ABD liderliğindeki toplantıda yaptırımların, Kuzey Kore üzerindeki baskının korunması gerektiği belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland ile ’Kore Yarımadası Güvenliği ve İstikrarı’ konusunda görüştüler.

Bakan Tillerson, “Rejimin davranışının maliyetini Kuzey Kore’nin inanılır görüşmeler için masaya gelmesi noktasına kadar arttırmamız gerekiyor” dedi.

Japonya Dışişleri Bakanı Taro Kono ise, “Baskıyı hafifletmenin ya da Kuzey Kore’ye ödül vermenin zamanı değil. Kuzey Kore’nin diyaloğa girmesi, yaptırımların geçerli olduğunun kanıtı olarak yorumlanabilir” dedi.

Tillerson da, Kuzey Kore’nin müttefik kararlılığı ya da dayanışma yoluyla “kürek çekmesine” izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Tillerson, Vancouver toplantısını şiddetle eleştiren ve Birleşik Devletler’in yaptırımlarını tam olarak uygulamak üzere katılamayan Çin ve Rusya’ya da çağrıda bulundu.

Tillerson, Rusya ve Çin’in Kuzey’i desteklediği 1950-53 Kore Savaşı sırasında Güney Kore’yi destekleyen ülkeler arasında grup oluşturan Vancouver topluluğunun, Pyongyang ve ABD liderliğindeki “maksimum baskı” kampanyasının etkinliğini artırmayı amaçladığını söyledi.

Güney Kore Dışişleri Bakanı Kang Kyung-wha ise yaptığı konuşmada, Kuzey Kore ile diyaloğun olimpiyatların ötesinde devam edeceğini umduğunu, ancak mevcut yaptırımların daha titiz bir şekilde uygulanması gerektiğini söyledi.

Hasan Çelik 

Öncelikle katılımcılara teşekkür eden Çavuşoğlu, aynı Türkiye’de olduğu gibi dünyadaki tüm vatandaşlara hizmet götürmeyi amaçladıklarını bu amaç doğrultusunda Amerika’da, New York’da Birleşmiş Milletler binasının karşısında yeni bir gökdelenin inşasına başladıklarını ve bu bölgede yatırımlarını artıracaklarını söyledi.

FETÖ terör örgütü ile ilgili de konuşan Çavuşoğlu, diplomatik kanallar ile ABD’ye konu ile başvurularının olduğunu ancak bunların henüz cevaplanmadığını söyledi. ABD’nin Türkiye’nin en önemli müttefiklerinden olduğunu, ilişkilerde iniş ve çıkışların olabileceğini belirten Çavuşoğlu, görüşler arasında ayrılık olabileceğini ancak ABD’nin FETÖ konusundaki yaklaşımının ve PYD’ye silah temin etmesinin ilişkileri gerdiğini ve halkın da bu görüşte olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, “İki gün sonra Vancouver’da ABD ile beraber katılacağımız toplantı bile Kore Savaşı’ndan bu yana aramızda oluşturduğumuz müttefikliğin bir yansımasıdır” diyerek iki ülke arasındaki ilişkinin köklü olduğunu belirtti. Çavuşoğlu sorunları diplomasi ile aşmaya çalıştıklarını söyledi.

Gelecek günlerdeki diplomatik ziyaretlerden de bahseden Çavuşoğlu “Bizim normal şartlarda ne ABD ile ne AB ile ne de Almanya ile problemimiz yok. Almanya şimdi ilişkileri düzeltmek istedi. Son ziyaretimizde ilişkilerde yeni bir sayfa açtık. Avusturya’nın yeni Dışişleri Bakanı ve ailesini ayın yirmi beşinde kendisini, gençliğinde geldiği Büyükada’da ailesiyle birlikte ailemle ağırlayacağız ve yeni bir sayfa açacağız” dedi.

Avrupa’da son dönemde artan ırkçı yaklaşımlara ve ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Çavuşoğlu, Türkiye’nin ne yabancılara ne diğer din mensuplarına karşı bir düşmanlığı olduğunu Avrupa’nın güvenliğinin ve ekonomisinin iyileşmesinin Türkiye’nin de yararına olan konular olduğunu belirtti.

Astana süreci sonunda Suriye’de şartların iyiye gitmeye başladığını, sürece İran ve Rusya’nın dahil olması ve Amerika’nın da bulunması ile çözüm sürecinin ilerlediğini bu esnada Avrupa’nın da dışlanmadığını söyleyen Çavuşoğlu, Irak’ta ise yerel yönetimin bir hata yaptığını ancak gelinen noktada her iki tarafın da Türkiye’den çözüm için arabuluculuk istediğini, Türkiye’nin bu sorunun çözümünde önemli rol oynayacağını sözlerine ekledi.
Bakan Çavuşoğlu, Los Angeles’dan Kuzey Kore ile ilgili toplanacak olan Dışişleri Bakanları Toplantısına katılmak üzere Kanada’nın Vancouver şehrine geçecek.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Bursa Bosna Sancak Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen gecede yaptığı konuşmada, Osmanlı’nın toprak bütünlüğünün bozulduğu dönemlerde Balkan coğrafyasının göçün, acının, vahşetin, kanın ve gözyaşının adresi olduğuna dikkat çekti. Çavuşoğlu, “Bu topraklarda çok kişi doğdu ve büyüdü. Bu insanların Türkiye’ye güvenli barınak olarak baktıklarını için yerleştiler. Balkan topraklarında halen bu dönemlerden kalan kişiler ‘tarihin emanetçiliğini’ yapıyor. Akrabalarımız, soydaşlarımız ve dindaşlarımız bin bir zorlukla hayatlarını burada sürdürmeye çalışıyor. Türkiye bu bölge insanı tarafından bir anavatan olarak görülüyor ve Türkiye’nin büyümesi güçlü olması orada yaşayan insanımızın aynı şekilde ayaklarını daha sağlam bir şekilde yere basmasına vesile oluyor” diye konuştu.

“Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe o bölgede de diğer bölgelerde de yaşayan dindaşlarımız ve kardeşlerimiz de bulundukları bayrakların altında daha sağlam bir şekilde zemine basmaya devam edeceklerdir” diyerek konuşmasını sürdüren Çavuşoğlu, “Onun için Türkiye’nin güçlü ve kuvvetli olması gerekiyor. Bunun temel yolu da bizim içimizde yaşayan bütün vatandaşlarımızla beraber bir olmak, beraber ve diri olmaktan geçiyor. Kimimiz şu görüşten kimimiz bu inançtan olabilir. Türkiye ortak paydası söz konusu olduğunda hepimiz aynı zeminde buluşabilmeli, aynı hedefe odaklanabilmeli ve aynı tavırla davranış modelini oraya koymalıyız. Türkiye’nin büyümesini, ayaklarının üstünde durmasını istemeyenlere 15 Temmuz’da olduğu gibi bu birlik ve beraberliği gösterecek olursak sadece Türkiye coğrafyası için değil gözünü bu bölgeye çevirmiş Türkiye’den gelecek sese kulak veren o bölgedeki yaşayan insanlarımızın da bu teminatıdır, garantisidir” şeklinde konuştu.

Sırbistan Başbakan Yardımcısı Rasim Ljajic, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik, AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç ve Osman Mesten, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar da programa katıldı.

Abdullah Çibir – Ahmet Faruk Çabuk
 

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği İzmir’de Rumeli Balkan Buluşmasına katıldı.Burada yerel halk dansları müzikleriyle karşılanan Hakan Çavuşoğlu, bu oyuna eşlik etti. Balkan coğrafyasının bir adının da acıların, gözlerinde dinlemeyen gözyaşlarının, hasretlik coğrafyası olduğunu anlatan Çavuşoğlu, “Halen buradan bir nefes oraya yöneldiğini görmek isteyen akrabalarımızın olduğu coğrafya. Türkiye böyle bir ülke. Türkiye’nin coğrafi sınırları 786 binmetrekare olabilir ama balkanlarda sorumluluklarımızı ihmal etmeyiz. Gönlün sınırı yoktur. Bir salonda çatı altında buluştuk. Burada da bir çatı altında buluşuyorsak bizde balkanlardaki kardeşlerimizi kucaklamaya devem ediyoruz. Allah bizi mücadelemizden geri bırakmasın. Türkiye’de zenginlik güven varsa orada da insanlar rahat nefes alıyor. Onun için Türkiye güçlü olmak zorunda, ayaklarının üzerinde durmak zorunda. Hepimiz beraber olarak bir olmak iri diri olmak durumundayız. Türkiye’nin sevdalısı olmak durumundayız” dedi.

Birlik ve beraberlik vurgusu

Türkiye’ye 11 yaşında geldiğini ve dernek faaliyetlerinde bulunduğunu ifade eden Hakan Çavuşoğlu, “Türkiye bir dönem yanı başındaki karındaşlarına ilgi alaka göstermemiş. Bu tamamen Türkiye’nin gücüyle alakalı bir durum. Türkiye güçlü ise balkanlara alakası artıyor. Türkiye’nin güçlü olması içinde herkes bir olmak zorunda, birlik ve beraberlik ruhunu geliştirmek zorunda. Operasyon çekmeye çalışanlara tuzak kurmaya çalışanlara gelirsek, Türkiye biliniz ki güçlü olacak. Türkiye’yi güçlendirmek isteğimiz bu. Güçlü olursak ilgili oluruz. Dertleriniz, dertlere sahip çıkarız” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, son üç yılda Türkiye’nin yaptığı insani yardımların milli gelire oranlamasında, dünya birincisi olduğunu sözlerine ekledi.

Mihrap Düzöz – Sinan Yeniçeri
 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kasım ayında kendisini Antalya’da ziyaret eden Alman mevkidaşı Sigmar Gabriel’e iade-i ziyarette bulundu. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Bakan Çavuşoğlu’nu, memleketi Goslar’da 11. yüzyılda yapılan Kaiserpfalz Sarayı’nda ağırladı. Görüşme öncesi basın mensuplarına açıklamada bulunan her iki ülkenin Dışişleri Bakanları, ilişkilerini hem dış politikada hem de ekonomik alanda kuvvetlendirme mesajı verdi. Basın toplantısının ardından Gabriel, Çavuşoğlu’na memleketi Goslar’ı gezdirdi ve ardında yemekli çalışma toplantısına geçildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı basın açıklamasında, “Sigmar, Türkiye ve Almanya ilişkilerinin tarihinden bahsetti. Özellikle de Türk ve Alman dostluğunun binlerce yıl, yüzlerce yıl geriye gittiğini de hatırlattı. Gerçekten tarih boyunca hiç karşı karşıya gelmemiş sorun yaşamamış, savaşmamış adeta iki ülkenin Dışişleri Bakanlarıyız bugün. Bugün bazı konularda görüş ayrılıklarımız var, bazı sorunlar da yaşadık. Hatta ilişkilerimizde tırmanma da oldu, gerginlik de oldu. Fakat biz bunun diyalog yoluyla aşılabileceğine inanıyoruz iki Dışişleri Bakanı olarak. Esasen hem Almanya hem Türkiye iki gururlu, onurlu devlettir. Alman ve Türk halkları da gururludur. Dolayısıyla her iki halkta baskı, tehdit yada buna benzer yöntemlere boyun eğen halklar değildir. O sebeple bu tür yöntemleri doğru bulmuyoruz. Tam tersi karşılıklı anlayış, diyalog, işbirliği ve samimi işbirliği içinde ilişkilerimizi çok daha iyi geliştirebileceğimize inanıyoruz” dedi.

