Aksaray’da taş atarak oyalama yöntemiyle gerçekleştirilen hırsızlık suçundan aranan Abbas A, bu kez ortaya Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yakalandı. Abbas A.’nın arkadaşı olduğu öğrenilen Fırat A. ise Gaziantep’in Nizip ilçesindeki hırsızlık girişiminde yakayı ele vermişti.

Sahte kimlikle yakalandı

Edinilen bilgiye göre, Viranşehir ilçesi Kale Mahallesi’nde bir bankadan 80 bin TL çeken İbrahim D., Abbas A. ve arkadaşı tarafından takibe alındı. Abbas A.’nın arkadaşı araca taş atarak kaçmaya başlayınca İbrahim D. şahsın peşinden koşmaya başladı. Bu esnada, Abbas A. aracı ve içerisindeki parayı çalmak için harekete geçti. Olayı fark eden vatandaşlar polise ihbarda bulundu.

Viranşehir Asayiş Şubesi ekipleri, kısa sürede olay yerine geldi. Abbas A.’yı suçüstü yakalayan ekipler, yaptıkları incelemede şahsın üzerinde A.D. adına sahte kimlik ele geçirdi. Ekipler, şahsın Akasaray’da çeşitli hırsızlık suçlarından arandığını ve bir çok sabıkasının bulunduğunu belirledi. Abbas A. sorgusunun tamamlanmasının ardından sevk edildiği Viranşehir Adliyesinde çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Abbas A. cezaevine götürülürken, “Ben kaliteli hırsızım dayı, senin sonun var ya kanser verem” dedi.

“Pişman değilim ha”

Kameranın açık olduğunu öğrenen Abbas A, “O zaman herkesi seviyorum. Dayı seni de seviyorum. Uzun zaman dışarıda olmayacağım, içeride kalacağım. Böyle nasipmiş” dedi. Önce pişman olduğunu belirten Abbas A, sonrasında ise “Allah bilir. Valla hastalık olmuş. Pişman değilim ha. Allah beni ıslah etsin. Ne bileyim. İnşallah içeride namaz kılacağım” diye konuştu.
Abbas A, polis aracı ile işlemleri için önce emniyete ardından ise cezaevine götürüldü 

Enver Zencirci
 

Edinilen bilgiye göre olay, 12 Şubat günü Çukurova ilçesi Karslı Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Gamze Çiçin (27) 10 yıl önce Murat Çiçin (27) ile evlendi. Bu arada çiftin 2 çocuğu oldu. Ancak buna rağmen genç kadın kendisini aldatan eşine karşı çıktığı için sürekli dayak yemeye başladığını iddia etti. Genç kadın, 11 ay önce eve gelen kumayı kabullenmeyerek baba evine gittiğini söyledi. Gamze Çiçin boşanmaya karar verdiğini ancak buna karşı çıkan kocasının sürekli kayınbabasının evini basıp tehdit etmeye başladığını ileri sürdü. Genç kadın 6 kez polis merkezine giderek şikayette bulunduğunu kaydetti.
Bu arada Murat Çiçin kuma getirdiği kadına da şiddet uygulayınca kuma da evi terk etti. Bunun üzerine Murat Çiçin kayınbabasının evine gelip eşiyle barışıp eve götürmek istedi. Gamze Çiçin kabul etmeyince “seni öldüreceğim, yüzünü bozacağım seni kimseye yar etmeyeceğim” diyerek tehdit etti.

Burnunun kırıldı, kafasına ağır darbe aldı 

Karslılar Mahallesi’nde bir eve temizliğe giden kadın 12 Şubat günü temizlikten çıktığı sırada Murat Çiçin kuzeni Bülent K. ile birlikte gelerek genç kadına saldırdı. Murat Çiçin, genç kadını kuzeninin yardımıyla yere yatırıp darp etmeye başladı, daha sonrada iddiaya göre bıçak çıkartıp genç kadının boğazına dayadı. 30 dakika boyunca dövülen genç kadın, yoldan geçen araçları durdurmaya çalıştı ancak kimse durmadı. Bir lokantadan olayı gören vatandaşlar ise durumu polise bildirdi. Kadını öldüresiye döven koca, polis tarafından emniyete götürüldü.
Hastaneye kaldırılan genç kadının ise burnunun kırıldığı, kafasına ağır darbe aldığı tespit edilirken iki gözü de morarıp kapandı.

