Orman ve Su İşleri Bakanlığının Antalya’da 166 milyon TL değerinde baraj, gölet, bal ormanı, ağaçlandırma ve çeşitli yatırımlarıyla ilgili temel atma töreni ve açılışlarının arından yine Manavgat ilçesinde partisinin Seçim Koordinasyon Merkezi açılış törenine katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dün belirlenen listeler sonrası kolları sıvayarak çalışmalara başladıklarını ifade eden Bakan Çavuşoğlu, AK Parti’nin Antalya listesiyle ilgili görüşlerini dile getirerek, her bir adayın birbirinden kıymetli olduğunu söyledi. Listedeki 16 adaydan 5’inin Manavgatlı olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, “Bu listeye Manavgat damgasını vurdu. Biraz önce arkadaşlarımız bazı isimleri saydı, başta kendimi saymak istiyorum. En az Alanyalı olduğum kadar Manavgatlıyım diyorum. Bunun da gururla söylüyorum” dedi.
“Uzun ince yolun devamı”
Son 16 yılda önlerine çıkan tüm engelleri birlik ve beraberlik sayesinde aştıklarını belirten Bakan Çavuşoğlu, “Büyük hedeflere yürüyeceğiz. Kutlu yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz, yeni bir yola giriyoruz. Esasen bu önceden temelini attığımız uzun ince bir yolun devamı. Ama bu aşama aşama. O hedeflere ulaşmak için çok daha güçlü olmamız lazım. Bugün dış politikada güçlüysek, sizlerin desteği sayesinde güçlüyüz. Dış politikada haksızlıklara karşı sesimizi gür çıkarabiliyorsak, arkamızda 81 milyonun olduğunu hissettiğimiz içindir. Bugün adaletsizliklere sesimizi çıkartıyorsak, bu milletimizin vicdanının bizlere emridir” diye konuştu.
“1,8 milyar ümmet dua ediyor”
Dünyanın gözünün Türkiye’de olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, son olarak şunları söyledi:
“Bugün dünyada insani yardımı ulaştırmada birinci sıradaysak bu da bizim insanımızın vicdanının yansımasıdır. Bugün kalkınma yardımlarında dünyada en öndeysek, esasen dünyadaki mazlumların bizden beklentilerinin bir sonucudur. Çünkü dünyanın gözü bizde, kıskananların da gözü bizde. Pakistan’ın da, Afganistan’ın da, Afrika’nın da, Somali’nin de, hatta ve hatta hayal edemeyeceğiniz en küçük ülkelerin, herkesin gözü bizde. Ama şunu unutmayın. 1,8 milyar ümmetin de duası bizimle. Şu 1 ayda her gün bize dua ediyorlar, dua edecekler. Niye? Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesin istiyorlar. Çünkü bu kutlu yolculuğun devam etmesini istiyorlar, Çünkü Türkiye’den başka mazlumların ve ümmetin umudu yoktur. Bu bilinçle çalışacağız. Sorumluluğumuzun daha büyük olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız. Uluslararası arenada küresel bir aktör olduğumuzu unutmayacağız. Beklentilerin sadece mazlumlar tarafından olduğunu düşünürsek aldanırız. Dünya insanlarının Türkiye’den beklentileri var.”
“24 Haziran Türkiye’yi teslim almak isteyenlerle, teslim etmek istemeyenlerin mücadelesidir”
Çavuşoğlu’na programlarında eşlik eden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de, 24 Haziran seçimlerinin önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin son 15 yılda büyük mesafeler kat ettiğini söyledi. Türkiye’nin gelişimini önlemek için her türlü kupasın kurulduğunu vurgulayan Türel, “Türkiye kalkınarak yoluna devam ediyor. Topla tüfekle hizmetten engellemeye çalıştılar ama o kurşunlara göğsünü siper eden bu millet o hainlere izin vermedi. Ak Parti’nin iktidar olmasını istemeyen, Recep Tayyip Erdoğan seçilmesin isteyenlere bir bakınız. Onun üstüne söz söylemeye gerek yok. 24 Haziran Türkiye’yi teslim almak isteyenlerle, teslim etmek istemeyenlerin mücadelesidir” diye konuştu.
“Manavgat bu seçimin en şanslı ilçesi”
Antalya’da 7. seçim merkezini açtıklarını ifade eden AK Parti Antalya İl Başkanı İbrahim Ethem Taş ise açıklanan aday listelerinin Antalya’nın her köşesine hitap ettiğini vurguladı. Taş, “Manavgat’tan 3 tane adayımız var. İbrahim Aydın, Ercan Mekteplioğlu, Ömer Akbaş kardeşimiz. Manavgat bu seçimin en şanslı ilçesi. Yüzde 21 ile başladığımız Antalya’da yüzde 42’yi yakaladık. Milletvekili sayımız 5’ti Kasım’da 7’ye çıkardık. Bu seçimde daha yüksek milletvekili çıkaracağız. Yine Antalya’da birinci olmak, zaferlerle çıkmak istiyoruz. Seçimlere 32 gün kaldı, milletvekillerimizi Ankara’ya göndererek Antalya’nın güçlü bir şekilde temsil edilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından seçim ofisinin açılışı kurdele kesimiyle gerçekleşti. Bakan Çavuşoğlu daha sonra Antalya kent merkezindeki bir iftar programına katılmak üzere ilçeden ayrıldı.  

