Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Afyonkarahisar İl Kongresine katıldı. Kongre öncesi dışarıda bulunan kalabalığa seslenen Erdoğan, daha sonra Atatürk Kapalı Spor Salon’una geçti. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, “Afyonkarahisar’a halk oylamasında yüzde 65’lik ‘evet’ oyundan dolayı teşekkür ediyorum. Milli mücadelenin şehri, kuruluşun şehri Afyon. Yola çıktığımızdan beri bizi hiç yalnız bırakmadı. 16 Nisan’da Afyon bir kez daha kendisine yakışanı yaptı. AK Parti’nin temellerini burada, Afyonkarahisar’da atmıştık. İmaret Camii’nde cuma namazını kılıp çıktığımızda bizi ‘Başbakan Erdoğan’ sloganları ile karşılamıştınız. Biz de seçimlerden 1’inci parti olarak çıkmıştık. Ülkemize hizmet etme şerefine nail olduk. Bunun için Afyonkarahisar’ın gönlümüzde ayrı bir yeri var. Afyon Türküsünde ne diyor, ‘Karahisar Kalesi yıkılır gelir, bir yiğitte sevdiceğin alamazsa, yaşları gözünden dökülür gelir. Yayladan gel allı gelin yayladan, kesme ümidini kadir Mevla’dan. Ver elini bayramlaşalım, karlı dağlar aşalım.’ Biz de nice karlı dağları aştık.

Ülkemizi, yolsuzluktan, yokluktan kurtardık. Ülkemizi, fersah fersah ilerilere taşıdık. Gezi dediler başaramadılar, 15 Temmuz dediler başaramadılar. Onlar bozmak için yaptılar, milletim inşa için yaptı, ihya için yaptı. Siyasetin dengeleri 3-5 demeçle bozulan, vesayet güçlerinin pençesinde inim inim inleyen, vatandaşın hizmeti mumla arayan ama bulamadığı bir ülkeydi Türkiye. Biz bu ülkeyi dünyanın 17’ncisi yaptık. Sadece bölgemizi değil, dünyanın en önemli güçlerinden biri olma yolunda ilerliyoruz. Tüm haksızlıklara, adaletsizlikleri, tüm saldırılara rağmen sadece kendimiz dimdik ayakta durur hale gelmedik. Dostlarımız içinde güvence haline geldik. Gönül coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza el uzatmaya çalışıyoruz. Çünkü biz kendisiyle birlikte tüm dostlarının, tüm insanlığının iyiliğini, huzurunu, refahını isteyen bir ülkeyiz. Çünkü biz Türkiye’yiz, bilerek bir masuma zarar vermektense, kendi hayatımızı tehlikeye atmaya göze alırız. Onun için maziden atiye giden bu uzun yolcuğun asla sonu yoktur. Rabbime bana böyle bir milleti nasip ettiği için ne kadar hamd etsem azdır. Bu ülke tıpkı sizlerin istediği gibi 15 yıl boyunca çok büyük başarılara imza attı. Biz kerameti kendinden görenlerden değiliz. Milletle birlikte çıktığımız bu yolda. Her başarının ardında milletimizin desteği ve duası olduğunu çok iyi biliyoruz. Bugün Afyon büyükşehir olma sınırına gelmiştir. Elbet bir sonraki seçimde Afyonkarahisar büyük şehir olma statüsüyle yoluna devam edecek. Geçtiğimiz 15 yılda eski parayla 18 katrilyon biz Afyonkarahisar’a yatırım yaptık” dedi.

Erdoğan, açılan bir pankartı okuyarak “‘Ölü dünya dirilmeyi bekliyor’ diyor Afyonlu gençler. İncir burada da var, zeytin burada da var. Bizler Mehmedimizle beraber Afrin’de yürüyoruz. Reis bizi Afrin’e götür sloganlarına korkaklar zafer anıtı dikemez. Mehmedimiz ‘düğüne gidiyoruz, düğüne’ diyor. Mehmedim aynı zamanda ne diyor ‘hedef Kızılelma’ Kızılelma belirli bir nokta değildir. Sonsuzluktur. İşte o sonsuzluğa doğru yürüyor. Bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Son nokta Allah’ın izniyle şahadettir. Şuanda sıkıntı yok olduğu anda bizler Başkomutan olarak hareket ettiğimiz anda beraber yürüyeceğiz” dedi.

Hayati Kanat – Ahmet Bilal Hamzaçebi – Ali Bayar – Mehmet Sıddık Yeşilırmak – Çağatay Gür
 

Ece Türkiye Proje Yönetimi A.Ş. tarafından yönetilmekte olan Maltepe Park AVM, klasik sevgililer günü kutlamalarının dışında farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. AVM’nin 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında düzenlediği ‘Aşkın Buzları Kaç Saatte Erir?’ etkinliğinde, dev buzu kütlesinin erimesiyle içine yerleştirilen pırlantanın kaç saatte ortaya çıkacağını tahmine eden bir kişi yüzüğün sahibi oluyor. 10 Şubat’ta başlayan etkinlik 14 Şubat tarihine kadar devam edecek. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte, tahminler dijital bir cihaz üzerinden gerçekleştirilecek ve katılımcılara bir katılım kartı verilecek. Etkinliğin bitiminde ise doğru tahmini yapan ziyaretçinin, kayıtsız şartsız pırlanta yüzüğün sahibi olacağı belirtildi.

