Ankara İbn-i Sina Hastanesinde tedavi gören CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal bugün sabah erken saatlerde tedavi için Almanya’ya götürüldü. Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Erkan İbiş, düzenlediği basın toplantısında, “Deniz Bey’le ilgili hastanemiz tarafından yapılacak son açıklama için bir aradayız. 7 haftayı tamamladık, bugün 50’nci günü. Sabah 06.00’da Deniz Bey’i Almanya’ya gitmek üzere hastanemizden uğurladık. Şu anda sanıyorum havaalanına yaklaştı Almanya’ya inmek üzeredir diye düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

“Deniz Bey’in bilinci tam açıktı”

Deniz Baykal’ın çok ağır bir tabloyla hastaneye geldiğini hatırlatan İbiş, “Çok kritik zamanlar yaşadık. Çok riskli anlar, günler geçirdik. Ama şükürler olsun ki bugün Deniz Bey gerçekten iyi bir durumda hastanemizden çıktı. Deniz Bey’in bilinci tam açıktı. Bilişsel fonksiyonları yerindeydi. Konuşması, muhakemesi tamdı. Sol taraftaki kuvvet kaybı dışında durumu iyiydi. Bundan sonraki süreç hastanemizde başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının Almanya’da devamıyla daha iyi bir durumda Türkiye’ye dönmesidir” şeklinde konuştu.

“‘Bir an evvel de ülkeme geri dönmek isterim’ diye duygularını ifade etti”

Dün akşam Baykal’la biraz uzun sohbet ettiklerini anlatan İbiş, şunları kaydetti:
“Daha çok Deniz Bey konuştu biz de dinledik. Konuştuklarından küçük notlar iletmek istiyorum. Sağlığı çok önemsemek gerektiğini, sağlığın kıymetini çok bilmek gerektiğini bunun için herkesin ve toplumun bilincinin yükseltilmesi gerektiğini, oturmanın, hareket etmenin, yürümenin, yaslanmanın, yutmanın büyük bir nimet olduğunu bu fonksiyonları insan sıkıntı yaşadığı zaman çok daha iyi anladığını vurguladı. İleri tedavi uygulamalarının yapıldığı yüksek seviyeli tıbbi hizmetlerin verildiği merkezlerin güçlendirilmesi, desteklenmesi gerektiğini, bu sayede sağlığına kavuştuğunu bize belirtti. Bir soru sorduk, gidince Türkiye’yi özleyecek misiniz diye. ‘Ben Türkiye’deyken Türkiye’yi özlerim, hep özlerim, şimdi de özlüyorum, gidince de özleyeceğim. Bir an evvel de ülkeme geri dönmek isterim’ diye duygularını ifade etti.”

“Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Genel Başkan, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ahmet Demircan olmak üzere tüm bakanlara teşekkür etti”

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbiş, “Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Genel Başkan, Mevlüt Çavuşoğlu ve Ahmet Demircan olmak üzere tüm bakanlar, hangi partiden olursa olsun tüm siyasiler, parti arkadaşlarına, dostlarına ve özellikle de Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar Hocamıza teşekkür etti. Özellikle kendisiyle sağlık konusunda iletişimde olan herkese. Ankara Üniversitesine Ankara Tıp’a teşekkür etti. Biz de bu vesileyle bu süreçte stresli anlar yaşadık, mutlu olduğumuz anlar yaşadık” ifadelerini kullandı.

“Almanya’da Münih yakınlarında bir merkezde tedavi olacak”

Baykal’ın Almanya’da hangi merkezde tedavi altına alınacağı sorusuna İbiş, “Almanya’da Münih yakınlarında bir merkezde. Gelişmiş bir merkez olduğunu biz de teyit ettik orada tedavi olacak. Aile de onu tercih etti” dedi.
Baykal’ın destekle ayakta durabildiğini söyleyen İbiş, “O konumda gönderdik. Ama inanıyorum ki ben yürüyerek geldiğini, yurda döndüğünü göreceksiniz. Çünkü bundan sonraki süreçte fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları çok çok önemli süreç içerisinde zayıflayan kaslarını kuvvet kaybı olan kaslarının çalışmasını sağlamak ve güçlenmesini arttırmak için. Kafatasından çıkarılanla ilgili bunlar çıkarıldıktan sonra en az 3 ay geçmesi gerekiyor. Dolayısıyla bizdeki süresi daha 2 ayı dolmadığı için kapatılma işlemi yapılamaz burada. O parça ailenin de talebi merkezinde burada da yapabiliriz demesi üzerine kendilerine verildi” açıklamasında bulundu. 

