Dr. Kışlaoğlu, dişleri güçlendiren besinleri şu şekilde sıraladı:

“Kereviz: Kereviz dişleri iki yolla korur. Kereviz ekstra çiğnemeyi gerektiren bir yiyecektir. Bu ekstradan tükürük salgılamayı sağlar, bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıdaki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.

Peynir: Peynir dişler için birden çok yarar sağlar. İlk olarak ağzın PH dengesini ayarlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda çürüklere karşı koruyup, yeni çürükler oluşmasını engeller. Özellikle şekerli gıdalar alındıktan sonra yenilecek bir parça peynir, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme açısından son derece önemli.
Yeşil çay: Yeşil çayda bulunan katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı olurken aynı zamanda kansere karşıda etkili olur. Dolayısıyla ağız kanserlerine karşıda etkili bir maddedir. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri de ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı olur.

Kivi: Vitamin C eksikliği dişetlerini hassaslaştırabilir, bakterilere karşı daha dirençsizleştirebilir. Bu durumda da periodontal rahatsızlığa yakalanabilirsiniz. Bu durumla karşılamamak için yeterince C vitamini almalısınız ve bunun için kiviyi seçebilirsiniz, çünkü kivi diğer meyvelere göre daha fazla vitamin C içerir.

Yoğurt: Kalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere olan faydaları saymakla bitmez. Kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan kişilerdeki diş kökleri iltihaplı cep sayısını azaltır. Kalsiyum, periodontal rahatsızlık dolayısıyla oluşmuş sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede yardımcı olur. Kalsiyum, diş kayıplarını önlemeye yardım eder. Eğer sizde diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan yiyecekleri tercih edin.
Maydanoz: Ağız kokusuna neden olan yiyecekleri tükettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek hoş bir ağız kokusuna sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Bu sayede ise kötü ağız kokusu maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.

Çilek: Çilek dişlere ve dişetlerine iyi gelir. Aynı zamanda diş taşlarından doğal yöntemle kurtulmanın formülünü taşımaktadır. İçinde bulunan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir. Diş taşlarının oluşumunu engeller.

Kuru yemişler: Kuru yemişler ve çekirdekler dişi kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerirler. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar ve çekirdekleri de kalsiyum içerir.

Elma: Elma, kabukla yenilmesi bir yandan dişlerin kuvvetlenmesini sağlarken, diğer yandan da içerisindeki maddelerle dişleri temizler. Elma, havuç gibi meyveleri ısırarak yenilmesi tavsiye edilir.

Kuru üzüm: Şekerli bir besin yenildikten sonra bakteriler diş minesini yıpratan asitler salgılar ve zamanla dişlerin çürümesine yol açar. Kuru üzüm de tatlı ve yapışkandır. Diğer tatlı besinlerden farklı olarak ağız içindeki bakterilerin gelişimini engeller. Bu nedenle tatlı ihtiyacında güvenle tercih edilebilir.
Somon balığı: Somon balığı ve uskumru gibi yağlı balıklarda diş ve diş etini korumayı sağlayan ve kalsiyum açısından zengin bir besinlerdir. Somon balığında bulunan D vitamini ağız sağlığı için çok önemlidir. Özellikle çocuklarda diş gelişimine yardımcı olan besinlerin başında yer alır.

Portakal (C Vitamini): Portakal ve benzeri meyveler bağ dokusunu kuvvetlendirerek diş ve diş etlerinin sağlıklı kalmasında büyük rol oynamaktadır. Turunçgiller, diş ve diş eti iltihaplarını da büyük ölçüde önleyecektir. Portakalda yüksek oranda bulundan florun maddesi, dişin sert katmanındaki yapı gelişir ve dişleri oldukça besler.” 

