İstanbul’da başarılı operasyonlara imza atan Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı Sokak Suçlarıyla Mücadele Büro Amirliği narkotimleri, uzun süredir peşinde olduğu ve genellikle Arapların gittiği gece kulüplerinde torbacılık yaptığı öğrenilen Suriye uyruklu Adel O.’nun Şişli Harbiye’de bir dairede olduğunu belirledi. Ekipler günler süren fiziki ve teknik takip sonucu hazırlıklarını tamamlamasının ardından operasyon için düğmeye bastı. Harekete geçen ekipler, geçtiğimiz Perşembe günü saat 08.30 sıralarında Harbiye Çayırı Sokak üzerindeki bir binanın bodrum katına baskın düzenledi. Baskında aranan şahsı kıskıvrak yakalayan tim, evdeki diğer Fas uyruklu 3 şüpheli kadını da gözaltına aldı. Operasyon anı ise polis kamerasına saniye saniye yansıdı.

Uyuşturucu haplar duvarın içinden çıktı 

Şüphelilerin gözaltına alınmasının ardından arama yapan ekipler, dairenin her yanını didik didik kontrol etti. Evin yatak odasında yapılan aramada duvarın oyulduğunu gören tim, içerisine baktığında poşet içerisinde çok sayıda uyuşturucu hap ele geçirdi. Aramalara devam eden ekipler, uyuşturucuyu satışa hazır hale getirmek için kullanılan vakum ve plastik ambalaj makinesi ile uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen çok miktarda paraya da el koydu. 

Gözaltına alınan şahıslar götürüldükleri şubede ifadelerinin alınmasının ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan şüphelilerden torbacı Adel O. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, diğer 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.  

Doğan Can Cesur
 

Kar kalınlığının 1 metreye ulaştığı Uludağ’da sömestir tatili için tüm hazırlıklar tamamlanırken, otellerdeki doluluk oranı da yüzde 100’e ulaştı. Uludağ’ın kayak turizmi için en önemli merkezlerden biri olduğuna dikkat çeken Türsab Başkanı Akkuş, “Özellikle Uludağ’ı biz son zamanlarda sadece Türkiye ve Avrupa’ya değil Ortadoğu’ya da tanıtmaya başladık. Özellikle Arap turizminin çok önem verdiğini, Arapların geldiği zaman mutlaka nasıl termallerimizi, şelalelerimizi görmek istiyorsa Uludağ’ı da görmek istiyorlar. Sömestri tatiline Ortadoğu’da, Arap ülkelerinde erken girmesi bizim önümüzü açtı. Karın da erken yağması ile Uludağ’da gerçekten de ciddi bir hareketlilik yaşanmasına sebep oldu. Biz her zaman Uludağ’daki konaklanmanın, sosyal alanların, sosyal tesislerin yetmediğini söylüyoruz. Bazı eksiklerimiz var bunları devletten acilen istiyoruz” diye konuştu.

Türkiye’deki 17 milyon 973 bin 913 öğrencinin 19 Ocak Cuma günü iki haftalık sömestri tatiline çıkacağını ifade eden TÜRSAB Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Akkuş, “Kayak turizmiyle ilgilenen ailelerimizin Uludağ’ı, termalle ilgilenen aileler de Bursa ve çevre illerdeki tesisleri tercih ediyor. Uludağ’da 15 tatille ilgili şu anda konaklanma için sıkıntı çekiyoruz. Yer kalmayan bazı otellere gelen misafirlerimizin konaklanmasını şehir merkezinde yapıp Uludağ’a teleferikle gidip gelmesini planlıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda şehir merkezlerinde de yer kalmadığı zamanalar oldu. O zaman da alternatif çözümler üretip bazı konaklamaları sadece otellerde değil pansiyonlarda ve villa kiralamalarıyla çözmüştük” dedi. 

Abdullah Çibir

Güzelleşmek için Trabzon’u tercih eden Arap turistler güzellik merkezlerinde saç ekimi, cilt bakımı, lazer estetik, bölgesel incelme, PRP gibi uygulamaları yaptırıyor.

