İkili görüşmelerde hem ülkeler arasındaki ilişkileri hem de bölgesel konuları konuştuklarını vurgulayan Mevlüt Çavuşoğlu, “Üçlü toplantılarımızda ise Azerbaycan-Türkiye-Türkmenistan arasındaki işbirliğini nasıl güçlendirebiliriz, BM çerçevesinde diplomatik ilişkilerimizi, uluslararası siyasi ilişkilerimizi nasıl güçlendiririz onları konuştuk. Ama ekonomik ilişkilerimiz de çok önemli. Ticaretimiz de bazı ülkeler arasında düşüş var bunu tersine çevirecek, tekrar artıracak potansiyelimiz de var. Bunun için gümrük, ulaştırma alanında atacağımız önemli adımlar var. Bakü-Tiflis-Kars deneme yürüyüşleri bugün başlıyor. Bu proje tamamlandı, eksikleri de giderilir ve bu yıl içinde, son baharda seferler başlar. Azerbaycan ve Türkmenistan tarafında liman projeleri var. Bir kuşak, bir yol projesinde Türkmenistan-Azerbaycan-Türkiye arada Gürcistan’da var. Bu 4 ülke çok öneme sahiptir. Enerjiyle ilgili işbirliğimizi güçlendirme kararlılığımız var. Bu üçlü görüşme üç ülke arasındaki bağları daha da güçlendirecek. Buna vesile olur inşallah, amacımız da bu” dedi.

“Türkmenistan’ın ev sahipliğinde zirveni gerçekleştireceğiz”

Çavuşoğlu, “İnşallah Türkmenistan’ın ev sahipliğinde üçlü zirveyi gerçekleştireceğiz. Bu toplantı bu zirvenin adeta bir hazırlığı niteliğindedir ama zirveye kadar hazırlıklarımızı sürdüreceğiz. Bu netice alıcı bir zirve olmalı. Anlaşmalar imzalanacak, yol haritalarımız var. 2015-2017 yol haritamızı Türkmenistan’da belirlemiştik. Şimdi 2018-2020, 3 yıllık yol haritamızı da arkadaşlarımız, uzmanlarımız hazırlıyor. Zirveden 1 gün önce bir araya gelerek bu zirvenin sonuç alıcı ve başarılı olması için üzerimize düşeni yapacağız” diye konuştu.
Ermenilerin saldırısı sonucu Füzuli’nin Alhanlı köyünde şehit olan iki sivilin ölümü ile ilgili Azerbaycan’a başsağlığı dileyen Çavuşoğlu, “Yukarı Karabağ probleminin yine uluslararası hukuk ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde bir an önce çözüme kavuşması gerekiyor. Türkiye Azerbaycan’ın yanındadır ve her türlü desteği vermeye hazırdır. Türkiye’deki hain darbe girişiminin yıl dönümünde dost ve kardeş Türkmenistan ve Azerbaycan’a bizlere verdikleri destek ve dayanışma için teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

“Rum tarafının bu parametrelere bir çözüme hazır olmadığını gördük”

Kıbrıs’la ilgili müzakerelere de değinen Çavuşoğlu, “KKTC de uzun süre devam eden bir müzakere süreci var ve biz Türkiye olarak bu süreci destekledik. Ocak ayında Cenevre’de ve geçtiğimiz hafta da Cran Montana’da konferanslar düzenlendi. Fakat 11 gün devam etmesine rağmen ve bizim tüm yapıcı çalışmalarımıza rağmen Rum tarafının bu parametrelere bir çözüme hazır olmadığını ve böyle bir çözüme yanaşmadığını ve yanaşmayacağınız bir de gördük, BM de gördü. Kendi aramızda ve KKTC ile görüşüp, istişare edip ona göre kararlar alıp, adımlar atmamız gerekiyor. Dün bu bakımdan faydalı bir ziyaret oldu. Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı’yla, Meclis Başkanı ve diğer siyasi partilerin başkanlarıyla çok güzel fikir alış verişinde bulunduk bir değerlendirme yaptık. Bir yol haritamız belli olduğunda sizlerle ve dünya kamuoyuyla paylaşırız” diye konuştu. 

Kamil Nadirli

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs Rum kesiminin Akdeniz’de tek taraflı yürüttüğü doğalgaz arama ve sondaj çalışmalarına yönelik, “Niye çözüme odaklanmıyorsun da tek taraflı faaliyette bulunuyorsun. 2004’te referandumda Annan Planı’nı reddettiler, ağabeyleri onları ödüllendirdi, hemen AB’ye aldılar, şımarttılar. Ne yapsalar destek buluyorlar. Bundan sonra başka süreçler olacak Kıbrıs’ta” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Estonya Dışişleri Bakanı Sven Mikser ile ortak basın açıklamasında bulundu. Kıbrıs’ta Rum kesiminin Akdeniz’de tek taraflı yürüttüğü doğalgaz arama ve sondaj çalışmaları ile ilgili sorulan bir soruyu yanıtlayan Bakan Çavuoğlu, “Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı olarak adım atması doğru değildir. Çünkü Kıbrıs Adası etrafındaki rezervlerde Kıbrıs Türk halkının da hakları vardır. Bir taraftan Crans Montana’da müzakereler sürerken tek taraflı böyle adım atması esasen Rum kesimi ve Yunanistan’ın gerçek niyetini de ortaya koyuyor. Onların planı; bu süreci uzatmak ve ertelemek. 12’sinde tek taraflı bu attıkları adım karşısında Türkiye ve KKTC birlikte duyarsız kalmayacak, birlikte adım atacak. Bunu bahane göstererek masadan kaçacaklardı. Bu planı biz gördük ama istedikleri gibi olmadı. Crans Montana’da süreç onların yüzünden tıkandı ve genel sekreter bu şekilde devam edilemeyeceği kararını verdi” diye konuştu.

