Batuhan Yaşar’ın “Deniz Yücel olayının perde arkası” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“Geçen hafta Başbakan Binali Yıldırım’la birlikte Berlin ve Münih’teydik..
Tegel Havaalanı’na iner inmez “Deniz” soruları başladı..
Angela Merkel kameraların başına geçer geçmez ‘Deniz Yücel’ dedi..
Konuşmasını Deniz’le bitirdi..
Basın toplantısında Türk ve Alman gazetecilerden ikişer soru alındı..
Almanların iki sorusu da Deniz Yücel’le ilgiliydi..
Sorunun içinde de bilmem kaç kere Deniz ismi geçti..
Almanya’da karşı karşıya kaldığımız durum noktasına virgülüne kadar böyle idi..

ALMANYA İLE KONUŞAMIYORDUK
Deniz Yücel’in tutuklanması ikili görüşmeleri de kilitlemişti..
Türkiye ‘FETÖ’ dedikçe Almanya ‘Deniz Yücel’ dedi..
‘PKK/PYD’ye karşılık yine aynı iki kelime çıktı ağızlarından: Deniz Yücel..
Vize..
AB fasılları..
Cümleye neyle başlarsanız başlayın Almanlar ‘Deniz Yücel’ dedi başka da bir şey demedi..
Bu arada yeri gelmişken Alman basın mensuplarını da takdir etmek gerekir.. Ne olursa olsun “adamlarının” arkasında kapı gibi durdular..
Bize de örnek olmalı..

HİTLER GİBİ KONUŞAN KİM?
Münih’te Cem Özdemir’in açıklamalarını seyrettim.. Çok dikkat çekiciydi..
Belli ki bırakılmasından rahatsız olmuş..
Ekmeği elinden alındı da o yüzden..
Türk-Alman ilişkileri ne kadar kötü, Cem Özdemir o kadar iyi..
Ama Almanca konuşurken çok önemli başka bir ayrıntıyı da yakaladık..
Hitler’i taklit etmeye, vurguları onun gibi yapmaya çalışıyordu..
Ertesi gün Almanya’da yerleşik basın mensupları ile bu durumu konuştuk..
İnternetten Adolf Hitler ve Cem Özdemir’in konuşmalarını birlikte dinledik..
“Evet dediler”
Cem Özdemir yarından tezi yok AfD’ye (Aşırı sağ parti) transfer olmalı..

NE ALDIK NE VERDİK
Ama bu işten rahatsız olan tabii ki sadece Cem Özdemir değildi..
Ses ta okyanus ötesinden de geldi..
FETÖ’nün de bas bas bağırmasının sebebi aynı..
Oyuncakları elinden alındı..
Olayı 4-5 gündür araştırıyoruz..
Bir defa ulaştığımız bilgileri hemen paylaşayım:
Deniz Yücel konusunda Almanya ile pazarlık yapılmadı..
Alman medyasına bakınca neyin alınıp neyin verildiği belliydi:
-FETÖ’cülerin iadesi,
-PKK gösterilerinin yasaklanması,
-Leopard tankları ve silah satışı..
Kirli pazarlıklardan bahsettiler..
Alman medyasında öne çıkartılan bir başka başlık da şu:
“Almanlar Leopard tanklarının kullanılmasına izin verince Türkiye, Deniz Yücel’i bıraktı”
Hayır, öyle olmadı..
Türkiye Leopardları Fırat Kalkanında da kullandı.. Halen de kullanıyor..
Bu soru basın toplantısı sırasında Başbakan Yıldırım’a da soruldu..
Başbakan Yıldırım’dan önce soruyu cevaplamaya çalışan Şansölye Merkel’in huzursuzluğu dikkatlerden kaçmadı..

Gazeteci Deniz Yücel serbest

ZİYARET SIRASINDAKİ TESADÜFLER
Evet Başbakan henüz Almanya’da iken Deniz Yücel’in serbest bırakılması şık olmadı..
Ama olayın perde arkasında yaşananların bir tesadüften ibaret olduğunu öğrendik..
Duruşma tarihleri önceden belirleniyor..