Etkinliğe sosyal medya üzerinden de katılım sağlanabildiği vurgulanırken, paylaşılan görselin altındaki yorum kısmında doğru tahmini yapan 50 kişiye ise çift kişilik yemek veya sinema bileti hediye edileceği bildirildi. Diğer bir etkinlik ise, çektikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarında ziyaretçilere ise magnet hediye edileceği aktarıldı.

Etkinlik hakkında bilgi veren organizasyon yetilisi Onur Okumuş, ”14 Şubat Sevgililer Günü için özel olarak hazırladığımız ve katılım gerektiren etkinliği başlattık. Dev buz kütlesi içine pırlanta yüzük yerleştirdik ve kronometreyi başlattık. Kronometre buz eriyene kadar devam edecek. Buzun içindeki pırlata yüzüğün, buzun ne zaman çözüp ortaya çıkacağını katılımcılardan tahmin etmesini bekliyoruz; saat, dakika ve saniye olarak. En yakın tahmin ya da mümkünse doğru tahminde bulunan kişi, buzun içinden çıkan yüzüğün sahibi olacak. Kayıtlarımız başladı, dileyen herkes bu etkinliğe ücretsiz olarak katılabilir. En yakın tahmini yapan kişiye düzenleyeceğiz küçük bir seremoni ile pırlanta yüzüğün sahibi yapacağız. Aynı zamanda standın hemen arkasında 14 Şubat Sevgililer Günü için fotoğraflarıyla gelen misafirlerimiz ya da sosyal medya hesapları üzerinden paylaşım yapan misafirlerimize magnet hediye edeceğiz”dedi. 

Adem Gürer – Murat Ergin

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, sosyal paylaşım sitesi Twitter adresinden yaptığı açıklamada, “Zeytin Dalı Harekatı sırasında, bugüne dek hiçbir zaman siviller, mabetler, tarihi eserler, arkeolojik varlıklar ve meskun mahaller hedef alınmamıştır. Bundan sonra da asla hedef değildir/hedef olmayacaktır. Zeytin Dalı Harekatının asıl hedeflerinden biri de; çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil bölgedeki bütün sivilleri terör örgütünün baskısı ve zulmünden kurtarmaktır, sivillerin can ve mal emniyetlerini sağlamaktır ve bölgede güven, istikrar ve barışı yeniden tesis etmektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleneğinde, inancımızda, ahlakımızda, kültürümüzde ve medeniyetimizde sivillere zarar vermek yoktur. Aksine ordu geleneğimiz, inancımız, ahlakımız, kültürümüz ve medeniyetimiz; ordumuza ve hepimize sivilleri, mabetleri ve tarihi eserleri korumayı emreder. TSK’nın elinde sivillerin ve masumların kanı hiçbir zaman olmadı; bundan sonra da olmayacaktır. Terör örgütleri, terör örgütlerinin destekçileri, hain işbirlikçiler, Türk Milleti ve Türkiye düşmanlarının yalanları ve iftiraları da bu gerçeği değiştirmez/değiştiremez. Terör örgütleri, teröristler ve destekçileri ile Türk milleti ve Türkiye düşmanları; yaptıkları/yaptırdıkları, çarpıttıkları/çarpıttırdıkları, yaydıkları/yaydırdıkları fotoğraf, görüntü, haber ve yorumlarla Türkiye ve TSK’ya karşı kirli bir algı/psikolojik operasyonu yürütüyorlar” ifadelerini kullandı.

“Ölü teröristlere sivil kıyafeti giydirip sivil göstererek TSK’yı ve Türkiye’yi suçluyorlar”

Algı operasyonlarına karşı uyarıda bulanan Bozdağ, “Terör örgütü, teröristler ve destekçileri ile Türk milleti/Türkiye düşmanları; bir yandan ölü teröristlere sivil kıyafeti giydirip sivil göstererek, bir yandan sivilleri canlı kalkan yaparak, diğer yandan arşivdeki görüntü, fotoğraf, haber ve yorumları çarpıtararak, diğer yandan ‘TSK; sivilleri, mabetleri ve tarihi eserleri vurdu ve yasak silah kullandı’ diyerek ve daha birçok çarpıtma, yalan ve iftira ile TSK’ya ve Türkiye’ye saldırıyorlar/TSK’yı ve Türkiye’yi suçluyorlar. Terör örgütleri, teröristler ve destekçileri ile Türk milleti ve Türkiye düşmanlarının sosyal medya, gazete, radyo ve televizyonlarla veya bunların verdiği gönüllü yayın desteği ile sürdürdükleri algı operasyonlarına karşı dikkatli ve uyanık olmalıyız. Sivilleri öldüren; sivilleri haraca bağlayan; sivillerin mal varlığına el koyan;küçük çocukları ailelerinden zorla alan; biat etmeyen sivilleri süren; sürgüne gitmeyen ve biat etmeyen sivilleri öldüren; siviller üzerinde baskı kuran;sivillere zulmeden, PKK/PYD/YPG terör örgütleridir” dedi.

