Mustafakemalpaşa ilçesinde 2016 yılı Eylül ayında meydana gelen olayda, eşi Eda Kösa’nın (20) gözleri önünde vurulan Barış Kösa (26) hayatını kaybetti. Aracın kaza yapmasıyla Eda Kösa, İsmail B. ve Sadettin A. da yaralandı. Olaydan sonra Ali Artuk ve Kürşat G. Mustafakemalpaşa Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı. Kürşat G., daha sonra mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten adam öldürmek’ suçundan haklarında ağırlaştırılmış müebbet cezası talebiyle dava açılan tutuklu sanık Ali Artuk ile tutuksuz sanık K.G. son kez hakim karşısına çıktı. Arkadaşı Kürşat ile bayramlaştığını bildiren Ali Artuk, “Dışarı çıkarken evimizin birinci katının penceresinden dışarı baktığımda Barış Kösa’yı arabasında gördüm. Kürşat’a küfrettiğini ve elini beline doğru tabancayı tutar gibi olduğunu gördüm. Döndüğümde tabancasını sağ elinde görünce bulunduğum yerden 8 el ateş ettim. Olay bu şekilde olmuştur, beraatimi talep ediyorum” dedi.
Kürşat G. ise, olayın arkadaşı Ali Artuk’un anlattığı gibi olduğunu, kendisinin olayla alakası bulunmadığını ve suçsuz olduğunu söyleyerek, beraatini istedi.

12 yıl 6 ay ceza

Mahkeme heyeti, Ali Artuk’a ilk müebbet, ardından haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulayarak 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Kürşat G. ise beraat etti. 

Derya Evren
 

Olay, 12 yıl önce Eskişehir’de meydana geldi. O zamanlar 27 yaşında ve 2 çocuğu olan Fatma Korkmaz, köyde ekmek yaparken eski fırının üstüne düşmesi sonucu hastaneye kaldırıldı. Hemen ameliyata alınan kadının, omuriliğinin zedelendiği tespit edildi. Daha sonra bir ameliyat daha geçiren Korkmaz, “Yaşadığım kaza sonrası felçli olarak yatalak durumdaydım. Eşimin SSK’sı yoktu. Fizyomer bana sahip çıktı. Fizyomere gitmeden önce parmaklarımı bile kıpırdatamıyordum’’ dedi. 

Korkmaz yürüyemez durumdayken, şimdilerde destek cihazlarından kurtularak yürümeyi amaçlıyor. Tam 12 yıldır bir beklenti karşılığı olmadan tedaviye devam eden doktorları ise şimdilerde Korkmaz’ ın yürümeye başlamasıyla mutluluğa ortak oldular.

Felçli iken normal doğum yaptı

Felçli iken üçüncü kızına hamile kaldığını söyleyen Korkmaz, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“6 yıl önce henüz hala felçli iken üçüncü kızıma hamile kaldım. Felçli olduğum için bebeği aldırmam gerektiğini söylediler. Ben kabul etmedim. Asla normal doğum yapamayacağımı söylediler. Ama Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde normal doğumla bebeğimi kucağıma aldım.”

“Her yeri gezmek istiyorum”

Yaşadıklarını anlatan Fatma Korkmaz, umutlarının nasıl yeşerdiğini anlattı. Korkmaz, “Fırında biz ekmek yapıyorduk. Fırın zaten eskimiş kış günüydü. Fırın eski olunca üstüme düştü ve sinirlerim zedelendi. O anda ameliyata alınıyorum. Önce umudum yoktu, hastaneden çıkıp eve geldiğimde umudum yoktu. Hocamızın sayesinde, Türkan hocamızdan Allah razı olsun. Çok umutlandım, çok heveslendim. Fizyomer’e gidince çok umutlandım. Her şeye çok gayret ettim. Şimdi hedefim cihazı atıp yürümek, Eskişehir’in altını üstüne getirmek. Yani her yeri gezmek istiyorum çünkü evde çok sıkılıyorum” dedi.

