98/2 B celbi 2. grubunda askere gidecek olan vatandaşlar için Milli Savunma Bakanlığı’ndan önemli açıklama yapıldı.  Peki, 98/2 B grubu için yeni sevk tarihi ne zaman olacak? İşte, detaylı bilgiler

98/2 B grubu askerlik yerleri için önemli duyuru yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı duyuruda, ’12 ve 6 aylık hizmet süresine tabi olup, mayıs 2018 celbi 2’nci grup olarak silahaltına alınacak yükümlülerin 18-19 haziran 2018 olan planlı sevk tarihleri 09-10 temmuz 2018 olarak değiştirilmiştir.’ ifadelerine yer verildi.

Bir ve iki buçuk aylık temel eğitime tabi tutulacak yedek subay adayları ile kısa dönem erbaş/er statüsüne ayrılanların birinci grubu 02-04 mayıs 2018, ikinci grubu ise 09-10 temmuz 2018 tarihleri arasında tertip edildikleri birliklere sevk edilecek.

Sınıflandırma sonuçları açıklandıktan sonra yükümlüler yukarıda belirtilen sevk başlangıç tarihlerinden iki iş günü öncesine kadar E-devlet kapısından ve askerlik şubelerinden sevk evrakını alabileceklerdir. Bu tarihlerden sonra sevk evrakı sadece askerlik şubesi başkanlıklarınca verilecektir.

Yol ve iaşe parası, E-devlet kapısından sevk evrakını alan yükümlülere adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde bulunan adresi ile eğitim birliği, askerlik şubesi başkanlığından sevk evrakını alan yükümlülere ise sevk evrakını aldığı askerlik şubesi ile eğitim birliği arası esas alınarak verilmektedir. Yükümlüler isimlerine yapılan ödemeleri PTT şubelerinden veya PTT kartı ile PTTMATİK’lerden alabileceklerdir.

1111 sayılı askerlik kanununun 47’nci maddesi kapsamında sevkin son gününü kapsayan istirahat raporu bulunan tıp doktorları istirahat raporlarının bitimini takip eden ilk mesai gününde sevk edilmek üzere askerlik şubesi başkanlıklarına müracaat edeceklerdir. Müracaat etmeyenler hakkında bakaya işlemi yapılacaktır. Bakaya tıp doktorlarından kendiliğinden askerlik şubesi başkanlıklarına müracaat edenler veya ele geçirilenler derhal sevk edilecektir.

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞININ RESMİ DUYURUSUNA ULAŞABİLMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Bozdağ, TBMM Genel Kurulu’nda 6771 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanun Tasarısı hakkında bilgi verdi.

Bozdağ, şöyle konuştu: “Bugüne kadar parlamenter sistem çerçevesinde yönetildik. Yasama-yürütme ilişkileri, parlamenter sistemin nitelikleriyle uyumlu olacak kısımları olmayacak kısımlarıyla beraber ama özünde parlamenter sisteme göre yerine getirildi. Yeni sistem, esasında yasama ve yürütmenin tam ayrılığını, birbirine karşı tam bağımsızlığını ortaya koymaktadır. Yeni sistem, yürütme yetkisinin doğrudan halk tarafından verilmesini, aradan parlamentonun çıkarılmasını, iktidarın parlamentonun güvenoyuna değil de halkın güvenoyuna dayanmasını emretmektedir. Yeni sistem, yasamayı güçlendirmekte, milletvekillerini parlamenter sisteme göre daha etkin hale getirmekte, yasama faaliyetlerini münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yasa teklifi verme yetkisini de bütçe kanunu hariç tamamen milletvekillerine devretmek suretiyle milletvekillerini de bugünkü sisteme göre oldukça güçlendirmektedir. Yasama da tam anlamıyla etkin, bağımsız, güçlü bir aktör olarak yegane aktör haline getirilmektedir. Yasama denetimi de aynı şekilde, etkin bir şekilde parlamento tarafından yerine getirilecektir.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin toplumdaki kutuplaşmayı da ortadan kaldıracak özelliklere sahip olduğunu söyleyen Bozdağ, “Nitekim, yeni sistem vesilesiyle yapılacak ilk seçimde siyasi partilerin seçim öncesi ittifaklar kurması, birlikte ‘ittifak’ ismi altında, kendilerinin belirlediği isimler altında seçimlere girme iradeleri bu sistemin partileri birbirlerine yaklaştırdığını, birlikte seçim faaliyetine, birlikte milletin önüne çıkma iradesine teşvik ettiğini de göstermektedir ki bu da son derece önemlidir. Ben eminim ki bu sistemin yürürlüğe girmesinden sonraki süreçte de hem bizim siyasal kültürümüzde hem demokrasi kültürümüzde çok ama çok önemli değişiklikler olacaktır. Anayasa’mızın halk tarafından kabul edilmesi üzerine bazı maddeleri hemen yürürlüğe girdi. Örneğin ‘Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilir’ ifadesi metinden çıkarıldı ve Cumhurbaşkanımız partisine döndü, hem Genel Başkan hem Cumhurbaşkanı olarak görevini yürütmeye başladı. Bir diğer kısmında ise seçim takviminin başlamasıyla beraber yürürlüğe girmesi emredilen hükümler var ki takvim başladı ve bunlar da yürürlüğe girdi ve bu çerçevede de bazı uyum yasalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirdik ve buranın onayıyla onlar da yürürlüğe girdi. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında uyum maksadıyla önemli değişiklikler hayata geçmiş oldu, ikinci kısım da Anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak yürürlüğe girdi” ifadelerini kullandı.

