Sosyal Hizmet Modellerinden yararlanan gençlerin atama töreni Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun katılımlarıyla gerçekleştirildi. Sosyal Hizmet Modellerinden Yararlanan Evlatlarımızın Atama Töreni ile 2 bin 294 kişinin kamu kurum ve kuruluşlarına atamasını gerçekleştirildi. Törende konuşan Bakan Sarıeroğlu, bu alandaki atamanın bakanlık görevi sırasındaki ilk atama olduğuna dikkati çekerek, “Gençlerimizin bu aile hissini yaşamaları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının başarısı. Fatma Hanım’ın bu alandaki yoğun çabalarına şahit oldum ve kendisinin bu alana anne hassasiyetiyle yaklaştığını gördüm. İnşallah gelecekle alakalı olarak hizmet modellerimizi daha da geliştirerek, daha farklı çalışmalar da yaparak bugün geldiğimiz bu ileri aşamayı önümüzdeki dönemde Fatma Hanım’ın liderliğinde, Aile Bakanlığındaki bürokrat arkadaşlarımız, genç kardeşlerimizin de görüş ve önerileri doğrultusunda çok daha ileri seviyelere taşıyacaktır. Anayasamızda yer alan sosyal devlet anlayışı son 15 yılda, içinde barındırdığı hususlarla güçlü bir şekilde sahalara, vatandaşlara, topluma yansıdı. 

AK Parti hükümetleri olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde geçmişten itibaren tüm ihtiyaç sahibi, sesini duyuramamış kesimlere el uzatmak için büyük bir çabayla çalıştık Mağdurların, darda, zorda olanların yardımına koşmaya devam edeceğiz. İşte sosyal hizmet modellerinden yararlanan kardeşlerimizin, gençlerimizin ailelerinin yerini tutmasa da devletimizin şefkatli ellerinde olabilecek en iyi şartlarda yaşamlarını sürdürmesi, gelecekler ilgili hayaller kurmasına katkı sağlamak için yine var gücümüzle çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Engelli atamaları mart ayında”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından belirlenen hak sahibi gençlerin 18 Ekim – 10 Kasım 2017 arasında tercihlerini yaptıklarını belirten Sarıeroğlu, “Bu kapsamda bugün 928’i KPSS sonuçlarına göre olmak üzere bin 364 kardeşimiz de kurayla olmak üzere 2 bin 293 kardeşimizi işe yerleştirmelerini gerçekleştireceğiz. Bu bağlamda milletimizin şefkatli ellerinde yetişen, korunan kollanan kardeşlerimizin yine devletimizin kadrolarında istihdam edilecek olmalarının da önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Bugün yaptığımız yerleştirme işlemiyle birlikte AK Parti iktidarımız döneminde bu kapsamda atanan genç kardeşlerimizin sayısını da 26 bin 38’e ulaştırmış durumdayız. 2014’ten bu yana sadece bu yeni sisteme geçtikten sonra da yarısı kadar, 10 bin kadar kardeşimizin işe yerleştirilmesini sağladık. 1988’den bu yana 48 bin kardeşimizin bu şekilde yerleştiğini düşündüğümüz zaman AK Parti iktidarları döneminde bu alana verilen önemin ve hassasiyetin daha çok ortaya çıkacağını ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Geçen 15 yılda önemli atılımlar yaptıklarına işaret eden Sarıeroğlu, özellikle engellilerle ilgili geçen yıl açıkladıkları 5 bin yeni kadro imkanıyla ilgili, “2 bin 500 engelli kardeşimizin söz verdiğimiz üzere atamasını da mart ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. Tercihlerini 16 Mart itibarıyla yapacaklar ve mart sonunda büyük bir beklenti içerisinde olan engelli kardeşlerimizin de yine Aile Bakanlığımız ile birlikte güzel bir organizasyonla iş hayatına girmelerine vesile olacağız” açıklamasında bulundu. Sarıeroğlu, AK Parti iktidarı döneminde 20 bin 524 şehit ailesi, gazi ve gazi yakının atamasının yapıldığını bilgisini de verdi.

“2 bin 294 gencin ataması yapıldı”

Törende konuşan Bakan Kaya ise, bakanlık olarak “biz büyük bir aileyiz” sloganıyla yola çıktıklarını belirterek, atama töreninin bu büyük ailenin en mutlu günlerinden birini yaşadıklarını söyledi. “Bugün atanan gençlerimizin, ‘Önce İnsan’ anlayışıyla milletimize hizmet edeceklerinden, işlerinin hakkını vereceklerinden eminim. Bütün gençlerimize yeni görevlerinde ve yaşamlarında yürekten başarılar diliyorum. Bütün gençlerimize yeni görevlerinde ve yaşamlarında yürekten başarılar diliyorum” şekilde konuştu. 

Konuşmaların ardından Bakan Sarıeroğlu ve Kaya, atama butonuna bastı. İsmi açıklanan gençler, sevinçten gözyaşlarına hakim olamadı. Tören sonunda hatıra fotoğrafı çekildi. 

Yağmur Yıldız – Emre Yüzügüldü

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yaşayan Yakut ailesi bir yılda 2 bin 168 okuyarak büyük bir rekora imza attı. Halk kütüphanelerinin kullandığı otomasyon sistemi olan KOHA’nın 2017 verilerine göre baba Veysel Yakut yetişkin kategorisinde 413, Kübra Yakut genç kategorisinde 480 ve Rabia Yakut da çocuk kategorisinde 807 kitap olmak üzere tüm kategorilerde birinci oldu. Büşra Yakut da genç kategorisinde ablasının ardından 468 kitapla ikinci olurken Yakut ailesi ilçede en çok kitap okuyan aile oldu. Kitap bağımlısı olan aile fertleri geceleri kitap okumadan uyuyamıyor.

