Batuhan Yaşa’ın “Rakka’da buharlaşan DEAŞ’lılar bakın nereden çıktı?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“Türkiye planlarını yaptı ve artık hazır.. ÖSO ve diğer muhaliflerle görüştü..
Evet Afrin operasyonunun eli kulağında..
Fırat Kalkanının benzeri gibi olacak..
Askerî terminolojik tabirle Afrin’de “süpürme harekâtı” gerçekleştirilecek..

KURU YAPRAK GİBİ SAVRULANLAR

Türkiye’nin konjonktürel olarak değişmeyen ‘güney sınırları stratejisi’ var..
Okumalarını medya üzerinden yapmıyor..
Orta Doğu’daki politikalarını sahadaki askerî gerçeklere göre kurguluyor..
-Rusya ve ABD, İdlib harekâtına ses çıkarttı mı?
-Hayır.
Kimse merak etmesin ABD, Afrin’e de ses çıkartmayacaktır..

PKK/PYD İDLİB 4. GÖZLEM NOKTASINA SALDIRDI

Türkiye bir taraftan da İdlib harekâtına devam ediyor..
Sahayı tahkim ediyor..
Fırat Kalkanı bölgesi aynı şekilde..
İdlib’de 4. gözlem noktası da kuruldu.. Toplamda 13 olacak..
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrin harekâtı için tarih vermesiyle PKK/YPG harekete geçirildi..
Harekete geçirenleri hepimiz çok iyi biliyoruz..
PKK/YPG cumartesiden beri İdlib’deki 4. gözlem noktasına havanla taciz atışları yapıyor..
Türkiye’yi vites küçültmeye zorluyor..

İDLİB’DE NİYE YAVAŞ İLERLENİYOR?

Türk askerinin emniyeti ve can güvenliği her şeyden önemli..
Lojistik ikmal yolları da güvenli hâle getirilmek zorunda..
İkmal havadan yapılamaz..
Bu yüzden kara güzergâhı da kontrol altına alınmalı..
Bölgede pusu, fidye ve insan kaçakçılığı dikkat çekici boyutlarda..
Süreç bu yüzden ağır yürüyor..
İdlib’de artık geçici hükûmet de işbaşında..
Bunlar önemli işler..
Kontrol noktaları çok yakında tamamlanacak.. Kimsenin şüphesi olmasın..

ABD, SURİYE’DE GERİYE DÜŞTÜ?

Türkiye, Rusya ve İran güzel işler başardı..
Suriye’de siyasi çözümün yolu açıldı..
ABD, Suriye’deki süreci etkileme gücünü kaybetti..
Kaybettiği etkinliği şimdilerde PKK/PYD’yi silahlandırarak ve ordu kurdurarak kazanmaya çalışıyor..
Sahada güçlü olursanız masada da güçlü olursunuz!

TÜRKİYE PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜĞÜ ELİNE ALDI

Kim ne derse desin Ankara stratejik hedeflerini bir bir gerçekleştiriyor..
Şimdi en önemli soru Afrin’de ne olacağı?
Ne olacağı belli..
Ama öncesi var..
Artık savaşlar medya üzerinden yapılıyor..
DEAŞ’tan asimetrik savaşı öğrenen PKK/PYD Türkiye’ye ağır kayıplar verdirme peşinde..
“Afrin’de ne işimiz var” seslerinin yükselmesi isteniyor..
Daha geçen hafta İran’daki ayaklanmada aynı sorular sorulmamış mıydı?
Türkiye çok saf ya düzenli ordusu ile Afrin’e girip asimetrik savaşa kalkışacak!
PKK/YPD, karargâhlarını aynı DEAŞ gibi yer altına taşıdı..
Brüksel’deki NATO karargâhının koridorlarında hâlâ Türk ordusunun Fırat Kalkanındaki başarısı konuşuluyor..
İstihbaratı ayrı şekilde..
MİT, Suriye’de sahaya tam hâkim..
PKK, Afrin’de stratejik bölgeleri mayınladı..
ABD’den aldıkları antitank füzelerini etkin şekilde kullanıyorlar..
Türkiye atacağı adımları karşı tarafın söylemleri veya teşviklerine göre de belirlemiyor..

“NE ZAMAN GİRECEĞİME BEN KARAR VERİRİM”

Cumhurbaşkanının “Afrin’e bir hafta içinde gireceğiz” açıklamasının ardından ne oldu?
Apar topar pazar günü Reuters’e haber sızdırıldı:
-“30 bin kişilik ordu kuruyoruz.”
Ön almak için..
Bir de başına “Koalisyon” koydular..
Peki madem, Almanya, İngiltere ve Fransa PKK/PYD ordusuna niye sessiz?
ABD’nin tepki çekmemek adına “Ben yapmadım.. Koalisyonla birlikte yaptık” demesi bayağı gülünç oldu..
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Afrin’e gireceğim.. Zamanına ben karar veririm” mesajının çok iyi okunduğunun ispatı bu..

DOĞUDAN, BATIDAN, KUZEYDEN, GÜNEYDEN

Ankara operasyon için artık hazır..
Düğmeye basacağı doğru anı bekliyor..
Harekât kuzeyden, güneyden, doğudan ve batıdan eş zamanlı başlayacak..
Fırtına obüsleri Fırat Kalkanında güzel işler başarmıştı.. Afrin’in de öznelerinden biri olacak..
Hava harekâtı ile PKK’nın yer altı sığınakları yerle bir edilecek..
Koordinatları F-16, F-4 ve SİHA’ların bilgisayarlarına yüklendi..
Afrin Harekâtı aynı Fırat Kalkanında olduğu gibi ÖSO birlikleri ile gerçekleştirilecek..
Başka muhalif unsurlar da bu kez Türkiye ile birlikte hareket edecek..
Topçu birlikleri ve hava harekâtı ile ÖSO’nun önü açılacak..

HER ŞEY KÜRT DEVLETİ İÇİN

Siz niye PKK/PYD’ye ordu kurarsınız?
Cevabı çok zor değil:
-Otonom bir yapıya sahip Kürt Devleti için..
Tam bağımsız olup olmaması ABD için şimdilik önemli değil..
Çok da güçlü olmayacak..
-Kontrol edebilmek için..
Hep aynı:
Tavşana kaç, tazıya tut..
Biri ile diğerini dengele..

PKK/YPG’YE KARŞI ÖSO

Ama Türkiye kendisine yapılanların karşılığını bir şekilde veriyor..
Sen PKK/YPG’yi güç olarak ortaya koyarsan Türkiye’de Özgür Suriye Ordusunu karşına çıkartıverir..

YOKSA DEAŞ’LILAR PKK/YPG SAFLARINDA MI?

En önemli başlığı sona bıraktık..
O kadar DEAŞ’lı ne oldu?
Hepimizin kafasındaki soru bu..
Buharlaşıp uçmadı ya bunlar..
Güvenilir kaynaklara göre 300 üst düzey DEAŞ’lı Rakka’dan alınıp kuzeye getirildi..
Saçları sakalları kesildi..
Ve evet..
PKK/PYD saflarındalar artık..
Yakında fotoğraflarını da görürüz..
Nihai amaç şu; Türkiye’nin Araplarla tarihî bağlarını kesmek..
Ticari ve sosyal ilişkisini Kürdistan üzerinden kontrol edebilmek!” 

