Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın Kardak Kayalıkları konusunda bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalar hakkındaki soruyu cevapladı. Kocias’ın, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı “barışçı olmayan davranışlarda” bulunabileceğine yönelik ifadelerinin kaygı verici olduğunu ve esefle karşılandığını aktaran Aksoy, “Daha birkaç gün önce iki ülke Başbakanları bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Bu görüşme hakkında Başbakanlığımız tarafından yapılan basın açıklamasından da görüleceği üzere, görüşmede, Ege Denizi’nde komşumuz Yunanistan’la son dönemde yaşanan gerginlikten rahatsızlık duyduğumuz, tansiyonun düşürülmesi için Yunanistan’ın gerekli tedbirleri almasını beklediğimiz vurgulanmıştır. Nitekim, görüş farklılıklarına rağmen olumlu bir havada cereyan eden görüşmede, sorunların diyalog yoluyla çözümüne ağırlık verilmesi ve güven arttırıcı önlemlerin pekiştirilmesi üzerinde durulmuştur” ifadelerini kullandı.

“Yunanistan Dışişleri Bakanı’nı aklıselime davet ediyoruz”

Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki gerginliğin azaltılmasından yana olduğunu bir kez daha vurgulayan Aksoy, “Ancak, maalesef görünen o ki, Yunanistan Dışişleri Bakanı, siyasi pozisyonunun gerektirdiği sorumluluktan uzak, barışçıl olmayan ve haddini aşan bir yaklaşımı benimsemektedir. Dolayısıyla, Başbakanlar arasındaki görüşmedeki müşterek temennilere uygun biçimde Yunan Dışişleri Bakanı’nı aklıselime davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, ABD Başkanı Trump’ın İsrail Başbakanı Netanyahu’yla Davos’ta gerçekleştirdiği basın toplantısında İsrail-Filistin sorunu ve Kudüs’ün statüsüne ilişkin sarf ettiği ifadelerle hakkındaki soru üzerine, “ABD Başkanı Trump’ın 25 Ocak 2018 tarihinde Davos’ta İsrail Başbakanı Netanyahu’yla birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında İsrail-Filistin sorunu ve Kudüs’ün statüsü konusunda telaffuz ettiği ifadeleri endişeyle karşılıyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aksoy, “Söz konusu ifadeler, ABD Başkanı’nın ve yakınındaki kişilerin bölgenin gerçeklerinden ve sorunun dinamiklerinden ne derece uzak olduğunu göstermektedir. Kudüs’ün nihai statüsü, tartışmasız olarak, İsrail-Filistin sorununun kapsamlı, adil ve kalıcı çözümüne yönelik barış sürecinin öteden beri en temel unsurları arasında yer almaktadır. Uluslararası toplumun çözüm sürecine ilişkin yerleşik parametrelerinin ABD Yönetimi’nin BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu kararları başta olmak üzere uluslararası hukuka aykırı şekilde aldığı ve esasen uluslararası toplum tarafından reddedilen tek taraflı bir kararla tadili mümkün değildir. Aynı şekilde, İsrail-Filistin sorununun çözüm sürecine, taraflardan sadece birinin istek ve beklentilerini yerine getirip, diğer tarafı dışlayarak, hatta cezalandırarak katkıda bulunulamayacağı açıktır. Bu şekilde sığ ve basiretsiz bir düşünce yapısının Ortadoğu’nun barış ve istikrarını doğrudan ilgilendiren bir meselede arabulucu rolü oynaması beklenemez. ABD’nin ivedilikle, daimi üyesi bulunduğu BM Güvenlik Konseyi’nin kararları başta olmak üzere, uluslararası toplumun bu konudaki güçlü iradesine saygı göstermesi çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. 

Musa Erdoğan
 

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, medyada 18 yaş altı gebelik ve eksik bildirim konusuyla ilgili ‘Türkiye’yi Sarsacak Utanç Listesi’ başlıklı haber üzerine açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtilerek, “Haber daha önce şikayete konu olmuş İstanbul Sağlık İl Müdürlüğümüz tarafından incelenmiştir. Medeni Kanun’un ilgili hükümleri, ‘Erginlik, 18 yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar’, ‘Erkek veya kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez’ demektedir. Ancak 181 Sayılı KHK’nın 21’inci maddesinin (a) bendine göre 18 yaş altında resmi nikahı olmayan gebelerin adli mercilere bildirimi hususu şöyle düzenlenmiştir: 18 yaş altında resmi nikahı olmayan gebeler, kamu sağlık kurum ve kuruluşlarına başvurduklarında 15 yaşını tamamlamamış olanların (rıza olsun veya olmasın) tamamının ve 15 yaşını tamamlamış olanlarda ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen herhangi bir emarenin varlığı mevcut ise adli mercilere bildirimi sağlanmaktadır.

