Tüm dünyada 2016 yılından bu yana Project Dirt tarafından sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği halinde hayata geçirilen ‘Okul Dışarıda Günü’, 17 Mayıs Perşembe günü Aktif Yaşam Derneği tarafından dünya çapında projeye destek veren OMO’nun katkılarıyla Türkiye’de de gerçekleştirildi. Dışarıda oyun oynamanın, keşfederek ve deneyimleyerek öğrenmenin, çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığının yanı sıra iletişim becerileri ve üreticiliklerinin gelişimi için de önemli olduğunu vurgulamayı hedefleyen ‘Okul Dışarıda Günü’ne Türkiye’nin dört bir yanındaki 3 binden fazla okuldan 470 bini aşkın çocuk katıldı. Projenin web sitesi adresinden kayıt yaptıran öğretmenler, eğitim içeriklerinden yararlanarak dersleri bir günlüğüne açık havaya taşıdı. 

Okul Dışarıda Günü’ne katılan okullardan İTÜ Geliştirme Vakfı Özel Dr. Natuk Birkan İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinliğe; Çocuk Gelişimi ve Erken Çocukluk Eğitimcisi ve Uluslararası Oyun Derneği (IPA) Türkiye Temsilcisi kimliğiyle tanınan Okul Dışarıda Günü sözcüsü Prof. Dr. Belma Tuğrul, Aktif Yaşam Derneği Başkan Yardımcısı Şule Serter, projenin destekçisi OMO markası adına Unilever Türkiye Çamaşır Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Handem Çelenkler ve ev sahibi olarak İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren katıldı ve öğrencilerin öğrenme deneyimini yakından takip etti. Öğrenciler Türkçe-İngilizce, Matematik, Fen ve Teknoloji, Görsel Sanatlar ve Aktif Oyunlar istasyonlarında birbirinden farklı oyunlar ile açık havada öğrenme deneyimini yaşadılar.

”Projenin ilk yılında hedefimizi aştık ve 470 binden fazla çocuğa ulaştık” 

Türkiye’de ilköğretim öğrencilerinin günlük aktivite seviyelerinin önerilen sürelerin çok altında kaldığını ve erkeklerin yüzde 94’ünün, kızların ise yüzde 85’inin önerilen günlük adım sayılarını geçemediğini belirten Aktif Yaşam Derneği Başkan Yardımcısı Şule Serter, ”2008 yılından bu yana toplumda aktif yaşam tarzını yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Bu anlamda açık havada deneyimleyerek öğrenmenin getirilerine dikkat çekmeyi hedefleyen, 2012 yılında İngiltere’de doğan ve 2016 yılında Project Dirt’ün katkılarıyla tüm dünyaya yayılarak 2,5 milyondan fazla çocuğun hayatına dokunan Okul Dışarıda Günü, bu hedefimizle birebir örtüşüyordu. Ne mutlu ki Okul Dışarıda Günü’nü Türkiye’deki çocuklarla buluşturduğumuz ilk yıl için belirlediğimiz 200 bin öğrenci hedefini aştık ve 470 bini aşkın çocuğa ulaşarak derslerini açık havaya taşımayı başardık. Birbirini tamamlayan sınıf dersleri ve açık havada deneyimleyerek öğrenmenin sadece bugünle sınırlı kalmamasını ve tüm yıla yayılmasını umuyoruz” dedi.

”Açık havada eğitim öğrencilerin başarısını yüzde 72 oranında artırıyor” 

Çocukların ‘düzen’ kavramını anlamaları açısından okulun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Belma Tuğrul, açık havanın pek çok öğrenme fırsatı ile dolu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tuğrul sözlerine şöyle devam etti: ”Yapılan araştırmalar sınıf eğitiminin açık hava ile desteklenmesinin matematikten fen bilimlerine kadar tüm derslerde öğrencilerin başarısını yüzde 72 artırdığını gösteriyor. Çünkü dışarıda zaman geçirmek çocukların üreticiliklerini besliyor, sorun çözme yeteneklerini geliştiriyor, duygusal ve entelektüel gelişimlerini destekliyor. Açık hava uyarıcılar yönünden kapalı alanlardan daha zengindir ve çocuklara ilk elden öğrenme fırsatı sunar. Çocuklar bilinmezlerle dolu bu dünyada sayısız olasılık arasında keşfe çıkar. Açık havada öğrenme deneyimi yalnızca akademik başarı için değil obezite, depresyon, stres gibi rahatsızlıkların azaltılması için de çok değerli. Çocuklar açık havada çevrelerine karşı daha duyarlı davranmayı öğrenir, öz benliklerini keşfeder” şeklinde konuştu.

