Kimileri için bahar mutluluk, canlılık ve tazelik iken kimileri için de alerji, baş ağrısı ve kaşıntıların peşinde getirdiği yorgunluk oluyor. Bahar mevsimiyle çeşitli otların türemesi, çiçeklerin açması, uçuşan polenler alerjik bünyeye sahip bireylerde hayat kalitesini düşürerek günlük yaşantılarını olumsuz yönde etkiliyor. Medicana International İstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yıldız Melek Aksoylu, çocuk ve yetişkinlerde sıklıkla rastlanan baharda alerji dönemini ve rahat geçirebilmemiz için beslenme rolü hakkında bilgi verdi. 

Besin alerjileri 

“Artan hava kirliliği ve her geçen yıl giderek değişen mevsim şartları, alerjik bireyler üzerinde istenmeyen etkiler oluşturuyor” diyen Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, ”Bu etkileri minimum seviyeye düşürmenin en önemli yollarından biri beslenmenizi düzenlemek oluyor. Alerjisi olanlar çok ufak farklılıklarla bu dönemi rahat atlatabilmeniz mümkün. Sıkça tükettiğimiz bazı besinler yılın her mevsimi alerjiktir aslında. Bu besinlerin başında arpa, buğday, çavdar, soya, glüten, fındık, susam gibi yiyecekler ve bunları içeren gıdalar gelmektedir. Bahar mevsiminde bunlara olan alerjilerimiz daha da artabilir. Artan alerjiniz karşısında aldığınız yiyeceklerin içeriğini kontrol etmeli ve bu besinlerin tüketimini minimuma indirmelisiniz” şeklinde konuştu.

”Besin etiketlerini muhakkak okuyun, işlenmiş gıdalardan uzak durun” 

Artan sanayileşmeye bağlı olarak çok fazla paketli ürün alındığını ve bu ürünleri oldukça da tüketildiğini vurgulayan Dyt. Aksoylu, ”Üzgünüm ki işlenmiş bu ürünler çoğumuzun fark edemediği ve bizi fazlasıyla etkileyen bir sürü kimyasal katkı maddeleri içermektedirler. Bu katkı maddeleri vücudumuzda olumsuz reaksiyonlara neden olarak bizi hasta etmektedir. Belirttiğimiz gibi alerjen maddeleri içeren paketli ürünlerden uzak kalmanın yanı sıra işlenmiş gıdaları almamaya ve tüketmemeye özen göstermelisiniz. Kimyasal maddeleri içeren ürün tüketiminiz azaldıkça bağışıklık sisteminiz güçlenecektir”dedi.

”Bağışıklık sisteminizi güçlendirin” 

Bağışıklık sisteminizi güçlendirirseniz alerjiler ile savaşmanın daha kolay olacağını aktan Dyt. Aksoylu, ”Bunu güçlendirmenin en temel yolu bu sisteme zarar veren besinlerden uzak durmak ve fayda sağlayan besinleri maksimum düzeyde beslenmemize eklemektir. Antioksidan alımı bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Meyve ve sebzeler antioksidanın en iyi deposudur. Ananas tüketin. Su oranı yüksek, iltihap önleyici ve sökücü, C vitamininden zengin, kan sulandırıcı ve antioksidan özelliği yüksek bir meyvedir. Her gün tüketebilirsiniz. C vitamininden zengin kaynakları tercih edin. Çilek, portakal, limon, greyfurt, ananas, yaban mersini, maydanoz, ıspanak, brokoli, yeşilbiber mükemmel C vitamini kaynaklarıdır. Omega 3’ü hayatınızdan eksik etmeyin. Omega-3 iltihap sökücü görevini üstlenmiş, kalp ve beyne en faydalı yağ asitlerindendir. Balık tüketiminin yanı sıra keten tohumu, ceviz, kabak tüketerek de omega-3 alımınızı arttırabilirsiniz. Omega-3 yüzünüz ve cildinizdeki alerji problemlerini de giderecektir. Yemeklerinize sarımsak veya zerdeçal ilave edin. En önemli özellikleri kanser önleyici olmalarıdır. Bağışıklık sistemini desteklerler, kan şekerini düzenler ve kalp sağlığını korumada birebirdir” diye konuştu.

Dyt. Aksoylu sözlerine şöyle devam etti: ”Selenyum öğünlerinizde yer alsın. Selenyum iyi bir antioksidan ve iltihap çözücüdür. Anti kanserdir. Deri, saç ve tırnaklarınızın da güçlenmesine yardımcıdır. Ispanak, mantar, keten tohumu, yumurta selenyumdan zengin besinlerdir. Sağlıklı yağları tüketin. E vitamini bakımından zengin besinleri tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirir, cilt tahrişlerini önler ve eklem ağrılarını giderir. E vitamininden zengin kaynaklar arasında; avokado, fındık, ceviz, badem, fıstık, çekirdek, hindistan cevizi yer almaktadır. Su içmeyi ihmal etmeyin, kafein içeren yiyecek ve içeceklerin tüketimini azaltın.Vücudun yarısından fazlası su olduğuna göre su içmeyi unutanlar, sevmeyenler, bir günü 1 bardak su ile kapatanlar kendinize verdiğiniz zararı bir düşünün. Ağırlığınıza göre erkekler kg başı 35 ml, kadınlar 30 ml su tüketmelidirler.

”Egzersiz yapın fakat yaptığınız saate dikkat edin” 

Egzersizin önemine dikkat çeken Dyt. Aksoylu, ”Kapalı ortamlarda spor yapmak yerine açık hava da yapmayı tercih edin. Fakat sabah 9.00 öğleden sonra 15.00 saatlerinde polenler yoğunlaşmaktadır. O yüzden bu saatlere dikkat edin. Çok sıcak havalarda yürüyüş yapmayın.Yağmurdan sonra yapılan yürüyüşlerde daha sağlıklı olacaktır” açıklamasında bulundu.  

Günümüzde insanlar sağlıklarına ve yedikleri gıdalara daha çok ilgi göstermekte, bu konudaki haberler yazılı ve görsel medyada sıklıkla yer bulunuyor. Sağlık ve beslenme konusunda yazılan kitaplar en çok satan kitap listelerine girmekte, televizyon programları büyük ilgi görüyor. İnsanlar sağlıklarını korumak, hastalıklarına şifa bulmak için bu kitaplardan ve haberlerden medet ummakta. 