Arap turistlerin yoğun olarak bulunduğu Trabzon’da buna bağlı olarak güzellik merkezi sayısında artış yaşandığı gözlenirken, estetik ve güzellik merkezi işletmecisi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çapar, Trabzon’un bölgenin sağlık turizmi merkezi konumunda bulunduğunu söyledi.

Çapar “Trabzon son dönemlerde sağlık turizmi açısından Türkiye’nin parlayan yıldızı konumuna geldi. Arap turistler bize genellikle saç ekimi lazer, PRP uygulaması için geliyorlar. Bayanlar daha çok lazer, erkekler ise saç ekimi için geliyorlar. Sağlık turizminin daha iyi noktalara gelmesi için turizmin daha da çeşitlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Arap turistlerin bölgemize rağbet etmesi, sağlık turizmine yönelmeleri bakımından saç ekimi estetik cerrahi müdahalelerle ilgili Arapça broşürler dağıtarak tabelalar asmaktayız. Tabelaların ve broşürlerin Arapça olması oldukça yararlı oldu. Arap turist sayısı artınca Trabzon’da güzellik merkezleri de arttı. Bakıldığı zaman bölgedeki turistler konaklamak için genellikle Trabzon’u tercih ediyor” diye konuştu.
Suudi Arabistan’dan Trabzon’a gelen Hashim Turkistani isimli turistte Trabzon’u doğal güzelliklerini görmek için geldiğini ancak burada çok başarılı saç ekimi yapıldığını öğrenince saç ekimi yaptırdığını belirterek” Suudi Arabistan’dan Trabzon’un doğal güzelliklerini görmek için geldim. Trabzon gerçekten çok güzel bir yer. Türkiye’de çok başarılı saç ekimi yapıldığını öğrendiğimde bunu da gerçekleştirmek istedim. Yakın arkadaşlarımdan Trabzon’da çok başarılı saç ekimi yapıldığı bilgisi üzerine ben de burayı tercih ederek saç ekimi yaptırdım” şeklinde konuştu. 

Bekir Koca

Arap ülkeleri, özellikle 2015 yılında Rusya ile yaşanan kriz dönemine alternatif pazarlar arayan turizmciler için önemli bir fırsat oldu. Türkiye’de Arapça konuşan kişi sayısının artması, hem Türkiye’nin Arap ülkelerine yönelik satış ve pazarlama iş gücü konusundaki açığını kapatmaya yardımcı oluyor hem de göçmenler için farklı sektörlerde yeni istihdam fırsatları doğuruyor.

Protranslate.net Kurucu Ortağı Kerem Kalkancı, MENA bölgesi ülkelerine son 1 buçuk yıldır sundukları online profesyonel tercüme hizmetleri ile aslında Arap ülkelerine verilecek hizmetlerin sadece turizm, inşaat, sağlık gibi konularla sınırlı kalmadığını belirtti. Cirolarının yaklaşık yüzde 30’unun MENA ülkelerinden geldiğine değinen Kalkancı, internet üzerinden hizmet veya ürün satan firmalar için de web sitelerini lokalize ederek bu bölgedeki müşterilere hizmet vermenin oldukça avantajlı olduğunun altını çizdi.

Türkiye, MENA bölgesinde yaşayanlar nezdinde çağdaşlığı ve kaliteyi temsil ediyor

MENA Bölgesi ile ilgili bir diğer ilgi çekici nokta bölgedeki e-ticaret büyüme trendleri. Birleşik Arap Emirlikleri’nde nüfusun yüzde 45’i internet üzerinden alışveriş yapıyor. Kuveyt’te bu oran yüzde 35 ve Suudi Arabistan’da ise yüzde 25’lerde. Türkiye’de ise, 2016 sonu Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, nüfusun sadece yüzde 21’i internetten alışveriş yapıyor.   

Bu bölgeye hizmet vermenin zorlukları da yok değil. Örneğin, Arap ülkeleri kredi kartı penetrasyonu, online bankacılık ve alternatif ödeme yöntemleri çeşitliliği açısından Türkiye’nin halen çok gerisinde. Arap ülkelerindeki kredi ve banka kartı penetrasyonu yüzde 46’lar seviyesinde. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 74. Bu farkın ana sebebi MENA Bölgesi ülkelerinin kültürel olarak faiz konusuna sıcak yaklaşmaması. Bankalar kârlılıklarını göz önünde bulundurduklarında bu bölgede online ödeme yöntemlerine çok fazla yatırım yapmamış ve Fintech sektörü ağır bir ilerleyişte seyrini sürdürmüş.

