Bu kapsamda Karadeniz’de kıyısı bulunan Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya’dan Trabzon’a gelen su ürünleri uzmanları Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde kalkan balığının üretilmesi ve Karadeniz’i balıklandırılması konularında Türk uzmanlardan eğitim alıyor.

Konuyla ilgili bilgiler veren Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın, Kalkan Balığı projesinde Karadeniz’in eğitim üssü olduklarını söyledi. Aydın “1997-2007 yılları arasında Japonya Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki işbirliği ile Karadeniz’de balık yetiştiriciliğinin gelişmesi için çalışma başlattık. Bu kapsamda Kalkan Balığının yumurta, yavru üretim teknikleri geliştirildi. Sonrasında 2008-2018 yılları arasında Türk Mühendisleri tarafından bu geliştirildi ve ürettiğimiz balıkları denize bıraktık. Tecrübe gelişince diğer Karadeniz ülkeleri de bu işe ilgi duydu. Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bizimle Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ile işbirliği yapmak istedi. Bu konuda Karadeniz’e eğitim üssü kurmak istediler bunun için de Trabzon seçildi. Bu kapsamda ilk faaliyetimiz Kalkan Balığının üretilmesi ve balıklandırılmasıyla ilgili teknikleri Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerden gelen uzmanlara anlatmak. Bunun için çeşitli seviyelerden uzmanlar geldi. 10 gün süre ile burada kendilerine eğitim vereceğiz. Bu eğitim sadece teorik olmayacak aynı zamanda saha eğitimi de olacak. Nasıl üretiriz? ne yaparız ? Bu bilimsel yöntemleri uzmanlarla paylaşacağız” dedi.

“Şimdiye kadar Karadeniz’e 100 bin yavru bıraktık” 

Aydın, şu ana kadar Trabzon’da 100 binin üzerinde Kalkan Balığı yavrusunu denize bıraktıklarını ifade ederek “Burada öğrendiğimiz, geliştirdiğimiz tekniği hem ülkemizin bilimsel seviyesini yukarıya çıkarmak hem de komşu ülkelere bunu aktarmak amacıyla yapıyoruz. Bir taraftan da denizde her geçen gün azalan Kalkan stoklarını da takviye etmek amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteklediği program kapsamında her ürettiğimiz balıkların bir kısmını denize bırakıyoruz. Bugüne kadar 100 binin üzerinde denize balık bıraktık. Böylelikle bu programımız her geçen gün devam edecek. Balıkçılığı ikiye ayırmak lazım. Avcılık ve yetiştiricilik. Biz avcılıkta av gücü bakımından, teknik bakımdan Karadeniz’in en iyisiyiz. Yetiştiricilik bakımından da oldukça iyiyiz. Bilimsel alt yapı açısından da oldukça iyiyiz. Biz aslında Trabzon’da Araştırma Enstitümüz başta olmak üzere Türkiye’nin bu alanda bu sektörün Amiral gemisi durumundayız. Farklı ülkelerden gelen uzmanlara burada teknik eğitim veriyoruz. Hem ülke olarak hem de kurum olarak biz bu bölgenin en iyisiyiz” diye konuştu.

“Üreme sezonunda çağırdık”

Aydın, Kalkan Balığının üreme döneminin Nisan-Mayıs ayları olduğunu hatırlatarak “Kalkan Balığı normalde derinlerde yaşar. Suların ısınmasıyla birlikte kıyıya doğru göçüne başlar. Bu göç Nisan-Mayıs aylarında gerçekleşir. Bu yumurtlama ve üreme göçüdür. Kıyıya yaklaşıp yumurtasını bırakır döllenen yumurta kıyıdaki sıcak daha sığ sularda yavru haline döner. Kendine benzer hale geldikten sonra yeniden derin sulara göç eder. Yani üreme sezonu olduğu için her türlü uygulamayı her türlü pratiği gelen uzmanlara göstermek amacıyla bu sezon seçildi” ifadelerini kullandı.
Rusya’dan gelen Su ürünleri Uzmanı Ekaterina Prichirino da öğrendiklerini ülkesinde aktaracağını belirterek “Burada öğreneceğim konular benim için ilginç olacak. Kendi ülkeme gittiğimde bunları aktarmak istiyorum. Rusya’da Kalkan Balığı yetiştiriciliği henüz yok ancak ileride olacak diye düşünüyorum” dedi.  

Bekir Koca – Ozan Köse

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yapan Bekir Bozdağ, OHAL’in uzatılması, Bahçeli’nin erken seçim açıklaması, Yunanistan ile yaşanan Ege krizi ve AB İlerleme Raporuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Avrupa Birliği’ne tam üyelik Türkiye için değişmemiş bir hedeftir”

AB’nin Türkiye İlerleme Raporuna ilişkin konuşan Bekir Bozdağ, “Avrupa Birliği Türkiye’ye karşı objektif eşit ve adil bugüne kadar hiç olmadı. Şimdi rapor açıklamalarda Türkiye’nin AB den uzaklaştığı ifade ediliyor. Türkiye yarım asrı geçkin bir süredir Avrupa Birliği’nin kapısında tam üyelik hedefiyle ısrarla beklemektedir. Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinden, Avrupa Birliği üyelerinin, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı haksız politikaları nedeniyle bugüne kadar vazgeçmemiştir. Avrupa Birliği’ne tam üyelik Türkiye için değişmemiş bir hedeftir. Ancak maalesef Türkiye ile aynı ekonomik şartları aynı siyasi ve hukuki şartları taşımayan, Türkiye’den çok geri olan pek çok ülkeyi Avrupa Birliği’ne tam üye yaptıkları halde ısrarla Türkiye’ye karşı olumlu adımlar atmamakta direniyorlar. Uzunca bir zamandır açılan fasılların kapatılmaması, yeni fasıl açılmaması ve bu noktada Türkiye’ye karşı adil olmayan, subjektif olan ve bundan önceki üye olan ülkelerle Türkiye’ye karşı eşit olmayan yaklaşımlar ortaya koymuşlardır. Burada Avrupa Birliği’nden uzaklaşan Türkiye değil, Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusunda tarafsız olmayan, tarafsız davranmayan, maalesef taraflı olan, eşit davranmayan AB’dir. Biz buna rağmen AB hedefinden vazgeçmedik. Vazgeçmeye niyetimiz yok. Eğer onlar vazgeçmeye niyetleniyorlarsa o zaman çıksınlar desinler ki “ biz Türkiye’ye ilişkin kanaatlerimizi değiştirdik, vazgeçtik” desinler. Biz bunu da defalarca kendilerine ifade ettik” diye konuştu.

“FETÖ /PDY bir terör örgütüdür”

“Tabi PKK bir terör örgütüdür. KCK bir terör örgütüdür. DHKP-C bir terör örgütüdür. DEAŞ bir terör örgütüdür. FETÖ / PDY‘de aynı bunlar gibi eli kanlı bir terör örgütüdür. Terör örgütleriyle mücadele de Türkiye’yi biz meşru müdafaa hakkını anlıyoruz deyip arkasından da Türkiye’nin terörle mücadelede elini ayağını bağlayacak yaklaşımları Türkiye’nin kabul etmesini kimse beklememelidir” açıklamasında bulunan Bozdağ, Türkiye’nin terör örgütleriyle etkin ve kararlı mücadelesini bundan sonra da devam ettireceğinin altını çizdi.
Bozdağ, “Terör örgütlerine karşı da Türkiye’nin mücadelesi orantılı güç kullanmak suretiyle yapılmaktadır. Bugüne kadar orantısız güç Türkiye kullanmamıştır ama maalesef her defasında terör örgütlerinin Türkiye aleyhindeki propagandaları buralardan kabul görüyor, yalanları kabul görüyor, iftiraları kabul görüyor ve bu raporlara giriyor terör örgütlerinin iftiraları, algı operasyonları Türkiye karşı yönetiliyor. Bizim Bunları kabul etmemiz mümkün değil. FETÖ /PDY bir terör örgütüdür. Avrupa Birliği Komisyonu’nun bunu kabul etmesi kabul etmemesi bu gerçeği değiştirmez. Terör örgütleri nasıl eylemlerde bulunuyorsa onlar da aynı eylemlerde bulunuyor. 15 Temmuz’da 250 vatandaşımızı şehit ettiler. 2 bin 194 vatandaşımızı yaraladılar, Meclisimizi, bombaladılar, Cumhurbaşkanlığı Külliyesini bombaladılar ve insanların üzerine tankları sürdüler ve insanlara kurşun yağdırdılar. Bunlar terör örgütü olmayacakta kim terör örgütü olacak? Böyle bir şey olabilir mi? Avrupa Birliği’nin herhangi bir ülkesinde devletin imkânlarını alıp vatandaşlara ölüm kusan bir terör örgütü olsa, onlar buna Türkiye terör örgütü demese rıza gösteriler mi, göstermezler. O nedenle FETÖ /PDY bir terör örgütüdür. Onlar kabul etse de etmese de terör örgütüdür. Avrupa Birliği eminim ki eninde sonunda onlar da bu terör örgütünün gerçek yüzünü görecekler gerçek kimliğini daha iyi anlayacaklar. Bu rapor ayrıca Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehdit ve sınamalar nedeniyle Türkiye yeteri kadar anlamadıklarını da göstermektedir. Hem bizim karşı karşıya olduğumuz darbe teşebbüsü hem etrafımızda Suriye’de Türkiye’ye yönelen terör tehditleri hem PKK hem DEAŞ hem DHKP-C hem FETÖ/ PDY terör örgütleri ve diğer terör örgütlerinin Türkiye’ye ödetmek istedikleri bedel ve Türkiye’nin bunlar karşısında verdiği haklı mücadeleyi yeterince idrak etmediklerini göstermektedir. Süslü bazı lafları bizim karnımız tok. Biz icraata bakıyoruz. Raporun içerisinde bazı olumlu açıklamalar var ama bu olumlu açıklamalar Türkiye yapılan haksızlığı örtmeye yetmez” şeklinde konuştu.  

