi zaferi yazdı, sivil Türk demokrasi devrimi yazdı o gece bu millet. Bu milletin, Cumhurbaşkanımızın zaman zaman söylediği gibi, bu milletin önünde saygıyla eğiliyoruz. Onlar sayesinde bugün memlekette bayrak dalgalanıyor.”

Benan Özben 

 

Lisede üniversiteli gibi olma heyecanını öğrencilere yaşatmayı hedefleyen Nişantaşı Üniversitesi, Londra’da düzenlenecek lise yaz okulu programına katılacak liseli öğrencilerin LSE sertifikası almaya hak kazanmalarını sağlayacak.

LSE programa katılmak isteyen öğrencilerin sadece İngiltere’ye gitmeden önce online olarak yapılacak olan seviye belirleme sınavından geçer not almaları yeterli olacak.

2-15/16-29 Temmuz 2017 de 2 dönem olarak uygulanacak programa her dönem, 15 LSE, 15 intensive English öğrencisi olmak üzere toplam 30 öğrenci katılabilecek.

Nişantaşı Üniversitesi Program Koordinatörü ile her 10 öğrenci için ayrı görevlendirilmiş öğretmenler ve konaklamanın özenle seçilmiş öğrenci evlerinde gerçekleşeceği program, liseliler için bir deneyim ve gelişim imkanı sunacak olup, Nişantaşı Üniversitesi vize işlemleri için yönlendirme, grup uçuş planı hazırlanması gibi süreci kolaylaştıran takiplerde de veli ve öğrencilerinin yanında yer alacak.

Lise öğrencilerine sorumluluk sahibi olmayı öğreterek teoriyi pratiğe dönüştürmeye olanak tanımak, dil özgüvenini geliştirmek, sosyal ve kültürel kazanımlar sağlamak, ekip olmayı, birlikte yaşamayı öğreterek takım çalışmasına yatkınlığı arttırmak, farklılıklara saygıyı ve hoşgörüyü öğretmek, yeni arkadaşlıklar edinmeyi sağlamanın da hedeflendiği programda öğrencilerin vizyonlarını genişletecek aktiviteler de “Nişantaşı Üniversitesi Lise Yaz Okulu” programı çerçevesinde uygulanacak.

Uzman Psikolog Özge Genlik, “Evlilik ‘ben’in ‘biz’ e dönüşümü ve ‘bir’e doğru yolculuğundaki görkemli bir sanattır; öz güzelliğin yaratıcı bir şekilde dışa vurumunu ifade eder. Evlilik bir bilimdir her an kendi öz benliğiniz ile yüzleşirken doğru-yanlış ikileminden mesafe alarak gerçeklik ile sizleri yüzleştirir” dedi.
Türkiye’de evlilik oranlarının hızla ivme kaybederken eş zamanlı olarak boşanma oranlarının hızla yükselişinin sergilendiğini kaydeden Genlik, “Boşanmanın zeminindeki en önemli etkenler geçimsizlik, ilgisizlik, aşkın sona ermesi, şiddet, stres, sosyo-ekonomik istikrarsızlık gibi ortaya konulsa da bir evliliğin sona ermesinin zemininde kök salan en önemli neden: bireyin kendisi ile yüzleşmekten vazgeçmesidir. Evlilik süreci derinleştikçe partnerler birbirlerinin en iyi ve en kötü niteliklerini birbirlerine yansıtırlar. Tüm ilişkilerimiz bizi bize yansıtan aynalar vazifesi görmektedir. Evlilik sürecindeki ilişki ise her an bizi bize yansıttığı için kendimize yönelik tahammülsüzlüğümüz neticesinde sürekli olarak karşımızdaki partnerimizi değiştirmeye yöneliriz. Halbuki her ilişkide öncelikle odaklanacağımız kişi kendimiz olmalıyız. Kendimizi ne kadar seviyor ve kabul edebiliyorsak, evlilik sürecindeki denge ve iletişim bir o kadar destekleyici olur” diye konuştu.

