Ulaşılabilir ev, ulaşılabilir sanat anlayışını benimseyen MİNT, Mert Aslan Presents tarafından hayata geçirilen ‘Spring Break’ etkinliğinde, Küratör Özlem Ünsal’ın ‘Unique & Limited’ sergisine sponsor oldu. Etkinlikte modern seyyah Özlem Avcıoğlu ve MİNT Genel Müdürü Özgür Doğan ulaşılabilir sanat ve ev konseptiyle ilgili bir sohbet gerçekleştirdi. 

Her kuşağın kendine ait özellikleri, talepleri olduğunu söyleyen MİNT Genel Müdürü Özgür Doğan; “Genç insanlar artık lüksten çok sanat ve deneyimin birleştiği evleri tercih ediyor. Bir şeyin mülkiyetine sahip olmak yerine onun yaşattığı deneyimi önemsiyorlar. Bizde MİNT olarak sakinlerimize kendi deneyimlerini özgürce yaşayabilecekleri mekanlar sunuyoruz. Bizim binalarımızda yaşayanlar birbirinin yaşam tarzına saygı duyarlar. İnsanların dahil olmaktan mutlu oldukları evler üretmek istiyoruz” dedi.

Seyahat danışmanı Özlem Avcıoğlu ise deneyimlerini paylaştığı konuşmasında sosyal medyanın etkisiyle lüks kavramının değiştiğine dikkat çekerek, “Günümüzde insanlar 3+1 evde oturmak yerine 1+1 evlerde oturmayı tercih ediyorlar. Artık lüks konsept yerine ulaşılabilir lüks kavramı ön plana çıktı. Artık lüks pahalılıktan çok deneyim ve keyif almaya dayanıyor’’ şeklinde konuştu.

Mint’in sosyal medya ve etkinlik katılımcılarıyla gerçekleştirdiği çekilişle, küratör Özlem Ünsal tarafından seçilen Brancusi’nin ‘Muse’ heykel mumunu bir takipçisine hediye etti.  

Şanlıurfa’da aniden bastıran sağanak yağış bazı kırsal mahallelerde sele neden oldu. Hilvan ilçesi kırsalında ekinler zarar görürken, Suruç ilçesinde ise bazı evleri su bastı. Yağmur suları, ilçeye bağlı Karaca kırsal Mahallesi’nde kümesleri de vurdu. Birçok kümes hayvanı sele kapılarak telef oldu. Sel nedeniyle harekete geçen belediye ekipleri, bölgeye giderek vatandaşların mağduriyetini gidermek için çalışma yaptı.

Bazı evlerde hasar oluştu 

Karaca kırsal Mahallesi’ndeki drenaj kanalının sel sularının tahliye edilmesinde büyük bir katkı sağladığını, kanal olmaması halinde daha büyük tehlikelerin yaşanabileceğini iddia eden mahalle muhtarı İsmet Güneş, “Yaklaşık yarım saatlik bir yağmur sonrası bütün evleri su bastı. 5-6 eve su girdi. Can kaybımız yok ama maddi hasar çok. Özellikle fıstıklarda bu seneki hasılatlarımızın hepsi gitti. 5-6 evde de büyük hasar var. İçeride bir şeyleri kalmadı. Yetkili arkadaşlar geldi, ilgilendi. Belediye, jandarma, kaymakamlık hepsi geldi. Mahallede bir drenaj kanalı vardı. Eğer o olmasaydı felaket daha da büyürdü. Şu anda suyun yüzde 50’si çekildi. Özellikle bölgedeki su kuyularının hepsi kapandı. Hayvan kümeslerinde, ahırlarda epey zarar var. Birkaç evde değerli eşyalar, yataklar, beyaz eşyalar zarar gördü. Eğer yeni bir yağış gelmese bir tehlike kalmadı ama gelirse korkuyoruz ki felaket olabilir” dedi.

