Uzm. Dr. İrem Eren Kutlutürk, kış aylarında soğuyan havanın vücut ısısının kaybolmasına, kan dolaşımının azalmasına, ter ve yağ bezlerinin daha yavaş çalışmasına neden olduğunu belirterek, “Kan dolaşımı yavaşladığında, cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması zorlaşır. Cilt kuruluğu başlar ve cilt yağ kaybetmeye başlar. Lipid bariyeri dediğimiz koruyucu tabaka incelir. Cildin esnekliği azalır. Çatlamalar, pullanmalar görülür ve cildin erken yaşlanma süreci başlar” dedi.

“Günde en az 3 kez cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cildimizi nemlendirmeliyiz”

Kış mevsimini son derece güzel bir saç ve cilt ile geçirmenin mümkün olduğunu aktaran Uzm. Dr. Kutlutürk, “Ellerimiz ve yüzümüz kış mevsiminde soğuktan kuruyup çatlayacağı için mümkünse her su ile temastan sonra, günde en az 3 kez cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cildimizi nemlendirmeliyiz. Kesinlikle alkol içeren toniklerin kullanılması önerilmez. Bu tonikler cilt tarafından oluşturulan bakteriyel koruma tabakasını kaldırırlar. Zamanla kaşıntı, aşırı kuruluk ve ciltte lekelenme gelişir. Yüzünüze düzenli olarak peeling yapmalı, zengin içerikli bir gece kremi kullanmalı ve mümkünse nemlendirici içeren, leke önleyici, anti-aging etkili, güneş koruma faktörlü bir krem tercih edilmeli. Günde 2 kez yüz ve boyun temizliğinizi atlamayın. Kış aylarında sabah ve akşam düzenli yaptığınız cilt temizliği ve bakımında, önce sıcağa yakın ılık su kullanmanız, cildinizi durularken sonlara doğru soğuk su ile bitirmeniz cildinize şok etkisi oluşturarak kan dolaşımını artırır. Parfümlerdeki alkol de cildimizi kurutabilir. Ama parfüm sürmemektense basit bir formülle cildinizin kurumasını önleyebilirsiniz, parfümü sadece giysilerinize sıkın. Dudakların gece kremle nemlendirilmesi önemlidir. Dudak çevresindeki çatlamaları önler. Gündüz güzel bir dudak balmı ile dudakları korumalısınız. Dudaklarınızı yalamaktan kaçınmalısınız. Özellikle erkeklerde, tıraş olmadan önce köpük 3 dakika ciltte bekletilmeli ve tıraş tüylerin çıkış yönünde yapılmalı, aksi takdirde kıl dönmesi, batıklar ve tahriş oluşur. Tıraş bıçakları en fazla 4-5 kez kullanım sonrası kesinlikle değiştirilmeli. Bu durumda cilt tahriş riski azalır. Bol su içmek sadece yaz aylarında değil kışın da gerekiyor. Biz o kadar susamasak bile cildimizin suya ihtiyacı oluyor” ifadelerini kullandı.

“Karlı ortamda güneş koruyucu kullanımı daha da önemlidir”

Yağmurlu havalarda bile ultraviyole ışınlar vücuda ulaştığı için kış mevsiminde de en az 30 SPF güneş koruyucu kullanılmasını öneren Uzm. Dr. Kutlutürk, “Karlı ortamda güneş koruyucu kullanımı daha da önemlidir. Cilt yaşlanmasını önlemek için saç-tırnak bakımı açısından, hem krem hem de ağızdan çinko, A,E,C içerikli kremler ve antioksidan etkisi olan diğer ürünlerin doktora danışarak kullanılması önerilir. Alkol içerikli saç bakım ürünleri yerine argan yağı gibi nemlendiricileri tercih etmeliyiz. Saç kurutma makineleri ve düzleştiricilerin kullanımını mümkün olduğu kadar azaltmalıyız” ifadelerine yer verdi.

Uzm. Dr. Kutlutürk, kış mevsiminde cilt problemlerinin çözümü olabileceğini ifade ederek, “Eğer cildinizde leke, kırışıklık ve sarkma gibi problemler varsa, kış mevsimi bunlara çözüm bulmak için en uygun zaman. Kimyasal peeling, mezoterapi gibi uygulamaların özellikle güneşin aktif olmadığı kış aylarında yapılması gerekir” dedi.