Bozdağ, açıklamasında şunları kaydetti: 

“Türkiye, masum sivilleri terör örgütleri ve teröristlerin tehdit, baskı ve zulmünden kurtarıyor; terör örgütleri ve teröristleri bölgeden temizliyor; bölgede huzur, güven, barış ve istikrarı yeniden tesise çalışıyor; bölge insanının izzetini koruyor ve insanlığın onurunu kurtarıyor. TSK’nın envanterinde dahi bulunmayan napalm, kimyasal, biyolojik ve benzeri silah ve mühimmatın kullanıldığı iddiası kuyruklu bir yalan ve iftiradır. Harekat sırasında bölgede bulunan dini yapılar, tarihi ve kültürel eserler ile arkeolojik varlıklar hedef alınmamaktadır. Bu tür yapılara zarar verilmesi de söz konusu değildir. Harekat sırasında sivillere zarar verilmedi. Aksine sivilleri korumak ve kurtarmak için kılık kırk yaran bir dikkat ve itina gösterildi. Bundan sonra da aynı hassasiyet sürdürülecektir. Harekatı gölgelemek için üretilen yalan, çarpıtma ve iftira haberlere itibar edilmemeli.” 

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) İstanbul ofisinde, ‘2019’a Doğru AK Parti’ konulu strateji paneli düzenlendi. SETA Toplum ve Medya Araştırmaları Direktörü İsmail Çağlar’ın moderatörlüğünde yapılan panele, SETA İstanbul Genel Koordinatörü Prof. Dr. Fahrettin Altun, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ve Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş konuşmacı olarak katıldı.
AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana verdiği mücadelelere değinen Prof. Altun, “AK Parti, 2 temel çerçevede mücadele verdi, Bir; ayakta kalma mücadelesi. İki; merkez partisi olarak kalma mücadelesi. AK Parti kurulduğu günden beri tasfiye edilme çerçevesinde, kendisine yönelen saldırılarla karşı karşıya kaldı ve bu saldırılar doğrudan AK Parti’nin özüne ilişkin, Parti’yi diskalifiye etmek, oyunun dışına çıkarmakla ilgili saldırılardı. Bu saldırıların ilk olarak ulusal alanda karşımıza çıktığını gördük. Kısa bir süre sonra darbe girişimleri, daha sonrasında muhtıralar, parti kapatmalar davaları vs. ile beraber gelen süreci yaşadık ve bu sürecin 2013’ten sonra çok daha hızlanan bir süreç olduğu hepimizin malumu” dedi.

Prof. Altun, AK Parti’nin karşılaştığı sıkıntıların Arap devrimleriyle birlikte zirveye ulaştığını belirterek “AK Parti, iktidara geldiğinde Orta Doğu’da çok sıcak bir ortam vardı. Irak’ta savaş kapıdaydı ve Orta Doğu’da kaos siyasetinin hayata geçmek üzere olduğu bir dönemdi. AK Parti, bu sürecin meydan okumasını karşılamak durumunda kaldı. Özellikle 2006’dan sonra Orta Doğu’da yeni bir dalga gündeme gelmeye başladı ve Batı’dan Orta Doğu’ya yönelik bir korku siyaseti pompalanmaya başlandı. 2009’da Türkiye ile İsrail arasında Davos Krizi ve Mavi Marmara yaşandığında bu korku siyasetinin artık küresel boyuta da yansıdığını gördük. AK Parti’nin karşı karşıya kaldığı meydan okumaların zirveye çıkma noktası Arap devrimleriyle başladı ve Suriye krizi bu anlamda en kritik husus oldu. Suriye krizi olmamış olsaydı, AK Parti’nin karşı karşıya kaldığı bu denli ağır meydan okumalar olmayabilirdi” diye konuştu.