Dişlerin altyapısını oluşturan diş etlerinin büyük öneme sahip olduğunu söyleyen Diş Hekimi Şiar Atmaca, “Günlük ağız ve diş temizliği rutin düzen içerisinde yapılmadığı takdirde, dişlerin üzerlerinde ve aralarında biriken yiyecek artıkları bakteri üreterek diş plağı oluşturur. Diş yüzeyinde biriken bu bakteri plağı diş çürükleri ile diş eti iltihaplanmasına sebebiyet verir. Bakteri plağı kaldırılmaz ise diş taşı veya tartar olarak isimlendirdiğimiz birikintilere dönüşür. Plakta oluşan bakteriler tarafında üretilen zararlı maddeler dişeti destek dokularını yıkar” dedi.
Genellikle hastaların diş eti kanaması gördüğünde fırçalama işlemini bıraktığını ancak bunun daha kötü sonuçlara sebebiyet verebileceğini belirten Diş Hekimi Şiar Atmaca, “Sağlıklı diş eti kanamaz. Diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisi, diş eti kanamasıdır. Dişetlerinde şişmeler, kızarmalar, farklı renk değişiklikleri, çekilmeler ve açığa çıkan kök yüzeylerinde oluşan hassasiyet söz konusuysa vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulmalıdır. Zamanında tedavi sağlanmazsa, dişlerin kemik desteği kaybolarak dişlerde sallama ve kayıplar dahi yaşanmaya başlanır” diye konuştu.
Ara sıra diş eti kanaması problemi yaşanmasının nedeninin gündelik yapılan basit hatalardan kaynaklı olabileceğini belirten Diş Hekimi Şiar Atmaca, devam eden ve önemsenmeyen diş eti kanamalarının arkasında çok ciddi rahatsızlıklarda olabileceğine dikkat çekti. Şiar Atmaca, “Fazla baskı uygulayarak dişleri fırçalamak daha iyi bir ağız hijyeni sağlamaz. Aksine, diş ve diş eti yüzeyinde travma oluşturarak diş etlerinde kanamalara sebep olur. Diğer bir yandan vitamin ve minerallerin eksikliği diş etlerinin hassaslaşmasına dolayısıyla da diş eti kanamalarına neden olabilmektedir. Diş etlerindeki kanamalar bazen de lösemi, diyabet, trombositopeni, hemofili veya Von Willebrand Hastalığı habercisi de olabilir” diye uyarıda bulundu. 

Abdullah Çibir
 

Kış aylarında yaygın olarak görülen diş sağlığı problemlerinden biri olan diş hassasiyeti, günlük hayatı olumsuz etkileyebiliyor. Lingual Ortodonti Uzmanı Dr. Cem Caniklioğlu, “Kış, ayları diş hassasiyetinin en yaygın görüldüğü dönemler olarak öne çıkıyor. Diş hassasiyeti olan kişilerin şikâyetleri sıcak havadan soğuk havaya geçiş dönemlerinde daha çok artıyor. Ani sıcaklık değişimleri ile birlikte artış gösteren diş hassasiyetini yanlış diş temizleme, hatalı beslenme alışkanlıkları, diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlıkları, yoğun stres gibi faktörler de tetikleyebiliyor” ifadelerini kullandı.

“Kış aylarında beslenme alışkanlıkları diş hassasiyetini etkiliyor”

Hatalı beslenme alışkanlıklarının diş hastalıkları ve diş hassasiyetinin en yaygın nedenlerinin başında gelen geldiğini ifade eden Dr. Cem Caniklioğlu, “Kola gibi asitli içeçekler, soğuk içecekler, sıcak içecekler ve yiyecekler, tatlı ve ekşi yiyecekler tüketmek kış aylarında diş hassasiyeti sorunlarını artırdığı gibi dişlerin çürümesini de hızlandırıyor. Bundan dolayı sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Diş hasssiyeti olan kişilerin sert diş fırçası kullanımından ve dişlere fazla kuvvet uygulamadan kaçınması da gerekiyor” dedi.

“Çapraşık dişler de diş sağlığını olumsuz etkiliyor”

Caniklioğlu, diş hassasiyetinin yanı sıra çapraşık ve doğru konumlanmayan dişlerin de ağız hijyeni ve ağız-diş sağlığı açısından, estetik kaygılara oranla daha büyük sorunlara yol açabildiğini belirtti. Bu durumun son yıllarda görünmeyen diş telleri uygulaması ile başarılı bir şekilde giderildiğine dikkat çeken Lingual Ortodonti Uzmanı Dr. Cem Caniklioğlu, dişlerin dışarıdan görünen yüzeylerinin hiçbir şekilde etkilenmediğini belirterek, bu tedavi ile sağlıklı dişlere kavuşmanın yanı sıra dişlerdeki düzelme ile birlikte kişilerin daha özgürce gülümsemelerinin ve konuşmalarının mümkün olabildiğinin altını çizdi.