İç Hastalıklar ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş, sağlık adına başıboş bir ortamda olunduğunu belirterek, “Herhangi bir ön incelemeden geçmeyen asılsız sağlık bilgileri gerek medya gerekse sponsorlu sosyal medyada geniş yer bulmaktadır. Ne yazık ki iyi yapılandırılamamış ya da yanlış yapılandırılmış bu bilgilerle halkımızın sağlığı tehlike altındadır. Bu haberlerin bir kısmı bilgisizlikten, bir kısmı da maalesef kasıtlı olarak ticari kaygılarla yapılmaktadır” dedi.

Çok satan sağlık kitaplarındaki tehlike
Amerika’da çok satan sağlık kitaplarının Türkiye’de de popüler olduğunu kaydeden Dr. Atilla Bektaş, ancak bunların çoğu çözüm odaklı olmayıp spekülatif bilgiler içerdiğini bildirdi. Bu kitapların sağlık adına referans alınacak bilim kitapları olmadığını kaydeden Dr. Bektaş, çoğu yazarın doktor bile olmadığının altını çizerek, “Bu kitaplar önce moda olur, sonra balonları söner. Ezber bozduklarını iddia edeler ancak bozdukları sadece insan sağlığıdır. Ülkemizde de kanıta dayalı tıbbın hakemli dergilerini çarpıtmadan kaynak alan kitaplar yerine, bunları referans alan kitap yazarları maalesef bulunmaktadır. Ancak unutmamalıdır ki insan sağlığı ile bu şekilde uğraşmanın bir vebali vardır”.
Sağlıklı ve güvenilir gıdalara ulaşmanın insanların en önemli haklarından biri olduğunu vurgulayan Dr. Bektaş, “Bu konuyu ele alan çoğu kitap, kişisel gözleme dayalı, yüzeysel ve konu uzmanı olunmadan hazırlandığı için çok fazla yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Dolayısıyla konu hakkında fazla bilgisi bulunmayan toplumumuz bundan olumsuz şekilde etkilenmektedir. Bu kitapları okuduktan sonra ne yiyeceğiz? sorusunu sorun bakalım, bir yanıt bulabilecek misiniz?” ifadelerini kullandı.

Kanıta değil kişisel görüşe göre tıp
Tedavisinde zorluk çekilen müzmin hastalıklarda, kanıta dayalı tıbbın önerilerine karşı, kişisel görüşlerle paralel bir tıp anlayışı oluşturmanın tehlikesi ile karşı karşıya kalındığını belirten Dr. Atilla Bektaş, “Hastaları doktorların verdiği ilaçlar yerine, bazı gıdalardan fazla miktarda tüketerek ya da gıda takviyeleri ile şifa bulacaklarına inandırmak suretiyle bir güvensizlik ortamı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu konuda sağduyulu medya ve yetkililere iş düşmektedir” şeklinde konuştu.  

Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker; “Parkinson, 65 Yaş Sonrası Her 100 Kişiden Birinde Görülmektedir.”

Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker, Parkinson hastalığının en fazla 50 ile 70 yaş arasındaki kişilerde olmak üzere ilerleyen yaş ile birlikte ortaya çıktığını, 65 yaş sonrası her 100 kişiden 1’inde, 85 yaş sonrası ise her 100 kişiden 5’inde görüldüğünü söyledi. Parkinson’un, beyin sapında dopamin adı verilen maddeyi salgılayan hücrelerin yavaş yavaş ancak ilerleyici şekilde erken ölümüne sebep olan bir hastalık olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker, bu hücre kayıplarının sonucunda hareket sistemine ait bozuklukların ortaya çıktığını ifade etti.

Belirtileri

Parkinson hastalığının en iyi bilinen belirtisinin, sıklıkla tek taraflı başlayan el titremesi olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker, bu titremelerin istirahat sırasında iken para sayar tarzda görüldüğünü, hastalığın erken döneminde heyecanla tetiklenebilirken zamanla kalıcı hale geldiğini belirtti. Titremenin çarpıcı bir belirti olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker, hastaların bu yüzden doktora nispeten erken başvurduğunu ifade etti. 

Hastalığın bir diğer belirtisi olan yavaşlamanın hasta tarafından fark edilmesinin ise biraz daha geç olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker şöyle devam etti: “Hastalığın diğer bir belirtisi olan yavaşlamanın hasta tarafından fark edilmesi ise biraz daha geç olur. Hastaların yaklaşık üçte birinde hastalık, vücudun tek tarafında yavaşlık, harekete başlamakta zorluk, tekrarlayıcı hareketleri yapmakta güçlük, el yazısının küçülmesi, yürümenin yavaşlaması ve adım mesafelerinin kısalması, mimiklerin azalıp yüzün donuklaşması gibi yavaşlama belirtileri ile ortaya çıkar. Bu belirtilerin yaşlılığın bir getirisi olarak yanlış değerlendirilmesi doktora başvuruyu geciktirebilmektedir.”

Beyin sapındaki hücre kaybının ve dopaminin azalma sürecinin, hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından yıllar önce başladığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker, buna bağlı olarak bazı hastalarda hastalık bulgularından çok önce bazı uyarıcı belirtilerin olabileceğini belirtti. İlaca dirençli depresyon, kabızlık, koku duyusunda azalma, uykuda rüyalar sırasında bağırma ve hareketlilik gibi belirtilerin Parkinson hastalığının habercisi olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker, Parkinson hastalığı seyrinde de hareket sistemi ile ilgili belirtiler dışında, bunama, gün içi aşırı uykululuk, psikoz, yorgunluk, depresyon, kabızlık, salya akması, cinsel işlev bozuklukları, ortostatik hipotansiyon gibi belirtilerin de görülebildiğini söyledi. 

Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker: “Erken Teşhis ve Doğru Tedavi Yöntemleri ile Hastalığın İlerlemesinin Yavaşlatılması ve Hastanın Yaşam Kalitesinin Yükseltilmesi Mümkün.”