AK Parti’nin yaşadığı saldırıların 2009 sonrasında da devam ettiğini belirten Prof. Altun, “Parti’ye olan saldırı ve düşmanlığın en net şekilde açığa çıktığı nokta 2013 Gezi olayları oldu. 15 Temmuz da bunun bir başka yansımasıydı. AK Parti, iktidara geldiği günden bu yana ulusal, bölgesel ve küresel alanda bu meydan okumalara karşı koymak zorunda kaldı ve bunlar karşısında ayakta durmak için mücadele etti. Bunu yaparken merkez partisi olma noktasında ciddi bir gayret gösterdi” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Altun, AK Parti’nin değişim sürecindeki başarılarına değinerek, “Parti’nin en önemli özelliklerinden bir tanesi iktidarda kaldığı süre boyunca değişimi başarabilmesi ve süreklilik içerisinde bir değişim felsefesi hayata geçirebilmesi oldu. Bunun da en önemli nedeni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği oldu” dedi.
AK Parti’yi 2019’da nelerin beklediğini anlatan Prof. Dr. Fahrettin Altun, sözlerini şöyle sürdürdü: “2019’a giderken AK Parti, son derece somut bazı ev ödevleriyle karşı karşıya. AK Parti, değişim süreçlerini tamamlamak ve diğer taraftan da somut icraatlarla toplumu 2019’a hazırlamak durumunda. AK Parti, 2019’a giderken yerli ve millî bir siyaset çizgisini takip etmeye devam edecek. Bunun için içeride ve dışarıda bedel ödemeye devam edecektir. Mikro sorun alanlarına yönelen bir icraatçılık anlayışı ile devam edecek. Etkin güvenlik politikaları ve sonuç alıcı terörle mücadele uygulamalarını sürdürecek. Dış politikada bir yandan bağımsızlaşma çabalarını sürdürürken, diğer yandan iş birliği alanlarını geliştirmek için de çok yoğun bir gayret sarf edecek. Son olarak, eğitim, kültür ve kentleşme politikaları alanında somut ve yenilikçi adımlar atmaya çalışacak. Ve bu alanlarda bir paradigma değişimi oluşturmaya gayret sarf edecek. Bu süreçte dışarıdan saldırılar gelmeye devam edecek. Bölgesel krizler varlığını sürdürmeye devam edecek. Ve içeride ne yazık ki AK Parti’nin politikalarına dönük bir eleştiri değil, Parti’nin özünü ortadan kaldırmaya dönük düşmanca yaklaşımlar da varlığını sürdürecek.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ise sistemdeki değişim ihtiyacını ve 2019’a kadar devam eden süreçte AK Parti’nin hedeflerinin neler olduğunu anlattı. Dağ, “2016 Nisan’dan itibaren, 2017’de bir değişim yılı yaşıyoruz” dedi.

Öte yandan, Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş da AK Parti’nin 2012 sonrası yaşadığı gelişmelere değinerek; hem küresel planda hem de ülke planında 2019’da olabilecek farklı senaryolardan ve bundan sonra Parti’yi nelerin bekleyeceğinden bahsetti. 

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Ümit Beden, doğru bilinen yanlışları şöyle sıraladı:

“Yanlış: Uzak ve yakın net görüyorsa gözü sağlam demektir.
Doğru: Düşük hipermetrop veya astigmat bozuklukları veya tek gözü etkileyen bozukluklar ile sinsi seyreden göz hastalıkları (glokom v.b.)görme keskinliğini etkilemeden ciddi sorunlar oluşturabilir.
Yanlış: Dinlendirici gözlük baş ve göz ağrısını azaltır.
Doğru: Dinlendirici gözlük yoktur, gözde düşük miktarda mevcut olan bozukluklar göz yorgunluğuna neden olduğunda bunun giderilmesi gözü rahatlatır. Bu tür gözlükler dinlendirici gözlük olarak yanlış isimlendirilmektedir.
Yanlış: Katarakt sadece yaşlılarda olur.
Doğru: Katarakt her yaşta olabilir. Özellikle doğuştan itibaren mevcut ise tedavisi aciliyet teşkil edebilir.
Yanlış: Bebeklerdeki şaşılık büyüdüğünde geçer.
Doğru: Bebeklerde göz ve yüz gelişimi tamamlanana kadar şaşılık varmış gibi bir algı oluşabilir. Bu yalancı şaşılıktır. Bu yalancı görüntü yüz gelişimi tamamlandıkça normale döner. Gerçekte şaşılık var ise bu durum kendiliğinden düzelmez. Takip ve tedavi gerektirir. İhmal edilmemelidir.
Yanlış: Protez göze alışmak zordur.
Doğru: Protez göz kişiye özel yapıldığında hasta için oldukça konforludur. Kozmetik olarak ta oldukça yüz güldürücü olan bu uygulamanın alışma süreci oldukça kısadır.
Yanlış: Göz tansiyonu ağrı ile kendini belli eder.
Doğru: Göz tansiyonu sinsi bir hastalıktır, belirti vermez. Bu nedenle özellikle ailesinde Glokom olan kişilerin düzenli göz muayenesi olmaları gereklidir.
Yanlış: Pörtlek göz sağlık açısından sorun oluşturmaz.
Doğru: Pörtlek göz gerek göz sağlığı, gerekse kozmetik ve kişinin psikolojisi açısından sorun oluşturabilir ve tedavisi mümkündür.
Yanlış: Göz kapağı düşüklüğü sadece estetik sorundur.
Doğru: Göz kapağı göz yüzeyi ve görme fonksiyonu açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle göz kapağı düşüklüğü gibi tüm göz kapak hastalıkları sadece kozmetik değil, sağlık açısından da önemli sorunlardır.”
 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ZETES-HATTAS işbirliği ile yerli kömüre dönüşüm protokolü imza törenine katıldı. İki büyük şirketin başlattığı ve yerli kömürün kullanımı konusunda büyük bir adım olan protokolde imzaları, Eren Holding Yönetim kurulu Ahmet Eren ve Hattat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hattat tarafından attı.