Belediye ekipleri bölgede çalışma yaptı 

Yaşanan sel felaketinin ardından belediye ekipleri bölgeye giderek çalışma gerçekleştirdi. Belediye ve kaymakamlık olarak her şeyi yapmaya hazır olduklarını söyleyen görevli Feridun Zamur, “Belediye ekipleri olarak Karaca köyündeyiz. Allah’a şükür bir can kaybı yok. 20 dakikalık bir yağış neticesinde oluşan bir sel. Tek sevincimiz can kaybının olmaması. Belediye ve kaymakamlık olarak muhtarımızın yanındayız. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız” diye konuştu.  

Erhan Subaşı
 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Tüm Kayserililer Yardımlaşma ve Kültür Derneği (TÜMKAYDER) tarafından 3’üncüsü gerçekleştirilen programa katıldı. Taksim’deki bir otelde düzenlenen programa, Bakan Mehmet Özhaseki’nin yanı sıra Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, İbn-i Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İrfan Gündü, dernek yöneticileri ve üyeler katıldı.

“Operasyonlarla gelecekteki tüm kamburlardan kurtulacağız”

Programda bir konuşma yapan eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, farklı gerekçelerle bir araya gelinen ortamların kendilerine katkı sağladığını belirtti. Yıldız, “Operasyon gelecekteki tüm kamburlardan kurtarma amacıyla düzenleniyor. Adı PKK, FETÖ, PYD, YPG ve türevleri ne olursa olsa bunların hepsinin yok edileceği bir Türkiye’yi hedefliyoruz. Bu ülkenin son 10-15 yılına ortaya konulan güçlü Türkiye, bu ülkeyi yönetenlerdir. İktidar, muhalefettir, iş adamlarımızdır, STK’larımızdır, genci yaşlısı denemeden herkes buna borçludur” diye konuştu.

“HDP Kürtleri ırkçılığa teşvik ediyor”

Yıldız, “HDP Kürtleri ırkçılığa teşvik ediyor. Türkiye dostlarını ayrıştırdığı kadar o yüzden bu tür kırılma noktaları, herkes ortak paydaya gün o gündür. Hiçbir ayrımı bu manada yoktur. Bulunduğumuz koltuklarda hep beraber Türkiye’nin büyümesine katkı koyacağız. Sınırların, kıymasını değiştirmek için bir teşebbüste bulunmuştur. Hamdolsun bugünlere geldik. Türkiye’nin geri götürülmek istenmesini çocuklarımız hiçbir zaman unutmayacaklar. Bütün işlemler akamete uğrayacaktır. Türkiye bütün kamburlarından kurtulacaktır” ifadelerini kullandı.

Yıldız’ın ardından bir konuşma gerçekleştiren Bakan Özhaseki, Afrin harekatıyla ilgili olarak, “Etrafımızın yangın yeri olduğu bir ortamda, birliğimiz dirliğimizi bozmasın. Önceki gün başlayan operasyonda da şehit göndermeyi nasıp etmesin” dedi.

“Bir şehrin geleceği o şehri yönetenlerin ufuklarıyla doğru orantılıdır”

Bakan Özhaseki, “Bir şehrin geleceği o şehri yönetenlerin ufuklarıyla doğru orantılıdır. Bu şehri bu PKK’lılara niye verdiniz? Bir yatırım yaptılar mı? Artık bunlarla aranıza bir set çekin. Silopili bir adam kalktı konuştu. Polis ve askerleri kast ediyorum. Bunlar muhtarın oğlu. Bu çatışmalar başladığında sizinkileri gördük. Allah rızası için bize sahip çıkın. Bundan sonra da örnek bir şehir oluruz. Bundan sonra yapılacak projeler var. Onları da birebir takip ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Silopi’de güvenlik ve yaraları sarmak asla eksilmeyecek”