“O anda kendimden geçmişim, sonrasını hatırlamıyorum”

Gamze Çiçin, kocasının kendini sokak ortasında dövdüğünü belirterek, “Eşim, bizi bırakıp o kadınla birlikte yaşamaya başladı. Ben de dayanamayıp 11 ay önce babamın evine gittim. Ben evlere temizliğe giderek çocuklarıma bakıyordum. Murat, birlikte olduğu o kadını döverek kaçmasına neden oldu. Kadın gidince benimle barışmak istedi. Ben istemeyince ‘seni çok kötü yapacağım’ dedi. İş yerimi kuzeni Bülent K. biliyordu. O, göstermiş. Çalıştığım villadan çıkıp evime giderken elimdeki telefonu çekip aldı. Sonra ayağıma çelme takıp beni düşürdü. Boğazıma bıçağı dayadı. Tekme ve yumrukla beni dövdü. O anda kendimden geçmişim, sonrasını hatırlamıyorum. Bu canavarlık beni sokak ortasında dinlenip dinleyip dövdü. Tehdit alıyorum koruma istiyorum” dedi.

Aile içi şiddet olaylarına bakan cumhuriyet savcısının talimatı üzerine gözaltına alınan Murat Çiçin, daha sonra adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusunun ardından Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderilen Murat Çiçin, “eşini öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

Ece Türkiye Proje Yönetimi A.Ş. tarafından yönetilmekte olan Maltepe Park AVM, klasik sevgililer günü kutlamalarının dışında farklı bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. AVM’nin 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında düzenlediği ‘Aşkın Buzları Kaç Saatte Erir?’ etkinliğinde, dev buzu kütlesinin erimesiyle içine yerleştirilen pırlantanın kaç saatte ortaya çıkacağını tahmine eden bir kişi yüzüğün sahibi oluyor. 10 Şubat’ta başlayan etkinlik 14 Şubat tarihine kadar devam edecek. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte, tahminler dijital bir cihaz üzerinden gerçekleştirilecek ve katılımcılara bir katılım kartı verilecek. Etkinliğin bitiminde ise doğru tahmini yapan ziyaretçinin, kayıtsız şartsız pırlanta yüzüğün sahibi olacağı belirtildi.

Etkinliğe sosyal medya üzerinden de katılım sağlanabildiği vurgulanırken, paylaşılan görselin altındaki yorum kısmında doğru tahmini yapan 50 kişiye ise çift kişilik yemek veya sinema bileti hediye edileceği bildirildi. Diğer bir etkinlik ise, çektikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarında ziyaretçilere ise magnet hediye edileceği aktarıldı.

Etkinlik hakkında bilgi veren organizasyon yetilisi Onur Okumuş, ”14 Şubat Sevgililer Günü için özel olarak hazırladığımız ve katılım gerektiren etkinliği başlattık. Dev buz kütlesi içine pırlanta yüzük yerleştirdik ve kronometreyi başlattık. Kronometre buz eriyene kadar devam edecek. Buzun içindeki pırlata yüzüğün, buzun ne zaman çözüp ortaya çıkacağını katılımcılardan tahmin etmesini bekliyoruz; saat, dakika ve saniye olarak. En yakın tahmin ya da mümkünse doğru tahminde bulunan kişi, buzun içinden çıkan yüzüğün sahibi olacak. Kayıtlarımız başladı, dileyen herkes bu etkinliğe ücretsiz olarak katılabilir. En yakın tahmini yapan kişiye düzenleyeceğiz küçük bir seremoni ile pırlanta yüzüğün sahibi yapacağız. Aynı zamanda standın hemen arkasında 14 Şubat Sevgililer Günü için fotoğraflarıyla gelen misafirlerimiz ya da sosyal medya hesapları üzerinden paylaşım yapan misafirlerimize magnet hediye edeceğiz”dedi. 