Kanunen cumhurbaşkanı adayını belirlemek için grup kararı almak üzere TBMM’de toplanan AK Parti grubu, yapılan kapalı toplantının ardından basına açıldı. Toplantının basına açık kısmında konuşan Başbakan Yıldırım, “Birileri mikroskopla cumhurbaşkanı aramaya devam etsin, bizim adayımızı milletimiz çoktan belirledi. Bizim adayımız milletin adayı, milletin adamıdır” ifadelerini kullandı. 

AK Parti’nin 16 yıldır Türkiye’yi yönettiğini belirten Başbakan Yıldırım, “Bu süre içinde ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı için çok çalıştık, önemli hizmetler yaptık. Mensubu olduğumuz siyasi geleneğin Türkiye yönetiminde 70 yıla yakın bir geçmişi var. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke. Demokrasi ve özgürlük başta olmak üzere siyasi istikrar, güven ve kalkınma davamız milletin refahı bakımından çok önemli” diye konuştu.
Türkiye’nin bölgesi için önemini anlatan Yıldırım, “Daima mazlum ve mağdurların yanında olduk. Bundan sonra yolumuzda hiçbir sapma olmadan devam edeceğiz. Bugünlerde şekillenmekte olan küresel düzen, geçmişle kıyaslanmayacak ölçüde farklı ve yeni özellikler gösteriyor. Yerleşik ilişkiler dönüşüyor, alışkanlıklar dönüşüyor. Problemler ve güç mücadeleleri farklı şekiller alıyor. Bu durumda önemli soru şu; Türkiye nerede yer alacak? İmkan ve kabiliyetini en iyi şekilde kullanarak, gelişen riskleri bertaraf etmek için ne yapacak? İşte bu ana mesele ve ülke yönetiminde karşı karşıya kaldığımız sınamalar, yaşadığımız tecrübeler, geçmiş dönemin siyasi mirası bizi yönetim sistemi değişikliği yapma noktasına getirdi” şeklinde konuştu.

“ERDOĞAN’I, AK PARTİ GRUBUNUN İTTİFAKI İLE TÜRKİYE’NİN LİDERİ, CUMHURBAŞKANI ADAYI OLARAK AÇIKLIYORUZ”

“24 Haziran’da güçlü bir iktidar, güçlü Meclis, sürekli istikrar için milletimizin kararına, vicdanına başvuracağız. Türkiye üzerinde kirli plan yapanların oyunlarını bozacağız. Millet iradesi için en güçlü şekilde yönetimin oluşmasını sağlayacağız” diyen Başbakan Yıldırım, yapılacak daha çok işin olduğunu söyledi. Yıldırım, “Birileri mikroskopla cumhurbaşkanı aramaya devam etsin, bizim adayımızı milletimiz çoktan belirledi. Bizim adayımız milletin adayı, milletin adamıdır. AK Parti olarak kapalı grup toplantısında ittifakla aldığımız kararla, Türkiye sevdalısı, mazlumların hamisi Recep Tayyip Erdoğan’ı, AK Parti grubunun ittifakı ile Türkiye’nin lideri, cumhurbaşkanı adayı olarak açıklıyoruz. Hayırlı uğurlu, olsun” dedi.  