FETÖ’CÜLER VE ALMAN MEDYASINDAKİ DOSTLARI
Peki bu haberler nasıl çıkıyor?..
Kaçak FETÖ’cüler Alman medyasındaki dostlarının kulaklarına üflüyor..
‘Yok şöyle oldu, yok böyle oldu’..
Almanlar da kandırılmaya dünden razı..
FETÖ’nün Almanya’da işleri tıkırında gidiyordu..
Deniz Yücel’in arkasına sığınıp işlerini görüyorlardı..
İstedikleri gibi at koşturuyorlardı..
Şimdi soru şu:
-FETÖ, Türkiye-Almanya ilişkilerinin normalleşmesini ister mi?
-Kesinlikle hayır..
FETÖ ile ilgili yeni ihbar ve deliller Berlin’e gönderilmeye devam ediyor..
Bundan sonra neler olacağını hep birlikte göreceğiz..

ALMANYA’DAKİ NEO-NAZİ VE FRANSA’DAKİ PKK CİNAYETLERİ
Mahkeme süreçlerinin uzaması ve iddianamelerle ilgili sıkıntı sadece Türkiye’ye mi ait?
Hayır..
İşte size iki yeni örnek..
Almanya’daki dönerci veya Neo-Nazi cinayetlerinin 400 bilmem kaçıncı duruşması yapıldı..
İddianame bilmem kaçıncı kez değişti..
6’ncı yıla geldik hâlâ sonuç yok..
Peki ya Fransa..
PKK’lı kadınların Paris’te öldürülmesi konusu..
Cinayet zanlısı hapiste öldürülüyor..
Resmiyette ölüyor.. Beyin tümörü varmış da falan filan..

ALMANYA İLE GERGİNLİĞİN BİTİRİLMESİ
Almanya’daki seçimlerin ardından Ankara-Berlin hattında esen sert rüzgârlar durdu..
Almanya hâlâ FETÖ’ye sığınma hakkı veriyor..
PKK’lıları da destekliyor..
Evet Köln’de PKK gösterilerinin yasaklanması dikkat çeken önemli bir adımdı..
Devam etmesi daha önemli..
-Peki bu, emniyet teşkilatının aldığı basit bir karar mıdır..
-Hayır..
-Birileri ‘PKK’nın ipini biraz sıkın’ demeden olabilir mi?
-Hayır..
Ankara, gerginliğin geride bırakılmasını istiyor..
Hangi ülke ile iyi, hangi ülke ile kötü geçineceğine Türkiye kendisi karar veriyor..
Onun bunun için değil, kendi çıkarları için..
Her mevzuda karşısına Deniz Yücel’in konulmasından hoşnut değildi..
Birileri de Deniz Yücel’i sonuna kadar kullanıyordu..
Tek bir kişi yüzünden Türk-Alman ilişkileri zehirleniyordu..
Türkiye yeni bir beyaz sayfa için iyi niyet mesajı vermiş olabilir..” 

Muğla’da hava sıcaklığı sahil kesimlerinde 17-20, yüksek rakımlı tepelerde ise 5 derece civarında seyrediyor. Hafta içi 900 rakımlı Yılanlı Dağı’na yağan kar sonrası vatandaşlar hafta sonunda hem deniz keyfini yaşadı hem de kar. Başta Menteşe olmak üzere Marmaris, Ula, Yatağan ilçelerinden gelen vatandaşlar, Yılanlı Dağı’nda kar üzerinde piknik yaptı. Çocuklar kartopu oynarken, büyükler de mangal keyfi yaşadı.
Yılanlı Dağı’na gelen dizi ve sinema oyuncusu Muğlalı Gülnihal Demir, “Muğla’da dört mevsimi aynı anda yaşamak mümkün. Muğlamız bir cennet gibi. Bugün kardayız, Yılanlı’dayız. Kar yağdı. Sucuk ekmek yapıyoruz. 15-20 dakika sonra Akyaka’ya in, orası deniz kenarında yazlık gibi bir bahar havası. Ben 2007 yılından bu yana çekimlere gidip geliyorum İstanbul’a. 900’ün üzerinde uçuşum var. Ama İstanbul’a yerleşmeyi hiç düşünmedim. Hep gittim geldim, halen de gidip gelmeye devam ediyorum. Muğla, Muğla, Muğla. Başka bir şey demiyorum” dedi.

Muğlalı Yönetmen Mustafa Kara ise, “5 dakikada kardayız, 15 dakikada Akyaka’da sahildeyiz. Deniz, güneş, havanın güzelliğine bak. Muğlalı olarak mutluyuz ve mutluyuz Muğla’da yaşamaktan” dedi.

Yılanlı Dağı’nda ailesi ile gezintiye çıkan Ahmet Gazi Aydoğan, “Muğla’da aynı anda iki değil dört mevsim yaşıyoruz. Şu an burada kış yaşıyoruz, Menteşe’ye inince bahar, daha da aşağıya inince yaza yakın bir mevsim var. 35-40 kilometrede dört mevsimi yaşayabiliyoruz” ifadelerini kullandı. 