Adem Gürer – Murat Ergin

Olay, Bahçelievler Şirinevler Mahallesi Mahmutbey Caddesi üzerinde apartmanın birinci katında geçtiğimiz aylarda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 kişi önüne geldikleri binanın içten gömmeli çelik kapısını levyeyle kırarak birinci kattaki daireye girdi. Bina içerisindeki güvenlik kamerasının yönünü değiştiren hırsızlardan biri daireye girerken 2 hırsız ise kapıda gözcülük yaptı.

EVİ SOYMAK İÇİN ARACI OLARAK KULLANDIKLARI LİTRELİK SULARI DA GÖTÜRDÜLER

Gözcülük yapan hırsızlar bir süre bekledikten sonra dikkat çektiklerini fark etti. Bunun üzerine binanın yan sokağında bulunan markete giden gözcü hırsızlar litrelik sular aldı. Aldıkları litrelik sularla gözcülük yaptıkları binanın önüne gelen hırsızlar mahalle sakiniymiş gibi görünmeye çalıştı. Ardından gözcülerden biri cep telefonuyla konuşarak daireleri kontrol ederken diğeri ise binanın girişini izlemeye başladı.

Bir süre bu şekilde kapıda duran gözcüler daha sonra daire içerisindeki arkadaşlarının yanına gitti. 3 kafadar ziynet eşyasından, bilgisayara, saatten, elektronik eşyaya varan 20 bin liralık eşyaları birlikte taşıyarak daireden çıktı. Şüphelilerin evi soyarken dikkat çekmemek için aldıkları suları da beraberinde götürmeleri dikkat çekerken yaşanan hırsızlık anı kameralara yansıdı.

KAMERANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREN HIRSIZLAR KAMERADAN KAÇAMADI

Kameralara yansıyan görüntülerde 3 şahıs cadde üzerindeki apartmana giriyor. Binanın dış kapısı önünce bir süre sohbet ettikten sonra kapının kilidini kırarak içeriye giriyor. İçlerinden biri dairenin kapısına yönelirken kapı önünde duran iki kişinin yüzlerini gizlemek amacıyla güvenlik kamerasının açısı değiştirerek yukarıya kaldırdıkları görülüyor. Apartman önünde duran 2 kişi bina yakınında bulunan bir marketten litrelik sular alarak tekrar apartmanın önüne geliyor. 2 kişiden birisi cep telefonuyla konuşuyormuş gibi yaparak daireleri gözetlerken diğeri de apartmanın girişini gözetliyor. Daire içine giren 3’üncü hırsızın diğer arkadaşlarını çağırmasıyla daireyi boşaltan hırsızların ellerinde çaldıkları eşyalar ve litrelik sularla apartmandan ayrıldıkları görülüyor.

“GÜNDÜZ GÖZÜYLE OLMASI ŞAŞILACAK ŞEY”

Evinde 20 bin liralık zararı olduğunu aktaran mağdur Samet Beşirli, “Arkamızdaki yoldan apartmana 3 kişi geliyorlar, merdivenlerden çıkarak önce muhabbet etmeye başlıyorlar. İçlerinden birisi kilit açmayı bilen birisi ve diğer ikisini yönlendiriyor. Kapıyı zorluyorlar bu sırada birisi kapı önünde gözcülük yapıyor. Kapıyı zorlayıp içeriye giren kişi daireye çıkarak içeriyi soyuyor. Diğerleri kapıda bekliyorlar sonra çok dikkat çektiklerini fark ederek su almaya gidiyorlar. İçeriye giren evi talan ediyor ve 1 saat içerisinde 20 bin liralık eşya alınmış. Ziynet eşyaları, saatler, bilgisayarlar, eşimin takıları. Ellerinde sularla içeriye gelen diğer iki kişi daire içini soyan arkadaşlarıyla buluşuyor ardından çaldıkları eşyalar ve sularla apartmandan çıkıyorlar. Ellerini kollarını sallayarak bunun olması ve gündüz gözüyle olması şaşılacak şey” dedi.