Erken teşhis ve doğru tedavi yöntemleri ile hastalığın gidişatını yavaşlatmanın ve yaşam kalitesini yükseltmenin mümkün olduğunu da ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sevda Diker şöyle devam etti; “Tedavide birinci seçenek; beyinde azalan dopaminin yerine konmasını ya da etkisinin arttırılmasını sağlayan ilaçlardır. Hastanın yaşına, belirtilerine ve eşlik eden hastalıkların varlığına göre uygun ilaç tedavisi seçilir. İlaç tedavisinde hastanın yakın takibi ve tedaviye uyumu çok önemlidir. Hastalıkta en etkili ilaç levodopadır, bunun yanı sıra dopamin agonistleri dediğimiz grup başta olmak üzere sayılı ilaç çeşitleri mevcuttur. Bu ilaçların, özellikle levodopanın hassas dengeleri vardır. Hareketlerde aşırı yavaşlamadan, istemsiz aşırı hareketlere kadar değişen ilaç dozu ilişkili dalgalanmalara yol açabilir. İlaç tedavisi hem etkinlik hem de yan etkiler dikkate alınarak dinamik bir şekilde düzenlenmelidir. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı ve hastanın işlevselliğinin çok aksadığı durumlarda cerrahi müdahaleler yapılabilir. Yukarıda bahsedilen hastalığın ikincil belirtilerinin de ek olarak tedavi edilmesi gerekebilir. Fizik tedavinin ise özellikle yavaşlık ve denge problemlerinin ön planda olduğu hastalarda medikal tedaviye katkısı önem arz etmektedir.”
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Fatih 6’ncı Olağan İlçe Kongresi’ne katıldı. Cumhurbaşkanı burada yaptığı konuşmada Suriye’ye yönelik ABD, Fransa ve İngiltere tarafından düzenlenen operasyona değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son günlerde rejimin kimyasal silahla yaptığı bir saldırının ardından Amerika ve Rusya’nın başını çektiği bir restleşmeye şahit oluyoruz. Sabah erken saatlerde Amerika, İngiltere ve Fransa tarafından füze ve uçaklarla rejim hedeflerine yönelik sınırlı olduğu açıklanan bir operasyon yapıldı. Onun için bu gece de uykusuz geçti. Rejimin daha önce de çeşitli defalar yaptığı bu tür saldırıların cevapsız bırakılması elbette düşünülemezdi. Bu bakımdan yapılan operasyonu doğru buluyoruz. O kimyasal silahlarla o yavruların düştüğü durumu tasvip etmemiz mümkün değil. Kimse bunun faili, bedelini ödemesi lazım. Böylece rejim son günlerde tırmandırdığı muhaliflere yönelik saldırıların cevapsız kalmayacağını görmüş oldu” dedi. 

“Maalesef Suriye’de oynanan oyun başkadır”

Suriye için kalıcı bir çözümün gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak kimyasal saldırıya gösterilen bu hassasiyetin rejimin konvansiyonel silahlarla katledilen Suriyeliler için de sergilenmesi gerektiğine inanıyoruz. Olay sadece kimyasal değil, konvansiyonel silahlarla bunların katbekat fazlası insan şehit edildi. Evvela 2011 yılında Dera’da başlayan hadiselerden beri katledilen yüz binlerce masum çocuğun kanının hesabı sorulmalı. Maalesef Suriye’de oynanan oyun başkadır. Yapılan iş önce rejimin zulmüne sessiz kalmak, ardından bir terör örgütünün el atında desteklenip sahaya sürülmesi, sonra da başka bir terör örgütü ile asıl projeyi hayata geçirmektir. Bunları kimse görmezden gelemez. Eğer hedef DEAŞ ise biz DEAŞ’a karşı mücadelemizi verdik. Fırat Kalkanı operasyonunda binlerce DEAŞ’lıyı oralardan attık” dedi.

“Suriye meselesine hakiki bir çözüm bulunmasını en çok biz isteriz”

“Suriye’de ülke halkının geleceği için bir adım atılacaksa tüm terör örgütlerine karşı aynı ilkeli tavrın ortaya konması gerekir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye halkı rejimin zulmü ile terör örgütleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmamalı. Türkiye, Suriye topraklarını terör örgütlerinden temizleyerek güvenlik ve yaşanabilir yerler haline getirmeye çalışıyoruz. Sınırları içinde 7 yıldır 3.5 milyon Suriyeliyi misafir eden bir ülke olarak Suriye meselesine hakiki bir çözüm bulunmasını en çok biz isteriz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘ensar’ vurgusu

Fatih’te girdiği bir kafede gördüğü tabloyu vatandaşlara anlatan Erdoğan, “Fatih’te girdiğimiz, kahve içtiğimiz yerde ders çalışan Suriyeli gençleri gördüm. Baktım hepsi çalışıyor. Şakır şakır da Türkçe konuşuyorlar. Mutlu oldum, sevindim. Niye elhamdülillah biz ensarız, onlar muhacir. Bu muhacir kardeşlerimiz şu anda Türkiye’de üniversite okuyorlar. Bir tanesini gördüm ki daha ilginçti. Baktım ki hoca matematik dersi veriyor yine Suriyeli bir kızımıza. Bütün bunlarla beraber bir şeyi iyi kavramamız lazım. Biz ensar olan bir toplumdan, yıllar yılı Mekke’nin fethine hazırlanmış bir peygamberi gördük. Sevgililer sevgilisi peygamberimiz bir muhacir olarak Medine’ye, Medine’den de Mekke’ye dönüşü manidardır. O muhacir sevgili peygamberimiz Ensar’ın içerisinden döndü ve Mekke’nin fethini kavgasız gürültüsüz bitirdi” diye konuştu. 

Oğuzcan Yazar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, akşam saatlerinde Van Ferit Melen Havalimanına geldi. Burada kentin amirleri tarafından karşılanan Erdoğan, daha sonra Edremit ilçesindeki Nur Tatar Spor Salonu’na geçti. Yol boyunca vatandaşların sevgi gösterisinde bulunduğu Erdoğan, daha sonra partisinin Van İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresinin yapılacağı salon önünde bekleyen kalabalığa hitap etti. Ardından salona geçen Erdoğan, kalabalığa hitap etti. Erdoğan, “Gecikmeli geldik, hakkınızı helal edin.