Derya Yetim

Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde Van Ferit Melen Havalimanına geldi. Burada kentin amirleri tarafından karşılanan Erdoğan, daha sonra Edremit ilçesindeki Nur Tatar Spor Salonu’na geçti. Yol boyunca vatandaşların sevgi gösterisinde bulunduğu Erdoğan, daha sonra partisinin Van İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresinin yapılacağı salon önünde bekleyen kalabalığa hitap etti. Ardından salona geçen Erdoğan, kalabalığa hitap etti. Erdoğan, “Gecikmeli geldik, hakkınızı helal edin.

6. Olağan Kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Van, 16 Nisan halk oylamasında maalesef Türkiye’nin ortalamasının çok altında kaldık. Van’dan beklentimiz çok fazlaydı. Ama görüyorum ki bugün Van bir başka. Depremin ardından Van’a 30 bin konut inşa ederek yeniden ayağa kaldırdığımızın en yakın şahitleri sizlersiniz. Doğalgazı Edremit’e kadar getirdik. Hans’ın doğalgaz kullanma hakkı var da benim Edremit’teki kardeşimin hakkı değil mi? Demek ki hiçbir ayrım yapmaksızın bu hassasiyeti gösteren biziz. Sırada şimdi Erciş var. Fakiye Teyran’ın, Seyit Fehim Arvasi’nin mirasına en iyi sahip çıktığımızı siz biliyorsunuz. Bölücü örgüt ve uzantıları çeşitli isimlerle Van’ın adeta kanını emerken, biz her zaman Van’ın, kardeşlerimizin yanında olduk. Terör örgütleri çocuklarımızı sokaklarda bozuk para gibi harcarken, biz aydınlık bir gelecek kurmak için çalıştık. Nur Tatar Spor Salonu da bunun ispatı değil mi? Böyle bir salon var mıydı? Bu salonun ihtişamına bakın. Van’a inşallah stadyumu da yapacağız. Bugün Gençlik ve Spor Bakanıyla konuştum, Van’a yakışan bir stadyum yapacağız” diye konuştu.

“Son 15 günde gelen turist sayısı 169 bin”

Geçen yıl Van turizminde adeta patlama yaşadığını dile getiren Erdoğan, “Parası olanlara gelin Van’da otellerin sayısını arttıralım. İran Cumhurbaşkanı Ankara’daydı. Dedi ki Van’a turist gönderiyoruz. Son 15 günde gelen turist sayısı 169 bin. Demek biz altyapımızı yaparsak, İran’dan Van’a, Ağrı’ya, Iğdır’a gelecek çok insan var. 16 Nisan’da ortaya çıkan sonuç, kendimizi Vanlı kardeşlerimize çok iyi anlatamadığımızı gösterdi. Artık hep birlikte daha çok çalışacağız, çalmadık kapı bırakmayacağız. Ana kademeye, kadın kollarına, gençlik kollarına sesleniyorum. 2019’a kadar kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız? Buradaki coşkuyu 2019 Mart ayındaki belediye, 2019 Kasım ayındaki Milletvekilli Ve Cumhurbaşkanı Seçimlerine kadar sürdürmenizi istiyorum. AK Parti, 81 vilayetteki 80 milyon vatandaşımızın partisidir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın sanatçılarla sınır ziyareti

Salondakilerin ‘Yaylalar’ şarkısını seslendirmesinin ardından sözlerini sürdüren Erdoğan’ın konuşması “İşte ordu, işte komutan” sloganlarıyla kesildi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şimdi biz son Hatay’daki kongremizden sonra biliyorsunuz sınıra gittik, Reyhanlı’ya ve orada İbrahim Tatlıses coştu. Yaylalar biliyorsunuz askerin türküsü, ama o yaylalarda bırakmadı, ‘Afrin’i dolaş gel’ dedi. Orada da bırakmadı, ‘Mümbiç’i dolaş da gel’ dedi. Kardeşlerim evvel Allah biz önce Fırat Kalkanı ile bir adım attık. Fırat Kalkanı’ndan sonra Afrin ile ilgili adımımızı attık mı? Ne dedik, durmak yok. Mazlumların ahını dindirene kadar devam. Bugüne kadar ulaşamadığımız vatandaşımızın kabahatini onlarda değil kendimizde arıyoruz.”

Afrin’de 4 bin 17 terörist etkisiz hale getirildi

Afrin’de yürütülen operasyon kapsamında etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı hakkında da bilgiler veren Erdoğan, “Afrin’de şu an gelinen nokta, bugün son rakamları aldım. 4 bin 17 teröristi etkisiz hale getirdik. Ayrıca Kuzey Irak’ta 323 teröristi etkisiz hale getirdik. Yurt içinde de 154 teröristi etkisiz hale getirdik. Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te inlerine gireceğiz dedik, girdik. Neresi olursa olsun durmak yok yola devam. Çünkü benim Vanlı kardeşime rahat, huzur vermeyen bu teröristleri evvel Allah er veya geç bitireceğiz. Şu anda burada hep beraber öyle bir mesaj verelim ki Van Gölü’nün öbür kıyısından, Hoy’dan Nahçıvan’dan duyulsun, Kandil’dekilerin, Sincar’dakilerin yürekleri titresin. Van’dan öyle bir mesaj verelim ki Afrin’deki, El-Bab’daki kahramanlarımıza moral olsun. Ne diyoruz; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şeklinde konuştu.

“Çevremizde oynanan oyunları görüyorsunuz” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Böldükleri toplumları nasıl perişan ettiklerini takip ediyorsunuz. Üzerimizde oynanan tüm oyunlara rağmen bu tuzağa düşmedik, düşmeyeceğiz inşallah. Vatan toprağının tek bir çakıl taşını bile kimseye vermeyeceğiz. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Ne FETÖ’nün paralel devletine ne de terör örgütünün özerklik devletine yer yok. Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da yaşananları görüp hala Türkiye’yi eleştirenler, demokrasiden nasibini almamış olanlardır. Doğu Guta’da çocuklar şehit ediliyor. Ey Batı neredesin? O yavrucukları görmüyor musun? Ama biz Afrin’de teröristleri öldürünce sesin çıkıyor. Ey Batı, ne dersen de, biz doğru bildiğiyiz yolda yürüyoruz, yürüyeceğiz. Terörle demokrasinin, özgürlüğün, zenginliğin bir arada olmayacağını göstermek için daha ne yaşanması gerekir. Mücadelemizin stratejisini ona göre belirliyoruz. Türkiye’ye karşı düşmanlıklarını gizlemeyenler var. Sözün bittiği yere gelmişiz demektir. Ey 81 vilayette yaşayan kardeşlerim, emperyalistler ve terör örgütleri kol kola girmişse bize düşen bir olmaktır, diri olmaktır, kardeş olmaktır, hep birlikte Türkiye olmaktır. Bizim bu mücadeleyi zaferle taçlandırmaktan başka çaremiz yoktur.’’ 