Ufuk Kıvık

Edinilen bilgiye göre, 1994 yılında Sultanhisar Atça’da yaşayan ve manavlık yapan Mehmet Kahraman, bir anda ortadan kayboldu. 24 yıl önce Mehmet Kahraman’ın yakınlarının kayıp müracaatını araştıran güvenlik güçleri olaydan bir sonuç alamayınca dosya kapandı. Aydın Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü Abdurrahman Akın ve Cinayet Büro Amiri Mirsat Pulat’ın başında bulunduğu ekip tarafından 24 yıllık dosyayı yeniden incelemeye alan ekipler, 24 yıl öncesine giderek Mehmet Kahraman ile irtibatı olan herkesin ifadesine başvurdu. Yaklaşık 2 ay süren çalışmalar sonunda ekipler tarafından ifadesine başvurulan ve 1994 yılında Atça’da Mehmet Zengin’e arazi komşuluğu yapan 80 yaşındaki Ziya Y. ile 48 yaşındaki oğlu Erdal Y.’nin ifadesine başvuruldu.

Hırsızlık yaptığı için vurduğunu söyledi

İfadelerinde suçlarını itiraf eden baba oğlun gösterdiği yerde Cumhuriyet Savcılığının izni ile iş makinesiyle kazı yapıldı. O dönem Mehmet Kahraman’ı hırsızlık yaptığı gerekçesiyle av tüfeği ile vurup öldürdükten sonra bahçede açtıkları çukura gömdüklerini itiraf eden baba ve oğlunun gösterdikleri yerde yapılan kazıda kemik parçaları ele geçirildi. 24 yıldır kayıp olan Mehmet Kahraman’a ait olduğu düşünülen kemikler incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

Tutuklanma talebi ile Nazilli Adliyesi’ne sevk edilen baba-oğul çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken baba Ziya Y.’nin Mehmet Kahraman’ı kendisinin vurduğunu söylediği öğrenildi. Mehmet Kahraman’ın daha önce bahçelerinden hayvanlarını çaldığını ve ikinci defa hırsızlığa geldiğinde vurduğu yönünde ifade verdiği öğrenilen Ziya Y.’nin cesedi de oğlu ile birlikte taşıyıp gömdüklerini söylediği öğrenildi.

Baba oğul, 24 yıl önce işledikleri cinayet gerekçesiyle tutuklanarak Nazilli E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilirken, Mehmet Kahraman’ın ise yıllar önce Isparta’dan Sultanhisar Atça Mahallesi’ne göç ettiği ve yıllardır burada yaşadığı öğrenildi.

Ali Soydemir
 

Edinilen bilgiye göre, Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kullanıldığı zaman insan genetiğine etki eden bir uyuşturucu satıldığı ihbarını aldı.

Harekete geçen ekipler, eve baskın yaptı. Eve girip hassas burunlu narkotik köpeğiyle arama yapan polisler folyalara sarılı 10 Liserjik Asit Dietilamid (LSD), 23 paket esrar, 3 pet şişede içime hazır bong ile hassas terazi ele geçirdi. Olayla ilgili 4 kişinin gözaltına alındığı soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Etkisi zombi yapan uyuşturucudan fazla

Avrupada yaygın olan, LSD’nin maddesine uyuşturucu emdirildiği, üzeri değişik desenli olan küp şekere benzeyen bu maddenin dil altına konularak kullanıldığı belirtildi.

1 saat içerisinde kana karışan bu uyuşturucunun halüsünasyon ve algılama bozukluklarına yol açtığını belirten yetkililer, LSD’nin insanın beyin ve kromozom yapısını bozduğu, bir kez bile kullanılması halinde kalıcı olarak vücut genetiğini bozduğu ortaya çıktı. 

Ayrıca, LSD alan kişinin intihara sürüklendiği, bu uyuşturucuyu kullananların uçabildiklerine inanarak kendilerini yüksek binalardan atmaya çalıştıkları öğrenildi.