24 Haziran’dan sonraki on gün içinde muhtemelen yeni sistem parlamentoda Cumhurbaşkanı yeminiyle bütün yönleriyle yürürlüğe gireceğini belirten Bozdağ, “Yeni sistem yürürlüğe girerken mevcut mevzuatımızda Anayasa’nın kabul ettiği bu düzene göre düzenlemeler yapma zarureti de ortadadır. Hükümetimiz ve parlamentomuz, Anayasa değişikliğinin kabulünden bu yana geçen süre içerisinde bu konuda bazı çalışmaları yaptı. Özellikle hükümet olarak biz mevcut mevzuatımızın tamamını taradık. Baktığımızda, şu anda, uluslararası antlaşmalar hariç, yürürlükte 879 kanunumuz bulunmaktadır. Esasında, bu kanunlar daha çok ama değişik kanunlarla kod kanunlarda değişiklik yapanlar buralara işlendiği için bunlar temel kanunlar, kod kanunlar. Bu nedenle 879 kanun yürürlükte, 80 tane de kanun hükmünde kararname yürürlükte bulunmaktadır. Bunların hepsinin incelemesi sonucunda, 521 kanunda değişiklik yapılması zarureti ortaya çıkmıştır. Ayrıca 40 kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılma zarureti vardır ve yürürlükten 2 bin 483 maddenin kaldırılma zarureti var, 2 bin 470 maddede de değişiklik öngörülmektedir. Bazı ibarelerin yasalarımızdan çıkarılması, bazı maddelerin yürürlükten kaldırılması yapılırken bazılarında uyum maksadıyla değişiklikler yapılma zarureti ortadadır” şeklinde konuştu.  

Ahmet Umur Öztürk

Çorum’da genç bir kızın birkaç gece mezarlığa gelerek bir mezarın başında ağladığı, görevlilerin kendisini fark etmesi üzerine uzaklaştığının iddia edildiği olay gizemini korumaya devam ederken, olay duyan meraklı vatandaşlarda Ulu Mezarlığı ziyaret etmeye devam ediyor. 

Ulu Mezarlıkta yaşanan ve kızın bulunması için yapılan çalışmalar sırasında bazı vatandaşların çocuklarını alarak mezarlığa geldiği, bazılarının çekirdek çitleyerek olayı izlediği bazı insanların da el fenerleriyle mezarlıkta arama yatığı görüntülerle ilgili Hitit Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muammer Cengil açıklama yaparak vatandaşları uyardı. 

Son bir haftadır Çorum’un ve ülke gündemini mezarlıkta gece ağlayan genç kız olayının meşgul ettiğini dile getiren Prof. Dr. Muammer Cengil, insanlar arasında tabi seyir içerisinde gerçekleşen bir olayın tabiatüstü özellikle dini bir olaymış gibi algılanmaya başladığına dikkat çekti.