“Esas konumuz Türkiye’nin kazanması”
İmza töreni öncesinde konuşma yapan Albayrak, “Esas konumuz Türkiye’nin kazanması. Türkiye’nin özellikle enerji alanında hep altını çizdiğim son 10 yıl ortalama enerji ve maden ithalatında 55 milyar doları bu alanda harcayan bir ülke olarak, 44 milyar doları enerji alanında, 10 milyar doları maden alanında. 2016 sonu cari açığımızın nerdeyse bir buçuk katından daha fazla bir rakamı bu alana harcayan bir ülke olarak bizim bakanlık olarak daha büyük bir seferberlikle bu süreci dönüştürmemiz gerektiğine inandık. Bu önemli ve büyük stratejinin sac ayaklarından bir tanesi yerli kömür. Yerli kömürün daha yoğun bir şekilde kullanılması ve ithale alternatif olarak bir çok alanda dönüştürülmesiydi. Bunun bir çok ayağı var. Tabi ki yerli kömür değil insanlar hep soruyorlar. Güneşte de rüzgarda da HES’lerde de enerjinin her alanında en iyisini yapmak zorundayız” dedi.

“Hedef, inşallah 2018 yılı sonuna doğru 100 milyonları yakalamak”
Cumhuriyet tarihinin en yüksek kömür üretimine ulaşmanın hedeflendiğini aktaran Bakan Albayrak, “Son 2 yılda 60 milyonları tekrar bulduk. Geçtiğimiz yıl 70 milyonları bulduk. Bu yıl inşallah 80 milyon ton yerli üretimi Türkiye’de geçeceğiz. Hedef, inşallah 2018 yılı sonuna doğru 100 milyonları yakalamak ve Cumhuriyet tarihinin en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak. Burada kritik husus şu; hep şöyle deniyor.Türkiye bütün her şeyi kömürden mi yapacak?Hayır. Burada kritik bir noktanın daha altını çizmek lazım. Türkiye’nin bugünkü elektrik üretim portföyü içerisindeki kömür payı, yüzde otuzlarda ki kömür payını ithal kısmını biz düzelteceğiz. Yerliye döneceğiz. Bugün Türkiye’nin 18 milyar ton kömür rezervi varken yılda 40 milyon tona yakın kömür ithal ediyorsa o zaman burada bir problem var” dedi.

“Çok daha fazla bölge insanına istihdam oluşturacağız”
Bakan Albayrak konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Bulunan bölgelerde manipülasyonun, bu öyledir, böyledir. Hiçbir önemi yok. Hiçbir şekilde özelleştirme amacı gütmeyen hiçbir şekilde kurumları kapatma amacı gütmeyen, hiçbir şekilde mevcut çalışanları bırakın, biz diyoruz ki bunların sayısını arttıracağız. Kömür tarihimizde ulaşılmamış üretim rakamlarına ulaşarak çok daha fazla bölge insanına istihdam oluşturacağız. Tonunda bin liralar civarı zarar eden kurumların milyar TL’lik bölgeye, insana daha farklı şekilde dönüştürecek projelerin önünü açıp daha verimli sürdürülebilir, uzun vadeli dönüşüm süreci oluşturacağız”.

“Önümüze bakacağız”
Gerçekleştirilen eylemlere kısaca değinen Bakan Albayrak, “Bakanlığım özelinde değil de Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 15 sene de herkesin korktuğu birçok alanda nasıl bir dönüşüm gerçekleştiriyorsak ülkenin menfaatine yapıyorsak, birilerinin, o vakıflar, dernekler, bu profiller, siyasi ya da değil STK ya da değil. Eylem, eyleme bakacağız. Eylemciye bakacağız. Söyleme bakacağız. Arkasındaki iradeye bakacağız. Bir de önümüze bakacağız. Önümüze bakarak, mesai kaybetme lüksümüz yok. Bölgeyi, dünyayı, yaşananları görüyorsunuz. Dünya ve bölgemiz çok kritik günlerden geçiyor. Bütün yaşananlara rağmen güçlü bir şekilde sağlam adımlarla geleceğe yürüyorsak işte bu motivasyondan liderlikten kaynaklıdır” ifadelerini kullandı.

Caner Sönmez

 

Teksas eyaletinin Houston kentinde, cuma günü başlayan ve 6 gündür etkili olan Harvey kasırgasının, Louisiana eyaletinde de etkili olduğu ve bazı bölgelerde su taşkınlarının yaşlandığı belirtildi. Harvey kasırgasının Arkansas, Tennessee ve Missouri eyaletlerine doğru ilerlediği buralarda da etkili olmasının beklendiği ve sahil kentlerinde su taşkınlarına karşı uyarıların yapıldığı kaydedildi.

ABD’nin Teksas, eyaletinin sahil kesimlerini ve Houston kentini vuran kasırgada en az 20 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. 19 bin kişinin geçici olarak barınaklara yerleştirildiği, on binlerce insanın da geçici barınaklara yerleştirilmeye çalışıldığı belirtildi. Kasırganın vurduğu bölgelerde 50 bin evin tamamen sular altında kaldığı, 110 bin’e yakın evin ise su taşkınlarından hasar gördüğü belirtiliyor.

