Osman Ünlü, konu ile alakalı olarak Rıyâd-un-nâsıhîn kitabından alıntı yaparak, “Bakara suresindeki bir âyet-i kerimede mealen; (Beyaz iplik siyahtan ayırt edilinceye kadar yiyiniz, içiniz!) buyurulmuştur. Bu ipliklerin, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığı olduklarını anlatmak için, daha sonra (Fecrin) kelimesi nazil oldu. Gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığı, iplik gibi birbirinden ayrılınca, oruca başlanacağı anlaşıldı” dedi. 

Ünlü, Mecma’ul-enhür ve Hindiyye kitaplarında da şöyle denildiğini aktardı: 

“Hanefî mezhebi âlimlerinin çoğuna göre, ufkun bir yerinde beyazlık başlayınca, İmsak vakti olup, oruca başlanır.”Bundan 15 dakika sonra beyazlık ufuk üzerine ip gibi yayılınca, sabah namazı vakti başlar. Böyle yapmak ihtiyatlı olur. Yani tedbirli, iyi olur. Namazı da, orucu da, bütün âlimlere göre sahih olur. Oruca ikinci vaktinden sonra başlanması ise, şüpheli olur. Astronomik hesaplar ile birinci vakit bulunmakta ve takvimlere birinci vakit yazılmaktadır. Şimdi, bazı takvimlere ikinci vaktin hatta bundan sonra başlayan kızıllığın yayıldığı zamanın yazıldığı görülüyor. Bu yeni takvimlere uyanların oruçları sahih olmaz. İmsakin iki vakti arasındaki on dakika kadar zamana İhtiyat zamanı denir. Bu zamana temkin demek doğru değildir. İmsaki şüpheli zamana geciktirmenin mekruh olduğunu, Bahr-ür-râık kitabı da bildirmektedir. Hele kızıllığın sonunda başlanılan oruçlar hiç sahih olmaz”. 

Ramazan ayına mahsus, Müslümanlar için bildirilen bir müjdeler ise şöyle sıralandı: 

“İmâm-ı Beyhekî hazretlerinin haber verdiği hadîs-i şerifte buyruluyor ki:
(Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerifte beş şey ihsan eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir:
1-Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ müminlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez.
2-İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3-Melekler, ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların af olması için dua eder.
4-Allahü teâlâ, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ı şerifte Cennette yer tayin eder.
5-Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan müminlerin hepsini affeder”.  

Siverek ilçesine 40 kilometre uzaklıkta bulunan köye sabah saatlerinde gelen ekipler, gün geçtikçe köy yerleşim bölgesine doğru gelen çekirgeleri ilaçladı. İlk etapta çekirgelerin yerleşim alanına girmemesi için tedbir alan ekipler, daha sonra yüzlerce dönümlük araziye yayılmış çekirgeleri ilaçlayacak. Bir haftadır ekinlerinin başında nöbet tutmak zorunda kalan köylüler, bir an önce çekirgelerden kurtulup işine gücünü bakmak istiyor.
Bölgedeki incelemeler sonrasında, ilaçlama çalışmalarını başlatan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Salih Abalı, “Vatandaşların il ve ilçe müdürlüğümüze ihbarından sonra biz gelip gerekli tespitleri yaptık. Bölgede çok yoğun bir şekilde çekirge istilasının olduğunu tespit ettik. Gerekli önlemlerimizi aldık ve kimyasal mücadelemize başladık. Kendi çabamız ve köydeki vatandaşlarla işbirliği yaparak, çalışmalarda bulunuyoruz. Bu arada bu çalışmamıza Kaymakamlık ve Siverek Belediyesi de katkı sağlıyor. Şu anda çalışmalarımız başladı, ilaçlamamızı yapıyoruz. Çekirgeler yeşilliğe çok tez zamanda zarar veriyor, bu nedenle bir an önce önüne geçmek zorundayız. Merada var olan yeşilliği bitirdikten sonra, ekili alanlara geçeceklerdir, biz de bunu önlemek amaçlı erken tedbirimizi aldık. İnşallah böyle bir sorun kalmayacaktır. Gerekli çalışmalarımız devam edecektir” dedi