Pelin Üzek Kılıç – Fatih Erdoğan
 

Türkiye ekonomisinin başrolünde yer alan Anadolu kaplanları üretmeye ve hamle üstüne hamle yapmaya devam ediyor. Buna son örnek Ankara’dan geldi. Merkezi Ankara Sincan Organize Bölgesi’nde yer alan Park Kent Mobilyaları Almanya’da açtığı ofisle Avrupa’ya adım atmış oldu. Ticaret hacmini genişletmek için hamleler yapan şirket, son olarak Almanya’nın Bremen kentinde açtığı ofisle Avrupa’da da önümüzdeki süreçte çok daha etkin olacağının sinyallerini vermiş oldu.

Park Kent Mobilyaları Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Yıldırım konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Avrupa’daki merkezlerini Almanya olarak belirlediklerini söyledi. Bremen üzerinden dünyaya açılmak üzere Park Kent EU ofisini açtıklarını anlatan Yıldırım, ‘İhracatımızı 67 ülkeye artırdık, Bremen’de de Park Kent Mobilyaları’na ait bir şirket kurduk. Buradaki ekibimiz ile Avrupa pazarında, ülkemizde üretilen ürünlerin kalitesini ve gücünü kanıtlayarak gücümüzü artırmayı planlamaktayız. İhracat üzerinde etkimizi güçlendirme hedefimiz ile var gücümüzle çalışıyoruz’ şeklinde konuştu.

Parklarda yakın zamanda çok farklı oyun grupları ile karşılaşılacağı müjdesini de veren Yıldırım, ‘Oyun-eğlencede ezberler bozulacak’ dedi. Bu yıl Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ar-Ge Merkezi Projesi kapsamında 25 kişilik bir Ar-Ge merkezi kurmak için belgelendirme aldıklarını ifade eden Yıldırım, park tasarımlarında Ar-GeTasarım bölümü bünyesi altında ürünleri çok çeşitle üretmeye çalıştıklarını kaydetti.

Çocuklar haydi doğaya

Çocukları teknolojiden kurtarıp doğayla buluşturma, eğlendirme ile birlikte hareket odaklı vakit geçirecekleri oyuncaklar üreteceklerinin altını da çizen Yıldırım, ‘Yakın zamanda bildiğimiz oyuncakları farklı görsellerle zenginleştirip, teknoloji ile buluşturuyoruz. Yani oyuncakta ezber bozacağız. Dijital oyuncaklar yakında Ankara’nın hemen hemen tüm parklarında görülecek. Devasa robotları burada yerli ürünlerle üretiyoruz. Daha teknolojik zeka geliştirici oyuncaklar yer alacak. Oyuncak ya da park deyip geçmemek gerek. Artık parklar oyun yeri olmayacak, eğitici-öğretici merkezler haline geliyorlar’ şeklinde konuştu.

Park Kent Mobilyaları Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Yıldırım, amaçlarının her geçen gün daha büyük bir şirket olmak ve başta ülke kalkınmasına hizmet etmek, uluslararası piyasada ülke ve şirketi temsil etmek olduğunu da sözlerine ekledi.  

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Alanya’ya kazandıracağı ve çöpten elektrik üretilecek olan Katı Atık Tesisi’nin Türkler Mahallesi Taşseki mevkiindeki temel atma törenine katıldı. Burada yaptığı konuşmada Bakan Çavuşoğlu, hizmet yapan herkesin takdir edilmesi gerektiğini söyledi.

