Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “24 Kasım Öğretmenler Günü” nedeniyle yayımladığı mesaj şöyle:
“24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle, kutsal olduğu kadar mesuliyeti de ağır bir mesleği icra eden bütün öğretmenlerimize şahsım, milletim ve ülkem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Başta görevi başında şehit olmuş eğitimcilerimiz olmak üzere, ahirete irtihal eden tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Uzun yıllar boyunca öğrencilerini çok büyük bir hassasiyetle, büyük bir fedakarlıkla yetiştirmiş, bugün artık emekli olmuş öğretmenlerimize de, sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler niyaz ediyorum. Bizler ‘beşikten mezara kadar ilim tahsil etmeyi’ emreden, kalemin kılıçtan üstün olduğu bir medeniyetin mensupları olarak, tarih boyunca olduğu gibi bugün de öğretmenlerimize büyük değer veriyoruz. Zira öğretmen, sadece öğreten, bilgiyi nakleden insan değildir. Öğretmen, öğrettiğinden ziyade, yetiştiren, eğiten, terbiye eden; öğrencisinin içindeki cevheri sabırla açığa çıkaran ve işleyen kişidir. Öğretmenlik, bilgi, tecrübe ve irfanla çocuklarımızı, gençlerimizi geleceğe hazırlama mesleğidir. Bu yönüyle öğretmenler, eğitim öğretim sistemimizin temel yapı taşları, istikbalimizin de mimarlarıdır. Öğretmenlerine hak ettikleri değeri vermeyen, onların fedakarlıkları karşısında ahde vefa göstermeyen hiçbir toplumun geleceği yoktur. Bu anlayışla son 15 yıldır bir taraftan eğitimde yılların ihmallerini telafi etmeye, eğitimi yaygınlaştırmaya, kalitesini arttırmaya çaba harcarken, öğretmenlerimizin çalışma şartlarını iyileştirmeye de gayret ettik. İnşallah önümüzdeki süreçte de onlara mesleklerini en güzel şekilde icra edecekleri huzurlu ve güvenli bir ortam sağlamanın çabası içinde olacağız. Türkiye büyüdükçe, ülkemizin imkanları genişledikçe bunları öncelikle öğretmen ve öğrencilerimizin istifadesine sunmayı sürdüreceğiz. Öğretmenlerimizin de mesleklerinin kutsiyetine ve hassasiyetine uygun olarak ülkemizin dört bir köşesinde görevlerini layıkıyla yapmaya devam edeceklerine inanıyorum. Bu düşüncelerle, Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu anlamlı günde, yurt içinde ve yurt dışında görev yapan öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyor, tüm eğitim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Gününü tebrik ediyorum.”

İlker Turak
 

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Anayasa’nın 89’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 104’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere 10 adet kanunun Başbakanlığa gönderildiği belirtildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanan Kanunlar ise şöyle:
“7051 sayılı ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7052 sayılı ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık ve Su Alanında İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7053 sayılı ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7054 sayılı ‘Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanlığı ile Irak Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Arasında Orman ve Ormancılık Araştırmaları Alanlarında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7055 sayılı ‘Çiftçilik Amaçlarıyla Beslenen Hayvanların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun’, 7056 sayılı ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Romanya Hükümeti Arasında Ormancılık Alanında İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7057 sayılı ‘Hava araçlarında İşlenen Suçlar ve Diğer Bazı Eylemlere İlişkin Tokyo Sözleşmesini Tadil Eden Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7058 sayılı ‘Yasa Dışı, Kayıt Dışı ve Düzenlenmemiş Balıkçılığı Önleme, Caydırma ve Ortadan Kaldırmaya Yönelik Liman Devleti Tedbirlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7059 sayılı ‘2001, Gemilerdeki Zararlı Organik Tutunma Önleyici Sistemlerin Kontrolüne İlişkin Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’, 7060 sayılı ‘Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun.” 

Musa Erdoğan
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Manisa’daki toplu açılış programlarının ardından Manisa Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Vestel’i ziyaret etti. Erdoğan burada Zorlu Holding tarafından 600 milyon dolarlık yatırımla Manisa’nın Gördes ilçesinde hayata geçirilen Türkiye’nin ilk nikel-kobalt işletme tesisi Meta Nikel Kobalt ile 120 milyon Euro yatırımla Manisa’daki Vestel City’de hayata geçirilen Venus Akıllı Telefon ve Tablet Fabrikası’nın açılışına katıldı.

Fabrika çalışanları tarafından karşılanan Erdoğan, çalışanları selamladı. Vestel tanıtım filminin gösterilmesinin ardından konuşan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, açılacak tesisler hakkında bilgi verdi. Katma değerli ürünlerle Türkiye’nin ihracat açığını kapattıklarını söyleyen Zorlu, 600 milyon dolarlık yapılan yatırımla açılan Meta Nikel Kobalt işleme tesisine devam edecek yatırımlarla 1 milyar dolarlık yatırım tutarına ulaşacaklarını söyledi. Avrupa’da LCD televizyonlarda üretimde 2., beyaz eşya üretiminde ise Avrupa’da 5. olduklarını sözlerine ekleyen Zorlu, sanayi 4.0 hamlesini başlatan ilk Türk fabrikası olduklarını belirtti. Zorlu, ayrıca 10 milyon üretim kapasitesine sahip olan Venus Akıllı Telefon ve Tablet Fabrikası’nda ise 200 mühendis ve bin mavi yakalı personele istihdam sağlanacağını açıkladı.

“5 babayiğitten biri Zorlu”

Tesislerin açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Açılışını yaptığımız Vestel Akıllı Telefon ve Tablet Fabrikası ile Zorlu Meta Nikel Kobalt tesisisin Zorlu Grubuna, şehrimize, ülkemize hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Fabrikamızın sanayi üretimiyle bilişim teknolojilerini bir araya getirmeyi hedefleyen endüstri 4.0 uygulamalarının öncülerinden olmasını çok çok önemli görüyorum. Özellikle dün ve bugün iki önemli buluşmayı gerçekleştirmiş oluyoruz. Birisi, yerli ve milli otomobilimizi inşallah 2020’ye kadar üreteceğiz. Burada 5 babayiğit bir araya geldi bunlardan bir tanesi de Zorlu. Dün bunun müjdesini vermiştik. Bugün de burada yine 600 milyon liralık bir yatırımın, özellikle açılışını yapıyoruz. Bu da gerek grup için gerekse ülkemiz için önemli bir adım. Yılda 6 milyon akıllı telefon ve tablet üretme kapasitesine sahip bu fabrikanın özellikle ülkemizin önünde yeni ufukların açılmasına vesile olacağına inanıyorum. Açılışını yaptığımız Meta Nikel Kobalt tesisinin ilk fazı yürürlüğe girerken, 2023’ü hedefleyen ikinci fazı için çalışmalara başlandığını görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum” dedi.