Bu düzenleme uyarınca 15 yaşını doldurmuş olanların sosyal hizmet uzmanlarına bildirilmesi gerekmektedir. Şikayete konu olan sorumlularla ilgili soruşturma açılmasına gerek olup olmadığı hususu, yukarıdaki mevzuat hükümleri uyarınca mülki idare tarafından değerlendirilmiş ve soruşturma açılmasına gerek olmadığı kararına varılmıştır. Ancak Bakanlığımız konunun hassasiyetini dikkate alarak konunun tekrar incelenerek soruşturulması talimatını vermiş, müfettiş görevlendirmiştir” denildi.

Musa Erdoğan
 

Bakanlıktan yapılan açıklamada son günlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesinin 1. Dünya Savaşı’ndaki Sarıkamış Harekatında şehit olduğuna dair Milli Savunma Bakanlığı arşiv kayıtlarında isminin yer almadığına ilişkin kasıtlı iddialar ortaya atıldığına dikkat çekildi.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan arşiv taramaları sonucunda; Rize Askerlik Şubesi Başkanlığına ait 8355 Numaralı Askerde Kayıp olanlara ait Silahaltı defterinin 213’üncü sayfasında, Rize ili Ulucami köyünden Mutioğullarından lakaplı Mustafa oğlu 1882 doğumlu Kemal’in askerde meçhul 30.01.1337 (Mühür-Osman) şeklinde yazılı olduğu tespit edilmiştir” denildi.

Osmanlı imparatorluğu döneminde (1.Dünya Savaşı dönemi dahil) askerlikte vefat edenlerin işlemlerinin, Harbiye Nezareti tarafından, 1909 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanunu’na göre yürütüldüğü belirtilerek buna göre doğrudan düşman tesiriyle (kurşun, kılıç, bomba gibi) vefat edenlerin şehit olarak kayıtlara yazıldığı, donma, güneş çarpması, boğulma veya salgın hastalık gibi nedenlerle vefatların ise, şehit olarak nitelendirilmediği ifade edildi.

Haberlere konu olan “Şehitlerimiz” adlı eserde sadece Osmanlıca kayıtlarda o dönemki kanuna göre şehit olarak nitelendirilen zayiatların yayımlandığı kaydedilerek şöyle denildi:

“Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın dedesi gibi donma nedeniyle şehit olanların, ‘1909 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanunu’na’ göre şehit statüsünde kaydı yer almamaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesi Mustafa oğlu Kemal’in; söz konusu tarihlerde askere gittiği ve askerdeyken şehit olduğu, arşivlerimizde (Rize Askerlik Şubesi askerde kayıp olanlara ait silahaltı defterinde) “askerde meçhul” ifadeleriyle kesin olarak yer almaktadır. O dönemdeki silah arkadaşlarının aktardığı bilgi çerçevesinde donarak şehit olduğu bilgisine ulaşılmaktadır.” 

Bayazit Cebeci

Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ruhsat verilen ilaçların, yönetmelik doğrultusunda reçeteye tabi olan veya olmayan şeklinde sınıflandırıldığı vurgulanarak, “Eczanelerde yılda satılan 2.2 milyar kutu ilacın yaklaşık 374 milyon kutusu (pazarın yüzde 17’si) reçetesiz satılan ve İlaç Takip Sistemi’ne (İTS) bildirilmeyen ilaçlardır. Bu da İTS eczane stoklarının eczanelerdeki fiili ilaç stokundan anlamlı derecede fazla çıkmasına neden olmaktadır.