“Antalya’daki gibi samimi bir ortamda ilişkilerimizi daha da geliştirebilmek için neler yapmalıyız?” diyen Çavuşoğlu, “Bundan sonraki süreçte Sigmar’ın da söylediği gibi mekanizmaları işletmeye başlamamız lazım. Karma ekonomi komisyonunun tekrar yapılması için ilgili bakanlarımıza tavsiyede bulunacağız. İki Dışişleri Bakanlığı arasında istişare mekanizmaları var. Görüşmemiz gereken çok konular var. Sadece ikili ilişkiler açısından değil bölgesel konular ve sorunlar açısından da uzmanlarımızın, çalışma arkadaşlarımızın düzenli bir şekilde bu istişareleri yapmasında fayda var. Ekonomik ve siyasi ilişkilerimizi geliştirmek için somut adımları atmaya devam etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi gerekiyor”

Türkiye’nin AB üyeliği sürecine değinen Çavuşoğlu, “Sigmar’ın da söylediği gibi her konuda hemfikir olmak zorunda değiliz. Bu mümkün değil zaten. Ama görüş ayrılıklarını yada anlaşamadığımız konuları bazen parantez içine alıp yola devam etmemizde fayda var. Örneğin bugün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ile ilgili karşı karşıya kaldığımız durumu biliyoruz. Bu konuda hemfikir olmak zorunda değiliz ama her iki tarafın da yararına olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi gibi konuları da aşmamız gerekiyor ve müzakerelere yeniden başlamamız sadece iki ülke için değil tüm Türkiye ve AB üyesi ülkeler için kazan-kazan anlayışıyla faydalı olan adımları atabiliriz” ifadelerini kullandı.

“Suriye, Irak, Yemen, Libya ve diğer konularda Türkiye’yle Almanya’nın görüşleri tamamen örtüşüyor”

DEAŞ’a karşı yakın işbirliği içerisinde olduklarına değinen Çavuşoğlu, “Almanya ile sadece NATO müttefiki değiliz. Bugün DEAŞ’a karşı da yakın işbirliği içindeyiz. Özellikle bizim bölgemizdeki konularda da tamamen görüş birliği içindeyiz. Suriye, Irak, Yemen, Libya ve diğer konularda Türkiye’yle Almanya’nın görüşleri tamamen örtüşüyor. Her ikimiz de bölgenin istikrarını, güvenliğini istiyoruz. Terörle mücadeleye devam etmek istiyoruz. Ayrıca bu sorunların oluşturduğu başka sorunlarda var, göç gibi insani konular var. Bu konuda da bugüne kadar Almanya’yla yakın işbirliği içerisinde olduğumuzu söyleyebilirim ve bu konuda da görece en duyarlı ülkenin Almanya olduğunu vurgulamak isterim” diye konuştu.

“‘Terör örgütü bugün bana dokunmuyor o yüzden iyidir’ anlayışı doğru değildir”

PKK ve FETÖ konularına değinen Çavuşoğlu, “Bu konuda bizim Almanya’dan beklentilerimiz var. Çünkü Almanya’da hem PKK hem de FETÖ var. PKK ile ilgili 4 bin 500 civarında açılmış dava var. Bu davalar uzun zamandır devam ediyor. Almanya, PKK’nın gösterilerini durdurmaya kalktığı zaman bile bu terör örgütünün ne kadar tehlikeli olduğunu görecektir. Bunu Sigmar’a daha önce de söylemiştim. En son gösteride Alman polisi haklı olarak müdahale edince gerçek yüzünü gösterdi PKK. Dolayısıyla terör örgütü bugün bana dokunmuyor o yüzden iyidir anlayışı doğru değildir. Terör örgütü bugün saldırmazsa yarın saldırır. O nedenle terör örgütlerinin uyuşturucu, insan kaçakçılığı gibi faaliyetlerinin olduğunu biliyoruz. Daha sıkı işbirliği içinde olmalıyız” diye konuştu. 

Mehmet Koca

Nilüfer’e bağlı Doğanköy Mahallesi’nde yapımı süren Bursa Şehir Hastanesi’nin yapım çalışmalarını yerinde inceleyen Çavuşoğlu, İl Sağlık Müdürü Özcan akandan proje ile ilgili brifing aldı. Yüzde 30’u tamamlanan proje tamamlandığında günlük 30 bin hastaya hizmet verecek.

Programda konuşan Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Bin 355 yatak kapasitesine sahip Şehir Hastanesi Sağlık Bakanlığı tarafından Doğanköy Mahallesi’nde 745 dönüm arazi üzerine yapılmaktadır. Entegre bir sağlık kampüsünde olacak hastane dünya standartlarındaki ileri teknoloji medikal ekipmanlarıyla Avrupa’nın sayılı hastaneleri arasında yer alacaktır. İlimizde şehirlerinin bir deprem sırası ve sonrasında faaliyetlerini aksatmadan hizmet sunacaktır” dedi.

