İnce, “Sayın Erdoğan’a suikast iddiaları varmış. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanını ya da cumhurbaşkanı adayını koruyamıyorsa yazıklar olsun. Eğer bir sıkıntı varsa gençlik kollarını gönderirim” dedi.
CHP Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 24 Haziran günü yapılacak olan seçimler öncesinde Zonguldak’ta Madenci Anıtı önünde vatandaşlarla bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı olduğunda iki gün içerisinde Olağanüstü Hal’in (OHAL) kalkacağını ifade eden İnce, “Bugün emeğin başkentinde olduğumu örgütlenmenin başkentinde olduğumu, direnen, üreten insanların kentinde olduğumu biliyorum. Dün Adana’ydık, bugün Bartın, ardından Zonguldak’a geldik. Zonguldaklılar hiç canınızı sıkmayın bu iş oldu. Maya tuttu. Değişim gerçekleşecek. 16 yıldır iyileşmeyen ekonomi, iyileşmeyen sağlık, iyileşmeyen dış politika artık yeni doktor gelecek tedavi edecek. 24 Haziran’da Allah’ın izni, milletin isteğiyle cumhurbaşkanı olduğumda iki gün içinde OHAL kalkacak. Özgür demokratik bir Türkiye, gençlere özgürce tweet atmayı vadediyorum.

Korkusuzca cumhurbaşkanını da eleştirecek. Hz. Peygamber Veda Hutbesi’nde 100 bin kişi toplanmış, ‘Sizde bir hakkım var mı?’ diye soruyor. Peygamber bile soruyor, bizimkini kimse eleştiremeyecek. Böyle bir dünya yok. Türkiye’de evrensel kurallara uygun bir hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, bağımsız mahkemeler, talimatla çalışmayan, çay toplamayan hakimler bulacağız. Bunu bulduğumuzda yabancı yatırımcı diyecek ki Türkiye bir hukuk devleti. Türkiye’de güzel şeyler oluyor. Türkiye güvenilir bir ülke, önce bunu inandıracağız. Sonra Merkez Bankası başkanını CHP Genel Merkezine çağırmayacağız. O bağımsız olacak. Ekonomiyle ilgili kurulların başına insan tayin ederken, bürokrat tayin ederken ‘Acaba bu CHP’limi diye bakmayacağız’ ehliyet var mı, liyakat var mı buna bakacağız. Güven veren bir ülke olacağız. Türkiye’de son 40 yıldır siyasetçi meydanlarda hep kemer sıkmayı, tasarrufu konuştu. Ben bunu değiştiriyorum. Bu sefer millet değil, devlet kemer sıkacak. Nasıl kemer sıkacak anlatayım. Bir saray var, 2 milyar dolar. Konut yapsaydık 100 bin konut yapardı. 4 milyon Suriyeli var Türkiye’de, 40 milyar dolar para harcadık. Konut yapsaydık 2 milyon konut yapardı. İşte bunlar olmayacak. Çünkü barış gelecek Türkiye’ye, Suriyeli de davul zurna ile memleketine geri dönecek. 300 araçla gezmeyeceğim, sarayda yaşamayacağım. 16 senedir Ankara’da yaşıyorum. 14 senedir kirada oturdum. Son 1,5 senede bir apartman dairesi aldım. Valla benim evim bana zaten saray gibi geliyor. Ben daha evime doymadım ki, o benim. Helal parayla alınmış o. Evimde oturacağım, devletin resmi işleri için de Atatürk’ün kullandığı Çankaya Köşkü’nü kullanacağım” dedi.

“Benim projem huzur” 

İnce, projesinin huzur olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:
“Bütün bunları yaptığımızda ‘senin projen ne’ diyor. Senin projen kanal kazmak, hafriyat. Rant, imar. Benim projem huzur. AK Partili, ülkücü, HDP’li, İYİ Parti’li, Saadet Partili kardeşlerim hepinize sesleniyorum. Benim size vaadim huzur, önce barışacağız. Öyle Türk, Kürt, Alevi, Sünni herkes bir tarafa çekmeyecek. Hepimiz bir olacağız. Önce barışacağız, meydanlarda cumhurbaşkanı gelip ‘Tezek, çöplük, pislik’ laflar etmeyecek. Millet de ona hakaret etmeyecek. Ekonomik olarak büyüyeceğiz. Kimler büyütecek ekonomimizi, gelecek seçimleri düşünen siyasetçidir. Gelecek nesilleri düşünen devlet adamıdır. Bugün bir emekli ablamız bana sordu, ’emekliye ne vereceksin’ diye. ‘Önce torunlarına sonra sana’ dedim. Çünkü torununa vermezsem o senin gelip emekli maaşını istiyor zaten. Torununu iyi okulda okutacağız, ücretsiz ve devlet okulunda okuyacak. Bunu başarabiliriz. 1923’te Atatürk bunu nasıl yaptıysa öyle yapabiliriz” diye konuştu.

“Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında en fazla duyacağınız söz kalite olacak” 

Muharrem İnce, “Milli politikalar uygulayacağız. Öyle lafla milli, yerli olmaz. ‘Dolarla bizi terbiye etmek istiyorlar’ diyor. Peki anladım da köprüden geçişleri niye dolar üzerinden yaptın. Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında en fazla duyacağınız söz kalite olacak. Eğitimde, sağlıkta kalite. Yol yaptın ama yaptığın da kalite yok, çöküyor. 16 senedir iktidardasın, yolu yok. Uçağı THY indirmiyor. Uçmasan da para ödüyorsun. Demirel 1. seneyi 50 sene önce yaptı. 3. köprüyü Erdoğan yaptı. Dördüncüyü de İnce gelir yapar. Köprü yapmak ufak iş, milletin gönlüne köprü yapmak lazım. Sen meydanlarda geliyorsun CHP’ye geliyorsun ‘Tezek, pislik’ diyorsun. Ben de ‘Ey AK Partili kardeşlerim gelin bu düzeni değiştirelim’ diyorum” dedi.

“Ziraat Bankası’nın medya ile ne işi var” 

Doğan Medya Grubu’nun devrine ilişkin de konuşan İnce, “Türkiye’de her şeyin yerli yerine oturması lazım. Geçtiğimiz günlerde bir medya devi el değiştirdi. Ziraat Bankası kredi kullandırdı. Ziraat Bankası’nın görevi ne, basınla medyayla ne işi var. Gitti 1 milyar doları bin şirkete verseydi her birine 4,5 trilyon verirdi. Türkiye bin tane şirket ayağa kalkardı. KOBİ’lere verseydi, 10 bin KOBİ’ye 450 bin lira verirdi. Çiftçiye verseydi 100 bin çiftçiye 45 bin lira verirdi. Ama bütün bunları yapmak yerine geldi bir kişiye bunu verdi. Bu haksız, bu adaletsiz alışverişi kınıyorum. Bunu Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde, cumhurbaşkanı olduğumuzda çözeceğim” şeklinde konuştu.

“Dünyadaki 100 marka arasında tek bir Türk markası yok” 

Türkiye’de üretilen ürünlerin dünya markaları arasında yer almadığına dikkat çeken İnce, “Ben bu ülkenin çocuklarına Fizik anlattım. Ben bu ülkenin gençlerine sesleniyorum ve onların analarına sesleniyorum. AK Partili kardeşlerim, kadın kardeşlerim sizin de vicdanınıza sesleniyorum. Bu akıllı çocuklarımız bu memleketin akıllı çocukları artık yurt dışına gidiyorlar. O kaçışı durduracağız. Türkiye boşa çalışan kasnak gibi, avare kasnak gibi. Televizyon üretiyoruz, otomobil üretiyoruz. Yalnız para kazanamıyoruz. Türkiye bir televizyondan 10 euro, bir otomobilden 100 euro kazanıyor. Tekstil de öyle, dünyada markamız yok. Marka oluşturmamız lazım. Dünyada otomobil, iş makinesi, beyaz eşya, telefon, bilgisayar aklınıza ne geliyorsa dünyadaki 100 marka arasında tek bir Türk markası yok. Marka oluşturacağız, tasarım yapan gençler, teknoloji üreten gençler. Tasarım yapan gencin özgür olması lazım. Özgür birey bunu yapabilir. Özgür bireyler yetiştireceğiz. Buraya gelecek, milletin önünde gençlerle tartışacağım. Cumhurbaşkanı olduğumda televizyon kanallarına ‘Bana ısmarlama sorular sormayın, zor sorular sorun. Ben sizin başınıza musallat olmaya gelmiyorum’ diyeceğim” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanı olursam Passolig’i kaldıracağım” 

Cumhurbaşkanı olması halinde stadyumlarda uygulanan Passolig uygulamasını kaldıracağını ifade eden İnce, “Bir Passolig var, stadyuma gittiğinde nerede oturduğun kim olduğun belli. Niye belli, stadyuma beyefendi giderse tezahürat yapıyorlar, yuhalıyorlar polise aldırıyor. Aziz milletimize söz veriyorum. Bir yıl cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra AK Partili insanların çoğunlukta olduğu bir maça gideceğim. Yuhalarsa ‘Demek ki doğru yolda değilim’ diyeceğim, alkışlarlarsa ‘iyi yoldayım’ diyeceğim. Ama cumhurbaşkanı olursam Passolig’i kaldıracağım. Böyle ülkede huzur olmaz” şeklinde konuştu.

