Parkta koşarak projeyi protesto eden vatandaşlara CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da destek verdi.
Maçka Parkı’nın bir kısmında planlanan Dolmabahçe-Levazım-Baltalimanı-Ayazağa Tünelleri projesine tepki gösteren bir grup vatandaş parkta biraraya geldi. “Maçka Parkı Bizimdir” yazılı yelekler giyen bazı vatandaşlar koşarak, bazıları ise yoga ve çeşitli sporlar yaparak projeyi protesto etti.

“Duyarlılık amacıyla buradayız”
Vatandaşlara CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da destek verdi. Üzerine yazılı yeleklerden giyen Tanrıkulu, parkın çevredeki tek park olduğunu belirterek, “Taksim civarında Beşiktaş’ta tek park neredeyse burası. İstanbul’un bir trafik sorunu var. Bu trafik sorunun çözülmesi lazım. Bu sorun çözülürken çevreye azami duyarlılık gösterilmesi lazım. Ancak bu duyarlılıkla trafik sorunu çözülebilir. İkinci olarak da çevre halkının bu parktan yararlanan insanların bilgilenmesi lazım. Görünen o ki bizlere bilgi verilmedi. Bir sabah insanlar uyandığında parkın bölündüğünü gördüler. Önceden bir bilgilendirme olsaydı bu süreç şeffaf yürümüş olsaydı çok daha doğru olurdu. Duyarlılık amacıyla buradayız” dedi.

“Böyle bir ulaşım projesi olamaz”
Etkinliğe katılan peyzaj mimarı Çağdaş Öztürk ise , “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı açıklama baştan beri aynı açıklama aslında. Parkı yok etmeyeceklerini tırnak içinde söylüyorum. 97 ADET ağaç taşıyacaklarını söylüyorlar. Parkın şu karşı tarafını görüyorsunuz. İBB’nin dün göstermiş olduğu proje ve görselde iki çıkışında burada olacağı gözüküyor ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin asmış olduğu planlarda ise çıkış tüneli Açık Hava Tiyatrosu’nun altından çıkıyor. Karşıda görmüş olduğunuz bütün bölgeyi götürüyor. Yarıklar oluşturuyor. İstinat duvarları çıkartıyor. Değil 97, yüzlerce ağacı yok edecek bir proje aslında. Sadece Maçka Parkı’nı bitirmeyecek aynı zamanda Ortaköy vadisini de bitirecek. Aynı anda Fatih Ormanı’nı da bitirecek. Oradan Sarıyer’e bağlayıp üçüncü köprüye kadar bir ulaşım projesi yaptıklarını söylüyorlar ama böyle bir ulaşım projesi olamaz” ifadelerini kullandı.

Alper Korkmaz

 

CHP Sakarya İl Danışma Kurulu Toplantısı Adapazarı Kültür Merkezinde (AKM) geniş katılımla gerçekleşti. Toplantıya CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, CHP Sakarya İl Başkanı Ayça Taşkent, partililer ve davetliler katıldı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, toplantıda yaptığı konuşmada, “Çocuğunuz, torununuz için her 3 gençten birinin ne okulda ne de işte olmadığı bir Türkiye gerçeğini zaten evinizde yaşıyorsunuz. Esasında bugün konuşuyor olmamız gerekenler bunları. Bugün konuşuyor olmamız gereken, emeğini verenin hakkını aldığı bir Türkiye olması. Bugün konuşuyor olmamız gerekenler pazara gittiğimizde kaygı ile değil yapacağımız yemeğin tadını düşünerek alışveriş yapacağınız huzurlu ve rahat bir Türkiye’nin inşası olmalı. İlk olarak karşımıza çıkardığı şey esasında tek bir adama bütün iktidarı teslim etmek. Meclisi bizlerin kurduğu, irademizi teslim ettiği, egemenliği temsil eden meclisi fesh etme yetkisi veriyor. Öyle ki yasama ve yürütmeyi tek bir kişiye tek elden teslim ediyor. Eğer bu anayasa değişikliği gerçekleşirse Türkiye’de bildiğimiz anlam ile demokrasinin sonu gelecektir. Demokrasi tamamen ortadan kaldırılacaktır. Oysaki demokrasiye hava kadar su kadar ihtiyacımız var” dedi.

Referandum hakkında da açıklamalarda bulunan Böke, “İnsana hayatını ucuz kılan ama yaşamı bize pahalı kılan bir düzen demek. Biz zaten iki buçuk yıldır bize getirilmiş olan bu anayasa teklifinin ne yaşatacağını gördük, biliyoruz. Ne yaşayacağımız aşikar, oysa biz Türkiye için bambaşka bir şey hayal ediyoruz. Mücadelenin sonu değil başlangıcıdır bu referandum. Bu referandumdan hayırlı sonuçlar çıkardıktan sonra bizim umutlu, o özgüvenli, dışa dönük, kendisinin gücünü bilen ve gücünü hoyratça değil, bir barış iklimi yaratmak için kullanan Türkiye inşa etmek istiyoruz biz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından kurul toplantısı basına kapalı şekilde devam etti. 