Emre Gülle
 

Cildin yaşlanmasıyla mücadele eden bir sürü aktif içerik barındıran üzüm, meyvesinde ve çekirdeğinde cildin ihtiyacı olan her şeyi içeriyor. “Üzümdeki asitler, cilt hücrelerini canlandırır, bağ dokularını güçlendirir. Kırışıklıkları önlemeye yardımcı olur, cilde yumuşaklık ve pürüzsüzlük verir” diyen Caudalie Eğitim ve Tanıtım Müdürü Deniz Turan, “Gıda olarak üzüm aynı zamanda stres, selülit ve dolaşım problemleri ile savaşmaya yardımcı olur” diyerek üzümün cildi nemlendiren ve besleyen özelliklerine dikkat çekti.

Caudalie Eğitim ve Tanıtım Müdürü Deniz Turan, “Fransa’da üzüm bağları olan bir ailenin üzüm ile ilgili araştırmalar yapan Prof. Vercaturen ile tanışması ile başlıyor hikâye. Üzümün en değerli yerleri olan posası ve çekirdeklerinin çöpe atıldığını fark eden profesörün “Bir hazineyi çöpe attığınızın farkında mısınız?” sorusu 1995 yılında Caudalie serüveninin başlangıcı oluyor” diyerek “Üzüm ve asmanın antioksidan gücü ve üzüm çekirdeği polifenolleri ürünlerinin temel içeriğini oluşturmakta. Bu sayede yaşlanma, leke ve kırışıklık karşıtı özelliği güçlü ve etkili olan ürünler sunmaktadır” diye ekledi.

Kırışıklık karşıtı eşsiz etki sunan Resveratrol Lift Serisi’nden bahseden Caudalie Eğitim ve Tanıtım Müdürü Deniz Turan, “Asma yaprağı sapından elde edilen Caudalie’nin patentini aldığı resveratrol, cildin kendi hiyalüronik asit üretimini arttırarak cildi şekillendirir ve sıkılaştırır. Cildin genç görünümünü yeniden kazanmasını sağlar. Cildi sıkılaştırır, dolgunlaştırır ve yüz ovalinin şekillenmesine yardımcı olur” dedi.
 

Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Cilt ,hayatımızı sürdürmek için sağlıklı ve düzenli çalışması gereken diğer organlar gibi hayati öneme sahip bir organdır. Ancak ,bu organ diğerleri gibi kaslar ve kemikler ardına saklanmayıp bizi tanımlama tanıtma görevini de üstlenmiştir. Sadece estetik açıdan değil, sağlık açısından da cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Cilt yaşı her zaman esas yaşımızla doğru orantılı olmayabilir” dedi.

Cildimizin canlılığı, parlaklığı ve diriliği en önemli sağlık göstergelerinden biri olduğunu anlatan Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Dolayısıyla 20’li yaşlardan itibaren her bayanın temizlik, bakım ve koruma amaçlı olarak ayda bir kez cilt bakımı yaptırması çok faydalıdır. Cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Aksi takdirde UV ışınları,makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, hava değişimleri ve yanlış beslenme cildimizi olumsuz yönde etkiler ve genç yaşta olmamıza rağmen yorgun ve solgun görünmemize neden olur” diye konuştu.

Cilt bakımı yaparken yaşa ve cilde göre doğru ürün kullanılması gerektiğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Bu yüzden sivilce, akne, leke ve kırışıklık bakımlarında cerrahi müdahale uygulanmadan ve kimyasal peeling işlemi yapılmadan, deri altına hiçbir madde enjekte edilmeden son derece başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Cilt bakımı yaklaşık bir buçuk saat sürer ve bu süre içinde sırası ile süt ve tonik ile temizleme, peeling, ozon artı buhar, serum ve ampul emilimi yüz masajı , maske ,yüksek frekans ve kremleme işlemleri uygulanır. Bu uygulamalar ile cilt temizlenir tıkalı gözenekler açılır,kan dolaşımı hızlandırılır,cilt ölü hücreler ve siyah noktalardan arındırılır nem depo edici ve hücre yenileyici işlemlerle taptaze canlı bir görünüm ortaya çıkar” dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, cilt tipinin tespiti yapıldıktan sonra cildin durumuna uygun bakım kürleri uygulanmasını gerektiğini anlatüarak şunları söyledi; “Normal Cilt: Görünümü şeffaf, gözenekleri kapalı, lekesiz ve problemsiz bir cilt. Hafif bir bakımla doğal güzelliğini korur. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, alkol oranı normal bir tonik ve su içerikli hafif bir nemlendirici.