Kanser olan eşinin kemoterapi kitaplarını okuyarak bağımlı oldu

Ortaokul mezunu baba Veysel Yakut (48) bir yılda 413 kitap okuduğunu belirterek, “Çocuklarımla beraber toplamda 2 bin 168 kitap okuduk. Büyük-küçük, 7’den yetmişe herkese öneriyoruz. Eşim 3 yıl önce meme kanserine yakalandı. Tedavi için Ankara’ya götürürken uçakta, hastanede insanların kitap okuduğunu gördüm. Doktorlar kemoterapi ve radyoterapi ile ilgili kitapçıklar vererek okumamı istediler. Onları okudukça alışkanlık haline geldi. Çocuklarım da bana bakarak okumaya başladı. Geceleri bir araya gelip kitap okuyoruz. Sigara tiryakileri nasıl son sigaralarını içip öyle yatıyorsa bizim de kitap okumadan uykumuz gelmiyor. Ayrıca yaş geçtikçe kitap okumak hafızayı güçlendiriyor, zihni açıyor. Kitap okurken bütün sıkıntılar bir kenara atılıyor. 2 yıldır işsizim, iş arıyorum, bulamıyorum. Emekli olmama 3 yıl var. Sigorta primimi şimdiye kadar kendi imkanlarımla ödüyordum” dedi.

“Kitap okumayanlar kendilerine bir şans versin”

Üniversiteye hazırlanan Kübra Yakut (18), kitap okumayanların kendilerine bir şans vermesini istedi. Yakut, “Kardeşlerimle beraber kütüphaneye geliyoruz. Dershaneye gittiğim zamanlarda babam geliyor. Kitap okumayı seviyorum çünkü insana terapi gibi huzur veriyor. Bence herkes okumalı. Zaten bir kere kendinizi verdiğiniz zaman bağımlılık gibi oluyor, bırakamıyorsunuz. Okudukça okumak istiyorsunuz. Dünya klasiklerini bitirmek istiyorum. Kitap okumayı sevdiğim için öncelikle Türkçe öğretmeni olmak istiyorum. Bence kitap okumayanlar ön yargılı yaklaştıkları için kitap okumuyorlar. ‘Sen bu kitabı niye okuyorsun. Sıkıcı değil mi’ diyorlar. Halbuki kendilerini verseler bir zincir gibi geliyor. Kendilerine bir şans verip kitap okusunlar” diye konuştu.

“Yatmadan önce kitap okuyorum”

9 yaşındaki Atatürk Ortaokulu 5’nci sınıf öğrencisi Rabia Yakut da, “Babam kütüphaneye kayıt yaptırmıştı. Kitap getirip okuyordu. Biz de ona bakarak okumaya başladık. 807 kitap okudum. Kitap okumayı aslında çok seviyorum. Yatmadan önce kitap okuyorum sürekli. Arkadaşlarıma önerilerde bulunuyorum. Kitap okuyunca başarılı oluyorsun. Mesela Türkçe öğretmenim bir metin okuturken beni kaldırıyor. Ben okuyorum. Kitap okurken noktalama işaretlerine, her şeye dikkat ediyorum” ifadelerini kullandı.

İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Abdulbari Tanrıverdi ise, kütüphanelerine gelen okuyucuların öncelikle Kütüphane Otomasyon Sistemine öncelikle kaydolduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Okuyucular sistem üzerinden kitap alarak eve götürürler. Yakut ailesinde 3 kişi çocuk, genç ve yetişkin kategorilerinde birinci oldu. Büşra Yakut da genç kategorisinde ikinci oldu. Bir yıl içerisinde toplamda 2 bin 168 kitap okudular. Daimi olarak gelip kitap alırlar. Bu da Ergani’deki okuyucularımızı teşvik açısından baya bir faydalı.” 

Emrah Kızıl

Kaza, gece saatlerinde Fatih Sultan Mehmet Bulvarı üzerinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, bulvar üzerinden Etimesgut istikametinde seyreden Hasan Burak Ü. İdaresindeki 06 FH 4740 plakalı otomobil, Yenimahalle Köprüsü’nün altında kontrolden çıkarak, Selahattin A. idaresindeki 533 hat numaralı belediye otobüsüne çarptı. Çarpmanın şiddetiyle savrulmaya başlayan otomobil, önce üst geçidin duvarına ardından da 06 AK 8555 plakalı otomobil ile 16 GY 348 plakalı otomobile çarparak durabildi. Hurda yığınına dönen otomobildeki Özkan Çetin ile Saadettin Sagın, kaza yerinde hayatını kaybederken sürücü Hasan Burak Ü. ve ismi belirlenemeyen 1 kişi yaralandı.

4 aracın yol üzerine savrulduğu kaza yerine vatandaşların ihbarı üzerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Hızla yaralıların yardımına koşan sağlık ekipleri, şahısların ilk müdahalesini ambulanslarda gerçekleştirdi. Yaralılar daha sonra hastaneye kaldırılarak, tedavi altına alındı.

Otobüsten doğalgaz sızıntısı meydana geldi

Polis ekipleri, yoğun araç trafiğinin oluştuğu bulvarda başka kazaların yaşanmasına engel olmak için, yolu tek taraflı olarak araç ve yaya trafiğine kapattı. Doğalgazla çalışan belediye otobüsünden gelen gaz kokusu nedeniyle patlama ihtimaline karşı tedbir alındı. Kaza yerinde yapılan olay yeri inceleme çalışmalarının ardından cenazeler, morga kaldırıldı.
Kaza hakkında soruşturma başlatıldı.