“Diş hassasiyeti ve çapraşık diş sorunu olanlar diş hekimine görünmeli”

Diş hassasiyeti problemi yaşayanların mutlaka bir diş hekimine görünmesinin önemli olduğunu belirten Caniklioğlu, “Diş hassasiyeti olanların bir diş hekimine görünmesi doğru bir adım olacak. Yapılacak muayene sonucunda diş hassasiyetinin temel nedeni daha iyi anlaşılacak ve buna uygun yöntem uygulanacaktır. Hassas dişlere sahip olan kişilerin bu durumu önemsememesi daha farklı ağız problemleri yaşamalarına neden olabilir. Diş hassasiyetinden kaynaklanan ağrıdan dolayı dişlerin düzenli olarak fırçalanamaması, diş eti hastalıkları ve diş çürüklerini tetikleyebilir. Çapraşık diş problemi olanların tedavisinde ise görünmeyen diş teli tedavisinde kullanılan lingual braket ve lingual teller kişiye özel olarak laboratuar ortamında hazırlandığı için başarı şansı yüksek oluyor. Lingual Ortodonti, kişilerin iş ve sosyal hayatlarını olumlu yönde etkileyerek, diş teli kullanımını sorun olmaktan çıkarıyor” şeklinde konuştu. 

Dent Suadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Protez Uzmanı İlker Arslan, “Günümüzde kanal tedavisinde kullanılan maddeler ve teknikler sayesinde kök ucundaki apselerin büyük çoğunluğu tedavi edilebilmektedir. Endodonti, halk arasında bilinen adıyla Kanal Tedavisi, dişlerde bulunan kök kanallarının tedavisi ile uğraşan bir branştır. Diş hekimliğinin temel amacı dişlerin ağızda tutularak hastanın çiğneme fonksiyonunun devamlılığını sürdürmektir. Dişin mine ve dentin tabakalarının altında pulpa olarak adlandırılan sinir paketinin bulunduğu bir bölüm vardır. Dişin kronunda “pulpa odası” adını alan bu bölüm diş köklerinin sonuna kadar uzanmaktadır. Pulpanın herhangi bir sebeple iltihaplanması durumunda, kanal tedavisi gerekli görülür” dedi.

“Herhangi bir şekilde ağrı ile belirti vermeyen vak’alarda diş ölmüştür”

Kanal tedavisine ihtiyaç duyan hastaların genelde ağrı ve sıcakta hassasiyet şikayeti ile hekime başvuruda bulunduğunu ifade eden Uzm. Arslan, “Bu tip vak’alarda dişin üzerine vurulduğunda hasta ağrı duyar. Herhangi bir şekilde ağrı ile belirti vermeyen vak’alarda diş ölmüştür ve kök ucunda lezyon oluşumu vardır. Bu tip vak’aların teşhisi yüzde şişme veya röntgen alınması sonucu konur. Kanal tedavisi esnasında, ilk önce yapılan lokal anestezi ile ağrı hissetmemeniz sağlanır. Çürük temizlenir ya da kırık parça çıkarılarak diş sinirlerine ulaşılır, dişin kökündeki sinir ve dokular temizlenerek kök ucuna kadar kök kanalı şekillendirilir. Kök kanal boyunun tespiti için röntgen çekilir ve özel cihazlarla kanal boyu tespit edilir. Dişin durumuna göre tedavi tek seansta yapılabileceği gibi birkaç seans da sürebilir. Seans aralarında kök içini ve kök ucunu iyileştirecek ilaçlarla pansuman yapılır. Kanal tedavisi bitim aşamasında ise kanal içerisi özel dolgu maddeleri ile kök ucuna kadar doldurulur” açıklamalarında bulundu.

Anestezinin etkisi geçene kadar hastanın bir şey yiyip içmemesi gerektiğini kaydeden Arslan, “Tedavi boyunca tedavisi yapılan dişin olduğu bölgede kuru yemiş ve benzeri sert yiyeceklerden ve sakız gibi yapışkan gıdalardan uzak durulmalıdır. En çok diş kırıkları seanslar arasında görülmektedir” şeklinde konuştu.