E-ticarette hızla büyüme öngörülüyor

MENA bölgesindeki e-ticaret hacminin önümüzdeki beş yıl içinde dört katına çıkacağı öngörülüyor. Henüz doyuma ulaşmamış bir bölge olduğundan pek çok global e-ticaret firması bölgeye akın ediyor, klon girişimler bu bölgede oluşmaya başlıyor. MENA e-ticaret pazarının 2020 senesine kadar 69 milyar dolar seviyesine geleceği düşünüldüğünden bölgedeki Fintech girişimlerinin hızla artması bekleniyor. Halihazırda bu bölgeye yönelik çözüm üreten pek çok yerel Fintech firması, pazardaki bu fırsatı değerlendirebilmek için ilkel ödeme yöntemleri yerine alternatif güvenli yöntemleri tüketicilere benimsetmeyi kendilerine misyon edindiler.

MENA bölgesinde halen e-ticaret için çok kullanılan bir ödeme yöntemi kapıda nakit ödeme. Alışverişlerin yüzde 46’sı halen bu yöntemle ödeniyor ancak bu yöntem popülaritesini yitirmeye başlamış durumda.

Bölgenin önemli ödeme altyapısı çözüm üreticilerinden Payfort’un yaptığı araştırmaya göre kişi başına düşen kredi kartı sayısına bakıldığında Kuveyt 0.97 ile lider konumda ve ardından 0.89 ile Birleşik Arap Emirlikleri geliyor. Suudi Arabistan ve Katar ise 0.46 ve 0.45 ile bu ülkeleri takip ediyor. Kişi sayısı gözetmeksizin toplam kart penetrasyonu rakamlarına bakıldığında Suudi Arabistan bölgedeki rakamsal olarak en yüksek kredi kartı / banka kartı penetrasyonuna sahip.  Suudi Arabistan’ı Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt takip ediyor. 

100 kişiden 86’sının banka hesabı yok

MENA ülkelerinin e-ticaret verileri incelendiğinde ortaya çıkan bir diğer ilginç nokta ise Arap ülkelerindeki toplam nüfusun yüzde 86’sının bir banka hesabının olmayışı. Bu nedenle e-ticaret yapılacak ya da hizmet ihraç edilecek ülkelerin seçiminin yukarıdaki verilere göre çok iyi planlanması gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında bölgede Türkiye’de son dönem popülerleşen şubesiz online bankacılık çözümleri açısından da oldukça fırsat mevcut.

Bölgede Türkiye’deki İninal Kart gibi alternatif ödeme yöntemleri bir süredir mevcut. CASHU bunlardan biri ve en çok kullanılanı. Yine OneCard benzer bir ön ödemeli kart sistemi. Ancak yine de bunlar bir kredi kartının yerini doldurmuyor. Hitap ettikleri sektörler daha çok küçük hacimli işlemlerin döndüğü alanlar (Online eğlence / Oyun sektörü gibi). Paypal oldukça popüler bir opsiyon ancak Türkiye’de Paypal’ın operasyonunu sonlandırmış olmasından dolayı ancak yurtdışından Safecharge gibi bir ödeme altyapı platformu kullandığınızda Paypal ile ödeme almanız mümkün oluyor. Bunun için de pek çok prosedürü hallederek belli ciro kriterlerini tutturmuş olmanız gerekiyor.

Son olarak değinilmesi gereken bir konu da ülkelerin kendilerine özel elektronik bankacılık sistemleri. Bu bölgeye hizmet vermeyi planlayan bir e-ticaret firması için, Kuveyt hizmet bölgesi olarak hedefleniyor ise K-Net, Suudi Arabistan için SADAD, Katar için Naps adı verilen online merkezi bankacılık sistemlerine entegre olan, Payfort gibi bir ödeme altyapı firmasıyla çalışılması şart. Zira kredi kartı olmayıp, online bankacılık veya debit kart kullanan müşteriler bu ödeme opsiyonlarını e-ticaret sitelerinde mutlaka görmek istiyor.