Hiçbir beşeri gücün önünde eğilmediklerini, sadece Allah’ın huzurunda secdede eğildiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Terör örgütlerini ve onları maşa gibi kullananların kurdukları tuzakları başlarına yıkmadan bize huzur yok. Ülkemizin geçmişte demokrasi, ekonomi, özgürlük anlamında sıkıntı çektiği bir gerçekti. 15 yıl önce teslim aldığımız Türkiye’yi biliyorsunuz. Partimizi kurduktan sonra buradaki dostlarımıza bizden ne istiyorsunuz dedik, ‘OHAL’i kaldırın, başka bir şey istemiyoruz’ dediler. O dönemdeki OHAL ile bugünkünün alakası yok. Hak ve özgürlükler konusunda herhangi bir kısıtlama yok. O günkü OHAL, vatandaşımızın günlük yaşamını çok etkiliyordu. Hükümeti kurduktan sonra hemen OHAL’i kaldırdık. Ardından tarihi reformları bir bir hayata geçirdik. Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Ülkemizde hala kimin ne sorunu varsa, kimin ne sorunu ortaya çıkacaksa mücadele etmek bizim görevimizdir. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Demokrasi ve özgürlük yolculuğumuz bir birinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Türkiye’nin şimdi verdiği mücadele öyle bir mücadeledir ki bütün bölgelerimiz ortaktır. Kazanırsak hep birlikte kazanırız, kaybedersek hep birlikte. Onun için mesele vatansa, gerisi teferruattır.”

“Hepsinin ipleri aynı güçlerin elindedir”

“PKK, FETÖ ve tüm terör örgütünün safı bu mücadelede Türkiye’nin düşmanlarının yanındadır” diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“FETÖ’nün yurt içi ve dışındaki inlerine aynı sebeple giriyoruz, hepsinin ipleri aynı güçlerin elindedir. PKK yıllarca Kürt kardeşlerimizi istismar ederek kendisine zemin hazırladı. DEAŞ dinimize yıllarca vurulamayan darbeyi vurdu. Bunlar tamamen din dışı bir örgüt. Hem kendimiz hem bölgemizde kurulan asrın tezgahını bozmak üzere harekete geçtik. Afrin, El-Bab operasyonlarını birileri küçükseyebilir, biz arka plana iki büyük darbe vurduk. Terör örgütlerinin maskesi düşünce arkasında kimlerin çıktığını hep birlikte görüyoruz. Çeyrek asırdır terör bahanesiyle dünyanın altını üstüne getirenlerin, terör örgütünün kurucuları olduğunu dünyaya ifşa ettik. Kısacası oyunu tersine çevirdik. İnşallah ülkemiz ve bölgemiz için yeni bir dönem başlatıyoruz. Bugün geleceğimize dünden daha ümitli bakıyoruz.”

15 yılda Türkiye’yi 3,5 kat büyüttüklerini ve Van’ın da bu gelişmeden payını aldığını dile getiren Erdoğan, terör örgütlerinin kölesi olan belediye başkanlarını da görevden alarak yerlerine atanan vali ve kaymakamlardan da övgüyle bahsetti.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ise, bazı partiler gibi kavga etmediklerini belirterek, “Bizler bir birimizle kavga etmeyiz. Bizim bir derdimiz var. Bizim millet, ümmet derdimiz var. Bütün enerjimizi kötülere karşı kullanırız. Bir konunun altının çizmek istiyorum, son bir yıl içerisinde satılmış, ezanları susturmak istediler. Ülkemizin belirli yerlerinde çukurlar kazdılar. Allah’a hamd olsun o katiller sürüsünü yok ettik. Güneydoğuda 70 bin vatandaşımızın evini yaktılar, yıktılar. Devlet olarak gittik, yaralarını sarıyoruz. Binlerce ev yaptık, hepsini teslim ettik. Bu devletin iki evli var; birincisi kudret elidir, ikincisi de şefkat elidir. Allah’a hamd olsun tüm mağdurların sığındığı bir ülke olarak bütün kardeşlerimizin yaralarını sarıyoruz. Bize düşen bir olmak, beraber olmaktır. Etrafımızda oynanan oyunları hep birlikte görüyoruz. Çocuk kandırır gibi ‘biz buraya demokrasi getirmek için geldik’ diyorlar. DEAŞ diye bir örgüt yok. Sakalları uzatıp DEAŞ, kesiyorlar PYD oluyorlar. Gittikleri hangi ülkeye demokrasi getirdiler söylesinler. Gittikleri her yere gözyaşı götürdüler. İçimizde de birçok gencin eline silah verip dağa gönderdiler. Bunların temsilcisi olduklarını söyleyenler; yüksek maaş alıp lüks lokantalarda yemek yerken, garibanların çocuklarını dağa gönderiyorlar” dedi.

Tuşba Belediye Başkanı Fevzi Özgökçe, Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan’ın da katıldığı AK Parti Van İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresinde tek aday olarak seçime giden mevcut başkan Kayhan Türkmenoğlu, yeniden başkan seçildi.  

Mehmet Salih Akkuş – Atilla İdiz – Yılmaz Sönmez
 

AK Parti Ümraniye 6’ncı Olağan İlçe Kongresi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrenin yapılacağı Haldun Alagaş Spor Salonu önünde toplanan vatandaşlara hitap ettikten sonra salona girişi yaptı. Kongrede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğimiz zaman Ümraniye patlayan çöple anılıyordu. O çöp dağının olduğu ve 39 vatandaşımızın öldüğü çöplüğüyle tanınıyordu. Ey o çöplüğün mimari Cumhuriyet Halk Partisi sizin geçmişinizde bu faturalar var. Ben şimdi CHP oy veren kardeşlerimize sesleniyorum. Bunlara bunu sorun. Sizin geçmişiniz karanlık. Siz önce 39 vatandaşımızın o çöp dağının altında kaldığı patladığı zaman orada öldüğü Ümraniye vahşetinin hesabını verin. CHP dediğiniz zaman akla çöp gelir. CHP dediğiniz zaman akla gelir o kirli havalar gelir. Ne gelir susuzluk gelir. Ne gelir maskeyle dolaştığımız günler ve yolsuzluk, yoksulluk, yasakları gelir. Bunları bize siz yaşattınız” dedi.

“Afrin’de 3 bin 821 terörist etkisiz hale getirildi”

Afrin harekatında etkisiz hale getirilen terörist sayısın açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak son derece kritik günler yaşıyoruz. Bir taraftan ekonomide sanayide diplomaside büyütmenin çabasını verirken, terör örgütleriyle sınırlarımızın içinde ve dışında yoğun bir mücadele yürütüyoruz. 2 yıl önce hendek ve çukur eylemleriyle ülkemize kurulan oyunları darmadağın etmiştik. DEAŞ bahanesiyle sınırımızda kurulmaya çalışılan terör devleti projelerini paramparça ediyoruz. 15 Temmuz gecesinin hemen ardından başlattığımız Fırat Kalkanı Harekatıyla bu terör örgütü koridoruna ağır darbeyi indirdik. Akabinde bölücü terör örgütüne ciddi zararlar verdik. 2 ay öncede şimdiye kadar en önemli operasyonlarımızdan olan Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekatını başlattık. Buraya girerken aldığım bilgiye göre 3 bin 821 terörist etkisiz hale getirildi. Askerimiz ister içerde ister dışarıda terörist gördü anda beynine indiriyor. Artık SİHA’larımız var, İHA’larımız var. Onlar koordinatlar bildiriyor, bakıyorsunuz F-16’lar oraya iniyor. Hazırlıklarımızı yaptıktan sonra bir gece F-16’larımızla havadan, tanklarımızla karadan Afrin’e girdik. İçimizdeki ve dışımızdaki bölücü örgüt yandaşlarının propagandalarına aldırmadan başarıyla yürüttük. 58 gün gibi kısa sürede Afrin’i temizledik” diye konuştu.