Yapımı devam eden Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi ile ilgili de bilgi veren Çavuşoğlu, “Sağlık Bakanlığı’na ait en büyük devlet hastanelerinden biridir. 1 milyonluk nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanmıştır. Yoğun bakım yataklarıyla beraber yaklaşık 900 yataklı olarak inşa edilen hastane içerisinde, 250 yataklı genel hastane, 250 yataklı onkoloji hastanesi, 250 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi bulunduracak. Bursa’nın sürekli büyüyen nüfusu göz önüne alındığında şehir merkezindeki en önemli sağlık yatırımlarından biri olarak göze çarpmaktadır. Bursa’nın sağlıktaki dönüşümüne 2030 yılına kadar karşılayacak şekilde her türlü hizmeti sürdürmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Ahmet Faruk Çabuk
 

AK Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı’nın 6. Olağan İlçe Kongresi Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kongreye, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, eski bakanlar Mehmet Müezzinoğlu ve Efkan Ala, milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ilçe belediye başkanları ve partililer katıldı. Olağan ilçe kongresinde AK Parti Osmangazi İlçe Başkanlığını yürüten Ali Yılmaz’ın yerine yeni başkan Ufuk Cömez oldu.

Kongrede konuşan Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Ali Yılmaz’ın konuşmasının tam bir dava adamı örneği teşkil ettiğini belirterek, “’Ben değil, biz, benim istikbalim değil, partimin istikbali, benim geleceğim değil, Türkiye’mizin geleceği’ diyen ve ilçe başkanlığını büyük bir olgunlukla bir başka arkadaşımıza devreden bu kardeşimize teşekkür ediyorum” dedi.

“Nereden nereye geldiğimizin farkına varabiliyor musunuz?”

‘Bizim kendi hafızamızı her daim tazelememiz gerekiyor’ diyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dün asgari ücret açıklandı. Bir süredir toplantıları gerçekleştirilen bu asgari ücret dün itibariyle net bin 603 lira olarak tespit edildi. Biz iktidara geldiğimizden itibaren asgari ücreti 9 kat büyültmüş olduk. 2002 yılında biz iktidara geldiğimizde bu ülkede asgari ücret 184 liraydı. Nereden nereye geldiğimizin farkına varabiliyor musunuz? Ülke için felaket tellallığı yapan, yetimin, çocuğun hakkını savunduğunu iddia eden ama 1 yaşındaki torununu sigorta kaydına kaydettiren ana muhalefet partisinin liderine sesleniyorum; siz asgari ücretin 2002 yılında 184 lira olduğunu biliyor musunuz? 9 kat büyüttüğümüz bu ücretin bugün bin 603 liraya ulaştığının farkında mısınız? Bugün Türkiye’nin ulaştığı bu seviyede yeterli mi? Elbette yetmez. Bunun farkındayız” dedi.

“Sadece Türkiye’yi büyütmekle değil, içimizdeki muhalefeti de ıslah etmekle mükellefiz”

Ana muhalefet partisinin Türkiye içerisinde Türkiye’nin işgalcilerine payanda olmaya çalışan bir tarz ortaya koyduğunu savunan Çavuşoğlu, “Mesela 2 gün önce bir televizyon ekranında, ‘Türkiye’de Hitler dönemi yaşanıyor’ diyor. ’Türkiye’de can ve mal güvenliği yoktur’ diyor. Bunu söyleyen Kılıçdaroğlu değil, ana muhalefet partisinin genel başkanı. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’a düşmanlık yapacağım diye Türkiye’ye düşmanlığın seviyesini buraya kadar düşürmek her şeyden önce vicdansızlıktır, ahlaksızlıktır ve ülkeye büyük bir ihanettir. Yüzde 11.1 büyüyor Türkiye. Kılıçdaroğlu da, ‘Türkiye freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağıya gidiyor’ diyor. Türkiye’de bölgede oldu-bittiye getirerek kurtarılmış bölge ilan etmeye çalışan teröristler var. Yüzlerce güvenlik görevlimiz şehit ediliyor Kılıçdaroğlu, oluşturduğu milletvekili ekibini Güneydoğu bölgesinde o çukurların kazıldığı yere göndererek rapor hazırlatıyor. Raporda, geçen ifade ‘Türkiye bölgede katliam yapıyor.’ Bu nasıl bir anlayış? Bizim işimiz zor. Biz sadece Türkiye’yi büyültmekle değil, içimizdeki muhalefeti de ıslah etmekle mükellefiz. Bize düşen Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermiş, gönül vermiş değerli kardeşlerimize kendi genel başkanlarının Türkiye’ye bu açık düşmanlığı karşısında onların idrakini açmak olmalıdır. Bunu Türkiye için yapmak zorundayız. Ben eminim ki içten içe onlar da ellerini sıkarak, avuçlarının içini, dudaklarını ısırarak dudaklarını kanatıyorlardır. Çünkü bu adam bir proje. Bu adamın proje olarak ortaya çıkmasının sonucu da CHP’li milli ve yerli kardeşlerimizi millilikten uzaklaştırmak” dedi. 

Mesut Alan – Samet Doğru
 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alanya Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Alanya İlçe Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresi’ne katıldı. Burada konuşan AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun BM’de Müslüman olarak bir Türk olarak anlattığı Kudüs davasından dolayı gurur duyduklarını belirtti.

Kendisini Antalya Havalimanı’nda karşılayan hemşerileriyle Kudüs davasına sahip çıkmaları nedeniyle gurur duyduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Antalya’nın ülkesine, ümmetine, mazlumlara kucak açan bir kent olduğunu kaydetti. AK Parti Alanya Kongresi’nin diğer partilerin kongrelerinden bir ihtişamlı ve coşkulu geçtiğinin altını çizen Bakan Çavuşoğlu, “Her zaman teşkilatın yanında ve emrinde olacağız. Hedef 2019 önce Alanya’da belediyeyi alacağız. Sonra Recep Tayyip Erdoğan’ı başkan yapacağız, daha sonra Antalya’dan en çok milletvekilini meclise göndereceğiz” diye konuştu.