”Günümüzde çocukların içeride ve dışarıda geçirdikleri süre ile oynadıkları oyunların türleri konusunda bir dengesizlik olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tuğrul, ”Ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocukların ihtiyaçlarını anlayarak çocukların içeride ve dışarıda geçirdiği zamanı dengelemek için fırsatlar oluşturması önemli. Okul zamanı ve oyun zamanı farklı iki şey gibi algılansa da oyunun dahil olmadığı bir öğrenme sürecinde çocukların ilgisini çekmek oldukça zor olacaktır. OMO’nun destekleriyle hayata geçirilen Okul Dışarıda Günü bu açıdan çok değerli kazanımlar sunabilecek bir proje. İnanıyorum ki yüzbinlerce çocuğun açık havada deneyimleyerek, keşfederek, yeri geldiğinde üstünü başını kirleterek öğrendiği bu günde oluşacak sinerji projenin bir günle sınırlanmamasını sağlayacak ve öğretmenlerimiz kadar ebeveynlere de bu anlamda farklı bir bakış açısı kazandıracak” diye konuştu.

Unilever Çamaşır Bakım Kategorisinden Sorumlu Pazarlama Direktörü Handem Çelenkler ise OMO’nun nihai hedefleriyle birebir örtüşen Okul Dışarıda Günü’nü desteklemekten mutluluk duyduklarını söyledi. 

Çelenkler sözlerine söyle devam etti: ”15 yılı aşkın süredir ‘Kirlenmek Güzeldir’ çatısı altında anne ve babalara çocuk gelişiminde keşfetmeye ve gerçek deneyimlere yer vermeleri için ilham vermeyi amaçlıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda yaptığımız araştırmalarda Türkiye’de çocukların günde 1 saatten daha az zaman geçirdiklerini, her 7 çocuktan birinin ise dışarıda hiç oyun oynamadığını gördük. Bu verilerle yüzleşince dengeli oyunun önemi bizim için daha da fazla anlam kazandı. Bu sebeple son yıllarda gerçekleştirdiğimiz projelerde çocukların fiziksel açıdan daha aktif olarak oyun oynadıklarında kazanacakları değerlerin altını çiziyoruz. Geçtiğimiz yıl sosyal medya kampanyamız ile ailelerin çocuklarıyla birlikte geçirdikleri küçük anların bile unutulmaz anılara dönüşeceğini söyleyerek anne ve babaları çocuklarıyla beraber daha fazla anı biriktirmeye çağırdık. Bu yıl da aynı kampanyaya ”Çocukla Çocuk Ol” diyerek devam ettik ve çocuklarla geçirilen zamanın anne ve babalara getireceği kazanımları vurguladık” dedi. 

Okulların da çocukların hayatında aileleri kadar önemli olduğunun altını çizen Çelenkler, “Ebeveynler kadar öğretmenleri de çocukların fiziksel olarak daha aktif bir yaşam sürmelerine destek olmaya davet ediyoruz. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz ve çocukları açık havada keşfetmeye çağırdığımız onlarca proje arasına tüm dünyada destek verdiğimiz ‘Okul Dışarıda Günü’nü eklemekten gerçekten çok mutluyuz” açıklamasında bulundu.

“Öğrencilerimizin mutluluğu en büyük önceliğimiz” 

İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren sözlerini şöyle tamamladı: ”Öğrencilerinin fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine yönelik eğitim fırsatlar sunan, her bireyin farklı yetenekleri, hayalleri ve kapasitesi olduğuna inanan ve yatırımlarını buna yönelik olarak gerçekleştiren bir eğitim kurumu olarak böyle önemli bir projede yer almaktan ve ev sahipliği yapmaktan dolayı son derece mutluyuz. Bizler biliyoruz ki oyun çocukların fiziksel gelişimlerine katkı sağladığı kadar hayal dünyasına, üreticiliğine ve kişilik gelişimine de etki ediyor. İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları kampüslerimiz de projenin mesajlarına uyumlu olarak tam anlamıyla öğrencilerimizin doğanın içinde, oyun oynayarak, yaşayarak ve uygulayarak öğrenmelerine olanak sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Öğrencilerimiz dilerlerse açık havada dilerse okul içinde oluşturulan oyun alanlarda oynayarak öğrenme süreçlerini geliştirmektedir. Okullarımızda, modern dersliklerde verilen nitelikli eğitimi tamamlamak ve akademik başarıyı desteklemek için sanatı ve sporu da öğrencilerimize eşdeğer oranda sunmaya çalışıyoruz. Bizim önceliğimiz öğrencilerimizin mutluluğu. Biz onları mutlu bireyler olarak yetiştirmeyi temel prensip olarak görüyoruz. Hayallerinin peşinden giden, bunun için çaba harcayan, çalışan, kaybetmeyi bilen, kaybederek kazanmayı öğrenen bireyler yetiştirmeyi öncelikli görüyoruz”.  

