Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Denizli’de görev yapan din görevlileriyle bir araya geldi. Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen programda konuşan Erbaş, Diyanet’in 150 bin din görevlisiyle hem yurt içinde hem yurt dışında dini mübini İslam’a hizmet ettiğini söyledi.

Her bir din görevlisinin hem caminin içinde hem cami dışında yürüteceği hizmetin önemine işaret eden Erbaş, kürsüde ders anlatmaktan çıkan hocanın, mahalleyi, esnafı dolaşarak, dini mübini İslam’ı anlatması gerektiğini savundu. İlk inen vahyin ilim, hikmet ve irfanla ilgili olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, bu medeniyetin insanlarının, çocuklarının elinden kitap, kalem düşmemesi gerektiğini kaydetti.

Başkan Erbaş ikinci gelen vahiyde ‘kalk ve uyar’ emrinin olduğuna işaret ederek, “Okumak, ilim, irfan, kitap ve bunların ulaştırılması, kalkacağız, inzar edeceğiz, uyaracağız. Sadece mahallemiz, köyümüz, şehrimiz değil, bütün dünya bizden bunu bekliyor. İnsanları yeterince aydınlatma noktasında vazifenin yeterince yapılıp yapılmadığının muhasebesinin yapılması gerekiyor. Kendimizi hesaba çekelim, çocuklarımız, gençlerimiz ne durumda? Onlara yeterince sahip çıkabiliyor muyuz, onlara dini mübini İslam’ı zorlaştırmadan kolaylaştırarak, nefret ettirmeden sevdirerek öğretebiliyor muyuz? Yoksa hesabımız ağır olur” diye konuştu.

“Kim peygamberi, vahyi inkar eder de hala Müslüman kalır?”

Peygamberi inkar eden, kenarda duran ve hiçbir şeye karışmayan bir Tanrı anlayışının İslam’la ilgisi olmadığının altını çizen Erbaş, şöyle konuştu:  “Peygamberi inkar ettiğinizde beraberinde kitabı, ahireti de inkar etmiş oluyorsunuz. Yani kendiliğinden olan bir Tanrı anlayışı, onun dışında her şeyi inkar etmiş oluyorsunuz. Bu bir tuzaktır. Bu ateizme giden bir yoldur. Bunu propagandasını da yapmak isteyenlere de fırsat vermeyin. Birileri de bakınız bize şöyle yaptınız böyle yaptınız milletin çocukları bundan oluyor diye planlı bir propaganda yapıyorlar. Bunlara da aldırmayın. Bu da dini istismardır. Din istismarını en uç noktalarından birisidir. Bir de imam hatipteki bizim yavrularımıza iftira ediyorlar. Kim peygamberi, vahyi inkar eder de hala Müslüman kalır, böyle bir şey olur mu? Sizler bu tür propagandaları sakın pirim vermeyin. Peygamberlerin varisleri olarak bizler onların omuzlarımıza bıraktığı emaneti en güzel bir şekilde taşıyacağız. İhlas ve samimiyet, aşk ve heyecan bizim olmazsa olmazımız. Bizler yorgunluğu yormalıyız. Eğer biz yorgunluğu yorarsak o zaman gençlerimize, çocuklarımıza, herkese daha çok hizmet etmiş oluruz. Bizim yürüyüşümüz, oturmamız, kalmamız, bakışımız, üslubumuz sözlerimizden daha etkili, bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizi örnek alacak insanlar.”

“Vazife şuuru, sabır, tahammül, hoşgörü, güler yüz olmazsa olmazlarıdır”

Din görevlisinin toplumda en çok okuması gereken insan olduğunu belirten Erbaş, din görevlisinin o okumalarla davetini, irşadını güçlendireceğini söyledi. Bir din görevlisinin en çok önem vermesi gereken özelliklerden bir kaçına değinen Erbaş, “Kendine güvenen ve başkaları tarafından da en güvenilir insanlar olmaya çalışacağız. Şahsiyet ve onur sahibi olmak din görevlilerinin olmazsa olmazlarıdır. Vazife şuuru, sabır, tahammül, hoşgörü, güler yüz olmazsa olmazlarıdır. İletişim gücü en yüksek olması gereken mesleklerden birisi bizim görevimizdir. İrtibatımızın çok yüksek olması lazım, acı ve tatlı günlerinde insanımızın yanında olacağız” şeklinde konuştu.

Programa Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Huriye Martı, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Başkanlığın üst düzey yöneticileri, Denizli İl Müftüsü Mehmet Aşık ve çok sayıda din görevlisi katıldı.  

Gökten Ceylan

YSK Başkanı Güven, TBMM’de verilen 23 Nisan resepsiyonunda gazetecilerin sorularını cevapladı. Güven, CHP’lilerin geri dönmesinde engel olup olmadığına ilişkin soruya, siyasi tartışmalara girmeyeceğini ifade etti. Yeni seçimlerin Türkiye’ye hayırlı olması temennisinde bulunan Güven, “Yüksek Seçim Kurulu durmaksızın çalışmalarına devam etmektedir. Biz seçim takvimi üzerinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde uyum yasalarının geçmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı için 100 bin oyu verecek olanların oyunu kim toplayacak? Bu henüz açık değil. Bunlar açıklandıktan sonra. biz seçim takviminin açıklayacağız” dedi.

Taslak hazır olup olmadığına ilişkin soru üzerine Güven, taslağın hazır olduğunu söyleyerek, “Hala bunun üzerinde çalışmamız devam ediyor” ifadelerini kullandı. 

Yazılım güncellemesi yapılıp yapılmadığına ilişkin soruya Güven, “Yeni yazılımlar yapıldı. Onunla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Herhangi bir sıkıntı olacağını sanmıyorum” şeklinde konuştu. 

100 bin imzanın teyidi konusundaki soruya Güven şöyle karşılık verdi: 

“Bizim 100 bin imzayla ilgili sıkıntımız yok. Yüksek Seçim Kurulu’na verileceği yönündeki hazırlığımızı yaptık. Vatandaş gittiğinde seçmen olanlar ancak oy kullanabilecek. Seçmen olduğunu kontrol ettikten sonra oradan belge çıkaracağız, bir tanesini el yazısıyla imzalatıp vatandaşın kendisine vereceğiz, bir tanesini saklayacağız, diğer nüshayı da sisteme atacağız, anında ne kadar geldiğini belirleyeceğiz.” 