2023 hedeflerine Türkiye’yi ulaştırıyoruz ama 2023 hedefleri bizim için yetmez diyen Çavuşoğlu,” Biz 2053 hedefleri için çalışıyoruz. Gençlerimizi de bu yönde geliştiriyoruz. 2073 hedefleri için çalışıyoruz. Bunların hiçbiri hayal değil. Sorun varsa çözüm için uzlaşı varsa uzlaşıya da varırız. Ama bu milletin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyiz. Türk milletinin ne kadar onurlu bir millet olduğunu ve dayatmalara karşı boyun eğmediğini ve kendisine karşı hak etmediği muamele olduğu zaman ayağa kalkan bir millet olduğunu tüm dünyaya gösteriyoruz. Bilenler biliyor. Dost ve kardeşlerimiz biliyor ve Türkiye’nin dünya politikasında oynadığı rolü de çok iyi takdir ediyorlar. Ama bilmeyenlere de itinayla öğretiyoruz. Öğretmeye de devam edeceğiz. Türkiye’nin nasıl bir ülke olduğunu, Türk milletinin nasıl bir millet olduğunu bilmeyenler de öğrenecek. Avrupalılara da bunu söylüyoruz. Yok öyle artık. Siz patronsunuz. Biz ikinci sınıfız, yok. Efendim şu konuda dayatma yapacaksın, yok. Sen benim vatandaşıma vize vermezsen, ben de senin vatandaşına vize vermem. Bu sorunu sen başlattın. Sen bu sorunu çözmek istiyorsan ben de bu sorunu çözerim. İşte Ankara’da yapılan görüşmelerden sonra ne olduğu ne bittiği konuşuldu, komisyonumuz toplandı, anlattık. Şimdi olumlu bir hava oluştu. İnşallah da bunun neticesini alırız. Biz tüm dünyayla ilişkilerimizi böyle sürdürmek istiyoruz” dedi.

” Derdin ne, önce onu söyle”

Avrupa Birliği ve Almanya ile problemin olmadığını aktaran Çavuşoğlu,” Ama bizim onlara sorduğumuz soru şu; ‘Senin Türkiye ile ne problemin var, bize onu söyle. Derdin ne?’ Önce söyle. Sana karşı tarih boyunca bir düşmanlığımız olmuş mu? Yok. Sana Karşı düşmanca bir politikamız var mı? Peki senin derdin ne? Neden Türkiye’ye böyle muamele etmeye çalışıyorsun? Peki ettin de ne oldu? Ne elde ettin? Ne elde edebildin? İşte böyle dayatmalarla Türkiye’den bir sonuç alamazsın. Türkiye’ye dostane yaklaşacaksınız. Eşit, ortak gibi yanaşacaksınız. Türkiye ve Türk milletinin nasıl bir ülke ve millet olduğunu unutmayacaksınız. O zaman dostluğumuz da işbirliğimiz de gelişir ve dünya barışına istikrarla beraber katkı sağlarız. Karşı karşıya kaldığımız konuları da beraber çözeriz. Çünkü Türkiye yük alan bir ülkedir. İşte bu dik duruşu sizlerden aldığımız güç ve yetkiyle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşallah sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Türkiye’yi düşman olarak mı görüyorsun”