Burak Can Tokyürek – Remzi Şimşek

4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde farkındalık yaratmak ve kanseri yenmede bilinçlenmenin önemine dikkat çekmek amacıyla Medicana International İstanbul Hastanesi Beylikdüzü Belediyesi işbirliğinde bu yıl 2. Kez umut balonlarını gökyüzüne gönderdi. Medicana’da Onkoloji bölümünde tedavi gören hastaları ziyaret ederek onlara moral veren Beylikdüzü Belediyesi 1. Başkan Vekili Ömer Şatır, Sunucu Sinem Yıldız, Anne Çocuk Bloggerı Hassas Anne Ece Kumkale, Belediye Meclis Üyeleri Mehmet Gökdeniz, Necla Kotil, Serdar Çakmak, Sağlık İşleri Müdürü Ali Onur Baştuğ ve müdürlük yetkilileri, hediyelerini kendilerine takdim etti. Ziyaretlere Hastane Genel Müdürü Ulvi Ünal, Başhekim Dr. Rüya Şişman, onkoloji doktorları da eşlik etti. Medicana önünde bir araya gelen Onkoloji hastalerı, bloggerlar, belediye ve hastane yönetimi ellerindeki pembe balonları gökyüzüne bıraktı.

Balon uçurma etkinliği sonrası “Blogger Soruyor, Onkologlar Yanıtlıyor” semineri katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Seminere konuşmacı olarak Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Füsun Tokatlı, Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Osman Kaya, TV Programcısı Sinem Yıldız ve Hassas Anne bloğunun kurucusu Ece Kumkale katıldı. 31 yaşında yumurtalık kanserine yakalanan ve 3 çocuk annesi olan blogger Ece Kumkale programın moderatörülüğünü üstlenirken bir yandan da sosyal medya hesaplarında takipçileri için canlı yayın yaptı, onlardan gelen soruları konuklara yöneltti. TV Programcısı Sinem Yıldız anne ve babasının kansere yakalandığını ve o süreçte yaşadıklarını anlattı, moralin çok önemli olduğunu vurguladı. Onkoloji Uzmanı Dr. Kaya kanserde erken tanının hayat kurtardığının altını çizdi ve mutlaka onkoloji danışma merkezlerinin olması gerektiğini savundu. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tokatlı ise kontrol ve muayenelerin düzenli olarak yapılmasını, kişinin kendi doktoru olabilmesinin son derece önemli olduğunu dile getirdi.

Ünlü sunucu Sinem Yildiz: “Ailemi kanserden kaybettim”
Etkinliğe ünlü sunucu Sinem Yıldız da katıldı. Sinem Yıldız başından geçen zorlu mücadeleyi şöyle anlattı: “ Babamı 1 yıl, annemi 3 yıl önce kaybettim. Babam bağırsak kanseri, annem meme kanseriydi. Yayın hayatım devam ederken profesyonellik gereği izleyicime yansıtmamaya dikkat ediyordum. Reklam aralarında annemi arayıp nasıl olduğunu öğreniyordum. Yaşadığım en büyük acı annemi sonra da babamı kaybetmek oldu”.

Yumurtalik kanseri sonrasi ikiz annesi oldum
Anne çocuk bloggerı Ece Kumkale, yıllar önce gördüğü kanser tedavisini ve yaşadığı uzun, üzücü, şaşırtıcı hikayesini katılımcılarla paylaştı

Kumkale, “Yumurtalık tümörümün olduğu ilk doğumumda ortaya çıktı. Sezeryanla doğum yaptım ve doğum sırasında alınan patoloji ile yumurtalık kanseri teşhisi konuldu. İlk hamileliğim sırasında yumurtalık kanseri teşhisi konuldu. Fakat doktorum ve eşim sütüm kesilmesin diye kanser olduğumu söylemedi. Oğlum 8.5 aylıkken öğrendim ve 9 aylıkken yumurtalığımın birini aldırdım. Kalan diğer yumurtamda da tümör vardı. Fakat hemen aldıramazdım. Ben tek çocuğum ve annemle babamı erken yaşlarda kaybettim. Oğlum yalnız kalmasın benim gibi. Onun bir kardeşi olmalıydı. Kalan tek ve diğer yumurtamla tüp bebek tedavisi gördüm. 1.5 yıl sonra tekrar hamile kaldım ve tüp bebek tedavisiyle ikizlerim oldu. Kızlar 4 yaşına geldiğinde diğer yumurtamdaki tümörün büyüdüğünü söyledi doktorum. 1 günde ameliyata alındım. Bu sürede en büyük desteğim eşimdi, onunla birlikte bu zorlu süreci atlattım” dedi.
 

Başbakan Binali Yıldırım, Çamlıca Televizyon Kulesi İnşaatı’nda incelemelerde bulundu. Yıldırıma Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ve İstanbul Valisi Vasip Şahin de eşlik etti.

İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Yıldırım, “Televizyon Kulesi gördüğünüz gibi arkamızda yükselmeye devam ediyor. Bu gördüğünüz kule bu hale kolaylıkla gelmedi. Yerin altında 21 metre derinliğe kadar temel kazısı yapıldı ve beton temel atıldı. Kule beton yüksekliği 220 metre 50 santim. Onun üzerine bir de 145 metre çelik radyoların televizyonların konacağı anten var. Toplam 365 metre, 50 santim. Deniz seviyesinden ölçüldüğünde 583 metrelik bir yükseklikten bahsediyoruz. Bugün itibariyle 220.5 metrelik beton kulenin 153 metresini tamamladık. Geriye 67.5 metre var. Onu da bir ay gibi bir sürede tamamlanmış olacak” diye konuştu.