Yapılanmalarının bu talepleri almaya yeteceğini söyleyen Güven, “Sıkışırsak fazla bilgisayar koyarız., biz sıkıntı oluşturmayız. Seçim dönemlerinde kurumlardan eleman alma durumundayız, istediğimiz elemanı alıyoruz. Bu konuda sıkıntı olacağını düşünmüyorum” diye konuştu. 

Seyyar sandık konusunda Güven, konuyu önemsediğini ve ne olacağını açıklanacağını ifade etti. Taslak seçim takvimini dağıttıklarını belirten Güven, kendilerinin İYİ Parti’nin seçimlere girebileceğini erken açıkladıklarını aktardı. Güven, İYİ Parti ile ilgili kararın oy birliği ile alındığını sözlerine ekledi.  

Ahmet Umur Öztürk

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Kızılcahamam’daki kampında gazetecilerle bir araya gelerek sorularını cevaplandırdı. MHP’nin geçmişten bu yana Türkiye’nin bugünkü siyasi sosyal şartları da dikkate almak kaydıyla ister zamanında ister erken bir seçim için her zaman hazırlıklı olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Seçim stratejimiz iki esasa dayanır. Güçlü ve dengeli Meclis birincisi. İkincisi cumhurbaşkanı seçiminin eş zamanlı gerçekleşmesidir. MHP, cumhurbaşkanı seçiminde kendi partisi mensuplarından aday çıkarmamıştır. Adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. MHP’nin seçim stratejisi cumhur ittifakı çerçevesinde kendi siyasi kimliğini koruyarak her ilin seçim çevresinde öngörülen sayılarla aday belirlemek suretiyle TBMM’de güçlü olabilecek bir ağırlıkta çalışmalarını sürdürecektir. Bir yanda Erdoğan’ın kazanması için gayret göstereceğiz. MHP’nin siyasi kimliğini koruyan bir kadro ile TBMM’de yer almak için çaba göstereceğiz” ifadesini kullandı.
İyi Parti ile ilgili basında yer alan haberlerin hatırlatılması üzerine Bahçeli, “Allah”tan dileğim var basın doğru yazsın” diye karşılık verdi.

“Adaylarına saygı duyuyoruz” 

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayları ile ilgili bir soruya ise Bahçeli, CHP’nin Türk siyası hayatındaki köklü partilerden birisi olduğuna dikkat çekerek “Değişik dönemlerde siyasi hayata renk katmışlardır. İktidar olma şansını yakalamadılar. Sayı artırarak siyasi hayatlarına devam etmek istiyorlar. Adaylarına saygı duyuyoruz. başka adaylarda çıkabilir” ifadesini kullandı.

Fenerbahçe -Beşiktaş maçındaki olaylarla ilgili ise Bahçeli, maçı izleme imkanı bulamadığını belirterek, “Seçim yoğunluğu var. Bu sebepten dolayı. Ancak Beşiktaş’ın hocası Türkiye’nin hocasıdır. Dünya üçüncüsü yapmıştır. Şiddetle kınadım. Aradım geçmiş olsun dileklerimi bildirdim. Beşiktaş sahadan kaçmaz” cevabını verdi. 

Ortak miting soruna yönelik ise Bahçeli, AK Parti ile ortak miting düzenlemeyi düşünmediklerini belirtti. Bahçeli, “Baskın seçim” değerlendirmeleri ile ilgili olarak ise “Zamanında yapılmayan her seçim baskın seçimdir” değerlendirmesini yaptı.

“Başka partilerden alamaz, alırsa bizden alır”  İyi Parti’nin seçime katılıp katılamayacağı ile ilgili tartışmaların hatırlatılması üzerine ise Bahçeli şu değerlendirmeyi yaptı: 

“Burada biraz dikkatli olmak lazımdır. ‘Seçim 15 Temmuz’da olacak’ sloganı ile siyasallaşma sürecine girenler 15 Temmuz’a gerçekten inanmış olsalardı; 15 Temmuz’dan 6 ay önce seçime girme yeterliliğine kavuşmuş olmaları lazımdır. Bunu bilemiyoruz, ilgi alanımız değil. Seçime de girsin. Başka partilerden alamaz, alırsa bizden alır. Biz de rıza gösteririz.” 

Siyasilerin Bozkurt işareti yapmasına yönelik soru üzerine ise Bahçeli, “Tarihimizden gelen bir işarettir. Bozkurt işaretini yapmayan kalmadı. Kılıçdaroğlu yaptı bir şey olmadı, Erdoğan yapınca neden olay oldu” diye karşılık verdi.  

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kızılcahamam’da gerçekleştirilen “Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri-Milletvekilleri-İl Başkanları Müşterek Toplantısı” sonrasında basın açıklaması yaptı. Türkiye’nin içte ve dışta karşı karşıya olduğu yüksek risk ve tehditlerin yeni bir siyasi durum değerlendirmesini, yeniden çizilecek bir yol haritasını adeta zaruri hale getirdiğine dikkat çeken Bahçeli, normal tarihi 3 Kasım 2019 olan milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimlerinin erkene alınmasına yönelik çağrı ve teklifinin kabul gördüğünü anımsattı.

Türkiye’nin 24 Haziran’da sandığa gideceğini dile getiren Bahçeli, “Artık söz ve karar aziz milletimizindir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı çatısı altında seçime girecektir. Partimiz Milletvekili Genel Seçiminde siyasi hükmü şahsiyetini muhafaza edip kendi aday listelerini Cumhur İttifakı kapsamında milletimizin onay ve takdirine sunarken, Cumhurbaşkanı adayı olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyecektir. Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka ve birliğini yüksek bir sadakat ve yürekli bir mücadele ruhuyla savunacak, inanıyorum ki, ülkemizin geleceğini millet iradesinden aldığı güçle güvenceye kavuşturacaktır” diye konuştu.

“Yüksek Seçim Kurulu’nun alacağı karar, açıklayacağı takvim herkes için bağlayıcıdır”

MHP’nin Cumhur İttifakı’nın başarıya ulaşması amacıyla imkanları nispetinde çalışacağını, Türkiye’nin her seçim çevresinde demokratik tutumunu ve milli duruşunu azimle göstereceğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

“24 Haziran 2018’de hangi partilerin seçime girip giremeyeceği, aday veya adayların kim ya da kimler olacağı bizim meselemiz, bizim gündemimiz değildir. Yüksek Seçim Kurulu’nun alacağı karar, açıklayacağı takvim herkes için bağlayıcıdır. Çünkü Türkiye bir hukuk devletidir. Milliyetçi Hareket Partisi cumhurun beklentilerine, taleplerine, arzu ve hedeflerine tüm gücüyle ihtimam, itina ve irade gösterip siyasi faaliyetlerini bütünlük ve ahlaki süreklilik içinde icra edecektir. Hiçbir siyasi zihniyet, hiçbir siyasi aktör acziyet, atalet ve zafiyetinin faturasını oraya buraya çıkarmanın hazırlık ve hevesine kapılmamalıdır. Cumhur İttifakı, 16 Nisan Halkoylamasıyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni bütün kurum, kural ve ilkeleriyle hayata geçirme konusunda tavizsizdir. Türk milleti yegane gücümüz, yegane umudumuzdur. Nitekim egemenliğin sahibi büyük Türk milletidir.”

