Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin aralarında Cumhuriyet Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın bulunduğu 20 şüphelinin “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılanmasına devam edildi. Duruşmada sanık Yusuf Emre İper’in savunmasının ardından tanık beyanları alındı. Ardından savcı, mütalaasını açıklayarak tutuklu sanıklar Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Akın Atalay, Emre İper, Ahmet Kemal Aydoğdu, Murat Sabuncu’nun tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Bunun üzerine sanık avukatları savcının mütalaasına ilişkin söz alarak müvekkilleri tahliyelerini talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Akın Atalay, Emre İper, Ahmet Kemal Aydoğdu, Murat Sabuncu’nun tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Diğer yandan üye hakimlerden birinin sanıklardan Kadri Gürsel’in tahliye edilmesi yönünde görüş bildirdiğini de salonda açıklayan mahkeme heyeti, duruşmanın 25 Eylül’de Çağlayan’da görülmesine karar verdi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın ‘Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in ‘Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın ‘Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep edilirken, gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.

Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “Silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti. 

Gamze Erdemir – Alper Korkmaz

Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 20 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılanmasına devam edildi.
Silivri Cezaevi’nin karşısında bulunan duruşma salonunda görülen davaya tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken taraf avukatları da salonda hazır bulundu. Duruşma, tutuklu sanık Emre İper’in savunmasıyla devam ediyor.
Öte yandan, duruşma salonu çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındığı görüldü.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.
İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep edilirken, gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.
Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti.
 

Cumhuriyet Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 19 şüphelinin yargılanmasına devam ediliyor.

İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2. celsesi görülen duruşmaya tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi. Sanık avukatları ve yakınları da salonda hazır bulundu. Dünkü duruşmada, sanıklar Kadri Gürsel, Akın Atalay ve Musa Kart savunma yapmıştı. Bugün görülecek duruşmada diğer sanıklar savunmalarını yapacak.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep edilirken, gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti.

Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti.

Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına ilişkin Cumhuriyet Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 19 şüpheli “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan bugün hakim karşısına çıkacak.

İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmanın 4 gün sürmesi bekleniyor.
Duruşma öncesinde, Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına destek veren meslektaş ve yakınları Çağlayan Adliye’si önündeki meydanda toplanarak açıklamalarda bulundu.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep edilirken, gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilmişti.

Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi öngörülmüştü.

Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve Gazeteci Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 19 kişinin “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan yargılanmasına devam edildi. İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken, sanık avukatları ve yakınları da salonda hazır bulundu. Duruşmada iddianamenin okunmasının ardından sanık savunmalarına geçildi. Tutuklu sanık Kadri Gürsel’in savunmasının ardından sanık Akın Atalay ve sanık Musa Kart savunma yaptı.Duruşma yarına ertelendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenirken, gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. İddianamede, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edilirken, Gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenmişti. Twitter’daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu’nun “silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, firari şüpheli İlhan Tanır’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti.
 

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “24 Haziran 2017 tarihinde bazı basın yayın organlarında ve sosyal medyada ‘Bu Manyak Serbest Kaldı’ başlığı ile yapılan haberde, küçük kız çocuğuna karşı gerçekleştirilen taşlı saldırı ile yetişkin bayana yönelik gerçekleştirilen taciz olayının failinin aynı kişi olmasına rağmen Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca bu kişi hakkında işlem yapılmamış algısı oluşturulması nedeniyle basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Haberde belirtilen ilk olay Samsun ili Atakum ilçesinde bundan 5 ay önce gerçekleşmiş olup, küçük kıza yapılan taşlı saldırı sonrasında kaçan şüphelinin tespiti ve yakalanması için olayın hemen akabinde çalışmalar başlatılmıştır. Bu olaydan 2 ay sonra da 3 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen tacizden dolayı yakalanan şüphelinin ilk olayı gerçekleştiren şahıs olduğu güvenlik kamera kayıtlarından değerlendirilmiş, bu tespit üzerine O.Ç. isimli şahıs gözaltına alınmıştır. Şüpheli savunmasında taciz olayını kabul etmiş ancak yaralama olayını kabul etmemiştir. Şahsın dengesiz davranışlar sergilemesi üzerine akıl sağlığı yönünden muayene için hastaneye sevki sağlanmış, yapılan tetkikler sonucunda yüzde 40 oranında zihinsel rahatsızlığı olduğu belirlenmiştir. Bu rapor üzerine her iki olay nedeniyle sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliğince adli kontrol verilerek Samsun Ruh Sağılığı ve Hastalıkları Hastanesinde gözlem altına alınmıştır. Halen gözlem altında bulunan şüpheli O.Ç. hakkında taciz olayından dolayı 15.05.2017 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, küçük kız çocuğuna yönelik yaralama olayı ile ilgili soruşturma ise devam etmektedir” denildi. 