Tünerir; “Gözlerime Umutla bakan gencecik bir anneydi”

Fizyomer Terapia Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezi Tıbbi Direktörü Uzm. Dr. Türkan Tünerir, ise Fatma Korkmaz ile 12 yıl önce başlayan başarı ve azim dolu hikayelerini şöyle anlattı:
“Fatma hanıma Eskişehir Valiliği aracılığıyla ulaştık. Ailenin ihtiyaç sahibi olduğunu anlatıp yardımcı olmamız istendi. Eşinin sosyal güvencesi yoktu. Biz Fizyomer olarak tedavisini üstlendik. Kendisi ile tanıştığımızda her iki bacağı da tam felçli durumdaydı. Yatalak vaziyetteydi. İki bebeği vardı ve henüz 27 yaşında gencecik bir kadındı. Kendisini evinde ilk ziyarete gittiğimizde umutla gözlerime bakıp ‘yürüyebilecek miyim’ diye sormuştu. Bütün umudu ve hayali ayağa kalkabilmekti. O gün bugündür Fizyomer olarak onun yanındayız. Geçen sürede çok yol aldık.” 

Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Dr. Tünerir, “Yaklaşık 2 yıl Fizyomer’ de fizik tedavi ve rehabilitasyon gördükten sonra Fatma Hanım ilk kez ayağa kalktı. Bacağının dik durmasını sağlayan yardımcı aparat ve walker ile yürümeye başladı. Her adımı bizi çok mutlu etti. Artık tekerlekli sandalyesine bağımlı kalmadan yürüyebiliyor” dedi. 

Dr. Tünerir, Fatma Korkmaz’ın tedavi sürecinin devam ettiğini belirterek, “Şu anda yılın 2-3 ayı rehabilitasyon tedavisini sürdürüyor. Her geçen yıl yürümesi hızlanıyor, gelişim kat ediyor” ifadelerini kullandı.

“En büyük sevincimiz oldu”

Son olarak bugün gelinen noktadan söz eden Dr. Tünerir, sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Biz öncelikle Fatma hanımın sağlam olan kol kaslarını, rahatsız olan gövde kaslarını güçlendirici çalışmalar yaptık. Bacak kaslarının, eklemlerinin de korunması için onlara yönelik egzersizler uyguladık. Yaklaşık bir yılın sonunda Fatma hanım ayakta dik durabilmeye başladı. Ardından uzun bacak yürüme cihazı ile birlikte adım atmaya başladı. Bu, onun en büyük mutluluğu oldu. İlerleyen zamanlarda walker yürüme cihazı ve uzun bacak cihazıyla, kalça kaslarının da gücünün artması ve aktif harekete başlaması sayesinde cihazla yürümeye başladı. Bu en büyük sevincimiz oldu. İlerleyen yıllar içinde hatta felçliyken hamile kaldı. Herkes onun çocuğa bakamayacağını, doğuramayacağını düşünüyordu. Ama o yine yılmadı, yine ‘Bu çocuğu doğurabilirim, ben bakabilirim’ diye düşündü ve o dönemde de doğum yaptı. Yine biz doğum öncesi ve doğum sonrası rehabilitasyonlarımızla kendisine destek olduk.”

Azim ve çaba ayağa kaldırıyor

Felçli hastalar için azim ve çabanın önemine dikkat çeken Dr. Tünerir, “Felçli hastalarda kişinin gayreti ve azmi, fizik tedavi ve rehabilitasyonunu tam yaptırıp bunun gücüne inanması çok büyük önem taşıyor. Biz de Fizyomer olarak deneyimli fizyoterapistlerimiz ve cihazlarımız ile hastalarımızın yeniden ayağa kalkmalarını sağlıyoruz. Bu bizi çok mutlu ediyor. Felç olanlar umutlarını asla yitirmesinler. Umutlu ve azimli olsunlar. Fatma Hanım buna çok güzel bir örnek” diye konuştu. 

