98/2 B celbi 2. grubunda askere gidecek olan vatandaşlar için Milli Savunma Bakanlığı’ndan önemli açıklama yapıldı.  Peki, 98/2 B grubu için yeni sevk tarihi ne zaman olacak? İşte, detaylı bilgiler

98/2 B grubu askerlik yerleri için önemli duyuru yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı duyuruda, ’12 ve 6 aylık hizmet süresine tabi olup, mayıs 2018 celbi 2’nci grup olarak silahaltına alınacak yükümlülerin 18-19 haziran 2018 olan planlı sevk tarihleri 09-10 temmuz 2018 olarak değiştirilmiştir.’ ifadelerine yer verildi.

Bir ve iki buçuk aylık temel eğitime tabi tutulacak yedek subay adayları ile kısa dönem erbaş/er statüsüne ayrılanların birinci grubu 02-04 mayıs 2018, ikinci grubu ise 09-10 temmuz 2018 tarihleri arasında tertip edildikleri birliklere sevk edilecek.

Sınıflandırma sonuçları açıklandıktan sonra yükümlüler yukarıda belirtilen sevk başlangıç tarihlerinden iki iş günü öncesine kadar E-devlet kapısından ve askerlik şubelerinden sevk evrakını alabileceklerdir. Bu tarihlerden sonra sevk evrakı sadece askerlik şubesi başkanlıklarınca verilecektir.

Yol ve iaşe parası, E-devlet kapısından sevk evrakını alan yükümlülere adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde bulunan adresi ile eğitim birliği, askerlik şubesi başkanlığından sevk evrakını alan yükümlülere ise sevk evrakını aldığı askerlik şubesi ile eğitim birliği arası esas alınarak verilmektedir. Yükümlüler isimlerine yapılan ödemeleri PTT şubelerinden veya PTT kartı ile PTTMATİK’lerden alabileceklerdir.

1111 sayılı askerlik kanununun 47’nci maddesi kapsamında sevkin son gününü kapsayan istirahat raporu bulunan tıp doktorları istirahat raporlarının bitimini takip eden ilk mesai gününde sevk edilmek üzere askerlik şubesi başkanlıklarına müracaat edeceklerdir. Müracaat etmeyenler hakkında bakaya işlemi yapılacaktır. Bakaya tıp doktorlarından kendiliğinden askerlik şubesi başkanlıklarına müracaat edenler veya ele geçirilenler derhal sevk edilecektir.

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞININ RESMİ DUYURUSUNA ULAŞABİLMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Her gün binlerce kişinin giriş çıkış yaptığı Bursa terminalinde 98/2 tertip uzun dönem askerlerin uğurlanması sebebiyle renkli görüntüler ortaya çıkıyor. Askerleri görev yerlerine uğurlamak için gelen aileleri, dost ve akrabaları otogarlarda kalabalık oluşturuyor. Otogarda toplanan gruplar, özellikle akşam ve gece saatlerinde otogarda izdiham oluşmasına neden olurken, uğurlamalar sırasında davul ve zurnalar da ortama renk katıyor. Yaktıkları meşalelerle terminali tribüne çeviren gençler, asker adaylarını sırtlarına alarak ‘en büyük asker bizim asker’ nidalarıyla binecekleri otobüslere kadar taşıyor. Asker uğurlamaları sırasında otogarda yaşanan yoğunluk, otobüs şoförleri ve peron görevlilerine zaman zaman zor anlar yaşatsa da milli bir görev olan askerlik nedeniyle onlar da bu tatlı telaşa ortak oluyorlar. Uğurlamalarda ayrıca asker adaylarının aileleri, dost ve yakınları da hatıra fotoğrafları çektirerek o anları ölümsüzleştiriyor. 

Öte yandan, terminal girişinde birden fazl asker konvoyu nedeniyle trafikte yoğunluk yaşanırken, uzun süredir kazı çalışması devam eden ancak bir türlü asfalt yapılmayan yol yüzünden vatandaşlar çile çekiyor. Askere uğurlanan gençler ise “Vatan görevi biri gelirken diğeri gidiyor. Sıra bizde, bizden sonra da devam edecek. Türkiye’ye kimse diz çöktüremez” diye konuştu. 

