Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ve Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, kayyum belediye olan Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi’ni ziyaret ederek brifing aldı. Bakan Özlü ve Elvan’a Mersin Valisi Ali İhsan Su, milletvekili Hacı Özkan ile protokol üyeleri eşlik etti. Burada bakanlar Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkanı Muhittin Pamuk’tan belediyenin çalışmalarıyla ilgili brifing aldı. Burada konuşan Bakan Elvan, kayyum atamasıyla birlikte Akdeniz ilçesinde birçok çalışma yapıldığını, vatandaşların kendileri için çok önemli olduğunu ve onlardan gelen istekleri çok önemsediklerini söyledi. ABD Başkanı Trump’ın “Kudüs” kararıyla ilgili de konuşan Elvan, “ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesini asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz, kınıyoruz.

Kudüs tam 500 yıl Osmanlı’nın egemenliği altında kalmış, o dönemde barış içerisinde, mutluluk içerisinde insanlar yaşamıştır. Kudüs aynı zamanda 3 din için kutsal bir yer olarak kabul edilir. Burada ABD’nin tek taraflı almış olduğu karar bir anlamda bu bölgedeki barışı, istikrarı yok eden bir karardır. Biz Filistinli kardeşlerimizin yanındayız ve bu karardan dönülmesi noktasında gerekli tüm çalışmaları sonuna kadar yapacağız. Bu konuda hiçbir şekilde geri adım atılmayacaktır. Burada Cumhurbaşkanımız karar sonrası çok yoğun bir diplomasi çalışması yürütmüş, İslam Konferansı Teşkilatını önümüzdeki günlerde toplayacak. Cumhurbaşkanımızın bu gayretlerine diğer İslam ülkeleri de destek vermelidir. Gerçekten bu bölgede barış, huzur, istikrar istiyorsak mutlaka bu kararın geri çekilmesi gerekir. Biz her zaman tüm İslam coğrafyasındaki kardeşlerimizin arkasındayız. Filistin’in arkasında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“ABD’de de tiyatro oyunu oynuyorlar”

Bakan Özlü ise Mersin’in Türk ekonomisinin dinamo şehirlerinden biri olduğunu kaydetti. Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmelerin son dönemde kızıştığını vurgulayan Özlü, “Türkiye’yi uluslararası ortamda kuşatmaya, sıkıştırmaya yönelik gayretler olduğunu görüyoruz. Bir tarafta ABD’de bir tiyatro oyunu gibi bir senaryo yazılmış ve oynanıyor. Bu mahkeme o kadar basit ki mahkemenin adı ‘Amerika Atilla’ya karşı’. Böyle bir mahkeme adı olabilir mi? Ne demek yani böyle bir isim. Bu kadar mı basit olur. Burada açıkça görüyoruz ki bu daha önceki 17-25 Aralık’ın devamı olan bir dava. Türkiye’de gerçekleştiremedikleri hukuk ve askeri darbe girişimini yurt dışında, yurt dışı ortaklar üzerinden gerçekleştirmek isteyen bir yapıyla karşı karşıyayız. Türkiye çok badirelerden geçti. 15 yıldır iktidardayız ve çok sayıda badire atlattık. Uluslararası arenada Türkiye’ye karşı açık bir tavır var. Bunun sebebi de biz yanlış yapanlara yanlış yaptıklarını söyleyebiliyoruz. Buna yüreğimiz, cesaretimiz yetiyor. BM Genel Kurulunda dünyanın egemen güçlerine karşı ‘dünya 5’ten büyüktür’ demek yürek, cesaret ister. Bunu herkes söyleyemez. Cumhurbaşkanımız artık küresel bir liderdir” şeklinde konuştu.

“Trump’ın kararı sorumsuz bir karardır”

ABD’nin Kudüs kararıyla ilgili de Özlü, “Alınan karar BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı. BM Güvenlik Konseyi 2000’li yıllarda karar almış. Trump’ın böyle bir karar alması için önce BM kararı çıkartması lazım. Tek başına konuşuyor, tek başına karar alıyor. Aldığı karar kendisinin zayıflayan iktidarını sağlamlaştırmaya yönelik bir adımdır. Bu çok tehlikeli bir iştir. Yani yangına benzin dökmek gibi yada bombanın pimini çekip atmak gibi bir şeydir. Bu sorumsuz ve yanlış bir karardır. İnşallah gerçeği görür ve bu kararından döner. Bu karardan sonra en kuvvetli, en hakiki ses Türkiye’den çıktı. Cumhurbaşkanımız bir dizi diplomatik temaslarda bulundu. Bakın İslam dünyasının güçlü ülkelerinden Mısır, Suudi Arabistan, İran nerede, bir ses çıkıyor mu? Ancak Türkiye’den samimi, hakiki ve güçlü bir ses çıkıyor. Bu Cumhurbaşkanımızın küresel bir lider olduğunun bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Başkan Pamuk, Bakan Özlü ve Elvan’a çeşitli hediyeler verdi.
Öte yandan Bakan Elvan ve Özlü, ziyaret öncesi AK Parti Akdeniz ilçe Başkanlığını ziyaret etti. Buradan çıkan bakanlar belediye kadar da esnaf ziyareti yaparak, vatandaşlarla sohbet etti, varsa sorunlarını dinledi.  

Koray Ünlü
 

Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Kocaeli’nin Dilovası ilçesi Tavşancıl Mahallesi’nde sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri ile düzenlenen yemekli programda bir araya geldi. Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın yanı sıra Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Dilovası Belediye Başkanı Ali Toltar ve AK Parti Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman’ın da katıldığı toplantıda STK temsilcileri ve muhtarlarla görüş alışverişinde bulunuldu.
Düzenlenen toplantıda açılış konuşmasını yapan Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, “Fırsat buldukça ilçelerimize gidip ilçelerde muhtarlardan ve ilgili kuruluşlardan sorunlarını dinleyerek, Valiliğimiz öncülüğünde çözebildiklerimizi çözmek, çözemediklerimizi zatıalinize iletmek adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün de sizlerle burada bu anlamda bir arada olmaktan mutluluk duyuyorum” dedi.

