FETÖ mensupları, kullandıkları şifreli haberleşme ağı ByLock’un deşifre edilmesinin ardından yeni şifreli ağlar üzerinden haberleşmeye devam ediyor. Son olarak “Falcon” isimli şifreli haberleşme programını kullandıkları tespit edilen örgüt mensuplarının hesap makinesi görünümlü sisteme Peygamber Efendimizin doğum tarihi ile İstanbul’un fethinin tarihleri olan“571×1453=” kodu ile giriş yaptıkları daha sonra kişisel şifreleri ile de mesajlaştıkları ortaya çıktı. 

Fethullahçı Terör Örgütü üyeleri hakkında 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında yapılan incelemelerde, FETÖ’cülerin şifreli ByLock sistemi üzerinden haberleştikleri ortaya çıkmış ve ByLock kullanan binlerce FETÖ’cü gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Sistemleri deşifre olan FETÖ’cüler yeni arayışlar içerisine girdi ve Falcon isimli hesap makinesi görünümlü şifreli haberleşme ağını kullanmaya başladı.

“FETÖ’nün CHP’ye sızdırdığı ajan itiraf etti” 

FETÖ/PDY üyeliği kapsamında gözaltına alınan sanıkların teknolojik cihazlarında yapılan incelemelerde tespit edilen Falcon sistemi ile ilgili incelemeler devam ediyor. 31 Ekim 2017 tarihinde CHP Bursa Gençlik Kolları’na FETÖ tarafından sızdırıldığı tespit edilerek gözaltına alınan Ali Taşvuran’ın itirafları sistemle ilgili gerçekleri ortaya çıkardı. 

Telefonunda hesap makinesi görünümlü falcon sistemi olduğu tespit edilen Ali Taşvuran, haberleşmenin nasıl gerçekleştiğini itiraf etti. Emniyete verdiği itirafta ByLock’un deşifre olmasının ardından örgüt mensuplarının haberleşme için yeni girişimlere girdiğini ve hesap makinesi görünümlü Falcon ile bu ihtiyacın giderildiğini belirtti. Sisteme “1453×571=” kodu ile giriş yapıldığını, daha sonra açılan yeni sayfada kullanıcıya ait kimlik ve şifre bilgilerinin istendiğini, kullanıcı eğer telefon sahibi ise gerçek şifre ile sisteme girilebildiğini itiraf eden Taşvuran, sistemin ele geçirilmesi durumunda verilen sahte şifre ile sistemin kendini sıfırladığını, böylelikle önceki konuşmaların ele geçirilmesinin önlendiğini kaydetti. Taşvuran telefonuna falconu yükleyen kişinin herhangi bir tehlike durumunda uzaktan erişimle de telefonu sıfırlayabileceğini itiraf ederek söz konusu yazılımın son derece iyi korunabildiği için örgüt tarafından tercih edildiğini belirtti.

İçerikler silinmesin diye TÜBİTAK devreye girdi 

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yazılım ile ilgili yapılan incelemelerde, sistemde oluşturulan biri sahte olmak üzere çift şifre işleminin sisteme girişi zorlaştırdığı ve söz konusu verilerin sıfırlanma ihtimaline karşı uzman bilişimciler aracılığıyla yazılımın çözülmeye çalışıldığı öğrenildi. Sahte şifrenin yanı sıra telefona ait imaj alınması durumunda da kendini sıfırlayabilecek şekilde oluşturulan sistemin zarar görmemesi için TÜBİTAK’tan destek alındı. TÜBİTAK tarafından yapılan çalışmalarda bir takım mesajlaşmaların kurtarıldığı öğrenilirken bu mesajlaşmadan yola çıkılarak örgüt için önemli bir isim olan ve Ali Taşvuran’ı CHP Gençlik Kollarına yerleştiren F.S. isimli şahsa ulaşıldı. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan araştırmalar neticesinde F.S. isimli şahıs örgütün gaybubet evlerine yapılan bir baskında üzerinde sahte kimlik, 2 bin dolar ve 18 bin lira ile yakalandı.

FETÖ abisinden motivasyon mesajı 

Öte yandan, Falcon isimli yazılımı Ali Taşvuran’ın telefonuna yüklediği de ortaya çıkan F.S’nin, Taşvuran’a motivasyonunu yükseltmek için falcon üzerinden sık sık ‘Yakalanırsanız eğer, içerisinde yatacağınız hücreler cennete açılacak kapılardır, bu dava hak davasıdır’ şeklinde mesajlar attığı ortaya çıktı. Ayrıca son günlerde FETÖ/PDY mensuplarına yönelik yapılan baskınlarda gözaltına alınan şahısların telefon ve bilgisayarlarında Falcon olup olmadığının da incelendiği öğrenildi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü sürekli yeni sürümleri ortaya çıkan falcon yazılımı ile ilgili incelemelerini, genişleterek devam ettiriyor.  