6. Olağan Kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Van, 16 Nisan halk oylamasında maalesef Türkiye’nin ortalamasının çok altında kaldık. Van’dan beklentimiz çok fazlaydı. Ama görüyorum ki bugün Van bir başka. Depremin ardından Van’a 30 bin konut inşa ederek yeniden ayağa kaldırdığımızın en yakın şahitleri sizlersiniz. Doğalgazı Edremit’e kadar getirdik. Hans’ın doğalgaz kullanma hakkı var da benim Edremit’teki kardeşimin hakkı değil mi? Demek ki hiçbir ayrım yapmaksızın bu hassasiyeti gösteren biziz. Sırada şimdi Erciş var. Fakiye Teyran’ın, Seyit Fehim Arvasi’nin mirasına en iyi sahip çıktığımızı siz biliyorsunuz. Bölücü örgüt ve uzantıları çeşitli isimlerle Van’ın adeta kanını emerken, biz her zaman Van’ın, kardeşlerimizin yanında olduk. Terör örgütleri çocuklarımızı sokaklarda bozuk para gibi harcarken, biz aydınlık bir gelecek kurmak için çalıştık. Nur Tatar Spor Salonu da bunun ispatı değil mi? Böyle bir salon var mıydı? Bu salonun ihtişamına bakın. Van’a inşallah stadyumu da yapacağız. Bugün Gençlik ve Spor Bakanıyla konuştum, Van’a yakışan bir stadyum yapacağız” diye konuştu.

“Son 15 günde gelen turist sayısı 169 bin”

Geçen yıl Van turizminde adeta patlama yaşadığını dile getiren Erdoğan, “Parası olanlara gelin Van’da otellerin sayısını arttıralım. İran Cumhurbaşkanı Ankara’daydı. Dedi ki Van’a turist gönderiyoruz. Son 15 günde gelen turist sayısı 169 bin. Demek biz altyapımızı yaparsak, İran’dan Van’a, Ağrı’ya, Iğdır’a gelecek çok insan var. 16 Nisan’da ortaya çıkan sonuç, kendimizi Vanlı kardeşlerimize çok iyi anlatamadığımızı gösterdi. Artık hep birlikte daha çok çalışacağız, çalmadık kapı bırakmayacağız. Ana kademeye, kadın kollarına, gençlik kollarına sesleniyorum. 2019’a kadar kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız? Buradaki coşkuyu 2019 Mart ayındaki belediye, 2019 Kasım ayındaki Milletvekilli Ve Cumhurbaşkanı Seçimlerine kadar sürdürmenizi istiyorum. AK Parti, 81 vilayetteki 80 milyon vatandaşımızın partisidir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın sanatçılarla sınır ziyareti

Salondakilerin ‘Yaylalar’ şarkısını seslendirmesinin ardından sözlerini sürdüren Erdoğan’ın konuşması “İşte ordu, işte komutan” sloganlarıyla kesildi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şimdi biz son Hatay’daki kongremizden sonra biliyorsunuz sınıra gittik, Reyhanlı’ya ve orada İbrahim Tatlıses coştu. Yaylalar biliyorsunuz askerin türküsü, ama o yaylalarda bırakmadı, ‘Afrin’i dolaş gel’ dedi. Orada da bırakmadı, ‘Mümbiç’i dolaş da gel’ dedi. Kardeşlerim evvel Allah biz önce Fırat Kalkanı ile bir adım attık. Fırat Kalkanı’ndan sonra Afrin ile ilgili adımımızı attık mı? Ne dedik, durmak yok. Mazlumların ahını dindirene kadar devam. Bugüne kadar ulaşamadığımız vatandaşımızın kabahatini onlarda değil kendimizde arıyoruz.”

Afrin’de 4 bin 17 terörist etkisiz hale getirildi

Afrin’de yürütülen operasyon kapsamında etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı hakkında da bilgiler veren Erdoğan, “Afrin’de şu an gelinen nokta, bugün son rakamları aldım. 4 bin 17 teröristi etkisiz hale getirdik. Ayrıca Kuzey Irak’ta 323 teröristi etkisiz hale getirdik. Yurt içinde de 154 teröristi etkisiz hale getirdik. Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te inlerine gireceğiz dedik, girdik. Neresi olursa olsun durmak yok yola devam. Çünkü benim Vanlı kardeşime rahat, huzur vermeyen bu teröristleri evvel Allah er veya geç bitireceğiz. Şu anda burada hep beraber öyle bir mesaj verelim ki Van Gölü’nün öbür kıyısından, Hoy’dan Nahçıvan’dan duyulsun, Kandil’dekilerin, Sincar’dakilerin yürekleri titresin. Van’dan öyle bir mesaj verelim ki Afrin’deki, El-Bab’daki kahramanlarımıza moral olsun. Ne diyoruz; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şeklinde konuştu.

“Çevremizde oynanan oyunları görüyorsunuz” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Böldükleri toplumları nasıl perişan ettiklerini takip ediyorsunuz. Üzerimizde oynanan tüm oyunlara rağmen bu tuzağa düşmedik, düşmeyeceğiz inşallah. Vatan toprağının tek bir çakıl taşını bile kimseye vermeyeceğiz. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Ne FETÖ’nün paralel devletine ne de terör örgütünün özerklik devletine yer yok. Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da yaşananları görüp hala Türkiye’yi eleştirenler, demokrasiden nasibini almamış olanlardır. Doğu Guta’da çocuklar şehit ediliyor. Ey Batı neredesin? O yavrucukları görmüyor musun? Ama biz Afrin’de teröristleri öldürünce sesin çıkıyor. Ey Batı, ne dersen de, biz doğru bildiğiyiz yolda yürüyoruz, yürüyeceğiz. Terörle demokrasinin, özgürlüğün, zenginliğin bir arada olmayacağını göstermek için daha ne yaşanması gerekir. Mücadelemizin stratejisini ona göre belirliyoruz. Türkiye’ye karşı düşmanlıklarını gizlemeyenler var. Sözün bittiği yere gelmişiz demektir. Ey 81 vilayette yaşayan kardeşlerim, emperyalistler ve terör örgütleri kol kola girmişse bize düşen bir olmaktır, diri olmaktır, kardeş olmaktır, hep birlikte Türkiye olmaktır. Bizim bu mücadeleyi zaferle taçlandırmaktan başka çaremiz yoktur.’’ 

