Kent merkezinde bir eczanede asgari ücretle çalışan 35 yaşındaki Erdeniz Dağlı, 2008 yılında eşi Ediz Dağlı (32) ile dünyaevine girdi. Çiftin evliliklerinden 3 ve 6 yaşlarında iki erkek çocuğu dünyaya geldi. Dağlı çifti, yastık altında sakladıkları düğündeki takıları ve birikimlerini ‘Eve hırsız girer’ düşüncesiyle bankaya yatırmaya karar verdi. Çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak için bankaya yatırdıkları 23 bin liranın dolandırıcılar tarafından çalındığını öğrenen çiftin dünyası karardı.

“Yastık altından korkup bankaya güvendik”

30 Temmuz 2017 günü meydana gelen olayı anlatan Erdeniz Dağlı, kredi kartı borcunu ödemek isterken hayatlarının şokunu yaşadı. Banka tarafından müşterilerine sunulan mobil bankacılık uygulaması aracılığıyla kredi kartı borcunu ödemek istediklerini anlatan Dağlı, “30 Temmuz 2017 günü oldu bu olay. Bir kredi kartı borcumuz vardı onu ödeyecektik. Arkasından normal günümüze devam edecektik. Kredi kartı borcunu ödemek için bankanın mobil bankacılık uygulamasına girmeye çalıştık. Bizi sistem ‘Mobil bankacılık uygulaması denetleme ve bakımda olduğundan dolayı erişilememektedir’ diye bir yazı geldi. Bu uygulama zaten bizim telefonumuza yüklü bir uygulamaydı. Herhangi bir sayfalardan falan yüklemedik. Biz herhalde bakım var diye işlemleri sonra yaparız düşüncesiyle odaya çocuklarla oynamaya gittik. Bir süre sonra geldik baktık ki hesaptaki paraların hepsi çekilmiş. Hemen bankaya ulaştık. Ardarda mesajlar gelmiş biz bu mesajların sesini hiç duymadık. Aramızda 1 metre vardı telefonla.

Büyük ihtimal bu mesajlar bize sonradan geldi. Banka hemen bizim hesabımızı bloke etti. Ama karşı tarafın hesaplarına hiçbir şey yapmamış. Ben yalvardım karşı tarafa da bloke koymalarını ancak bir işlem yapmamışlar. Suç duyurusunda bulunmamızı söyledi. Bize gereğini yapacaklarını söylediler. Arkasından 6 saat gibi bir zaman geçti. Gece saatlerinde bankanın merkez şubesinden bizi telefonla aradılar. Bir hesaba para transferi yaptığımızı ve onayımızı sordu. Ben kayıp çalıntı bildirimi yaptığımı söyleyip kesinlikle onayım olmadığını söyledim. Paranın iade olacağını söyledim. Banka ise karşı hesaba bloke koymadıklarını söyledi. Yalvardım. Eve hırsızlar girer düşüncesiyle altınlarımı bozdurdum, bankaya koydum bu sefer paramı bankadan çaldırdım. Biz burada kime güveneceğiz. Banka ödemeyi reddetti. Ben bankaya dava açtım. İkinci duruşmam oldu. Halen daha banka evrakları göndermediği için bilirkişi inceleme yapamıyor. Bunun için halen mağdurum. Param gitti. Ben asgari ücretle çalışan bir elemanım. Burada mağduriyetimi gideremiyorum. Gerekli yerlerden bu konuda yardım bekliyorum” diye konuştu.

“23 bin lirayı çalıp 90 liralık yemek yemiş”

Çalınan parasıyla İstanbul, Konya ve Antalya arasında işlemler yapıldığını anlatan Erdeniz Dağlı, “Para İstanbul Fatih ve Eminönü’nden, Konya nüfusuna kayıtlı bir şahsın kredi kartına aktarılıyor. Antalya’nın Alanya şehrinde işlemler yapılıyor. Kredi kartı ödemesi yapıyor. Telefon hattı borcunu ödüyor. Kuyumcudan işlemler yapılıyor. Üstüne bir de yemek yiyor. Para çekiyor. Toplamda 23 bin lirayı yok ediyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. İki mahkeme geçti, ne banka evrakları gönderiyor. Bütün biriktirdiğimiz çocuğumuzun okul masrafları için biriktirdiğimiz altınlarımız gitti. Evlendiğimiz zamandan aldığımız altınlarımız vardı. Toplamda 23 bin lira vardı” diye ifade etti.  