“Türkiye’de ‘Dilovası’ denildiğinde akla hava kirliliği gelirdi”
Daha sonra konuşan Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, “Dilovası bizim nüfus olarak en küçük ilçemiz, ancak bizim için en önemli ilçelerimizden de bir tanesidir. Dilovası’nın sorunlarını yakından takip ediyoruz. Sorunların çözümü için kamu yöneticileri olarak büyük bir gayret gösteriyoruz. AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllardaki Dilovası’nın durumunu sizler çok iyi biliyorsunuz. Çocukluğunu bu bölgede geçiren bir arkadaşınız olarak, Diovası’nda çalışan ve buraları gezen bir arkadaşınız olarak aldığımız mesafeyi en iyi bilenlerden biriyim. İktidarımız döneminde Tavşancılı ve özellikle Dilovası’nı yaşanabilir bir noktaya elhamdülillah olsun getirdik. Dilovası önceden sadece kirlilikle anılırdı, Türkiye’de Dilovası denildiğinde akla hava kirliliği gelirdi. Allah’a hamdolsun artık Dilovası sadece bu konularla meşgul olan bir ilçe değil. Bu konularda büyük mesafe aldık. Şimdi güzel haberler ile Türkiye gündemine gelen bir ilçe olduk” şeklinde konuştu.

“Dilovası modern bir ilçe görünümüne kavuştu”
“2004 yılında Dilovası’nı ve diğer ilçeleri Büyükşehir’in sınırları içerisine almakla aslında en önemli adımlardan birisini attık” diyen Başbakan Yardımcısı Işık, “Dilovası’nın alt yapısı yoktu. Belediyelerin de bu alt yapıyı öyle mükemmel bir şekilde yapma imkanları yoktu. Allah’a hamdolsun Kocaeli’nin en modern alt yapısı Dilovası’nda. Çünkü bütün alt yapısı yenilendi. Düşünün Dilovası’nda imar yoktu. İmar yapmak için birkaç yıl beklemek zorunda kaldık. Sonunda imar yapıldı. İmardan sonra alt yapı yapıldı, su hatları komple değişti. Kocaeli’deki en büyük suda kayıp kaçak oranı Dilovası’ndaydı. Ama şu an en az kayıp kaçak oranı Dilovası’nda. Demek ki sorun vatandaşta değil, sistemde. Alt yapı kötü olunca kayıp kaçak azalıyor, alt yapı kötü olunca siz ne yaparsanız yapın kayıp kaçak oranı artıyor. Şimdi hamdolsun bir taraftan suyumuz, doğalgazımız, kanalizasyonumuz ve diğer hatlarımız ile Dilovası modern bir ilçe görünümüne kavuştu. Üst yapıda da gerek Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz, gerek Dilovası Belediyemiz çok güzel çalışmalar yaptı” ifadelerini kullandı.

“Dilovası’nda bir okul açma hamlesi başlattık”
Dilovası’nın eğitim alanında da geliştiğini vurgulayan Başbakan Yardımcısı Işık, “Dilovası eğitimde de çok gerideydi. Dilovası’nda bir okul açma hamlesi başlattık. Allah’a hamdolsun, şimdi ilkokullarda derslik başına düşen öğrenci sayısı 24, daha da aşağı inecek. İnşallah ortaokul, lisede de dersliklerdeki öğrenci sayısı 20 olacak. Bu Türkiye’nin gelişmiş illeriyle aynı düzeydedir. Yolumuza bu şekilde birlik ve beraberlik içerisinde devam edeceğiz” dedi.
Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak gerçekleşen toplantıda STK temsilcileri ve muhtarlar ile fikir alışverişinde bulunuldu.

Murat Kanber 

 

İddiaya göre, yönetici asistanı olan Emine Tunç (34), 2000 yılında perde dikim işi yapan Osman Çiftçi (41) ile evlendi. Bu evlilikten 1 kız 1 erkek çocuğu olan genç kadın anlaşamadığı için Çiftçi’yle 5 yıl önce ayrıldı. Genç kadın bir süre sonra Serdar Ağırağaç’la (41) tanışarak sevgili oldu. Ağırağaç’la resmi nikahsız olarak yaşayan genç kadın, sosyal medya üzerinden 2 çocuk babası Nihat Yıldırım’la arkadaş oldu. Bir süre sonra ise Ağırağaç’tan ayrılan Emine Tunç, Nihat Yıldırım’la aşk yaşamaya başladı. 

Terk edilmeyi hazmedemeyen Serdar Ağırağaç, Emine Tunç’u “Geri dön yoksa çocuklarını öldürürüm” diyerek tehdit etmeye başladı. Çocuklarına bir şey olmasından korkan genç kadın durumu bir taraftan eski eşi Osman Çiftçi’ye diğer taraftan da beraber yaşadığı Nihat Yıldırım’a anlattı. İki adam Emine Tunç’un eski sevgilisi Serdar Ağırağaç’ı her yerde aramaya başladı. Serdar Ağırağaç’a ilk ulaşan genç kadının eski eşi Osman Çiftçi oldu.

Çiftçi, İhsan Boztay (23) ve Gökhan Kaya’yla (26) birlikte Sedar Ağırağaç’ı darp ederek bindirdikleri araçla kaçırdı.

Osman Çiftçi telefonla aradığı Nihat Yıldırım’a “Serdar elimizde” diyerek haber verdi. Nihat Yıldırım, Çiftçi’ye kız arkadaşını rahatsız eden Serdar Ağırağaç’ı Seyhan ilçesi Hadırlı Mahallesi 10041 Sokağa getirmesini istedi. Verilen adrese getirilen Serdar Ağırağaç, Yıldırım ve Abdülhalim Akça tarafından önce darp edildi. Kaçmaya çalışan şahıs Nihat Yıldırım tarafından önce boynundan sonra şakağından vurularak öldürüldü. Cesedi boş bir araziye atan zanlılar kayıplara karıştı.

Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Bürosu ekipleri, cinayet sonrası Mehmet Emin Yıldırım’la Diyarbakır’ın Silvan ilçesine kaçan katil zanlısı Nihat Yıldırım’ı yakalayarak Adana’ya getirdi. Olayla ilgili azmettirici Emine Tunç ve katil zanlısı Nihat Yıldırım’la birlikte 7 kişi gözaltına alınırken Osman Çiftçi kayıplara karıştı. 

Gözaltına alınan Emine Tunç’un, “Serdar tekrar benle birlikte olmak istiyordu. Aksi takdirde beni ve çocuklarımı öldürmekle tehdit ediyordu. Bende durumu boşandığım eşime ve şu an birlikte yaşadığım Nihat’a anlattım” dediği öğrenildi.

Katil zanlısı Nihat Yıldırım’ın ise; “Emine Serdar’ı bana önce ağabeyi olarak tanıttı. Daha sonra bende önceki sevgili olduğunu öğrendim. Hatta bunun yüzünden bebeğimizi kaybetti. Emine’yi tehdit ettiğini öğrendim. Boşandığı eşi Osman, Serdar’ı bulunca bana getirdi. Tartıştık ve kaçmaya çalışınca vurdum” diye ifade verdiği belirlendi. 

