Ankara Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu’nda yaklaşık 2 saat süren sunuma Avrupa’nın 10 farklı ülkesinden gelen UETD üyesi 140 kadın katıldı. Gökçek, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşananları fotoğraf ve video görüntüler eşliğinde anlatmadan önce sözlerine, “Birazdan bu insanların nasıl birer canavar olduğunu görüntüler ve fotoğraflarla göreceksiniz” diye başladı. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan özel sinevizyon görüntülerini izleten Gökçek, Türkiye’yi derinden etkileyen darbe girişiminin Fetullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) tarafından çok önceden planlanarak, 15 Temmuz gecesinde gerçekleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Gökçek, 15 Temmuz’un nasıl yaşandığını anlatmak açısından vahşet içeren görüntülerin sansürsüz olarak gösterileceğini ifade ederek, o gece kendi yaşadıklarının dışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ile hükümet üyelerinin açıklamalarını anlattı. Halkın sokağa çıkmaya davet edilmesi üzerine vatandaşların korkusuzca sokaklara çıkarak canları pahasına gösterdikleri direnişlerle hain girişimin önlendiğini söyleyen Gökçek, FETÖ mensubu yayın organlarının aylar öncesinden yayınladıkları subliminal mesajlarla da darbenin haberini verdiklerini örnekleriyle gözler önüne sererek, “Sivillerin üzerine tank süren, kendi askerini, polisini öldürerek bu vahşeti yapan merhametsiz FETÖ’cü hainlere acımamak gerekir” dedi.

“Ankara’da 10 ayrı noktada adeta savaş oldu”
15 Temmuz darbe girişiminin yüzde 80-90 oranında Ankara’da cereyan ettiğini belirten Gökçek, Ankara’da 10 farklı noktada savaş yapıldığını ve bu savaşın bastırıldığını söyledi. Başkent’te darbecilerin bombalarına hedef olan kurumlar ve burada şehit olan sivil ve kolluk kuvvetleri hakkında da bilgi veren Gökçek, ilk olarak TBMM’ye uçaklardan atılan bomba görüntülerini konuk heyete izletti. Gökçek, sırasıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, 52 özel harekatçının şehit olduğu Gölbaşı Özel Harekat Dairesi Başkanlığı, sözde darbe bildirisinin okunduğu TRT, TÜRKSAT, MİT ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve çevresine düzenlenen saldırıların görüntü ve fotoğraflarını göstererek detaylı olarak bilgi verdi. Ankara ve İstanbul’da başarılı olunması halinde diğer yerlerde bekletilen birliklerin de Ankara’ya hareket ettirileceğini kaydeden Gökçek, 9 sivilin şehit olduğu Kazan Akıncı Askeri Üssü’nden havalanarak insanların üzerine bomba yağdıran uçakların yanı sıra Polatlı Topçu Birliğinden de füze yüklü askeri araçların yola çıkartıldığını söyledi.

Konuklar gözyaşları içinde izledi
Şehit görüntülerini her gördüğünde yeniden aynı üzüntüyü yaşadığını belirten Gökçek, Genelkurmay Başkanlığı önünde darbecilerin ağır silahlarla ateş açması, tankların altında veya arabasının içinde ezilerek feci şekilde yaşamını kaybeden vatandaşların görüntülerini izleyenlere gösterdi. Darbeye karşı duranların acımasızca katledildiği görüntüler karşısında gözyaşlarına boğulan konuk kadınlar, vatandaşların tankların karşısındaki kahramanlıklarını kimi zaman alkışlarla kimi zaman da hep birlikte söyledikleri “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganıyla dile getirdiler.

“15 Temmuz darbe girişiminde Ankara Büyükşehir Belediyesinin kilit bir rolü oldu”
Büyükşehir Belediyesinin darbe girişiminin önlenmesine yönelik mücadelesini anlatarak sunumuna devam eden Gökçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 Temmuz darbe girişiminde Ankara Büyükşehir Belediyesinin kilit bir rolü oldu. Belediyeye ait kamyon ve iş makineleri yolları kesti, belirlenen yerlere askerin girmesini önlemek için kapıların önüne dizildi, darbeci askerlerin karada hareket etmelerine engel oldu. Personelimizden bazıları şehit ve gazi oldu. Ayrıca Cumhurbaşkanımız havaalanına gelmemizi istedi ve binlerce araç havaalanına gitti. Külliyenin önünde araçlarımız tanklar gelmesin diye yolları kapattı. Zırhlı Tümen’in önünü de tanklar dışarı çıkamasın diye kapattı.”
Darbe girişiminin önlenmesinin ardından Türkiye’nin dört bir yanında her gece yapılan demokrasi mitinglerinden de görüntüler gösteren Gökçek, konukların talebi üzerine 15 Temmuz darbe girişimine ait sunumun birer kopyasının çoğaltılarak verilmesi talimatını verdi. Alkışlar ve gözyaşları içinde izlenen sunumun ardından Gökçek, konukları ile yemek yedi.  

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Kampüsü’nde düzenlenen törenle Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi’nin temeli atıldı. Törene Başbakan Binali Yıldırım başta olmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Enerji Bakanı Berat Albayrak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Erol Kaya, AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletvekilleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende konuşan Bakan Mehmet Özhaseki, Fikirtepe’de 13 adet adada temel atıldığına, 2 adada ise yıkıma başlandığına dikkat çekerek, “Bundan birkaç ay önce Başbakanımızın talimatıyla buradaki sıkıntıyı giderebilmek, mağdur kardeşlerimizin mağduriyetini gidermek için başlattığımız bu çalışmada Rabbim bize bu günleri gösterdi. İnşallah tamamına erdirmeyi nasip eder. Bugün 9 bin 200 konuta bin kadar da iş yerine başlıyoruz. Bu başlangıç. Burada bazı adalarda sıkıntılar olduğunu biliyorum. İşe başlamayan müteahhitler olduğunu da biliyorum. Bir taraftan düzgün iş yapan müteahhitlere teşekkür ederken, her türlü mağduriyeti çözeceğimize söz veriyorum. Kimsenin bundan dolayı endişesi olmasın” diye konuştu.

