Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erzurum’da mitingde konuşuyor. “Faiz lobisi üzerimize yükleniyor” diyen Erdoğan vatandaşlara “Yastığın altında doları, avrosu olan kardeşlerim paranızı gidin TL’ye yatırın” çağrısı yaptı. Erdoğan, Rusya’dan alınan doğalgazda yüzde 10,25 indirim için mutabakata varıldığını açıkladı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

Ankara’da aday tanıtım toplantısı konuşmamı şu şekilde tamamlamıştım. Biz millet olarak hep güzel başlangıçlar yaptık. Malazgirt’te, İznik’te, Söğüt’te, Ankara’da güzel bir başlangıç yaptık. 24 Haziran’a yeni yönetim sistemiyle güzel bir başlangıç yapmaya hazırlıyoruz. Avrupa’da PKK terör örgütünün, YPG’nin, PYD’nin ön kuvveti durumunda olan HDP’ye meydanlarda miting yapma müsaadesi veren yönetimler, AK Parti’ye oralarda müsaade etmiyorlar, salonlarda yer vermiyorlar. ‘Ne kadar engellersek o kadar kar’ diyorlar. İsteseniz de istemeseniz de Bosna Hersek size yetti.

Erzurum Anadolu’daki güzel başlangıcımızın anahtarıdır, giriş kapısıdır. Bir ara bölücü teröristler Erzurum’a musallat olmaya çalıştılar ama tutunamadılar. Afrin’de etkisiz hale getirilen terörist sayısı 4 bin 475. Kuzey Irak’ta 414. Yurtiçinde 398. Onlar kaçıyor, biz kovalıyoruz. Asla şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Ülkemizin huzuru, geleceği için gece gündüz çalışan güvenlik güçlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır. 

Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti’nin milletvekili aday tanıtım toplantısına eşi Emine Erdoğan ile katılan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, salondaki partililerce coşkuyla karşılandı. Erdoğan, salondaki partililere eşi ile birlikte karanfil attı. Toplantıya Başbakan Binali Yıldırım, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekilleri ve adaylar katıldı. Erdoğan, konuşmasına, “Aynı Yoldan Geçmişiz Biz” şarkısını söyleyerek başladı. 

Adayların 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde milletvekili adaylığı sıfatıyla “bu kutlu yola” çıktığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’ye ve millete hizmet için hep birlikte çıktıkları bu yolculuğa devam edeceklerini dile getirdi. AK Parti’nin 2002’den beri girdiği her seçimden birinci çıktığını anımsatan Erdoğan, “2002 yılındaki seçimlerde yüzde 34 oy oranına uluşarak iktidar olduk. 2007 seçimlerinde bu oranı yüzde 47’ye çıkardık ve yine tek başımıza iktidar olduk. 2011 seçimlerinde yüzde 50 seviyesine ulaştık ve tek başımıza iktidar olarak yola devam ettik. 7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 41 düzeyindeki oy oranına rağmen tarihimizde ilk defa Mecliste çoğunluğu sağlayamadığımız bir seçim yaşadık. Biz, tek başımıza hükümet kuramadık ama diğer partiler de çoğunluğu sağlayıp milletin karşısına çıkamadılar. Bunun üzerine 1 Kasım 2015’de seçimleri yeniledik ve yeniden yüzde 49,5’lik oy oranıyla tek başımıza iktidara geldik. Ayrıca 10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde ve 16 Nisan halk oylamasında yüzde 52’lik oy oranlarına ulaştık” diye konuştu.

“Vakit Türkiye Vakti diyerek yola çıkıyoruz” 

“Gezi olaylarıyla başlayan, 17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişimiyle süren, bölücü terör örgütünün çukur eylemleriyle kanlı bir hale dönüşen ve nihayetinde 15 Temmuz darbe girişimiyle zirveye ulaşan bir süreci de hep birlikte yaşadık” diyen Erdoğan, tüm bu saldırıların üstesinden sadece ve sadece milli iradeye olan bağlılıkları ve güvenleri sayesinden geldiklerini dile getirdi. Erdoğan, “Biz, böyle bir mirasla ‘Vakit Türkiye Vakti’ diyerek yola çıkıyoruz ve 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 50’nin çok üzerinde bir oyla kazanmayı hedefliyoruz. Aynı şekilde milletimizin en az yarısının desteğini alarak TBMM’de de güçlü bir grup kurmamız gerekiyor. Bunların yolu da yine milletimizle olan gönül bağımızı güçlü tutmaktan geçiyor. Cumhurbaşkanı adayınız olarak şahsım, milletvekili adaylarımız sizlerle el ele vereceğiz ve inşallah her iki seçimden de yüzümüzün akıyla çıkacağız. Kardeşlerim, işte bu cesaret, bu heyecan, bu coşku Allah’ın izniyle bizlere 24 Haziran’da o beklenen neticeyi getirecektir” ifadelerini kullandı.

“Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye” 

Erdoğan, seçimlerde milletin karşısına hiçbir zaman eli boş çıkmadıklarını belirterek, milletin huzuruna bir yanlarında önceki hükümetleri döneminde yaptıklarıyla, diğer yanlarında bir sonraki dönemde yapacaklarıyla çıktıklarını dile getirdi. 6 Mayıs’ta İstanbul’da seçim manifestolarını açıkladıklarını aktaran Erdoğan, “Bugün, ‘Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye’ başlığıyla hazırladığımız seçim beyannamemizi, ‘yaparsa yine AK Parti yapar’ diyerek milletimizin taktirine sunuyoruz” dedi.

“2053 ve 2071’e doğru emin adımlarla yürüyoruz” 

Erdoğan, beyannamelerinin giriş kapısı mahiyetindeki “Gelecek Vizyonumuz” başlıklı bölümü paylaşmak istediğini kaydederek konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Bugün tüm dünyada her alanda baş döndürücü hızda bir değişim yaşanıyor. Bir yandan teknolojik dönüşümler yaşanırken, diğer yandan sosyal ve kültürel alanda yeni eğilimler gözleniyor. Değişimi iyi algılayarak uyum sağlayanlar kazanırken, değişim sürecinde geri kalanlar ise eskisinden çok daha fazla bedeller ödüyor. Biz, dünyadaki eğilimleri, oluşan fırsatları, yeniden şekillenen ilişkileri dikkatle analiz ederek bir yol haritası ortaya koyuyoruz. Yeni dönemin ayırt edici vasıflarından olan dijitalleşmeye özel bir önem veriyoruz. Dijital Türkiye’nin vaktinin geldiğine inanıyoruz. Ülkemizi, cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılına daha güçlü bir şekilde yaşamak için 2023 vizyonumuzu daha önce ortaya koymuştuk. Yeni hükümet sistemiyle bu vizyonumuzu daha da güçlendirerek Türkiye’yi iş dünyamızın, genç girişimlerimizin, iş kadınlarımızın küresel ölçekte söz sahibi olduğu bir ülkeye dönüştüreceğiz. 2023’e beş kala kendimize ufuk çizgisi olarak belirlediğimiz 2053 ve 2071’e doğru da emin adımlarla yürüyoruz. Önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelerin üzerinde yüksek ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlayacağız. Böylece dünya ekonomisinden aldığımız payı yüzde 1,5 düzeyine taşıyacağız. Korumacılık eğiliminin küresel düzeyde yükseldiği bir ortamda, geçici rüzgarlara kapılmayıp dışa açık, rekabetçi, serbest piyasayı esas alan ekonomik yapımızı güçlendirerek yola devam edeceğiz. Coğrafyamızın ve dinamik genç nüfusumuzun tüm avantajlarını da kullanarak ülkemizi küresel düzeyde bilgi üreten ve bilgiyi katma değere dönüştüren bir güç haline dönüştüreceğiz.”

“Kadınların iş gücüne katılma oranını yüzde 40’ın üzerine çıkaracağız” 

Kalkınma hedefleri çerçevesinde kadınların kalkınma sürecine daha aktif katılımını desteklemeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, “Bir yandan kadın girişimciliğini güçlendirirken, diğer yandan kadınların iş gücüne katılma oranını 2023 sonunda yüzde 40’ın üzerine çıkaracağız. Son 16 yılda yaptığımız atılımlarla özellikle alt orta gelir durumunda olan ülkemizi üst orta gelir grubuna yükselttik. Yeni hedefimiz ülkemizi yüksek gelirli ülkeler ligine taşımaktır. Türkiye’de bu güç var mı, var. Hiç endişemiz yok. Kapsayıcı bir ekonomik büyüme anlayışı içinde, ekonominin nimetlerini daha adaletli bir şekilde tüm toplumsal kesimlere paylaştıracağız. Bir yandan gelir dağılımını iyileştirirken, diğer yandan bölgeler arası dengesizlikleri azaltacağız. BM İnsani Gelişmişlik Endeksine göre yüksek insani gelişmişlik seviyesine çıkarmış olduğumuz ülkemizi en yüksek insani gelişmişlik seviyesine de ulaştıracağız. Önümüzdeki dönemde gelirini daha adil paylaşan ve nesiller arasındaki hakkaniyeti sağlayan bir toplum haline geleceğiz. Çalışma, istek, yetenek ve becerisine sahip herkesin üretime katkıda bulunduğu, demokratik standartları yüksek, her alanda kalkınmış bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Mega projelerimizi birer birer hayata geçireceğiz” 