“Görüntülerdeki kişi psikolojik sorunları olan bir kızımız diye düşünüyorum” 

“Görüntülerdeki kişi psikolojik sorunları olan bir kızımız diye düşünüyorum” diyen Prof. Dr. Cengil, insanları ve görevlileri görünce kaçmaya başladığına işaret etti. 

Gizemli kızın başına gelerek ağladığı iddia edilen mezarın başına gittiğini ve halkın değişik hikayeler anlatarak bu olayın tabiat üstü bir olay gibi kendini inandırmaya ve halk arasında halka halka yayılmaya başladığını vurgulayan Prof. Dr. Cengil, “Olay, psikolojik sorunları olan genç kızımızın yaşadığı hadise. Fakat olayın gece olması, görevlilerin kızı yakalayamadan kaçmış olması olaya gizem katmakta” dedi. 

Sosyal medya ve basına yansıyan görüntülerde akşamları Ulu Mezarlığa gelen insanların çekirdeğini, suyunu alıp adeta bir tiyatro izler gibi mezarlıkta kızın tekrar çıkmasını beklediğini anlatan Cengil, “Bunun üzerinde durulmalı. Peygamber efendimiz kabirlerin ziyaret edilmesini tavsiye buyuruyor. Fakat bu ziyaretin amacı tamamen ibret almak. Dünyaya olan meylizimin azalıp ölüm hakikatının, ölüm gerçeğinin var olduğunu unutmamak açısından yapılan bir tavsiye. Dolaysıyla mezarlıklara girerken abdestli bulunmak, yüksek sesle konuşmamak, yüksek sesle ağlamamak, bağırıp, çağırmamak mezarlık adapları arasında. Vatandaşlarımızın yaptığı hadise hiçbir şekilde İslam ve mezarlık adabına uygun bir hareket değil. Burada vatandaşları anlamaya çalışıyorum. Bir olay anlatılıyor ve olay tabiatüstü güçlerin işin içerisine girmiş olması şeklinde naklediliyor. Dolaysıyla dini bilgi eksiği olan insanların inanabileceği olaylar anlatılıyor. İnsanların merak etmesini doğal karşılıyorum. Fakat dinimizin de emirlerini bir kenara atarak rastgele davranamayız. Eğer burası bir mezarlık ise mezarlığın adabına uygun şekilde davranmak gerekir” diye konuştu. 

Mezarlığa ailelerin çocuklarını da alıp geldiğini hatırlatan Cengil, “Farkına varmadan büyüklerin konuştukları, anlattıkları, olağanüstü tabiatüstü olaylar çocuklar tarafından gerçeklik gibi algılanabiliyor. Veya televizyonlarda dinlerken aynı şekilde bunu dinliyor. Gece uykuda kabus görme gibi çeşitli sorunlar yaşandığını birkaç kişiden duydum. Buda yaygınlaşıyor gittikçe. Bir çocuk bir korku filmi izlediğinde nasıl uyku ve yalnız kalma gibi bir problem yaşayabiliyorsa halkın arasında anlattığı şeyde bir korku filmini aratmayacak türden kıssalar anlatılıyor. Kendi kulaklarımla şahit oldum ve niye olmasın ki gibi cümle ile sonuç bağlanıyor. İnsanlar bu olaya gittikçe kendilerini inandırmış durumda” ifadelerini kullandı. 

Söylentilerin önüne geçmek için vatandaşın bilgilenmesi gerektiğini vurgulayan Cengil, şunları kaydetti: “Öncelikle bu dini konudaki bilgisizlikten kaynaklanıyor. Öncelikle dini konuda bilgisi olan vatandaşımızın burada yaşanan olayların tabiatüstü güçler tarafından meydana getirildiğini düşünmüyor, inanmıyor. Bu genelde dini bilgi düzeyi zayıf insanlar tarafından bu tür şeylere inanma eğilimi çok yüksek. İnşallah en kısa zamanda kız bulunur. Bu olaya burada kapanır diye ümit ediyorum. Konuyla ilgili halkı yanlış kanalize edecek olan yayınlarında önüne geçilebilir mi bilmiyorum. Çünkü halk çok yanlış yanlış bilgileniyor. Toplumun geniş kesimlerinde bu tür olumsuz yayınlar olumsuz etkiler oluşturmaya başlamış durumda. Bir an önce bunun neticelenmesini temenni ediyorum. Bu süreçte de belki bu tür olumsuz yayınların yapılmasına yönelik bir kısıtlama gelirse faydalı olacağı kanaatindeyim.”  