Uzman Psikolog Özge Genlik, dengeli ve mutluluk hissiyatının içselleştirildiği bir evlilik süreci için 7 adımı şöyle sıraladı:

“1. Karıncalar gibi “ben” duygusundan önce “biz” duygusu ile eyleme geçerek sevgi-saygı-paylaşım-dayanışma-öze güven zemininde derin bir bağlılık ve yakınlık içeren size özgü, biricik yaşam zincirinizi oluşturun. Bunun için partneriniz ile öz paylaşımlarınız olsun. Hergün 10 dakika boyunca birbirinizin gözlerinin içerisine bakarak nefes ritminizi eş zamanlı hale getirin ve sözsüz iletişimin dingiliği için birbirinize alan ve zaman tanıyın.

2. Larvanın önce tırtıla sonrasında kelebeğe dönüşüm süreci gibi. Evlilik sürecinin süreklilik arz eden bir dönüşüm süreci olduğunu hatırlayın. Evlilik sürecindeki mutluluk ve doygunluk hissiyatlarının deneyimlenmesi, tıpkı kelebeğin dünyaya gelmesi gibi adım adım ilerleyen bir dönüşümdür. Bu süreçte sonsuz saygı ve olanı olduğu gibi kabul etmek önemlidir. Partnerinizi olduğu gibi kabul edin. Partnerinizde sizde rahatsızlık hissiyatları uyandıran eylemler gözlemliyorsanız bilin ki, rahatsızlık olarak deneyimlediğiniz her eylem sizin kendinizde değiştirmeniz veyahut dönüştürmeniz gereken bir niteliğinizi işaret etmektedir.

3. Evlilik sürecinde iç huzur ve denge için “etkili iletişim kurmak” esastır. Partnerinizi anlamak için dinleyin, kendi ihtiyaçlarınzın tatmini için duymak ilişkide duygusal kaosa sebebiyet verir. Kendinize sorun: “haklı mı olmak isityorum yoksa mutlu mu?” Tıpkı kobra yılanının zehrinin sinir sistemini felç etmesi gibi; olumsuz/negatif inanç kalıplarının evlilik sürecinizi felce uğratmaması için birbirinizin fiziksel ihtiyaçlarını duyumsamanın yanı sıra partnerinizin duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarını da görebilmek için daima meraklı bir kaşif gibi davranmaya özen gösterin.

4. Hayatınızdaki en değerli ve önemli kişi “siz”siniz. Evlilik sürecinde seçtiğiniz partneriniz size “bir”liğe uzanan yolculuğunuzda eşlik eden ,sizi gerçekten siz haline dönüştürecek en değerli yoldaştır. Partnerinizden beklediğiniz davranışları gözden geçirin. Size daha saygılı davranmasını mı istiyorsunuz öncelikle siz kendinize daha saygılı davranın. Sizi daha çok sevmesini mi istiyorsunuz, öncelikle siz, kendi içinizde oluşturduğunuz sevmenin ve sevilmenin engellerinizi kaldırın. Size daha fazla yaklaşmasını istiyorsanız öncelikle siz kendinizi daha yakından görmeyi deneyin. Yaşamdaki en güçlü bağ kendinizle kuracağınız bağdır ve bağı en güçlü kılan şey ise koşulsuz sevgidir. Kendinizi olumlu ve gölge yönleriniz ile bir bütün olarak koşulsuz kabul zeminde sevmeyi tercih edin.

5. Evlilik canlı ve dinamik bir süreçtir. Partneriniz ile birlikte iç huzur zemini oluşturabilmek için sadece birbirinizi anlayabileceğiniz yeni bir dil yaratın. Tıpkı tavus kuşlarının eşleriyle bağlantıya geçebilmeleri için kuyruklarını kullanarak çıkardıkları ses gibi. Partnerinizin tüm dünya seslerinden sizin sesinizi ayırt edebileceği özel bir bağınız olsun.

6. “Bir”liğe uzanan dönüşümsel sürecinizde kuğu kuşları gibi suyun üzerinde sadakatle, aşkla yol alabilmek için çevrenizdeki diğer insanların ihtiyaçlarına ve hayallerini fark edin, bir diğerinin en büyük rüyasını gerçekleştirebilmesi için partnerinizle birlikte emek ve dayanışma içerisinde çalışın.