Caner Ünver – Musa Erdoğan 

Bakan Eroğlu, memleketi Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen “2017 yılı yatırımları ve 2018 yatırım hedefleri”nin değerlendirdiği bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Bakan Eroğlu’nun yanı sıra Vali Mustafa Tutulmaz, AK Parti Milletvekilleri Hatice Özkal, Ali Özkaya, Belediye başkanı Burhanettin Çoban, İl Genel Meclis Başkanı Salih Sel, AK Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven, ilçe ve belde Belediye Başkanları ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. Bakan Eroğlu, Termal bir otelde gerçekleştirilen toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin su alanında yaptığı yatırımlar ile sadece yurda değil aynı zamanda Afrika’nın bir çok ülkesine de su götürüldüğünü ifade eden Bakan Eroğlu, “Hem sulama, hem arıtma tesisleri hem de içme suyu isale hatları yaptık, yapıyoruz ve büyük yatırımlar yaptık. Hakikaten şuanda dünyada her yere suyu ulaştıran bir hükümet var. Dünyada 2,5 milyar insan su sıkıntısı çekiyor. 1,5 milyar insanın suyu yok. Biz hatta sadece Türkiye’de değil Afrika’daki, oradaki insanlara da çünkü onlarda insan ve bizim anlayışımızda ‘bütün yaratılanı seviyoruz yaratandan ötürü’ bu yüzden Afrika’da 1 milyon 750 bin kişiye su götürdük. Yeterli mi? Değil ama diğer zengin devletlerin yani asırlardır onları sömüren ülkelerin bir daha vicdan sahibi olup ellerini ceplerine, cüzdanlarına atması gerekir diye düşünüyorum” dedi.

“Afrika’ya su ve gıda için yardım zamanı diye düşünüyorum”

Bütün dünyanın Afrika için gıda ve su alanında girişimlerde bulunması gerektiğini yenileyen Bakan Eroğlu şunları söyledi:
“Buradan bütün dünyaya çağrı yapıyorum. Afrika’da büyük susuzluk var, açlık var. Lütfen israf etmeyin tasarruflu kullanarak orada da yardım elini uzatın diyorum. Asırlardır sömürdünüz, ben orada Senegal’deki o insanların kaçırıldığı ve köle yapıldığı adayı görünce dehşete kapıldım. Dolayısı ile batı daima Afrika’yı sömürdü, şimdi Afrika’ya su ve gıda için yardım zamanı diye düşünüyorum. Özellikle vicdanların tamamen kuruduğu bir dünyada gönüllere su vermekten de pek bahsedilemiyor yani. Dünyada pek çok ülkenin Türkiye dışında vicdanları kurumuş dolayısı ile gönüllere su serpilemiyor. Ama yinede Türkiye, Gayri Safi Milli Hasıla başına dünyada en çok fakir ülkelere yardım eden ülke Türkiye. Milli geliri oranlamasak bile şuanda dünyada 3. sırada. Gerçekten bu gurur vesilemiz. İnşallah Türkiye çok daha büyüyecek ve gelişecek.”

“Biz bu seneyi de bu büyük kuraklığı da çok iyi bir şekilde atlatacağız”

Son olarak Türkiye’nin son 44 yılda yaşadığı kuraklık konusuna değinen Bakan Eroğlu, “Kuraklık için endişe etmeyin, bazı arkadaşlar çıkıyor ellerinde bilgi yok. Bütün teknoloji bizde dünyada ilk 6’ya giren teknolojiyi kurdum meteorolojiye. Eskiden elle okunurdu ve 1 hafta da Ankara’ya gelirdi. Şimdi dünyanın her yerinden cep telefonlarına yüklediğiniz zaman bütün Türkiye’nin, Afyon’da bütün ilçelerin hava durumunu dünyanın her yerinden görmek mümkün. Denizlerde hiç ölçüm yoktu. Artık Cebelitarık’tan, Hazar’a kadar bizden ölçülüyor ve soruluyor. Merak etmesinler inşallah biz bu seneyi de bu büyük kuraklığı da çok iyi bir şekilde atlatacağız Allah’ın izni ile ben buna inanıyorum. Tabi çalışmak bizden yardım, Tevfik Allah’tan” diye konuştu. 

Gökten Ceylan

Kız kardeşlerin en büyük hayali ise yurt dışına satıldığını düşündükleri 2 erkek kardeşlerini bulmak ve biyolojik aileleri ile evlatlık verildikleri aileleri bir araya getirmek. 
Şu an 25 yaşında olan Seçil Berberoğlu 7 yaşındayken, kardeşi Hatice Berberoğlu (29) ise 3 yaşındayken aileleri tarafından İncirlik Hava Üssü’nde görevli 2 askere satıldı. Hatice’nin isim ve soyismi Michelle Salery, Seçil’in ise Britanny Louisse Quillen olarak değiştirildi.

Kendilerine evlatlık alındıkları bildirildikten sonra önce birbirini bulan daha sonra da Türkiye’deki ailelerini bulmak isteyen kız kardeşler, katıldıkları bir televizyon programında Türkiye’deki kardeşleri ve annesiyle de bir araya geldi.

Kız kardeşlerin Türkiye’deki işlemleriyle ilgilenen Avukat Özlem Hatice Bakırcı, bebeklerin satışına aracılık eden Avukat Elife Kumak’ın Michelle (Hatice) 18 yaşına geldiğinde ona “Biyolojik ailen seni merak ediyor, fotoğraf gönderir misin” ifadeleriyle fotoğraf istediğini ve Michelle’nin böylece biyolojik ailesinin kendisini aradığını öğrendiğini aktardı.