Özhaseki, “Neticesinde oradaki vatandaşlarımızın yaralarını sarmaya başladık. O bölgeye sık gidiyorum. Son 4-5 ayda Yüksekova, Hakkari, Şırnak, Cizre ve Silopi ve Sur’a gittim geldim. 70 bin civarında hasarlı ev var. Orada 45 bini az hasarlıydı, hepsinin hasar bedellerini ödedik. 26 bin konuta başladık. O evlerin çoğu bitti ve teslim ediyoruz. İlk zamanlar Allah’ın bir kulunu ikna edipte anlaşma yapamadık. Şimdi Silopi’de neredeyse yüzde 100’ünü ikna ettik. Cizre’de yüzde 90’lardayız, dün Sur’daydık yüzde 78’lerdeyiz. Nüfus kaydından, tapu kayıtlarından bulamadıklarımız var. Orada iki şeyin eksik edilmeyeceğini çok dikkatli bir şekilde anladık. Birincisi güvenlik, hiçbir şekilde zaaf gösterilmeyecek. Millet evine rahat gidip gelecekse ve para kazanabilecekse bu güvenden geçer. Diğer ise yaraları sarmak ve kardeşlik hukukunu geliştirmektir. Oradaki insanların beklentilerine cevap veriyoruz. Şimdi sokaklarda Türk bayraklarından geçilmiyor. Şırnak ve Hakkari’de sokaklarda Türk bayrakları var. Bu kardeşlik hukukunu vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

“ABD kan, gözyaşı ve bölücülük getirdi”

“ABD Suriye’de niye var?” diye soran Özhaseki, “Hangi ülkeye gitti de demokrasi getirdi. Irak ve Libya’ya demokrasi mi geldi? Ne getirecek bunlar? Kan, gözyaşı, bölücülük. Onlarca millet var mı var. Bir araya gelmek için çırpınıyorlar. Niye burayı buluyorlar. Asrın başında cetvelle böldüler ülkelere ayırdılar, şimdi şehirleri bölüyorlar. Mahalle mahalle ayırıyorlar. Burada bölücülere katillere arka çıkanlar, Katalonya da karşı çıkıyorlar. Bir arada durmadan çırpınıyorlar. Parça parça olup küçülünce canınıza okurlar. Bizim coğrafyamızda küçük devletle barınamazlar. Yarı güzel olanın gözüne uyku girmezmiş. Bunları anlattığımızda kimse karşı çıkmıyor” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından TÜMKAYDER Başkanı tarafından Bakan Özhaseki’ye plaket ve atkı takdim edildi. Program dua edilmesinin ardından son buldu. 

Doğan Can Cesur

Oltu ilçesindeki Sarıkaya mevkiinde yapılan hidroelektrik santralin su kanalında meydana gelen sızma nedeniyle, Refik ve Hasan Taşkın kardeşlere ait çiftlikteki ev, aile büyüklerinin mezarları, ahır, samanlık, kiler ve bazı tarım aletleri çamura gömüldü.

Oltu’ya 3 kilometre uzaklıktaki Sarıkaya mevkiinde, Refik ve Hasan Taşkın kardeşlerin çiftliği HES su kanalındaki sızma nedeniyle çamur içinde kaldı. Kış mevsimi olduğu için çiftlikte kimsenin yaşamaması olası bir faciayı önledi. Hasan Taşkın, kanaldan sızan suların getirdiği çakıl taşları ve çamurun çiftlikteki 2 katlı evin arka tarafından mutfak penceresine kadar yükseldiğini söyledi. Taşkın, zararın 500 bin liraya yakın olduğunu kaydetti. Yazın çiftliğe geldiklerini, kışın ise ilçe merkezindeki evlerine gittiklerini belirten Hasan Taşkın zararın hemen karşılanmasını istedi.