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Yunus Emre, “Hem kar, hem deniz, mesafenin çok kısa olması bu arayıp ta bulamadığımız. Türkiye’nin hiçbir yerinde böyle bir şey yoktur” derken, yine üniversite öğrencisi olan Mustafa Güllü ise, “Buradan 15-20 dakika sonra denize giriyorsunuz, bahar güzel bir hava. İsteyen denizine de girer. Yarım saatlik yol içerisinde şu anda kıştayız. Buradan biraz inersiniz bahar olur, az daha inersiniz yaz olur, montları çıkarır atarsınız” dedi.

Yılanlı Dağı’nda vatandaşlar kar sefası sürerken, dağdan araçla 45 dakikalık yolculuk sonrası ulaşılan Ula’nın Akyaka sahilinde ise vatandaşlar deniz kenarında güneşin tadını çıkardı. Sahil kenarındaki işletmelerin önündeki masalar dolarken, çocuklar da kumda oyunlar oynadı. Akyaka sahilinde güneşin tadını çıkardığını söyleyen Cemile Keskin, “Soğuk bir hava istediğimizde yarım saatlik uzaklıkta Yılanlı Dağımız var. Oraya gidip kar ile oynayıp, öğleden sonra da Akyaka’ya gelerek deniz karşısında güneş altında çayımızı, kahvemizi içebiliyoruz ” dedi.

Muğla’da üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen Bursalı Batuhan Özgüneş, “Ben zaten yazlık bir yer olduğu için Muğla’yı tercih ettim. Yaz aylarında buradaki gibi sıcak oluyor ama şu anda Muğla’da Şubat ayındayız. Şubat ayında Bursa’da bu sıcaklığı göremiyoruz” dedi. 

Bekir Tosun
 

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türkiye’de tutuklu bulunan Deniz Yücel’in serbest bırakılmasıyla ilgili düzenlenen basın toplantısında konuştu. Bakan Gabriel, gazeteci Yücel’in serbest bırakılması ile ilgili herhangi bir anlaşmanın yapılmadığını, mahkeme kararından sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını söyledi.
Deniz Yücel’in serbest bırakılması karşılığında herhangi bir sözün verilmediğini söyleyen Gabriel, Leopar Panzerlerin bakımı ve geliştirilmesinin bu olayla ilgisinin olmadığını söyledi. Gabriel, basın mensuplarının sorularını yanıtladığı toplantıda bir gazetecinin “Deniz Yücel Almanya’ya gelebilecek mi ?” sorusuna, “Sanırım evet yurt dışı çıkış yasağı bulunmuyor” dedi.

Özellikle bu tarihte serbest bırakılmasına ilişkin yöneltilen soru üzerine Gabriel “Fikir ayrılıklarına rağmen Türkiye komşumuz ve taşınmayacak. Diplomasiye inananlara teşekkür etmeme izin verin. Türkiye tarafı hukuka müdahale edemeyeceklerini defalarca belirtti, fakat işlemleri hızlandıracaklarını söyledi” diye konuştu.
Deniz Yücel’in serbest bırakılmasında emeği geçen herkese teşekkürler ettiğini söyleyen Gabriel özellikle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na verdiği uğraşlar için teşekkür etti. Almanya eski başbakanlarından Gerard Schröder’in de kurulan diyaloglarda emeği olduğunu ve teşekkürlerini sunduğunu söyledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ise basına yaptığı açıklamada Deniz Yücel’in ailesi ve kendisi adına sevindiğini, 1 yıllık ayrılığa katlanmanın zor olduğunu söyledi.

Sinan Karamurat
 

Gazeteci ve ünlü spor yorumcusu Haldun Domaç, dünyada ve Türkiye’de eşi benzeri olmayan ilk ve tek olma özelliğini taşıyan Türkiye Deniz Canlıları Balıkçı Kenan Müzesi’ni ziyaret etti. Çoğunluğunu Türkiye karasularında yakalanan deniz canlılarının oluşturduğu müzeyi Domaç hayranlıkla gezdi.