Ulusal Kasırga Merkezi, kasırganın kuzeydoğuya doğru ilerledikçe etkisini zayıflatacağını, hızını keserek Meksika Körfez bölgesine doğru yön aldığını ve ABD’yi terk edeceğini duyurdu. Yetkililer, Houston kentinde sel sularının geri çekilmesinin biraz uzun sürebileceği uyarısında bulundu. Teksas’ta yaşanan felaketin hasarı 150 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Houston Belediye Başkanı Sylvester Turner, kentin bazı bölgelerinde yaşanan yağmalama olaylarının önüne geçebilmek için gece saat 12 ile 5 arası başlatılan sokağa çıkma yasağının devam edeceğini belirtti. Konuyla ilgili Houston Emniyet Müdürü Art Acevedo, sokağa çıkma yasağını ihlal edenlerin tutuklanacağını söyledi. 

Hasan Çelik

Rize’nin Güneysu ilçesinde Ahmet Erdoğan İmam Hatip Lisesi’nde yapılan AK Parti 6. ilçe kongresi Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bakan Osman Aşkın Bak, burada partililere yaptığı konuşmada, dün bu toprakları vatan kılan Sultan Alparslan’ın kazandığı Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü kutlamalarına katıldığını söyledi. Türkiye’nin belini bükük olarak görmek isteyenler olduğunu kaydeden Bakan Bak, Türkiye’nin ayağa kalktığını ifade ederek, “Ne yaparsanız yapın bu şahlanışın önüne geçemeyeceksiniz. Çünkü biz ancak rükuda eğiliriz. Çünkü biz Allah’a ibadet eder, sadece ondan yardım dileriz. Herkes bilmeli ki artık yeni Türkiye bu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kurulan AK Parti 2001 yılından beri girdiği bütün seçimlerde oyunu yükselterek milletin desteğini arkasına aldı. Cumhurbaşkanımız ‘Ben bu teşkilatımla yürüyorum. Bu teşkilatıma çok güveniyorum’ diyor. Ona ‘Bu kadar yoğun seçim kampanyası geçiriyorsunuz, hiç yorulmuyor musunuz’ diye soruyorlar. Oda ‘Ben nasıl yorulabilirim? Teşkilatlarım gece gündüz çalışıyor. Onlar çalıştıkça bana güç veriyor. Ben nasıl yorulabilirim. Ben bütün gücümü teşkilatımdan alıyorum’ diyor. İşte teşkilat demek bu. Teşkilat demek sevgi, kardeşlik, tek yürek olmak, disiplin demek. İşte bütün bunları yaptığımız için AK Parti 15 yıldır bu ülkede iktidar oluyor. Şimdi en son 16 Nisan referandumu ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber çıta yükseldi. Artık iktidar olmak için yüzde 50 artı 1 oy gerekiyor. Onun için bize düşen çok ama çok çalışmak. Bunun nasıl yapacağız? Bunu yine tek yürek olarak yapacağız. Birlikte yapacağız. Birbirimizi seveceğiz, güveneceğiz, kol kola yürüyeceğiz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi biz yürümeye devam edeceğiz. Birlikte tek yürek olarak yürümeye devam edeceğiz. Gönüllere hükmedeceğiz. Cumhurbaşkanımız ‘Güneysu’dan, Rize’den daha fazla oy bekliyorum’ dedi. Oyumuzu daha fazla yükseltmemiz lazım. Çok çalışmaya devam edeceğiz. Yeni rekorlara doğru koşacağız. bunu yaparken tüm teşkilatımızla beraber kucaklaşacağız. Tek yürek olacağız. Çalışmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımıza layık olmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatında yaklaşık 40 yılını doldurduğunu kaydeden Bakan Bak, “Ama onun geçmişinde ilmik ilmik dokunduğu bir şey var. İnsanlara dokunarak ve gönüllerine girerek siyaset yapıyor. İşte o yüzden bir telefon bağlantısı ile milleti meydanlara çağırdı. Millet meydanlara koşarken işte onunla kurduğu gönül bağını hatırladı. Milletimiz ‘Bu lider bize bir şekilde dokundu. Memlekete dokundu. Bu çağrıya kucak açalım ve karşılık verelim’ dedi. Milletimiz meydanlara koştu. Milletimiz meydanlardan dünyaya ‘biz ülkemizi seviyoruz, milli iradeye sahip çıkıyoruz, biz milletin iradesine ipotek konmasına asla müsaade etmeyiz’ dedi. ‘Biz bu toprakların çocuğu Recep Tayyip Erdoğan’ı çok seviyoruz’ dedi ve meydanlara koştu. Biz hep beraber liderimizin arkasında yürümeye, koşmaya devam edeceğiz. Tek yürek olmaya devam edeceğiz. Bu ülkeye hizmet etmeye devam edeceğiz. Kim ne derse desin, kim hangi oyunu yaparsa yapsın. Dış ve iç güçler, terör örgütleri kim olursa olsun hepsi beraber gelsinler. ‘Bize millet yeter’ diyor Cumhurbaşkanımız. Onunla beraber yürümeye devam edeceğiz. Yeni oyunları kurmaya çalışıyorlar. Bunları yenmenin tek yolu birlikte olmak, tek yürek olmak ve birlikte yürümeye devam etmek, birbirimizi sevmek ve birbirimize daha fazla güvenmekten geçiyor. Biz birlikte güçlü Türkiye’yiz. Biz büyüyen, gelişen Türkiye istiyoruz. Biz ayağa kalkan asla diz çökmeyen Türkiye istiyoruz. Biz Recep Tayyip Erdoğan ile yürümeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.  