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında övgüyle bahsettiği Özgür Suriye Ordusu Komutanlarından Yasir Abdurrahim, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) konuştu. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatı’nda başarıyla görev yapan Yasir Abdurrahim, babasının Esad rejimi döneminde general olduğunu Türkiye sevgisi ile büyüdüğünü ve Türk askerleri ile omuz omuza görev yapmaktan gurur duyduğunu söyledi. Varlıklı bir aileden gelmesine rağmen, ülkesi ve Türkiye için cepheye koşan Abdurrahim, göğsünde Türk bayrağını gururla taşıdığını ifade etti. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisinden sık sık bahsetmesinin gurur verdiğini ifade eden Yasir Abdurrahim, “Özgür Suriye Ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerine teşekkür ederim. Şehitlerimizin ailelerine Allah’tan rahmet diliyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerinden şehit olanların ailelerine başsağlığı diliyorum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bize destek verdiği için, Suriye halkını mülteci olarak kabul ettiği için, beni dile getirdiği için teşekkür ederim. Türk Silahlı Kuvvetleri bizimle beraber oldu, malzemesini bizimle paylaştı. Türk askerleri bizimle birlikte savaştı. Ben 4 kere yaralandım, tekrar cepheye koştum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK/PYD ve bütün terör örgütlerinin karşısında dimdik durduğunu ifade eden Yasir Abdurrahim, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bütün haksızlığa uğrayan İslam ülkelerinin yanında. Tüm fakir, fukaranın, Müslümanların yanında olduğu için teşekkür ederim. Biz Suriyeli olarak Türkiye’yi kıskanıyoruz, çünkü böyle bir Cumhurbaşkanınız var” diye konuştu.

““BABAM BİZİ ÇANAKKALE RUHU İLE BÜYÜTTÜ” 

Babasının Esad rejiminde general olduğunu söyleyen Yasir Abdurrahim, “Benim babam rejimin olduğu dönemde general olarak görev yaptı. Beni vatanımı, devletimi seven, namusunu koruyan biri olarak yetiştirdi. Beni güzel İslam dinine uygun olarak yetiştirdi. Benim babam daima Çanakkale savaşlarını anlattı. Nasıl şehit verdiklerini anlattı. Bende savaşçılığımı, sağlam yürümeyi ondan öğrendim” şeklinde konuştu.
4 kez yaralanmasına rağmen cepheyi terk etmediğini ifade eden Abdurrahim, “Midem alındı, çeşitli yerlerimden yaralandım, yine cepheye koştum. Biz Suriye ve Türkiye bir milletiz. İnşallah biz buraları teröristlerden temizleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Komutanın yaralandığı o anlar kamerada 

Yasir Abdurrahim’in cephe hattında yaralandığı o anlar kameralara saniye saniye yansıdı. Sırtından kurşun yiyen Abdurrahim’in Kelime-i Şehadet getirdiği de duyuluyor. Bir başka görüntüde ise Yarbay Yasir Abdurrahim, askerlerine emir veriyor, terör örgütü hedeflerine kendi elleri ile ateş ediyor.
(Refik Fidan – İmam Dokmak /İHA) 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı bir konuşmasında, “Artık partili olmak yetmez, bana projelerinizle gelin” demesi üzerine 3 farklı proje ürettiğini söyleyen Özkan Öztürk, bir vatandaş olarak kamuda ve toplumsal hayatta tespit ettiği aksaklıklara çözüm bulmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. “Sağlık alanında yapılan yolsuzlukların önlenmesi, kayıp/çalıntı kimlik kartlarının kötü niyetli kullanımının engellenmesi ve trafikteki ağır vasıta araçlarının neden olduğu ölümlü kazaların engellenmesi şeklinde 3 ayrı proje ürettim” diyen Öztürk, bu alanlarda gördüğü aksaklıklar ve resmi boşluklar nedeniyle projeleri ürettiğini kaydetti. Öztürk, projeleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve yetkili makamlara iletmek istediğini aktardı.

