Kocaeli’nin Darıca ilçesinde bulunan Faruk Yalçın Hayvanlar Alemi ve Botanik Parkındaki Türkiye’nin ilk ve tek cüce su aygırlarının dişi üyesi doğuma hazırlanıyor. Doğuma hazırlanan anne su aygırının yavrusunun ilk görüntüleri çekilen ultrason ile ortaya çıktı. 3 bin 600’ü aşkın nüfusa sahip 286 tür hayvan ile Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden biri olma özelliğine sahip olan Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi’ndeki cüce su aygırları, yeni yavrularını dünyaya getirmek için gün sayıyor.

Yakın bir zamanda doğum yapacak olan cüce su aygırı ile ilgili bilgiler veren Hayvanat Bahçesi Eğitim ve Pazarlama Müdürü Gökmen Aydın, “Ülkemizin ilk ve tek cüce su aygırlarının barınağındayız. Burada bir tane erkek iki tane dişi su aygırımız var. Nesilleri tükenme tehlikesi altında olan bu canlılardan bir tanesi hamile. Eylül ayının başından itibaren hamile olduğunu gözlemledik. Yakın zamanda doğumu gerçekleştireceğini düşünüyoruz” dedi.

Cüce su aygırı neslinin çoğalmasının Türkiye ve hayvanat bahçesi için büyük bir başarı olacağını belirten Aydın, “Bu canlıların sayısı her geçen gün azalıyor. Neredeyse erkek nüfusu tükenme tehlikesi altında. O nedenle burada dünyaya gelecek yavru çok değerli olacak. Bizim içinde çok özel olacak. Büyük bir heyecanla bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Hayvanat bahçesi yetkilileri parkın yeni maskotunu sabırsızlıkla beklemeye başladı. 

Kaan Kızıl

Yozgat’ta bir dizi etkinliğe katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, gazetecilere yaptığı konuşmasında İslam’a dair yanlış bilgilere sahip olmaktan kaynaklı olumsuz bir yaklaşımın söz konusu olduğu dile getirdi.

Bakan Bozdağ gazetecilere yaptığı konuşmasında şu açıklamalara yer verdi: “Norveç’te Breivik isimli bir kişi 70 civarında genci kurşuna dizdi ve onların ölümüne neden oldu. Bu da Hristiyan asıllı birisi. Biz Türkiye olarak, Türkler olarak Hristiyan terörist demedik. Almanya’da soydaşlarımızı, vatandaşlarımızı yaktılar ve orada da biz bunu yakanlar Hristiyan’dır, Hristiyan teröristtir demedik. Bireysel suçtur ve aşırı uçların işlediği suçlar dedik ve bu cinayetleri, bu terör eylemlerini Hristiyanlık dinine hamletmedik. Diyanet İşleri Başkanımız açıklamada bulundu, Avrupa’da 356 civarında cami, mescit kundaklandı, yakıldı, terör eylemlerine muhatap kılındı ve bunları yapanlar genelde Hristiyanlık dinine mensup olanlar ama hiçbir Türk hükümet yetkisi bunlar Hristiyan teröristtir demedik. Çünkü dinlerin hiçbirisi terörü emretmez, teröre destek vermez. Biz buna inanıyoruz bunu böyle biliyoruz.

İslam da terörü emretmeyen bir din. Bir insanlığın ölümünün bütün insanların ölümü gibi kabul eden ve teröre, şiddeti, öldürmeyi reddeden bir din. Ancak İslam düşmanlığından veyahut da İslam’ı bilmemekten, İslam’a dair yanlış bilgilere sahip olmaktan kaynaklı bir olumsuz yaklaşım söz konusudur. Kim ki İslam’la, terörü yan yana getiriyorsa İslam’a ve Müslümanlara en büyük iftirayı yapmaktadır. Bu gün İslam’ın ismini kullanarak DEAŞ Terör Örgütü olsun, El Kaide Terör Örgütü olsun, terör estirenlerin ilham kaynağı Kur’an ve sünnet değildir. Onlar tamamen şeytandan ilham alıyorlar, oradan yapıyorlar. Çünkü Kur’an da sünnet de bunların yaptığı şeyleri tasvip etmez. O nedenle bazı terör örgütlerinin yaptıklarını dine ve o dine mal etmek çok büyük haksızlıktır, büyük bir iftiradır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu iftiranın dillendirilmesine zaten itiraz etmiştir, bütün Müslümanlar da bu iftirayı reddeder, kabul etmez. Ben de buradan bir kez daha bu kavramları kullanırken daha hassas olmamız gerektiğini vurgulamak isterim.”
 

