MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “ABD 5 bin tırın içinde PKK/PYD’te teröristlere ciklet ve şekerleme mi göndermiştir? Kimse aklımızla alay etmesin” dedi. TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Bahçeli’nin konuşmalarından öne çıkanlar şöyle: “Hâlen ne işiniz var Afrin’de diyenler; geçmişte ne arıyorsunuz Viyana kapılarında diyenlerin bugünkü varisleridir. Böyle soruları ciddiye alsaydık, böyle telkinlere bir an için kapılmış olsaydık ne üç kıtaya ulaşabilir, ne de adımızı ve anılarımızı yaşatabilirdik. Bu aşamada şunu da ifade etmeliyim ki, ne arıyorsunuz Afrin’de diyenlerle, Afrin’e girmeyin uyarısı yapanlar zihniyet itibarıyla hıyanet madalyonun iki yüzü, aynı beşikte ninnisi söylenen iki süt kardeşidir.

FETÖ HAYRANLARI
Kahraman Mehmetçik Özgür Suriye Ordusu ile birlikte adım adım Afrin’e yaklaşmaktadır. CHP Parti Meclisine seçilen bir şahsın; “hayatta hiçbir laftan tiksinmedim, şehitler ölmez vatan bölünmezden tiksindiğim kadar” hakaretini ayaklarımın altında çiğniyor ve diyorum ki: Bunlar YPG’ye meftun, PKK’ya vurgun, şehitlere suskundur. Bunlar FETÖ’ye hayran, millî şuura hasımdır. Mehmetler Afrin’de başarıyla ilerledikçe içimizdeki müstevli kalıntıları telaşlanmakta, iftira ve ihanet mangasındaki yerlerini soluk soluğa almaktadırlar. Gandisini, muhasebecisini, muhallebicisini bilmem; yaptıklarıyla küçülenler kirli sözlerle büyüyeceklerini asla zannetmesinler. Afrin’de olağanüstü bir beka mücadelesi sürerken, cephe gerisinde fitne kuyusu kazmak dalalet, densizlik ve bozgunculuktur.

NE YAPARSAN YAP…
PKK/PYD/YPG hem saldırıp hendek kazmakta, hem de Türkiye’deki uzantılarıyla Zeytin Dalı Harekâtı’nı sabote etmeye çalışmaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, Afrin terörden mutlaka arındırılacaktır. Afrin’den geri dönüş, beka davasından en ufak taviz yoktur. ABD’nin tavrı ne olursa olsun terörün Afrin’deki başı ezilecektir. Esad ise yanılıp yenilip Afrin’e girerse, PKK/PYD/YPG ile aynı cepheye düşerse elbette ki sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaktır.

ABD’li bir bakan PYD/YPG’ye silah verdiklerini, diğeri de ağır silah vermediklerini iddia etmiştir. Silahın ağırı hafifi olmaz. ABD’li bakanların ya birbirinden haberi yoktur, ya da bunlar Türk milletini ahmak yerine koyacak kadar rezilliğe gömülmüşlerdir. ABD 5 bin tırın içinde PKK/PYD’te teröristlere çiklet ve şekerleme mi göndermiştir? Kimse aklımızla alay etmesin. Bizim karnımız vaatlere toktur. PKK/PYD’ye verilen destek kesilmeden, ülkemize Suriye konusunda verilen sözler yerine getirilmeden, FETÖ konusunda taleplerimiz karşılanmadan ABD ile var olan ilişkilerin ileri seviyeye taşınmasını beklemek aşırı iyimserlik, hatta saflıktır.

Boğazlarına yağlı urgan geçirilmeli
MHP lideri Bahçeli, Adana ve Antalya’da yaşanan çocuk istismarı olayları ile ilgili, “Kim ki çocukların hakkını, hukukunu inkar ve imha etmeye kalkıyorsa kurulacak bir dar ağacında boğazına yağlı urgan geçirilmelidir” dedi. Yaşananları anlatmaya dilim varmıyor diyen MHP lideri, şunları kaydetti: Sorarım sizlere, çocukların cinsel istismara uğramasını nasıl izah, nasıl ifade edeceğiz? Bir manyağın suçu mu sayalım? Bir pedofili vakası mı görelim? Çocukları istismar edilmiş bir milletin gelecek ülkülerinden, söyler misiniz bana, nasıl bahsedelim? Bu da bir beka sorunudur. Sapıklara müsamaha asla gösterilmemelidir. Bunlara gün yüzü ilelebet karanlığa dönüştürülmelidir. Kim olursa olsun, sübyancı şerefsizler iki cihanda da hasmımızdır. Parti olarak yapılacak her hukuki ve yasal düzenlemeye sonuna kadar destek vereceğimizi huzurlarınızda kararlılıkla açıklıyorum.

Türkiye Gazetesi

Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından alınan kararla ABD Büyükelçiliği önündeki ‘Nevzat Tandoğan Caddesi’nin ismi ‘Zeytin Dalı Caddesi’ olarak değiştirildi. Zeytin Dalı Caddesi adını taşıyan levha konuldu.

Ankara’da 8 cadde ve sokağın ismi değişti

ABD Büyükelçiliğinin önündeki cadde tabelası “Zeytin Dalı” olarak değiştirildi 

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisince alınan kararla, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin bulunduğu caddedeki “Nevzat Tandoğan Caddesi” tabelası indirilerek yerine “Zeytin Dalı Caddesi” yazılı tabela asıldı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, ABD Büyükelçiliği önündeki Nevzat Tandoğan Caddesi’nin adının, “Zeytin Dalı Caddesi” olarak değiştirilmesi için gerekli teklifin imzalandığını ve Belediye Meclisinde başkanlık önergesinin sunulacağını duyurmuş, Belediye Meclisince alınan kararla da ABD Ankara Büyükelçiliği önündeki “Nevzat Tandoğan Caddesi” tabelasının değiştirilmesi kararlaştırılmıştı. Bugün, Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığına bağlı Numerataj Şube Müdürlüğü ekiplerince “Nevzat Tandoğan Caddesi” tabelası “Zeytin Dalı” tabelası ile değiştirildi.