Daha sonra Britanny’nin de (Seçil) biyolojik ailesinin kim olduğunu o dönem İncirlik Hava Üssü’nde görevli cerrah babasına sorduğunda babasının çeşitli evraklar gösterdiğini ve bu evraklarda Avukat Elif Kumak’ın ismi geçince, biyolojik kardeşi Michelle’yi bulduğunu anlatan Bakırcı, “Sosyal medya ortamında Elife Kumak’ın arkadaşlarına bakarken kendisine çok benzeyen arkadaşlar olduğunu görüyor ve bu kişilerden birinin de ablası olduğunu öğreniyor. Daha sonra Michelle irtibat kuruyorlar. Michelle başta inanmasa da fotoğraflara baktıklarında bunun tesadüf olamayacağını düşünüyorlar ve görüşmeye başlıyorlar. 7-8 ay ABD’de süren görüşme sonrasında Türkiye’deki aile ile internetten görüşüyorlar. Daha sonra dayanamayıp Nisan 2017’de Antalya’da buluşuyorlar. O günden beri de inanılmaz sıcak, samimi bir kardeşlik ve aile ilişkisi devam ettiriliyor. Bunlar toplamda 15 kardeşler. Kayıp olan 2 erkek kardeşlerini bulmak için aracı Avukat Elife Kumak ve diğer aracılardan yardım bekliyorlar” dedi.

“İngilizce konuşuyorum ama Türküm”

ABD’de şu an hasta bakıcılığı yapan Hatice (Michelle) Berberoğlu, ailesinin çok fakir olduğu için üste görevli ABD’li bir yüz başına evlatlık verildiğini ifade ederek, “Evlatlık verildiğim aile bana evlatlık olduğumu söylediğinde çok üzgündüm. Her zaman ailemi bulmak istiyordum. Gerçek evimde olmak istiyordum, ailemle bir arada olmak istiyordum. Şu an onları buldum ve onlarla bağlantıda olmak çok güzel. Hepimiz birbirimize benziyor ve aynıyız. İngilizce konuşuyorum ama Türküm. Adana veya başka neredeyse diğer 2 erkek kardeşimizi arıyoruz” şeklinde konuştu.

“Bir gün Adana’da yaşamayı çok istiyorum”

ABD’de masaj terapisti olarak çalışan Seçil (Britanny) Berberoğlu da 2 yıl önce Türkiye’den evlatlık verildiğini öğrendiğini aktararak, “Fakat Adana’da satıldığımı bilmiyordum. Ailemi bulduktan sonra benim evlatlık verilmeme aracı olan kişinin Avukat Elife Kumak olduğunu öğrendim. Ailem var, oğlum var. Onlarla birlikte yaşıyorum, her şey çok güzel gidiyor fakat hiçbir şey Türkiye’deki gibi değil sanırım. Biyolojik ailemi buldum, sıkı bir şekilde görüşüyoruz. Kayıp 2 kardeşimiz için hem biz hem bizi büyüten aileler ve biyolojik ailemiz yoğun mücadele veriyoruz. ABD’de sonradan birbirimizi bulduğumuz kız kardeşimle ve aileleriyle birlikte çocuklarımızı büyütüyoruz. En önemlisi bir gün hayatımı Adana’da kurup yaşamayı çok istiyorum” ifadelerini kullandı. 

Nuri Pir – Erdal Can İçelli

Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıda, kamu kurum ve kuruluşlarında personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı sözleşmeleri kapsamında çalıştırılmakta olan taşeron işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesine ilişkin bilgi verildi. 696 Sayılı KHK ile 375 Sayılı KHK’nın Geçici 23 ve 24’üncü maddelerinin uygulanmasında, hangi kurumların bu kapsama dahil olduğu, kapsama kimlerin girdiği, başvuruların nasıl yapılacağı ve tespit komisyonu maddeleri konuşuldu.

“Taşeron işçilerin hepsi kadroya geçirilecek”

Kentte bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin de yer aldığı bilgilendirme toplantısında konuşan Eskişehir Vali Yardımcısı Bekir Şahin Tütüncü, kendisinin taşeron işçilerin kadroya alınma sürecinde belediyelerle ilgilendiğini belirterek, “Beni alakadar eden tarafı mali idareler. Biz belediyelerle ilgili cuma günü ayrı bir toplantı yapıp, belediye başkanlarıyla bu meseleyi görüşeceğiz. Hepinizin bildiği gibi bir takvim yayınlandı. Bu takvime göre, 2 Nisan 2018 tarihine kadar, takvimde belirtilen süreç işletilecek ve yasanın tarif ettiği sınırlar içerisinde kalan taşeron işçilerin hepsi kadroya geçirilecek. Biz bugün sabah İçişleri Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanıyla yapılan video konferans sistemine katıldık. En önemlilerinden birisi şu, işçilerin güvenlik soruşturması nasıl olacak? Kim, nasıl yapacak? Gibi sorular aklınıza gelebilir. Tabi malumunuz bunların hepsi emniyet tarafından yapılacak. Sadece arşiv araştırması yapılacak arkadaşlar bunu bilmelisiniz. Bu nedenle emniyetten dönüşler de hızlı olur. Güvenlik soruşturmasına girdiğimiz zaman biraz zaman kaybettirir” ifadelerini kullandı.