Zanlılar ifadelerinin alınmasının ardından sağlık kontrolünden geçirilip adliyeye sevk edildi. Zanlılardan aralarında Nihat Yıldırım’ın da olduğu 4 kişi tutuklanırken, Emine Tunç ev hapsi iki zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Sosyal girişimci Onur Kılıç, engelli bireylerin park alanlarının işgalini önleyecek akıllı bariyer sistemini yönlendiren mobil uygulaması Freepark için Buluşum’dan 25 bin TL destek aldı. Proje desteğini Boyner Grup şirketi Boyner Büyük Mağazacılık sağladı. Proje süresi tamamlanan ve hedefine başarıyla ulaşan Freepark, yüzlerce engelli bireyin hayatını kolaylaştırarak toplum için sosyal fayda sağlayacak. Engelli park alanlarına yerleştirilecek akıllı bariyerler ve bunların kontrolünü sağlayan bir mobil uygulama sayesinde Freepark, engelli park alanlarını ‘gerçek sahiplerinin’ kullanımına sunmayı hedefliyor.

Freepark’ın hedefi büyük: ‘Türkiye’den sonra Meksika, Tayland ve Güney Kore’ye açılacak’

Freepark projesinin başarıya ulaşmasından dolayı son derece mutlu olduğunu belirten Freepark’ın üreticisi sosyal girişimci Onur Kılıç projesi hakkında şunları söyledi: “Günümüzde birçok toplumda olduğu gibi ülkemizin de kanayan yaralarından biri engellilerin park alanlarının diğer araçlar tarafından kullanılması. Ülkemizde binlerce engelli birey bulunuyor, bunların bir kısmı aktif araç kullanabiliyor. Ancak kendilerine ayrılan park alanların sağlıklı bireylerin araçlarıyla dolması günlük hayatlarını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle Freepark’a, yalnızca akıllı metal bir bariyeri yönlendiren sıradan bir mobil uygulama olarak bakmamak lazım. Birçok kişinin hayatını değiştirecek bu uygulama için Buluşum’dan aldığımız destek ile hayallerin bir adım daha ötesine geçerek projemizi gerçeğe dönüştüreceğiz”.

Şu an Ankara’da iki noktada ve İzmir’de bir noktada uygulanan Freepark, Boyner Grup’un desteğiyle kısa süre içerisinde dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul’da yaygınlaşacak. Onur Kılıç, “Alışveriş merkezi yönetimleriyle görüşmelerimiz devam ediyor. İstanbul’daki AVM’lerde bu sorunu çözdükten sonra gelişmekte olan tüm ülkelerin ve kalabalık şehirlerin ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz Freepark için bir sonraki hedefimiz Meksika, Tayland ve Güney Kore olacak” dedi.

Freepark nasıl kullanılıyor?

Engelli bireyler cep telefonuna Google Playstore ya da Appstore’dan ‘Freepark uygulaması’nı indiriyor.
Engelli kimlik kartını uygulamaya fotoğrafını çekerek tanıtıyor ve kısa süre içinde kimlik doğrulama işlemi yapılıyor.

Telefonun bluetooth bağlantısı ile engelli alanında bulunan bariyer otomatik olarak açılıyor.

Engelli park alanı kullanımı bitince bariyer yeniden kapatılıyor. 

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Brüksel’de katıldığı AB-Türkiye Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısında Rekabetten Sorumlu Başkan Yardımcısı Jyrki Katainen ile ortak basın toplantısı düzenledi. Şimşek, “Türkiye ve Avrupa Birliği, çok açık ki, güçlü bir ortak olma yolunda yollarına devam ediyorlar. Türkiye’nin Avrupa değerlerine taahhüdü devam ediyor. Türkiye zor bir dönemi geride bıraktı. Zorlu bir yoldan geçtik, geride bıraktığımız bir iki yıl içerisinde. Bireysel Avrupa Birliği ülkeleri ile olan ilişkilerimiz şu an gelişme yolunda. Yani işin en kötüsünü atlattık demek doğru olacaktır. Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde çok ciddi bir yükseliş oldu. İş camiası diyaloğuyla, bugün ilişkilerimizi başlattık. Ve bize verilen bildirim gerçekten çok önemli. Çok takdir ediyoruz. İş camiasının Türkiye-AB ilişkisinin iyileştirilmesinden daha çok kazanacağı şeyler vardır” dedi.

“Yüzde 5.6’lık büyümeyi elde etmiş durumdayız”
Hükümetin yatırım ortamının iyileştirilmesinin taahhüdünü sürdürdüğünü ifade eden Şimşek, bu nedenle Gümrük Birliği’ni geliştirdiklerinin altını çizdi. Görüşmelerde, özel sektör yatırımlarını ve finansmana erişim konusunu konuştuklarını belirten Başbakan Yardımcısı Şimşek, “Türkiye çok büyük bir büyüme hikayesi olageldi. Bu konuda gerçekten çok büyük bir başarı elde etti. Yurt dışında ve yurt içinde çok fazla büyük şoka rağmen, yüzde 5.6’lık büyümeyi elde etmiş durumdayız. Geride bıraktığımız 15 yıl içerisinde” diye konuştu.
Türkiye ile ilgili algıların gerçeklikle ilgili daha kötü olduğunu da değinen Şimşek, “Biz sahadaki gerçeği de iyileştirmeye çalışacağız. Bunu çözmenin en iyi yol da budur. Ancak daha iyi bir iletişimle. Daha iyi bir diyalogla, sanıyorum ki, bugün ne noktada olduğumuzu, buradan hangi yola doğru istikamet alacağımızı daha iyi anlayabileceğiz” diye konuştu.

“Türkiye, AB için bir zenginlik oluşturacaktır”
Temsilciler ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin hala Türkiye ile iş yapma konusunda istekli olduklarının altını çizen Şimşek, bunun son derece ümit verici olduğunu söyledi. Şimşek, “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam anlamıyla katılması, Türkiye’nin daha geniş bir ufka doğru taşıyacaktır. Birbirimize ihtiyacımız var. Biz Avrupa Birliği’ni değişimin itici gücü olarak görüyoruz. Reformlar da AB ile birlikte zaten başladı. Bunun için de müteşekkiriz” şeklinde konuştu.
Reformlar konusunda, çok kolaylıkla halledilecek konuların olduğuna dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Şimşek, “Türkiye sizin için bir zenginlik olacaktır. Sizin için olumsuz bir faktör olmayacaktır. Dolayısıyla Türkiye ve Avrupa Birliği arasında bir başarı hikayesi aramaya devam edeceğiz. Güçlü işbirliğimizi sürdüreceğiz. Ve hükümetim hukukun üstünlüğünü ve demokrasi standartlarını güçlendirmeye, temel özgürlükleri güçlendirme konusunda taahhütlerini sürdürmektedir” dedi.