Tuna, ABD Büyükelçiliği önünde bulunan Nevzat Tandoğan Caddesi tabelasının Zeytin Dalı Caddesi olarak değiştirileceğini sosyal medya hesabından şöyle açıklamıştı:

“ABD Büyükelçiği önünde bulunan Nevzat Tandoğan Caddesi’nin adını ‘Zeytin Dalı’ olarak değiştirmek için gerekli teklifi imzaladık. Bu akşam Ankara Büyükşehir Meclisimize başkanlık önergesini sunacağız. Hayırlı olsun, aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun.” 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirilen Güvenlik Konferansı’nda “Genişleyen Körfez Paneli” başlıklı oturumda bir konuşma yaptı. Çavuşoğlu’nun konuştuğu oturumda eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de yer aldı. Bakan Çavuşoğlu, Yemen’deki durumun felaket olduğunu ifade ederek, “Yemen’e daha fazla ilgi göstermemiz gerekiyor. Libya geçen yıldan beri daha sessiz. Oradaki durum daha hala kırılgan. Birleşmiş Milletlerin çabalarına daha fazla destek vermemiz gerekiyor” dedi.
ABD’nin Kudüs kararının Orta Doğu’da hem İsrail hem de Filistin’de gerilimi arttırdığını dile getiren Çavuşoğlu, “Bu konuda da birlikte çalışmamız gerekiyor” ifadesini kullandı.

“Terör örgütleri arasında ayrım yapmak hata”
Bakan Çavuşoğlu, Soçi ve Astana görüşmeleri sayesinde Suriye’de ilerleme elde edildiğini kaydederek, “DEAŞ’a karşı elde ettiklerimiz var, bunlar gayet iyi. Suriye’de de, Irak’ta da DEAŞ’ı tamamen yok ettiğimizi söyleyemeyiz. Bu konuda ihtiyatlı davranmalıyız. Ancak müzakereler devam ediyor. Anayasa, geçiş süreci, seçimler gibi konular var. Bu ülke nasıl seçimlere hazırlanacak, Astana’da ve Soçi’de bunları konuştuk. Ancak ana platform Cenevre. Buraya ilgi göstermemiz gerekiyor. Terörle mücadelede kararlıyız” dedi.
Terör örgütleri arasında ayrım yapmanın hata olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “Diğer terör örgütleri arasında ayrımcılık yapmak büyük hata. Bir önceki idarenin de hatasıydı. Dostum Kerry ile de bunu konuştuk. Ama bir önceki idarenin hatası devam ediyor. Yalnızca Türkiye’ye olan tehdit önemli değil, aynı zamanda ülkenin geleceği için düşünmek lazım” ifadelerini kullandı.

“Neden ABD, YPG’yi destekliyor?”
Bakan Çavuşoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Birçok önce yıl Afganistan’da Taliban’ı destekleyenler şimdi Afganistan’la Taliban’ın çıkardığı terör örgütleriyle uğraşıyorlar. Bir ülkenin karşısına çıkmak için diğer terör örgütlerini desteklediniz. Terör örgütlerinin Afganistan’da yaptıklarını meşrulaştırmıyorum. Ancak bir terör örgütünü bir başka terör örgütünü yok etmek için desteklemek çok büyük bir hata. Suriye’nin geleceği için de bunu yapmamak lazım. Bu aynı zamanda bölge bütünlüğüne de büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle daha uyanık olmak lazım. Mesela YPG. Neden ABD, YPG’yi destekliyor? Neden YPG’ye silah verdi? DEAŞ’ı yok etmek için. Ancak Rakka’da aralarında nasıl işbirliği olduğunu gördük, anlaşmaların nasıl ilerlediğini gördük. Dünya Arap Kongresi’nin bildirilerine göz atın. Hristiyan çocuklar DEAŞ’a terör örgütü üyesi olarak alınıyorlar ve YPG, DEAŞ’ın birlikleriyle omuz omuza Türkiye’ye karşı savaşıyor. Bizim müttefiklerimiz böyle insanları destekliyor. Kabul edilemeyecek bir hata. Terör örgütlerini tamamen yok etmek için çalışmalıyız. Hiçbir ihlalin olmaması konusunda emin olmalıyız. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunduğuna emin olmalıyız ve siyasi sürece yeterince önem verilmesi gerek. Çünkü bu terör örgütlerinin yok edilmesi kadar önemli. Suriye’de çok sayıda unsur var. Rusya, İran ABD, başka ülkeler var. Biz de operasyonlarımızı devam ettiriyoruz. Sonucunda Suriye için farklı gündemler olmamalı masada. Ortaklarımızla bunu burada konuşuyoruz. Rex Tillerson’un Türkiye’ye olan ziyaretinde ABD ile uzlaşmaya vardık. ABD, bu kez vaatlerini tutmalı” 

Başbakan Binali Yıldırım, ABD’nin YPG’ye verdiği desteğin akla ziyan bir iş olduğunu söyleyerek “Biz hudutlarımızı koruruz, ABD’ye rağmen de terörle mücadele yaparız” dedi. YPG konusunda ABD’den gelen farklı seslere de tepki gösteren Yıldırım “Sahadakilerle siyasettekiler ayrı telden çalıyor, sıkıntı burada. Bizim muhatabımız siyasiler, Amerikan yönetimidir. Amerikan yönetiminin iradesini ortaya koymasının zamanıdır. Sahadaki yanlışları, ilişkilerimizi zehirleyen yanlış tutumlara son vermeleri gerekir” diye konuştu. Berlin’deki temaslarının ardından 54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı için Münih’e geçen Başbakan Yıldırım, uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Yıldırım’ın sorulara verdiği cevaplar şöyle:

KEŞKE BİLEBİLSEK

SORU: Siz ‘asla bir pazarlık içinde olmayız’ dediniz. ABD ne istiyor, pazarlık ne? Farklı açıklamalar geliyor.
YILDIRIM: Keşke biz de bilebilsek. Onu soruyoruz. Ne yapmak istediklerine bir karar verseler. Biz ne istediğimizi biliyoruz. Evirmeden çevirmeden net şekilde, ‘kardeşim, bizim hudutlarımızın ötesinde bir terör devleti oluşumuna asla tahammülümüz olmaz. Öyle bir maceradan vazgeçin. Bu aklı size kim veriyorsa size iyilik etmiyor. Bu milleti, bu ulusu yeterince tanıyamamışsınız. Bu millet burada bir şer kuşağı oluşmasına bir terör devletine izin vermez’ diyoruz. 911 kilometre, hadi 100 kilometresini çık, Fırat Kalkanı ile temizlendi. Onun dışındaki 800 kilometrelik bölümde oldubitti ile ABD’ye DEAŞ’ı yok edeceği hikâyesini anlatarak, çok büyük bir sindirme harekâtı yapıyorlar. Bunlar ABD’ye, ‘biz burada sizin için İsrail için bir güvence olabiliriz, bizi destekleyin’ demişler. ‘Burada bir oluşum yapalım, Suriye’yi de Türkiye’yi de kontrol edersiniz, hem İran’a karşı eliniz güçlenir’ diye bir proje senaryo hazırlanmış. Bu proje üzerinden yola çıkmışlar. Ama kılavuzları yanlış. Terör örgütü ile gelecek projesi yapılabilir mi? Bunlar terör örgütü, işi gücü öldürmek. ABD’nin bunları muhatap alması akla ziyan bir iştir. Yıllarca NATO’da ortak olacağız, biz NATO’nun sınırlarını koruyoruz, onlar da NATO sınırlarına karşı bir terör faaliyetine geçiyorlar. Kiminle? Diğer NATO üyesi ülke ile. İzahı mümkün değil.

NE MECBURİYETİ!
SORU: ABD’lilere sorduğumuzda da bir cevap vermiyorlar…
YILDIRIM: ‘Efendim bu bir mecburiyet, bu bir tercih değil’ diyorlar. Ne mecburiyeti kardeşim? DEAŞ’ı yok etmek için buna niye mecbursun? Fırat Kalkan’ında biz 3 bin 600 DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirdik. Gerçek anlamda DEAŞ mücadelesini biz verdik. Bir tek Menbiç’te de kaldınız, çıkartmadınız PKK’lıları. Orayı da boşu boşuna işgal ettiniz.

SORU: Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin ABD Savunma Bakanı James Mattis ile görüşmesine atfen Mattis’in “PKK ile YPG’yi ayrıştırabiliriz hatta PKK’ya karşı savaştırabiliriz” sözlerine ilişkin değerlendirmeniz ne olacak ?
YILDIRIM: Bir kere bunların kendi içlerinde bir uyum yok. İstihbarat komisyonu raporları ‘bu YPG, PKK‘nın Suriye şubesidir’ diyor. Bunların hain olduğunu ABD’deki bir kurum kabul ediyor. Savunma Bakanı çıkmış diyor ki; ‘bunları birbirine vurduracağız.’ Herhâlde bizi hiçbir şeyden anlamıyor sanıyorlar, ya da ne yaptıklarından haberleri yok. Birisi ‘Erzurum dağları kar ile boran, diğeri çarşambayı sel aldı’ diyor. Sahadakilerle siyasettekiler ayrı telden çalıyor, sıkıntı burada. Bizim muhatabımız siyasiler, Amerikan yönetimidir. Amerikan yönetiminin iradesini ortaya koymasının zamanıdır.

BİZ YERİMİZDEYİZ
SORU: ABD ile ilgili Erzincan’da çok sert konuştunuz. Yeni yol , model ortaklık geride kaldı görülüyor. Yeni bir dünya mı kuruluyor?
YILDIRIM: Türkiye yerli yerinde duruyor. Etrafta bir sürü yağmacı var.

SORU: ABD gerekli adımları atmazsa İncirlik ve Kürecik kapatılır mı? Bunlar masada mı?
YILDIRIM: ABD ile NATO’da üyeyiz, burada 50 senedir askerî varlıkları var, ticari ilişkilerimiz var. Bu tip işler bir süreçtir. Yani hemen aklımıza geldi şunu yapalım bunu yapalım yok. Biz sonuna kadar ABD’nin bu yanlıştan dönmesini ümit ediyoruz. ABD’nin orta-uzun vadeli, geleceğinin teröristlerle olmayacağını görmesini istiyoruz. Görürse kendi kazanır, görmezse biz bir şey kaybetmeyiz. Biz yerimizdeyiz. Biz hudutlarımızı koruruz, ABD’ye rağmen de terörle mücadele yaparız. Biraz daha bizi meşgul edebilir. Diyelim ki tüm bunlar olmadı, o zaman oturur ne yapacağımızın kararını veririz. Bizim duygusal davranarak hızlı bir şekilde hareket etmemize gerek yok.

HDP’YE ÇOK ŞANS VERİLDİ
HDP ile niye muhatap olacağız? Neyi temsil ediyor? Bugüne kadar PKK, YPG ve PYD’nin açıkça kanlı terör örgütü olduğunu söylediğini duydunuz mu? Böyle bir tutum içine girmezse bizim muhatap alıp almamamızın bir önemi yok, millet muhatap almaz, orada biz mücadele veriyoruz, ölüm kalım mücadelesi veriyoruz, şehitlerimiz var. HDP’ye çok şans verildi. Bir ara Selahattin Demirtaş’ı ‘cici çocuk’ falan diye parlattılar marlattılar ama sonra gerçek niyetlerini gördük. Hiç kimse diyemez ki; buradaki problemlerin çözümü için bölgenin sesine kulak verilmedi. Türkleri de öldürüyor, Kürtleri de öldürüyor. PKK’nın Kürtler diye bir derdi yok. Kürtlerin de Türklerin de PKK gibi bir baş belası var. Çözüm, çözüm… Çözüm yok kardeşim. Çözüm, bu kanlı terör örgütünü bu ülke topraklarından atmak. Başka hiçbir çözüm yok.

‘TÜRK’ YASASI TAMAM
Biz demokrasiyi geliştirmeye, hukuk sistemini geliştirmeye çalışan ülkeyiz. Çok seslilik her zaman iyidir. STK’larda ve siyasette çok seslilik lazım. İmtiyazlı kuruluşlar sivil toplum görevini çok rahat yapamaz. Demokratikleşmeye burada da ihtiyaç var. Sadece siyasetin demokratikleşmesi, ülkedeki yönetim erklerinin demokratikleşmesi yetmiyor. Bu alanda da böyle bir reforma ihtiyaç var. Biz diyoruz ki; burada da bir çerçeve yasa hazırlayalım. Hazırlığını tamamladık. Yurt dışındaki uygulamalara da baktım. Türk Tabipleri Birliğinin (TTB) ve bazı meslek birliklerinin adından “Türk” kelimesinin çıkarılmasıyla ilgili taslak çalışması tamamlandı. Bunu bakanlar kurulunda görüşeceğiz, sektörden görüş alıp Meclis gündemine getireceğiz.