Türkiye için yatırım fırsatları var

Kerem Kalkancı bu gelişmeler ışığında, özellikle Türkiye’den internet girişimcilerinin Arap ülkelerinde yatırım yapmayı isteyeceklerini düşündüğünü belirterek, “Protranslate.net olarak bu yatırımcıların gerek lokal dilde web sitesi tercüme hizmeti alarak o bölgeye uygun dilde yaratılmış web sitesi sahibi olmaları gerekse yazılı iletişimleri için tercüme hizmetleri vermeye daha yoğun olarak devam edeceğimizi ve gelecek 5 yıl içinde Arap ülkelerinden elde edeceğimiz ciromuzu yüzde 30’dan yüzde 45 seviyesine çıkaracağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu.

Detaylı bilgi için https://www.protranslate.net/tr/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kuveyt Uluslararası Havalimanı’ndan, Milas-Bodrum Havalimanı’na gelen Arap turist kafilesi kırmızı güllerle karşılandı. 169 yolcusu bulunan uçak ise ilk kez Milas – Bodrum havalimanına iniş yaptığı için su kemerinin altından geçerek ıslatıldı. Türk Hava Yolları tarafından Kuveyt’ten Bodrum’a ilk uçuş gerçekleşti. Uçaktan inene turistleri, TAV Milas-Bodrum İşletme Koordinatörü İclal Kayaoğlu, THY Milas Bodrum Havalimanı İstasyon Müdürü Turan Yardımcı ve THY’nin Yer Hizmetleri Firması TGS’nin İstasyon Müdürü Cihan Erdinç karşıladı. Uçuş ekibine ise TAV Milas-Bodrum İşletme Koordinatörü İclal Kayaoğlu tarafından bir buket çiçek verdi. uçuş ekibi ve törene katılan yetkililer, Bodrum-Kuveyt rotalı pastayı kesti.

THY Milas Bodrum Havalimanı İstasyon Müdürü Turan Yardımcı, Yaz sezonunun gelmesiyle birlikte Türk Hava Yolları yolcularımıza en uygun alternatifleri sunduklarını belirterek “Kuveyt’den Milas Bodrum Havalimanı’na düzenlenmiş olan ilk tarifeli seferimiz olacak bu bağlamda. Uzun yıllardır direk tarifeli sefer gerçekleştirmiyorduk. Milas Bodrum havalimanına Kuveyt’ten gerçekleştirilen ilk sefer olması da ayrı bir güzellik oldu. İnşallah zaman içerisinde de arzu ettiğimiz doluluk oranları ile güzel seferleri icra edeceğiz” dedi.

Kuveyt’e balık ihracatı başladı

Yardımcı, ilk seferlerinde 1 buçuk ton balık ihracatı olduğunu da ifade ederek “İlk seferimiz ile beraber ciddi bir balık taşımacılığımız da söz konusu oldu. Bölgemizin en önemli ticari unsurlarından birisi olan balık taşımacılığı da aynı seferler ile gerçekleştirmiş olmanın ve bölgemizde de bu bağlamda katkıda bulunmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bölgemiz lokomotif ürünlerinden olan balık ihracatına da bu bağlamda destek vermiş olduk. Şu an ilk seferde yaklaşık bir buçuk ton civarı bir sevkiyat söz konusu oldu. İleriki günlerde uçağımızın kapasitesine göre uçak tiplerinin büyümesine ve değişikliğine göre muhtemelen bunda da bir artış söz konusu olacaktır ifadelerini kullandı. 

Eren Ayhan
 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İsviçre’nin Cenevre kentinde Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 106. Uluslararası Çalışma Konferansı’na katıldı. Konferansta konuşan Bakan Müezzinoğlu, iklim değişikliğinin en önemli sorunlardan biri olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konulara her türlü yardımı sağladığını ve iklim değişikliği ile mücadelede üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu kaydetti. Bakan Müezzinoğlu açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Ek raporda da ifade edildiği gibi işgal altında bulunan Arap topraklarında yıllardır devam eden olumsuzluklar ve ihtilafların ivedilikle çözülmesi ve barış sürecine geçilmesinin çalışma hayatına da olumlu yansımaları olacağı inancındayız. Bu sorunun yarım yüzyıldan daha uzun bir süredir devam etmekte olması adalet kavramını derinden zedelemektedir. Barışa olan ihtiyaç aşikardır ve uluslararası toplum barış çağrılarında ısrarlı olmalıdır.”