Türkiye’nin yönetiminde hukuki ve fiili durumların neden olduğu aksamaların, engellemelerin, gecikmelerin ve zayıflıkların yeni bir hükümet sistemiyle telafisinin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bu ihtiyaç karşılanmış, Türkiye’nin önü açılmış, ömrünü kısaltma girişimlerine demokrasinin erdem ve müktesebatıyla set çekilmiştir. 24 Haziran 2018 seçimleri, Cumhuriyet’in yüzüncü yılına giden süreçte tarihi kavşaktır, talihli olmasını dilediğimiz dönüm noktasıdır. Siyaseti karaborsaya çeviren, karmaşık ve kaotik zihniyetleriyle sistem bunalım, hatta rejim krizi çıkarmak için ellerini ovuşturan müflis siyaset erbabına Türk milleti hak ettiği cevabı verecek, demokratik bedeli ödettirecektir. Tekraren parlamenter sisteme dönüş sinyalleri veren, bu kapsamda karanlık söylemlerle avunan tükenmiş siyasetçiler elbette millet iradesiyle terslenip tel tel dağılacaklar, neticede bozguna uğrayacaklardır. Cumhur İttifakı milli istiklalin namusudur. Cumhur İttifakı milli istikbalin müdafaa ruhudur. Milliyetçi Hareket Partisi bu namusu savunacak, bu ruha bağlı kalacak, üstelik ittifakın zaferi için geceyi gündüze katacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cumhurun mükafat ve muzaffer mihveridir” şeklinde konuştu.

“Milliyetçi Hareket Partisi pazarlık yapmaz, yapmamıştır”

Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın şaşmaz ve şaibesiz iradeleri olduğunu söyleyerek, MHP’nin bu iradesini sonuna kadar koruyacağını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önşartsız yanında duracağını, desteğini harfiyen göstereceğini dile getirdi. Bahçeli, “Özellikle seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili olarak, danışıklı dövüş ithamında bulunanlar Cumhur İttifakı’nın başarısından ürken, Türk milletinin yeni bir tarih yazacak olmasından korkan yalancılar ve gayri milli çevrelerin yancıları olan şuursuzlardır. Milliyetçi Hareket Partisi pazarlık yapmaz, yapmamıştır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin ilke ve ülküleri alınıp satılamaz, aksini iddia edenler ise hüsrana uğrayacak ahlaksızlardır. 24 Haziran 2018’de küresel saldırı ve tahakküme cevap verilecektir. 24 Haziran 2018’de kiralık ve proje terör örgütlerinin kumpas ve komplolarına milli irade haddini bildirecektir. 24 Haziran 2018’de Türk ve Türkiye düşmanları sandığa gömülecektir. Kutlu bir diriliş ve yükseliş hamlesi önümüzdedir. Türkiye’nin geleceği bizzat Türk milleti tarafından tayin ve tescil edilecektir. Bundan kaçış yoktur, bundan kurtuluş olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, MHP’nin tam bir uyum ve inanmışlıkla siyasi vaat ve sözlerine sadakat göstereceğini, Türkiye’nin bekasına tüm partililer ile birlikte katkı verip uğrunda mücadelesini kararlılıkla ifa edeceğinin altını çizdi.  

İletişim Fakülteleri Dekanları’nın katılımıyla 12-14 Nisan 2018 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde Adana’da gerçekleştirilen 26’ncı İletişim Fakülteleri Dekanlar Konseyi toplantısının sonuç bildirgesi yayınlandı. Toplantıda 27’nci Dönem İletişim Fakültesi Dekanlar Konseyi Başkanlığı’na Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysel Aziz, Başkan Yardımcılığı’na ise İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yolcu seçildi. 

İstanbul Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre her yıl düzenli olarak yapılan İletişim Fakültesi Dekanlar Konseyi toplantısının 26’ncısında iletişim fakültelerine ilişkin eğitim-öğretim, akreditasyon ve istihdam konularında dekanlar arasında karşılıklı görüş alışverişinde bulunularak aksiyon planları yapıldı. Toplantının gündem maddelerinden biri İletişim Fakülteleri’ne ÖSYS sınavı ile yerleştirilecek öğrencilerde aranacak puan türü konusu oldu. Puan türünde önemli değişikliklerin yapıldığı göz önüne alınarak hangi puan türü ile öğrenci alınmasının daha uygun olacağı hususunda Prof. Dr. Hatice Çubukçu tarafından daha önce hazırlanıp YÖK Başkanlığı’na sunulmuş olan raporun güncellenmesi kararlaştırıldı.

İletişim Fakülteleri’nde öğretim görevlilerinin istihdamı görüşüldü 

Toplantıda, İletişim Fakülteleri’nde öğretim görevlilerinin istihdamı konusunda bir belirsizliğin ve farklı uygulamaların hüküm sürdüğü gündeme getirildi. İletişim Fakülteleri’nde öğretim görevlilerinin istihdamı konusunda ilgili kurumlar nezdinde girişimlerde bulunmak üzere çalışmalar başlatıldı.

Toplantıda ayrıca, ortaöğretim kurumlarında okutulmakta olan iletişim alanları ile ilgili derslerin durumları da görüşüldü. Söz konusu derslerin İletişim Fakültesi Mezunları tarafından verilmesini sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili birimleri ile temasa geçilmesi ve bu konuda bir rapor hazırlamaları konusunda İLDEK Konseyi Yeni Yürütme Kurulu’na yetki verilmesi kararlaştırıldı.