Eğitim Bir-Sen tarafından düzenlenen 4’üncü Kadın Buluşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Kadın Komisyon Başkanı Habibe Öçal ile çok sayıda Eğitim Bir-Sen üyesi katıldı. Kadın buluşmasında Eğitim-Bir-Sen’in faaliyetlerini gösteren slayt sunumu yapıldı.

“YILLARDIR MİLLETÇE ORTAYA KOYDUĞUMUZ İRADEYİ ARTIK KURUMSALLAŞTIRMAK ZORUNDAYIZ”

Sunumun ardından konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Ne zaman milletimiz iradesini ortaya koysa bu engellenmeye çalışıldı. Neyse ki 15 Temmuz’da bu denklemi milletçe çözdük. Artık tüm dünya bu iradenin gücünü biliyor. Bu coğrafya her an bilinçle yaşamamız gereken üzerinde büyük senaryoların yazıldığı bir coğrafyadır. Yıllardır milletçe ortaya koyduğumuz iradeyi artık kurumsallaştırmak zorundayız. Vesayetlerin ve medya kartellerinin değil milletin gerçekten hakim olduğu bir düzen tesis etmeliyiz” dedi.

“KADINLAR MİLLETÇE ELDE ETTİĞİMİZ BAŞARININ EN BÜYÜK ORTAĞIDIR”

Önümüzdeki günlerin kurumsallaşma adına son derece önemli olduğunun altını çizen Emine Erdoğan, “Bu yolda kadınlar olarak yine çok önemli sorumluluklarımız var. Son 15 yıllık mücadelede kadınların çabası çok önemli bir yer tutmuştur. Kadınlar milletçe elde ettiğimiz başarının en büyük ortağıdır. Kapı kapı dolaşarak insanlara dertlerimizi anlattığımız günleri hatırlayın. Nice ezberleri bozduk hep birlikte. Bizi yok saymak isteyenlere, ’hayır biz de varız’ dedik. O günlerinin heyecanı halen yüreğimde tazeliğini koruyor. İnşallah yine aynı heyecanla gayretimize devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Demokrasi mücadelesinde kadınların çok önemli yeri olduğunu belirten Erdoğan, “Yeri geldiğinde görünmez aktörler olmayı kabullenerek tüm dünyaya örnek olacak bir kadın hareketi başlatmışlardır. Şayet bir kadın tarihi yazılacaksa Türkiye’deki kadın ve sivil toplum konusu hiç atlanmaması gerek bir konudur. Başörtüsü başta olmak üzere çeşitli kısıtlamalar nedeniyle hakları elinden alınan kadınlarımız sivil toplum kuruluşlarında sivil toplum kuruluşlarında güçlerini birleştirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN EĞİTİM PLANLARIMIZI DEĞİŞİMİ GÖZ ÖNÜNE ALARAK YAPMALIYIZ”

Vakıf ve derneklerin adeta bir okul olduğuna vurgu yapan Emine Erdoğan, “Okuma programlarından, sosyal organizasyonlara, kadınlarımız kendilerini bugünlere çok iyi hazırlamıştır. Bu sağlam temel üzerinde sabrederek bugünün milletvekilleri, akademisyenleri, yazarları, sanatçıları olmuşlardır. Sanattan siyasete, akademiden bürokrasiye ruhu bu kutlu maya ile mayalanmış yeni nesillere ihtiyacımız var. Eğitim Bir-Sen çatısı altındaki tüm eğitimcilere çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Hem bu mücadele ruhunu korumak hem de değişimle gelen sorunlarımıza çözümler üretmek durumundayız. Yeni bir çağa girdik. Artık yeni bir insanla karşı karşıyayız. Bütün eğitim planlarımızı bu değişimi göz önüne alarak yapmalıyız. Ama bunu yaparken kadim bilgiyi güncelleyerek bugüne taşımalıyız. Bugün çocuklarımıza verdiğimiz eğitim geleceğimizin aynasıdır. Evlatlarımızı teknolojinin esaretinden kurtararak kabiliyetlerini açığa çıkaran bir anlayışla yetiştirelim” dedi.

