MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “ABD 5 bin tırın içinde PKK/PYD’te teröristlere ciklet ve şekerleme mi göndermiştir? Kimse aklımızla alay etmesin” dedi. TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Bahçeli’nin konuşmalarından öne çıkanlar şöyle: “Hâlen ne işiniz var Afrin’de diyenler; geçmişte ne arıyorsunuz Viyana kapılarında diyenlerin bugünkü varisleridir. Böyle soruları ciddiye alsaydık, böyle telkinlere bir an için kapılmış olsaydık ne üç kıtaya ulaşabilir, ne de adımızı ve anılarımızı yaşatabilirdik. Bu aşamada şunu da ifade etmeliyim ki, ne arıyorsunuz Afrin’de diyenlerle, Afrin’e girmeyin uyarısı yapanlar zihniyet itibarıyla hıyanet madalyonun iki yüzü, aynı beşikte ninnisi söylenen iki süt kardeşidir.

FETÖ HAYRANLARI
Kahraman Mehmetçik Özgür Suriye Ordusu ile birlikte adım adım Afrin’e yaklaşmaktadır. CHP Parti Meclisine seçilen bir şahsın; “hayatta hiçbir laftan tiksinmedim, şehitler ölmez vatan bölünmezden tiksindiğim kadar” hakaretini ayaklarımın altında çiğniyor ve diyorum ki: Bunlar YPG’ye meftun, PKK’ya vurgun, şehitlere suskundur. Bunlar FETÖ’ye hayran, millî şuura hasımdır. Mehmetler Afrin’de başarıyla ilerledikçe içimizdeki müstevli kalıntıları telaşlanmakta, iftira ve ihanet mangasındaki yerlerini soluk soluğa almaktadırlar. Gandisini, muhasebecisini, muhallebicisini bilmem; yaptıklarıyla küçülenler kirli sözlerle büyüyeceklerini asla zannetmesinler. Afrin’de olağanüstü bir beka mücadelesi sürerken, cephe gerisinde fitne kuyusu kazmak dalalet, densizlik ve bozgunculuktur.

NE YAPARSAN YAP…
PKK/PYD/YPG hem saldırıp hendek kazmakta, hem de Türkiye’deki uzantılarıyla Zeytin Dalı Harekâtı’nı sabote etmeye çalışmaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, Afrin terörden mutlaka arındırılacaktır. Afrin’den geri dönüş, beka davasından en ufak taviz yoktur. ABD’nin tavrı ne olursa olsun terörün Afrin’deki başı ezilecektir. Esad ise yanılıp yenilip Afrin’e girerse, PKK/PYD/YPG ile aynı cepheye düşerse elbette ki sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaktır.

ABD’li bir bakan PYD/YPG’ye silah verdiklerini, diğeri de ağır silah vermediklerini iddia etmiştir. Silahın ağırı hafifi olmaz. ABD’li bakanların ya birbirinden haberi yoktur, ya da bunlar Türk milletini ahmak yerine koyacak kadar rezilliğe gömülmüşlerdir. ABD 5 bin tırın içinde PKK/PYD’te teröristlere çiklet ve şekerleme mi göndermiştir? Kimse aklımızla alay etmesin. Bizim karnımız vaatlere toktur. PKK/PYD’ye verilen destek kesilmeden, ülkemize Suriye konusunda verilen sözler yerine getirilmeden, FETÖ konusunda taleplerimiz karşılanmadan ABD ile var olan ilişkilerin ileri seviyeye taşınmasını beklemek aşırı iyimserlik, hatta saflıktır.

Boğazlarına yağlı urgan geçirilmeli
MHP lideri Bahçeli, Adana ve Antalya’da yaşanan çocuk istismarı olayları ile ilgili, “Kim ki çocukların hakkını, hukukunu inkar ve imha etmeye kalkıyorsa kurulacak bir dar ağacında boğazına yağlı urgan geçirilmelidir” dedi. Yaşananları anlatmaya dilim varmıyor diyen MHP lideri, şunları kaydetti: Sorarım sizlere, çocukların cinsel istismara uğramasını nasıl izah, nasıl ifade edeceğiz? Bir manyağın suçu mu sayalım? Bir pedofili vakası mı görelim? Çocukları istismar edilmiş bir milletin gelecek ülkülerinden, söyler misiniz bana, nasıl bahsedelim? Bu da bir beka sorunudur. Sapıklara müsamaha asla gösterilmemelidir. Bunlara gün yüzü ilelebet karanlığa dönüştürülmelidir. Kim olursa olsun, sübyancı şerefsizler iki cihanda da hasmımızdır. Parti olarak yapılacak her hukuki ve yasal düzenlemeye sonuna kadar destek vereceğimizi huzurlarınızda kararlılıkla açıklıyorum.

Türkiye Gazetesi

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dün bir araya gelerek ‘İttifak’ı ele aldı.

AK Parti ve MHP kurmayları, bir süredir üzerinde çalıştığı ittifak çalışmasını geçen hafta tamamlayarak Genel Başkanlarına sundu. Ardından da Erdoğan ile Bahçeli telefonla görüştü. Dün iki lider seçim ittifakına son şeklini vermek üzere Külliye’de bir araya geldi. Görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, desteklerinden dolayı Bahçeli’ye teşekkür etti. Bahçeli de Erdoğan’a komisyon çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

ADI DA GÖRÜŞÜLDÜ
İki lider TBMM’ye sevk edilecek taslak metin ile ilgili son pürüzleri görüştü. Buluşmada, ittifakın adının da masaya yatırıldığı öğrenildi. Erdoğan daha önce ittifaktan “Milli Mutabakat” olarak bahsederken, Bahçeli ise “Ay Yıldız” önerisinde bulunmuştu. Cumhurbaşkanı’nın görüşmede “Ay Yıldız” adı ile ilgili Bahçeli’den detaylı bilgi aldığı öğrenildi.
Görüşmede, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki ittifaka ilişkin parti amblemleri olup olmaması, partilerin tek mi yoksa ayrı listelerle mi seçime girecekleri tartışmalarına da değinildi. Ayrı listeler formülünün daha çok öne çıktığı belirtildi. İki partinin, yan yana iki sütunda blok olarak ittifak oluşturup, üzerine ana logo ile ittifakın isminin verilmesi üzerine yoğunlaşıldı. İttifakta hazine yardımının paylaşılma şekli, bir ön mutabakat metninin hazırlanıp partilerin imzalaması, yüzde 10 seçim barajının korunması konularına da değinildiği öğrenildi. Seçilme yaşının da 18’e düşürülmesi planlanıyor.

“YASAKLAR KALDIRILDI”
AK Parti’li Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop ile MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kalaycı, kendilerinin de katıldığı, Erdoğan ve Bahçeli görüşmesine ilişkin şunları söyledi:
Şentop, “Tam bir mutabakatla bütün hususlar netliğe kavuşturuldu. 26 maddelik kanun teklifini, 21 Şubat Çarşamba günü TBMM Başkanlığına sunacağız” dedi.
Kalaycı da şunları ifade etti: “Hazırladığımız metin onaylandı. Tam mutabakat sağlandı, herhangi bir tereddüdümüz yok. Düzenleme seçim güvenliği, seçim ittifakı ve Mahalli İdareler Seçim Kanunu ile ilgili. Hem Siyasi Partiler Kanununda hem de Milletvekili Seçimi Kanununda ittifakı yasaklayan maddeleri kaldırdık.”

Türkiye Gazetesi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki bir otelde düzenlenen “MHP İl ve İlçe Başkanları Toplantısı”nın son gününde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin büyük beko meselesi ile karşı karşıya olduğunu belirtti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’li kurmayların terör örgütü PKK/PYD’ye destek veren sözlerini hatırlatan Bahçeli, “Amasız, fakatsız terörle mücadeleye destek verdiğini, dua ettiğini göreniniz, öğreneniniz bulundu mu? ABD’ye bir çift sözü, biraz tepkisi işitildi mi? Alın PKK’yı, vurun CHP’ye” dedi. Bahçeli şu mesajları verdi:

“CHP Genel Başkanı’nın ağzından PYD/YPG’yi terör örgütü olarak duyanınız oldu mu? ‘Afrin’e girmeyin’ demek, ‘PKK’ya ellemeyin’, ‘PYD’ye yanaşmayın’, ‘Türkiye’ye saldırın’ demektir ve terör işbirlikçiliğidir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ne derse desin, nasıl kıvranırsa kıvransın, Afrin’e mutlaka girilmeli, Afrin mutlaka teröristlerden tepeden tırnağa arındırılmalıdır.

Dağda taşta terörist ararken, bunların kaçıp şehir merkezine sığınacağını, oradan da yeni kanlı eylemlerini planlayacağını Sayın Kılıçdaroğlu bilmiyor mu? Hadi bilmiyor olsun, bölgeyi tanıdığını her fırsatta ima ve ifade eden Muhasebeci Kenan da mı bilmiyor? Musul’da tekledi muhasebeci oldu, bari Afrin konusunda sıkıyorsa dik dursun da görelim.

ABD özel kuvvetler askerlerinin, Menbiç’te teröristlerle birlikte nöbet tutmaları, devriye gezmeleri rezilliktir, cinayettir, hıyanettir. Canilerin elinde bulunan uçaksavarların, tanksavarların, roketlerin, füzelerin, doçka ve havan toplarının hangi ülke tarafından hibe edildiği belirgindir. ABD, teröristlerle suçüstü yakalanmıştır. Eğer haine kahraman diyorlarsa, bu ABD’yle müttefiklik nasıl sürdürülecektir?
Şayet ABD yanlıştan dönmez; tahrik, taciz ve terör tahkimatına devam ederse, durumunun tarifi düşmanca, duruşunun tanımı düşmanlık olarak anılacaktır. Türkiye kimsenin nazına, kaprisine ve ayak oyunlarına tahammülü de söz konusu değildir.”