 Diş Hekimi Çağrı Şimşek, randevu saatinde gelmeyen hastanın yerine aldığı bir engelli hastayı tedavi ettiği sırada randevusunu geçiren hasta ve yakının önce sözel ardından da fiziksel şiddetine maruz kaldı. Şiddet olayının ardından Sağlık Sen Yunusemre İlçe Başkanı İsmail Karip ve Diş Hastanesi çalışanları hastane önünde düzenledikleri basın açıklamasıyla şiddet olayını kınayarak sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik yaptırım ve cezaların yetersiz olduğunu dile getirdi.

Manisa’da randevusuna saatinde gelmeyen hastanın yerine engelli bir hastanın tedavisine başlayan diş hekimi Çağrı Şimşek, randevuya geç kalan hasta Emine H.’nin eşi Tahsin H. tarafından ‘Randevum var neden tedaviye almıyorsunuz’ denilerek önce sözel şiddete maruz kaldı. Doktor tarafından çağrılan güvenlik tarafından hastane dışına çıkarılan Tahsin H., bu sefer yanına birini daha alarak diş hekimini darp etti. Darp raporu alan Dt. Çağrı Şimşek, konuyu adli makamlara taşıdı. Yaşanan şiddet olayının ardından hastane bahçesinde bir basın açıklaması düzenleyerek şiddet olayını kınayan Sağlık Sen Yunusemre Şube Başkanı İsmail Karip, “Emine H. isimli diş hastası MHRS üzerinden Manisa Merkez Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 6. Klinikte görevli diş hekimi Dt. Çağrı Şimşek’e 6 Şubat tarihinde saat 13.00’e randevu almış ancak bu kişi randevu saatinde gelmediğinden, engelli olan sıradaki hastanın tedavisine başlanmıştır. Emine H. isimli hasta 13.19’da polikliniğe başvurmuş olmasına rağmen geri çevrilmemiş ve hastanın tedavisi için aynı güne sıra verilmiştir. Saat 13.30’da hasta ve kocası Tahsin H. ile birlikte klinikte hasta tedavi eden hekime gelerek yüksek sesle saat 13.00 hastası oldukları halde neden tedaviye alınmadıklarını sormuş, hekim de randevu saatinde gelmediklerinden dolayı bir sonraki hastayı aldığını, beklemeleri gerektiğini söylemiş, Tahsin H. Hekimin üzerine yürümesi ve hakaretler savurması üzerine Dt. Çağrı Şimşek tarafından güvenlik çağrılmış ve klinikten çıkarılmaları sağlanmıştır. Tahsin H. Kliniği terkederken; ‘Dışarıda görüşeceğiz, sonra döneceğim ben, göreceksin’ diye bağırarak tehditler etmiştir” dedi.

Hasta ve yakının dışarı çıkarılmasından kısa bir süre sonra Tahsin H.’nin yanına başka birini alarak tekrar kliniğe geldiğini anlatan Karip, şunları söyledi

“Kısa bir süre sonra hastanın kocası Tahsin H. yanına başka birini de alarak tekrar kliniğe girmiş, adı geçen hekim engelli bir hastasının tedavisini sürdürürken, kliniğin içerisinde; ‘Manisa küçük sen göreceksin’ şeklinde bağırarak, yanında getirdiği şahıs hekimi arkadan tutarak etkisiz hale getirmiş, Tahsin H. de hekimi yumruklamış, boğazını sıkmış ve üzerindeki elbiseleri parçalamıştır. Sağlık Sen olarak saldırganları lanetliyor, sağlık çalışanlarına bu ve benzeri saldırıların karşılıksız kalmaması için takipçisi olacağımızı buradan bildiriyoruz. Görülüyor ki, gece gündüz demeden hayatı boyunca hastalarını sağlığına kavuşturmak için mücadele eden sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için yürürlükteki yasa ve yaptırımlar yetersizdir. Sağlık Sen olarak; bu tür onur kırıcı, değersizleştirici davranışların hak ettiği cezaları içeren yasa ve mevzuat değişikliğinin artık çıkarılması için yetkili mercilerin dikkatine sunuyoruz.”
Basın açıklamasına Memur Sen Manisa İL Temsilcisi ve Sağlık Sen Manisa Şube Başkanı Mustafa İrğat da katıldı. 