KULENİN ÖZELLİKLERİ

Kulenin özellikleri ile ilgili bilgiler de veren Yıldırım, “33 ve 34. Katlarda seyir terası var. İstanbullular veya gelen ziyaretçiler bu seyir teraslarında İstanbul’un her tarafını izleme imkanı bulacaklar. 39 ve 40. Katlarda da restoran kısımları var. Yaklaşık bu kule yıllık 4.5 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. Kule bittiği zaman arkadaşlar gerek Küçük Çamlıca’da, gerek Büyük Çamlıca’da gördüğünüz salkım saçak çelik antenler ortadan kalkacak ve büyük bir kısmı bu kulenin çelik kısmına yerleşecek. Geri kalanlar da Büyük Çamlıca’da bulunan TRT’ye ait kuleye yerleşecek. Bu yılın ortalarında açmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Başbakan Yıldırım televizyon kulesinin hizmete girmesiyle hem görüntü kirliliğinin ortadan kalkacağına hem de sağlığa zararlı olan mevcut yapının sonlanacağına dikkat çekerek, “Her bir verici ayrı anten dikiyor. Dolayısıyla bu çirkinliği ortadan kaldıracağız. Radyasyon etkisini ortadan kaldıracak. Bu yapıyı kule üzerine daha yüksek bir noktaya yerleştireceğiz. Frekanslar yatay yayılır. Dolayısıyla tabana yakın yerlerde yerleşim varsa daha fazla zara verir. Ne kadar yukarı çıkarabilirseniz o kadar sağlıklı bir yayın elde ediyorsunuz. O bakımdan dünya şehri İstanbul’un geç kalmış bir projesi. Nihayet gerçeğe dönüşüyor. Çok yüksek bir yapı, dolayısıyla rüzgar yüklerine karşı hesabının kitabının iyi yapılması lazım. İki tane asansörü var. Ayrıca olağanüstü durumlarda da yangın merdivenleri mevcut. Gerekli emniyet tedbirleri gözetiliyor. Hayırlı uğurlu olsun” şekline konuştu.

NE ZAMAN AÇILACAK ?

Yıldırım gazetecilerin soruları üzerine Televizyon Kulesi’nin Ramazan Bayramı’ndan önce açılması için gece gündüz çalışıldığını vurgulayarak, “İnşallah aksilik yaşamayız, bayramla beraber burayı hizmete almış oluruz” dedi.

Başbakan Yıldırım bazı analog yayıncıların yer konusunda endişe duyduklarını da hatırlatarak, şunları söyledi:

“Bu konuda endişeye mahal yok. Burada yaklaşık olarak 125 vericiye hizmet verecek. TRT’nin kendi kulesi var. Orada da vericiler olacak. Yine de yetmezse İstanbul’u değişik yerlerinde 12 tane daha emisyon noktası var. Bu noktalara da verici yerleştirerek yayın yapabilecekler. Hiç kimse açıkta kalmayacak. Zaten sayısal yayına geçince 1 analog 6-8 arası bant aralığı olarak yayına tekabül ediyor”.

Metin Başar

İbrahim Çeçen Üniversitesi Konuk Evinde düzenlenen programa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Vali Musa Işın, AK Parti Ağrı Milletvekili Cesim Gökçe, İl Emniyet Müdürü Kenan Yıldız, İl Jandarma Komutanı Çoşkun Sel, Ak Parti Ağrı İl Başkanı Kemal Atmaca ve köy korucuları katıldı. Programda konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 47 bin 500 korucunun bulunduğunu ve bunların yaş ortalamasının 42 civarında olduğunu söyledi. Şuanda bunlardan 18 bin 66’sının bugün itibarıyla emekli olduğunu belirten Bakan Soylu, “Bunların yerine genç, onların evlatları, kardeşleri, akrabaları olan yeni korucularımızla, bir taraftan gücümüzü, kuvvetimizi ve adımlarımızı çok daha iyi hale getirdik. Hem o aileler içinde yeni bir istihdamı tesis ettik hem de yaş ortalamasını 31 buçuk seviyesine indirebildik. Bu çok önemliydi. Artık korucularımız operasyonlara çıkarken ek bir tazminat alacaklar. Bu operasyonlarda askerimiz, jandarmamızla polisimizle aynı mücadeleyi ortaya koyarken, bu harcırahlarını, ek tazminatlarını da alacaklar” dedi.