“Elektrikli otomobil üretmek için attığımız ilk adımını heyecanını yaşadığımız bir günde böyle bir tesisin açılışını yapıyor olmak ayrıca benim için çok çok anlamlı. Bu otomobillerin bataryalarında kullanılan iki ana maddesinden biri olan kobalt üretiminde Avrupa’nın en büyüğü durumundayız. Gerektiğinde mevcut kapasitemizi kat be kat arttıracak imkanlarına da sahibiz. Dolayısıyla elektrikli otomobillerin bataryalarının üretiminde rekabet konusunda oldukça avantajlı bir konuma sahip olabiliriz. Zorlu’nun bu tesisini ülkemizin geleceğine yapılmış önemli bir yatırım olarak görüyorum. Her iki yatırımın da ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle dün Ankara’da imza törenini gerçekleştirdiğimiz Türkiye’nin otomobili projesinde yer alan 5 babayiğitten biri olan Zorlu Grubumuzu buradan bir kez daha kutluyorum” diye konuştu.

“Avrupa’da 6’ncıyız”

Yerli otomobille ilgili olarak Erdoğan, “Bu proje Türkiye için sadece basit bir otomobil üretme projesi değil. Kendi otomobilimizle birlikte daha önce defalarca kaçırdığımız dünyadaki o sıçrama dönemlerinden sonuncusunu yakalama imkanı elde edeceğiz. Teknolojiye dayalı bu tür yatırımların çok geniş bir etki alanı olduğu biliniyor. Yerli otomobil girişimimizi de bu şekilde sonuçlanacağına ben yürekten inanıyorum. Böylece Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelme iddiasını hayata geçirme yolunda önemli bir adım atmış olacaktır. Bugün ülkemiz ekonomisinin önde gelen kuruluşlarına baktığımızda aralarında Vestel’in de bulunduğu önemli bir bölümünün yaklaşık yarım asırlık bir geçmişe sahip olduğunu görüyoruz. İşte az önce 70 milyon dolardan ihracatta nereye geldiğimizi söylüyor Zorlu. 2 milyar dolara geldiğimizi söylüyor. Demek ki azmettikten sonra, inandıktan sora açılmayacak dağ yok. Azmettiler, inandılar buraya geldiler. Bu geometrik olarak artış devam edecektir. Bütün mesele bu azmi kaybetmeyelim. Türkiye ekonomisinin lokomotifliğini bugün rahmetli Menderes’in 1950’lerde attığı temeller üzerinde kurulan, rahmetli Özal’ın da 1980’lerde önünü açtığı bir nesil yapıyor. Ancak tüm bu gayretlere rağmen ekonomimizin ölçeği 2002 yılına geldiğimizde sadece 236 milyar dolar gelir hacmine ulaşabilmişti. Bu ülkemizin ne tarihine, ne birikimine, ne dinamizmine, ne hedeflerine uygun olmayan gerçekten üzüntü verici bir tabloyu ifade ediyordu. Geçtiğimiz 15 yıl ülkemiz ve milletimizle birlikte ekonomimizin lokomotifleri olan şirketlerimizin de kabuk değiştirdiği, sınırlarımızı aşarak küresel bir vizyon kazandığı bir dönem olmuştur. Artık bunu dünya söylüyor ve işte şimdi biz G20 ülkelerinden bir tanesiyiz. 16-17 o aralıktayız. Avrupa’da 6’ncıyız. Öyle bir konuma sahibiz” dedi.

“İhracatımız 36 milyar dolardan en son 154 buçuk milyar dolar seviyesini buldu”

Türkiye’nin son 15 yılda yaşadığı ekonomik kalkınmayı açıklayan Erdoğan, “Özel sektörümüzün bu dönemde nasıl bir gelişme kaydettiğini ifade etmek isterim. 2002 yılında ülkemizde satılan otomobil sayısı 91 bindi. Geçtiğimiz yıl bu rakam 757 bin. Bakın nereden nereye. Bu refah düzeyini gösteriyor. Buzdolabı satışı yılda 1 milyon adetten 2 milyon 700 bin adete. Çamaşır makinesi satışı yılda 824 binden, 2 milyon 200 binin üzerine çıktı. Verilen inşaat ruhsatlarının sayısına bakıyoruz. Aynı dönemde 36 bin metrekareden 204 bin metrekareye yükseldi. İhracatımız 36 milyar dolardan en son 154 buçuk milyar dolar seviyesini buldu. Koşuyoruz be. Yürümüyoruz, koşuyoruz. Daha iyi olacak. Bize bu yakışmaz. İlk 10 ülke arasına gireceğiz. Ülkemizde yapılan kamu ve özel sektör yatırımlarının tutarının yılda 70 milyar liradan, 760 milyar liraya çıkması da bir başka önemli göstergedir” diye konuştu.