“Kimlik kartlarına ‘hükümsüzdür’ demek işe yaramıyor” 

Projelerinin önemine değinen Öztürk, çözüme kavuşması gereken sorunları tek tek tespit ettiğini ifade ederek, şunları kaydetti: 

“Kimlik kartlarını çaldıran ya da kaybeden vatandaşların bunu bildirmesinin bir önemi yok. Kayıp kimlik bildirimi şahsın kendi adına yapılan ya da yapılacak olan sahtekarlıklara karşı koruyor ancak bunların yapılmaması için engel teşkil etmiyor. Kaybedilen kimlik kartları kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde zaten sahte şirket kurabiliyor, telefon numarası alabiliyor, gizli veya sahte hesaplar açılabiliyor, usulsüzlükler yapabiliyor, sahte tapu işlemleri veya araç alım-satımları dahi yapılabiliyor. Burada şuna dikkat edilmiyor, nüfus müdürlüklerinde MERNİS kayıtları var, burada detaylı kimlik bilgileri mevcut, yeni kimlikte yenileme tarihi değişecektir. Vatandaş kimlik kartlarıyla örneğin bir bankaya gittiğinde hesap açmak istediği zaman o kimlik kartının gerçekten vatandaşa ait olup olmadığını, MERNİS kayıtları diğer kamu kurum ve kuruluşlarla birlikte entegre bir şekilde çalıştığı taktirde banka personeli bu vatandaşın kimlik bilgilerini kendi sistemin girdiği zaman kimlik yenileme tarihinin farklı olduğunu görürse uyumsuzluk olduğunda sahte hesap açıldığını anlayabilecektir. Bu şekilde polislerin de haberi olacaktır. Bu sayede polisin de işi kolaylaşacaktır.”  

Emre Yüzügüldü
ANKARA (İHA) – 

15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi beşikteki bebeğini öperek, vatan savunması için hainlerin kapattığı 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne giden Sabri Gündüz, hainlerin silahından çıkan kurşunla bacağından yaralanarak gazi olmuştu. Geçtiğimiz akşam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gündüz’ü evinde ziyaret ederek bacağı hakkında bilgi almıştı. Bugün de AK Parti Ankara 6’ıncı İl Kongresinde konuşan Erdoğan, tüm müdahalelere rağmen Gazi Gündüz’ün bacağının kesileceğini açıkladı. Bunun üzerine gazi Gündüz, Erdoğan’ın ziyareti ve bacağının son durumu ile ilgili İhlas Haber Ajansına (İHA) açıklamalarda bulundu.

“DAKİKALARCA ÜZERİMİZE KURŞUN YAĞDIRDILAR”

Gaziliğin kendisi için büyük onur olduğunu söyleyen 15 Temmuz Gazisi Sabri Gündüz, “Darbe girişimi haberini alır almaz 15 Temmuz Şehitler Köprüsüne koştum. Dakikalarca üzerimize kurşun yağdırdılar. Merminin yanımızdan geçerken ki sesini duyuyorduk. O esnada yara almadım. Hain askerlerin karşı şeritte bir vatandaşı vurduğunu görünce ona yardıma giderken beni de vurdular. Bacağımdan yaralandım. Ambulansla Şişli Etfal Hastanesine götürdüler. Vurulunca benim atar damarım koptu. Aracın içerisinden çıkarken kemerimi çıkarmaya çalıştım. Çıkartamadım. Tampon yapmak için bir şey istedim. Bana bu bayrağı verdiler. Bu bayrakla çok sıkı bir turnike yaptım. Bu bayrak beni hayatta tutan bir şey oldu” diye konuştu.