Gün geçtikte çekirgelerin çoğaldığını ve yerleşim alanına doğru ilerlediklerini söyleyen köy sakinlerinden Abdullah Arpaçık, “Çekirgeler dün biraz daha uzaktaydılar, şimdi daha yakına geliyor. Ekinlerin içine girmemeleri için yönlerini değiştiriyoruz. Bugün yetkili arkadaşlar tarımdan geldiler ve ilaçlama yapıyorlar. İnşallah bu çekirgeler biter” diye konuştu. 

Bir haftadır çekirgelerin ekinlere girmemesi için nöbet tuttuklarını söyleyen Arpacık, “Bir haftadır bunlarla mücadele ediyoruz, geliyorlar yönlerini değiştiriyoruz. Geçen sene de vardılar ama azdılar, her yıl çoğalıyorlar” şeklinde konuştu 

Yetkililer yerleşim yerlerine yaklaşık 500 metre uzaklıktaki tarlaları istila eden çekirgelerle mücadelenin birkaç gün süreceğini belirtti. 

Mevlüt Bayraktar

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Denizli’de görev yapan din görevlileriyle bir araya geldi. Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen programda konuşan Erbaş, Diyanet’in 150 bin din görevlisiyle hem yurt içinde hem yurt dışında dini mübini İslam’a hizmet ettiğini söyledi.

Her bir din görevlisinin hem caminin içinde hem cami dışında yürüteceği hizmetin önemine işaret eden Erbaş, kürsüde ders anlatmaktan çıkan hocanın, mahalleyi, esnafı dolaşarak, dini mübini İslam’ı anlatması gerektiğini savundu. İlk inen vahyin ilim, hikmet ve irfanla ilgili olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, bu medeniyetin insanlarının, çocuklarının elinden kitap, kalem düşmemesi gerektiğini kaydetti.

Başkan Erbaş ikinci gelen vahiyde ‘kalk ve uyar’ emrinin olduğuna işaret ederek, “Okumak, ilim, irfan, kitap ve bunların ulaştırılması, kalkacağız, inzar edeceğiz, uyaracağız. Sadece mahallemiz, köyümüz, şehrimiz değil, bütün dünya bizden bunu bekliyor. İnsanları yeterince aydınlatma noktasında vazifenin yeterince yapılıp yapılmadığının muhasebesinin yapılması gerekiyor. Kendimizi hesaba çekelim, çocuklarımız, gençlerimiz ne durumda? Onlara yeterince sahip çıkabiliyor muyuz, onlara dini mübini İslam’ı zorlaştırmadan kolaylaştırarak, nefret ettirmeden sevdirerek öğretebiliyor muyuz? Yoksa hesabımız ağır olur” diye konuştu.

“Kim peygamberi, vahyi inkar eder de hala Müslüman kalır?”

Peygamberi inkar eden, kenarda duran ve hiçbir şeye karışmayan bir Tanrı anlayışının İslam’la ilgisi olmadığının altını çizen Erbaş, şöyle konuştu:  “Peygamberi inkar ettiğinizde beraberinde kitabı, ahireti de inkar etmiş oluyorsunuz. Yani kendiliğinden olan bir Tanrı anlayışı, onun dışında her şeyi inkar etmiş oluyorsunuz. Bu bir tuzaktır. Bu ateizme giden bir yoldur. Bunu propagandasını da yapmak isteyenlere de fırsat vermeyin. Birileri de bakınız bize şöyle yaptınız böyle yaptınız milletin çocukları bundan oluyor diye planlı bir propaganda yapıyorlar. Bunlara da aldırmayın. Bu da dini istismardır. Din istismarını en uç noktalarından birisidir. Bir de imam hatipteki bizim yavrularımıza iftira ediyorlar. Kim peygamberi, vahyi inkar eder de hala Müslüman kalır, böyle bir şey olur mu? Sizler bu tür propagandaları sakın pirim vermeyin. Peygamberlerin varisleri olarak bizler onların omuzlarımıza bıraktığı emaneti en güzel bir şekilde taşıyacağız. İhlas ve samimiyet, aşk ve heyecan bizim olmazsa olmazımız. Bizler yorgunluğu yormalıyız. Eğer biz yorgunluğu yorarsak o zaman gençlerimize, çocuklarımıza, herkese daha çok hizmet etmiş oluruz. Bizim yürüyüşümüz, oturmamız, kalmamız, bakışımız, üslubumuz sözlerimizden daha etkili, bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizi örnek alacak insanlar.”