Zombi hapından daha tehlikeli olan bu maddenin kokainden de 100 kat daha etkili olduğu, kullananların ise 12 saat boyunca etkisinde kaldığı uyuşturucunun 80 liraya satıldığını öğrenildi. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya

 Kış mevsiminde vücudun bağışıklık sistemini zayıflattığını ve bu durumdan en çok kronik hastalığı olan kişilerin etkilendiğini belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Utku Şenol, özellikle kalp hastalarını kış aylarında bazı risklere karşı uyarıyor.

Kalp hastalarının sağlığını tehdit eden pek çok risk içinde mevsimsel etkenler önemli bir yer tutuyor. Özellikle kış şartlarını yaşadığımız şu günlerde, soğuk havalar kalp damarlarının büzüşmesine neden olarak kalp krizi riskini artırıyor.Bu günlerde kalp hastalarını her zamankinden daha çok dikkatli olmaya çağıran Dr. Utku Şenol, soğuk havanın yanı sıra kaçınılması gereken diğer üç riski şöyle sıralıyor:

Gribal hastalıklar

Sonbahar-kış aylarında vücut direncinin düşmesi sonucu oluşan gribal hastalıklar, özellikle kronik hastalığı olan kişiler için daha riskli. Grip virüslerinin kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabet (şeker hastalığı) gibi kronik hastalığı olan kişilerde hızlı ilerleyerek, alt solunum yolu enfeksiyonlarındanzatürreye dönüşebileceğini belirten Dr. Utku Şenol, “Hatta hızla solunum yetmezliğine sebep olarak, yoğun bakım ihtiyacı ve hayati tehlikeyeyol açabiliyor. Bu nedenle kalp hastalığı olan kişiler,soğuk havalarda çok dikkat etmeliler” diyor.

Fazla kilolar

Kış mevsiminde günlerin kısalması sonucu hareket ve aktivitelerin azalması,bir de beslenmeye dikkat edilmemesi kişilere fazla kilolar olarak yansıyor. Bunun da kalp damar hastalığı ve kalp yetersizliği olan kişilerde kalbin iş yükünü artırdığına değinen Dr. Utku Şenol,hastalıkların daha da alevlendiğine ve hastaneye yatışların olabildiğine dikkat çekiyor. Dr. Utku Şenol, kalp sağlığı için öncelikle beslenme düzenine uyulması ve mutlaka sağlıklı beslenmeye önem verilmesi gerektiği önerisinde bulunarak, “Fazla kalorili ve ağır yemeklerin kalbin baş düşmanı olduğu unutulmamalı” şeklinde konuştu. Dr. Utku Şenol beslenme konusundaki uyarılarına ise şöyle devam ediyor: “Sağlıklı besinlerle oluşan ana öğünler atlanmamalı, ara öğünlere dikkat edilerek uzun süreli açlıktan kaçınılmalı. Hamur işi ve kızartmalardan uzak durulmalı, yatmadan iki-üç saat önce beslenme mutlaka bırakılmalı. Ayrıca bol su içilmeli ve sigara ile alkolden uzak durulmalı” dedi.

Hareketsizlik

Kış aylarında olumsuz hava koşulları, evlerde ve kapalı alanlarda daha çok vakit geçirmeye sebep oluyor. Ama bu spor yapmamak için geçerli bir bahane değil. Çok soğuk havalarda yapılacak olan günlük yürüyüşlerin evin koridorları kullanılarak da gerçekleştirebileceğini söyleyen Dr. Utku Şenol, kalp hastalarının yürüyüş haricinde, evde egzersiz planı için kendi doktorlarından bilgi alabileceklerini dile getiriyor. Dışarıda yapılacak yürüyüşler için ise, “Hava değişikliklerine karşın korumalı giysiler tercih edilmeli, soğuğa karşı yoğun egzersizlerden kaçınılmalı” diyen Dr. Utku Şenol, kalp hastalarının yapılacak spor türleri ve süreleri hakkında da mutlaka doktora danışıp bilgi almaları gerektiğini belirtti. 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle haftanın önemine dikkat çekmek isteyen Avukat Hazal Karaoğlan, kadına şiddet ve kadın hakları ile ilgili önemli bilgiler verdi. Karaoğlan, aile birliğini korumasına yönelik ‘6284’ sayılı yasa, aile hukukuna dayalı yükümlülüklerin ihlal edilmesinde yaptırım olan ‘5237’ sayılı ceza yasası ve ülkemizdeki kadına şiddet vakası sayısı hakkında açıklamalar yaptı. Ayrıca Karaoğlan, kadınların haklarını bilmediğinin altını çizdi.