Çiftlikte kardeşleri ve aileleriyle birlikte yaklaşık 15 kişinin yaşadığını anlatan Hasan Taşkın şöyle konuştu:
“Sızma nedeniyle dağdan gelen çamur çiftliği neredeyse yutuyordu. Yetkilileri defalarca uyardık ama kimse bizi dikkate almadı. Bu sızma kışın değil yazın olsa belki de birilerimizin ölümüne neden olacaktı. Bu kadar vurdumduymazlık olmaz. Eğer zamanında önlem alınsa bunların hiçbiri olmayacaktı. Büyüklerimize ait mezarlar bile çamurun altında kaldı. Zararın hemen karşılamasını istiyorum. Çiftlikteki mezar ve evlerimizle birlikte ahır, samanlık, kiler, tarım aletleri, arı kovanları ve araziler akan suların getirdiği toprağın altında kaldı. Perişan olduk”.

Erzurum DSİ 8. Bölge Müdürlüğü’nden açıklama

Yaşanan olayla ilgili Erzurum DSİ 8. Bölge Müdürlüğü’nden yazılı bir açıklama yapılarak, “Geçici kabulü yapılmamış inşaat çalışmaları devam eden Oltu HES projesinde inşaatın tamamlanmış iletim hattında yetkilileri tarafından test çalışmaları sırasında vuku bulan bu olayda herhangi bir can kaybı ve mal kaybı yaşanmamıştır. Sorumluluk yetkili firmaya aittir” denildi.

Yetkili firma sorumluları ise vatandaşların maddi zararının karşılanacağını belirttiler. 

Dursun Murat Aydın

1,5 aydır kendilerine ait araçta kalan aile, kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor. Anne Ayla Atay, “ Benim çocuğum televizyon istiyor. Anne bana çizgi film aç diyor. Benim boynum bükülüyor” dedi.

Beşiktaş’ta evlerinin kirasını ödeyemediği için dışarıda kalan aile, çareyi kendilerine ait otomobilde kalmakta buldu. Ortaköy, Gültekin sokak üzerinde 1,5 aydır yaşayan Atay ailesi kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor. 3 çocuklu Atay ailesinin 2 çocuğuna komşuları bakarken, en ufak çocukları olan 2,5 yaşındaki Elay Atay ise anne ve babasıyla birlikte arabada kalıyor.

Ailevi sorunlardan dolayı araçta kaldıklarını belirten baba Murat Atay, “ Kirayı veremedik. 1,5 aydır arabada kalıyoruz. Bakanlığa gittik. Birçok yere gittik ama bizi ne arayan var ne de soran. Böyle dışarıdayız” dedi.

“Çaresiziz, yardım istiyoruz”

Çocuklarının artık üşümesini istemeyen anne Ayla Atay, “Çocuklarım üşüyor. Sıcak yuva istiyor. Hiçbir şekilde özel isteklerimizi karşılayamıyoruz. Böyle perişan yaşamaya çalışıyoruz. 3 tane çocuğumuz var. En küçüğü bizimle kalıyor. Diğerlerini komşularım burada kalmasın diye götürdü. Öksürmeye başladı. Çaresiziz, yardım istiyoruz. Bize de yardım etsinler. Çocuğum için sıcak bir yuva. El uzatsınlar bize. Başka hiç bir şey istemiyorum. Bu çocuğum üşüyor. Bize diyor ki neden ağlıyorsunuz. Biz neden burada kalıyoruz. Bunların da yüzü gülsün. Benim de sıcak bir yuvam olsun. Çocuklarımın üşümesini istemiyorum. Onlar da sıcak bir yuvaya kavuşsun” dedi.

“1,5 aydır da arabada kalıyoruz”

Çocuğunun çizgi film izlemek istediğini belirten Anne Atay, “Benim çocuğum televizyon istiyor. Anne bana çizgi film aç diyor. Benim boynum bükülüyor. Üşüyorum diyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. 1,5 aydır da arabada kalıyoruz” şeklinde konuştu.