“Süratle size arşiv araştırmalarını yapıp dönülecek”

Ayrıca Tütüncü, güvenlik soruşturmasıyla ilgili, “Bütün kurumlar CD ortamında, işçilerin başvuru formatında kendi adı soyadı, T.C. numarası, eşinin, kardeşinin, ablasının filan bilgileri var. Bunlar CD ortamında yüklenecek ve Emniyet Müdürlüğüne gönderilecek. Güvenlik Şube Müdürlüğü organize ediyor bu işi. Süratle size arşiv araştırmalarını yapıp, dönülecek. Yine çalışan işçilerden sağlık kurum raporu istenmeyecek. İş kanunun gerektirdiği sağlık kurulu, bu sınavlar bittikten sonra artık temelli işe başlanacağı zaman herkesin mevzuatında ne yazıyorsa, o olur. Diyelim ki, güvenlik görevlisi ona ister ama zaten adamın yüzde 60 engelli raporu var. Bu önceden almıştır, geçerlilik tarihini koruyorsa problem yok. Korumuyorsa o zaman kendi mevzuatındaki maddeyi uygulayacak. Yani şuanda bu 3 aylık süre hızlı akacağı için hem işçileri, personelleri yormamanız hem siz başınıza bir sürü iş almamanız için bunları söylüyorum. Şuanda böyle bir sağlık kurulu raporuna ihtiyaç yok” şeklinde konuştu.

“10 günden sonra başvuru alınmayacak”

Daha sonra konuşan Eskişehir Vali Yardımcısı İsmail Soykan, kendisinin belediyelerin dışında kalan kurumlarla ilgilendiğini belirterek, “Valilik tarafından belediyeler dışındaki diğer kurum ve kuruluşların bu konuşacağımız taşeronlarla ilgili kadroya alınma meselesi ile ilgili koordinatör olarak görevlendirildim. Sabahki toplantında ben de bulundum. Orada dikkatimi çeken en önemli şeylerden bir tanesi de şu idi, bu 10 günlük süre 11 Ocak’ta bitiyor. Bu 10 günlük sürenin zorunlu olduğunu yani bu sürenin içerisinde ancak başvuruların yapılabileceğini, bu sürenin dışında başvuru olamayacağını söylediler. Ama 90 günlük süre kurumların belirleyeceği iş takvimine göre uygulanacak. Burada verilen takvim tavsiye niteliğinde. O zamana kadar bu işin tamamlanması için takvimi esnetebiliyorsunuz fakat ilk 10 günlük süre esnemiyor. İlk 10 günlük sürede başvurular alınacak ve bu 10 günden sonra başvuru alınmayacak” diye belirtti.

“Elimizi çabuk tutmamız ve süreleri kaçırmamamız gerekiyor”

Ayrıca Soykan, kurum ve kuruluşların verilen sürelere dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, “Bütün kurum ve kuruluşlarla biz yazışma yaptık, tespit komisyonlarını kurun dedik. Tespit komisyonlarını kurmaya başladılar bazı dairelerimiz. Hepsi kursunlar daha sonra valilik olurunu alacaklar. O şekilde olurlar alınıp komisyonlar kurulsun, süreç başlatılsın. Bu biraz takvimli bir süre olduğu için elimizi çabuk tutmamız ve süreleri kaçırmamamız gerekiyor” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden Hidayet Mercan ve Fatih Erdoğan ile Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünden Emrah Öngel ve Fatih Güçlü sunumlarını gerçekleştirdi. 

Mustafa Kaplan
 

 İki çocuğunu öldüren babanın ağabeyi Ekrem Yardım ise yaptığı açıklamada anne Dilek Yıldırım’ı suçlayarak “Benim kardeşimin cinnet getirmesine neden olan bu kadın, birde haklıymış gibi konuşuyor” diye konuştu.

Maltepe Fındıklı Mahallesi Zambak Sokak’ta bulunan 5 katlı bir binanın zemin katındaki dairede dün meydana gelen olayda iddiaya göre, cinnet geçiren Ali Yardım isimli şahıs, kızları Elif (4) ve Hira’yı (2) pompalı tüfekle öldürdükten sonra intihar etti. Olayın ardından çocukların annesi ve amcası bugün cenazeleri almak için Adli Tıp Kurumu’na geldi. Cenazeleri bekleyen acılı aile basın mensuplarının da sorularını yanıtladı. Anne Dilek Yardım, kocasını defalarca polise şikayet ettiğini ancak sonuç alamadığını ifade etti. Acılı anne, eşinin kızlarını öldürdükten sonra kendisine “Çocuklarını öldürdüm, mutlu musun” dediğini anlatırken duygularına hakim olamadı.

“Kaç defa şikayet ettim, savcısına, polisine gittim”

Çocuklarını kaybettiği için perişan olduğunu kocasının uzun süredir kendini rahatsız ettiğini dile getiren Dilek Yardım, “Ayrılma aşamasındaydık, uzaklaştırma kararımız olmasına polislerin bunu bilmesine rağmen hiç bir zaman sahip çıkmadılar bana kendi ailemde buna dahil. Polislere şikayet ettim, silahla, bıçakla dayandı bir gece bile tutmadılar onu içeride. Kaç defa şikayet ettim, savcısına, polisine gittim. Dün akşam da çocuklarını öldürdüm diye aradı beni, dün onun görüş günüydü bende iyi niyetimden iyi olsun çocuklarını görsün diye verdim. ‘Çocuklarını öldürdüm, mutlu musun’ dedi. Şimdi herkes duysun beni sahip çıkmasınlar kimseye kadınlar böyle ağlasın. 2 tane çocuğum öldü emziğim elinde kaldı. Birisi 3 birisi 2 yaşında sığınma evlerinde kaldım ama çocuklarımı koruyamadım. Küçük kızım çok tatlıydı, fırlamaydı biliyor musunuz? Şimdi yok, hiçbiri yok ben tek başıma kaldım. Kim verecek o çocukların hesabını bir kişi çıksın desin ki bana ben vereceğim. Dünden beri yalvarıyorum bir kerecik çocuklarımı göremedim. Beni bu adamdan kurtarın, bu adam deli dedim” diye konuştu” dedi.