Almanya ile aramızdaki kriz bitti gibi görünüyor
Başbakan Binali Yıldırım, 54. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı (MSC) kapsamında geldiği Almanya’da cuma namazını Diyanet İşleri Türk İslam Merkezi (DİTİM) Merkez Camii’nde kıldı. Cami avlusunda kendisini bekleyen vatandaşlara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selamını ileten Yıldırım, Türkiye’de huzur, kardeşlik ve barışın devam ettiğini vurguladı. Bu konuları muhataplarıyla ele aldığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti: Almanya-Türkiye ilişkilerinde geçtiğimiz dönemde meydana gelen bazı sıkıntılar bugün giderilmiş gibi gözüküyor. İnşallah daha iyi olacak. Bundan sonra ilişkilerimizi geliştirecek adımları karşılıklı atacağız. Bunu yaparken tabii ki bizim beklediğimiz, ülkemiz, birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya yönelik zararlı faaliyetlere izin verilmemesi, terör örgütlerine müsamaha gösterilmemesi. Bu bizim olmazsa olmazımız.” Yıldırım ayrıca “Uzak da olsak beraberiz. Benim sizden çok önemli bir talebim, ricam; bulunduğunuz ülkeye entegre olun ama asla asimile olmayın. Onların değerleri onlara, bizim değerlerimiz bize ait. Değerlerimizi muhafaza ederek bütünleşeceğiz” ifadelerini kullandı.

BAYKAL’I UNUTMADI
Başbakan Binali Yıldırım, Münih’te tedavisi süren CHP Milletvekili Deniz Baykal’ı ziyaret etmek istedi. Ancak enfeksiyon riski sebebiyle doktorlar izin vermedi. Bunun üzerine Baykal’ın kızı Aslı, kaldığı otele gelerek Başbakan’a babasının sağlık durumuyla ilgili bilgi verdi.

TÜRKİYE GAZETESİ
BATUHAN YAŞAR
MÜNİH

Milli Savunma Bakanı Canikli, ABD’li mevkidaşı James Mattis ile yaptığı görüşmeye ilişkin Brüksel’de açıklamalarda bulundu. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Canikli, Mattis ile gerçekleştirdiği görüşme kapsamında ağırlıklı olarak PYD/YPG terör örgütüne verdikleri desteğin aynı zamanda PKK terör örgütünün güçlenmesine sebep olduğunu ve bu durumun Türkiye için artan oranda bir ulusal güvenlik tehdidi teşkil ettiğini ifade ettiğini açıkladı.

“Geldiğimiz an itibariyle PYD/YPG’nin PKK’nın organik bir parçası olduğu konusunda hiçbir tereddüt ve şüphe kalmamıştır” diyen Canikli, “Mattis’le YPG/PKK arasındaki organik ilişkiyi tüm açıklığıyla ortaya koyan belgeleri paylaştık. Ayrıca Amerikan yetkililerin ve resmi makamlarının da PYD/YPG’nin bir terör örgütü olduğu, PKK’nın Suriye milislerinden ibaret olduğu şeklindeki açıklamalarını ve yayınlarını da kendisine hatırlattım. Özellikle CIA online yayın organında PYD ve YPG terör örgütü, PKK’yı Suriye milisleri olarak tanımlamakta açık ve net bir şekilde ve amacının da Suriye’nin kuzeyinde otonom bir siyasi yapılanma olduğu belirtilmektedir. Bu açıkça ABD’li yetkililer tarafından da PYD ve YPG örgütünün PKK ile organik bağ içerisinde oldukları, aynı sözde kadro tarafından yönetildiği tespit edilmiş ve belirlenmiştir. Bunu kendisine hatırlattık” dedi.

“SDG, tamamen PKK tarafından kontrol ediliyor”
“ABD’nin terör örgütleriyle değil Türkiye’yle müttefikiyle müşterek çalışması gerektiğini, doğru yöntemin bu olduğunu Sayın Mattis’e ifade ettik” diyen Canikli, “Mattis’in yaklaşımı PYD/YPG’nin terör örgütü olduğunun dökümanlarını paylaşmamızdan sonra bu örgütü PKK’dan ayırabilecekleri şeklinde hatta PKK’ya karşı savaştırabilecekleri şeklinde açıklamaları oldu. Bizde bunun mümkün olmadığını, gerçekçi ve rasyonel bir hareket olmayacağını ve hiçbir zaman PYD/YPG’nin PKK yapılanmasından ayrılmasının mümkün olmadığını, hele PKK’ya karşı savaştırılmalarının mümkün olmadığını kendilerine söyledik. Çünkü örgütün kendisi zaten aynı yerden yönetiliyor ve aynı amaç için terörist faaliyetlerine devam ediyorlar. Böyle bir şeyin rasyonel olmadığını söyledik. Fakat onlarda böyle bir kabul var. PYD/YPG’yi PKK’dan ayırabilecekleri ve bizim açımızdan tehlike olmaktan uzaklaştırabilecekleri şeklinde bir kabulleri var. Biz bunun olmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Bunu kendileriyle paylaştık. Sonuç itibariyle PYD ve YPG’nin SDG’nin içinden tamamen ayıklanması gerektiğini ifade ettik. SDG’nin tamamen PKK tarafından kontrol edildiğini ve diğer unsurların göstermelik olduğunu açıkladık. SGD’nin PKK’nın unsuru olduğunu kendisiyle net bir şekilde paylaştık” ifadelerini kullandı.