Karma Cilt: Alın, burun ve çene yağlıdır. Yani yüzde T şeklinde bir yağlanma görülür. Yağlı olan kısımlarda siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir. Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, düşük alkollü tonik, cildin durumuna göre nemlendirici ve eğer gerekiyorsa göz çevresi için krem.

Kuru Cilt: İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Cilt gergindir fakat çabuk kırışır. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yağ içerikli nemlendirici, besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve nemle yağ depo edici maskeler.

Yağlı Cilt : Görünümü parlak ve yağlı, gözenekleri açık bir cilt tipi. Gözeneklerin içi genellikle dolu, siyah noktalı ve sivilceli olabilir. Yağlı cildin akne problemini önlemek için çok dikkatli bir günlük temizlik programı uygulanmalıdır. Kullanılacak ürünler: Jel tipi temizleyici, alkollü tonik, su içerikli nemlendirici ve sarkmayı önlemek için temizleyici ve sıkıştırıcı maskeler.

Eğer Yağlı Cilt Sivilceliyse: Sivilce, siyah nokta ile kapalı olan gözeneklerden fazla yağ salgısının dışarı çıkamayıp, olduğu yerde birikmesiyle oluşur. Yağlı ciltlerde kullanılacak ürünlerin özenle seçilmesi şarttır. Kullanılacak ürünler: Antiseptik sabun (kükürt, kafur, katran içeren ürünler).

Eğer Yağlı Cilt Hassas İse: Genişlemiş gözenekler, zaman zaman kırmızı lekeler görülür. Hassasiyetinden pul pul kalkabilir. İç ve dış etkenlere karşı duyarlıdır. Kaşıntı ve yanma görülebilir. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, kesinlikle alkolsüz tonik, alerji giderici kremler ve genelde cildin susuz yapısı olduğu için su içerikli hafif nemlendiriciler”. 

Cilt Doktoru Mehmet İlteber Bahadır sedef hastalığı ile ilgili bilgi verdi. Bahadır, yazın gelmesiyle birlikte sedef hastalarının kol ve bacaklarındaki lezyonlarından dolayı ciddi problemler yaşayacağını belirtti. Bunun önüne geçmek için ise Bahadır, sedef hastalarının bahar döneminde cilt bakımlarını çok iyi yapmak zorunda olduklarını dile getirdi.

“Duştan sonra hızlıca nemlendiriciyi sürün daha etkili olur”

Havalar iyice ısınınca uzun kollu gömlekler yerine kısa kollu hafif daha rahat giysiler giyilmeye başlanılacağını ifade eden Dr. Bahadır, “Yılların verdiği psikolojik bıkkınlık pek çok sedef hastasında normal insanlar kadar dahi cilt bakımlarını yapmadıklarını görürüz. Hâlbuki iyi bir cilt bakımı sayesinde pek çok sedef hastasında lezyonların yüzde 70, yüzde 80 oranında azalmasını bekleriz. Yaza daha 1-2 ay kaldığını düşünürsek önümüzde rahat giysileri giyebilmemiz için yeterli zaman var demektir. Banyo ve duş sonrası bolca nemlendirici kullanın dermatologlar ve sedef hastaları için bakım uygulayan diğer sağlık çalışanları, vücudunuzu nemlendirmeniz gerektiği konusunda sürekli hatırlatmalarda bulunamazlar. En iyisi, sizin her duş sonrası nemlendirici ürünler kullanmayı alışkanlık haline getirmenizdir. Duş ardından kurulandıktan 3 ile 5 dakika sonra, vücudunuza nemlendirici ürünler uygulayın. Bunu hızlı bir şekilde yapmanız daha etkili olacaktır. Bu sayede deriniz nemini kaybetmeden nemlendirici vücudunuzu kaplar ve derinizin kurumasını engeller. Vücudunuzun her bölgesine pratik olarak uygulayabilmek için losyon tercih edebilirsiniz, fakat krem ve merhemler losyonlara göre daha etkili nemlendiricilerdir” dedi.