“Müteahhit sorunları çözmezse bütün adaları Kiptaş ve İller Bankası ile tek tek yapıp teslim edeceğiz”
Bakan Özhaseki, Fikirtepe’de mağduriyeti devam eden vatandaşların sorunlarının çözüleceğinin müjdesini de vererek, “Çözebildiğimiz adalarda bugün işe başlıyoruz. Arkasından diğer adalara tek tek geleceğiz. Bir taraftan hukuki çözümleri çözdük, müteahhit vatandaş ilişkisiyle uğraştık. Baktık olmadı, İller Bankası ve Kiptaş aracılığı ile işlere burada biz başlıyoruz. Eğer önümüzdeki günlerde vatandaşın işini yine bazı müteahhitler çözmezse, mağduriyet devam ederse, yine Kiptaş ve İller Bankası vasıtasıyla gelip bütün adaları tek tek yapıp teslim edeceğiz. Kira ödemesinde sıkıntılar vardı, önümüzdeki hafta onların da çözeceğiz. Buradaki vatandaşların soruların bitmiş olacak diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

Mehmet Altunışık – Murat Ergin

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Kampüsü’nde gerçekleştirilen Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi Temel Atma Töreni’ne katıldı. Törende Başbakan Yıldırım’ın yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Ak Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Erol Kaya, AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletvekilleri, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de hazır bulundu.

Törende protokol konuşmaları sırasında Başbakan Yıldırım, 7 yaşındaki Defne Karademir isimli kız çocuğunu kucağına alarak sevdi. Minik kızla sohbet eden Yıldırım, karne hediyesi olarak oyuncak verdi.
Törende 13 yaşındaki Kürşat Muday isimli çocuk da Başbakan Yıldırım’ın isteği ile “Vatanım” isimli şiiri okudu. Başbakan Yıldırım şiirin ardından Kürşat’a da satranç takımı hediye etti.

Törende konuşan Başbakan Yıldırım, Fikirtepe’de yepyeni bir şehir inşa edileceğini belirterek, “Parkları ile yeşil alanları ile toplu taşıma ile her yönüyle pırıl pırıl yaşanacak mekanları burada yapacağız. Kentsel dönüşüm projeleri hükümetimizin önemli icraatlarından biridir. 2002’de göreve geldiğimizde Türkiye’nin en önemli konularından biri de ev ihtiyacı idi. Kolları sıvadık büyük bir konut seferberliği başlattık. Kısa sürede sadece belirli şehirlerde değil Türkiye’nin her köşesinde konut projelerini hayata geçirmeye başladık. Bugün gerek toplu konut projelerinde, gerek kentsel dönüşüm çalışmalarında kararlılığımız devam ediyor” diye konuştu.

Başbakan Yıldırım konuşmasına öğle ezanının okunması üzerine bir süre ara verdi. Kürsüde ezanı dinleyen Başbakan Yıldırım, ardından konuşmasına devam etti.

Dev projelerle sadece Türkiye’nin bugününün değil, yarınının da inşa edildiğini söyleyen Yıldırım, “Geleceğimizi güvence altına alıyoruz. Siyaset millet için yapılır. Millete hizmetten, ekonomiyi büyütmekten, ülkeyi güzelleştirmekten başka hiçbir amacımız olmadı, olamaz. Biz bunu bilir, buna inanır, buna göre çalışırız. Şurada hayal edebilir miydiniz Avrasya Tüneli ile buradan Göztepe’den gireceksiniz Yenikapı’dan çıkacaksınız. Denizin 106 metre derinliğinden boğazı 3 dakikada geçeceksiniz. Biz laf üstüne laf koyanlardan olmadık. Her zaman taş üstüne taş koyanlardan olduk. Millete hizmet yolunda yılmadık durmadık” şeklinde konuştu.

Konuşmasında anayasa değişikliği paketine de değinen Yıldırım, “Memlekette güzel bir iş olsa CHP hemen harekete geçer. Bunların hatırlayın başörtü yasağını kaldıracağımız zaman ‘bu bir rejim meselesidir’ dediler. Antidemokratik bir uygulamayı, 28 Şubat kalıntısı vesayet uygulamalarını kaldırırken bile CHP ‘bu bir rejim sorunudur’ dedi. ‘Başörtüsü rejim sorunu’ diyen CHP’den Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak bu anayasa değişikliğine ne demesini beklersiniz. Ey CHP, ey Kemal Bey, uyan artık. Türkiye rejimini seçti. 1923’te Cumhuriyeti ilan ettik. Cumhuriyeti bugün daha ileri taşıyacak yeni anayasayı milletimizin huzuruna getiriyoruz. Her ne kadar siz mecliste aslanlar gibi kürsü işgal ederek, ayak ısırarak, burun kırarak bu anayasayı engellemeye çalıştıysanız da başaramadınız. Şimdi söz milletindir. Karar sizindir” ifadelerini kulandı.

Başbakan Yıldırım “Neden evet diyoruz” sorusuna da kürsüden yanıt vererek şunları söyledi:
“PKK ‘hayır’ diyor onun için ‘evet’ diyoruz. FETÖ ‘hayır’ diyor onun için ‘evet’ diyoruz. HDP ‘hayır’ diyor onun için ‘evet’ diyoruz. Hayırcılara bakın ona göre kararınızı verin. Bölücülüğe ‘evet’ diyen, FETÖ’ye ‘evet’ diyenlere bu millet Nisan’da referandumda dersini verecek, bölücülerden de, FETÖ’cülerden de vesayetçilerden de ‘evet’ mührünü vurarak hesabını soracaktır.” 

Mehmet Altunışık – Murat Ergin

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan CHP il ve ilçe başkanları ortak toplantısında konuştu. Konuşmasında cumhurbaşkanlığı sistemini değerlendiren Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanının tarafsızlığının devletin sigortasının garantisi olduğunu dile getirdi. Siyasi partiler arasında görüş farklılıkları yaşandığı zaman buna cumhurbaşkanının müdahale edeceğini ve siyasilerle görüşeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “Kim sigorta? Cumhurbaşkanı. Davet edecek ‘buyurun gelin’ diyecek. Bu değişiklik bu sigortayı tümüyle devre dışı bırakıyor. Evinizde elektrikler söndüğünde önce sigortaya bakarsınız. Sigortasız bir devlet olmaz. Belki bazı vatandaşlarımız ‘ne olacak cumhurbaşkanı da taraflı olsun’ diyebilir.

Cumhurbaşkanı taraflı olduğunda, yani bir partinin genel başkanı olduğunda cumhurun başkanı olamaz. Cumhur, 80 milyon vatandaş demektir. Cumhuru temsil eden 80 milyonu temsil eder. Bir partiyi, iki partiyi temsil etmez. Cumhurbaşkanı 80 milyonu temsil eder. O nedenledir ki arabasında Türk bayrağı taşır. Başbakan taşıyamaz, ana muhalefet partisinin genel başkanı taşıyamaz. Türk bayrağını Cumhurbaşkanı, vali ve büyükelçiler devleti ve hükümeti temsil ettikleri için taşırlar. Bu düzen bozulacak” diye konuştu.