Burada iyi niyetin olmadığına dikkat çeken Çavuşoğlu, “Madem Türk tarafının hakkı var o zaman niye çözüme odaklanmıyorsun da tek taraflı faaliyette bulunuyorsun. Ama alıştılar. 2004’te referandumda Annan Planı’nı reddettiler, ağabeyleri onları ödüllendirdi, hemen AB’ye aldılar, şımarttılar. Ne yapsalar destek buluyorlar. Şimdi orada da küçücük bir taraf ve AB sürecini tıkıyorlar. AB de buna çanak tutuyor. Kıbrıs sorununu 2 sebepten dolayı adada barış olsun, Doğu Akdeniz bölgesinde istikrar olsun diye zaten parametreleri belliydi, bizimde kırmızı çizgilerimiz belliydi. Bu çerçevede çözülmesini istedik. İkinci sebep ise; kimler AB içinde hangi ülkeler Kıbrıs sorununun arkasına saklanıyordu onların gerçek yüzünü görmeyi çok istiyordum. Ama artık bundan sonra başka süreçler olacak Kıbrıs’ta. Ömür boyu bu şekilde süreç gidemez. Biz iktidara geldiğimiz günden bu yana herkesten bir adım önde olduk çözüm için ve hiç tereddüt etmedik Siyasi riskler de aldık ama bir taraf da istemiyorsa o zaman çaresine bakmak lazım. Bugün KKTC’ye gideceğim ve burada da istişareler yapacağız. Gelecek ile ilgili nasıl bir yol haritası belirleyeceğimizi istişare edip kararlaştıracağız” ifadelerini kaydetti.  

GÜNÜN ÖZETİ

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim El Sani ile ortak basın toplantısı düzenledi. Dışişleri Konutu’nda gerçekleşen basın toplantısında, Türkiye’nin, Katar ile olan ilişkilerinin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “İlişkilerimizi daha da ileri noktalara götürmek için birlikte çalışıyoruz. 2014 yılında kurulan Yüksek Stratejik ve Komite toplantısının 3. gerçekleştireceğiz. Bunun hazırlıklarını birlikte sürdürüyoruz. Hazırlıkları tamamladıktan sonra liderlerimizi bir araya getirerek bu toplantıyı gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

Mevkidaşı El Sani görüşmesinde, bölgesel konular ile Suriye’de gelinen nokta ve bundan sonra atılabilecek adımları istişare ettiklerini belirten Çavuşoğlu, “Körfez bölgesinde yaşanan krizi de değerlendirdik. En başında söylediğimiz gibi böyle bir krizin meydana gelmesinden Türkiye olarak büyük üzüntü duyduk. Bu krizin en kısa süre içerisinde karşılıklı saygı ve eşitlikle çözülmesini arzu ediyoruz. Bu sorunun çözülmesi için bir taraftan Kuveyt’in arabuluculuğunu destekledik, diğer taraftan Türkiye olarak büyük çaba sarf ettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın bölge ülkeleri ve dünyadan birçok liderle teması oldu. Dışişleri Bakanı olarak yine Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatı ile ben de elimden gelen gayreti gösterdim ve bölgeye bir ziyarette bulundum. Biz başında da söyledik; Katar halkını, hatta bölge halkını etkileyen yaptırımları doğru bulmuyoruz. Ama böyle bir krizin yaptırımlarla değil konuşarak diplomasi yoluyla kardeşler arasında samimi müzakere ederek çözüleceğine inanıyoruz. En son ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un çabalarına da destek veriyoruz. Bu konuda Katar’ın başından beri sağduyulu yaklaşımını takdir ediyoruz. Süreci tırmandırmayarak diyaloğa açık olduğunu fakat diyalog içinde ambargoların ve alınan kararların kaldırılması gerektiğini net bir şekilde söylemiştir. Ortada suçlama varsa delillerin de net bir şekilde ortaya konması gerekiyor. Özellikle bizim Katar’daki Türk üssümüzü içeren taleplerin bizim içinde kabul edilemez olduğunu söylemek istiyorum. Katar’ın en başından beri terörle mücadeledeki kararlılığı ve terörle mücadeledeki verdiği desteği gören ve şahit olan kişilerden bir tanesiyim. En son Katar ile ABD arasında imzalanan terörle mücadele anlaşması da esasen bu konuda Katar’ın samimiyetini gösteriyor. En kısa süre içinde bu istemediğimiz kriz diyalog yoluyla aşılır. Biz Türkiye olarak bundan büyük bir mutluluk duyarız. Bunun içinde Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çabalarımız devam edecektir” açıklamasında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un, Suudi Arabistan ve Katar’daki temaslarının olumsuz sonuçlandığı yönündeki iddialara ilişkin sorulan bir soruya Çavuşoğlu şu cevabı verdi:

“Tillerson bölgeye gitmeden önce İstanbul’daydı. Kendi aramızda bir görüşme gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımızın kabulü sırasında da Tillerson bölge ziyaretinde neyi hedeflediğini bizlere anlattı, düşüncelerini paylaştı. Biz de çok faydalı olacağı düşüncemizi kendisiyle paylaştık ve destek verdiğimizi söyledik. Ayrıca Tillerson’un bugüne kadar arabuluculuk görevi yapan Kuveyt ile birlikte hareket etmesi bizce doğru bir adımdır. Bir ziyarette bu sorunun çözülmesini beklemek iyimserlik olur. Orta vadeli bir süreçte sonuç alacağımıza inanıyoruz.”

Katar’da Türk üssünün kurulması ile ilgili anlaşmanın onaylandığını kaydeden Bakan Çavuşoğlu, “Şimdi bunun uygulanması aşamasındayız. Bu safhada teknik ekiplerimiz gerekli çalışmaları sürdürüyor. Cumhurbaşkanımız önümüzdeki süreçte bölge ülkelerini ziyaret etmek istiyor. Onun takvimini netleştirmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki hafta içinde bu ziyaret daha da bir net hale gelecek. Tüm bu çabalarımız bizim bölgedeki bu istemediğimiz sorunun kardeşlik çerçevesinde çözülmesidir” diyerek sözlerini sonlandırdı.  

İlker Turak – Cem Geçim

AK Parti Antalya il yönetimi tarafından milletvekilleri, yöneticiler, vatandaşlar ve partililerin katılımı ile bayramlaşma töreni düzenlendi. İl Başkanlığında düzenlenen törene Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya milletvekilleri Mustafa Köse, Hüseyin Samani, İbrahim Aydın, Gökçen Özdoğan Enç, Atay Uslu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, İl Başkanı Rıza Sümer ile ilçe, mahalle temsilcileri ve çok sayıda partili katıldı. 