Kilosunu sorarlar!
Bunlar, PYD/YPG’nin terör örgütü olduğuna dair değerlendirme yapacak istihbari bilgiye, kurumsal yapıya da sahip değillermiş. Kim diyor, CHP’li bir milletvekili, eski parti sözcüsü. Nerede diyor, milletin gözünün içine baka baka bir televizyon kanalında. Sözün bittiği nokta burasıdır. Bunları söyledik diye fikir ve ülkülerimize çağ dışı diyenler doğrudur, zira ülkülerimiz çağlar açtı, çağlar kapattı, nitekim çağlar bizden çok ama çok geride kaldı. Kızılelma desek, kilosunun ne kadar olduğunu, nerede alınıp satıldığını sorarlar. İ’lây-ı Kelimetullah desek saf saf değil, bön bön yüzümüze bakarlar, birdenbire orak çekiçli günlerini hatırlayıp derin bir ah çekerler. 

Türkiye Gazetesi

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Alman parlamentosunda PKK paçavraları takarak terör örgütü propagandası yapan zavallı vekil müsveddeleri, masumlara füzeyle saldıran katillerle aynı çizgiye düştüklerini, aynı cinayet ve melanete ortak olduklarını ne zaman idrak ve itiraf edeceklerdir” dedi.

Mehmetçiğin Afrin’de masum sivil halkın zarar görmemesi için büyük bir dikkat ve hassasiyet gösterdiğini vurgulayan Bahçeli, “Kahraman Mehmetlerimiz teröristleri iman gücüyle ezeceklerdir. Terörün kökü kazınacaksa gün bugündür” ifadelerini kaydetti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Afrin’e adım adım yaklaştığını kaydeden Bahçeli, “Afrin’in çevresi kanlı niyet ve hedeflerden arındırılmaktadır. Bugüne kadar PYD/PKK işgalindeki pek çok yer kurtarılmıştır. Düne kadar 40’a yakın nokta teröristlerden temizlenmiştir. Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 950’yi geçmiştir. Stratejik mahiyetteki Barşah ve Darmık Dağı teröristlerden alınmış, Horoz Dağı ve Bülbül bölgesindeki terör mevzileri yoğun bombardımana tutulmuştur. Terör örgütü PYD/PKK’nın barınak, sığınak, silah, araç ve gereçleri peş peşe icra edilen hava akınlarıyla karadan yapılan eş zamanlı top atışlarıyla imha edilmiştir. Bu süreçte kahraman Mehmetçik masum sivil halkın zarar görmemesi için büyük bir dikkat ve hassasiyet göstermektedir” diye konuştu.

“Zeytin Dalı Harekatı’nın başarı ve sonuca ulaşması için milli ruh ayakta, milli vicdan alarmdadır”

Bahçeli, PKK ile PYD arasındaki bağ ve bağlantının bir kez daha alenileştiğine dikkat çekerek, “Demek ki, PYD/PKK terör örgütü tıpkı Sur’da olduğu gibi, Nusaybin’de görüldüğü gibi, aynısıyla Cizre’de yaşandığı gibi çukur kazarak, tünel açarak, barikat dikerek terör eylemleri ve kanlı provakasyonlar için hazırlık ve prova yapmıştır. Karşımızdaki tablonun başka bir izah ve ifade tarzı yoktur. Köstebek gibi yer altına inen hainler Afrin merkez ve etrafını tuzaklamışlar, askeri harekatımıza yönelik çok önceden adeta tedbir almışlardır. Görünen gerçek budur. Hainlerin saklanması nafiledir. Korkakça kaçmaları işe yaramayacaktır. Kahraman Mehmetlerimiz teröristleri iman gücüyle ezeceklerdir. Terörün kökü kazınacaksa gün bugündür. Zeytin Dalı Harekatı’nın başarı ve sonuca ulaşması için milli ruh ayakta, milli vicdan alarmdadır” açıklamasını yaptı.
Afrin gündemiyle toplanan Almanya Parlamentosunda, Alman vekillerin boyunlarına PKK paçavraları asarak Zeytin Dalı Harekatı’nın durdurulmasını istemesine değinen Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Alman Parlamentosunda PKK paçavraları takarak terör örgütü propagandası yapan zavallı vekil müsveddeleri, masumlara füzeyle saldıran katillerle aynı çizgiye düştüklerini, aynı cinayet ve melanete ortak olduklarını ne zaman idrak ve itiraf edeceklerdir. CHP, PYD’yi temize çıkarma, aklama arayışındadır. Tabipler Birliği isimli PYD/PKK paravan örgütü, ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ derken vatana ihanet suçu işlemiştir. PYD/PKK’lıların derdine düşen alçaklar, suçsuz günahsız insanlarımıza ateş açan rezillere en ufak tepki, en küçük itiraz göstermemişlerdir. Tabipler Birliği Türk düşmanıdır, hekimlerin utancı, hekimliğin yüz karasıdır. Hem doktorum diyecekler hem de katillerin safına girip sağlıktan bahsedecekler. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir iş birliği ve ihanete geçit yoktur.” 

İlker Turak

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’nin, Suriye’de Türkiye’nin azim ve iradesini kırmaya çalışanlara sözcülük ettiğini ileri sürerek, “Şimdilerde CHP, TSK’nın sınır ötesi harekatını sulandırabilmek gayesiyle ÖSO’yu karalamaktadır. Bunların asıl rahatsızlığı Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD’li teröristlerin köşeye sıkışması, kapana kıstırılmasıdır. Kandil seviciliği, PKK/PYD yandaşlığı, bunlar için adeta ana siyaset konusu haline gelmiştir. Şu işe bakın ki, Türk milleti askerlerinin yanında dualarla yer alırken, CHP, HDP ile eş güdüm halinde askerlerimizin azmini sekteye uğratmanın çabası içindedir” dedi.
Bahçeli, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından yaklaşık 4 yıllık süreçte hayata geçirilen 1923 projenin toplu açılış ve temel atma törenine katıldı. Tören öncesi beraberinde bazı genel başkan yardımcıları ve milletvekilleriyle birlikte MHP Mersin İl Başkanlığını ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret eden Bahçeli, İl Başkanı Zeynel Uğur Gölgeli ve Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’dan çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

Ardından Cumhuriyet Alanındaki toplu açılış ve temel atma törenine katılan Bahçeli, konuşmasına, alanı dolduran tüm Mersinlilere teşekkür ederek başladı.
Geçmişte Türk milletinin güçlü iradesinin yedi düvelin kanlı dişlerini söktüğünü, Akdeniz gibi kabaran, milli ruh üzerine çullanan emperyalist acımasızlığı ezip geçtiğini vurgulayan Bahçeli, “İşgal ve mütareke yıllarında milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtarmıştı. Vatanın ve milletin bölünmez bir bütün olduğu cihana ilan edilmişti. Hiçbir hain emel Kuvay-ı Milliye şuuru ile boy ölçüşememişti. Milletimizin iman dolu göğsü her saldırıyı eritmiş ve püskürtmüştü. Yalnızca milli mücadele yıllarında değil, tarihin her döneminde aziz ecdadımız, vatanın bekası için her cefaya katlanmış, hakkı olanı almıştı. İstiklalin namusunu korumak için her fedakarlık yapılmıştı. Gerekirse aynısı yine yapılacaktır. Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhu, hamdolsun her daim bu cennet vatanı güvenceye kavuşturmuştur. Millet kendi kaderine bizzat kendi hükmetmiştir. Esaret zincirleri zalimlerin kafasında kırılmıştır. Bunu yapan, bunu başaran elbette ve sonsuza kadar büyük Türk milletinden başkası olmamıştır. 95 yıl önce cumhuriyet ile buluşan, kendi geleceğini aracısız belirleme salayetini üstlenen aziz milletimin, aynı zamanda bekasının da birlik ve dirliğinin de ebedi muhafızlığını üstlenmiştir. İftiharla söylüyorum ki, MHP cumhuriyetin kuruluş felsefesine sadık, milli bekanın yaşamasının ve yaşatılması konusunda da son neferine kadar yeminlidir” diye konuştu.

“ABD, sorumsuz ve saygısızca terör örgütleriyle aynı kareye girdi”
Suriye’deki iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana sözde müttefik olan ülkelerin, PKK/PYD terör örgütünü güçlendirecek ve meşru bir yapıya sokacak yol izlediklerini söyleyen Bahçeli, “Terör örgütü IŞID ile mücadele bahanesi ile bir başka terör örgütü olan PKK/PYD terör örgütüne binlerce tır dolusu silah yardımı yaptılar. Canileri sınırlarımızın dibine yerleştirdiler, böylelikle kanlı hesaplarının sonraki adımlarına ülkemizi de dahil edeceklerini sandılar. Böyle bir hata ve gaflete düştüler. Dört parçalı sözde Kürdistanı hayata geçirmeyi planlayan küresel vandallık, Irak işgali ile başlattığı süreci, Suriye’deki iç savaş ortamı ile ilerletmek, yaygınlaştırmak istedi. İnsanlığın yüz karaları, bölgeye söz gelimi demokrasi getireceklerdi, Ortadoğu’yu özgürleştireceklerdi, akıllarınca ve bir asırdır yaptıkları gibi uygarlık taşıyacaklardı. Hedefler sinsi ve zalimdi. Emeller alçak ve insanlık dışıydı. Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin bölünmesi amaçlanmıştı. Özellikle ABD, sorumsuz ve saygısız bir şekilde terör örgütleri ile aynı kareye girdi, aynı hizaya düştü, aynı şer planının içinde yer aldı. ABD yönetimi IŞID ile mücadele gerekçesine sığınıp PKK/PYD’yi desteklemekten, arkasında durmaktan en ufak rahatsızlık duymadı. Bölgesel istikrarı ve barış ortamını tehlikeye atan Wasnington’un görünen amacı PKK/PYD’ye Irak’tan başlayarak Akdeniz’e uzanacak terör koridoru açtırmaktır. Ardından da bir terör devleti inşa etmek ve ettirmektir” ifadelerini kullandı.