İletişim Fakültesi mezunlarının istihdam alanları konuşuldu 

Toplantıda ele alınan önemli başlıklardan biri de İletişim Fakültesi mezunlarının istihdam alanlarının artırılması oldu. İletişim Fakültesi Mezunları’nın istihdam sorununu ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar başlatılarak mezunların almış oldukları farklı unvanların tescil ve kadro ihdas edilmesi amacıyla Başbakanlık Personel Daire Başkanlığı ile iletişime geçilmek üzere ilk adımlar atıldı. Toplantıda ayrıca İLDEK Yürütme Kurulu seçimi de gerçekleştirildi. Kurula Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysel Aziz, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yolcu, Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Asaf Varol, Giresun Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazım Elmas, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülrezak Altun ve Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Çubukçu seçildi. 

Toplantıda 27’nci İLDEK Konseyi toplantısının Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi Dekanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.  

Avukat Mehmet Savruk, yazılı açıklamasında, “Bilindiği gibi, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Mart 2018 tarihli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasında, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın açıklamalarından yola çıkarak, “FETÖ davası nedeniyle parası olan dayısı olan serbest kalıyor. Arada bir, birilerinin, demek ki vicdanı rahat etmiyor. Şamil Tayyar diyor ki, Gaziantep de çok ciddi FETÖ Borsası var. Git Kayseri’ye de bak. Kayseri’de de var. Sanki biz bilmiyor muyuz? Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı? Milyon dolarlar dönüyor” şeklinde sözler sarf etmiştir. 

Açıktır ki Genel Başkan, bu sözleri ile Sayın Mustafa Elitaş’ın Kayseri’de FETÖ Borsası kurduğunu, FETÖ adıyla anılan, demokratik hukuk devletinin özelliklerini kaldırmak ve devleti ele geçirmek amacı ile tesis edilmiş, en geniş, en büyük katılımlı, silahlı ve kanlı terör örgütüne bir şekilde bulaşmış, bu nedenle soruşturma geçiren bazı varlıklı iş adamlarını Kayseri’ de milyon dolarlar karşılığında serbest bıraktırdığını iddia etmiştir” ifadesinde bulundu. 

Savruk, “Müvekkilim sayın Mustafa Elitaş’a atfedilen eylem, ahlak ve yasa kuralları karşısında çok ağır ve tahammülü gayri kabil olup, aynı zamanda suç teşkil etmektedir. Kuşkusuz ki CHP Genel Başkanına ait olan bu açıklamalar, aynı zamanda yargı gücünün otoritesini ve tarafsızlığını etkileyebilecek bir davranış biçimini bünyesinde taşır. 

Genel Başkanın iddiasına göre, Elitaş, hakkında FETÖ davası ile soruşturma başlatılmış birçok şahıslardan milyon dolarlar alarak kendisine haksız ve hukuka aykırı, büyük ölçülerde çıkar temin etmiştir. Veya yine iddiaya göre, Elitaş, Kayseri’de ‘aracılar sayesinde alıcı ve satıcının karşılaştığı bir pazar’ olarak tanımlanan borsayı kurmuş, ‘FETÖ Borsası’ olarak nitelenen bu borsada, Elitaş, adalet dağıtmakla meşgul, gece gündüz demeden büyük bir özveri ile çalışan hakim ve savcılarımız ile soruşturma geçiren şahıslar arasında rüşvet sözleşmesinde aracılık etmiştir” ifadesinde bulundu. 

Savruk, açıklamasına şu şekilde devam etti: 

“O kadar ki Genel Başkanın bu açıklamalarına göre, yargı organları, hakimler, savcılar aldıkları rüşvet karşılığı ve kaldıkları baskı sonucu varlık sahibi şüphelilerin ‘salıverilmesi’ yönünde karar vermişlerdir.
Genel Başkanın bu sözlerini bir başka şekilde yorumlamak veya açıklamak mümkün değildir. Sayın Genel Başkan, bu sözleri ile, siyasi bir çıkar uğruna, Elitaş ile birlikte. dürüst, canla başla görevini yapan hakim ve savcılarımızı da, geçirmekte olduğumuz böylesi bir dönemde töhmet altında bırakmış, böylece onların da kişilik haklarına ağır saldırılarda bulunmuştur. 

Takdir edilecektir ki ‘Hukuka güvenin bittiği yerde devlet’ de biter. Onun içindir ki, Cumhuriyetimizin kurucusu Kemal Atatürk’ün ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü, adliyelerdeki bütün duruşma salonlarında yer alır. Siyasi çıkar sağlama amacına yönelik sayın Genel Başkanın bu açıklamaları toplumda korku, panik ve büyük bir endişe kaynağı olabilecek, Devletimizi zaafa uğratabilecek niteliktedir. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olan bir şahsın böyle bir beyanda bulunmaya hiçbir zaman hakkı yoktur ve olmamalıdır. 

CHP Genel Başkanına ait olan bu iddialar, müvekkilim ki, hain darbe teşebbüsünün yapıldığı 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanımızın çağrısı ve Başbakanımızın talimatı ile daha ilk saatlerde Kayseri’de canını hiçe sayarak milli irade ve demokrasiye sahip çıkmak için sokağa koşan Elitaş’ın kişilik haklarına da ağır bir saldırı teşkil etmektedir. Bu nedenle, tarafımızdan, Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 2018/ 249 E. ayılı dosya ile 100 bin TL’lik manevi tazminat davası ikame edilmiştir.
Dava konusu açıklamalar ile yasama ve yargı erki temsilcilerinin büyük bir zan altında bırakıldığı ve adalete olan güveni ortadan kaldırabileceği, böylece toplumumuzda telafisi ve tamiri mümkün olmayan yaralar açabileceği düşünülerek manevi tazminata ek olarak Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesi uyarınca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kınanmasına ve kınama kararının ülke genelinde yayın yapan tirajı yüz binden az olmayan üç ayrı gazetede, masrafı davalıya ait olmak üzere yayınlanmasına da karar verilmesi talep edilmiştir”.  

İTO Başkanı Avdagiç: “Yeni bir heyecan ve enerjiyle çalışmalara devam edeceğiz”
 

Şekip Avdagiç, oy birliğiyle İstanbul Ticaret Odası’nın yeni yönetim kurulu başkanı oldu. Avdagiç, “Yeni bir heyecanla ve enerjiyle yönetim kurulumuz İstanbul Ticaret Odası’nda bir yandan devam eden projeleri tamamlamak üzere çalışmalarına devam edecek, bir taraftan da kendi ajandasını hayata geçirmek konusunda çalışmalar yapacak” dedi.

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) İstanbul’daki 81 Meslek Grubu’nu temsil eden 261 Meclis Üyesi, yeni dönemin Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerini belirledi. Saat 17.00’de sona eren seçim sonuçlarına göre Şekib Avdagiç, 136 yıllık bir geçmişe sahip olan İTO’nun 24’üncü Yönetim Kurulu Başkanı oldu.