Cumhurbaşkanının da siyasi görüşünün olabileceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Her vatandaş sandığı gidip oy kullanır, cumhurbaşkanı da gider oy kullanır. Neden şu partiye oy verdin diye kimse cumhurbaşkanını eleştiremez. Ama cumhurbaşkanı her vatandaşa da eşit yaklaşmak zorundadır. Tarafsızlık ilkesi bu açıdan çok önemlidir. Hiçbir siyasi partinin genel başkanı bayrağı temsil edemez. Peki, biz ne yapıyoruz? Bu değişiklikle deniyor ki cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin de genel başkanı olsun. Bu yanlış. Bunu vatandaşlarımıza anlatacaksınız. Kavga etmeden anlatacaksınız, bilgi ve birikimle anlatacaksınız. Şimdi tarafsızlık ilkesini fiilen kaldırıyoruz. Ama aynı anayasada cumhurbaşkanı gelecek tarafsız davranacağına dair yemin edecek. Bir partinin genel başkanı tarafsız davranamaz. Milletvekilliği yemininde böyle bir şey yok. Milletvekili olarak ben parlamentoda seçilip geldiğimde yemin ettiğimde biz tarafsız davranacağız diye bir yemin yoktur. O yemin sadece cumhurbaşkanı için vardır” şeklinde konuştu.

“Kaş yaparken göz çıkarılıyor”
“Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin genel başkanı olduğunda cumhurbaşkanını illerde kim temsil edecek?” sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, “CHP’nin genel başkanı olarak beni illerde il başkanları temsil ediyor. Sayın Binali Yıldırım’ı illerde AK Parti’nin il başkanı temsil eder. Peki, cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olduğunda onu kim temsil edecek? Vali mi temsil edecek, üyesi olduğu partinin il başkanı mı temsil edecek. Diyorlar ya ‘çift başlılık olmaz’, buyurun size çift başlılık. Daha işin başında, illerde başladı. Kaş yaparken göz çıkarılıyor” ifadelerini kullandı.

“Bu mesele bir parti meselesi değil, demokrasi meselesidir”
Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı, bir partinin genel başkanı olarak Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinin 12’sini doğrudan kendisi atayacak. HSYK’ya, Anayasa Mahkemesine, Yargıtay’a hakim atayacaksın. Bunun bir muhalefet partisine verildiğine düşünün, iktidar partisi kıyameti koparmaz mı? Yargının bağımsız olması, tarafsız olması lazım. Bir siyasi partinin genel başkanı hakim tayin ettikten sonra bu düzen tutmaz. Hakimin tarafsızlığına gölge düşmüş olur. Bunu da sağduyuyla bütün vatandaşlarımıza anlatmak zorundasınız. Bir partinin genel başkanı Anayasa Mahkemesine, HSYK’ya hakim atayamaz. Vatandaşlarımızı bu örneklerle anlatacaksınız. Sizin göreviniz budur. Kavga etmeden, inatlaşmadan anlatacaksınız. Bu mesele bir parti meselesi değil, demokrasi meselesi, Türkiye meselesidir, bayrak meselesidir diyeceksiniz” dedi.

“Bu düzenlemeyle camiye de, kışlaya da, adliyeye de siyaseti sokuyorsunuz”
Kılıçdaroğlu, il ve ilçe başkanlarına seslenerek, “Yürüyüşler yapacağız. Bundan bir şey çıkmaz. Ev ev gezeceksiniz. Kadınlar gezecek, gençler gezecek, sizler gezeceksiniz. Muhtarlara anlatacaksınız, kanaat önderlerine anlatacaksınız. Hepimizin sorumluluğu var. Sadece benim, sadece sizin değil 80 milyon vatandaşın sorumluluğu var. Camiye, adliyeye, kışlaya siyaseti sokmayın dedik. Camide ibadet yapılır, siyaset yeri değildir. Kışlada askerlik yapılır, siyaset yeri değildir. Adliyede adalet dağıtılır, siyaset yeri değildir. Bu düzenlemeyle camiye de, kışlaya da, adliyeye de siyaseti sokuyorsunuz. Yazık günahtır bu memlekete. Bunu anlatacaksınız” diye konuştu.

“Türkiye Cumhuriyeti bir maceraya teslim edilemez”
CHP’li başkanlardan vatandaşlara cumhurbaşkanının kaç yardımcısı olacağını sormalarını isteyen Kılıçdaroğlu, “Bunu bilen var mı, yok. Başkanın kaç yardımcısı olacak kimse bilmiyor. Başkan ben bütün il başkanlarını başkan yardımcısı olarak tayin ettim diyebilir. Buna engel yok. Bugün bin kişi yapıyor, üç gün sonra canım sıkılıyor 500’e indirdim. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Türkiye Cumhuriyeti bir maceraya teslim edilemez. Başkan yardımcılarının nitelikleri de belli değil. Bütün amca çocuklarını, dayı çocuklarını başkan yardımcısı yapabilir. Eğitim düzeyi hiç önemli değil. Biri ilkokul mezunu olabilir, diğeri üniversitede profesör olabilir. Bunların paralarını biz vereceğiz. Bu olay bir CHP olayı değildir, bir MHP olayı değildir, bir AK Parti olayı, Saadet Partisi, Vatan Partisi, Büyük Birlik Partisi olayı değildir. Bu olay bir Türkiye meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Abdullah Sarıca – İlker Turak

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde kurdukları tesiste istiridye mantarı üretimi işine giren Melek Özdemir ve Hale Nal adlı girişimci iki kadın, ayda 10 ton mantar üretmeye başladı. Melek Özdemir, “Hale ve ben galiba Türkiye’de ilk mantar üreten bayanlardanız. Biz istiridye mantarı üretiyoruz. Yaklaşık 3 aydan beri bu tesisimiz üretimde. Daha öncesinde bahçemizde ufak bir seramız vardı. İlk istiridye mantarlarımızı oradan aldık. Orada aldığımız ürünler burada aldığımız ürünlerle birebir aynıydı. Bazı denemeler yaptık, bazı aşamaları katettik, daha sonra eşlerimizin de desteği ile biz bu işi yapmaya karar verdik. Bu işe bir çadırla başladık. İlk çadırdan aldığımız verim, ilk çadırdan aldığımız mantarlar gerçekten çok beğenildi. Gönderdiğimiz numunelerden geri dönüşler çok güzel oldu. Bu sayede ikinci çadırı kurmaya karar verdik ve şu anda dönüşümlü olarak iki çadırla devam etmekteyiz. Soğuk havamızı kurduk, şimdi de soğuk hava deposu olan araç satın alacağız. Ürünlerimizi tamamen hijyenik bir şekilde satışa sunuyoruz. Buradan çıkan ürünlerimiz, soğuk hava depomuza girip beklemeden soğutmalı aracımızla doğrudan satışa çıkacak” dedi.

