Doğan Grubu’nun FETÖ’cülerle nasıl içli dışlı olduğunu ortaya koyan bilgilerden birini de gazeteci Kenan Kıran sosyal medya hesabından paylaştı. “Dünyada örneği var mı? 826 milyon lira vergi kaçırdığı iddiasıyla yargılanan işadamı ilk duruşmada nasıl beraat eder?” diye soran Kıran, şu bilgileri verdi: “2009’un Mart ayı… 826 milyonluk vergi kaçırdığı iddiasıyla Aydın Doğan’a dava açılır. Bir ay sonra Ali Fuat Yılmazer’in (halen cezaevinde) talebi üzerine davaya bakacak hâkim Hasan Erdem, sahte isimle 9 Nisan 2009 illegal olarak dinlenmeye başlar. Aynı tarihte Hâkim Hasan Erdem’in öğretmen eşi Sevinç Erdem de sahte isimle dinlemeye alınır. Ne tesadüf di mi? Aydın Doğan’ı yargılayacak Hasan Erdem ve eşinin sahte isimle dinleme talebine onay verenler Balyoz hâkimleri Ömer Diken ve Ali Efendi Peksak’tır. Erdem ‘Bu yapılan dinlemelerin bu davalarla (Aydın Doğan) ilgili olduğunu zannediyorum’ dedi.

Doğan Yayın Holding’in 826 milyonluk vergi kaçırdığı gerekçesiyle açılan davanın ilk duruşması 11 Kasım 2009 tarihinde gerçekleşir. İstanbul 6. Vergi Mahkemesi, ilk duruşmada şaibeli bir kararla Aydın Doğan’ın vergi kaçakçılığı davasında vergi tahakkukunu siler. Aydın Doğan’ın beraati yönünde karar veren İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin üye hâkimi Fatih Alphan…

Alphan, Doğan Grubu’nun sahibi olduğu dönemde Milliyet gazetesinin gece yazı işleri müdür yardımcısı Umut Alphan’ın kuzeni. Aydın Doğan 20 bin nüfuslu küçük bir ada olan Virgin Adaları’da tabela şirket kurarak kâğıt ithalatı yolsuzluğu yaptığı iddiasıyla yargılanıyor. Doğan’ın avukatlığını Fetullah Gülen’in şahsi avukatı Hasan Günaydın yaptı!”

İstanbul Anadolu 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Mutlu Sürücü ile sanık avukatları katıldı. Alman gazeteciler ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri de salonda hazır bulundu.

Esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden Cumhuriyet Savcısı, sanıkların töre saiki ile kardeşi “kasten öldürmeye yardım” suçunu işlediklerini belirterek, Alparslan Sürücü ve Mutlu Sürücü’nün 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Son sözü sorulan sanık Mutlu Sürücü, medya baskısı ile açılmış bir dava olduğunu söyleyerek, “Ailede herkes bağımsız bir şekilde yaşamını sürdürmekteydi. Aile meclisi kararı ile cinayet işlenmedi. Cinayetten sonra ‘hayatımın en huzurlu gecesini geçirdim’ diyen bir kişiyi nasıl azmettirmiş olabilirim? Mahkeme heyetinden bağımsız ve adil bir karar bekliyorum” şeklinde konuştu.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanıklar Mutlu ve Alparslan Sürücü hakkında suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli somut, kesin ve inandırıcı bir delil olmadığını belirterek ayrı ayrı beraatına karar verdi.