Onur Altındağ – Barış Doğan
 

Milyonlarca işçiyi ilgilendiren olay, Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki bir fabrikada yaşandı. Forklift operatörü olarak çalışan işçi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na aykırılık teşkil edecek davranışta bulunduğu iddiasıyla işten atıldı. Gebze 3. İş Mahkemesi’ne işe iade davası açan işçi, katılma belgesini imzalamadığından bahisle iş sözleşmesinin davalı işverence savunması alınmaksızın sona erdirildiğini, kendisine mobing uygulandığını öne sürdü. Feshin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia eden davacı işçi, haksız feshin geçersizliğine, işe iadesine, yasadan doğan hakların ödenmesine karar verilmesini talep etti.

Mahkemede savunma yapan işveren ise, davacının iş güvenliği ile ilgili tutanak ve evrakı bütün üstelemelere rağmen asla imzalamadığını, onun dışında herkesin bu imzayı attığını, iş güvenliği mevzuatına uygun davranmanın hem işçi ve hem de işveren için olmazsa olmaz bir yükümlülük olduğunu dile getirdi. İşveren, davacının işi ile ilgili işvereni arkadaşları arasında sürekli suçlar tavrını sürdürerek burada da işverenin maksatlı olduğu söylemi ile gerekli tutanakları imzadan kaçındığını, iş akdinin öteden beri sürdürdüğü işvereni suçlayıcı tavır ve davranışlarına ek olarak bu denli önemli bir imzayı atmaktan kaçınması sonucu mecburen feshedildiğini kaydetti.

Mahkeme, davacı işçinin işe iadesine hükmetti. İşverenin kararı temyiz etmesiyle devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını bozdu. Davacının bölge müdürüyle yaptığı görüşmeyi habersiz olarak kayda aldığına dikkat çekilen Yargıtay kararında, “Davacının davalı işveren aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğu ve müdürüne haber vermeden çalışma saatleri içerisinde özel işlerini halletmek için bankada bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hususu kendisinin de savunmasında doğruladığı, ayrıca bölge müdürüyle yaptığı görüşmeyi gizlice kayıt altına aldığını dosyaya sunulan mail çıktısında açıkça kabul ettiği, kendisine mobbing uygulandığını iddia ettiği ortadadır. Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının bu davranışlarının haklı feshe sebep olacak nitelikte olmamakla birlikte iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine sebep olduğu, feshin geçerli sebeplere dayandığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir” ifadeleri yer aldı. 

Süleyman Aydın
 

Edinilen bilgiye göre olay, Seyhan ilçesine bağlı Tepabağ Mahallesinde meydana geldi. İddiaya göre, Murat Tanoğlu otomobili ile avukatının bulunduğu iş merkezinin önüne geldi. Tanoğlu, otomobili otoparkçı Özkan Çullu’ya bırakıp avukatının yanına gitti. Park etmek üzere otomobili alan Çullu, bu sırada bir otomobil daha gelince geri geri gitmek istedi. Ancak Çullu, geri giderken fren yerine birden gaza basınca otomobil bankanın içine girdi. Olayda, banka önünde duran özel güvenlik elamanı ve sürücü Çullu yaralanırken banka şubesinde maddi hasar meydana geldi. Banka çalışanları ise işe başlarken yaşadıkları bu olaydan dolayı büyük şaşkınlık yaşadı. 

Korkan bazı banka çalışanları kendilerini dışarı attı. Yaralanan Çullu ve özel güvenlik görevlisi hastanelere kaldırıldı.

Olayın ardından polis ekipleri bölgeye sevk edildi. Otomobil ise bankanın içinde kaldı. Bankanın duvarında çatlaklar oluşurken, masa, sandalye, klima ve giriş kapısı kırıldı. Görevliler zarar tespit çalışması başlattı.

“Ben avukata gittim otomobil bankaya havale yapmaya girmiş”

Bu arada otomobilin bankaya girdiği haberini alan Murat Tanoğlu’na ise hemen olay yerine geldi. Otomobilini banka içinde görünce şaşıran Tanoğlu, “Ben avukatımın yanına geldim otomobili de park etmesi için otoparkçıya verdim. Ancak bir süre sonra otoprakçının otomobilim ile bankaya girdiği haberi geldi. Hemen olay yerine geldim olay gerçekmiş. Ben avukata gittim otomobilim bankaya havale yapmaya gitmiş. Burası Adana böyle olaylar oluyor, cana geleceğini mala gelsin” diyerek güldü.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, otomobili bankadan çıkarmak için çalışma sürüyor.

Fatih Keçe-Serkan Çetinkaya