Cafer Yıldırımer 

 

İlk etapta dayak yiyen sürücünün arkadaşlarını da çağırdığı olayda taraflar adeta dinlene dinlene kavga etti. Saniye saniye kameralara yansıyan kavga polis ekiplerinin gelmesiyle son buldu.

Olay Bahçelievler’de geçtiğimiz gün meydana geldi. İddiaya göre iki araç maddi hasarlı trafik kazasına karışıyor.Kaza sonrasında araç sürücüleri tartışmaya başladı ve tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Araçlardan bir tanesinin sürücüsü diğer araçta bulunan kişiler tarafından feci şekilde dövüldü. Bunun üzerine dayak yiyen sürücü telefon ile arkadaşlarını kazanın olduğu noktaya çağırdı.

Olay yerine gelen şahıslar ile diğer araçta bulunan şahıslar yeniden kavga etmeye başladı ama araya giren vatandaşlar tarafları ayırarak uzaklaştırdı. Ancak kısa süre sonra taraflar yeniden kavgaya tutuştu.Yaklaşık bir saat aralıklarla kavga eden şahıslar olay yerine gelen polis ekipleri tarafından uzaklaştırıldı.

Yaşanan bu anlar ise çevrede bulunan kameralar tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntüler de araçlar kazaya karışıyor ve kenara çekiyor. Şahıslardan bir tanesi diğer şahıslara doğru bağırarak gidiyor ve vurmaya başlıyor. Ancak 3 kişi olan şahıslar diğer şahısı feci şekilde dövüyor. Daha sonra dayak yiyen şahısın yakınları geliyor ve kavga yeniden başlıyor. Görüntülerde tarafların aralıklarla kavga etmesi sürdükleri görülüyor.

Volkan Kayalar

Bahçeşehir Üniversitesi insan hakları kulübü ve uluslararası hukuk kulübünün düzenlediği, İnsan Hakları Haftası sebebiyle, ‘Bir insan hakkı olarak: Ötanazi’ etkinliği Bahçeşehir Üniversitesi Göztepe kampüsünde gerçekleşti. Etkinliğe Prof. Dr. Kadircan Keskinbora, Av. Muhammed Sulu, ve Av. Arzu Besiri katıldı.

İnsan Hakları Haftası etkinliğinde konuşan Av. Muhammed Sulu, “Temel hak ve özgürlükler ilgili olarak yaşama hakkı birinci kuşak haklardır. Herkesin yaşama hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı suçtan dolayı mahkemece infaz edilenin dışında hiç kimsenin hayatına kasten son verilemez. Bu geçerliliğin Avrupa’da geçerliliği kalmamıştır. Ötanazi ile bir insanın yaşamına son verdiğiniz zaman o insanın yaşama hakkının özüne dokunmuş oluyorsunuz” dedi.

“İnsanları topluma nasıl kazandırabiliriz”

Hekim dışında bu uygulama tanınırsa çok yanlış amaçla uygun olmayan şeylerle karşılaşacağını belirten Av. Muhammed Sulu, “Ötanaziyi kabul ettiğimiz zaman önümüzde birçok problem çıkıyor. Temel ötanazi durumunu kabul ettiğimizde bunu kim uygulayacak? Bir hekimin görevi bir hastayı tedavi etmektir. Görevi bir hastayı iyileştirmek olan bir hekim aynı şekilde yaşamına son verecek. Yani ciddi bir paradoks oluşturuyor. Eğer Ötanaziyi insan hakkı olarak kabul edilirse hiçbir hekim buna itiraz edemeyecek. Ötanazinin bir insan hakkı olmasını çok sakıncalı sonuçlar çıkaracağını düşünüyorum. Ötanazi uygulanan hastalar genellikle vücudunun tamamının felçli olan hastalar başkalarına muhtaç olarak yaşayan insanlar. Buradan çıkaracağımız sonuç ise yaşamak istemiyorlar çünkü başkalarına muhtaç olmak istemedikleri için. Bu konuyu bu kadar kavramsallaştırmak yerine bu insanları topluma nasıl kazandırabiliriz nasıl entegre olabilirliğini artırmak adına bir şeyler yapılabilir. Onlara haklarını daha iyi anlatabiliriz” dedi. 

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Yeşilyurt Belediyesi ile Yeşilyurt Kent Konseyinin ev sahipliğinde gerçekleşen ‘Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İstişare Toplantıları’ kapsamında Eğitim Bir-Sen Malatya Şube yönetimi ile bir araya geldi. Medeniyet ve Sanat Araştırmaları Merkezi toplantı salonundaki toplantıya Bakan Tüfenkci’nin yanı sıra Vali Ali Kaban, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, Eğitim Bir-Sen Malatya Şube Başkanı Kerem Yıldırım ile Şube Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Yeşilyurt Belediye Başkanı Polat, “Sivil toplum kuruluşlarımız faaliyetlerin yanı sıra bilgi ve birikimlerini şehrinin ve ülkesinin hizmetine sunan iç dinamiklerimizdir. Farklı düşünce ve tespitlerinden sürekli istifade ettiğimiz STK’lar ile sık sık bir araya gelerek fikir alışverişi yapmaktayız. Bu kapsamda Yeşilyurt Kent Konseyimizle ortaklaşa düzenlediğimiz ‘Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İstişare Toplantıları’ kapsamında kentimizdeki kurum ve kuruluşlarla bir araya gelerek fikir alışverişi yaparak, ilçemizdeki hizmetler hakkında bilgiler paylaşıyoruz. Gerek yerel yönetimlerin, gerekse de kurum ve kuruluşlarımızın proje ve yatırımlarının hayata geçmesi noktasında büyük destekler veren Bakanımıza isteklerimizi iletebiliyoruz” dedi.

Eğitim Bir-Sen Malatya Şubesinin yaptığı çalışmalar ile kentte devam eden diğer çalışmalar üzerine düşüncelerini paylaşan Şube Başkanı Kerem Yıldırım ise, “Bakanımızın iştirakleriyle gerçekleşen bu toplantı ile ülkemizdeki ve şehrimizdeki gelişmeler hakkında bilgilendik, düşüncelerimizi paylaştık. Çok güzel ve verimli bir toplantı oldu” şeklinde konuştu.