“Çiğ köfte, sucuk ve acılı adanadan uzak durun”

Sedef hastalarının düzenli diyet yapmaları gerektiğinin altını çizen Dr. Bahadır, “Sedef hastaları özellikle cilt altında kanlanmayı arttıran gıdalardan uzak durmalıdır. Her ne kadar tıbbi olarak bu tam ispatlanmış olamasa da özellikle baharat karışımlı gıdalar, acı pul biber, isot ve bunların çokça kullanıldığı çiğ köfte, sucuk, acılı adana kebabı gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Yine özellikle cilt altını kanlandıran aşırı sirkeli ve tuzlu gıdalar örnek vermek gerekirse turşu sedef lezyonlarını arttıran gıdalardan bir başkası olarak görülmektedir. Yaz döneminde en çok yediğimiz gıdalardan bir tanesi de aşırı yağ içeren kızartma tarzı gıdalardır. Bu tip gıdalar da sedef hastalığında aşırı artışa neden olur. Yine cips ve türevi gıdaları kızartma grubuna almamız mümkündür. Alkol, sigara ve kola tarzı içeceklerde halk arasında bilinen sedef lezyonlarını arttıran bir diğer gruptur. Kişilerin yaz dönemine hazırlık yaparken bu gıdalardan özellikle uzak durmalarını tavsiye ederiz” diye konuştu.

Havaların ısınmasının insan psikolojisine olumlu etkisi olduğunu aktaran Dr. Bahadır, bu durumun özellikle sedef hastalarında bulunan lezyonların iyileşeceğini önemine dikkat çekti. Dr. Bahadır, “Açık hava ve güneşin insan psikolojisi üzerinde tarifi olamayacak kadar, pozitif yönde olumlu etkisi vardır. Açık hava, güneş, kum, deniz veyahut yaylalarda bir orman kenarında veya yeşillikler içinde olmak insan sağlığını düzeltir. Kişi psikolojik olarak kışın soğuk, basık ve kapalı havanın vermiş olduğu stresi ve psikolojik baskıyı üzerinden atar. Kişiler ruhsal olarak kendilerinin çok daha iyi hissederler” şeklinde konuştu.

“Güneş sedef hastaları için büyük bir ilaçtır”

“Soğuk hava sedef hastalarında cildin en büyük düşmanıdır” diyen Dr. Bahadır, Kar, yağmur ve kuru soğukta cildin nemini hızla kaybettiğini ve kişinin cildinde mikro çatlaklar oluştuğunu ifade etti. Çatlakların Ekim ve Kasım ayından başlayarak ilerleyen kış ve soğuk hava dönemlerinde lezyonların artmasına ve çok ağırlaşmasına sebep olduğunu bildiren Dr. Bahadır, “Yaz döneminin gelmesiyle birlikte havaların ısınmasıyla nem oranı yüzde 90’ların üzerine çıkar. Nemli ve sıcak havada ciltteki çatlaklar kendiliğinden kapanır. Kişinin özel birtakım losyonlar kullanmasına gerek kalmaz. Hastaların vücutları ideal nem oranına kavuşur. Yine kişinin yaz döneminde daha sık terlemesi, havuza ve denize girmesi veyahut daha sık duş alması hastaların cilt nem oranlarını ideal seviyeye taşır. Bahar ayında cilt bakımını iyi yapan hastalarda eğer lezyonlar yeteri kadar azalmışsa yaz ayında güneş ışınlarının ultraviyole etkisiyle sedef lezyonlarından hastalar tamamen kurtulabilirler. Güneş sedef hastaları için büyük bir ilaçtır. Sedef hastalarına özellikle yaz aylarında her şeye rağmen kısa kollu giyecekler giymelidir. Alacağı ultraviyole ışınlar ve D vitamini sedef hastaları için doğal bir ilaçtır” açıklamalarında bulundu.

“Yazın lezyonlar artıyorsa sorun domates ve patlıcandadır”

Yaz aylarında sedef lezyonlarında kesinlikle iyileşme görüldüğüne dikkat çeken Dr. Bahadır şunları söyledi: “Hatta eğer şahsın lezyonları plak yapmamış vücudun hemen yüzeyindeyse 15-20 günlük bir tatil arasında dahi tamamen iyileşme görülebilir. Yazın bir hasta lezyonlarında artıştan bahsediyorsa sorunu mutlaka gıdalarda özellikle domates ve patlıcanda aramalıdırlar. Kişi lezyonlarında aşırı kaşıntı, rahatsızlık ve renk değişiminden bahsediyorsa lezyonlarında artış var demektir. Kişinin kendine çok dikkat etmesini gerekir. Eğer domates ve patlıcan yedikten sonra lezyonlarında bu tür değişiklikler görülüyorsa kişi gıda listesinden bu yiyecekleri çıkartmalı ve kesinlikle yememelidir. Yine yazın salatalarda kullandığımız cilt altını kanlandıran yoğun ıtırlı yiyeceklerden uzak durmaları gerekmektedir”.