7. Bilgeliğin başlangıcı insanın kendini bilmesi ile başlamaktadır. İnsanın kendini bilmesinin başlangıcı ise diğerinin gözlerinde kendisini görmesi ile başlar. Evlilik yok edici aynı zamanda birleştirici bir güçtür. Zihninizde takılı kaldığınız bütün inanç kalıplarını yok ederek sizi kalp boyutundaki akışta var olana doğru birleştirir. Ve tamamıyla gerçek benliğinizle yüzleşen siz, tıplı flamingo kuşları gibi her türlü değişken ortam ve koşullara kolaylıkla uyum sağlarsınız artık bilinciniz tamamen açık ve dingindir.” 

MHP Gaziantep İl Başkanı Taşdoğan yaptığı yazılı açıklamada Gaziantep’teki kamu kurum kuruluşlarında görev yapan bürokratların görevlerini, liyakatli, görevini seven ve devleti temsilen en iyi şekilde yapmaya çalıştığını belirterek, Gaziantep Havalimanı’na il dışından müdür atanmasını eleştirdi. Taşdoğan, “Bürokratlar siyasi parti temsilcisi değil devletin temsilcisidir, adaletli olmak tüm çalışanlara eşit davranmak iş ve işlemlerini yaparken devlet menfaatlerini gözetmek mecburiyetleri vardır. Gaziantep’te hangi bürokratın hangi faaliyetler içerisinde olduğunu görüyor not ediyoruz. Durumdan vazife çıkartıp devlet adamlığına yakışmayan hal ve hareket içerisinde olanlarla zamanı geldiğinde hesaplaşacağımızı da kamu oyu tarafından bilinmesini istiyoruz. Kamu çalışanları ve bürokratlar için gösterge hizmettir, Gaziantep Halkına kaliteli hizmet etmeye çalışan bürokratlarımızın nereli olduğuna, vatan haini olmamaları şartıyla hangi düşünce ve fikirden olduklarına bakmayız. Kamu oyunda hafta içi tartışma konusu olan bir atamaya bizde duyarsız kalamazdık.

Havalimanı başmüdürlüğüne sanki havalimanı çalışanları veya mevcut müdürleri içerisinde adam yokmuş gibi dışarıdan birinin atanmasını kabul etmiyoruz. Burada tepkimiz gelen müdüre yada atamayı yapanlara değil, işlerine geldiğinde kendilerinden olmayanları temizlik firmalarına dahi aldırmayan, sendikal durumlarına dahi müdahale edip, bürokratlara baskı yapıp Ak Parti il ve İlçe başkanlıklarının gözetiminde alım yaptırmaya çalışan il teşkilatındadır. Bakıyoruz gazetelerde müdahale edeceklermiş neye müdahale edecekler merak ediyorum. Bu olay ve Gaziantep’in teşvik kapsamı dışında bırakılması olayı Gaziantep Ak Parti’nin Ankarada bir ağırlığının olmadığının en bariz göstergesidir. Ak Partili arkadaşları biraz da Gaziantep için Gaziantepliler için çalışmaya davet ediyoruz” denildi. 

15 Temmuz darbe girişiminden sonra yapılan bu ziyarette Alman medyasında öne çıkan başlıkların genelini Merkel’in demokrasi fikir özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı, mülteciler konusu ve suçluların iadesi ve göç ve mülteci sorunları haberlere konu oldu. 

Frankfurter Rundschau gazetesi ziyaretin olumlu geçtiğini fakat eskisi gibi sıcak geçmediği ağızda tat bırakmadığını yazdı. Merkel, Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşmesinde demokratik temel hak ve özgürlükler ile kuvvetler ayrılığının dikkate alınmasını vurguladığını muhalefetin demokrasinin temel değerlerinden olduğunu hatırlattığına dikkat çekti. Gazete ziyaret haberini manşette verdi ve “Merkel biraz daha cesur”başlığını kullanarak okuyucularına duyurdu. Ziyaretin hassa bir ziyaret olduğunu yapılan tenkitlerin dikkatlici yapılığını belirtildi.

