Edinilen bilgiye göre, Adana Emniyet Müdürlüğüne bağlı Kaçakçılık ve Organize İşlerle Mücadele Müdürlüğü ekipleri tarafından Fetullahçı Terör Örgütü operasyonları kapsamında aranan F.Ö. teslim oldu. ‘Etkin pişmanlık’ yasasından yararlanan ve bildiği her şeyi anlatan F.Ö.’nün ifadesi doğrultusunda ByLock kullanıcısı öğretmen Abdülkadir K. (33) ve Şule K.’nin (31) ismine ulaşıldı. 

F.Ö.’nün ifadesi doğrultusunda karı kocanın merkez Çukurova ilçesi Belediye Evleri Mahallesi’nde örgütün gaybubet evinde kaldıkları belirlendi. Yapılan şok baskında karı koca gözaltına alınarak emniyete götürülürken, evde bulunan 2 adet telefona el konuldu. Şule K.’nin üniversiteyi yeni kazanan öğrencilere ev bularak yerleştirdiği ve öğrencilerin beynini yıkayarak örgüte kazandırmaya çalıştığı ileri sürülürken, kocası Abdülkadir K.’nin öğrenci evlerinden sorumlu olduğu iddia edildi. Şule K.’nin halen bir etüt merkezinde çalıştığı ve buraya gelen öğrencilerle iyi ilişkiler kurup özel olarak görüşerek öğrencileri FETÖ’cü yapmaya çalıştığı, kendine yakın gördüğü öğrencileri motive etmek için “güzel günler çok yakın, her şey eskisi gibi olacak” dediği de ileri sürüldü. 

Sorgularında suçlamaları kabul etmeyen zanlılardan Abdülkadir K. ve eşi Şule K. adliyeye sevk edildi. Sevk sırasında Abdulkadir K. basın mensuplarına el sallayıp “işlem tamam” işareti yaptı. Zanlılardan koca çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanırken, kadına ev hapsi cezası verildi. Ancak savcı kadına ev hapsi cezası verilmesine itiraz etti. İtiraz üzerine mahkeme kararı tekrar gözden geçirerek, kadının hâlâ FETÖ için öğrencileri kandırıp eleman kazanmaya çalıştığı iddiasıyla bu kez tutuklanmasına karar verdi. Evinden alınan Şule K. cezaevine götürüldü.  

Fatih Keçe
 

Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadelesi Şubesi ekipleri, FETÖ/PDY’ye yönelik istihbari çalışmaları neticesinde, Seyhan ilçesi Pınar Mahallesi’ndeki bir eve 11 Nisan akşamı operasyon düzenledi. Operasyonda, örgüt üyelerinin “gaybubet evi” olarak adlandırdığı hücre evinde Kamuren E., H.S., M.Y., M.Ö., Ç.C. ve E.G. yakalandı. Zanlılar evde yere yatırılıp kelepçe takılarak etkisiz hale getirildi.

Yeniden yapılanma için Adana’ya geldiler

Polis zanlılar ile ilgili yaptığı çalışmada 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çok büyük darbe alan örgütün yeniden yapılanma, kendine taraftar bulma ve devlet kademelerine sızma yapmak için görevlendirildiğini belirledi. Şahısların hepsinin ‘asker imamı’ olduğu, fakir ve zeki çocukları bu kez çok gizli bir şekilde FETÖ taraftarı yapıp daha sonra da sınavlara hazırlayarak askeri okullara girdirmeyi amaçladıkları tespit edildi.

Fetullah Gülen tarafından ‘bahçıvan’ ismini aldı

Yapılan operasyonda gözaltına alınan Kamuran E.’ye ise bizzat terörist başı Fetullah Gülen tarafından ‘çocukları sınavlara iyi hazırlayan’, ‘iyi seçen’ anlamında örgüt tarafından kullanılan “bahçıvan” lakabı verildiği öğrenildi. Polis 6 kişiyi emniyette sorguya aldı. Zanlıların ifadeleriyle örgütün biraz daha çözülmesi bekleniyor.
Ayrıca evde yapılan aramada çok sayıda dijital malzeme ve 84 bin lira para ele geçirildi. Örgüt tarafından yeni yapılanmaya gidildiği, bu nedenle yüklü miktarda para verildiği tahmin ediliyor. Zanlıların sorgusu devam ediyor.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

Edinilen bilgiye göre olay, 4 Nisan 2006’da Yüreğir ilçesine bağlı Dervişler Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 62 yaşındaki Mehmet Uzun, kiraya verdiği manav dükkanının ışıklarını gece yarısı açık bırakıp oturan kiracısı 25 yaşındaki Önder Altınyüzük, kardeşi 10 yaşındaki Barış ve akrabası 19 yaşındaki Mehmet Altınyüzük’ü, ışığı gereksiz yere açık bırakmamaları konusunda uyardı.