Elazığ’ın Sivrice ilçesinin Alıncık köyünde yaşayan 6 çocuk annesi 38 yaşındaki Meral Çelik, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan (TKDK) aldığı 800 bin liralık destekle kendi çiftliğini kurdu. Meral Çelik eşi Tahir Çelik ile birlikte 2016 yılında başvurup 2017 yılında açtıkları çiftlikte 2 yıldır süt inekçiliği yaparak ekonomiye destek oluyor.

“Kadınların Türkiye’yi kalkındırmalarını istiyorum”

Bütün ev hanımlarının eşlerine destek olmasını isteyen Meral Çelik, “Hayvan beslemek zor bir şey değil yapsınlar. Çocuklar burada olduğu zaman bana destek oluyorlar ama şu an okuldalar. 25 tane hayvanımız var. 6 tanesini sağıyorum. Diğerleri kuru dönemde Sadece bu işle uğraşmıyoruz. Bizim küçükbaş hayvanlarımızda var. Kadınların bu konuda Türkiye’yi kalkındırmalarını istiyorum. Eşlerine yardımcı olsunlar. Hayvanlarla uğraşmak güzel bir duygu. Girişimci olmak isteyen kadınlar cesaret etsinler. Zor bir iş değil. Korkmasınlar, eşlerinin arkasında dursunlar. TKDK’dan destek alsınlar biz bu duruma TKDK sayesinde geldik” dedi.

“Erkeğin arkasında eşi oldu mu başarılı olur”

Mesleği babalarından devraldıklarını dile getiren Tahir Çelik ise “Bu imkanları bize devletimiz verdi. Bu çok zor bir iş değil yapabilirler. Türkiyemiz için. Bu sonuçta bir kırsal kalkınmadır. Bunun gibi işler yaparsak iyi olur. Biz üretelim dışarıdan hayvan temin etmeyelim. Kendimiz yapalım kendimiz kalkınalım. Her erkeğin arkasında eşi oldu mu o erkek başarılı olur. Bu sadece hayvancılık için geçerli değil. Olmadı mı erkek başarılı olamaz. Bu konuda eşim bana çok yardımcı oldu. Çocuklarımıza iyi bir gelecek sağlamak için bana yardımcı oluyor. Her konuda her zorlukta arkamda duruyor. Bu konuda bütün hanımefendilere de eşlerini desteklemelerini isterim. Bazen eşime ev işlerinde destek oluyorum o bana yardımcı oluyor ben de ona yardımcı oluyorum” diye konuştu.

100 kadın desteklerden yararlandı

Kurumlarının 2012 yılından bu yana devamlı kadın girişimcilere pozitif bir ayrımcılık tanıdıklarını belirten TKDK İl Koordinatör Vekili İbrahim Sertaç Yılmaz , “Biz kadınların mutlaka üretime katılmasını destekliyoruz ve bunu çok önemsiyoruz. Her kadını hem bir anne hem de potansiyel bir anne adayı olarak görüyoruz. Kadınların girdiği yatırımlarda yaptıkları işlerde erkeklere göre çok daha başarılı olduklarını görüyoruz. Bu inançla kadınlarımızı üretime davet ediyoruz. Biz kurum olarak şimdiye kadar 2012 yılından buyana yaklaşık yüz civarında kadınımızı bu destekler den faydalandırdık. Bunların üretime katılmalarını sağladık. Bu da şimdiye kadar destek verdiğimiz projelerin üçte biri oranına geliyor. Kırsalda kalkınma istiyorsak annelerimizi mutlaka bu yatırımların içerisine koymamız gerekiyor. Bu desteklerden mutlaka buluşturmamız gerekiyor. Çünkü annelerimiz bizlere göre biraz daha annelik duygusu ile annelik hassasiyeti ile içgüdüsü ile yaklaşıyorlar. Yaptıkları işlerde erkeklere göre daha temiz daha düzenli ve maksimum fayda sağlayacak şekilde gerçekleştiriyorlar” ifadelerini kullandı.

Meral Çelik ve eşinin 2016 yılında yaklaşık 1 milyon 200 bin liralık projeyle başvurduğunu aktaran Yılmaz, “Bunun yüzde 65’ini yaklaşık 800 bin lirasını hibe olarak verdik. İşletme şu anda aktif bir şekilde faaliyetine devam ediyor. Bu yatırımların özellikle ilimizde artmasını temenni ediyoruz. Bu yönde de gayretlerimiz ve girişimlerimiz devam ediyor” dedi.
 

Faruk Polat

Geçimsizlik yaşayan çift, aile mahkemesine müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Mahkemede ifade veren kadın, davalı erkeğin çocuğuna hitaben, “Senin benden olmadığını düşünüyorum, senin yerinde olsam DNA testi yaptırırdım” demek suretiyle kendisine yönelik ağır ithamlarda bulunduğunu öne sürdü.

Erkek ise; kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu iddia etti. Her iki tarafı da eşit kusurlu kabul eden mahkeme, çifti boşadı. Kararı her iki taraf avukatı da temyiz etti. Emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine ağır ithamlarda bulunan kocayı haksız buldu.