Süleyman Aydın
 

İstanbul Din Görevlileri Derneği üyeleri Zeytin Dalı Harekatı’na katılmak için Halıcıoğlu’nda bulunan askerlik şubesine gelerek dilekçe verdi. Ellerinde Türk Bayrak’ları ile askerlik şubesi önüne gelen 40 kişilik din görevlilerinden oluşan grup, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları atıp Mehmetçiğin yanında olduklarını söyleyerek askere gitmek istediklerini belirtti.

“DİLEKÇEMİ VERDİM HAZIRIM”

48 yaşındaki Bahattin Usta, “Dilekçemi verdim hazırım. Mehmetçiğimizin yanındayız ve her zaman onlarla beraber omuz omuza çarpışmaya bu millet için bu millet için canımızı vermeye hazırız. Bizleri bölemeyecekler. Çünkü biz Müslümanız ve birlik ve beraberlik içindeyiz” dedi.

“BİN ADET DİLEKÇE GETİRDİK”

“Bin adet dilekçe getirdik” diyen İstanbul ve Fatih din görevlileri dernek başkanı Metin Kaçar, ”Afrin’de vatanımızın selameti için mücadele eden Mehmetçiğimizi yalnız bırakmamak onları dua desteği ile destekliyoruz ama fili olarak da yalnız olmadıklarını ortaya koymak için buradayız. Bin adet dilekçe getirdik. Biraz sonra bu dilekçelerimizi taktim edeceğiz. Milli mücadele yıllarında bizi yetiştiren ruh neyse şuur neyse bugün bizi Halıcıoğlu’ndaki komplekse getirende ruhu da aynıdır. Mehmetçiğimizin maddi ve manevi, bedeni ve ruhi olarak yanında olacağız. Bu aziz vatanı ne dahili nede harici düşmanlara asla teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Murat Horoz / 

17 Aralık 2016’da terörist K.Y., bomba yüklü, sahte olarak düzenlenmiş 71 EU 595 plaka araç ile Adana’dan Kayseri’ye gitti. 17 Aralık’ta 08.48 sıralarında Zincidere Komando Tugayı nizamiyesinden çarşı iznine çıkan askerlerin bulunduğu halk otobüsünü takip eden terörist K.Y., Talas Bulvarı Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi önünde bulunan otobüs durağına yanaştığı sırada otobüsün sol orta yan kısmına yaklaşarak bomba yüklü aracı patlattı. 38 AB 180 plakalı özel halk otobüsü içerisinde bulunan askerler, Ahmet Taş, Arif Tuğ, Fehmi Barcın, Göksal Mustafa Ağaçyetiştiren, Hasan İlhan, Kamil Tunç, Kenan Döngel, Muhammed Ali Ocak, Mustafa Cihan, Raşit Yücel, Serdar Amak, Uğur Korkmaz ve Yunus Emre Duran olay yerinde ve kaldırıldıkları şehit olurken, asker Mesut Yaşar ise 3 Şubat 2017’de şehit oldu. Askerler Adem Avcı, Adem Kamsız, Ahmet Gün , Ali Kuşçu, Arif Özkara, Bayram Özdemir, Beraat Yılmaz, Burak Alkan, Caner Kavalcı, Celal Erbay, Ercan İnan , Erdal Köse, Fatih Körpe, Ferdi Çatal, Furkan Özlü, Gökhan Çelik, Gökhan Keskin, Hakan Şimşekyakar, Halit Kapullu, Hamza Hasan Şolt, Hidayet Canpolat, Hüseyin Avcı, İlke Bal, İlyas Akman İsmail Hakkı Öner, Kamil Yemez, Kayahan Uluhan, Kubilay Şimşek, Mehmet Gül, Mehmet Kilit, Mehmet Taşdelen, Mehmet Emin Uygur, Mertcan Uzun, Mevlüt Avcıoğlu, Muhammet Yaşar , Mustafa Genç, Mustafa Uçar, Nasuh Yıldırım, Orhan Ölmez, Recep Coşkun, Recep Genç, Recep Güney, Sami Güler, Semih Yılmaz, Serdar Çiçekli, Süleyman Sancar, Şakir Karayel, Tolga Öğütlü, Ufuk Uysal, Yasin Memiş, Yasin Sezerka, Yunus Ertaş, Yunus Emre Kurnaz ve Yusuf Ergün ise bombalı saldırıda gazi oldu.

Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geniş güvenlik önlemleri altında görülen davanın ikinci gününde tutuklu sanıklar Ekrem U., Hamit E., Hasan E., Hüseyin P., Ümit K., Murat T., Serkan A., Barış K., Fahri D., İsmail Hakkı Y., Mehmet A., Mehmet O. ve Mehmet A. jandarma eşliğinde hazır bulunurken, Kırşehir Kapalı Cezaevi’nde kalan tutuklu sanık Kenan Ç. ile İstanbul Silivri 1 No’lu Cezaevi’nde kalan tutuklu sanık Abdullah A. ile tutuksuz sanıklar Elzem Ş., Hürriyet Y. ve Vesfiye T. duruşmaya katılmadı. Ayrıca İshak Ö., Ferhat T. ve Sait K. ise firari sanıklar arasında yer alıyor.

15 müştekiden sadece şehit Yunus Emre Duran’ın babası Mahmut Duran duruşmaya katıldı. Kayseri Barosu’ndan aralarında Baro Başkanı Av. Cavit Dursun’un da olduğu 11 kişilik bir grup avukat da davaya müdahil olmak için duruşmaya geldi.

“Kandil’e 3 kez oğlumu görmek için gittim”
İlk gününde 9 sanığın savunma yaptığı duruşmanın ikinci gününde Kayseri patlamasında canlı terörist K.Y.’nin tutuklu yargılanan babası İ.H.Y. savunma yaptı. İ.H.Y., mahkemede şunları anlattı:
“Van ili Özalp ilçesinde yaşarım. Canlı bomba K.Y. oğlum olur. 2009 Nisan aylarında PKK/KCK tarafından kandırılarak dağa götürüldü. O zaman Van Emniyeti ve istihbaratına bildirdim. Yaklaşık 1 hafta sonra istihbarat görevlileri beni arayarak oğlumun PKK’ya katıldığını tespit ettiklerini söylediler. 2010 yılında 3 defa pasaport çıkararak legal yollardan Kuzey Irak’a gidip oğlumla görüşmek istedim. İlk gittiğimde yalnız gittim. Kuzey Irak’ta bir taksici ile anlaştım, Kandil’de bulunan bir kampa götürdü. Benim gibi çocuklarını arayan yüzlerce insan olduğunu gördüm. Ben de 1 gün boyunca oğlum ile görüşmek için orada bekledim. Bana oğlumun burada olduğunu ancak kimse ile görüştürmeyeceklerini belirterek, benim vatan haini olduğumu söyleyip azarladılar. Daha sonra eşim Hürriyet’e de pasaport çıkararak onunla da Kandil’deki aynı yere gittik, annesi olmasına rağmen yine görüşemedik, geri döndük.”

“PKK’dan kaçan oğlum şu anda askerlik yapıyor”
2013 yılında diğer oğlu Ü.Y.’nin de evden kaçarak PKK’ya katıldığını söyleyen sanık İ.H.Y., “2013 yılı sonlarına doğru diğer oğlum da örgüte katıldı. O zamanlar çözüm süreci başlamıştı, biraz daha ortalık rahattı. Buna rağmen PKK/KCK 200 kişiyi kırsala götürdü. Eşim ile yine 2015’te Kuzey Irak’a gittik. Kandil’de çocuklarımızı görmek, ikna etmek istedik. Oradakiler çocuğumun kod ismini, fotoğrafını gösteriyorlar ama K. ile görüştürmüyorlardı. Diğer oğlum Ü. ile görüştürdüler. Konuştuk, ağabeyini sorduk. Hayatta olduğunu ancak hiç görüşmediklerini söyledi. Annesi oğlumla konuştu, ikna ettik. Biz gittikten bir süre sonra oğlum örgütten kaçıp, peşmergeye teslim olmuş, onlar da Türkiye’ye getirip emniyete teslim etti. Şuanda kendisi evli ve askerlik görevini yapıyor. K. ile ne telefonda ne yüz yüze bir daha görüşemedik. Bazı zamanlarda öldüğü bilgisi geliyordu ama evimiz önünde hiç taziye çadırı kurmadık. Kayseri’ye hayatımda 1 sefer 10 yıl önce gelmiştim. Kayseri patlamasını medyadan öğrendim, 22 Aralık’ta diğer oğlum aradı, K. ağabeyinin patlamayı yapan kişi olduğunun tespit edildiğini söyledi” diye konuştu.