Batuhan Yaşar’ın “İşte ‘Hayır’ cephesindeki son durum” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha 22 ay var
Ama Devlet Bey’in çıkışı Ankara kulislerini salladı.
Beklenen bir gelişmeydi ancak ‘zamanlaması’ birilerini zor durumda bıraktı.
‘Hayır’ cephesinin hamlelerini öne aldırdı.
Detaylara girmeden önce bir iki noktayı daha açıklığa kavuşturmakta fayda var…
“AK Parti-MHP ittifakı Kürt oylarını kaçırır” laflarının boş olduğu ortaya çıktı
15 Nisan Referandumunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu oyları “bölgenin” AK Parti-MHP ittifakını onayladığını açıkça göstermişti.

KİM TUZAK KURUYOR?

“Kürt oyları kaçar” işi tutmayınca bu kez de “MHP, AK Parti’ye tuzak kuruyor” denmeye başladı:
-“Devlet Bey kendini garantiye alıyor…”
-Ne garantisi. Siyasette böyle bir şey olabilir mi?
-“MHP’nin 40 milletvekili şimdiden cepte.”
-Sayın Bahçeli, milletvekili seçimlerine MHP olarak katılacaklarını açıkladı…
“Tuzak” lafı 7 Haziran 2015 seçimlerinden beri dolaştırılıyor.
3 yıldır MHP’nin tuzağını gören duyan oldu mu?
Belli ki gelişmelerden çok rahatsızlar.
MHP ellerinin altında olsaydı çok farklı işler yapabilirlerdi.

‘HAYIR’ CEPHESİ TOPARLANAMIYOR

CHP, HDP ve İyi Parti bugünlerde tamamen içe dönmüş durumda.
Kendi dertlerindeler.
Her kafadan başka bir ses çıkıyor.
“Kendi adayımızı çıkarırız” diyen de var, diyemeyen de.
“Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan da olmayalım” düşüncesi hâkim.
Zemin yoklaması yapanlar.
Haber bekleyenler.
Var da var.
İşler karışık.
İki ay önceki organize işler, ortak hareketler, senkronize açıklamalardan eser kalmadı.
Herkes kendi derdine düştü.

“2. TUR İŞİ BİZİ KURTARMAYABİLİR…”

‘Hayır’ cephesinin baştan beri tek hedefi var…
-Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 2. tura bıraktırabilmek.
-Çok aday çıkartıp yelpazeyi genişletmek.
Ama aralarında yeni bir tartışma daha çıktı:
-“Tamam hadi diyelim seçimler 2. tura kaldı.. Ya fasulyeden belirlediğimiz aday 2. tura kalırsa ne olacak?”
Ee yani birader 1. turu planlamadan 2. turu nasıl şekillendireceksin
Meral Akşener “Abdullah Gül dahi aday olsa ben aday çıkartırım” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu bir türlü kararını veremiyor.
Bir şey olacağından değil ama tabandan Kemal Bey’in çıkışlarına itirazların gelmesi dikkat çekici.
Saadet Partisi ‘şimdilik’ ‘Hayırcılarla’ birlikte” görünse bile orada da işler karışık.
Tabandan, tavandan ‘arkadaş siz ne yapıyorsunuz’ itirazları yükseliyor

ALPER TAŞDELEN OLAYI!

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen başarılı… Fena da gitmiyor…
Ankara Kongresinde salona girerken Kemal Bey’in yanında birileri vardı ama Taşdelen yoktu.
Sebebi öğrendik:
Alper Bey bir yerlerde “Kemal Bey’in yerine ben geliyorum” gibisinden laflar etmiş.
Bu da Kılıçdaroğlu’nun kulağına kadar gitmiş. Şimdilerde araları limoni sizin anlayacağınız.
İzmir, Tunceli ve Ankara Kongrelerinde yaşanan kavgalar.
“İstanbul daha sert geçecek” diyorlar…

TÜZÜĞÜ DEĞİŞTİREBİLECEK Mİ?

Bir de Kemal Kılıçdaroğlu, Büyük Kurultay’da tüzüğü değiştirip koltuğu daha da sağlama almak istiyor
Olay şu:
Kemal Bey, milletvekillerini ön seçim yerine merkez yoklaması ile belirlemek istiyor.
Yani tek adamlığa doğru gidiş var.
Karşınızda “Demir yumruk Kılıçdaroğlu” dersek çok da yanlış olmaz.
Yakın çevresine bu durumu şöyle izah ediyor:
-“Partinin enerjisi içeride tüketiliyor. Bunun önüne geçmemiz lazım…”
Yapabilir mi peki?
Hep beraber göreceğiz..

ONU O KOLTUĞA GETİRENLERDEN HABER GELDİĞİ AN!

CHP’nin içini çok iyi bilen bir CHP’li dedi ki:
-“Geçin bunları… Kemal Bey’i o koltuğa getirenlerden işaret gelmediği için kıvranıyor… Haber bekliyor yani… Onlar ne derse o…”
Şimdi soru şu:
-Kemal Bey, FETÖ ile aynı dili kullandığı için eleştiriliyor mu?
-Evet, ciddi bir şekilde.
O zaman bu seçeneği de ihtimaller dâhiline almamız gerek.
Bakalım o beklenen haber, talimat ne zaman gelecek?

GENEL BAŞKANLIKTAN OLUR MU?

Zaten 5 yılda 7 seçim kaybeden bir Kemal Kılıçdaroğlu ile karşı karşıyayız.
Yeni bir yenilgi karşısında CHP’nin Kemal Bey’le artık yollarını ayıracağını söyleyenler de var:
“Bu yüzden Büyük Kurultay’da karşısına ciddi bir aday çıkmaz. Kulağının üzerine yatıp 22 ay sonranın hesaplarını yapan 3-4 kişi biliyorum…”
‘Hayır’ bloku dağılmış durumda.
Hele bugünlerde hiç organize olamıyorlar.
Gerçekten ‘5 benzemez’i bir araya getirmek zor iş…
Bunun için yeni bir özne aradıklarını da duyduk.
‘Hayır’ cephesinin de “Büyük Patron’un” da kafası çok karışık!” 

Batuhan Yaşar’ın “Ankara kulislerinde bunlar konuşuluyor” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışı siyasi kulisleri hareketlendirdi..
TBMM’de en az sandalyeye sahip olmasına rağmen Devlet Bey’in MHP’si gündem belirlemeye devam ediyor..
Ana muhalefetteki CHP’nin kozlarını birer birer elinden aldı..
Muhalefet blokunu da (CHP-HDP-İYİ Parti) çökertti..
Kemal Kılıçdaroğlu’nun hamlelerini boşa çıkarttı..
‘CHP ne düşünüyor?’ yerine ‘MHP’ye soralım’ denmeye başladı..