Gençlere 16 yeni meslek uyarısı 

Gençlere önümüzdeki 4 yıl içerisinde 16 yeni meslek türünün çıkacağını ifade eden Muharrem İnce şöyle devam etti: 

“Gençler bunu sizinle birlikte yapacağım. Önümüzdeki 4 yılda 16 yeni meslek çıkacak. Bu yeni meslekleri öğrenmeniz lazım. Mesela bu yeni mesleklerden birisi robot koordinatörlüğü, çözüm mimarlığı, mekatronik mühendisliği. Bunları öğreneceksiniz, çağın gerisinde kalmayacaksınız. Benim ülkemin evlatların Fransız’ın, İngiliz’in çocuklarından ne farkı var. Her sene 10 bin öğrenciyi yurt dışına göndereceğiz. Güneş ve rüzgar enerjisini yaygınlaştıracağız. Öyle Zonguldak’ta olduğu gibi termik santrallerle insanları boğmayacağız. Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli yüzde 130, yani 100 tüketiyorsak 130 üretme potansiyelimiz var. Onun için gençlerimizin iyi eğitilmesi lazım. En kısa sürede Türkiye’deki bilgisayar mühendisi sayısını 100 bine çıkaracağız. Gençler sizin bu ülkenin bayrağına, toprağına, Cumhuriyet ve Atatürk’ün değerlerine sımsıkı bağlı olmanızı istiyorum. 19 Mayıs’ta 500 lira gençlik bursu, 29 Ekim’de 500 lira bursu. Bir ülke çocuklarını ücretsiz sınava sokamıyorsa yazıklar olsun, bütün çocuklar sınava ücretsiz girecek. Fizik öğretmeni Muharrem İnce sözü bu. Hiçbir öğrenci 2 yıl içinde tarikat, cemaat yurduna muhtaç kalmayacak, devletin yurdunda kalacak. Burada bir tek adam var, tek adamın yanında da ehliyetsiz, liyakatsiz bir ekip var. Bunları gönderip güçlü lider ve ekip anlayışına inanan bir ekip getireceğiz. Ortak akıl ile ortak iyiyi bulacağız. Hepimiz için iyi olan, bunu yapabiliriz. Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığında söylem değişecek. Meydanlarda hakaret yok dedim. Benim Genelkurmay başkanım, benim bakanım demeyeceğim. Sayın Genelkurmay Başkanı, Sayın Vali diyeceğim. Çünkü onlar benim değil milletin bakanı, milletin valisi. Ama benim dönemimde de Genelkurmay Başkanı helikoptere binip birilerini tehdit etmeye gidemez. Hemen görevden alırım. Herkes hak ettiği yerde duracak. Bizim dönemimizde yine söz verildi mi tutulacak. Emekli maaşını da düzenleyeceğiz. Çiftçi mazotu 24 Haziran’dan itibaren bir hafta içinde 3 liradan alacak. Asgari ücret 2 bin 200 lira olacak. Madenlerimiz kimseye peşkeş çektirilmeyecek. Sözleşmeli öğretmenliği kaldıracağız. Mahkeme kararı var öğretmenlik asli ve sürekli bir iştir diyor ona uyacağız. Öğretmenlere ve polislere 3 bin 600 ek göstergeyi vereceğiz. Yargıda haksızlığa uğramış hepsiyle ilgili kim yargıda haksızlığa uğramışsa, Silivri duruşmalarını en fazla takip eden milletvekillerinden birisiyim. Silivri’de mahkeme başkanı dalga geçiyordu, 5-6 sene hapis cezası veriyordu. Bir gün mahkeme başkanına ‘Bir gün sen aşağıda oturacaksın’ dedim. Şimdi hapiste o FETÖ’cü hapiste. Etme bulma dünyası bu, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.”

“Seçim yaklaştı mı gündeme ya suikast gelir ya da İsrail” 

Seçim yaklaştığında suikast iddialarının gündeme geldiğini söyleyen Muharrem İnce, şöyle dedi:
“Seçim yaklaştı mı ya suikast gelir gündeme ya da İsrail. Bülent Arınç’a bir suikast hikayesi vardı biliyorsunuz değil mi? Ne oldu palavra. Şimdi de Sayın Erdoğan’a suikast iddiaları varmış. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanını ya da cumhurbaşkanı adayını koruyamıyorsa yazıklar olsun. Eğer bir sıkıntı varsa gençlik kollarını gönderirim yani ben sorun değil. Seçim öncesinde bunlar boş laflar, eğer öyle bir iddia varsa devletin istihbaratı var. Bu ülkenin ordusu, askeri, polisi koruyamıyor mu? Ama sen yaverlerinden 5 tanesinden 4’ünü FETÖ’cülerden seçmişsin. Ben ne yapayım. Ne zaman seçim yaklaşsa İsrail gündeme geliyor. Filistin’de Müslümanlar katlediliyor. Müslümanlar öldürülüyor. İçimiz yanıyor. Peki diyoruz tamam anladık, ‘sen bir şey yapmak istiyorsun Türkiye’nin cumhurbaşkanı olarak’ diyorum. İsrail mallarını boykot et diyorum, Mavi Marmara’dan aldığın tazminatı geri ver diyorum olmaz diyor, tohum alma diyorum yok alacağım diyor, petrol taşımacılığı yapma diyorum yok yapacağım diyor. Ne yapıyorsun Filistin için diyorum, ‘miting yapıyorum’ diyor. Bu şuna benziyor, hani bir şair diyor ya ‘Hangimiz ne yapmadık mi bu memleket için, kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik’ diyor ya. Yapılacak iş sonunda mitinge geliyor. Bizim dönemimizde ‘TEOG kaldırılsın denildiğinde kaldırılmayacak, faizler indirilsin, üniversiteler bölünsün’ diye talimatım olmayacak. En kötü şey atıl olan kaynaklar. İnsan gücümüz atıl, meralarımız atıl, 3.5 tarafı denizlerle çevrili balıkçılıktan yeterince yararlanılmıyor. Madenlerimiz katma değer üretilmeden satılıyor. Her şeyimiz atıl, sanki bu memlekette kaynakları koymuşlar sanki başında nöbetçiyiz öyle bekliyoruz. Bu fakirliği hak etmiyoruz, bu kader değil. Bunu yenmek bizim elimizde. 6 senedir Türkiye’nin Suriye’de büyükelçisi yok. 4 milyon Suriyeli Türkiye’de ama Türkiye’nin büyükelçisi yok. Niye, Erdoğan Esad’a kızdı. Cumhurbaşkanı olduğumda Şam’a büyükelçiyi göndereceğim. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak, Suriye’de yeni bir anayasa yapılacak. Suriye içinde yaşayanlar ve Suriye dışına çıkanların katıldığı BM gözetiminde seçim yapılacak. Ve güle oynaya memleketlerine gidecekler. ABD, problemleri var mı var. Eskiden nasıl birliktelik gösterdiysek aşacağız. Hedefimiz Avrupa Birliği, büyükelçileriyle yarın akşam iftar yemeğinde buluşacağım. Onlara şunu anlatacağım. ‘Türkiye Cumhuriyeti Erdoğan’ın tapulu malı değildir.’ Biz demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz, hukuk bir ülkede yaşamak istiyoruz. Biz demokrasimizi geliştireceğiz, zenginleştireceğiz. Eksiklerimizi gidereceğiz. Türkiye’yi AB’ye sokmak istiyoruz. Siz tek dinli bir yapı mı olmak istiyorsunuz yoksa seküler bir yapı mı olmak istiyorsunuz. Eğer seküler bir yapı olmak istiyorsanız Türkiye’ye ihtiyacınız var diyeceğim. Biz Batı’ya karşı gücümüzü Doğu’dan, Doğu’ya karşı gücümüzü Batı’dan alacağız. Dünyada Türkiye’den başka hangi coğrafyaya ait olduğu tartışılan bir ülke yok. Hedefimiz onurlu bir dış politika, bunu başarabiliriz. Atatürk İngiliz kralını ayağında ağırlamıştır. Ama arkadaş geçen gün İngiltere’ye gitti, Londra’da üç gün kaldı. Yani acaba diyorum Türkiye’nin 81 vilayetinde 16 yıl içinde üç gün kaldığı vilayet var mı acaba? Bu milletin evlatları bir araya geldiği zaman yapar. 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı başarımız vardı. Liderimiz kimdi rahmetli Bülent Ecevit ve ortağı rahmetli Necmettin Erbakan’dı. Birlikte başarmadık mi, biz yine 81 milyon beraber olacağız. Bunu başaracağız. İnanıyorum buna.”
İnce, mitingin ardından Zonguldak’tan ayrıldı.  

Onur Altındağ – Sertaç Özdemir – Barış Doğan
 

AK Parti Genel Merkezi’nde büyükelçilerle iftarda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, İran ve İsrail’de yaşanan gelişmelere değinerek, Amerikan yönetimini attığı yanlış adımlar nedeniyle eleştirdi. Dünyanın çok zorlu ve sancılı bir süreçten geçtiğini, karşı karşıya olunan sorunların sadece bir bölge için değil küresel anlamda herkes için farklı düzeylerde de olsa tehditler arz ettiğini kaydeden Erdoğan, “Terör, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık, açlık, yoksulluk, düzensiz göç, insani krizler, doğal felaketler tüm insanlığı büyük sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun kimse kendini tam anlamda güvende hissedemiyor. Geleceğe dönük umutlar bilhassa gerilim, fakirlik ve kaosun hakim olduğu ülkelerde giderek yok oluyor. Belirsizlik ve güvensizlik uluslararası sistemin adeta belirleyici niteliği haline geldi. Dünyamız adeta kendi içinde hastalıklarla kıvranan, ıstırap çeken dev bir organizmaya dönüştü. Biz ise tüm insanlık olarak sosyal, siyasal ve beşeri hayatımızı giderek daha fazla saran bu hastalıklara şifa bulmakta yeterli başarıyı gösteremiyoruz” diye konuştu.