Yüksek mahkeme kararında, “Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı erkeğin, eşine fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Birden fazla kez ölümle tehdit ettiği ve ortak çocuğa ‘Senin benden olmadığını düşünüyorum, senin yerinde olsam DNA testi yaptırırdım’ demek suretiyle eşine ağır ithamda bulunduğu; davalı-karşı davacı kadının ise güven sarsıcı davranışta bulunduğu ve eşine küfür ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin, davalı-karşı davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. Davalı-karşı davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri bulunduğu halde; bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.” ifadeleri yer aldı.  

Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki Görgülüler Ortaokulunun 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Semih Erdoğan 2 haftalıkken annesi tarafından terk edilen yavru güvercine sahip çıktı. Bir anne şefkatiyle yavru güvercine sahip çıkan Erdoğan, sabah okula gitmeden ve öğle aralarında evine gelerek elleriyle beslediği yavru güvercinin hayata tutunması için var gücüyle çalışıyor. 

Manisa’da 14 yaşındaki bir ortaokul öğrencisi, evlerinin çatısında beslediği güvercinlerinin yavrusu olduktan sonra annesinin kaçıp gitmesi üzerine sadece annesinin besleyebileceği 2 haftalık yavruyu 5 gündür elleriyle besleyerek hayatta tutmaya çalışıyor. 

Hayvanları, özellikle de güvercinleri çok sevdiğini anlatan Semih Erdoğan, “Kuşların annesi, babası gitti. İki haftalık bir kuş olduğu için ben bakıyorum. Buğdayları kırarak, suyunu vererek her gün bakıyorum ona. Sabah okula gitmeden önce ya da öğle arası eve gelerek ben bakıyorum. Hayvanları seviyorum. En çok da güvercinleri seviyorum. Amcamla da eskiden güvercin bakardık. Şimdi de ben bakıyorum. Bu kuşun bakımını artık ben üstlendim” dedi. 

Eskiden amcasıyla birlikte güvercin baktığını ve amcasından güvercinlere nasıl bakılması gerektiğini öğrendiğini anlatan Erdoğan, “Amcam güvercin bakmayı bıraktı. Tekrardan 2-3 kuş aldık. Bu yavrunun anne ve babası kaçtı. 2 haftalık kuş olduğu için bakımını da ben üstleniyorum. Amcamdan çok istedim bu kuşu bakmak için o da razı oldu ve bana verdi. Her gün okula gitmeden ve okuldan geldikten sonra bakıyorum. Geceleri balkona koyarken sarıyorum. Sabahları da yemini, suyunu veriyorum. Şu an çok mutluyum bir kuşum olduğu için” ifadelerini kullandı.  

Sadık Cangel
 

Başbakan Yıldırım, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle öğrencileri Çankaya Köşkü’nde kabul etti. Bakanlar Kurulu toplantısının yapıldığı salondaki koltuklara bakanları temsilen oturan çocuklarla tek tek sohbet eden Yıldırım, koltuğunu ise Pursaklar Altınova İlkokulu 5. sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Esma Didesu Taşyürek’e devretti. Tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Başbakan Yıldırım, “23 Nisan Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce kabul edilen ilk resmi bayram. TBMM, 23 Nisan 1920’de açıldığında ulusal egemenliğimiz, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı bütün dünyaya duyuruldu. Daha sonra İstiklal Savaşı’nda yetim kalan çocuklarımız için Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük bir bayram düzenledi. Bu şenlik çok büyük ilgi gördü ve 23 Nisan’ın bayram olarak kutlanmasına karar verildi. O gün bugün her yıl dünyada çocuklara mahsus bayram olarak kutlayan ve bütün dünya çocuklarına armağan eden bir ülkeyiz. Türkiye olarak yarınımızın güvencesi çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmesi için bakanlarımız var gücüyle çalışıyorlar. Bugün de Bakanlar Kurulunu sizler oluşturuyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SON ÇOCUK BAŞBAKAN KONUŞTU 

Başbakanlık koltuğuna oturan Esma Didesu Taşyürek ise, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, millet egemenliğini hakim kılmak için 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisini açmış ve bugünü biz çocuklara armağan etmiştir. Dünyadaki tüm çocukların hayranlıkla baktığı bir bayrama sahip olan bizler çok güzel bir ülkenin çocuklarıyız” diye konuştu. 

Bakanlara da seslenen Taşyürek, “Her zaman ülkemizin daha iyi olması için çalışıyoruz” ifadelerini kullanırken, eğitim konusunda ise “Eğitim için de çocukların görüşü alınmalı” değerlendirmesini yaptı.