Tutuklu sanıklardan Fahri Demirbaş ise mahkemede eskiden gönül ilişkisi yaşadığı D.Ç. isimli kızdan ayrılmak istediği için iftira atıldığını belirterek, “D.Ç.’nin Emniyet’te gidip, kendisine Kayseri’de patlama olacağını, çarşıya pazara çıkmamasını söylediğimi iddia etmiş. Ben Diyarbakır’dan okumak için Kayseri’ye geldim. Mensubu olduğum aşiret PKK ile mücadele eder, 20 korucumuz şehit oldu. Ben polislik için müracaat ettim, mülakata kabul edildim ancak gözaltında olduğum için gidemedim” dedi.
Özel halk otobüsü şoförünün komşusu olan tutuklu sanık Hasan Ekici de savunmasında kız kaçırma meselesi yüzünden dünürleri tarafından iftiralar atıldığını belirtti.

Mahkemede HDP’nin PKK ile ilişkisini anlattı
Canlı bomba K.Y.’nin üzerinden sahte kimlik çıkan kimliğin sahibi tutuklu sanık Mehmet O. da 2015 yılında Kobani’ye gitmek üzere PKK’ya katıldığını, kimliğini örgütün aldığını ancak geri vermediğini anlattı. Mehmet O., “Ailevi sorunlarımdan dolayı Facebook’ta bir sayfada Kobani’ye gitmek için birisiyle irtibata girdim. Dijvar Hebun nickli kişi ‘Bana ya Urfa’ya gel ya da Diyarbakır HDP İl Binası’na git’ dedi. Ben de Diyarbakır’da HDP’ye gittim. Orada başkan diye hitap ettikleri kişi ile görüştüm. Önce bana ‘biz böyle bir şey yapmıyoruz’ dedi. Sonra Dijvar nickli o kişi ile telefonda görüştürdüm. Bana iki gün sonra gelmemi söyledi. İki gün sonra gittim, tekrar iki gün sonra gel dedi. Yine gittim bir kez daha söyleyince HDP binasında bağırdım. ‘Ben Kobani’de DEAŞ ile savaşmak istiyorum. Neden oyalıyorsunuz’ dedim. Binadan çıkarken arkamdan birisi seslendi. Adının Murat olduğunu Kobani’ye beni götürebileceğini söyledi. 1 gün sonra iş yerime geldi, hazırsan gidelim dedi. Beni şehir dışında bir yere götürdü. Silahlı el bombalı 3 kişi vardı. Kaleşnikof silahlı olan Murat ile konuştu, ona para verdi ve benimle konuşmadan oradan ayrıldı. Daha sonra beni sürekli kamp kamp gezdirdiler ama Kobani’ye götürmediler. Ben de 50-55 gün geçtikten sonra tekrar Türkiye’ye geldim. Örgüte ilk aldıklarında kimliğimi aldılar ama geri vermediler. Başvuru yapıp yeni kimlik aldım. Canlı bomba K.Y.’nin eline bu kimliğim nasıl geçti bilmiyorum” diye konuştu.

Şeref Kahraman 

 

FETÖ tarafından organize edilen 15 Temmuz Darbe Girişiminde Hava Harp Okulu öğrencilerini komuta ederek askeri araca bindikleri, belirlenen bölgeleri kontrol altına almak ve destek olmak için görevlendirildikleri belirtilen 3 rütbeli askerin yargılandığı dava karara bağlandı.

İstanbul 24’üncü Ağır ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar eski yüzbaşı Mesut Metin Kazancı, eski teğmenler Harun Ay ve Burhanettin Koyuncu cezaevinden getirilirken, avukatları salonda hazır bulundu. Şikayetçiler, Başbakanlık, Maliye Hazinesi ve TBMM adına da avukatları duruşmaya katıldı.
Bir önceki celsede duruşma savcısının esasa ilişkin açıkladığı görüşe karşı diyecekleri olup olmadığı sorulan sanıklar, mütalaaya karşın ifade hazırlamak için süre talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların bu talebinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddederek duruşmaya ara verdi.
Ara sonrası sanıkların esas hakkındaki ifadelerinin alınmasının ardından kararını açıklayan heyet, sanıklar Kazancı, Ay ve Koyuncu’yu “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu işlediklerini sabit görerek ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırdı. Darbeye teşebbüs suçunun kapsayıcı olması nedeniyle sanıklara, ”Cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve ”silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından cezalandırılmalarına yer olmadığına hükmeden mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 3’ü rütbeli asker, 2’si er ve 70 askeri öğrenci hakkında “cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek”, ”cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya TBMM’nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek” ve “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlarından, 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları istenmişti. İddianamede ayrıca öğrenci ve rütbeli askerlerin ”silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar, diğer 2 erin ise “örgüte üye olmadan örgüt adına suç işlemek” suçundan 5 yıldan 10’ar yıla kadar hapsi talep edilmişti.