Küresel anlamda barış ve istikrarın anahtarının diplomasi olduğunu kaydeden Erdoğan, “Dünyadaki mevcut krizleri çözmenin, yenilerinin de önüne geçmenin yolu diplomasiden geçiyor. Fakat son dönemde krizlere çözüm vasıtası olarak diplomasinin ciddi anlamda erozyona uğratıldığını görüyoruz. Diplomasinin imkanlarına daha çok başvurmamız gereken bir dönemde ne yazık ki bunlardan daha fazla istifade edemiyoruz. Diplomasinin ikili ve çok taraflı sorunları çözmeye, işbirliği ve diyaloğu geliştirmeye, dünyamızı herkes için daha yaşanabilir bir yer kılmaya dönük araçlarını etkin şekilde kullanamıyoruz. Yakın coğrafyamız başta olmak üzere bu yetersizliğin pek çok acı örneği vardır. Mesela Rum tarafının kaprisleri sebebiyle Kıbrıs sorununda bir türlü mesafe alınamıyor. Filistin meselesi giderek daha çok masum insanın hayatını kaybettiği bir trajediye dönüşüyor. 7 yıldır 13 milyon Suriyeliyi evinden eden, 1 milyondan fazla insanın hayatına mal olan Suriye krizinde çözüm yolları birileri tarafından hep tıkanıyor. Yemen’de devam eden kaos, Libya’daki sıkıntılar, Ukrayna’daki malum durum diğer örneklerdir. Bu krizlerde yeterli irade gösterilmediği, diplomatik çabalar sabote edildiği için masum insanlar bedel ödemeye devam ediyor. Diplomasiyi kullanmama özellikle bu sorundan çok daha büyüğü, çok uzun uğraşlar sonucu elde edilen diplomatik kazanımların dinamitlenmesi sorunudur. Özellikle popülist kaygılarla hareket eden kimi politikacıların bu konuda züccaciye dükkanına giren fil misali hareket ettiğini görüyoruz. Yerleşik teamüller ve uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken, bölgesel barışın dinamosu olan çok taraflı anlaşmalar bir çırpıda rafa kaldırılabiliyor. Irkçı, göçmen karşıtı, İslam düşmanı, çatışmacı ve aşırı sağcı akımların siyaset üzerindeki baskıları ve talepleri ise bu ateşe adeta benzin döküyor. Popülizm eksenli iç ve dış politika, Batılı devletler başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesini giderek daha fazla esir alıyor” şeklinde konuştu.

“Açık söylüyorum, Amerika’nın eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır”

Küresel barışa zarar veren yıkıcı dış politika anlayışının tezahürlerinden birisinin de İran nükleer anlaşması ve Kudüs meselesinde atılan adımlar olduğunun altını çizen Erdoğan, “Sizler Türkiye’nin nükleer enerji ve silahlar konusundaki tavrını yakından izliyorsunuz. Enerji açığı olan bir ülke olarak biz nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanılmasını savunuyoruz. Her ülkenin buna hakkı olduğunu düşünüyoruz. Enerji ihtiyacını bu yoldan karşılamak isteyen ülkelerin hakkına da herkesin saygı göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Rusya Federasyonu ile geçen ay inşasına başladığımız Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayacaktır. Nasıl dünyanın 31 ülkesindeki 450 nükleer santral bizim için tehdit değilse, çok sıkı denetlendiği sürece başkalarınınki de tehdit oluşturmayacaktır. Ülkemiz ve bölgemiz için asıl tehdit nükleer silahlardır. Ortadoğu önce bu silahlardan temizlenmelidir. Daha ileriye gidiyorum, tüm dünya nükleer silahlardan temizlenmelidir. Kendi ellerinde 15 bini aşkın nükleer başlıklı silah bulunduranlar şuanda dünyayı tehdit etmektedirler. Onlar rahatlıkla bunu kullanırken, farklı ülkelerde nükleer başlıklı silah olanlar onlar için niye tehdit oluşturuyor. Adil yaklaşım göstereceksek o zaman nükleer silaha sahip olduğu bilinen ülkelerin nükleer güç santrallerini tehdit olarak göstermesinin dünya kamuoyunda inandırıcılığı yoktur. Biz Türkiye olarak İran nükleer meselesi dahil, hal yoluna konmuş krizlerin yeniden köpürtülmesini kabul etmiyoruz. Amerikan yönetiminin kararı karşısında diğer imzacı ülkelerin anlaşmaya bağlılıklarını ifade etmelerini de son derece olumlu buluyoruz. Kudüs’te yaşananlar ise popülist aymazlığın ne tür vahim sonuçları olabileceğinin en acı ispatıdır. Amerikan yönetiminin uluslararası hukuku, teamülleri, İİT ve BM Genel Kurulunun aldığı kararları çiğneyerek 14 Mayıs’ta attığı adım 62 Filistinli kardeşimizin şehit olmasına, 2 bin 700 Filistinlinin yaralanmasına neden olmuştur. İşgale karşı demokratik haklarını kullanırken İsrail’in devlet terörüne kurban verdiğimiz Filistinli şehitlere rahmet diliyorum. İsrail yönetiminin terörist diye yaftaladığı Filistinli şehitler arasında 8 aylık bebekler, kadınlar, gençler, tekerlekli sandalyedeki engelliler de bulunuyor. Attığı son provokatif adım ile Amerikan yönetimi İsrail’in katliamlarına ortak olmuştur. Açık söylüyorum, Amerika’nın eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen bebeklerin utancı, o bebeklere kurşun sıkma alçaklığı gösterenlerle beraber bu katillere suç işleme cesareti verenlerin de yüzüne yapışmıştır. Amerikan yönetiminin bundan sonra demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve barış konusunda söyleyeceği sözlerin kıymeti olmayacaktır. Bebek katillerinin sırtını sıvazlayan bir anlayışın demokrasiden bahsetmesi tam bir oksimoronluk örneğidir. Kendi kendine çelişki örneğidir. Uluslararası hukuku çiğneyen bir zihniyetin başkalarına hukuk telkin etmesi de pişkinliktir, yüzsüzlüktür” ifadelerini kullandı.

“Filistin’de yaşanan son gelişmeleri yine BM Genel Kuruluna götüreceğiz”

Kudüs’te yapılan vahşetin ardından Türkiye’nin attığı adımları anlatan Erdoğan, “Kudüs’ü Şerif üzerindeki haklarımızdan taviz vermemekte kararlıyız. İlk kıblemizi on yıllardır kan, gözyaşı ve işgalden beslenen bir devletin insafına asla terk etmeyeceğiz. Zira biz özellikle o Harem-i Şerif’i çok farklı tanımış, anlamış olan bir ümmetiz, milletiz. Orada o kapı sadece belli bir dinin mensuplarının girip çıktığı kapı değil, İbrahim milletinin mensuplarının rahatlıkla gireceği bir kapı olarak inanmış ve böyle açılmıştır. Şimdi ise ne yazık ki siyonistler bu kapıyı kendi kapıları olarak telakki ediyor, Müslümanların ibadetlerine engel olmaya kalkıyorlar. Filistin’de yaşanan son gelişmeleri yine BM Genel Kuruluna götüreceğiz. Eminim ki, tüm İslam ülkelerinin ve vicdan sahiplerinin desteğini alacağız. Kudüs üç semavi dinin mensupları için barış, huzur ve eman yurdu olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Devletlerinin temsilcisi olarak ülkemizde bulunan siz değerli büyükelçilerin Türkiye’nin bu kutlu mücadelesine destek vereceğine inanıyorum” açıklamasında bulundu.

“Yeni nesil hibrit bir terör örgütü olan FETÖ ile kararlılıkla bir mücadele yürütüyoruz”

“PKK ve onun Suriye kolu PYD-YPG, DEAŞ, El Kaide, en önemlisi yeni nesil hibrit bir terör örgütü olan FETÖ ile kararlılıkla bir mücadele yürütüyoruz” diyen Erdoğan, uluslararası alanda terör konusunda çifte standardın devam ettiğini kaydetti. Erdoğan, “DEAŞ’a gelince yükselen sesler, PKK ve türevleri ile FETÖ söz konusu olduğunda birden suspus kesiliyor. Hatta PYD-YPG konusunda tavırlar örgütün adeta daha fazla zulüm ve baskı yapması için destek beyanına dönüşüyor. PKK paçavraları yıllardır batı ülkelerinde serbestçe kullanılabiliyor. Örgüt baskı ve tehditle para topluyor. Mensupları başkentlerin en merkezi meydanlarında terör propagandalarını rahatça yapabiliyor. Benzeri bir durum FETÖ için de geçerlidir. Bir gecede 251 insanımızı şehit eden, anayasal düzenimizi tehdit eden bu FETÖ ihanet şebekesinin başı Amerika’daki malikanesinde güvenle terör imparatorluğunu yönetebiliyor. Meclisimizi bombalayan, demokrasimizi yok etmek için kan döken caniler bugün dünyanın pek çok ülkesinde ellerini kollarını sallayarak gezebiliyor. Avrupa’da daha önce PKK’lı, DHKP-C’li teröristlere tanınan siyasi sığınma hakkı maalesef bugün FETÖ’cü alçaklar için seferber edilmiş durumda. Avrupa’nın birçok ülkesi eli masum kanına bulaşmış katiller için adaletten kaçabilecekleri güvenli limanlara dönüştü. Terör örgütleri karşısında böyle ikircikli bir tutum sergiledikçe kimse terörle mücadelede bir arpa boyu yol alınması mümkün değildir. Öncelikle teröriste terörist demeyi bilmek, sonra da onlara karşı elbirliği ile mücadele etmek şarttır. Bu vahim tablo karşısında Türkiye bekasına yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmek için kendi önlemlerini almaktadır” dedi.