Biz yarını, Devlet Bahçeli 22 ay sonrasını görüyor

Devlet Bey 2015 Haziran ayından beri siyasetin fay hatlarıyla oynuyor..
AK Partiye karşı oluşturulan CHP-HDP ittifakına girmeyerek FETÖ’nün oyununu bozdu..
CHP ile HDP arasındaki gizli ittifakı ortaya çıkarttı..
15 Temmuz sonrası referanduma giden süreçte pekâlâ Kabineye MHP’li isimleri sokabilirdi..
Ama yapmadı..
Siyasi beka işlerine hiç girmedi.. Oralı bile olmadı..
MHP’nin içini oymak, boşaltmak istediler..
Kıvrak hamlelerle süreçten güçlenerek çıktı..
Peki Devlet Bey bu açıklamayı niye Cumhurbaşkanlığı seçiminden 22 ay öncesinden yaptı?
MHP’den önemli bir isim şu cevabı verdi:
-“Devlet Bey hiçbir siyasi hamleyi laf olsun diye yapmaz.. Biz yarın ne olacak diye düşünürken o 22 ay sonra olacakları öngörebiliyor..”

Hem muhalefet hem ittifak

AK Parti ile MHP bütün konularda bire bir aynı mı düşünüyor?
-Hayır..
Hatta siyaseten AK Parti ile ayrıştığı, farklı düşündüğü birçok konu var..
MHP, iktidarla hem yakın iş birliği hem de nasıl muhalefet yapılacağını gösterdi..
Siyasetteki tansiyonu düşürdü..

2019’un yol haritası

Bugün Beştepe’de önemli bir buluşma var..
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli 2019’a giden yolda ittifakın detaylarını konuşacak..
Zaten bir süredir Erdoğan ile Bahçeli arasında çözemediğimiz bir iletişim var..
Senkronize adımlar atılıyor, açıklamalar yapılıyor..
CHP ve HDP’den gelen sert tepkilere bakılırsa MHP’nin bu adımı hiç hoşlarına gitmemiş..

‘Hayır Cephesini’ adım atmaya zorladı

Sadece bu da değil..
Devlet Bahçeli yaptığı çıkışla aynı zamanda ‘Hayır Cephesinin’ elini de açık etti..
HDP ile her türlü iş birliği yapıp sonra da yapmıyormuş gibi davranan CHP’yi zora soktu..
Tam da zaman kazanmışken, işler tıkırındayken bu açıklama hiç olmadı..
CHP, HDP, İYİ Parti ve İP için ‘5 benzemez’ dedi..
Aslında ‘Hayır Cephesini’ karşı adım atmaya zorladı..
Gizli iş birliğini açıkladı..
Kemal Kılıçdaroğlu’na da ‘bekleme, aday olacaksan şimdi açıkla’ mesajını gönderdi..

İttifak yaparsanız Kürt oyları gelmez!

Birileri de bir taraftan MHP ile yapılacak ittifakta Kürt oylarının AK Partiye gitmeyeceğini üflüyor..
MHP’nin Kürt vatandaşlar için incitici veya kötü bir sözü mü oldu?
-Hayır
Peki kim çıkartıyor bunu?
-AK Parti ile MHP’nin iş birliği veya ittifak yapmasından rahatsız olanlar..
Yakında sırf bu başlıkla kamuoyu araştırmaları yapıldığını da göreceğiz..
15 Temmuz Referandumunda Güneydoğu’dan gelen Kürt oylarına bakın, oyunu görürsünüz!

Abdullah Gül, Şubatta sahalara iniyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün isim vermeden hedef aldığı Abdullah Gül “ne yapsam, ne etsem” hesaplarının sonuna geldi..
Ulaştığımız bilgilere göre Abdullah Gül şubat ayında bazı adımlar atacak..
Ciddi ciddi hazırlanıyor..
Hemen söyleyelim ilk aşama bu..
Parti kurmayacak veya bir partiye (Saadet Partisi, İyi Parti) üye olmayacak..
İlk aşamada bazı akil insanlarla yemekte bir araya gelecek..
“Ben partilerüstüyüm” mesajı verecek..
Özetle kamuoyunun tepkisini ölçmeye çalışacak..
Ama “hadi hadi” diyerek arkasından itmeye çalışan tonla adam olduğunu söyleyebiliriz..
Siyasete nasıl başlandığı değil de nasıl bitirildiği konuşulur..
Bakalım Abdullah Gül finali nasıl yapacak?

AK Parti dünyadaki örnekleri incelemeye başladı bile

AK Parti resmî ittifakların nasıl yapıldığı konusunda dünyadaki örnekleri mercek altına aldı..
Seçim kanununda ittifakları yasaklayan maddelerin temizlenmesi de bir başka çözüm..
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine yönelik uyum yasaları 1 ay içinde TBMM’nin gündemine getirilecek..
Marta kadar hepsinin geçirilmesi hedefleniyor..
Siyaseten hareketli günlere çoktan girdik.”  

Batuhan Yaşar’ın “2018 senaryoları Çatı adaya karşı” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle

“Siyasi kulisler hareketli.
Birçok şey söyleniyor, konuşuluyor
İç siyaset ve dış politika iç içe girdi.
Hiçbir konu birbirinden ayrı veya bağımsız değil.
FETÖ’nün ABD’deki davası sarpa sarınca işler değişti.
‘Nasıl manevra yapar da davayı yenileriz’ planları çoktan yapıldı.
Zarrab davası tamamen “iç siyaseti ve 2019 seçimlerini etkilemek” üzere kurgulandı
Şimdilerde davayı devam ettirmenin, ikincisini açmanın yolları aranıyor.

HOŞ GELDİN ESKİ SAVCI

Dünyanın neresinde görülmüştür?
Davaya bakan, emekli savcı hooop kapıdan içeri girsin:
-“Ne yaptınız çocuklar? Görünüşe bakılırsa çok da iyi gitmiyorsunuz. Size böyle mi bıraktım… İçine ettiniz kahrolası davanın”
Komedi ötesi.
Onu da bırakın yargı bağımsızlığını etkileyen bir durumla karşı karşıyayız.
O kadar cesurlar ki bunlar umurlarında bile değil.
-‘Yeter ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir şekilde ulaşalım, Türk ekonomisine darbe vuralım’ derdindeler.
ABD Başkanı Trump tarafından görevden alınan Preet Bharara sadece “ne oluyor” diye mahkeme salonuna gelmedi tabii ki:
-Bharara tecrübeli Jürinin nasıl etkileneceğini çok iyi biliyor… Taktik verdi, yeni yol haritasını belirledi.
-Hâkim Berman bile son günlerde ‘ben nasıl bir davaya(!) düştüm’ diyerek etraftan medet ummaya başlayınca Bharara olaya el koydu. Çekingen davranışlar içine giren Hâkim Berman’ı cesaretlendirdi.
-‘Sakın ha davayı düşürmeyin’ dedi.
-‘Merak etmeyin 2’nci davayı açarız işi orada bitiririz’ yolunu gösterdi.
Gerçekten ilginç olaylarla karşı karşıyayız.
ABD Ankara Büyükelçiliğinden yapılan ‘2019 başına kadar vize yok’ açıklamasını nereye koyacağız?
Olay vizeye kadar düştüyse zaten diyecek bir şey yok.
Bütün bu olanlar birbiri ile ilintili.
New York’taki dava hukuk adamlarına göre çoktan düşmeliydi.
Ama çok iyi biliyoruz ki ABD ‘at pazarlığı’ yapmayı sever.
Bakalım zorlaya zorlaya davayı nereye kadar götürebilecekler…

ERKEN SEÇİM VAR MI YOK MU?