“Vazife şuuru, sabır, tahammül, hoşgörü, güler yüz olmazsa olmazlarıdır”

Din görevlisinin toplumda en çok okuması gereken insan olduğunu belirten Erbaş, din görevlisinin o okumalarla davetini, irşadını güçlendireceğini söyledi. Bir din görevlisinin en çok önem vermesi gereken özelliklerden bir kaçına değinen Erbaş, “Kendine güvenen ve başkaları tarafından da en güvenilir insanlar olmaya çalışacağız. Şahsiyet ve onur sahibi olmak din görevlilerinin olmazsa olmazlarıdır. Vazife şuuru, sabır, tahammül, hoşgörü, güler yüz olmazsa olmazlarıdır. İletişim gücü en yüksek olması gereken mesleklerden birisi bizim görevimizdir. İrtibatımızın çok yüksek olması lazım, acı ve tatlı günlerinde insanımızın yanında olacağız” şeklinde konuştu.

Programa Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Huriye Martı, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Başkanlığın üst düzey yöneticileri, Denizli İl Müftüsü Mehmet Aşık ve çok sayıda din görevlisi katıldı.  

Gökten Ceylan

CHP’nin bu kararı ile Türkiye’nin en büyük sorununun muhalefet olduğu gözler önüne serildiğini ifade eden AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş, “9 Eylül 1923’te önce “Halk Fırkası” adıyla kurulan ve 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını alan CHP, şu an itibariyle Türkiye’de iktidar sorunu olmadığını, Türkiye’nin en büyük sorununun muhalefet sorunu olduğunu bütün dünya kamuoyunda açıkça gözler önüne sermiştir. 16 yıllık iktidarımızın Ana Muhalefet Partisi olan CHP, ben muhalefet yapamıyorum diyerek yaklaşık 95 yıllık siyasi hayatını hiçe saymış, yeni kurulan ve 24 Haziran seçimlerine katılım dahi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini parti yöneticilerinin bile bilmediği bir siyasi oluşumdan medet umar hale gelmiştir” dedi. 

“22 Nisan CHP’nin siyasi tarihinin altının çizildiği gün olmuştur” 

“CHP bu politikalarla iktidara gelecek bir milli irade desteğini sandıktan asla alamaz” derken dün yaşanan durumu kastettiklerini kaydeden AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş, “ CHP yöneticileri haklı olduğumuzu bilmesine karşın hem bizi hem kendilerini yalanlama pahasına bıkmadan usanmadan açıklama yapıyorlar millet iradesinin en büyük temsilcisi olduklarını ifade ederek milli iradeyi de aldatma çabasına giriyorlardı. 22 Nisan 2018’te, CHP’nin siyasi tarihinde altı çizilerek tarihe not düşülen bir gün olacaktır. CHP, 23 Nisan 1920 günü açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun ve bu nedenle tüm dünya çocuklarına armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın arifesinde bu tarihi kararı alarak CHP’nin politikalarının fiilen iflas ettiğini ilan etmiştir” dedi. 