Duruşma sonrası açıklama yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatı Rukiye Leyla Süren, “Davada karar çıktı, Alparslan Sürücü ve Mutlu Sürücü beraat ettiler. Başından beri söylediğimiz suçlu veya suçsuz tanımlaması yerine suçun işlendiği yerdeki tanıkların Türkiye’de dinlenmesi dosyanın gerçek anlamda tanıklarıyla delilleriyle irdelenmesiydi, maalesef bu gerçekleşmedi. Burada dinlenen tanıklar Alparslan’ın eşi ve patronuydu, Ayhan Sürücü de katıldı, tanıklık yaptı ve yalnız başına buna karar verdiğini beyan etti. Dolayısıyla çıkan sonuç beraat oldu. Sonuç çok da sürpriz olmadı bizim için. Bizim amacımız ceza alsınlar veya almasınlar değil, bizim amacımız gerçek yargılama yapılmasıydı” ifadelerini kullandı.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim, “Hatun Sürücü öldürüldü ve toprağın altında, kendini ifade edebilecek bir durumda bile değil. Yaşam hakkı elinden alındı, öldürülen yüzlerce binlerce kadın kardeşimiz gibi. Hiçbir kadın ölümü haketmiyor. Hatun Sürücü ölümü hak etmemişti, dilediği gibi giyinmek, dilediği gibi yaşamak istiyordu. Bu ülkede kadınlar özgürlüklerine sahip çıktıkları için öldürülüyor, hor görülüyor. Hayatın içindeyiz ve özgürlükten vazgeçmeyeceğiz. Hatun Sürücü’nün yüzünü bütün eylemlerimizde görecekler” dedi.

Olayın geçmişi

Hatun Sürücü, 7 Şubat 2005’te küçük kardeşi Ayhan Sürücü tarafından Berlin’deki evinin önünde üç kurşunla başından vurularak öldürülmüştü. Ayhan Sürücü 9 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış ve geçen yıl tahliye olmuştu. Ayhan Sürücü’nün yanı sıra cinayete birlikte karar verdiklerini iddia ettiği ağabeyleri Mutlu ve Alparslan Sürücü de yaklaşık 14 ay cezaevinde kalmış ve delil yetersizliğinden beraat etmişlerdi.
Dava dosyası 2012’de Türkiye’ye gönderildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, iki kardeşin Ayhan Sürücü cinayeti işlediği sırada Hatun Sürücü’nün evinin yakınlarında olduğunun tespit edildiği, silahın temini ve cinayetin işlenmesi sırasında kardeşlerine yardım ettiği belirtilmişti. İddianamede, Mutlu ve Alparslan Sürücü’nün “tasarlayarak öldürmeye yardım” suçundan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. 

Cenk İşver

İstanbul’dan Batman’a gitmek isterken otobüsün Bolu’da mola vermesiyle gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece “terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanan Berfin G.’nin Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü.

Yaklaşık 4 aydır Bakırköy Kadın Cezaevinde yatmakta olan Berfin G., Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde SEGBİS yoluyla ifade verdi. Terör örgütü üyesi olmadığını, zorla nişanlandırıldığı için Batman’da bulunan sevgilisine gitmek isterken jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındığını belirten Berfin G., “Ailem beni zorla halamın oğlu ile evlendirmek istiyordu. Bizi nişanladılar ama ben Batman’da bulunan Z.B. isimli kişiyi seviyordum. Nişanda bana takılan yüzüğü İstanbul’da bozdurarak Batman’a gitmek istedim. Otogarda Batman’a direk otobüs bulamayınca Diyarbakır otobüsüne bindim. Bolu’da mola verdiğimizde şoför yanıma gelerek ailemin beni Ankara’da beklediğini söyledi. Otobüsten inip mola verdiğimiz yerde bulunan Kayseri otobüsündeki muavinlerin yattığı yere saklandım. Jandarmalar beni orada yakaladı ve korktuğum için ‘Jandarma ve polisten nefret ediyorum’ dedim. Benim terör örgütüyle hiç bir bağım yok. Ailem ve nişanlandığım taraf başka bir adama kaçtığımı öğrenseydi ciddi sıkıntılar yaşayacaktım” dedi.

Berfin G.’nin ifadesinin ardından mahkeme heyeti delil yetersizliği nedeniyle genç kızın beraatine ve tahliyesine karar verildi. Beraat kararını duyan Berfin G. gözyaşı dökerek, ailesinden özür diledi.  