“5 AYDA 46 KEZ AMELİYATA GİRDİM”

Hastanede yapılan ilk ameliyatın çok iyi geçtiğini söyleyerek konuşmasına devam eden Gündüz, “Doktorum bir dakika geç gelsen seni kaybedecektik dedi. Daha sonra ayağım enfeksiyon kaptı. İki gün sonra kangren oluyordu ayağım. Kesmemek için müdahale ettiler. O yaralarda enfeksiyon kapınca benim süreç orada başladı. Toplamda 5 ay hastanede yattım. Bu 5 ayda 46 kez ameliyata girdim. Düzeltmek için çok çaba sarf ettiler ama ayağımda ciddi bir enfeksiyon oluştuğu için olmadı. En son ayağımda ciddi bir enfeksiyon oluştu. O enfeksiyon sonrasında doktorum artık buraya kadar dedi” şeklinde konuştu.

“AYAKSIZ YAŞANIR AMA VATANSIZ YAŞANMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini ziyareti üzerine de konuşan Gazi Gündüz, “Cumhurbaşkanımız ayağıma ilk baktı. Biraz umutlanmış gibi oldu. Ben ayağımı gösterince üzüntüsünü gözünün içinden, yüzünden, bütün ifadelerinden algılayabiliyorsunuz. Allah razı olsun ameliyat konusunda bana çok dua etti. Bu süreçte en büyük destekçimiz Cumhurbaşkanımız’dı. Geçen akşam saat 01.00’da beni aradı, yeni duydum gazim dedi. Çok üzüldüm dedi. Ertesi gün Allah nasip ederse yanına geleceğim dedi. Gece saat 23.00’da kapımı çaldı. İçeriye girdi. Oturduk. Öylesine güzel bir moral oldu ki, bu ülkeye verilen en büyük nimetlerden birisi böyle halkına düşkün, insanlarını seven bir cumhurbaşkanının olması. Bacağımın dermanı kesilmekse, rabbim de onun sabrını, güzelliğini veriyor ve o kadar içinize işliyor ki kendinize üzülemiyordunuz. Gazilik çok güzel bir şey. Ayağınızın gittiğine üzülemiyorsunuz. Sebebini bilmediğiniz bir mutluluk ve gurur oluşuyor. Ayaksız yaşanır ama vatansız yaşanmaz” ifadelerini kullandı.

Ayağının kesilme sürecine ilişkin de bilgiler aktaran Gündüz, “Tabi kesilme süreci bittikten sonra 3 ile 6 ay arasında bir bekleme süresi oluyor. Vücudun kendisini toplayıp oradaki proteze hazırlanma süreci oluyor. O süreçten sonra bir protez ayak takılacağını biliyorum” dedi.

Emrah Kuş

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Funda Ocak, DHMİ’nin Florya sosyal tesislerinde geleneksel olarak gerçekleştirilen yıllık değerlendirme toplantısında, Atatürk Havalimanı muhabirleriyle bir araya geldi. Türk havacılık sektörünün 2017 yılında performansına ve sivil havacılığın gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler veren Ocak, İstanbul’da yapımı süren yeni havalimanından, DHMİ’nin küresel hedeflerine kadar çok sayıda konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

“Çalışmalar öteleme ve aksama olmayacağını açık seçik ortaya koyuyor”
İnşaatının yüzde 80’i tamamlanan İstanbul yeni havalimanının Türkiye’nin başarı öyküsünü bu proje sayesinde dünyaya göstereceğine vurgu yapan Funda Ocak, “Hedef 29 Ekim 2018. O tarihte bu havalimanımız açılacak. Bütün gelişmeler ve çalışmalar da bu konuda herhangi bir öteleme ve aksama olmayacağını açık seçik ortaya koyuyor” diye konuştu.
Yeni havalimanı seferlerinde kullanılacak modern cihaz ve haberleşme ekipmanların hazır olduğunu belirten Ocak, yer tesliminden sonra montaj ve kalibrasyon çalışmalarının tamamlanacağını kaydetti.

Hava sahalarında yeni havalimanı düzenlemesi
Hizmete girmesine bir yıldan az zaman kalan yeni havalimanı için hava sahalarında da bazı düzenlemeler yaptıklarını kaydeden Ocak, “İstanbul yeni havalimanı, sadece İstanbul hava sahasını değil, Avrupa hava sahasını da etkileyecek bir projedir. Romanya, Bulgaristan ve Orta Avrupa’ya kadar, anlaşma mektuplarıyla bizden kalkan, onlardan kalkıp bize inen, bizden kalkıp onlara inen bütün ülkelerin hava sahalarını birebir etkileyecek bir proje. Bu nedenle arkadaşlarımız İstanbul hava sahasına yönelik olarak kapasite artırımına gittiler” dedi.