Hiçbir beşeri gücün önünde eğilmediklerini, sadece Allah’ın huzurunda secdede eğildiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Terör örgütlerini ve onları maşa gibi kullananların kurdukları tuzakları başlarına yıkmadan bize huzur yok. Ülkemizin geçmişte demokrasi, ekonomi, özgürlük anlamında sıkıntı çektiği bir gerçekti. 15 yıl önce teslim aldığımız Türkiye’yi biliyorsunuz. Partimizi kurduktan sonra buradaki dostlarımıza bizden ne istiyorsunuz dedik, ‘OHAL’i kaldırın, başka bir şey istemiyoruz’ dediler. O dönemdeki OHAL ile bugünkünün alakası yok. Hak ve özgürlükler konusunda herhangi bir kısıtlama yok. O günkü OHAL, vatandaşımızın günlük yaşamını çok etkiliyordu. Hükümeti kurduktan sonra hemen OHAL’i kaldırdık. Ardından tarihi reformları bir bir hayata geçirdik. Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Ülkemizde hala kimin ne sorunu varsa, kimin ne sorunu ortaya çıkacaksa mücadele etmek bizim görevimizdir. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Demokrasi ve özgürlük yolculuğumuz bir birinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Türkiye’nin şimdi verdiği mücadele öyle bir mücadeledir ki bütün bölgelerimiz ortaktır. Kazanırsak hep birlikte kazanırız, kaybedersek hep birlikte. Onun için mesele vatansa, gerisi teferruattır.”

“Hepsinin ipleri aynı güçlerin elindedir”

“PKK, FETÖ ve tüm terör örgütünün safı bu mücadelede Türkiye’nin düşmanlarının yanındadır” diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“FETÖ’nün yurt içi ve dışındaki inlerine aynı sebeple giriyoruz, hepsinin ipleri aynı güçlerin elindedir. PKK yıllarca Kürt kardeşlerimizi istismar ederek kendisine zemin hazırladı. DEAŞ dinimize yıllarca vurulamayan darbeyi vurdu. Bunlar tamamen din dışı bir örgüt. Hem kendimiz hem bölgemizde kurulan asrın tezgahını bozmak üzere harekete geçtik. Afrin, El-Bab operasyonlarını birileri küçükseyebilir, biz arka plana iki büyük darbe vurduk. Terör örgütlerinin maskesi düşünce arkasında kimlerin çıktığını hep birlikte görüyoruz. Çeyrek asırdır terör bahanesiyle dünyanın altını üstüne getirenlerin, terör örgütünün kurucuları olduğunu dünyaya ifşa ettik. Kısacası oyunu tersine çevirdik. İnşallah ülkemiz ve bölgemiz için yeni bir dönem başlatıyoruz. Bugün geleceğimize dünden daha ümitli bakıyoruz.”

15 yılda Türkiye’yi 3,5 kat büyüttüklerini ve Van’ın da bu gelişmeden payını aldığını dile getiren Erdoğan, terör örgütlerinin kölesi olan belediye başkanlarını da görevden alarak yerlerine atanan vali ve kaymakamlardan da övgüyle bahsetti.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ise, bazı partiler gibi kavga etmediklerini belirterek, “Bizler bir birimizle kavga etmeyiz. Bizim bir derdimiz var. Bizim millet, ümmet derdimiz var. Bütün enerjimizi kötülere karşı kullanırız. Bir konunun altının çizmek istiyorum, son bir yıl içerisinde satılmış, ezanları susturmak istediler. Ülkemizin belirli yerlerinde çukurlar kazdılar. Allah’a hamd olsun o katiller sürüsünü yok ettik. Güneydoğuda 70 bin vatandaşımızın evini yaktılar, yıktılar. Devlet olarak gittik, yaralarını sarıyoruz. Binlerce ev yaptık, hepsini teslim ettik. Bu devletin iki evli var; birincisi kudret elidir, ikincisi de şefkat elidir. Allah’a hamd olsun tüm mağdurların sığındığı bir ülke olarak bütün kardeşlerimizin yaralarını sarıyoruz. Bize düşen bir olmak, beraber olmaktır. Etrafımızda oynanan oyunları hep birlikte görüyoruz. Çocuk kandırır gibi ‘biz buraya demokrasi getirmek için geldik’ diyorlar. DEAŞ diye bir örgüt yok. Sakalları uzatıp DEAŞ, kesiyorlar PYD oluyorlar. Gittikleri hangi ülkeye demokrasi getirdiler söylesinler. Gittikleri her yere gözyaşı götürdüler. İçimizde de birçok gencin eline silah verip dağa gönderdiler. Bunların temsilcisi olduklarını söyleyenler; yüksek maaş alıp lüks lokantalarda yemek yerken, garibanların çocuklarını dağa gönderiyorlar” dedi.

Tuşba Belediye Başkanı Fevzi Özgökçe, Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan’ın da katıldığı AK Parti Van İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresinde tek aday olarak seçime giden mevcut başkan Kayhan Türkmenoğlu, yeniden başkan seçildi.  

Mehmet Salih Akkuş – Atilla İdiz – Yılmaz Sönmez
 

Erdoğan, Erzurumlu şehit teğmen Muhammed Kır’ın cenaze töreninin ardından partisinin Erzurum il kongresine katılmak üzere kongre salonuna geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongre öncesi salon dışında bekleyen Erzurumlulara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, “Pazartesi üç aylar başlıyor. Recep, Şaban, Ramazan. Muhammed Kır’ımızı ebediyete uğurladık. Rabbimiz ne buyuyor, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz.’ Şimdi bizi Muhammed evladımız kabirden edebi alemden bizi takip edecek. O sevgili peygamberimize en yakın makamda. Sevgili peygamberimiz Allah yolunda din yolunda evet mücadele ederken şehit olanlara avucunu açıp bekliyor. Allah bizlere o makamı nasip etsin. Şehitler tepesini boş bırakmayacağız. Afrin’de de sona doğru geliyoruz. Birileri meydan okuyor, AP meydan okuyor. ‘Askerleri çekin oradan’ diyorlar. ‘Bu doğru değil’ diyorlar. Ey AP siz bu millete ne zamandan beri akıl vermeye başladınız. O aklı kendinize saklayın. 3.5 milyon Suriyeli’ye ev sahipliği yapan biziz. Kapıları açsaydık kaçacak delik arayacaktınız. Aman kapıları açmayın diye yalvardınız. İstediğiniz kararı alın bir kulaktan girer değiren çıkar. Aldığınız kararların kıymeti harbiyesi yok. Benim oğlum bina okun döner döner yine okur. Bunlar bu. Hala binadalar. Biz aldık başımızı gidiyoruz evellah. Afrin’de yola devam. Asla sivil olan insanlarla bizim işimiz yok. Suriye topraklarında bizim işimiz yok. İnsanlara zulmeden mağdur insanları kurtarıyoruz. Ekranlarda izliyorsunuz. Afrin’den kaçmak isteyen sivillere bile nasıl zulmettiklerini görüyorsunuz. Bombaları sakladıkları yeri bulduk mu? İninize girdik gireceğiz. Nereye kaçarsanız kaçın kovalayacağız namerde kaçmak merde kovalamak yakışır. Dadaşlar zaten dadaşın önünde bunlar duramazlar. Benim sizden isteğim var. Ne olacağız? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız. Tek millet tek bayrak, tek vatan tek devlet. Biz 81 milyon tek milletiz. Bizi bölemeyecekler” dedi.