“BİZ YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE HEP BİRLİKTE EVET DİYECEĞİZ”

Kadın buluşmasında konuşma yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, “15 Temmuz gecesi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla ülkemizin kadınları meydanlara, sokaklara inmiştir ve demokrasisine iradesine sahip çıkmıştır. Adeta kadınlarımız gençlerimizle erkeklerimizle, yaşlılarımızla birlikte elleriyle tankları durdurmuştur. Aziz milletimiz demokratik iradesini çiğnetmemek adına Türk bayraklarıyla o gece bir destan yazdı. Yakın bir gelecekte millet olarak önemli bir tercih yapacağız ve Anayasa değişiklik teklifimiz için referanduma gideceğiz. Biz yeni anayasa değişikliğine hep birlikte evet diyeceğiz. Ülkemiz bu yeni anayasa değişikliğiyle güvenli ve istikrarlı bir yönetim yapısını sürdürecek. Yeni anayasa düzenlemesini bir rejim değişikliği değil bir sistem değişikliği içerdiğini de buradan bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu rejim değişikliği tartışmaları da meseleyi sulandırmaktan, bulandırmaktan başka bir amaç taşımamakta. Kısa bir süre sonra biz sokak sokak, kapı kapı, ev ev, meydan meydan bütün insanlarımıza anayasa değişiklik teklifimizi anlatacağız. Ben inanıyorum ki referandum günü geldiğinde de bu aziz millet en doğru tercihi yapacak ve referandumda da güçlü bir çoğunlukla sandıktan evet çıkacaktır” şeklinde konuştu.

“TORUNUNA BAKAN BÜYÜK ANNE UYGULAMASI 5 PİLOT İLDE BAŞLIYOR”

Torununa bakan büyük anneye ekonomik destekle ilgili açıklama yapan Bakan Kaya, “Torununa bakan büyük anneye ekonomik destek adını verdiğimiz bu projeyi pilot uygulamamızla 5 ilimizde başlatıyoruz. Günümüz hayat şartlarının birbirinden uzaklaştırdığı aile fertlerini vereceğimiz bu destekle birbirine kavuşturmayı destekliyoruz. Böylece hem çocuklarımız kendi canından olan büyük anneyle daha fazla zaman geçirecek hem de medeniyetimizin kadim ruhundan ilhamını alan sevgi, şefkat ve merhamet iklimini tüm sıcaklığıyla tekrar yaşatılmasını sağlayacağız” ifadelerini kaydetti.

“EVET DİYECEĞİZ”

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen olarak referandumda ‘Evet’ diyeceklerini ifade eden Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “28 Şubat’ta örselenen üniversite kapılarında turnikelere sıkıştırılan, ikna odalarında imha süreçlerine sokulan, depresyonlara gark edilen, kamusal alan işkencesiyle kamusal alan yalanıyla toplumdan soyutlanan ve kendi aralarında kategorize edilen kadınlar olarak bu sürecin tarih olmasını hep birlikte inşa ettik. Kamusal alan yalanının ortadan kalması noktasında gösterdiğiniz dirayet bir ayda karda, kışta, kıyamette şehir merkezlerine caddelere durduğunuz, ellerinizi ovuşturarak ayaklarınızı ovalayarak beklediğiniz stantlardan 12 milyon 300 bin imza gibi bu ülkede ana muhalefet partisinin aldığı oydan daha fazla iradeyi hükümete takdim edip toplumsal ’mutabakat budur’ deyip kamusal alan yalanını tarihin çöp sepetine atarak tarihi yasağı tarih yapan tarih yazan teşkilatın liderlerini kadın öncülerine yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