Bir hasta, 2009 yılında on adet dişe tedavi uygulanması, üç adet köprü yapılması ve dişlerin parlatılması konusunda bir diş hekimiyle 2 bin lira karşılığında anlaştı. Diş çekimi ve dişlerin kesilmesi işlemi yapılan hastaya, iddiaya göre dişlerin iyileşmesi beklenilmeden diğer işlemler uygulandı. Kanamaların durmadığını gören hasta, yapılan geçici dişlerin kısa sürede düştüğünü, protezlerin çok büyük olduğunu belirterek, hekime müracaat etti.
Olumsuz cevap alan hasta, “yemek yiyemez” hale geldiğini belirterek diş hekimini mahkemeye şikayet etti. 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne diş hekimi hakkında tazminat davası açan hasta, şikayetlerinin davalı diş hekimi tarafından dikkate alınmadığını, yemek yiyemez duruma geldiğini öne sürdü. Doğru yapılmayan dişlerin düzeltilmesi talebinin davalı tarafından olumsuz karşılandığını anlatan davacı hasta, davalı hekimin hakarete varan sözler söylediğini belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla ödenen 2 bin lira maddi tazminat ile 10 bin lira manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti.

Mahkemede savunma yapan davalı, davacının iddialarının doğru olmadığını, muayene neticesinde davacının tedaviyi ve ücretini kabul ettiğini, tedavinin baştan sona başarıyla tamamlandığını kaydetti. Davacının geçici dişleri takıldıktan sonra oynama hissi nedeniyle kendisini aradığını, şehir dışında olması nedeniyle kendi bilgisi ve iradesi dışında davacının bir diş teknisyenine dişlerini kalıcı olarak yaptırdığını, kendisine kusur yüklenemeyeceğini, iddiaların ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istedi.

Tarafları dinleyen mahkeme, diş hekiminin en küçük ihmalinden dolayı davalıya karşı sorumlu olduğu, tedavi ücretini iade ve yeniden yapılmak zorunda kalınan masrafları ödemesi gerektiği, davalının eyleminin haksız fiil teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Mahkeme, 4 bin 20 TL maddi ve 3 bin TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verdi. Kararı hem davacı hem de davalı temyiz etti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise mahkeme kararını onadı. 

Süleyman Aydın
 

Medicadent Diş Klinikleri Kurucusu ve Global Diş Hekimleri Derneği Başkanı Diş Hekimi Zafer Kazak, “Günümüzde diyabet hastalığı, bilinen komplikasyonların yanı sıra diş kaybı ile sonuçlanan diş eti hastalıklarına da yol açabilir. Bu nedenle diyabetiklerin ağız sağlığının yakından takip edilmesi, düzenli aralıklarla diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Var olan bir diş eti enfeksiyonunun da şeker hastalığının kontrolünü güçleştireceği akıldan çıkarılmamalıdır. Kontrol altında olsun olmasın tüm diyabet hastaları, diş hekimi veya periodontist kontrolünden geçmeli ve takip edilmelidir” dedi.

Tüm bireylerin, sabah ve akşam olmak üzere günde en az 2 kez yumuşak bir diş fırçasıyla dişlerini 3’er dakika fırçalamalarının gerektiğini ifade eden Kazak, “Ayrıca dişler fırçalandıktan sonra diş ipi ile dişlerin araları temizlenmeli ve işlem sonrası ağız su ile çalkalanmalı. Diş ipi, dişler arasına yerleştirilirken diş etine fazla bastırılmamalı. Eğer daha önce hiç diş ipi kullanılmadıysa, kullanımdan sonraki ilk günlerde diş etlerinde ağrı hissedilebilir. Diyabetli hastalar, tükürüklerindeki şeker nedeniyle ağızda mantar enfeksiyonlarına açıktır. Bu sorunun en basit şekli, dudakların birleşim yerinde çatlak ve kızarıklar halinde kendisini belli etmektedir. Sigara kullanımı ve takılıp çıkartılabilen protezlerin bütün gün ağızda taşınması, mantar gelişimini daha da hızlandırmaktadır” diye konuştu.