“PYD/YPG terör örgütü, DEAŞ’la yakın işbirliği içerisinde”
Beklentilerinin terör örgütleriyle işbirliği yapmak değil tamamen müttefikiyle yani Türkiye’yle çalışmanın doğru olduğunu ifade ettiğini aktaran Canikli, “Ayrıca DEAŞ’la mücadelede de bugüne kadar NATO ittifakı içerisinde DEAŞ’la doğrudan kendi silahlı kuvvetlerini ileri sürerek mücadele eden tek ülkenin Türkiye olduğunu, El-Bab operasyonu ve Fırat Kalkanı operasyonu ile bunun gerçekleştirildiğini diğer ülkelerin Amerika dahil doğrudan DEAŞ’la mücadelede silahlı unsurlarını devreye sokmayıp, aracılar vasıtasıyla başka silahlı unsurlar üzerinden DEAŞ’la mücadele ettiklerini kendilerine ifade ettik. Bu nedenle bizim Zeytin Dalı operasyonumuzun DEAŞ’la mücadeleye zarar vermeyeceğini, olumsuz yönde etkilemeyeceğini ve dikkati dağıtmayacağını onlarla paylaştık. Çünkü bizim özellikle Fırat Kalkanı Operasyonu’nda DEAŞ’la son derece etkin bir mücadele yürüttüğümüzü ve halen devam ettiğimizi ifade ettim. Ayrıca PYD/YPG terör örgütünün DEAŞ’la yakın işbirliği içerisinde olduğu, bazı DEAŞ unsurlarını Türkiye’ye karşı şu anda gerçekleştirdiğimiz Zeytin Dalı Harekatı’nda Türkiye’ye karşı kullandığını tespit ettiğimizi Mattis’le paylaştık” diye konuştu.

“PYD/YPG, DEAŞ’lı teröristleri bize karşı savaşmaları karşılığında serbest bırakıyor”
Canikli, “Hapishanelerde PYD/YPG’nin elinde bulunan DEAŞ’lı teröristleri bize karşı savaşmaları karşılığında serbest bıraktığını, Deyrizor’da Afrin’de ve Menbiç’te serbest bıraktığını ifade ettik. Bunun bilgilerini de kendisiyle doyurucu bir şekilde paylaştık. Mattis bunun mümkün olmayacağını, DEAŞ’la ittifak içerisine girdiğinde kendisinin sonu olacağını bildiği için böyle riskli bir adım atmayacağı şeklinde bir ifadesi oldu. Ama terör örgütlerinin her zaman birbirleriyle bu noktada işbirliği içerisinde olabileceklerini ifade ettik. Ayrıca Rakka’da somut olarak dünyanın gözü önünde DEAŞ’lı teröristleri PYD ve YPG’nin serbest bıraktığını ve bunu herkesin gördüğünü, canlı canlı izlediğini paylaştık.PYD ve YPG’nin DEAŞ ile yakın işbirliği içerisinde olduğu ve kendi çıkarları doğrultusunda DEAŞ’ı gerektiği zaman kullandığı ve işbirliğine girdiğini de Sayın Mattis’le paylaştık. Sonuç itibariyle ABD’nin Türkiye’nin terörle mücadele hususundaki hassasiyetine saygı duydukları, Türkiye’nin sınır güvenliğini temin etmek amacıyla teröristlere karşı yürütülen bu mücadelede anlayışlı olduklarını ifade ettiler ve PKK terör örgütü ile Irak’ta yapılan mücadelede bundan sonraki dönemde kendilerinin aktif daha somut net destek verecekleri özellikle istihbaratla bağlantılı olacak şekilde destek vereceklerini Sayın Mattis ifade etti. Henüz bir kararlılık görmedim ama YPG ve PYD’nin de PKK gibi bir terör örgütü olduğu gerçeği bütün boyutlarıyla ortaya konulunca da oradan tabi bir çıkış yapmaları gerekiyor. Aslında bunun bir kabul edilebilir bir model ortaya koymaları gerekiyor. YPG ve PYD’nin PKK’dan tamamen ayrılacağını hatta onlara karşı savaştırılacağını sağlayacakları şeklindeki ifade de aslında bu çabaların bir parçası olarak görüyoruz ama sorunu çözmüyor. Yani YPG ve PYD terör örgütünün şu anda arazide sonuç itibariyle müttefikimiz ABD ile birlikte ortaklık yaptığı şeklindeki gerçeği değiştirmiyor. Esas yapılması gereken ABD’nin YPG ve PYD ile ilişkisini tamamen sonlandırması ve bugüne kadar verilen silahların da geri alınması. Silahların geri alınması konusunda bir plan zerinde çalıştıklarını ifade etti Sayın Mattis. Özellikle ağır silahlarla ilgili, önümüzdeki günlerde göreceğiz. Afrin’de terörist unsurlara hiçbir şekilde silah sağlamadıklarını ifade etti Mattis. Orada kullanılan silahların kendilerine ait olmadığını ifade etti. Sonuç olarak çok ciddi bir silahlanma içerisinde olduklarını tespit ettiğimiz söyledik. Sonuç itibariyle birileri bu silahları verdi. Kimin olduğunu bilmiyoruz tabi. Araştırmalarımız devam ediyor” şeklinde konuştu.

Bakan Canikli, “Terörle mücadele için ayırdıkları kaynak olarak düşündüklerini ve planladıklarını söylüyor. Bunu SDG üzerinden çünkü onların tezi DEAŞ ile mücadeleyi SDG yapıyor. SDG’ye bu mücadelesi için, DEAŞ ile mücadelesi için aktarılan kaynak olarak görüyor. Ancak bu kaynağın SGD için dominant unsur olan PYD-YPG terör örgütü tarafından kullanıldığı ve DEAŞ ile mücadele için değil Türkiye’ye karşı saldırı ve eylemleri için kullanıldığını ve kullanılacağını ifade ettik ve sürekli de hatırlatıyoruz kendilerine” ifadelerini kullandı.