Ali Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye anayasa referandumuna kilitlenmiş durumda. Teşkilat olarak 2010’da toplu sözleşmeye de toplumsal sözleşmeye de diyerek alanlara çıkan ürettiğimiz materyalleri kurumlara ulaştıran bunun için hazımsızlar tarafından yapılan şikayetlerle soruşturmalar ve yargılanmalara maruz kalan ama bizim açtığımız yoldan bizim toplu sözleşme hakkını aldığımız yoldan masaya oturup masada caka satmaya çalışanların olduğu Türkiye’de işimize bakacak yeni referandum sürecinde de en aktif şekilde görevimizi yerine getireceğiz. Bize ne diyeceksiniz diyorlar tabi ki evet diyeceğiz. Tarafsın mahkeme fikrine hayır mı diyelim? 18 yaşında seçilme hakkının verilmesine niçin hayır diyelim? Bu ülkenin koalisyon tartışmalarıyla yorulduğu bir tarihi var. Koalisyon tartışmasıyla yorulmasın ülke, koalisyonlar sandıkta kurulsun diyen bir yaklaşıma neden hayır diyelim?”

Konuşmaların ardından Eğitim Bir-Sen tarafından Emine Erdoğan’a fahri üyelik belgesi takdim edildi.

Mustafa Biçer 

Arnavutköy Fatih Caddesi üzerinde bir işyerine girmeye çalışan hırsızlar bu sırada karşılarında polisi görünce şok oldu. Hemen araca binen dört hırsız kaçmaya başladı. Çok sayıda polis ekibi de hırsızları yakalamak için aracı kovalamaya başladı. Kilometrelerce süren takip 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda son buldu. Araçla kaçamayacaklarını anlayan şüpheliler , araçtan inerek kaçmaya başladı. Bunun üzerine çok sayıda polis de araçlarından inerek silahlarını çekti. Şahısları kovalayan polisler dört hırsızdan ikisini hemen yakaladı. Bu sırada şüphelilerden biri belindeki silaha hamle yapınca polis şüpheliyi bacağından vurarak etkisiz hale getirdi. Yaralanan şüpheli hastaneye kaldırılırken,hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Tüm bu yaşananlar ise saniye saniye kameralara yansıdı. 

Nefes kesen kovalamaca kamerada

Görüntülerde hırsızlar bir işyerine girmeye çalışıyor. Bu sırada polis otosu olay yerine yaklaşınca hırsızlar araçla kaçmaya başlıyor. Hırsızlar önde polis arkada uzun süren kovalamaca otogarda son buluyor. Hırsızlar araçtan inerken, polis ekipleri ellerinde silahla araçlarından inerek hırsızları kovalıyor.

Öte yandan şahısların üzerinde ve araçta yapılan incelemede, işyerinden çalınan çok miktarda elektrik kablosu, 3 adet bıçak, 2 adet tornavida, 1 adet asma kilit, 1 adet demir kesme makası, çok sayıda sahte plaka ele geçirildi. Polis şimdi kaçan dördüncü hırsızı arıyor.

Tugay Saday
 

Sadakataşı Derneği, Kenya’da kuraklık sorununu yerinde tespit etmek için bölgeye bir seyahat düzenledi. Bölgedeki kurumlar ve yetkililerle kuraklık ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Seyahat esnasında karşılaşılan sorunlarla ilgili bir rapor hazırlayan Sadakataşı Derneği, kuraklığın en yoğun yaşandığı Garissa, Kilifi ve Tana River eyaletlerini ziyaret etti.

Bangali bölgesinde ise insanların, çamur rengine bürünmüş bir su birikintisinden bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıkları görüldü. Bölgeden su alan insanlarla yapılan görüşmede, bu vahadan temin ettikleri bulanık suyu temizlik ihtiyaçlarının yanı sıra içme suyu olarak da kullanıldığı belirtti.