Manavın sinirlenip, “Kira ve elektrik parasını ödüyoruz, borcumuz yok” diyerek cevap vermesi üzerine çıkan tartışma sonrası, Önder Altınyüzük akrabalarını toplayarak silahla Uzun’un evini bastı. Açılan ateş sonucu Mehmet Uzun’un 32 yaşındaki oğlu Muammer öldü, kendisi ve 23 yaşındaki oğlu Mustafa Uzun da yaralandı.
Tutuklanan katil zanlısı Önder Altınyüzük, yargılandığı Adana Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 yıl 8 ay hapis cezası aldı.

Altınyüzük, Muğla Dalaman Cezaevi’nde bulunduğu sırada 2016 yılında kaçtı. Hükümlünün kaçmasının ardından 81 ilin emniyet müdürlüğüne hükümlünün yakalanması talimat gönderildi.

Polis akrabasının evine pusu attı

Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, hükümlünün Adıyaman’dan Adana’ya gelip gittiği bilgisine ulaştı. Bu bilgi doğrultusunda araştırma yapan polis, Yüreğir ilçesine bağlı Yenidoğan Mahallesi’ndeki bir akrabasına geldiğini tespit etti. Polis, hükümlünün akrabasının evine pusu atarak beklemeye başladı. Bir gün boyunca bekleyen polis, Altınyüzük gece eve geldiği sırada yakaladı. Emniyete götürülen hükümlü işlemlerinin ardından cezaevine götürüldü.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

Edinilen bilgiye göre olay Seyhan ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, Emine G. (40) isimli bir kadın adliyeye giderek hırsızlık suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezası aldığını ancak 3 aylık hamile olması nedeniyle cezasının bebeği büyüyene kadar ertelenmesi talebinde bulundu. Bu talep üzerine adliyedeki görevliler genç kadını Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Aranan Şahıslar Büro Amirliğine götürdü. Genç kadın önce adli tıp birimine götürülerek hamile olup olmadığı araştırıldı. Yapılan sağlık kontrolünde genç kadının 3 aylık hamile olduğu anlaşıldı. Polis daha sonra kadını emniyete götürerek işlemlerine başladı.

“Yengesinin kimliğine kendi fotoğrafını yapıştırdı”

Polis, hamile olduğu için erteleme işlemlerine başladığı sırada genç kadının kimlik numarasını bilgisayara girdiğinde sistemde karşısına çıkan fotoğrafın kimlikteki fotoğrafa benzemediğini gördü. Bu durumdan şüphelenen polis kimliği incelediğinde sahte olduğunu, aranan kişinin aslında şahsın yengesi Sürmeli G. (35) olduğunu tespit etti. Ancak Emine G. kendisinin Sürmeli G. olduğunu ileri sürmeye devam etti.

“Parmak izi ele verdi”

Polis, genç kadının iddiası üzerine parmak izi tespiti yaptı. Çalışma sonucunda kadının, Sürmeli değil Emine G. olduğunu belirlendi. Bu tespit üzerine yapılan GBT sorgusunda genç kadının da hırsızlık suçundan aranması olduğu ortaya çıktı. Zanlı ifadesinde hamile kadınların cezalarının ertelendiğini öğrendiğini bu yöntemle yengesinin aranmasını belirli bir süre erteletmeye çalıştığını söylediği öğrenildi. Öte yandan, kadının yengesinin de cezaevine girdiğinde geride 6 çocuk bırakacağını belirterek “6 çocuğa bakmam cezaevine girerim daha iyi” dediği öğrenildi.
Zanlı kadın ifadesinin ardından “resmi evrakta sahtecilik” suçundan adliyeye sevk edildi.