“Protein açısından çok değerli ürünü halkımızın yemesini istiyoruz”
İstiridye mantarı üretme fikrinin nasıl oluştuğunu da anlatan Özdemir, “Üretim yapmak çok güzel bir şey. İlk olarak biz bir şey üretmeliyiz fikrinden ortaya çıktı. Bu portakal da olabilirdi. Fakat araştırdık, ülkemizde kültür mantarı denilen bir şey var ama istiridye mantarı çok azdı. Bunu belki çok özel manavlarda bulabiliyorduk. Biz bunu halka tanıtmak istedik. Halkımızın protein açısından çok fazla, et kadar değeri olan bu ürünü yemesini istedik. Bu sayede bu işe girdik. İnternetten araştırdık. Üreten insanlarla birebir görüşmelerimiz oldu. Buraya girdiğiniz zaman mantara sevgi verirseniz, mantar size daha güzel mantar verir. Onu bir çiçek gibi hissedebilirsiniz. Evinize aldığınız çiçeği yetiştirirken onunla konuşursanız o çiçek size çok daha güzel çiçek verir. Mantar da aynı şekilde. Biz buraya kötü enerji ile girmemeye çok özen gösteriyoruz. Buraya hep güzel enerjilerle girmeyi hedefliyoruz. Çok da güzel şeyler oluyor ve çok daha güzel şeyler de olacak. İnanıyoruz ve buna inanarak yapıyoruz” diye konuştu.
Melek Özdemir, “İlk başta aile bütçemize katkı sağlaması maksadıyla başladığımız işte şimdi istihdam sağlar konuma geldik. Eşimize destek olmak, aileye katkı sağlamak bunlar var. Bunların yanında bir de gerçekten bu mantarı bizim halkımız da tanımalı ve halkımız da yemeli. Çünkü bu mantar protein açısından çok zengin. Çocukların yemesi, büyüklerin yemesi önemli. Şu anda et alamıyoruz belki fiyatlar çok yüksek, bu mantarı alıp her gün yiyebiliriz” şeklinde konuştu.

“Bayanlar üretime katılsın”
Mantar üretme fikrini eşlerine açtıklarında nasıl bir tepki ile karşılaştığı sorusu üzerine Melek Özdemir, “Eşim olumlu yaklaştı. Bir şey üretme fikrime sıcak baktı. Ben bir mağaza açıp 24 saat orada durmak, beklemek istemiyorum. Bir şeyler üretmek istiyorum. O ürettiğim şeyi satmak istiyorum, pazarlamak istiyorum. Bu amaçla yola çıktığım için de eşim çok destek oldu. Hem maddi hem de manevi destek verdi. Evde oturarak hiçbir şey üretmeyerek insanlar tamamen köreliyor. Bu olmasın, artık bayanlar da üretime katılsın. Bayanlar da her işi yapabilirler. Ürettiğimiz ürünleri satmak için pazarları dolaştık. İlk paketleme makinesini evime aldım ve paket denemeleri yaptım. Paketlediğim ürünlerin üzerine logolarımızı yapıştırarak çevremdeki manavlara, pazarlara ücretsiz numune olarak götürdüm. Daha sonra bunun geri dönüşünü bekledim. İstiridye mantarı özellikle bazı hastalıklara çok iyi geliyor. Tansiyon, şeker hastalarına iyi geliyor. Şeker hastaları et yiyemeyebilir ama bu ürünü çok rahat yiyebilir” dedi.

“Kaliteli olan her şeyin alıcısı var”
İstiridye mantarının üretim süreci ile ilgili olarak da bilgiler veren Melek Özdemir, “Biz henüz kompost üretim aşamasına geçmedik ama kompostlar bize hazır olarak geliyor. Hedeflerimiz arasında kendi kompostlarımızı üretmek de var. Bunlar bize gelip raflara yerleştikten sonra 12 gün gibi bir uyku süreçleri var. Burada yavaş yavaş sporlanmaya başlıyorlar. Daha sonra ortamın hem nem hem de ısısını dengeliyoruz. Zaten burası 24 saat gözetim altında tutuluyor. Sürekli havalandırarak buradaki nemli ortamın aynı kalmasını sağlıyoruz. Bu çok önemli bir konu, eğer nem fazla olursa mantarı çürütürüz, nem az olursa mantarı kuruturuz. Nem, oksijen ve karbondioksit oranını dengede tutmak zorundayız. 10-12 günlük süre sonunda yavaş yavaş sporlanmalar başlıyor. Yavaş yavaş büyüyor ve sonra bizim seveceğimiz aşamaya geliyor. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden hem talepler geliyor hem de olumlu eleştiriler geliyor. Çok sık olmasa da tesisimize ziyaretçiler de geliyor. Çünkü çok güzel hijyenik bir ortam sağladık. Biz bodrumda mantar üretmiyoruz, gerçek manada bir tesiste mantar üretiyoruz. Dört dörtlük bir tesiste mantar üretiyoruz. Ben bir şeye inanıyorum. Türkiye’de kaliteli bir şekilde ne olursa olsun ürün yapıyorsanız alıcısı vardır” diye konuştu.