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Azerbaycan Ankara Büyükelçiliğinin düzenlediği Azerbaycan Cumhuriyet Bayramının 99. Yıldönümü ve Azerbaycan-Türkiye Diplomatik İlişkilerinin 25. Yılı Resepsiyonuna katıldı. Resepsiyona ev sahipliği yapan Azerbaycan Ankara Büyükelçiliğinde günün anlam ve önemini değerlendiren Topçu, “Bugün dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın 28 Mayıs 1918 tarihinde Mehmet Emin Resulzade liderliğinde ilan edilen Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin 99. yıl dönümünü ve Azerbaycan-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 25. yılını kutluyoruz. Bu günün Azerbaycan Cumhuriyeti’nin nice 99 yıllarına ve iki müstakil devletin diplomatik ilişkilerinin nice 25 yıllarına vesile olmasını temenni ediyorum. Azerbaycan ve Türkiye arasında asırlardır süre gelen kardeşlik her daim göz önünde olmuştur. Türk-İslam dünyası bir bütün olarak ‘millet-i vahide’dir. Bu millet içinde Azerbaycan ve Türkiye ikiz kardeşlerdir. Azerbaycan’ın Kafkasların parlayan yıldızı olduğu da tüm dünya tarafından görülmektedir. Azerbaycan ve Türkiye önümüzdeki yıllarda kültür, ekonomi, siyaset ve turizm alanlarında daha çok iş birlikleri tesis ederek birlikte olacak ve iki bağımsız müstakil devlet ‘tek millet’ halinde kıyamete kadar güvenli, özgür iki ülke olarak var olacaklardır” şeklinde konuştu.

Bağımsızlık mücadelesi ve Azerbaycan Cumhuriyet Bayramı

Kafkaslardaki Türklerin Osmanlı devletinden yardım istemesi üzerine İstanbul’da kurulan bir askeri birliğin oluşturduğu “Kafkas İslam Ordusu” 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin Resulzade liderliğinde Tiflis’te Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan edildi. Kafkas İslam Ordusu 15 Eylül 1918’de de Bakü’ye girerek işgal ve soykırımı tümüyle sona erdirdi. Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’ı işgaliyle sekteye uğrayan bağımsızlık Sovyetler’in dağılmasının ardından 1991 yılında yeniden tesis edildi. 1991 yılından itibaren de 28 Mayıs günü Azerbaycan da Bağımsızlık ve Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanıyor.  

Caner Ünver
 

Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Patlak yaptığı açıklamada, “04/05/2017 tarihinde saat 00:31 sıralarında Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğüne ait 73 A 0133 plakalı zırhlı (panzer türü) aracın Silopi ilçesi Karşıyaka Mahallesi 715. Sokak No: 13 sayılı adreste bulunan M.Y. İsimli vatandaşımıza ait ikametine çarpması sonucu meydana gelen kazada, M.Y. ve F.Y. isimli çocuklar yaşamını yitirmiştir. Olaya ilişkin bugün yazılı ve görsel bazı medya organlarında gerçeği yansıtmayan haberler yapıldığı görülmüştür. Bu sebeple meydana gelen olay ile ilgili yürütülen soruşturma hakkında basın açıklaması yapılması zarureti hasıl olmuştur. Olayın Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğünce saat 01:00 sıralarında Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesinin akabinde Nöbetçi Cumhuriyet Savcısınca olay yerine intikal edilerek Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ekipleri tarafından inceleme yapıldığı, Silopi Trafik Denetleme Büro Amirliği görevlilerince olay yerinde gerekli incelemelerin yapılarak meydana gelen kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının düzenlendiği, kazaya karışan zırhlı aracı (panzer) kullanan kolluk görevlisinin Silopi Devlet Hastanesinde adli muayenesinin yapılarak alkol raporunun aldırıldığı, kazaya karışan kolluk personeline üfleme yoluyla yapılan test ve alınan kan numunesinde yapılan tahlil sonucunda görevlinin olay sırasında alkollü olmadığının tespit edildiği, kazanın ilçe merkezinde meydana gelmesinden dolayı Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğünce yürütüldüğü, 172. Zırhlı Tugay Komutanlığında görevli teknik araç teknisyeni bir personelin bilirkişi olarak görevlendirilerek kazaya karışan araç üzerinde bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı, ayrıca gerçek dışı haberlerde belirtildiği şekilde soruşturmayı yürüten Nöbetçi Cumhuriyet Savcısınca soruşturmanın akıbeti hakkında herhangi bir kişi veya avukata kazaya karışan kolluk personelinin alkollü olduğuna dair herhangi bir bilginin verilmediği gibi bu yönde herhangi bir yorumda da bulunulmamıştır. Meydana gelen olay hakkında Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma ayrıntılı ve titiz bir şekilde devam etmektedir” dedi. 