Sadakataşı ekibi bu bölgede 5 kilometre ara ile 2 adet su kaynağının mevcut olduğunu ve halkın bu su kaynağına ulaşabilmek için günde 15 kilometre yol yürümek zorunda kaldıklarını aktardı. Ekip, yılda 1 defa yağan yağmur ile dolan bu göletleri bölge halkının içme suyu olarak kullandığını, suyu içmek zorunda kalan kişilerde hastalıkların arttığını ve ölümlere sebep olduğunu belirtti. Bu göletlerin de önümüzdeki günlerde kuruyacak olmasıyla halk hayatta kalabilmek için bir sonraki yıla kadar yağmuru beklemek zorunda kalacak. Ayrıca söz konusu kuraklığın 1,3 milyon kişinin gıda sıkıntısı çekmesine sebep olacağı kaydedilerek, özellikle kıyı kesimdeki Kilifi eyaletinde durumun alarm seviyesinde olduğu açıklandı. Günümüz teknolojisinin nimetlerini sonuna kadar kullandığımız bu günlerde, “İhtiyacı olana su kuyusu can olur” cümlesini canlı olarak yaşadıklarını ilettiler. Sadakataşı ekibi bu incelemeler neticesinde Kenya’da su temini projelerini güçlendirmeye karar verirken, bu doğrultuda faaliyetlerini hızlandırdı.

Öte yandan, Sadakataşı ekibi en son projesi Prof.Dr. Mahmud Esad Coşan Külliyesi dahilindeki Fatih Sultan Mehmet Yetim Yurdu açılışını gerçekleştirdi. Aynı zamanda 42. dönem Adak, Akika ve Şükür kurban kesimlerini de gerçekleştiren ekip, ihtiyaç sahibi ailelere kurbanların dağıtımını gerçekleştirdi. 

Sancaktepe’de köpeğini gezdiren 16 yaşındaki lise öğrencisi Elif Dağyeli’ye aracıyla çarparak ölümüne neden olan Fatih Yalkın’ın yargılandığı dava sonuçlandı. Yalkın’ın “Taksirle ölüme neden olmak” suçundan yargılandığı duruşmada bilirkişi raporu okundu. Rapora göre hem sanığın hemde Elif Dağyeli’nin asli derecede eşdeğer kusurlu olduğu tespitine yer verildi. Karara bağlanan davada Fatih Yalkın’a 2.5 yıl hapis cezası verildi. Bu ceza 18 bin 200 lira para cezasına çevrildi.

Karara tepki gösteren Elif Dağyeli’nin ailesi ise karara itiraz ettiklerini belirtti. Davanın tamamıyla sanığın lehine işlediğini ve bu kararı kınadıklarını söyleyen Elif Dağyeli’nin amcası Özcan Dağyeli, “Tabii ki bu olayı kınıyoruz. Hukuk tamamıyla sanığın lehine işliyor. Biz baştan beri kaç defa müracaata bulunduk. Dilekçe verdik. Biz bu mahkemeyi kabul etmiyoruz. Olayla ilgili olarak biz olay yerinin yeniden incelenmesini istiyoruz. Defalarca müracaat ettik. Dilekçemizi sunduk. Bunu kabul etmiyorlar. Bir insan zaten arabayla vurmuş kaçmış. Sen bir insanı ölüme terk etmişsin bu baştan bir suçtur yani. 200 metre ilerisinde 4 tane hastane varken kaçıyorsun ve vurduğun şahsı hastaneye kaldırmıyorsun. Bu baştan bir suçtur. Biz bunu kabul etmiyoruz. Verilen cezayı beğenmiyoruz. Bu olayı yeniden inceletsinler bu olayın böyle bitmemesi lazım. Eğer bu olay bu şekilde sonuca giderse yarın öbür gün büyük bir facia olur. Ben bunu baştan söylüyorum. Onu da benden bilsinler. Ben 12 tane kardeşim var. iki tanesini o yola feda ederim sıkıntı değil. Çünkü benim bir canım yanmıştır. Canım ortadan gitmiştir. Ne arayan soran var. ne de geçmiş olsun diyen. Biz dosyamızı tekrar sunduk. Dosya bir üst mahkemeye gidecek. Bir üst mahkeme buna karar verecek. Ya aynı şekilde kapatacak yada dosyayı aynı savcıya geri gönderecek” şeklinde konuştu.