Çağatay Gür
 

Yapılan son değerlendirmelere göre, ülke genelinin çok bulutlu, Marmara’nın güney ve doğusu, Ege, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun kuzeybatı ve güneydoğusu, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu, Sivas, Gaziantep ve Kilis çevreleri ile Antalya’nın doğu kesimlerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların; Adana ve Osmaniye’nin kuzeyi ile Kahramanmaraş’ın batısında öğle saatlerinde kuvvetli olmak üzere genellikle yağmur ve sağanak, Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile Çankırı, Nevşehir, Kayseri ve Sivas çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan tahminlere göre, hava sıcaklıkları azalarak kuzey, batı ve iç kesimlerde mevsim normalleri civarında, doğu kesimlerde mevsim normallerinin 2 ila 5 derece üzerinde seyredecek. Rüzgar, genellikle güney ve güneybatı yönlerden hafif kuvvette esecek. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:

Ankara: Çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinde yağmurlu 9

İstanbul: Çok bulutlu, gece saatlerinde Anadolu yakası hafif yağmurlu 8

İzmir: Çok bulutlu, bu sabah ve öğle saatlerinde sağanak yağışlı 14

Adana: Çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı (Yağışların; öğle saatlerinde kuzey ilçelerinde kuvvetli olması bekleniyor.) 19

Antalya: Çok bulutlu, öğle saatlerinde doğu kesimleri sağanak yağışlı 18

Samsun: Çok bulutlu ve aralıklı yağmurlu 14

Trabzon: Çok bulutlu ve aralıklı yağmurlu 10

Erzurum: Çok bulutlu, aralıklı hafif kar yağışlı 1

Diyarbakır: Çok bulutlu, gece saatlerinde yağmurlu 10 

Batman’da boynundan aşağısı tutmayan yüzde 100 bedensel engelli Abbas Karabulut’un (32) hayatı, yıllar önce bir kadına platonik bir şekilde aşık olmasıyla değişti. 6 haneli bir mezrada büyüyen ve hiç okula gitmeyen Karabulut, aşık olduktan sonra sevdalandığı kadına duygularını dile getirmek için arkadaşlarından okuma yazma öğrendi. Daha sonra bir sözlük de temin eden Karabulut, kendi çabalarıyla İngilizce öğrendi. Platonik aşkı nedeniyle kitap yazma hevesi başlayan Karabulut, 1’i İngilizce 12 kitap yazdı. Düşüncelerini bedensel engeli nedeniyle çevresindekilerin aracılığıyla dijital ortama aktaran Karabulut, son kitabı “Göçebe Şair”in basılmaya hazır olduğunu belirtti.

Birine sevdalandığını ve bu nedenle aşk üzerine şiirler ve türküler yazdığını anlatan Karabulut, “Müziklerimiz de var, kitap çalışmalarımız da var. Bunların hepsi bir aşkla başladı. Sonrasında da yazdıkça ilerledi. Kitaplarımı aşk ve barış üzerine yazıyorum. Milletimizi bağdaştırıcı bir gaye ile yazıyorum. Düşüncelerimi ben söylüyorum yanımdaki arkadaşlar, komşularımız ya da akrabalarım kağıda döküyor. Sonra kitap haline getiriyorum ve bastırıyorum. Asıl engelli dediklerimiz bedensel engelliler değildir. İmkan tanımayan kişiler engelli oluyor. Engelliler hakkında tabii ki çok eksikliklerimiz var. Bu konuda yetkililerimizden engelli vatandaşlarımıza daha çok imkanlar ve hizmetler sağlanmasını talep ediyorum” dedi.

Manevi değerlere ilişkin bir dernek açmak istediğini de dile getiren Karabulut, “Manevi Değerlerimizi Koruma ve Yaşatma Derneğini açmak için çalışmalarımız var” diye konuştu.

Hüseyin Sakar-Osman Arslan 

2’nci Ulusal Bilim Kampı başlıyor. Bu yıl ev sahipliğini Maltepe Üniversitesi ile İstanbul Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi üstlendiği, ilk bölümü 12-14 Şubat 2018 günleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün desteğiyle düzenlenecek kamp, Maltepe Üniversitesi Marmara Eğitim Köyü yerleşkesinde gerçekleşecek. Yapılan açıklamada, 12 Şubat 2018 Pazartesi günü Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Adnan Saygun Konferans Salonunda yapılacak açılış töreni ve ‘STEM’ seminerinin ardından üç gün boyunca proje okullarının öğrencilerine Maltepe Üniversitesi öğretim elemanları, ‘Endüstri 4.0, Farmakoloji, Akıllı Şehir Planlaması ile Temiz ve Yenilenebilir Enerji’ konularında bilgi verecek.