Kadına şiddetin, kadına yönelik insan haklarının ihlali olduğunu belirten Avukat Hazal Karaoğlan, ”Türkiye’nin imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Bildirgesi’ndeki kadına şiddet tanımı; kadına yönelik özel alanda ya da kamusal alanda acı verici ve zarar görücü her türlü psikolojik, fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddettir. Cinsiyetçi her türlü yaklaşım ve eylem şiddettir. Bu tehdit , darp ya da keyfi olarak özgürlüğünden yoksun olarak tanımlanmıştır. Bütün bu eylemler kadına şiddet olarak tanımlanabilir” dedi.

”Ülkemizde son 15 senede 6 bin 400 tane kadına şiddet vakası olduğunu biliyorum”

Ülkemizde kadına şiddeti değerlendiren Karaoğlan, ”Ülkemizde ne yazık ki son 15 senede 6 bin 400 tane vaka olduğunu biliyorum. Her hafta yeni vakalar ortaya çıkıyor. Aslında ceza yasası ve özel yasalardaki yaptırımlar, son derece etkili olduğu halde maalesef bu tarz olaylar çok oluyor. Kocası, yakın çevresi veya sokaktaki başka insanlar tarafından kadınlar şiddet görebiliyor. Tekme, tokat, bıçak, silah ve her türlü şiddete maruz kalıyor” şeklinde konuştu.

”Eşini hamile iken terk eden kişi içinde hapis cezası var”

Çoğu insan bunu bilmiyor ama Türk Ceza Yasası’nda aile hukukuna dayalı yükümlülüklerin ihlal edilmesi de yaptırım olarak düzenlenmiştir diyen Karaoğlan, ”Bu konu 5237 Ceza Yasası’nda düzenlenmiştir. Kişi, aile hukukundan kaynaklanan bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa şikayet üzerine 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılıyor. Eşini hamile iken terk eden kişi içinde hapis cezası var. Eşi olmasına gerek yok beraber yaşadığı kişinin hamile olduğunu bildiği halde terk eden kişi hakkında da hapis cezası var. Bunlar şikayet üzerine ceza alır. Bütün bunlar aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla getirilmiş düzenlemedir. Çoğu insan bunları bilmiyor ve uygulayamıyor” diye konuştu.
Birleşmiş Milletler’in kadına yönelik şiddet yönergesi hakkında bilgi veren Karaoğlan, ”Biz, ülke olarak bu yönergeyi imzaladık. Bu önergeye göre, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olarak seçilmiştir. Bizde de bu şekilde belirlendi ve uygulanmakta. Buna yönelik açıklamalar yapılmaktadır. Türkiye, İstanbul’da 2011 yılında kadına şiddetle alakalı Avrupa Konseyi sözleşmesi imzaladı. İstanbul’da imzalandığı için buna İstanbul sözleşmesi deniliyor. Daha sonra 2012 senesinde 6284 sayılı yasayı çıkartmıştır. Bu kadına şiddet ve aile birliğini korumasına yönelik. Bu yasada da kadına yönelik şiddetin gerek korunması gerek bu şiddetin önlenmesi ilişkin pek çok korucuyu tedbir mevcuttur” ifadelerini kullandı.