“Ramazan ayında bütün parti üyeleri çalıştı”

Herkesin bayramını kutlayarak konuşmasına başlayan Bakan Çavuşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sabah saatlerinde küçük bir tansiyon sıkıntısı oldu. Sağlığı sıhhati yerinde ve sizlere selamlarını iletmemi istedi. Bu meydanda İl teşkilatımızın önünde sizlerle bayramlaşmak bir gelenek haline geldi. Ramazan boyunca teşkilatlarımızın, kadın kollarımız, gençlik kollarımız iftarlarını evlerinde yapmadılar. Her akşam bir vatandaşımıza ulaştılar, çat kapı gittiler, önceden haber verdiler gittiler. İftar önceleri belediye başkanlarımız, belediyelerimiz, ilçe başkanlarımız ihtiyaç sahiplerine Ramazan yardımlarını ulaştırdılar. Hepsine gönülden çok teşekkür ederim. Şehitlerimizin bizlere miras olan yakınlarını yalnız bırakmadılar. Tüm Türkiye’de, başta sayın cumhurbaşkanımız olmak üzere bir kere daha şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Aynı şekilde gazilerimizi de yalnız bırakmadık ve birçok kez iftar sofralarımızı onlarla paylaştık. Ya biz davet ettik onları ya da onların evlerine biz misafir olduk. İl başkanımız bende gidecektim Şırnak’a gitti. Sizlerin verdiği yardımlarımı onlara dağıttılar. Kardeş şehir yapmışlar. İnşallah onların yanına yardıma gideriz” diye konuştu.

“Türkiye insani kalkınma yardımlarında 6,2 milyar dolar ile Amerika’dan sonra ikinci sırada”

Devletin yardımlarını tüm dünyadaki mazlumlara ulaştırdıklarını ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye’nin insani kalkınma da yardımının 6,2 milyar dolar olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, “Açlık ve kıtlık içerisinde olan ülkelere Somali, Etiyopya’ya, Sudan’a o bölgedeki insanlara Arakan’daki yine Müslüman kardeşlerimize, dünyanın her yerindeki ihtiyaç sahibi insanlara Türkiye’nin yardımlarını ulaştırdık. Türkiye insani yardımlarda dünyada milli gelire göre açık ara birinci ülkedir. Rakamlara göre de Amerika’nın birazcık gerisinde. Geçen sene ABD’nin yaptığı toplam insani kalkınma yardımı miktarı 6,3 milyar dolar, Türkiye’nin ise 6,2 milyar dolar. İnşallah bu gidişle Amerika’yı da geçeceğiz insani yardımda. İşte biz böyle bir milletin ferdi olmaktan ve hizmetkarı olmaktan onur duyuyoruz. Ecdadımızdan bize kalan mirastır” şeklinde konuştu.

“Körfez krizinin bir an evvel çözülmesi için Türkiye olarak üzerimize düşeni yapıyoruz”

Dünyada ve hemen yanı başımızdaki ülkelerde sorunların olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
“Suriye’ye baktığımız zaman geçen sene bayramlarda çocukların ve kadınların üzerine atılan bombaları konuşuyorduk ve lanetliyorduk. Türkiye’nin girişimleriyle yine Rusya ve İranla yaptığımız çalışmalarla Suriye’de çatışmalar büyük oranda durduruldu. Geçen seneye göre çok iyi durumdayız ama siyasi çözüm olmadan Suriye sorunu çözülmüş değildir. Irak’ın sorunlarının çözümüne, Libya’ya istikrarın getirilmesine, Yemen’deki zor durumdaki insanlara insani yardımların götürülmesine inşallah vesile olmak için daha çok çalışacağız. Bir de Ramazan ayında Körfez krizi oldu. Bu Körfez krizinin bir an evvel çözülmesi için Türkiye olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Yanlışları da söylüyoruz ama Türkiye her zaman doğrudan yana olmuştur. Bu sorunun çözümüne de başta cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türkiye olarak katkı koyuyoruz. İnşallah bu sorunun çözümü için katkı sağlamaya da devam edeceğiz.”

“İstikrar abidesi Türkiye tüm İslam aleminin umudu oluyor”

İl teşkilatındaki bayram kutlamalarının birlik ve beraberliğin göstergesi olduğunu dile getiren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, “Birlik ve beraberliğin olduğu bir dünya özlüyoruz ve bunun için gayret gösteriyoruz. İslam dünyasında birçok ülke birbiriyle sıkıntı yaşıyor. İslam ülkeleri, sömürge olmuşken, zamanında birbirlerini yemişken, ileriye bakamıyorlar. Bu karmaşıklıklar içerisinde istikrar abidesi Türkiye tüm İslam aleminin umudu oluyor. Ülkemiz, milletimiz, kardeşliğimiz gelecek için dünyaya umut olmaktadır. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın” dedi.

Bayramlaşmaya katılan partilerin bayramını kutlayan AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, “Bir ay boyunca büyük bir kardeşlik iklimini, dayanışmayı, kaynaşmayı, yardımlaşmayı hep birlikte yaşadık. Bayramlar, rabbimizin bir nimeti olmasının yanı sıra, milli birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, kardeşlik ahdimizi yenilemek içinde önemli bir fırsattır. Şu an, İslam dünyasının tamamı, Ramazan bayramını idrak ediyor. Aynı kıbleye yönelen Müslümanlar, kalpleriyle, ruhlarıyla, tüm benlikleriyle, bayramın coşkusunu yaşıyor. Öncelikle tüm hemşerilerimizin ve siz sevgili misafirlerimizin bayramını tebrik ediyor ve nice bayramlara hep birlikte kavuşmayı yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Maalesef dünyanın pek çok yerinde Müslümanlar bizim kadar şanslı değil, onlar bu bayrama boynu bükük, gözleri yaşlı bir şekilde gidiyor, bu durum bizleri de çok etkiliyor, sevincimizi gölgeliyor. Ama onlar asla yalnız olmadıklarını biliyorlar, Türkiye gibi büyük bir ülkenin yanlarında olduğunu biliyorlar, inşallah bu mübarek günler, kardeşlerimizin bu zulümlerden kurtuluşuna huzur ve sükuna kavuşmalarına vesile olur” dedi.