Dün D8 dönem başkanlığını devraldığını belirten Çavuşoğlu,” İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanlığını sürdürüyoruz. Aynı şekilde birçok örgütün dönem başkanlığını sürdürüyoruz. Medeniyetler İttifakının eş başkanlığını sürdürüyoruz. Barış için arabuluculuk inisiyatifinin derneğinin inisiyatifini Finlandiya ile birlikte yürütüyoruz. Türkiye Azerbaycan’la beraber tüm bölge ülkeleriyle birlikte üçlü mekanizmalar kurduk. Şimdi Türkiye Azerbaycan, Pakistan üçlü mekanizması kuruyoruz. Balkanlar2da keza ülkelerin hepsiyle beraber ortak ticaret merkezleri kuruyoruz. Ticaret anlaşmaları yapıyoruz. Gördünüz mü Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Sırbistan’a Sancak’a gittiği zaman nasıl karşılandı. Gördünüz mü, izlediniz mi? İşte bu, hem dik duruşun karşılığıdır hem de o bölgelere yaklaşımımızın yansımasıdır. Oraları biz bir rekabet alanı olarak görmüyoruz. Şimdi Avrupa’dan birkaç tane açıklama oldu. Neymiş efendim, oralara gitmezlerse Türkiye yanaşırmış. Sen Türkiye’yi düşman olarak mı görüyorsun, önce bunu söyle. Müttefikini ne olarak görüyorsun. İkincisi Balkanlar kimsenin çiftliği değildir. Senin arka bahçen hiç değil. Bazen Alman basınında öyle yorumlar da görüyoruz. Nasıl senin arka bahçen oluyor? Üstelik arka bahçen oldu da ne oldu. Srebrenitsa katliamında ne yaptın. Gözünün önünde oldu. Hollanda askerlerinin gözünün önünde oldu. Bu kadar insanı katlettirdiniz. Sizin işte anlayışınız bu. O sizin kafanızdaki ırkçı yaklaşım, anlayış hiçbir zaman gitmiyor ve sık sık da nüksediyor. İşte Avrupa’da ırkçı partilerin bugün bu kadar destek almasının sebebi bu. Çünkü bunların geçmişinde var bu, olmayan bir şey ya da sonradan çıkma bir şey değil. İçinde var. Fırsat buldukça nüksediyor. Şimdi Avrupa’da mesela Yahudiler’i Musaviler’i koruyan yasalar olmasa Yahudi düşmanlığı ve antisiyonizm, islamofobiden daha yüksek olur. Çünkü dediğim gibi doğasında var, hamurunda. Şimdi ben bunu söyleyince de sen bunu söyleyemezsin diyor. Ben durup dururken söylemiyorum ki gördüğümü söylüyorum. Şuanda Avrupa oraya gidiyor. Nereye gidiyor Avrupa? İkinci Dünya Savaşı öncesi o savaş öncesi duruma, şartlara gidiyor. Bunun sorumlusu ben miyim, hayır. Bunun sorumlusu sizsiniz. Neymiş efendim göçmen gelmiş böyle olmuş. Bizde 3. 2 milyon göçmen barındırıyoruz. Biz ırkçı mı olduk şimdi. Üstelik 30 milyar dolar harcadık. Sivil toplum örgütlerimiz ve belediyelerimizle, devletimizle birlikte harcadık. Ama bizde ırkçılık diye bir şey yok. Biz tarih boyunca hiç ırkçı olmadık ve yaradılanı yaradandan dolayı sevdik. Dünyada insani yardımda Amerika’dan sonra ikinciyiz. Amerika geçen sene 6. 3 milyar dolar harcamış. Biz ise 6 milyar dolar. 300 milyon farkla bu sene onu da geçeceğiz. Bununla da gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu. 

Erdal Anak-Adem Akalan

Edinilen bilgiye göre olay Seyhan ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre bölücü terör örgütü PKK’lı bir terörist Tunceli’de özel harekat polislerin yaptığı bir operasyonda öldürüldü. Ölü ele geçirilen teröristin cebinde PKK’nın Kuzey Irak’taki kamplarda bomba eğitimi alan militanların listesi çıktı. Liste de terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla aranan Sipan S.’nin de olduğu öğrenildi.

Ailesi Adana’da olduğu için Adana polisi uyarıldı. Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri teröristin yakalanması için çalışma başlattı. Yapılan çalışmada polis zanlının PKK’nın gençlik yapılanması DGH içerisinde yer alıp, Adana’daki korsan gösterileri organize ederek, söz konusu eylemlere bizzat katıldığı bu nedenle hakkında; ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yakalama kararı çıkartıldığını bu nedenle, 2015 yılında yasadışı yollarla Kuzey Irak’a kaçtığını belirlendi. Örgütün dağ kadrosuna katılan Somer’in ayrıca askeri ve siyasi eğitim aldığı bilgisine ulaşıldı.
Polis bu bilgiler doğrultusunda zanlının yeniden Adana’ya gelebileceği ihtimali üzerine yakın takibe başladı.

‘Terör yuvası Almanya’ya kaçarken yakalandı”

Polis yaptığı çalışmada Sipan S.’nin önceki gün yasadışı yollarla Türkiye’ye geri döndüğü ve Adana üzerinden havayoluyla Almanya’ya kaçmak istediği istihbaratını alarak harekete geçti. Polis zanlının Fetullahçı Terör Örgütü ve PKK’lılara sığınma hakkı veren Almanya’ya kaçacağını belirledi. Bunun üzerine tem ekiplerinden iki sivil zanlının kaçacağı aynı uçağa yolcu gibi binerek teröristin gelmesine bekledi. İki polis uçakta beklerken zanlı bir süre sonra uçağa gelip koltuğuna oturdu. Polis hemen harekete geçip zanlının yanına gelerek onu uçakta gözaltına aldı. Polis zanlının üzerinde yaptığı aramada ‘sahte kimlik’ ele geçirdi. Emniyette getirilip sorgulanan zanlı daha sonra adliyeye sevk edildi. Zanlı çıkartıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. 