Korucuların silah ruhsatını harçsız almak istediğini, Başbakan Binali Yıldırım’ın talimatıyla konuyu Kanun Hükmünde Kararnameden çıkardıklarını ve korucuların artık silah için harç ödemeyeceklerini ifade eden Bakan Soylu, “Önemli bir adım daha attık. Emekli olan korucularımızın hem sahaya olan aşinalıkları, saha bilgileri, tecrübeleri, güçleri, kuvvetleri, sevk ve idare kabiliyetlerinden istifade etmeyi, onları da arzu edildiğinde istenildiğinde operasyonlara çıkararak onlara da günlük harcırah vermek koşuluyla gücümüzü hem tecrübemizle, hem gençlikle, hem de birlikte hareket etmenin getireceği bir kuvvetle beraber tamamlamış olduk. Daha önemli güzel adımlar atacağız. Biz kader birliği yaptık. Kader birliğimiz, ülkemizin huzuru içindir. Çocuklarımızın bu ülkede daha rahat hayatlarını temin etmeleri ve tesis edebilmeleri içindir. Kader birliğimiz bu ülkenin üzerine oyun oynamaya çalışanlara karşı. Hep birlikte size bu ülke ve bu milletin üzerinde oyun oynattırmayız diyen anlayışı birlikte gerçekleştirebilmektir. Herkes bilsin. Bizi Kürt kardeşlerimizden hiç kimse ayıramaz. Hiç kimse Kürt kardeşlerimiz üzerinden bize başka türlü bir elbise çizmeye, giydirmeye gayret edemez, bunda muvaffak olamaz. Milletin birbirine sıkı sıkı bağlıdır. Bu coğrafya içerisinde ne zaman zora düşmüşsek, sıkıntıya düşmüşsek, sırtımızı birbirimize dayayarak bize oyun, pusu kurmaya çalışanlara cevabı en güzel şekilde verdik. Birileri yanlış bir hesap içerisinde olmuş olabilir. Birileri maşalık yapıp burada insanların ticaret yapmasını, üretmesini, topraklarını bereketli hale getirebilmesini, evlatlarının ilkokula, liseye, üniversiteye gitmesine tahakküm etmeye çalışabilirler. Biz kararlıyız. Bizim işimiz söz değil, bizim işimiz icraattır” ifadelerini kullandı.

“Terörle mücadelemiz amansız devam etmektedir ve devam edecektir”
Her türlü terör saldırısına misliyle mukabele ettiklerinin açıkça görüldüğünü, teröre ve teröristlere karşı kimsenin kendilerinden merhamet duygusu beklememesini isteyen Bakan Soylu, çocukları annelerinden, babalarından, eğitimden yoksun bırakarak dağa götürüp orada taciz eden, orada onlardan terörist çıkarmaya çalışanlara soracak hesaplarının olduğuna vurgu yaptı. Bakan Soylu, “Bu hesabı o çocukların geleceğini çalanlara karşı yanlarında kar bırakmadığımızı ifade etmek istiyorum. Terörle mücadelemiz amansız devam etmektedir ve devam edecektir. Bir taraftan şehirde, kırsalda şehirdeki uzantılarına bir taraftan insanlarımızı tehdit edip sen şu kadar para vereceksin, pul vereceksin diyenlere soruyorum. Neredesiniz ? Hadi gelin, istesenize. Hadi bakalım gelin. Dükkanlara sanayi sitelerine sabah Bismillahirrahmanirrahim diyerek çocuklarının rızkını kazanmak isteyenlere ‘biz terör örgütüne yardım istiyoruz’ diyerek onları haraca bağlasanıza. Kafanızı kırarız evelallah, kafanızı kırarız” dedi.
Güvenlik güçlerinin dondurucu soğukta operasyonlara devam ettiğini söyleyen Bakan Soylu, güvenlik güçlerinin sığınak ve mağaralarda terörist aradığını belirtti. Bakan Soylu, “Bilmenizi istiyorum ki bu kış ne dağlardan ne terörle mücadeleden ne kırsalından ne sınırlardan ne de bu ülkede insanımızı huzurdan eksik bırakmaya çalışanlara karşı mücadeleden eksik kalmadık. Devam ediyoruz. Önümüzdeki günlerde daha şiddetli bir şekilde inlerine gireceğimiz, inlerinde onların devletin ve milletin ortak kararını bir şekilde onlara deklere edeceğimiz günleri de nasıl bugün aynı şekilde kararlılıkla gösteriyorsak yine göstermeye devam edeceğiz. Bu coğrafyada bizim kaderimizi, geleceğimizi bu terörist bozuntularına bırakmayacağımızı, her birimizin tüm dünyaya anlatma sorumluluğumuz söz konusudur. Bu bizim kaderimiz” diye konuştu.
23 ili cazibe merkezi haline getirdiklerini, yatırım ve istihdam yapmak isteyenlere devlet tarafından çok büyük imkanların sağlandığını dile getiren Bakan Soylu, “Devletin her türlü imkanını buradaki insanların işle, zenginlikle ve yönetimle buluşabilmesi için seferber etti. Merak etmeyin, yaptığımız işleri tesadüfi yapmış değiliz. Topraklarımızı terörden temizleyeceğiz. Sonra bu topraklarda göreceksiniz, imkanlar oluşturduk. Fabrika bacalarıyla, turizm, spor ve sağlık tesisleriyle Ağrı’daki insanımızın zenginleşmesini ve daha iyi bir hayat standardına ulaşmasını sağlayabilecek sorumluluk bize aittir. Biz bunu gerçekleştireceğiz. Yıllardır ülkemiz insanının üzerinden istismar yapanlara gereken cevabı işle, üretimle ve zenginlikle vereceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum” ifadelerini kaydetti.