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

Olay, Seyhan ilçesine bağlı Tellidere Mahallesi 72136 Sokak’ta bulunan bir apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, hırsızlık suçundan 20 kaydı bulunan Pınar O., 25 kaydı bulunan Muazzez T. ve 35 kaydı bulunan Gülcan Ç. hırsızlık yapmak için Kamil Gül Apartmanına girdi. Kadınlar daha sonra daireleri gezerek kapılarının açık olup olmadığını kontrol etmeye başladı. Kapılarının 3 kadın tarafından kontrol edildiğini fark eden H.E. polisi aradı. İhbar üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Müdürlüğüne bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri harekete geçti. Eve giremeyen kadınlar kapı önünde buldukları 1 çift spor ayakkabısını çaldıktan sonra apartmandan çıkmak için harekete geçti. Bu arada apartmana gelen polis ekipleri, kadınları suçüstü yakalayarak emniyete götürdü.

“Soymadıkları il kalmamış” 

Emniyete getirilen kadınların GBT sorgusu ve yapılan parmak izi çalışmalarından, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Uşak, Denizli, Kütahya, Düzce, Kırklareli, Aydın, Konya, Osmaniye, Hatay, Kocaeli, Burdur, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis ve Giresun olmak üzere toplam 20 şehirde hırsızlık yaptıkları tespit edildi. Zanlıların girdikleri evlerden yaklaşık 200 bin lira değerinde eşya, para ve altın çaldıkları ileri sürüldü.

Temizlik bahanesi 

Kadınlar, emniyetteki sorgularında suçlamaları kabul etmedi. Zanlılar, “Biz hırsız değiliz apartmana yöneticiyle temizlik işini görüşmek için girmiştik. Hırsızlık yapmadık” diyerek kendilerini savundu. Kadınlar ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Edinilen bilgiye göre, olay 25 Mart Pazar günü Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Yakup Botan (31), A.G.’nin (17) dayısının kızı G.E.’yi (17) yolda görüp konuşmak istedi. Bu sırada A.G. arkadaşları R.A. (17), S.Ö. (16), S.B. (17) ve Ö.B. (16) ile birlikte Botan’ın kuzeni ile konuşmak istediğini görünce yanına gitti. A.G., Botan’a “Kuzenimle neden konuşmak istiyorsun onu rahatsız etme” dedi. Botan ise, “Ben bu kızı seviyorum babasından isteyeceğim” diye karşılık verdi. Bunun üzerine A.G. “Hadi o zaman babasının yanına gidiyoruz” diyerek motosikletlere binip kızın adresine doğru yola çıktılar. Ancak Botan ve A.G. yolda giderken tartışmaya başladı. A.G. ve 4 arkadaşı durup Botan’ı darp etmek istedi. Botan bir kasaba girerek buradan satır alıp 5 kişiye saldırdı. Bu sırada iki tarafı da tanıyan Özcan Ö. (20) yanlarına gelerek “Neden kavga ediyorsunuz, şimdi birinize bir şey olacak neyi paylaşamıyorsunuz” dedi. Botan, Özcan Ö.’ye “Sen karışma” diyerek annesine küfretti. Özcan Ö. annesi Kazı Ö.’nün öldüğünü ve ona küfretmemesini isteyince Botan bir kez daha küfrederek satırla Özcan Ö.’ye de saldırdı. Bu küfür ve saldırı üzerine Özcan Ö. eve giderek pompalı tüfeği alarak olay yerine gelip havaya iki el ateş ederek, kavgayı bitirmek istedi. Botan pompalı tüfek sesini duyunca yine Özcan Ö.’nün annesine küfretti. Özcan Ö., bu kez pompalı tüfekle Botan’a doğru ateş etti. Kasaba kaçan Botan burada vurularak hayatını kaybetti.

Polis mahalleyi sabaha kadar ablukaya aldı

Olaydan sonra kavgaya karışan 5 çocuk ile Özcan Ö. kaçtı. Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri cinayeti çözmek için Gülbahçesi Mahallesine gelerek burada olay günü sabaha kadar şok baskınlar yaptı. Belirlenen adresleri art arda basan polisler 5 çocuğu gözaltına aldı. Zanlılar çocuk şube müdürlüğüne teslim edildi. Burada yapılan görüşmelerde zanlılar kavgayı kendilerinin çıkardıklarını ancak Botan’ı kavgayı ayırmak isteyen Özcan Ö.’nün öldürdüğünü itiraf etti.