Fatih Keçe – Umutcan İşledici
 

Batuhan Yaşar’ın “FETÖ: Artık ABD ve Almanya’ya gelmeyin” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

40 yıldır kök salmış bir yapı tabii ki parmak şıklatarak bir anda ortadan kaldırılamaz
Ciddi bir mücadele devam ediyor.
Davalar başladı.
FETÖ’nün algı yönetimi işe yaramadı ve elinde patladı:
1-Ergenekon ve Balyoz yargılamalarına göre çok daha düzenli oturumlar,
2-Jandarmanın çift sıra halinde sanıklarla salona girişi,
3-İddianamelerdeki maddi delillerin kamuoyu ile paylaşılması (Mürtet görüntüleri, Harun Biniş, Kemal Batmaz kayıtları, F-16’lar ve Boğaz Köprüsü’ndeki telsiz konuşmaları)
İşte tüm bunlar FETÖ’de kırılmalara sebep oluyor.
Yalan da bir yere kadar!
İstihbaratın örgütü yurt içi ve yurt dışında yakından takip etmesiyle elleri kolları bağlandı.
“Badem kurusu rengindeki” tek tip kıyafetlerin devreye girmesiyle her şey çok daha güzel olacak.
Nasıl da ciyak ciyak bağırıyorlar.

PENSİLVANYA’DA YENİ ÖNLEMLER

Örgütbaşı Gülen’in malikânesindeki önlemler zaten arttırılmıştı… Ama son 15 gündür güvenlik önlemleri had safhada…
Arabalar içeri alınmıyor. Gelenler indirilip üzerleri arandıktan sonra yürüyerek malikaneye geçiyor.
Suikast söylentilerinin yayılmasıyla görüşmeler asgariye indirildi.

DİNİ LİDER ALGISI ZAYIFLADI

Dikkat ettiniz mi? FETÖ uluslararası medyada hep isminin önüne “dini lider” yazdırıyor.
Ama bu işler yazdırmayla filan olmuyor.
‘Şarlatan’ ve ‘ileri derece sapık’ olduğunun ortaya çıkmasından sonra bile hâlâ imaj çalışması yaptırmaya çalışması çok dikkat çekici.
Ne yaptı biliyor musunuz?
“Rehber-mürşit ilişkisini ön plana çıkartan yazılar yazın… Sosyal medyayı kullanın… Dinî lider olduğum algısını güçlendirin” dedi…
Sadece bu da değil, çıkış yolu olarak ilk zincir içinde bulunanlardan örgüte yılda 7 kişi kazandırmaları istendi.
“Hücreleri küçültün” dedi…
Birbirini tanıyan örgüt mensuplarının azaltılması talimatını verdi.
Rüyaları esas alan müjde ve sabır çağrılarının ters teptiğini de belirtelim.
FETÖ tabanı, “Bir şey olduğu yok… Bunlar yalan, dolan, oyalamaca” demeye başladı.
Bildik/tahmin edilebilen talimatlar tabandaki beklentiyi artık karşılayamıyor

PARA KAÇIRAMIYORLAR

Türkiye’nin son 1 yılda yaptığı en iyi şeylerden biri de FETÖ’nün yurt içindeki para kaynaklarını kurutması oldu.
Örgüt Türkiye’den gelen gelirleri kesildiği için dünya çapındaki faaliyetlerini fonlamakta zorlanıyor.
Afrika’da maaşlarda kesinti yapılıyor.
Balkanlarda aynı şekilde.
Mesela Prizren’de maaşlar ödenemiyor.
Afrika demişken Somali’de Türkiye kazandı. Bu ülkedeki FETÖ okulları Maarif Vakfına devredilecek…
Örgüt bu okulları Almanlara satmaya çalışmıştı.