Devasa büyüklükteki köpek balıkları, vatoz ve orkinosları mumlayanmış olarak gören Domaç, ‘Ben Avrupa’da da çok önemli müze olan Kaptan Cousteau müzesini gezdim. Canlı balıkların olduğu bir müzeydi. Ama burası oradan çok daha farklı. Burası gördüğüm en önemli müzelerden bir tanesi. Kenan Balcı’ya bir teşekkür borçluyuz. Özellikle bir Türk vatandaşı olarak bir teşekkür borçluyum. Bu müzenin Türkiye’nin tamamına hitap edecek, özellikle İstanbul’da tercih edilen bir yer olması için devlet yetkililerinin de bu müzeyi işaret etmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben bu müzeyi görmekten büyük mutluluk duydum” şeklinde konuştu.

Türkiye Deniz Canlıları Balıkçı Kenan Müzesi’nin dünya genelinde bir ilk olduğuna dikkati çeken Balıkçı Kenan Balcı, “Otuz yıldan buyana büyük bir uğraş verdik. Müzede bin 500’ün üzerinde deniz canlısı ve materyalleri var. Örneğin müzede sergilemekte olduğumuz bazı türleri denizlerimizde son beş yıldır görmek mümkün olmuyor. Bir çok nesli tükenen deniz canlısı var. Bizler denizlerimizde ki balıkları gelecek nesiller öğrensin diye bu müzeyi yaptık. Özellikle öğrenme çağındaki çocuklarımız, şimdilerde ancak kitap ve belgesellerde görebilme imkanı buldukları balık türlerini müzemizde yakından, dokunarak inceleyebiliyorlar” dedi.

Duruşmada söz alan Baykal’ın avukatı Muzaffer Yılmaz, olaya ilişkin soruşturmanın eksik yapıldığını, bazı FETÖ yöneticileri ile siyasilerin aklandığını savunarak, müvekkilinin dosyasının ayrılmasını ve iddianamenin iade edilmesini talep etti.

“ANA MUHALEFET LİDERİ BU KADAR KOLAY BİR SORUŞTURMA GEÇİRMEMELİ”

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen davaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ve sanık yakınları katıldı. Davanın bugünkü celsesi Cumhuriyet Savcısı Mustafa Manga’nın dün yarım kalan iddianamenin özetini okumasıyla başladı. İddianamenin özetinin okunmasının ardından söz alan Baykal’ın avukatı Yılmaz, 2010 yılında yaşanan olayın ardından Baykal’ın kasetteki görüntülerin gerçek olmadığını düşünerek ve soruşturmanın bir an önce bitmesine yardımcı olmak için 3 gün sonra istifa ettiğini söyledi. Olayın üzerinden 7.5 yıl geçtiğini anımsatan Yılmaz, “Soruşturma ilk aşamada ’kişisel bilgilerin gizliğini ve özel hayatın gizliliği ihlali’ suçu kapsamında yapıldı. Biz savcılığa defalarca soruşturmanın örgütlü suç kapsamında yapılması gerektiği, CHP Genel Başkanı ve ana muhalefet lideri olan bir kişinin bu kadar kolay bir soruşturma geçirmemesi gerektiğini, delillerin karartılacağı ya da yeterince incelenmeyeceği düşünerek defalarca dilekçe verdik” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, soruşturmanın olayın üzerinden 1.5 yıl geçtikten sonra örgütlü suç kapsamında değerlendirildiğini ifade ederek, “2017’de Orhan Aykut’un ifadelerinden yola çıkarak, Ramazan Akyürek’in dönemin iktidar partisinde Diyarbakır Milletvekili olan bir şahsın bunu yaptığını belirtmiş ve dinlemelerin nasıl yapıldığını anlatmıştır. Ancak savcılık bize dahi bilgi vermeden Ramazan Akyürek’in soruşturmasını ayırmış, bir kısım iddia ile ilgili de soruşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Geldiğimiz aşamada adı gecen Ramazan Akyürek bu dosyanın sanığıdır ancak o dönemde adı gecen Diyarbakır Milletvekilinin soruşturma dosyasında ve iddianamede hiçbir şekilde ifadesi dahi alınmamıştır” şeklinde konuştu.

“Dosyanın tefrik edilmesini talep ediyoruz?”