“Devletten rica ediyorum erkekleri de düşünün”

İki çocuğunu öldüren babanın Ağabeyi Ekrem Yardım, “Benim kardeşimin cinnet getirmesine neden olan bu kadın, birde haklıymış gibi konuşuyor. Böyle bir şey olur mu, insan kendi çocuğuna kıyar mı? O duruma getirmiş yani, yanlış tabi ki ama bir baba nasıl o hale gelebilir, anne sebebiyet vermiş ki olmuş. İlk defa aldı çocukları ikinciyi almasında demek ki bir şeyler yaşanmış ki bu adam bu hareketi yapmış. Yalvarıyor evine dön diye eşine kardeşim. Telefon açıyor gel çocuklarını gör diyor. Daha kardeşim gelmeden evin önüne polisleri çağırıyor, kardeşimi aldırıyor, içeri koyduruyor. Sonra kadın cinayetleri oluyor. Devletten rica ediyorum erkekleri de düşünün. Boşanma yok şu an 3 aydır kaçıyor bu kadın, gidiyor sığınma evine yerleşiyor, uzaklaştırma kararı aldırıyor birde utanmadan. Kardeşimi yerin dibine sokma peşinde ikisi ayrı dünyaların insanıydı. Benim kardeşim bunu hak etmiyordu” diye konuştu.

Babanın cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı

Maltepe’de cinnet geçiren ve iki kızını pompalı tüfekle öldürdükten sonra intihar eden Ali Yardım’ın cenazesi Adli Tıp Kurumu Morgu’ndan alındı.

Maltepe’de eşi ile boşanma sürecinde olan Ali Yardım cinnet geçirmiş ve 2 yaşındaki Miray Hira ile 4 yaşındaki Elif Mina isimli kızlarını pompalı tüfekle öldürmüştü. Yardım daha sonra aynı tüfek ile intihar etmişti. İlk incelemesi olay yerinde yapılan Ali Yardım’ın cenazesi otopsi için Yenibosna’da bulunan Adli Tıp Kurumu Morgu’na getirildi. Burada yapılan otopsi işlemlerinin ardından Ali Yardım’ın cenazesi ailesine teslim edildi. 

Volkan Kayalar
 

Son yapılan araştırmalar, Türkiye’de genç yaşta görülen meme kanseri hastası sayısının ABD’nin iki katı olduğunu ortaya koyuyor. Uzun yıllardır ABD’de yaşayan ve ekibiyle meme kanseri ile ilgili çok değerli araştırmalara imza atan Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Atilla Soran, “Ülkemizde genç yaşta görülen meme kanseri hastası sayısı ABD’nin iki kati. Meme kanseri kadın kanserleri arasında 151 ülkede en sık görülen kanser türü. 2015 yılında dünyada 1 milyon 700 bin kadında meme kanseri teşhis edildi. 500 binin üzerinde kadının yaşamını meme kanseri nedeniyle yitirdiği tahmin ediliyor” dedi.

“Meme kanseri görülen kadınlarda yaş ortalaması gençlere doğru kayıyor”

ABD Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi Cerrahi Onkoloji Departmanı Meme Hastalıkları Ünitesi Meme Hastalıkları Klinik Araştırmalar Direktörü ve Amerikan Ulusal Meme Merkezi Konsorsiyum Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Atilla Soran, “Ülkemizde Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kanser tanısı konulan her 4 kadından 1’i meme kanseri. Son yıllarda meme kanseri görülen kadınlarda yaş ortalamasının gençlere doğru kaydığını görüyoruz. ABD’de 50 yaşın altında meme kanseri görülme oranı yüzde 19 iken, ülkemizde bu oran yüzde 40’ın üzerindedir. Yani iki katıdır. Meme kanseri dünyadaki kadınlar arasında en sık rastlanan kanser türüdür ve kansere bağlı kadın ölümlerinin de bir numaralı nedenidir. Son 50 yılda dünyada meme kanseri görülme sıklığı iki mislinden fazla artmıştır. Türkiye’de her 12 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanmaktadır” dedi.

“Ülkemizde genç yaşta meme kanseri görülmesinin nedenleri araştırmalı”

Prof. Dr. Atilla Soran, özellikle 1.derece akrabalarından birinde (anne-baba, çocuk, kardeş) meme kanseri olanlarda, riskin 2 katı arttığını, birden fazla 1.derece akrabasında meme kanseri olanlarda ise bu riskin 3-4 kat arttığını vurguladı. Soran, ”Özellikle akrabasında genç yasta kansere yakalanan varsa, (iki taraflı meme kanseri, yumurtalık kanseri ya da ailede erkek meme kanseri geçmişi gibi) bu risk daha da artıyor. Günümüzde artık kanser riskini önceden tespit edebilmek için 15-20 gene bakılarak genetik paneller belirlenebiliyor. Bunlardan BRCA1 ve BRCA2 genleri yüzde 5 ile yüzde 10 oranında meme kanserinden sorumlu. Ancak aile hikayesi olanlarda bu oran yüzde 15- yüzde 20’ye kadar çıkabiliyor.

Gen testi sonucu pozitif olanlarda meme kanserine yakalanma oranı yüzde 70‘lere kadar çıkabiliyor” dedi.