İzmir’in Torbalı ilçesinde dün sabah saatlerinde 2 tarım işçisi tarafından Ahmetli Köyü ile Zeytinköy arasında bulunan dağ yolunda yanmış bir aracın içerisinde ceset bulunmuştu. Cesedin tanınmayacak halde olmasından dolayı kimliğini belirlemekte güçlük çeken jandarma ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı. Murat Ö’ye ait olan 35 TTG 35 plakalı aracın içerisindeki ceset, Adli Tıp Kurumuna gönderildi. 

Ö. ailesi, araç içerisindeki cesedin Murat Ö.’ye ait olup olmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumuna kan verdi. Sonuçların çıkmasını bekleyen Torbalı İlçe Jandarma ekibi, çalışmalarına başka koldan devam etti. Olayı derinleştiren ekip, her türlü ihtimali değerlendirerek, Ö. ailesini inceleme altına aldı. Ertuğrul Mahallesi 3023 Sokak üzerindeki MOBESE’ye takılan bir detay jandarmayı harekete geçirdi. Gece geç saatlerde Murat Ö.’nün arabası ile bir başka arabanın aynı anda evin önünden hareket etiği fark edildi. Buradan yola çıkan güvenlik güçleri, Murat Ö.’nün eşi Öznur Ö., oğulları Batuhan ve Hadi Ö. şüpheli olarak gözaltına alındı. İfadeye alınan talihsiz adamın eşi ve 2 çocuğu cinayeti işlediklerini itiraf etti.

Kan donduran ifade 

Yanarak can verdiği öğrenilen adamın eşi ve çocuklarının verdikleri ifadeleri ise adeta kan donduran cinstendi. İddialara göre, 14 Nisan akşamında anne ve oğullar, Murat Ö.’nün içeceğine uyutucu hap koydu. İçeceği içtikten sonra uyuya kalan Murat Ö.’ye bir de iğne yaparak tamamen bayılması sağlanan adam, halıya serilip arabaya konuldu. Daha sonra Ahmetli Köyü ile Zeytinköy arasında bulunan dağ yoluna götürüldü. Aracı tali yola bırakan aile, Ö.’yü de içine bırakarak ateşe verdi. Cinayetin neden işlendiği konusunda henüz bilgi olmazken, Jandarma ekipleri olayı tüm yönleriyle inceliyor.  

Amede Alpagüt
 

Sivas’a 90 kilometre uzaklıkta bulunan 10 bin nüfuslu Altınyayla ilçesinde yaklaşık 100 yıldır ilçe halkı içme suyu ihtiyacını karşılamakta zorlanıyordu. İlçenin 100 yıllık içme suyu sorununu çözen Altınyayla Belediye Başkanı Necmettin Mermer, “3 yıldır devam eden sondaj çalışmasıyla ilçe halkı kaliteli içme suyuna kavuştu” dedi.
Yapılan sondaj çalışmasıyla saniyede 25 metreküp içme suyu elde edilecek.

Üç ilçeye yetebilecek 

İlçedeki içme suyu sorunun çözmek için yaklaşık 3 yıldır fizibilite çalışmalarını sürdürdüklerini ve istenilen su kapasitesini bulabilmek için aralıksız çalışmalarına devam ettiklerini belirten Başkan Mermer, “İlçemiz göreve geldiğimizde ağır bir içme suyu sorunu yaşıyordu. Malum bölgemiz kurak bir bölge ve kaliteli içme suyu sorunu var. Kullanılabilir içme suyu konusunda su fakiri bir ülkeyiz. Önce yapılan çalışmalarda çeşitli kuyularda su çıktı ama asıl bizim istediğimiz kaynağımız buraydı. Bizim buradaki suyu çıkarmak için önceden yolumuz yoktu sondajı vuramadık ama geçen sene sondajı yaptık. Biz beklediğimiz umduğumuz suyu beklediğimiz kapasitede bulduk. İlçe halkımız yaklaşık 100 yıl bir su sorunu yaşamayacaktır. Altınyayla anormal büyümediği sürece bu su bizim gibi 3 ilçeye yetiyor. Biz bu sorunu çözmenin verdiği huzurla mutluyuz gururluyuz. İlçemize hayırlı uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.  