“İŞSİZLİĞİ TEK HANELİ RAKAMLARA DÜŞÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Yaşanan darbe girişimine ilişkin konuşan Bakan Müezzinoğlu, “Yaşanan darbe girişimin ardından oluşan istihdamdaki daralmayı aşabilmek için bu yılın başında istihdamın arttırılması hedeflerine yönelik olarak çalışma hayatında milli seferberlik programını başlattık. Bu seferberliğimiz sonuç verdi ve yılbaşından bu güne kadar 1,2 milyon istihdam sağladık. Yıl sonunda bu sayıyı 1 buçuk milyonu ek istihdam, 500 bini de iş başı eğitim programı olmak üzere 2 milyona çıkarmayı ve işsizliği tek haneli rakamlara düşürmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

“TÜM ÇALIŞANLARIN SENDİKALAŞMA ORANI İSE YÜZDE 21,8’E ULAŞMIŞTIR”

Son yıllarda yapılan reformların ve bunların sonuçlarının örgütlenme özgürlüğüne ve sosyal diyaloğa verilen önemin en açık göstergesi olduğunu kaydeden Bakan Müezzinoğlu, “Sendikalı işçi sayısı Temmuz 2013’ kıyasla yüzde 50’lik bir artış göstererek 1 milyon 547 bine ulaşmıştır. Kamu çalışanlarının sendikalaşma oranlarında ise daha dikkat çekici bir artış söz konusudur. Son 10 yılda kamu çalışanları arasındaki sendikalaşma oranları yüzde 49,7’den yüzde 71,64’e yükselmiştir. Tüm çalışanların sendikalaşma oranı ise yüzde 21,8’e ulaşmıştır. Dünya trendleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’de sosyal diyalog ve örgütlü toplum yönünde pozitif bir gelişme olduğu açıkça görülmektedir” açıklamasını yaptı.

Suriye krizinin altıncı yılına ulaştığını kaydeden Bakan Müezzinoğlu, “İkinci dünya savaşından bu yana tanık olduğumuz en büyük göç olgusu ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu noktada açık kapı politikası uygulayan Türkiye, kucak açtığı 3 milyonu aşkın sığınmacıya başta insanı yardım olmak üzere pek çok alanda destek olmaya devam etmektedir” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelmesinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a düzenliyor. Trump’ın, ziyareti kapsamında Suudi Arabistan Kralı Selman ile görüşmesinin ardından Cumartesi günü Orta Doğu, Afrika ve Asya genelindeki liderlerin katıldığı Arap İslam Amerikan Zirvesi’ne katılması planlandı. Trump, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreynli yöneticilerle görüşmesi bekleniyor. 

Zirvede gündeminde Suudi Arabistan’ın Amerikan firmaları ile “Vizyon 2030” çerçevesinde ekonomik ve sosyal reform gündemiyle yüksek profilli yatırım anlaşmaları yapması, ABD’nin Suudi Arabistan’a onlarca milyon dolarlık silah satışı da yer alıyor. 

Ziyaret sırasında ABD-Suudi Arabistan arasında savunma, sanayi ve kimya sektörlerin yanında elektrik, petrol ve gaz konusunda da yeni anlaşmaların yapılması bekleniyor. ABD’li firmalara Suudi Arabistan’da çalışma lisanslarının verilmesinin söz konusu olduğu da ifade edildi. Yerel üretimin teşvik edilmesi için Suudi petrol devi Aramco’nin CEO’sunun ABD’nin önde gelen firmaları ile anlaşmalar imzalamasının beklendiği öğrenildi.
Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinin ardından tarihteki en büyük piyasa arzı olacak olan Aramco’nun halka açılması çalışmaları için New York Borsasından bir heyetin Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesinin planlandığı ifade edildi. 