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tutuksuz sanık Ali Üstünel ve avukatlığını üstlenen oğlu Av. Serhat Üstünel hazır bulundu. Evli, 2 çocuk babası, tutuksuz sanık Ali Üstünel, ilk duruşmada sorgu ve savunmasında, “FETÖ/PDY terör örgütüne dahil olduğuma dair ihbarlar ve son 1 yıl içerisinde Akın Öztürk ile telefonla konuştuğum iddiaları var. Hiçbir şekilde bahse konu terör örgütüne üye olmadım. Hakkımdaki ihbarlar, sahte hesaplardan yapılmıştır.

Allah izin verirse süreç sonunda aklanacağım. Akın Öztürk Garnizon Komutanı olduğu tarihlerde Tümgeneraldi. 1999-2009 tarihleri arasında Öztürk ile birlikte 6 generalin emir astsubaylığını yaptım. Akın Öztürk’ü bu sebeple tanırım. 2009 yılında emekli oldum. 6 yıl Büyükşehir Spor A.Ş.’de çalıştım. Diğer generallerle olduğu gibi Öztürk ile de irtibatım vardı. Akın Öztürk’ü darbeden önce vatanını, milletini seven birisi olarak bildiğimi söyleyebilirim. Kendisi ile 17 görüşmem oldu. 4’ü mesaj, 10’u ise benim aramam ile oldu. Onlar da yılbaşı, özel günler, oğlumun düğün daveti gibi görüşmeler oldu. Bu örgütle hiçbir illegal bağım olmadı. Bu konuda duyduğum ızdırap huzurunuzda son bulacak” demişti.

Karar verileceği uyarısı ile son sözü sorulan Üstünel, “Hakkımda hayırlısı olsun. Beraatımı istiyorum” dedi.
Mahkeme heyeti, yapılan yargılama sonucu sanık Ali Üstünel’in ‘silahlı terör örgütü üyesi olma’ suçundan herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı ve delil yetersizliğinden beraatına karar verdi. 

Şeref Kahraman

Geçen haziran ayında Osmangazi ilçesinde meydana gelen olayda, F.T. (21), üvey babası Nihat Vural’ı (41) annesi C.T.’yi darp ettiği iddiasıyla bıçakladı. Hastaneye kaldırılan Nihat Vural hayatını kaybetti. Olayın ardından adliyeye sevk edilen genç kıza ev hapsi cezası verildi.

Üvey babasını öldürmek suçundan hakkında 12 ila 18 yıl arasında hapis cezası talep edilen genç kızın yargılanmasına Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. İlk duruşmanın ardından celse arasında ev hapsi cezası kaldırılan ve tutuksuz yargılanan genç kızın katılmadığı duruşmada, avukatı Özgür Abatay ve annesi hazır bulundu.

İlk duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla Kütahya’dan bağlanarak ifade veren F.T., “Üvey babam annemi ve beni 3 buçuk yıldır darp ediyordu. Olay günü üvey babam dövdüğü annemin boğazına makas dayamıştı. Ayırmak isterken bana da tokat attı. Ben de kendimi kaybettim. Masadan aldığım bıçak ile onu bir kez yaraladım. Pişmanım. Elinde makas ve jilet vardı” dedi.

Mahkemede ifade veren anne C.V. ise “Eşim bana şiddet uyguluyordu. Benim astım rahatsızlığım vardı. Kızım ise bizi ayırmaya çalışıyordu. Nihat benim boğazımı sıktığı için bayılmışım. Daha sonra kızımın bana anlattığına göre Nihat eline makas alıp, benim boğazıma dayamış. Kızım da buna müdahale etmiş. Kızım müdahale etmese kocam bana karşı eylemde bulunacaktı. Ayrılmak istememe rağmen çocuklarımdan ötürü beni tehdit ediyordu” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, oy çokluğuyla meşru müdafaadan sanığın beraatına karar verdi.

Ahmet Faruk Çabuk