“Bu ülkede ne yapmışlarsa, ona bu ülke kendi diliyle, kendi üslubuyla cevap vermiştir”
“Kanımız dökülse de en yakınlarımızı kaybetsek de evlatlarımızı kaybetsek de hürriyetimizden de ezan-ı Muhammedimizden de al bayrağımızın 780 bin kilometre karede dalgalanmasından da vazgeçmeyiz” diyen Bakan Soylu, “Bu memlekette kardeşliği tesis ettik. ‘Acaba şunlar yapılabilir mi, şunlar olabilir mi ?’ diye sorulan soruların tamamına bu milletin ve coğrafyanın kardeşliğiyle cevap verdik. Birbirimize itimadı ve güveni en üst noktaya taşıdık. Bunun üzerinden istismar yapmak isteyenler, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, devletler vasıtasıyla bu ülkede terörün kolu haline gelenler, belediyeler vasıtasıyla terörün kolu haline getirenlere de fırsat tanımadığımızı, demokrasiyle fırsat tanımadığımızı hukukun üstünlüğüyle de fırsat tanımadığımızı bir kez daha söylemek istiyorum. Türkiye’nin IMF’ye borç verecek düzeye geldiğini ve ülke olarak yepyeni bir döneme girilmiştir. Bu ülkede ne yapmışlarsa, ona bu ülke kendi diliyle, kendi üslubuyla cevap vermiştir. Bu millet kendi üslubuyla, kendi diliyle cevap vermiştir. Bize 2007’de ‘kendi Cumhurbaşkanınızı seçemezsiniz’ dediler. Demokrasiyle birlikte sandığa götürüldü ve 2007 yılında halkın kendi Cumhurbaşkanını seçmesi konusu bu millet tarafından kabul edildi. Artık bu ülkede ‘iradenin sahibi benim, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünü orada sandıkla beraber kuvvetlendirildi” dedi.
Bazı güçlerin 6-7 Ekim olaylarıyla milletin kardeşliğini zedelemek ve ortadan kaldırmak istediğini ifade eden Bakan Soylu, gizli güçlerin Orta Doğu’nun içerisinde bulunduğu ateş çemberine Türkiye’yi de dahil etmek istediğini belirtti. Bakan Soylu, “Sizler ona müsaade etmediniz. Özellikle korucularımız, sizlere söylüyorum. Bunlara müsaade etmediniz. Bu oyunu erken anladınız. Bu milletle beraber anladınız. Herkesi ‘bu bir tezgahtır, bu bir oyundur diyerek, buna müsaade etmeyin’ dediniz. İşte bütün bu olaylar, bu ülkenin iradesinin kendi başına olmamasını temin etmek içindir. ‘Sizin verdiğiniz rey bir işe yaramaz’ demek için. Bunu defalarca yaptılar. Bizi birbirimize defalarca düşürdüler. Bizim kuvvetimizi azaltmaya çalıştılar. Dünyanın en pahalı coğrafyasında, dünyanın en pahalı arazisinde oturuyoruz. Bu araziyi bizim elimizden almaya çalıştılar. Ve bu araziyi bizim elimizden başkalarına peşkeş çekmeye çalıştılar. Bilemediler, bilemeyecekler ve anlayamayacaklar. Kanımız dökülse de en yakınlarımızı kaybetsek de evlatlarımızı kaybetsek de hürriyetimizden de Ezan-ı Muhammedimizden de al bayrağımızın 780 bin kilometre karede dalgalanmasından da vazgeçmeyiz” ifadelerini kullandı.

“Milletimiz onay verirse yarınlar çok daha rahat olacaktır”
Ülke üzerinden oyun oynamak isteyenlerin halkın dik duruşunu yeni anladığını, bunu teröristlerin artık kaçmaya çalışmasından anladıklarını ve güvenlik güçlerinin dağ taş teröristlerin peşine düştüğünü dile getiren Bakan Soylu, “Evlatlarımız arıyorlar. Komutanlarımız, burada arıyorlar, mağaralara giriyorlar, dağların tepelerine kadar çıkıyorlar. Üs bölgelerine kadar gidiyorlar. Sesleniyorlar ‘hani neredesiniz?’. ‘Kadınlara, çocuklara gücünüz yetiyor. Yaşlılara gücünüz yetiyor. Alçakça bombalı eylemlere gücünüz yetiyor. Hani neredesiniz ?’. Fare gibi kaçıyorsunuz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanının ve Başbakanın ortaya koyduğu kararlılığın ve milletin iradesinin topyekun arkasında durmasının en önemli sonucunun terörle mücadeledeki başarı olduğunu belirten Bakan Soylu, ülkenin yeni bir döneme girdiğini ve nisan ayı içerisinde halk oylamasına doğru adım attıklarını belirtti. Bakan Soylu, “Bu önemli bir süreçtir. Onlar bir kart ortaya koyuyorlar biz de onlara cevap veriyoruz. Biz onlara sandıkla, yatırımla cevap veriyoruz. Milletimize sığınarak, cevap veriyoruz. Milletimizle hareket ederek, cevap veriyoruz. Gezi olayları yapıyorlar, biz Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapıyoruz. Onlar 17-25 Aralık darbesini yapıyorlar, biz 81 vilayetimizde üniversitesiyle, ilimle, bilimle çocuklarımızı, yavrularımızı buluşturuyoruz. Onlar bir taraftan 17-25 Aralık darbesini, 6-7 Ekim olaylarını, Gezi olaylarını el ele 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiriyorlar. Biz yine onlara Avrasya Tüneli, Osman Gazi Köprüsüyle, Mersin’deki şehir hastanesiyle beraber cevap veriyoruz. Bizim cevabımız açıktır. Bizim cevabımız bu millete hizmetkar olmaktır. Bizim cevabımız kalkınmadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkeyi bu millet idare edecek. Sağdan soldan başkasının dürtüklemesiyle, planıyla kurgusuyla, bu ülkeyi kimse ama kimse idare edemeyecek. Yine milletin elinde olduğu bir döneme giriyoruz. Bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz. Yeni sistemle yarınların daha güzel ve refah dolu olacaktır. Bu sistemin adı Cumhurbaşkanlığı’dır. Sistemin tanımı da millet sistemidir. Bu millet sistemiyle beraber, milletin egemen olduğu, milletin hakim olduğu, kararın milletin verdiği yepyeni bir anlayış. Diğer maddeleriyle birlikte demokrasinin takip edildiği bir anlayışı hep birlikte inşallah gerçekleştireceğiz. Bu süreçte bunu sindiremeyenler de olacak. Milletimiz kararlıdır. Bu yeni hükümet sistemiyle ülkemizi yarınlara bırakır ve milletimiz onay verirse yarınlar çok daha rahat olacaktır” dedi.