“FETÖ neredesin?” diyen Erdoğan, “Pensilvanya’da. Yav sen Erzurum’dan çıktın Pensilvanyada ne işin var. Artık seni Erzurum toprakları da kabul etmez. Şimdi Pensilvanya’da arkasında corç var. Ne yaparsan yap seni er veya geç orası da kabul etmeyecek. Oradan da kovacaklar. Yine kaçacak delik arayacaksın. Sen ihanet ettin. Milleti böldün. Ümmeti parçaladın. Arkana takılanlar var. Tayyip Erdoğan’a da çok beddua ettiler. Burada bak biz şu anda milletimizle el eleyiz, beraberiz evelallah. İnşallah Türkiye Cumhuriyeti olarak 2013’de Türkiyenin ilk on devleti arasına girmek. Şimdi önümüzde 2019 var. Nisan’da yerel seçimleri yapacağız. İttifakımızı kurduk. İttifakla ilgili imzayı dün attım. Kasım’da cumhurbaşkanlığı seçimini yapacağız. Allah yar yardımcımız olsun.”  

Ahmet Akbuğa – Özge Bozo – Şahap Gürler – Sefa Tetik

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Afyonkarahisar İl Kongresine katıldı. Kongre öncesi dışarıda bulunan kalabalığa seslenen Erdoğan, daha sonra Atatürk Kapalı Spor Salon’una geçti. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, “Afyonkarahisar’a halk oylamasında yüzde 65’lik ‘evet’ oyundan dolayı teşekkür ediyorum. Milli mücadelenin şehri, kuruluşun şehri Afyon. Yola çıktığımızdan beri bizi hiç yalnız bırakmadı. 16 Nisan’da Afyon bir kez daha kendisine yakışanı yaptı. AK Parti’nin temellerini burada, Afyonkarahisar’da atmıştık. İmaret Camii’nde cuma namazını kılıp çıktığımızda bizi ‘Başbakan Erdoğan’ sloganları ile karşılamıştınız. Biz de seçimlerden 1’inci parti olarak çıkmıştık. Ülkemize hizmet etme şerefine nail olduk. Bunun için Afyonkarahisar’ın gönlümüzde ayrı bir yeri var. Afyon Türküsünde ne diyor, ‘Karahisar Kalesi yıkılır gelir, bir yiğitte sevdiceğin alamazsa, yaşları gözünden dökülür gelir. Yayladan gel allı gelin yayladan, kesme ümidini kadir Mevla’dan. Ver elini bayramlaşalım, karlı dağlar aşalım.’ Biz de nice karlı dağları aştık.

Ülkemizi, yolsuzluktan, yokluktan kurtardık. Ülkemizi, fersah fersah ilerilere taşıdık. Gezi dediler başaramadılar, 15 Temmuz dediler başaramadılar. Onlar bozmak için yaptılar, milletim inşa için yaptı, ihya için yaptı. Siyasetin dengeleri 3-5 demeçle bozulan, vesayet güçlerinin pençesinde inim inim inleyen, vatandaşın hizmeti mumla arayan ama bulamadığı bir ülkeydi Türkiye. Biz bu ülkeyi dünyanın 17’ncisi yaptık. Sadece bölgemizi değil, dünyanın en önemli güçlerinden biri olma yolunda ilerliyoruz. Tüm haksızlıklara, adaletsizlikleri, tüm saldırılara rağmen sadece kendimiz dimdik ayakta durur hale gelmedik. Dostlarımız içinde güvence haline geldik. Gönül coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza el uzatmaya çalışıyoruz. Çünkü biz kendisiyle birlikte tüm dostlarının, tüm insanlığının iyiliğini, huzurunu, refahını isteyen bir ülkeyiz. Çünkü biz Türkiye’yiz, bilerek bir masuma zarar vermektense, kendi hayatımızı tehlikeye atmaya göze alırız. Onun için maziden atiye giden bu uzun yolcuğun asla sonu yoktur. Rabbime bana böyle bir milleti nasip ettiği için ne kadar hamd etsem azdır. Bu ülke tıpkı sizlerin istediği gibi 15 yıl boyunca çok büyük başarılara imza attı. Biz kerameti kendinden görenlerden değiliz. Milletle birlikte çıktığımız bu yolda. Her başarının ardında milletimizin desteği ve duası olduğunu çok iyi biliyoruz. Bugün Afyon büyükşehir olma sınırına gelmiştir. Elbet bir sonraki seçimde Afyonkarahisar büyük şehir olma statüsüyle yoluna devam edecek. Geçtiğimiz 15 yılda eski parayla 18 katrilyon biz Afyonkarahisar’a yatırım yaptık” dedi.

Erdoğan, açılan bir pankartı okuyarak “‘Ölü dünya dirilmeyi bekliyor’ diyor Afyonlu gençler. İncir burada da var, zeytin burada da var. Bizler Mehmedimizle beraber Afrin’de yürüyoruz. Reis bizi Afrin’e götür sloganlarına korkaklar zafer anıtı dikemez. Mehmedimiz ‘düğüne gidiyoruz, düğüne’ diyor. Mehmedim aynı zamanda ne diyor ‘hedef Kızılelma’ Kızılelma belirli bir nokta değildir. Sonsuzluktur. İşte o sonsuzluğa doğru yürüyor. Bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Son nokta Allah’ın izniyle şahadettir. Şuanda sıkıntı yok olduğu anda bizler Başkomutan olarak hareket ettiğimiz anda beraber yürüyeceğiz” dedi.