“Zulmün fotoğrafı gayet açık ve nettir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önce büyükelçilere hitap eden Başbakan Yıldırım ise, dünyanın nefret, terör, güç çatışmaları ile çok yorulduğunu, yıllardır yapılan yanlışlıkların devam ettiğini, insanlığın geleceğinin tehdit altında olduğunu söyledi. Başbakan Yıldırım, “Teröre karşı bütün ülkelerin aynı cephede, aynı düşüncede olması ne yazık ki bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü çoğu kez terör örgütleri arasında farklı muamele, çifte standart yapılıyor. Bütün bu akıl almaz kötülükler basit hesapların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Gelişmiş dünya bu vahşi tablonun yaşanmasına çoğu kez seyirci kalıyor. Hatta bazen sorumsuz yönetimler bu kabul edilemez yanlışların sebebi oluyor. Bu gidişatın dünyada iyi bir yere götürmeyeceği aşikardır. Bu gerçeği bütün ülkeler, bütün yönetimler bir an önce görmeliyiz, buna göre hareket etmeliyiz. Terör gibi, nefret gibi, adaletsizlik, ayrımcılık gibi, göç, açlık, yoksulluk gibi küresel sorunlara karşı ortak hareket etme zamanıdır. Türkiye uzun süredir bu ortak aklın, bu zeminin oluşması fikrini savunuyor” dedi.
“Bugün İsrail’de, Gazze’de akıl almaz bir zulüm var. Artık bu zulüm bir devlet politikası haline gelmiştir” açıklamasında bulunan Yıldırım, Kudüs’te yaşanan vahşet manzaralarının uygar dünyanın gözü önünde olduğunu belirtti. Yıldırım, “İsrail yönetiminin yıllardır devam eden insanlık dışı zulmü maalesef Ramazan’ın arifesinde bütün insanlığın gözü önünde cereyan etti. İnsanların çocuk, kadın, yaşlı demeden katledilmesi tam bir zulümdür, vahşettir, şiddetle kınıyoruz. Amerikan yönetiminin kararı da büyük bir yanlıştır, bu olayların tırmanmasında çok büyük payı olmuştur. Büyükelçilik taşıma kararı hem BM hem uluslararası hukuk hem de bölge barışı için büyük bir felaketin başlamasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin, bütün yönetimlerin cesaretle kısa vadeli menfaat hesaplarını bir kenara bırakarak bu gidişata karşı güçlü bir tavır ortaya koyma zamanı gelmiştir. Zulmün fotoğrafı gayet açık ve nettir. Türkiye olarak bütün ülkelerden zulme karşı barışın, adaletin, hukukun yanında yer almaya davet ediyoruz. Bizim millet olarak safımız zulme, zalimliğe karşı mazlum ve mağdur olanın yanında yer almaktır” diye konuştu.

Derya Yetim
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temaslarda bulunmak üzere geldiği Bosna Hersek’te Bekir İzzetbegoviç ile bir araya geldi. Erdoğan ve İzzetbegoviç ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erdoğan, yapılacak otoyola ilişkin açıklamasında, “Bunlar adeta Türkiye’nin buradaki sanayi yatırımlarının amiral gemisi. Bunca insan orada istihdam ediyorlar. Kimyasal ürünlerde de hammadde temini, şart bu hammadde temizi sağlanacak diye onlar da gelip buralarda bu yatırımları yapmışlardır. Bize de yardımcı olun ki burada üretimlerimizi sağlayalım diyorlar.

Diğer konuya gelince, orada aslında üçlü mekanizma var. Sırbistan, Bosna-Hersek, Türkiye. Burada gerçekten atılacak bu adımla Belgrad’dan Saraybosna’ya ve Tuzla, bütün bu alanları kapsayacak şekilde yapılacak olan yolların özelliği çok çok farklı. Kolay bir altyapı yok burada. Gerek tüneller, gerek buralardaki özellikle tünellerin dışında köprüler vs. bütün bunlarla dağlık bölgeleri andırıyor. Burası gerçekten zor. Bittiği zaman bütün Balkanlar bu işten çok mutlu kalacak. Kendi kendini de amorti edecek burası aslında. Ama yapımında zorluk var. 3 milyar euronun üzerinde burada bir yatırım gerekecek. Bu yatırımı yaparken EXIM desteği ile bu yapılacak. EXIM desteği olmadan burayı halledebilmek mümkün değil.Müteahhitlerin de buraya katkısı olacak ama katkının miktarı ne olacak. Bu yüzde 15-20 olarak katkı gelecek, diğeri ise EXIM kredisi ile gelecek. Temennim odur ki burada bu yatırım altyapı yatırımı olarak gerçekleşsin ve bu adeta bölgenin barış iksiri olsun” ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, suikast iddialarına yönelik ise “Bu haber bana ulaştı. Zaten bana ulaştığı için buradayım. Bu haber bana Milli İstihbarat Teşkilatımızdan ulaştı. Bu ulaştığı için de buradayım. Çünkü bu tür tehditler, bu tür operasyonlar bizi bu yoldan alıkoyamaz. Biz yola çıktığımız zaman, yolumuza devam ederiz. Burada Avrupa’nın değişik yerlerinden gelen binlerce insan burada gelir de eğer görüşmek, buluşmak istediği lideri göremezse, bu benim için doğru bit şey olur mu? Onun için biz kendileri ile burada bu akşam buluşacağız. Bizim planımız çok farklı bir plandır. Yolumuza çıktığımız zaman yılmadan devam ederiz, 15 Temmuz’daki gibi” açıklamasını yaptı.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek’in Başkenti Saraybosna’da düzenlenen UETD 6. Genel Kurulu Toplantısı’nda Avrupalı Türklere seslendi. Konuşmasına Türklerin, Avrupa’ya önce gurbetçi işçiler olarak gidip daha sonrasında çalışarak orada bir hayat kurduğunu hatırlatarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kıtada yaşayan kardeşlerimize gurbetçi değil Avrupalı diyoruz. Dün acı vatanda olan Avrupa bugün artık yeni yurt haline geldi” dedi.

Türklerin Tarih boyunca çok farklı coğrafyalara göç ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyanın pek çok yerinde Türk kökenli insanların olduğunu vurgulayarak, “Milletimizi yeniden geçmişiyle kültürüyle değerleriyle buluşturduk. Üzerinde önemle durduğumuz hususlardan biri Avrupalı Türklersiniz” ifadelerini kullandı.

“Dininize ve dilinize çok iyi sahip çıkın. Bunları kaybettiğinizde kaybolursunuz”

Türkiye’de önceki yönetimlerin Türkiye tarihinde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yok saydığını vurgulayan Erdoğan, “CHP’si döneminde milletimizin tarihi ile bağlar kopartılmaya çalışıldı. Anadolu’da binlerce yıl önce yaşamış uygarlıkları öğrenirdik. Birden 20.yy’a gelirdik. Aradaki bin yıllık önem yoksa sayılıyordu. Selçuklu ve Osmanlı afaki konu gibi anlatılırdı. Medeniyetimizin ve tarihimi yok sayan bu anlayışı biz yıktık” şeklinde konuştu. Avrupa’da yaşayan Türklerin kültürlerini kaybetmemesi gerektiğini söyleyen, “Dininize ve dilinize çok iyi sahip çıkın. Bunları kaybettiğinizde kaybolursunuz. Çocuklarınıza anadillerini en iyi öğretmenin yanında bulunduğu ülkenin en iyi eğitimi almasını sağlayın” dedi. Yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşların gümrüklerin yanı sıra artık büyükelçiliklerde de oy kullanabildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasinin en temel unsuru olan seçme hakkınızı rahatça kullanabilmeniz için gümrüklerin yanı sıra yurtdışı temsilciliklerinde de sandıklar kurduk. Bizden öncekiler niye yapmadınız bunları? Biz milletimizin demokratik haklarını savunuyorduk onun için” şeklinde konuştu.

“Benim bacım, o Nene Hatun, Şerife Bacı oldu ve Türk bayrağını o alçağa, o namussuza kaptırmadı”

PKK terör örgütünün Avrupa’daki yapılanmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK yandaşlarının bir Türk kadınının elinden Türk bayrağını almaya çalıştığı olayı hatırlatarak, “PKK’lı teröristler onun elinden Türk bayrağını almaya yeltendiler. Ama o benim bacım, o Nene Hatun, Şerife Bacı oldu ve Türk bayrağını o alçağa, o namussuza kaptırmadı. Bu alçakların bizim hanım kardeşlerimize bile gücü yetmez bırakın erkekleri uğraşmayı” dedi. 24 Haziran’da yapılacak seçimlerin Türkiye için önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de yapılan yatırımlara değinerek, “Cumhurbaşkanı bazı adayları Türkiye’de neler olup bittiğini bilmese de onlara adres olarak sizi veriyorum” şeklinde konuştu.