“Demokrasi adına millet iradesi hiçe sayılmıştır” 

CHP’nin seçmeninin 1 Kasım genel seçimlerindeki tercihini hiçe sayarak 15 milletvekilini, emrinde olduğu iradenin talimatı ile başka bir partiye gönderdiğini belirten Savaş, “CHP sözde demokrasi adına, demokrasiyi ve o milletvekillerini seçen millet iradesini yok saymıştır. Bundan dolayı 24 Haziran seçimleri milli iradenin kendisini yok sayanlara en büyük yanıtı olacaktır” ifadelerine yer verdi.  

Girişimci ve yatırımcıyı buluşturmayı amaçlayan ve bu yıl 20 farklı ülkeden başvuruların geldiği The Pitcher Ödülleri sahiplerini buldu. Başvurular arasından seçilen en iyi 20 girişimin yer aldığı etkinlik ile girişimciler Türkiye, Avrupa ve Silikon Vadisi’nden 70’i aşkın aktif yatırımcının karşısına çıkarak projelerini tanıtma şansı elde eti. İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende Octovan girişimi, 40 bin TL’lik Arıkovanı Özel Ödülü’nü kazandı. 

Küçük ve orta ölçekli eşya taşıma ihtiyacı olan kullanıcılar ile nakliyecileri bir araya getiren bir servis olan, aynı zamanda nakliye işlerini daha güvenilir, sigortalı ve kolay ulaşılabilir hale getiren Octovan ekibine ödülünü Arıkovanı Ürün Müdürü Didem Cikse verdi. Ödülü kazanan proje Arıkovanı’nda fonlamaya sunulacak ve 40 bin TL’lik ilk siparişi Arıkovanı verecek.

Arıkovanı’na 5 bin 300 proje başvurdu 

Yenilikçi teknoloji girişimlerini desteklemeyi amaçlayan Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı, girişimcilerin projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duydukları kaynağa toplum desteğiyle ulaşıyor. Destek vermek isteyenler de projeleri bu platform üzerinden takip ediyor. Arıkovanı girişimcilerin projelerini hayata geçirmelerine destek olarak geleceğin teknolojilerin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynarken, Türkiye’nin girişim ve teknoloji ekosisteminin gelişmesine de katkı sağlıyor. Platformda bugüne kadar 5 bin 300 proje, 3.7 milyon TL’den fazla destek topladı.  

Bakan Zeybekci, AK Parti Denizli İl Gençlik Kolları Kongresi’ne katıldı. Bereketler Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kongreye Bakan Zeybekci’nin yanı sıra milletvekilleri, belediye başkanları ve partililer katıldı.

Kongrenin açılışında konuşan Bakan Zeybekci, CHP’den istifa eden 15 milletvekili hakkında konuştu. Türkiye’nin tekerine çomak sokmak isteyenlerin olduğunu dile getiren Bakan Zeybekci, “Dünya çok hızlı değişiyor, biraz önce haber aldım. Dünyada bu değişime, daha doğrusu Türkiye’nin bu gelişimine ayak uydurmasını hazmedemeyenler, Türkiye’nin bu yolculuğunda tekerine çomak sokmak isteyenler, Türkiye tekrar birileri tarafından yönetilsin, Türkiye tekrar topladığı 100 liralık verginin 87 lirasını faize versin, 13 lirası ile ödeyemediği o memur maaşlarını IMF’den borçlansın ve Türkiye’ye tekrar bir yerlerden Ekonomi Bakanı gelsin, buyruk gelsin, emir gelsin diye bunu isteyenler, bakın nasıl beraber hareket etme kabiliyetlerine sahip. 15 tane CHP milletvekili istifa etmiş başka bir partiye geçmiş. Sebep? Tekrarda fayda var. Türk İslam dünyasının çadır direği Türkiye’dir. Bunu asla unutmayalım. 1,5 milyar Müslüman’ın gözü Türkiye’dedir. Topyekun Türkiye’nin güçlü olmasına, bağımsız olmasına, Türkiye’nin bu dünyada artık lider ülke olmasına hep beraber dua ediyorlar” dedi. 