”Türk toplumunda erkekler şiddet uygularken, kendisini daha üstün bir cins olarak görüyor”

Küçük yaştan itibaren çocuklara hakların anlatılmasına vurgu yapan Karaoğlan, ”Türkiye’de caydırıcı yasaların olmasına rağmen şiddet olayların önünün alınamamasının sebebi bence; devlet politikasında kadına şiddetin ön plana alınmamasıdır. Bu politikanın ön plana alınması gerekir. Bunun için okul müfredatları ve okul öncesi eğitimden itibaren ders kitaplarına kadın erkek eşitliğinin, çocuk hakları, insan hakları, hayvan hakları ve kadın haklarının mutlaka bireylere anlatılması gerekir. Yani insanları eşit olduğu, erkek cinsini kadın cinsinden ön planda olmadığı anlatılmalıdır. Toplum ataerkil olduğu için, gözlemlediğim kadarıyla Türk toplumunda erkekler şiddet uygularken, kendisini daha üstün bir cins olarak görüyor ve şiddet uygulamayı doğal bir hak olarak görüyor. Yasalar önemli ama eğitim yoluyla bunun önüne geçmek gerekir. Hem okul öncesi eğitimden başlayarak hem de öğretmenlerin bu konuda bilinçlendirerek kadına şiddet konusunun çözülebileceğini düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

”Müdahale ve fiziksel şiddet varsa raporla birlikte uzaklaştırma kararı alınması gerekiyor”

Karaoğlan sözlerini şöyle sonlandırdı: ”6284 sayılı yasa ile getirilen korumalar, hem koruma tedbirleri hem de önleme tedbirleri olarak 2 şekilde olmaktadır. Müdahale ve fiziksel şiddet varsa raporla birlikte uzaklaştırma kararı alınması gerekiyor. Kişi, karakola gidip şikayette bulunacak ve aile mahkemesinden de uzaklaştırma kararı alınacak. Sonrasında da fiziksel şiddette uğrayan kişi ile alakalı hem psikolojik destek hem sığınma evi tedbirlerine karar veriliyor. Fiziksel şiddeti uygulayan kişi evin geçimini sağlayan ise hakimler mutlaka nafaka tedbirine karar veriyor. Çocuklar arasındaki kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına karar veriliyor ya da tamamen ortadan kaldırılmasına karar veriliyor. Sosyal medya üzerinden şiddeti kim yapıyorsa onunla ilgili iletişim engellenmesine karar veriliyor. Rahatsız etmemesi ve tehdit etmemesinin gereklerine ilişkin tedbirler veriliyor”. 

Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tutuksuz sanık K.Y. (62), mağdure E.İ.Y.(11), mağdurenin şikayetçi annesi H.Y.(32) ile avukatlar hazır bulundu.

İşlettiği markete gelen 11 yaşındaki kız çocuğunu kucağına oturtarak cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuksuz yargılanan evli, 6 çocuk babası 62 yaşındaki K.Y., “Mini market işletmecisiyim. Bu kız 2 çikolata alıp kaçtı. 20 dakika sonra bir daha geldi, ben de kulağından tutup, itekleyerek dışarı çıkardım. 1, 1-5 saat sonra annesi ile geldi, ‘kızımı öpmüşsün’ dedi. Ben de kızdım, bana iftira atıyorlar. Hiçbir husumetimiz yoktur” dedi.

11 yaşındaki mağdure E.İ.Y. ifade vermeden önce sanık K.Y. duruşma salonu dışına çıkarıldı.

Pedagog eşliğinde ifade veren E.İ.Y. “Okul çıkışı okul harçlığımdan kalan para ile cips almak için sanığın işlettiği bakkala gittim. Hiç kimse yoktu, oturduğu masanın yanına çağırdı, ‘bir gelir misin?’ dedi. Ben de hastalandığını zannettim. Kolumdan tutarak, kucağına oturttu, eliyle çenemden tutarak dudağımdan öpmeye başladı, kıyafetim üzerinden vücuduma dokununca itekleyip ağlayarak kaçtım. Yaklaşık 5 saniye sürdü. 1-2 kere sanığın marketine ekmek almaya gitmiştim. Asla çikolata falan çalmadım. Korkuyla önce ablama anlattım, o da anneme söyledi. Annem ile bakkala gittik. Önce müşteri vardı, ‘susun’ dedi. Sonra annem bağırdı, polisler geldi” diye konuştu.
Pedagog da sanığa karşı mağdurenin yoğun öfke ve korku beslediğini gözlemlediğini, mağdurenin ifadelerine itibar edilebileceğini söyledi.