Bakan Soylu, kahvaltı sonrası kentteki esnafı ziyaret ederek sohbet etti. Kahvehanede vatandaşların çay ikramını çevirmeyen Bakan Soylu, vatandaşların sorunlarını dinledi. Daha sonra Ağrı Valiliğine geçen Bakan Soylu, Valilik, Jandarma ve Emniyette brifingi aldı. İlçe Kaymakamlarıyla bir toplantı yapan Bakan Soylu, daha sonra Patnos Hükümet Konağının açılışa katılacak.  

Ahmet Genç

İstanbul’da güvercin meraklılarının oluşturduğu İstanbul Şebap Güvercin Derneği’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışta çevre il ve ilçelerden getirilen güvercinler dernek lokalinde satışa sunuldu. İlginç özellikleriyle değer bulan güvercinlerin fiyatı ise lüks araç fiyatları ile yarıştı. Derneğin açılışında ’Şebap’ cinsi güvercinler için açık arttırma düzenledi. Çevre il ve ilçelerden gelen güvercin meraklıları, dernek lokalinde satışa sunulan güvercinlere duruş, gagaları ve paçalarına göre değer biçti. Dernek Başkan Yardımcısı Fırat Uğurlu’nun yetiştirdiği 5 yaşındaki ‘Şebap’ cinsi ‘Miski’ rengi güvercin açık arttırmaya çıktı. Açık arttırmaya katılan tekstil işiyle uğraşan Cihat Özdemir, 90 bin lira bedelle ‘Koca Yusuf’ isimli güvercinin yeni sahibi oldu.

“Biz kuşun mankenini besliyoruz”
İstanbul Şebap Güvercinler Derneği Başkanı Rahmi Lalbek, “30 yıldır şebap güvercinlerini bakıyorum. Şebap güvercinleri insanları rahatlatan, kötü alışkanlıklardan kurtaran, psikolojik terapi yapan, toplum ile kaynaşmayı sağlayan, farklı insan gruplarıyla aynı ortamda buluşan bir kuş. Bu kuşların merakı Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın ve Arabistan’ın hemen hemen her yerine yayılmıştır. Buralardan talepler geliyor. İnsanlar geliyor. Federasyonumuz var. Belli aralıklarla yarışmalar düzenliyoruz. Masalara kuşları bırakıyoruz. Biz kuşun mankenini besliyoruz. Şebap güvercini dediğimiz güvercinin mankenini besliyoruz” dedi.
Şebap güvercinlerinin esas özelliğinin insanları birleştirmek olduğunu belirten Rahmi Lalbek, “İnsanlara müzik gibi psikolojik terapi yapar. İnsanları rahatlatır. Bu iş bir merak, bir hobi. Şebap güvercinlerinin 20 ila 30 arasında özellikleri var. Bu özelliğin hepsini bir arada toplayan bir güvercinin fiyatı alıcı ile satıcı arasındadır. 50 bin TL de olabilir, 100 bin TL de olabilir. Özellikleri çok zayıf ve az olan kuşların fiyatı 100 liraya da alıcı bulabilir, 500 liraya da alıcı bulabilir. Ama 20-30 özelliği olan bir güvercinin fiyatı çok yüksek bir rakamdır. Çok özelliği olan bir kuşun fiyatı 80 bin ila 100 bin TL değerinde satılabilir” şeklinde konuştu.

Selim Bayraktar
 

Sivrihisar Belediyesi, ‘Dünya’nın merkezinde buluşmak için enfes bir bahanemiz var’ sloganıyla bu yıl ilkini düzenlediği festival ile ilçenin ünlü dövme sucuğunu Türkiye’ye ve dünyaya tanıttı. Eskişehir merkez ve diğer illerden de yoğun katılımın olduğu festivalde vatandaşlar Şadırvan Meydanı’nda kurulan mangalların önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sucuk ekmek alabilmek için birbiriyle yarışan vatandaşlar, ilçeyi de gezerek bilgiler aldı. Sanatçı Hüseyin Kağıt’ın verdiği konserde gönüllerince eğlenen 70’den 70’e herkes, kurulan stantlarda yöresel ürünleri tanıdı.