Dünyadaki gelişmeler ve değişimler karşısında gençlerin biz vizyon ortaya koyması gerektiğini işaret eden Bakan Çavuşoğlu, “İdeallerimizi projeye dönüştürmeliyiz. Enerjimizi doğru yollara iyi işlere kanala etmeliyiz. Daha fazla proje üretmeliyiz. Daha fazla Alanya’nın sorunlarıyla ilgilenmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hedeflerine ulaşması konusunda gençlerin daha aktif rol oynamasını istiyoruz. Cumhurbaşkanımız bunu istiyor. Büyük Türkiye olmamız lazım. Son 15 yıldaki kalkınmayı ikiye, üçe, dörde katlamalıyız. Sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Büyük Türkiye olamazsak başımıza gelecek olan felaketleri unutmayalım. Güçlü ve büyük lider Türkiye’den beklenenleri unutmayalım” ifadelerine yer verdi.

“Erdoğan kıskançlığı başlamış”
Türkiye olmazsa mazlumların durumunu iyileştirme ve haklarını savunma adına kimsenin kılını kıpırdatmadığını dile getiren Bakan Çavuşoğlu, “ Bizden başka duyarlılık gösteren bir ülke var mı? Bizden başka sesin çıkaran bir lider var mı? Recep Tayyip Erdoğan gibi dik duran başka bir lider var mı? Rabbimize inanıyoruz, milletimize güveniyoruz. Milletimiz uyandı artık. Bu millet arkamızdan yürüyorsa biz önden koşmamız lazım gençler. Recep Tayyip Erdoğan’ın gece gündüz yorulmadan çalıştığı yerde bizlerin koşması lazım gençler. Biz durmak yakışmaz. Recep Tayyip Erdoğan’ın dik durduğu yerde biz ona siper olmalıyız. Bugünlerde içeride olduğu gibi dışarıda, Batıda olduğu gibi, İslam dünyasında da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kıskançlığı başlamış. Haddini aşanlar, hadsiz sen kimsin. Sen bu ümmet için ne yaptın, senin derdin Filistin’i bölmek. Abbas’ı götürüp bir tane ahmağı, haini, ajanı getirmek. Senin derdin tüm inanlarını terörist ilan ederek Müslümanları ümmeti bölmektir. Senin derdin, oturmuşsun paranın üstünde, o parayla ümmeti ve Müslüman dünyasını bölmek, kime hizmet ediyorsun, o parayı nerelere harcıyorsun,nerelere veriyorsun. İşte hangi yolla, nasıl para harcadıklarını görüyorsunuz” dedi.

“Orada korkuyu yendik”
Bakan Çavuşoğlu şöyle devam etti:
“Madem ümmet için bu kadar düşkünsünde 2 gün önce New York’ta neredeydiniz. Filistin Dışişleri Bakanının yanında kim vardı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan başka, Recep Tayyip Erdoğan’ın Dışişleri Bakanı’ndan başka kim vardı yanında. Kimse cesaret edemedi. Kimse oraya gidip Amerika’nın tehdidi karşısında orada dik duramadı. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla aldık, Filistin Dışişleri Bakanı kardeşimizi gittik, orada korkuyu yendik. Biz kimseden korkmayız. Biz orada korkanların korkusunu yendik. Tir tir titriyordu bazı Müslüman ülkeler. Oylamaya katılamayanlar oldu. Bazıları oy verdiler ama korkularından New York’ta duramadılar. Beyefendiler, hanımefendiler tatile gitmiş. Tarihi bir oylama sadece Kudüs, Filistin için değil BM tarihindeki en kritik oylamalardan biriydi. Bizim Müslüman kardeşlerimiz ülkelerin bazı büyükelçiler New York’u terk etmişler. Neden ağa babalarından korkuyorlar. Yazıklar olsun size. Biz yeri geldi liderimiz ‘One minute’, yeri geldi’ Sen ancak öldürmeyi bilirsin’ yeri geldi dünyaya medya okudu. Kudüs’ü yalnız bırakmadık, yalnız da bırakmayacağız.”diye konuştu.

“Herkes Türkiye ne diyecek diye bekliyordu”
“Herkes Türkiye ne diyor, ne diyeceğine bakıyor” diyen Çavuşoğlu, “O gün New York’a gittiğimizde herkes tek tek aranıyordu, herkese baskı yapılıyordu, oyunuzu değiştirin diye. Oyunu değiştirenler de oldu. ‘O akşam hala direniyoruz deyip de ertesi sabah artık gücümüz kalmadı en azından çekimser oy vereceğiz bizi anlayın.” Neden herkes bizi arıyor biliyor musunuz, çünkü bu davanın savunucusu olarak bizi görüyorlar. BM Genel Kurulu’na bu tasarıyı Türkiye ile birlikte Yemen götürdü. Biz o ülkelerin umudu olduk, iyi geldiniz, iyi ki buradasınız, o salonda herkes Türkiye ne diyecek diye bekliyordu. Kürsüye çıktık, Kudüs’ü, adaleti savunduk. Yanlışın karşısında durduk. Sen güçlü olabilirsin ama güçlü olman senin haklı olduğun anlamına gelmez.Sen bizi tehdit ediyorsun ama biz oyumuzu ve onurumuzu satmayız, dedik. Tüm ülkeler için söyledik. Tüm ülkelerin söylemek isteyip de, söyleyemediklerini söyledik. Recep Tayyip Erdoğan’ın dava arkadaşı Mevlüt Çavuşoğlu söyledi. Herkes bunu bekliyordu.”ifadelerine yer verdi.