Erdoğan’dan CHP’li Bülent Tezcan eleştirisi

CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan’ın kendisine yönelik ‘diktatör’ demesiyle ilgili konuşan Erdoğan, “Türkiye tarihinin en büyük 3. dönüşümünü başarıyla tamamlamıştır. Şimdi 2023 hedeflerimizin ışığında ülkemizi 4. bir hamle dönemine hazırlıyoruz. Tıpkı küresel düzeydeki endüstri 4.0 atılımı gibi. Türkiye’de kalkınma 4.0’ını başlatmıştır. Zorlu grubunun açılışını yaptığımız tesisleri bu yeni dönemin işaretleri olarak değerlendiriyorum. Türkiye’nin gerçek gündemi bu konular olmalıdır. Kalkıp Tayyip Erdoğan’la ilgili ‘Diktatör, faşist diktatör’ Git yat aşağı. Şahsıma bu lafı eden kişi, kendisini vurdular ben geçmiş olsun diye kendisini arıyorum. Diktatör kalkıp da seni arar mı be? Ben seni arıyorum. Bu insaniliktir. Bu bir merhamettir. Rahmet duygusudur. Ama yok. Bunların bu ülkede dikili ağacı yok. Siyasetçilerimizin, iş dünyamızın, akademisyenlerimizin, medyamızın, ülkeye ve millete söyleyecek sözü olan herkesin bu konuları tartışması, fikir üretmesi, proje ortaya koyması lazım. Partimizin bazı belediye başkanlarımızın istifadan ayrılmaları ile ilgili konuşuyorsun. Sana ne? Sen kendi partinin içinde bak. Bizim partimizin kendi içindeki şu anda uygulamış olduğu stratejisi, taktik bunların hiçbiri seni ilgilendirmez. Sen kendine bak. Bunca yıldır partinin başındasın kazandığın bir tane seçim var mı onu söyle. Batıda adam bir seçim kaybediyor çekip gidiyor. Sen 9 seçim kaybettin hala ordasın. Biz mutluyuz. Niye mutluyuz. Böyle başarısız, aşırı derecede gol yiyen bir kaleci olduğu zaman zaten önemli değil” dedi.

“55 teröristi etkisiz hale getirdik”

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz. Ülkemiz geçmişte kısır çekişmelerin, vizyonsuz devlet ve siyaset yönetiminin hesapsız kitapsız atılan adımların bedelini ödemiştir. Artık hiç kimsenin milletimizin karşısına böyle bir üslupla çıkmaması gerekiyor. Biz sorumluluklarımızın farkındayız. İş dünyamız da sorumluluklarının farkında. Milletimiz bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde o eşsiz irfanıyla doğruları yanlışları, eksikleri fazlaları değerlendirecek kararını verecektir. Ne terör örgütlerinin alçak saldırıları ne de ülkemizi köşeye sıkıştırmaya yönelik dış baskılar hedeflerimize ulaşmamızı engelleyemeyecektir. İşte şu anda biliyorsunuz şehidimizle beraber şurada iki gün içinde 9 şehidimiz oldu, Allah’tan kendilerine rahmet diliyorum. Ama hesabını çok ağır sorduk ve 55 teröristi etkisiz hale getirdik. Şu an o bölgede ciddi aramalarımız taramalarımız devam ediyor. Aldığım bilgilere baktığımızda çok daha farklı müjdeler de gelecek. Kandil’se Kandil. Sincar’sa Sincar. Şehidimizin kanının yerde bırakmayacağız”
Erdoğan’ın konuşmasının ardından Zorlu tarafından Erdoğan’a 2003 yılındaki ilk ziyaretinde çekilen fotoğrafı hediye etti. Sonrasında ise Erdoğan ve beraberindekiler tesislerin açılış kurdelesini kesti.
Açılışta Erdoğan’a Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da eşlik etti. 

Aykut Yeniçağ – Sinan Yeniçeri
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun 72. yıl dönümü münasebetiyle yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Ülkemizin kurucu üyesi olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Örgütünün 72’nci kuruluş yıl dönümünün milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye, uluslararası barış ve güvenliğin korunması alanında devletlerin seslerini duyurabildikleri, sorunlarını ve çözüm önerilerini gündeme getirebildikleri yegane evrensel platform olan BM’nin ve onun temsil ettiği değerlerin en kuvvetli savunucuları arasında yer almaktadır. Ülkemiz, halihazırda, ihtilafların önlenmesi ve çözümü, arabuluculuk, terörle mücadele, barışı koruma faaliyetleri, kalkınma ve insani yardımlar ile medeniyetler İttifakı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler zemininde yürütülen çalışmalara çok ciddi katkılar sağlamaktadır. BM bütçelerine verdiği desteği artıran ülkemiz ayrıca, bölgesinde önemli bir iş, finans ve kültür merkezi olan İstanbul’un aynı zamanda bir BM merkezi olması yolunda da adımlar atmaktadır. Bunun yanında Türkiye, kadim tarihinin, ilkelerinin ve medeniyet anlayışının bir nişanesi olarak Suriye ve Irak’taki çatışmalardan kaçan 3,5 milyon sığınmacıya kapılarını açmış, Arakan’dan Somali’ye kadar tüm mazlum ve mağdurların yükselen feryatlarına tepkisiz kalmamıştır. Bugün ülkemiz, milli gelire oranla dünyanın en cömert ülkesi konumundadır. Halihazırda BM misyonuna ve küresel barışa tehdit terör örgütlerinden gelmektedir. DEAŞ, El Kaide, YPG, PKK, DHKP-C ve FETÖ gibi eli kanlı çeteler, sadece ülkemizin güvenliği için değil, bölgemiz ve tüm dünyanın güvenlik ve istikrarı için de ciddi risk oluşturmaktadır. Hiçbir bahane terör örgütlerinin silaha boğulmasını, hiçbir hesap da terörün meşrulaştırılmasını mazur göstermez. Bilhassa BM çatısı altında terörizme karşı dayanışma ve işbirliğinin artırılması elzemdir. Tehditlerin, sınamaların ve ihtiyaçların kökten değiştiği günümüzde, çok geniş bir yelpazede görev üstlenen BM’nin aynı kalması düşünülemez. BM reformu an itibariyle ertelenemez, ihmal edilemez, görmezden gelinemez bir ihtiyaçtır. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sloganında sembolleşen Güvenlik Konseyindeki mevcut adaletsizlik giderilmedikçe, ne küresel barışın tam olarak tesisi, ne de BM reformunun tam anlamıyla başarıya ulaşması mümkün olacaktır. Bu çerçevede, Türkiye, BM Güvenlik Konseyine daha adil, daha demokratik, şeffaf, etkin ve hesap verebilir bir nitelik kazandıracak BM reformuna desteğini sürdürecektir. Bu düşüncelerle, Birleşmiş Milletler Örgütünün çalışmalarının dünyamıza barış, refah ve huzurun getirilmesine vesile olmasını diliyor, 24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü’nü en samimi duygularımla tebrik ediyorum.”