(Metin Başar / İHA)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılığı tarafından yılbaşı gecesi Ortaköy’deki gece kulübüne düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 11 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na getirilen 11 şüpheli, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “kasten öldürmeye yardım” suçlarından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Savcılığın sevk yazısında tutuklanması talep edilen şüphelilerden saldırgan Abdulkadir Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva’nın yakalandıktan sonra gerçek kimliğini gizleyerek Fatıma Abdurrahim kod ismini kullandığı belirtildi.

Saldırganla buluşmak için YTS evine nakledildi

Sevk yazısında, şüpheli Nurullayeva’nın, birlikte saklandıkları şüpheliler Rakhnamo Zaıdzhankızı ve Gulsuya Tlegenova ile birlikte, Esenyurt’ta bulunan Yabancı Terörist Savaşçılar (YTS) evinden kaçışlarının sağlanması ve saldırgan Masharipov ile buluşmalarının temini için şüpheli Bakhtiiar Abdurashıdov tarafından Pendik‘te bulunan YTS evine nakledildiği anlatıldı.

DEAŞ’lı militanlar saldırganın eşi yakalanmadan bir gün önce çocuğu kaçırdı

Şüpheli Zarina Nurullayeva’nın, kolluk güçlerince yakalanmadan bir gün önce barındırıldığı YTS evine gelen kimliği tespit edilemeyen iki DEAŞ militanınca saldırgan ile olan ortak erkek çocuklarının tespit edilemeyen YTS evine götürüldüğü kaydedilen sevk yazısında, “Şüpheli Zarina Nurullayeva, Reina eyleminin planlanması ve gerçekleştirilmesinde aktif rol oynayan soruşturma kapsamında tutuklanan ‘Yusuf’ kod adlı İlyas Mamaşaripov’un ailesi ile birlikte eylem tarihine kadar aynı konutta Başakşehir ilçesinde 20 gün birlikte kalmıştır” denildi.

“Saldırganın eşinin eylemden önceden haberi var”

Yılbaşı gecesi saat 01.30 sıralarında şüphelinin eşinin, Reina saldırısı sırada soruşturma kapsamında tutuklanan İlyas Masharipov’un eşi Marhaba Abduloeva’ya ‘Buralarda kalırsanız zarar görürsünüz’ diyerek konuttan ayrıldığı ifade edilen yazıda, “Şüpheli bunun ardından DEAŞ militanlarınca Esenyurt’taki YTS evine götürülmüştür. Şüphelinin gerçekleştirilen eylemden önceden bilgi sahibi olduğu anlaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Başak Akbulut
 

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Mersin Şehir Hastanesi açılışı öncesi konuğu olduğu TGRT Haber canlı yayınında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin ilk şehir hastanesinin açılışının gerçekleştirileceğini kaydeden Bakan Elvan, “Bölgenin, Ortadoğu’nun, Avrupa’nın en modern hastanesinin açılışı yapılıyor. Günde 12 bin vatandaşımız hizmet alacak. Modern odaları, ameliyathaneleri, yoğun bakım üniteleri il gerçekten dünyada eşine az rastlanan bir hastane” şeklinde konuştu.

Bakan Elvan, hastanenin sağlık turizmi açısından Mersin iline katkılarına vurgu yaparak, “Özellikle Mersinimizin sağlık turizmi açısından gelişmesine ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Bu şehir hastanelerinin hizmet standardı son derece yüksek olacak. Nitelikli personeli, hekimleri, hemşireleri ve modern cihazları ile sadece kendi vatandaşlarımıza değil, dışarıdaki vatandaşlara da ücreti mukabili hizmet etme imkanına kavuşmuş olacağız. Bu bir kamu hastanesi onu özellikle vurgulamak istiyorum. Her bir vatandaşımız bu hastaneden yararlanabilir. Zaman zaman Mersin’de ‘burası bir özel hastaneymiş’ gibi değişik yanlış algılara yol açabilecek ifadeler kullanıldığı için söylüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“BÖLGESEL HAVALİMANI ÇUKUROVA 30 MİLYON YOLCU KAPASİTESİNE SAHİP OLACAK”

Çukurova Bölgesel Havalimanı Projesi’ndeki son duruma ilişkin bilgi veren Elvan, konuya ilişkin şunları söyledi: “Havalimanı’nın ihalesi yapıldı. Önümüzdeki günlerde kazmayı vuracağız. 2018 yılında da vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Bölgesel havalimanı Çukurova bölgesi, Adana ve Mersin için son derece önemli bir proje. 30 milyon yolcu kapasitesine sahip olacak. Türkiye’nin en büyük havaalanlarından birisi konumunda olacak. Bölge turizmine, kalkınmasına çok ciddi katkı sağlayacak. Havalimanının yapılması ile birlikte kargo amaçlıda kullanılabilecek. Mersin’in ve ülkemizin ihracatına da önemli katkı sağlayacaktır”.