“Bu mantar mutluluk hormonu salgılıyor”
Üretici Hale Nal ise, “İlk ürünümüzü aldıktan sonra oradaki dağılım, ilgi ve pazar payı nedeniyle ikinci çadırımızı kurduk. İkinci çadırımızı da kurunca üretimimizi aynı şekilde devam ettirdik. Şuanda iki buçuk tona kadar ürün elde etmekteyiz. Oradan gelen maddi gelirle soğuk havamızı kurduk. Pazarlara çıktık, pazarlarda dolaştık, tanıtmaya çalıştık. Bu mantarın en önemli özelliği seratoryum hormonunu salgılaması, mutluluk vermesi. Şu an insanlar mutluluğa, sevgiye aç. Mantar içeriye girdiğiniz zaman bile müthiş bir enerjisi olan bir bitki” dedi.
Nal, “Eşimin de desteği ile hayallerim gerçek olacak diyerek yola çıktık ve şu anda hayallerimiz gerçekleşiyor. Önce hobi bahçemizde, ardından evimizde başladık. Şimdi bu tesisteyiz. Devletten de kadın üreticiler adına destek ve teşvik bekliyoruz. Bayanların evde oturmaktansa kendi başlarına birçok şeyi başarabileceklerine inanıyoruz. Başardıklarına da Melek ve biz kanıttır. Önceden kadınlar daha fazla üretiyordu. Bizim büyüklerimiz tarlada, bağda bahçede çalışıyordu. Sonra nesil değişti ve insanlar binaların arasına sıkıştı kaldı. Biz bunu aşmak istiyoruz. Bütün kadınları destekliyoruz ve onları çağırıyoruz. Elimizden gelen yardımı da yaparız. İlk ürünlerimizi tanıtım amacıyla ücretsiz dağıtık. İstiridye mantarı inanın etten, tavuktan, balıktan da lezzetli. Biz bu işi canlandırmayı düşünüyoruz. İleriye dönük fikirlerimiz var” diye konuştu. 

Serdar Şahin
 

Edinilen bilgiye göre, 2008 yılında Almanya’dan Türkiye’ye gezmeye gelen Edip Kalem’den (43) bir daha haber alınamadı. Almanya’da oturan ailesi Edip Kalem için kısıtlama kararı aldırdı. 9 yıldır aranan Kalem, dün akşam saat 20.00 sıralarında Muğla-Denizli karayolu Gazeller Mahallesi üzerinde yaya olarak Denizli istikametine gittiği esnada jandarmanın dikkatini çekti. Muğla-Denizli karayolunun 47. kilometresinde yakalanan ve yapılan kimlik kontrolünde herhangi bir suçtan aranmadığı belirlenen şahsın kayıp olarak 9 yıldır arandığı ortaya çıktı. Jandarma kısıtlama kararının annesi Sevim Kalem’de olduğunu ve ailenin Maraş Elbistan Demirciler köyü nüfusuna kayıtlı olduğunu belirledi. Demirciler Köyü Muhtarı ile yapılan görüşme sonrası şahsın Almanya’daki yakınları ile irtibata geçildi.

Jandarmanın Almanya’da ikamet eden anne ve babası ile yapılan telefon görüşmesinde, çift Edip Kalem’in 2008 yılından bu yana kayıp olduğunu, aradıklarını ve bulamadıklarını söylediler. Anne Sevim ve baba İbrahim Kalem, Almanya’dan ilk uçakla oğullarını almak için Türkiye’ye hareket etti. Ailesinin jandarmaya verdiği bilgide Edip Kalem’in üstün zekâlı olduğu ortaya çıktı. 

Edip Kalem’in ifadesinde İsviçre ve Almanya’da prestijli firmalarda çalıştığı Türkiye’de ise garsonluk başta olmak üzere birçok iş kolunda çalışarak yaşamını sürdürdüğü anlaşıldı. 

Bekir Tosun
 

Sosyal konut hakkında açıklamalarda bulunan TOKİ Başkanı Ergün Turan, sosyal konutta bütün talebi karşılamanın mümkün olmadığını, Türkiye’de birkaç vilayet hariç diğer tüm vilayetlerde sosyal konut ihtiyacını karşılayacak bir yapı içerisinde olduklarını ifade etti. Geçen yıl hiç konut sahibi olmayan vatandaşlar için 65 bin konut ürettiklerini ve bu rakamın Türkiye’de üretilen toplam konutun yüzde 10’u olduğunu aktaran Turan, “Konuta erişmekte zorlanan vatandaşlar için yaptığımız konutların finansmanını İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerdeki arazileri değerlendirmek yoluyla kazanıyoruz. Onlarla da vatandaşlarımızı konut sahibi yapıyoruz. Rekabetçi ve açık bir ortamda ihaleler yapıyoruz, gelir elde ediyoruz ve onları da sosyal konuta aktarıyoruz” diye konuştu.

Turan, TOKİ’nin Sefaköy’de satışa çıkardığı arsanın konut yapmaya uygun bir alan olmadığına işaret ederek, “E5 aksının kenarında metro çıkışının ağzında, burası bir ticaret alanı olmaya müsait ve çok düşük emsalli bir ticaret yapıyoruz. Buradan gelir elde edeceğiz. Kamu kaynağı bu. Onunla da konut sahibi olmayan vatandaşlarımızı konut sahibi yapacağız. İstanbul’da sosyal konut ihtiyacının tamamını karşılamak zaten mümkün değildir. İstanbul’un rezerv konuta, yenilenmeye ihtiyacı var. Bununla ilgili çalışmaları da yapıyoruz” bilgisini verdi.

“Bu yıl, Silivri ve Pendik-Tuzla civarında sosyal konut yapacağız”

TOKİ Başkanı Turan, Anadolu ve Avrupa yakasında 2 bölgede yeni sosyal konut için alanlar geliştirdiklerini belirterek, “Bu yıl, Silivri ve Pendik-Tuzla civarında sosyal konut yapımında bulunacağız. Burada yapılandırmadayız. Her birisinde 5’er 10’ar bin konut üretecek yapılandırma içerisindeyiz. İkisini de bu yıl içerisinde yapıyoruz” şeklinde konuştu.

İstanbul’a bin konutluk bir üretimde 100 bin konut müracaatı alınabildiğine değinen Turan, bunların hepsini karşılamanın mümkün olmadığını, İstanbul için asıl yapılması gerekenin, rezerv konut üretilerek İstanbul’daki yıpranmış ve depreme dayanıklı olmayan konutların değişimi olduğunu söyledi. Turan, “Bizim milletimize müjdemiz bu yıl hiç konut sahibi olmayan vatandaşlarımız için inşallah 65-70 bin konut üreteceğiz. Türk ailesi ortalama 5 kişiden olsa 300-400 bin insanımızın da bu yıl içerisinde konut sahibi olacağı anlamına geliyor. Bu heyecanla çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbe girişiminin amaçlarından bir tanesinin de Türkiye’ye diz çöktürmek olduğunu dile getiren Turan, şunları kaydetti:

“Hain terör örgütü de içimizden çıkartılmış, yetiştirilmiş. Amacı; Türkiye’ye diz çöktürmek. Allah’a şükür bu olmayınca, ekonomik anlamda diz çöktürülmeye çalışılıyor. Buna karşı olarak Türkiye’nin üretici bütün paydaşları savunma refleksi geliştirmek zorunda. Dolayısıyla hem finans kuruluşları hem de sektörün üretici paydaşları bununla alakalı bir takım fedakarlıklarda bulunuyorlar. Bu durumun derinleşmemesi için ekonomik şartların devam etmesi için bu kararlar alındı. Emlak Konut öncülüğünde başlatılan kampanyanın iyi gittiği kanaatindeyim. Bunlar süreli kampanyalar, sürekli devam etmeyeceği kanaatindeyim. Tabii burada GYODER, KONUTDER, başka sektörel temsilciler de var. Alımcılar için bir fırsat bu. Bu durumu aşmak için sektörün bir çabası olarak görüyorum. Türkiye’ye diz çöktürme operasyonuna sektörümüz bir refleks verdi. İyi niyetli bir çaba. Tasarrufu olan ve konuta ihtiyacı olanlar da bu çabaya karşılık vermeye başladı.”
Damga vergisinin sıfırlanmasının çok önemli olduğunu belirten Turan, “300 bin liralık daire alan birisi için 3 bin lira damga vergisi vardı. Artık, 3 bin lira ödememiş olacak. 100 bin liralık daire alan bin lira ödememiş olacak. Önemli rakamlar. İnşallah hep beraber ekonominin tekrar daha hızlı büyüdüğünü görürüz” açıklamasında bulundu.

“Başarırsak şehir içerisinden rızaya dayalı olarak her yıl 3-4 bin konut çıkacak”
Ergün Turan, Suriye sınırına örülen duvara ilişkin son bilgileri de paylaştı. Daha önce bu duvarın 250 kilometrelik kısmının Milli Savunma Bakanlığı ve il sınır valilikleri tarafından ihale edildiğini dile getiren Turan, hem bir bütünlük oluşması hem de daha seri yapılması için konunun kendilerine tevdi edildiğini söyledi.

Son 4-5 aydır 23 tane ihale yaptıklarını, Türkiye sınırının tamamını ihale ettiklerini ve sınırın yaklaşık yüzde 50’sini tamamladıklarını aktaran Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“511 kilometre sınır duvarı inşaatı devam ediyor. İnşallah 4’üncü ayın sonuna geldiğimizde sınırın hemen hemen tamamına yakınını kapatmış olacağız. Nisan sonu gibi Türkiye-Suriye sınırının tamamına yakınını kapatmış oluyoruz. Bu sadece bir sınır duvarı değil, arkasında da fiziki güvenlik yolu var. Sınırdan hiç kesintisiz bir yol inşa ediyoruz. Bu da çok önemli bir proje. Sadece bir duvar çekmiyoruz, aynı zamanda bir yol inşaatı yapıyoruz. Bunlar prefabriktir ve istediğimiz anda kaldırabiliriz. Bölgedeki sorunların geçici olduğu kanaatindeyiz. Kardeş coğrafyalar; araları inşallah sınırlarla ayrılmayacak. Bölgemiz tekrar güvenli hale geldiğinde portatif duvarları alıp istediğimiz yerlerde kullanabiliriz.”

Turan, 54 vilayette 180’e yakın bölgede aktif sahada kentsel dönüşüm yaptıklarını vurgulayarak, “Kentsel dönüşümde amacımız yerinde kentsel dönüşüm yapmak, niteliksiz konut stoklarını daha nitelikli hale getirmek. Önceliğimiz Türkiye’nin deprem kuşağı… Kaynaklarımız sınırlı, yapılacak iş fazla. Ülkedeki 5-5,5 milyon konutun yenilenmesi gerekiyor. Bu konuda TOKİ sahada aktif görev alan bir idaredir. 54 vilayette işimiz devam ediyor ve devam edecek” değerlendirmelerinde bulundu.

Şu anda Kayabaşı bölgesinde inşaatı 3-5 ay sonra bitecek 3 bin adet daire bulunduğunu kaydeden Turan, şu bilgileri verdi:

“Bu sosyal konutları şu anda satışa koyabiliriz. Belki 100 bin de müracaat alabiliriz ancak biz belediyelerle görüşerek, şehir içerisinde yığılmış niteliksiz konutları yani donatı alanlarını boşaltmak kaydıyla, bu konutları alım hakkı tanıyacağız. Hem de uygun fiyatlarla. Belediyelerimizle bu kaynağı kullanarak şehir içerisindeki yoğunluğu azaltacak bir model geliştirmeye çalışıyoruz. Şu anda Avrupa Yakası’nda 10’a yakın belediyeyle görüşme halindeyiz. İstanbul’da planlara bakıldığında yeşil alanda gözüken ama vatandaşın kendi mülkiyeti üzerinde evi var. Bunu çözemiyoruz… İşte bu vatandaşlarımıza çok nitelikli bir bölgede daire vereceğiz. Onların boşalttığı yer yıkılacak. Belediye o yeri yeşil alan yapacak. Kamulaştırma bedelini de TOKİ’ye taksitle ödemiş olacak. İnşallah başarırsak şehir içerisinden rızaya dayalı olarak her yıl 3-4 bin konut çıkacak. Şehrin o alanları artık imara açılmayacak. Yeşil alan, sosyal alan, otopark olarak kullanılacak.”

Uğur Kan Yüksek

Eş zamanlı baskınlarla yakalanan şüphelilerden 60’ının Ankara’da, 46’sının Bursa’da, 30’unun Konya’da, 25’inin Adana’da, 28’inin İstanbul’da ve 9’unun İzmir’de gözaltına alındığı kaydedildi. Şüphelilerin adreslerindeki belge ve dokümanlara da el konuldu. Bazı evlerden ise FETÖ kitaplarının çıktığı görüldü.

İstanbul’da DEAŞ operasyonu: 18 gözaltı

 İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, DEAŞ terör örgütüne yönelik 11 ilçede 20 adrese baskın düzenledi. Eş zamanlı operasyonlarda 18 şüpheli gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında DEAŞ terör örgütü üyesi oldukları belirlenen ve eylem hazırlığında olduklarına ilişkin bilgiler bulunan aralarında örgütün sorumlu kişilerinin de yer aldığı şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Esenler, Şişli, Bağcılar, Bahçelievler, Maltepe, Sultanbeyli, Sancaktepe, Güngören, Beyoğlu, Pendik ve Ümraniye’de toplam 20 adrese, Kocaeli’de bir adrese eş zamanlı baskınlar yapan polis ekipleri, toplam 18 şüpheliyi gözaltına aldı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel döküman ele geçirildi.
Operasyonlar kapsamında yakalanan 10’u çocuk 14 yabancı uyruklu kişi ise sınır dışı edilmek üzere polis merkezlerine teslim edildi. 