“Türkiye bu dönemki mücadelesi ile ikinci bir kurtuluş savaşı veriyor”
Gezi Parkı olaylarına, 17 Aralık sürecine, 15 Temmuz darbe girişimine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu öyle bir dönemdeki, en yakınlarımıza bile hakikati anlatmakta zorlandığımız oldu” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tüm bu süreçlerden başarı ile çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bu dönemki mücadelesi ile ikinci bir kurtuluş savaşı veriyor” dedi. Suriye’de yapılan operasyona değinen Erdoğan, “Ülkemize silah doğrultan son teröristi de imha edene kadar bize durmak yok” şeklinde konuştu.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Bosna Hersek’te başkent Saraybosna’da bulunan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi tarafından Fahri Doktora ünvanı verildi. Yapılan programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ olarak balkanlarda gerilimin azalması ve istikrarın sağlanması için çalışmalar yaptığını belirterek, “Balkanlarla sınırı dahi olmayan ülkeler Türkiye’yi balkanlarda adeta hasım bir güç gibi göstermeye çalışıyorlar. Türkiye’nin Balkanlarda barış ve istikrarı koruma çabalarının bunların planlarına projelerine ket vurduğunun farkındayız ” şeklinde konuştu.
Son yıllarda yaşanan olayların, Türkiye’nin kendisine seçtiği dış politikanın doğru olduğunun ispatı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ Gerilim yerine iş birliğini, kavga yerine dayanışmayı, sömürü yerine paylaşmayı, zulüm yerine adaleti savunmak, bu ülkelerin idamesi için samimiyetle mücadele etmek gerçekten çok zahmetli bir çabadır” ifadelerini kullandı.
“Bunların çıkarları uğruna vazgeçmeyeceği değer, çiğnemeyecekleri ilke yoktur”
Bu tür kavramların hemen hemen herkes tarafından kullanıldığını ama sarf edilen sözlerin icraata dönüşmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün bölgemizin ve dünyanın farklı köşelerinde adaletin, barışın, demokrasinin, ekonomik kalkınmanın, işbirliği çabalarının altını oyanlar bu kavramları kullanmadan tek bir cümle dahi kurmayanlardır” ifadelerini kullandı. Böyle bir dış politika belirleyen ülkelerin tek düşüncelerinin kendi çıkarları olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların çıkarları uğruna vazgeçmeyeceği değer, çiğnemeyecekleri ilke yoktur” dedi. Bu ülkelerin menfaatleri önce terör örgütlerini beslediğini daha sonra ise besledikleri terör örgütleri ile mücadele bahanesi ile ülkeleri ve toplumları mahvettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün benzer tavırları Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de Libya’da ve son olarak da Filistin’de yaşanan zulüm karşısında sergilediler” dedi.
“Dünya beşten büyüktür”
Filistin’de katledilen insanların arasında bebeklerin ve engelli insanların dahi olduğunu hatırlatan ve yaşanan olaylara doğru düzgün tepki verilmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar kime insanlık dersi veriyor, bunlardan bizim alacağımız ders yok. Ama bunların bizden alacağı çok ders var” ifadelerini kullandı. Gazze’de yaralanan Filistinlileri tedavi için Türkiye’ye getirmek istediklerini ama bunun yapılmasına izin verilmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kim bunlar, Mısır, kim bunlar İsrail, kim ABD” ifadelerini kullandı. Bu ülkelerin insan hakları beyannamesine uymak gibi bir dertlerinin olmadığını söyleyen Erdoğan, “İşte onun için bu kardeşiniz, dünya 5’ten büyüktür, diyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu 5 ülkesine dünya teslim olacaksa yandık” dedi.
“Bir ABD’nin adını biliyoruz bir İsrail’in adını biliyoruz o da çok zulüm ettiği için”
Dünyanın artık değiştiğini ve 2. Dünya Savaşı koşullarında olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir dünya kuruluyor. Bu yeni dünyayı 196 tane BM Genel Kurulu üyesi yeniden inşa etmek durumundadır” ifadelerini kullandı.
13 Aralık’ta Kudüs meselesini BM’ye taşıdıklarını ve oylama sonucu 128 ülkenin ABD’nin de içinde olduğu 9 ülkeye hayır dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin yanındaki ülkelerin dünya siyasetinde aktif olmadığını belirterek, “ İsimlerini ben hiç bilmem, duymadığım bilmediğim. Bunlara ülke demek mümkün değil olsa olsa kasabadır. Bir ABD’nin adını biliyoruz Bir İsrail’in adını biliyoruz o da çok zulüm ettiği için” şeklinde konuştu
“Bugün siz kabul etmeseniz de Filistinliler kurşunların hedefi olmaya devam ediyor”
Bu ülkelerin İsrail yaptığı katliamlara başlarını kuma gömerek yok saydığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün siz kabul etmeseniz de Filistinliler kurşunların hedefi olmaya, çocuklarını kaybetmiş annelerin, annelerini kaybetmiş çocukların, feryatları yükselmeye devam ediyor” şeklinde konuştu. Dünyada yaşanan olaylara göz yummanın mümkün olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sürekli sırtı sıvazlanan zalimler, dünyayı hepimiz için yaşanılmaz hale getiriyor. Onun için biz de diyoruz ki zalimler için yaşasın cehennem” dedi.
“Kudüs’ün İsrail tarafından işgal edilmesine fırsat vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ettik”
Böyle bir dünya tablosu karşısında mücadeleden vazgeçmeyerek çabalamaya devam edilmesi gerektiğini burgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak biz son 16 yıldır bunu yapmaya devam ediyoruz. Coğrafyamızı etkileyen olayları tribünden seyretme yerine elimizdeki tüm imkânları kullanarak çözüm için çalışıyoruz” şeklinde konuştu. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Cuma günü Filistin olarak olağan üstü bir şekilde İstanbul’da toplandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, “Zulüm karşısında tepkimizi gösterdik hem de Kudüs başta olmak üzere kutsallarımıza sahip çıkma konusunda güçlü bir irade sergiledik” dedi. Toplantıda alınan kararların önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müslümanların ilk kıblesi, 3 semavi dinin mukaddes yeri Kudüs’ün İsrail tarafından işgal edilmesine fırsat vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ettik” şeklinde konuştu.  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezinde yapıldı. Toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan basın açıklaması yaptı. 

“Bu kararın herhangi bir kıymeti yok, kendileri çalarlar, kendileri oynarlar”
Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”Filistin davasının uluslararası kuruluşlar nezdinde takipçisi olmaya her platformda devam ettik. Kudüs konusundaki karar tasarısı Birleşmiş Milletler Genel Konseyinde 14 üyenin olumlu oyuna rağmen sadece Amerika’nın vetosu nedeniyle kabul edilemedi. Bunun üzerine ülkemiz ve Yemen tarafından sunulan karar tasarısı Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 21 Aralık günü yapılan oylamada 9 redde karşılık 128 ülkenin oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Amerika ve İsrail’in yoğun baskı tehdit ve şantajlarına rağmen alınan bu karar insanlık tarihine altın harflerle kazınmıştır. Zira o 9 ülkenin diğer 7’si benim şahsen isimlerini bile duymadığım ülkelerdi. 128 ülke ise dünyada ağırlığı olan ülkelerdi. Amerikan yönetimi bütün uyarılarımıza rağmen ne yazık i hukuksuz kararının 14 Mayıs günü uygulamaya geçirdi. Biz bu girişimi asla kabul etmedik etmiyoruz. Zaten bu kararın herhangi bir kıymeti yok. Sadece kendileri çalarlar kendileri oynarlar. Barış sürecini sabote eden bu provakatif kararın bölgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti bütünüyle birinci derecede Amerika’ya aittir. Amerikan yönetimi bu şekilde Barış istediğini defalarca kanıtlayan Filistin halkını cezalandırmıştır. Bu kararla Filistin halkının vatanın işgal eden abluka ve yasadışı yerleşimlerle iki devletli çözüme yönelik taaddütlerini çiğneyen İsrail ise ödüllendirilmiştir” dedi. 

“Yenikapı mitingi Filistinli kardeşlerimizle dayanışmanın sembolü olmuştur”
Filistin halkının destek olmaya devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs günü İsrail Demokratik haklarını kullanan 62 Filistinli kardeşimizi şehit ederken, 2 bin 700’ün üzerinde sivili yaralamıştır. İsrail saldırılarında şehit olan Filistinlilere Allah’tan rahmet, yaralanan kardeşlerime acil şifalar diliyorum. Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin acılarını paylaşmak ve onlarla dayanışmayı sağlamak üzere 3 günlük milli yas ilan ettik. Bunun yanında tepkimizi göstermek için bir dizi kararı hayata geçirdik. Bugün Yenikapı’da yüzbinlerce vatandaşımızın katılımıyla gerçekleşen mitinge Filistinli kardeşlerimizle dayanışmanın sembolü olmuştur. Bu tarihi mitingin bir benzerini inşallah Pazar günü Diyarbakır’da gerçekleştireceğiz. Bu zincir durmayacak. Zira biz eğer bunları durdurursak bu sessizliğe gömülürse burada ki şuur kaybolur. Biz Filistin halkıyla dayanışma şuurumuzu hiçbir zaman sukuta erdirmeyeceğiz” diye konuştu.

“Uluslararası Barış gücü gönderme dahil bir koruma sağlaması şarttır”
Zirvede Filistin halkına destek için bildirgeyi yayınladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünkü zirvede Filistin davasına verdiğimiz desteği bir kez daha göstererek nihai bildirimizi kabul ettik. Bu çerçevede işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in saldırganlığını en güçlü ifadelerle telkin ettik. Son olaylardan İsrail’i sorumlu tutuğumuzu belirttik. İsrail’in bu suçları ABD yönetiminin desteğiyle işlediği aşikardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gereklidir. Filistin halkına uluslararası barış gücü gönderme dahil bunun altını çiziyorum. Uluslararası barış gücü gönderme dahil bir koruma sağlanması şarttır. Uluslararası toplumunun katliamları tribünden izlemeyi bırakarak diğer pek çok bölgede olduğu gibi Filistin’de de bunları engelleyecek adımları atmaları gerekiyor. Nasıl Bosna Hersek’te bir barış gücü oraya yerleştirdiyse, nasıl Kosova’ya yerleştirdiyse, aynen buraya da böyle bir gücün yerleştirilmesi şarttır” diye konuştu. 

“Tüm ülkeleri Filistin devletini ve onun başkenti olarak Kudüs’ü resmen tanımaya davet ediyoruz”
İsrail’in yaptığı suçların hesabını er ya da geç vereceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in Filistin halkına karşı işlediği suçları hesabına vermesinin sağlanması artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunun için tüm dünyaya yasal ve ahlaki yükümlülükler doğrultusunda harekete geçilmesi çağrısında bulunuyoruz. Birleşmiş Milletleri ve diğer uluslararası kuruluşları Filistin halkına karşı işlenen suçları bağımsız ve şeffaf bir şekilde acilen soruşturmaya çağırıyoruz. Özellikle İsrail’in Gazze şeridindeki saldırılar konusunda cezai sorumluluğunu belirlemek üzere uluslararası soruşturma komitesi kurulması elzemdir. Bu amaçla süratle bir saha soruşturması başlatılmasını istiyoruz. İsrail işlediği suçlar nedeniyle hesap vermek zorundadır. Er ya da geç bu hesap verilecektir. Birleşmiş Milletler genel gündemine getirilmesi için bütün ülkeleri bir kez daha Filistin devletini ve onun başkenti olarak Kudüs’ü resmen tanımaya davet ediyoruz. Bunu yapmayan ülkenin barış sürecine öncülük etmesi mümkün değildir. ABD Kudüs kararının bir kez daha reddediyoruz. Hukuken hükümsüz ve geçersiz olan bu karar uluslararası güvenliği hedef alan açık bir tehdittir” şeklinde konuştu.
(MB-DK-Y)  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen gençler ve sporcular ile iftar programında konuştu.