Erdoğan, küresel düzeyde ekonomik ve sosyal gelişmeleri şekillendirmesi beklenen alanlardaki teknolojik gelişmelere yoğunlaşacaklarını dile getirerek, teknolojinin her alanında yetkin bir ülke haline geleceklerini ifade etti. Aynı zamanda insanları zihni ve fiziki becerilerinden faydalanabilecekleri yeni alanlarda istihdam edeceklerini aktaran Erdoğan, milli gelirden araştırma-geliştirmeye ayırdıklarını kaynaklarının payını yüzde 2’nin üzerine çıkararak imalat sanayisinde yüksek teknolojili üretimin payının hakim olduğu ekonomik bir yapıya sahip olacaklarını söyledi. Kamuda ve özel sektörde de kurumsal kaliteyi arttırmış bir Türkiye’yi hedeflediklerini belirten Erdoğan, “Sadece ulusal düzeyde değil uluslararası düzeyde de hizmet verecek şekilde mega projelerimizi birer birer hayata geçireceğiz. Ülkemizi eğitim, sağlık, iletişim, enerji, savunma sanayi, ulaşım ve ticarette yerli ve milli üretimde dünyada söz sahibi olan bir ülke haline dönüştüreceğiz. Özellikle savunma sanayisinde önümüzdeki dönemde Türkiye sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak dünyanın önde gelen ihracatçıları arasında yer alacaktır. Ülkemiz için vazgeçilmez olan gıda ve enerji alanında en üst düzey tedbiri hayata geçireceğiz. Bu bağlamda akıllı ve yeşil kent projeleriyle şehirlerimizi daha yaşanılır bir niteliğe kavuşturacağız. Gelecek nesillerimize medeniyetimizin izlerini bulacakları, iftihar edecekleri bir şehir bırakacağız. Eğitim, kültür ve sanatta yenilikçi ürün ve yaklaşımlarda tüm insanlık için yeni atılımlar yapmaya devam edeceğiz. AB başta olmak üzere farklı bölgesel yapılarla ekonomik ve siyasi ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz. Yakın coğrafyamızda huzur ve refah ortamı için katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Küresel düzeyde daha özgürlükçü, kapsayıcı, adaletli bir düzenin tesisine öncülük yapacağız. Türkiye, bugün olduğu gibi gelecekte de demokrasi ve adaleti sadece kendi insanı için değil tüm insanlık için istemeye devam edecek. Dünya 5’ten büyüktür çağrımızı kararlılıkla ifade etmeye devam edeceğiz. Güçlü ve büyük Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Vakit, Türkiye vakti” dedi.

“Cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar Mecliste çoğunluğu elde etmeyi de önemsiyoruz” 

Seçim beyannamelerinin ikinci kısmını yeni yönetim modelinin oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: 

“Bilindiği gibi 24 Haziran seçimleri aynı zamanda yeni yönetim sistemimizi ilk defa hayata geçirmemize vesile olacak. Milletimiz, 24 Haziran’da bir sandıkta kendini temsil etmek üzere milletvekillerini, diğer sandıkta kendini yönetecek cumhurbaşkanını seçecek. Bunun için yeni dönemi ‘Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye’ ukdesiyle ifade ediyoruz. İnşallah bağımsız ve güçlü bir yargı ile de inşallah demokrasimizi sağlam temeller üzerine oturtuyoruz. Meclis ile cumhurbaşkanı ne kadar ahenk ve işbirliği içinde çalışırsa Türkiye o kadar kazanacaktır. Bunun için 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar Mecliste çoğunluğu elde etmeyi de önemli görüyoruz. Türkiye’de Meclisin itibarı en çok AK Parti iktidarları döneminde artmıştır. Partilerin aralarındaki kavgalar sebebiyle millete hizmet veremez hale gelmiş olan Meclisimizi tarihinin en büyük reformlarına imza atan bir kurum haline getirdik. 27 Nisan e-muhtırasından 15 Temmuz’a kadar demokrasimize yönelik tüm saldırılara karşı dimdik duran TBMM, milletimizin gözünde adına yakışır bir konuma gelmiştir. Yeni dönemde Meclisi daha güçlü bir yere taşımakta kararlıyız. Mevcut sistemde Meclis, kanun tasarılarını hazırlayan hükümetin gölgesi altında kalıyordu. Yeni sistemde ise hükümeti temsil eden cumhurbaşkanı bütçe dışında Meclise kanun teklif edemiyor. Böylece kanun yapma yetkisini tek başına ve sadece milletvekillerine vererek Meclisi gerçek gücüne biz kavuşturduk. Meclisin hükümeti denetleme yetkileri daha da arttırılmış, yeni dönemde de sürüyor. Cumhurbaşkanı tarafından kurulacak hükümet ise kararnameler ve diğer düzenleyici işlemlerle tamamen milletimize hizmete odaklanacaktır. Kararların daha hızlı alınacağı ve daha etkin uygulanacağı yeni sistem ülkemize çok ciddi zaman maliyeti olan sıkıntıları ortadan kaldıracaktır. Seçimlerin hemen ardından cumhurbaşkanına bağlı olan kamu yönetimi tepeden başlayarak aşağıya doğru yenilenecek, reforma tabi tutulacaktır. Bu konudaki halen devam eden hazırlıklarımızı seçimlerin ardından yürürlüğe sokacağız. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı da önem verdiğimiz bir başka husustur. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından diğer kurumlarımız yargıda da darbe ve vesayet kalıntılarını ortadan kaldırmak için gereken adımları attık. Yargının sadece kendi işiyle uğraşacağı bir sistemi kurma yolunda önemli mesafe katettik.”  

“Yeni durumlara karşı gereken tedbirleri süratle ele alacağız”

STK’ların hukuki statülerinden diğer kurumlarla ilişkilerine, mali kaynaklarına kadar tüm işlemlerinin şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulacağını belirten Erdoğan, “Hukukun üstünlüğü ilkesini esas alarak herkesin hakkını daha iyi koruyabileceği yöntemler geliştireceğiz. Yargının milletimizin gözünde hak ettiği saygın yere gelebilmesi için gereken reformları kararlılıkla sürdüreceğiz. Yargı süreçlerini hızlandırma, kolaylaştırma ve basitleştirme çalışmalarına devam edeceğiz. Güvenlik konusunda ortaya çıkan yeni durumlara karşı gereken tedbirleri süratle ele alacağız. Mahalle ve semt bekçilerini yaygınlaştırarak tüm sokaklarımızı huzurlu hale getireceğiz. Güvenlik politikalarımızı hiçbir istisna olmaksızın tüm vatandaşlarımızı kapsayacak şekilde uygulayacağız. Örgütlü, siber, narkotik suçlar ve kaçakçılıkla daha etkin mücadele edecek yöntemleri geliştiriyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemizi kesintisiz devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

“Eğitimde bir kalite seferberliği başlatıyoruz” 

Seçim beyannamesinin 4. başlığını insan ve toplum olarak belirlediklerini kaydeden Erdoğan, “Eğitimin alt yapı desteğini geçtiğimiz 16 yılda büyük ölçüde tamamladık. Önümüzdeki yılda tüm okullarımız tam gün eğitime geçebilecek hale gelecektir. Yeni dönemde tüm imkanlarımızı ve gücümüzü eğitim-öğretimin niteliğini yükseltmeye harcayacağız. Hedefimiz tarihsel, kültürel ve toplumsal gerçeğimize dayalı potansiyelimizin tüm boyutları ile açığa çıkartılmasını sağlayacak bireyden topluma, yerelden evrensele, geçmişten geleceğe uzanan bir eğitim ortamını inşa edebilmektir. Bunun için eğitimde bir kalite seferberliği başlatıyoruz. Kurumsal yapılardan okul türlerine, öğrencilerin becerilerinin değerlendirilmesinden öğretmenlerimizin niteliklerine kadar eğitiminin her alanında çok önemli reformları hayata geçireceğiz. Müfredatı ülkemizin ihtiyaçlarına ve çağın gereklerine göre güncelleyeceğiz. Kültür ve sanat yeni dönemdeki önceliklerimiz arasında yer alacak bir diğer konudur. Kültür sanat faaliyetlerine daha fazla kaynak aktaracağız. Her alanda eksiklikleri tamamlayacağız, ülkemizi daha ileriye taşıyacağız. Kültürümüzün dünyaya tanıtımında çok önemli yeri olan sinema ve televizyon dizilerine özel destek vereceğiz. Kütüphanelerimizi yaşayan mekanlar anlayışıyla tüm vatandaşlarımız için cazibe merkezleri haline dönüştüreceğiz” açıklamasında bulundu.