Bilim Kampına her okul yukarıdaki konulardan biriyle katılacağı açıklanırken; öğrenciler, çağın gerektirdiği şekilde yetiştirmeye katkı sunacak. Özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarının yönetici, öğretmen ve öğrencileri arasındaki iletişimi ve etkileşimi artırmanın yanı sıra, öğrencilerin gözlem, keşif, sorgulama, problem çözme ve model oluşturma becerilerini geliştirmek amacıyla düzenlenen Bilim Kampının çalışmalarının ilk bölümünün tamamlanmasının ardından, katılımcıların hazırlayacağı projeler, Maltepe Üniversitesinde oluşturulacak kurul tarafından incelenecek.

10-11 Mayıs 2018 günlerinde her bir kategoride ilk üç dereceye giren projeler düzenlenen sergide sergilenecek ve ardından da törenle öğrencilere ödülleri verilecek.

Yarışma takvimi şöyle;

Proje okullarından gelen başvuruların alınması 25.11.2017 – 12.01.2018
Bilim Kampı etkinliklerinin gerçekleştirilmesi 12 – 14 Şubat 2018
Öğrencilerin projelerini hazırlamaları 15.02.2018 – 13.04.2018
Hazırlanan projelerin Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesine gönderilmesi 16.04.2018 – 19.04.2018
Kategorilerinde ilk üçe giren projelerin belirlenmesi 24.04.2018 – 27.04.2018
Kategorilerinde ilk üçe giren öğrencilerin, proje sergisi ve ödül törenine katılmaları için davet edilmesi 30.04.2018
Kategorilerinde ilk üçe giren projelerin sergilenmesi 10.05.2018 – 11.05.2018
Proje ödül töreninin yapılması ve kapanış 11.05.2018 

İddiaya göre, Ramazan G, Bedih B. ve ismi öğrenilemeyen bir şahıs, Gazimuhtar Paşa Bulvarı üzerindeki iş merkezine geldi. Binadaki özel güvenlik görevlisini gören 3 şahıstan Ramazan G, daha önceden tanıdığı güvenlik görevlisi Adem K.’ya iş merkezinde hırsızlık yapacaklarını söyleyerek, kendileri ile iş birliği yapmasını istedi. Şahıslar, bu teklifi kabul etmeyen güvenlik görevlisini darp ederek etkisiz hale getirdi. Ardından şahıslar, iş merkezinde bulunan 12 iş yerinden çeşitli güvenlik kamera ve sistemleri, bilgisayar kasa ve monitörleri, cep telefonları, araba ve anahtarlar ile 1 adet ruhsatsız tabancayı çalarak araçla kaçtı. Darp edilen güvenlik görevlisi, bina yöneticilerini arayarak yardım istedi. Olay yerine gelen bina yöneticileri de durumu polise bildirerek, sağlık ekiplerini çağırdı. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Adem K, Şehitkamil Devlet Hastanesine kaldırıldı. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Ev ve İşyeri Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, iş merkezinde inceleme yaptı. Hastanede güvenlik görevlisi Adem K’nın ifadesini alan ekipler, kısa sürede aracın plakasını belirledi. Ramazan G’ye ait 27 BY 580 plakalı aracı Milli Egemenlik Bulvarı üzerindeki bir sitenin bahçesinde park halinde bulan ekipler, olaya karışan diğer iki kişinin de kimliğini belirledi. Şahısların depo olarak kullandıkları iş yerinin adresini de tespit eden polis, yapılan operasyonla 3 zanlıyı yakalayarak gözaltına aldı. Araçta ve iş yerinde yapılan aramalarda çalıntı olduğu tahmin edilen çok sayıda cep telefonu, güvenlik kamerası, güvenlik kamerası kayıt cihazı, çeşitli boylarda monitörler, LCD televizyon, farklı araçlara ait araba anahtarları ve bilgisayar kasaları ele geçirildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. 