İstiklalimizin sembol gününün, istikbalimizin teminatı olan gençlere armağan edilmiş olmasının rastgele bir tercih olmadığını belirten Erdoğan, “Milletlerin özgürlük davaları ancak nesilden nesile aktarılabilirse anlamlıdır. Malazgirt Zaferi’nden bugüne kadar bu coğrafyada verdiğimiz mücadelelerin tamamı sonraki nesillere daha güçlü, güvenli, müreffeh bir ülke bırakmak içindir. Sultan Alparslan Malazgirt’te zafer kazandığında 40’lı yaşlarının başındaydı, Osman Gazi bir cihan devletine dönüşecek beyliğini kurduğunda 20’li yaşlarındaydı, Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı, Mustafa Kemal 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak bastığında 30’larının sonundaydı. Görüldüğü gibi tarihimizde iz bırakan büyük isimlerin önemli bir bölümü genç veya genç sayılabilecek yaşlarda bu büyük başarıları elde etmişlerdir. Merhum Arif Nihat Asya, ‘Delikanlım, işaret aldığın gün Ata’ndan yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.’Sizlerde işaret aldığınız gün Ata’nızdan yürüyeceksiniz ve millet yürüyecek arkanızdan. 15 Temmuz’da işte böyle yaptık. Milletimizle, gençlerimizle, kadınlarımızla, her kökenden, her meşrepten insanlarımızla birlikte yürüdük. Tanklara, toplara, helikopterlere, F-16’lara, silahların namlularına karşı cesaretle yürüdük ve zafere ulaştık. Siz yürüdünüz, size düşman olanlar 16 saatte pes etti. Mesele bu. Demek ki silahlar, F-16’lar, şunlar bunlar değil; imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür imansız olan paslı yürek sinede yüktür. O gece imanlı olan yüreklerin, imansız olanlara karşı bir zafer gecesiydi. İstiklal Marşımızda Akif; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın. Mesele bu. İşte o imanlı yürekler siper ettiler göğüslerini, yılmadılar, usanmadılar ve zaferi elde ettiler. Türkiye olarak o geceden beri geleceğimize daha da güvende bakıyoruz. Şu gördüğünüz Külliye’nin etrafında 26 şehit verdik, 39 gazimiz var. Burası bombalandı ama onlar istediklerine ulaşamadılar. Zira biz bir şeye inanıyoruz: hesapların üzerinde bir hesap vardır. O da Allah’ın hesabıdır. İçinizde gidemeyenlere tavsiyem; Endülüs’e mutlaka gidin ve o Sarayı mutlaka gezin, o kubbenin etrafında bir müjde yazar, o da şudur: Allah’tan başka galip yoktur. Bunlar yaşanarak elde edildi, görüldü. Bunları biz de yaşadık, yaşıyoruz. Gençlerimizden beklentimiz; hangi alanda çalışırsanız çalışın en iyisi olmak gayret göstermeleridir. Hans, George bunlar yapar da Ahmedimiz, Mehmedimiz yapamaz mı, onlar da yapar” ifadelerini kullandı. 

“Diğer alanlar gibi siyaseti de boş bırakmayın” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, milletvekili aday adaylığı listelerinin hazırlandığını ve 21 Mayıs’ta YSK’ya teslim edeceklerine dikkat çekerek, “Ben şu anda telaştayım, hemen sizinle konuşmayı bitirip izin alacağım, zira listelerimizi hazırlıyoruz. Pazartesi akşamına kadar listelerimizi YSK’ya teslim etmemiz lazım. Kılı kırk yaralım diyoruz ve bu listelerimizin içerisinde 18, 19, 20 yaşında gençlerimiz de olsun istiyoruz. Belki şimdi listelerin başında, ilk çeyreğinde çok fazla olmayabilir ama bu bir adımdır. Şu anda bu hazırlıkları yapıp bu gençlerimizi bir sonraki seçimlere hazırlamak, Mart’ta yapılacak yerel seçimlere hazırlamak, bu yerel seçimlerle beraber artık 18, 19, 20, 21, 22 mesela kazanacak yerlerde olan şu anda 20, 21, 22 yaşında gençlerimiz de var. Onların da maşallahı var, zeki, pırlanta, yabancı dilleri dün bir tanesi önümü kesti, daha lisede okuyor. ‘Ben de müracaat ettim Başkanım’ dedi. ‘Hayırlı olsun kızım’ dedim. Bu özgüven bile çok önemli. Kapılar bir açıldı neler oluyor. Biz göreve geldiğimizde 30 yaşta ancak seçilebiliyordu. 18 yaş seçme yaşıydı, 30 yaş seçilme yaşıydı. Biz, seçmektir asıl zor olan. Bir zaman bir siyasetçi ’ben Taksim meydanına 4 ayaklı koysam onu bile seçtiririm’ diyordu. O günden bugünlere geldik. Çünkü irade yoktu. İrade bir kişinin elindeydi” dedi.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı’daki ” Zalime lanet Kudüs’e destek” mitingine katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kudüs sadece bir şehir değildir. Kudüs bir semboldür. Bir imtihandır. Kudüs kıbledir, ilk kıblemizi koruyamazsak son kıblemizin geleceğine güvenle bakamayız. Açık konuşmak gerekirse İslam dünyası Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Sadece İslam dünyası tüm insanlık Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Bir şairimizin dediği gibi önce Kudüs’ü işgal ettiler, biz savaşı önce kendimizde kaybettik. Müslümanlar olarak yüreklerimizdeki Kudüs işgal edildiğinden beri zalime gerektiği karşı koyamadık. Osmanlı 4 asır boyunca Kudüs’ü barış huzur ve esenlik şehri olarak yönetti. 1. Dünya savaşında yenilen tarafta olan Osmanlı bazı bölgeleri olduğu gibi Kudüs’ü de terk etmek zorunda kaldı. O günden beri Kudüs huzur yüzü görmedi. Şehrin bütün dinlere saygılı yapısı bozuldu. Hristiyanların kutsalları da İsrail’in tehdidi altına girdi” dedi.

“Ben Musevilerle Siyonistleri birbirinden ayırıyorum” 

Asıl mücadelenin Siyonistlerle olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O günden beri Kudüs’ün duvarlarından Filistin topraklarından kan izleri silinmedi. Birlemiş Milletlerin 1947 yılındaki kararına göre Kudüs özel statülü bir şehir olacaktı. Bu karar Filistin’in hızla işgali ve bölgenin sakinlerinin zorla tasfiyesine doğurmaktan başka bir işe yaramadı. 1967 yılında Kudüs işgaline sessiz kalan Birleşmiş Milletler İsrail’in gerçekleştirdiği hukuksuz eylemleri sadece seyrederek bu zulme ortak olmuştur. Niçin dünya 5’ten büyüktür diyorum anlıyor musunuz? Yoksa bir ABD’nin iki dudağının arasına mahkumu olan dünyada zulümden başka bir şey göremezsiniz. Zalimler için yaşasın cehennem. Bugünde Amerika’nın attığı adıma karşı etkili bir tavır koymayan Birleşmiş Milletler zaten yıpranmış olan zemine bir darbe daha vurdu. Kudüs’ün İsrail tarafından işgalinden 2 yıl sonra bir grup Yahudi tarafından Mescidi Aksa’nın yakılması aslında bardağı taşıran son damla olmalıydı. Bunlar Siyonist veya bir Siyonizm mücadelesiyle karşı karşıyayız. Maalesef Müslümanları kendilerine getirmeye yetmedi. Ben Siyonistlerle Musevileri birbirinden ayırıyorum. Asıl mücadele Siyonizmledir ve onların Müslümanlara olan düşmanlığı hiç affedilir gibi değil. Dönemin İsrail’i başbakanı bu yangının yaşandığı günkü hissiyatını, ‘Sandım ki Müslümanlar 4 bir yandan Kudüs’e gelecek korkudan uyuyamadım. Sabah kalktım ki kimse gelmedi’ diyor. O zaman anladım ki biz dilediğimiz yapabiliriz diye anlatıyor. Acı ama durumumuz bu dur” diye konuştu.

“Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur” 

Ecdadın Kudüs’ü korumak için savaştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mescidi Aksa’yı Kudüs’ü ve Filistin belki dinlerimizi unutmadı ama elleri kolları bağlı bir seyirci olmanın ötesine geçemediğimizde ortadır. İsrail 1947 den bu yana dilediğini yapıyor. Bugünde aynı pervasızlıkla yoluna devam ediyor. Bu gerçekleri görmezden gelemeyiz. ABD aldığı son kararla Kudüs mahremiyetine el uzatıldı. Mescidi Aksa sıklaşan bir şekilde radikal Siyonistlerin çizmeleriyle kirletiliyor. Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz. Müslümanların Kudüs’ü eman yurdu haline getirdiğinin örnekleri var. Hz. Ömer neredeyse kimsenin burnunu kanatmadan fetih etti. Arkasında gerektiğinde bu uğurda canını vermeye hazır bir ordu vardı. Asırlar sonra Kudüs’ün üzerine yürümek için haçlılar 600 bin kişi olarak Anadolu’da vahşet sergileyerek 100 bin kişi olarak Torosları aşabildiler. Selçuklu beyleri düşmanın ne sayısından ne gerisindeki siluetten çekindiler. Haçlılar Kudüs’e girdiğinde Müslüman Musevi bırakmadan hepsini katlettiler. Selahaddin Eyyübi fethettiğinde ise teslim olanları gitmesine izin verdi. Kudüs esaret altındayken, evinde yatmayı zül sayan bu büyük komutanın mücadelesi imanın ve cesaretin ve zulme karşı direniş sembolü oldu. Haçlı seferlerinde de benzer hadiseler yaşandı. Ama tereddüt yoktu. Karşı taraf vahşetle Kudüs yürürken Müslümanlar bileklerinin gücüyle onları yenmiştir. Bu saldırı dalgasının son büyük örneği Çanakkale’dir. Ufkumuz çelik zırhlı duvarlarla kapatmaya çalışsalar da milletimizi göğsünü siper ederek bu akını durdurmuştur. Bu örneklerin hepsinde zalimler tüm güçleriyle saldırırken, Müslümanlar sadece dua ederek gözyaşı dökmekle yetinmemişlerdir. Karşılarındaki güçlerin sayısına ve teknolojilerine bakmadan bütün güçleriyle mücadele etmişlerdir. Bizim için Çanakkale neyse Kudüs’te odur. Canların ortaya konulduğu mücadele zaferle sonuçlanacaktır. Dualarımıza ve gözyaşlarımıza yüreklerimizin bileklerimizin eklemediğimiz sürece zalimi durduramayız. Çünkü hak hukuk tanımayan zalim laftan, sözden zaten anlamaz. İçindeki korkuyu, zulüm çıtasını sürekli yükselten, ahlakı olmayan zalimin anladığı tek dil güçtür. Şayet dünya Müslümanlar bir olur zulmün karşısına dikilirse inanın bana sırtına dayadığı lobilerin desteği tek başına İsrail’in pervasızlıklarını sürdürmesine yeterli olmaz” şeklinde konuştu.  

“Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir”

Müslümanlar olarak kötülük karşısında ortak karar alınamadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde DEAŞ denen bir örgüt türedi, bu örgüt kimin kanını döktü. Kimin zulmü ile inletti. Şehirlerini yerle yeksan etti. Bu örgüt sadece Müslümanların kanını döktü. Sadece Müslümanlara zulmetti, İslam coğrafyasının mirasına saldırdı. Bu örgütle mücadele için gelen güçler coğrafyamızı işgal etti. Diğer örgütlerde aynı amaca hizmet ediyorlar. Proje terör örgütleri. Bu tür örgütleri Müslümanların dirliğini ve birliğini bozarak kurumsal yapılarını yıkarak bölgemizi işgale hazırlamak olduğunu gösterdi. Kudüs’ün mahremi kolay çiğneniyorsa, Filistinli kardeşlerimizin canları hiçe sayılıyorsa sebep budur. Müslüman sıfatı taşımak. Öyle kolay değildir. Ama biz bu işi çok ama çok kolaya indirgedik. Üzerinde durmamız gereken çok önemli konu var. Ben Müslüman’ım diyen herkesin peygamber efendimizin tavsiyesini çok iyi kavramalıdır, sizden herhangi biriniz bir kötülüğü gördüğünde onu eliyle değiştirsin, buna güç yetiremiyorsa diliyle değiştirsin, ona da güç yetiremiyorsa kalbiyle buğuz etsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir. Bugün Müslümanlar olarak bırakınız kötülüğü elimizle değiştirmeyi, çoğu zaman dilimizle bile karşı çıkma konusunda ortak karar ne yazık ki varamıyoruz. Kalpler Allah’ın elindedir. Müslümanların bu gaflet halini tecessüm ettiği husus Kudüs meselesidir. Kendi topraklarını İsrail saldırılarını karşı savunan Filistinli kardeşlerimizi ayrı tutacak olursak acaba Kudüs meselesinde hangi Müslüman kötülüğü eliyle düzeltme şuuruna sahip. Dillerinin dahi lal olduğu bu mesele sadece kalplere hapsetmek, Allah korusun bizi o zayıf iman ikazıyla yüz yüze bırakır” diye konuştu.

“Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir” 

Müslümanlara umutsuzluk yakışmaz diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin ayaklarımızdaki Kudüs’ü gücüyle bu zulme karşı hep birlikte yürüyelim. Durmayalım. Bu yürümeye sürekli olarak devam edelim. Birilerini bu yürüyüşü görsün. Çünkü Müslümanlar umutsuzluk yakışmaz. Rabbimin müjdesi var. Üzülmeyin, eğer inanıyorsanız muhakkak üstün olan sizsiniz. Bu ilahi müjdeye layık olmak için Müslümanlara diyoruz ki gelin tek bilek, tek yürek olarak zalimlerin karşısına çıkalım. Zalimin kalbine korkuyu saldığımız gün olacaktır. Kudüs’ü inşallah tüm Müslümanların kurtulmuşunun vesilesi olacaktır. Ölü topraklarını Kudüs davasıyla üzerimizden atacağımıza inanıyorum. Hz. Ömer ve Selahaddin Eyyübi’nin mirasını sahipsiz bırakmayacağız. Filistinli kardeşlerimiz görevlerini vazifelerini yerine getirdiler. Bundan sonra 1 milyar 700 milyon Müslüman olarak Kudüs nöbetini devralma sırası bize gelmiştir. Nöbeti almaya hazır mıyız? Bir kez daha Kudüs’ün işgalinin mahremiyetinin ihlalini, Filistinlilerin haklarının gaspını asla kabul etmeyeceğimizi ilan ediyoruz” diye konuştu.

“Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur” 

ABD’nin arabulucu değil taraf olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD büyükelçiliği taşıyarak arabulucu değil taraf olduğunu göstermiştir. Amerika sorun çözmeden yana değil sorun üretmekten yana ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler güvenlik konseyini tıkayan tek ülke ABD’dir. Birleşmiş Milletler genel kurulunun kararları ise 1947 yılından beri İsrail tarafından tanınmamaktadır. Kudüs konusunda alınacak karar elbette kimlerinin hangi safta durdurduğunu göstermesi bakımından önemlidir. İslam İşbirliği Teşkilatının Zirve dönem başkanı olarak üye ülkeleri toplantıya çağırdık. Son katliam bölgedeki durumun kağıt üzerinde kalan kararlara onlarla geçiştiremeyeceğini ortaya koymuştur. İsrail’in uyguladığı terörün durdurulmaması halinde dünya hiç kimsenin kendi güvende hissetmeyeceği bir noktaya doğru gidecektir. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve gerek diğer uluslararası kurumlar tek tek devletler İsrail zulmüne karşı fiili duruş ortaya koymalarının zamanı geldi. Yenikapı meydanında bütün Müslümanları ve insanları bölgemizi ve dünyayı felakete sürükleyenlere karşı harekete geçmeye davet ediyorum. Mazlumların yanında yer almayan küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur. Ülkenin ve uluslararası kuruluşun kendini oyuncağı konumuna düşürmeyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

“Amerika’ın İsrail konusunda attığı adımların bir gün dönüp onları vurması kaçınılmazdır” 

İsrail ve Amerikan halkını yönetimlerinin yaptığı uygulamalar karşısında seslerini yükseltmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dinlerin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan Kudüs’ü fanatik Siyonistlerin yerle yeksan etme niyetine karşı Müslüman’ıyla, Hristiyan’ıyla, sağduyulu Musevi’siyle hep birlikte mücadele edeceğiz. İsrail halkını, yönetimlerinin sürüklediği felakete karşı hareket geçemeye davet ediyoruz. Amerikan halkının bu uygulamaların anlamı konusunda yeteri kadar bilgilendirilmediğini düşünüyorum. Yönetimin terör örgütleri konusunda olduğu gibi terör devleti İsrail hususunda attığı adımların bir gün göre dönüp Amerika’yı da vurması kaçınılmazdır. Bu vesileyle Amerikan halkına yönetimin yanlışları konusunda seslerini yükseltmeleri çağrısın yapıyorum” dedi.

“İsrail’in en çok hedef aldığı ülkenin Türkiye, liderin ise şahsım olması doğru yolda olduğumuzu göstermektedir” 

Türkiye’nin somut adımlarla tavrını ortaya koyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye hem diplomatik kanallarla attığı somut adımlarla Kudüs meselesinde duruşunu gösterdi. Son gelişmelerin ardından tavrımızı açık bir şekilde ortaya koyduk. İsrail’in hedef aldığı ülkenin Türkiye, hedef aldığı liderini şahsım olması bu tavrın doğru olduğunu göstermektedir. Oradaki şahıs beni hedef alıyorsa ben doğru yoldayım. Biliyoruz ki galip olan ancak Allah’tır. İstediği kadar elinde nükleer silahı olsun, istediği kadar elinde kimse olmadığı silahlar olsun. Asıl olan rabbimin silahıdır. Onlar hangi tuzakları kurarsa kursunlar en büyük tuzak Allah’ın tuzağıdır. Biz bununla yürüyoruz. Ecdadımız gibi kutsal bildiğimiz değerler uğrunda gerektiğini canımız pahasına mücadele ederiz” şeklinde konuştu.

“Bu mücadelede öncülük etmekten şeref duyarım” 

Kudüs mücadelesinde öncülük etmekten şeref duyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“15 Temmuzdan Suriye operasyonuna kadar fiilen sergiledik. Kudüs aynı derecede önemli bir hadisedir. Bu mücadelede Müslümanlara öncülük etmekten şeref duyarım. İsrail’in yanlış adımları geri çevirene, masum kanların hesabını sorana kadar mücadelemiz sürecektir. Burada bir kez daha İsrail zulmüne karşı direnen Filistinli kardeşlerimize desteğimizi ifade ediyoruz. Müslümanları silkinişe, yeniden dirilişe, ayağa kalkmaya davet ediyoruz. İnsanlık herkes için büyük bir tehdit oluşturan saldırılarak haksızlıklara, şımarıklıklara karşı hareket çağırıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatını hemen İstanbul’a çağırdık. Sonuç bildirgesiyle bir karar alacağız. Vesileyle İslam İşbirliği Teşkilatı tüm ülkelerde başlatılacak olan Filistin yardım kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Kudüs’ün esenliğe, Filistinlilerin özgürlüğüne, Filistin topraklarının bağımsızlık kazanacağı günler yakındır.”  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezinde başladı.