“Sağlık sektöründe de yerlileştirme oranını sürekli yükselteceğiz” 

Sağlık alanının AK Parti’nin en başarılı olduğu alanlardan birisi olduğunun altını çizen Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz. Özellikle aile hekimliğini daha da yaygınlaştıracağız. Şehir hastaneleri projelerimiz meyvelerini vermeye başladı. Şuana kadar Yozgat, Mersin, Isparta, Adana, Kayseri şehir hastanelerimizi hizmete açtık. Artık dedelerimizin ninelerimizin duaları gelmeye başladı. Manisa, Elazığ, Eskişehir ve Ankara şehir hastanelerimizi bu yıl bitmeden açıyoruz. Ülkemize kazandıracağımız 40 bin yatak kapasiteli şehir hastanelerimiz ülkemizde sağlık hizmetlerinin standardını bir üst seviyeye yükseltecektir. Sağlık sektöründe de yerlileştirme oranını sürekli yükselteceğiz. Ülkemizdeki nüfusun gen havuzunu çıkartacak ve kişiye dayalı tıp uygulamalarını geliştireceğiz” dedi.

“Hedefimiz, günlük 4,3 doların altında bir harcama ile yaşamak zorunda kalan kimse bırakmamaktır” 

“Gençlerimize sadece güvenmekle kalmıyor, onlara her alanda en iyi geleceği hazırlamaya çalışıyoruz” diyen Erdoğan, nitelikli eğitimle gençlere sadece iş değil aynı zamanda kariyer sahibi olmalarını da hedeflediklerini söyledi. Erdoğan, “Üniversite ve yurt konusunda attığımız adımları taçlandıracak projeleri yeni dönemde hayata geçireceğiz. Siyasette gençlerin önünü açan biz olduk. Seçilme yaşını önce 25’e, şimdi de 18’e düşürerek gençlerin enerjisini siyasete daha fazla yansıtmayı amaçlıyoruz. Her alanda kadınların etkin birer fert olarak süreçlere katılımını artırmayı sürdüreceğiz. Kadına şiddetten çocuk yaşta evliliğe kadar kadınlarımızın mağduriyetine yol açan sorunlarla mücadeleyi sürdüreceğiz. Çocuklarımızın insani ve ahlaki değerlere sahip, bilinçli, iyi eğitimli, saygılı ve kendine güvenen fertler olarak yetişmesini sağlayacağız. Hedefimiz gelişmiş ülkelerdeki standartlara uygun şekilde günlük 4,3 doların altında bir harcama ile yaşamak zorunda kalan kimse bırakmamaktır. Yaşlılarımıza ve engellilerimize yönelik çok önemli projelerimiz var. Hepsini yeni dönemde hayata geçireceğiz. Sporu geliştirmeyi sürdüreceğiz. Türkiye dünyanın en gelişmiş sosyal güvenlik sistemine sahip ülkelerinden birisidir. Emeklilerimize Kurban ve Ramazan bayramlarında biner lire ikramiye vererek onlara önemli bir destek sağladık” diye konuştu.

“Mali disiplin ve finansal istikrar konusunda en küçük taviz vermeyeceğiz” 

Yeni dönemde güven ve istikrarı güçlendirmek için çalışacaklarının altını çizen Erdoğan, “Bizim ekonomide başarımızın sırrı güven ve istikrar iklimini sağlayabilmiş olmamızdır. Mali disiplin ve finansal istikrar konusunda en küçük taviz vermeyeceğiz. Yük sek büyüme ekonomi politikalarımızın lokomotifidir. Büyümeyi destekleyecek her adımı kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz. Rekabet gücümüzün yüksek olduğu alanlardan başlayarak dijital dönüşüme hız vereceğiz. Yüksek katma değerli sektörlerin ekonomimiz içindeki payını artırarak rekabet gücümüzü yükselteceğiz. Üretimimizin ve ihracatımızın ithalata olan bağımlılığını azaltacağız. Sermaye piyasalarımızı yeni araçlarla derinleştirerek işletmelerimizin bu imkanları daha etkin kullanmasını sağlayacağız. Enflasyonla mücadele konusunda yeni ve çok ciddi önlemleri seçimden hemen sonra yürürlüğe koyacağız. Epeyce gerilettiğimiz, ancak son dönemde bir parça yukarıya doğru hareketlenen enflasyon sorununu ülkemizin gündeminden çıkartmakta kararlıyız. Cari açığı yapısal sorun olmaktan çıkartıp kalıcı bir şekilde düşüreceğiz. Böylece dış kaynak ihtiyacımızı azaltarak ekonomimizi daha dayanıklı hale getireceğiz. Yeni pazarlar bularak ürün çeşitliliğine giderek ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracağız. KOBİ’lerin verimliliğini artıracak, dijital dönüşümlerini destekleyeceğiz. Türkiye 100. yılına dijital dönüşümünü tamamlamış, yüksek verimlilikle çalışan güçlü bir sanayi sahibi olan, yüksek katma değerli tarımsal üretimi olan, küresel bazda örnek gösterilen bir hizmetler sektörü olarak girecek” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin otomobil projesini hızla hayata geçireceğiz” 

Beyannamenin 6. başlığını stratejik sektörler ve yenilikçi üretim olarak tespit ettiklerini belirten Erdoğan, “Bilim, teknoloji ar-ge konusunda başlattığımız çalışmaları milli teknoloji hamlesi ile yeni bir boyuta taşıyacağız. Araştırmacı yetiştirmeden ar-ge desteklerine kadar pek çok alanda yeni programları devreye alacağız. Antarktika’da kuruluş hazırlıklarını başlattığımız Türk Bilim Üssü’nü önümüzdeki yıl faaliyete açıyoruz. İmalat sanayimizin 130 milyar dolarlık ara malı ithalatını oluşturan 3 bine yakın ürünü 43 gruba ayırarak bunlara odaklanacağız. Yüksek teknolojiye dayalı yatırımlar için 6 endüstri bölgesine 15 tane daha ilave edeceğiz. Türkiye’nin otomobil projesini hızla hayata geçireceğiz. Deniz taşımacılığında ilk aşamada 20 yaşına geçmiş 100 civarındaki kosterden başlayarak gemi filomuzu hızla yenileyeceğiz. Katma değeri yüksek kimyasalların üretimini özendireceğiz. Savunma havacılık sanayi önem verdiğimiz başka alan. Yaşadığımız tecrübeler savunma sanayinde güçlü olmadan hedeflerimize ulaşamayacağımızı göstermiştir. Bunun için teknolojik dönüşümü arkadan takip eden değil, bu dönüşüme liderlik eden yatırımlara öncelik vereceğiz. Silahlı ve silahsız İHA’lar konusunda elde ettiğimiz başarı bize güç ve moral verdi. Afrin’de, Cerablus’ta bunu yaşadık. Şuanda iç güvenlikte bunu yaşıyoruz. Özel sektörün savunma, havacılık ve uzay alanlarında daha etkin hale gelmesi gerekiyor. Teşvik sistemlerini bu alanları kapsayacak şekilde genişletiyoruz. Altay milli tankı seri üretim aşamasına geldi. Motorları yerli olarak tasarlayıp üretecek adımları attık. Bu çalışmaları yeni dönemde hızlı sonuçlandırıp ticari kullanım aşamasına getireceğiz. İnsansız savaş uçakları konusunda Ar-Ge çalışmaları başlatacağız. Açık denizlerde de görev yapabilecek havuzlu çıkarma gemisinin üretimini süratle tamamlayarak donanmamıza dahil edeceğiz. Hava savunma sistemleri projelerinde önemli mesafe kat ettik, bunları hızla bitireceğiz. Uzayda bayrağımızı temsil edecek çalışmaları yürütecek uzay ajansımızı bu yıl kuruyoruz. Yerli ve yenilebilir enerji kaynaklarımızı mümkün olan en üst seviyede değerlendirmeyi hedefliyoruz. Bor başta olmak üzere ülkemizin sahip olduğunu yerli ham maddeleri en etkin şekilde kullanma çalışmalarına devam edeceğiz. Tarım politikalarımızı, tarım ve gıda güvenliğimizi temin edecek şekilde geliştireceğiz. Hedefimiz 2023 yılında tarımsal milli gelirimizi 150 milyar dolara, tarımsal ihracatımızı da 50 milyar dolara çıkartmaktır. Tarım desteklerini yeniden düzenleyerek daha etkin hale getireceğiz. Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini yatırım yapmaları için girişimcilerimize açacağız. Hayvan varlığımızı artırarak kırmızı et tüketiminde kendi kendine yeten bir ülke haline geleceğiz. Doğu Anadolu bölgemizde hayvancılığın geliştirilmesine önem vereceğiz. Ulaştırma ve lojistik alt yapımızı geliştirmeye devam edeceğiz. Otoyol ağımızı iki katına çıkartacağız. Bölünmüş yol ağımızı 26 bin kilometreye çıkarttık, bunu da 36 bin 500 kilometreye ulaştıracağız. Havacılık ve denizcilik sektörlerinde ülkemizi dünyanın en önemli transit merkezlerinden birisi haline getireceğiz. Hızlı tren hatlarını süratle tamamlayarak milletimizin hizmetine sunacağız. Demiryolu ağımızı 25 bin kilometreye, hızlı tren hatlarımızın uzunluğunu 13 bin kilometreye çıkartacağız. Özel sektörü demir yolu taşımacılığında da etkin olmaya teşvik edeceğiz. İstanbul ile birlikte 9 yeni havalimanını daha hizmete alacağız. 2020 ve 2021 yıllarında 2 yeni uyduyu daha uzaya göndererek bu alandaki yerimizi perçinleyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Şehircilik konusunda çok önemli atılımlar gerçekleştireceğiz” 