Mehmet Bulut

Konuyla ilgili Bitlis Valiliğinden yapılan açıklamada, “Çığ düşmesi sonrasında, Batman Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde görevli 5 personel şehit olmuş, 12 personel ise hayati tehlikesi olmayacak şekilde yaralanmıştır.

Şehitlerimiz: Jandarma Astsubay Üstçavuş Ferruh KULAOĞLU, Jandarma Sağlıkçı Astsubay Çavuş Hilmi ÖZ, Jandarma Uzman Çavuş Durmuş TEK, Jandarma Uzman Çavuş Yüksel KAPDAN, Jandarma Uzman Çavuş Ali TAŞTEPE.

Yaralılar: Jandarma Binbaşı Bülent CANTÜRK, Jandarma Astsubay Üstçavuş Ahmet KARADEMİR, Uzman Jandarma Çavuş Cihan İNAL, Jandarma Uzman Çavuş Ümit KÖSE, Jandarma Uzman Çavuş Eyyüb ALEV, Jandarma Uzman Çavuş Kadir YAMAN, Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Ali DİLEK, Jandarma Uzman Çavuş Bülent KILINÇ, Jandarma Uzman Onbaşı Mehmet KOYUNCU, Jandarma Uzman Çavuş Emin KESER, Jandarma Uzman Çavuş Taner AÇIKER, Jandarma Uzman Çavuş Yusuf DERTLİ

Yaralı personel helikopter ile Bitlis ve Hizan Devlet Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alınmıştır. Bölgeye helikopter faaliyetiyle AFAD ekibi gönderilmiş olup, arama ve kurtarma faaliyetleri devam etmektedir” denildi. 

Çığ altından kurtarılan askerler hastaneye getirildi

 Bitlis’in Hizan ilçe kırsalında yürütülen operasyon sırasında düşen çığın altında kalarak yaralanan askerler helikopterle Tatvan Devlet Hastanesi’ne getirildi.

Alınan bilgilere göre, sabah saatlerinde Hizan’ın Giriziyaret tepe bölgesinde operasyon icra ettikleri sırada üzerlerine çığ düşmesi sonucu 5 askerin şehit olduğu 12 askerin de yaralandığı olayda, yaralı askerlerden bazıları helikopterle Tatvan Devlet Hastanesi’ne getirildi.

Çığ altından kurtarılan yaralı askerler, çok sayıda ambulans ve sağlık ekibinin hazır bekletildiği Tatvan Devlet Hastanesine getirilmeye devam ediyor. Tedavi altına alınan askerlerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Yasa dışı yollardan Bodrum’dan Yunanistan’ın İstanköy Adas’ına göçmen taşıyan organizatörlerin kullandıkları tekne ve lüks yatlar, yakalanmalarının ardından yediemin olarak kullanılan Yalıkavak Mahallesi’ndeki trafik otoparkına teslim edildi.

Kara taşıtından çok deniz aracının bulunduğu otoparkta, ihaleye çıkarılıp satılacakları günü bekleyen tekne ve yatlar adeta mezarlık görüntüsü oluşturdu. Yaklaşık 1 yıldır ihalesi yapılmayan tekneler çürümeye terk edildi. 1 yıldır yedi eminde tutulan teknelerin satılması halinde hazineye ise 12 milyon Türk lirasından fazla para gireceği öğrenildi.

Yasal olarak tekne ve yatların satışında herhangi bir engel bulunmadığını öne süren otopark sahibi Burkay Karadağ, 5 ila 28 metre uzunluğundaki 218 adet ahşap gulet, sürat teknesi ve lüks yatın aylık muhafaza maliyetinin kendisini mağdur ettiğini söyledi.