“Afrin’de yürüttüğümüz operasyon birilerinin konforunu bozdu”

Afrin operasyonuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O tünelleri ve içinde neler var gördünüz değil mi? Hastaneye varıncaya kadar her şeyi yapmışlar. Ama F-16’larımızla oraları darmadağın ettik. Özgür Suriye Ordusuyla birlikte yürüttüğümüz bu operasyon elbette birilerinin konforunu bozdu. Türkiye’nin bu kadar kısa sürede sivillere ve sivil yerleşim yerlerine zarar vermeden böyle zor bir operasyon gerçekleştireceğine kimse ihtimal vermiyordu. Rakka’daki sıkımın Afrin’de yaşanmaması, Musul’daki olanın Afrin’de yaşanmaması bunların aklının erdiğini bir şey değildi. En başta bölücü terör örgütü olmak üzere belli ülkeleri ve çevreleri çok ciddi rahatsız etti. Batıdan arayan bir iki lider var. Aramızda bunlarla çok renkli görüşmeler geçti. Baktılar ki beklediğimiz neticeyi alamıyoruz. Onalar bir şey söyledik, siz yolunuza biz yolumuza dedik” şeklinde konuştu.

“Bütün bu tüneller Fransız firması Lafarge’in mikserleriyle yapılmıştır”

Fransa’ya seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz NATO’da beraber olan ortağınızla değil de terör örgütleriyle beraber hareket ediyorsanız buyurun hareket edin. Siz sarayda teröristleri ağırlayabilirsiniz. Bir başkası da Almanya’da sarayında ağırlama yapıyor. Mahkumiyeti olduğu halde bunu yapıyor. Ne yaparsanız yapın biz hukuktan ayrılmadan bu ülkeden şehitlerimiz hukukunu sonuna kadar savunacağız. Bu ülkenin topraklarına roketlerle saldıranlardan hesap soracağız. Aylarca taş üstün de taş bırakmayana kadar Suriye’nin şehirlerini aralıksız bombalayanlar bizim sivil hassasiyetimizi bir türlü anlayamadılar. Bu sebeple de ilk günden bu yana başarımızı gölgelemek içini birçok ayak oyunlarına başvurdular. Bölücü örgütün Suriye kolunun tamamı yanlış ve iftira olan sözüm ona haberlerini manşetlerine taşımaktan, basın brifinglerinde doğruymuş gibi pazarlamaktan çekinmediler. Biz ne yaptık, yalanın panzehri hakikatlerdir diyerek sadece gerçeklere yapıştık. Sahadaki durum neyse gerçekte ne yaşanıyorsa onu milletimizle ve uluslararası kamuoyu ile paylaştık. Hastane vurma iftirasının hemen ertesi günü İHA’larımızın video kayıtlarıyla çökerttik ve sahiplerinin yüzlerine çarptık. Telefon görüşmeleri yaparak operasyonlarla ilgili bilgi verdik, niyetimizi hedefimizi açıkça izah ettik. Anlamak isteyen niyeti gerçekten iyi olan herkes için yaptığımız açıklamalar yeterliydi. Objektif bir şekilde değerlendiren bütün taraflar için bu harekatı niçin yaptığı gayet açıktır. Ama hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Algılarını hakikatlerle kapatanlara yapılacak bir şey yoktur. Türkiye’nin bu tür operasyonlardaki gayesi, Fransa burayı iyi dinle, işgal değil bölgeyi eli kanlı çetelerden kurtarmaktır. Afrin’de şahit olduğumuz manzara tüneller ve mühimmatlar. Buradan Fransa’ya sesleniyorum. Bütün bu tüneller Fransız firması Lafarge’in mikserleriyle yapılmıştır. Bunları da bil. Tünellerin açıldığı bölgede Lafarge şantiyesi orada kurulu. Sen kime neyi anlatıyorsun. Bunları sorsak nerede bilmezler. Bize sor danış” diye konuştu.

“Zeytin Dalı Harekatıyla yılanın başı ezilmiştir”

Zeytin Dalı Harekatıyla yılanın başının ezildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Allah’a hamdolsun Zeytin Dalı Harekatıyla yılanın başı ezilmiş büyümeden bertaraf edilmiştir. Diğer bölgede aynısın yapacağız. Bu haklı mücadelemizde yanımızda olanlara teşekkür ediyoruz. Hakikatler ortada olmasına rağmen inatla ve ısrarla bize düşmanlık gösterenlerin ne yaptıklarını bilmeyenlerde şunu bilsinler ülke olarak hafızamıza nakşediyoruz. Günü geldiğinde bunların hepsini onların önüne koyacağız. Bu eleştirileni geçmişleri sömürge ayıbı ile dolu olanlardan gelmesi de ayrıca manidar buluyorum. Bu Fransa değil mi? Libya’da işgal hareketini yapan. Cezayir’de 5 milyon insanı öldüren Fransa değil mi? Bize kalkıp da medeniyet dersini hangi yüzle veriyorsun. Önce bir dön tarihine ve geçmişine bak. Bizim tarihimizde bu tür lekeler yok. işgal ise asla yoktur. Esarete tabi tutulmuş ta Hint Yarımadasındaki zulme uğrayan bir insanın bir kavmin kurtuluşu için oraya donanma gönderecek kadar asil bir ecdada sahibiz. Ama bunlar bizi tanımıyorlar tanımazlar işlerine de gelmez. Varsın gelmesin biz işimize bakacağız. Eğer biz bugün Suriye’nin kuzeyinde Afrin’e girdiysek, oradaki gariplerin halini gördünüz değil mi? Doğu Guta’da çöken binaların altında kalan yavruları gördünüz değil mi? Bu çocukları bize gönderin diyoruz göndermiyorlar. Şu anda Afrin’e biz Kızılay’ımızla AFAD’ımızla gittik.”

“İsrail yönetimini insanlık dışı saldırıdan dolayı şiddetle kınıyorum”

İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamla ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin son yıllardaki en temiz harekatı olan Afrin Harekatıyla eleştirenlerin İsrail Gazze’de dün yaptığı katliam için kayda değer itiraz dile getirdiklerini duydunuz mu? Bakın neredeyse 20’ye yaklaştı ölenlerin sayısı, dün akşam Sayın Trump’a söyledim. Bunlara müdahale etmeyecek misiniz dedim. Kimse bunları görmüyor. Biz ise bu tür katliamların içinde değiliz. Gazze’de ağır silahlarla saldıran İsrail’e söz söyleyemeyenlerin gözlerini bize dikmeleri samimiyetsizliklerinin en büyük delilidir. İsrail yönetimini bu insanlık dışı saldırıdan dolayı şiddetle kınıyorum. İsrail Filistin’e uyguladığı zulmün altında kalacaktır. Bugün İsrail’i arkasında duran o güçler koruyabilir ama yarın ne olacağını Allah bilir. Biz haklı davalarında sonuna kadar Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. İsrail terörünü ifşa etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.  

TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’dan yapılan “Afrin için kaygılıyız” açıklamasına tepki göstererek, “Biz kaygılarımızı size ilettiğimiz zaman neredeydiniz?” diye sordu.

“Bu tartışma esasen bizim işimiz olmamalıydı”

İfrat ve tefrit noktasında İslam dinini karalamaya yönelik her türlü yanlış adıma karşı olduğunu, Müslümanların sorunlarına cevap veremeyen görüşlerin, Kur’an-ı Kerim ve peygamberimizin sünneti ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Bu tartışma esasen bizim işimiz olmamalıydı. Ama konuşması gerekenlerin sustuğu, susması gerekenlerin konuştuğu bir ortamda gönlümüz yüce dinimize saldırmak için pusuda bekleyenlerin değirmenlerine su taşıyan sorumsuzluklara rıza göstermedi. İnşallah önümüzdeki dönemde bu tartışma alimlerimiz, ariflerimiz, abidlerimiz tarafından yerli yerine oturtulacak, İslam adına, Müslümanlar adına bir kazanca dönüşecektir” dedi.