Muhammed Muttalip Yalçın
 

Bu yıl 9’uncusu düzenlenen Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği’ kongresinin açılışı bugün yapıldı. İş birliği konulu tematik toplantılar, sempozyumlar, iş sağlığı ve güvenliği fuarı, teknik eğitimler, iş yerlerine teknik ziyaretler gibi aktivitelerin yapılacağı kongrenin açılışına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Orhan Koç da katıldı. Açılış konuşmasında söz alan Bakan Sarıeroğlu, önemli mesajlar verdi.

“100 bin işçide ölümlü iş kazasını yüzde 38 oranına azaltmış durumdayız”

Ölümlü iş kazası oranını azalttıklarını dile getiren Bakan Jülide Sarıeroğlu, “İstihdam oranımız 28 milyon 189 bine ulaştı. İş gücü piyasamızın bu denli yükselmesinin elbetteki iş sağlığı ve güvenliği açısından riskleri de beraberinde getirmesi beklenir normal şartlarda. Ancak biz bu riskleri bertaraf edecek çok güçlü adımları attık. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatımızı gelişmiş ülkeler seviyesinde uyumlaştırdık. Denetim ve rehberlik faaliyetlerimizi etkinleştirdik ve toplumumuzdaki sağlık ve güvenlik kültürünü geliştirdik. Bu sayede 2002 yılına göre 2017 yılında iş yeri sayımız yüzde 157 oranında çalışan sayımız yüzde 177 oranında artmasına rağmen 100 bin işçide ölümlü iş kazası oranımızı yüzde 38 oranında azaltmış durumdayız” dedi.

“Çalışanların işsizlik sigortasını, işverenin payını önümüzdeki yıl itibariyle 3 yıl boyunca yüzde 1’e düşürüyoruz”

Önemli teşvikleri hayata geçireceklerini dile getiren Bakan Sarıeroğlu, “Çok tehlikeli sınıfta yer alan orta ve büyük ölçekli işletmelerimize de iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli teşvikleri hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda 3 yıl boyunca ölümlü ve sürekli iş görmezlikle sonuçlanan iş kazası ve meslek hastalığı yaşanmayan iş yerlerimizde çalışanların işsizlik sigortası işveren payını bir sonraki takvim yılından geçerli olmak üzere 3 yıl boyunca yüzde 1 oranına düşürüyoruz. İş sağlığı ve güvenliği etkinliğini arttırmak için sanal gerçeklik merkezini kurarak gelecek dönemde eğitim çalışmalarımızda yenilikçi bir bakış açısını ortaya koyacağız. 6331 sayılı kanunun yayımlanması ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden faydalanan sözleşme yapan iş yeri düzeyinde yüzde binlere varan bir değişim yaşanmıştır. Kanunun uygulamaya başladığı günden bugüne 111 eğitim kurumu, 2 bin 623 ortak sağlık güvenlik birimi ve toplum sağlığı merkezi, 110 bin 815 iş sağlığı güvenliği uzmanı, 13 bin sağlık personeli, 34 bin 340 işyeri hekimi, 3 bin 87 eğitici ile toplam sertifikalı kişi sayımız 161 bin 577’yi bulmuştur” diye konuştu.

“İş sağlığı güvenliği kuruluşlarının üst düzey yöneticileri tematik toplantı yapacaklar’’

Düzenlenen kongrenin iş sağlığı ve güvenliği konusunda katkı sağlayacağına inanan İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Orhan Koç, “4 gün devam edecek kongre programı süresince G-20 üye ülkeleri, İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri ve uluslararası iş sağlığı güvenliği kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ile birlikte tematik toplantılar yapılacaktır. Ayrıca yerli ve milli üreticiler ile uluslararası firmaların katıldığı 3. Türk İş Sağlığı Güvenliği Fuarı’ da eş zamanlı olarak devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayeleri, sayın Başbakanımızın ve sayın Bakanımızın destekleri ile düzenlediğimiz 9. Uluslararası İş Sağlığı Güvenliği Kongremizin iş sağlığı ve güvenliği alanında hedeflerimize katkı sağlayacağına inanıyor ve kongremizin hayırlara vesile olması dileğiyle saygılarımla arz ediyorum” şeklinde konuştu.  