6736 sayılı Kanun ile getirilen vergi barışı doğrultusunda 2016 yılının sonu ve 2017 yılının ilk aylarında eczacılarımıza elden satış yaptıkları ancak İTS’ye bildirmedikleri ürünler için fiili stokları ile İTS’de kayıtlı bulunan stoklarını eşitleme imkanı getirilmiştir. Bu kapsamda 282 milyon kutu ilaca eczanelerce stok eşitleme bildirimi yapılmıştır” denildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Kurumumuzca 21 Aralık 2017 tarihinde ilan edilen listede yer alan etkin maddeleri içeren ilaçlar reçeteye tabi olmadan da temin edilebilecek ilaçlar olup bu ilaçlar diğer ilaçlar gibi sadece eczanelerden temin edilebilecektir. Ayrıca, kutularında reçeteli ilaçlarda bulunduğu gibi, hasta ve kullanıcıya yönelik olarak hazırlanmış olan Kullanma Talimatı bulunması zorunludur. Söz konusu liste, Bilim Kurulumuzun 1 yıla yakın süren titiz çalışması sonucu hazırlanıp tüm paydaşlarımızın görüşlerine sunulmuştur.
Sadece eczanelerden temin edilebilecek bu ilaçlar için eczacının danışmanlık rolü reçeteye tabi olan ilaçlarda olduğu gibi önemlidir ve ilacın kullanımına, yan etkilerine ve önemli konulara ilişkin bilgilendirme yine eczacı tarafından yapılacaktır. 2005 yılından bu yana reçeteye tabi olmayan ilaç ruhsatı verilen ilaçların eczaneler dışında satışına ve reklamlarına izin verilmemiş olup hazırlanan liste için de böyle bir çalışma bulunmamaktadır.”
 

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin görevden uzaklaştırılması ile ilgili kamuoyunu yanıltmaya yönelik, gerçeği yansıtmayan açıklamalar karşısında kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılması zarureti doğduğu vurgulandı.
Kamuoyuna yapılan açıklamalarda Battal İlgezdi hakkında adli mercilerce takipsizlik ya da beraat kararı verilen konular gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırıldığı iddia edildiği ve buna dayanak olarak kamuoyunda Buz Rezidans olarak bilinen yapı ve Erguvan Barış Parkı yapım ve kiralama ihalesinin gündeme getirildiği kaydedilerek, “Bilinmelidir ki Buz Rezidans ve Erguvan Barış Parkı ile ilgili işlemlere ilişkin olarak Bakanlığımız Mülkiye Müfettişlerince yürütülen ön inceleme neticesinde Bakanlık Makamının 20.09.2016 tarihli ve 2016/387 sayılı kararı ile Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ve ilgili diğer belediye görevlileri hakkında ‘soruşturma izni verilmesi’ kararı verilmiş olup, bu kararla ilgili Danıştay süreci devam etmektedir.
Ayrıca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Erguvan Barış Parkı yapım ve kiralama ihalesi ve mal varlığına ilişkin olarak 2015/100639 no.lu dosya üzerinden başlatılan soruşturmada Cumhuriyet Savcısı tarafından, Battal İlgezdi hakkında;

İhaleye Fesat Karıştırma ve Haksız Mal Edinme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması ve Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerince cezalandırılması, Bununla birlikte Battal İlgezdi’nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesi gereğince sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevini üstlenmemesi gerektiği kanaati ile kamu haklarından yoksun bırakılması yönünde güvenlik tedbirlerinin uygulanması, talebiyle iddianame düzenlenmiş ve İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2017/443 Esas sayılı dosya üzerinden dava açılmıştır. Dava devam etmektedir” denildi.

“Siyasi olmayan, tamamen hukuki gerekçelere dayanan bir karardır”

Battal İlgezdi hakkında Görevi Kötüye Kullanma suçuna ilişkin 2013/138368 no.lu dosya üzerinden başlatılan soruşturmanın İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2016/236 Esas sayılı dosya üzerinden devam ettiği kaydedilerek , “Yine Battal İlgezdi hakkında halihazırda Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Görevi Kötüye Kullanma suçuna ilişkin 2015/72897, 2016/104330, 2016/168317, 2016/184546, 2017/11435, 2017/45981, 2017/77666, 2017/72797, 2017/93550, 2017/169616 ve 2017/183809 no.lu dosyalar üzerinden 11 ayrı soruşturma yürütülmekte olup, 2015/72897 ve 2017/183809 no.lu dosyalar kapsamında Danıştay incelemesi sonucu verilen soruşturma izinlerine istinaden soruşturmalar devam etmektedir.

Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı dışında Bakanlığımızca şikayet veya resen başlatılan soruşturmalar kapsamında mülkiye müfettişleri raporlarına istinaden Bakanlık makamınca, Battal İlgezdi ve diğer ilgili belediye görevlileri hakkında 28.06.2017 tarih ve 2017/149 sayılı, 08.09.2017 tarih ve 2017/235 sayılı kararlarla ‘soruşturma izni verilmesi’ kararı verilmiş olup, bu kararlara ilişkin Danıştay süreci devam etmektedir” ifadesi kullanıldı.

Battal İlgezdi’nin görevinden uzaklaştırmasına dayanak teşkil eden soruşturma dosyalarına ilişkin Danıştay tarafından verilmiş ‘red’ kararı ve adli mercilerce verilmiş ‘takipsizlik’ veya ‘beraat’ şeklinde karar bulunmadığı kaydedilerek şöyle denildi:

“Dolayısıyla Bakanlığımızca, Battal İlgezdi hakkında alınan görevden uzaklaştırma kararı, İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde devam eden 2017/443 Esas sayılı davada, Cumhuriyet Savcısının da ‘kamu haklarından yoksun bırakılması’ yönündeki talebine uygun, siyasi olmayan, tamamen hukuki gerekçelere dayanan bir karardır.”
 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından son günlerde bazı basın yayın organlarında çıkan “Gazilere 2 bin TL maaş” başlıklı haberlere ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Buna göre, “Söz konusu haberlerde, 15 Temmuz Gazilerimizin tamamına maaş ödendiği; ayrıca bu gazilerimize Terörle Mücadele Gazilerimizden daha yüksek ödeme yapıldığı algısı oluşturulmaktadır. Oysa her iki iddia da doğru değildir. Terörle mücadelede yaralanan ve malullüğü söz konusu olmayan kişilere aylık bağlanmadığı gibi, 15 Temmuz’da yaralanan ve malullüğü bulunmayan vatandaşlarımıza da aylık bağlanmamıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınan son verilere göre, 2 bin 723 15 Temmuz Gazisinden sadece 258’ine maaş ödenmektedir. 15 Temmuz Gazilerimize maaş bağlanması işleminde, “Gazilerin yaralanma durumlarına göre, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve 1053 sayılı Nizamname’ deki dereceler çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından her malulün değerlendirilmesinin” sonuçları esas alınmaktadır.

Gazilik maaşı bağlanan 95 gazinin bulunduğu belirtilerek, “Yukarıdaki düzenlemeler göre, 15 Temmuz Gazi’sine maaş bağlanabilmesi için, 667 sayılı KHK ile yapılan düzenlemede, Gazilerimizin, maluliyet derecelerine göre yüzde 60 ve üzeri engelli olması gerekir. Bu kapsamda gazilik maaşı bağlanan 95 gazi bulunmaktadır. Bu gazilerin maaşı da sabit olmayıp, 1 ila 6 arasındaki maluliyet derecelerine göre değişmektedir. Ödenen aylık tutarı, en düşük 2 bin 687 TL, en yüksek 3 bin 805 TL’dir. 684 sayılı KHK ile yapılan düzenlemede de, Gazilerimizin 1053 Sayılı Nizamnameye göre derece tespitinin yapılması gerekir. Buna örnek olarak, ‘sağ veya sol elinin bazı parmaklarının yokluğu’ bulunan bir Gazimiz bu kapsamdadır. Bu kapsamda gazilik maaşı bağlanan 163 gazi bulunmaktadır. Bu gazilerin maaşı da sabit olmayıp, 4 ila 6 arasında değişen maluliyet derecelerine göre değişmektedir. Ödenen aylık tutarı en düşük bin 505,10 TL ile en yüksek 2 bin 298,70 TL’dir. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, toplam 2 bin 723 gazimizden 2 bin 465’ine ilgili malullük dereceleri bulunmadığından herhangi bir biçimde maaş bağlanmamıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Ayrıca yine bazı haberlerde yer alan 15 Temmuz gazisine ödenen maaşın terör gazisine ödenen maaştan daha yüksek olduğu iddiası da gerçeği yansımamakta, Gazilerimizin maaşının belirlenmesinde esas alınan maluliyet dereceleri için 1053 sayılı Nizamname esas alınmaktadır. Dolayısıyla bir gazimizin maaşının belirlenmesinde dikkate alınan tek unsur maluliyet derecesidir. Nitekim terörle mücadele ederken yaralanan ve malullük derecesi aynı olan bir er veya erbaşın maaşı ile 15 Temmuz’da yaralanan sivil statüsündeki Gazinin maaşı arasında hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Aynı şekilde 15 Temmuz’da yaralanan bir polisimiz ile Nusaybin’de terörle mücadele ederken yaralanan bir polisimizin malullük derecesi aynı ise her iki polisimize de aynı maaş tutarı ödenmektedir.”
 