Seçim beyannamesinin 7. başlığının çevre, şehircilik ve yerel yönetimler olduğunu belirten Erdoğan, “ÇED süreçlerinin daha etkin kullanımını, uygulanmasını temin edeceğiz. Su havzalarının tamamını koruma altına alacak bütüncül bir yönetim modeline geçeceğiz. Orman alanlarımızın büyüklüğünü ülkemizin üçte birini kapsayacak şekilde 233 milyon dekara çıkartacağız. Şehircilik konusunda çok önemli atılımlar gerçekleştireceğiz. Tarihimizden aldığımız ilhamla insanın aynası olarak gördüğümüz şehirlerimizi karakter sahibi mekanlarla estetik, huzurlu ve güvenli hayat alanları haline dönüştürmekte kararlıyız. Şehir ve şehir yönetimini birbirini tamamlayıcı unsurlar olarak görüyoruz. İnsanı merkeze alarak kültürün, sanatın, yeşil vazgeçilmez parçaları olduğu şehirler kurmak ve yaşatmak istiyoruz. İstanbul başta olmak üzere marka değeri yüksek şehirlerimizi küresel düzeyde cazibe merkezleri haline dönüştüreceğiz” ifadelerini kullandı.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan iftar için Bağlum’da bir ailenin evine gerçekleştirdiği iftar ziyaretinin ardından yine Bağlum’da bulunan Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin kabrine geçti. Abdurrahim Karakoç ve İslam tarihi yazarı Mustafa Asım Köksal’ın mezarlarının da yer aldığı türbedeki okunan Kur’an-ı Kerim’i dinleyen Erdoğan, dua etti. Erdoğan’a, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Ankara Valisi Ercan Topaca ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna eşlik etti.  

Caner Ünver – Musa Erdoğan

Abdülahim Arvasi Hazretleri kimdir?

Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretleri; zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir büyük bir İslâm âlimi idi. Hicrî 1281 (m.1865)’de Başkale’de doğdu. 27 Kasım 1943’de Ankara’da vefât etti. Kabri Ankara yakınlarındaki Bağlum’dadır. Seyyid oldukları Irak’taki şer’î mahkeme defterlerinde yazılıdır. Abdülhakîm Arvasî hazretleri, o zamanın ilim ve irfan merkezi olan Irak’ın muhtelif yerlerinde yüksek âlimlerden sarf, nahiv, lûgat, mantık, münâzara, beyan, riyâziye, hendese, meâni, bedî, kelâm, tefsir, hadîs, fıkıh, tasavvuf gibi dersleri okuyup 1883 senesinde icâzet alarak memleketine döndü. Daha sonra Arvas’a giderek yüksek tahsilini zamanın en büyük âlimi Seyyid Fehim-i Arvasî “rahmetullahi aleyh” hazretlerinin huzurunda tamamladı. Başkale’de kendi parası ile bir medrese kurarak 29 yıl ders okuttu.

1914’de Ruslar Doğu’yu işgal edince İstanbul’a geldi. 1919’da Medrese-tül Mütehassısîn’e, yani İlahiyat Fakültesi’ne Müderris (Ordinaryüs Profesör) olarak tayin edildi. İstanbul’da çeşitli câmilerde senelerce ilim neşretti. Pek çok kerâmetleri görüldü.

Siyâsete hiç karışmadı. Hükümete karşı gelenlerden, bölücülük yapanlardan nefret ederdi. Sahte tarikatçılar ve câhil tekke şeyhleri ile hiç görüşmez; gençleri, İslâm bilgilerini öğrenmeye, herkese iyilik etmeye, memlekete, millete faydalı olmaya teşvik ederdi.

Üniversite mensupları fen ve devlet adamları, çözülmez sandıkları güç bilgileri sormağa gelir, yanında bir saat kadar oturunca bazan sormadan cevabını alarak geri dönerlerdi. Bazan da dünyalık ve hatta düşmanlık için gelenler de bulunurdu. Keskin görüşleriyle gelenlerin niyetlerini hemen anlardı.

Çok mütevazi ve alçak gönüllü idi. Ben dediği işitilmemiştir. “Bizler hesaba dahil değiliz. O büyüklerin yüksekliklerini anlayamayız. Ancak bereketlenmek için yazılarını okuruz.” buyururdu. Hâlbuki, kendisi, bu bilgilerin mütehassısı idi. Hocası Seyyid Fehim hazretleridir.

Yemesi, içmesi, yatması, konuşması, susması, gülmesi ağlaması hep dinimize uygun idi. Her hâli istikâmet üzere idi. “İstikâmet kerâmetten üstündür.” sözünü sık sık söylerdi. “İstikâmet dinin emir ve yasaklarına uymaktır.” buyururdu.

Türkiye Takvimi 27 Kasım 2014

Toplantıda açıklamalarda bulunan Erdoğan, “6. Fetih Kupası’nı buradan başlatmamız büyük önem taşıyor. Özbekistan ile soydaşlık, kardeşlik ilişkisinden çok öte bağlarımız bulunmaktadır. 2 ülke arasındaki ilişkiler çok güzel bir düzeyde ilerliyor. Biz de geçmişimize, kültürümüze, değerlerimize bir gönderme yapmak istedik” dedi.

Okçular Vakfı tarafından bu yıl 6’ncı kez düzenlenecek olan Uluslararası Fetih Kupası’nın tanıtım toplantısı Özbekistan’ın Semerkant şehrinde gerçekleşti. Fetih Kupası’nda 50 ülkeden dünyanın en iyi okçularının da aralarında bulunduğu 500 sporcu dereceye girmek için yarışacak. Fetih Kupası müsabakaları 26 Mayıs tarihinde Okçular Tekkesi’nde başlayacak ve 29 Mayıs günü yapılacak finaller ile sona erecek.

Semerkant’tan başlangıç atışı yapılan Fetih Kupası, Türkiye Okçuluk Federasyonu ve Dünya Okçuluk Federasyonu’nun ortak girişimiyle düzenlenen en büyük sivil okçuluk müsabakası olarak literatüre girdi. Türkiye’nin ilk spor kulüplerinden biri olan İstanbul Okmeydanı’ndaki Okçular Vakfı tarafından organize edilen ‘6’ncı Uluslararası Fetih Kupası’nın tanıtım ve bilgilendirme toplantısı Özbekistan’ın Semerkant şehrinde bulunan Registan Meydanı’nda Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız ve Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi N. Bilal Erdoğan, Özbekistan Spor Bakanı Şoakram İsrailov, Özbekistan Turizm Bakanı Aziz Abdulhakimov ve Özbekistan Okçuluk Federasyonu Başkanı Cemalettin Babahanov başta olmak üzere bir çok kişinin katılımıyla düzenlendi.

“Fetih Kupası ile Okçuluk sporuna ilgi daha da büyüdü” 

Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan Okçular Vakfı’nın tarihi misyon üstlendiğini söyleyerek başladığı konuşmasında “6’ncı Fetih Kupası’nı buradan başlatmamız büyük önem taşıyor. Özbekistan ile soydaşlık, kardeşlik ilişkisinden çok öte bağlarımız bulunmaktadır. 2 ülke arasındaki ilişkiler çok güzel bir düzeyde ilerliyor. Biz de geçmişimize, kültürümüze, değerlerimize bir gönderme yapmak istedik. 6’ncısını düzenlediğimiz Fetih Kupası ile Okçuluk sporuna ilgi daha da büyüdü. 4 bölgede eleme yapmak durumunda kaldık. 56 ülke sporcularını gönderip gönderemeyeceklerini sordu. Sanırım yabancı katılımcılar için de eleme yapma durumumuz olabilir. Okçuluk tarihindeki en önemli noktasında” diye konuştu.

Okmeydanı Spor ve Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız yaptığı konuşmada, “6’ncısını düzenlediğimiz Fetih Kupası’nın ilk okunu tarihi bir geçmişimizin yanı sıra ekonomik işbirliği içinde bulunduğumuz Özbekistan’dan atıyoruz. Özbekistan ile aynı medeniyetin insanlarıyız. Türk tarihinin en eski sporlarından biri olan okçuluğu her insana sevdirme amacını taşıyoruz. 50 ülkeden yaklaşık 500 sporcunun katılacağı Fetih Kupası dev bir organizasyona döndü.” dedi.

Yıldız, İstanbul’un Fethi’nin 565’inci yılını Semerkant’ta kutlamanın nasip olduğunu belirterek, “Katılımcı bütün ülkelerin kültürlerini sergileme fırsatı buldukları Okmeydanı’ndaki okçular tekkesinde yapılacak Fetih Kupasının ilk başlangıcını kültür ve medeniyet şehri Semerkant’tan başlatıyoruz” diye sözlerine devam etti.

Bilal Erdoğan hediye edilen yöresel kıyafeti giydi 

Konuşmalardan sonra da katılımcılara icazetname hediye edilirken, Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan da kendisine hediye edilen yöresel kıyafet Zerduci Coran’ı giydi. Törenin ardından Registan Meydanı’nda bulunan Uluğ Bey, Tillakari ve Şirdar Medreseleri de ziyaret edildi.