Derya Yetim 

 

Şırnak’ta dün meydana gelen maden göçüğünde hayatını kaybeden yedi işçiden Sekvan Üstün’ün ailesini telefonla arayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan acılı Baba Teter Üstün ve altı çocuğu yetim kalan acılı eş Zeynep Üstün ile telefonla görüşüp taziyede bulundu.
Şırnak Kömür Ocakları bölgesindeki 1 Nolu ocakta dün yaşanan göçükte 7 işçi hayatını kaybetmiş, yaşı küçük olduğu öğrenilen bir işçi de yaralanmıştı. Olayda hayatını kaybeden 7 işçi Şırnak Merkez ve Cizre’de gözyaşları arasında defnedildi.

Yaşanan olayın ardından Cizre’ye gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, beraberinde AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir, Cizre Kaymakamı Faik Arıcan, AK Parti Şırnak İle Başkanı Halil İbrahim Erkan ile birlikte Anne Bedriye Üstün, Baba Teter Üstün ve acılı eş Zeynep Üstün’ü evlerinde ziyaret edip, hem teselli etti hem de taziye dileklerini iletti.

Üstün Ailesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selam ve taziyelerini ileten Çalık, ailenin yaşadığı acı olayı ve içinde bulundukları durumu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile paylaştı. Acılı aileyi büyük bir hassasiyet göstererek hemen telefonla arayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, baba Teter Üstün’ü teselli edip başsağlığı diledi. Teter Üstün’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aramasından dolayı teşekkür etti.

Erdoğan daha sonra altı çocuğu yetim kalan gözü yaşlı eş Zeynep Üstün ile görüşüp acısını paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zeynep Üstün ile yaptığı görüşmede, ”Allah sabırlar versin. Yavrularınızın gözlerinden öperim. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Malum biz kazaya ve kadere inanmış insanlarız. Kaza da, kaderde hepsi Rabbimden. Sizin de bunlara inandığınızı biliyorum. Onun için Allah’tan sabırlar diliyorum” dedi. Sekvan Üstün’ün eşi Zeynep Üstün’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

Bir müddet taziye evinde Üstün ailesi ile oturup aileyi teselli eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, çocukları ile yakından ilgilenip, çocukları tek tek öptü. Acılı anne Bedriye Üstün’e sarılıp acısını paylaşan Çalık, daha sonra Ercan Camisi’ndeki taziye evinde bekleyen diğer aile bireylerini de ziyaret edip, dua okudu. Taziye dileğinde bulundu.
Çalık ve beraberindekiler Şırnak merkezdeki diğer aileleri ziyaret etmek için Cizre’den ayrıldı. 

Tekirdağ’ının Süleymanpaşa ilçesinde yaşayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da yakından tanıdığı meme kanseri tedavisi gören Göknur Damat, gece geç saatlerinde meme kanserine dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak amacıyla caddeyi pembe balonlar ve yazılarla süsledi. Sabah uyanan Tekirdağlılar caddeyi renkli bir şekilde görünce, şaşkınlıklarını gizleyemedi. Caddeden geçen vatandaşlar meme kanseriyle ilgili yazıları tek tek okuyarak bilgilendi. Caddenin en başına ‘Meme Kanseri Farkındalık Sokağı’ pankartı açan Göknur, sokağın isminin değiştirilmesi talebinde bulunmuş oldu.

“Ben bir kanser savaşçısıyım”

Kendisinin de kanser hastası olduğunu söyleyen Göknur Damat, bütün kadınlara seslenerek, “Bu sokakta bir esnafım ve kanser savaşçısıyım. Bu sokağı pembeye boyadık diyebilirim. Gece saat 5’e kadar bu işle 3-4 arkadaşla beraber yaptık kendi bütçemizle bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. 1-31 Ekim meme kanseri farkındalık ayı, ama kimse farkında değil çok fazla uzatmak istemiyorum. Sadece bizim en önemli istediğimiz, farkındalığınız olsun. Bayanlar kendinizi farkına varın. Tarama sadece bir saatinizi ama kanser tüm hayatınızı alabilir. Bunun lütfen farkında olun, dediğim gibi ben bir kanser savaşçısıyım şu anda benim de ilacım yok. Birçok dernekler var, hiçbirini yadırgamıyorum ama hiç kimse doğru düzgün çalışmıyor. Ben kendi çapımda bir şeyler yapmak istedin. Sesimi duyurmak istedim ki zaten Cumhurbaşkanına kadar sesimi duyurmuştum, zamanında ilaçları temin etmiştik. Ama bir yere kadar şu an benim de ilacım yok, ilaç istiyorum. İlaç olmayınca kansere gülümseyemiyoruz. İlaç olmayınca kanserle dans edemiyoruz. Lütfen farkındalık oluşturalım hastaglarla sosyal medyada paylaştığınız için çok teşekkür ederim ve hala devam ediyor” dedi.

“İlişme süresinde her an korkuyla yaşıyoruz”

Göknur Damat’ın arkadaşlarından Beyhan Köroğlu, meme kanserine dikkat çekerek, “Göğüs kanseri çok önemli bir şey, Kanserin iyisi kötüsü yok. Kanser hep kötü ilişme süresi diyoruz ama o ilişme süresinde her an korkuyla yaşıyoruz. Bunu yapan Göknur Damat, kendisi yıllarca kanserle savaşıyor. Kanseri yenmiş olmasına rağmen kanserle ilgili etkinlikler yapmaya başladı. Gece hiç uyumadı sabaha kadar bunlarla uğraştı” ifadelerini kullandı.

“Çok teşekkür ediyoruz ve destekliyoruz”

Sokaktan geçen vatandaşlardan Fatma Çavuş, “Şu anda gördüm, şaşırdım ben de yapanın ellerine sağlık. Çok teşekkür ediyoruz ve destekliyoruz. Tekirdağ’da ilk defa böyle bir şey görüyorum. Hatta pastaneye uğradım bilginiz var mı dedim? Onlar da aynı şekilde söyledi çok memnun olduk” şeklinde konuştu.