İddianamede, Nesrin Baytok’un evine kasetin yerleştirilmesi tarihinin 30 Nisan 2010 olarak geçtiğini kaydeden Yılmaz, “Bu işten sorumlu olduğu iddianamede geçen ve 16 Ekim 2009 tarihinde görevden alınan İstihbarat Daire Başkanı sanık Ramazan Akyürek ile dosyada FETÖ örgütüne tam olarak sadık gözüken Ömer Altıparmak da aklanmaktadır. Siyah bant üzerinde parmak izi alınmamıştır. Emniyet kriminal raporlarında çok açık olarak yayınlanan kasette yüzlerin belirgin olmadığı net olarak söylenirken, o evde çekilmiş olsa dahi bunun Deniz Baykal’a ait olduğunu savcılık nasıl iddia edebilir? Biz bu nedenlerle dosyanın tefrik edilmesini hatta tefrik kararından sonra iddianamenin iade edilmesini talep ediyoruz. Çünkü bir kısım üst düzey FETÖ yöneticisini aklayacak olan bu iddianamede sadece şube müdürleri ve polis nezdinde cezalandırılması, siyasilerin tamamıyla devre dışı kalması bizi tatmin etmemektedir. Bizim beklentimiz; bu olayın arkasında kim olursa olsun, cemaat, siyaset veya başka bir kişi sonuca ulaşılması, mutlaka bu işi yapanların cezalandırılmasıdır. Bu nedenle tefrik talebimizin kabulünü talep ediyoruz” dedi.

Yılmaz’ın talebinin ardından söz hakkı verilen Cumhuriyet Savcısı Manga, talebin reddine karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, duruşmaya verilen öğle arasının ardından talebe ilişkin kararını verecek.

Abdullah Sarica 

İzmir’de bu sabah 04.40’dan itibaren etkisini artıran lodos, hayatı olumsuz etkiledi. Lodos nedeniyle denizde oluşan dalgaların yüksekliği 4 metreyi buldu, kentte çok sayıda ağaç da devrildi. İzmir Meteoroloji Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, dalga yüksekliği Güzelyalı’da 4 metreye kadar ulaştı, rüzgarın hızı ise sabah saatlerinde 103.3 kilometre tespit edildi. Rüzgarın şiddeti, Konak ve Alsancak bölgesinde de 71.6 kilometreyi buldu. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkilileri, lodosun yerini karayele bıraktığını, kuvvetli rüzgar ve fırtınanın akşam saatlerine kadar devam edeceğini bildirdi.

Belediye ekipleri seferber oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, geceyi teyakkuzda geçirdi. Lodos sonrası yapılan ilk tespitlere göre, Balçova, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı, Buca, Alsancak, Karşıyaka, Bornova, Gaziemir, Bayraklı ve Karataş’ta toplam 11 adet ağaç devrildi. Narlıdere ve Balçova’da devrilen ağaçların altında kalan iki araç kurtarıldı. Deniz suyunun aşırı yükselmesi nedeniyle Mavişehir Balıkçı Barınağı ile Konak ve Alsancak Vapur iskelelerinde taşmalar yaşandı. Fırtına ve dalgalar nedeniyle, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nın deniz tarafındaki yürüyüş şeridi ve ahşap iskelelerde hasar oluştu. 1. Kordon’da da dalgaların kuvvetiyle parke taşları söküldü. Gece boyunca İZSU ekipleri de seferber oldu. Lodos ve deniz suyu yükselmesi nedeniyle, Karşıyaka bölgesinde yaşanan su taşkınına müdahale edildi.

Vapur seferleri geçici olarak iptal

Saat 06.55’te başlayan İZDENİZ vapur seferleri, olumsuz hava ve deniz koşulları nedeniyle ancak 08.45’e kadar sefer yapabildi. İZDENİZ yetkilileri, fırtınanın şiddetinin düşürmesiyle birlikte yeniden seferlere başlanacağını bildirdi.

Ceren Atmaca – Halil Karahan
 

Balıkçı Kenan tesislerinin sahibi Kenan Balcı ile Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde kurduğu Türkiye Deniz Canlıları Müzesini gezen Büyükçekmece Kaymakamı Mehmet Özel, çeşitli deniz materyalleri ve mumya deniz canlılarını inceleyip, müzede hatıra fotoğrafı çektirerek o anları ölümsüzleştirdi.

Kaymakam Mehmet Özel Türkiye ve dünyada bir ilk olan müzenin büyük emekler sonucu ortaya çıkarıldığını söyledi. Kaymakam Özel, “Meşakkatli bir çalışma yapılmış. Bu yerin büyük emek verilerek oluşturulduğu her yönden ortada. İlk gördüğümde balıkları maket sanmıştım ama inceledikten sonra balıkların gerçek olduğunu farkettim ve çok şaşırdım. Bu görülmemiş eserleri dededen toruna herkesin mutlaka görmesi gerek. Böyle bir müzenin var olduğunu; İstanbul, Türkiye ve Dünya bilmeli” dedi.