Yeni değil, CHP 6 aydır erken seçim tartışmalarını gündemde tutmaya çalışıyor.
Bunu başardı da.
Buna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti her fırsatta ‘erken seçim yok’ mesajı veriyor.
Bir defa AK Parti’nin, genel seçimlere göre daha düşük oy aldığı yerel seçimleri öne çekmeyeceğine kesin gözüyle bakabiliriz…
Peki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilli seçimleri öne alınabilir mi?
Şu an AK Parti ‘erken seçim’ diye bir şeyi konuşmuyor.
İttifak ve seçim barajı konusu da birinci önceliği değil.
Hükûmetin gündeminde ‘Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin teknik uyum düzenlemeleri’ var
Mart 2018’e kadar bu işlerin bitirilmesi hedefleniyor.
İttifak konusu, zamanı gelince, seçimlerin hemen öncesinde konuşulacak, değerlendirilecek
Baraj meselesi de öyle.
‘Dar bölge’ değil de ‘daraltılmış bölge’ seçim sistemi getirilirse zaten ortada baraj filan kalmayacak.
Anayasa değişikliğine eklenen madde ile bu düzenlemeler seçime 4 ay kala bile yapılabileceği için acele etmeye gerek yok.
2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve son referandumda CHP “Çatı Aday” ve “Hayır Cephesi” oluşturmuştu.
Kulislerde CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini 2’inci tura bıraktırabilmek için aynı yolu deneyeceği konuşuluyor.
CHP’nin HDP, Saadet Partisi ve Meral Akşener’in İyi Partisi ile iş birliği yapacağına kesin gözüyle bakılıyor..

‘HAYIR’ CEPHESİNE KARŞI ‘CUMHUR İTTİFAKI’

Dediğimiz gibi AK Parti’nin gündeminde erken seçim ve ittifaklar yok.
Kulislerde konuşuluyor olması bir şeyi değiştirmiyor.
Zaten İyi Parti’yi hiçbir şekilde muhatap almıyor.
MHP ile birçok konuda zaten uzun süredir ortak hareket stratejisi var.
BBP için de benzer şeyler söylenebilir.
Seçimler yaklaştıkça ‘Hayır’ cephesi içinde başka aktörleri görmemiz de muhtemel.
Hazırlık yapanlar var.
Daha önce yazmıştık…
Safların sıklaşması için beklentilerin karşılanması gerekli.
New York davasındaki gidişat ‘hayır’ cephesine yeni istikametler çizebilir.
Emin olun 2018 her bakımdan hareketli geçecek…”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sunduğu TGRT Haber Gündem Özel programında konuk oldu. Türkiye saatiyle aynı zamanda New York’a BM Genel Kurulunda Kudüs’ün mevcut statüsünün korunmasıyla ilgili tasarı teklifi oylaması gerçekleşirken, Kalın ve Yaşar konuya ilişkin değerlendirmelerini aktardı. Bir taraftan Amerika’nın, diğer taraftan İİT’de aldığı kararla Türkiye’nin press yaptığını ifade eden Yaşar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dünya beşten büyüktür” sözüne atıfta bulunarak, bu oylamanın zuhuru olabileceğini kaydetti.

“3’te 2 çoğunluk bekliyoruz”

Yaşar’ın Amerika yönetiminin tehdidinin de altını çizmesine ilişkin değerlendirme yapan Kalın ise, “Biz 3’te 2 çoğunluğun sağlanacağını bekliyoruz. Çünkü Güvenlik Konseyine sunulan karar 15 ülkenin oylamasında, 14’e 1 çıkmış ve sadece Amerika’nın vetosuyla reddedilmişti. 14 ülke Kudüs konusunda mutabakat halinde hareket etti. Bu önemli bir kazanım, bunun bir yansıması olarak da, 3’te 2 çoğunluğun yani 129 ülkenin ‘evet’ vermesi bekleniliyor. Tahminler yüzde 70 civarındaydı ama Amerika’nın presi neticesinde fireler muhtemelen olacaktır. Bazı ülkeler katılmayacağını, çekimser oy kullanacağını açıkladı” şeklinde konuştu.

“ABD kararından vazgeçmezse gayrihukuki bir işlem yapmış olur”

Bu tartışmanın Kudüs meselesinin ne kadar hassas olduğunu ve küresel bir nitelik kazandığını göstermesi bakımından önemli olduğunu aktaran Kalın, netice ne olursa olsun bu konunun takipçisi olunacağını kaydetti. ‘Evet’ kararına rağmen Amerika’nın kendi kararından vazgeçmeyebileceğini de ifade eden Kalın, “Bu durumda BM kararlarıyla tescil edilmiş gayrihukuki bir işlem yapmış olur. Aslında şuanda da daha önceki Amerikan yönetimlerinin altına imza attığı bir kararı ihlal ediyor. Buradaki asıl mesele bizim neden tepki gösterdiğimizdir. Kudüs’ün tarihi ve dini gerçekleri göz önünde bulunduğunda hangi ülke tarafından olursa olsun tek taraflı olarak İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi, gayri hukuki ve tarihi gerçeklerle bağdaşmayan bir karar. Ayrıca bu durum iki devletin çözüm sürecini zora sokan ve orta doğudaki barış sürecini de etkisiz hale getiren bir karar. Trump yönetiminin ‘biz yeni bir orta doğu barış süreci planı üzerinde çalışıyoruz’ şeklinde bir kararı varsa bu zaten ölü doğmuş bir plan demektir. Çünkü Filistin meselesindeki temel problem, barış için uygun bir zemin bulunup bulunmadığı değil, İsrail’in işgalidir. İsrail’in kurulduğu tarihten bugüne yaptığı onlarca eylemler, Gazze’ye saldırılar, işgal politikaları ve yerleşim politikaları neticesinde ortaya çıkan bir tablo var. Bu tablo ne Filistinlilerin iradesiyle, ne de uluslararası toplumun onayıyla ortaya çıkan bir tablo. İsrail’in özellikle ABD ile kuruduğu ittifak ve AB ülkelerinden aldığı destek neticesinde ortaya çıkmış bir tablodur bu. Cumhurbaşkanımız çeşitli vesilelerle bir harita paylaştı. 1947’den 67’ye ve bugüne dair olan o harita, Filistin’in asli topraklarının nasıl eridiğini gösteren bir ibret tablosudur aslında. Dolayısıyla işgal politikaları devam ettiği müddetçe, ne Kudüs, ne Filistin toprakları ne de orta doğuda barış, istikrar ve huzurun gelmesi mümkün değil. İsrail’in yapması gerek işgal politikalarına son vermektir” diye konuştu.