“Bütün mühimmat da yavaş yavaş bizim elimize geçiyor”

Zeytin Dalı harekatı kapsamında bu güne kadar 3 bin 647 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklayan Erdoğan, “Amerika’dan sözcü açıklama yapıyor ‘Afrin’de kaygılıyız’ diyor. Biz kaygılarımızı sizlere ilettiğimiz zaman neredeydiniz? Gelin bu terör örgütlerini temizleyelim dediğimiz zaman neredeydiniz? Siz terör örgütleri ile işbirliği yaparak DEAŞ’ı temizleyeceğinizi bize söylemiştiniz, yanlış yaparsınız, gelin bunu beraber yapalım dediğimizde bize inanmadınız. Buyurun, şimdi PYD-YPG’yi bizim Mehmetçiğimiz, ÖSO’muz nasıl halletti işte ortada. Bir taraftan Türkiye’ye ‘siz bizim stratejik ortağımızsınız’ diyeceksiniz, sonra gidip teröristlerle işbirliği yapacaksınız. Gerçek ortada, bizimle stratejik ortaksan bize saygı duyacaksın. Bizimle beraber yürüyeceksin. Bizi aldatmaya kalktınız, öyle bir aldatmaca ki, 5 bin tır buraya silah soktunuz, 2 bin kargo uçağı mühimmat soktunuz. Biz sizden paramızla silah istedik vermediniz, ama terör örgütüne ücretsiz olarak bu silahları verdiniz, bu nasıl ortaklık, bu nasıl dayanışma? O açılan tüneller, içindeki silah mühimmat depoları, bunların hepsini şimdi yıkıyoruz. Onlar kaçıyor biz kovalıyoruz. Bütün mühimmat da yavaş yavaş bizim elimize geçiyor, geçecek” diye konuştu.

“Aslanlar meydana çıkınca çakalların payına kaçmak düşer”

“Türkiye, sınırları ötesinden kendisine yönelen terör tehditlerine karşı artık tepkisiz kalmayacağını, terörü kaynağında yok etmeye kararlı olduğunu 24 Ağustos 2016 tarihinde başlattığı Fırat kalkanı Harekatı ile ilan etmişti” açıklamasında bulunan Erdoğan, bundan önce de sınır ötesi operasyonlar yapıldığını, ama bu operasyonların sadece gir-çık şeklinde yapıldığını kaydetti. Erdoğan, “Fırat Kalkanı ile ilk defa belirli bir noktayı değil, 2 bin kilometrekarelik büyük bir bölgeyi sorun olmaktan çıkartarak kontrolümüz altına aldık ve oranın güvenliğini de biz sağlıyoruz ve 160 bin Cerablus, Er Rai, Bab, bunun içindeki insanlar artık topraklarına döndü. Bunun resmen sonuçlanması 216 gün sürmüş olsa da ilk 100 günde bölgedeki DEAŞ ve PYD mensuplarından 3 bin kişi imha edilerek bu örgütler tamamen saf dışı bırakılmıştır.

Patlayıcıların ve kılıç artıklarının temizlenmesi sebebiyle 7 ayı bulan operasyon bölgesinde huzurun sağlanmasının ardından ülkemizde bulunan tüm bu kardeşlerimiz kendi evlerine, topraklarına dönmüştür. Afrin bölgesini PYD ve onların saflarına katılmış olan DEAŞ mensubu teröristlerden temizlemek için 20 Ocak’ta başlattığımız Zeytin Dalı Harekatı’nda 2 ay geçmeden şehir merkezine gördüğünüz gibi kontrol altına almış bulunuyoruz. Patlayıcıların ve kılıç artıklarının temizlenmesi için güvenlik güçlerimiz ÖSO mensubu kardeşlerimiz operasyonlarına bir müddet daha devam edecektir. Çünkü orada herhangi bir endişeye mahal bırakmadan bu temizliğin yapılması gerekiyor. Dolayısıyla şuanda ÖSO ve bizim askerlerimiz bu arama taramayı devam ettiriyor, yarın orada herhangi bir sıkıntı yaşamamalıyız.

Türkiye Afrin’e operasyon başlattığında estirilen havayı hatırlıyorsunuz. Önce bir şaşkınlık yaşandı. Çünkü kimse bizim Fırat Kalkanı’nın ardından böyle bir operasyona girişebileceğimizi ve Afrin’i hedef alabileceğimizi beklemiyordu. Ardından terör örgütünü sürekli şişiren, sürekli büyüten, bölgede çok kanlı çatışmaların yaşanacağı havasını veren haberler yayılmaya çalışıldı. Batı ülkeleri sürekli olarak bize ‘Afrin’e girmeyin’ demeye utandıkları için olacak ‘bir an önce operasyonu bitirin’ mesajları veriyordu. Gerek Sayın Başbakan gerek Dışişleri Bakanımız kendileri ile ‘yanlış yapıyorsunuz, bizim önümüzü kesmeye kalkmayın, biz yola çıktık devam edeceğiz’ dedik. Biz bu terör saldırılarından kurtulana kadar yola devam edeceğiz. Biz onları kırmadık, onların ricalarını yerine getirelim istedik ve 2 ayda Afrin operasyonunun askeri safhasını büyük ölçüde bitirdik. Şunu unutmayın, aslanlar meydana çıkınca çakalların payına kaçmak düşer.

Bizim askerimiz, polisimiz, jandarmamı, korucularımız, istihbaratçılarımız, bölgenin öz evladı olan ÖSO mensubu kardeşlerimiz aslan gibi meydana çıkınca PYD’li çakallar da kuyruklarını kıstırıp kaçtılar. Güya bize karşı savaşmak için hazırladıkları mevzileri, çukurları gördünüz, onlara mezar oldu. Sivillerin arkasına sığınarak ancak bu kadar dayanabildiler. O masum halka etmediklerini bırakmayanlar, bir de utanmadan, arlanmadan bizi sivillere sarar vermekle suçlamaya kalktılar. Tüm iddiaları belgeleri ile ispatları ile şahitleri ile görüntüleri ile çürüttük, bu iftiranın üzerimize yapışmasını engelledik. Şimdi bölgeyi oranın asli sahibi olan kardeşlerimiz için yeniden yaşanabilir hale getirme çalışmalarına başlıyoruz” ifadelerini kullandı.  

Derya Yetim – İlker Turak
 

Gencin elini yüzünü yıkayıp başını okşayan polis, “Kübra’ya gerek yok biz seni seviyoruz” diyerek genç adamı teselli etti. 

Olay, Çaybaşı Mahallesi Aspendos Bulvarı üzerindeki bir apartmanın çatı katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kız arkadaşıyla sorun yaşadığı öğrenilen 25 yaşındaki Gökhan S., bulvar üzerinde bir pastanede otururken birden yaşadığı 5 katlı apartmanın çatı katına çıkarak intihar etmek istedi. Bacaklarını çatıdan aşağıya sarkıtan genci fark edenler, durumu polise haber verdi. İhbar sonrası bölgeye itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

“Kübra’ya gerek yok, biz seni seviyoruz” 

Bölgeye gelen itfaiye ekipleri, gencin tehlikeli hareketler sergilemesi üzerine apartman girişine şişme yatak açarken, polis ise çatıya çıkarak genci ikna etmeye çalıştı. Gencin bir anda dalgınlığından yararlanan polis, yakasından çekerek güvenli bölgeye aldı. Apartman girişine indirilen gencin kendinde olmadığı gözlenirken, polis tarafından suyla ayıtılmaya çalışıldı. Kendine geldiğinde, ‘Kübra nerede? Bırakın beni atlayayım’ diye sitem eden gence polisin gösterdiği şefkat dikkat çekti. Gencin yüzünü suyla silen, başını okşayan polis memuru, “Kübra’ya gerek yok, biz seni seviyoruz. İlla Kübra mı gerek” diyerek teselli etti. 

Çevredekilerin meraklı bakışları arasında ambulansa alınan genç, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.  

Suat Metin – Memiş Akın

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde düzenlenen 18. Dönem Siyaset Akademisi’nin açılış programına katıldı. Yaptığı konuşmada Erdoğan, “Güçlenerek gelen akademimiz ilk olarak 2008 yılı ocak ayında başladı. Siyaset Akademimizin faaliyetlerine o günden bugüne 60 bin ve sertifika almaya hak kazanan 25 bin kardeşimize de özellikle teşekkür ediyorum. Bunun benzeri siyaset dünyasında yok. Onlar siyaseti hiçbir zaman bir okul olarak görmedi ama AK Parti bu işin aynı zamanda mektebi oldu. Siyaset Akademimiz de sürekli gelişerek ileriye gitmiştir. Siyaset akademimizde görüş ve meşrep ayrımı yapmaksınız herkese kapısını açmıştır. Bugün de yaklaşık 6 bin 500 katılımcıyla 30 ilimizde akademimizin yeni dönemini başlatıyoruz. Tüm katılımcılara şimdiden başarılar temenni ediyorum. 2019 gibi önemli bir dönemecin hemen öncesinde başlattığımız bu faaliyetin hedeflerimize ulaşmamız konusunda çok önemli katkıları olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. 