“İyilik yapmak isterken kötülük buldum”

Polis bu ifadenin üzerine Özcan Ö.’yü Gülbahçesi Mahallesi’ndeki evinde gözaltına aldı. Emniyete getirilen zanlının cinayeti işlediğini itiraf ederek, “Mahallede iki taraf kavga ediyordu. Ben de iki tarafı da tanıdığım için kavgayı ayırmak istedim, Botan ölmüş anneme küfretti ve bana satırla saldırdı. Ben de eve gidip pompalı tüfek ile yine kavganın bitmesi için havaya ateş ettim. Ancak Botan yine bana satırla saldırıp yine ölmüş anneme küfredince bu kez ona doğru ateş ettim. Öldürmek istemedim pişmanım. Ben iyilik yapmak isterken kötülük buldum” dediği öğrenildi.
Zanlı emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Bu arada kavgaya karıştıkları ileri sürülerek nöbetçi mahkemeye sevk edilen 5 çocuğa ise ev hapsi cezası verildi.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

Merkez Çukurova ilçesi Güzelyalı Mahallesi Uğur Mumcu Bulvarı üzerinde bulunan iki bloklu sitenin kentsel dönüşüm sürecinde müteahhitle uzlaşma sağlayamayan site sakinleri, evlerinde oturdukları halde elektrikleri kesildiği için mağdur olduklarını dile getirdiler. Apartman sakinleri adına seslenen 47 yaşındaki apartman yöneticisi Neşet Gültekin,” Kentsel dönüşümde müteahhit uzlaşması olmaksızın, kat maliklerinin bir kısmının taraflı sözleşmelerle karot aldırması ve binamızın riskli tespiti sonrası ve idari süreç sonrasında bugün herhangi bir bildirim yapılmaksızın elektriğimiz kesildi” dedi.

Sitelerinde bulunan iki apartmandan birinin elektriğini kesildiği ifade eden Gültekin,” Birkaç gün içerisinde muhtemelen diğer binamızın elektriği kesilecek. Bu binalarda yaşlı, hasta, kanser hastası olup dolabında ilacı olduğu düşünülmeksizin, oksijen tüpüne bağlı bir hasta var mı düşünülmeksizin ansızın elektriğimiz kesildi. Bu bir insani suç, insanı kabahat” ifadelerini kaydetti.

‘Kentsel dönüşüm suistimal edilen bir yasa’
Gültekin kentsel dönüşümün güzel bir yasa olduğu vurgularken,” Kentsel dönüşüm yasa olarak güzel bir yasa ancak suiistimal edilen bir yasa, rantsal dönüşüme döndürüldü. Hepimiz mağduruz, devletten ve bu yasayı çıkaranlardan bu konu hakkında hassasiyet göstermelerini bekliyoruz. Sorumuzun bir anca çözülmesini talep ediyoruz” dedi.

Son olarak Gültekin,” İki binada 60 paydaşız, 3 tanesi iş yeri, 57’si mesken. 57 mesken içerisinde 15 daire boşaltılırken, geri kalanı sakinlerimiz yaşamlarını devam ettiriyor. Boşaltılan dairelerde ise kapıları, pençeleri sökülmüş bir halde. Virane hale getirilmiş metruk bina haline dönüştürülmeye çalışıyor. Kentsel dönüşümde müteahhit’in rantı işin içine girince komşu hukukumuzu da bitirdiler” sözlerini kaydetti.  

Süleyman Cenk İdaye

Edinilen bilgiye göre, 4 Şubat 1997’de Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı Şekerli Mahallesi’nde köy koruculuğu yapan Mahmut Manul (63), uzun namlulu silahla 4 kişiyi öldürüp kaçtı. Manul bu olaydan sonra bir türlü bulunamadı. Manul’un gıyabında yargılanmasına da başlanarak “tasarlayarak ve taammüden öldürme” suçlarından 63 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası aldı.

Yıldız, özel ekip kurdurdu 

Adana Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Aranan Şahıslar Büro Amirliğine yüksek hapis cezası alan ve uzun yıllardır kaçan şahısların yakalanması için özel ekip kurulması ve tek tek yakalanması talimatı verdi. Bu talimat üzerine harekete geçen aranan şahıs dedektifleri yüksek hapis cezası alan hükümlüleri tek tek çıkardı. Polis bu arada 1997 yılında Şanlıurfa’da 4 kişiyi öldüren hükümlünün Adana’ya gelip gittiğini tespit etti.