“Yeni bir heyecan ve enerjiyle çalışmalara devam edeceğiz”

İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Başkan Avdagiç, yeni bir heyecan ve enerjiyle görevlerine devam edeceklerini ifade ederek, “Öncelikle seçim sürecinde bize güç veren katkı sağlayan tüm İstanbul Ticaret Odası üyelerine, seçilen meclis üyelerimize, komite üyelerimize ve bugün seçilen yönetim kurulu üyelerine tebriklerimi ifade etmek istiyorum. İnşallah İTO’nun önümüzdeki 4 dönem görev yapacak yönetim kurulu bugün tek liste halinde seçime girdi ve seçildi. Ümit ediyorum ki önümüzdeki dönemde yeni bir heyecanla ve enerjiyle yönetim kurulumuz İstanbul Ticaret Odası’nda bir yandan devam eden projeleri tamamlamak üzere çalışmalarına devam edecek, bir taraftan da kendi ajandasını hayata geçirmek konusunda çalışmalar yapacak” dedi.

İTO’nun yeni başkanı seçilen Şekib Avdagiç’in listesinde şu isimler yer alıyor:

İsrafil Kuralay, Servet Samsama, İbrahim Doğan Salman, Dursun Topçu, Ahmet Özer, Yakup Köç, Burhan Polat, Levent Taş, Bahadır Yaşık, Adil Coşkun

Yedek üyeler:

Mehmet Akif Özyurt, Murat Dursun, Zeki Paşalı, Mehmet Metin Korkmaz, İlhami Demir, Mehmet Ünsal Ulukır, Münür Üstün, Şevket Aksoy, Abdülkadir Yıldız, Nesim Ayyıldız  

Rıfat Fırat – Fırat Aksoy
 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Miraç Kandili vesilesiyle açıklamada bulundu. “Mübarek bir gecenin feyziyle doluyoruz, yükselişin fikriyle coşuyoruz, muhteşem bir halin, muhterem ve müstesna bir hadisenin faziletiyle hemhal oluyor, vecd ile dualarımızı ediyoruz. Nitekim Miraç’ın şan ve şerefine layık olabilmenin mücadelesini veriyoruz” diyen Bahçeli, Peygamber Efendimizin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya, Rabbimizin sonsuz kudret, eşsiz merhamet, sınırsız rahmetiyle müşerref olduğu hidayet ve hikmet yolculuğunun insanlık için aşılamayacak ufuk, almasını bildikten sonra büyük bir ders olacağını ifade etti.

“Türkiye kuşatılıyor” 

Suriye meselesi üzerinden gündeme ilişkin de değerlendirme yapan Bahçeli, “Ortadoğu kaynıyor, komşu coğrafya ve ülkeler küresel emperyalizmin kamçı darbeleriyle, kahredici güç, çıkar ve nüfuz mücadelelerinin altında ağır kanama geçiriyor. Bu nedenle huzur, istikrar ve barışın miracına ulaşmayı diliyorum. Türkiye her yönden kuşatılıyor. Bölgesel ve küresel tehditler bekamızın hisarlarına devamlı çarpıyor. Düşman emeller düşmemizi, adeta teslimiyete razı olmamızı dayatıyor. Bu itibarla birliğimizin, beraberliğimizin, sükûnet ve selametin miracına milletçe ulaşmayı temenni ediyorum. Twitter’den rest çekenler, füze diliyle konuşanlar, sürekli elleri silaha gidenler varken paylaşmanın, kardeşliğin, sımsıkı sarılmanın, milli bir kucaklaşmanın miracına Türk milleti olarak vasıl olmayı ümit ediyorum. Hüzünlü Mescid-i Aksa’nın ablukadan kurtulması, mukaddesatımıza örtülü savaş açanların oyunlarının bozulması için Türk ve İslam aleminin Miraç Kandili’nin mirasıyla kutlu bir dirilişe, kalıcı bir dirence kademe kademe yükselmesini arzuluyorum. Aziz Türk milletinin, İslam dünyasının Miraç Kandili’ni dua ve en halisane duygularımla kutluyor, Allah’tan daimi saadet ve nice manevi güzellikler diliyorum. Üzülmeyin, Rabbim inananlarladır, dert etmeyin Allah bizimledir” dedi.  

Yağmur Yıldız
 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk Polis Teşkilatının 173’üncü yıl dönümünün hem gururla, hem de buruk bir kalple kutlandığını belirterek, “Buruk bir kalple kutluyoruz, çünkü Türk polisi milli güvenliğimizi temin amacıyla çok sayıda şehit ve gazi vermiş, onca badirelere göğüs germiştir. Polis olmak zordur, gece gündüz devlet için çalışmayı, millet için çırpınmayı gerektirir. Polis olmak; özveri ister, özgüven ister, öz değerlere bağlılık ister, yetmedi mangal gibi yürek ister. Türk Polis Teşkilatı, suç ve suçluyla mücadelede cesaret nişanesi, vatana, millete, bayrağa sevgide cevval bir sadakat timsali, masum ve mağdurları korumada asalet numunesi, Hakk’a riayet, halka hürmet, hakikate dikkat gösteren fedakarlık zirvesi olarak 173 yılı geride bırakmıştır” ifadelerini kullandı.

“Türk polisinin; hainlerle mücadele ederken hiç kimseye muhtaç olmayan haysiyetli bir hayata ulaşmaları en tabii haklarıdır”