“BEN BU DURUMA ÜZÜLÜYORUM” 

Konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Taşyürek, bir basın mensubunun, “24 Haziran’da yapılacak seçim ile birlikte Türkiye yeni bir sisteme geçecek. Son kez başbakanlık koltuğuna oturuyorsunuz. Neler düşünüyorsunuz?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Atatürk bu milleti bizlere emanet etti. Her ne olursa olsun Türkiye yaşayacak ve milletimizin en doğru olanı seçeceğini düşünüyorum.” 

Bakanlar Kurulunun koltuklarına bakanları temsilen oturan çocuklar da tek tek düşüncelerini paylaştı. Bir çocuğun, “Seçimlerde milletvekili olup size yardım etmek isterdim” demesi üzerine Başbakan Yıldırım, “Elinden neden gelmesin. Benim kampanyama katılabilirsin. Seçilmek için yaşın tutmuyor ama kampanya yapmak için yaşın tutuyor. 65. hükümet olarak seçme ve seçilme yaşını 18’e indirdik. 18 yaşını doldurduğunuz zaman her yere aday olabiliyorsunuz, aynı zamanda da seçebiliyorsunuz. Önce eğitim öğretim” dedi. Bir başka çocuğun “Bizim okulumuzda Suriye’den gelen çocuklar var. Oyun oynarken bazı abilerimiz onlarla dalga geçiyor. Ben bu duruma üzülüyorum” sözleri üzerine Yıldırım şunları söyledi:
“Senin yaptığın doğru. Onlar bizim ülkemizde misafirler, iyi bakmamız lazım. Zaten çok acı çektiler. O acılarını unutturacak güzel şeyler söylememiz lazım.”  

Küçükçekmece’de 23 Nisan bir başka yaşandı. Küçükçekmece Fevzi Çakmak meydanında unutulmaya yüz tutmuş birçok sokak oyunu çocuklar tarafından büyük bir heyecan ile oynandı. Yarışmaların da düzenlendiği etkinlikte Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz de geçmiş günlere dönerek çocuklarla mendil kapmaca oynadı. Unutulmaz bir gün yaşayan çocuklar doyasıya eğlendi. Programda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünyada ki tek çocuk bayramı.çocuk bayramı olunca çocukların eğlenmesi renk renk cıvıl cıvıl olması hepimizi çok mutlu ediyor.Oyunlar çocuklar için ibadet gibidir.Biz de çocuklarımızı renk renk cıvıl cıvıl olmalarının coşkusunu yaşıyoruz. İstanbul da her geçen gün çocukların oyun oynayacağı alanların azaldığını kabul etmek lazım.Bu bulunduğumuz alan altında otopark ve pazar yeri var ama üst tarafını çocuklarımıza Küçükçekmecelilere ayıralım dedik iyi ki de öyle yapmışız. Bundan sonra da bu alanda çeşitli etkinlikler yapacağız.Ama bugün çocuklarımızın mutluluğuna tanıklık etmek ve onları Mendil kapmaca ve birdir bir gibi oyunlar oynarken görmek bizi de bir yandan çocukluğumuza döndürüyor. çocuklarımız için hepimizin daha güzel şeyler yapacağımızın garantisini verebilirim çünkü onları çok seviyorum” diye konuştu.
Program düzenlenen yarışmaların ardından Manga grubunun verdiği konser ile devam etti.  

Volkan Kayalar

Türk Kızılayı İstanbul Şubesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında, 81 ildeki şube başkanlıkları ile belirledikleri 81 çocuğu, Kızılay görevlileri eşliğinde İstanbul’a getirdi. Bu yıl 4’üncüsü yapılan ’81 İl 81 Çocuk’ projesi kapsamında çocuklar, 3 gün boyunca birçok etkinliğe katılacak. Etkinliklerden bir tanesi olan boğazda tekne turu ile çocuklar eğlenceli anlar yaşanırken, tekne turu ile bazı çocuklar ilk defa denizi ve İstanbul’u gördü. Teknede çalan şarkılara eşlik eden çocuklar, daha sonra halk oyunlarına katılıp doyasıya eğlendiler. Balkan ülkelerinden çocuklar da misafir edildi.

Teknede çocuklara, Diriliş Ertuğrul dizisinde Bamsı Karakteri oynayan Nurettin Sönmez ve Muhyiddin İbnü’l Arabi karakterini oynayan Osman Soykut eşlik etti. Çocuklar oyuncuları karşısında görünce bol bol fotoğraf çektirip imza aldı.