Tarım işçisi çalıştırıyordu 

Polis yaptığı çalışmada hükümlünün elci olup tarlalara tarım işçisi götürerek geçimini sağladığını bunu da Mersin’in Tarsus ilçesinde yaptığını belirledi. Polis bu tespit üzerine 3 ay boyunca hükümlüyü adım adım takip ederek onu yakalamak için en doğru zamanı kollamaya başladı. Bir süre sonra operasyon yapmaya karar veren polis, tarım işçileri mola verdiği sırada çay içerlerken Mahmut Manul’u yakaladı.

“Bir daha Adana’ya gelmeyeceğim” 

Çay içerken koluna girip “polis” diyen polis memuruna, “Benim 2 yıl hapis cezam var yatar çıkarım ne olacak. Ama bir daha Adana’ya gelmem, beni nereden buldunuz” dediği öğrenildi. 

Emniyete getirilerek işlemleri tamamlanan hükümlü önce adliyeye daha sonra da cezaevine götürüldü.  

Fatih Keçe

Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’da yaşayan Ali ve Hanife Kaya çiftinin yeni doğan Furkan isimli bebeklerinin bel ile kuyruk sokumu kısmında henüz anne karnındayken içi omurilik sıvısıyla dolu bir kese olduğu tespit edildi. Daha sonra Furkan bebek beyin omurilik sıvısı ile dolu yaklaşık 75 santim büyüklüğünde kese ile dünyaya geldi. Ailesi bebekleri 15 günlük olunca Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Beyin Cerrahi Kliniği’ne başvurdu. Burada Doç. Dr. Derviş Mansuri Yılmaz tarafından ameliyata alınan Furkan bebek sağlığına yeniden kavuştu. Furkan bebeğin ameliyat olamaması durumunda ileride menenjit ve felç gibi hastalıklarla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.

Ameliyatı gerçekleştiren Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Beyin Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç Dr. Derviş Mansuri Yılmaz, Furkan bebeğin kliniğe geldiğinde 15 günlük olduğunu, bel ile kuyruk sokumu olarak tabir edilen bölgenin birleşim yerinde içerisi beyin omurilik sıvısı ile dolu yaklaşık 75 santim büyüklüğünde kesenin bulunduğunu belirtti. Yılmaz, yapılan tetkikler sonucunda Furkan bebeğe spina bifida /myelomeningosel tanısı koyduklarını, hastada omurilik ve omurilik siniri bu kesenin içinde sonlandığını, hastayı mikrocerrahi teknik kullanarak omurilik ve omurilik sinirlerini normal kanala yerleştirerek tedavisini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiklerini söyledi. Yılmaz, “Biz bu tedaviyi hastamıza uygulamasaydık, ilerleyen zamanlarda bacaklarda feçlik ortaya çıkardı. Şu anda bacaklarını yaşıtları gibi hareket ettirebiliyor” dedi.
Spina bifida hastalığının (doğumsal omurilik bozukluğu), anne karnında bebeğin gelişimi sırasında omurilik ve omurganın tüp şeklinde oluşumunu tamamlayamaması sonucu ortaya çıkan doğumsal bozukluk olduğunu dile getiren Yılmaz, bu doğumsal bozukluğun açık ve kapalı olmak üzere 2 şekilde kendini gösterdiğini, kapalı spina bifida da, omurganın arka yapılarında gelişimsel bozukluğun mevcut olduğunu, ancak omurilik ve omurilik zarının ciltten dışarıya çıkmadığını, üzerinin de sağlam cilt ile kaplı olduğunu söyledi.

Omuriliğin açık doğumsal bozukluğunda ise, omurilik ve sinirlerin, çok ince bir zarla çevrili bir kese ile ya da kese olmadan dış ortam ile direkt temas halinde açıkta bulunduğuna değinen Doç. Dr. Derviş Mansuri Yılmaz, spina bifidanın bu şeklinin daha ağır nörolojik bozukluklarla kendini göstermekte olduğunu, dünyada ve ülkemizde doğumsal omurilik bozukluğunun görülme sıklığının yaklaşık bin canlı doğumda 2 ila 4 oranında gerçekleştiğine vurgu yaptı.