Misafirlerine müzeyi gezdiren Kenan Balcı mumya balık türleri ve deniz materyalleri hakkında bilgi verdi. Kenan Balcı, “Denizlerimiz ekmeden biçtiğimiz tarlalarımızdır. Denizlerimize önem gösterip sahip çıkmalıyız. İçinde katkı maddesi olmayan tek besin kaynağı balıktır. Bizler geleceğimiz için daha dikkatli davranmalıyız. Uzun yıllar sonucu bu müzeyi dünyaya ve Türkiye’ye kazandırdık. Gençlerimiz ve çocuklarımız müzemiz sayesinde denizlerimizde olan balıklarımızı öğrenip, daha kapsamlı bilgi sahibi oluyor. Müzemize her geçen gün yeni üyeler ekleyip daha genişletiyoruz” şeklinde konuştu.

Memursen ve Eğitimsen Şube Başkanı Ali Deniz, sendika binasında yaptığı açıklamada, eğitim ve öğretim süreci ile ilgili birçok konunun değerlendirilerek rapor haline getirildiği İzleme ve Değerlendirme raporunu değerlendirdi. Deniz, rapor çalışmasının sonuçlarının kamuya açık veriler esas alınarak elde edildiğini belirterek ayrılan bütçeye rağmen Adıyaman’ın beklentilerin altında kaldığını söyledi. Başkan Deniz, “Raporun hazırlanması sürecinde veri taleplerimiz eleştiriye açık olmayan kamu yönetimince cevapsız bırakılmıştır. Sadece MEB, ÖSYM, TÜİK gibi kuruluşlar tarafından yayınlanan açık veriler kullanılmıştır. Eğitim sisteminin daha etkin bir şekilde izlenmesi ve değerlendirilmesi için milli eğitimin ilgili verileri kamuoyu ve araştırmacılar ile daha fazla ve şeffaf bir şekilde paylaşması önem arz etmektedir” dedi.

Raporda, Adıyaman’ın illere ve yaş gruplarına göre net okullaşma oranlarında Türkiye ortalamasının altında kalarak 57. sırada yer aldığını söyleyen Başkan Deniz, “Ne yazık ki karşılaştığımız bu olumsuz tablo işgücüne katılım oranlarına da yansımış ve iş gücüne katılım oranı endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İşsizlikle mücadelede Adıyaman’a özel girişimlerde bulunularak istihdam alanlarının arttırılması, ilimizin huzuru ve refahı için çok büyük önem arz etmektedir. Her iki sınavda da son dört yılın en düşük sonuçları 2017’de görülmüştür. LYS Matematik testinde soru sayısı bir önceki yıla göre artmış olmasına rağmen başarı yüzdesi yüzde 16’ya düşmüştür” ifadelerini kullandı.

Raporda yer alan bir diğer hususun öğretmen ihtiyacı olduğunu işaret eden Başkan Deniz, 120 binin üzerinde öğretmene ihtiyaç duyulduğunu da söyleyerek, “Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının öğretmenler arasında bir ayrıma neden olmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlik öğretmenlerin özlük haklarında bazı eksikliklere neden oluyor, kamu görevlileri arasında diğer meslek gruplarında olmayan sözleşmeli çalışma esasının sonlandırılarak, dezavantajlı bölgelere eş durumu ve diğer nedenlerle gitmeyen öğretmenlerin zorlama yerine teşvik edici metotlarla ikna edilmesi gerekmektedir. Öte yanda öğretmenin iş barışını etkileyecek olan en önemli hususlardan biri güvenliği sağlanmış bir ortamda eğitim faaliyetlerini yürütmektir. Son zamanlarda öğretmenlerimizin bir yandan terör örgütü PKK tarafından şehit edilmesi, diğer taraftan da okullarda öğrencilerin ve velilerin şiddetine maruz kalması, eğitim ortamındaki güveni ve huzuru yok etmektedir. Güvensiz bir ortamda gerçekleştirilen eğitimin ne derece verim sağlamayacağını açıktır. Bu konuda gerekli tedbirlerin acilen alınması gerekir. Eğitim Bir- Sen Adıyaman Şubesi olarak geçtiğimiz eğitim öğretim yılı içinde ve 2017-2018 eğitim öğretim yılı başında kamuoyunun dikkatine arz ettiğimiz hususların çözüme kavuşturulması ve başarının iyileştirilmesi adına dün olduğu gibi bugün de sorumluluk almaya hazır olduğumuzu, bu konuda gerekli saha çalışmalarında bizzat bulunmayı, yerinde tespit çalışmalarına katkı sunmayı çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği için bir kutsal vazife olarak gördüğümüzü bir kere daha tekrarlıyoruz. Söz konusu izleme ve değerlendirme raporumuzun temel gayesi ilimize akademik gelişimi başta olmak üzere her alanda bir katma değer kazandırmaktır. Bu bağlamda çalışma, araştırma, izleme ve raporlama çalışmalarımız devam edecektir” şeklinde konuştu. 