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“10 Nisan 1845’den bugüne kadar, emniyet ve esenliğin bekçisi, asayiş ve toplum huzurunun güvencesi olmayı başaran Türk Polis Teşkilatımızla haklı olarak övünüyor, haklarını almaları, hak ettikleri mevki ve mertebelere gelmeleri için üzerimize düşen ne varsa yapacağımızın sözünü çok net bir şekilde veriyorum. Biz polislerimizin hangi zorluklar altında görevlerini icra ettiklerinin bilincindeyiz. Biz polislerimizin nelere katlanarak, neleri göze alıp, ne tür engel ve engellemeleri aşarak mesleki onurlarını muhafazaya çabaladıklarının da farkındayız. Halen görevdeki polislerimizle birlikte gönül huzuruyla emekliliğini yaşayanların sosyal ve ekonomik taleplerinin gerçekleşmesi için meşru ve yasal zeminlerde her inisiyatifi üstleneceğiz, her gayreti göstereceğiz. Ek gösterge artışından tutun da, emekli polislerimize verilen ve yıllardır hiç değişmeyen 100 liralık temsil tazminatının yükseltilmesi için lazım gelen girişim ve müracaatları derhal yapacağımızdan herkesin emin olmasını özellikle temenni ediyorum. Türk polisinin; hainlerle mücadele ederken, hiç kimseye muhtaç olmayan haysiyetli bir hayata ulaşmaları en tabii haklarıdır. Bunu onlara çok göremeyiz. Bunu onlardan esirgeyemeyiz. Türk polisi Türk milletinin beka ve güvenliğinin 173 yıllık hizmetkarıdır. Dilerim ki, Türk polisi mahşeri vicdan türbesinin inanmış türbedarı olarak her daim var olur. Şunu unutmayalım ki, asıl polis, asıl hakim ve savcı insanın kendi vicdanıdır. Vicdan ışıldıyorsa, vicdan işliyorsa; iyiyle kötünün, doğruyla yanlışın tafsilatlı tefriki mutlaka yapılacak, ne suç ne de suçlu aramızda barınmayacağı gibi başlarını kaldıracak dermanı bile bulunmayacaklardır. 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sırasında, teröristlerin havadan bombaladıkları Gölbaşı Polis Özel Harekat Daire Başkanlığında şehit olan 51 kahramanımız başta olmak üzere, yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadele esnasında şehadet şerbetinden içen aziz şehitlerimize Cenab-l Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Türk Polis Teşkilatı’nın 173’üncü yıl dönümünü içtenlikle kutluyor, halen görevinin başında bulunan veya emeklilik günlerini yaşayan, hiçbir millet düşmanına baş eğmemiş, onay vermemiş polislerimizi selamlıyor, hepsine aileleriyle birlikte en iyi dileklerimi sunuyorum.”

“Gözü dönmüş bir katil, insanlığın yüz karası bir cani anılan üniversiteyi kana ve kedere boğmuş, Türkiye’yi baştan ayağa öfkeye sokmuştur”

5 Nisan 2018 Perşembe günü, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesinde duyanları şok eden, görenleri kahreden bir cinayetin vuku bulduğunu hatırlatan Bahçeli, “Gözü dönmüş bir katil, insanlığın yüz karası bir cani anılan üniversiteyi kana ve kedere boğmuş, Türkiye’yi baştan ayağa öfkeye sokmuştur. Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı kapsamında Tokat Gaziosman Paşa Üniversitesinden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesine akademik çalışma ve araştırma amacıyla görevlendirilen karanlık şahıs önüne kim gelirse soğukkanlı bir şekilde katletmiştir. Aralarında ülküdaşımız Fatih Özmutlu’nun da bulunduğu dört üniversite mensubu, milletimizin dört evladı maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu hain saldırı hakikaten de sözün bittiği noktayı işaret etmiştir. Olayın önü ve arkası dikkate alındığında üzüntümüz kadar elbette kaygımız da büyümektedir. Öncelikle görevlerinin başında uğradıkları silahlı saldırı neticesinde son nefeslerini veren kardeşlerimize Cenab-l Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Ailelerinin, mesai arkadaşlarının, Eskişehirli vatandaşlarımın, aziz milletimizin, elbette hepimizin başı sağolsun diyorum” şeklinde konuştu.

“Üniversite hayatı tartışmalı, yurt dışında aldığı eğitimi şaibeli, karakter ve mizacı sorunlu, şahsiyet ve ahlakı sancılı, kavga ve şiddete meyilli, sosyal ve beşeri münasebetleri sakat ve marazi bir alçak birdenbire ülke gündemine yerleşmiştir” diyen Bahçeli, “Bu alçak, üniversitede adeta terör estirmiş, akademik özgürlük ve hoşgörünün düşmanı kesilmiştir. Önüne geleni, gözüne kestirdiğini, kafasına taktığını, hoşuna gitmeyeni, asılsız, mesnetsiz ihbar ve şikayetlerle FETÖ’cü gösteren, FETÖ’cü diye suçlayan cani, bu tavırlarıyla Osmangazi Üniversitesinde huzursuzluk ve korku odağı haline gelmiştir. Tertemiz insanlara çamur atan, üniversite ortamını karartan, çevresine huşunet ve husumetle davranan, bununla da kalmayıp dört ailenin umut ve hayallerini söndüren şerefsiz en ağır şekilde, hiçbir hafifletici sebep göstermeksizin cezalandırılmalı, bir daha da gün ışığı görmemelidir. Üniversite yönetiminin hunhar olay sonrasında katil ile ilgili ‘akıl sağlığı yerinde değildi’ açıklamasına sığınması özrün kabahatten büyüklüğüne çok açık delil teşkil etmiştir” açıklamasında bulundu.

Cenab Şahabeddin’in, “başkası düştü mü çürük tahtaya basmasaydı deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük çıkmasından şikayet ederiz” sözünün burada anlam bulduğunu söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Madem akıl sağlığı yoktu, neden gerekli önlemler alınmadı? Madem bu alçağın aklından zoru vardı, niye itibar cellatlığı yapmasına sessiz ve tepkisiz kalındı? Akli dengesi yerinde olmayan birisinin uyduruk şikayetlerine ihtimam, ufunetli jurnallerine itibar edilmesi vahim bir çarpıklık, bir bakıma suç ortaklığı değil midir? Ne işi vardır aklı ve ahlakı olmayan, üstelik ar damarı çatlak bir canavarın üniversitede? Osmangazi Üniversitesinin yönetiminde bulunan şahıslar, yaşanmış bu kadar trajedi ve ağır sonuçlar karşısında, gereğini yapacak iradeyi, görevden ayrılacak basireti ne zaman, daha hangi hallerde göstereceklerdir? Sorarım sizlere, üniversitede ilim ve irfanın omuzlarda olması gerekirken, masumların içine sere serpe uzandığı tabutların omuzlara alınması nasıl izah edilmelidir? Suçlu sadece kurşunu sıkan mıdır? Kaldı ki, bu katilin kripto FETÖ’cü olduğu herkesin dilinde, herkesin ifadesindedir. Anlaşılan malum kripto FETÖ’cü suçsuz günahsız insanlara bühtanla saldırarak, suç imal ederek kendisini saklamaya, emellerini gizlemeye gayret etmiştir. Cinayet gününe kadar da bunda ne yazık ki başarılı olmuştur.”