“Kendi liderlerinin Cumhurbaşkanımızın karşısına çıkma gibi bir cesareti var mıydı?” 

Bakan Zeybekci, ilerleyen zamanlarda daha çok ipliklerin pazara çıkacağını söyleyerek, “Bütün dünyaya bakın, tamamının topyekun saldırdığı ülke hangi ülke? Türkiye. Peki etrafımızdaki bütün fitneler ile beraber Türkiye’deki bütün fitne odaklarının saldırdığı lider kim? Recep Tayyip Erdoğan. Hep beraber bir araya geliyorlar bakın, tüm davalarını, ilkelerini, fikirlerini bir kenara bırakabiliyorlar. Bir araya gelerek tek bir hedefleri var, o da Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef almak, Erdoğan’ın karşısına çıkmak, o da Türkiye’ye nasıl zarar veririz onu planlamak. Daha çok gelişme olacak, göreceksiniz. Daha çok böyle kumaşlar ve iplikler pazara çıkacak. Kendilerinin çıkma kabiliyeti var mı? Önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi liderlerinin Cumhurbaşkanımızın karşısına çıkma gibi bir cesareti var mıydı? Yok. Şimdi yine Truva atları ile başka şeyler yapmaya çalışıyorlar. Biz bir olacağız, beraber olacağız. Mevzubahis vatan ise gerisi teferruattır diyeceğiz” diye konuştu. 

Konuşmaların ardından tek liste halinde yapılan seçimde AK Parti Denizli İl Gençlik Kolları Başkanlığı’na Gökhan Akbulut seçildi.  

Telefonla ve uydu üzerinden kontrol edilen robot, üzerindeki kamerayla görüntü alırken, silahla da ateş edip düşmanı etkisiz hale getirebiliyor. Yaşanan savaş ve çatışmalarda askerlerimizin şehit olması üzerine böyle bir robot geliştirmeye kara verdiklerini söyleyen Bursa Yıldırım Beyazıt İMKB Mesleki ve Teknik Lisesi öğrencisi Alpay Aydemir, Ramazan Yılmaz ve Faruk Şahin, öğretmeleriyle birlikte çalışarak 3 ayda savaş robotu geliştirdiklerini belirtti. 

Her türlü arazide hareket edebilen bir aracın üzerine yerleştirilen robot, üzerindeki kamerayla düşmana uzaktan ateş edebiliyor. Bu sayede öncü birlik olarak kullanılabilecek robot asker, ordunun zayiat vermisini azaltacak. Savaşta kullanılabilcek kapasitede olan robotu bir kişi program üzerinden kumandayla hareket ettirirken, bir kişi de başka bir kumandayla üzerindeki kamera sayesinde hedefi belirleyip ateş edebiliyor. Bu sayede öncü birlik olarak kullanılabilen robot orduya güç katacak. 

Liseli öğrenciler, geliştirdikleri savaş robotunu Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘1. Bursa Robot Yarışması’nda sergiledi. Robot ziyaretçiler tarafından uzun uzun incelendi. Geliştirdikleri robotla ilgili konuşan Yıldırım Beyazıt İMKB Mesleki ve Teknik Lisesi öğrencisi Faruk Şahin, “Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin şehit ve gazi olmasını engellemek için robot asker geliştirdik. Bu robot, üzerindeki kamera sayesinde canlı görüntü aktarımı ve video kaydı yapabilmekte. Üzerindeki silahla düşman güçlerini etkisiz hale getirebilecek. Cep telefonu ve bilgisayarla bağlanılabilip uzaktan kontrol edilebiliyor. Üzerindeki sensörler sayesinde engelleri algılayıp bunlardan kaçabiliyor. Üzerindeki kamerayla hedefi belirleyip kumandayla ateş edebiliyoruz. Bu cihazı iki kişi kontrol ediyor. Bir kişi aracı hareket ettirirken, diğer kişi de üzerindeki silahı hareket ettirip ateş edebiliyor. Destek olurlarsa biz bu robotu daha da geliştirebiliriz” dedi. 