“O gün orada en çok kıskananlar ecdadımız dil uzatan hadsizlerdi”
Doğrunun savunulması korkulması gerektiğinin altını çizen Bakan Çavuşoğlu, “En kötüsünü yaptılar. Darbe girişimde bulundular. Bu millet siper etti kendini. Hem darbecileri hem de arkasındakileri bu millet yedi. Yok insani yardımı, Avrupa Birliği Fonunu kesermiş. Kestin de ne oldu. Türkiye yüzde 11 büyüdü. Senin hesabın varsa Allah’ın da bir hesabı var. Korkmamak demek kabadayılık yapmak demek değildir. Ama kabadayılık yapana senin yaptığın kabadayılıktır diyebilmektir, korkmamak New York’ta söyleyebilmektir. O gün orada en çok kıskananlar ecdadımız dil uzatan hadsizlerdi. Fahrettin Paşa’ya diz uzatanlardı en çok rahatsız olanlar. Sen neden gelmedin. Korktum, sen korktuysan benim sorunum değil. Sen Kudüs için, Filistin için hain hesaplar yapıyorsun. Senin Kudüs diye bir derdin yok. Biz sahip çıkmazsak kimse mazluma sahip çıkmaz. Biz Somali’yi unutursak ora yok olur. Afrika yok olur” diye konuştu.

“Kimse kendiniz vazgeçilmez sanmasın”
Koltukların hizmet makamı olduğunun altını çizen Bakan Çavuşoğlu, “4 kez aday yapıyor, yapmadığı zaman Recep Tayyip Erdoğan en kötü. Değişim vakti geliyor, gençlere yer verelim bu sefer sen dur. Aynı şey bürokrat için de geçerli. Bakıyorsun çirkef ve fitneye, senden kötüsü yok. Oraya getirirken iyiydi, ne dedik. Oralar senin tapulu malın mı. Buraya seni getirirken iyi başkasını getirildiği zaman kötü. Buralar senin malın mülkün mü. Benim derdim millete hizmet. Küçük olsun benim olsun yok ya. Hiç kimse kendini vazgeçilmez sanmasın ben dahil. Hırsınız kontrollü olsun. 2023 hedeflerini birlikte gideceğiz, ama 2053 hedeflerine sizler gideceksiniz. 2071 hedeflerine yeni nesiller ulaştıracak” diye konuştu.
AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun BM’de Müslüman olarak bir Türk olarak anlattığı Kudüs davasından dolayı gurur duyduklarını belirtti.

İsa Akar-Erdal Anak-Harun Erdoğdu
 

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, 21 Aralık Türkçe Eğitim Bayramı Kutlamaları kapsamında Makedonya’da TİKA ve Türkiye Belediyeleri Birliğinin Gostivar şehrinde bulunan Mustafa Kemal Atatürk İlköğretim Okulu Onarım ve Donanım projesi açılışına katıldı.

Üsküp’te Makedonya Başbakanı Zoran Zaev ile resmi görüşme gerçekleştiren Çavuşoğlu, ardından Makedonya Devlet Bakanı Adnan Kahil ile Türkiye-Makedonya ilişkileri üzerine bir görüşme gerçekleştirdi. Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, Makedonya İslam Dini Birliği (MİDB) Başkanı Reis-ul Ulema Süleyman Efendi Recepi ile görüştükten sonra Üsküp’te yaşayan, Türk kanaat önderleriyle protokol yemeğinde bir araya geldi. Çavuşoğlu, sonrasında Makedonya Cumhurbaşkanı Georgi Ivanov ile görüştü. Görüşmede ülkeler arasındaki ekonomik, ticari ve diplomatik ilişkileri ele alındı.

Hakan Çavuşoğlu, sonrasında Makedonya Türklerinin Milli Bayramı olarak her yıl 21 Aralık’ta kutlanan Türkçe Eğitim Bayramı için Üsküp’te düzenlenen resepsiyona katıldı. Açılışta konuşan Hakan Çavuşoğlu, “Günümüze kadar gerek Makedonya’daki gerekse Balkanların diğer bölgelerindeki gelişmeler dünya tarihiyle beraber Türkiye’nin tarihini de doğrudan etkilemiş Anadolu’yla Balkanlar adeta beraber gülüp beraber ağlamışlardır. Birçok zorlu badireden geçip bizi biz yapan değerlimizi bugüne ulaştırmak hiç kolay değildir. Bu bakımdan Makedonya’daki ve Balkanların diğer ülkelerindeki kardeşlerimiz kendileriyle ne kadar gurur duysalar azdır. Onlar, bugün bile kimlik ve kültürlerini muhafaza etmekle kalmıyor. Dünya çapında ihtiyaç duyduğumuz farklılıklar bir arada yaşama iradesine de katkı sağlıyorlar. Dil, bir milletin bütünlüğünü koruyabilmesinin asli unsurudur. Dile sahip çıkmadan ne kültür ne gelenek ne de diğer hasretler muhafaza edilebilir. Bununla birlikte farklı milletlerin birbirleriyle daha iyi iletişim kurmaları da her birinin öncelikle kendi dilinin kavram bütünlüğü içinde düşünebilmesini gerektirir. Burada yaşayan Türkçe konuşan kardeşlerimizin ana dillerinden kopmamaları konusundaki hassasiyetimizin altında yatan en temel sebeplerden biri budur. Türkiye sadece Balkanların değil dünya çapında Türkçenin korunmasıyla ilgili faaliyetlerini sürdürmektedir. Çok çeşitli coğrafyalarda kardeşlerimizin anadillerine sahip çıkmalarına ve ilgi duyanların Türkçe öğrenmelerine destek olunmaktadır. Türkçe konusunda duyduğumuz bu hassasiyetle aynı doğrultuda bu coğrafyadaki mimari ve kültürel mirasımızı korumak ve gelecek nesillerin bu mirastan gerektiği gibi yararlanmalarını sağlamak için de birçok proje yürütülmektedir” dedi.