İçişleri Bakanlığı, Battal İlgezdi’nin avukatı Ömer Faruk Hansu’nun yaptığı basın açıklamasındaki iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakanlık’tan yapılan açıklamada, Hansu’nun, görevden uzaklaştırma kararının siyasi saiklerle alındığı ve görevden uzaklaştırmaya esas teşkil eden konularda İlgezdi hakkında soruşturma izni verilmemesi ve kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının bulunduğu iddiasına yer verildiği belirtildi. İçişleri Bakanlığı’nın görevden uzaklaştırma onayına esas teşkil eden dosyadaki hususlarla ilgili olarak 32 konuda soruşturma izni verilmesi, 28 konuda ise soruşturma izni verilmemesi kararının verildiği ifade edildi. Bütün belediye görevlileri ile ilgili işlemlerde olduğu gibi Ataşehir Belediyesi görevlileri hakkında da objektif hukuk kuralları gözetilerek adalet ve hakkaniyete uygun olarak karar verildiği vurgulanan açıklamada, “Bu doğrultuda, diğer belediye başkanları hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararlarında olduğu gibi Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin görevden uzaklaştırma kararında da Mülkiye Müfettişleri tarafından düzenlenen raporlar üzerine verilen soruşturma izni kararları ile adli mercilerce hali hazırda yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda yer alan yolsuzluk, usulsüzlük, haksız mal edinme, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma hususları esas alınmıştır” denildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Buz rezidansla ilgili olarak; mahkemelerin kararlarını dosyası içindeki belgelere göre verdiği, dolayısıyla yeni bilgi ve belge olması durumunda yeniden bir ön incelemenin yapılmasına engel teşkil edecek hukuksal bir engelin bulunmadığı, bu kapsamda Bakanlığımıza ulaşan yeni bilgi ve belgeler göz önünde tutularak açıklamada bahsedilen ön incelemeden farklı konuları da içeren yeni bir ön inceleme başlatılmış ve sonucunda Bakanlık Makamınca 20.09.2016 tarih ve 2016/387 sayılı ‘Soruşturma İzni Verilmesi’ kararı verilmiştir. Bu karara ilişkin yasal süreç devam etmektedir. Dolayısıyla bu kararla ilgili kesinleşmiş bir Danıştay kararı bulunmamaktadır. Erguvan Barış Parkı ile ilgili olarak; ilgilinin avukatının belirttiği Danıştay 1. Dairesinin E: 2012/1438, K: 2012/1848 sayılı kararının konusunun ‘Ataşehir Küçükbakkalköy, 232 pafta, 1937 ada, 7 parselde kayıtlı bulunan Erguvan Barış Parkı ihalesinin mevzuata aykırı olarak yapıldığı ve park üzerinde imara aykırı yapılar yapılmasına göz yumularak imar kirliliğine neden olunduğu’ iddiası
olduğu, ancak yeni bilgi ve belgeler üzerine ‘Ataşehir Belediyesi tarafından Ataşehir ilçesi Küçükbakkalköy Mahallesi 1937 Ada, 7 Parselde gerçekleştirilen Erguvan Barış Parkı yapım işi ile ilgili olarak, arazinin kiralanması, yapımı ve işletilmesi aşamalarında yasa ve usule aykırı işlemler nedeniyle yüklenici ve taahhüt firmalarının korunmuş olması ve rant sağlanması’ konusu ile ilgili olarak yeni bir ön inceleme başlatılmış ve bu ön inceleme sonucunda Bakanlık Makamınca 20.09.2016 tarih ve 2016/387 sayılı ‘Soruşturma İzni Verilmesi’ kararı verilmiştir. Dolayısıyla bu kararla ilgili kesinleşmiş bir Danıştay kararı da bulunmamaktadır.”