Robotu geliştiren öğrencilerin öğretmeni Ali Sarıtaşçı, “Bu projeyi öğrencilerim düşünmüşler. Askerlerimizin kayıp vermemesi için düşünülmüş bir proje. Biz bu robotu cep telefonuyla yaklaşık 1 kilometre mesafeden kontrol edebiliriz. Gerektiği takdirde internet üzerinden kontrol edilip, mesela Ankara’dan İstanbul’daki bir olaya müdahale edilebilir. Bu cihaz cep telefonu, radyo frekansı ve internet üzerinden kontrol edilebilir” şeklinde konuştu.  

Burak Türker – Yunus Can Beşiktepe

Esenyurt’ta 10 Temmuz 2014 tarihinde tartıştığı eşi Özkan Kaymaklı’yı bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen Yasemin Kaymaklı’nın istinaf mahkemesinde yargılanmasına başlandı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Yasemin Kaymaklı ile Özkan Kaymaklı’nın kız kardeşi Gönül Yaşar katıldı. Salonda taraf avukatları da hazır bulundu. Kadın Meclisleri üyeleri ile basın mensupları da davayı takip etti. 

Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, yerel mahkemenin sanığın cezalandırılmasına yer olmadığına ilişkin hükmünün kaldırılmasını talep etti. Mütalaada, “Somut olayda meşru savunma hali için aranan saldırı ve savunmaya yönelik uygunluk/orantılılık koşullarının mevcut olmadığı” belirtilerek, sanık Yasemin Kaymaklı’nın “haksız tahrik altında eşi kasten öldürme” suçundan cezalandırılması ve haksız tahrik hükümdeki indiriminin de azami miktarda uygulanması istendi.

“Böyle olmasını istemezdim” 

Esas hakkındaki savunması sorulan sanık Yasemin Kaymaklı, ağlayarak, “Kimseyi bilerek ve isteyerek öldürmedim. Böyle olmasını istemezdim. Kendimi ve çocuğumu korudum” dedi. Son sözü sorulan sanık, beraatını istedi.

Davayı karara bağlayan 1. Ceza Dairesi heyeti, oy çokluğuyla sanık Yasemin Kaymaklı’nın “haksız tahrik altında eşi kasten öldürme” suçundan 15 yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Karara üye hakim tarafından muhalefet şerhi konuldu. Şerhte, ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu kararında usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi kanaatinde olduğunu vurgulandı.

“Kararı temyiz edeceğiz, umudumuz bitmedi” 

Duruşma sonrası açıklama yapan sanığın avukatı Oya Meriç Eyüboğlu, “Yargılamanın başından beri anlatmaya çalıştıklarımız, bugün bir özet olarak tekrarlarımıza rağmen bu dosyada çok açık bir biçimde meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine rağmen maalesef tam tersi bir kararla karşı karşıya kaldık. Biz beraat verilmesi gerekir diye tartışıyorduk. Bırakın beraat kararını bugün mahkeme Yasemin’in cezalandırılması gerektiğine hükmetti. Üstelik 15 yıl. Temyiz yolu açık, kararı temyiz edeceğiz. Umudumuz bitmedi” dedi. 

Esenyurt’ta 10 Temmuz 2014’de Yasemin Kaymaklı, eşi Özkan Kaymaklı’yı iddiaya göre bebek bezi yüzünden çıkan tartışma sonucu bıçaklayarak öldürmüştü. Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 3 yıl tutuklu yargılanan Yasemin Kaymaklı’yı eylemi meşru savunmada mazur görülebilecek heyecan, korku ve telaşla sınırı aşması sonucunda gerçekleştirdiğini belirterek ceza verilmesine yer olmadığına karar vermişti. Sanığın avukatları, sanığa ceza verilmemiş olsa da Kaymaklı’nın beraat etmesi gerektiğini savunarak kararı istinaf mahkemesine taşımıştı.  