“ABD’nin kararındaki hayır Filistin’in hatırlanması oldu”

2010-2011’den beri terör olaylarından dolayı Kudüs meselsinin unutulmuş olduğuna dikkat çeken Kalın, “Belki Trump yönetiminin bu kararının en hayırlı neticelerinden birisi Filistin’in hatırlanmasına sebep olması. Türkiye aldığı inisiyatifle çok önemli bir öngörüde bulundu. Cumhurbaşkanımız hemen gerekli süreçlerin başlatılması talimatlarını verdi” dedi.
Yaşar’ın Türkiye’nin İİT’de aldığı kararla bir yol haritası çizdiğini ve şuanda bu yol haritasının gereklerini yerine getirdiğini ifade etmesi üzerine Kalın, “Biz bu kararın yanlış olduğunu ifade ettik ama onlar yollarına devam ettiler. BM Genel Kurulu’ndaki oylama önemli eğer karar çıkarsa tarihi bir karar olacak ve tarihi bir ana şahitlik etmiş olacağız. Bu durum bizim açımızdan Yahudilik, İslam meselesi değildir, Kudüs meselesi işgal meselesidir” cevabını verdi. 

Konuyla ilgili gayri insanileştirme süreçleri işletildiğini belirten Kalın, Kudüs hadisesinde Amerika’nın tek başına kaldığını, bu nedenle de çok açık bir şekilde, diplomasi tarihinde görülmemiş bir nobranlıkla tehdit etmeye başladığını söyledi. Amerika yönetiminin “Biz bunları tek tek not alacağız, sizi cezalandıracağız” ifadelerinin BM’de işleri bu noktaya getirdiğinin altını çizen Kalın, “Kimse durup dururken Amerikan karşıtlığı yapmıyor. Trump yönetimi ‘biz büyükelçiliğimizi de taşıyacağız’ diyebilir, ama ABD’yi hangi ülke takip edecek, hangi ülke büyükelçiliğini Tel-Aviv’den Kudüs’e taşıyacak? Şuana kadar gördüğümüz kadarıyla bunu hiçbir ülke yapmayacak” dedi.

Yağmur Yıldız – Derya Yetim 

 

Batuhan Yaşar’ın “FETÖ acı sonla yüzleşti” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

“FETÖ 2007 yılında düğmeye bastı.
Önce polisle harekete geçtiler.
Dalgalar peş peşe geldi.
Ardından yargı ayağı kıpırdandı.
Birbirini izleyen kumpas davaları karşımıza çıktı.
Gazete ve televizyonlarda kurulan mahkemeleri, yargılamaları gördük.
Kararlar mahkeme salonlarında değil de medyadan verildi.
Ve Gezi…
Gezi’de FETÖ’nün gerçek yüzü ortaya çıktı.
Sanki karşıymış gibi görünüp alttan alta halkı isyana çağırdılar.
Sosyal medyayı ve fake hesapları çok etkili kullandılar.
Sonrası çorap söküğü gibi geldi.
17-25 Aralık yargı darbesi girişimi.
7 Haziran seçimleri sonrasındaki kaos ve iç savaş planı.
Şehir savaşları için PKK ile kol kola girdiklerine şahitlik ettik.
Hiçbiri olmayınca altın vuruşu yapmaya kalktılar:
15 Temmuz kanlı darbe girişimi..
Ardından Türkiye’nin FETÖ ile gerçek mücadelesi başladı
Darbe üstüne darbe alınca ‘bayramda şöyle olacak’, ‘şu tarihte böyle olacaklar’ başladı.
Ama hiçbiri gerçekleşmedi.
Cezaevlerindeki FETÖ’cülere umut dağıtma işi FETÖ’nün elinde patladı.
Şimdilerde ise 17-25 yargı darbesi girişimini New York’ta hortlatma çabasının çöktüğüne şahitlik ediyoruz.

VATANDAŞ HEMEN BİTSİN İSTİYOR

Yargılamalar henüz sonuçlanmadı.
Bütün Türkiye yargı sürecinin bir an evvel bitirilmesini, cezaların verilmesini istiyor.
Kim istemez ki…
Bir taraftan da yeni operasyonlar, gözaltılar ve tutuklamalar geliyor.
‘Niye hâlâ bitirilemedi?’ soruları ile karşılaşıyoruz.
Keşke parmak şıklatarak bu işler olabilse.
Türkiye’nin kılcal damarlarına kadar sızmış FETÖ’den tamamen kurtulabilsek…
1-Türkiye bir hukuk devleti ve uluslararası yükümlülükleri var.. Bu yüzden de “Hukuki Süreç” çok hassas götürülüyor Bütün detaylara dikkat ediliyor. Çünkü FETÖ bunların hepsini uluslararası mecraya taşıyacak. AİHM’e götürecek.
2-Türkiye’deki cezaevlerinin kapasitesi belli. Bir gün FETÖ diye bir örgüt çıkacak ve peş peşe darbeler yapacak, bu kimin aklına gelirdi ki…
3-Yargı sistemi içindeki kripto FETÖ’cülere ulaşılması zaman aldı. Yeni tutuklamalar hâlâ oluyor. HSYK’nın adı HSK oldu. Birçok hâkim ve savcının yeri değişti. Yeni delillere ulaşılınca iddianamelere ekler yapıldı… Süreç uzadı…
4-FETÖ konusunu daha önceki hiçbir dava veya olayla mukayese edemezsiniz. Türkiye bu büyüklükteki bir örgütsel suçla daha önce karşılaşmadı
5-Yeni deliller ortaya çıktıkça doğal olarak yeni operasyonlar yapılıyor. 40 yıllık suç örgütünü sızdığı yerlerden söküp atmak zaman alıyor…
Zaten FETÖ tam da bunu istiyor.
-‘Acele etsinler…’
-‘Hata yapsınlar…’
-‘Yargılamalarda çelişkiler olsun…’
-‘Savunma haklarından mahrum bırakılsınlar…’
-‘Türkiye bu hataları yapsın ki ben de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde sonuç alayım…’
Emin olun şu aralar savcılar ve polislerin başlarını kaşıyacak vakitleri yok.
Bir taraftan yeni deliller inceleniyor, sorgulamalar yapılıyor.
Bir süre daha devam edecek

FETÖ VE PKK’NIN DÜŞÜNCE KURULUŞLARI

Bu aralar batıda birçok ülkede FETÖ’nün PKK ile sıkı iş birliğine şahitlik ediyoruz.
Düşünce Kuruluşları adı altında AİHM için belge üretiyorlar.
Paneller, oturumlar düzenleniyor.
İnternete sahte belgeler koyuyorlar.
Milletvekili ve siyasetçileri kandırarak konuşmalar yaptırıyorlar.

YURT DIŞI OPERASYONLAR DEVAM EDECEK

Türkiye birkaç yıldır Afrika ve Uzak Doğu açılımı yapıyor.
Yeni büyükelçilikler, konsolosluklar açıldı.
Siyasi ve ekonomik anlamda önemli sonuçlar alındı.
Kanallar açık…
Başarılı yurt dışı operasyonlarına imza atıldı.
FETÖ’cüler kulaklarından tutulup tutulup getiriliyor…
Ama uzun süredir yapılan hazırlıklar sayesinde oldu hepsi.
Deliller gönderildi, ilişkilendirmeler yapıldı, karşı taraf ikna edildi.
‘Adamları dün istedik bugün aldık’ diye bir şey yok.
Yeni operasyonların yolda olduğunu da söylememiz lazım…

PEKİ BATI ÜLKELERİNDE DE OPERASYON OLACAK MI?