“Ülkemizdeki Suriyelilerin yüzde 15’inin yükseköğretime erişmesi dünya standartları üzerinde bir orandır”

Türkiye’nin uluslararası toplumdaki saygın yerinin yalnızca bölgesindeki ülkelerle olan ilişkileriyle değil dünya çapında bir nitelik gösteren insani dış politika perspektifiyle de daha da güçlendiğini ifade eden Çavuşoğlu, “Bunun en önemli göstergesi, artık yalnızca bölgemizi değil aynı zamanda tüm küreyi ilgilendiren Suriye’deki çatışma ve istikrarsızlık haline ilişkin Türkiye’nin aldığı tavır ve uyguladığı politikalardır. Suriyeli misafirlerimize yapılan kapsamlı yardımlarına arasında Suriyeli genç kardeşlerimize verilen eğitim imkanı önemlidir. Ülkemizdeki Suriyelilerin yüzde 15’inin yüksek öğretime erişme olanağı bulması dünya standartları üzerinde seyreden bir orandır. Suriyeli misafirlerimize verilen eğitimler sayesinde Suriye’nin savaş sonrası geleceğine dair umutlar canlı tutulmaktadır. Bu kardeşlerimize verdiğimiz Türkçe eğitimleriyle de amacımız Türkçenin Makedonya’da olduğu gibi bir barış ve ortaklık dili olarak yaygınlaşmasını sağlamaktır. Umut ediyoruz ki sınırlarımızda süren bu savaş bir an önce son bulsun. Makedonya’nın son yıllarda farklılıkları bir arada ve barış içinde yaşatan toplumsal olgunluğu başka bölgeler için de bir örnek oluştursun” diye konuştu.
Türkiye’deki üniversitelerde Türkiye Bursları Programı kapsamında öğrenimine devam eden 250 Makedonyalı misafir öğrenci bulunduğunun altını çizen Çavuşoğlu, “Yıllar içinde üniversitelerimizden mezun olmuş bin Makedonyalı kardeşimiz vardır. Türkiye’de eğitim alan ve mezun olmuş tüm Makedonyalı öğrencilerin iki ülke arasındaki ilişkilere büyük katkılar sağlayacağından eminim. Bu sayıların artmasını diliyorum. Türkiye üniversitelerinin kapıları tüm Makedonyalı kardeşlerimize sonuna kadar açıktır” şeklinde konuştu.
Makedonya Türklerinin 21 Aralık 1944 tarihinde Türkçe eğitim alma hakkını kazandıklarını anlatan Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “Bugünün bir bayram olarak kutlanması için girişimde bulunmuş ve 2007 yılında muratlarına ermişlerdir. Çabanızı ve gayretlerinizi büyük bir onurla kutlar, bu konuda Makedonya Devletine göstermiş olduğu dostça ve anlayışlı yaklaşımdan dolayı en içten teşekkürlerimi sunarım. Türkiye’nin de desteklediği Makedonya Cumhuriyetinin bütünlüğüne ve tüm kardeş unsurlar arasındaki toplumsal barışa yaptığınız katkılardan dolayı bu ülkenin sadık vatandaşları Makedonya Türkleri olarak sizlerde kendinizle iftihar etmelisiniz. Bu vesileyle bugün kutladığımız Türkçe Eğitim Bayramının daha ileri boyutu işbirliklerine kapı aralaması ve farklı alanlardaki taleplere yönelik görüş alışverişleri için bir fırsat olmasını umuyorum” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Cumhuriyeti her zaman dost Makedonya devletinin yanında olacaktır”