Bakan Tüfenkci de, sivil toplum kuruluşlarının halkın talebinin yönetime iletilmesinde en önemli araçlardan biri olduğunu ifade ederek, “Ülkemizin gelişmesi, büyümesi ve hedeflerine ulaşması noktasında istişareye büyük önem veriyoruz. Yerel yönetimlerimizin de STK’larla sürekli diyalog içerisinde olmaları ülkemizin gelişmesi için önemlidir. Gerek Malatya’da, gerekse de ülkemizin farklı kentlerine ziyaretlerimizde STK’larla bir araya gelip görüş alışverişinde bulunmaya önem veriyoruz” diye konuştu.
 

AK Parti Süleymanpaşa İlçe 2’inci Olağan Kongresi Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, TBMM Anayasa Komisyon Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Ayşe Doğan, Metin Akgün, Mustafa Yel, AK Parti İl Başkanı Cüneyt Yüksel ve partililerin katılımıyla gerçekleştirildi. Divan kurulunun seçiminin ardından kongrede Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajı katılımcılara izletildi.

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde İsmet İnönü Konferans Salonu’nda gerçekleşen kongrede konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, son dönemde yaşanan gelişmelere değindi. Türkiye üzerine oynanan oyunların son derece basit ve net olduğunu belirten Zeybekci, “Eğer Türkiye namerde muhtaç olan bir Türkiye olsaydı, Türkiye el açan bir Türkiye olsaydı, Türkiye, IMF’nin Dünya Bankası’nın kapılarında dolaşan bir Türkiye olsaydı, Türkiye, 1,6 yani 1,5 yıllık dönemlerle koalisyon kuran bir ülke olsaydı, habire seçimlere giden bir ülke olsaydı inanın problem yoktu. Türkiye’ye yine IMF’den ekonomi bakanı gönderilseydi problem yoktu.

Türkiye’ye ekonomi bakanı gönderilip de paralarını tahsil etmeyi garanti altına almış olsalardı problem yoktu. 2002’de olduğu gibi Türkiye’de toplanan 100 liralık verginin 87 lirasını faiz olarak toplayıp gitselerdi problem yoktu. Türkiye’de memurların maaşlarını, hükümet IMF’den aldığı borçla ödeseydi problem yoktu. Her aya Türkiye’ye IMF’nin Türkiye masası şefi Carlo Cotarelli gelip de başbakan dahil hükümeti hizaya dizseydi problem yoktu. Değerli kardeşlerim Türkiye çok oldu. Bakın Türkiye nereden nereye geldi” dedi.

“Koalisyonlar dönemi bitti, bir daha Türkiye’de koalisyon olmayacak”

Zeybekci, Türkiye’nin gecelik faizlerin yüzde 7 bin olduğu dönemleri yaşadığını, bir gecede batırılan bankaların Türkiye’ye zararının 46 milyar dolar olduğunu, ancak 3 Kasım 2002’de bu milletinin, kendi evlatlarını göreve getirerek, “Yeter söz de karar da milletindir” diyip ülkenin üzerine oynanan oyunları bozduğunu dile getirdi. Zeybekci, “Tekirdağ’da özellikle Süleymanpaşa’da milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan’a haddini bilmeden söz uzatanlara söyleyesiniz diye söylüyorum. Bunlarda sınır, hat ölçü de yoktur. 16 Nisan 2017’de bu millet bu ülkenin geleceğinden koalisyonları sildi attı. ‘Bu ülkenin geleceğinde bir daha asla Kemal Kılıçdaroğlu ve zihniyeti iktidara gelemeyecek’ diye anayasaya yazdı, bu millet yazdı onu. Anayasaya yazıldı. Ben yazmadın millet yazdı. Dedi ki; ‘Kemal Kılıçdaroğlu gibi milli olmayan, ahlaki olmayan, bu ülkeyi ve milleti kucaklamayan zihniyet bir daha iktidarın yanından bile geçemeyecek’ dedi. Allah bu millet razı olsun. Koalisyonlar dönemi bitti, bir daha Türkiye’de koalisyon olmayacak. Türkiye’de siyaset ahlaklı, yani muhalefet ahlaklı hale gelmek zorunda.

Muhalefet yüzde 50 artı 1’e talip olduğu sürece, Türkiye’de yüzde 50’nin yüzde 60’ın değerleriyle barışık olmak zorunda. Soruyorum size Kemal Kılıçdaroğlu, basın siyasete duyduğum saygıdan dolayı CHP demiyorum, ama Kemal Kılıçdaroğlu zihniyetinin böyle bir özelliği var mı yok mu? Yok. Bağlasan durmaz. Üstat Necip Fazıl Kısakürek, o kadar güzel bir şey söylemiş ki 16 Nisan 1956 yılında, tesadüf 16 Nisan 2017. 1956 yılında üstat Necip Fazıl Kısakürek, Büyükdoğu Dergisi’nde bir yazısında şöyle bir paragraf var, diyor ki; ‘Bugünkü bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme hırsıyla vatanı düşürmeye bile razıdır.’ Yıl 1956, yıl 2017 3 Aralık günü, Allah aşkına soruyorum sizlere, bir farkları var mı? Değişen bir şey var mı? İktidarı düşürmek için, vatan yelle yeksan olmuş, ülke dünyaya maskara olmuş, Türkiye’ye birileri gelmiş çökmüş, Türkiye’ye namerde merde muhtaç etmiş, Türkiye’nin bir bölümü parçalanmış, bölünmüş bunların umurunda mı? Umurlarında bile değil. Bunlar milli değil, ahlaki değil.”

“Ahlakları da oyunları da hiç değişmedi”

3 Kasım 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının millete hizmetkar olmak için göreve geldiğini vurgulayan Zeybekci, şunları kaydetti:

“Ekonomi Bakanlığı kayıtlarından söylüyorum size. IMF’nin talimatları, gençler unutmayın bunları. Bakın neleri istiyormuş IMF 2002 yılının 3 Kasım’ından, 2013 yılının 17-25 Aralığından, 2017’nin 3 Aralığına kadar oyunları hiç değişmedi. Ahlakları da oyunları da hiç değişmedi. O gün Türkiye’ye söylediği talimat, kayıtlarımızda bizde 87 sayfalık, o günkü Türkiye’nin başbakanı, başbakanı, başbakan yardımcıları, o gün başbakanın üzerinde yetkilere sahip olan ekonomi bakanının imzası var. Diyor ki; Halk Bankası ve Ziraat Bankası derhal kapatılacak. İmza atmışlar altına. Çıksınlar ‘hayır’ desinler. ‘Halk Bankası ile Ziraat Bankası derhal kapatılacak, Vakıflar Bankası da satılacak, satılamazsa o da kapatılacak’ dediler ve bir gecede 453 tane Halk Bankası ve Ziraat Bankası’nın şubeleri kapatıldı. Halk Bankası ile Ziraat Bankası’nın görev zararı 20 milyar lira. 17-25 Aralık’ta da Halk Bankası vardı gündemde bilmiyorsunuz değil mi? 3 Aralık’ta Halk Bankası ve Ziraat Bankası hala gündemde. 3 Kasım’dan sonra AK Parti hükümetleri dedi ki; ‘bir bakacağız bunlara.’ 2003 yılının mayıs ayında Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla dendi ki IMF’ye ve ilgililerine, ‘Halk Bankası ve Ziraat Bankası’nı satmayacağız, kapatmayacağız. Vakıflar Bankasını da satmayacağız’ dendi.”