Selim Bayraktar

Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Şehitler Mahallesi’nde Metin Canbaz ve eşi Gülcan Canbaz ile çocukları 3 yaşındaki Gülbeyaz Nur ve 5 yaşındaki Metecan’ın yaşadıkları evde yaklaşık 1 ay önce yangın çıktı. Çıkan yangın nedeniyle ev tamamen kullanılmaz hale gelirken, Canbaz ailesi de sokakta kaldı. Hurdacılıkla geçinen dar gelirli Canbaz ailesi, şimdilerde akrabalarının evlerinde göçebe halinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Evlerini onarmak için maddi sıkıntılar yaşayan Canbaz ailesi, yeniden evlerine kavuşmak için yardım eli bekliyor. 

Tek istedikleri evlerini tadilat ettirmek olduğunu söyleyen Metin Canbaz, “Evimiz yanalı 30 gün oldu. Ailemle perişan haldeyiz. Büyüklerimizin yardım elini uzatmasını istiyoruz. Kış gününde ailemle nerede kalalım? En azından çatısını kapatmaya yardım etseler bize yetecek. Kapısını penceresini kendi imkanlarımla yapmaya çalışacağım. Yaz günü olsa bir şekilde kendi imkanlarımla yaptırmaya çalışırım ama kış geldi. Soğuklar çoğaldı. Yakında kar yağar ve biz kaç gün akrabalarımızda kalacağız. Allah razı olsun onlar bize destek oluyor ama kaç gün sığıntı gibi başkasının evinde yaşayalım? Çok çaresiz durumdayız. Saruhanlı Kaymakamlığı ve sosyal yardımlaşmaya gittim ama bana 200 lira para teklif ettiler ve ‘Ev kiralarsan 3 aylık kiranı veririz’ dediler. Ben ev kiralamak veya 200 lira istemiyorum kendi evimin en azından çatısının yapılmasında yardımları bekliyorum. İçini kendim yaptırmaya çalışacağım. Büyüklerimizden yardım talep ediyorum” dedi.

“Akrabalarımızda sığıntı gibi yaşamak zorunda kaldık”

Akrabalarında yaşadıklarını söyleyen Metin Canbaz’ın eşi Gülcan Canbaz ise “Bir ay önce evimizde yandı çocuklarımızla sokakta kaldık. O günden beri akrabalarımızda sığıntı gibi yaşamak zorunda kaldık. Akrabalarımız sağ olsunlar evlerini açtılar bize ama ne kadar duracağız başkasının evinde? Çocuklarım rahatsız oluyor. Ben sadece evimin yaptırılmasını istiyorum. Eşim hurdacılıkla geçimimizi zor sağladığı için evimizi tadilat ettiremiyoruz. İki tane çocuğumuz var. Bu kış kıyamet gününde devletimiz bizi bu zor durumdan kurtarsın. Çocuklarım ikisi de bronşit hastası ve bu soğuklarda sıcacık evlerinde olmaları gerekiyor. Sadece çatımızı yaptırsalar bile o bize yeter. Akrabalarımız bizi geçici bir süre misafir edebilirler. Bizim evimizden başka sığınacak yerimiz yok. Hayırseverlerden ve devletimizden bir an önce yardım bekliyoruz” diye konuştu.
Küçük Metecan da anne ve babası gibi evlerine bir an önce kavuşmak için kendilerine yardım edilmesini bekliyor. 

Adem Şahin

TOKİ’nin İstanbul’daki Hizmet Binası’nda düzenlenen törene TOKİ Başkanı Ergün Turan, Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, belediye başkanları, jüri üyeleri, ödül sahipleri, köşe yazarları, kamu kurum ve kuruluşları yetkilileri katıldı.

TOKİ Başkanı Ergün Turan, törende yaptığı konuşmada, yarışmaların mimar ve mühendislere kendini ifade edebilme imkânı tanıdığı gibi ufkunu ve eleştirme yeteneğini de geliştirmekte olduğuna vurgu yaparak, “Bu tür yarışmaların güçlü rollerinden biri de; karar ve politika üretenler ile planlamacıları, tasarımcıları, araştırmacıları, öğrencileri yani tüm paydaşları hatta meslekten olmayanları da yanına alarak kamusal bir destek oluşturmasıdır” dedi.