Veysel Korkmaz – Bünyamin Uğur
 

Çiğli ilçesinde yaşayan, Mürüvvet Yaradılmış, yeni bir ev satın almak için aynı zamanda aile dostları olan Ö.G. (33) ile buluştu. O dönem 55 yaşında olan Yaradılmış, ev parasını da Ö.G.’ye teslim etti ancak eve bir daha dönmedi. Eve dönmemesi üzerine Mürüvvet Yaradılmış’ın kocası ve yakınları durumu polise bildirdi. İhbar üzerine, polis ekipleri Yaradılmış ile kaybolduğu gün konuşan buluşan kişilerin ifadelerine başvurdu ancak herhangi bir sonuç alınamadı. Mürüvvet Yaradılmış’ı bulmak için yakınları, 2011 yılında bir televizyon programına başvurdu. Aynı yıl, polis tekrar kayıp kadını bulmak için soruşturma yapıp aralarında cinayet şüphelisi Ö.G.’nin de bulunduğu birkaç kişinin ifadelerini aldı ancak yine sonuç alınamadı.

İl emniyet müdürünün talimatıyla özel ekip kuruldu

Yaklaşık 8 yıldır kayıp olan Mürüvvet Yaradılmış’ı bulmak için İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın’ın talimatıyla, Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekiplerince kurulan özel ekip dosyayı yeniden açtı. Polis ekipleri, yaptıkları detaylı araştırmada Yaradılmış’ın kaybolduğu günden itibaren kimliğini kullanarak hiç bir yerde isminin geçmemesini göz önünde tutarak öldüğü yada öldürüldüğü yönünde araştırmasını genişletti. Başlarında Asayiş Şube Müdürü Seda Okur’un bulunduğu özel ekip, 3 yıllık soruşturmada 50 kişinin ifadesini aldıktan sonra geçtiğimiz 13 Şubat günü, İzmir, İstanbul ve Burdur’da operasyon düzenledi. Mürüvvet Yaradılmış’ın kaybolduğu gün buluştuğu emlakçı Ö.G. ile Ö.G.’nin o tarihteki eşi Ş.K. (26) İzmir’de, O.Y. (32) İstanbul’da ve E.C. (22) Burdur’da gözaltına alındı. İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen şüpheliler, sorgulamada çözülerek suçu itiraf etti ve Yaradılmış’ın ev almak için biriktirdiği parasını Ö.G.’nin çaldığı, Yaradılmış’ı öldürdüğü belirlendi. Şüpheliler, 8 yıldır kayıp olan Mürüvvet Yaradılmış’ı gömdükleri, Foça’daki Fevzi Çakmak Mahallesi yakınlarındaki bir ormanlık alanı polis ekiplerine gösterdiler. Burada yapılan kazı çalışmasında, Yaradılmış’a ait olduğu değerlendirilen kemikleri çıktı. Kemikler, kesin olarak Yaradılmış’a ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanan 4 şüpheli adliyeye sevkedilirken şüphelilerden Ö.G. ve Ş.K. tutuklandı, O.Y. ile E.C. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Kadın müdür, kayıp 3’üncü kadın cinayetini çözdü

İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü Seda Okur’un titiz çalışması ile kayıp olan bir kadının, cinayeti aydınlatılmış oldu. Yaklaşık 1 yıl önce, Asayiş Müdürü olan Okur, kayıp şahıslar üzerinde geriye dönük yapılan soruşturmalar kapsamında, kayıp olarak aranan Ümmü Özkan (56) ile Gülfidan Kara (35) isimli kadınların öldürüldüğünü ortaya çıkardı. 2008 yılındayken çalıştığı iş yerinden bindiği servisten Selçuk ilçesinde inen ve kendisinden bir daha haber alınamayan Ümmü Özkan’ın, yasak aşk yaşadığı öne sürülen A.T. tarafından av tüfeği ile başından vurularak öldürüldüğü, Gülfidan Kara’nın ise resmi nikahlı olmayan eşi R.S. tarafından boğarak öldürüldüğü ortaya çıkarıldı. Mürüvvet Yaradılmış cinayetinin de aydınlatılması çözülen 3’üncü cinayet oldu. 

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’deki vize hizmetlerinin yeniden başladığını duyurdu.