” Hedef Türkiye’nin dimdik duran çelik gibi ekonomisi, siyaseti”

“Hikaye aynı aktörlerin bazılarının isimleri değişti. Corçlar, Maykıllar eklendi” diyen Zeybekci, şunları kaydetti:
“Hedef Türkiye. Hedef Türkiye’nin dimdik duran çelik gibi ekonomisi, siyaseti, hükümeti, yönetimi, cumhurbaşkanı. İçerideki işbirlikçisi de malum. Bu senaryo ile hiçbir yere varamazsınız. Allah aşkına neydi konu ABD’deki? İran ambargosu değil miydi? İran’a yaptırımlar değil miydi? İran’a ambargo ve yaptırımların delinmesinin tarafı kimdir? İran’dır. Ve orada yasaklanan malların ticaretinin yapılıp yapılmaması meselesidir, öyle mi? Mahkemede o her şeyi öğrettikleri, ezberlettikleri, bir de kendisi de itiraf ediyor, ‘mahkemede daha fazla mahkum olmamak için, hapiste kalmamak için geldim, burada işbirliği yapıyorum’ diyor.

Şahit haline dönen adamın, ağzından bir kere bile İran çıktı mı? Ne diyor? ‘Türkiye’de şununla görüştüm, bununla görüştüm, Türkiye’de şuna verdim, bilmem neyle şu şekilde görüştüm’. Bununla ilgili bir sürü saçma sapan iftiralar ve tiyatrolar. Her kim ki bu topraklarda benim ülkemde yetimin hakkını eli uzandı o el kopsun. Yan gözle baktı o göz çıksın. Bu ülkenin hakimleri savcıları da var. Onlarda baktılar davaya, bakmaya da devam ediyorlar yakından. Gereğini de yapmaya başladılar. Ama diğer taraftan ABD’de, müttefikimiz olduğunu iddia eden ülkeden oynanan bu tiyatro, bu millet tarafından onların tabiriyle söylüyorum, ‘noted’ yani not edildi, not ediliyor. Bu millet bunları unutmayacak ve unutturmayacağız günü geldiğinde de. Milletin mahşeri vicdanı her şeyin üzerindedir.”

“Türkiye parlayan bir yıldız olmaya devam edecek”

Türkiye’nin 15 aydan beri ihracatını iki rakamlarla arttırmaya devam ettiğini ifade eden Zeybekci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçen sene 2016 yılında 143,3 milyar dolar ihracatımız vardı, kasım ayın sonunda 156 milyara ulaştık. Allah bereket versin. Enflasyonla mücadelede istediğimiz sonucu alamadık, alacağız ama kurtuluşu yok. Bu azim aşk bizde olduktan sonra, elhamdülillah dağları bile delen irade bizde olduktan sonra, onun da üstesinden geleceğiz. Faizle mücadelemiz de devam edecek. Durmak yok mücadeleye devam. Felaket tellalları var, bazı yerlerde leş sırtlanları var. Onlar da bekliyorlar, ‘acaba Türkiye’de bir şey olur da biz de bu işten rant elde eder miyiz, biz de bu işten spekülasyonla bir şeyler koparabilir miyiz?’ Ekonomi Bakanı olarak söylüyorum Türkiye’nin gerek kamu devlet, gerekse özel sektörünün bir yıllık tüm borçlarının tamamı Türkiye’nin rezervlerinde mevcuttur.

Onun için kurla ilgili hareketler tamamen spekülatiftir. Başka hiçbir gerekçesi yoktur. Bunların da yakında defterleri dürülecektir, bundan emin olun. Türkiye büyümeye devam edecek 2018 yılında da. Türkiye ihracatını, istihdamını arttırmaya devam edecek. Türkiye parlayan bir yıldız olmaya devam edecek. Türkiye, bölgesinde ecdadın bize emanet ettiği kültür coğrafyasının tamamında artık kural konulan değil kural koyan bir ülke olmaya devam edecek.”

Zeybekci’nin konuşmasının ardından tek listeyle gidilen kongrede Hüseyin Uzunlar, yeniden ilçe başkanı seçildi. Ardından salonda bulunan vatandaşlarla tek tek fotoğraf çeken Bakan Zeybekçi AK Parti Milletvekilleri ve Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan’ın uğurlamalarıyla Tekirdağ’dan ayrıldı. 

Emre Gülle – Vedat Bayraktar
 

Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği ve Eğitim Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şubesi’nin hizmet binasının açılışı Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun katıldığı törenle yapıldı. Duaların ardından kesilen kurdele ile 650 metrekarelik il temsilciliği hizmete açıldı. Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Numan Şeker, “Bu açılışı yaparken 15 yıl geriye zihnen gittim. Cumhuriyet Caddesi’ndeki çatı katındaki binamızın tavanından yağmur suları geliyordu. O günlerden bu günlere bizi getiren rabbime hamd-ü senalar olsun. 650 metrekarelik bir yer. Bursa’nın en güzel yerinde böyle bir binayı almış olduk. Genel başkanıma, genel merkezimize teşekkür ediyorum. Bursa’da 33 bin üyesiyle 2 memurdan birisi Memur-Sen’de. Biz göreve geldiğimizde bin 600 kişi ile almıştık. Bütün teşkilat mensupları olarak çalışarak bugünlere geldik. Gittiğimizde arkamızda arkadaşlar inşallah hayır duayla anacaklar böyle güzel bir eser bıraktığımız için” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise, Memur-Sen’in alışılmış klasik muhalefet eden sendika anlayışından ziyade yapıcı anlayışının ülke adına kazanç olduğunu söyledi.