Mağdurenin şikayetçi annesi H.Y. de “Olayı ben görmedim. Kızım ile markete gidip olayı sordum. ‘Çocuğuma nasıl dokunursun’ dedim, bana ‘sus’ dedi. Ben girdiğim anda zaten polisi aramıştım. O da bana ‘ben torunlarıma da aynı şekilde davranıyorum’ deyince, ben de ‘torunlarını da mı dudağından öpüyorsun?’ dedim. Hiçbir şey demedi, nutku durmuş gibiydi, sonra polisler geldi” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti tutuksuz sanık K.Y.’ye ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, sanığı tutuklamazken, Yargıtay kararı onarsa sanığın cezası kesinleşecek. Karar sonrası sanık yakınları Adliye koridorlarında sinir krizleri geçirdi.

Şeref Kahraman

PKK’lı teröristler tarafından 2015 yılında eşi ve kızıyla birlikte otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda şehit düşen Muş Malazgirt İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Arslan Kulaksız’ın eşi Sibel Kulaksız, eşinin hain saldırı öncesinde çok sevilen bir komutana saldırıda bulunulacağı istihbaratını aldığını ve herkesi uyardığını belirterek, “Suruç olayından sonra çok sevilen bir komutana saldırı yapılacağı ihbarını almıştık. Eşim herkesi uyarmıştı. Hatta kendisi de birkaç kişinin peşindeydi. Eşimin yanında sürekli taşıdığı bir cüzdan vardı. Eşimin vefatından birkaç ay sonra cüzdana baktım. Eşimin onu vuran kişinin bilgilerinin yazdığı notu bulunca şok geçirdim. Kod adı Çektar, adı Muhammed Kaya. 1994’te Van Çaldıran’da doğmuş. Vuran kişiyi birebir gördüğüm için tespit etmiştim ve o kişi hala hayatta. Notu görünce aynı kişi olduğunu anladım. Her şeyini not ederdi. Küçük küçük notlar alırdı” diye konuştu.

“Onu bulacağız, eşimin kanı yerde kalmayacak”

Eşinin şehit düştüğü saldırıdan sonra çok sayıda operasyon yapıldığını ve hala yapılmaya devam ettiğini kaydeden Kulaksız, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Hala hainler var ve o kişiyi saklıyorlar. Daha bulamadık ama bulacağız. Bulunmasını bekliyoruz. Eşimin kanı yerde kalmayacak ve bir nebze olsun yüreğime su serpilecek. Ben onun yüzünü hatırlıyorum. Kızıl, 24-25 yaşlarında beyaz tenli genç bir çocuktu. Üniversitede okuması gereken bir çocuk vatan hainliği yapıyor. Vatan hainliğinin sonu ölümdür. Er ya da geç bulunacak. Devletimiz bizim arkamızda. Asla tavizimiz yok. Bu vatan bölünmeyecek.”

“Eşim bana siper oldu”

Eşinin, saldırı öncesi herkesi uyarırken kendisinin şehadet şerbetini içtiğini dile getiren Kulaksız, “Herkesi uyarırken kendisi çoluğunu, çocuğunu alıp yarım saatliğine bir yere giderken hain pusu ile onu şehit ettiler. Saldırıda ben de kolumdan yaralandım. Eşim bana siper oldu. Olmasaydı kurşun bana gelecekti. Beni kurtardı. Allah deyip silahını çekti ateş etmek için ama kalbinden vuruldu. Vurulduğu yerde bir hafta önce bir evi ziyaret edip bahçedeki ördekleri sevmiştik. Ondan bir hafta sonra da eşim orada şehit oldu” ifadelerini kullandı. 

Abdülaziz Baydilli – Ceren Atmaca