Cihan Kizir
 

Deniz Feneri Derneği, Arakan’da krizin başladığı 24 Ağustos 2017 tarihinden bugüne kadar on binlerce Arakanlıya yardım malzemesi ulaştırdı. Myanmar hükûmetinin Arakanlı Müslümanlara uyguladığı vahşet devam ediyor.

Katliamdan kaçarak nehirleri ve dağları aşmayı başaran Arakanlılar Bangladeş’e sığınıyor ve hayata tutunmaya çalışıyor.

Budist zulmünün başladığı günden bu yana göçler azalmış olsa da hala sürüyor.

Deniz Feneri Derneği, Bangladeş’e göç eden 850 bini aşkın mülteciye MÜSİAD ve hayırseverlerin desteklerini ulaştırmaya devam ediyor.

Bu kapsamda dernek, Müsiad’ın ve bağışçılarının destekleriyle Arakan Bangladeş sınırında bulunan Cox Bazaar bölgesinde hayata tutunmaya çalışan mazlumlara hem kalıcı barınma hem de Arakan’dan Bangladeş’e göç eden on binlerce mülteciye yardım malzemesi ulaştırdı. Bu yardımlardan on binlerce Arakan’lı yararlandı.

Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av Mehmet Cengiz, Genel Başkan Yardımcısı Turan Yalçın ve Deniz Feneri Derneği Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Yavuz İnan Yardım ve devam eden konut projelerini yerinde incelemek üzere Bangladeş’e gitti.

Kalıcı evlerin montajında gelinen son noktayı yerinde inceleyen Başkan Mehmet Cengiz yaptığı açıklamada “konutların inşa çalışması bütün hızıyla sürüyor bundan büyük bir memnuniyet duyuyorum, dünyanın en mazlum en çok zulüm görmüş milleti olan Arakan’lı kardeşlerimiz için buradayız. Yaşam şartları gerçekten çok zor, bu kardeşlerimize 1000 konutluk bir proje yaptık, daha yaşanılabilir konutlar üretmeye çalışıyoruz. İlk etapta inşallah 1000 konuta 1000 aileyi yerleştireceğiz, hedefimizde 2000 konut var. 1000 konutun bağışını topladık, milletimize gerçekten çok teşekkür ediyorum” dedi.

Yardımlar Bangladeş’teki kamplara ulaşıyor

Krizin başladığı 24 Ağustos 2017 tarihinden bu yana Arakanlılara her anlamda yardım ulaştırdıklarını açıklayan Deniz Feneri Derneği Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Yavuz İnan ise yaptığı açıklamada; “Göç dalgasının devam ettiğini ve kriz bitene kadar dernek olarak Arakanlıları yalnız bırakmayacaklarını söyledi. İnan, ilk günlere oranla göçlerin kısmen de olsa azaldığını belirterek “yardımlarımızı Bangladeş’in Cox’s Bazar’daki mülteci kampı ve yine bu bölgeye çok yakın Kutupalong kampında devam ettiriyoruz dedi.

Deniz Feneri Derneği olarak gıda, barınma, hijyen, temiz su, ve giyim yardımları olmak üzere birçok ayrı kalemde yardım ulaştırdıklarını söyleyen İnan, yaptıkları faaliyetleri şöyle sıraladı:

10 bini aşkın aileye barınma yardımı

– 1000 aileye bambudan yapılan ev inşası (Hedef 10 Bin ev)

-2 bin kişiye tente dağıtımı

-2 bin kişiye aileye hasır dağıtımı

– 40 adet tulumbalı su kuyusu yapıldı

Gıda Yardımları

-Yaklaşık 5 bin kişiye gıda yardımı

-5 bin kişiye gıda paketi dağıtımı

-Bin kişiye sıcak yemek dağıtımı

Adak-Akika-Şükür

-5 bin aileye Adak Akika Şükür kurbanlarından pişirilmiş et dağıtımı

Hijyen çalışmaları

-2 bin kişiye hijyen paketi dağıtımı

Elbise ve araç gereç yardımları

-Erkek, kadın ve çocuk kıyafetleri olmak üzere 2 bin kişiye aileye kıyafet paketi dağıtıldı

-2 bin kişiye mutfak ve yaşam malzemeleri dağıtımı

Yardımlar sürecek

Deniz Feneri Derneği , Arakan’daki Acil Yardım Faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.