“63’üncü büromuzu açmış oluyoruz”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da, “Bugün övünçle bahsettiğimiz tabloyu oluşturan başkanımıza ve kadrosuna teşekkür ediyorum. 25 yılı geride bıraktık. Çeyrek asır geride kaldı. Birlerle başlayan yolculuklar 10’lar, 100’ler, bin 100’ler oldu. 5 milyon 100 bin insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir faaliyet alanı var Memur-Sen’in. Böyle bir yapının hizmet araçlarının bu kapasiteye uygun olması gerekir. Bursa’nın en kıymetli yerinde üyelerimize hizmet edecek bir kadroya buraya vesile oldukları için teşekkür ediyorum. 63’üncü büromuzu açmış oluyoruz” dedi.

“Sendikacılığın bugün böyle nezih ortamlarda faaliyet göstermesi memnuniyet verici”
‘Memur-Sen bünyesindeki bütün sendikaların temsilciliklerinin yer alacağı şekilde, 650 metrekarelik bu binada kiracı değil bizzat mülk sahibi olarak yerleşiminiz sevindirici bir gelişmedir’ diyen Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu da, “2002 yılında tavanından su damlayan, tek odalı bir yerde faaliyet göstermeye çalışan sendikacılığın bugün böyle nezih ortamlarda, güzel mekanlarda faaliyet göstermesi memnuniyet verici. Açılışın hayırlı olmasını dilerken, Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ı da burada rahmetle anmak istiyorum. Ülkemizin en sıkıntılı yıllarında fedakar bir şekilde sendikal mücadeleyi başlatmış ve onun mirası Memur-Sen günümüzde en etkili, en büyük sivil toplum örgütlerimizden biri olarak milletimizin hizmetindedir. Kısıtlı mekanlardan daha ferah, daha donanımlı mekanlara geçmeyi sağlayan büyük dönüşüm sadece sendikacılık alanında olmadı. Türkiye ekonomisi büyüyerek, hak ve özgürlükler noktasında daima ilerleme kaydetmek suretiyle büyük Türkiye hayalini gerçekleştirmektedir. Türkiye her alanda büyük dönüşüm sağlıyor. Bu çerçevede memurlarımıza toplu sözleşme hakkını verdiğimiz ortadadır. Kamu çalışanlarına 2018-2019 yıllarına ilişkin mali ve sosyal haklarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmelerimizde sağlanan sevindirici mutabakat hepinizin malumu. Hükûmetimiz, mali imkânlarını sonuna kadar kullanarak kamu çalışanlarımızın refah payında artışı sağlamıştır” dedi.

“Hukuk işleyince her şey açığa çıkacak”
Türkiye’nin geliştikçe Türkiye düşmanlarının da işinin zorlaştığını ifade eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün bunlar bugün hayatımızın olağan akışında yerini alıyorsa, hayatımızı kolaylaştırıyorsa birilerinin de işini zorlaştırıyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye geliştikçe, Türkiye düşmanlarının işi zorlaşıyor. Bugün de Türkiye’yi teslim alma umudu zayıflamış olanlar siyaset dizaynlarıyla, algı operasyonlarıyla bu millete kader çizme cüretkarlığına girişmiştir. Kaderi yalnız Allah’ın çizdiğinden, milletin istikametini belirlediğinden gafil olanlar bugünlerde de siyasi operasyonlar peşine düşmüştür. Hak yerde kalmaz. Gerçeği inkar edenlerse eninde sonunda Kılıçdaroğlu gibi ortada kalır. CHP Genel Başkanı partisinin grup toplantısında bazı kağıtlar sallayarak Cumhurbaşkanımız ve yakınlarıyla ilgili çok ağır, akıl almaz iddiaları dile getirdi. Avukatlar kendisinin savcılığa belge yollamasını istedi, gazeteciler belgeleri istedi. Veremedi. Çünkü iddiaları akla ziyan. Şimdi savcılık istedi ve hukuk işleyince her şey açığa çıkacak. Kılıçdaroğlu’nun hali basit bir siyasi yanılgının, çuvallamanın çok ötesindedir. Aleni olarak Türkiye’ye siyasi operasyon için Kılıçdaroğlu kullanılıyor. Kim kullanıyor? Sosyal medyada iftiralarını yayan kaçak FETÖ’cülerin ve arkasındaki Türkiye karşıtlarının ana muhalefeti kullandığı çok açık. Nereden anlıyoruz? Elinde belge diye salladığı kağıtları aylar önce FETÖ’cülerin yaymaya çalıştığı ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu ne diyor? “Belgeleri ülkeyi sevenler verdi. Bu ülkeyi seven milyonlarca bürokrat var” diyor. Ülkeyi seviyor dediği kaynağı FETÖ’cüler. Maalesef Kılıçdaroğlu’nun ülke sevgisi FETÖ’nün ihaneti seviyesindedir. CHP Genel Başkanı, “Bunları veren bir insan. Uzaydan almadım” diyor. Kendince gizemli hale getiriyor, merak uyandırıyor. İnsandı, bürokrattı diyerek kaynak gösterilmez. Ciddiyeti varsa hiçbir şeyi gizlemezsin. Araştırdığını, doğrulattığını iddia ediyor. Kendisine hem ortaya atıp hem doğrulayan eşsiz bir makam tahsis etmiş. Hem bol keseden ortaya at, sonra kendi kendine doğrula böyle bir şey var mı? Vereceksin ilgili makama, inceleyecek.”

“Kılıçdaroğlu’nun yalanları üzerinden baskı kurmaya kalkanlar”
“Siyaset, sorumsuzca eline her tutuşturulanla piyasaya çıkmak değildir” diyen Çavuşoğlu, “Peki neden yalanlarla, kara propagandalarla ülkemizin itibarını hedef alacak işlere giriyorlar? Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğindeki Büyük Türkiye, yönetilemez duruma düşmüş bir coğrafyada tek güvenli liman olarak dimdik ayaktadır. Türkiye coğrafyasında bu coğrafyanın uzağındaki ülkelerde masa başında kurulan hiçbir oyunun figüranı olmayı kabul etmiyor. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye oyunları bozuyor. Arakan’ın çığlığını duyan, Suriye’nin gözyaşını silen, Filistin’in çilesini çeken bir Türkiye’yi nasıl etkisiz eleman yaparız hesabı güdenler var. Tüm iftiralar; bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk zemininde ortaya çıkacaktır. Ancak 80 milyonluk bağımsız Türkiye üzerinde Kılıçdaroğlu’nun yalanları üzerinden baskı kurmaya kalkanlar bilsin ki; ABD’deki dava ile koordineli olarak hareket ettirdiğiniz kuklalar bu millet nezdinde hükümsüzdür. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, Türkiye, bağımsızlığını birilerinin ihsanına borçlu bir ülke değildir. Sizler lütfedince değil bizler mücadele edip kazandığımız sürece hürüz” diye konuştu.