ABD VE ALMANYA’DA ÇOK SAĞLAMLAR

FETÖ bu iki ülkede maddi olarak çok iyi durumda.
Para kaynaklarını oluşturmuşlar.
Almanya’da ayakları yere o kadar sağlam basıyor ki bütün Avrupa’yı buradan fonlayabiliyorlar.
FETÖ’nün yeni nesline Avrupa Birliği ve AİHM’de işe başlamaları için her şeyi yapın talimatı gittiğinin de altını çizelim.
Bu kadar darbeye rağmen hâlâ 5-10 yıllık planlar yapabilmeleri dikkatlerden kaçmamalı, önemsenmeli…
Türkiye, özellikle Berlin, Londra, Brüksel, Paris ve Viyana’da tedbir almalı…
Karşı hamlelere başlamalı.
Türkiye içindeki başarılı mücadeleyi yurt dışına da taşımalı.
Devlet eliyle değil tabii ki…
Sivil toplum kuruluşları neyi bekliyorsa.

KARA PROPAGANDAYA DEVAM

FETÖ’yü hepimiz çok yakından tanıyoruz.
En iyi yaptıkları ne?
Kara propaganda.
Hiç hafife alınmamalı. Son dönemde kafalarını tekrar kaldırdılar.
Türkiye aleyhinde kara propaganda hamlesine başlayacaklar.
Davalarda boşu boşuna “Hayvan bakmaya, film çekmeye gittim, tarla bakıyordum” demiyorlar.
Cezaevindeki çocuklu annelerle ilgili sosyal medyada başlattıkları algı operasyonlarına gezici sergilerle devam edecekler.
Alman istihbaratı ile paslaşıyorlar.
Alman siyasetçilerle iç içeler.
Örgüt lideri Gülen’den geçen hafta ilginç bir talimat daha geldi:
-“ABD ve Almanya gibi büyük ülkelere iltica etmeyin.. Buralarda sayımızın artması bize avantaj sağlamaz… Aksine zor durumda kalabiliriz… Afrika’ya gidin, yayılın”
Ezcümle:
FETÖ henüz tam manasıyla güçten düşmedi… Mücadele 15 Temmuz sonrası olduğu gibi kararlılıkla sürdürülmeli.
Bu yükü sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırtına bırakmamalıyız.
Hepimizin bir ucundan tutması gerekiyor.
Tutar gibi yapanlara aman dikkat.
Kimse merak etmesin örgütün insan kaynağı ve finansal gücü günbegün azalıyor. 

Çavuşolu, ” Ondan sonra da benim canım İncirlik’e gitmek istiyor, İncirlik’e geleceğim. Yok öyle bir şey. Hem her istediğini yapacaksın hem de her istediğini alacaksın, Türkiye artık böyle bir ülke değil. Türkiye kararlarını kendisi verir. ‘Efendim benim parlementom var’ diyor. Benim de 80 milyon Türk milletim var, sende parlamento ne diyorsa odur diyorsun, Türkiye’de 80 milyon Türk milleti ne derse odur. Bu ülkede kararları millet alır. O yüzden tüm yanlışlıklara, hatalara karşı 80 milyonun hakkını savunmaya doğruları söylemeye devam edeceğiz.” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) tarafından Clup Park Alanya’da bu yıl 4. düzenlenen iftar programına katıldı.

İftar sonrası konuşma yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan ramazan ayında bir araya gediklerini belirterek, burada birlik ve beraberliğin temsil edilmesini görmekten mutlu olduğunu söyledi.

Her zaman dik durduklarını ancak diklenmediklerini belirten Çavuşoğlu, mazlumun hakkını savunduklarını ifade etti. Önceliklerinin, birliği, dirliği korumak, güçlendirmek olduğunun söyleyen Çavuşoğlu, “İşte bu birlik ve beraberliğin temsil edilmesinde her zaman öncü olan liderimiz Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın selamlarını getirdim. Başbakanımız Binali Yıldırım da selamlarını iletti.

“Türkiye olarak her zaman haklıyı savunduk”

Bölgede ciddi sıkıntılar olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu,”Zor şartlar altında yaşayan, evini terketmek zorunda kalan insan sayısının çok. 60 milyon insanın çeşitli sebeplerle evini terketmek durumunda kaldı. Bakıyoruz Türkiye’ye insan hakları, demokrasi dersi vermeye çalışan zalim rejimler kendi çıkarları için destek veriyor, zulümlerini meşru göstermeye çalışıyor. Biz Türkiye olarak her zaman haklıyı savunduk. Suriye’de ateşkesin tesis edilmesi, barışın sağlanması, siyasi çözümün yine tesis edilmesi için en çok çaba gösteren biz olduk” dedi.