Frankfurter Allgemeine gazetesi ise Merkel’in Türkiye ziyaretini diğer ulusal gazeteler gibi manşetine taşıyarak okuyucularına sundu. Haberin başlığında “Merkel terör konusunda Edoğan’a destek sözü verdi” ziyarette bir çok konunu ele alındığı en önemli konunun ise Türkiye ile yapılan mülteci anlaşmasını devamının sağlanması olduğunu yazdı.

Süddeutsche gazetesi Merkel’in Türkiye ziyaretinin okuyucularına gazeteni manşetine taşıdı. Haberin başlığında “Merkel Erdoğan’ı uyardı” ifadesi kullanıldı. Merkel’in demokratik toplumlarda muhalefetin demokrasinin önemli bir unsuru olduğu bu prensiplere dikkat edilmesini haberde yer verdi. Haberin devamında Merkel’in açıklamalarını “Almanların duymak istediklerini dile getirdi” başlığını kullanarak ziyaretin detaylarını paylaştı.

Bild gazetesi ise “Zor dostlar arasın ziyaret” üst başığının kullanırken haberi “Merkel’den Erdoğan’a talimat” başlığında okuyucularına duyurdu. Türkiye’ni8n zor dönemlerden geçtiğini buna rağmen demokratik değerlerden de ayrılmaması gerektiği haberde yer aldı. İki ülke arasında ilişkiler başta olmak üzere bölgesel ve diğer uluslararası konuların ele alındığına haberde yer verdi.

Frankfurter Neu Presse Gazetesi ise ziyaret haberinde Merkel’in ziyaretini çok kritik bir zeminde yapıldığı ve Merkel’in misyonunu yerine getirdiğine yer verdi. İki ülke arasındaki konuların “sıcak demire” benzeten gazete böyle bir durumda yapılan ziyarette Merkl’in dikkatli olduğuna yerverdi. 

Mehmet Koca

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Kılavuz, Ülkü Ocaklarının tüm teşkilat ve mensuplarıyla birlikte MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin, sonucu ve bedeli ne olursa olsun, yanında ve emrinde olduğunu söyledi. Türkiye’nin, kritik ve keskin bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Kılavuz, “Türk milletini hedef alanlar bin bir farklı suret ve sıfatla türlü hesaplar içerisindedir. Dost da düşman da bilmektedir ki; Türk milliyetçileri teslim alınmadan Türk milleti yok edilemez. Bunun için, milletimizi ahtapot gibi sarmaya çalışan bu lanet zihniyetin hedefinde Türk milliyetçilerinin ve Ülkücü Hareket’in bulunması ise tesadüf değildir. Ülkü Ocakları ve mukaddes davasına hala yürekten bağlı olanlar, Türkiye’nin içinden geçtiği bu zor günlerde kutlu yolculuğumuza zarar verip, birlik ve beraberliğimize gölge düşürerek, yarım asırlık kazanımlarımızı sıkıntıya sokmak isteyecek kişi ve kurumlara karşı, duruşundan ve tavrından en ufak bir taviz vermeyecektir. Bütün teşkilatlarımız, et ile tırnak misali daha da sıkı kenetlenecek, inandığı davayı şuurlu bir şekilde sonsuza kadar yaşayacak ve savunacaktır. Bu doğrultuda yapılan hizmet, Allah’ın razı olduğu bir içtenlik ve samimiyetle yerine getirilecek; harcanan emeğin ibadet olduğu bir an olsun akıllardan çıkarılmayacaktır” ifadelerini kaydetti.