Gamze Erdemir
 

Gencebay, “Orada bizim aslanlarımız, yavrularımız, canlarımız var. Oraya tabii ki gidilecek. Orada sınırda sadece Cumhurbaşkanımız olmamalı herkes olmalı. Muhalefet de orada olmalı. Burada ayrım olmaz. Burada vatan söz konusudur. Belki muhalefet de gidiyordur bilemiyorum. Burada söylenen sözler eleştiriler son derece yanlıştır, kabul etmiyorum” dedi.

Besteciliği, söz yazarlığı, oyunculuğu ile gönüllerde taht kuran, yıllardır zirvede çizgisini bozmadan duran usta sanatçı Orhan Gencebay hakkındaki iddialara yanıt vererek Afrin’deki Mehmetçik’e destek mesajı gönderdi.
Küçükçekmece Belediyesi Hayat Dergisi’ne verdiği röportajda sınıra giderek Afrin operasyonuna katılan Mehmetçik’e moral veren sanatçıların haksız yere eleştirildiğini belirten Orhan Gencebay, kendisinin sağlık sorunları nedeniyle gidemediğini söyledi. Gencebay, hakkındaki diğer iddialara da ‘iftira, kesinlikle inanmasınlar’ diyerek cevap verdi.

“Muhalefet de giderek askere destek vermeli” 

Kalp ritmi rahatsızlığından dolayı uçağa binemediğini kaydeden Gencebay, “Afrin bizim hayati konularımızdan bir tanesidir. Buna devletimiz karar vermiştir, vatanımız için müdahale gerekmiştir ve yapmıştır. Daha da gereken yapılacaktır. Bunların hepsi vatanımızı korumak ve adaleti yerine getirmek için yapılan hareketlerdir. Orada bizim aslanlarımız, yavrularımız, canlarımız var. Oraya tabii ki gidilecek. Vatanımıza, aslanlarımıza sahip çıkacağız. Orada sınırda sadece Cumhurbaşkanımız olmamalı herkes olmalı. Muhalefet de orada olmalı. Burada ayrım olmaz. Burada vatan söz konusudur. Belki muhalefet de gidiyordur bilemiyorum. Burada söylenen sözler eleştiriler son derece yanlıştır, kabul etmiyorum. Birileri başka yere getirmek istiyor konuyu diye düşünüyorum. Süleyman Demirel’in dediği gibi gizli bir el bizi karıştırmaya çalışıyor. Oysaki bizler bir bütün olduğumuz zaman her şeyin üstesinden öyle kolay geliriz ki. Ancak ne olursa olsun biz bir bütünüz” diye konuştu.

“Kendinizi koruyun gözünüzü seveyim” 

Konuşma sırasında duygulanan Orhan Gencebay Afrin’de görev yapan Türk askerlerine ise şu mesajı yolladı:
“Kendinizi koruyun gözünüzü seveyim. Sizleri çok seviyoruz. Vatanımız için hayatınızı dahi vermek üzere oradasınız. Allah razı olsun. Biz de aynı gönüldeyiz, aynı duyarlılıktayız. Şu anda sizler bu görevi yapıyorsunuz Allah sizden razı olsun. Sizler bizim canlarımız, kanlarımız, yavrularımızsınız. Kendinize iyi bakın.” 

Orhan Gencebay askerler için bağlama da çaldı.

“MESAM yarı devlet kuruluşudur” 

Orhan Gencebay MESAM’la alakalı hakkında çıkan iddialar için ise “MESAM öncelikle bir hizmet birimidir. Yasayla kurulmuştur ve Bakanlığımıza tabidir; onun denetimindedir. MESAM yarı devlet kuruluşudur bir yerde. Ama herkes bunu sıradan bir cemiyet, dernek gibi düşünüyor. Kültür Bakanımız uygun görürse yeni yönetim de atar kapatır da. Tabii ki kapatması söz konusu değil. Ama bunu herkesin bilmesi lazım. Bu konu tamamen MESAM’ın iyi yönetilmesiyle alakalıdır. Bu görev iyi yapılırsa ancak sanatçıların maddi ve manevi hakları alınır. Burada bunun varlığı eksik. Ben eksikleri söylediğim için patırtı oldu. MESAM’a kayyum değil, geçici yönetim atandı. Bakanlığımız MESAM daha iyi olsun diye çalışmaktadır” dedi.