“YÖK derhal acil önlemleri devreye almalı, muhtemel saldırıların önüne geçmelidir”

Geçen haftaki grup konuşmasında, “Kim ya da kimler ki, ona buna delilli, belgeli olmadan; önü-arkası tespit, teşhis ve tarif edilmeden FETÖ’cü diyorsa, dikkatinizi çekiyor ve uyarıyorum ki, onlarda bir kuyruk acısı, gizlenmeye, örtülmeye, kapatılmaya çaba gösterilen karanlık bir açık var demektir” dediğini hatırlatan Bahçeli, “İşte Osmangazi Üniversitesinde bunun acıklı bir örneği vuku bulmuştur. Keşke yanılsaydık. Keşke haklı çıkmasaydık. FETÖ’cü olduğu konusunda güçlü emareler bulunan bir namus yoksunu, mezkur üniversiteyi kana ve gözyaşına bulamış, dahası saygınlığına gölge düşürmüştür. YÖK derhal acil önlemleri devreye almalı, muhtemel saldırıların önüne geçmelidir. Suç ve suçluya göz yumanlar, ön açanlar, buyur edenler de gizlenemeyecek kadar nettir. Üstüne vazife olmadığı halde, Facebook, Twitter gibi sosyal medya zeminleri başta olmak üzere, ekranlarda, gazetelerde, aslı astarı olmadan ona buna FETÖ’cü diyen, onu bunu FETÖ’cü diye fişleyen, çeteci gösteren, dedikodu üreten, fitne yayan, değerli isimler üzerinde karalama yapan kim varsa, biliniz ki, ya lokması haram, ya da kripto damarın gizli hafiyesidir. Bu hastalıklı tiplerin kimlerle sorunu varsa kötülemeye, suçlamaya, özellikle FETÖ’cü göstermeye çalışmaları Pensilvanya’nın ekmeğine yağ sürmektedir. Bunlar, FETÖ’nün hedefleri için gizli bir şekilde faaliyet içindedirler. FETÖ’yle mücadeleyi çekemeyen sefiller bunlardır. FETÖ’nün kökünün kurumasına bir yanda destek verir gibi görünüp diğer yanda takoz koymaya, mücadeleyi sulandırıp herkesi suçlu gibi göstermeye tevessül eden çıbanbaşları da bunlardır. Diyeceğim odur ki, bunlara azami dikkat ediniz. Bunlara aldanmayınız, bunlara kanmayınız, bunların oyunlarına gelmeyiniz” açıklamasında bulundu.

“FETÖ’nün kripto damarı son derece faal ve aktiftir”

“FETÖ’yle mücadele ediyorum bahanesiyle, gerçek FETÖ’cüleri arkalayan, mazlumları hızara veren, insan onuruna kara çalan namertler mücadelenin önündeki en büyük engeldirler” ifadesini kullanan Bahçeli, “Bu engelin kaldırılması hepimiz için şarttır, vatan ve millet görevidir. FETÖ’nün kripto damarı son derece faal ve aktiftir. İlaveten devletle toplumu karşı karşıya getirmek için yeni tezgahlar peşindedir. FETÖ’yle mücadelede sonuç almak için projeyi hazırlayan mihraklar kadar, kripto damarın da tam manasıyla deşifresi, ardından da imhası çok acil ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” dedi.

16 Ocak 2018 tarihli grup konuşmasında, FETÖ’yle mücadelede cevabını aradıkları soruları paylaştığını belirten Bahçeli, “FETÖ’yle mücadelede devlet aklı topyekün devrede midir? Yoksa sınırlı sayıda kişinin, kısıtlı sayıda devlet ve siyaset adamının gayret ve çabasıyla mı süreç ilerlemektedir? FETÖ’yle mücadelenin bir stratejisi var mıdır? Bir konsept hazırlanmış mıdır? Siyasi ve hukuki bir eylem planı kurgulanmış mıdır? Fikri temelleri, milli hedefleri, hukuki sınırları berrak bir zihin ve siyasi kavrayışla belirlenmiş midir? Bu terör örgütüyle mücadelenin öncelikleri nedir? Neler olmalıdır? FETÖ’cülüğün standart bir tanım ve tasviri yapılmış mıdır? Biriken sosyal maliyet, devlete karşı yükselen önyargılar, toplumsal tabana yayılan mağduriyetler nasıl ve hangi tedbir zinciriyle bertaraf edilecektir? Bu sorularıma verilecek makul ve mantıklı cevaplar, inanıyorum ki mücadeleye herkesin onay vereceği, herkesin rahat bir nefes alacağı içerik katacak, istikamet çizecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“FETÖ’cülük zamanın bir anında durmuş, donmuş, beklemeye alınmış veya tesadüfen ortaya çıkmış bir halin, bir suçun, bir ihanetin özeti değildir. FETÖ’cü, bilinçli hareket eden, kasten davranan, irtibat, iltisak ve bağlantılarıyla terör örgütünün büyümesine açıktan hizmet eden, bunu hayatının her anma taşıyan, her alanında yaşayan vatan hainidir. Bize göre FETÖ’cülüğün alametleri olarak, öncelikle bylock veya benzeri bir programı indirerek kullanmış, böylesi bir haberleşmeye gereklilik duymuş olmak, Pensilvanyalı kardinale; ruhen, aklen, vicdanen iltica etmek, köleliğe tamam demek, terör örgütünün emellerine açıktan katkı vererek ve bunu süreklilik içinde yaparak hıyaneti diri tutmak, kanlı hedeflere kilitlenmek, dini kisveye bürünüp bir program dahilinde devleti ele geçirme hesaplarının merkezinde, vatanı parçalama planlarının içinde şuurla yer almak, terör örgütüne aidiyeti benimseyip kabullenmek, bunu da gerek yasa dışı yollarla gerekse de yasaların boşluklarından istifadeyle takviye etmektir. Kanunen meşru bir sendika üyeliği muhatabını terörist yapacak mıdır? Yine kanunlar çerçevesinde kurulmuş okullarda okumak, bankalara para yatırmak bir şahsın terör örgütü üyeliği için yeterli olacak mıdır? Bunlar üzerine iyi düşünmek, yarınlarımızı riske atacak sosyal maliyetlere, içten içe büyüyen devlet düşmanlığına karşı mutlaka, ama mutlaka tedbir geliştirmek lazımdır.”