“‘Zeytin Dalı Harekatı’ yerindedir, son derece büyük anlam ve öneme sahiptir”
Bu maksatla ‘sınır muhafız birliği’ adı altında PKK/PYD’li teröristlere sözde ordu kurdurma teşebbüslerine tanık olunduğunu aktaran Bahçeli, bunun bir sonraki adımın ise siyasi meşrulaştırma gayretinin olacağının sır olmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“ABD suçüstü yakalanmıştır. Türkiye’nin bu çabalara müsaade etmesi, doğal olarak aklın inkarıdır. Bu çerçevede Afrin’deki PKK/PYD ve IŞID terör örgütlerine yönelik olarak 20 Ocak’ta başlatılan ‘Zeytin Dalı Harekatı’ yerindedir, son derece büyük anlam ve öneme sahiptir. Fırat Kalkanı Harekatı sonrası başlayan Afrin operasyonu, bizim meşru müdafaa hakkımızın icrasıdır. Ve bu operasyon elbette hukukidir, insanidir, haklıdır ve bölgesel istikrarın korunmasını amaç edinmektedir. Bu harekette Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması esastır. Zeytin Dalı Harekatı, küresel zulmün, terör örgütleri kanalıyla hayata geçirilmeye çalışıldığı kanlı hesaplara karşı, Türkiye ve bölge ülkelerinin huzur ve istikrarını tesis etmek üzere planlanmış milli ve stratejik bir hamledir. Bundan kesinlikle geriye dönüş yoktur, olamayacaktır. Ok yaydan çıkmış, Türk’ün sabrı tükenmiştir. Yörüklerin ayranı kabarmıştır, yalanlara karnımız toktur, oyalama girişimlerine artık tahammülümüz yoktur. Gün doğmuş şafak sökmüş, siyah ve beyaz bir birinden ayrılmıştır. Kimin ne yapmak istediği, neyi hedeflediği bizim nazarımızda belli olmuştur. Felaket senaryoları güdenlere karşı, kahraman Mehmetçiğimiz bir kez daha tarihi bir sorumluluk üstlenerek sefere çıkmıştır. Biliyor ve inanıyoruz ki, sefer bizim, zafer Allah’ındır. Her yere bize ‘Kızılelma’dır.”

“Teröristlerle beraber karanlık ve kanlı hesap yapanlar, mutlaka bozguna uğrayacaktır”
Hainlerin saklandıkları deliklerde yok edildiğini, kurulan tuzakların bozulduğunu, yeraltı terör tünellerinin ateşe verildiğini vurgulayan Bahçeli, Atatürk’ün, ‘Arkadaşlar gidip Toros dağlarına bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki, bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez’ sözünü hatırlatarak, “Türk milleti yaşadıkça hiç kimse varlığımıza gölge düşüremez, Yörüklerin pencerelerinden ışık yayıldığı müddetçe karşımıza hiçbir güç çıkamayacak, çıksa bile yenilip yutulmaya mahkum olacaktır. İnanıyor ve ümit ediyorum ki, insanlık onur ve haysiyeti Afrin’de yeniden layık olduğu seviyeye ulaşacak ve ulaştırılacaktır. Bun Türkiye Cumhuriyeti Devleti başaracaktır. Teröristlerle beraber karanlık ve kanlı hesap yapanlar, mutlaka bozguna uğrayacaktır. Allah şanlı ordumuzun kazasını mübarek eylesin. Dualarımız ve desteklerimiz Mehmetçiğimizle beraberdir” şeklinde konuştu.
Harekatta asıl gayenin Suriye’ye huzur ve barış ortamının sağlanması ve Suriye topraklarının gerçek sahiplerine iadesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Afrin ile başlatılan sınır temizliği mutlak suretle ve ilk etapta Membiç olmak üzere diğer alanları da kapsamalıdır ve inşallah da kapsayacaktır. Nerede terör unsuru varsa imha edilmeli, milli bekamıza yönelik tüm tehditler ortadan kaldırılmalıdır. Teröristler inlerine saklansalar da hendeklere girseler de fark etmeyecektir. Her nereye yuvalandılarsa orada başlarının ezilmesi zamanı gelmiştir. İster Fırat nehrinin batısı olsun ister doğusu, PKK-PYD nerede bulunursan bulunsun canidir, haindir, katildir şiddetle cezalandırılmalıdır” dedi.

“TSK ve ÖSO arasındaki işbirliği ve koordinasyonun devamı elzemdir, yararlıdır”
Özgür Suriye ordusunun, Suriye’de Mehmetçik ile omuz omuza çarpışan, terör örgütlerine göz açtırmayan, varlık gayesi açık olan bir oluşum olduğunu dile getiren Bahçeli, “Dahası bu yapı içerisinde çok sayıda Türkmen soydaşlarımız da bulunmaktadır. Fırat Kalkanı Harekatı başta olmak üzere, ÖSO’nun Mehmetçik ile omuz omuza mücadelesi sırasında çok sayıda kayıplar olmuştur. ÖSO, topraklarını ve Suriyelilerin varlıklarını koruma çabasındadır. Kim ne derse desin Suriyelilerin zulüm karşısında oluşturdukları vatan savunmasının bayrağını taşımaktadır. Türkiye’nin sağladığı imkanlar ve ÖSO’nun gösterdiği kararlılık sebebiyle ülkelerinden ayrılan çok sayıda Suriyeli, kendi vatanlarını müdafaa için tavır almışlardır. Halen Afrin’de çok sayıda ÖSO mensubu gönüllü olarak Zeytin Dalı Harekatı’na katılmakta ve terörle mücadele etmektedir. TSK ve ÖSO arasındaki işbirliği ve koordinasyonun devamı elzemdir, yararlıdır. Fırat Kalkanı Harekatı ile teröristlerden arındırılan bölgede, bu işbirliğinin olumlu sonuçları görülmüştür” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’den CHP’ye sert ÖSO tepkisi
CHP’nin, Suriye’de Türkiye’nin azim ve iradesini kırmaya çalışanlara sözcülük ettiğini ileri süren Bahçeli, “Mehmetçik ve ÖSO arasındaki uyumu bozarak, Suriye’de Türkiye’nin azim ve iradesini kırmaya çalışanlara sözcülük görevi, belli ki CHP’ye düşmüştür. Şimdilerde CHP, TSK’nın sınır ötesi harekatını sulandırabilmek gayesi ile ÖSO’yu karalamaktadır. Bunların asıl rahatsızlığı Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD’li teröristlerin köşeye sıkışması, kapana kıstırılmasıdır. Kandil seviciliği, PKK/PYD yandaşlığı, bunlar için adeta ana siyaset konusu haline gelmiştir. Şu işe bakın ki, Türk milleti askerlerinin yanında dualarla yer alırken, CHP, HDP ile eş güdüm halinde askerlerimizin azmini sekteye uğratmanın çabası içindedir. Mehmetçiğe doğrudan söz söylemeye korkanlar, ÖSO üzerinden sinsi bir oyun tezgahlamaktadır. Asıl niyet Zeytin Dalı Harekatı’nın zayıflatılmasıdır. Bu hainliği yapacak kadar gözü dönenler, ne yazık ki kendilerine CHP’de yer bulmuşlardır. ÖSO’ya terörist yakıştırması yapan CHP zihniyeti, yakın geçmişte PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’nin terör örgütü olmadığını iddia ediyordu. Şimdi de bir CHP vekili kalkmış, utanmadan, yüzü kızarmadan PYD’yi aklamaya çalışmaktadır. Neymiş, PYD’nin terör örgütü olup olmadığına dair değerlendirme yapacak istihbarı bir bilgiye ve kurumsal yapıya sahip değillermiş. Dün Afrin, Çukurca ve Kilis’te kahramanlarımızı şehit edenlerin kimler ve hangi terör örgütleri olduğunu, bu işbirlikçi kafa demek ki hala anlayamamışlar, görememişler. HDP’liler PYD’ye, YPG’ye sırtını dayamışlardı, CHP’liler de yakasını kaptırmış, iradelerini kiraya vermişlerdir. PYD’ye terör örgütü diyemeyen, bizim nazarımızda maskeli, PYD’li, mazbatalı YPG’lidir. CHP gerçeği işte budur. Bunlar bir türlü Türkiye’nin yanında durmayı beceremeyip, Türkiye hasımlarına aradıkları fırsatı vermeye gönüllülerdir” şeklinde konuştu.

“Tabipler Birliği adıyla bilinen kokuşmuş birlik, hukuken gözden geçirilmelidir”
Türk Tabipleri Birliğine (TTB) de yüklenen Bahçeli, sözde bazı aydın sıfatı taşıyanların ‘Savaş istemiyoruz’ çağrılarıyla öne çıktıklarını hatırlatarak, “Afrin’e yönelik meşru harekata leke düşürebileceklerini zannediyorlar. Be hey ahmaklar, bire Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar; PKK’lı caniler askerlerimize, polisimize, öğretmenlerimize, masum vatandaşlarımıza, kundaktaki bebeğe kurşun sıkarken neden sesiniz çıkmıyordu? Siz kimsiniz, derdiniz ne, nereye varmak istiyorsunuz. Hele bir de Tabipler Birliği adıyla bilinen bir yapı var ki, hıyanetin bir ucunda da bunlar tutmuştur. Savaşın bir halk sağlığı olduğu iddiası ile Afrin’deki meşru hareketi zedelemeye çalışan kütürüm birlik, şimdiye kadar terörizmin aşağılık eylemlerine sessiz kalmıştır. Tabipler Birliği doktorlarımızı temsil etmeyen, onlar adına konuşma hakkı bulunmayan bir örgütlenmelidir. Bu kokuşmuş birlik hukuken gözden geçirilmelidir” diye konuştu. 