Alper Suat Tutaşı
 

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Tohum Takas Şenlikleri’ne bir konuşma yapmak üzere katılan Prof. Dr. Canan Karatay vatandaşlara yaptığı sunumda şekerden ve şeker bazlı yiyecek ve içeceklerden uzak durulması çağrısında bulunurken, zeytinin en iyi meyve, zeytinyağının ise en sağlıklı meyve suyu olduğunu ifade etti. Karatay meyvelerin insülini artırdığına değinerek, “Meyve yemeyecek miyiz? Meyvedeki şeker früktozdur. Früktoz karaciğeri yağlandırır. Kutu ve taze meyve suları, mısır nişastası şurubuyla tatlandırılmış bütün şekerli ve gazlı içecekler dondurmalar da dahil karaciğerinizi yağlandırır. Meyve suyu ürik asiti yükseltir. Ürik asidiniz yüksekse meyve suyu zehirlenmesi içerisindesiniz. Peki C vitamini nereden alacağız. Bana en çok sorulan sorulardan biri budur. Meyve suyu ve meyveler gibi şeker içeren yiyeceklerle C vitamini birlikte vücuda girdiği zaman, şeker C vitamininin hücrelere girmesini engelliyor. Şeker kendi de hücrelere giriyor ve böylece bağışıklık sistemi çöküyor. Bunları tüketmezsek hastalıklarımız yükselmiyor. 

2000 yıllık 2000 yıldan fazla yaşayan zeytin ağaçları hala zeytin veriyor. Bunlardan zeytinyağı bile elde ediyoruz. Zeytin en sağlıklı meyvedir. Meyve yemeyecek miyiz, diyenlerin sesleniyorum. Zeytin en sağlıklı meyvedir. Zeytinyağı, zeytin meyvesinin suyudur. Her sabah ve her akşam bir kahve fincanı içilirse, kabızlık önlenir, kanı sulandırır, felci önler, kalp krizini önler. Midedeki bütün dost bakterileri besliyor, hastalığı önlüyor, bizi dinçleştiriyor. Zeytinyağı anne sütü ile aynıdır. Bir tek fark var aralarında; anne sütünde hayvansal kolesterol vardır, zeytinyağında bitkisel kolesterol vardır. Zeytin altındır, zeytinyağı altın suyudur. Zeytin bana göre altında 1000 kat daha değerlidir” dedi. 

Karatay’ın eğlenceli sunumunun ardından Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Prof. Dr. Canan Karatay’a plaket ve çiçek taktim etti. Albayrak ve Karatay vatandaşların yoğun ilgisi ile şenlik alanını gezdi.  

İsmail Denizhan – Vedat Bayraktar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM’de 23 Nisan Resepsiyonu’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Seçim güvenliğiyle ilgili soru üzerine Soylu, “Biz seçimlerin güvenliği konusunda bütün tedbirleri bugüne kadar nasıl almışsak bugünden sonra da öyle alacağız. Türkiye’nin Doğusu da Güneydoğusu da Batısı da Kuzeyi de hepsi bizim için seçim güvenliğini alma konusunda birdir ve eşittir” ifadelerini kullandı.

“Bu haftanın sonuna kadar bu sayı 10 bin Afgan gönderilmiş olacak”

Afgan göçmenlerle ilgili soru üzerine Soylu, “7 bin 100 civarında Afgan şu anda geri gönderildi. Zannediyorum bu haftanın sonuna kadar bu sayı 10 bin Afgan gönderilmiş olacak” diye konuştu.

“Kim bu devlete karşı bir yanlış yapmışsa, devletin görevi o yanlışın hesabını sormaktır, dünyanın öteki ucunda da olsa”

Adil Öksüz’ün yerinin tespit edildiği iddiasına ilişkin, “Devlet 24 saat ayaktadır. Kim bu devlete karşı bir yanlış yapmışsa, devletin görevi o yanlışın hesabını sormaktır, dünyanın öteki ucunda da olsa. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir. Bu millette bunu beklemektedir. Bize verdiği görevlerinde esasen temelinde bu vardır. Yani; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birliğine, demokrasimize, hürriyetimize yanlış yapanı bulup adalete teslim etmek. Uluslararası hukuk var. Biz nasıl başka ülkelerin suçlularını iade ediyorsak, nasıl bu ülkede başka ülkelerin suçlularına başka ülkelerle girmiş olduğumuz mutabakat çerçevesinde iade ediyorsak, başka ülkelerin de tespit ettiğimiz anda teslim etmesi esastır” dedi.  