“Onlar bizim her şeyimiz”

Yapılan farkındalık çalışmasıyla ilgili konuşan vatandaşlardan Ramazan Ulusoy, erkeklerin de destek vermesi gerektiğine değinerek, “Güzel bir şey olmuş. Pankartların, dövizlerin ve balonların asılması dikkat çekici bir olay olmuş. İlk defa görüyorum bu caddede böyle bir şeyi. Gerçekten vatandaşın dikkatini çekeceği bir şey gündem olacağına inanıyorum. İlk gördüğümde, şaşırdım. Kanserle ilgili gördüğüm kadarıyla, onunla ilgili hoş bir şey olmuş yani artarak devam eder inşallah, meme kanserine tabi erkek olarak tabi ki eşler olarak hepsine kadınlara saygımız büyük. Onlar bizim her şeyimiz, hem annelerimiz hem kadınlarımız hem de eşlerimiz. Erkeklerin duyarlı olması gerekiyor” dedi.

“Başarılı bir çalışma olduğunu düşünüyorum”

Yapılan çalışmanın oldukça dikkat çekici olduğunu söyleyen İnan Ölmez, “Yolda şu an gördüklerim yeteri kadar dikkatimi çektiğini düşünüyorum. Bu konuda kadınlar ilgili olarak meme kanserine dikkat çekildiğine önem verildiğine bu konuda yani insanlar olarak bu konuda daha çok dikkat çektiğini ve başarılı bir çalışma olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan meme kanseri savaşçısı Göknur Damat, Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde Onkoloji ilaçlarının olmamasından dolayı, hastaların geri çevrildiğini, bunun için çalışmaların yapılmasını istediğini söyledi. Gerekli yerlere başvurduğunu, en yakın zamanda onkoloji bölümünün açılması için çalışmaların yapılacağı söyledi. 

Vedat Bayraktar – Emre Gülle
 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erzurum İl Danışma Toplantısına katıldı.
Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi salonunda yapılan toplantıda konuşan Erdoğan, “Bölgenin en önemli cazibe merkezi. Kış sporları alanında yaptığımız yatırımlarla yeni bir gelişim mecrası açmıştım. Fuar ve alış veriş merkezi ile hayat kalitelerini yükseltecek bir adım atılıyor. Bu önemli yatırımları şehrimize kazandıran büyükşehir belediyemizi tebrik ediyorum. Erzurum tarih boyunca hep ya kurucu olmuş ya da kuruluşların öncülüğünü liderliğini yapmış bir şehir olmuştur. Türkiye’nin içeride ve dışarıda çok ciddi imtihanlardan geçtiği bugünlerde Erzurum’a büyük görevler düşüyor. 100 yıl önce ülkemizden karabulutlar yükseldiği zamanlarda Erzurum’dan yükselen ses ümit olmuştur. Erzurum kongresinde doğu illeri delegeleri milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz diye haykırdılar. Biz sadece sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz. Secdede eğiliriz. Bizim tek millet, tek bayrak, tek vatan tek devlet diyerek sembolleştirdiğimiz yeni kurtuluş yolumuz da aynısıdır. Biz Türküyle, Kürdüyle, Lazıyle, Çerkeziyle 80 milyon tek milletiz. Bizi bölemeyecekler. Bizi parçalayamayacaklar. Öyleyse bu biz bu mücadeleye dört elle sarılacağız” dedi.

Her mücadelede Erzurum’u hep yanlarında gördüklerini belirten Erdoğan, “Erzurum bizi yalnız koymadı. Tek terörist kalmayıncaya kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Benim milletimin huzurunu kaçırmaya hiç kimsenin hakkı yok. Dünyada terörle mücadelenin ölçüsü bire beştir. Biz bire on olarak sürdürüyoruz. Bu topraklarda bunlara hayat hakkı tanımayacağız. Onun için de bu mücadeledeki kararlılığımız güçlenerek devam edecek. Devletimize sahip çıkacağız. Ülkemizi 2023 hedeflerine taşımakla kalmayacak 2071 hedeflerine ulaştıracağız. 2019 Mart ve asım seçimlerine hazır mıyız. Mart ve Kasımda, unutmayın bir 7 Kasım yaşamak istemiyoruz Erzurum’da. Şimdiden hazırlığımızı yapacağız. Eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım. Erzurum bu defa çok daha farklı şekilde sandıklarda patlayacak. Milletimize meselenin AK Parti meselesi olmadığını, meselenin Tayyip Erdoğan meselesi olmadığını bir Türkiye Türk milleti meselesi olduğunu çok iyi şekilde anlatmalıyız. Tam tersi durum ortaya çıkarsa kaybeden hepimiz olacağız. AK Parti kazanırsa Türkiye kazanır bunu böyle bilelim. AK Parti kaybederse Türkiye kaybeder. Dokunmadık yürek sıkmadık el bırakmayacağız. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, adalette, emniyette, toplu konutta, tarımda, sporda tüm alanlarda yepyeni bir Erzurum inşa ettik ediyoruz. Şimdi şehrimizi hızlı tren ağına bağlayarak şehir hastanesiyle bölgesel bir sağlık merkezine getireceğiz. 2023 Türkiyesinin Erzurumunu inşa ediyoruz. Hepimiz biliyoruz ki Erzurumun bulunduğu yer hak ettiği yer değil. Bu şehir her alanda daha iyisine layıktır. Bunu da başaracak olanlar hep beraber biziz. Devlet gelişmenin büyümenin refahın alt yapısını kuracak bu şehrin insanları da bu imkanları kullanarak hedeflerine ulaşacaktır. Olması gereken işte budur. Kamunun yatırımı 50 milyon özel sektörün yatırımı 400 milyon liralık yatırım. Erzurumun önündeki potansiyel kaç şehrimize nasip olabilir acaba. İstanbulda üçüncü havalimanı yapılıyor. İşçi bulunamıyor. Uzakdoğudan işçi getiriliyor. İnsanımızda bir de iş beğenmeme hastalığı var. Pek çok ilimizin başardığını Erzurum niye başaramasın” dedi. 