Zeytin Dalı Harekatı’nda 10 günün geride kalmasına ilişkin resmi Twitter hesabından açıklamada bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye muazzam bir mücadele içindedir. Türk milleti varlığına, birliğine ve bekasına göz diken odaklarla tarihi bir hesaplaşma sürecindedir. Karşımızdaki fitne ateşi ya söndürülecek ya da şiddetlenip her yanımızı saracaktır. Bunun arası, ortası yoktur. Zeytin Dalı Harekatı 10’ncu günündedir. Kahraman Türk askeri huzur için, istikrar için, güvenlik için, sükûnet ve selamet için Afrin’e yıldırım gibi inmiştir. Hamdolsun hilal parlarken, hıyanet patlamaktadır. Afrin’e 13 kilometre uzaklıkta bulunan ve son derece stratejik bir mevki olan Burseya Tepesi hainlerden kurtarılmıştır. Beton kuleler yok edilmiştir. Teröristler tutundukları alanlardan sökülüp atılmakta, bir yanda can verirlerken, diğer yanda can havliyle kaçmaktadırlar. Bugün de Afrin’in batısındaki 915. tepe de ele geçirilmiştir. Harekatın 10’ncu gününde Afrin’in beş beldesinde 15’i köy, biri köy altı yerleşim yeri, 5’i stratejik dağ ve tepe olmak üzere 21 nokta hainlerden arındırılmıştır. Yerli yapım beton delici bombalar çarptıkları sığınak ve korunakları vida gibi delerek saklanan yılan, çıyan, akrep bırakmamıştır. Mehmetlerimiz karadan havadan inanmış bir mücadele sürdürmektedir. Hepsini kucaklıyor, alınlarından öpüyorum” dedi.

“CHP, PKK’yla yatmış, PYD-YPG’yle uyanmıştır”

CHP’nin ÖSO’ya yönelik açıklamalarına da değinen Bahçeli, “Zeytin Dalı Harekatı’nın harcı imanla karılmış, hududu Kızılelma iradesiyle yoğrulmuştur. Türkiye, karşısındaki badireyi milli kenetlenme ve dayanışma ruhuyla ezip geçecektir. Zeytin Dalı Harekatı’ndan rahatsız olan bildik çevreler marjinal seviyede de olsa bellidir. Hele hele Burseya Dağı’nda al bayrağımızın dalgalanmasından gocunan bir ana muhalefet vardır ki, bu hepsinden de beterdir. Zeytin Dalı Harekatı mesafe aldıkça CHP sancılanmakta, korkuya kapılmaktadır. Türkiye fiilen cephededir, gelin görün ki cephe gerisine pusu kuran CHP tezvirat tekeri çevirmekte, tefrika tefi çalmaktadır. CHP, PKK’yla yatmış, PYD-YPG’yle uyanmıştır. Lafa gelince Atatürk’ün partisiyiz derler. Konu açıldı mı, 95 yıllık parti olduklarından bahsederler. Oysaki CHP Genel Başkanıyla, parti sözcülerinin ifadelerine bakarsak ne milli mücadeleyle ne Türkiye’nin kurtuluşuyla bunların en ufak ilgisinin olmadığı açığa çıkar. Zeytin Dalı Harekatı’nı akıllarınca sulandıracaklar ya, bir bakıyorsunuz ÖSO’ya kulp takıyorlar, bir bakıyorsunuz mücadeleyi kötülemek için hayal mahsulü iddialara bel bağlıyorlar. CHP, uçurumdan yuvarlanmak için hazırlığı yapmış, geri sayım düğmesine basmıştır. Yazık ki yazık! CHP bunu yapar da, çeyrek porsiyon 170 sözde aydın ve eski siyaset artığı durur mu? Durmadıklarından olacak ki, Kandil’de hazırlanmış bir bildiriye imza atıp savaşın durdurulmasına, sorunların diyalogla çözülmesine davetiye çıkarmışlar! Hayasızlığın bu kadarına ancak pes denir” açıklamasında bulundu.

TTB eleştirisi

Son olarak “Türk Tabipler Birliği’ne ne oluyor?” diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
“İşaret ettikleri savaş nerede, tavsiye ettikleri barış kimlerle? Şehide ağlamazlar, teröre tepki göstermezler ama sırayı terörle mücadele aldı mı mayalarının gereğini yapıp ayağa kalkarlar. Bereketsizlik, nimet bilmezlik işte budur. Meğer PKK-PYD- YPG’nin ne kadar çok kolu varmış! Nasıl da sızmışlar, tıpkı FETÖ gibi, nasıl da her yere yuvalanmışlar. Merakım odur ki, haini bu kadar bol ve çok başka bir memleket var mıdır? Özgürlük ve demokrasi iddialarıyla Türk düşmanlarının eteğinin altına saklananlarla ortak bir gelecek, ortak bir değer, ortak bir hedef yoktur. Zeytin Dalı Harekatı turnusol kağıdı işlevi görerek; kirli emelleri, kararmış yüzleri deşifre etmiştir. Taraflar netleşmiş, tavırlar netleşmiş, tahrik ve tahrip hevesliler kesinleşmiştir. İnanıyorum ki, Türk milleti bu sefil ve sefihleri affetmeyecek, kazıyıp dağıtacaktır.” 

Yağmur Yıldız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Merkez Disiplin Kurulu ve TBMM Grubu ortak toplantısını, partisinin 3 gün süren Kızılcahamam kampında gerçekleştirdi. Bahçeli basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından muhabirlerle bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gündemin ana konusu Afrin’in bölücü terör örgütlerinden temizlenmesine yönelik dün resmi olarak başlatılan Zeytin Dalı Operasyonu’ydu. Bahçeli, “Bir asrı geçen bir süredir, güney sınırlarımız boyunca fitne kazanı kaynatılmaktadır. Emperyalizm önce kaos çıkarıp, sonra da müdahale gerekçeleri oluşturmaktadır. Sancılı on yıllar boyunca terör örgütleri varlığımıza ve birliğimize kıymak ve kastetmek için kışkırtılmış, tasmalarından tutularak üzerimize salınmıştır. Anadolu’nun fethinden beri zulmün hesabı bitmemiş, kara kaplı defteri hiç kapanmamıştır. Türk milletine kimi zaman simetrik, kimi zaman da asimetrik yöntemlerle saldırı düzenlenmiştir. Türklüğün son yurdundaki varlığı birilerini hep rahatsız etmiştir. Komplo ve kumpaslarla vatan elimizden alınmak istenmiştir. İşbirlikçiler ve ihanet lobisi kanalıyla milletimizin bölünmesi projelendirilmiştir. Dünden bugüne iyi gibi takdim edilen iğrenç niyetler hep aynıdır. On yıllar boyunca aktörler ve zaman doğal olarak değişse bile, saha ve zemin, amaç ve araçlar hep bildik ve tanıdıktır. Güney sınırlarımızın hemen dibinde, vatan topraklarının mücavir kesimlerinde, alenen terör koridoru açılması, bir terör devleti kurulması için canla başla sürdürülen şirret faaliyet şu an için en yakın, en yalın milli güvenlik tehdididir” şeklinde değerlendirmede bulundu.

“Afrin’de terör devletinin provaları yapılmaktadır”