Pelin Üzek Kılıç

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Demokrasinin kazanması için, yargının siyasi tasarrufunun ortadan kaldırılması için, siyasi değil ama demokratik bir tasarrufla CHP’ye mensup 15 milletvekili partimizden bugün istifa ettiler ve İYİ Parti’ye katıldılar” dedi. 

CHP’li milletvekilleri ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP’li 15 milletvekilinin istifa ederek İYİ Parti’ye geçtiğinin açıkladı. 24 Haziran’da yapılacak seçimlere katılabilecek partilerin standartlarının mevzuatla, kanunlarla belli olduğunun altını çizen Altay, “Ama geldiğimiz noktada biz artık demokrasimizin daha fazla tahrip edilmesini doğru bulmuyoruz. Buna direneceğiz. Biz artık toplumun daha fazla kutuplaşmasına imkan ve fırsat vermeyeceğiz. Biz yok edilen adaleti yeniden inşa edeceğiz. YSK’nın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından hangi siyasi partilerin seçimlere katılabileceği ile ilgili istediği görüş İYİ Parti bakımından müspet ve lehte görüş olmasına rağmen yapılan toplantıda İYİ Parti’nin seçimlere katılma ehliyetine sahip olduğuna dair bir kararın alınamamış olması hukuki değil, siyasi bir tasarruftur. Doludizgin seçimlere giderken seçimleri yönetecek organın siyasi tasarruflarda bulunması kabul edilemez.

Biz CHP olarak demokrasi ayıbına karşı demokrasi arayışımızı sürdüreceğiz. Siyasallaşan yargıya karşı da demokrasi içinde, demokratik norm ve kurallar içinde mücadele edeceğiz. YSK’nın bir demokrasi ayıbına zorlanması, YSK’nın bir demokrasi ayıbına imza atması ve atamamasına fırsat ve imkan tanımak istiyoruz. YSK’nın değerli üyelerinin de OHAL ve iktidar baskısına maruz kalmamasını istiyor. Türkiye’de bir rahatlamaya ve her kesin ‘evet, şimdi oldu, hak eden herkes seçime girebiliyor’ görüş ve algısının toplumda oluşmasını istiyoruz. Bu sebeple demokrasinin kazanması için, yargının siyasi tasarrufunun ortadan kaldırılması için, siyasi değil ama demokratik bir tasarrufla CHP’ye mensup 15 milletvekili partimizden bugün istifa ettiler ve İYİ Parti’ye katıldılar” diye konuştu. 

Altay, İYİ Parti’ye katılan milletvekillerinin isimleri şöyle sıraladı: 

“Afyonkarahisar milletvekili Burcu Köksal, Amasya milletvekili Mustafa Tuncer, Ankara milletvekili Nihat Yeşil, Aydın milletvekili Hüseyin Yıldız, Balıkesir milletvekili Ahmet Akın, Burdur milletvekili Mehmet Göker, Bursa milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Erkan Aydın, Çorum milletvekili Tufan Köse, Edirne milletvekili Okan Gaytancıoğlu, İzmir milletvekili Tacettin Bayır, Kayseri milletvekili Çetin Arık, Kocaeli milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş.” 

CHP Sözcüsü Tezcan: “Genel Başkanımızın talimatıyla istifa ettiler”

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, “15 milletvekilimiz Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla istifa etmiştir” dedi.

CHP’li 15 milletvekilin istifa ederek İYİ Parti’ye geçmesine ilişkin TBMM’de açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, “15 milletvekilimiz Genel Başkanımızın talimatıyla istifa ederek İyi Parti’ye geçmiştir. Tarih bu arkadaşlarımızı demokrasi kahramanları olarak hatırlayacaktır. Demokrasinin önüne kurulan tuzakları temizleme adımıdır. İyi Parti’nin seçimlere girme hakkı olduğunu herkes biliyor. 15 milletvekili arkadaşımızın katılmasına gerek olmadan İyi Parti’nin seçimlere girme hakkının var olduğunu herkes biliyor. Seçimlere girme hakkı olan bir partiyi seçimlere sokmamaya çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

Tezcan, bu “görev”in hayırlı olması temennisinde bulundu.  