“Tanık sanık oluyor, sanık tanık oluyor”
Türkiye’nin okyanus ötesinden oyunlarla boyunduruk vurulamayacak güçte bir ülke olduğunu ifade eden Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “ABD’deki dava dosyasının 17-25 Aralık dosyasıyla aynı minvalde ve aynı elden çıktığı anlaşılıyor. 17-25 Aralık sürecinde hukuksuzluğu ortaya çıkmış, delil olmadığı, düzmece olduğu anlaşılan her şeyi ABD’ye taşıyan el FETÖ ve arkasındaki Türkiye düşmanlarının elidir. Tanık sanık oluyor, sanık tanık oluyor. Bunları başka bir ülkede yapsalar hukuksuzluk derler. Türkiye aleyhine konuş da ne konuşursan konuş, Türkiye aleyhine konuşsun da kim konuşursa konuşsun. Bu anlayışın tek bir gerçeği vardır: Türkiye düşmanlığı. Sadece düşmanlık üzerine yargı şemsiyesi altında yapılan hiçbir girişim adalet barındırmaz. Bakın Zarrab’ın bir gün tanık bir gün sanık olduğu davada salonda davayı takip eden FETÖ’cüler var. Salondan çıkıp ağızlarını sulandıra sulandıra sosyal medyada Savcının iddialarını yaymakla meşguller. Neden? Çünkü Türkiye’ye nasıl zarar verilir noktasında buluşmuşlar. Umut fakirin ekmeği. FETÖ’cülerin hayallerini yeşertmeye uğraşan bir dava kurgusu söz konusu. Hepsi kendine verilen görevi harfiyen uygulamanın peşinde. Önce sanık şimdi tanık dedikleri Zarrab hapishaneden çıkmak için ABD Hükümeti ile işbirliği yaptığını ifade etmiş. Hapisten çıkmak için her iddiaya varım diyor. Ne konuşulduğu mühim değil bu noktadan sonra. Ne derseniz, ne iddia ederseniz varım diyen birileri çıkmışsa hukuk adına da konuşacak bir şey kalmamıştır. Gerisi lafügüzaf. Mecelle hükmü vardır: Kelamda aslolan manayı hakikidir. Bu tiyatro davada manayı hakiki, asıl mana 17/25 Aralık’tır. Bu açıkken başka yorumlarla kimse uğraşmasın. Türkiye’de süreç yarım kalmış, operasyon tamamlanamamıştır. 4 yıl önce sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü şu an okyanus ötesinde sergileniyor” şeklinde konuştu.

“Bu defa sahneyi ABD’ye taşımışlar”
17/25 Aralık tiyatrosunun perdesinin çoktan kapandığını dile getiren Çavuşoğlu, “Türkiye’de başaramayınca bu defa sahneyi ABD’ye taşımışlar. 17/25 Aralık tiyatrosunun perdesi çoktan kapandı. Bunlar kapanmış bir tiyatro sahnesinde tekrar sahneye çıkmak isteyenler. 17-25 Aralık’ın 2013 versiyonunu nasıl bertaraf ettiysek, 2017 versiyonu da aynı şekilde bertaraf edilecektir. Dikkatlerden kaçmasın daha birkaç gün önce Fetullahçı Terör Örgütü Yapılanması tarafından 17-25 Aralık’ta usulsüz soruşturma yapan FETÖ’cü savcılarla ilgili arama kararı çıktı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen davada, firari sanıklar hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına karar verildi. 60-70 yılla yargılanan bu kişiler niye hukuktan kaçıyor, niye firari? Niye bu kadar adalet meraklısı göründükleri halde buradaki adaletten kaçıyorlar? Arkalarından niye kırmızı bülten çıkıyor? 557 sayfalık iddianamede ne var: ”Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” “Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme”, “Görevi kötüye kullanma”, “Resmi evrakta sahtecilik”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme”, “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal”, “İftira”, “Suç uydurma”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Nitelikli tehdit”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma. Bunları niye konuşmuyoruz da Zarrab’ı konuşuyoruz? Ya da konuşmaya zorlanıyoruz? Saçma olan bir düşünceyi savunmak için yorumlara girişmek yararsızdır” dedi.

“Kumpasın hedefi Türkiye’dir”
‘Türkiye’yi oradaki davalar üzerinden meşgul etmek, oraya odaklamak istiyorlar’ diyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sincan’da, Silivri’de FETÖ ihanetinin davasına neden odaklanmıyorsunuz? İşlerine gelen yere odaklanıyorlar, işlerine gelmeyenleri perdeliyorlar. İsmini anmak lüzumsuz olan kaçak FETÖ’cü hainlerden birinin (Tuncay Opçin) Kılıçdaroğlu’nu sonra ifadelerine bakın: ‘Ortaya çıkan bilgilerden sonra, polislerin, savcıların bir dakika bile cezaevinde tutulmaması gerekir.’ Neymiş Kılıçdaroğlu kağıtları sallamış, neymiş okyanus ötesinde iftiraya zorlanan bir şahıs üzerinden hapishanelerdeki FETÖ’cü hainler aklanmış. Bunu kimseye yutturamazsınız. Aziz milletimiz bu oyunlara tok. Kumpasın hedefi Türkiye’dir. Türkiye’de 15 Temmuz’da bu milletin 250 evladını şehit eden FETÖ’cüleri aklamak, hapishaneleri boşaltmaktır. ABD’deki tiyatroya dönen dava ile Türkiye’deki tüm 15 Temmuz kahramanlıklarını yok saymaya, itibarsızlaştırmaya uğraşarak, FETÖ’nün amaçlarına hizmet ediyorlar. 15 Temmuz’u bu millete unutturmaya çalışanlar okyanus ötesi tezgah davaları ile bizi yıldıramazlar. Düşmanları ne yaparsa yapsın Türkiye 2023, 2053 ve 2071 ufkundan asla taviz vermeyecek, eski paradigmalara, pasif pozisyonlara mahkum edilemeyecektir. Bu hedeflere kararlılıkla ilerleyip, bölgesel ve küresel ölçekte ekonomik olarak daha da güçlendikçe çalışanlarımıza daha fazla imkan sağlayacağımızdan emin olunuz. İnşallah millete hizmetkarlık noktasında Memur-Sen camiası ile birlikte her daim koşmaya devam edeceğiz. Millet kazandıkça sizler de bizler de kazanacağız, Türkiye kazanacaktır. Her şey bu güzel ülkemiz ve aziz milletimiz için.”