“Haksız mal edinmeyle birlikte ihaleye fesat karıştırma suçunu da içermektedir”
Açıklamada, “İlgezdi’nin avukatı tarafından mal varlığı ile ilgili yargı mercilerince takipsizlik kararı verildiği belirtilmiş ise de yaptıkları açıklamaların devamında da belirttikleri üzere bu konuda Battal İlgezdi hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/100639 sayılı soruşturma kapsamında Asliye Ceza Mahkemesinde 2017/443 esasında dava açılmış olup, dava devam etmektedir. Dolayısıyla ilgili hakkında Asliye Ceza Mahkemesinde 2017/443 esasında görülen dava kapsamında takipsizlik veya beraat kararı bulunmamaktadır. Ayrıca dava dosyası, haksız mal edinmeyle birlikte ihaleye fesat karıştırma suçunu da içermektedir” ifadelerine yer verildi.

Bunların dışında görevden uzaklaştırma kararına dayanak teşkil eden farklı konularda, soruşturma izni verilen ve adli mercilerde işlemleri devam eden hususların da bulunduğu vurgulandı. İçişleri tarafından verilen uzaklaştırma kararının İlgezdi’nin avukatı tarafından yapılan açıklamadaki isnatların tam tersine, Bakanlık ve adli mercilere intikal eden çeşitli yolsuzluk, usulsüzlük, haksız mal edinme, ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma iddia ve şikayetleri üzerine devam eden hukuksal süreçlere dayandığı kaydedildi.
 

Dışişleri Bakanlığından konuyla ilgili yapılan açıklamada, “ABD yönetiminin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığı ve İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağı yönünde yaptığı sorumsuzca açıklamayı büyük endişeyle karşılıyor ve kınıyoruz. Bu karar uluslararası hukuka ve ilgili BM Kararlarının açık bir ihlalidir. Zira, Kudüs’ün İsrail tarafından ilhakı uluslararası toplum ve BM tarafından reddedilmiştir” denildi.

Filistin’in bağımsızlığını kazanmasının tarihi, vicdani ve beşeri zorunluluk olduğunun vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Filistin meselesinin ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık içinde bir Filistin Devleti’nin vücut bulmasıyla çözülebileceği çeşitli BM kararlarıyla defalarca vurgulanmıştır. BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ABD’nin bunu görmezden gelmesi kabul edilemez. Filistin’in bağımsızlığını kazanması tarihi, vicdani ve beşeri bir zorunluluktur. Türkiye bunun savunucusu olmaya devam edecektir.

Bölgede barış ve istikrar bakımından olumsuz yansımaları olacak bahsekonu karar, barış zeminini tamamen yok etme riski taşımaktadır. ABD Yönetimi’ni son derece olumsuz sonuçlar doğuracak olan bu yanlış kararı gözden geçirmeye ve Kudüs’ün çok kültürlü kimliğine ve tarihi statüsüne halel getirecek hesapsızca adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.

Kudüs’e ilişkin bu gelişmeler Sayın Cumhurbaşkanımızın İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olarak yaptıkları çağrıya istinaden 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da düzenlenecek İİT Olağanüstü Liderler Zirvesi ve Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda kapsamlı şekilde ele alınacaktır.”

Musa Erdoğan
 

Bakanlıktan son günlerde bazı basın yayın organlarında çıkan ateşli silahlarla işlenen suçlarla ve yapılan düzenlemelerle ilgili yapılan açıklamada, ülkede ateşli silahların, (taşıma ve bulundurma) 6136 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin çıkarılan 91/1779 sayılı yönetmeliğe göre ruhsatlandırıldığı vurgulanarak, “Yivsiz tüfekler, 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanununa göre satışlar sadece valiliklerce izin verilen yerlerden (av bayileri) yapılacaktır. İnternet üzerinden her türlü silah satışı yasaktır. Yetkili av bayilerinin ve üretici fabrikaların internet üzerinden reklam yapmasının önünde bir engel bulunmamakla birlikte satış yapmaları yasaktır” denildi.