Dünyanın sayılı okçuları İstanbul’da 

Aralarında dünyanın 50 ülkesi ve Türkiye’den olimpik ve geleneksel okçularının da bulunduğu 500 sporcunun katılımıyla düzenlenecek “6. Uluslararası Fetih Kupası” müsabakaları 27 Mayıs tarihinde başlayacak. Geleneksel okçu, Olimpik Yay ve Makaralı Yay, Büyükler Bay-Bayan kategorilerinde yapılacak ön müsabakaların beraberinde, 29 Mayıs’taki finallerin ardından ilk 3 dereceyi paylaşan sporcular belli olacak. Ayrıca, bu yıl 6’ncı Fetih Kupası’na katılımın yoğun olması sebebiyle yarışmaların öncesinde Malatya, Kastamonu, Konya ve Bursa’da binlerce okçunun katılımıyla Geleneksel Türk Okçuluğu Bölge Elemeleri düzenlendi.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek’in Başkenti Saraybosna’da düzenlenen UETD 6. Genel Kurulu Toplantısı’nda Avrupalı Türklere seslendi. Konuşmasına Türklerin, Avrupa’ya önce gurbetçi işçiler olarak gidip daha sonrasında çalışarak orada bir hayat kurduğunu hatırlatarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kıtada yaşayan kardeşlerimize gurbetçi değil Avrupalı diyoruz. Dün acı vatanda olan Avrupa bugün artık yeni yurt haline geldi” dedi.

Türklerin Tarih boyunca çok farklı coğrafyalara göç ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyanın pek çok yerinde Türk kökenli insanların olduğunu vurgulayarak, “Milletimizi yeniden geçmişiyle kültürüyle değerleriyle buluşturduk. Üzerinde önemle durduğumuz hususlardan biri Avrupalı Türklersiniz” ifadelerini kullandı.

“Dininize ve dilinize çok iyi sahip çıkın. Bunları kaybettiğinizde kaybolursunuz”

Türkiye’de önceki yönetimlerin Türkiye tarihinde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yok saydığını vurgulayan Erdoğan, “CHP’si döneminde milletimizin tarihi ile bağlar kopartılmaya çalışıldı. Anadolu’da binlerce yıl önce yaşamış uygarlıkları öğrenirdik. Birden 20.yy’a gelirdik. Aradaki bin yıllık önem yoksa sayılıyordu. Selçuklu ve Osmanlı afaki konu gibi anlatılırdı. Medeniyetimizin ve tarihimi yok sayan bu anlayışı biz yıktık” şeklinde konuştu. Avrupa’da yaşayan Türklerin kültürlerini kaybetmemesi gerektiğini söyleyen, “Dininize ve dilinize çok iyi sahip çıkın. Bunları kaybettiğinizde kaybolursunuz. Çocuklarınıza anadillerini en iyi öğretmenin yanında bulunduğu ülkenin en iyi eğitimi almasını sağlayın” dedi. Yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşların gümrüklerin yanı sıra artık büyükelçiliklerde de oy kullanabildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasinin en temel unsuru olan seçme hakkınızı rahatça kullanabilmeniz için gümrüklerin yanı sıra yurtdışı temsilciliklerinde de sandıklar kurduk. Bizden öncekiler niye yapmadınız bunları? Biz milletimizin demokratik haklarını savunuyorduk onun için” şeklinde konuştu.

“Benim bacım, o Nene Hatun, Şerife Bacı oldu ve Türk bayrağını o alçağa, o namussuza kaptırmadı”

PKK terör örgütünün Avrupa’daki yapılanmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK yandaşlarının bir Türk kadınının elinden Türk bayrağını almaya çalıştığı olayı hatırlatarak, “PKK’lı teröristler onun elinden Türk bayrağını almaya yeltendiler. Ama o benim bacım, o Nene Hatun, Şerife Bacı oldu ve Türk bayrağını o alçağa, o namussuza kaptırmadı. Bu alçakların bizim hanım kardeşlerimize bile gücü yetmez bırakın erkekleri uğraşmayı” dedi. 24 Haziran’da yapılacak seçimlerin Türkiye için önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de yapılan yatırımlara değinerek, “Cumhurbaşkanı bazı adayları Türkiye’de neler olup bittiğini bilmese de onlara adres olarak sizi veriyorum” şeklinde konuştu.

“Türkiye bu dönemki mücadelesi ile ikinci bir kurtuluş savaşı veriyor”
Gezi Parkı olaylarına, 17 Aralık sürecine, 15 Temmuz darbe girişimine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu öyle bir dönemdeki, en yakınlarımıza bile hakikati anlatmakta zorlandığımız oldu” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tüm bu süreçlerden başarı ile çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bu dönemki mücadelesi ile ikinci bir kurtuluş savaşı veriyor” dedi. Suriye’de yapılan operasyona değinen Erdoğan, “Ülkemize silah doğrultan son teröristi de imha edene kadar bize durmak yok” şeklinde konuştu.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Bosna Hersek’te başkent Saraybosna’da bulunan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi tarafından Fahri Doktora ünvanı verildi. Yapılan programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ olarak balkanlarda gerilimin azalması ve istikrarın sağlanması için çalışmalar yaptığını belirterek, “Balkanlarla sınırı dahi olmayan ülkeler Türkiye’yi balkanlarda adeta hasım bir güç gibi göstermeye çalışıyorlar. Türkiye’nin Balkanlarda barış ve istikrarı koruma çabalarının bunların planlarına projelerine ket vurduğunun farkındayız ” şeklinde konuştu.
Son yıllarda yaşanan olayların, Türkiye’nin kendisine seçtiği dış politikanın doğru olduğunun ispatı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ Gerilim yerine iş birliğini, kavga yerine dayanışmayı, sömürü yerine paylaşmayı, zulüm yerine adaleti savunmak, bu ülkelerin idamesi için samimiyetle mücadele etmek gerçekten çok zahmetli bir çabadır” ifadelerini kullandı.
“Bunların çıkarları uğruna vazgeçmeyeceği değer, çiğnemeyecekleri ilke yoktur”
Bu tür kavramların hemen hemen herkes tarafından kullanıldığını ama sarf edilen sözlerin icraata dönüşmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün bölgemizin ve dünyanın farklı köşelerinde adaletin, barışın, demokrasinin, ekonomik kalkınmanın, işbirliği çabalarının altını oyanlar bu kavramları kullanmadan tek bir cümle dahi kurmayanlardır” ifadelerini kullandı. Böyle bir dış politika belirleyen ülkelerin tek düşüncelerinin kendi çıkarları olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların çıkarları uğruna vazgeçmeyeceği değer, çiğnemeyecekleri ilke yoktur” dedi. Bu ülkelerin menfaatleri önce terör örgütlerini beslediğini daha sonra ise besledikleri terör örgütleri ile mücadele bahanesi ile ülkeleri ve toplumları mahvettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün benzer tavırları Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de Libya’da ve son olarak da Filistin’de yaşanan zulüm karşısında sergilediler” dedi.
“Dünya beşten büyüktür”
Filistin’de katledilen insanların arasında bebeklerin ve engelli insanların dahi olduğunu hatırlatan ve yaşanan olaylara doğru düzgün tepki verilmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar kime insanlık dersi veriyor, bunlardan bizim alacağımız ders yok. Ama bunların bizden alacağı çok ders var” ifadelerini kullandı. Gazze’de yaralanan Filistinlileri tedavi için Türkiye’ye getirmek istediklerini ama bunun yapılmasına izin verilmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kim bunlar, Mısır, kim bunlar İsrail, kim ABD” ifadelerini kullandı. Bu ülkelerin insan hakları beyannamesine uymak gibi bir dertlerinin olmadığını söyleyen Erdoğan, “İşte onun için bu kardeşiniz, dünya 5’ten büyüktür, diyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu 5 ülkesine dünya teslim olacaksa yandık” dedi.
“Bir ABD’nin adını biliyoruz bir İsrail’in adını biliyoruz o da çok zulüm ettiği için”
Dünyanın artık değiştiğini ve 2. Dünya Savaşı koşullarında olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir dünya kuruluyor. Bu yeni dünyayı 196 tane BM Genel Kurulu üyesi yeniden inşa etmek durumundadır” ifadelerini kullandı.
13 Aralık’ta Kudüs meselesini BM’ye taşıdıklarını ve oylama sonucu 128 ülkenin ABD’nin de içinde olduğu 9 ülkeye hayır dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin yanındaki ülkelerin dünya siyasetinde aktif olmadığını belirterek, “ İsimlerini ben hiç bilmem, duymadığım bilmediğim. Bunlara ülke demek mümkün değil olsa olsa kasabadır. Bir ABD’nin adını biliyoruz Bir İsrail’in adını biliyoruz o da çok zulüm ettiği için” şeklinde konuştu
“Bugün siz kabul etmeseniz de Filistinliler kurşunların hedefi olmaya devam ediyor”
Bu ülkelerin İsrail yaptığı katliamlara başlarını kuma gömerek yok saydığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün siz kabul etmeseniz de Filistinliler kurşunların hedefi olmaya, çocuklarını kaybetmiş annelerin, annelerini kaybetmiş çocukların, feryatları yükselmeye devam ediyor” şeklinde konuştu. Dünyada yaşanan olaylara göz yummanın mümkün olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sürekli sırtı sıvazlanan zalimler, dünyayı hepimiz için yaşanılmaz hale getiriyor. Onun için biz de diyoruz ki zalimler için yaşasın cehennem” dedi.
“Kudüs’ün İsrail tarafından işgal edilmesine fırsat vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ettik”
Böyle bir dünya tablosu karşısında mücadeleden vazgeçmeyerek çabalamaya devam edilmesi gerektiğini burgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak biz son 16 yıldır bunu yapmaya devam ediyoruz. Coğrafyamızı etkileyen olayları tribünden seyretme yerine elimizdeki tüm imkânları kullanarak çözüm için çalışıyoruz” şeklinde konuştu. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Cuma günü Filistin olarak olağan üstü bir şekilde İstanbul’da toplandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, “Zulüm karşısında tepkimizi gösterdik hem de Kudüs başta olmak üzere kutsallarımıza sahip çıkma konusunda güçlü bir irade sergiledik” dedi. Toplantıda alınan kararların önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müslümanların ilk kıblesi, 3 semavi dinin mukaddes yeri Kudüs’ün İsrail tarafından işgal edilmesine fırsat vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ettik” şeklinde konuştu.  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezinde yapıldı. Toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan basın açıklaması yaptı. 