Bodrum Milli Emlak Müdürlüğünden satış sürecini hızlandırmasını isteyen Karadağ, “Bunlar göçmen kaçakçılığında yakalanan tekneler ve çoğu sahipsiz. Şimdi sahibi belli olsa da kovuşturması devam eden teknelerin normal şartlarda Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 1 ay içerisinde satışa çıkarması lazım. KHK 690, 6. Madde çok açık. Kovuşturma ve soruşturma sonuçları beklenmeksizin 1 ay içerisinde bütün teknelerin satışının, tasfiyesinin gerçekleştirilmesini yazıyor ve KHK emrediyor. Biz bununla ilgili hemen bu karar çıktıktan bir ay sonra 5’inci ayda Milli Emlak Müdürlüğüne, Bodrum Milli Emlak Müdürlüğüne gerekli başvurularımı yaptık, dilekçelerimizi verdik, satış taleplerimizi ilettik. Kendileri bize, şuan böyle bir ödeneklerinin olmadığını söyledi. Bilirkişi ve kıymet takdiri raporlarının hazırlanması için devletin bir ödeneğe ihtiyacı olduğunu dolayısıyla şuanda satışın gerçekleşmeyeceğini belirtti. Biz de bu tür ödemelerin tarafımızca karşılanmasını taahhüt ederek bilirkişi ile anlaştık, kıymet takdir raporlarını bilirkişi tarafında 2 ay boyunca çalışması sonucunda ortaya çıkardı. Biz evraklarımızı 6’ncı ayda teslim ettik müdürlüğe sunduk. Buna rağmen halen satışlar gerçekleşmedi. Bunun üzerine bizde BİMER’e yazı yazdık, durumu izah ettik. Kendileri BİMER’i yanıltıcı bir şekilde bilirkişi raporlarının hazırlanmadığını ve kovuşturmaların, soruşturmaların devam ettiğini belirterek devleti kandırma yoluna gittiler” dedi.

“DEVLETİN KASASINA 12 MİLYON GİRECEK”

Teknelerin zamanında elden çıkarılmaması nedeniyle mağdur olduğunu ifade eden Karadağ, “Şuan 218 tane tekne mevcut. 5 metre ile 28 metre arasında olan tekneler var. İşte ufak teknelerin en az bana maliyeti burada, taşıma ve muhafaza giderleri 2 bin lira civarında ortalama. Büyük olan tekneler var, karayolu ile buraya taşıyamadığımız, tersanelerle anlaşıp tersanelerde kışlama yaptırdığımız tekneler, onların aylık bana gideri 6 ila 7 bin lira arasında değişiyor. Bu paralar benim cebimden çıkıyor ve ben bunları tahsil edemiyorum. Biz istiyoruz ki bu tekneler satılsın devletimizin kasasına para girsin. Bunlar satıldığı zaman en az 10 ila 12 milyon lira civarında devletin kasasına para girecek. Bir taraftan bakıyoruz Milli Emlak ödeneğimiz yok diyor ve bilirkişi raporunun cüzi bir miktarını ödemekten kaçınıyor. Öteki taraftan baktığımızda 10 milyon burada yatıyor. Bu benim gözümde görev ihmalidir” ifadelerini kaydetti.

Öte yandan, Bodrum Milli Emlak Müdürlüğü yetkilileri, yakalanan teknelerle ilgili soruşturma ve kovuşturmalardan devam edenlerin olduğunu, bazı teknelerin ise Liman Başkanlığına kayıtlı olmaları gerekçesiyle satılamayacağını bildirdi.

30 GÜN İÇİNDE TEMİNAT VERİLMEZSE SATIŞI GEREKİYOR

690 sayılı KHK’nın göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılan araca el koyma işlemiyle ilgili olarak yer alan 6. maddesinde “Göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesinde kullanılan araçlara 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre el konulur. Birinci fıkraya göre el konulan aracın; soruşturma ve kovuşturma devam ederken aynı suçun işlenmesinde tekrar kullanılması, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması, toplam yolcu sayısına göre önemli sayıda göçmen taşınırken ele geçirilmesi suçun işlenmesini kolaylaştıracak özel tertibatının bulunması hallerinden birinin varlığı durumunda, el konulan araç sahibine iade edilmez. Bu durumda sahibinin, aracın değeri kadar teminatı el koyma tarihinden itibaren 30 gün içinde Maliye Bakanlığına teslim etmesi halinde araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde, Maliye Bakanlığı tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden aracın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır” ifadesi yer alıyor.