İdari para cezaları artırıldı
Yapılan düzenlemelerle ilgili de bilgi verilerek, “06/01/2017 tarihli ve 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’de yapılan kanuni düzenleme ile, idari para cezaları artırılarak, satın alma belgesi bulunmayanlara satış yapılması halinde uygulanan “iki yüz” TL, “iki bin” TL’ye, ruhsatnamesiz tüfek bulunduranlara uygulan “elli” TL ise “her tüfek için beş yüz” TL’ye çıkarılmıştır. Ayrıca 694 sayılı KHK ile yivsiz tüfeklerin satışına aracılık eden, taşıyan veya nakleden gerçek veya tüzel kişilere de “her tüfek için beş yüz” TL idari yaptırım getirilmiştir. Mevcut mevzuata göre tüfeklerin kargo ile gönderilmesi önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu alana bir düzen getirmek ve yivsiz tüfek nakillerinin kargo-posta yoluyla güvenli bir şekilde yapılabilmesi ve faaliyet izin belgesiz-faturasız gönderimin önlenebilmesi amacıyla Bakanlığımızın 21/01/2017 tarihli yazısıyla silah üreticileri ve kargo-posta işletmelerine talimat gönderilmiştir. Usule uygun taşıma yapmayan kargo firmalarına her tüfek için “beş yüz” TL idari yaptırım uygulanmaktadır. Ayrıca 15 Kasım 2017 tarihinde İstanbul ilinde kargo şirket temsilcilerinin ve Bakanlığımızın ilgili birimlerinin katılımı ile mevcut durumun gözden geçirilmesi için toplantı yapılacaktır” ifadesi kullanıldı.

Usulsuz satış yapan 55 internet adresine adli ve idari işlem uygulandı
Özellikle izinsiz üretilerek sosyal medya sitelerinden usulsüz olarak satışı yapılan yivsiz tüfeklerin satışının engellenmesi amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından usulsüz satış yapan 55 internet adresi tespit edildiği kaydedilerek, adli ve idari işlemlerin yapılabilmesi için il emniyet müdürlüklerine gerekli talimatın verildiği vurgulandı.
Türk Standartları Enstitüsünce (TSE) belirlenen TS-870 göre uzun namlulu ve harp silahı görünümlü yivsiz tüfeklerin taşınması ve kullanılması standartlara uygun olsa da, 81 il valiliğine gönderilen genelge ile OHAL kanunu kapsamında özellikle operasyon yapılan bölgelerde taşınması ve kullanılmasının kısıtlandığı bildirildi.

5 yayın kuruluşuna ateşli silah reklamına yer vermesi sebebiyle para cezası uygulandı
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yetkilileri ile yapılan görüşmeler neticesinde; uydu üzerinden yayın yapan televizyonlarda yivsiz tüfek satış ve tanıtımının önlenebilmesi amacıyla işbirliği sağlandığı belirtilerek, yapılan çalışmalar sonucunda RTÜK tarafından 5 adet yayın kuruluşuna “ateşli silah reklamına” yer vermeleri sebebiyle “Her türlü (ateşli veya ateşsiz) silah veya silah üreticisi ve satıcısının ticari işlemine izin verilmez” hükmü gereğince 14 bin 908’er TL idari yaptırım uygulandığı vurgulandı.

Bakanlık tarafından Konya ilinde 16-17 Şubat 2017 ve 2-3 Kasım 2017 tarihlerinde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ve yivsiz tüfek üreticileri, düzenlenen çalıştay ile bir araya gelindiği hatırlatılarak, sektörün sorunları dinlenme imkanı bulunurken kaçak üretime ilişkin mevcut mevzuat ve cezalar hatırlatılarak sektörden devlet olarak beklentilerin kendilerine iletildiği kaydedildi.

2016 yılında ateşli silahlarla 26 bin 818 olay meydana geldi

2016 yılının 12 ayında ateşli silahlarla 26 bin 818 olay meydana geldiği belirtilerek, “Bu olayların yüzde 31,1’i Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması, yüzde 26,8’i Kasten Yaralama, yüzde 14’ü Tehdit, yüzde 4,3’ü Taksirle Yaralama, yüzde 4,3’ü Yağma (gasp), yüzde 3’ü Kasten Öldürme ve yüzde 16,5’i de diğer olaylardır. Bu olaylarda toplam 10.355 ateşli silah ele geçirilmiştir. Bu silahların (1.914) yüzde 18,4’ü ruhsatlı, (8.441) yüzde 81,6’sı ise ruhsatsızdır” denildi.
2017 yılının 10 ayında ateşli silahlarla 23 bin 498 olay meydana geldiği kaydedilerek, “Bu olayların yüzde 31’i Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması, yüzde 23,8’i Kasten Yaralama, yüzde 12,9’u Tehdit, yüzde 3,8’i Taksirle Yaralama, yüzde 4,2’si Yağma (gasp), yüzde 3’ü Kasten Öldürme ve yüzde 21,3’ü de diğer olaylardır. Bu olaylarda toplam 10.790 ateşli silah ele geçirilmiştir. Bu silahların (1.400) yüzde 12,9’u ruhsatlı, (9.390) yüzde 87,1’i ise ruhsatsızdır” ifadesi kullanıldı.