Açıklamada, “Ekim ayından bu yana Türk hükümeti, Türkiye misyonumuzdaki yerel çalışanlarına yönelik başka bir soruşturma bulunmadığı, büyükelçiliğik ve konsolosluklarımızdaki yerel çalışanlarımızın Türk yetkililerle iletişim de dahil olmak üzere resmi görevlerini yerine getirdikleri için gözaltına alınmayacağı veya tutuklanmayacağına dair üst düzeyde sağladığı güvenceye bağlı kalmıştır.

Ayrıca Türk hükümeti de ileride yerel çalışanlarımızdan birini gözaltına almak ya da tutuklamak istediğinde Türk makamlarının Amerikan hükümetini önceden bilgilendireceğini de kaydetmiştir.

Söz konusu güvencelere karşı gösterilen bağlılığa istinaden ABD Dışişleri Bakanlığı, güvenlik durumunun Türkiye’de vize hizmetlerinin yeniden tamamen başlatılmasına yetecek düzeyde iyileştiğine inanmaktadır. Tutuklu yerel misyon çalışanlarımıza yönelik mevcut iddialara ilişkin ciddi kaygılarımız sürmektedir.

Aynı şekilde OHAL altında tutuklanan Amerikan vatandaşlarının davalarına ilişkin kaygılarımız da devam etmektedir.

ABD yetkilileri bu davaların tatmin edici bir şekilde çözüme ulaştırılması için Türk muhataplarıyla görüşmelerini sürdürecektir” denildi.  

İşte o açıklama:

VİZE KRİZİNDE NELER YAŞANMIŞTI? 

ABD, Türkiye’deki konsolosluk çalışanı Metin Topuz’un tutuklanmasının ardından 8 Ekim’de Türkiye’den yapılan vize başvurularını süresiz olarak askıya almıştı. Türkiye de bu karara aynı şekilde karşılık vererek ABD’ye yönelik vize işlemlerinin askıya alındığını duyurmuştu.

Yumuşama sinyali olarak yorumlanan açıklamaların ardından ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği, Türkiye vatandaşlarının vize işlemi randevuları için en erken tarihin 2019 yılının ocak ayı olduğunu açıklamıştı.

Kastamonu’da merkeze bağlı Bürme Köyünde 29 Kasım’da yaşanan yangın sonrasında 5 kişilik Çataloğlu ailesine ulaşılamadı. Kayıp aileyle ilgili Kastamonu İl Jandarma Komutanlığının arama çalışmaları aralıksız devam ederken, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında sır perdesi yavaş yavaş aralanmaya başladı.

Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha önceden gözaltına alınan Erkan K. ile kardeşi Ersan K. ve Erkan K.’nin kayınpederi Ali Ş. tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Tutuklu sanık Ali Ş, “Vicdan azabı çekiyorum” diyerek 5 kişilik Çataloğlu ailesini nasıl katlettiklerini bir bir anlattı.

“Hayvanları çalarken yakalandık”

Ali Ş., Bürme Köyü Kuzören Mahallesine hayvan hırsızlığı için gittiklerini belirterek, yanında Erkan K. ile Ersan K. ve ismi öğrenilemeyen bir kişinin daha bulunduğunu söyledi. Hayvanları ahırdan çıkarttıkları esnada çıkan sese Fazıl Çataloğlu’nun uyandığını belirten Ali Ş., kapıya gelen Fazıl Çataloğlu’na yakalanıp paniklediklerini ve silahla vurarak öldürdüklerini itiraf etti. Ardından çıkan arbede ve silah sesine evin diğer fertleri uyandığını anlatan Ali Ş. onları da silahla vurarak öldürdüklerini, son olarak evde bulunan 12 yaşındaki Serdar Çataloğlu’nu öldürdüklerini söyledi. Daha sonra evleri ateşe verdiklerini de anlatan Ali Ş., Serdar Çataloğlu’nun cenazesinin evin içinde kaldığını, diğer cenazeleri çevreden buldukları torba ve çuvallara koyduklarını belirtti. Ali Ş, cenazeleri kendilerinin yanında bulunan bir kişinin aracın arkasına koyarak attığını da itiraf etti.
Ailenin traktörünü de panikle orman içine bıraktıklarını belirten Ali Ş., 4 büyükbaş hayvanı sattıklarını kaydetti.