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için uyum yasaları ile ilgili çalışmaları yürüten komisyon üyeleri ile bir araya geldi. AK Parti Genel Merkezinde yapılan ve yaklaşık 4 saat 15 dakika süren toplantı sonrasında bir açıklama yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, toplantıda ele alınan konulara ilişkin bilgi verdi.

Yapılan toplantıda 5 komisyon başkanının da sunumu olduğunu belirten Yazıcı, “Toplantıda zamanımızın çoğunluğunu yürütmenin yapılandırılması alanı teşkil etti. Bu alanda yapacağımız çalışmaların seçimlere kadar yapılacak kısmı, seçimlerden hemen sonra yapılacak kısmı var, daha sonra devam edecek kısmı var. Seçimlere kadar yapacağımız çalışmaların özü bir anlamda alan temizliği yapmak. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişi sağlayacak cumhurbaşkanının anayasada kendisine verilmiş kararname ile düzenleme alanı ile ilgili rahat, hukuksal sorunlara yol açmadan çalışmasını sağlayacak bir alan temizliği yapıyoruz. Yani kanunlar çatışması olmasın, anayasal normlar arasında bir ihtilaf zuhur etmesin amacıyla. Bu alandaki düzenlemeleri anayasanın 91. maddesi gereği bir yetki kanunu Meclisten geçirmek suretiyle yapılmasının daha doğru olduğunu değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Siyasi partiler ve seçim mevzuatına ilişkin de bunum yapıldığını belirten Yazıcı, “Anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanlığına aday olabilmek için 100 bin seçmenin teklifinin de yöntemlerden birisi olması için, bunun nasıl gerçekleşeceğine ilişkin bir düzenleme” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı için 100 bin seçmenin imzası ile cumhurbaşkanı adayı olacak kişilerin YSK tarafından açıklanacağını belirten Yazıcı, seçmenlerin destekledikleri aday için seçim kuruluna başvurarak beyanda bulunacağını söyledi.

Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan kişinin milletvekili adayı olamayacağını, milletvekili adayı olacak kişinin de cumhurbaşkanlığı adaylığının söz konusu olmayacağını söyleyen Yazıcı, “Bu seçimde aday olacak kişinin seçimlerde ikisine de aynı anda aday olması söz konusu değil” ifadelerini kullandı.

Hazırlanan paketin önümüzdeki hafta Mecliste görüşülüp yasalaşmasını planladıklarını kaydeden Yazıcı, 100 bin imza ile cumhurbaşkanı adayı olacak kişiye, bir seçmenin sadece bir aday için imza verebileceğini kaydetti.  

Derya Yetim
 

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin TBMM grup toplantısında erken seçim çağrısı yapması üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlediği toplantıda erken seçim tarihinin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacağını açıkladı. Konuya ilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven basın mensuplarına açıklamada bulundu. TBMM’den milletvekili seçimlerinin yenilenmesiyle ilgili yasanın çıkmasını beklediklerini belirterek, “Yasa çıktığı takdirde Anayasa gereğince Cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte iki seçimi birlikte yapacağız. YSK olarak bir seçim bittiğinde bir sonraki seçimin hazırlıklarını yaparız. En az iki seçim için hazır malzemelerimiz olur, yapılanmamızı tamamlarız, şuanda da bu seçim için her türlü hazırlığımız tamamdır. Bundan sonraki aşamada genelgeler ve seçim takviminin hazırlanması ve yurtdışındaki yapılanma işlemlerimiz olacak. Bugün itibariyle seçim takvimi hazırlıkları başladı. 1-2 gün içinde tamamlayıp, süreci işleteceğiz. Sürecin işletilmesi açısından YSK’da süre sıkıntısı yoktur” şeklinde konuştu.
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Güven, “Siyasi partilerin hangi şartlarda seçime katılacağı hususu, Siyasi Partiler Kanunu’nda yer alıyor. İnternet sitemizde de yazılı. Kanunda yer alan şartları hangi partilerin yerine getirdiğini incelemek için siyasi partilerin kayıtlarını tutan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından dosya istenilecek partilerin kayıtlarıyla ilgili. İnceleme sonucu, seçime katılıp katılamayacağı belirlenecek” diye kaydetti.