“Yarışmaya katılan 123 projeden 35’i ödüle değer bulunmuştur”
Bu yıl ikincisi yapılan 7 İklim 7 Bölge, Ulusal Mimari Kentsel Tasarım Fikir Yarışmasına büyük bir ilginin olduğunu belirten Turan, “Yarışmaya katılan 123 projeden 35’i ödüle değer bulunmuştur. Bu 35 projede çeşitli disiplinlerde görev alan uzman sayısı 305’tir. Bu oldukça önemli bir rakamdır. Bu arkadaşları tebrik eder, başarılarının devamını dilerim. Bu yarışmanın önemli ve farklı olan taraflarından birisi 7 bölgede ve gerçek alanlarda çalışma yapılıyor olmasıdır” ifadelerini kullandı.

“Şehirlerde en yüksek yapı TOKİ binaları olmayacak”
Bu yılki yarışmanın ana temasını ‘Mahalle’ kavramının oluşturduğunu dile getiren Turan, 2014 yılında bazı düzenlemelere gittiklerini belirterek şunları söyledi: “Prensip olarak, bu bizim sloganımız dışarıya karşı kullanmadık ama bunu söylüyorum zaman zaman; Hiçbir şehirde ya da kasabada en yüksek bina TOKİ binası olmayacak. Son 3 buçuk yıldır üretim yaptığımız hiçbir şehirde ya da kasabada en yüksek binayı TOKİ binası olarak inşa etmedik. Anadolu’nun farklı şehirlerinde, yüksek kalitede, bahsettiğim üretim felsefesini yansıtan yaklaşık 120 bin konutu projelendirdik ve inşa ettik. Bunların bir kısmı hayata geçti, bir kısmı da yapım aşamasındadır. İkinci büyük hedefimiz ‘Mahalle’ konseptini geliştirmektir. Bu konuda uzun süredir bir arayış içindeyiz. Herkes arayış içerisinde çok fazla kullanılmaya başlandı. Daha önce birçok mimar, mühendis, plancı ve farklı disiplinlerden oluşan uzmanlarla zaman zaman bir araya geldik, fikir alış verişinde bulunduk.”

“Mahalle kavramını öne çıkararak, uygun projeler üretmeyi hedefliyoruz”
Mahalle fikrini bir şehir ve ortak yaşam için çok değerli ve önemli bulduğunu ifade eden Başkan Ergün Turan, “Bizim toplumumuzda şehrin merkezini ve çekirdeğini mahalle kavramı oluşturmuştur. Bu mahalle kavramının içinde komşuluk vardır. Komşuluğun içinde yardımlaşma ve sosyal bir bağ vardır. Hatta sosyolojik manada ele alırsak bakın bunun başka kültürlerde olduğu kanaatinde değilim. ‘mahalle ahlakı’, ‘mahalle arkadaşı’ vardır. mahalle bakkalı, mahalle mektebi, mahalle bekçisi, hatta mahalle kahvesi vardır. Yani bizim kadim kültürümüzde ‘mahalle’ aynı zamanda bir yürek paylaşımını ifade eder. Ayrıca Mahalle, bir mekândan öte hayatın merkezinde yer alan ve üzerinde kendine has bir toplumsal örgütlenmeyi içeren ortamı oluşturur. Mahalle; mimarisi, estetik anlayışı, pazarı, çarşısı ile bir bütünlük oluştururken hayır işlerini de birlikte yapar. Mesela hayır işleri için her mahallede bir ‘Avarız Vakfı’ kurulmuştur. Bu vakıflar mahallenin ileri gelenleri tarafından yönetilir, gelirleri de yine mahalle sakinlerinin bağışlarıyla oluşurdu. Dolaysıyla mahalle kültürü bizim şehir kültürümüzün aynı zamanda çektirdiğini oluşturur. Bunun içindir ki ‘mahalle kavramını öne çıkararak, uygun projeler üretmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. 