Işık Çapanoğlu – Özge Bozo – Şahap Gürler
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Polis Akademisi Mezuniyet Törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, Kuzey Irak’ta ve Suriye’de yaşanan gelişmelere değinerek, “Türkiye; Irak’a, Suriye’ye buralarda yaşayan hiç kimseye bir faydası bulunmaya girişimin birileri tarafından açık veya örtülü şekilde desteklenmesinin sebebi onların birilerinin işine geliyor olmasıdır. Bugün bir gazetede okudum. ‘Bizim İsrail bayraklarının olduğundan haberimiz yoktu’ diyor Kuzey Irak Yerel Yönetimindeki bir yetkili. Görmüyor musun? Ben Türkiye’den görüyorum da sen Kuzey Irak’ta nasıl görmüyorsun. Çünkü geçmişte İsrail’in Mossad’ı onların ileri gelenleriyle iş birliği halindeydi. Şimdi yine bu hareketlendi. Biz hem bu konudaki tavrımızı net bir şekilde ortaya koyacak hem de sonuna kadar ikaz vazifemizi yerine getireceğiz. Suriye’ye yakılan ateşin nasıl ülkemize sıçramasına izin vermediysek Irak’ta teşebbüs edilen bu fitneyi de durduracağız. Yeni Lawrenceler bu defa başarılı olamayacaklardır. Dünya haritasını önünüze alıp baktığınızda ülkemizin bulunduğu yerin ne derece önemli olduğunu başka hiçbir izaha gerek kalmadan görebilirsiniz. Böylesine büyük bir hazineye sahip olmanın bir bedeli mutlaka olacaktır. Türk milleti olarak bin yıldır biz bu bedeli ödüyoruz. Kimi zaman Haçlı Seferleriyle, kimi zaman Moğol istilasıyla, kimi zaman kendi içimizde oluşturulan çatlaklarla maruz kaldığımız imtihanlardan alnımızın akıyla çıktık. Bizim 2023 hedefimizi, 2053 ve 2071 vizyonlarıyla daha da ileriye taşımamızın sebebi halen içinden geçtiğimiz imtihanları başaracağımıza olan inancımızdır. Bu tarihlerin hiçbiri tesadüf değildir. Sıradan değildir. Geçtiğimiz 15 yılda yaptıklarımızın taçlandırılması olan bu vizyonlarımızın mesajını dışarıdaki herkes aldı ama maalesef içimizdeki bazıları hala bu meseleyi anlayamadı. Hiç önemli değil. Her dönemde böyle gafiller çıkabilir. Asıl olan milletimizin bu taşıyıcı ve kurucu unsuru olan kahir ekseriyetinin ne dediği ve ne istediğidir. Milletimiz özellikle son 4 yıldır karşılaştığımız her sıkıntıda, iradesinin büyük ve güçlü Türkiye’den yana olduğunu ortaya koymuştur. 2019 yılından itibaren geçeceğimiz yeni yönetim sistemimiz, hedeflerimiz doğrultusunda çok daha kararlı ve süratli bir şekilde ilerleyebilmemizi sağlayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siroz ve karaciğer yetmezliği nedeniyle uzun süredir yoğun bakımda yatan Naim Süleymanoğlu ile ilgili şu duyuruda bulundu:

“Olimpiyat, dünya şampiyonluklarını hakkıyla almış Naim Süleymanoğlu ile ilgili bir duyurumu tüm milletime ve dünyaya burada hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi çok ciddi bir siroz ve karaciğer yetmezliği sebebiyle yoğun bakımda. Şu anda yoğun bakımdan çıkmış vaziyette bir özel hastanede. Ancak bir transplantasyon ile bir karaciğer nakliyle umudu olduğu söyleniyor. Bunu özellikle milletime duyurmak istiyorum. Kendisine geçmiş olsun temennimi dualarımızla özellikle güçlendirmek istiyorum. Bu vesileyle inanıyorum ki Naim Süleymanoğlu’nu ülkemde, dünyada tanımayan, bilmeyen yok gibidir. Turgut Özal’a da Allah’tan rahmet diliyorum. Naim Süleymanoğlu’nu o dönemde ülkemize kazandıran Turgut Özal’dı. Allah’tan şifalar temenni ediyorum.”  

İlker Turak
 

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu konudaki tavrımıza rağmen yapılan ve Irak’taki cari hukuka da uygun olmayan referandumun, sonucuna bakmaksızın yok hükmünde kabul ediyoruz, gayrimeşrudur diyoruz. Artık giriş-çıkış, bunlar da kapatılacak. Kuzey Irak Yerel Yönetimi, bakalım petrolünü hangi kanallarla satacak? Vana bizde. Vanayı kapattığımız anda o iş de bitti” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı’na katıldı.

Günümüzde Ombudsmanlık ya da kamu denetçiliği olarak adlandırılan sistemin Osmanlı’da Divan-ı Hümayun, kazaskerlik, kadılık gibi makamlarla yürütüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu makamların en önemli görevleri halkın şikayetlerini kısa zamanda çözüme kavuşturmaktı. Bizim tarihteki devletlerimizin güçlü, başarılı ve uzun solukluk olmasının sebeplerinden biri de halkın sesine kulak verebilmelerini sağlayacak mekanizmalar kurmalarıdır. Bu uygulama (ombusdmanlık) bize yabancı değildir. Kamu denetçiliği için ilk adımı Başbakanlığım dönemimde attık. 26 binin üzerinde başvuru yapılmıştır. 2012’de TBMM ye bağlı olarak kurduk. Fiilen hayata geçtiği tarihten bu yana 36 binin üzerinde başvuru yapılmıştır. Kurumun kamuoyunda bilinirliliği arttığı takdirde başvurular da artacaktır. Kamu Denetçiliğinin Kurumunun tavsiye kararına, idarenin uyma oranı yüzde 50’ye çıktı. İdare ile halk arasındaki hak arama yolları ne kadar etkin olursa bizim “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışımız da o derece vücut bulur. Kamu denetçiliği kurumumuz bu bağları güçlendirecek en önemli araçlardan bir tanesidir. Çalışmaları bundan sonra da desteklemeyi sürdüreceğiz.