“Gece uyumadan, gündüz yorulmadan; davamız adına varımızı yoğumuzu ortaya koymakta kararlıyız”
“Ülkü Ocakları, iki dünya kardeşliğini esas alarak; anadan, yardan, serden geçenlerin adresi olarak kararlı bir şekilde çalışmalarına ara vermeden, son sürat devam edecektir” diyen Kılavuz, “Milletimizin yarınları, Ocaklarımızın yetiştirdiği samimi, ahlaklı, çalışkan ve dürüst ülkücü gençliktir. İnanıyoruz ki bu gençlik, milletimiz için yine bir ‘ba’sü ba’delmevt’ olacaktır. Ülkücüler hak olan davalarında şartlar ne kadar ağır olursa olsun mutlaka muzaffer olacak ve Türk milletini hak ettiği konuma ulaştıracaktır. Bu inancımızın sırrı ‘Ve muhakkak ki Allah, inananlarla beraberdir.’ Türk ve İslam coğrafyası kan ve gözyaşı ile sulanırken, Türkiye’de ve Türk -İslam Dünyası’nda Ülkücü Hareket’e umut bağlayan sayısız mazlum varken, bu vebali sırtlamış olan bizler güçlü olmak zorundayız. Bu sorumluluğun bilincinde olarak, tıpkı atamız Bilge Kağan gibi gece uyumadan, gündüz yorulmadan; davamız adına varımızı yoğumuzu ortaya koymakta kararlıyız. Cenab-ı Allah’ın ve Peygamber Efendimiz’in rızasını gözeterek, memleketimiz ve milletimiz adına tahmin edilemeyecek bir mücadele vermekten de asla geri durmayacağız. Türk vatanının bölünmez bütünlüğü, Türk milletinin refah ve selameti, Türk Devleti’nin ebet müddet baki kalması ve Türk milliyetçiliğinin zaferi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu gaye uğruna azim ve kararlılık bizden, takdir ise Yüce Allah’tandır” diye konuştu.

“Ülkü Ocakları bilge lider Devlet Bahçeli’nin emrindedir”
“Binlerce şehidimizin canını vererek, binlerce gazimizin kanını akıtarak bizlere emanet ettiği, mağdurlarımızın ve mahkumlarımızın çilesi ile yoğrulmuş olan davamıza halel getirilmesine asla müsaade etmeyiz” diyerek sözlerini sürdüren Kılavuz, açıklamasına şöyle devam etti: “Bizim dava anlayışımız, ‘Bir elime ayı, diğerine güneşi verseniz davamdan vazgeçmem’ diyen iki cihan güneşi Resulullah’ın dava anlayışıdır. Bu kutlu dava uğruna ödeyemeyeceğimiz hiç bir bedel olmadığı gibi; davamız üzerinde hiçbir kişi ve güç de yoktur. Ancak bu davaya ömürlerini vakfedenler ve dava adamlığı sıfatıyla hayatlarını idame edenlerin de gönlümüzdeki yeri de ebedidir. Bu noktada, cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’in, ‘Dava adamı olmak için önce adam olmak lazım. Dava öğretilebilir ama adamlık öğretilemez’ sözü, şahıslara yaklaşımımız açısından mihenk taşımızdır. İlke ve ülkülerinden zerre taviz vermeden, her zaman ‘önce ülkem ve milletim’ diyen bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey ise yaşantısıyla temel kıstasımızdır.

Adamlık vasfına dahi erişememiş bir takım zevatın, hangi isim altında olursa olsun davamızı sorgulamasına tahammülümüz yoktur. İftirayı rehber, yalanı şiar ve hileyi metot edinen bir takım soytarı, basıncılık adı altında Ülkücü Hareket’i ve liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef almaktadır. Türk milleti ve Türk milliyetçileri ilk defa böylesine sinsi şahıslarla karşı karşıya değildir. Bir asır önceki mütareke basınının borazanını, bugün de aynı meşum ve mel’un zihniyet çalmaya çalışmaktadır. Bu zevat dünün solcuları, bugünün bölücüleri ile davamızın kutsal müesseselerine hücum etmek adına işbirliği halindedir. Ülkü Ocakları’nın sadakat ve ciddiyetini algılamaktan aciz olan satılık sözde basın organları, kurumumuzu gündelik çıkarlar uğruna argüman yapmaması gerektiğini idrak etmelidir. Zira bu husus kendi menfaatlerinedir. Bir takım medya organları ve internet siteleri ile bunların sosyal medya uzantılarından, karalama kampanyası yürüterek, asılsız iddialarda bulunanların isimlerini hafızamıza not etmekteyiz. Ortaçağın bütün fitneleriyle donanmış, kalemini zehriyle doldurmuş kaosun kalemşörlarının, mandacı zihniyetin işbirlikçilerinin; davamıza, davamızın kutsaliyetine, vatan için büründüğümüz misyonumuza nifak sokulmasına asla müsamaha gösterilmeyecektir. Tavrımızı kavrayamayıp yalan yanlış haberler ile fitne çıkarmaya çalışıp, dedikodu ve kargaşadan medet umanlar, duruşumuz ve kararlılığımız karşısında bertaraf olacaktır. Medya adı altında bilgi kirliliği yaratan bu hastalıklı yapı, asılsız ve olayları gerçek kimliğinden saptıran haberlere devam etmesi halinde, vereceğimiz cevaplar kendilerini üzecektir. Israrla ahlaksızlığa ve aymazlığa dayalı habercilik anlayışını devam ettirenler, bunun sonuçlarına katlanacaklardır. Bizlerin birlik ve beraberliğini, menfaatperestler hayal dahi edemezler. Hiçbir faninin gücünün bizlerin Ülküdaşlık, gardaşlık hukukunu zedelemeye yetmeyecektir. Çünkü, ‘Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içindir’ şiarı ile yol yürüyenleri ayırmak, bir kemik başında hırlaşanların haddine değildir.”