Ankara yılmadan pes etmeden yoluna devam ediyor…
FETÖ’ye güvenli liman olan ne kadar Batılı ülke varsa hepsi ile irtibata geçildi.
Yeni deliller, itiraflar gönderiliyor…
Bugünlerde istihbarati anlamda arka kapı diplomasisi çok hareketli.
Görüşmelerin, toplantıların biri bitiyor diğeri başlıyor.
Aynı ülkelerin de Türkiye’den karşı istekleri var.
Hepsi siyasi olarak masaya konuluyor.
‘Yargı bağımsızlığı’ diyen ülkelere daha önce aldıkları kararlar gösteriliyor.
Ankara’nın talebinin ardından Almanya’nın Adil Öksüz konusunda harekete geçmesi önemli…
Diğer ülkeler için de emsal oluşturabilir.
2018 FETÖ ile mücadele sonuçların alındığı yıl olacak.”  

Batuhan Yaşar’ın “O iki Amerikalı komutan niye geldi?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

“Kim ne derse desin Türkiye sağlam adımlarla yoluna devam ediyor…
Kendi stratejisini kendi planını uyguluyor.
‘O bunu demiş, şu şunu demiş’e bakmadan.
Söylemlerini sahada eyleme dönüştürüyor.
Takibini yapıyor.
Bir taraftan da sıkıntılı, problemli konulara ciddi mesai harcıyor.
FETÖ ve PKK ile mücadele, Kudüs, Zarrab davası, Suriye ve Irak’ta yaşananlar, ABD ile sıkıntılar, Rusya konusu, Avrupa Birliği, Almanya
Alt alta hepsini yazsak 25 ayrı başlık olur.
AB ile vize ve yeni müzakere başlıkları konusunda bir orta yol bulunacak gibi.
Nazar değmesin Almanya ile işler de fena gitmiyor…

16 LİDER ATLADI İSTANBUL’A GELDİ

Aslında İslam İşbirliği Teşkilatının adını hepimiz biliriz.
Adı vardır ama kendi ortalarda pek görünmez.
Türkiye şimdilerde bu teşkilatı görünür hâle getirmeye uğraşıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti ile 16’sı lider düzeyinde 48 ülke bu toplantıya katıldı.
Bu kadar ülkeyi İstanbul’da bir araya getirmek öyle her babayiğidin harcı değildir.
İsrail’in gözü kulağı da İstanbul’daydı.
Çok rahatsız oldu tabii…

GOL SONUÇ BİLDİRGESİNDE

Bu kadar etkisiz bir teşkilatı hareketlendirmek bir yana Türkiye asıl golü sonuç bildirgesi ile attı:
“Doğu Kudüs Filistin’in başkenti…”
Trump’ın açıklamalarına direkt cevap verildi:
-“Sen Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak tanırsan ben de Filistin’in başkenti olarak tanırım!..”
Türkiye aslında bir şeyi daha öğrendi 15 Temmuz’un ardından:
-Kendisine ne yapılırsa eşit ve orantılı karşılığını bir şekilde veriyor…
İşte bu yüzden birileri Türkiye’nin “liderliğinden” ürkmeye başladı.
Öyle veya böyle 48 ülkeyi toplayıp böyle bir karar almak büyük bir diplomasi zaferi

PENTAGON YİNE ‘YPG’ DEDİ

Aslında her şey birbiri ile bağlantılı…
İsrail’in güvenliği ABD’nin kırmızı çizgisidir
Orta Doğu’da bütün adımlar buna göre atılır
ABD Başkanı Trump iki ay önce Pentagon’a ‘yeni Suriye politikasını belirleyin’ talimatı vermişti.
Pentagon da belirledi hemen:
-Obama politikalarının devamına karar verildi.
-‘PKK/YPG’yi silahlandırmaya devam edeceğiz’ dediler.
-Kuzey Suriye’de otonom bir PKK/YPG devleti kurma arzusunda olduklarını ima ettiler.
ABD’nin Suriye stratejisi aşağı-yukarı böyle.

RUSYA NİYE ASKER ÇEKİYOR?

Ülkeler belirledikleri stratejiler çerçevesinde taktik adımlarını atarlar.
Bu ABD, Rusya ve Türkiye için de geçerli.
Türkiye şimdilerde kendi ulusal güvenliğini tehdit eden girişimlere karşı hamlelerle cevap veriyor.
Rusya uzun zamandır ABD ve AB ambargosu altında.
Ekonomik sıkıntıları var.
Daha da önemlisi Mart 2018’de Başkanlık seçimleri var.
Putin’in lideri olduğu Birleşik Rusya Partisinin oyları düşüyor.
Suriye’ye verdiği lojistik destek yüksek maliyeti sebebiyle ekonomisini zorluyor.
Muhalif sesler yükseliyor.
İşte tam da bu yüzden Putin; Suriye’de çözümü üretmiş, barışı sağlamış bir komutan edasıyla seçimlere girmek istiyor.
Asker çekme işine;
-Rusya’nın özel ve elit birliklerinin çekilmesi olarak bakmak daha doğru olur…
Bunların sayılarını bilmiyoruz.
Yoksa Rusya, Suriye’de nüfusunu tabii ki devam ettirecek.
Suriye’yi Esad’a bırakacak hâli de yok…
Bazı yorumlar okuduk:
-“Rusya’nın asker çekmesi Türkiye’nin işine yarar…”
Türkiye’ye niye yarasın?
Nasıl yarayacağını söyleseler biz de öğrensek.

SURİYE’YE IRAK MODELİ

Neler oldu kısaca bakalım, hatırlayalım:
-DEAŞ’la mücadele kisvesi altında PKK/YPG silahlandırıldı.
-Suriye petrol ve doğalgazının yüzde 80’i PKK/YPG denetimine geçirildi.
Niye mi?
-Yeni Suriye Anayasası ile PKK/YPG’yi güçlü bir konuma getirmek.
Irak’ta benzeri yaşanmıştı.
Tarih tekerrür ediyor.
Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık dağıtılacak.
Kimlere mi?
Kürtler, Sünniler ve Şiilere
Tıpatıp Irak tarzı model ile

TÜRKİYE’NİN ÜÇ HEDEFİ

Bunlar olurken tabii ki Türkiye’nin eli armut toplamıyor.
Türkiye olanı biteni çok önceden gördüğü için tedbirlerini alıyor.
Ankara’nın da temel üç stratejisi var Kısmen de başarılı oldu…
1-PKK tamponuna izin vermemek… Türkiye’nin Araplarla ilişkisi kesilmek, bağları kopartılmak isteniyor…
(Fırat Kalkanı ve İdlib operasyonu ile izin verilmedi. Sırada Afrin var…)
2-Türkmenlerin yeni siyasi yapıda etkin şekilde yer alması…
3-Özgür Suriye Ordusunun resmiyet kazanması

YPG/PKK’NIN ALTERNATİFLERİ

Türkiye önemli işler başardı
Rusya Soçi süreci ile Suriye’deki muhalifleri kontrolü altına almak istiyor…
Ankara PKK/YPG’nin Soçi’de boy göstermesine engel oldu.
‘PKK/YPG Kürtlerin temsilcisi olamaz’ dedi.
Suriye’de PKK dışında bir sürü Kürt grubun varlığını bütün dünyaya anlatmayı başardı.
PKK/YPG karşıtı Kürt grupların isimlerini yakında duymaya başlayacağız.