Başkent’te 60 DEAŞ’lı gözaltına alındı

 Ankara Emniyet Müdürlüğünün DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlediği operasyonda 60 kişi gözaltına alındı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, sabaha karşı Yenimahalle, Mamak, Sincan ve Çubuk ilçelerindeki adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Düzenlenen operasyonlarda aralarında yabancı uyruklu şahısların da bulunduğu 60 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, yapılan sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü. 

Bursa’da DEAŞ operasyonu: 46 gözaltı

Bursa’da DEAŞ terör örgütüne yönelik yapılan eş zamanlı operasyonda çoğunluğunu yabancı uyrukluların oluşturduğu 46 şüpheli gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından DEAŞ terör örgütüne yönelik Bursa’nın Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım, Gürsu ve Orhaneli ilçelerinde 9 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Yapılan operasyonlarda çoğunluğunu yabancı uyruklu şahısların oluşturduğu 46 şüpheli gözaltına alındı. Emniyet yetkilileri, operasyonla ilgili gelişmeler hakkında bilgi verileceğini açıkladı.  

Şanlıurfa’da DEAŞ’a yönelik operasyon: 150 gözaltı

 Şanlıurfa’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik Suriyelilerin kaldığı otel ve evlere düzenlenen eş zamanlı operasyonda 150 kişi gözaltına alındı. 

Kent merkezi ve ilçelerinde çok sayıda polisinin katılımıyla belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Terörle Mücadele şubesi ekipleri terör örgütü DEAŞ soruşturması kapsamında izlemeye aldığı Suriyelilerin yakalanması için sabah saatlerinde harekete geçti. Savcılık talimatıyla kentin çeşitli semtlerinde Suriye uyrukluların kaldığı otel ve evlere polisler tarafından eş zamanlı operasyon düzenlendi. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı operasyonda 150 Suriyeli gözaltına alındı.
Şüphelilerin kaldığı otel ve evlerde yapılan aramada çok sayıda dokümana da el konuldu. Baskın yapılan bir otel, Haliliye Belediyesi zabıta ekipleri tarafından mühürlenerek kapatıldı. Zanlılar ise sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülen şüphelilerin, DEAŞ ile irtibatlarına yönelik sorgulamanın yapılacağı bildirildi.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor. 

Antalya’da 30 yıllık proje olan teleferik projesi tamamlandı. Projeyi “hayal proje” olarak değerlendiren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, dün gazetecilerle birlikte teleferiğin açılışını gerçekleştirdi. Teleferik tesisi, bugün ise vatandaşların hizmetine sunuldu. Sabah erken saatlerde Sarısu’daki teleferik tesisine gelen vatandaşlar, uzun süre beklemelerinin ardından teleferiğe ücretsiz binmeye başladı. Tesislerin önünde uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar, kent merkezindeki tek teleferiğin keyfini ilk gün doyasıya yaşadı. Sarısu’ya saat 09.00’da gelen vatandaşlar, saatlerce bekledikten sonra saat 12.30’da teleferikle Tünektepe’ye çıktılar. Teleferiğe binen vatandaşlar bol bol fotoğraf çektirerek anı ölümsüzleştirdiler. Sarısu- Tünektepe’de teleferiğe binmek isteyen vatandaşlar saat 17.00’ye kadar bu keyfi yaşayabilecekler.

“Saatte bin 200 kişi taşıyor”
Bin 706 metre uzunluğunda ve kablo uzunluğu 3 bin 604 metre olan teleferikler 8 kişi kapasiteli. 36 kabinle hizmet veren 8 kişilik teleferikler saatte bin 200 kişi taşıma kapasitesinde. Teleferik 9 dakikalık süre içerisinde Sarısu’dan 605 metre rakımındaki Tünektepe’ye ulaşabiliyor.

Resmi açılışını Başbakan Yıldırım yapacak
Sarısu-Tünektepe teleferiğin resmi açılışını Başbakan Binali Yıldırım yapacak. Önümüzdeki Pazar günü Antalya’da toplu açılış programına katılacak olan Başbakan Binali Yıldırım, burada Sarısu-Tünektepe teleferiğinin de açılışını yapacak. Vatandaşlar, Başbakan Yıldırım resmi açılışı gerçekleştirinceye kadar teleferiğe ücretsiz binebilecek.
Teleferiğin resmi açılışından sonra bilet fiyatları gidiş-geliş 1 kişi 15 lira, 2 kişi ise 20 lira olarak belirlendi.  

Adem Akalan
 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan CHP il ve ilçe başkanları ortak toplantısında konuştu. Referandum öncesi Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi ile ilgili vatandaşların bilgilendirilmesi için il ve ilçe başkanlarına yapılacak çalışmalar hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bir bakanlık kurulacaksa bu TBMM kararından sonra olur. Şimdi bu TBMM atıldı bir köşeye ve bu bir kişi bütün yetkilerin hepsine sahip. Elinizi vicdanınıza koyun. Ortak akıl ürünü olan 550 adamın değişik siyasi partilerden ve milli iradeyi temsil eden bir yapının aldığı karar mı yoksa bir kişinin aldığı karar mı doğru. Bunları anlattığınız zaman ikna edemeyeceğiniz hiç kimse yoktur. Bütün mesele anlatmakta, samimi olarak konuşmaktadır. Devletin işleyişi. Onu da belirleyecek bir kişi. Kim müsteşar, genel müdür, büyükelçi olacak, bunların nitelikleri ne olacak. Bugün bunları TBMM belirliyor. Şimdi bunların tamamını bir kişi belirleyecek. Olmaz diyeceksiniz ama yetki bende diyecek. Bu yetki verilir mi? İşi ehline vermek inancımızda, geleneklerimizde, örfümüzde, adetimizde de var. Peki, neden bu örfü, adeti, inancı bozuyoruz. Hangi gerekçe ile bozuyoruz” diye konuştu.

“YENİ MODELDE SEÇİMLE GELENLERİN TAMAMI ÇÖP SEPETİ”

Yeni modelde seçimle gelmeyen bir kişinin Türkiye’yi yönetebileceğini savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni seçimle gelenler yönettiler. İtirazımız olmadı. Bu modelde seçimle gelmeyen Türkiye’yi yönetebilir. Diyelim ki cumhurbaşkanı yurt dışına gitti. Yetkiyi kime verecek, bir başkan yardımcısına. Başkan yardımcısı milli iradeyi temsil etmiyor, seçimle de gelmedi. Çünkü başkan yardımcısı milletvekili olmayacak. Seçimle gelmeyen birisinin seçimle gelen parlamentonun yetkilerinin üstünde bir yetkiyi kullanması hangi demokraside var, hangi ahlakta var. Seçimle gelmemiş birisi kalkacak ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetecek. Şuan da Sayın Cumhurbaşkanı yurt dışına gider ve Meclis Başkanı ona vekalet eder. Yeni modelde seçimle gelenlerin tamamı çöp sepeti. Bu doğru değildir.”