Yaklaşık 5 yıl önce başlayan tespih merakı Süleyman Gürsoy’u bu işe itmiş. Güvenlik görevlisi olarak çalışırken, bir yandan da tespihlere nakış yapmaya başlayan Gürsoy, ilk zamanlarda aldığı ucuz tespihlere işleme yaparak satmış. Tespih işlemeciliğini geliştiren sanatçı, ardından güvenlik görevliliği işini bırakarak ufak bir atölye açmış. Atölyesini kendisine göre dizayn eden Gürsoy’un yapmış olduğu tespihler kısa sürede önce Türkiye sonra ise Arap ülkelerinde duyulmuş. Gürsoy, işe ilk başladığında kendisinden tespih alan ve teşvik eden koleksiyoner Dr. İhsan Oruk’a minnet duyuyor. Yaptığı tespihleri 10 bin lira fiyatların üzerinde satan işleme ustası Süleyman Gürsoy, şimdilerde aldığı siparişler nedeniyle yoğun bir şekilde çalışıyor. Türkiye’de tespihin yaygın olarak kullanıldığını söyleyen Gürsoy, kimsenin konuya sanat olarak bakmadığını söyledi.

“Ustalar öğretme konusunda biraz ketum”

Merakının ünlü tespih ustalarını takip etmesiyle başladığını söyleyen Gürsoy, “Tespih merakı bende bundan 5 yıl önce başladı. Daha öncelerde Berat Serdar Neziroğlu’nu takip ediyordum. Onun tespihlerini görerek bu işe başladım. Biraz da fiyatları yüksek olduğu için baktım alamıyorum, bari yapayım dedim. İlk zamanlarda çok kişiye sordum, ama ustalar öğretme konusunda biraz ketum. Piyasaya yeni birisinin gireceği biraz sıkıntılı olacağı için çoğu kişi göstermedi. İyi ki de göstermediler. Ben de bu daha çok azim yaptı. Bir ustam yok, bu işi kendim öğrendim. Daha önce güvenlik görevlisiydim, sonra bu işi iyice öğrendikten sonra, satılmaya başlayınca, bıraktım o işi” dedi.

“Araplar bir tespih için uçaklarını gönderiyor”

Bu sanatın sermaye gerektiren bir iş olduğunu anlatan Gürsoy, kendisini sadece tespihlere nakış yaptığını söyledi. Tespih yapan kaliteleri ustaların da belirli bir ücretlerinin olduğuna dikkat çeken Süleyman Gürsoy, “İlk zamanlarda o fiyatları karşılayamıyordum. Daha ucuz tespihler alıp yapıyordum. Sata sata daha iyi tespihler almaya başladık. Genelde Arap Emirlikleri, Katar, Dubai ve ABD Kaliforniya’ya da gönderiyoruz. Genelde uçaklarıyla gelip alıyorlar. Biraz alım güçleri yüksek olduğu için, sanata değer de veriyorlar. Fiyat falan sormazlar, o senin yaptığın işe bakar, ‘bunun değeri bu’ der. Sen az söylesen bile o daha çok verir” şeklinde konuştu.

Tespih satmada sosyal medyanın büyük avantajlarının olduğunu belirten Nakkaş ustası Gürsoy,konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi: “Mesela ben atölye açtım, gelip de daha atölyeden tespih satmamışımdır. Ama sosyal medyada bayağı bir takipçim oldu. Birileri alıyor ve çevrelerindekilere tavsiye ediyorlar. O şekilde herkese ulaştık. Tespihe ben de gönül verdiğim için sanatsal olarak gördüm. Ama çoğu gencimiz bunları dizilerden görüyor. Bir güç simgesi, külhanbeyi gibi falan. Aslında tespih o değil. Tespih bir kültürdür. Osmanlı’dan günümüze kadar gelen bir kültür. İşte bizde bunu yaşatmaya çalışıyoruz. Daha çok sanatsal anlamda oyma yaparak, süslemeler yaparak bunu sanatsal hale dönüştürmeye çalışıyoruz.”