ABD’Lİ GENERALLER

İşte bütün bunlar olurken ABD’nin iki önemli ismi Ankara’ya geldi…
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Org. Joseph Votel ile ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı (EUCOM) Orgeneral Curtis Scaparrotti Türkiye’ye geldi.
Bu akşam Ankara’da önemli bir zirve var.
Irak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Osman Ganimi’nin de katılımıyla Türkiye-ABD-Irak zirvesi gerçekleştirilecek
-ABD’li komutanlar taktiksel bir takım talepler,
-İran’ın pozisyonunu daha iyi görebilmek için gelmiş olabilirler…
-Suriye’de sahada neler olduğunu daha iyi anlamak istemeleri de muhtemel
Türkiye güneyindeki gelişmeler artık bir bütün hâlinde bakıyor…
Hepsi birbiriyle ilişkili çünkü” 

F-35 programında aksama yok

Sevgili stratejik ortağımız ile fırtınalı günlerden geçiyoruz.. Pek de dinecek gibi görünmüyor..
Türkiye birkaç koldan aynı anda sıkıştırılıyor..
FETÖ ve PKK’ya silah verme olayına Zarrab davası da eklendi..
Bir sürü de tali problem, mesele var..
Ama bu üç başlık, ilişkileri derinlerden sarsmaya başladı..
Türk ekonomisi hedef alındı..
İlk darbe de dolar üzerinden geldi..
Sadece ekonomi de değil..
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı oyun dışında bırakmak için Zarrab davası sonuna kadar kullanılacak..
Ayrıca FETÖ’cüler arasında ciddi bir paslaşma trafiği dikkat çekiyor.. (yarın detaylarını okuyabilirsiniz)
Cumhurbaşkanı Erdoğan ta Gezi kalkışmasından beri hedefteydi..
Belli ki bu kez daha da kinlenmişler..
Türkiye’ye 90’lı yılların “kaos elbisesi” yeniden giydirilmek isteniyor..
Çoktan geçti o günler..
Türkiye kendisi dahi istese giyemez artık o elbiseyi..

F-35’LER DOLARI UÇURTABİLİR Mİ?

Dikkat çekici gelişmelere tanıklık ediyoruz..
Piyasaları etkileyen kanallardan “dolar uçurtucu” haberler yayınlanıyor..
Son iki haftadır da F-35’lerin teslimi ile ilgili iddialar ortaya atılmaya başlandı:
– “ABD Türkiye’ye F-35’leri vermeyecek..”
Son dönemde ABD’li askerler siyasetçilere taş çıkartan politik açıklamalar yapıyor..
Çok konuşmaya başladılar..
ABD medyasındaki haberlere göre Türkiye’nin S-400’leri alması yaptırımın ana sebebi:
– “S-400’ler yüzünden Washington, Türkiye’ye F-35 satışını durdurabilir..”
Geçen hafta bu konu iki ayrı kez finans piyasalarına fısıldandı..
‘Niye’ mi dediniz?
– Doları 4 TL’nin üzerine atabilmek için..

F-35 PROGRAMINDA AKSAMA YOK

Türkiye 5. nesil savaş uçağı F-35’in 9 katılımcısından biri..
Türkiye toplamda 100 adet F-35 almayı taahhüt etti..
Kesinleşen F-35 siparişi ise 38 tane..
– 2018’de yani önümüzdeki yıl 1 adet,
– 2019’da 5 adet,
– 2020-2022 yılları arasında da 32 adet F-35 savaş uçağı Türkiye’ye teslim edilecek..
Türkiye F-35 programının parça üreticileri arasında da yer alıyor..
Aynı zamanda motor bakım programının da yüklenicilerinden..
Anlaşmalar yapılmış imzalar atılmış..
TAI’nın Locheed Martin’le sıkı bir iş birliği var..
F-16’ların alınmaya başlandığı 1988 yılından beri süregelen bir ilişki..
Türkiye nasıl dışarı itilecek?
İki albayın konuşması ile olmuyor bu işler..
Milyar dolarlık anlaşmaları pat diye bitiremezsiniz..

GÜVENİLİR KAYNAK:
“OLUMSUZ BİR DURUM YOK”

Konuyu bütün boyutları ile araştırdık.
Güvenilir bir kaynak şunları söyledi:
– “F-35 toplantılarına bize önceden verilen program çerçevesinde katılıyoruz..”
– “Bu toplantılarda bize yansıtılan olumsuz bir durum yok..”
– “İlk uçağımızı 2018 içinde teslim alacağız.. Belki 2 tane de olabilir..”
– “Problem olsaydı toplantı trafiği içinde mutlaka bize yansıtılırdı..”
İngiltere, Hollanda ve Norveç’e uçaklar nasıl teslim edildiyse Türkiye’ye de aynı şekilde verilecek..
Türk Pilotlar 2018’de ABD’ye eğitime gönderilecek..

SOM FÜZESİ SON AŞAMAYA GELDİ

ROKETSAN ve TÜBİTAK’ın birlikte geliştirdiği SOM füze sistemleri F-35’lerde de kullanılacak..
Sistemin F-35’e entegre edilmesi ile ilgili toplantılar sürüyor..
Sıkıntıların aşıldığı bilgisini de hemen paylaşalım..
SOM’larla ilgili işler şimdilik yolunda..

F-35 SÜREKLİ GELİŞTİRİLİYOR

Aynı ATAK helikopterlerinde olduğu gibi F-35 projesi de sürekli geliştiriliyor..
Kullanımdan gelen bilgilerle F-35 sistemi güncelleniyor..
Fiziki aksaklıklar, yazılım problemleri gideriliyor..
Zaten ciddi sıkıntılarla başlayan F-35 projesi çok pahalı olması sebebiyle ABD Başkanı Trump tarafından da eleştirilmişti..

TÜRKİYE F-35’LERİ İSTEDİĞİ GİBİ KULLANAMAYACAK!

Türlü tevatürler yayılmaya çalışılıyor..
Yok efendim ABD istediği anda uçakları kaldırtmayacak..
Yok PKK operasyonlarında kullanılamayacak..
Hayır..
Türkiye F-16’ları ve F-4 Phantom’ları nasıl kullanıyorsa F-35’leri de aynı operasyonlara yönlendirebilecek..
Kaynaklar, bu yönde bir kısıtlamanın bulunmadığının da altını çizdiler..

TF-X 2023’TE UÇACAK…

Başbakan Binali Yıldırım’ın Londra ziyareti önemliydi..
Proje yeniden elden geçirildi..
Millî savaş uçağı TF-X’te gecikme olmaması için hummalı bir çalışma var..
Hedef TF-X’in 2023’te havalanması..
ATAK nasıl olduysa TF-X de olacak merak etmeyin!..