Zanlıların izine büyükbaş hayvanlardan ulaşıldı

Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 29 Kasım’da yangın sonrasında yaptığı incelemede sonucunda kayıp 4 büyükbaş hayvanın izini sürdü. Kastamonu Canlı Hayvan Pazarında hayvanların kime satıldığını tespit eden jandarma ekipleri, ardından satıcıyı buldu. Satan kişilerin Erkan K. ve Ersan K. olduğunu belirleyen jandarma ekipleri, şahıslara ait kamyonunda aynı gün Kastamonu-Tosya karayolunda kamera kayıtlarına erişti. Telefon kayıtlarını da incelemeye alan jandarma ekipleri, ilk olarak şüphelendikleri Erkan K. ile Ersan K. kardeşleri gözaltına aldı, ardından Erkan K.’nin kayınpederi Ali Ş.’yi gözaltına aldı. Ali Ş.’nin cinayeti ve hırsızlığı itiraf etmesine rağmen Erkan K. ve Ersan K. kardeşlerin suçlamaları kabul etmediklerini, cinayet işlemediklerini ve kendilerine kumpas kurulduğunu ileri sürerek, hayvanları ise para karşılığında satın aldıklarını iddia etti.

Öte yandan jandarma ekipleri, Ali Ş.’nin itirafı doğrultusunda Bürme Köyünde ve terk edilmiş halde bulunan traktörün bulunduğu ormanlık alanda Ali Ş.’ye keşif yaptırıyor. Bugünde Bürme Köyüne giden jandarma ekipleri, Ali Ş. ile birlikte cesetlerin atıldığı bölgeyi tespit etmeye çalışıyor. Şuana kadar yapılan tüm aramalara rağmen cesetlere ait herhangi bir ize rastlanılamadı. Cesetlerin Bürme Köyüne yaklaşık 10-15 kilometre uzaklıkta bulunan bir uçurumun kenarından atıldığı tahmin ediliyor. Bölgede arama faaliyetleri halen devam ediyor.

Ayrıca Fazıl Çataloğlu’nun torunu 12 yaşındaki Serdar Çataloğlu’na ait olduğu düşünülen ve yanan evin enkazında bulunan cesedin ise Ankara Adli Tıp Kurumundaki incelemesi sürüyor.
29 Kasım’da merkeze bağlı Bürme Köyü Kuzören Mahallesinde Fazıl Çataloğlu eli Ahmet Çataloğlu’na ait evler tamamen yanarak kullanılamaz hale gelmişti. Yangın sonrasında 5 kişilik Çataloğlu ailesinden haber alınamamıştı. Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Erkan K. ile kardeşi Ersan K. ve Erkan K.’nin kayınpederi Ali Ş. tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Vedat Yunus İkizoğlu
 

 Burdur ilinin acil içme suyu ihtiyacının karşılanması maksadıyla 21 milyon ihale bedeliyle DSİ tarafından başlanan proje hızla devam ediyor. 2018 Haziran ayında tamamlanacak olan projenin inşaat çalışmalarını yerinde inceleyen Vali Yılmaz, yetkililerden devam eden çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

DSİ Bölge Müdürü Mahmut Berber’in eşlik ettiği incelemelerde Vali Şerif Yılmaz ilk olarak 10 bin m3’lük su deposu inşaatı çalışmalarını yerinde inceledi. Vali Yılmaz, içme suyu isale hattı çalışmalarında ikinci durağı Gökpınar’da devam eden su kuyusu sondaj çalışmaları ve 500 m3’lük yükleme depoları inşaatı incelemeleriyle devam etti. Vali Yılmaz, incelemeleri esnasında Bölge Müdürü Berber ve yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı.

Vali Yılmaz incelemeler sırasında yaptığı açıklamalarda, “Bugün Devlet Su İşleri tarafından Burdur’un içme suyu sorununun çözümüne yönelik yapılan projeyi yerinde gördük. Görüldüğü üzere çok kısa süre içerisinde baya mesafe alınmış. En son Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’nun ilimizi ziyaretinde yapmış olduğumuz koordinasyon toplantısında bu işle ilgili ihalenin bittiği ama sözleşmenin henüz imzalanmadığı belirtilmişti. O kısa süre içerisinde hem hat, hem depo inşaatı çalışmalarının hızla devam ettiğini memnuniyetle görüyoruz” dedi.