Halep’te 45 bin insan ölüme mahkum edildiği zaman Türkiye’den başka, o insanları kurtarmak için kılını kıpırdatan başka ülke olmadığını aktaran Çavuşoğlu, “Ama Türkiye Rusya ile beraber Halep etrafında ateşkesi sağlayarak 45 bin insanı kurtarmıştır. Ondan sonra ateşkesi Suriye geneline yaydık. Şimdi ise Suriye’de siyasi çözüm için çalışıyoruz, çatışmasız bölgeler oluşturuyoruz. Mücadeleye devam edeceğiz, bir taraftan Astana, bir taraftan Cenevre. Aynı şekilde Irak. Irak’tan DEAŞ terör örgütünün temizlenmesi için çaba sarfediyoruz, destek veriyoruz. Eğit-donat programlarımız sürüyor. Fakat şunun da altını çizmek isterim, Türkiye Cumhuriyeti olarak hem Irak’ın hem Suriye’nin sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Buna halel getirecek her adıma da karşıyız ve Suriye içinde bir terör devleti kurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Bunun için de ne gerekiyorsa yapacağız” diye konuştu.

“Bazı dost ve kardeş ülkeler maalesef bir yaptırım içine girdiler”

Tüm bu sorunlarla uğraşırken Körfez bölgesinde Katar krizi olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, “Katar’a karşı Körfez’deki bazı dost ve kardeş ülkeler maalesef bir yaptırım içine girdiler. Biz esasen bu kararları doğru bulmuyoruz. Kardeşler arasında sorun olabilir, itilaf olabilir ama kardeşler arasında itilafın çözüm yeri diyalogtur, istişaredir. Bir araya gelinir, konuşulur, neyse sorun ortaya konulur. Ondan sonra sorunun çözülmesi için hangi adımlar atılacak beraber karar verilir. Hele hele ramazan ayında, kardeşliğin en çok pekiştirilmesi, dayanışmanın en çok güçlendirilmesi gereken bir ayda, biz bu krizi doğru bulmuyoruz, bu adımları doğru bulmuyoruz. Hele hele yönetimlere değil de insanlara yönelik alınan kararları doğru bulmuyoruz. Şu ramazan ayında gıda, ilaç ambargosunu doğru bulmuyoruz, insani, İslami bulmuyoruz. İnsanların ne suçu var. Niye oraya, insanlara gidecek gıdayı, ilacı engellemeye çalışıyorsunuz? Onlar bizim kardeşimiz değil mi? ” şeklinde konuştu.

“Bu ülkede kararları millet alır”

15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümüne doğru gidildiğini hatırlatan Çavuşoğlu,Türk milletine, şehitlere, gazilere ne kadar hizmet edilse bunun yetmeyeceğini söyledi.

Çavuşoğlu,” İşte ülkeler FETÖ mensuplarını bize iade etmeşe başladılar. Ama bazı Avrupa ülkeleri sahip çıkıyorlar, FETÖ’ye sahip çıkıyor, FETÖ’den kaçan askerlere statü veriyor. FETÖ’den dolayı kaçan bizim diplomatlarımıza sığınma hakkı veriyor. PKK’ya sahip çıkıyor. PKK’lıları kendi ülkesinde barındırıyor, destekliyor. DHKP-C’ye adeta lojistik, maddi destek ne varsa veriyor. PKK’nın uyuşturucu kaçakçılığı, zorla para toplama dahil her türlü faaliyetlerini göz yumuyor. İşte referandum dönemi gördünüz bizlere engel çıkarmaya çalışıyorlar. Ondan sonra da benim canım İncirlik’e gitmek istiyor, İncirlik’e geleceğim. Yok öyle bir şey. Hem her istediğini yapacaksın hem de her istediğini alacaksın, Türkiye artık böyle bir ülke değil. Türkiye kararlarını kendisi verir. ‘Efendim benim parlementom var’ diyor. Benim de 80 milyon Türk milletim var, sende parlamento ne diyorsa odur diyorsun, Türkiye’de 80 milyon Türk milleti ne derse odur. Bu ülkede kararları millet alır. O yüzden tüm yanlışlıklara, hatalara karşı 80 milyonun hakkını savunmaya doğruları söylemeye devam edeceğiz.” 

Erdal Anak – Rıza Yanık