“Ateşli silah olaylarında 2017 yılında anlamlı bir azalış söz konusu”
Ateşli silahlarla meydana gelen olaylarda, 2016 yılına göre 2017 yılında anlamlı bir artış olmadığı gibi bu tarih itibari ile azalış söz konusu olduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi:

“Günümüze kadar 1 milyon 629 bin 587 adet yivsiz tüfek ve 704 bin 111 adet tabanca olmak üzere toplam 2 milyon 333 bin 698 yivsiz av tüfeği ve tabanca ruhsatlandırılmıştır. 2016 – 2017 yıllarında meydana gelen ateşli silah olaylarında kullanılan ruhsatlı silahların mevcut ruhsatlı silahlara oranı yüzde 0,14’tür. 2016 yılında Bakanlığımızca toplam 96.589 silah ruhsatı verilmiş, 2017 Kasım ayına kadar toplam 89 bin 370 silah ruhsatı verilmiştir. Ruhsatlandırma iş ve işlemlerinde 2016 yılına göre 2017 yılında anlamlı bir artış olmadığı gibi bu tarih itibari ile azalış söz konusudur. Çeşitli ülkelerdeki ruhsatlı silahların toplam nüfusa oranına bakıldığında; Finlandiya yüzde 8, İsveç yüzde 6,7, İspanya yüzde 4,5, Polonya yüzde 4,1 iken ülkemizde ise bu rakam yüzde 3 civarındadır.”

Umut Vakfı’nın yapmış olduğu basın açıklamasında; Türkiye’de 25 milyon silah olduğu, bu silahların yüzde 15’inin ruhsatlı olduğu, yüzde 85’inin ise (21.250.000) ruhsatsız olduğu, bu durumun ise cinayet olaylarında yüzde 70, silahla işlenen olaylarda ise yüzde 200 artışa sebep olduğu, ruhsatsız silah satışlarının internet üzerinden kolay bir şekilde alıcılara ulaştığı belirtildiğine dikkat çekilerek “Bu değerlendirmeler basına yansıyan olaylardan derlenmiş olup herhangi bir bilimsel ve istatistiki veri olmadığı, yoruma dayandığı, dolayısıyla teyide muhtaç bilgiler olduğu tespit edilmiştir” ifadesi kullanıldı.

Açıklama şöyle devam etti:
“Vatandaşlarımızı bireysel silahlandırmaya özendirici herhangi bir mevzuat ve uygulama olmadığı gibi ruhsatlı ve/veya ruhsatsız silahlarla ülke genelinde suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzen ve güveninin korunması, suç ve suçlular ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi, ruhsatsız silah taşıyan ve aranan şahısların yakalanması amacıyla; Şehirlerimizin giriş ve çıkışlarında 24 saat esasına göre rutin, değişik gün, yer ve saatlerde şok, resmi ve sivil ekiplerimizce görev yeri ve saatleri içerisinde ilgili mevzuatlar hükmü kapsamında, park ve bahçelerde, üniversite ve okul çevreleri ile umuma açık iş yerlerinde ve vatandaşlarımızın bulunduğu tüm cadde, sokak ve kamuya açık alanlarda uygulamalar yapılmaktadır. 2016 yılından günümüze kadar Bakanlığımıza bağlı kolluk birimlerince yapılan uygulamalar sonucunda, 144 adet uzun namlulu silah, 9.201 adet ruhsatsız tabanca, 4.532 adet av tüfeği, 5.692 adet kurusıkı tabanca ve 213.375 adet mermi ele geçirilmiş olup, adli makamlarca aranan 86.671 şahıs yakalanmıştır. Ekiplerimiz tarafından uygulama noktalarında ve gelen ihbarlar doğrultusunda silah kaçakçılığı yapan, ruhsatsız şekilde silah taşıyan ve bulunduran kiilere yönelik sürekli denetim ve operasyonlar yapılmaktadır.”