PKK’nın Türkiye sınırlarında himaye ve destek gördüğünün altını çizen Bahçeli, ABD’nın terör örgütü karşısındaki yer ve tutumunu eleştirerek, Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nın önemine dikkat çekti. Bahçeli, “Sayıları 30 bini bulan teröristlerden sözde sınır muhafız birlikleri kurulması daha da vahimdir. İki gün evvel, ABD’nin bine yakın PKK’lı haini, Tel Abyad’a naklettiği gündeme düşmüş, ne var ki, ABD’li bir komutan bu iddiayı gevşek ve yuvarlak ifadelerle tekzip etmiştir. ABD’nin sınırlarımızın hemen yanı başında ne işi vardır? PKK-PYD ile ne yapmakta, hangi karanlık filmin galası için hazırlık içindedir? Suriye’nin kuzeyindeki ağır sorunların müsebbibi ABD’dir, mihrak ABD’dir, kanlı müttefikler ise ABD-PYD-PKK’dan müteşekkildir. Meselenin can alıcı, yürek yaralayıcı tarafı ise, Türkiye’nin insanlık düşmanı terör örgütleriyle aynı kareye giren bir ülkeyle NATO şemsiyesi altında birlikte çalışıyor olmasıdır. Aynı anda hem dost hem düşman olmak hangi hukuk, hangi adap, hangi demokratik erdem ve ortaklıkla tanımlanacaktır? Ayn-el Arap işgal edilmiştir. Cezire istilaya uğramıştır. Afrin’de tasallut ve abluka altına alınmıştır. Yaklaşan tehlikeleri sezdiğimizden dolayı 6 Ağustos 2012 tarihinde, ‘Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla, batı ucu Afrin’i, doğu ucu Kandil’i içine alacak şekilde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir’ teklifinde bulunmuştuk. Gelişmeler karşısında ne kadar haklı ve isabetli bir değerlendirme yaptığımız sanıyorum kabul ve tasdik edilecektir. Aslında merakımız haklı çıkmak, meselemiz haklılığımızın teyit edilmesi değildir. Türkiye şu anda sınırlarının diğer yakasından kaynaklanan muazzam bir tehdit dalgasına muhataptır. Asıl mühim olan budur. Halep’in en büyük ilçesi olan, doğusu Azez’e, batısı Hatay’a, kuzeyi Kilis’e komşu bulunan Afrin’de terör devletinin provaları yapılmaktadır. Amanos Dağları Afrin’e açılan penceredir ve bu yolla teröristler yıllar içinde vatana sızmış, hain ve kanlı eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Şunu herkes görmelidir ki, Afrin’de Ankara’nın kuyusu kazılmaktadır. Münbiç ise PKK-PYD’nin hakimiyetindedir, terör koridorunun Akdeniz’e ulaşabilmesi için burası oldukça stratejiktir. ABD bu maksada gözü dönmüşçesine yardım ve yataklık etmektedir. Afrin, Türkiye’nin sınır güvenliğini emniyete almak için temizliği mecburi olan stratejik bir noktadır. Halep’in bu ilçesi terörizmin esaretinden kurtarılırsa, PYD-YPG’li caniler Münbiç’ten sökülüp atılırsa, Suriye’nin kuzeyinde hainlerin barınma imkanı, tutunma ihtimali kalmayacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kütahya’da, günlerdir beklenen Afrin operasyonunun sahada fiilen başladığını ifade etmiştir. Nihai olarak ‘Zeytin Dalı’ isimli askeri harekat dün saat 17 itibariyle yıldırım gibi hainlerin tepesine inmiş ve icra edilmiştir. Havalanan Türk jetleri meşru müdafaa sınırları içinde, Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de belirlenmiş yedi ayrı bölgedeki hedefleri teker teker yok etmiş, birer birer terör barınaklarını, terörist sığınaklarını, mevzilerini, silah araç ve gereçlerini vurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygıyla yaklaşarak bölgesel istikrar ve güvenlik için devreye girmiştir. Artık söz bitmiş, harekat aşamasına geçilmiştir. Dün akşam saatlerine kadar PKK/KCK/PYD-YPG ve IŞİD terör örgütlerine ait sığınak, barınak ve mühimmat deposu olarak kullanılan 108 hedef başarıyla imha edilmiştir. Harekatta sivil ve masumların zarar görmemesi için azami dikkat ve hassasiyet gösterilmiş, gösterilmeye de devam etmektedir. Bu operasyon için gerekli askeri, siyasi ve diplomatik tüm hazırlıklar tam bir uyum ve dengeyle yapılmıştır. Artık terör örgütü PYD-PKK’ya Afrin’in tabut, arkasından sırayı alacak olan Münbiç’in mezar olması yegane ve sonuna kadar desteklediğimiz milli hedeftir. ABD’nin operasyonel ortağının kökü kazınmalıdır. Suriye Demokratik Güçleri çatısı altında kamufle edilen PYD-YPG’nin hesabı görülmeli, defteri dürülmeli, şehitlerimizin aziz ruhları şad edilmelidir” şeklinde konuştu. 

“Milliyetçi Hareket de Afrin’in boğazına çökmeye hazır”

“Ya Afrin yıkılsın, ya da teröristler yakılsın. Ya istiklal ya ölüm, ya zafer ya da son nefere, son nefese kadar şehadet” diyen Bahçeli, “Bilinsin ki, Kerkük’e 5 bin bozkurtla gidecek kadar gemileri yakan Milliyetçi-Ülkücü Hareket yeri gelirse, ihtiyaç hasıl olursa, ‘ha ekmeğini yediğim ha kefenini giydiğim ülkem’ diyerek binlerce gönüllüsüyle Türkiye’nin kudretini tescil için Afrin’in boğazına çökecektir. Yetmedi, Münbiç’e gök gürlemesini andıran bir imanla sel gibi akacak, mızrak gibi saplanacaktır. Gözümüz karadır, zira mevzu bahis vatandır. Şakamız yoktur, zira konu milletin bağımsızlığı ve güvenliğidir. Kahraman Mehmetçik yalnız değildir, nice Mehmetler vatan sathında onlara katılmak için hazırdır. Hükümet yalnız değildir, Milliyetçi Hareket Partisi yanındadır. Devlet asla yalnız değildir, millet vardır ve ayaktadır. Türkiye’ye kanlı silahlarını çevirenler buna pişman edilmelidir. Mücadeleyse mücadele, cansa can, feda olsun vatana diyor, Allah’tan kahramanlarımıza muvaffakiyetler diliyorum” ifadelerini kullandı.

“ABD’nin çırpınışları beyhudedir”

Terör koridoruyla İsrail’in nefes almasının planlandığını, İran’a karşı tampon bir bölgenin oluşturulması dayatıldığını kaydeden Bahçeli, enerji kaynaklarının denetim ve kontrolünün de sümen altından bekletilen gündem başlıkları arasında olduğunu dile getirdi. ABD’nin, PKK-PYD’yi silahlandırarak önce düzenli orduya kavuşmasını, sonra da siyasi kimlik ve tanınma kurgusuyla devletleşmesini amaçladığını ifade eden Bahçeli, “Bir NATO üyesi olan Türkiye’nin sınırlarında, bir başka NATO üyesi ülke tarafından terör örgütlerinden müzahir ve devşirilmiş bir alan oluşturulması gündemdedir. Bu durum NATO’nun kuruluş ilkelerine tamamen aykırıdır. Bu durum uluslararası hukuka göre suçtur. Afrin operasyonunu endişeyle karşılayan Birleşmiş Milletler sözcüsü, kademe kademe büyüyen milli endişelere acaba ne diyecek, nasıl yorum getirecektir? Cumhurbaşkanı ve hükümet günlerdir Afrin’e operasyon düzenleneceğini söylemiştir. Bir kısım zevat ise davulla, zurnayla bir devletin yapacağı operasyonu duyurmayacağını ileri sürmüştür. Bunlar değerlendirme yanlışına düşmüşlerdir. Hükümet haklı olarak kamuoyu hazırlamıştır. Milli dayanışma zinde tutulmuştur. Uluslararası toplum nezdinde harekatın meşruiyeti pekiştirilmiştir. Ülkemizin uluslararası hukuktan doğan hakları paylaşılmıştır. NATO uyarılmış, milli güvenlik ve egemenlik haklarımızın tehlike altında bulunduğu ısrarla hatırlatılmıştır. Genelkurmay Başkanı Brüksel’de toplanan NATO Askeri Komite’de konuşmuş, MİT Müsteşarıyla birlikte 18 Ocak’ta Rusya’ya gitmiştir. PKK’nın rezilce yardım dilendiği Rusya’nın desteği değilse bile, göz yumması için çaba sarf edilmiş, hava sahasının Türk savaş uçaklarına açılması konusunda yoğun çalışmalar sergilenmiş ve çok şükür netice alınmıştır. Bu arada ABD çelişkili açıklamalarla durumu kurtarmaya, açığını kapatmaya, terör örgütleriyle girdiği karanlık tüneli örtbas etmeye çabalamıştır. Ancak çırpınışlar beyhudedir. Türkiye yoğun diplomasi turlarıyla, açık ikaz ve ihtarlarıyla tüm dünyanın dikkatini Afrin’e çekmeyi başarmış, operasyonunu meşru bir zemine taşımayı bilmiştir. Ve bu takdir edilecek bir durumdur. Terörle huzur ve güvenlik arasında tarafsız bir yer olmadığı cesaretle anlatılmış, kararlılıkla insanlık vicdanına aktarılmıştır. ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin kaygılarına kulak verdiklerini açıklamak durumunda kalmıştır. Ülkemizle yakın işbirliğinden bahsetmiştir. Madem kaygılarımıza kulak veriyorsunuz, madem yakın işbirliği diyorsunuz, o zaman ne geziyorsunuz Suriye’nin kuzeyinde, ne arıyorsunuz terör örgütlerinin kanlı nefeslerinin tam ortasında? ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin PKK’lı teröristlerle ilgili kaygılarını gidermek için yakın çalışacaklarını söylemektedir. Bu bakana diyorum ki, ayağımıza dolaşmayın, başka bir şey istemeyiz. Bir yanda yakın çalışacağız dersiniz, diğer yanda PKK’nın sırtını sıvazlarsınız. Hem Türkiye’yle stratejik ortak olup, hem de PYD-PKK-YPG ile operasyonel ortaklık kurmak tek kelimeyle rezalet, cinayet ve hıyanettir. Türk milleti bunu yutmaz, bu tuzağa düşmez, bu zehri yemez. ABD yönetimi, Suriye’deki askeri ve diplomatik varlığını sürdüreceklerini kararlılıkla vurgulamaktadır. Anlaşılan bu ülkenin Suriye’den çekilme ihtimali şimdilik yoktur. ABD hedefinin, İran’ın kuzey hattı hayalini boşa çıkarmak üzerine kurgulandığı bizzat Dışişleri Bakanı tarafından açıklanmıştır. İran’ın kuzey hattı planına itiraz edenler, terörün Suriye’nin kuzeyinden sürdürmek istediği vandallığı ve Akdeniz’e çıkış hamlesini nasıl ve hangi mazeretle desteklemektedir? Bu tutarsızlık değil midir? Bu ahlaksızlık değil midir? Bu düşmanca bir tutum sayılmayacak mıdır? Sözde Kuzey Suriye Federasyonuna onay veren ABD, Suriye’nin bölünme dinamiklerini harekete geçirmiş, taşları yerinde oynatmakla kalmamış, ihaneti biberonla besleyecek, beşiğini sallayacak kadar gözü dönmüştür. Türkiye, uzun süredir terör örgütü PKK-PYD’nin koruyup kolladığından dolayı ABD’yi uyarmıştır. ABD verdiği hiçbir sözde durmamıştır. Ortaklık ve müttefiklik hukukunu çiğnemiştir. En son olarak, teröristlerden kurulu sözde kuzey ordusunu kurmaya kalkarak bardağı taşırmıştır. Bundan sonra Türkiye’nin teröristleri yakaladığı, bulduğu, üredikleri mahal ve yerlerde imha etmesi tarihe ve ecdada karşı ertelenemez bir görevdir. Bu görev şeref bahsidir, hamd olsun yerine getirilecek, inancım odur ki, Afrin darmadağın edilecektir. Bundan kaçış kurtuluş yoktur” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu, bekamıza diş bileyen Türkiye düşmanlarıyla diplomasi yoluyla mücadeleyi önermekle halt etmektedir”