Diş Hekimi Zafer Kazak, diyabetik hastaların diş hekimine giderken yapması gerekenleri şöyle açıkladı:
“Diyabetli hastalar diş hekimine gitmeden bir gün önce mutlaka açlık kan şekeri seviyelerini ölçtürmeli ve bu bilgiyi diş hekimine bildirmelidir. Kontrolsüz diyabette ve yüksek kan şekeri seviyesinde yara iyileşmesi geciktiğinden, iltihaplanmalar şiddetlenerek ağrıya sebep olabilir. Herhangi bir cerrahi müdahaleden önce hastanın kan şekeri seviyesinin 180 mg/dl’nin altında olması gerekir. Bu seviyenin üzerinde olan hastalarda ancak acil enfeksiyon müdahalesi yapılması gereklidir. Bunun dışındaki diğer tüm tedavilerin kan şekeri seviyesi düşürülene kadar ertelenmesi lazım.”

Ayrıca diyabetli hastalara diş müdahalesi için en uygun zamanın kahvaltıdan sonraki sabah saatleri olduğunu kaydeden Kazak, yapılan tedavinin, hastanın beslenme düzenini ve ilaç kullanım saatlerini aksatmaması gerektiğini vurguladı ve bazı geniş cerrahi müdahalelerde, hastanın hekimi ile görüşülerek hem beslenmede hem de ilaçların dozunda değişiklik yapılabileceğini sözlerine ekledi. 

Zira Diş Hekimi Emek Külür, “Araştırmaya göre nüfusumuzun yüzde 86’sı diş fırçalamazken evlerin yüzde 60’ına diş macunu girmiyor. Bir kişinin yılda 4 kez diş fırcası değiştirmesi gerekirken ülkemizde her 4 kisiye 2.16 diş fırçası düşüyor. Bu da demek oluyor ki bir kişi bir diş fırçasını ortalama 2 yıl kullanıyor. Dünyada Misoka gibi macun gerektirmeyen nano teknolojik diş fırçaları geliştirilirken 2 yılda bir diş fırçası değiştirmek daha çok yolumuz olduğunu gösteriyor. 4 kişilik bir ailenin tüketmesi gereken yıllık macun miktarı 24 tüp. Fakat araştırmalara göre bu rakam 14.4. Diş fırçası kadar önemli olan diş ipi ve ağız bakım suyu kullanımı da ülkemizde yok denecek kadar az. Türkiye’de günde 2 kez düzenli diş fırçalayan kişi oranı yüzde 15. 35-44 yaş grubunda yapılan 1500 kişilik anket sonucunda bu kişilerin yüzde 5’inin hiç diş hekimine gitmediği ortaya çıkmış. Ülkemizde yılda ortalama 3 bin diş hekimi mezun oluyor. 45 devlet üniversitesi, 14 özel üniversite var. Diş hekimi sayısının artmasına rağmen diş hekimlerine yeterli istihdam sağlanamadığı için insanlar yeteri kadar hizmet alamıyor” dedi.

Diş Hekimi Külür, bu iç karartıcı tabloyla nasıl mücadele edileceğini şöyle sıraladı:

“Günde 3 kez fırçalamak mümkün olamayabilir, sadece 1 kere ama mutlaka özenerek fırçalayın. İdeal temizleme dakikası yok. Aklınız bir yerdeyken diş fırçalanmaz. Özellikle dişleri gece yatarken fırçalamak gerekir, gece bakteriler artar.

Dişleri mekanik olarak temizleyin. Fırça kılı her noktaya değsin. Diş ipi kullanın.
Diş macunu miktarını önemseyin. Mercimek tanesi kadar kullanın.
Ağzımızda 1 milyar bakteri var. Dil fırçalanırsa kötü bakteri üremez.
Bir çürük deyip geçmeyin. Her biri vücut için tehdittir. Herhangi bir dişteki apse ya da çürük sizin boyun ağrınıza bile neden olabilir, karaciğerdeki enzimi etkileyebilir.
Şekersiz sakız, mekanik temizlik sağlar.
Sabah diş fırçalamak gece boyu ağzımızda biriken kötü bakterileri temizler.
Dişleri güçlendirmek için yeşil yapraklı sebzeler, yumurta, süt, et tüketmek önemli. Genetik olarak diş mineleri zayıf olanlaraysa özel bir uygulama yapmak gerekir.
Ülkemizde 0-12 yaş grubunun yüzde 83’ünde diş çürüğü var. Anaokullarına ve ilkokullara ağız sağlığı eğitimi gerekli.” 