Konuşmaların ardından il binası bahçesinde partililerle bayramlaşma töreni düzenlendi. Bakan Çavuşoğlu ve milletvekilleri partililere çiçek takdim etti. 

Adem Akalan – Harun Erdoğdu 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Üsküp’e gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Makedonya Dışişleri Bakanı Nikola Dimitrov ile görüştü. Bakan Çavuşoğlu, görüşmenin ardından Makedon mevkidaşı ile ortak basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu Makedonya ile ilişkilere değinerek, “Bu sene diplomatik ilişkilerimizin tesisin 25.yıl dönümünü kutluyoruz. 25 yılda çok önemli mesafeler katettik. Makedonya’yı balkanların ötesinde sadece batı balkanlar değil bölgenin istikrarı ve güvenliği için çok önemli bir ülke olarak görüyoruz” dedi. “İkili ticaret hacmimizde artış var. 460 milyon dolara çıktık. Ama potansiyel de var. Tük yatırımları ciddi şekilde arttı 1.2 milyar dolar civarında. Kültürel ilişkilerimiz eğitimle ilgili her alanda ilişkilerimiz geçekten çok mesafe kat etti” diyen Çavuşoğlu, “Bundan sonraki süreçte daha da çok geliştirmek için bugün birlikte ortaya ortak irade koyduk. Öncelikle karşılıklı üst düzey ziyaretleri sürdürmemiz lazım. İnanıyorum ki ilişkilerimizi hak ettiği daha da ileri noktaya götüreceğiz. Uluslararası platformda da örnek teşkil edecek işbirliğimiz var. Türkiye’yi Makedonya her zaman her alanda desteklemiştir. Biz de Makedonya’yı her zaman aynı şekilde destekledik” diye konuştu.

“MAKEDONYA NATO ÜYELİĞİNİ EN ÇOK HAK EDEN ÜLKEDİR”

“Makedonya, Avrupa Atlantik Entegrasyonunu hakediyor. NATO üyeliğini en çok hak eden ülkedir” diyen Çavuşoğlu, “Suni engeller ortaya çıkarılması gerçekten bölgeye de haksızlıktır Makedonya’ya da haksızlıktır. Biz Makedonya’nın NATO üyeliğine bundan sonra da en güçlü şekilde destek vermeye devam edeceğiz. Aynı şekilde Avrupa Birliğine ve Avrupa ülkelerine de Makedonya’ya ve bu bölgeye içişlerine fazla karışmadan daha fazla yapıcı ilgi göstermelerini de teşvik etmeye devam edeceğiz. Çünkü bu bölgenin istikrarı Avrupa’nın istikrarı demektir. Avrupa’nın güvenliği de buradan Türkiye ve batı balkanlardan başlar” dedi.

“KÖRFEZ BİRLİĞİNİN İŞ BİRLİĞİ GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ”

Katar krizine değinen Bakan Çavuşoğlu, “Maalesef Katar ve körfez ülkeleri arasındaki kriz henüz çözülmedi. Çok üzüntü duyuyoruz. Böyle bir krizin meydana gelmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz. Körfez Birliğinin iş birliği gerçekten çok önemli” diye konuştu.

“Hem bölgenin istikrarı için hem de bizim için de hayati derecede önemli. Kendi aralarındaki kardeşlik birlik beraberlik geçekten önem arz ediyor. Çünkü bölgenin karşı karşıya kaldıkları zorluklar var sınamalar var. Bu sınamalara karşı birlikte hareket etmemiz lazım” diyen Çavuşoğlu, “Terörle mücadele var başka ülkelerin bölgedeki ilgisi var. Negatif yönde söylüyorum ve başkaca sorunlar var. Biz de bölgeye çok önem veriyoruz. Bölgeyle ilişkilerimize çok önem veriyoruz. O nedenle üzüldük. Bu sorunun çözülmesi lazım. Sorunun çözümü esasen basit. Katar’a yönelik iddialar var suçlamalar var. Katar’da bunları kesin bir dille reddediyor. Kadı ki biz de böyle bir ambargonun insanlara yönelik ambargonun doğru olmadığını da söyledik. Bu taraf tutmak anlamında değildir. Yanlışı kim yapıyorsa bunu söylemek lazım” ifadelerini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, “Diğer taraftan bazı suçlamalara örneğin, teröre destek verdiği gibi suçlamalara katılmadığımızı söyledik. Ama neticede bir iddia var suçlama var. Karşı tarafta bunu reddediyor. O zaman en kolay formül nedir? Suçlamalarınız nedir? Detaylar nedir? Belgeler nedir? Delilleri nedir? Ortaya koyun. Sonra oturup birlikte konuşalım. Ve atılması gereken hangi adım varsa atılsın. Yani diyalog yoluyla barış yoluyla karşılıklı anlayış yoluyla bu iş çözülür” dedi.

Katar krizi kapsamında Arap ülkelerine yapılan ziyaretlerin önemine değinen Çavuşoğlu “Arabuluculuk yapan Kuveyt’i dinleme fırsatımız oldu. Hem Katar’ı sorunun bir tarafı olan hem de Suudi Arabistan’ı dinleme fırsatımız oldu. Düşüncelerimizi ve temennilerimizi bu ülkelere de aktarma fırsatımız oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ve Türk milletinin mesajlarını da tüm bu dost ve kardeş ülkelere anlatma fırsatımız oldu. Biz uluslararası alanda da çabamızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

“Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı zirve başkanlığını yürütüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bu başkanlığı bizzat yürütüyor” diyen Çavuşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın uluslararası alandaki çabalarını herkes görüyor. Hem Suudi Arabistan hem de Katar bunun için müteşekkir olduklarını da söylediler. Ama bundan sonra da sorunun çözülmesi için bu çabalarımızı samimi bir şekilde sürdüreceğiz. İnşallah netice alırız. Çünkü beklemediğimiz bir kriz. Ve bizi üzen bir kriz. Çözülmesinden de büyük bir mutluluk duyacağız” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Lefkoşa’daki temasları kapsamında KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüştü. Akıncı ve Çavuşoğlu, görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu basın toplantısında Kıbrıs Rum Kesimi ile gerçekleştirilen müzakere süreçlerini değerlendirdi ve basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Bakan Çavuşoğlu, müzakere süreçlerinde bir tıkanma olduğunu söyleyerek “12 Ocak 2017 Cenevre sonuç bildirgesinde bundan sonraki süreçte adada iki tarafın müzakereleri devam ettirmesi ön görülüyordu. Müzakereler devam etti ama ilk 4 fasılda açıkta kalan konularda hiç yakınlaşma olmadı. Hemen hemen hiç olmadı. Kayda değer hiçbir kapanma olmadı” dedi.
“Dolayısıyla artık Cenevre’ye de gidilmesi gerekiyor orada olacaksa o da olmayacaksa da kararı vermemiz lazım. Aksi takdirde süreç, Rum tarafının istediği gibi uzuyor uzuyor. Ama ilelebet bu şekilde gidemeyeceğimiz ve bu müzakerelerinde aslında son bir fırsat penceresi olduğunu her vesileyle söylüyoruz” diyen Çavuşoğlu, “Bu sebeple New York’tan beklentimiz bu tıkanıklığın aşılması. Aşılması için de biz ön şart koşmuyoruz. Rum tarafının ön şartları kaldırması ve konferansa gidilmesidir, beklentimiz budur. Bu konuda özellikle genel sekretere de önemli görevler düşüyor. Bugüne kadar olduğu gibi objektif ve dengeli bir şekilde genel sekreterin de ekibinin de görevini yapacağına inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun Türkiye’nin müzakere sürecinde atacağı kesin adımın hangi yönde olacağı sorusunu cevaplayan Çavuşoğlu, “Biz bugüne kadar tüm mesajlarımızda Rum kesimini şirketleri ve şirketlerin merkezi olan ülkelerdeki muhatabımızı uyarıyoruz. Kıbrıs’ta bir çözüm olmadan Rum kesiminin tek taraflı bu tür faaliyetlerine kimsenin alet olmasını istemeyiz” dedi.
Çavuşoğlu, bu tür adımların ilk olarak müzakere sürecini olumsuz etkilediğini söyleyerek “İkincisi gerginliğe yol açıyor. Üçüncüsü de Kıbrıs Türk halkının yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ve Türk halkının aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs açıklarındaki haklarını da görmezden gelen bir yaklaşımdır. Ebette bu tek taraflı adımlardan ve faaliyetlerden vazgeçmezlerse Türkiye Cumhuriyeti olarak bizim de atacağımız adımlar olacaktır. Çünkü burada Kıbrıs Türk halkının da hakkı var Türkiye Cumhuriyeti’nin de hakkı var. Ama bizim arzumuz Rum tarafının tek taraflı bu faaliyetlerden vazgeçmesidir” sözlerini kaydetti.
 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Lefkoşa’daki temasları kapsamında KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Bakan Çavuşoğlu, “İşletilmeyen süreçler ve Kıbrıs etrafında oluşan yeni tehditler marjında güvenlik ve garantileri yeniden gözden geçirmekte fayda var diye düşünüyoruz ve Kıbrıs Türk halkı her zamankinden daha fazla Türkiye’nin garantörlüğüne ihtiyaç duyuyor ve bunu da sesli bir şekilde söylüyor” dedi.

“Kıbrıs konusu, Ege konuları, Yunanistan’la aramızdaki ikili konular var olan anlaşmazlıklar sorunlar konusunda biz her zaman en üst düzeyde de görüşmelerimizi sürdürüyoruz” diyen Çavuşoğlu, “Diplomasiyi sonuna kadar işletmemizde fayda var. Şimdi önümüzde bir A planı var bu da Kıbrıs’ta bir çözüm süreci ve biz tamamen buna odaklandık ve bu süreç öyle veya böyle sonuçlanıncaya kadar olumlu ya da olumsuz, biz bu A planına odaklanacağız. Eğer olmazsa o zaman B planı C planı onlara o zaman bakarız her zaman vardır ama şimdi önemli olan A planını işletmektir buraya odaklanmaktır” ifadelerini kaydetti.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biraz önce sayın bakanında ifade ettiği gibi sıfır asker sıfır garanti hiç bunlar olmayacak hadi gelin konuşalım. Neyi konuşacaksınız? Siz daha müzakere etmeden her şeyi bitirdiniz konuşacak ne var? Dolayısıyla gerçekçi ve makul düzeyde yaklaşılması lazımdır” dedi.

Akıncı: ”Bu ada da sayıca az olan Kıbrıslı Türklerin daha da fazla güvenlik kaygıları ve endişeleri vardır”
“Biz bir ilke koyduk son 2 yıldan beridir. Bu da son derece anlamlı ve önemli bir mesaj içeriyor ve Bunu Türkiye Cumhuriyeti canı gönülden destekliyor” diyen Akıncı, “Dedik ki 12 Ocak 2017 Cenevre ortak açıklamasına da girdi bir tarafın güvenlik ihtiyacının karşılanması diğer taraf için tehdit algısı oluşturmamalıdır gibi bir ilkeyi de kabul ettik. Dolayısıyla burada makul olanı arayıp bulmamız lazım. Yalnız bu konuda endişe içinde olan Rum toplumu değildir. Bu ada da sayıca az olan Kıbrıslı Türklerin daha da fazla güvenlik kaygıları ve endişeleri vardır” ifadelerini kullandı.