“Bizim tarihimiz de tıpkı adımız gibi aktır” diyen Erdoğan, “Bu kadro, silici ak, alnı ak, başı dik bir kadrodur. Hamdolsun iktidara gelişimizin üzerinden 15 yıldan fazla süre geçmesine rağmen halen milletimize ilk günkü aşkla hizmet ediyoruz. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün AK Parti halen zihniyet, söylem, siyaset yapış tarzı itibariyle Türkiye’nin en genç partisidir. AK Parti 10.5 milyona yaklaşan üye sayısıyla bu ülkenin en dinamik, en yenilikçi partisidir. Zaman zaman bize 15 yıllık iktidarımızın sırrını soruyorlar. Onca saldırıya, sınamaya rağmen nasıl ayakta durduğumuzu soruyorlar. Yorulup yorulmadığımızı merak ediyorlar. Biz de onlara, milleti ile birlikte yürüyeni alaşağı edebilecek hiçbir fani güç yoktur diyoruz. Ne zaman ölürsek o zaman yoruluruz diyoruz. Öleceğiz ya, öleceğiz. Rabbimin takdir planında ne varsa o olacak. Her an ölümle iç içe olacağız. Onun için de her an ölecekmiş gibi bu dünyaya, hiç ölmeyecekmiş gibi ebedi aleme çalışacağız” açıklamasında bulundu. 

“Biz bir dinde reform aramıyoruz. Böyle bir derdimiz de yok. Haddimize mi?” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Birilerinin çıkıp hayatın gerçekleri ile ilgisi, alakası ve bağı olmayan sözler edip kafaları karıştırması yanlıştır. Kimse bizim dinimize fatura kesme hakkına sahip değildir. Bu tartışmanın en çarpıcı örnekleri de son günlerde kadınlar konusunda yaşanıyor. Sadece ilmi bir zeminde teorik bir tartışmanın konusu olacak hususların toplum önünde alelade bir meseleymiş gibi konuşulmasını içeriğinin ötesinde yöntem olarak da doğru bulmuyoruz. Ülkemizde pek çok örneğini gördüğümüz bir ifrat tefrit ortamında insanlar kime kulak vereceğini, neye itimat edeceğini elbette şaşırıyorlar. Bu konularda konuşma yetkisi benim değil. Ben Diyanet İşleri Başkanı değil, Cumhurbaşkanıyım. Ama Müslüman olarak üzerinde sorumluluğu olan bir insan olarak dinime getirilen bu zafiyete de bizim tahammülümüz yok. Burada bildiğimizi, inandığımızı da söylemek zorundayız. Temenni ediyorum ki, inşallah şu anda Başbakan Yardımcımız da burada, bu konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanımız alanı boş bırakmaması lazım. Bu tür adamlara bu alan boş kalır da bunlar konuşursa ortaya böyle zaaflar çıkar. Bu konularda tavır koyması gereken hocalarımızın bu kadar ilahiyatçılarımızın, muteber alimlerimizin ise ya sesleri çıkmıyor ya da sesleri duyulmuyor veya korkuyorlar. Niye korkuyorsun be kardeşim? Bir ilim erbabı korkar mı? Çıkacaksın gerçek neyse söyleyeceksin. Hiç kimsenin Türkiye’ye böyle bir kafa karışıklığı yaşatmaya dinimizi böylesine karikatürize etmeye hakkı yoktur. Bizim itirazımız ve hatta isyanımız işte bu hadsizlikleredir. Biz bir dinde reform aramıyoruz. Böyle bir derdimiz de yok. Haddimize mi? Asla. Ama önüne gelen çıkıp da kadınlarla ilgili, genç, yaşlı bunlarla ilgili ileri geri bu tür şeyleri konuşmalarının İslam’a getirdiği lekeyi, gölgeyi görmemezlikten gelemez. İslam’ı değişime kapalı bir din olarak göstermeye çalışan zihniyet ile İslam’la uzaktan yakından ilgili olmayan çarpıkları dinimize mal etmeye çalışan zihniyet aslında aynı gayeye hizmet etmektedir. Her iki yanlışın da önüne geçebilmek için Türkiye’de din eğitim ve öğretiminin sağlıklı bir temel üzerinde yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır. Ülke ve millet olarak ağır bedel ödediğimiz FETÖ tecrübesi bu bakımdan çok önemlidir. Bizim ilahiyatçılarımız, Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanlığımız, bunlar meydanı bu FETÖ gibi alçaklara bıraktılar, toplum bu hale geldi. Bu bize örnek olmayacak da hangisi bize örnek olacak. El Kaide DEAŞ Boko Haram gibi terör örgütleri sahih İslam’ın öğretilmesi konusundaki eksikliği kullanarak ortaya çıkmış ve palazlanmıştır.”

“Siz bu fakiri korkutamayacaksınız” 

Dünkü yaptığı konuşmasından sonra birilerinin sosyal medyada konuşmaya başladığını bildiren Erdoğan, “Siz bu fakiri korkutamayacaksınız. Hak neyse ben onu söylemeye devam edeceğim. Kitabımızın, Kur’anımızın, İslam’ın hükümlerini sağa sola evirip çevirmeye hakkınız yok. Bu tür gözlüklerle bakarak, dinimize fatura kesmeye de hakkınız yok. Bu örgütlerin arkasında falanca var, filanca var yaklaşımı doğru bile olsa bizim derdimize derman olmaya yetmiyor. Arkasında kim olursa olsun, kullanılan kişiler bizim insanlarımız ise ortada çözülmesi gereken ciddi bir mesele vardır. FETÖ’nün arkasında kimler var? 160 ülkede çalışıyorum diyor. Arkasında ne kadar İslam düşmanları varsa onlar arkasında. Dert ümmeti bölmek. İslam’ı bölmek. İslam’ı parçalamak. Bizim bunlara asla zemin hazırlamamız gerekiyor. Ömrünü İslam’a adamış ilim adamlarının yardımıyla bu meselenin üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bu konuda ilgili kurumlarımızın ve muteber ilim adamlarımızın daha cesur davranmasını rica ediyorum. Aksi takdirde hep birlikte çok büyük bir vebal altında kalacağımız açıktır. Türkiye’nin önünde bu tür tartışmaların dışında çözmesi gereken önemli sıkıntılar bulunuyor. Güya DEAŞ ile mücadele ettiğini söyleyen ve ülkemizin sınır ötesi operasyonlarını dikkatleri dağıtıyor diyerek engellemeye çalışanların asıl gayesi gün gibi ortaya çıkmıştır. Son 1-2 gündür gündemde olan konuyla ilgili söyleyeceğim son söz şu; Biz AK Parti olarak, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı AK Parti’nin Genel Başkanı olarak sözüm şudur. Kucaklayıcı olacağız. Dinimize gölge, leke düşürmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz ve sosyal medyada, şurada, burada saldıranlar olacak. Unutmayın, eğer haksızlık karşısında susarsanız dilsiz şeytan olursunuz. Bu konuyla ilgili olarak da bizler yapılması gerekeni yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir, Moritanya, Senegal ve Mali’yi kapsayan ziyareti öncesinde basın toplantısı düzenledi. Bu seyahatinde kendisine bakan ve milletvekilleriyle birlikte kalabalık bir iş adamları heyetinin de iştirak edeceğini belirten Erdoğan, “Cezayir bizim bölgedeki en güçlü ticaret ortaklarımız arasında yer alıyor. Hele hele doğalgaz tedarikimiz bakımından 4. sırada” dedi. Moritanya ziyaretinin cumhurbaşkanlığı düzeyinde gerçekleştirilen ilk resmî ziyaret olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle de bu ziyaretin tarihî bir önemi olduğuna işaret etti.