“Bu kararın herhangi bir kıymeti yok, kendileri çalarlar, kendileri oynarlar”
Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”Filistin davasının uluslararası kuruluşlar nezdinde takipçisi olmaya her platformda devam ettik. Kudüs konusundaki karar tasarısı Birleşmiş Milletler Genel Konseyinde 14 üyenin olumlu oyuna rağmen sadece Amerika’nın vetosu nedeniyle kabul edilemedi. Bunun üzerine ülkemiz ve Yemen tarafından sunulan karar tasarısı Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 21 Aralık günü yapılan oylamada 9 redde karşılık 128 ülkenin oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Amerika ve İsrail’in yoğun baskı tehdit ve şantajlarına rağmen alınan bu karar insanlık tarihine altın harflerle kazınmıştır. Zira o 9 ülkenin diğer 7’si benim şahsen isimlerini bile duymadığım ülkelerdi. 128 ülke ise dünyada ağırlığı olan ülkelerdi. Amerikan yönetimi bütün uyarılarımıza rağmen ne yazık i hukuksuz kararının 14 Mayıs günü uygulamaya geçirdi. Biz bu girişimi asla kabul etmedik etmiyoruz. Zaten bu kararın herhangi bir kıymeti yok. Sadece kendileri çalarlar kendileri oynarlar. Barış sürecini sabote eden bu provakatif kararın bölgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti bütünüyle birinci derecede Amerika’ya aittir. Amerikan yönetimi bu şekilde Barış istediğini defalarca kanıtlayan Filistin halkını cezalandırmıştır. Bu kararla Filistin halkının vatanın işgal eden abluka ve yasadışı yerleşimlerle iki devletli çözüme yönelik taaddütlerini çiğneyen İsrail ise ödüllendirilmiştir” dedi. 

“Yenikapı mitingi Filistinli kardeşlerimizle dayanışmanın sembolü olmuştur”
Filistin halkının destek olmaya devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs günü İsrail Demokratik haklarını kullanan 62 Filistinli kardeşimizi şehit ederken, 2 bin 700’ün üzerinde sivili yaralamıştır. İsrail saldırılarında şehit olan Filistinlilere Allah’tan rahmet, yaralanan kardeşlerime acil şifalar diliyorum. Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin acılarını paylaşmak ve onlarla dayanışmayı sağlamak üzere 3 günlük milli yas ilan ettik. Bunun yanında tepkimizi göstermek için bir dizi kararı hayata geçirdik. Bugün Yenikapı’da yüzbinlerce vatandaşımızın katılımıyla gerçekleşen mitinge Filistinli kardeşlerimizle dayanışmanın sembolü olmuştur. Bu tarihi mitingin bir benzerini inşallah Pazar günü Diyarbakır’da gerçekleştireceğiz. Bu zincir durmayacak. Zira biz eğer bunları durdurursak bu sessizliğe gömülürse burada ki şuur kaybolur. Biz Filistin halkıyla dayanışma şuurumuzu hiçbir zaman sukuta erdirmeyeceğiz” diye konuştu.

“Uluslararası Barış gücü gönderme dahil bir koruma sağlaması şarttır”
Zirvede Filistin halkına destek için bildirgeyi yayınladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünkü zirvede Filistin davasına verdiğimiz desteği bir kez daha göstererek nihai bildirimizi kabul ettik. Bu çerçevede işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in saldırganlığını en güçlü ifadelerle telkin ettik. Son olaylardan İsrail’i sorumlu tutuğumuzu belirttik. İsrail’in bu suçları ABD yönetiminin desteğiyle işlediği aşikardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gereklidir. Filistin halkına uluslararası barış gücü gönderme dahil bunun altını çiziyorum. Uluslararası barış gücü gönderme dahil bir koruma sağlanması şarttır. Uluslararası toplumunun katliamları tribünden izlemeyi bırakarak diğer pek çok bölgede olduğu gibi Filistin’de de bunları engelleyecek adımları atmaları gerekiyor. Nasıl Bosna Hersek’te bir barış gücü oraya yerleştirdiyse, nasıl Kosova’ya yerleştirdiyse, aynen buraya da böyle bir gücün yerleştirilmesi şarttır” diye konuştu. 

“Tüm ülkeleri Filistin devletini ve onun başkenti olarak Kudüs’ü resmen tanımaya davet ediyoruz”
İsrail’in yaptığı suçların hesabını er ya da geç vereceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in Filistin halkına karşı işlediği suçları hesabına vermesinin sağlanması artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunun için tüm dünyaya yasal ve ahlaki yükümlülükler doğrultusunda harekete geçilmesi çağrısında bulunuyoruz. Birleşmiş Milletleri ve diğer uluslararası kuruluşları Filistin halkına karşı işlenen suçları bağımsız ve şeffaf bir şekilde acilen soruşturmaya çağırıyoruz. Özellikle İsrail’in Gazze şeridindeki saldırılar konusunda cezai sorumluluğunu belirlemek üzere uluslararası soruşturma komitesi kurulması elzemdir. Bu amaçla süratle bir saha soruşturması başlatılmasını istiyoruz. İsrail işlediği suçlar nedeniyle hesap vermek zorundadır. Er ya da geç bu hesap verilecektir. Birleşmiş Milletler genel gündemine getirilmesi için bütün ülkeleri bir kez daha Filistin devletini ve onun başkenti olarak Kudüs’ü resmen tanımaya davet ediyoruz. Bunu yapmayan ülkenin barış sürecine öncülük etmesi mümkün değildir. ABD Kudüs kararının bir kez daha reddediyoruz. Hukuken hükümsüz ve geçersiz olan bu karar uluslararası güvenliği hedef alan açık bir tehdittir” şeklinde konuştu.
(MB-DK-Y)  

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezinde başladı.

İslam İşbirliği Teşkilatının olağanüstü toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gözbebeğimizi tarihi ve hukuki bir statüsünde bir kez daha yapılan saldırı nedeniyle bir araya geldik. Tarihi toplantının ve alacağımız kararın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirve dönem başkanı olarak 3 önce yaptığımızı davete icabet ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Bugün İsrailli haydutlar tarafından katledilen Filistinliler için harekete geçmek ve insanlığın halen ölmediğini göstermek demektir. Barışa ve insanlığa sahip çıkmaktır. Kudüs Müslümanların onuru, hizmetidir. Ortak mirası, orta emeğidir. Kudüs 3 semavi dininin mukaddes beldesidir. Her saldırı aynı zamanda bu değerlere bu hassasiyetlerin tamamına yapılmış demektir. Toplantı ile sadece Kudüs’ü işgal teşebbüsüne karşı tepkimizi ortaya koymuyoruz. Barış içinde bir arada yaşama içinde yaşama idealine sahip çıkıyoruz. Kan ve gözyaşına boğmak isteyenler dur diyoruz. Toplantımızda Filistinli kardeşlerimizin mücadelelerinde yalnız olmadıklarını haykırıyoruz. Şu gerçekliğin herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Kudüs tüm Müslümanların davasıdır. Elinde 10 binlerce masum Filistinli kanının olan terör devletine bırakılmayacak kadar mübarek bir yerdir. 14 Mayıs pazartesi insanlık tarihine kara bir gün olarak kazınmışsa 18 Mayıs Cumada müşterek çabalarımızda insanlık onurunun kurtarıldığı gün olarak yazılacaktır” dedi.