“Genel Sekreterin açıklamaları son derece olumlu”
Basın açıklamaları sırasında Türkiye’nin terörden en fazla etkilenen ülke olduğunu ifade eden Stoltenberg ile gerçekleştirdiği görüşmesine değinen de Canikli, “Genel Sekreterin açıklamaları son derece olumlu. Bugüne kadar terörle mücadelelimizi en iyi anlayan isimlerden bir tanesi. Bunun için teşekkür ediyoruz. İkili görüşmemizde de benzer değerlendirmeleri yaptı. Orantılı kullanılması ifadesi genel ifade. Bütün görüşmelerde, çalışmalarda gündeme gelir söylenir. Temenni ifadesidir. Son oturumda da yine NATO üyelerine de bilgi verdik. Sivil zayiatı konusundaki TSK’nın ve Türkiye’nin hassasiyetini aktardım” şeklinde konuştu.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Canikli, açıklamalarını şu şekilde tamamladı:
“Sayın Mattis’e YPG-PYD’nin PKK’ya karşı ayrıştırılması ve hatta mücadele etmesi konusunda bir politikayı önerince bunun gerçekçi olmadığını PKK’nın bir parçası olduğunu ve orada yapılması gerekenin YPG ve PYD’nin tamamen SDG’nin dışına çıkarılması ve ABD’nin hiçbir şekilde daha sonra ilişkiye girmemesi PYD ve YGP ile, bu ilişkiyi sonlandırmasının ancak doğru çözüm ve yöntem olacağını kendilerine ifade ettik. PKK’ye mücadelemizde ABD’nin desteğinin artacağını ABD Mattis’in ifadesiyle bize aktardı. PYD’-YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde demografik yapıyı değiştirdiğini ve bunun ileriye yönelik olarak çok tehlikeli çatışma alanlarını tetikleyeceğini ifade ettik. Bunun 2012 öncesi demografik yapıya dönüştürülmesiyle bu riskin ortadan kaldırılabileceğini ifade ettik, örnekler de verdik. Münbiç’te diğer şehirlerde PYD-YPG’nin yani PKK’nın nüfus yapılanması ile ilgili çalışma yaptığını Arapları, Türkmenleri ve kendisine biayet etmeyen Kürtleri oralardan uzaklaştırdığını ve buraların nüfus yapısını değiştirdiğini bunların da mutlaka düzeltilmesi gerektiğini ve bunlarım sorumluluğunun da şuan da büyük bir oranda ABD’nin üzerinde olduğunu ifade ettik. Münbiç’te bu olaylar başlamadan nüfusun yüzde 95’i Arap idi. Bugün Arap nüfusu düşmüştür. Bu da PYD-YPG’nin bu politikasının suçudur. Ayrıca insanlık suçudur. Münbiç’te ABD’nin de varlığı var. Bu düzeltme işlemini ABD’nin mutlaka yapması, sadece Münbiç’te değil nüfus yapısı değiştirilen bütün yerlerin olayların başlamadan önceki yapısına getirilmesi konusunda ABD’nin adım atması gerektiği ve bu konuda bir şekilde çözüm bulması gerektiğini kendilerine hatırlattık.” 

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden, “ABD, PKK/KCK/PYD/YPG terör örgütleri konusunda Türkiye’yi oyalamaktan vazgeçmeli” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ yaptığı açıklamalarda şu ifadelere yer verdi:

“Zeytin Dalı Harekatı ile bölgeyi terörden arındıracağız. Ülkemizin, sınırımızın ve bölgenin güvenliğini sağlayacağız. Sınırımız boyunca kurulması planlanan terör koridoru ve terörün devletleştirilmesi projesini çökerteceğiz. PKK/KCK/PYD ve YPG’nin Kuzey Suriye’de etnik ve ideolojik temizlik yapmasına, bölgenin demografik yapısını değiştirmesine ve yeni göçlere engel olacağız. Sınırımız boyunca Sınır Güvenlik Gücü kılıfı altında terörist ordusu ve terör devleti kurulmasına izin vermeyeceğiz. Sınırımızın ve bölgenin güvenliğini sağlayacağız. Afrin bölgesindeki Kürt, Türkmen ve Arap kardeşlerimizi terör örgütlerinin baskısı ve zulmünden kurtaracağız. Bölgede barış, huzur, güven ve istikrar ortamını yeniden tesis edeceğiz. Can ve mal emniyetini temin ve tahkim edeceğiz.

Bu nedenlerle ABD, PKK/KCK/PYD/YPG terör örgütleri konusunda Türkiye’yi oyalamaktan vazgeçmeli; isim veya tabela değişikliği ile terör örgütlerini ve teröristleri gizleyemeyeceğini, bu suretle gerçeği değiştiremeyeceğini ve kimseyi aldatamayacağını bilmeli; PYD ve YPG’nin terör örgütü olduğunu amasız ve fakatsız kabul etmeli; terör örgütleriyle işbirliğini ve terör örgütlerine verdiği eğitim, donatım, silah, mühimmat, araç, gereç ve diğer bilumum desteklerini sonlandırmalı; terör örgütlerine verdiği silahları toplamalı; PYD/YPG terör örgütleriyle işbirliğinin ve bunlara desteklerinin sebeplerini anlatarak Türkiye’yi iknayı bırakmalı; Türkiye’ye verdiği sözleri tutmalı; Türkiye’yi anlamalı; Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlike, tehdit, saldırı ve diğer riskleri görmeli ve kabul etmeli; ahde vefası olan bir müttefik gibi hareket etmeli; Türkiye’yi rahatsız eden eylem ve söylemlerden vazgeçmeli; kendini Türkiye’nin yerine koymalı ve yaptıklarını bir de bu zaviyeden ele almalıdır. Bunların yapılmaması halinde yapılacak her şey, zaman ve emek kaybıdır.”

Musa Erdoğan

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, il ve ilçe başkanlarının katıldığı Antalya kampında bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette, Zeytin Dalı Harekâtı ve ABD’nin pozisyonu konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Türkiye’nin Afrin operasyonuna karşı çıkan ve PKK’ya destek veren ABD’ye Vietnam savaşında yaşadıklarını hatırlattı. ABD’nin Vietnam’da yaşadıklarını unutmayacağını vurgulayan Bahçeli, “Yıllarca etkileri sürdü. Semptomları hâlâ devam ediyor. 20 milyonluk bir ülke 200 milyonluk ülkeye kök söktürdü. Türkiye onların 5 katını yapar” ifadelerini kullandı.

Zeytin Dalı Harekâtı sırasında saldırıya uğrayan bir tankın ABD silahıyla vurulduğu iddiasıyla ilgili Bahçeli, “Öyle bir sonuç elde edildiği an, delillendiği vakit ABD benim nezdimde ‘sabıkalı devlet’ olur. Bu yeni bir kavramdır. Terörist devlet var, ancak sabıkalısı yok” diye konuştu.

BİZE DE VERİLMEDİ
 Bahçeli, Türk Tabipler Birliği’nden Türk ifadesinin çıkarılmasına ilişkin de şunları söyledi: “Türk ve Türkiye isimlerini çok eskiden almıştır. Mesela Türk Kadın Hareketleri Derneği kurduk. Sonra İçişleri Bakanlığı “Bu ismi kullanamazsınız” dedi. Bize verilmediği zaman ayağa mı kalktık? ‘Türklük elden gidiyor’ diye bas bas bağırdık mı? Şimdi size ne oluyor?