Afrin operasyonu gündeme gelince CHP’nin Genel Başkanı ve sözcülerini öfke ve tahammülsüzlük sardığını belirten Bahçeli, operasyona dair CHP’nin tutumunu şu şekilde değerlendirdi:

“Kılıçdaroğlu, bekamıza diş bileyen Türkiye düşmanlarıyla diplomasi yoluyla mücadeleyi önermekle halt etmektedir. Herhalde, 1920’li yıllarda yaşasaydı, yine diplomasi diyecek, yine çakacak, yine maskesi düşecekti. Bununla birlikte diplomasi devrede değil miydi? Ne gerekiyorsa yapılmadı mı? Halen de yapılmıyor mu? CHP Genel Başkanı’nın bu PYD-PKK hoşgörüsü, operasyonu sulandırma hevesi basbayağı zillettir, alnına sıçrayan kara bir lekedir. Sorumsuz ve gayri milli siyaset işte tam da budur. Dalından kopan, kökünden savrulan CHP’nin hız ve yönünü bundan böyle Türkiye düşmanlarının estireceği rüzgar belirleyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ihanet edilmiş, mirasına kurt düşürülmüştür. Kılıçdaroğlu Afrin’i kastederek diyor ki, ‘Oraya asker sokacaksınız, seni kefenle karşılayan arkadaşlarını gönder önce. Bu milletin fakir fukara çocuğunu oraya gönderme.’ CHP Genel Başkanı konuşur da yedekleri durur mu? Elbette durmaz, durmamışlardır. HDP beklendiği gibi operasyona karşı çıkarken, CHP’nin eteğinden tutan İP’liler (İYİ Parti) de şöyle demiştir: ‘Madem operasyona bu kadar heveslisiniz kendi çocuklarınızı gönderin bu kadar basit. Kendi çocuklarınızı bu harekatın ön saflarında, birliklerin içerisinde görmek istiyoruz’. Alın birini vurun ötekine. Bir madalyonun iki yüzü gibidir biri CHP, diğeri HDP ve İP. Afrin harekatına karşı çıkmak, millet evlatları arasına nifak sokmak FETÖ dili, PKK ağzıdır. Bunlar milletimize öylesine yabancıdır ki, bağımsızlık için 80 milyonun aynı anda kefen giyecek kadar imanlı, iradeli ve bayrak sevdasına sahip olduklarını bilmeyecek kadar da cahillerdir. Afrin harekatını yıpratıp altını oymaya çalışanlar düşmanın içimizdeki kolu, PYD-PKK-FETÖ kuklalarıdır. Yazıklar olsun bunlara. Haine hain diyemeyen, düşmana tavır gösteremeyen ne milletin gönlüne girebilecek, ne de Türkiye’nin gündeminde olmayı hak edecektir. Bunların sonu hüsran, gidecekleri yer ise tarihin çöplüğünden başka bir yer olmayacaktır.”  

Yağmur Yıldız
 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, özetle şunları söyledi:

Türkiye’nin önünde mutlaka aşması ve sonuçlandırması gereken üç ayaklı bir terör sorunu bulunmaktadır. Bunun birinci ayağını FETÖ’ye mücadele oluşturmaktadır. Teröristbaşı Gülen halen Pensilvanya’daki inindedir. ABD tarafından açıkça korunmakta, kollanmaktadır. FETÖ’yü ABD’den ayrı düşünmek, ABD’yi FETÖ’den bağımsız yorumlamak geldiğimiz bu aşamada makul ve mantıklı bir izah tarzı olmayacaktır. Örgüt her yolu denemekte, her tezgâh ve tertiplerden medet ummakta, asıl suçluları kripto yüzleri perdelemek için oyun kurmaktadır. FETÖ iblisi son kozuyla, son komplolarıyla sürdürülen tarihî mücadeleye gölge düşürmenin hesabındadır. Bu suretle suçlu ile suçsuz birbirine karışmakta, doğru ile yanlış iç içe geçmektedir. Bize göre FETÖ’yle mücadelede cevabını aradığımız sorular vardır ve maddeler hâlinde şu şekildedir: 1- FETÖ’yle mücadelede devlet aklı topyekûn devrede midir? Yoksa sınırlı sayıda kişinin gayret ve çabasıyla mı süreç ilerlemektedir? 2- FETÖ’yle mücadelenin bir stratejisi var mıdır? Siyasi ve hukuki bir eylem planı kurgulanmış mıdır? 3- Fikrî temelleri, millî hedefleri, hukuki sınırları berrak bir zihin ve siyasi kavrayışla belirlenmiş midir? 4- Bu terör örgütüyle mücadelenin öncelikleri nedir? Neler olmalıdır? FETÖ’cülüğün standart bir tanım ve tasviri yapılmış mıdır? 5- Biriken sosyal maliyeti, devlete karşı yükselen ön yargıları, toplumsal tabana yayılan mağduriyetleri nasıl ve hangi tedbir zinciriyle bertaraf edeceğiz? İnanıyorum ki, Cumhurbaşkanı da bunları düşünüyor ve üzerinde kafa yoruyordur. MHP; FETÖ’yle mücadelede devlet ve hükümetin yanındadır. Bu işi bitirelim, bu rezilleri artık tamamen hayat ve gündemimizden kuyumcu titizliğiyle ayıklayarak çıkaralım, hak ettikleri cezayı bulmaları için gereği neyse yapalım.

BİR ŞAFAK VAKTİ GİRERİZ

Üç ayaklı terör sorunundan ikincisi elbette PKK, üçüncüsü ise güney sınırlarımız boyunca zehir kusan PYD/YPG nifakıdır. ABD, fenersiz ve frensiz şekilde terör örgütleriyle suçüstü basılmış, yakayı ele vermiştir. Türkiye’ye parmak sallayanları, tehditvari ve emrivaki bir dille Türk milletini dize getirmeyi aklından geçirenleri anasından doğduklarına pişman ederiz. Afrin’e bir şafak vakti girip, terör koridorunun Akdeniz’le bağlantı yollarını kesmek, teröristlere Türk milletinin demir yumruğunu ve hakikat dolu müdahalesini göstermek helal-i hakkımızdır. Afrin temizlenmeli, Menbiç ve diğer fitne kaynakları, adi terör kampları, terörist üreme alanları yerle bir edilmelidir.

KORKU DAĞLARI SARMIŞ

Güya AK Parti-MHP ittifakının Kürt kökenli kardeşlerimizi ürküteceği ima ve dolambaçlı yollardan ifşa edilmeye çalışılmaktadır. Ahlaklarının çivisi çıkmış bu eyyam ağaları millî ittifakı yıpratmak, yaralamak için gözlerini fal taşı gibi açmaya, kalemlerini silah gibi kullanmaya başlamışlardır. Korku dağları sarmıştır. MHP’yi kim Kürt düşmanı gösteriyorsa, bilinmelidir ki, alçaktır, haindir, sütünde haram, kanında irin vardır. Kürt kökenli kardeşlerimiz bizdir, bizim eşit ve saygın vatandaşımız, kardeşimiz, kader ortağımızdır. Kalleşlere ise buradan ekmek çıkmayacaktır.

Türkiye Gazetesi

MHP Genel Başkanı Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin önünde mutlaka aşması ve sonuçlandırması gereken üçayaklı bir terör sorunu olduğunu belirten Bahçeli, “Bunun birinci ayağını FETÖ’yle mücadele oluşturmaktadır. Teröristbaşı Gülen halen Pensilvanya’daki inindedir, ABD tarafından açıkça korunmakta, kollanmaktadır.

Türkiye’nin tüm müracaat ve mücadelelerine rağmen bu hain Türkiye’ye iade edilmemiş, edilmesi dahi gündeme gelmemiş, getirilmemiştir. Çünkü FETÖ’nün arkasında sıraya geçen ülkeleri gizleyen esrar perdesi aralanmış, muhasım yüzler ve kötürüm niyetler deşifre edilmiştir. FETÖ’yü ABD’den ayrı düşünmek, ABD’yi FETÖ’ten bağımsız yorumlamak geldiğimiz bu aşamada makul ve mantıklı bir izah tarzı olmayacaktır. Kaçak güreşmeye lüzum yoktur. Kıvırmaya hiç gerek yoktur. Suç ve suçluların saklanmasına imkan da yoktur. Türkiye’nin varlığını yok etmeye çalışan herkesle, gücü ve kuvveti ne olursa olsun, kapanmamış bir hesabımız vardır, er ya da geç bu hesap görülecektir” ifadelerini kullandı.