“Açık ve net İsrail’in haydutluktur, vahşettir, devlet terörüdür”

ABD’nin kararından sonra uyarılarda bulunduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD’nin hukuk dışı Kudüs kararının ilk işaretleri gelmeye başladığı andan itibaren ABD gerekli uyarılarda bulunduk böyle bir adımın tansiyonu yükselteceğini ve gerginliklere neden olacağını söyledik. Kutsal topraklarda bir taşı yerinde oynatmanın ciddi sorunlar doğuracağını söyledik. Yanlışta ısrar edilmesi halinde bütün bölgenin çatışma iklimine gireceğini kararı uygulayanların sorumlu olacağını belirttik. İyi niyetli ikazlarımız akıl tutulması yaşayan muhataplarımızda karşılık bulmadı. ABD gerilim ve çatışmadan beslenen çevrelerin esiri oldu. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler genel kurulunun iradelerini dikkate almayan ABD Netanyahu’nun kuyruğuna takılmayı tercih etti. 14 Mayıs Pazartesi günü ABD dünyadan yükselen tepkilere rağmen İsrail Büyükelçiliğini Tel-Aviv’den Filistin’in başkenti olan Kudüs’e taşıdı. Filistinli kardeşlerimize yönelik katliam gerçekleştirildi. İsrail çıplak elleriyle işgale direnen çocukların kadınların bulunduğu 62 Filistinli kardeşimizi şehit etti. Bir kısmı ağır 2 bin 700 Filistinli yaralandı. Kudüs’ün muhafaza ve müdafaası için canlarını feda eden şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Açık ve net İsrail’in haydutluktur, vahşettir, devlet terörüdür. Avrupa’da Musevilere yapılan zulümle Gazzeli kardeşlerimiz maruz kaldıkları vahşet arasında fark yoktur. 2. Dünya savaşı sırasında toplama kamplarında her türlü işkenceye uğrayan insanların çocukları maalesef bugün adata Nazilere taş çıkartan yöntemlerle masum Filistinlilere saldırıyor. 2 ayağı olmayan tekerlekli sandalyede nisanları katletmek başka nasıl izah edilir. 8 aylık bebeğe kurşun sıkmak nasıl tarif edilir. Kadınları çocukları vahşice öldürmenin tek bir geçerli mazereti olabilir mi?” diye konuştu.

“14 Mayıs yeni bir Nakba günü olarak kaydolmuştur”! 

İsrail’in zulmü yalanlarla örtebileceğini zannettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail tüm dünyanın gözü önünde bu cinayetleri işliyor, hemde kanını döktüğü insanları suçlayarak kendini aklamaya çalışıyor. İsrail yönetimi katliamlarını yalanlara örtebileceğini zannediyor. Çünkü hesabı hukuk önünde sorulmayan her cinayet faili daha da azdırır. İsrail’de yıllardır Filistinlilere yönelik şiddet politikalarının önünde vermediği için pervasızlaşıyor. Batılı ülkelerin mahcubiyetini fırsat bilerek her gün yenisi ekliyor. 15 Mayıs 1948 Nakba ile başlayan sürgünler, katliamlar, baskınlar katlanarak devam ediyor. 14 Mayıs Pazartesi’de Filistin’in makus tarihine yeni bir Nakba günü olarak kaydolmuştur” diye konuştu.

“Ramazan ayı boyunca İslam ülkelerinde Filistinliler için yardım kampanyası düzenleyeceğiz” 

Filistin için yardım kampanyası düzenleneceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD işgal politikalarıyla İsrail’i ödüllendirmiş barış istediğini defalarca kanıtlamış olan Filistin’i cezalandırmıştır. İsrail’in katliamlarına zemin hazırlayan masum Filistinlilerin kanı bulaşmıştır. ABD çözümün değil sorunun aktörü haline gelmiştir. Bu konuda İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak Filistinli kardeşlerimizle eşgüdüm içerisinde adımlar atmaya başladık. İsrail’in zulüm ve katliamlarının cezası kalmaması için Filistinlilerle birlikte çalışmalıyız. Uluslararası yargıda mutlaka vermelidir. Adaletin tecellisi için atılan her adım güvenlik konseyinde ABD tarafından veto ediliyor. Birleşmiş Milletler genel kuruluna götürecek burada tüm İslam ülkelerinin vicdan sahiplerini desteğini alacağız. Ramazan ayı boyunca İslam ülkelerinde Filistinliler için yardım kampanyaları düzenleyeceğiz. Diplomatik kanaları kullanarak tepkiyi ortaya koyacağız” dedi.

“ABD Kudüs kararı İslam dünyasına yönelik yeni operasyonların habercisidir“ 

Kınamak ve kızmanın bir etkisi olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geldiğimiz noktada şu gerçeği hepimiz biliyoruz. Kınamak, kızmak bağırmak bugüne kadar işgal ve zulmü durdurmadığı gibi bundan sonrada durdurmayacaktır. Hiç kimse bize hakkımızı altın tepside ikram etmeyecektir. Suriye’de Arakanda ve daha pek çok yerde Müslümanlar haklı olmasına rağmen kazananlar gücü elinde bulunduran zorbalar olmuştur. Bu bozuk adaletsiz düzeni değiştirmenin zamanı gelmiştir. ABD Kudüs kararı İslam dünyasına yönelik yeni operasyonların habercisidir. Biz bu konuda yeterli tepkiyi göstermezsek bunun çok daha kötüleri gelecektir. Bu meselede elde edeceğimiz başarı ise Müslümanlar ise bir dönüm noktası olacaktır. Kendimizi toplayacağız, sonra toplanacağız. Birbirimizle kenetleneceğiz. İslam ülkeleri olarak başkenti Kudüs olan 1967 yılı sınırları içerisinde egemen ve bağımsız Filistin talebinde vazgeçmeyeceğiz. Dünya tarafından değerlendireceğine inanıyorum. Açıklayacağımız sonuç bildirgesi tüm İslam dünyasında tüm dünyada çok farklı bir etki uyandıracaktır” ifadelerini kullandı.  

Ramazan ayının ikinci iftarını AK Partili milletvekilleri ile birlikte AK Parti Genel Merkezinde yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere’de Chatham House önünde toplanan Türk vatandaşlarına saldıran bir PKK’lı teröristin, bir kadının elinden Türk bayrağını almaya çalıştığı görüntüyü hatırlatarak, “Kendisini aradım, tebrik ettim” diye konuştu.

“Ortaya koyduğunuz birlik, beraberlik gerçekten taktire şayandı”

TBMM’nin 26. döneminin çok farklı olduğunu belirten ve 25. dönemde yaşanan gelişmeleri anlatan Erdoğan, “FETÖ ihanet çetesinin gerçekleştirdiği 15 Temmuz darbe girişiminde milli iradenin temsilcisi olan sizler de hedef alındınız. İhanet girişiminin anlaşılması ile halkın. Meclise koşarak darbecileri şaşırttınız. Öyle şaşırdılar ki, üzerinize bomba yağdıracak kadar muvazeneyi kaybettiler” diye konuştu.
Darbe girişimi sonrasındaki gelişmeleri anlatan Erdoğan, Suriye’de yapılan DEAŞ ile mücadele konusuna değindi. Afrin’de bugün itibariyle 4 bin 464 teröristin etkisi hale getirildiğini kaydeden Erdoğan, Kuzey Irak’ta 403, yurt içinde 350 teröristin etkisiz hale getirildiğini söyledi. Türkiye’yi yeni bin yönetim sistemine kavuşturacak adımların da atıldığının altını çizen Erdoğan, “Bu süreçte ortaya koyduğunuz birlik, beraberlik gerçekten taktire şayandı” şeklinde konuştu.

“Benim gözümde 26. Dönem TBMM, birinci Meclisten sonraki ikinci kurucu Meclistir”

Yaşanan süreçte AK Partili milletvekillerinin özverili çalışmalar yaptıklarını belirten Erdoğan, erken seçimlere ilişkin ise, “15 Temmuz’da, 16 Nisan’da, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatında birlikte hareket ettiğimiz MHP ile işbirliğimizi önümüzdeki milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sürdürebilmek için gereken hukuki alt yapıyı da bu arada hazırlamıştık. Bu süreçte ana muhalefet partisi sık sık bize meydan okuyup erken seçim çağrısı yapıyordu, ana muhalefetin başındaki zatın kalitesizliğini, riyakarlığını iyi bildiğimiz için bu çağrılara çok da itibar etmedik. Ancak, MHP Genel Başkanı çok farklı gerekçelerle böyle bir çağrıda bulununca artık bu duruma daha fazla kayıtsız kalamayacağımızı gördük. Erken seçim fısıltısı adeta tüpten çıkan macun gibidir. Bir daha eski duruma döndürülemez. Bizim bu konularda nasıl dikkatli olduğumuzu. Nasıl hassasiyet gösterdiğimizi sizler de biliyorsunuz. Erken seçim çağrısı Cumhur İttifakı’nda birlikte olduğumuz partiden geldiği için artık bu konuda bir karar verme mecburiyeti ile karşı karşıya kaldık. Aramızda arkadaşlarımızla istişarelerimizi yaptık, Sayın Bahçeli’nin konuşmasını duyduğumuz andan itibaren yaptığımız uzun ve kapsamlı istişareler sonunda bu konuyu ülkemizin gündeminden bir an önce çıkartmaya karar verdik. Hemen ertesi günü Sayın Bahçeli ile yaptığımız görüşmenin ardından 24 Haziran tarihini erken seçim günü olarak milletimize Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden açıkladık.