KURULTAY YAKLAŞTI
Devlet Bahçeli, 18 Mart Olağan Kurultay için de adeta gün sayıyor. Bahçeli, tarih ve kalan günün yer aldığı bir not kâğıdını devamlı ceketinin cebinde taşıyor.

YENİ İSMİ AY YILDIZ SİSTEMİ
Bahçeli il ve ilçe başkanlarıyla yaptığı kampın basına kapalı bölümde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne “ay yıldız sistemi” ismini koydu. Bahçeli, “Ay meclis, yıldız da millî mutabakat. Yani yeni sistemin adı ay yıldız sistemi. Hilal, Meclis’teki 600 milletvekili, yıldız da biziz. Biz hilalin altına herkesi toplayacağız” dedi.

Türkiye Gazetesi

Türkiye, Afrin’in terör unsurlarından arındırılması için yürüttüğü operasyon konusunda, terör örgütünün kara propagandasını çürütmek ve ABD’nin örgüte verdiği silah desteğini uluslararası arenaya taşımak için kamu diplomasisi atağına girerken, bir yandan PYD/YPG’nin tıpkı PKK gibi, BM’nin terör listesine alınması için hazırlık yapıyor.

Türkiye, Zeytin Dalı Harekâtı’nın meşruiyeti konusunda uluslararası arenada önemli hamlelere hazırlanıyor. ABD ve uluslararası bazı kuruluşların da desteği ile PYD/YPG’nin yürüttüğü algı operasyonuna karşı, yurt dışında yoğun bir temas trafiğine girilecek. Ayrıca, ABD’nin terör örgütlerine destek vermesi nedeniyle Türkiye, konuyu uluslararası ceza mahkemesinin gündemine taşımaya hazırlanıyor. Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının, ABD’nin terör örgütüne yaptığı silah yardımını uluslararası mahkemelere taşımak için hukuki hazırlık yaptığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Salı günü Meclis’te ABD’ye yönelik bir hukuk mücadelesi başlatılacağı mesajı vermişti.

Öte yandan, PKK, BM’nin terör listesinde yer almasına rağmen, PYD ve YPG henüz bu listede bulunmuyor. Aralık ayı içinde Suriyeli muhalifler de PYD/YPG’nin terör listesine alınması için BM’ye başvurmuştu. Bir yapının, dünyada terör örgütü olarak kabul edilmesi için BM’nin terör listesinde yer alması gerekiyor. Bu nedenle Türkiye bir yandan da PYD/YPG’nin BM’nin terör listesine alınması konusunda hukuki çalışma başlattı. Dışişleri Bakanlığının, BM’ye başvuru süreci konusunda hazırlıkları tamamlanmasının ardından gereken girişimlerin yapılacağı ifade edildi. Afrin operasyonu konusunda yapılan bilgilendirmeler sırasında muhatapların, Türkiye’nin haklılığını kabul etmelerine rağmen “Bu örgüt terör listesinde değil” diyerek yaşanan zorluğu gündeme getirdikleri belirtiliyor.

İTALYA’DA DA GÜNDEME GELDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile yaptığı görüşmede de PYD’nin terör örgütü olarak tanınması konusunun gündeme geldiği belirtildi. Edinilen bilgilere göre görüşmenin basına kapalı bölümünde Erdoğan’ın, AB ve ABD’nin “Türkiye’den çok terör örgütünü dinler hâle geldiğini” hatırlatarak, “AB biraz da bizim sözlerimize kulak versin. YPG/PYD’lilerin ellerinde Öcalan fotoğraflarına bakın” dediği belirtildi. Mattarella’nın ise PYD/YPG’nin AB’nin terör listesinde olmamasının sıkıntılı bir durum olduğunu belirterek, “PKK, PYD ilişkisini biliyoruz. Ama terör listesinde olmaması bizi de zor durumda bırakıyor” değerlendirmesi yaptığı kaydedildi.

“GÜVENLİ BÖLGE” TUZAĞI
Bu arada, Afrin operasyonu başladıktan sonra ABD’li yetkililerden gelen Türkiye-Suriye sınırında 30 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturulması önerisi de, hükümet tarafından “tuzak” olarak nitelendirildi. Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında yapılan güvenlik zirvelerinde bu konunun masaya yatırıldığı ve güvenli bölge önerisinin “Türkiye’nin güvenliğini değil, PYD/YPG’nin güvenliğine” yönelik olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye Gazetesi

Suriye Türkmen Meclisi 4. Genel Kurulu Başkent’te bulunan Meyra Palaca Otel’de gerçekleştirildi. Kurula katılan Başbakan Yardımcısı Akdağ konuşmasının başında Afrin’de şehit olan Piyade Üstçavuş Musa Özalkan’ın Telafer’deki çocuklar için istediği vasiyeti hatırlatarak, “O kıymeti elde etmekle kalmıyor. Dünyadan göçmekle kalmıyor yine insanlara hizmet etmeye çalışıyor” vurgusunu yaptı. Akdağ, “Zulüm ve emperyalizme karşı birlikte olmak çok önemli. Bugün Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Türkmen Meclisi bunu yapıyor. Çok önemli bir iş gerçekleştiriyorsunuz. Erzurum’da, ‘Zulüm ile abad olanın, ahırı berbat olur’ ifadesini çok sık kullanıyoruz. Bu sebeple Suriye’de hak ve adalet tecelli edecek. Suriye topraklarında ve zenginliklerinde gözü olan emperyalistler muvaffak olamayacak” ifadelerini kullandı.

“Harekat dikkatli bir şekilde gerçekleştiriliyorsa bunun bir sebebi var oda, ‘Sivillere zarar vermemektir”
Zeytin Dalı Harekatını çok kısa bir süre içerisinde bitirmek için Türkiye’nin gücünün olduğunu fakat sivillere zarar gelmesin diye dikkatli hareket ettiklerini belirten Akdağ, “Suriyeli kardeşlerimizin birlikteliği elbette Türkiye’nin desteği ile o bölgede huzurun ve barışın gelmesini sağlayacak. Bu sebeple Suriye’deyiz. Bunun için Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte orada mücadele ediyoruz. Bu sebeple Zeytin Dalı Harekatını gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin gücü Suriye’deki kardeşleri ile beraber bu harekatı çok kısa bir süre içerisinde bitirmeye aslında yeter. Harekat dikkatli bir şekilde gerçekleştiriliyorsa bunun bir sebebi var oda, ‘Sivillere zarar vermemektir. Biz bu harekatları gerçekleştirirken bu itinaya devam edeceğiz’ şeklinde konuştu.