Moritanya’nın ardından Senegal’in başşehri Dakar’a bir ziyarette bulunacağını, daha önce Senegal’i biri başbakanlığı diğeri ise cumhurbaşkanlığı döneminde olmak üzere iki kez ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, üçüncü ziyaretin Senegal ile mükemmel düzeyde seyreden ilişkilerin nişanesi olacağını ifade etti.
Erdoğan, Afrika turunun son ayağında Mali’ye geçeceğini, bu ziyaretin de Türkiye’den Mali’ye cumhurbaşkanı seviyesindeki ilk resmî ziyaret olacağını aktardı.
Terör örgütü FETÖ’nün en çok istismar ettiği ülkelerin Afrika’da bulunduğunu belirten Erdoğan “Aynı şekilde örgütün kanlı ve karanlık yüzünü ilk keşfeden, örgütün tasfiyesine dair adım atan ülkeler de Afrika kıtasındadır. Çabalarımız sayesinde birçok ülke örgütle iltisaklı okulları kapattı ve Maarif Vakfımıza devretti. Moritanya, Senegal ve Mali bu ülkelerin başında geliyor” diye konuştu.
Salih Müslüm’ün Prag’da gözaltına alınması ve Türkiye’nin iade talebine ilişkin soru üzerine Erdoğan “Malum konunun Interpol ayağı var, konunun tabii oradan istenmesi ayağı var. Bunlar takip ediliyor” dedi.

“GÖREVİNİN BAŞINDA”

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hafta sonu Trabzon’da açıklamaları oldu. Bu açıklamaların ardından kendisi görevden mi ayrılacak yoksa bir kabine revizyonu mu söz konusu?” sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Bu söylenenler veyahutta bu ifadem belki biraz ağır olacak ama ahlaksız troller vasıtasıyla yapılanlar, bizleri ciddi manada rahatsız etmektedir. İçişleri Bakanımızın Trabzon’daki konuşmasında belli bir yerinde bir duygusallık şahsıyla alakalı olabilir ama ben de kendisiyle dün akşam görüştüm. Böyle bu trollerin yapmış olduğu açıklamalardaki bu tür kabine vesaire falan bunlarla alakalı hiçbir şey söz konusu değil. Arkadaşımızın istifası vesaire bu tür şeyler asla söz konusu değil. İşte bu trol ahlaksızlıkları maalesef ülkemizin kendi içindeki birlikteliğini, beraberliğini bozmaya yönelik atılan adımlardır. Biz emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Türkiye’yi troller idare etmeyecek. Türkiye’yi biz idare ediyoruz.”

Fransa dördünü de yıllarca sömürdü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kısa bir aradan sonra yeniden Afrika turuna çıktı. Kültürel yakınlıkları bulunan Cezayir, Mali, Moritanya ve Senegal arasındaki en önemli ortak özellikler İslam beldeleri olmaları ve uzun bir dönem Fransız sömürgeciliğine maruz kalmaları.

2005 yılından beri oldukça aktif bir Afrika siyaseti yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce Cezayir’i 2006, 2013 ve 2014 yıllarında üç kez başbakan ve bir kere de cumhurbaşkanı sıfatlarıyla ziyaret etmişti. 2013 ve 2016 yıllarında Senegal’i de iki defa ziyaret etti. Her iki ülkeyle de Türkiye’nin ilişkileri bu ülkelerin bağımsızlık kazandığı 60’lara uzanıyor.

Bu Afrika turunda Moritanya ve Mali, Erdoğan’ın ilk kez ziyaret edeceği Afrika ülkeleri olacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaret edeceği bu ülkelerde Fransa etkisi özellikle günlük hayatta kültürel öğelerle devam ediyor. Fransızcanın iletişim dili olarak yoğun şekilde kullanıldığı bu ülkeler sömürgecilik döneminde Fransa’nın uyguladığı kültür asimilasyonuna maruz kaldılar. Bu dejenerasyona rağmen İslam hâlâ sosyal hayatı şekillendiren en önemli öğe. Moritanya’nın çöl medreseleri, Mali’nin el yazması kütüphaneleri, Senegal ve Cezayir’deki direniş ruhu İslam’dan güç alan unsurlar… Cezayir dışındaki ülkeler ile ekonomik ilişkiler şimdilik sınırlı olsa da yeraltı kaynakları bakımından zengin olan bu ülkeler geleceğe yönelik büyük bir potansiyel barındırıyor.

Türkiye Gazetesi

15 Temmuz darbe girişiminin ardından diğer askeri okullarla birlikte kapatılan Işıklar Askeri Lisesi, bir süre önce Işıklar Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu olarak faaliyete geçirilmişti. 18 Aralık 2017 tarihinde eğitime başlayan okulda 169’u bayan toplam bin 663 sözleşmeli astsubay adayı için ant içme töreni düzenlendi. TOFAŞ Spor Salonu’nda yapılan törene öğrencilerin aileleri ve yakınlarının yanı sıra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bursa Valisi İzzettin Küçük, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Bursa İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu, Jandarma Sahil Güvenlik Akademisi Başkanı Hüseyin Kurtoğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve AK Parti İl Başkanı Ayhan Salman katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan törende astsubay adayı öğrenciler, üzerlerinde Türk bayrağı ve silahların olduğu masaya ellerini koyarak yemin etti.
Törende konuşan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, 1845 yılında eğitim vermeye başlayan ve ‘Komutanlar Ocağı’ olarak anılan Işıklar’ın tarihi boyunca ordu kademesine güzide komutanlar yetiştirdiğini, 2 ay önce Işıklar Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu adıyla tarihi dokusunu bozmadan yeniden faaliyete geçen okulun güzide astsubaylar yetiştirmeye devam edeceğini söyledi.

Soylu: “PYD’nin DEAŞ ile nasıl anlaştığını herkes bilmektedir”
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, “Bin 663 evladımızın ettiği yemini dinledik. Bu Anadolu toprakları yemin etmenin kolay olmadığı topraklardır. Burada yemin eden her evladımız meselenin ciddiyetini bilmektedir. Bu milletin tarihinde sözün ucuz olduğu hiçbir gün yaşanmamıştır. Şimdi edilen yeminlerin daha anlam kazandığı günleri yaşıyoruz. Ekonomik krizlerle bu milletin ekmeğini çalıyorlardı. Bu ülkenin yarınlarını, ekonomisini, üretimini mahfetmişlerdi. Anadolu’da bin yıldır başı dik, alnı açık yaşayan bu milleti diz çöktürmek için ne gerekiyorsa yaptılar. Bizi terörle mücadelede etkisiz bırakmaya çalıştılar. Terörle nasıl mücadele edileceğini göstermiş bulunmaktayız. Ayrı düşürmeye çalıştıkları güneydoğu bölgemizde bütün oyunlara rağmen oradaki otellerin doluluk oranları yüzde 80’e çıkmıştır. Bu Türkiye’nin gücüyle olmaktadır. Belediyeler terör örgütünün elinden kurtarılmıştır. İçimizde teröristlere terörist demeye çekinenlere inat bunları iyi anlatmak zorundayız. PYD ile PKK arasında fark yoktur. Beton tüneller yeni yapılmış değildir. PYD’nin DEAŞ ile nasıl anlaştığını herkes bilmektedir. 3,5 milyon insan kapımıza geldiler. Ne yapmalıydı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Bizim namusumuza göz diktiler, çocuklarımızı öldürüyorlar’ dediğinde kapıyı mı kapatmalıydı? 3,5 milyon insan bizim topraklarımızda. O insanlar da kendi toprağıyla beraber hasbıhal etmek ister” dedi.

“Zeytin Dalı Harekatı’nı yapmamak ihmaldir”
“Tarihimize ve medeniyetimize güvenerek söylüyoruz. 30 bin kişiyle ordu kurarsın. Biz sadece bu ülkenin haysiyeti ve onuru için buradan bir yılda 25 bin jandarmayı mezun edeceğiz” diyen Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu teröristleri koruyan, eğiten, 5 bin tır veren Amerika diyor ki ‘Size bir şey yapmayacaklar, DEAŞ ile savaşacaklar.’ Bu tavırlarına sadece acıyoruz, üzülmüyoruz da. PYD’nin kiminle savaşacağını, kim tarafından desteklendiğini iyi şekilde biliyoruz. Elbette ki çok net biz ülkemizin güvenliğini kudurmuş bir it sürüsüyle ve ona yemek verenlerin insafına bırakacak değiliz. Kimin kim olduğunu biliyoruz. Kimin ne yapmak istediğini de biliyoruz. Zeytin Dalı Harekatı’nda son rakamlara göre bin 485 terörist etkisiz hale getirildi. 31 evladımız, 9 sivil vatandaşımız, 39 Özgür Suriye Ordusu mensubu kardeşimiz şehit düşmüştür. Allah şehitlerimize gani gani rahmet eylesin. Zeytin Dalı Harekatı’nı yapmamak ihmaldir. Unutulmasın ki Batı’nın, küresel silah tüccarlarının en büyük kabusu Ortadoğu’ya barış gelmesidir. Bugün 5 bin tır silahı Amerika’dan bedava alanlar, bugün Amerika’dan gelecek paralarla ihya olacağını zannedenler, o paraların, o silahların arkası yakın zamanda kesilecektir. Amerikan vatandaşları, paralarının nereye gittiğini elbette ki soracaktır. İster destek olsunlar, ister olmasınlar, dün Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği o Osmanlı tokadı mutlaka suratınıza inecektir.”