“FETÖ’yle mücadelenin tavsaması, tavını ve mukavemetini kaybetmesi çok sakıncalıdır ve bedeli ağır olacaktır” diyerek sözlerini sürdüren Bahçeli, “15 Temmuz 2016’dan sonra toplam 159 bin 506 kişi gözaltına alınmış, 47 bin 523 kişi tutuklanmıştır. 2017 yılında da 50 bine yakın kişiye gözaltı işlemi uygulanmış, 48 bin 305 kişi ise tutuklanma tedbiriyle karşılaşmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde FETÖ/PDY kapsamında 9 bin 236 personel hakkında ihraç kararı verilmiş, 5 bin 399 personel de tutuklanarak ceza evine gönderilmiştir. 10 Ocak 2018 itibariyle, OHAL Komisyonu’na yapılan başvuru sayısı 104 bin 398, kamudan toplam ihraç sayısı da 108 bin 736 olmuştur. OHAL şartları gereğince; 2016 yılında 12, 2017’de 18, 2018’de de 1 olmak üzere toplam 31 Kanun Hükmünde Kararname yayımlanmıştır. Nihayetinde FETÖ operasyonları aralıksız devam etmektedir. Sadece geçen hafta içinde 15’e yakın ilimizde FETÖ’ye üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bu örgütle irtibatı olduğu iddia edilenlerle ilgili operasyon düzenlenmiştir. Mücadelenin elbette azim ve heyecanla devamı elzem ve acildir. Bu arada, Mor Beyin yazılımıyla hiç haberleri olmadan, hiçbir bilgi ve iradeleri bulunmadan Bylock programına yönlendirildiği saptanan 11 bin 480 kişinin masum olduğu da anlaşılmıştır. 697 sayılı KHK, bu kategoride bulunanları dikkate alıp mağduriyetleri gidermek amacıyla çıkarılmıştır. Mor Beyin karmaşası tartışmaları alevlendirmiştir. Görülüyor ki, örgüt her yolu denemekte, her tezgah ve tertipten medet ummakta, asıl suçluları, kripto yüzleri perdelemek için oyun kurmaktadır. Çünkü köşeye sıkışmış, ipliği pazara çıkmıştır.

FETÖ iblisi son kozuyla, son komplolarıyla sürdürülen tarihi mücadeleye gölge düşürmenin hesabındadır. Mağdur sayısının artışı, yargı süreçlerinin tıkanarak uzaması, dahası toplum nezdindeki inandırıcılığının sakatlanması hedeflenmektedir. FETÖ’nün askeri yapılanmasına ilişkin davada, yargılanan eski bir askeri hakime ait taşınır bellekte bulunan ‘nasıl ifade vermeliyiz’ başlıklı talimat notunda, örgüt üyelerinin inkara, yalana ve mahkemeleri oyalama taktiğinin yer aldığı tespit edilmiştir. Her şey ortadadır, davaları kurnazlıkla sulandırma ve saptırma girişimleri bellidir.

Bu suretle, suçlu ile suçsuz birbirine karışmakta, doğru ile yanlış iç içe geçmektedir. Böylesi bir durum FETÖ’yle mücadele sürecine kast eden bir aymazlık, akılsızlık ve savrulma halidir. Devletin temel direği adalettir. Adalet mülkün temelidir. Mülk ise millete emanettir.

Adalet olmadan devletin varlık göstermesi, egemenlik haklarını meşru zeminlerde müdafaa ihtimali yoktur. Adalet devlet için ne kadar önemli ise, insan onurunu, insan şerefini yaşatmak için de bir o kadar önemlidir. Eğer suçu günahı olmayan bir masum şu anda FETÖ iftirasıyla pençeleşiyorsa, kendini temize çıkarmak için çırpınıyorsa bundan sadece bir kişi değil, insanım diyen, insanlık değerlerine hürmet eden herkes zarar görecektir. Mağdurların mahkumiyet yaşaması, at iziyle it izinin karışması adalet duygularını köreltecek, devlete güveni zedeleyecektir. Nitekim yüksek risk ve belirsizlik karşımızdadır. Unutulmasın ki, Türkiye bir hukuk devletidir. Ne yapacaksak, neyi amaçlıyorsak bunları hukuk içinde kalarak, hukukun sınır ve çerçevesine tutunarak gerçekleştirmek durumundayız. Öyle ki hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır. Mahkeme kararı olmadan bir kişiye suçlu muamelesi yapmak kuşkusuz felakettir ve hukuken de anlamsızdır” dedi.

“FETÖ, düşmandır, haindir, üzerinden silindir gibi geçilmeli ve nihai olarak yok edilmelidir”

“FETÖ’yle mücadelede cevabını aradığımız sorular vardır” diyen Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“FETÖ’yle mücadelede devlet aklı topyekun devrede midir? Yoksa sınırlı sayıda kişinin, kısıtlı sayıda devlet ve siyaset adamının gayret ve çabasıyla mı süreç ilerlemektedir? FETÖ’yle mücadelenin bir stratejisi var mıdır? Bir konsept hazırlanmış mıdır? Siyasi ve hukuki bir eylem planı kurgulanmış mıdır? Fikri temelleri, milli hedefleri, hukuki sınırları berrak bir zihin ve siyasi kavrayışla belirlenmiş midir? Bu terör örgütüyle mücadelenin öncelikleri nedir? Neler olmalıdır? FETÖ’cülüğün standart bir tanım ve tasviri yapılmış mıdır? Biriken sosyal maliyeti, devlete karşı yükselen önyargıları, toplumsal tabana yayılan mağduriyetleri nasıl ve hangi tedbir zinciriyle bertaraf edeceğiz? İnanıyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanı da bunları düşünüyor ve üzerinde kafa yoruyordur. Aylardır mahkemeler sürmektedir. Mesela TRT baskınıyla ilgili dava, Kocaeli’deki Donanma Komutanlığı Davası, Akıncı Üssü Davası, Astsubay Ömer Halisdemir’in şehit edilmesiyle ilgili dava süreci hala devam etmektedir. Buna karşılık açılan bazı davalar ve yapılan yargılamalar sonuçlanmış, kararlar peyderpey açıklanmıştır. Diğer taraftan, yargı organları arasında karmaşa, çekişme, birbirinin kararlarını tanımama eğilimi hakimdir. Birisinin verdiği kararı diğeri bozmaktadır. Beka mücadelemizde adalet kurumlarının tartışmalarla kan kaybetmesi, fikir ve yorum farklılıklarıyla boğulması çarpıklıktır. Bu tablo yanlıştır, şüphe ve endişeleri artıracaktır. Üstelik FETÖ hıyanetinin kökünün kazınma seferberliğinde yargı organları arasındaki anlaşmazlık ve kutuplaşma kabul edilir, millet vicdanında normal görülür şeyler değildir. Toplum ve devlet hayatına korku sinmiştir. Bunu süratle gidermek ve adaleti tam manasıyla tesis etmek geleceğimiz için hayati niteliktedir.”

FETÖ davalarının süratle karara bağlanması, süregelen mahkeme safahatlarının nihai hükmününün açıklaması gerektiğine dikkat çeken Bahçeli, “Görülmelidir ki, kripto damarın aktif müdahalesiyle Türkiye’nin önü kesilmeye çalışılmakta, millet adalet kurumlarına inanç ve desteğini sorgulamaya başlamaktadır. Bu vahim bir durumdur. Kaldı ki muhakkak surette engellenmelidir. Bir gün kahraman ilan edilen, diğer gün hain olmaktadır. Kara Kuvvetleri eski Komutanı’nın koruma müdürüyken 15 Temmuz gecesi vurulan ve ardından kahraman diye madalya ile ödüllendirilen bir yüzbaşı, dönmüş dolaşmış, sıkıyı görünce FETÖ’cüyüm diyerek 29 Aralık 2017’de teslim olmuştur. 10 Ocak 2018’de, Kara Kuvvetleri Komutanlığından 1 binbaşı ve 1 yarbay, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından ise 2 yarbay kendilerini ele vermişlerdir. 11 Ocak 2018’de, Gölcük Donanma Komutanlığında görevli 1 yarbay ve 2 astsubay itirafçı olmak istediklerini söylemişlerdir. Bu itirafçılık yarışının kuşkulu yanları oldukça fazladır. Bugüne kadar saklanan FETÖ’cülerin birden bire ortaya çıkmaları oldukça manidardır. Ayrıca garibanla uğraşıldığı, arkası ve hatırlı tanıdığı olmayanların peşine düşüldüğü intibaı maalesef güçlenmekledir.

FETÖ, Türkiye’ye saldırmış, işgale kalkışmıştır. FETÖ, düşmandır, haindir, üzerinden silindir gibi geçilmeli ve nihai olarak yok edilmelidir. Bunun arası, ortası, başı, sonu, şurası, burası, aması, ancağı yoktur. Acziyet gösterilirse acınacak hale geliriz. Ağırdan alırsak yüksek bedel öderiz. Haine hoşgörü, insan haysiyetine darbedir, bunu da aklımızdan çıkaramayız. Bunları yaparken, haksız ve hukuksuz yere sosyal enkaz ve beşeri yıkım oluşturmaktan, adaletsizlikleri beslemekten, rövanşist eğilimleri bilemekten kaçınmalıyız. Mazlumların ahını almak, bir insan hak ve hukukunu hiçe saymak büyük bir vebaldir. Devlet umuru, devlet gururu, devlet şuuru, milli vakar böyle bir vebale ortak olmaz, asla olmamalıdır. Türk devlet felsefesinin dayandığı yegane sağlam temel adalettir. Dinimiz adaleti emretmektedir. Ecdadımız adaleti öğütlemektedir. Hepsini geçtik Allah adaletle yönetmeyi, adaletsizlikten kaçınmayı buyurmaktadır. FETÖ’yü tümüyle imha edecek adaletin yaptırım ve caydırıcılığı, devlet ve siyaset adamlarının cesur tutumudur. Bu cesaret vardır, ümidim odur ki, FETÖ’nün mağdurlar üzerinden kurduğu istismar oyunu tutmayacak, Türk milleti varlığına kast etmiş namussuzları asla affetmeyecektir. Milliyetçi Hareket Partisi; FETÖ’yle mücadelede devlet ve hükümetin yanındadır, milli bekanın bekçisi, adalet ve hukukun destekçisidir. Bu işi bitirelim, bu rezilleri artık tamamen hayat ve gündemimizden kuyumcu titizliğiyle ayıklayarak çıkaralım, hak ettikleri cezayı bulmaları için gereği neyse yapalım” açıklamasında bulundu.