“Almanya seçimleri bir derstir”

Konuşmasında Almanya’daki seçimler ve AB ile ilişkilere yönelik değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuşmak dahi istemediğimiz sıkıntılı günleri hamdolsun geride bıraktık. Artık önümüze bakıyoruz. Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde hayata geçirdiği kriterleri belki bizi tam üye yapmadı ama demokratik standartları yükseltti. “Kopenhag Kriterleri’ni gerekirse Ankara Kriterleri yapar yolumuza devam ederiz” dedik. Artık vakit yaklaşıyor, gidiş o. İşte bakın Almanya seçimleri bir derstir. Çünkü artık insanlar her şeyi çok açık ve net görüyor. Biz birçok şeyleri söyledik. Fakat ters yüz ettiler. Şimdi de gerçek ortaya çıktı. Bizim demokrasiyle halklarla, özgürlüklerle ilgili standartlar konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Hiçbir ülkenin halkıyla, halklarıyla bizim sorunumuz olamaz. Bizim sorunumuz olsa olsa oralardaki yönetimlerledir. Oralardaki yönetimlerin idare tarzıyladır. Biz bu reformları kendimiz için hayata geçirmek için kararlıydık. Birileri istedi diye yapmadık. Milletimiz layık olduğu için yaptık. Maç oynanırken kuralların değiştirilmiş olmasınadır itirazımız. İki ülkede liderler değişiyor diyorlar ki, liderler zirvesini kaldıralım, fasılları da 35’e çıkaralım. Buna itirazının olmayacak da neye olacak. Aç kapa yapılıyor, fasıllar için, “yok” dediler, olmaz; “Sadece fasıl açılır ama kapanmaz”. Diğer aday ülkeler söz konusu olduğunda gündeme getirilmeyen kuralların konu Türkiye olduğunda icat edilmesini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye, AB üyeliği takvimini harfiyen yerine getirmiştir.

“Havlu atan taraf biz olmayacağız”

AB’ye yönelik eleştirilerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İngiltere, Brexit yaptı oylamayı ayrıldı. Bunun gerisi gelecek. Ama şunu herkes bilsin ki Avrupa Birliği ile Türkiye arasında artık bir tiyatro oyununa dönen bu mücadelede, havlu atan taraf biz olmayacağız. Bu konuda karar vermesi ve bunu tüm dünyaya ilan etmesi gereken taraf; AB’dir. Versinler kararlarını. Onlar kararını versinler biz kararı rahat veririz, merak etmesinler. Biz bu kararı duyana kadar sabırla bekleyeceğiz. Diğer aday ülkeler söz konusu olduğunda gündeme dahi getirilmeyen kuralların, konu Türkiye olduğunda adeta icat edilmesini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye, Avrupa Birliği tam üyeliği takvimini harfiyen işletmiştir. Fasıllar konusunda, mevzuat uyumu konusunda hiçbir eksiğimiz, hiçbir sıkıntımız yoktur. Sadece Avrupa Birliği’nin kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesi sorunuyla karşı karşıyayız. Avrupa Birliği, fasılları kapatmayarak, serbest dolaşım hakkımızı adeta gasp ederek, mültecilerle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyerek ve daha birçok sözünü yerine getirmeyerek güvenilirliğini yerle bir etmiştir.” dedi.

“Öyle yogayla mogayla bu işi geçiştiremezsiniz, ortada bir vakıa var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarını şöyle sürdürdü; “Şu anda terörle, uyuşturucuyla, bütün bunların tacirlerine yönelik, ekonomik vurgunculardan kuralsız dövüşen kişi ve kurumlara kadar, insanlığın huzuruna kasteden tehditlere karşı birlikte mücadele etmemiz gerekirken bizi yalnız bırakan veya bırakma gayretinde olan bir dünya var. Eğer siz imkanları sadece kendinize ayırır, külfetleri tümüyle başkalarına yüklerseniz, bu sürdürülebilir bir düzen olmaktan çıkar. Dünyanın şu andaki düzeni sürdürülebilir değildir. İşte bunları Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da ifade ettim, ediyorum, etmeye de devam edeceğim. Kimsenin sesi çıkmıyor. ‘Sadece Myanmar’a kınama yaptık.’ söylenen bu. ‘Kınamamızı yaptık, en şiddetli şekilde yaptık.’ Başka ne yaptık? Yaptırım yok. Bu yaptırımları ortadan çok farklı şekilde koymak lazım ki ona göre onlar da kendilerine bir çekidüzen versinler. Burada çok açıkça bir soykırım var. Açık söylüyorum rahatsız olabilirler. Dünyaya ‘İslami terör’ diye konuşanlar, ‘Hristiyani terör’ diyorlar mı, ‘Yahudi terörü’ diyorlar mı, ‘Budist terörü’ diyorlar mı? Demiyorlar. Budistleri böyle iyiniyet elçisi gibi hep gösterirler. Şu anda tamamen Myanmar’da ‘Budist terörü’ var. Şu anda Erdoğan’a yüklenecekler, varsın yüklensinler. Öyle yogayla mogayla bilmem neyle filan bu işi geçiştiremezsiniz, ortada bir vakıa var. Bunu tüm insanlığın bilmesi lazım.”

“Referandum kararı buram buram fırsatçılık kokan bir girişimdir”

Kuzey Irak’ta bugün gerçekleşen referanduma ilişkin açıklamalarını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan “Artık şimdi yeni bir dünyayı, yeni bir yer küreyi kurmak zorundayız. Aksi takdirde, çökecek sistemin altında hep birlikte kalacağımızı unutmayalım. Bölgemizdeki krizler ve çatışmalar, Kuzey Irak ve Suriye’de atılmakta olan yeni adımlarla daha da içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Kuzey Irak’taki Bölgesel Yönetimin referandum kararı, ülkenin içinden geçtiği durum göz önüne alındığında buram buram fırsatçılık kokan bir girişimdir. Bu bölgeyi sadece tek bir grubun kontrolü altına almaya çalışması, orada uzun yıllar sürecek yeni çatışmaların, yeni acıların, yeni zulümlerin, yeni katliamların habercisi olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır. Kontrolleri altına aldıkları gücü ve imkanları, diğer gruplarla paylaşma konusunda hiç de iyi bir imtihan vermeyen mevcut yönetime olan güvensizlik sözde bağımsızlık ilanı sonrası çok daha artacaktır” dedi.