Akıncı: “Kıbrıs’ta bir çözüm her iki tarafın da eşitliğini özgürlüğünü güvenliğini içermelidir”

Akıncı, “Yani güvenlik başlığını sadece Rum tarafı konuşmak istiyor diye de bir durum da yoktur. Böyle de bir yanlış algı yaratılmaya çalışıyor. Hep ben söylerim altını çizerim bir kere daha çizmekte yarar görüyorum. Kıbrıs’ta bir çözüm her iki tarafın da eşitliğini özgürlüğünü güvenliğini içermelidir. Bunun yolarını oturalım konuşalım ön şartsız bir şekilde. Biz hazırız Türkiye’de hazır. Buyursunlar Cenevre’nin koşullarını yaratalım ön koşullarla önünü tıkamayalım” diye konuştu. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretindeki görüşmelere ilişkin, “YPG’ye karşı bundan sonraki süreçte biz angajman kurallarımızı uygularız bunlara karşıda mücadelemizi yürütürüz mesajını Sayın Cumhurbaşkanımız çok net sade bir şekilde ABD Başkanına ve heyetine aktardı” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çin’den sonra ABD’ye yaptıkları ziyaretin çok önemli bir ziyaret olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız daha önce 3 defa Trump’la telefonda görüşmüştü. Bu telefon görüşmelerinde de zaten samimi bir dostluk oluşmuştu ama ilk defa yüz yüze görüşüldü. Uygulanan protokolden tutun da görüşmelerin kapsamı ve atmosferine baktığımız zaman çok farklı bir ziyaret olduğunu söyleyebilirim. ABD ile ilişkilerimizi daha ileriye götürecek bir platformun oluştuğunu da söyleyebiliriz. Bazı konularda görüş ayrılığımız var ama o görüş ayrılığı olan konularda bile belli prensip anlaşmalarına vardık. Hem ikili ilişkiler hem bölgesel konular ABD ile bazı konulardaki dayanışmamız bakımından ve verilmesi gereken mesajlar bakımından önemli bir ziyaretti” diye konuştu.

“Son derece verimli ama samimi bir ortamda dostane bir ortamda görüştüğümüz bir ziyaret oldu”

Çavuşoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız verilmesi gereken mesajları hem başbaşa görüşmede hem de heyetlerarası çalışma yemeğinde iki saat sürdü o yemek tüm mesajları net bir şekilde verdiler. Trump, hem Savunma Bakanına hem Dışişleri Bakanına söz verdi. Onlarda kendi pozisyonlarını açıkladılar. Sayın Cumhurbaşkanımız da Genelkurmay Başkanımıza ve bana söz verdi. Biz de vermemiz gereken mesajları arazideki tecrübelerimizle beraber onların sorduğu sorulara da cevaplar vererek veya daha önceki tecrübelerimizi aktararak bazı konuların oluşturabileceği riskleri gelecekte hataların yapılmaması için hangi adımları birlikte atmamız gerekiyor, Amerika hangi adımları atmalı, hangilerinden geri adım atmalı bunları net bir şekilde söyledik. Tabi FETÖ’nün iadesi, ikili ilişkileri, ticareti, savunma sanayinde iş birliği dahil her konuyu görüştüğümüz, son derece verimli ama samimi bir ortamda dostane bir ortamda görüştüğümüz bir ziyaret oldu.”

“Bundan sonraki süreçte biz angajman kurallarımızı uygularız”

Türkiye’nin Rakka operasyonunun dışında mı olduğunun sorulması üzerine Çavuşoğlu, “ABD’de koalisyonun içinde. DEAŞ’a karşı koalisyonun içindeki en etkili ülkelerden iki tanesi Türkiye ve ABD. Burada DAEŞ’a karşı Rakka dahil iş birliği yapmak istediğini ABD başından beri söylüyor. Bu iş birliği için bizim de şartlarımız kriterlerimiz var. Biz başından beri doğru gruplarla doğru ve sonuç alıcı stratejilerle DAEŞ’a karşı mücadele etmemiz gerektiğini söylüyoruz. DAEŞ sonrası Suriye’nin geleceğini de planlamamız gerekiyor. Biz Rakka’da her ne kadar demokratik güçler adı altında da olsa çoğunluğu Arap da olsa içinde YPG’lilerin olduğu bir yerde biz olamayız. Rakka’da bu şekilde olamayacağımızı Sayın Cumhurbaşkanımız son derece net bir şekilde başbaşa görüşmede de aktardı, heyetlerarası görüşmenin sonunda da net bir şekilde bu mesajı verdi. YPG’nin olduğu yerde biz olmayız. YPG’ye karşı mücadele edeceğimizi angajman kurallarımızı uygulayacağımızı hem Suriye’de hem de Irak’ta PKK’ya yönelik yaptığımız operasyonlardan dolayı ABD’nin bir tepkisi olmuştu. Bundan sonraki süreçte biz angajman kurallarımızı uygularız bunlara karşı da mücadelemizi yürütürüz mesajını Sayın Cumhurbaşkanımız çok net sade bir şekilde ABD Başkanına ve heyetine aktardı. Bu konuda herhangi bir olumsuz bir şey söylemediler” açıklamasında bulundu.

“Hiçbir tepki göstermediler, bunu da anlayışla karşıladılar”

“Biz YPG’yi vururuz dediğinizde?” ne dediler sorusuna Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Hiçbir tepki göstermediler, bunu da anlayışla karşıladılar. Kendileri de YPG dahil hiçbir unsurun Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturmasına müsaade etmeyeceklerini de söylediler. (YPG’ye verilen silahlar) Bu verilen silahlar sadece Rakka ve güneyinde kullanılacak Türkiye’ye karşı kesinlikle kullanılmayacak. Buna müsaade edilmeyecek. Ayrıca PKK’ya yönelik etkin mücadeleyi birlikte Türkiye ile ABD birlikte yürütecek. YPG ne için Rakka’ya girmek istiyor? YPG DAEŞ’in ideolojisinden nefret ettiği için değil. kendisine alan oluşturmak için buralara gidiyor. Münbiç örneğini Tel Abyad örneğini diğer nüfusun çoğunluğunun Arap olup da YPG geldikten sonra buralardan çıkmadığı gibi o insanları sürgüne gönderdiği tüm gelişmelerden örnekler vererek YPG’nin Rakka’ya girmesinin Rakka’yı DAEŞ’ten kurtarmak değil, kendisine alan açmak, ileride kanton hatta bağımsız devlet oluşturmak amacıyla operasyonlara girdiğini söyledik. Kendileri kesinlikle Suriye’nin sınır, toprak bütünlüğünü desteklediklerini, YPG’ye böyle bir vaatte bulunmadıkları gibi böyle bir oluşuma da karşı olacaklarını söylediler.”

