Dikiş makinesi tamirciliğini teknolojik gelişmelere rağmen yaklaşık yarım asırdır sürdüren 58 yaşındaki Faruk Yarımbatman, lise yıllarında mesleğe başladığını söyledi. Daha sonra İstanbul’da makine tamiratı kursu gördüğünü ve o günden bugüne mesleğini aktif olarak sürdürdüğünü ifade eden Yarımbatman, yeni dikiş makinelerinin yanı sıra kendisine getirilen asırlık makinelere motor takarak işlevsel hale getirdiğini belirtti. Yarımbatman, “1976 senesinde bu mesleğe başladım. Van Ticaret Meslek Lisesi’nde öğrenci olduğum yıllardı. Bir dostumuzun sayesinde biz bu işe girdik. O dostumuz bize teklif etti. Ben de meslek öğrenmek güzel şeydir diyerek başladım. Daha sonra İstanbul’a giderek yaklaşık bir hafta kurs gördük. O günden bugüne bu işi aktif olarak yapıyoruz” dedi.

Eski dikiş makinelerinin gelişen teknolojiye rağmen şimdiki makinelere oranla daha sağlam olduğunu ifade eden Yarımbatman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uğraştığım makineler daha çok ev tipi makinelerdir. Onun dışında tekstil makinelerine daha çok rağbet var. Ev tipi makinelere eskisi gibi rağbet yok. Bu makineler evde ufak tefek dişilerin yapılması için veya bazı aileler geçim kaynağı için nakış yapıyorlar. Artık eski havası yok. Bazen buraya bir asırlık makine geliyor. Şu an 55 yıllık makine var elimde. Şu anki makinelerde genellikle plastik kullanılıyor. Plastik kullanılınca da daha çok arza veriyor. Dayanıklılık gücü de daha azdır. Fakat eski makinelerde demir olduğu için sık sık bakım isteyen makinelerdir.”

Evde kullanılmayan eski makinelerin değerlendirilmek için kendilerine getirildiğini söyleyen Yarımbatman, “Makinelerin arkasına ufak bir motor taktığımız zaman elektrikle çalışmış oluyor. Bize getirilen eski makineler evde çok yer kapladığı için vatandaşlar çantalı elektrikli durumuna getirmek istiyorlar” diye konuştu. 

Gelişen teknoloji ve fabrikasyon giyeceklere rağmen dikiş makineleri halen birçok ev ve dikiş atölyelerinin vazgeçilmezi durumda. Bir zamanlar gelinlerin çeyizlerinin vazgeçilmezi olan dikiş makineleri eskiye göre kullanımı az olsa da halen birçok evde bulunuyor.

10 yaşındayken babasının yanında çırak olarak işe başlayan Abdurrahman Kurt, 17 yıldır baba mesleğini devam ettirmeye çalışıyor. Mesleğini devam ettirmek istediğini ama çırak bulamadığını belirten Kurt, “Yeni nesle bu mesleği aktarmak istiyorum. Bundan birkaç yıl öncesine kadar yaklaşık 20 tane dikiş makinesi tamircisi vardı ama şimdi benle beraber 3-4 kişi kalmış durumda, böyle giderse biz de kapatmak zorunda kalacağız” dedi

Dikiş makinelerine olan rağbetin azalmasıyla beraber yöresel ve geleneksel elbiselere de rağbetin azaldığına dikkat çeken Kurt, “Eskiden her ailedeki genç kızlar dikiş ve nakış yapmasını iyi bilirdi ve bu aileler kendi evlerinde kendi zevklerine, kültürüne ve geleneğine uygun elbiseler dikerlerdi ama maalesef şimdi ki hanımların büyük bölümü dikiş ve nakış yapmasını bilmediğinden ya da merakları kalmadığından mağaza elbiselerine yönelmiş durumdalar, bundan dolayı eskiden dikiş makineleriyle dikilen o rengarenk geleneklerimizi yansıtan elbiseler de kaybolmaya doğru gidiyor, şuanda evlerde dikiş makinelerini kullananların çoğu bu makineleri elbise yapımı için değil, yırtık, sökükler için kullanıyor” dedi

Cuma Sarı