“İlçemizin tarihini ve tatlarını Türkiye’ye tanıtmak için uğraşıyoruz”
Festivalle ilgili düşüncelerini dile getiren Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü, katılan herkese teşekkürlerini iletti. Başkan Yüzügüllü, “Bugün Sivrihisarımızda meşhur lezzetlerimizden biri olan dövme sucuğumuzun festivalinin birincisini kutluyoruz. Bugün burada vatandaşlarımız ile bir araya geldik. Vatandaşlarımızı burada ağırlamaktan dolayı çok mutluluk duyuyoruz. Bilindiği gibi Sivrihisar her şeyiyle, tarihi ve tecrübesi olan bir ilçe. Biz ilçemizin tarihini ve tatlarını Türkiye’ye tanıtmak için uğraşıyoruz. Bugün burada 2 ton civarında bir sucuğun dağıtımını yapıyoruz. Gördüğünüz gibi de çok fazla bir yoğunluk var. 10 binin üzerinde bir misafirimiz var. Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlayıp, ikramlarımızı yapacağız. Bu yıl dediğim gibi ilkini düzenliyoruz. Bu ilgiyi büyüterek, Türkiye çapına yazmak için uğraşıyoruz. Onun için de mücadele edeceğiz. Tüm Türkiye’ye Sivrihisar’ı gelip görmeleri ve yemek kültüründen tatmalarını istiyoruz” dedi.
Festivale katılan AK Parti İl Gençlik Kolları Başkanı Fatih Özata ise, Sivrihisar’ın böyle bir kültürüne sahip çıkmak için gençler olarak buradayız. Bizim bu kültüre sahip çıkıp, Türkiye’ye tanıtmamız gerekiyor. Herkese bu tanıtımda tek tek görev düşüyor” şeklinde konuştu.
Festival, çeşitli etkinliklerin ardından sona erdi. 

Kadir Arslan – Mehmet Sıddık Yeşilırmak

Çeşitli illerden ve ülkelerden köy meydanında toplanan çok sayıda kişi kar üzerinde yapılan güreşleri ilgi ile izledi. Yaklaşık yarım metre kar kalınlığı üzerinde yapılan müsabakaları Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Artvin Vali Yardımcısı Önder Coşğun, Belediye Başkanı Ahmet Sinan Öztür, Cittasplow Birliği Başkan Yardımcısı ve Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer de izledi. .

Veliköy Muhtarlığı ve Veliköy Kültür ve Dayanışma Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği 22’nci Veliköy Kar Güreşleri Festivali’ne Artvin’in yanı sıra Rize, Sivas, Tokat, Erzurum, Ardahan, İzmit ve İstanbul illerinden gelenler ile Gürcistan, İran, Ukrayna ve Azerbaycan`dan da sporcular katıldı. Toplam 110 sporcu, 11 kategoride mücadele ederken başpehlivana 3 bin 500 TL para ödülü verildi. Müsabakalarda toplamda 30 bin TL para ödülü dağıtıldı.

Cittaslow Genel Sekreteri Pierre Georgi Olivera ve Cittaslow Birliği Başkan Yardımcısı ve Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ’nında aralarında bulunduğu Cittaslow unvanı alan 11 belediye başkanları, Uluslar arası Cittaslow Türkiye Network’ün Genel kurulunu yapmak üzere Şavşat’ta bir araya geldiler. Cittaslow belediyeleriyle ilgili 2016 yılında yapılanlar ve 2017 yılında yapılacakları değerlendirmek için Şavşat’ta bulunan belediye başkanları daha sonra kar güreşlerine katıldı.

Cittaslow Şavşat Belediye Başkanı Ahmet Sinan Öztürk, burada yaptığı konuşmada “Tarihi ve doğal güzellikleri her zaman ön planda olan saklı cennet Şavşat ilçemizde ata yadigârı geleneklerin gelecek nesillere aktarılması ve etkinliklerin çoğaltılıp kapsamının genişletilerek sürdürülmesi ilçemiz turizmi açısından tanıtım için çok önemlidir. İlçemizde el ele vererek Veliköy Kar Üstü Karakucak Güreşlerini Kırkpınar Güreşleri ayarına getirebiliriz” dedi.

Cittasplow Birliği Başkan Yardımcısı ve Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer “Kendimizi ilimizde hissettirdiği için belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Şavşat Dünyanın en güzel kentlerinden biri, 230 kentin arasına girmeyi başardı. Diliyorum kibu güzellik dünya tarafından da keşfedilecek” dedi.
Geçmiş yıllarda yılbaşı eğlencesi olarak gerçekleştirilen Berobana oyunu, kar festivali etkinlikleri kapsamında sergilendi. İlginç maskelerle sahnelenen Berobana’nın renkli ve ilginç görüntüleri festivale katılanların büyük beğenisini topladı.

Hasan Fehmi Demir 

 

Danimarka’nın Kopenhag kentindeki kadın camisinin kurulmasına öncülük edenlerden olan kadın imam Sherin Khankan ABD Başkanı Donald Trump’ın 7 Müslüman ülke vatandaşının ABD’ye girişini yasaklayan kararnameyi imzalamasını değerlendirdi. Şişli Belediyesi ile İngiltere Büyükelçiliğinin işbirliğinde hayata geçirilen ‘Uluslararası İnsan Hakları Savunucuları Konferansı’na katılmak üzere İstanbul’a gelen Khankan, konuşmasında insan haklarının ülke farkı gözetilmeden korunması gerektiğine dikkat çekerken ABD’de Trump’ın onaylamasıyla uygulanmaya başlayan yasağı da eleştirdi. Irak, Libya, Suriye, İran, Sudan, Somali ve Yemen’den gelen vatandaşların ABD’ye girişini yasaklayan kararnameyle kendi ailesinin de mağdur olduğunu belirten Khankan, son dönemlerde Fransa’da kapatılan camiler hakkında da açıklamalarda bulundu.