İslam İşbirliği Teşkilatının olağanüstü toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gözbebeğimizi tarihi ve hukuki bir statüsünde bir kez daha yapılan saldırı nedeniyle bir araya geldik. Tarihi toplantının ve alacağımız kararın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirve dönem başkanı olarak 3 önce yaptığımızı davete icabet ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Bugün İsrailli haydutlar tarafından katledilen Filistinliler için harekete geçmek ve insanlığın halen ölmediğini göstermek demektir. Barışa ve insanlığa sahip çıkmaktır. Kudüs Müslümanların onuru, hizmetidir. Ortak mirası, orta emeğidir. Kudüs 3 semavi dininin mukaddes beldesidir. Her saldırı aynı zamanda bu değerlere bu hassasiyetlerin tamamına yapılmış demektir. Toplantı ile sadece Kudüs’ü işgal teşebbüsüne karşı tepkimizi ortaya koymuyoruz. Barış içinde bir arada yaşama içinde yaşama idealine sahip çıkıyoruz. Kan ve gözyaşına boğmak isteyenler dur diyoruz. Toplantımızda Filistinli kardeşlerimizin mücadelelerinde yalnız olmadıklarını haykırıyoruz. Şu gerçekliğin herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Kudüs tüm Müslümanların davasıdır. Elinde 10 binlerce masum Filistinli kanının olan terör devletine bırakılmayacak kadar mübarek bir yerdir. 14 Mayıs pazartesi insanlık tarihine kara bir gün olarak kazınmışsa 18 Mayıs Cumada müşterek çabalarımızda insanlık onurunun kurtarıldığı gün olarak yazılacaktır” dedi.

“Açık ve net İsrail’in haydutluktur, vahşettir, devlet terörüdür”

ABD’nin kararından sonra uyarılarda bulunduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD’nin hukuk dışı Kudüs kararının ilk işaretleri gelmeye başladığı andan itibaren ABD gerekli uyarılarda bulunduk böyle bir adımın tansiyonu yükselteceğini ve gerginliklere neden olacağını söyledik. Kutsal topraklarda bir taşı yerinde oynatmanın ciddi sorunlar doğuracağını söyledik. Yanlışta ısrar edilmesi halinde bütün bölgenin çatışma iklimine gireceğini kararı uygulayanların sorumlu olacağını belirttik. İyi niyetli ikazlarımız akıl tutulması yaşayan muhataplarımızda karşılık bulmadı. ABD gerilim ve çatışmadan beslenen çevrelerin esiri oldu. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler genel kurulunun iradelerini dikkate almayan ABD Netanyahu’nun kuyruğuna takılmayı tercih etti. 14 Mayıs Pazartesi günü ABD dünyadan yükselen tepkilere rağmen İsrail Büyükelçiliğini Tel-Aviv’den Filistin’in başkenti olan Kudüs’e taşıdı. Filistinli kardeşlerimize yönelik katliam gerçekleştirildi. İsrail çıplak elleriyle işgale direnen çocukların kadınların bulunduğu 62 Filistinli kardeşimizi şehit etti. Bir kısmı ağır 2 bin 700 Filistinli yaralandı. Kudüs’ün muhafaza ve müdafaası için canlarını feda eden şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Açık ve net İsrail’in haydutluktur, vahşettir, devlet terörüdür. Avrupa’da Musevilere yapılan zulümle Gazzeli kardeşlerimiz maruz kaldıkları vahşet arasında fark yoktur. 2. Dünya savaşı sırasında toplama kamplarında her türlü işkenceye uğrayan insanların çocukları maalesef bugün adata Nazilere taş çıkartan yöntemlerle masum Filistinlilere saldırıyor. 2 ayağı olmayan tekerlekli sandalyede nisanları katletmek başka nasıl izah edilir. 8 aylık bebeğe kurşun sıkmak nasıl tarif edilir. Kadınları çocukları vahşice öldürmenin tek bir geçerli mazereti olabilir mi?” diye konuştu.

“14 Mayıs yeni bir Nakba günü olarak kaydolmuştur”! 

İsrail’in zulmü yalanlarla örtebileceğini zannettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail tüm dünyanın gözü önünde bu cinayetleri işliyor, hemde kanını döktüğü insanları suçlayarak kendini aklamaya çalışıyor. İsrail yönetimi katliamlarını yalanlara örtebileceğini zannediyor. Çünkü hesabı hukuk önünde sorulmayan her cinayet faili daha da azdırır. İsrail’de yıllardır Filistinlilere yönelik şiddet politikalarının önünde vermediği için pervasızlaşıyor. Batılı ülkelerin mahcubiyetini fırsat bilerek her gün yenisi ekliyor. 15 Mayıs 1948 Nakba ile başlayan sürgünler, katliamlar, baskınlar katlanarak devam ediyor. 14 Mayıs Pazartesi’de Filistin’in makus tarihine yeni bir Nakba günü olarak kaydolmuştur” diye konuştu.

“Ramazan ayı boyunca İslam ülkelerinde Filistinliler için yardım kampanyası düzenleyeceğiz” 

Filistin için yardım kampanyası düzenleneceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD işgal politikalarıyla İsrail’i ödüllendirmiş barış istediğini defalarca kanıtlamış olan Filistin’i cezalandırmıştır. İsrail’in katliamlarına zemin hazırlayan masum Filistinlilerin kanı bulaşmıştır. ABD çözümün değil sorunun aktörü haline gelmiştir. Bu konuda İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak Filistinli kardeşlerimizle eşgüdüm içerisinde adımlar atmaya başladık. İsrail’in zulüm ve katliamlarının cezası kalmaması için Filistinlilerle birlikte çalışmalıyız. Uluslararası yargıda mutlaka vermelidir. Adaletin tecellisi için atılan her adım güvenlik konseyinde ABD tarafından veto ediliyor. Birleşmiş Milletler genel kuruluna götürecek burada tüm İslam ülkelerinin vicdan sahiplerini desteğini alacağız. Ramazan ayı boyunca İslam ülkelerinde Filistinliler için yardım kampanyaları düzenleyeceğiz. Diplomatik kanaları kullanarak tepkiyi ortaya koyacağız” dedi.

“ABD Kudüs kararı İslam dünyasına yönelik yeni operasyonların habercisidir“ 

Kınamak ve kızmanın bir etkisi olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geldiğimiz noktada şu gerçeği hepimiz biliyoruz. Kınamak, kızmak bağırmak bugüne kadar işgal ve zulmü durdurmadığı gibi bundan sonrada durdurmayacaktır. Hiç kimse bize hakkımızı altın tepside ikram etmeyecektir. Suriye’de Arakanda ve daha pek çok yerde Müslümanlar haklı olmasına rağmen kazananlar gücü elinde bulunduran zorbalar olmuştur. Bu bozuk adaletsiz düzeni değiştirmenin zamanı gelmiştir. ABD Kudüs kararı İslam dünyasına yönelik yeni operasyonların habercisidir. Biz bu konuda yeterli tepkiyi göstermezsek bunun çok daha kötüleri gelecektir. Bu meselede elde edeceğimiz başarı ise Müslümanlar ise bir dönüm noktası olacaktır. Kendimizi toplayacağız, sonra toplanacağız. Birbirimizle kenetleneceğiz. İslam ülkeleri olarak başkenti Kudüs olan 1967 yılı sınırları içerisinde egemen ve bağımsız Filistin talebinde vazgeçmeyeceğiz. Dünya tarafından değerlendireceğine inanıyorum. Açıklayacağımız sonuç bildirgesi tüm İslam dünyasında tüm dünyada çok farklı bir etki uyandıracaktır” ifadelerini kullandı.  

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Gazze’de yaşanan katliamlar dolayısı ile İstanbul’da düzenleyeceği olağanüstü toplantıya katılacak. Akıncı, Ana gündem maddesi Pazartesi günü ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını Gazze’de protesto eden 62 göstericinin İsrailli askerler tarafından öldürülmesi ve Müslüman ülkelerin gelişmelere vereceği yanıt olan toplantıya katılmak için İstanbul’a gitmeden önce, Ercan Havalimanı’nda bir açıklama yaptı.

Beş ay önce Trump yönetimindeki Amerika Birleşik Devletleri’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını ve büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını ilan ederek Ortadoğu’yu daha da karıştıracak bir adım attığına işaret eden Akıncı, akabinde toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yanlış kararı kınadığını hatırlattı.

“Hiçbir stratejik çıkar 1 yaşını doldurmamış bebeğin hayatından daha değerli değildir”

Toplantının ana gündem maddesini Pazartesi günü ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını Gazze’de protesto eden 62 göstericinin İsrailli askerler tarafından öldürülmesi ve Müslüman ülkelerin gelişmelere vereceği yanıt oluşturuyor. Akıncı, “Ne yazık ki bu karardan dönülmedi ve bu karar uygulamaya kondu. Hemen ardından da silahsız bir şekilde protesto eyleminde bulunan Filistinlilere İsrail askerinin açtığı ateşle 60’tan fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı” ifadelerini kullandı. Gazze’de hayatını kaybeden 8 aylık Leyla bebeği hatırlatan Akıncı,” Hiçbir stratejik çıkar 1 yaşını doldurmamış bebeğin hayatından daha değerli değildir” dedi.
Kıbrıs Türk halkının Filistin halkına olan dayanışmasını ve desteğini tekrarlamak için zirvede yer alacaklarını belirten Akıncı, “gözlemci üye olduğumuz bu teşkilatta, Filistin halkına her zaman destek olduk. Bugün de bu desteği bir kez daha iletmek, Kıbrıs Türk halkının dayanışmasını duyurmak üzere gidiyoruz” dedi.  

Emir Abdurrahman Bulut