“HEDEFİMİZ EN GEÇ 2019’DA AKDENİZ SAHİL YOLUNU VATANDAŞLARIN HİZMETİNE SUNMAK”

Mersin ili karayolları yatırımları için çok sayıda projenin devam ettiğini sözlerine ekleyen Elvan, “Mersin sınırları içerisinde 22 ayrı projemiz devam ediyor. Bunlardan en önemlisi Akdeniz sahil yolu Mersin’i Antalya’ya bağlayan yol. Bu güzergah üzerinde 27 adet tünelimiz bulunuyor. Akdeniz sahil yolunu tamamlayacağız. 27 tünelimiz var. 7 tünelimizi tamamladık ve hizmete sunduk. Kalan 20 tünelden 6 tanesini önümüzdeki bir-iki ay içinde açacağız. Kaldı 14 tünel. Bu 14 tünelden de şuanda 8 tanesi için çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. 6 tanesinin de ihalesine önümüzdeki günlerde çıkacağız. Hedefimiz en geç 2019’da Akdeniz sahil yolunu vatandaşların hizmetine sunmaktır” ifadelerine yer verdi.

Demiryolu yatırımlarına da değinen Bakan Elvan, “Mersin’i Ankara’ya ve İstanbul’a Konya’ya bağlayan hızlı tren hattı için çalışmalar sürüyor. Şuanda Konya ile Karaman arasındaki hızlı tren çalışmaları alt yapı itibariyle bitti. Karaman-Ulukışla arasında çalışmalar başladı. Mersinimize kadar bu hat uzanacak” açıklamasında bulundu.

(Benan Özben / İHA)

Aydın Efeler ilçesinde yaşayan 20 yaşındaki Salih Yılmaz 27 Kasım günü arkadaşları ile buluşmak üzere ayrıldığı evine bir daha geri dönmemiş ve 2 ay sonra cesedi Danişment ile Balıkköy Mahallesi arasındaki bir arazide gömülü vaziyette bulunmuştu.

CENAZE NAMAZINDAKİ TAVIRLARI GÖZDEN KAÇMADI

Madde bağımlısı olduğu öğrenilen Salih Yılmaz’ın ölümü ve otopsi raporları üzerine çalışma başlatan Aydın İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Cinayet Masası ekipleri dedektif gibi iz sürdü. Cesedi gömülmüş vaziyette bulunan Salih Yılmaz’ın arkadaşlarını takibe alan jandarma ekipleri olaydan sonra bir yandan araştırma yaparken diğer yandan da yaşananları gözlemledi. Cenaze günü, önce eve daha sonra da Çine Dorumlar Mahallesi’nde düzenlenen cenazeye katılan A.B.S. isimli gencin tavırlarını şüpheli bulan ekipler çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdı. Gerek cenaze namazında gerekse cenazenin gömülmesi ve taziye mesajları sırasında hal ve tavırları garip bulunan A.B.S.’nin telefon görüşmelerini de dinleyen jandarma suç ortağı ile yaptığı görüşme üzerine şahsı cenazeye katıldığı elbiseleri bile üzerindeyken yakaladı. Şahıs çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Aydın E Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

“BİZİMLE BİRLİKTE SALİH’İ ARADI”

A.B.S. ile günlerce arama yaptıklarını ve kesinlikle cesedin bulunduğu bölgelerde arama yapmadıklarını belirten Salih Yılmaz’ın yakınları, “Günlerce A.B.S. ile Salih’i aradık. Birçok yerde aradık. Ama cesedin gömülü bulunduğu bölgeye hiç gitmedik. Salih’in ölüsü bulunduktan sonra da A.B.S. cenazeye gelip bizimle birlikte cenaze namazı kıldı. Tabutu taşıyıp defin işlemlerine katıldı. Biz pek fark edemedik ama bunları takibe alan jandarma durumu fark etmiş. Olaydan sonra elbiselerini bile değiştirmeden cenazeye katıldığı kıyafetlerle A.B.S. Aydın’da diğer H.B. ise İzmir’de yakalanmış” diyerek yaşadıkları şaşkınlığı dile getirdiler.