Desteğe gidemeden yakalanmışlardı

Yeşilköy Hava Harp Okulunda görevli olan ve eğitim kampı için Yalova Hava Meydan Komutanlığında bulunan sanıkların takviye amacıyla Fatih Sultan Mehmet Köprusu, 15 Temmuz Şehitler Köprusu, Sabiha Gökçen Havalimanı gibi kritik noktalara gitmeyi hedefledikleri, 3 rütbeli askerin emir-komutası altında araçlarla Yalova Hava Meydan Komutanlığından hareket ettikleri, henuz Fatih Sultan Mehmet Köprusune ulaşamadan Kavacık mevkisinde yakalandıkları anlatılmıştı.

Öğrenci ve erlerin dosyası ayrılmıştı

Davanın 15 Eylül 2017 tarihli duruşmasında ara karar oluşturan mahkeme heyeti, sanıklar Mesut Metin Kazancı, Harun Ay ve Burhanettin Koyuncu haricindeki 2 er ve 70 askeri öğrencinin dosyasını ayırmıştı. Yargılamanın yalnızca rütbeli 3 asker yönünden devamına karar verilmiş, diğer sanıkların yargılamasının ise ayrı bir dosya üzerinden yapılmasına hükmedilmişti. 

Başak Akbulut
 

Olay, ilçe merkezine 13 kilometre uzaklıktaki Aksaz Deniz Üssü Komutanlığı’nda meydana geldi. İddialara göre, Aksaz’da vatani görevini yapan C.A. adlı bir er, üs içinde bulduğu bir anne ve altı yavrusunun kulaklarını keserek cep telefonuyla fotoğraflarını çekti. Çektiği fotoğrafları arkadaşlarına gösterdi. Bir asker fotoğrafları görerek komutanlarına bildirdi. Bir binbaşı ile bir astsubay askeri üs bölgesinde kulağı kesilen köpekleri aramaya başladı. 3 saatlik bir arama çalışmasının ardından ormanlık alanda, kulağı kesilmiş ve kanlar içinde 3 yavru köpek bulundu.

Üsse çağrılan Marmaris Hayvan Hakları Koruma Derneği (MAHAKDER) Başkanı Tülay Yıldız’a üç yavru köpek teslim edildi. Özel aracıyla köpekleri alan Yıldız, Armutalan Mahallesi’nde bulunan bir veterinere götürdü. Çoban kırması (melezi) olduğu tespit edilen 4 aylık yavru köpekler tedavi altına alındı. Hayati tehlikesi bulunmayan yavrular yapılacak tedavi sonrası Marmaris Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’ne teslim edileceği öğrenildi.

MAHAKDER Başkanı Tülay Yıldız, “Bayramı son günü akşam saatlerinde bir vatandaştan Aksaz’da üç yavrunun kulağı kesilerek ölüme terk edildiği ihbarını aldık. Üç komutan ve askerler sayesinde üç saat süren aramalarda atıl bir yerde üç yavruya ulaştık. Anne ve diğer yavruları bulamadık. Bu ilkel olayı maalesef bir asker gerçekleştirdi. Yardımlarından dolayı komutanlara ve askerlere teşekkürler. Artık hayvanlara zarar verenlere ceza yaptırımları olmalıdır. Yetkili bakanlıklar bir an önce hayvanlara zarar verenlere cezaların çıkartılmasını sağlamasını istiyoruz. Çoban melezi üç yavrunun tedavileri devam ediyor. Şu an için hayati tehlikeleri yok ama çok korkmuşlar” dedi.

Köpeklere işkence ettiği iddia edilen Aksaz Deniz Üs Komutanlığı’ndaki C.A. adlı asker hakkında hayvanlara eziyet etmek suçlamasıyla savcılık tarafından işlem başlatıldı. 

Vural Efecik