“Obezite ve hareketsiz yaşam meme kanseri riskini arttırıyor”

Genlerimiz ailesel hikayemiz, yaş, menopoz, ilk regl yaşı gibi değiştirilemez bazı faktörler meme kanseri için önemli. Ancak yine de hareketli bir yaşam, düzenli kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve pozitif bir bakış açısı ile riski kontrol edebilmek mümkün. Özellikle menopoz sonrası şişmanlığın meme kanseri riskini yaklaşık 2 kat arttırdığına dikkat çeken Soran, “Ayrıca menopoz sonrası şişmanlık diyabet hastalığına da neden oluyor. Diyabetin de meme kanseri ile ilişkisi bulunuyor. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki menopoz sonrası alınan her 5 kilo, meme kanseri riskini yüzde 11 oranında arttırıyor. Günlük egzersiz yapan kadınlarda meme kanseri yüzde 10-20 oranında azalıyor, çok ve ağır egzersiz ise riski daha da azaltıyor. Ancak yalnızca tempolu yürüyüş bile riski düşürmede çok daha etkili oluyor. Amerikan Kanser Derneği’nin önerisi haftada 7 saat yürümek. Ayrıca düzenli olarak meyve/sebze tüketenlerde meme kanseri riski azalıyor. Alkol tüketimi günde 1 bardaktan çok olan kişilerde ise risk yüzde 7-yüzde 10 oranında artıyor. Uzun yıllar sigara kullananlarda meme kanseri riski yüksek” dedi.

En önemlisi meme kanseri farkındalığını artırmak

Gelişmiş ülkelerde meme kanserinde farkındalık ve düzenli kontrol en önemli korunma yöntemi. Erken teşhis, aile hikayesi olanlarda önceden yapılan genetik konsültasyon ve güncel kanıta dayalı tedavi yöntemleri 5 yıllık ortalama yaşam süresini yüzde 90’ın üzerine çıkartıyor. Soran, “Buna karşılık gelişmemiş ülkelerde meme kanseri ölüm oranı yüksek seyrediyor. Meme kanseri farkındalığını artırmak için çok çaba göstermeliyiz. Kişiye özel korunma, tarama ve tedavi planlamaları yaparken, toplumun genelini ilgilendiren ve meme kanserine neden olan yaşam tarzı değişikliklerini anlatmalı ve genetik testlerin kullanımını yaygın hale getirmeliyiz” dedi.

Soran, meme kanserinin 50 yaş altında da görülmeye başlamasının sebeplerini şöyle sıraladı:

“Gereksiz ve kontrolsüz hormon, ilaç ve benzer ürünlerin kullanılması
Genç kadınların stresli iş yaşamları
Doğum yapmama; 35 yaşında sonra doğum yapma, emzirmeme
Erken adet görme (12 yaşından önce)
Geç menopoza girme (55 yaşından sonra)
Yoğun meme dokusunda sahip olmak
Genç yaşta göğüs duvarına radyoterapi görmüş olmak
Gece vardiyasında çalışıyor olmak
Alkol kullanımının artması”. 

İran’ın Meşhed kentinde perşembe günü işsizlik, yüksek enflasyon ve yolsuzluğa karşı başlayan eylemlerde tansiyon yükseliyor. Ekonomi politikalarını protesto amacıyla düzenlenen eylemler yerini ülkenin dini lideri Ali Hamaney karşıtı gösterilere dönüştü. Sokaklarda gergin saatlerin yaşandığı İran’da protestolar sırasında ülkenin dini lideri Ali Hamaney karşıtı sloganlar atıldı. Protestocular Hamaney’in posterlerini parçaladı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve hükümetine ölüm çağrısında bulunan eylemciler Hamaney’in resimlerini bulunduğu reklam panolarını da ateşe verdi.

Ülkenin Dorud kentindeki protestolarda 2 kişi hayatını kaybederken, Meşhed kentinde başlayan olaylar Kirmanşah, Reşt, İsfahan ve Kum’un ardından başkent Tahran’a sıçradı. Azadi meydanında toplanan binlerce kişi, hükümet binalarını ateşe verdi. Polis eylemcileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı.

İran’dan ilk açıklama: “Ajanlar öldürdü”

İranlı yetkililer, devam eden eylemlerde hayatını kaybeden 2 kişinin yabancı ajanlar tarafından öldürüldüğünü iddia etti. 

İran’ın Meşhed kentinde perşembe günü işsizlik, yüksek enflasyon ve yolsuzluğa karşı başlayan eylemlerde tansiyon yükseliyor. Ülkenin Dorud kentindeki protestolarda 2 kişi hayatını kaybederken, Meşhed kentinde başlayan olaylar Kirmanşah, Reşt, İsfahan ve Kum’un ardından başkent Tahran’a sıçradı. İranlı yetkililer, protestolarda hayatını kaybeden 2 kişinin yabancı ajanlar tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Luristan eyaleti Vali Yardımcısı Habibollah Khojastehpour, Dorud’da yasa dışı gerçekleştirilen eylemlerde 2 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederek, “Polis ve güvenlik görevlileri tarafından ateş edilmedi. Çatışmalarda devrim düşmanları, tekfiri grupların ve yabancı ajanların kanıtlarına rastladık” dedi.
 

Kocaeli’de çekimleri tamamlanan “Talib-i İrşadi” adlı tarihi dizi, son dönemlerde yeni bir dizi sektörünün oluştuğu internette 2 Ocak’ta seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Ali Gürbey Haftacı’nın yazıp yönettiği, Türk-İslam sentezinin ortaya çıkarıldığı üç bölümlük dizi, Derebeyizade Helvacıoğlu Ahmed Efendi’nin hayatını anlatıyor. Çekimleri Kocaeli’nin İzmit ve Başiskele ilçesinde yapılan Talib-i İrşadi dizisi, Youtube üzerinden yayına girecek. 