(İbrahim Kılınç / İHA)

İzmir’in Karabağlar ilçesinde 4 yıl önce, parkta oynayan 6 yaşındaki Umut Ceylan’ı uzaktan ateşlediği tabancayla öldürdüğü iddiasıyla ömür boyu hapis cezasına çarptırılan 34 yaşındaki Can Kayı, kararı bozan Yargıtay tarafından tahliye edilmişti. Yerel mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararını bozan Yargıtay 1.Ceza Dairesi üyeleri, şüpheli Can Kayı’nın olaydan bir saat önce ve bir saat sonra kullandığı telefon sinyallerinin bir harita üzerinde detaylı olarak çıkarılmasını istedi. Umut Ceylan’ın aile avukatı Özge Eşsizhan, “Acılı ailede gerçek suçlunun cezalandırılmasını istiyor. Yargıtayın telefon sinyallerinin detaylı bir şekilde çıkarılması kararı bize göre de doğru. Bu sinyaller şüpheli olarak yargılanan Can Kayı’nın nerede olduğunu daha detaylı bir şekilde ortaya koyacak” dedi.

Hastanede yaşamını yitirmişti
27 Ağustos 2012 tarihinde rastgele açılan ateş sonucu beline kurşun isabet etmesiyle ağır yaralanan 6 yaşındaki Umut Ceylan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Yapılan balistik incelemede çocuğun ölümüne neden olan kurşunun, olayın ardından başka bir suç kapsamında tutuklanarak cezaevine konulan, ‘Uyuşturucu kullanma, yaralama, hırsızlık’ gibi çeşitli suçlardan kaydı bulunan Can Kayı’dan ele geçirilen silahtan atıldığı belirlendi. Sanık Can Kayı, yargılama sürecinde bu suçtan tahliye edilirken, ‘Adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah bulundurmak’ suçlarından yargılandığı başka bir davadan yedi buçuk yıl hapis cezasına çarptırılması nedeniyle cezaevinden çıkamadı.
İzmir 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde üç yıl önce yapılan son duruşmaya, ‘Çocuğu ya da beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi öldürmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanan sanık Can Kayı, avukatları Ersin Gürsoy, Seyit Ahmet Akyüz ve Ceylan ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz katıldı. Umut’un annesi Gülhan Ceylan ve babası Ufuk Ceylan ise gelmedi. Son savunmasını yapan Can Kayı, önceki duruşmalarda söylediklerini tekrarlayarak, silahı, bu olayın meydana geldiği tarihten sonra, başka kişilerden satın aldığını ve kargoyla kendisine gönderildiğini belirtip suçlamayı reddetti, beraatını istedi. Avukat Gülsoy da müvekkilinin suçsuz olduğunu savundu. Mahkeme heyeti, şüpheli Can Kayı’yı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına mahkum etti. Karar mahkeme heyeti tarafından oy çokluğuyla alındı.

Yargıtay kararı bozdu
Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi de şüpheli Can Kayı hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu. Can Kayı’yı Umut Ceylan’ı öldürme davasından tahliye etti. Bu kararı veren Yargıtay üyeleri, yine şüpheli Can Kayı’nın olaydan bir saat önce ve sonra telefon sinyallerinin harita üzerinde detaylı bir şekilde çıkarılmasını istedi. Yargıtay, tahliye yazısını, sanığın yargılandığı İzmir 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme de tahliye kararını Kayı’nın başka suçtan hükümlü olduğu Aydın E Tipi Cezaevi’ne gönderdi. Ancak Can Kayı, hükümlü olduğu diğer suçtan cezasını çektiği için cezaevinden çıkamadı.