Proje hakkında bilgi veren Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanı İlhami Yıldırım, ”Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanlığı olarak ’81 il 81 çocuk’ projesi kapsamında 23 Nisan etkinliklerimize başladık. 81 ilden ve 6 tane Balkan ülkesinden çocuklar, refakatçileri ve Kızılay Başkanı ve yönetim kurulu üyeleriyle beraber programımıza katıldılar. Panorama 1453 Müzesi ziyareti, Dolmabahçe Sarayı gezisi ve tekne turuyla devam etti. Programımız Salı sabahına kadar devam edecek. Bütün tarihi yerlerimizi, kültürel yerlerimizi ve eğlence yerlerimizi gezdireceğiz. Daha sonra çocuklarımızı memleketlerine yollayacağız. Bu çocuklarımız ilk defa ilçelerinin dışına çıkıp ilk defa uçağa bindi ve ilk defa İstanbul’a geldiler. Bizleri kırmayı bu davetimize eşlik ettikleri ve katıldıkları için onlara teşekkür ediyorum. Onları buraya gönderen şube başkanlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

’81 İl 81 Çocuk’ projesindeki etkinlikler

Hayatlarında ilk defa uçağa binen çocuklar, İstanbul’da üç gün sürecek eğlenceli bir programa katılacak. Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanı İlhami Yıldırım’ın misafiri olan çocuklar, tarihi ve turistik yerleri gezecek. Tekne turu ile bazı çocuklar ilk defa denizi gördü. Çocuklar, 15 Temmuz Şehitler Anıtı’na illerinden getirdikleri toprakları bırakacak ve Fenerbahçe-Antalyaspor maçında gösteri maçı yapacak 

Adem Gürer – Murat Ergin
 

Birbirinden ilginç deniz canlısının mumyalanarak sergilendiği Türkiye Deniz Canlıları Balıkçı Kenan Müzesi Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ndeki merkezinde ücretsiz olarak ziyaret edilmeye devam ediyor. Müzeyi İstanbul’un her yakasından yüzlerce öğrenci ziyaret ederken müzenin kurucusu Balıkçı Kenan Balcı ise merak eden öğrencileri de ücretsiz olarak gezebilecekleri müzeye davet ediyor

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesi Beylikdüzü’ne okuyan öğrenciler mumya balıklarla dolu olan müzeyi ziyaret etti. Balıklar karşısında oldukça şaşıran öğrenciler balıkların nasıl mumyalandıklarını, bu kadar çok balık yememize rağmen halen denizlerimizde milyonlarca balıkların nasıl olduğu Balıkçı Kenan Balcı’ya sordular.

ÇOCUKLAR BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR

Şaşkınlıkla müzeyi gezen öğrencilerin sorularını tek tek yanıtlayan Balıkçı Kenan Balcı, müzedeki balıkların tamamen gerçek olduklarını Marmara Denizi, Ege Denizi ve Karadeniz’de yakalanan balıkları burada mumyalayıp sergilediklerini söyledi. Kenan Balcı, ‘Gençlerimiz çocuklarımız müzeye büyük ilgi gösteriyor. Müzede köpekbalıkları, vatoz ve orkinoslar başta olmak üzere mumyalanmış binlerce deniz canlısını var. Öğrenciler buraya gelip mumyaları inceliyor. Gelecekte denizlerimiz hakkında bu müze sayesinde birçok bilgi barındırıyorlar’ dedi.

EN AĞIR BALIK 1200 KİLO

En ağır balık hangisi sorusu üzerine 1200 kiloluk orkinos olduğunu söyleyen Balıkçı Kenan Balcı, ‘Müzemizdeki en ağır balık 1200 kiloluk orkinos balığı. Etini müşterilerimize dağıttık. İskeletini ise mumyaladık. Balıklar Allah’ımızın bir lütfu tutulup mutlaka yenmesi gerekiyor. Denizde yaşayan canlılarında yüzde 80’i müzemizde var. Nesli tükenen balıklarımız yok ama maalesef şu anda biraz azaldı. Balıklarımıza ve denizlerimize sahip çıkalım’ dedi. Kenan Balcı müzenin 23 Nisan’da da açık olduğunu ve ücretsiz olarak ziyaret edildiğini vurguladı.
 

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Yerleşkesinde geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Uluslararası Çocuk ve Bilgi Güvenliği Kongresi’nde Crytek İstanbul ekibi de yer aldı. BTK’nın Güvenli İnternet TIR’ında kurulan Crytek standına ek olarak, Crytek’i temsilen Oğuz Orkun Doma, ‘Gençlik Gelişim Ortamları Olarak Video Oyunu Mekanları’ isminde bir sunum gerçekleştirerek kongreye katkıda bulundu. 

Crytek İstanbul açıklamasına göre bilgi ve teknoloji çağının getirdiği ve hayatın büyük bir parçası haline gelen İnternet, gün geçtikçe kontrol edilmekte zorlanıyor. Özellikle kötü amaçlı yazılımların, bilgisayarlara ve internete bağlanan diğer cihazlara bulaştığı milyonlarca kaynağı belirsiz internet sitesi yüzünden kişisel bilgiler ele geçiriliyor. Bütün bunların farkındalığı adına, BTK güvenli bir interneti çocuklara sunmak adına bir süredir bu tür etkinliklere devam etmekte. Crytek İstanbul ekibi de bütün bu süreçte BTK’nın yanında yer alıp, çeşitli etkinliklerde onlara eşlik etmeye devam ediyor. Ekibin sıradaki durağı ise Uluslarası Çocuk ve Bilgi Güvenliği Kongresi oldu. 