Hayati Kanat – Ahmet Bilal Hamzaçebi – Ali Bayar – Mehmet Sıddık Yeşilırmak – Çağatay Gür
 

Ece Türkiye Proje Yönetimi A.Ş. tarafından yönetilmekte olan Maltepe Park AVM, klasik sevgililer günü kutlamalarının dışında farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. AVM’nin 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında düzenlediği ‘Aşkın Buzları Kaç Saatte Erir?’ etkinliğinde, dev buzu kütlesinin erimesiyle içine yerleştirilen pırlantanın kaç saatte ortaya çıkacağını tahmine eden bir kişi yüzüğün sahibi oluyor. 10 Şubat’ta başlayan etkinlik 14 Şubat tarihine kadar devam edecek. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte, tahminler dijital bir cihaz üzerinden gerçekleştirilecek ve katılımcılara bir katılım kartı verilecek. Etkinliğin bitiminde ise doğru tahmini yapan ziyaretçinin, kayıtsız şartsız pırlanta yüzüğün sahibi olacağı belirtildi.

Etkinliğe sosyal medya üzerinden de katılım sağlanabildiği vurgulanırken, paylaşılan görselin altındaki yorum kısmında doğru tahmini yapan 50 kişiye ise çift kişilik yemek veya sinema bileti hediye edileceği bildirildi. Diğer bir etkinlik ise, çektikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarında ziyaretçilere ise magnet hediye edileceği aktarıldı.

Etkinlik hakkında bilgi veren organizasyon yetilisi Onur Okumuş, ”14 Şubat Sevgililer Günü için özel olarak hazırladığımız ve katılım gerektiren etkinliği başlattık. Dev buz kütlesi içine pırlanta yüzük yerleştirdik ve kronometreyi başlattık. Kronometre buz eriyene kadar devam edecek. Buzun içindeki pırlata yüzüğün, buzun ne zaman çözüp ortaya çıkacağını katılımcılardan tahmin etmesini bekliyoruz; saat, dakika ve saniye olarak. En yakın tahmin ya da mümkünse doğru tahminde bulunan kişi, buzun içinden çıkan yüzüğün sahibi olacak. Kayıtlarımız başladı, dileyen herkes bu etkinliğe ücretsiz olarak katılabilir. En yakın tahmini yapan kişiye düzenleyeceğiz küçük bir seremoni ile pırlanta yüzüğün sahibi yapacağız. Aynı zamanda standın hemen arkasında 14 Şubat Sevgililer Günü için fotoğraflarıyla gelen misafirlerimiz ya da sosyal medya hesapları üzerinden paylaşım yapan misafirlerimize magnet hediye edeceğiz”dedi. 

Adem Gürer – Murat Ergin

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, sosyal paylaşım sitesi Twitter adresinden yaptığı açıklamada, “Zeytin Dalı Harekatı sırasında, bugüne dek hiçbir zaman siviller, mabetler, tarihi eserler, arkeolojik varlıklar ve meskun mahaller hedef alınmamıştır. Bundan sonra da asla hedef değildir/hedef olmayacaktır. Zeytin Dalı Harekatının asıl hedeflerinden biri de; çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil bölgedeki bütün sivilleri terör örgütünün baskısı ve zulmünden kurtarmaktır, sivillerin can ve mal emniyetlerini sağlamaktır ve bölgede güven, istikrar ve barışı yeniden tesis etmektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleneğinde, inancımızda, ahlakımızda, kültürümüzde ve medeniyetimizde sivillere zarar vermek yoktur. Aksine ordu geleneğimiz, inancımız, ahlakımız, kültürümüz ve medeniyetimiz; ordumuza ve hepimize sivilleri, mabetleri ve tarihi eserleri korumayı emreder. TSK’nın elinde sivillerin ve masumların kanı hiçbir zaman olmadı; bundan sonra da olmayacaktır. Terör örgütleri, terör örgütlerinin destekçileri, hain işbirlikçiler, Türk Milleti ve Türkiye düşmanlarının yalanları ve iftiraları da bu gerçeği değiştirmez/değiştiremez. Terör örgütleri, teröristler ve destekçileri ile Türk milleti ve Türkiye düşmanları; yaptıkları/yaptırdıkları, çarpıttıkları/çarpıttırdıkları, yaydıkları/yaydırdıkları fotoğraf, görüntü, haber ve yorumlarla Türkiye ve TSK’ya karşı kirli bir algı/psikolojik operasyonu yürütüyorlar” ifadelerini kullandı.

“Ölü teröristlere sivil kıyafeti giydirip sivil göstererek TSK’yı ve Türkiye’yi suçluyorlar”

Algı operasyonlarına karşı uyarıda bulanan Bozdağ, “Terör örgütü, teröristler ve destekçileri ile Türk milleti/Türkiye düşmanları; bir yandan ölü teröristlere sivil kıyafeti giydirip sivil göstererek, bir yandan sivilleri canlı kalkan yaparak, diğer yandan arşivdeki görüntü, fotoğraf, haber ve yorumları çarpıtararak, diğer yandan ‘TSK; sivilleri, mabetleri ve tarihi eserleri vurdu ve yasak silah kullandı’ diyerek ve daha birçok çarpıtma, yalan ve iftira ile TSK’ya ve Türkiye’ye saldırıyorlar/TSK’yı ve Türkiye’yi suçluyorlar. Terör örgütleri, teröristler ve destekçileri ile Türk milleti ve Türkiye düşmanlarının sosyal medya, gazete, radyo ve televizyonlarla veya bunların verdiği gönüllü yayın desteği ile sürdürdükleri algı operasyonlarına karşı dikkatli ve uyanık olmalıyız. Sivilleri öldüren; sivilleri haraca bağlayan; sivillerin mal varlığına el koyan;küçük çocukları ailelerinden zorla alan; biat etmeyen sivilleri süren; sürgüne gitmeyen ve biat etmeyen sivilleri öldüren; siviller üzerinde baskı kuran;sivillere zulmeden, PKK/PYD/YPG terör örgütleridir” dedi.