Dişte farklı renklenmeler görülebilir. Diş renklenmesine neden olan birçok etken var. Kimi zaman çürükten kimi zaman yaşlanmaya bağlı olarak dişlerin aşınmasından ötürü renklenmeler görülebilir. Peki çocuklarda görülen diş lekelenmeleri neden oluşur, neye işaret eder? İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Aslı Topaloğlu Ak, süt dişleri ve daimi dişleri etkileyen ve dişeti kenarına paralel seyreden noktasal, ince çizgi ya da geniş bant şeklinde görülebilen diş renklenmelerinin her yaşta ortaya çıkabildiğini ve özellikle çocuklar ve adelosanlarda (ergenliğe adım atanlarda) estetik yönden kaygıya neden olabileceğine dikkat çekti.

Çocuklarda, siyah diş renklenmelerin görülme sıklığı ile ilgili birçok ülkede çalışmalar yapıldığını belirten Doç. Dr. Ak, yüzde 3.1 ile yüzde 18 arasında değişen sonuçlar elde edildiğine işaret ederek, Türkiye’de 5-13 yaş arasındaki çocuklarda siyah renklenme görülme sıklığının yüzde 17 olarak ortaya konduğunu söyledi.

Renklenmenin esas faili, bakteriler

Siyah renklenmelerin kahverengiden antrasit-siyaha doğru giden renk yoğunluğu gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Ak, plakta, renklenmelerin en önemli oluşum nedenlerinden birinin kromojenik bakteriler olduğuna değindi ve karakteristik olarak Actinomyces, Prevotella ve Porphyromonas türü bakterilerin baskın olarak bulunduğunu kaydetti.

Tütün, yiyecek-içecek ve kimyasal faktörlerin de diş renklenmelerinde diğer oluşum nedenleri olarak sıralayan Doç. Dr. Ak, “Diş yüzeyinde oluşan bu renklenmeler, ferrik sülfit benzeri bir bileşik olup, bakterilerin ürettiği hidrojen sülfit ile tükürük ya da dişeti sıvısında bulunan demirin etkileşimi sonucu meydana gelir” dedi.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı alt yapı çalışmaları tamamlanan ve gerekli akademik destek sağlandığı takdirde Diş Hekimliği Fakültesi ve Hukuk Fakültesi’ni ilimize kazandıracağız dedi. Rektör Bağlı, Bira önce üniversitemizde Diş Hekimliği Fakültesi mümkün olursa Hukuk Fakültesi ve belki de benim rüyam olan Türk İslam Sanatlar Fakültesini kurmak istiyoruz. Matematik akademisi ve burada aynı zamanda da mümkün olursa bir dil köyü de kurmak istiyoruz. Bunların çok büyük bir kısmını aslında kurmak istiyoruz dediğimiz çalışmaların tamamının çalışmasını yaptık. Geldiğimizden bu yana hızlı bir şekilde üniversitenin kendi öz tüketimini harcayacak güneş enerji santralini kurma çalışmasını bitirdik. Yakın tarihte ihaleye çıkacağız inşallah. Türk İslam Sanatları fakültesiyle ilgili olarak ise alt yapımızı kurduk ve gerekli görüşmelerimizi yapıyoruz. İnşallah siyasi kamuoyunun bize olan büyük desteği sayesinde Diş Hekimliği Fakültesi içinde Hukuk Fakültesi içinde akademisyen temini halinde girişimlerimizi sürdüreceğiz. Nevşehir kamuoyunun bizden beklentilerini biliyorum. Farkındayım ve haklı beklentileri bulunuyor. İstiyorlar ki bu kadar çok emek verdikleri bu kadar çok gözbebeği gibi bakıp gerçekten özen gösterdikleri üniversitenin de onlara yönelik bazı hizmetler üretmesidir. Bunda çok haklılar. Ponza Araştırma Enstitüsü, Patates Araştırma Merkezi Hacı Bektaş Veli Araştırma Enstitüsü’nün daha aktif hale gelmesi gibi bazı çalışmaları yapmamızı istiyorlar. Bizde onların bu isteklerine zaman zaman hem siz değerli basın mensupları aracılığıyla hem de bire bir bizzat kendimiz görüşmek suretiyle çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu yapılanmaları gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.  

Coşkun Sağlamdin