“Hava sahasıyla ilgili çok yoğun bir alın teri akıtıldı”
Yeni havalimanı için personel eğitimlerinin de sürdüğünü dile getiren Funda Ocak, 100 hava trafik kontrolörünün gerekli eğitimlerini tamamladığını, 25 hava trafik personelinin de eğitimlerinin sürdüğünü belirtti. Ocak, “Sistem ve cihazları temin ettik, usul dizaynlarını yaptık, bütün Avrupa hava sahasında etkileşimde olan ülkelerle anlaşma mektuplarını hazırladık. Toplantılarımızı yaptık. ‘Eurocontrol’ raporlarımızı yaptık, personelimizi tefrik ettik. Biz, İstanbul yeni havalimanı devreye girdikten sonra bu hava sahasında artık hazırız ve varız. Bunlar hiç dile getirilmedi, hiç kamuoyunda yansıtılmadı. Bu son derece önemli bir konu. DHMİ, sadece İstanbul yeni havalimanı projeleriyle, takibiyle, denetimiyle ve kontrolüyle uğraşmadı. Asıl hava sahasıyla ilgili çok yoğun bir alın teri ve akıl teri akıttı. Bu çalışmalarımız hala devam ediyor. İnşallah, temmuz ayına kadar tüm sistem ve cihazların montajı yapıldıktan sonra uçuş kontrolleri yapılacak” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanımızın takdiridir, biz hazır hale getirdik”
Basın mensuplarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı taşıyan uçağın 26 Şubat’ta İstanbul yeni havalimanı pistine ilk kez ineceğine dair çıkan bazı haberlerle ilgili soruyu da cevaplayan Funda Ocak, konuyla ilgili her türlü hazırlıkları yaptıklarını ifade ederek, “Tabii ki, Cumhurbaşkanımızın takdiridir ama biz hazır hale getirdik” şeklinde cevapladı.

“Sabaha karşı 03.00’te taşınma işlemi başlayacak”
Atatürk Havalimanı’ndaki operasyonların yeni havalimanına taşınma aşamasına ilişkin de bilgi veren DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak, “29 Ekim oranın tören tarihi, o gün olmaz. 30 Ekim gece 03.00’te taşınma sürecine başlanılacak ve 31 Ekim gece saat 23.55’te taşınma süreci tamamlanacak” şeklinde konuştu.

“Dünyanın en büyük taşınma işlemlerinden biri olacak”
Taşınma sürecini üç bölüme ayırdıklarını vurgulayan DHMİ Kamu-Özel Sektör İş Birliği Daire Başkanı Cengiz Kurt da, Atatürk Havalimanı’ndaki en büyük operasyonel faaliyete sahip olan Türk Hava Yolları’nın 31 Ekim saat 02.00’de uçuşlarını keseceğini ve 12 saat süreyle operasyon yapmadan taşınmayı sağlayacağını kaydetti. Kurt, “Dünyanın en büyük havalimanı olduğu için dünyanın en büyük taşınma işlemlerinden biri olacak. Bu bir de kara yolu ile olacak. İstanbul gibi son derece yoğun bir trafik üzerinden taşınma olacak. Çok ciddi bir koordinasyon gerekiyor ama herhangi bir sorun olacağını düşünmüyoruz. Güzergahı Basın Ekspres Yolu, Mahmutbey Gişeler üzerinden olacak. Yol güzergahı üzerinde görev yapan belediye, jandarma ile tüm kamu ve kuruluşlar, AKOM’dan koordine edilerek, taşınma yapılacak. Taşınmada gerekirse trafik de kesilebilecek” ifadelerine yer verdi. 