Bayramların birliğin diriliğin en müstesna sembolleri olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Bizler de bu birliği hedef alan her girişim karşısında dikileceğiz. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Türkiye’de 15 Temmuz gecesi, canları pahasına sokaklara dökülen milletimizin kaderi tarih boyunca Makedonya halkının kaderiyle örtüşmüştür. Burada ifade etmek istiyorum ki Türkiye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla aziz milletimiz meydanlara indi. 15 Temmuz akşamı darbe ve işgal girişimde bulunan FETÖ’cü teröristleri bertaraf ettiğinde yüreğinde bizim hissettiklerimizi hisseden milletimizin zaferinin coşkusunu yürekten paylaşan Makedonyalı kardeşlerimize muhabbetimiz çok çok büyüktür. İşgale girişenlere hep birlikte karşı koyarak Türkiye’den ve Makedonya’dan bayram sevincinin hiç eksik olmamasını temenni ediyoruz. Bu bakış açısına sahip olan Türkiye Cumhuriyeti her zaman sizlerin ve dost Makedonya devletinin yanında olmuştur, yanında olmaya devam edecektir” dedi.
 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El-Maliki ile birlikte Birleşmiş Milletlerin Toplantısına katılmak için New York yolculuğu öncesi Atatürk Havalimanı’nda basın mensuplarının karşısına geçti.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılacak olan toplantıya ilişkin konuşan Bakan Çavuşoğlu, Kudüs konusunda ABD’nin geri adım atması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Çavuşoğlu, “Yarın saat 10.00’ da Kudüs kararı birleşmiş Milletler Genel Kurulunda görüşülecek ve oylanacak. ABD’nin aldığı yanlış kararın uygulanmaması için hatta ABD’nin geri adım atması için her türlü çabayı sar edeceğimizi söylemiştik. Dünya vicdanı bu alınan yanlış kararda uluslararası hukuka aykırı olan BM kararlarını hiçe sayan bu kararı ret etmişti. Bizde 13 Aralık günü sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde İstanbul’da düzenlediğimiz İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesinde aldığımız kararlarla bu karar karşı olduğumuzu ortaya koyduk. O gün tüm dünyaya güçlü mesajlar verdik. Filistin, Kudüs davasının takip edeceğimizi ve uluslararası platformda Filistin’in hakkını arayacağımızı söylemiştik. Bu çerçevede 17 Aralık’ta BM güvenlik konseyine bir karar tasarısı sunuldu. Bizde bunu destekledik ve çaba sarf ettik. Fakat Türkiye tabi BM güvenlik konseyinin üyesi değil. Buradaki oylamada ABD dışındaki bütün ülkeler Filistin’i destekleyen ve ABD’nin aldığı karara karşı olan bir tutum sergiledi. Yani buraya sunulan karar tasarısı yönünde olumlu oy verdiler. Bir tek ABD tek başına bu kararın aleyhine oy verdi. Tabii ki Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olduğu için bu kararı veto etmiş oldu. Bu işin peşini bırakmayacağını ve genel kurula getireceğimizi söylemiştik. Filistin ve Yemen İslam İşbirliği Teşkilatı kuruluşlarla beraber ve kardeş ülkelerle beraber yaptığımız başvurular neticesinde yarın genel kurulda oylama olacak. Biz buradan güçlü bir destek bekliyoruz. Çünkü biraz önce söyledim, bu karardan sadece Müslümanlar değil, Hıristiyanlarda çok rahatsız oldu. Aynı şekilde Musevilerin büyük bir bölümü, önemli bir kısmı da bu karar karşı durdu. Dolayısıyla vicdanı olan herkes hukuka aykırı ve Filistin’in haklarını gasp eden bu karar karşı durdu” dedi.

“New York’ta yapılan oylamadan önce tek kalan ABD şimdi tehdit yöntemine başvuruyor”
ABD’nin tehdit yönteminden vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Yarın New York’ta yapılan oylamadan önce tek başına kalan ABD’nin şimdi tehdit yöntemine başvurduğunu görüyoruz. Oradaki bütün temsilcilere mektup göndererek, kimin ne oy verdiğini takip edeceğiz ve bunu başkana rapor edeceğiz. Tek tek isimlerini alacağız. İsimlerini alıp ne yapacaksınız, o ülkelerinde işgal edilmesini müsaade edeceksiniz. Ya da onları cezalandıracak mısınız? Artık dünya değişti. Artık ben güçlüyüm, o nedenle de haklıyım dünyası değişti. Artık dünya haksızlıklara isyan ediyor. Artı hiçbir onurlu millet, hiçbir şerefli devlet bu tür baskılara boyun eğmez. Herkes vicdanın ve milletinin isteği doğrultusunda oy kullanacak. Hiç kimse bu tür baskılara boyun eğmeyecek. Dolayısıyla ABD’nin bu tür yöntemden vazgeçmesi, ülkeleri ve milletleri tehdit etmemesi gerekiyor” diye konuştu.

“Yarın tarihin yazılışına şahitlik ediyor olacağız”

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El-Maliki ise, “Yarın Mevlüt beyle beraber New York’a gitmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Yarın hepimiz beraber tarihe şahitlik ediyor olacağız. Tarihin yazılışına şahitlik edeceğiz. 2012 yılında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Türkiye adına bir girişimde bulunarak, Filistin’in gözlemci statüsünde için girişimde bulunmuştu. ABD yönetimi 6 Aralık tarihinde Kudüs’ün İsrail’in başkenti tanınmasıyla ilgili bir karar aldı. ABD bu konuda ciddi bir yanlış yaptı. Bu kararın düzeltilmesi için BM Güvenlik Konseyinin aldığı kararını da veto etti. Böyle yaparak da başka bir hata yaptı. Ayrıca birde ünlü bir mektubun ilgili taraflara göndererek tehdit etmeye çalıştı. Burada ülkelerin kendi kararlarını veto etmek ve oylarını etkilemek için isimlerini alacaklarını ve bu konuyla ilgileneceklerini belirttiler. Bizler artık yeni bir dünya düzenin tanımlandığını görüyoruz. ABD yönetimi bu yeni siyasi gerçekliğe damgasını vuruyor. Birçok ülke bu konudaki itirazlarını dile getirdi. Ülkeler yarın oylamada itirazlarını gösterecekler. Umuyoruz ki ülkeler vicdanlarının seslerini ve adaletini kullanarak bu kararda lehinde gösterecekler. Yemen ve Türkiye’nin yaptığı bu girişimde takip edecektir. Bu vesileyle Türkiye’nin burada üstlendiği rolü övgüyle karşıladığımı belirtmek istiyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak böyle bir sorumluluğu üstlendi. Birkaç gün önce İslam İşbirliği Teşkilatının aldığı kararların takipçisi oldu. Türkiye’nin neresinde olursa olsun adaletin savunulmaması için Türkiye elinden geleni yapıyor. Adaletsizliğin yaşandığı yerlerde Türkiye’yi görüyoruz. Yarın ve ben Mevlüt Bey, BM genel kurulunda bu konuyu dile getireceğiz. Filistin’e kısmi de olsa adaletin gelmesini sağlamak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Basın toplantısının ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Filistin Dışişleri Bakanı Maliki özel uçakla ABD’ye hareket etti.

Ferhat Yasak