İl ve ilçe başkanlarına seslenen Kılıçdaroğlu, “Sizler konuşurken bilgi üzerine konuşmanızı istiyorum. Siz konuştuğunuz zaman akan sular durmalı. Sizi sevmeyenler bile evet doğru söylüyorlar demeli. Efendim bu modelde TBMM’yi güçlendiriyoruz diyorlar. Bir konuda haklılar. Milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkarttılar. Sayısal olarak güçlendiriyorlar. Peki, bu yeni gelen milletvekilleri ne yapacak? 550 bile fazla. Maliyeti, 187 milyon 950 bin TL. Kim veriyor bunların maaşını? Bunlar ne yapacak Mecliste? Bütün yetkiler yukarıda. Bunlar sadece maaş alacaklar. Vatandaşlara sorun. Allah aşkına elini vicdanına koy. 550 milletvekili sayısı senin neyine yetmiyor da 600’e çıkartıyorsun. Sorun bunu. Hiçbir vatandaş bu anayasa değişikliğinden sonra Meclise de gelmeyecek. Millet ile vekilin arası tamamen kopuyor. Adına niye Büyük Millet Meclisi diyoruz ona da şaşırıyorum. Kaldırın o büyük lafını oradan. Gazi Meclisi olmaktan çıkartıyorsunuz. Getiriyorsun oraya maaş alan ve oturan 600 kişiyi yerleştiriyorsun. Ne yapacak bunlar orada, vatandaşlarımıza sorun. Sizin vicdanınız buna el veriyor mu? Böyle bir düzenleme hangi devlette var?” ifadelerini kullandı.

“GÜÇLÜ PARLAMENTER SİSTEMDEN GÜÇLÜ TEK ADAM REJİMİNE GEÇİYORUZ”

Bunun bir rejim değişikliği olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şunları dedi:

“‘Bu bir rejim değişikliği değil’ diyorlar. Biz rejimi 1920’lerde kurduk, Cumhuriyeti ilan ettik. Bu kanun kabul edilirse Cumhuriyet değişiyor. İran, Suriye, Libya, Mısır Cumhuriyet. Onların Cumhuriyeti bizim Cumhuriyetimize benziyor mu? Hayır benzemiyor. Yeni değişiklik ile gelen anayasa, Suriye anayasasının aşağı yukarı aynısıdır. Biz düne kadar demiyor muyduk Suriye’de demokrasi yok diye. Güçlü parlamenter sistemden güçlü tek adam rejimine geçiyoruz. 550 kişinin ortak iradesini alıyoruz, bir tek kişiye bütün yetkileri veriyoruz. Devletin yapısını ve işleyişini değiştiriyoruz. Bir adam gelir çok iyi yönetebilir, bir başkası gelir ortalığı toz duman eder. Bir kişiye yetki tarihin hiçbir döneminde doğru dürüst verilmemiştir.”

“BİR KİŞİYE GÖRE BİR ÜLKENİN REJİMİ BELİRLENMEZ”

“Bu anayasa değişikliği bu milletin hangi sorununu çözecek” diyerek sözlerine devam eden Kılıçdaroğlu, “Emeklinin sorununu mu, çiftçinin sorununu mu, terör sorununu mu, eğitimde yaşadığımız sorunları mı, dış politikada yaşanan sorunları mı çözecek. Hiçbir soruna çözüm üretmiyor. Bir kişiye göre bir ülkenin rejimi belirlenmez. Ortak akıl, birlikte aklımızı kullanarak demokrasi içinde çözelim. Elin oğlu temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçiyor, biz demokratik parlamenter sistemden tek adam rejimine geçiyoruz. Böyle bir şey olamaz. Aklımızı peynir ekmekle yemek gibi bir şey bu. Benim söylediğimde bir yanlış, bir eksik varsa şurası yanlış desinler. Bizde hata yapmış olabiliriz. Devletler macera olsun diye yönetilmez. Çift başlılık önlenecekmiş. Hangi çift başlılık? Şuan ki durumu ele alalım. Sayın Erdoğan bir şey söylediği zaman Sayın Binali Yıldırım ‘bu olmaz’ mı diyor. ‘Tamam, nasıl emrederseniz’ diyor. Aynı işi görevi olmadığı halde 3-4 kişi yapmaya kalkışırsa bu çift başlılık olur. Ama demokrasilerde, hukukun üstünlüğü olduğu ülkelerde herkesin görev tanımı vardır” açıklamasında bulundu.

“BU İŞ PARTİ MESELESİ DEĞİLDİR”

Kılıçdaroğlu, “15 yıldır iktidardalar. 15 yılda tek parti iktidarı, 15 yılda parlamento çoğunluğu bunlarda. İsteyip de çıkaramadığınız bir kanun var mı? Her kanunu çıkarttınız. Peki, memleket niye bu halde? Kim size engel oldu. Böyle bir şeyde yok. Sonuçta parmak hesabı. Karar verip de çıkaramadığınız bir kararname var mı? İstedikleri zaman kararname çıkarıyorlar. O zaman bu değişikliğin sebebi ne? Neden tek adam rejimi? Bu anayasa değişikliği bu memleketin hangi sorununu çözecek? Sorularını vatandaşa sorun. Vatandaşımızın bir vicdan muhasebesi yapması lazım. Olayı A partisi, B partisi meselesi haline kimse sakın getirmesin. Bu iş parti meselesi değildir. Bu mesele, demokrasi, vatan, memleket meselesidir. Cumhuriyet demokrasi ile taçlanırsa güzel olur. Ben neden Sayın Davutoğlu’na, Sayın Yıldırım’a defalarca çağrıda bulundum. Avrupa Birliği ‘bunu yap’ diyor bizde gidip koşa koşa yapmaya çalışıyoruz. Dedim ki; niye onların dediğini biz yapıyoruz. Gel arkadaş biz oturalım Mecliste ve tamamını biz kendi irademiz ile yapalım. Bizim aklımız yok mu” diyerek sözlerini sonlandırdı.