Furkan bebeğin babası Ali Kaya ise, “Ameliyat öncesi Furkan’ın belirgin bir şekilde hareketlerinde bir kısıtlama söz konusuydu biz de geçireceği operasyondan ötürü açıkçası çok tedirgindik. Ancak operasyon sonrası şu an Furkan ayaklarını rahat bir şekilde hareket ettiriyor emeği geçen tüm sağlık çalışanı arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.  

BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz, BAUSTEM Merkezi Direktörü Doç. Dr. M. Sencer Çorlu ve Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan’ın konuşmacı olarak katıldığı konferans Adana Divan Otel’de gerçekleşti. Velileri yeni eğitim yaklaşımları konusunda bilgilendirme amacıyla düzenlenen “Eğitimde Bilimsel Yaklaşımlar Konferansında BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz “Yeni Sanayi Devrimi: Endüstri 4.0” başlıklı konuşmasıyla, gelecekte üretim şekillerinden günlük yaşama kadar her alanda etkilerini hissedeceğimiz Endüstri 4.0’ı tüm boyutlarıyla ele aldı.

BAU STEM Merkezi Direktörü M. Sencer Çorlu “STEM+A Eğitim Modeli” başlıklı konuşmasında Türkiye’de ilk kez Bahçeşehir Koleji Fen ve Teknoloji Lisesinde uygulanmaya başlanan STEM+A eğitim modeli konusunda velileri bilgilendirdi. Konferansta “Bahçeşehir Kolejinde STEM+A Eğitimi” başlığıyla konuşacak Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan ise Türkiye genelindeki tüm Bahçeşehir Koleji kampüslerinde Erken Çocukluk Eğitiminden itibaren uygulanan STEM+A eğitimini ve uygulamalarını velilerle paylaştı.

Konferans öncesi gazetecilere açıklamalarda bulunan BUEK Başkanı Enver Yücel, eğitim sistemlerine 21.yüzyılın getirdiği yenilikleri entegre ettiklerini söyledi. Eğitimde sektörel anlamda çok değişiklik olduğunu kaydeden Yücel, daha sonra şunları söyledi:

“Bütün çocuklarımızın gelecekle ilgili problemlerini çözebilmeleri için bugünün eğitim sisteminin ve anlayışlarının ona göre değişmesi gerekiyor. Eğitimin ne olması gerektiğini 21.yüzyıl becerilerinin ne olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Okullarımızda eğitim öğretim yapılıyor ama günümüzde ‘Nasıl bir eğitim yapılıyor’ sorusu soruluyor. Bu eğitimin 21.yüzyıla hitap edip, etmediğini sorgulamamız gerekiyor. Artık 4. sanayi devrimine gidiyoruz. Sektörel anlamda değişimleri görüyoruz. Bizim çocuklarımız, gençlerimiz yarının çalışanları olacaksa bugünden robotik, kodlama gibi teknolojinin her detayı hakkında bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Sadece sınavlardan ibaret bir eğitim sisteminin olamayacağını anlatmak için okul okul, il il velilerimizle ve öğrencilerimizle buluşuyoruz.’’

“Eğitimden sağlığa kadar çok şey değişecek”

Türkiye’de 5G teknolojisinin kullanılmaya başlamasıyla birlikte eğitimden sağlık alanına kadar çok fazla değişiklik olacağını kaydeden Yücel, “Şu anda 4.5 G kullanıyoruz. 5G teknolojisini kullanmaya başladığımız zaman eğitimden sağlığa kadar çok şey değişecek. Siz eğitiminize bunu adapte etmezseniz geri kalmış olursunuz. Artık ezbere dayalı bir eğitim yerine mevcut bilgilerden insanlığa yarayan ürünler ortaya çıkaran çocukların yetiştiği bir eğitim anlayışı çıkarılmış olacak” ifadelerini kullandı.

Enver Yücel’in konuşmasının ardından Prof. Dr. Şirin Karadeniz, Doç. Dr. Sencer Çorlu ve Dr. Özge Aslan sunum gerçekleştirdi. Konferans salonunda ayrıca Bahçeşehir Kolejinde ‘Robotik’ eğitimi gören öğrencilerin yaptıkları robotlar da sergilendi.