Gençleri güvenli internet konusunda bilgilendirmek yola çıkan BTK Güvenli İnternet TIR’ı, kongre boyunca BTK yerleşkesinde ziyaretçilerin ilgisiyle karşılaştı. TIR’daki Crytek İstanbul standına gelen katılımcalar, firmanın geliştirdiği The Climb ve Robinson: The Journey isimli oyunları oynayarak, sanal gerçeklik teknolojisi ile tanıştılar. Çocuklar ve gençler kadar kongreye katılan yetişkinlerin de ilgisini çeken sanal gerçeklik teknolojisi, katılımcılara eğlenceli ve şaşırtıcı anlar yaşattı. 

Şirketten yapılan açıklamaya göre İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi ve Crytek İstanbul ekibinin de VR ve bölüm tasarımı AR-GE danışmanı olan Yüksek Mimar Oğuz Orkun Doma, kongrede gerçekleştirdiği ‘Gençlik Gelişim Ortamları Olarak Video Oyunu Mekanları’ sunumu ile, kongreye katılanlara bir konuşma gerçekleştirdi. Ayrıca Crytek ekibi, BTK ile birlikte Dijital Oyunlar ve İnternet Güvenliği ile ilgili her konu ve etkinlikte, uzun zamandır olduğu gibi birlikte çalışmaya devam edeceğini açıkladı.  

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılı istatistiklerle çocuk verilerini açıkladı. Buna göre; adrese dayalı nüfus kayıt sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; 2017 yıl sonu itibariyle Türkiye nüfusu 80 milyon 810 bin 525 iken, bunun 22 milyon 883 bin 288’ini çocuk nüfus oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre; 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluştururken, bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2017 yılında yüzde 28,3 oldu. Nüfus projeksiyonlarına göre, çocuk nüfus oranının 2040 yılında yüzde 23,3, 2060 yılında yüzde 20,4 ve 2080 yılında yüzde 19 olacağı öngörüldü.

Dünya nüfusunun 2017 yılında yüzde 30,2’sini çocuk nüfus oluşturdu. En yüksek çocuk nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla; yüzde 55,8 ile Nijer, yüzde 55,1 ile Uganda ve yüzde 54,8 ile Mali oldu. Türkiye yüzde 28,3 ile 167 ülke arasında en fazla çocuk nüfusa sahip 97’nci ülke oldu.

ÇOCUK NÜFUS ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL ŞANLIURFA OLDU

ADNKS sonuçlarına göre; illere göre çocuk nüfus oranı incelendiğinde, 2017 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 46,7 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini yüzde 45,2 ile Şırnak ve yüzde 43,7 ile Ağrı izledi. Çocuk nüfus oranı en düşük olan üç il ise sırasıyla yüzde 17,2 ile Tunceli, yüzde 18,4 ile Edirne ve yüzde 19 ile Kırklareli oldu.

EN POPÜLER ERKEK İSMİ YUSUF,KIZ İSMİ ZEYNEP OLDU

ADNKS 2017 yılı sonuçlarına göre; yeni doğan bebeklere konulan en popüler erkek isimleri, Yusuf, Eymen ve Ömer, en popüler kız isimleri ise Zeynep, Elif ve Defne oldu. Son 17 yılda doğan çocuklara verilen en popüler erkek isimlerinin Yusuf, Mustafa, Mehmet; en popüler kız isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.

ÇOCUK BAĞIMLILIK ORANI YÜZDE 34,7 OLODU

Bir ülkede 15-64 yaş grubundaki çalışma çağındaki her 100 kişinin, bakmakla yükümlü olduğu 0-14 ile 65 ve üzeri yaş grubundaki kişi sayısı olarak tanımlanan yaş bağımlılık oranı, ADNKS sonuçlarına göre; 2017 yılında yüzde 47,2 oldu. Yaş grubu 15-64 olan her 100 kişinin, bakmakla yükümlü olduğu 0-14 yaş grubundaki çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı ise yüzde 34,7 olarak gerçekleşti. Nüfus projeksiyonlarına göre, çocuk bağımlılık oranının 2023 yılında yüzde 33,5, 2050 yılında yüzde 28,7 ve 2080 yılında yüzde 26,7’ye gerileyeceği öngörüldü.