Batuhan Yaşar’ın “FETÖ niye NATO üzerinden mesaj verdi?” yazısının tamamı ise şöyle:

“Enteresan işler oluyor
Hiçbir şey göründüğü gibi değil…
Perde arkasında dönen işleri çözmeye çalışıyoruz.
15 Temmuz sonrasında NATO’da çalışan 290 FETÖ’cünün çoğu bulundukları ülkelere sığındı.
Kabul edildiler demek sanki daha doğru olur.
Güvenilir kaynaklardaki bilgilere göre bunların çoğu o ülkelerde işe alındı.
Özellikle de Avrupa ülkeleri hükûmetlerine askerî danışmanlık yapıyorlar.
Düşünün; siz kırmızı bülten çıkartıyorsunuz ama onlar başka bir ülkede askerî danışman olmuş.
Artık her şey mümkün.
Olmaz diye bir şey yok.
FETÖ, işler kötü gitmeye başlayınca NATO üzerinden Türkiye’deki cezaevlerine mesaj gönderdi:
-“Ayağınızı denk alın…”
NATO’YA FETÖ’CÜ OLMAYAN 1 KİŞİ BİLE GİDEMEDİ
TSK içinde özellikle de Karargâh’ta kilit makamları ele geçiren FETÖ, kendinden olmayanlara hayat şansı tanımadı.
Genelkurmay’da İstihbarat, Harekât ve Personel Başkanlıkları âdeta hazmedildi.
Böylelikle kilit görevlere kendi adamlarını yerleştirdi.
Askerî Ataşelikler kısa sürede tamamen yutuldu.

Ardından da NATO

En alttan en üste tüm pozisyonlara FETÖ’cüler gönderildi.
Özel olarak yetiştirilen “salon subayları”
Sular her daim FETÖ’nün paralel devletinin değirmenine taşınmaya başladı.
Türkiye her fırsatta hançerlendi…
Askerî sırlar, bilgiler ortalığa saçıldı.
Gizli saklı bir şey kalmadığını sadece biz bilmiyorduk.

İŞTEN ATILACAĞINI BİLE BİLE YAPTI

Konuyu fazla dağıtmadan tekrar NATO’da yaşanan skandala dönelim
Bunu yapan Türkiye kökenliler, olayın ortaya çıkacağını ve kendilerinin de işten atılacağını bilmiyor muydu?
Pekâlâ biliyordu.
Aksini düşünmek saflık ötesi olur.
Onlar sadece kendilerine verilen emirleri uyguladılar.

15 Temmuz’da olduğu gibi…

Kamikaze vuruşlarını FETÖ’nün yaptığını artık hepimiz çok iyi biliyoruz
Burada tekrardan uzun uzun FETÖ’yü anlatacak değiliz.

DAYANIN 2019’A KADAR DAYANIN

FETÖ davalarında artık sona gelindi
Çözülmeler başladı
FETÖ’nün gönderdiği mesajların altı boş çıktı.
Şöyle olacak, böyle olacakların hiçbiri gerçekleşmedi.
Dört duvar arasındaki betonun soğukluğu hissedilmeye başladı…
Acı sonu bütün FETÖ’cüler net biçimde gördü
Türkiye’de kullanılacak kurum kalmayınca NATO devreye alındı.
Güya;
-“Biz hâlâ buradayız, bakın hâlâ güçlüyüz…”
-“Sakın çözülmeyin… İtirafçı olmayın…”
– “Bekleyin Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerinde işi çözeceğiz…”
mesajları verilmeye çalışıldı…

ABD VE ALMANYA’YA “İTİRAFLAR” DOSYASI

Bakın burası çok önemli.
En son ABD ve Almanya’ya gönderilen FETÖ dosyası tamamen itiraflardan oluşuyor.
Üst rütbeli general ve subayların itirafları var:
-“Ben FETÖ’cüyüm… FETÖ’den aldığımız emirle darbeyi emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdik…”
FETÖ itiraf dosyasından haberdar.
Şimdilerde bulabildiği en güçlü yerlerden içeriyi (Türkiye) konsolide etmeye çalışıyor

F-35’LER TÜRKİYE’YE VERİLMEYECEK Mİ?

Geçenlerde ABD Hava Kuvvetlerinden alt düzey bir isim Türkiye’ye F-35’lerin verilemeyebileceğini söylemişti…
Nedeni olarak da S-400’ler gösterilmişti.
Yine ABD tarihinde bir başka ilk daha yaşandı.
ABD Başkanı Trump’ın nükleer silah kullanma yetkileri tartışmaya açıldı.
Hatta Trump’ın Kuzey Kore’de nükleer silah kullanmasına izin verilmeyeceği bile konuşuldu.

İlginç olaylar

Ama olayın bizi ilgilendiren boyutu F-35’ler…
Edindiğimiz bilgilere göre programda bir aksama yok.
İlk teslimat öngörüldüğü gibi 2018 yılında gerçekleşecek.
Bugünlerde ABD’li askerlerden alışılmadık siyasi açıklamalar geliyor.
F-35’lerin teslimi siyasi gelişmelere göre şekillendirilebilecek bir konu gibi durmuyor…

İPLER KİMİN ELİNDE BELLİ

Yeri gelmişken önemli bir hususu hatırlatmakta fayda var…
Türkiye’yi ziyaret eden üst düzey siyasi konuklar eskiden Genelkurmay Başkanını ziyaret ederlerdi…
Millî Savunma Bakanlığının kapısının önünden dahi geçmeye tenezzül etmezlerdi.
Aslında burada çok başlılık görüntüsü verilmeye çalışılıyordu.
Türkiye’deki karar verici mekanizmaların birden fazla olduğu algısı oluşturuluyordu.
Artık bu yok…
Karar verici tek…
Onu da batılı dostlarımız çok iyi biliyor.
Bu ülke ne badireler atlattı
Ne keskin virajları döndü…
10 yıl önce filan değil.
Daha dün oldu bunlar…
Kimsenin şüphesi olmasın Türkiye hedeflerine yürümeyi sürdürüyor…” 

Başbakan Binali Yıldırım, 5 günlük Amerika ziyaretinin ilk gününde sabah yürüyüşü ile programa başladı. Bir grup Türk gazeteci ile birlikte sabah yürüyüşüne çıkan Yıldırım, gazetecilere poz vermek için West Potomac Park’ta bir bankta oturdu. ABD’nin ulusal milli parkı olan alanda tempolu yürüyüşüne devam eden Binali Yıldırım, bir grup lise öğrencisi ile de kısa süre sohbet etti.

Cep telefonu ile yayın yapan gazetecilerin sorularına, ‘Durmak yok, yürüyüşe devam’ şeklinde cevap veren Binali Yıldırım’ın soğuk havaya karşılık tedbir olarak spor bere ile yürüyüşünü yapması dikkat çekti.

“KEŞKE ONLAR DA OKUSAYDI”

Ünlü bir park alanı olan West Potomac Park’ta İngilizce yer alan ‘Tüm savaşlar sona ermeli’ sloganını görünce Başbakan Yıldırım, Amerikalı üst düzey yöneticileri kast ederek, “Keşke onlar da bu yazıyı okusalardı” diye yorum yaptı.

Başkan Yardımcısı Pence ile yarın görüşecek olan Yıldırım’a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ile AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır eşlik ediyor.

Diğer haber kanalları TGRT Haberin teknolojisi karşısında sınıfta kaldı

Batuhan Yaşar Başbakan Yıldırım’ın sabah yürüyüşünü baştan sona canlı yayınlarken, diğer haber kanalları TGRT Haberin teknolojisi karşısında sınıfta kaldı.