Bozdağ, açıklamasında şunları kaydetti: 

“Türkiye, masum sivilleri terör örgütleri ve teröristlerin tehdit, baskı ve zulmünden kurtarıyor; terör örgütleri ve teröristleri bölgeden temizliyor; bölgede huzur, güven, barış ve istikrarı yeniden tesise çalışıyor; bölge insanının izzetini koruyor ve insanlığın onurunu kurtarıyor. TSK’nın envanterinde dahi bulunmayan napalm, kimyasal, biyolojik ve benzeri silah ve mühimmatın kullanıldığı iddiası kuyruklu bir yalan ve iftiradır. Harekat sırasında bölgede bulunan dini yapılar, tarihi ve kültürel eserler ile arkeolojik varlıklar hedef alınmamaktadır. Bu tür yapılara zarar verilmesi de söz konusu değildir. Harekat sırasında sivillere zarar verilmedi. Aksine sivilleri korumak ve kurtarmak için kılık kırk yaran bir dikkat ve itina gösterildi. Bundan sonra da aynı hassasiyet sürdürülecektir. Harekatı gölgelemek için üretilen yalan, çarpıtma ve iftira haberlere itibar edilmemeli.” 

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) İstanbul ofisinde, ‘2019’a Doğru AK Parti’ konulu strateji paneli düzenlendi. SETA Toplum ve Medya Araştırmaları Direktörü İsmail Çağlar’ın moderatörlüğünde yapılan panele, SETA İstanbul Genel Koordinatörü Prof. Dr. Fahrettin Altun, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ve Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş konuşmacı olarak katıldı.
AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana verdiği mücadelelere değinen Prof. Altun, “AK Parti, 2 temel çerçevede mücadele verdi, Bir; ayakta kalma mücadelesi. İki; merkez partisi olarak kalma mücadelesi. AK Parti kurulduğu günden beri tasfiye edilme çerçevesinde, kendisine yönelen saldırılarla karşı karşıya kaldı ve bu saldırılar doğrudan AK Parti’nin özüne ilişkin, Parti’yi diskalifiye etmek, oyunun dışına çıkarmakla ilgili saldırılardı. Bu saldırıların ilk olarak ulusal alanda karşımıza çıktığını gördük. Kısa bir süre sonra darbe girişimleri, daha sonrasında muhtıralar, parti kapatmalar davaları vs. ile beraber gelen süreci yaşadık ve bu sürecin 2013’ten sonra çok daha hızlanan bir süreç olduğu hepimizin malumu” dedi.

Prof. Altun, AK Parti’nin karşılaştığı sıkıntıların Arap devrimleriyle birlikte zirveye ulaştığını belirterek “AK Parti, iktidara geldiğinde Orta Doğu’da çok sıcak bir ortam vardı. Irak’ta savaş kapıdaydı ve Orta Doğu’da kaos siyasetinin hayata geçmek üzere olduğu bir dönemdi. AK Parti, bu sürecin meydan okumasını karşılamak durumunda kaldı. Özellikle 2006’dan sonra Orta Doğu’da yeni bir dalga gündeme gelmeye başladı ve Batı’dan Orta Doğu’ya yönelik bir korku siyaseti pompalanmaya başlandı. 2009’da Türkiye ile İsrail arasında Davos Krizi ve Mavi Marmara yaşandığında bu korku siyasetinin artık küresel boyuta da yansıdığını gördük. AK Parti’nin karşı karşıya kaldığı meydan okumaların zirveye çıkma noktası Arap devrimleriyle başladı ve Suriye krizi bu anlamda en kritik husus oldu. Suriye krizi olmamış olsaydı, AK Parti’nin karşı karşıya kaldığı bu denli ağır meydan okumalar olmayabilirdi” diye konuştu.

AK Parti’nin yaşadığı saldırıların 2009 sonrasında da devam ettiğini belirten Prof. Altun, “Parti’ye olan saldırı ve düşmanlığın en net şekilde açığa çıktığı nokta 2013 Gezi olayları oldu. 15 Temmuz da bunun bir başka yansımasıydı. AK Parti, iktidara geldiği günden bu yana ulusal, bölgesel ve küresel alanda bu meydan okumalara karşı koymak zorunda kaldı ve bunlar karşısında ayakta durmak için mücadele etti. Bunu yaparken merkez partisi olma noktasında ciddi bir gayret gösterdi” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Altun, AK Parti’nin değişim sürecindeki başarılarına değinerek, “Parti’nin en önemli özelliklerinden bir tanesi iktidarda kaldığı süre boyunca değişimi başarabilmesi ve süreklilik içerisinde bir değişim felsefesi hayata geçirebilmesi oldu. Bunun da en önemli nedeni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği oldu” dedi.
AK Parti’yi 2019’da nelerin beklediğini anlatan Prof. Dr. Fahrettin Altun, sözlerini şöyle sürdürdü: “2019’a giderken AK Parti, son derece somut bazı ev ödevleriyle karşı karşıya. AK Parti, değişim süreçlerini tamamlamak ve diğer taraftan da somut icraatlarla toplumu 2019’a hazırlamak durumunda. AK Parti, 2019’a giderken yerli ve millî bir siyaset çizgisini takip etmeye devam edecek. Bunun için içeride ve dışarıda bedel ödemeye devam edecektir. Mikro sorun alanlarına yönelen bir icraatçılık anlayışı ile devam edecek. Etkin güvenlik politikaları ve sonuç alıcı terörle mücadele uygulamalarını sürdürecek. Dış politikada bir yandan bağımsızlaşma çabalarını sürdürürken, diğer yandan iş birliği alanlarını geliştirmek için de çok yoğun bir gayret sarf edecek. Son olarak, eğitim, kültür ve kentleşme politikaları alanında somut ve yenilikçi adımlar atmaya çalışacak. Ve bu alanlarda bir paradigma değişimi oluşturmaya gayret sarf edecek. Bu süreçte dışarıdan saldırılar gelmeye devam edecek. Bölgesel krizler varlığını sürdürmeye devam edecek. Ve içeride ne yazık ki AK Parti’nin politikalarına dönük bir eleştiri değil, Parti’nin özünü ortadan kaldırmaya dönük düşmanca yaklaşımlar da varlığını sürdürecek.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ise sistemdeki değişim ihtiyacını ve 2019’a kadar devam eden süreçte AK Parti’nin hedeflerinin neler olduğunu anlattı. Dağ, “2016 Nisan’dan itibaren, 2017’de bir değişim yılı yaşıyoruz” dedi.

Öte yandan, Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş da AK Parti’nin 2012 sonrası yaşadığı gelişmelere değinerek; hem küresel planda hem de ülke planında 2019’da olabilecek farklı senaryolardan ve bundan sonra Parti’yi nelerin bekleyeceğinden bahsetti.