Rıfat Fırat – Serdal Altıntepe

Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesi ile Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi arasında bulunan Karacadağ bölgesindeki Ziyaret köyünde çeltik hasadı başladı. Hasat, Kahramanmaraş’a bağlı Gölpınar köyünden gelen mevsimlik tarım işçilerinin ekmek kapısı oldu. Kent kent gezerek, evlerini sırtlarında taşıyan ve kurdukları çadırlarda çocuklarıyla birlikte yaşayan Kahramanmaraşlı tarım işçileri, hayatlarını idame ettirebilmek için hasatta çalışıyor. Yılın çeşitli dönemlerinde Diyarbakır, Amasya, Niğde ve Adana’da çalışan işçiler, sadece 3 ay köylerini görüyor.

“9 ay elin işlerini yapıyoruz” 

Eşiyle birlikte uzun yıllar sonra mevsimlik tarım işçisi olarak yollara düştüğünü ve içerisinde bulundukları durumun zorluklarını anlatan 4 çocuk annesi Sultan Parladoğmuş, “Çocuklardan biri okuyor ikisi de burada çalışıyor. Eşim okul servisçiliği yapıyordu bu sene anlaşamadılar. Okul servisine gittiği zaman parasını vermiyor şirket sahibi. Şimdi çeltik biçiyor adamlar. Biz de burada 60 kişinin yemeğini yapıyoruz. Gece saat 20.00-21.00’e kadar çalışıyoruz. 3 ay falan kendi köyümüzde kalıyoruz, sebze falan yetiştirmek için. Ondan sonra hep böyle elin işlerindeyiz” dedi.

“Rüzgarın sesinden uyuyamıyoruz” 

Geceleri rüzgar sesinden uyuyamadıklarını, sabah kadar yılan, kirpi, inek gibi hayvanların çadırlara geldiğini anlatan Parladoğmuş, “Çadır hayatı böyle. Geceleri çok soğuk. Kendimizi idare ediyoruz şükürler olsun. 20 yıl oldu herhalde ben el işine gitmezdim, eşim giderdi sürekli. Çocuklarla biz arada bir gidiyorduk önceden. Çocuklar burada üşüyor 15-20 gün daha buradayız” diye konuştu.

“İhtiyacımız olduğu için geldik”

Çocuklarının masraflarını çıkarmak için gelen çalışmaya geldiklerini anlatan Börü Derebeyi, muhtaç oldukları için yollar düştüklerini belirtti. Tarladan dönecek olanların yemeklerini yaptıklarını söyleyen sekiz çocuk annesi Derebeyi, şunları kaydetti: 

“İhtiyaç olmasa gelmezdik. Burada biz kendimiz yemek yapıyoruz arkadaşla birlikte, bulaşık yıkıyoruz, su ısıtıyoruz. İşçiler geldiler mi banyolarını yapıyorlar. Diğerleri de şelek çekiyor, orak biçiyor. İl il geziyoruz. Yol uzak oldu mu çadırlarımızı sırtımızda taşıyoruz. Getirip kuruyorlar, rezillikle, perişanlıkla günlerimiz geçiyor.”

“Kolumuzun kazancını yiyeceğiz başka çıkarı yok”

Sekiz çocuğundan üçünün evlendiğini ikisinin de okuduğunu belirten Derebeyi, “Tarım işçileri en fazla Amasya’ya giderler orada 10 ay kalırlar. Orada bahçe, sebze işi yaparlar. Oğullarımız asker, kızlarımız kocaya gidiyor biz öyle dağda yaşıyoruz. İş yok sigorta yok. Ne yapacağız? Kolumuzun kazancını yiyeceğiz. Çalışacağız 40, 50, 60 liraya, kafamız toprağa inene kadar devam edeceğiz” şeklinde konuştu.  

Ejder Ediz Işık – Emrah Kızıl