“OHAL’i kaldırmaya teşebbüs veya bunu teşvik cinayettir, cüretkar bir gafilliktir”

FETÖ’nün, yıllar boyunca devlet ve toplumla iç içe geçtiğini bildiren Bahçeli, “Bu çok bariz bir gerçektir. Mücadelede örgütün tutunduğu zeminlerden sökülüp atılmasından ziyade yırtılarak, kazınarak, koparılarak yok edilmesi tek seçenek, tek çaredir. Başka türlüsü de mümkün değildir. İşte bu şartlar altında OHAL’in devamı, proje sahibi ülke ya da ülkelerle her düzeyde hesaplaşmaya hazırlık tarihi önemdedir. Koro halinde, OHAL kalksın diyenler, kaosa alkış tutan, kripto damara göz kırpan şuursuz ve sorumsuz zihniyetlerdir. Normal şartlarda değiliz ki OHAL’i kaldıralım. Tehdit geçmedi ki OHAL’e son verelim. CHP’sinden TÜSİAD’ına, AB’sinden BM’ne kadar OHAL’e karşı gelenler, öncelikle Türk milletinin beka meselesini kavramayan, kavramak gibi dertleri de olmayan maksatlı çevrelerdir. Kripto damar kan dökmek, can havliyle efendilerinden aldığı talimatı yerine getirmek için hazırda beklerken, OHAL’i kaldırmaya teşebbüs veya bunu teşvik cinayettir, cüretkar bir gafilliktir. Hele CHP yönetimi var ki, köprüye gelmeden geçmeye çalışacak kadar akıl fukarasıdır. Akıl bir paraşüt gibidir, ancak açıldığı zaman iş görür. CHP yönetiminin paraşütü uzun süredir kapalıdır, bunu da çakıldığı zaman bizzat anlayacaklardır. Unutmayalım ki; kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür. Biz tüneli gördüğümüz gibi üzerimize gelen treni de çok net öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

“OHAL, halihazırda Türkiye gerçeğinin yansımasıdır. Sürmesi de milli bir zorunluluktur”

“OHAL, halihazırda Türkiye gerçeğinin yansımasıdır. Sürmesi de milli bir zorunluluktur” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“FETÖ’cüler temizlenmeden, tehdit ve tehlikeler geçmeden OHAL bitmez, bitemez, bitmemelidir. Aksini iddia edenler tek ayak üstünde kırk yalan söyleyen, müfteriklikte, iki yüzlülükte marka olan, Türkiye’nin var oluş davasına kast eden kokuşmuşlardır. Bu kokuşmalara da Allah’ın izniyle müsaade etmeyeceğiz, tuzaklarında boğacağız. Büyük kafaların büyük hedefleri vardır, küçük kafaların ise sadece arzuları. Küçük kafalar talihsizliklere boyun eğerler. Büyük kafalar ise talihsizliklerin üstünde yükselirler. Türkiye yükselecektir, yükseklerde hak ettiği doruklara ulaşacaktır. Buna hiçbir zalim, hiçbir hain, hiçbir işbirlikçi engel olamayacaktır.”  

Pelin Üzek Kılıç
 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, beraberinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal ile birlikte Gölcük ve Gelibolu bölgelerinde Donanma Komutanlığı ve 2’nci Kolordu Komutanlığı bağlısı birlik ve karargahlarda inceleme ve denetlemelerde bulundu. 

Orgeneral Akar, bölgedeki birlik komutanları ile bir araya gelerek devam etmekte olan faaliyetler hakkında bilgi alıp direktifler verdi. Orgeneral Akar, denetlemeleri esnasında Zeytin Dalı Harekâtı ile ilgili olarak “Harekât kapsamında icra edilen tüm faaliyetlerin, hem askeri hem insani değerler anlamında diğer dünya ülkelerine örnek olacak bir şekilde, BM kararları doğrultusunda, kullanılan silah ve mühimmat dâhil uluslararası hukuka ve terörle mücadele esaslarına uygun, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak sürdürüldüğünü, sivil ve masum kişiler ile çevre, tarihi eserler ve kültürel yapıların Türk Silahlı Kuvvetleri için dokunulmaz olduğunu, bu anlayışla şanlı tarihimiz ve kültürümüz gereği sivil/masum kişilerin, çevrenin, tarihi eserler ile kültürel yapıların zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyetin gösterilmiştir. Gelinen aşamada harekât bölgesinde kalan sivillerin temel ihtiyaçlarının süratle karşılanmasına hassasiyet gösterildiğini, bunun için ilgili kamu kurumları ile koordineli olarak çalışılmıştır. Bölgede yaşayan sivillerin can ve mal emniyetinin sağlanması için gereken her türlü tedbirin alındığını, bundan sonra da huzur ve güven ortamının korunması konusunda asla taviz verilmeyecektir” ifadelerine yer verdi. 

Orgeneral Akar, “Gücünü asil Türk Milletinin sevgi ve güveninden alan Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vatanın bütünlüğüne, devletin bekasına ve Türk Milletinin huzur ve güvenliğine yönelecek her türlü tehdidin kararlılıkla yok edilecektir. Mücadelenin, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar aynı azim ve kararlılıkla sürdürülecektir” dedi. 

“Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de bir oldubittiye de asla izin verilmeyecek” 

Orgeneral Akar, ayrıca Ege ve Doğu Akdeniz ile ilgili olarak “Ege’de mevcut sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözüme kavuşturulmasının istendiğini, bu kapsamda Ege Denizi’nin bir barış, dostluk ve işbirliği denizi olması için iyi niyetle her türlü çabanın gösterilmektedir. Bununla birlikte Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de bir oldubittiye de asla izin verilmeyeceğini, bunun için gerekli her türlü tedbirin kararlılıkla alındığını, bundan sonra da aynı kararlılıkla alınmaya devam edilecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin asil milletimizin sevgi ve güveninden aldığı güçle ülkemizin egemenlik ve bağımsızlığı başta olmak üzere gerek sınır ötesinde gerek Mavi Vatan’da kendisine verilecek tüm görevleri başarıyla yerine getirme azim ve iradesi tamdır” diye konuştu. 

Orgeneral Akar, “FETÖ’den arındıkça Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinlik, caydırıcılık ve saygınlığının arttığını bir kez daha görülmüştür” ifadesini kullandı.
Orgeneral Akar, “Bu vesileyle, icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı ile diğer operasyon ve faaliyetler kapsamında elde edilen başarılarda en büyük pay sahibi aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, çatışmalarda yaralanan kahraman gazilerimize acil şifalar, şehit ve gazilerimizin değerli ailelerine sabır temenni ediyorum” dedi.
İnceleme ve denetlemeleri esnasında Orgeneral Akar, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline başarıyla yürüttükleri faaliyetler için teşekkür ederek müteakip görevlerinde başarılar diledi.  

Musa Erdoğan