“Trump yönetimi Obama yönetiminden farklı”

“Trump yönetimi Obama yönetiminden farklı biz bunu görüyoruz” diyen Bakan Çavuşoğlu, “Bu konudaki samimiyetine de inanıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Münbiç örneğini hatırlattı. Bizzat Obama’nın ve Amerikan askeri yönetiminin söz vermesine rağmen, buradan çekilmediklerini söylediler. Yeni yönetimin Türkiye’ye karşı tutumunda çok farklı olduğunu, samimi olduğunu görüyoruz. Gerek Trump’ın kendisi başkan olarak gerekse yönetimindeki kişilere kadar buradaki farkı biz görüyoruz. Fakat burada arazideki kişilere baktığımız zaman hem Suriye’de hem Irak’ta bölgedeki asker ve siyasi kişilere baktığımız zaman aynı kişiler. Obama yönetimindeki kişiler. O kişiler de Obama yönetimini etkilemişti, dolayısıyla arazideki bu kafadaki kişilerin yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Biz bir ülkenin içişleri karışmayız. Amerika bizim müttefikimiz dostumuz ama eski yönetimi etkileyen kişiler olduğu sürece arazide riskler oluşabilir biz konudaki uyarılarımızı da yaptık. McGurk’ün daha önce ödül de aldı bu teröristlerden. Burada PKK’ya ve YPG’ye net bir şekilde destek veren bir kişidir. Dostane uyarıları yaptık. Ama McGurk kesinlikle YPG ve PKK’ya destek vermektedir. Bu kişinin değişmesinde de fayda vardır. Bu kişilerin devam etmesinin oluşturabileceği riskleri isim vermeden hatırlattık” ifadelerini kullandı.

“Rakka’nın yönetimi kesinlikle yerel güçlere Araplara bırakılacak denildi”

Çavuşoğlu şöyle konuştu:

“Türkiye’ye savunma sanayinde verecekleri destekten ve Türkiye’ye oluşacak tehditlere karşı işbirliği yapmaktan tutun da tüm ikili ilişkileri geliştirmek için ne düşündüklerini söylediler. YPG ile bugüne kadar yapılan iş birliğinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu hatırlattılar. Ama bunun zorunluluk olmaması gerektiğini Sayın Cumhurbaşkanımız net bir şekilde ortaya koydu. DAEŞ’a karşı mücadelede Rusya’nın Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerinde dahil edilebileceğini söyledik. Bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle işbirliği yapmanın doğru olmadığını ve bunun zorunluluk olmaması gerektiğini Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi. Diğer taraftan Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonundan da örnekler verdi. Kaç tane önemli şehri biz DAEŞ’ten kurtardık. Son derece titiz bir operasyonla, El Bab gibi Dabık gibi şehirleri temizledik. Burada YPG ile iş birliği yapmadık. Sadece Türk askeri ve ÖSO üyeleriyle birlikte buralar temizlendi. Rakka’ya teröristlerle girmenin buradaki risklerini biz söyledik. Rakka’nın yönetimi kesinlikle yerel güçlere Araplara bırakılacak denildi. Burası yüzde 99 sünni Arap’tır. Araplara ve yerel kişilere buranın yönetimi bırakılacak diye de teminat geldi. Müttefikler arasında bir söz verildiği zaman bu uygulanması gerekiyor. Türkiye hangi konuda söz verdiyse o sözünü mutlaka yerine getirir. Erdoğan ne söz verdiyse onu yapar. Münbiç örneğini hatırlarsak biz buna temkinli yaklaşıyoruz.”

“Bu konuda birlikte çalışalım gibi öneride gelmedi, imada olmadı”

PKK’yı YPG’den ayrı gördüklerini vurguladıklarını ifade eden Çavuşoğlu, “Verdiğimiz tüm mesajlarda YPG eşittir PKK. Hiçbir farkının olmadığını, kadroların bile aynı olduğunu, aynı kampları kullandıklarını söylüyoruz. Bize herhangi bir bu konuda birlikte çalışalım gibi öneride gelmedi, imada olmadı” dedi.

“Sincar başta olmak üzere PKK ile mücadele, PKK elebaşlarının etkisiz hale getirilmesi dahil istihbarat paylaşımı ve ortak çalışma konusunda bir sorun yok” diyen Çavuşoğlu, “Bu konudaki mesajları sık sık net bir şekilde bize verdiler. Silah konusunda mevcut taleplerimiz var. Bundan sonra da savunma sanayinde işbirliğimiz olacak. Son zamanlarda isteyip de alamadığımız akıllı mühimmat dahil, savunma sanayiyle ilgili ürünler vardı. Bu konudaki engeller tamamen kalkacak. Bundan sonraki süreçte, Türkiye’nin tüm taleplerini ticari alanda da karşılayacaklarını söylediler” ifadelerini kullandı.

“Bu yönetimin bir önceki yönetime göre Gülen konusunda da daha samimi bulduk”

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesiyle ilgili Çavuşoğlu, “Bu yönetimi bir önceki yönetime göre Gülen konusunda da daha samimi bulduk. Trump, bu konuyu çok ciddi şekilde ele aldıklarını, Türkiye’nin taleplerini değerlendirdiklerini, Türkiye’nin kendilerine ulaştırdıkları; en son Adalet Bakanımız da Jeff Sessions’a, yeni deliller ulaştırdı. Bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele aldıklarını Trump’ın kendisi söyledi. Biz de beklentilerimizi söyledik. Niyahi beklentimiz iade edilmesi. Fakat bu süreçte idari tedbirlerin alınabileceği, idari tedbirlerin alınabilmesi için de gerekli delilleri verdiğimizi, bir soruşturmanın Amerika’da açılması gerektiğini bununla ilgiili de tüm boyutlarıyla, Amerika içindeki mevzuatların ihlali dahil neler yapıldığını kendilerine de aktardık. İade edilinceye kadar da geçici tutuklama dahil bazı tedbirlerin alınması gerektiğini söyledik. Trump’ta bu konuyu çok ciddi şekilde değerlendirdiklerini bize söylediler” açıklamasında bulundu.