Dizinin senaristi ve yönetmeni Ali Gürbey Haftacı, dizinin kısıtlı imkanlarla çekildiğini ancak güzel bir eser ortaya koyduklarını söyledi. Diziyi hiçbir maddi beklenti gözetmeksizin çektiklerini ve izleyicilerden beklentilerinin diziyi seyretmeleri olduğunu ifade eden Yönetmen Ali Gürbey Haftacı, “Türkiye’nin ilk tarih dizisi Talib-i İrşadi’nin çekimlerini bitirdik. Üç bölümden oluşan dizimizin birinci bölümü ‘Çile Diyarına Hoş Geldin’, ikinci bölümü ‘Hain Kim’, üçüncü bölüm ‘Halvete Son Sefer’ olarak 2 Ocak’ta Youtube üzerinden yayına verilecek. Tarih dizisinin çok zorlu aşamaları var. En önemlisi bütçe ve mali aşamalar. Biz bu diziyi bütçesiz çektik diyebilirim, çok küçük bütçelerle hallettik bu işi. Tüm dostlarımız, arkadaşlarımız, herkes gönüllü olarak yer aldı. Zira biz hiçbir ücret beklentisi ile bu işe başlamadık, para kazanma kaygımız yok. ‘Biz böyle bir iş yapalım’ dedik ve baktık ki ciddi manada güzel mesajlar verecek bir muhabbete gidiyoruz ve araştırmalarımız sonucunda baktık ki yapılmış bir internet dizisi yok. O manada Türkiye’nin ilk tarihi dizisini çekmekten mutluluk duyuyorum” dedi.

“Bütçe olmadığından belli başlı şeyleri istediğimiz gibi yansıtamıyoruz”

Çekimlerin Kocaeli’nin İzmit ve Başiskele ilçelerinde yapıldığını söyleyen Yönetmen Haftacı, “Çekimlerimiz İzmit’te 10 gün sürdü, kurgu aşaması ile birlikte 2 aylık zorlu bir serüven geçirdik. Bu hususta bir takım sıkıntılar da yaşadık. Bütçe olmadığından belli başlı işler yapamıyoruz veya belli başlı şeyleri istediğimiz gibi yansıtamıyoruz. Öncelikle mekan konusunda çok zorlandık. Bu bakımdan İzmit Belediyesinin bize bir takım destekleri oldu” şeklinde konuştu.

“Dizinin oldukça sürükleyici bir hikayesi var”

İlginç bir hikayenin izleyicileri beklediğini vurgulayan Haftacı, “Hikayemiz kısaca 1853 yılında geçen olaylarda Talib-i İrşadi, diğer adıyla Derebeyizade Helvacıoğlu Ahmed Efendi’nin hayatından bir dönemi anlatıyor. Talib-i İrşadi, hayatı boyunca tekkede yaşamış ve bu hususta kemale ermek için çalışmış bir zattır. Dama oyunu onu ciddi manada kapsamış biçimde ve onun bu zaafını bilen bazı dervişler de nükte amaçlı kanına girmişlerdir. Dama oyununu bıraktığı sırada nefis tezkiyesi yaparken tekrar dama oyununa dalıyor ve şeyhi tarafından dergahtan uzaklaştırılıyor. Tüm hayatını dergahta geçirmiş birisi için çok zor durum bu. Daha sonra meczup bir biçimde dağlarda yaşıyor. O sırada padişah için özel eğitimli alperenlerle karşılaşır ve hikaye bu süreçlerde gelişir. Dizinin oldukça sürükleyici bir hikayesi var” dedi.

“Kafamızda yerli ve milli bir şeyler yapmak vardı”

Dizide alperenlerin reisi rolünü canlandıran oyuncu Ahmet Avni Yılmaz, dizide çok sayıda gönüllünün yer aldığını ifade ederek, “Ali Gürbey yönetmenim ile gençliğine dayalı bir sette tanışma ortamımız oldu. O zamandan sonra hep onun projelerinde görev aldım. Böyle bir proje ile geldiğinde çok hoşuma gitti. Çünkü kafamızda yerli ve milli bir şeyler yapmak vardı. Dönem dizisi çekiyorsunuz, gönül işi yapıyorsunuz ve bunu çok kısıtlı imkanlarla yapıyorsunuz. Çok değerli arkadaşlarımız bu projede yer aldı. İsteyerek ve bir nevi koşarak geldiler. Böyle bir dizi çekmek ve bu dizinin internette yayınlanacak olması çok önemli bir şey” diye konuştu.

“Kolay değil, biz bunları dev yapımcılar ile dev bütçelerle çekiyoruz”

Projenin kendisine sunulduğunda çok şaşırdığını söyleyen dizinin Aksiyon Yönetmeni Mahmut Kotan ise, “Profesyonel dizi ve film projelerinde çalışıyorum. Son dönemlerde bildiğiniz gibi dönem dizileri çok yaygınlaştı. Böyle bir dönemde ben de dönem dizilerinde çalışmayı tercih ediyorum ve birçok dizinin aksiyon yönetmenliğini yaptım. Bunun yanı sıra internet dizileri de çok rehavet görmeye başladı. Ben de araştırıyor ve takip ediyordum ama aksiyon sahnelerini yapamadıklarını gördüm. Ama ‘olsun’ diyorduk, bir girişimde bulunmuşlar sonuçta. Sonra Ali yönetmen geldi. ‘Böyle bir projemiz var’ dedi. Şaşırdım, çünkü tarih dizisi, dönem olarak tuhaf bence. Kolay değil, biz bunları dev yapımcılar ile dev bütçelerle çekiyoruz. Hepimiz çok heyecanlıydık. Yaptık ve çok güzel bir iş çıkardığımızı ve ilk olması ile öncü olacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.  

Murat Kanber