Ferhat Yasak
 

Bakanlıktan yapılan açıklamada son günlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesinin 1. Dünya Savaşı’ndaki Sarıkamış Harekatında şehit olduğuna dair Milli Savunma Bakanlığı arşiv kayıtlarında isminin yer almadığına ilişkin kasıtlı iddialar ortaya atıldığına dikkat çekildi.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan arşiv taramaları sonucunda; Rize Askerlik Şubesi Başkanlığına ait 8355 Numaralı Askerde Kayıp olanlara ait Silahaltı defterinin 213’üncü sayfasında, Rize ili Ulucami köyünden Mutioğullarından lakaplı Mustafa oğlu 1882 doğumlu Kemal’in askerde meçhul 30.01.1337 (Mühür-Osman) şeklinde yazılı olduğu tespit edilmiştir” denildi.

Osmanlı imparatorluğu döneminde (1.Dünya Savaşı dönemi dahil) askerlikte vefat edenlerin işlemlerinin, Harbiye Nezareti tarafından, 1909 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanunu’na göre yürütüldüğü belirtilerek buna göre doğrudan düşman tesiriyle (kurşun, kılıç, bomba gibi) vefat edenlerin şehit olarak kayıtlara yazıldığı, donma, güneş çarpması, boğulma veya salgın hastalık gibi nedenlerle vefatların ise, şehit olarak nitelendirilmediği ifade edildi.

Haberlere konu olan “Şehitlerimiz” adlı eserde sadece Osmanlıca kayıtlarda o dönemki kanuna göre şehit olarak nitelendirilen zayiatların yayımlandığı kaydedilerek şöyle denildi:

“Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın dedesi gibi donma nedeniyle şehit olanların, ‘1909 tarihli Askeri Tekaüt ve İstifa Kanunu’na’ göre şehit statüsünde kaydı yer almamaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesi Mustafa oğlu Kemal’in; söz konusu tarihlerde askere gittiği ve askerdeyken şehit olduğu, arşivlerimizde (Rize Askerlik Şubesi askerde kayıp olanlara ait silahaltı defterinde) “askerde meçhul” ifadeleriyle kesin olarak yer almaktadır. O dönemdeki silah arkadaşlarının aktardığı bilgi çerçevesinde donarak şehit olduğu bilgisine ulaşılmaktadır.” 

Bayazit Cebeci

Hakkari’de, partisinin il kongresinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ilkbahardan itibaren güvenlik nedeniyle uygulanan yayla yasaklarının kaldırılacağına ilişkin müjdesi hayvancıları sevindirdi.

Şırnak’ın Silopi ilçesinde hayvancılar, müjdenin kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Hayvancı Hasan Mete, yasağın kaldırılmasıyla hem süt veriminin artacağını hem de etin ucuzlayacağını anlatarak, “Cumhurbaşkanımızın dediği gibi yayla yasakları kalkarsa arıcılığımızı da geliştiririz. Hem hayvancılığımız daha çok gelişir hem ülkemize de çok katkısı olur. Yasaklar olmadan önce her nüfusun binlerce hayvanı vardı. Terör belası geldi, koyunların hepsini satmak zorunda kaldık. Şimdi her evde 50 koyun var. Şimdi yasaklar kalkarsa daha çok koyun alırız. Koyunlarımız daha da çoğalır” dedi. 

Hayvancı İrfan Timur, eskiden hep yaylara gittiklerini ancak son yıllarda yasak nedeniyle gidemediklerini anlatarak, “Cumhurbaşkanımız, ‘Yaylalar serbest olacak’ dedi. Yayla serbest olursa çok güzel olur. Hayvancılık iyi bir şeydir. Hayvan yoksa, et çok pahalı oluyor. Çok memnun olduk” diye konuştu. 

Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Hüseyin İnal ise, ailelerin geçimlerini hayvancılıkla sağladığını kaydederek, “Yayla yasağının kalkmasını faydalı görüyorum. Dışardan et, süt ve peynir ithal edeceğimize kendi peynirimizi, etimizi ve sütümüzü üretiriz. Hem halkımız faydalanır hem de devletimiz faydalanır” ifadelerinde bulundu.  