“Türkiye, kardeşimiz olan Suriye halkının huzurunu sağlamak için bu bölgede mücadele etmeye devam edecek”
Teröristlerin yüz binlerce sivilin hayatına mal olacak hareketler yaptığını belirten Akdağ, “Milyonlarca insanın da kendi topraklarında gitmesine neden oldular. Türkiye karşıtı medya gruplarında, Türkiye’nin bu harekatında sivil ölümlerin olduğunu dair haberler yayınladı. Bunların bütünü külliyen yalandır. Bu yalanlar elbette ki tutmayacaktır. Biz çok kutsal düşünceleri olan bir milletiz. Bizim için insan çok önemlidir. Bunun için Türkiye hem kendi sınırlarını korumak ve komşumuz kardeşimiz olan Suriye halkının huzurunu sağlamak için bu bölgede mücadele etmeye devam edecek” dedi.

“Zulüm sahiplerine Türkiye’nin demir yumruğu, icab ettiği güçte vurmaya devam edecektir”
Bakan Akdağ, “PKK ve onların türevi olan diğer örgütlere, insanlığa karşı uygulanan bu zulüm sahiplerine, Türkiye’nin demir yumruğu, her zaman icap ettiği yerde, icap ettiği ölçüde ve icap ettiği güçte vurmaya devam edecektir. Bugün Türkiye’de 3.5 milyona yakın Suriyeli kardeşimiz yaşıyor ve bütün batı dünyası buna hayret ediyor. Türkmen kardeşlerim gerçekten çok sıkıntı çekmiştir. Bu sebeple bu birlikteliği en sıkı şekilde devam ettirmeye ciddi gayret gösterin” vurgusunu yaptı.

“ABD gittiği yolun yanlış olduğunu görmelidir”
ABD’yi sert bir dille eleştiren Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ sözlerine şöyle devam etti:
“Suriye topraklarında deniz aşırı ülkelerden gelen, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi, orada bir şekilde doğrudan veya dolaylı şekilde bir hak iddia edenlerin şunu bilmesi lazım, bizim sağlam bir komşuluğumuz, ortak tarihimiz var, ortak kültürümüz var ve ortak menfaatlerimiz var. Biz bu bölgede Türkiye’nin gücünü ve kararlılığını göstermeye devam edeceğiz. ABD gittiği yolun yanlış olduğunu görmelidir. Bir terörist grubunu silahlandırarak Türkiye’nin sınırlarında konuşlandırmak büyük bir tarihi yanlıştır.”

“Terörü ortadan silip süpürünceye kadar Türkiye bu mücadeleye devam edecektir”
Zeytin Dalı Harekatının Kürtlere karşı olmadığını vurgulayan Akdağ, “Defalarca söylediğimiz gibi silahlı harekatımız Kürtlere yada başka bir gruba karşı değildir. Bize soruyorlar Afrin harekatı ne kadar devam edecek, ya da Türkiye’nin silahlı kuvvetleri nereye kadar ne zamana kadar orada bulunacak? Bunun cevabı açıktır. Bu terörist gruplarını etkisiz hale getirene kadar orada bulunmaya mecburuz. Bunun mümkün oldukça kısa olmasını temenni ederiz. Sivillere zarar gelmesin diye elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Terörü hareket edemez hale gelinceye kadar, terörü ortadan silip süpürünceye kadar Türkiye bu mücadeleye devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Genel Kurula, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Dışişleri Bakanı Yardımcısı Ahmet Yıldız, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı Mehmet Şandır, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, Suriye Türkmen Meclis İstişare Kurulu Başkanı Esat Arber, çok sayıda delege ve vatandaş katıldı.
Toplantının sonunda Suriye Türkmen Meclisi Onursal Başkanı Mehmet Şandır, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’a plaket takdim etti. 

Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu ve 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği yetkilileri Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Konfederasyon Genel Başkanı Ziya Sözen, PYD’nin PKK tarafından kurulan ve yönetilen, yöneticilerinin tamamının aynı kişiler olduğunu ifade ederek, “ABD bu yardımları yaparken DEAŞ terör örgütünü bahane ederek yapmaktadır. Ancak ABD’nin PYD’ye yani PKK’ya desteği ve süresi dikkate alındığında DEAŞ ile mücdele gerekçesi ile izah edilemez ve meşru görülemez boyuttadır” şeklinde konuştu.

“BM SÖZLEŞMESİNE AYKIRI”

PKK/PYD’nin ABD tarafından bu şekilde desteklenmesinin, terörle mücadele konusundaki sözleşmelere ve BM sözleşmesindeki İçişlerine müdahale etmeme yasağına aykırı olduğunu belirten Sözen, “ABD’nin verdiği silahlarla ülkemize yönelik bu saldırıları BM sözleşmesinin ikinci maddesindeki saldırı yasağının ihlalidir. PKK’nın silahlandırılması bağlamında ABD’nin Türkiye’ye karşı kuvvet kullanma yasağını ihlal ettiğini değerlendirmek de mümkündür. ABD ve sorumluluk sahibi yetkililerine karşı bütün bu hukuki ve cezai sorumluluklar ortadayken, AB yönetimi ve PKK-PYD/YPG’ye verdiği silahlarla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da askerimizi, polisimizi, güvenlik korucumuzu ve sivil vatandaşlarımızı şehit ettiği, Fırat Kalkanı Harekatında 67 güvenlik görevlimizin şehit edildiği, Zeytin Dalı Harekatında 15 güvenlik görevlimizin şehit edildiği 62’sinin yaralandığı ortadadır. ABD’nin bu örgütlere verdiği silahlar içinde roket atarlar, füzeler gibi ağır silahlar olduğu ve Kilis’te, Hatay’da savunmasız vatandaşların şehit edilmesi gerekçesiyle ABD ve sorumluluk sahibi yetkililerinin BM kararlarına ve uluslararası anlaşmalara aykırı davrandığı gerekçesiyle cezalandırılmasını, ülkemize verdiği maddi ve manevi zararlardan dolayı ayrıca cezalandırılmasını istiyoruz” diye konuştu.