5560’a SMS gönder 10 TL bağışla

Hayırseverler, Arakan’da yaşanan kriz için bütün operatörden “ARAKAN” yazarak 5560’a kısa mesaj atarak 10 TL bağışta bulunabilir.

Bölgede acil ihtiyaç listesi

-Gıda malzemeleri

-İlaç ve Tıbbı malzeme

-Branda

-Çocuk maması

-Elbise

-Hijyen ve yaşam malzemeleri

 Samsun’da 36 yaşındaki Deniz Ceylan, 1,5 ay evli kaldığı eski eşinden ölüm tehditleri aldığını iddia etmişti. İddialarla ilgili açıklama yapan eski eş İlker Lazoğlu, asıl mağdurun kendisi olduğunu savundu.

“Olayın aslı böyle değil”

Yaklaşık 1 yıl önce Deniz Ceylan’la tanıştığını belirten İlker Lazoğlu, “Görüşmeye başladıktan sonra aramızda duygusal bir bağ oluştu. Yaşam tarzını bilmiyordum. Çok kısa bir zamanda evlendik. Evlendikten sonra Deniz İstanbul’a gitmek istedi. Benim burada 13 yıllık bir kurulu düzenim ve çocuklarım vardı. Ben gitmek istemedim. Ama o benim buradan gitmek istediğimi söyledi. Bu konu aramızda tartışma konusu oldu. Sürtüşmeler oldu” diye konuştu.

“Sus sus bir yere kadar”

Deniz Ceylan ile boşanma nedenini açıklayan Lazoğlu, “Deniz’le ayrılmak istememin nedeni Deniz’in siyasi görüşü, eylemlere gitmesi, polislerle çatışması. Ben bunlardan korktum. Çünkü biz evliyiz. Evli olduğumuz için ben de sorumlu tutulabilirim diye düşündüm. Benim siyasetle bir bağlantım yok. Biz esnafız, ekmeğimizin peşindeyiz. Deniz beni bunların içine sürüklemeye çalıştığı için ben ayrılmak istedim. O da istediklerini yapmadığım, onun yolunda yürümediğim için bu şekilde suçlamalarda bulunuyor. Mağdur benken onların mağdur oluyor gibi görülmesi çok üzücü bir olay. Sus sus da bir yere kadar. Bu algıyı Deniz kullanıyor. Kadınlarla bizim alıp veremediğimiz bir şey yok. Kadınlar sevilmeyi sever. Deniz bende sevgiyi gördü, merhameti gördü. Deniz bunu kaybettiği için öç almaya başladı. Çevrem ve ailem bu insanla görüşmemi istemedi. O dönem aşk mı sevgi mi gözümüz karardı. Ama benim en büyük hatam büyüklerimi dinlememek oldu” şeklinde konuştu.

“Deniz’e bir tokat attım”

Lazoğlu şöyle devam etti: “Deniz onu darp ettiğimi söylüyor. Ben bir gün dükkanımda otururken Deniz ailesiyle buraya geldi. Ben de alkollü olduğunu ve olay çıkartmaması için rica ederek onun gitmesini istedim. Deniz birden bire çantasından biber gazı çıkartıp yüzüme sıkınca annesi ve erkek kardeşi saldırmak istedi. Ben de haliyle kendimi korumak istedim. Darp dediğimiz buysa evet ben o gün Deniz’e bir tokat attım.”

“Esas mağdur olan benim”

Deniz’in kaçıp saklandığını iddia ettiğini belirten Lazoğlu, “Deniz aslında saklanmıyor. Kesinlikle Deniz’le benim bir işim yok, istediği gibi yaşasın ama lütfen rica ediyorum Deniz’den benden uzak dursun. Esas burada saklanan benim. Esas benim sosyal yaşantım kısıtlandı. Benim suç işleyip ceza almamı istiyor. Deniz ayrılmayı hazmedemediği için benden öç almak istiyor. İnsan yaşadıkça bazı şeyleri anlıyor. Ben bu süre zarfında eski eşimin değerini bu insan sayesinde anladım. Asıl eski eşimi kırdıysam ondan özür dilerim” ifadelerini kullandı.
Esnaf arkadaşları da İlker Lazoğlu’nu savunarak kendisinin sevilen, sayılan ve kimseye zararı olmayan bir insan olduğunu belirttiler.  

Kenan Akyüz