Bayram Ali Sarı

VM Medical Park Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniğinden Dyt. Kübra Ak, diyette doğru bilinen yanlışlıklarla ilgili açıklamalarda bulundu. Ak, “Çoğu bireyin kilo kaybetmek, bir kısmının ise yeterli ve dengeli beslenmeyi tam anlamıyla öğrenmek ve bir yaşam tarzı haline getirmek amacıyla yöneldiği diyet (yeterli ve dengeli beslenme) programlarında bireylerin doğru bildiği pek çok yanlış bulunmaktadır. Öncelikle bir beslenme programına yeterli ve dengeli diyebilmemiz için bu programın sağlıklı beslenme kılavuzlarına uygun olarak hazırlanması gerekmektedir. Programın hazırlanış aşamasında sorgulanması gereken kişinin yaşı, boyu, cinsiyeti, aktivite düzeyi ve hastalık durumu alınması gereken besin öğeleri miktarını etkilediğinden beslenme programının bireye özgü olarak planlanması son derece önemlidir. Ancak geçmişten günümüze kadar gelen doğruluğuna son derece inanılan yanlışlar bireyleri yeterli ve dengeli beslenmeden uzaklaştırmıştır” dedi.

Doğru bilinen yanlışlar

Dyt. Kübra Ak kişilerin sıkça uyguladığı zayıflama yöntemlerinden bahsederek, “Bilinenin aksine ekmek tüketiminin kilo almaya değil, vermeye etkisi vardır. Fakat burada önemli olan hangi ekmeği ne kadar yiyeceğinizi bilmenizdir. Sağlıklı karbonhidrattan oluşan tam tahıllı ekmeklere beslenmede mutlaka yer verilmelidir, bu sayede vücudunun enerji dengesi sağlanırken beyin fonksiyonlarına da tahılların içeriğindeki B grubu vitaminleri ile destek oluruz. Karbonhidrat kısıtlı diyetlerde kas ve su kaybı oranımız daha çok artar ve bu durum tartıda sizi yanıltır. Gelelim sofralarımızın vazgeçilmezleri pilav ve makarnaya, bu ürünlerin tüketiminde önemli olan noktalar; hangi tür ürünü seçeceğiniz, pişirme şekliniz, pişirme esnasında kullanacağınız malzeme miktarları ve ne kadar yiyeceğinizi bilmenizdir” diye konuştu.

Kübra Ak, light ürünlerin tüketilmesi ile ilgili şunları söyledi: “Market raflarında sıklıkla karşımıza çıkan üzerinde light ibaresi bulunan yiyecek ve içeceklerin tüketimlerine çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Çünkü bu ürünlerin içinde şeker bulunmamasına rağmen yağ, un, tuz gibi lezzet veren öğeler bol miktarda bulunmaktadır. Bu nedenle bu ürünler alınacağı zaman etiketleri dikkatli bir şekilde okunup yorumlanmalıdır. Uygunluğu tespit edilen ürün sınırsızca tüketilmemeli, diyette eş değeri olan besinler ile değişimi sağlanmalıdır. Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak sanılanın aksine çoğunlukla kilo alımı ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu ‘kıtlık’ olarak algılamakta ve tüketilen her besini savunma mekanizması olarak vücutta yağ şeklinde depo etmektedir. Aç kalarak zayıflamaya çalışan bireylerde sıklıkla karşılaştığımız sağlık problemleri; halsizlik, yorgunluk, kansızlık, saç dökülmesi, ruhsal bozukluk ve uykusuzluk olarak bilinmektedir.”

Doğru bilinen yanlışlarda detoks, limonlu su ve greyfurt suyu içmeye de değinen Diyetisyen Ak, “Evet, detoks diyetler ile hızlı kilo kaybı sağlamak mümkündür fakat ne kadar sağlıklı? Yapılan araştırmalarda sağlık açısından bir faydaya rastlanmamakla beraber bu hızlı kilo kaybının bireye zarar vereceği söylenmektedir çünkü detoks diyetlerinin kalorisi son derece düşüktür. Düşük kalorili diyetler de sıklıkla karşılaştığımız sağlık problemleri; hipoglisemi atakları, baş ağrıları, halsizlik, baş dönmesi, baygınlık ve mide bulantısıdır” şeklinde konuştu.

Diyetisyen Kübra Ak açıklamasını şöyle tamamladı: “Suyun sağlığımıza olan yararları elbette saymakla bitmez. Sabahları aç karnına su içmek yaşamsal organlarımızın su ihtiyacını karşılar ve sağlıklı bir şekilde işlemelerini sağlar. Limonlu ya da greyfurtlu su içmenin ispatlanmış bilimsel bir gerçekliği olmamasına rağmen bir efsanedir alıp başını gitmiştir. Bu gibi alışkanlıklar bireye C vitamini yönünden bir miktar destek sağlar fakat gün içerisinde meyvenin kendisini tüketmek bizler için daha değerlidir.” 

Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç Dr. Altan Göktaş, uygulamaya karar veren hastalarda, en uygun yöntemin belirlendiği hazırlık aşamasının en az ameliyatın kendisi kadar önemli olduğuna işaret etti. Doç Dr. Altan Göktaş, gerekli incelemeler sonucu doğru planlanan tedavi sonrasında ışık parlaması, görüntüde dağılma, gece görüş problemleri gibi istenmeyen durumların da önlenebileceğini ifade etti.

Güvenilir bir uygulama

Bununla birlikte, dünyada yaklaşık 35 milyon kişiye başarıyla uygulanan excimer lazer konusunda hala bazı yanlış inanışların bulunduğunu dile getiren Doç Dr. Altan Göktaş, exzamer lazerin uzun dönem sonuçlarının bilinmediğine dair kanının yanlış olduğuna değindi. Doç Dr. Altan Göktaş, “FDA onaylı ve güvenli bir teknoloji olan excimer lazer 1980’li yıllardan yaklaşık 35 milyon kişiye uygulanan bir yöntem. Dünya genelinde bu konuyla ilgili bilimsel çalışmalarda uzun vadeli komplikasyon oranının da oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Ayrıca, hastalarda görme kaybı gibi ciddi durumlar oldukça nadir görülüyor” dedi.

Ağrı hissedilmiyor

Excamer lazerde uygulama sırasında acı hissedildiğine dair kanının da yanlış olduğunu kaydeden Doç Dr. Altan Göktaş, “Lazer tedavisi sırasında damlalı anestezi uygulandığı için işlem sırasında herhangi bir ağrı hissedilmiyor. Kısa süreiçinde tamamlanıyor ve hasta açısından da hiçbir zorluğu bulunmuyor. Sadece işlemin yapıldığı gün göz makyajı yapılmaması gerekiyor. Tedavi tamamlanıp son kontrolünün yapılmasından sonra, gözlerin bandajlanmasına da ihtiyaç duyulmadan aynı gün hastaneden çıkmak mümkün olabiliyor. İlk 3-4 saat içinde gözlerde hafif ağrı, batma ve sulanma gibi basit şikayetler yaşansa da çok nadir olarak ağrı kesiciye ihtiyaç duyulabiliyor” diye konuştu.

Hastaların tamamına yakını hayatına gözlüksüz devam ediyor

Tedavinin ileri derece miyop olanlarda sonuç vermediği inanışının da yanlış olduğunu belirten Doç Dr. Altan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yapılacak ön muayene ve incelemeler sonrasında göz yapısı ameliyata uygun bulunan kişiler lazerle tedavi edilebiliyor. Kornea dokusu kalınlığı yeterli, 1 ile 8 derece arası miyop, 1 ile 5 derece arası hipermetrop ve astigmat hastalığı olan kişilere uygulanarak etkili sonuçlar alınıyor. Hastaların tamamının yakınına gözlüksüz bir hayat sağlanabiliyor. Ayrıca herhangi bir hata ya da komplikasyonu düzeltme imkanı olmadığına dair inanış da yanlış. Doğru teknoloji ve deneyimli bir hekim tarafından yapılacak lazer ameliyatından yüzde 95’in üzerinde başarılı sonuçlar alınabiliyor. Ancak nadirde olsa numara kalan hastalarda tekrar tedavi olanakları bulunuyor. Lazer tedavisi sonrasında bir daha gözlük kullanmak gerekmiyor şeklinde de yanlış bir inanış var. Ameliyat olunsa dahi yaşla birlikte görme kalitesinde bazı değişiklikler olabiliyor. Özellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerde zamanla okuma gözlüğü kullanmak gerekebiliyor.”

Doç Dr. Altan Göktaş, exzamer lazer tedavisinin güvenilirliğinin halen tartışıldığı ve tedaviden sonra ömür boyu göz damlası kullanılması gerektiğine dair inanışların da gerçeği yansıtmadığını sözlerine ekledi. Doç Dr. Altan Göktaş, “Lazer teknolojisi1980’li yıllardan itibaren uygulanan bir tedavi. Gözün kornea tabakasına uygulandığı için retinada hiçbir şekilde hasar görmüyor. Bununla birlikte yok denecek kadar az körlük riski bulunuyor. Komplikasyon oranının da düşük olması nedeniyle oldukça güvenilir bir yöntem olarak kabul ediliyor. Lazer sonrası ilk gün araba kullanmamak, gözleri kaşıyıp, ovuşturmak, göze su kaçırmamak gerekiyor. Ancak, ertesi günden itibaren gözlük veya lens olmadan günlük normal yaşantıya dönülebiliyor. Yaklaşık 3 hafta süre ile çeşitli damlaları kullanılmasına ihtiyaç duyuluyor. Ancak bunun dışında ömür boyu göz damlası tedavisi gerekmiyor” ifadelerini kullandı.