Sizler henüz 1,5 yılınız olmasına rağmen ülkeniz ve milletimiz için bir kez daha fedakarlık yaparak erken seçim kararını aldınız ve süreci başlattınız. Benim gözümde 26. Dönem TBMM, birinci Meclisten sonraki ikinci kurucu Meclistir. Sizler daha ‘bismillah’ derken Türkiye’yi kaostan kurtardınız. Sizler başka partilerde her biri kriz sebebi olan değişimleri suhuletle gerçekleştirdiniz. Darbecilerin karşısına aslanlar gibi dikildiniz, terör örgütlerine sınırlarımız içinde ve dışında dünyayı dar ettiniz. Sizler herkesin hayalini gerçeğe dönüştürüp ülkemizi yeni bir yönetim sistemine kavuşturdunuz. Kurucu sıfatını siz hak etmeyeceksiniz de kimler hak edecek. Şimdi 26. Dönem olarak önümüzde son ve çok hayati bir imtihan daha var. Bu imtihan 24 Haziran seçimlerini hem milletvekilliğinde hem cumhurbaşkanlığında başarı ile tamamlamaktır. Milletimize ve kendimize olan güvenimiz sayesinde hiçbir mecburiyetimiz olmadığı halde başarı çıtasın sürekli yükselttik. Cumhurbaşkanlığı görevine en çok oyu alının değil, oyların yarısından fazlasını alanın seçilmesi şartını biz getirdik. Çünkü biz ülkemizin sorunlarının ancak milletimizin kahir ekseriyetinin sahip çıktığı, kendi temsilcisi olarak gördüğü bir cumhurbaşkanının yönetiminde çözülebileceğine inanıyoruz. Hayatımızda ne seçimden ne de seçim başarısının çıtasının yüksekliğinden kaçtık. Bu sebeple 24 Haziran seçimlerinde diğer tüm seçimlerden daha çok çalışmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Salı gününden itibaren tüm milletvekillerimiz ve milletvekili adayı arkadaşlarımız sahaya inecekler”

Gelen kamuoyu araştırmalarının gayet iyi olduğunun altını çizen Erdoğan, “Biz araziyi de iyi tahkim etmemiz lazım. Meclis Genel Kurulumuz dün itibariyle çalışmalarına seçim sonrasına kadar ara verdi. Önümüzdeki pazartesi günü de milletvekili aday listeleri YSK’ya teslim ediliyor. Salı gününden itibaren tüm milletvekillerimiz ve milletvekili adayı arkadaşlarımız sahaya inecekler ve çalışmaya başlayacaklar. Önemli bir bölümünü yenilediğimiz teşkilatlarımız için de bu seçim kendini gösterecekleri, ispat edecekleri bir fırsat olacaktır. Partilerde üstlenilen tüm görevler millete ve ülkeye hizmet yolunda bir bayrak yarışıdır. Bu bayrağı dün başka arkadaşlarımız taşıyordu, bugün sizler taşıyorsunuz. Yarın yine bir bölümünüz taşımaya devam edecek ama mutlaka aramıza yeni isimler de katılacaktır. AK Parti herhangi bir parti değildir, davası olan bir partidir. Dava sahibi olmak özverili olmayı gerektirir. Bilhassa da Türkiye’nin içinden geçtiği şu kritik dönemde Mecliste olsun olmasın her bir arkadaşımın vereceği katkıya ihtiyacımız var. Seçimden sonra partimizin büyük kongresini yapacağız. Orada da arkadaşlarımıza ihtiyacımız var. Yeni yönetim sisteminde bakanlıklardan üst düzey yöneticilere kadar alanda arkadaşlarımızın katkılarına ihtiyacımız olacak. Bir sonraki seçimde bayrak değişiminde kendini yenilemiş, tazelemiş arkadaşlarımızı tekrar göreve davet etmemiz gerekecek. Sizlerden ricam kendinizi sürekli yenileyerek, enerjinizi taze tutarak her an göreve hazır bulunmanızdır” açıklamasında bulundu.

“Hala aynen o Gezi’ci kafa birilerinde var”

İngiltere ziyaretine ilişkin konuşan Erdoğan, “En son İngiltere seyahatinden geldik. Orada gerek Chatham House’da yaptığım konuşmada gerek ikili ekonomik temsil kabiliyeti olan gruplarla yaptığım görüşmede herkesin gözü 24 Haziran seçiminde Türkiye’den ne çıkacak, Türkiye’de ne olur? Hala aynen o Gezi’ci kafa birilerinde var. Dolayısıyla bugüne kadar ne olduysa bundan sonra da o olacak dedik. Bizim bu konudaki dirayetimizi, edep noktasındaki yaklaşımımızı, ortaya koyduğumuz iradeyi görünce rahatsız olmuyorlar değil. İnanıyoruz, inandığımıza göre üstünüz” dedi.

“Bir tane kitapsız, imansız çıktı ama o hanım kardeşimiz bayrağı ona kaptırmadı”

İngiltere’de terör örgütü üyelerine karşı mücadele veren kadını anlatan Erdoğan, “Bugün çok duygulandım, o da malum Chatham House gittiğimiz gün orada PKK’lılar gösteri yapıyorlar, bu arada bizi sevenler de orada, onlar da onların karşısına dikiliyor. Bayrağı ile elinde oraya gelmiş kardeşlerimizden bir tane hanım kardeşimizin elinden bayrağı almak isteyen bir tane kitapsız, imansız çıktı ama o hanım kardeşimiz bayrağı ona kaptırmadı. Bayrağımızı İngiliz polisinin önünde çekti aldı. Bugün kendisini aradım, tebrik ettim. Sen bu asrın nene Hatunu’sun, Şerife Bacı’sısın dedim. Bu PKK’lılar dedikleriniz benim Şerife Bacıma, Nene Hatunuma söz geçiremiyor, o ahlaksız bir bayana o şekilde saldırdığı halde bayrağı ona teslim etmiyor. Olay bu kadar açık ve net. Bu işi evvel Allah başaracağız. Bu dönüm olarak adınızı tarihe altın harflerle yazdığınızı bir kez daha hatırlatmak istiyorum” diye konuştu.

Cuma günü Yenikapı’da bir miting düzenleyeceklerini belirten Erdoğan, “İİT’nin zirvesini İstanbul’da topluyoruz. Liderleri aradık ve büyük bir katılımın o noktada inandığım bir zirve olacak. Yenikapı Meydanı’na Sayın Bahçeli’yi de davet ettik, o da geliyor” şeklinde konuştu.  

Derya Yetim
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Netanyahu, savunmasız bir halkın topraklarını BM kararlarını ihlal ederek 60 yıldan fazla süredir işgal altında tutan apartheid (ırkçı) devletinin başbakanıdır. Elinde Filistinlilerin kanı vardır ve suçlarını Türkiye’ye saldırarak saklayamaz” dedi. Erdoğan, “İnsanlık dersi istiyorsanız on emiri okuyun” ifadesine de yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra, İngiltere Başbakanı Theresa May ile görüştü. Savunma konularını ele alan iki lider, ortak basın toplantısı düzenledi. FETÖ ve PKK ile ilgili listeyi May’e verdiğini belirten Erdoğan, “Bunlar iade edilsin ki teröre karşı ortak mücadelemizi sürdürelim. Bugüne kadar 3 bin DEAŞ’lı öldürdük. İngiltere hiç öldürdü mü?” diye sordu. Cumhurbaşkanı özetle şunları söyledi:
“Uluslararası toplumu ve Birleşmiş Milletleri zaman kaybetmeksizin harekete geçmeye, Filistin’deki bu zulme son vermeye davet ediyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı olarak dünyaya çok güçlü mesajı İstanbul’dan vereceğiz. ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma girişimini asla kabul etmiyoruz. ABD, bu girişimiyle bir arabulucu değil, taraf olduğunu ilan etmiştir. Kudüs’ün garanti altına alınmış statüsünü değiştirecek her türlü adımdan kaçınılması şarttır. Ancak Amerikan yönetiminin fütursuz politikaları, İsrail’i işgal, gasp ve şiddet yönünde daha da cesaretlendirmiştir. İsrail orada işgalcidir ve terör estirmeye devam etmektedir.
Amerika ‘Ben güçlüyüm, öyleyse haklıyım’ diyor. Hayır sen haklı değilsin. Tarih seni affetmeyecek. Bu gerçeği göreceğiz. İsrail’i hiç affetmeyecek. Bunu da göreceğiz. Öyleyse bütün mesele, biz güçlüden yana mı yoksa haklıdan yana mı olacağız? İsrail, Kudüs’teki büyükelçimizle ilgili bir karar alma noktasına gelmiş. O karar eğer arzu etmediğimiz şekilde olursa, bizim de farklı yaptırımlarımız olacaktır.”
İngiltere Başbakanı May de, “Gazze’deki olaylarla ilgili bağımsız ve şeffaf bir araştırma yapılmalı. İsrail’den şiddeti durdurmasını bekliyoruz. Türkiye teröristlere karşı önemli adımlar atmıştır. Birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
May, İngiltere ile Türkiye’nin millî muharip uçak projesinin, derin ve kalıcı bir savunma ortaklığının başlangıcı olduğunu da kaydetti.  

Türkiye Gazetesi