Ülkü Ocaklarının, Devlet Bahçeli’nin emrinde olduğunu belirten Kılavuz, “Ülkü Ocaklılar tüm samimiyet ve cesaretleriyle bilge liderin yanındadır. Milletimizin müreffeh geleceğine inananlar, Türkmen Beyi ile aynı safta omuz omuzadır. Gerek duruşumuz gerekse açıklamalarımız ile onlarca defa dile getirdiğimiz bağlılığımız, bizim ezeli ve ebedi tavrımızdır. Bu tavrımız, dün Başbuğumuzu sırtından vurmaya çalışanların, dünyadaki her şeyden daha aziz bildiğimiz davamıza yürekten değil mideden bağlı olanların ve kendini zeki zanneden ahmakların anlayabileceği bir husus değildir. Bu hain odaklardan anlamalarını değil, hafıza ve beyinleri yeterse ezberlemelerini bekliyoruz ki; Ülkü Ocakları tüm teşkilat ve mensuplarıyla birlikte bilge lider Sayın Devlet Bahçeli Bey’in bizatihi tereddütsüz bir şekilde, sonucu ve bedeli ne olursa olsun, yanında ve emrindedir. Sağır sultanın bile duyduğu bu gerçeği, basın ve gazetecilik adı altında fitne tohumları ekenler belleklerine kazımalıdır. Büyük Türk Bilgini Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’de yer alan ‘Söz, bilerek söylenirse, bilgi sayılır; bilgisizin sözü kendi başını yer’ ifadesi ve büyük şairimiz Yunus Emre’nin ‘Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı!’ dizelerini kavramak, söz söylemenin adabını bilmeyenlerin nelere sebebiyet vereceklerini anlayabilmeleri için elzemdir” ifadelerini kullandı.  

İlker Turak

Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, kardeş belediye protokolüyle işbirliği yaptığı Almanya’nın Herne Belediye Başkanı Dr. Frank Dudda’ya 1 gün süreyle makamını devretti. Bugün ilçede Beşiktaş Belediye Başkanı olarak görev yapan Frank Dudda, Başkan Murat Hazinedar ve Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Alman Milletvekili Michelle Muenterferring ile birlikte terör saldırılarının yaşandığı Şehitler Tepesi’ni ve Reina’yı ziyaret etti. Yaşanan terör olayları hakkında bilgi alan heyet, Başkan Murat Hazinedar’a üzüntülerini dile getirdi. Olay yerine çiçek bırakan heyet, daha sonra ise 1 dakikalık saygı duruşunda bulunarak terör saldırısında hayatını kaybedenleri andı.

“Kötülüklerin bizi yenmesine izin vermeyeceğiz”
Şehitler Tepesi ziyareti sırasında açıklamalarda bulunan Almanya’nın Herne Belediye Başkanı Dr. Frank Dudda, “Kötülüğün bizi yenmesine izin vermeyeceğiz. Yan yana durarak güçlü olduğumuzu göstermek istiyoruz. Şehitlerimiz için üzülüyoruz, ailelerinin acılarını paylaşıyoruz ve şehitlerimizin sürebilecek hayatlarını düşünerek büyük bir üzüntü duyuyoruz. Ancak bize umut veren yan yana durmamız, birlikte olmamız ve bu anlamsızlıkları beraber yenme gücü bize bunu veriyor” dedi.