“Hukuk dışı, kanun dışı hiçbir teklife itibar etmeyin”
Konuşmasının sonunda astsubay adaylarına seslenen Soylu, “Gençler, neye talip olduğunuzu size anlatmama gerek yok. Bizden bir şeyler teslim aldınız. Size teslim ettiklerimizin kıymetini bilin. Biz size dünyanın en güzel vatanını emanet ettik. Dünyanın en güzel dağlarını, yaylalarını, en şanlı tarihini, dünyanın en büyük milletini, en muhteşem destanını teslim ettik. Hukuktan, kanundan asla şaşmayın. Hukuk dışı, kanun dışı hiçbir teklife itibar etmeyin. Çok önemli bir yolculuğa başlıyorsunuz. Yalnız olduğunuzu düşünmeyin. Başkomutanımız, Cumhurbaşkanımızın selamlarını ve muhabbetlerini iletiyorum. Allah yardımcınız olsun, Allah ayağınıza taş değdirmesin” diye konuştu.
Ant içme töreninin ardından Ankara’da eğitimlerine devam edecek olan sözleşmeli jandarma astsubay adayları, 26 Ekim tarihinde mezun olacak. Öte yandan Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nda Eylül 2018’den itibaren her yıl bin 500 öğrenci jandarma astsubay eğitimi görecek.

Mesut Alan – Abdullah Çibir – Samet Doğru
 

Bakan Çavuşoğlu, Manavgat Belediyesi ile Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) tarafından düzenlenen, “Ne Ararsan Manavgat’ta Var” Ticaret Fuarı’na katıldı.

Başarının tesadüf olmadığının altını çizen Bakan Çavuşoğlu, büyümenin, istikrarın, sürdürülebilmesinin hiç tesadüf olmadığını vurguladı.

Türkiye’nin her zamankinden çok daha fazla güçlü olmasını isteyen Çavuşoğlu, “Türkiye büyüyecek, önümüze çıkan engelleri bir bir aşacağız, zincirleri kıracağız. Karşımıza çıkan engelleri yok edeceğiz. Bize yönelik oluşan, oluşturulan tehditleri, desteklenen tehditleri nerede olursa olsun bertaraf edeceğiz. Kim olursa olsun, arkasında kim olursa olsun bize yönelik bir tehdit oluştuğu zaman onu yok ederiz. Önce uyarırız, dinlemezlerse inlerine gömeriz, tepelerine gömeriz. Bugün yaptığımız gibi. Anadolu topraklarında, dağlarında inlerinde terörist gömüyorsak, Afrin’deki hainlerin de tepesine biniyoruz havadan karadan. Çünkü bize yönelik bir tehdit var, çünkü orada teröristler var” dedi.

“HRİSTİYAN ÇOCUKLARINI ALIYORLAR ZORLA TÜRK ORDUSUNUN KARŞISINA, ÖSO’NUN KARŞISINA DİKİYORLAR. ADETA CANLI KALKAN”

Afrin’de DEAŞ, YPG, PKK’nın el ele, kol kola verdiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Dün Süryaniler Kongresi Başkanının açıklamasını gördünüz. Oradaki tüm Hristiyan çocuklarını alıyorlar zorla Türk ordusunun karşısına, ÖSO’nun karşısına dikiyorlar. Adeta canlı kalkan. Bunlar çocuk. Ne diyor, ‘bizim mallarımızı ve mülklerimizi elimizden alıyor YPG’ diyor. Biz Türkiye olarak bunu söylediğimizde kulak asmıyor. Biz ayrım yapmıyoruz vatandaşlarımıza. Bunlar Hristiyan, bizim vatandaşlarımız, kardeşlerimiz. Türkiye’de ve dünyanın her yerinde Süryani var ama Suriye’de daha çok var. Niye duymuyorsunuz bunun feryatlarını. Hani insan hakları konusunda hassastınız. Hani birebir operasyona karşı değiliz ama insani konularda hassasız, siz de hassas olun diye cürret göstererek bize ders vermeye çalışıyorsunuz. Neden bunlara sessiz kalıyorsunuz. Bir de diyor ki YPG, Fırat’ın doğusundan DAEŞ’lileri buraya getirdi, daha öncede hapiste tuttuğu DAEŞ’lileri serbest bıraktı şimdi Türkiye’ye karşı beraber saldırıyorlar diyor. Bunu diyen Dünya Süryaniler Kongresi Başkanı ve Suriye’deki Süryanilerden aldığımız bilgiyi paylaşıyoruz diyor. Bizim yaptığımız operasyon sadece Türkiye’ye yönelik bir tehdidi yok etme değildir, Suriye’ye huzuru getirecek, istikrarı, barışı getirecek, Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü koruyacak bir operasyondur” ifadelerine yer verdi.

Mevlüt Çavuşoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bazıları işte bu işgale dönmesinmiş. Hiç merak etmesinler biz Fransa değiliz. Biz Türkiye Cumhuriyetiyiz. Zamanında tüm ülkeleri kıtaları işgal edecek ülkeler olarak görenler ve orada sömürenler de Türkiye’yi de kendileri gibi zannediyorlar, düşünüyorlar. Bunların işte biz, geçmişini çok iyi biliriz. Geçmişte nasıl sömürgeci olduklarını biliyoruz. Şimdi Afrika’ya gittiğimiz zaman Afrika ülkelerinin liderleri bize söylüyor. Daha önce gelenlerden farklısınız siz diyorlar. Siz insan gibi geliyorsunuz, bize de insan gibi muamele ediyorsunuz, bizden bir şey istemiyorsunuz, tam tersi sizin için ne yapabiliriz diye soruyorsunuz, biz buna alışık değiliz diyorlar.”

“SONUNA KADAR GİDECEĞİZ, BİTİNCEYE KADAR GİDECEĞİZ”

Dünyada insani yardımda 2016 yılının rakamları göre Türkiye’nin ikinci olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “ABD 6.3 milyar dolar, Türkiye 2016 yılında 6 milyar dolar harcamış. 17 sene önce IMF’nin kapısında 1 milyar dolar için bekleyen bir Türkiye, artık 1 yılda dünya insanlığı için 6 milyar dolar harcayabilen ülke haline geldi. Bu Türk milletinin vicdanın yansımasıdır. Milli gelire göre dünyada birinciyiz. Biz en yakın ülkeyi ikiye katlamışız. Bu konularda, bu kadar hassas olan ülkeye insani konularda hatırlatma yapmaları gerçekten trajikomik bir durum. Hele hele bu konularda karnesi çok kötü olan tarihi karanlık olan ülkeleri liderlerinin Türkiye’ye Türk milletine böyle hatırlatma da bulunmalarını biz hakaret sayarız ve reddediyoruz. Bizim amacımız, hedefimiz bellidir. Sonuna kadar gideceğiz, bitinceye kadar gideceğiz. Bu hainler Türkiye’yi tehdit etmeye devam ediyor. 2 gün önce 17 yaşındaki kızımı şehit oldu. Bugün yine Kilis’e roket attılar niye bunları görmezden geliyorsunuz, neden burada ölen sivillerin haklarını savunmuyorsunuz. İlla hakkını savunabilmek için terörist mi olmak gerekir. Neden teröristlerin haklarını savunuyorsunuz. Neden hep darbecilerin teröristlerin haklarını savunmak durumunda kalıyorsunuz. Bunun tek bir izahı var, Türkiye düşmanlığı, Türk düşmanlığı İslam düşmanlığı ve kıskançlık fesatlık, başka izahı yok” diye konuştu

İsa Akar – Memiş Akın