“Benim Alevilere laf etmem mümkün değildir” 

Orhan Gencebay sözlerini, “Bazı arkadaşlar iftira atmaya başladılar. Bu iftiralarda da birinci derecede ben hedeftim. Alevi-Sunni meselesine, etnikçiliğe falan getirdiler konuyu. Ben ise böyle bir şey nasıl olur diye şoklar içerisinde kaldım. Biz halk müziğini öğrenirken Alevi kültürüyle birlikte bize ait olan tüm kültürleri öğrendik. Alevi kültürü Türklüğün özünde var olan bir değerdir. Biz bunları bilerek, büyük saygıyla yaşadık. Herkese bunları öğrenmesini öneriyorum. Ben nasıl böyle bir şeyi olumsuz karşılarım. Aleviliğe bir laf etmem mümkün mü? İmkan ihtimal dahilinde değil. Bu bir iftiradır, kimse buna inanmasın. Bunu yapanlar son derece yanlış yapıyorlar, saygılı değiller. Art niyetli olanlar da var belki de içlerinde” diyerek sürdürdü.
Röportaj sonunda ise Küçükçekmece Belediyesi Basın Yayın Müdürü Murat Doğan Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz adına Orhan Gencebay’ a teşekkür ederek hediye takdim etti.  

Olay, 2 Nisan Pazartesi günü Adana’nın Yüreğir ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, eşi cezaevinde olan D.B., kayınbiraderi S.B.’nin cinsel saldırısına uğradı. D.B.’nin ihbarı üzerine gözaltına alınan S.B., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. 

Sorgusunda suçlamaları kabul etmeyen S.B., ilk ifadesinde yengesiyle gönül rızasıyla birlikte olduğunu savundu. Daha sonra ifadesini değiştiren S.B.’nin “Olay saatinde bahçede sigara içerken yengemin evinin kapısı açıldı. Ben de yengeme ‘ne işin var’ dedim. Bana ters cevap vererek ‘Bakkala gittim’ deyince sinirlendim ve yengeme saldırdım. 10 dakika kadar darp ettim daha sonra kendi evime gittim. Kesinlikle cinsel saldırı olayı olmadı” dediği öğrenildi. 

Cinsel saldırıya uğradığını iddia eden D.B. ise İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, kayınbiraderiyle gönül rızasıyla birlikte olmadığını savunarak, “Kayınbiraderim S.B. gece evime gelerek kapıyı açmamı istedi. Ben de kardeşim gibi gördüğüm kayınbiraderime kapıyı açtım. İçeri girdikten sonra kapıyı kitledi. Beni önce darp etti. Daha sonra zorla yatak odasına götürüp cinsel saldırıda” dedi. 

S.B.’nin saçından sürükleyerek kendini yatak odasına götürdüğünü ileri süren genç kadın, “‘Bugün kardeşimin yatağında yatacağım. Bana yatak odasını göster’ dedi. Saçımdan tutup yatak odasına götürdü ve oranın da kapısını kilitledi. Çok yalvardım ama beni dinlemedi. Bana cinsel saldırıda bulundu” diye konuştu.

Tutuklu yargılanan S.B.’nin en ağır bir şekilde cezalandırılmasını talep eden D.B., “Benim 3 çocuğumu annesiz bıraktı. Hem benim yuvamı yıktı hem kendi yuvasını yıktı. Benim ona karşı herhangi bir ümit verici hareketim olmadı. Yetkililer ona en ağır cezayı versin. İdam istiyorum” diyerek sinir krizi geçirdi.