Vali Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “Burdur’un içme suyunun kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulmasına yönelik bir proje Burdur da uygulanıyor. Bu içinde bulunduğumuz depo, yaptığımız bu tesisle beraber, yeni ilave barajlar ve göletlerde beraber 2053 yılına kadar Burdur’un içme suyu sorunu DSİ tarafından çözülmüş olacak. Özellikle DSİ Bölge Müdürümüze ve 182. Şube Müdürümüze, DSİ çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımızın bu projede emekleri var. Gece gündüz demeden çalıştılar. Burdur’un her köşesinde olduğu gibi Burdur merkezde içme suyu sorunu DSİ tarafından çözüldü. İnşallah önümüzdeki yaz haziran ayında içme suyunu artık Burdurlulara buradan vermeye başlarız diye ümit ediyorum”

BÖLÜNMÜŞ YOL ÇALIŞMALARI HIZLA DEVAM EDİYOR, ÖZELLİKLE ŞEHİR İÇİ GEÇİŞİNİN DE SON AŞAMASINA GELİNDİ

Vali Yılmaz, “İçme suyu projesiyle birlikte Burdur önemli bir altyapı hizmetine kavuşmuş olacak ayrıca ulaşımla ilgili hususu belirtmemizde yarar var” diyerek “Karayolları Genel Müdürlüğümüz tarafından bölünmüş yol çalışmaları hızla devam ediyor. İlimizde, özellikle şehir içi geçişin de son aşamasına gelindi. Asfalt çalışmalarıyla beraber kaldırım refüj ışıklandırması ve sulaması dahil olmak üzere, şehir içinden geçen Tefenni yolu diye bildiğimiz bölünmüş yolla ilgili tüm çalışmalarda kara yolları genel müdürlüğümüz tarafından, ulaştırma bakanlığımız tarafından yapılmakta inşallah bu çalışmalarda en kısa süre içerisinde tamamlanmasıyla birlikte Burdur’da içme suyu ve bölünmüş yol çalışmalarıyla ilgili ileriye dönük kalıcı alt yapı çalışmalarını bitirmiş olacağız” ifadelerini kullandı. 

FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen’in 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde Amerikan Wall Street Journal gazetesi’ne verdiği röportajında kullanılan fotoğrafın, örgüte şifreli mesajlar içerdiği tespit edildi. Türk istihbarat birimleri, bununla ilgili çalışma yürüterek fotoğrafın şifrelerini çözdü. FETÖ’nün önceki mesajları da dikkate alınarak çözümlenen şifrelerde, Gülen’in fotoğrafla 3 mesaj ilettiği belirlendi.

O fotoğrafın şifresi çözüldü! İşte verilen üç mesaj… ‘İLİMLİYİZ, ÖNCELİĞİMİZ İLİM’

İstihbarat birimlerine göre, FETÖ elebaşısı Gülen, İslami değerleri hiçe sayıp seccadeye ayakkabılarıyla basarak ABD ve Batı’ya “Radikal değiliz, kutsiyetlerimiz yok, şekilsel hususları dert etmiyoruz. Yükselen Radikalizme karşı bizi kullanın” mesajını iletti. Fotoğrafta arkada kütüphane olmasının da “İlimliyiz, önceliğimiz ilim” mesajı vermeyi amaçladığı belirtildi.

DARBECİLERE ‘İTİRAFÇI OLMAYIN’ MESAJI

Geniş açı çekilen fotoğrafta odada bulunan televizyon ekranında, “Bizim için ümit oldunuz, şimdilerde şölen var bahçelerde, bahardan ses geliyor perde perde, aceleci acele edip dursun, beklenen mutluluk biraz ileride” sözlerine yer verilmişti. Gülen’in bu sözler ile örgüt tabanındaki çözülmeleri önlemeyi ve mensuplarının itirafçı olmalarını engellemeyi amaçladığı değerlendirildi. Umutsuzluğa kapılan örgüt tabanına bu sözlerle, “Deşifre olmayın, itirafçı olmayın, umutsuzluğa kapılmayın” mesajları illetildiği kaydedildi. Gülen’in, ABD’nin en etkili gazetelerinden birine röportaj vererek tabanına ve kamuoyuna “ABD yanımızda, hâlâ güçlüyüz” mesajını vermek istediği ifade edildi.

KASIM AYINI İŞARET EDİYOR

Televizyondaki 00.11 rakamının ise FETÖ elebaşısı Gülen’in “seçilmişlik sendromundan” kaynaklanan bir saplantı olduğu değerlendiriliyor. Gülen’in, bununla kasım ayını işaret ettiği, örgüt tabanına, kasım ayında kurtulacakları mesajını verdiği belirtiliyor. 15 Temmuz hain darbe girişiminden beri sürekli yeni tarihler açıklayan örgütün, bu yolla mensuplarının motivasyonunu diri tutmayı ve örgüt içi çözülmelerin önüne geçmeyi hedeflediği kaydediliyor.

Kaynak: Habertürk