Eren Ayhan – Tuba Ayhan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çeşitli temaslarda bulunmak üzere gittiği Sudan’da, Türkiye-Sudan arasında 12 ekonomik antlaşma imzalandı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Sudan Cumhuriyeti Sanayi Bakanlığı arasında Bilim Teknoloji ve Sanayi İşbirliği Protokolü, MTA ve Sudan Jeolojik Araştırma ve Maden Kaynaklarını Değerlendirme İşbirliği Projesi Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sudan Tarım ve Ormancılık Bakanlığı arasında Ortak Eylem Planı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Ormancılık Alanında İşbirliği Antlaşması,

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Eğitim alanında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı, Türkiye Cumhuriyeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Çevre Alanında İşbirliğine Dar Mutabakat Zaptı, Küçük ve Orta İşletmecileri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile Sudan Sanayi Bakanlığı arasında Mutabakat Zaptı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti arasında 2018-2020 yılları arasında Turizm Alanında İşbirliği Uygulama Programı ve YTB ile Yurt dışında Çalışan Sudanlılar Başkanlığı arasında Diaspora Konularında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı imzalandı.

Müştak Saygın
 

Geçen mart ayında Yıldırım’a bağlı Davutdede Mahallesi’nde meydana gelen olayda, İbrahim Y. (25) ile Gökhan A. (22) taksici İbrahim E.’nin (32) boğazını emniyet kemeri ile sıkarak 250 lirasını gasp etti. Olayın ardından kavga eden şüphelilerden Gökhan A., İbrahim Y.’nin yüzünü döner bıçağı ile kesti. Güvenlik kameralarına yansıyan olayın ardından 2 arkadaş yakalandı.

Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki şüpheli hakkında ‘yaralama’ ve ‘yağma’ suçlarından 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Son kez hakim karşısına çıkan sanıklardan Gökhan A., “Uyuşturucunun etkisinde olduğum için olayı kesik kesik hatırlıyorum. Takside tırnaklarımı kestiğimi hatırlıyorum. Kemeri boğazına doladığımı hatırlamıyorum. Paraya ihtiyacım yoktu. Amaç taksi ile bir yere gidip, parasını ödemeden kaçmaktı. Taksiciden özür diliyorum. Döner bıçağını taksi olayından sonra selvia almaya gittiğimiz yerde masanın üzerinden almıştım” dedi.

“Yüzüme döner bıçağı ile vurdu”

İbrahim Y. ise, “Gökhan ile beraber İbrahim’in taksisine bindik. Meydancık’ta ben bir yere borcumu ödedim. Ben sola, Gökhan sağa dönmesini şoföre söyledi. Şoför sağa dönünce, Gökhan taksicinin boynuna emniyet kemerini geçirdi. Şoför aracı duvara sürterek durdurdu. Ben şaşırdığım için araçtan inip kaçtım. Sokağın başına Gökhan geldi. Benden uyuşturucu parası istedi. Bende olmadığını söyleyince yüzüme döner bıçağı ile vurdu. Şoförden alınan para sebebiyle kavga etmedik. Benim olaydan haberim yoktu” diye konuştu.

“Boynuma emniyet kemerini geçirdi”

Taksi şoförü İbrahim E. ise, “Karşıdan işaret yapmalarına rağmen ben durmadım. Trafik olduğu için İbrahim aracın kapısını açtı. Meydancık’ta bir kahveye uğradık. Bir süre sonra benim vaktim olmadığını söyledim. Onlar da Sırameşeler’e bizi bırak dediler. Aşağıya inerken, Gökhan, ‘Sağa dön orada ineceğiz’ dedi. Döndükten sonra boynuma emniyet kemerini geçirdi. Üzerimdeki paraları istedi. O esnada direksiyonu bıraktığım için araç duvara sürttü. İbrahim olaya sessiz kaldı. Gökhan, ‘Seni öldürmediğime dua et’ dedi. Uyuşturucunun etkisi altındaydılar” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti karar duruşmasında İbrahim Y.’nin beraatine, Gökhan A.’nın ise yağma ve kasten yaralama suçlarından toplam 12 yıl 8 ay hapsine karar verdi. 

Ahmet Faruk Çabuk