Melih Yiğit

Başbakan Yıldırım, Antalya’da düzenlenen belediye başkanları istişare ve değerlendirme toplantısında konuştu. Yıldırım, “Anayasa değişikliği halk oylamasında kabul edilirse Türkiye’nin bölünecekmiş. Hadi oradan, Türkiye’yi bölmeye kimsenin gücü yetmez. Ana muhalefet partisi genel başkanı adeta FETÖ’cülerle, PKK’lılarla ,HDP’lilerle aynı ağızdan konuşuyor, yakışmaz. Ana muhalefet partisi iktidar alternatifidir ana muhalefetin terör örgütlerinin gittiği yoldan gitmesi ana muhalefet partisine zarar veriyor, ona sempati duyan milyonlarca vatandaşımızı da rahatsız ediyor. Buradan vatandaşlık görevi olarak, bir partinin genel başkanı olarak değil diyorum ey Kemal bey, bırak bu terör örgütlerinin söylediklerine kulak vermeyi milletin sesine kulak ver millet birlik beraberlik kardeşlik aydınlık Türkiye diyor. Onun için bu kutlu yürüyüşte aynen Yenikapı ruhu gibi bir olalım birlikte Türkiye olalım. Ana muhalefet partisi sanki iktidara değil millete, Türkiyeye cumhuriyetine muhalefet ediyor aynı zamanda demokrasiye ye de muhalefet ediyor, fikir yok hakaret, iftira var, Türkiye’nin hangi meselesinin çözmek için adım atsak yapıcı olmayan sürekli eleştiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Anayasa değişikliğine hiç bir katkı vermeyeceksiniz bir yandan da sürekli çarpıtarak vatandaşın kafasını karıştıracaksınız. Şimdi süreç başladı vatandaşa gitmekten dahi korkuyorlar. Cumhurbaşkanı’nın onaylaması birkaç gün gecikti diye inşallah geri gönderir diye dua etmeye başladılar niye korkuyorsunuz vatandaş hepimizden iyisini bilir vatandaşa itaat et rahat et” dedi.

Başbakan: ‘Kimse cimrilik göstermesin’

KENDİ ÇALIP KENDİ DİNLİYOR

Başbakan Yıldırım konuşmasına şöyle devam etti: ” Millet AVM’ye gidiyor onlar AYM’ye gidiyor. Ülke elden gidiyor Cumhuriyet elden gidiyor rejim değişiyor falan filan. Kimse aldırış etmiyor, kendisi çalıp kendi dinliyor. Türkiye rejiminin 1923’te kurdu, adına Cumhuriyet dedi, bu rejimi kuranlar Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıdır. Binlerce şehidimiz onlar bizim baş tacımız, Allah rahmet eylesin. Türkiye’yi hala eski dönemlerdeki gibi zayıf güçsüz çaresiz bir ülke olarak görüyorlar. Bugün ABD’nin en üst düzey yöneticileri, Birleşmiş Milletlerin Genel sekreteri, dünya turuna Türkiye’den başlıyor bunu görmüyorlar hala Türkiye’nin edilgen, birilerinin arkasına düşen ülke olduğunu zannediyorlar” diye konuştu.

(İHA)