“Biz bir araya gelmekle ne kadar güçlü olduğumuzu göstermek istiyoruz”
Terör olaylarından dolayı üzüntülerini dile getiren Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Alman Milletvekili Michelle Muenterferrng, “Terör saldırısında hayatını kaybeden şehitlerin anısına biz burada yine bir araya geldik. Biz aynı zamanda bir araya gelmekle ne kadar güçlü olduğumuzu göstermek, simgelemek istiyoruz. Karşılıklı dostluğun, anlayışın, yardımlaşmanın ne kadar güçlü bir adım olduğunu göstermek istiyoruz ve tekrar arkamızda gördüğümüz Beşiktaş Stadının önünde buluşarak bu duyguyu sizinle paylaşmak üzere buraya geldik” diye konuştu.

Hüseyin Coşkun – Mehmet Başa – Murat Horoz 

 

Edinilen bilgilere göre, İstanbul Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gaziosmanpaşa’ya bağlı Karayolları Mahallesi’nde yaşayan bir ailenin yurtdışından gelen uyuşturucuları piyasaya sürdüğü bilgisi üzerine takip başlattı. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından 1 Şubat Çarşamba Günü 7 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında İ.G. (37), M.G. (34), B.G. (24), R.G. (35) ve E.E. (29) isimli 5 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda ise, 30 kilo esrar, bin 650 lira para, 3 hassas terazi, 2 tabanca, 1 pompalı tüfek, 70 mermi ve sahte nüfus cüzdanı ile sahte polis ile basın kartı ele geçirilirken, operasyon anı ise polis kamerasına yansıdı.

Operasyon anı kamerada 

Polis kamerasına yansıyan görüntülerde, ekiplerin adrese girdikleri görülüyor. Adreslerde yapılan aramalarda uyuşturucu maddeler ele geçiriliyor. Adreste bulunan bir dolaptan ise ‘Asayiş Polis Gazetesi’ kimliğinin bulunması ise dikkat çekti. 

Aile suç makinesi çıktı 

Emniyete götürülerek sorguya alınan aynı aileye mensup 5 şebeke üyesinin 32 farklı suçtan kaydının olduğu ortaya çıktı. Şebeke lideri olduğu öğrenilen İ.G.’nin, 16 farklı suçtan kaydının olduğu ve kasten adam öldürme, uyuşturucu imal ve ticareti, esrar kaçakçılığı gibi birçok suçtan ise arandığı ve kesinleşmiş hapis cezasının olduğu belirlendi.Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Tugay Saday
 

Twitter hesabından, “Şahsıma atılan tüm iftiraları reddediyorum. Devletimin yanındayım kısa bir süre sonra gerçekleri yazacağım” mesajı paylaşıldı. Adil Öksüz adına açılan hesabın da Fuat Avni gibi propaganda amaçlı kullanılıp kullanılmayacağı merak konusu oldu. 

Adil Öksüz için 319 yıla kadar hapis cezası isteniyor
Sakarya’da 15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü’nün darbe teşebbüsü sonrasında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan ve kabul edilen ilk iddianamede FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri İmamı” olan Adil Öksüz için bir kez ağırlaştırılmış müebbet ile 190 yıl 6 aydan 319 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sakarya’da 15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının darbe teşebbüsü sonrasında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmalar tüm hızıyla devam ediyor. Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı, başsavcı vekili ve 5 savcı tarafından hazırlanan 6 bölümden ve toplam bin 353 sayfadan oluşan ilk iddianame 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmişti. Hazırlanan iddianamede FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri İmamı” olan Adil Öksüz için istenen ceza da belli oldu.

İddianamede, FETÖ Lideri Fetullah Gülen ile FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri İmamı” Adil Öksüz hakkında “Anayasayı İhlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile “Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme, Adam Öldürmeye Teşebbüs, Kamu Malına Zarar Verme, Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Konut Dokunulmazlığının ihlali” suçlarından 190 yıl 6 aydan 319 yıla kadar hapis cezası isteniyor.