HER İKİ BEBEKTEN BİRİ SEZARYEN İLE DOĞDU

Sağlık Bakanlığı verilerine göre; 2002 yılında yüzde 21 olan sezaryen doğum oranı 2014 yılında yüzde 51, 2015 ve 2016 yıllarında ise yüzde 53 oldu. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1’inci düzeye göre; 2016 yılında sezaryen doğumların en yüksek oranda görüldüğü bölge yüzde 66 ile TR6 Akdeniz (Antalya, Isparta, Burdur, Adana, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye), en düşük oranda görüldüğü bölge ise yüzde 34 ile TRA Kuzeydoğu Anadolu (Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) oldu.
Milli eğitim istatistiklerine göre; ilkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2016/’17 öğretim yılında yüzde 91,2 oldu. Net okullaşma oranı cinsiyet bazında karşılaştırıldığında, cinsiyetler arasında önemli bir farklılığın olmadığı görüldü.

EĞİTİM HİZMETLERİNDE EN FAZLA SORUN EĞİTİM MASRAFLARINDA GÖRÜLDÜ

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; eğitim hizmetleriyle ilgili yaşanan en büyük sorun eğitim masrafları konusunda oldu. Eğitim masraflarında sorun görenlerin oranı 2017 yılında devlet okullarında yüzde 34,8 iken özel okullarda yüzde 42,8 oldu. Devlet okullarında 2017 yılında eğitim hizmetleriyle ilgili en az sorun yüzde 8,9 ile okula kayıt işlemlerinde yaşanırken, özel okullarda ise en az sorunun yüzde 2,1 ile ısınma, temizlik vb. koşullarında yaşandığı görüldü.

RESMİ KIZ ÇOCUK EVLİLİKLERİ AZALDI

Evlenme istatistiklerine göre; 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarındaki resmi evlenmelerin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2013 yılında yüzde 6,2 iken 2017 yılında bu oran yüzde 4,2’ye düştü. İl bazında incelendiğinde ise 2017 yılında Ağrı ili yüzde 16,6’lık oran ile kız çocuk evlenmelerinde en üst sırada yer aldı. Bu ili, yüzde 16,1 ile Muş ve yüzde 12,3 ile Bitlis izledi. Kız çocuk evlenmelerinin toplam evlenmeler içindeki oranının en düşük olduğu üç il ise sırasıyla; yüzde 0,4 ile Tunceli, yüzde 1,1 ile Rize ve yüzde 1,4 ile Trabzon oldu.

İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI 15-17 YAŞ GRUBUNDAKİ ÇOCUKLARDA YÜZDE 20,3 OLDU

Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; 2016 yılında 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 20,8 iken, bu oran 2017 yılında yüzde 20,3 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranlarına cinsiyet bazında bakıldığında, 2016 yılında işgücüne katılma oranı erkek çocuklarında yüzde 27,8 iken aynı oran kız çocuklarında yüzde 13,4 olarak gerçekleşti. Bu oran 2017 yılında ise erkek çocuklarında yüzde 28,5 iken, kız çocuklarında yüzde 11,8 oldu.

YAŞ GRUBU 0-6 OLAN ÇOCUKLARDA EN FAZLA ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU GÖRÜLDÜ

Türkiye sağlık araştırması sonuçlarına göre; 0-6 yaş grubundaki çocukların son 6 ay içinde geçirdiği sağlık sorunları incelendiğinde, üst solunum yolu enfeksiyonu en fazla görülen hastalık oldu. Çocuklarının son altı ay içinde üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini söyleyenlerin oranı 2014 yılında yüzde 41,9 iken 2016 yılında yüzde 42,6 olarak gerçekleşti. Bu yaş grubunda 2016 yılında ikinci olarak en sık görülen hastalık yüzde 32,3’lük oran ile ishal olurken, çocukların en az geçirdiği hastalık yüzde 1,8’lik oran ile D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozuklukları (raşitizm) hastalığı oldu.

ÇOCUKLAR EN FAZLA DIŞSAL YARALANMA VE ZEHİRLENMELER SONUCU HAYATINI KAYBETTİ

Ölüm nedeni istatistiklerine göre; 1-17 yaş grubunda en fazla çocuk ölümleri, dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. Söz konusu nedenle hayatını kaybeden, 1-17 yaş grubundaki çocuk ölüm sayısı 2015 yılında 2 bin 82 iken, 2016 yılında bin 942 kişiye düştü. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları ise 1-17 yaş grubundaki çocuklarda ikinci en yüksek ölüm nedeni oldu. Bu yaş grubunda 2015 yılında 989 çocuk, 2016 yılında ise bin 60 çocuk sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti.
Karayolu trafik kaza istatistiklerine göre; 2016 yılında gerçekleşen trafik kazalarının yüzde 15,7’si ölüm ya da yaralanma ile sonuçlandı. Bu kazalarda toplam 7 bin 300 kişi yaşamını yitirirken bunlardan 760’ını çocuklar oluşturdu. Yaşamını yitiren çocukların yaş grubu dağılımına bakıldığında, gerçekleşen çocuk ölümlerinin yüzde 44,6’sının 0-9 yaş grubunda, yüzde 20,9’unun 10-14 yaş grubunda ve yüzde 34,5’inin ise 15-17 yaş grubunda olduğu görüldü.