“Benim babam şuan kızını ve torunlarını ziyaret etmek için Amerika’ya giremiyor”
Danimarka’da kadın camisinin kurulmasına öncülük edenlerden biri olan kadın imam Sherin Khankan ABD Başkanı Donald Trump’ın 7 ülkenin vatandaşının ülkeye girişini yasaklayan kararnamesiyle ilgili, “Trump’un seçilişi aslında birçok açıdan ve birçok düzeyde çok trajik bir şey. Mesela ben Suriye ve Fin karışımı bir insanım. Babam Suriye vatandaşı, kız kardeşim ailesiyle San Francisco’da oturuyor. Benim babam şuan kızını ve torunlarını ziyaret etmek için Amerika’ya giremiyor. Aslında Trump’ı İslamafobi için bir metafor, bir mecaz gibi düşünebiliriz. Şu çok önemli biz asla Trump’a bir meşruiyet vermemeliyiz ve onun uygulamalarına çünkü eğer Trump ve onun uygulamaları meşruiyet kazanırsa dünyanın diğer ülkelerindeki liderlere bir güç verecektir, onların aynı şeyi yapmaları için bu bir teşvik olacaktır. Ben şuna inanıyorum dünyada iki tip lider vardır. Bunlardan bir tanesi köprüler, bir diğeri ise duvarlar inşa ederler” dedi.

“Fransa’da laiklik dinsizlik olarak yorumlanıyor”
Fransa’da kapatılmaya başlayan camiler hakkında açıklamalarda bulunan kadın imam Khankan, “Fransa’da laiklik dinsizlik olarak yorumlanıyor, durumun oradaki algısı bu. Halbuki bir yerde politika ve dini uyumlu şekilde koordine etmenin yolları aranmalı bugünkü dünyada, Fransa’daki durum İslamafobi’yi yansıtıyor” diye konuştu.

Hasibe Karadağ – Mehmet Başa 

 

Şölende Atlı kızak yarışları, Rahvan at yarışları, Atlı okçuluk yarışı, Buz pateni gösterisi ve çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yüzeyi tamamen buz tutmuş Çıldır Gölü üzerinde düzenlenen festivale Çıldır ve çevre illerden gelen vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, Ardahan Valisi İbrahim Özefe ile Ak Parti Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Çıldır gölü üzerinde atlı kızağa bindi ve daha sonra ağ çekerek balık avladı.

Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunmasının ardından başlayan etkinliklere, Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Ak Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Ardahan Üniversitesi Rektörü Mehmet Biber, Çıldır Kaymakamı Bedirhan İmamoğlu ve kurum amirleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Vali Özefe, Açılış Konuşmasında, “Ardahan’ımızın güzelliklerine ve özelliklerine başka bir güzellik katan, tarihi bir derinlik katan Çıldır Gölü üzerinde düzenlediğimiz bu şölene hepiniz hoş geldiniz. Bu cıvıltıyı, buradaki coşkuyu gördükten sonra inşallah Ardahan’ın önü açıktır. Ardahan’a dair, Çıldır Gölü’ndeki bu faaliyete dair ümitlerimiz tazelenmiştir. Bizim de coşkumuz yenilenmiştir, inşallah el birliğiyle hizmet edeceğiz ve Ardahan’ımızı çok daha ötelere taşıyacağız’’ dedi.

Başkan Köksoy ise yaptığı konuşmada Kış Turizminin önemine değinerek, bundan böyle bu tür etkinliklerin süreklilik haline getirilmesine, şehrimizin tanıtımının yapılması kış turizminin canlı tutulması gerekliliğine vurgu yaptı.

Başkan Köksoy, ” Uzun bir kış sezonunun yaşandığı Ardahan’da donmuş Çıldır Gölü bir nimettir. Bu nimetin inşallah insanlarımıza faydalarını ve Türkiye’ye, turizm sektörüne kazanımlarını burada birlikte yaşayacağız. Ve farkındalık oluşturmak için hep birlikte katkı yapacağız. 4 mevsim turizmin her versiyonuna ve Kafkasya’nın, Doğu Karadeniz’in, Doğu Anadolu’nun Kuzey’inin tarihi kültürel bir çok potansiyelini içinde ve çevresinde bulunduran Çıldır Gölü ve Ardahan’ın önemli turizm potansiyeli oluşturmaktadır’’ şeklinde konuştu.

ÇILDIR GÖLÜ’NDE ESKİMO EVLERİ

Karın, buzun ve beyazın güneşle kucaklaştığı Çıldır Göl festivalinde yapılan Eskimo usulü evler ziyaretçilerin büyük ilgisini gördü. Vatandaşlar, Eskimo usulü evlerde oturarak bol bol fotoğraf çektirdiler.

Çeşitli dallarda düzenlenen yarışmalarda dereceye giren sporculara ödüller verildi.

(Olgun Yıldız / İHA)