Hasip Kaplan’ın, twitter üzerinden, “Demirtaş’ın yerine sakın bir Türk göz dikmesin” sözlerine de değinen Bahçeli, “Sabıkalı bir bölücü, ‘HDP’nin başına hiçbir Türk göz dikmesin’ sözleriyle ırkçılığın damgalı faili olduğunu itiraf etmiştir. Kürt kökenli kardeşlerimiz canımız, ciğerparemiz, civan mert kardeşlerimizdir. Ayrımız, gayrımız yoktur, biz Türk milletiyiz. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine büyük ve ebedi bir aileyiz. Bu aileyi birbirine düşürmek, Türk-Kürt ayrımını kaşımak ve kanatmak kanlı bir cinayet, kara bir cehalettir. İçeride kaplan, dışarıda kedileşenlerin kuyruklarını kıstıracakları, kabaran nefislerinin kesilen nefesleriyle balon gibi patlayacağı günler yakındır” dedi.

“Ahlaklarının çivisi çıkmış bu eyyam ağaları milli ittifakı yıpratmak, yaralamak için gözlerini fal taşı gibi açmaya, kalemlerini silah gibi kullanmaya başlamışlardır”

Bahçeli, “2019 yılı için samimiyetle ve dürüst bir vicdanla tesis edilen milli ittifakı çekemeyenler Kürt kökenli kardeşlerimizi dürterek, tahrik ederek hem nalına hem de mıhına vurmaya başlamışlardır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi ifade edeceğim bazı makale başlıklarına lütfen dikkat ediniz; ‘Kürtler Adalet ve Kalkınma Partisi’ne küser mi?, 2019’un anahtarı da Kürt Seçmeni’ Bunların Kürt kökenli kardeşlerimizi falan umursadığı zaten yoktur. Maksat farklı, uyandırılmak istenen fesat bildiktir. Güya AK Parti-MHP ittifakının Kürt kökenli kardeşlerimizi ürküteceği ima ve dolambaçlı yollardan ifşa edilmeye çalışılmaktadır. Ahlaklarının çivisi çıkmış bu eyyam ağaları milli ittifakı yıpratmak, yaralamak için gözlerini fal taşı gibi açmaya, kalemlerini silah gibi kullanmaya başlamışlardır. Korku dağları sarmıştır. Bunların vicdan tezkiyesi bozuk, sicilleri lekeli ve karanlıktır. MHP’yi kim Kürt düşmanı gösteriyorsa, bilinmelidir ki, alçaktır, haindir, sütünde haram, kanında irin vardır. Kürt kökenli kardeşlerimiz bizdir, bizim eşit ve saygın vatandaşımız, kardeşimiz, kader ortağımızdır. Kalleşlere ise buradan ekmek çıkmayacaktır.

Ayrıca MHP’yle yatıp MHP’yle kalkanları özenle ve dikkatle izliyorum. Hatta CHP sözcülerini bile gülümseyerek takip ediyorum. Bazı kalem sahiplerine, televizyon yorumcularına, ipsiz sapsızlara, FETÖ kalıntılarına, CHP’li tetikçilere diyeceğim odur ki, elbette sözünde ölçü bilmeyen, edepsizlikte eşik ve sınır tanımaz. Anahtarı teslim etmişiz. Dükkanı kapatmışız. Saraydan kadro almışız. Havlu atmışız, eriyormuşuz. Yüzde bilmem kaça inmişiz. Daha neler neler, saymakla bitmez, bu iftira ve kara çalmaların anlatmakla sonu gelmez. Çıldırmış gibi bağırış çağırışları duyunca, taşı doğru yere attığımızdan emin oluyor, huzur doluyorum. İttifak diyorum, PKK kıvranıyor, Sözcü gazetesinin ayağa düşmüş soytarıları meddahlığa özenip püskevitin işaretine merak sala sala kuduruyor. Varsın kudursunlar, aşıları inşallah 2019’da sandıkta yapılacaktır.

CHP’nin marazi sözcüleri binmişler bir alamete, gidiyorlar kıyamete. Verimsiz topraktan farksızlar, ne ekseniz çürüyor, ne atsanız kuruyor, ne koysanız kokuyor. Bazen acıyayım diyorum, sevinsin fukaralar istiyorum, biraz oynasınlar diye düşünüyorum; ama abartıyorlar, birbirlerini ayartıyorlar, film çevirip, iftira tekeri döndürüp sabrı zorluyorlar. Bardağı taşırdıklarında, gaza geldiklerinde dala konmuş papağana dönüyorlar. Aynı ezber, aynı nakarat, dinleyen ve duyanlar bıkıyor, bunlar bıkmıyor. Kalabalıkta yiğitlik yapıp tenhada siniyor, pısıyorlar. Gerçi hep böyleydiler, hep aynı havadaydılar. Biraz adam olmalarını isteyeceğim, gelin görün ki zor durumda kalacaklarını, bunalıma gireceklerini bildiğimden vazgeçiyorum. Sonuna gelinmiş bir kitabın mevta olmuş karakterini andırıyorlar, yazık ediyorlar kendilerine, heba oluyorlar, onlar yarım da olsa insan olduklarını herhalde bilmiyorlar. Kullanım hatası desem değil, kul hatası desem, kime kulluk ettikleri belli değil. FETÖ ve PKK’nın avucuna düşmüş CHP’ye, HDP’ye, İP’e ve diğer yedeklere sesleniyorum; Milliyetçi Hareket Partisi’nin hayal ve hedefleri sizlere büyük gelir, nitekim ucuz bedende pahalı kumaş durmaz, duramaz, yakışmaz, yakışamaz. Stajını Kandil’de yapıp, kariyerini FETÖ’yle sürdürmeye çalışanları, Türk düşmanlarının muavini olmaya çabalayanları 3 Kasım 2019’da Türk milleti silkeleyecek, alayını birden cüruf niyetine süpürüp atacaktır. PKK’nın CHP’ye umut bağlaması, el sallaması pahalıya mal olacaktır. Bunları uyarıyorum, az bekleyin, az sabredin; çünkü sonunuz yakın, bahtınız yanık, siyasi bağrınız delik deşiktir. Milli ittifak Türk milletinin karar ve iradesidir; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk milletinin tercih ve takdiridir, meşale yanmış, gelecek hamd olsun aydınlanmıştır. CHP’li sözcüler, yardakçı közcüler, düşmana gözcülük yapanlar, hepinize geçmiş olsun, hepinize uğurlar olsun. Alan almış, bu defter burada kapanmıştır.”

TBMM Grup Toplantısının ardından Devlet Bahçeli, MHP Grup Amiri Hüsnü Uğur’a emekli olması nedeniyle bir plaket verdi. 

AK Parti ile MHP’nin bir yıldır yerel yönetimlerde örtülü ittifaka gittikleri ortaya çıktı. İki partinin, 2017 başından itibaren boşalan belediye başkanlıkları için belediye meclislerinde yapılan seçimlerde ortak hareket ettiği belirlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hafta içinde yaptığı görüşmeden sonra iki partinin seçimlerde ittifak yapmasına ilişkin süreç başlarken, önümüzdeki hafta iki partinin oluşturduğu komisyon üyelerinin bir araya gelmesi bekleniyor. 2019 seçimlerine yönelik nasıl bir ittifak modelinin ortaya çıkacağı bu toplantılardan sonra şekillenecek. AK Parti ile MHP arasında 15 Temmuz’dan sonra başlayan iş birliğinin, özellikle yerel yönetimlerde bir yıldan beri örtülü bir ittifaka dönüştüğü belirtildi.

AK Parti kaynakları, 2017 başından itibaren boşalan belediye başkanlıkları için belediye meclislerinde yapılan seçimlerde MHP ile AK Parti’nin iş birliği yaptığını söyledi. Bugüne kadar, 16 belediyede yapılan iş birliği ile her iki parti, birbirlerinin adaylarını destekledi. Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerin bulunduğu belediye başkanlıkları için, belediye meclislerinde yapılan seçimlerde de AK Parti-MHP ittifakı gerçekleşti. AK Parti kaynakları, MHP ile yerel yönetimler konusunda yaptıkları ittifakın detaylarını şöyle anlattı:

2017 başından itibaren aslında örtülü bir ittifak yapılıyor zaten. Osmaniye’nin merkeze bağlı Cevdetiye belde belediyesinin başkanı vefat etmişti. Yerine belediye meclisinden seçim yapılacaktı. MHP ile ittifaka gittik. Yani iki partinin işbirliği bir yıldır sürüyor. Onların güçlü olduğu yerde biz onları destekliyoruz, bizim güçlü olduğumuz yerde onlar bizi destekliyor. Bugüne kadar 16 belediyede bunu yaptık. Buna Ankara ve İstanbul belediye başkanlıkları için yapılan seçimler de dâhil. Sadece, Düzce’de bize destek vermediler ama diğer tarafa da destek vermediler. Boş oy kullandılar. Örneğin Ceyhan belediyesinde durum kritikti. MHP destek vermese öbür taraf alıyordu. Bize destek vererek, meclisten AK Partili aday belediye başkanı seçildi.

Türkiye Gazetesi