Seyid Fatih Poyraz – Fatih Erdoğan

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi Bahar Dönemi Ara Sınavlarında sorulduğu iddia edilen bir soru, sosyal medyada geniş yankı buldu. Eski bir milletvekilinin de sosyal medya hesabından paylaştığı ve çeşitli internet sitelerinin yer verdiği sorunun, Açıköğretim Sistemi sınavlarında sorulan bir soru olmadığı ortaya çıktı.

“AÇIKÖĞRETİM SİSTEMİ SINAVLARINDA KULLANILAN BİR SORU DEĞİLDİR”

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada, “2017-2018 Bahar dönemi itibarı ile 1 milyon aktif öğrenciye hizmet veren Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi, kitap ve sınav hizmetlerinin yanı sıra, 20’ye yakın farklı türde öğrenme malzemesini öğrencilerine sunmaktadır. Açıköğretim Sisteminde bulunan bin 200’ün üzerinde ders kitabına ve buna bağlı olarak yaklaşık 10 bin üniteye dair yaklaşık 400 bin farklı alıştırma sorusu öğrencilerimizin çalışmalarına destek amacıyla sunulmaktadır. Sözü geçen iddialara konu olan soru da bu 400 bin alıştırma sorusundan biridir ve Açıköğretim Sistemi sınavlarında kullanılan bir soru değildir. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi kitap yazım sürecinde ülkemizin bir çok farklı kurumunda görev yapan ve alanlarında uzman olan 10 bine yakın yazar ve editör görev almaktadır. Öğrencilerimize eKampüs öğrenme yönetim sistemi üzerinden sunduğumuz öğrenme malzemeleri ise Anadolu Üniversitesi bünyesinde görevli 2 bin 500’e yakın akademik personel tarafından bu kitaplar temel alınarak üretilmektedir” ifadelerine yer verildi.

“SÖZ KONUSU SORU EKAMPÜS ORTAMINDA SADECE DERSİ ALAN ÖĞRENCİLERE SUNULUYOR”

Sorunun ’Etkili İletişim ve Toplumsal Cinsiyet’ ünitesinde geçtiğinin bildirildiği açıklamada, şunlara yer verildi:
“16 Nisan 2018 tarihinde basında ve sosyal medyada yer alan konu, Etkili İletişim Teknikleri kitabında bir kadın yazarımız tarafından yazılan ’Etkili İletişim ve Toplumsal Cinsiyet’ ünitesinde geçmektedir. Ünitenin konusu, sözlü ve sözsüz iletişimde toplumsal cinsiyet farklılıklarıdır. Söz konusu soru, eKampüs ortamında sadece bu dersi alan öğrencilerimize sunduğumuz çözümlü sorular malzemesi içinde yer almaktadır. Kitap içinde bu sorunun üretildiği ve aşağıda kaynağı verilen metinde, “Her kültürde kadın ve erkek olmaya dair beklentiler ve değerler bulunmaktadır. Bu değerler bir erkek ve kadın modelinin oluşmasını sağlar. Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar derin bir ayrışmaya dayanmaktadır. Bu ayrışma ataerkil toplumlarda daha da fazladır.

Çoğunlukla iki cins, toplumsal yapılanma içinde birbirinin karşıtı olarak sınıflandırılır. Ataerkil toplumlarda başat olan geleneksel ideolojinin cinsiyetçi iş bölümü, kadını ev işlerinden ve çocuk bakımından sorumlu tutar. Böylece, eve bağımlı hale getirilen kadın toplumsal üretime katılmaktan uzaklaşır ve küçük yaşlardan itibaren öğretilip benimsetilen toplumsal cinsiyet kalıplarına uyum sağlar (Arat, 1994: 45). Eş deyişle, erkek kamusal alanla, kadın ise özel alanla ilişkilendirilir. Davranış ve karakter olarak, erkeklerin hırslı, güçlü, kararlı, risk alan, bağımsız, rasyonel, aktif ve atak olması, kadınların ise şefkatli, neşeli, sevecen, duygulu, duyarlı, yumuşak nazik, sadık, sabırlı, anlayışlı olması beklenir