“Tespih fiyatını duyan öğrenmek istiyor ama iki gün sonra kaçıyor”

Çıraklar yetiştirerek, sanatın daha çok insanlara öğretip bitmemesi için mücadele vereceğini belirten Gürsoy, “Her gelene de gösteriyorum, öğretmeye çalışıyorum ama biraz sabır işi olduğu için gençler pek sabır göstermiyorlar. İlk başlarda çok kişi geliyor, ‘Ustam öğretir misin?’ gibisinden, hani çoğu fiyatları duyup da geliyor zaten. Onlar zannediyor ki hemen yapacağım, satacağım, para kazanacağım. Ama öyle olmuyor. Ben 5 senemi verdim, daha yeni yeni iyi kazanmaya başladım. İlk etapta tabi ki olmuyor. İlk zamanlar öğrettiklerim arıyorlar ve ‘abi olmuyor’ diyorlar. Hemen olsa zaten bu şekilde olmaz. Bir el melekesi var, bu zamanla oluyor. Yaptıkça elin alışıyor ve farklı modeller çıkarmaya başlıyorsun. Bu da çok önemli, atıyorum 3-5 model olsa, koleksiyonerler aldıktan sonra sıkılırlar. Bunu da çoğaltmak lazım. Birde bu işte en büyük pay koleksiyonerlere de düşüyor. Şimdi bir çok usta bu işi yapıyor, yeni başlamak isteyen oluyor. Ama bir isim yapana kadar satışları pek olmuyor” dedi.

“Koleksiyonların aldığı tespihler ustaları öne çıkarıyor”

Koleksiyonerlerin aldıkları tespihlerin ustaları öne çıkardığını belirten tespih işlemecesi Nakkaş Süleyman Gürsoy, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Koleksiyonerler yeni başlayan ustalardan tespih alırsa, onlar da kısa sürede daha iyi yerlere gelecektir diye düşünüyorum. Ben de mesela aynı şekilde öyleydim. Sağolsun, Doktor İhsan Oruk bey var Eskişehir’de, onun destekleri büyüktür üzerimde. O benden öyle tespihler yapmamı istedi ki, benim sanatımı yukarılara taşıdı.” 

Aydın Sarıoğlu – Mehmet Sıddık Yeşilırmak

Son zamanlarda zengin Araplar arasında gelişen yırtıcı ve vahşi hayvan besleme merakı Sivas’a kadar uzandı. Çok sayıda zengin Arap, Sivas’ta yetiştirilen Kangal cinsi köpeklerden satın almak için yoğun başvuruda bulundu. Ancak bu talepleri karşılanmadı. Nedeni ise Sivas Kangalı’nın, tescilli ve koruma altında ki ırklar arasında yer alması.

Konuyla ilgili bilgi aldığımız Sivas İl Özel İdaresi Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezi Sorumlusu Hüseyin Yıldız, Araplardan gelen yoğun talebi doğrulayarak, koruma altında olan türlerden olduğu için gerçek kangal ırkı köpeklerin yurt dışına çıkartılmasının yasak olduğunu hatırlattı.

Yıldız yaptığı açıklamada, “Sivas Kangal ırkının membasıdır. Sivas kangal ırkı koyunu ile kangal ırkı köpeği ile bütünleşmiş bir marka değere sahiptir. Bu uluslararası bir marka değeridir. Bu nedenle Kangal köpeği dünyada yoğun bir rağbet görmektedir. Dünyadan gelen talep çok fazla. Arabistan ve katar gibi ülkelerden yoğun talep var. Araplardan gelen yoğun bir talep var. Ancak gerçek Kangal ırkı köpeklerin ülkeden çıkışı yasak. Aslında bu ırkın Dünyada çok daha popüler hale gelebilmesi için yasak esnetilebilir.” dedi.

Kurtlardan daha zeki

Yıldız, Kangal ırkı köpeklerin zekası ile kurtlarla baş edebilen tek tür olduğunu ifade edip, “Kangal, bir avcılığını en iyi bilen, bir kurtlara karşı koyabiliyorsa bu demektir ki Kangal ırkı, Kurt’un stratejisini bozacak kadar güçlü, onu alt edecek kadar kuvvetli, ondan daha zeki ve onu tehdit edebilecek bir ırktır.” dedi.

Bilindiği gibi koruma altında ki hayvanların yurt dışına çıkışı özel izin gerektiriyor. 2005 yılında yapılan bir yasal düzenleme ile Van kedisi, Ankara kedisi, Kangal köpeği, Artvin engerek yılanı ve yaban koyununun yurt dışarısına çıkartılması ise yasak. 

Göktürk Fırat – Hakan Kaleli