“Bu bölge sadece bir şahsın veya aşiretinin hayat alanı değildir”

“Kimse bizden sınırlarımızın hemen yanı başında, yeni bir kriz ve çatışma alanı oluşmasına göz yummamızı bekleyemez” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konudaki tavrımız açıktır. Buna rağmen yapılan ve Irak’taki cari hukuka da uygun olmayan referandumun, sonucuna bakmaksızın yok hükmünde kabul ediyoruz, gayrimeşrudur diyoruz. Irak’ın hem toplum hem de ülke olarak birliğe beraberliğe bütünleşmeye her zamankinden daha çok ihtiyacı bulunduğu bir dönemde, ayrılık yönünde adımlar atılması asla kabul edilemez. Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizin haklarına, hukuklarına güvenliklerine müreffeh bir hayat taleplerine sonuna kadar saygımız vardır. Nitekim bu yöndeki çabalarında daima Kuzey Irak yönetiminin yanında olduk. Sıkıntılı zamanlarında kimse onların yanında olmadığı dönemde kendilerine gerekli hizmeti desteği vererek, onları ayakta tuttuk. Ancak bizim aynı zamanda Irak’ta Arap kardeşlerimiz de var. Türkmen kardeşlerimiz var. Ezidiler, Keldaniler, Süryaniler var. Onların da haklarına bizim saygımız var. Kuzey Irak tüm bu halkların ortak hayat alanıdır. Sadece bir şahsın veya aşiretinin hayat alanı değildir. Bunun böyle bilinmesi lazım” ifadelerini kullandı.

“Bundan sonra Kuzey Irak Yerel Yönetimi, petrolünü hangi kanallarla satacak, vana bizde”

Cumhurbaşkanı Erdoğan devamla şöyle konuştu: “Şu anda bir şeyin bilinmesini özellikle istiyorum. Siyasi olarak, ekonomik olarak, ticari olarak, güvenlik noktasında bütün adımları atıyoruz, atacağız. Silopi’de boşuna şu anda Silahlı Kuvvetler orada gerekli adımları atmadı. Taviz yok. Şu anda İran, aynı durumda. Aynı zamanda Hava Kuvvetlerimiz aynı durumda ve sınırlarda sadece Irak tarafına geçişe müsaade var, bu hafta içerisinde diğer tedbirleri de hemen açıklayacağız ve o adımlar da atılacak. Artık giriş-çıkış, bunlar da kapatılacak. Farklı tedbirlerimiz var, ayrı. Onları da ayrıca devreye sokacağız ve bütün bunlarla birlikte bundan sonra Kuzey Irak Yerel Yönetimi, bakalım petrolünü hangi kanallarla nereye akıtacak veya nereye satacak? Vana bizde. Vanayı kapattığımız anda o iş de bitti”.

“Bir Gece Ansızın Gelebiliriz”

Şu anda Kuzey Irak’ı İsrail’den başka tanıyan ülkenin olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ise şu anda Kuzey Irak ile çok farklı bir konumdayız. Netanyahu ile farklı bir konumda. Söyleyin bundan vazgeçsin. Biz adımlarımızı kararlı bir şekilde atmaya devam edeceğiz. Kuzey Irak yerel yönetiminin bu adımdan geri adım atması şart, olmazsa olmaz. Suriye’de de birden fazla terör devleti kurulmasına izin vermeyeceğiz. Onlar için kuru bir rüya. Dedim ya, bir gece ansızın gelebiliriz. Milletimiz aymazlıkla ısrar eden küçük bir kesim haricinde tüm olup bitenleri görmektedir. Parlamentoda yapılan oylamayı gördünüz, küçük bir grup ama büyük bir çoğunlukla hemen silahlı kuvvetlerine yurt dışına çıkma müsaade kararını parlamentomuz verdi” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan salondan çıkacağı sırada izleyiciler Erdoğan’a yoğun ilgi göstererek selfie çekilmeye çalıştı. 

Doğan Can Cesur
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17-22 Eylül 2017 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a bir ziyaret gerçekleştirecek. “İnsana Odaklanma: Sürdürülebilir Bir Dünyada Herkes İçin Barış ve İnsanca Bir Yaşam İçin Mücadele” temasının işleneceği 72. Genel Kurul’un ilk günü olan 19 Eylül Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul’a hitap edecek. Erdoğan’ın aynı tarihte BM Genel Sekreteri tarafından düzenlenecek öğle yemeğine, akşam saatlerinde ise ABD Başkanı Donald Trump ve eşi tarafından verilecek davete katılması öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu vesilesiyle gideceği New York’ta İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Rohinga Temas Grubu toplantısına, ayrıca Birleşmiş Milletler’in tam karşısında yer alan yeni Türkevi binasının temel atma törenine katılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta bulunacağı süre zarfında ABD Başkanı Donald Trump dahil bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler de gerçekleştirecek.

Erdoğan’ın ziyaretleri vesilesiyle ABD’li yatırım ve iş çevreleriyle, kanaat önderleriyle, ABD’deki Türk ve Müslüman toplumu ile Yahudi kuruluş temsilcileriyle bir araya gelmesi, ayrıca farklı medya kuruluşlarının temsilcilerine mülakatlar vermesi bekleniyor.

MÜSLÜMAN TEMSİLCİLERİYLE BULUŞACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta dünya Müslümanlarının temsilcileriyle bir araya gelecek. Türk Amerikan Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, Türkiye’nin dünyanın çeşitli coğrafyalarında ezilen, göçe zorlanan masum insanlar için neler yaptığını bizzat birinci ağızdan ABD kamuoyuna aktarmanın büyük önem taşıdığı vurgulanarak, “Birleşmiş Milletler’in verilerinden hareketle ABD kamuoyu bu gerçekleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından bizzat dinleme fırsatı yakalayacak. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesi ile dünyanın dikkatleri bir kez de olsun dünyadaki zulme, baskıya, şiddete maruz kalan insanlara çevrilmiş olacak. Türkiye’nin bu insanların sesi olduğunu ABD kamuoyuna da bir kez anlatmış olacak” denildi.

Açıklamada, Arakan’dan Filistin’e, Suriye’den Kırım’a eziyet, baskı ve şiddete uğrayan her mazlumun imdadına koşmaya çalışan Türkiye’nin BM Mülteciler Yüksek Komiserliği 2016 yılı raporuna göre yaklaşık 2 milyon 900 bin mülteciye ev sahipliği yaptığı belirtildi. BM’ye göre en çok mülteci barındıran ülkenin Türkiye olduğuna vurgu yapılan açıklamada, dünya genelinde uluslararası hukuka göre ülkesini terk etmek zorunda kalmış mülteci konumundakilerin sayısının 22,5 milyon olduğu kaydedildi.