Ayaz Müldür

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin milletvekilleriyle parti genel merkezinde bir araya geldi. Yaklaşık 3 saat süren toplantıya Adıyaman, Ağrı, Amasya, Antalya, Artvin, Bartın, Bingöl, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Düzce, Giresun, Iğdır, Kırıkkale, Konya, Trabzon, Mersin, Zonguldak illerindeki 51 AK Partili vekil katıldı. Toplantıda 21 vekil söz istedi, 8 vekil konuştu. Söz alamayan 13 vekil ise bir sonraki toplantıya dahil edildi. Vekiller, illeriyle ilgili sorunları Erdoğan’a aktardı.

Vekillere önemli mesajlar veren Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında açıkladığı belgelerle ilgili olarak da değerlendirmede bulundu. Erdoğan, bu konuya ilişkin olarak, “Kılıçdaroğlu bu hamlesinin bedelini ödeyecek” dedi.

İran ile ticari ve enerji ilişkilerinin de olduğunu kaydeden Erdoğan, ambargoyu ihlal etmediklerini söyledi. Erdoğan, davadan ne çıkarsa çıksın gereğini yaptıklarını ifade etti.

Erdoğan’ın “Beyefendi şunu söyledi, bunu söyledi” yönündeki duyumlarının ardından yaptığı uyarıların da toplantıda ele alındığı kaydedildi. Erdoğan’ın bu konuya ilişkin söylediği sözlere toplantıda açıklık getirdiği öğrenildi. Toplantıda, Erdoğan’ın ‘herkesin kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladığı, başka makamlara sorumlululuk atarak yapılacak bir bahanenin asla dikkate değer bulunmaması gerektiği’ yönünde bir değerlendirme yaptığı kaydedildi.

Enise Vural

Ödülü Katar Vakfı Başkanı Şeyha Moza Bint Nasser, Doha’da 100 ülkeden 2 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen ve Emine Erdoğan’ın açılışını yaptığı 8’inci Dünya Eğitim İnovasyonu Zirvesi (WISE)’nin açılışında Ashesi Üniversitesi’nin Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı’na Patrick Awuah’a takdim etti. WISE Eğitim Ödülü, eğitime dünya çapında katkıda bulunmuş bir kişiyi veya en çok 6 kişiden oluşan takımları destekleyen kendi türünün ilk örneği olduğu belirtildi. Ödül sahibinin, WISE Eğitim Ödülü altın madalyasını ve 500 bin dolar kazandığı bildirildi.

Törende konuşma yapan WISE CEO’su Stavros N. Yiannouka, ”6.’ıncı WISE Eğitim Ödülü’nün sahibi Patrick Awuah’ı tebrik ediyorum. Eğitim yoluyla toplumu güçlendirme tutkusunu paylaşan çok seçkin bir grubun arasına katılıyor. WISE Ödülü sahipleri kendilerini hareket geçiren toplumsal ihtiyacı fark ettiler. Her biri, başkalarını belli bir vizyon çerçevesinde harekete geçiren bir yol açtı. Patrick Awuah’ın hikayesi özellikle Afrika’da etik liderliğin sosyal dönüşümü canlandırması açısından özeldir. Ashesi Üniversitesi, onun liderliğinde beşeri bilimler temelinde güncel ve esnek bir müfredat uyguluyor. Bilgiyi edindiğimiz ve yorumladığımız araçların da bilginin kendisi kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Topluma taahhüdünün odağına liderlik yeteneğini ortaya koyan Patrick Awuah, eğitim yoluyla gelişmeye inanan hepimiz için bir örnek teşkil ediyor” dedi

Ödülü almasının ardından konuşan Patrick Awuah, ”WISE Eğitim Ödülü’nü aldığım için büyük onur duydum. Afrika için çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Şu an her 6 insandan 1’i Afrika’da yaşıyor. 2050 yılında bu oran her 4 insandan 1’ine yükselecek. Bu değişimin kıtayı güçlendirmesini sağlamak için Afrika’daki eğitim sistemini hızla dönüştürmeliyiz. WISE Ödülü’nü kazanmış olmamız Ashesi Üniversitesi’nde Afrika’nın mevcut ekonomik büyümesindeki karmaşıklıkları eğitim ve ilhamla çözen ve dünyaya örnek olacak bir nesil için yürüttüğümüz faaliyetleri güçlendirecek” ifadelerini kullandı.