Papaz Brunson

Toplantıda Papaz Andrew Brunson’un da gündeme geldiğini aktaran Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brunson’un neden tutuklu olduğunu açıkladığını ifade etti. Çavuşoğlu, “Terör örgütleriyle bağlantısından dolayı gözaltına alındığını ve şikayetlerden dolayı soruşturma başlatıldığını söylediler. Bu konuda tabi yargı süreci işliyor. Yargının vereceği karar önemli. Bir şikayet var kendi yakınınındaki kişilerin şikayetleri. PKK ile bağlantısı var diğer terör örgütleriyle bağlantısı var. Bu bağlantılardan dolayı tutuklandığını biliyoruz. Ailesiyle, avukatlarıyla görüşüyor. Kendisinin kişisel ihtiyaçları karşılanıyor” şeklinde konuştu.

Almanya’nın İncirlik’ten çekilmesi konusu

Bakan Çavuşoğlu, konuşmasında şunları ifade etti:
“Almanya Dışişleri Bakanı böyle bir açıklama yaptıysa saygısızlık yapmıştır. Bana karşı konuşmalarında farklı oluyor sonra çıkıyor popülizm için farklı şeyler söylüyor. İlişkileri düzeltmek için hangi adımları atmamız lazım diye bize soruyorlar. Biz de size ileteceğiz dedik. Siz Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın otel odasını bile iptal ettireceksiniz, Siz bizim bakanlarımızı, milletvekillerimizi engelleyeceksiniz sonrada istediğimiz zaman Türkiye’ye gideriz. Türkiye bizi engellemesin, engellerse şantaj. Senin yaptığın neydi o zaman? Biz her şeye rağmen aklıselim yaklaşıyoruz. ‘Almanya biz Türkiye’ye karşı istediğimizi yaparız yine de Türkiye biz ne istersek yapmak zorunda’. Böyle bir Türkiye’nin artık olmadığını kendilerine anlatıyoruz. Artık Türkiye’ye istediğiniz gibi muamele edemezsiniz. Sizin çifte standartlarınıza boyun eğmeyiz. Türkiye’ye karşı patron gibi değil dost gibi yaklaşacaksınız. Diplomasinin temel kurallarından birisi karşılıklılık esasıdır. Almanya’nın önce kendisine bir çeki düzen vermesi lazım. Türkiye’ye nasıl davranması gerektiğini öğrenmelidir. İncirlik’ten çekilme kararı alırlarsa kendileri bilir. Kendileri gelmek istedi yalvaracak değiliz.” 

Pelin Üzek

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Guatemala Dışişleri Bakanı Carlos Raul Morales ile bir görüşme gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığı Resmi Konutu’nda gerçekleşen görüşmenin ardından mevkidaşı Morales ile ortak basın açıklamasında bulunan Bakan Çavuşoğlu, Guatemala ile ilişkilerin potansiyelin gerisinde olduğunu ve bu potansiyeli harekete geçirmek için bir takım görüşmelerin ve anlaşmaların yapıldığını söyledi. 

Referandumun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak tebrik ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, görüşmede ikili ilişkilerin de ele alındığını söyledi. Rusya’nın daveti üzerine Moskova’da bulunan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Moskova’da görüşmeler gerçekleştirdiğini belirten Çavuşoğlu, “Bu görüşmelerin amacı ticaretin önündeki tüm engelleri kaldırmaktır. Özellikle yaş meyve sebze ve tarım ürünlerinin önündeki engelleri kaldırmaktır. Bizim Rusya’dan ithal ettiğimiz, Rusya’nın da bizden ithal ettiği tarım ürünleri var. Uçak düşürme hadisesinin öncesindeki döneme dönmek istiyoruz. Artık normalleşme tamamlandığına göre daha iyiye gitmemiz lazım” diye konuştu.

Rusya ile vize serbestisini sağlamak istediklerini kaydeden Çavuşoğlu, “Rusya güvenlik endişeleri sebebiyle aşama aşama gitmek istiyor. Önce resmi ve hususi pasaportlar üzerinde, kabin görevlilerinin vizesiz veya daha kolay vize ile girmesi, tır şoförlerinin girmesini kolaylaştırmak için birtakım adımları öncelikli atmak istiyor. Bizim arzumuz eskiden olduğu gibi tamamen vizelerin kalkmasıdır. Daha önce görüştüğümüz gibi pasaportsuz, kimlikle seyahatlerin yapılabilmesidir. Ukrayna ile imzaladığımız anlaşmanın bir benzerini umarım Rusya ile imzalamış oluruz” açıklamasında bulundu.  

İlker Turak

Önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının iniş iznini iptal edilmesi ardından da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Roterdam’daki Türk Başkonsolosluğuna girişine engel olunması Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşları tarafından protesto edildi.

Roterdam ve Amsterdam’daki Türk Başkonsolosluklarının bulunduğu alanda toplanan Türkler, Hollanda’nın Türk bakanlara yönelik tavrını araçlarının klaksonlarına basarak ve sloganlar eşliğinde protesto etti.

Artan protesto gösterileri sonrası Rotterdam Belediye Başkanının kentte acil durum (Noodbevel) ilan etmesiyle birlikte konsolosluk binası ve başkonsolosun konutu civarının boşaltılması istendi.

Hollanda yasalarına göre belediye başkanlarının ve valilerin, şehirlerinde “İsyan, huzursuzluk, felaket gibi durumlar yaşanması veya bu yönde ciddi bir endişe olması” halinde ilan edebildikleri olağanüstü durumun ihlali, Hollanda yasalarına göre suç kabul ediliyor.

Acil durum ilan edildiğinin açıklanmasıyla Türklerin yoğun olarak yaşadığı Roterdam ve Amsterdam’da hareketli saatler yaşandı.

Atlı ve köpekli polisler, vatandaşlarımızı darp etti

Bakan Kaya’nın sınır dışı edilmesi üzerine, kalabalık her geçen saat daha da arttı. Diplomatik skandala sert tepki gösteren Türk vatandaşlarına yönelik Hollanda polisi, sert tavırlar sergiledi. Özel timin müdahale ettiği protesto gösterileri sırasında atlı ve köpekli polisler, vatandaşlarımızı darp etti. Olaylar sırasında çok sayıda kişi yaralandı.