Edinilen bilgiye göre, Adana Emniyet Müdürlüğüne bağlı Kaçakçılık ve Organize İşlerle Mücadele Müdürlüğü ekipleri tarafından Fetullahçı Terör Örgütü operasyonları kapsamında aranan F.Ö. teslim oldu. ‘Etkin pişmanlık’ yasasından yararlanan ve bildiği her şeyi anlatan F.Ö.’nün ifadesi doğrultusunda ByLock kullanıcısı öğretmen Abdülkadir K. (33) ve Şule K.’nin (31) ismine ulaşıldı. 

F.Ö.’nün ifadesi doğrultusunda karı kocanın merkez Çukurova ilçesi Belediye Evleri Mahallesi’nde örgütün gaybubet evinde kaldıkları belirlendi. Yapılan şok baskında karı koca gözaltına alınarak emniyete götürülürken, evde bulunan 2 adet telefona el konuldu. Şule K.’nin üniversiteyi yeni kazanan öğrencilere ev bularak yerleştirdiği ve öğrencilerin beynini yıkayarak örgüte kazandırmaya çalıştığı ileri sürülürken, kocası Abdülkadir K.’nin öğrenci evlerinden sorumlu olduğu iddia edildi. Şule K.’nin halen bir etüt merkezinde çalıştığı ve buraya gelen öğrencilerle iyi ilişkiler kurup özel olarak görüşerek öğrencileri FETÖ’cü yapmaya çalıştığı, kendine yakın gördüğü öğrencileri motive etmek için “güzel günler çok yakın, her şey eskisi gibi olacak” dediği de ileri sürüldü. 

Sorgularında suçlamaları kabul etmeyen zanlılardan Abdülkadir K. ve eşi Şule K. adliyeye sevk edildi. Sevk sırasında Abdulkadir K. basın mensuplarına el sallayıp “işlem tamam” işareti yaptı. Zanlılardan koca çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanırken, kadına ev hapsi cezası verildi. Ancak savcı kadına ev hapsi cezası verilmesine itiraz etti. İtiraz üzerine mahkeme kararı tekrar gözden geçirerek, kadının hâlâ FETÖ için öğrencileri kandırıp eleman kazanmaya çalıştığı iddiasıyla bu kez tutuklanmasına karar verdi. Evinden alınan Şule K. cezaevine götürüldü.  

Fatih Keçe
 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin genel merkezindeki milletvekili aday adaylığı başvuru stantlarını gezdi.

Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bahçeli, her sabah stantları gezdiğini anımsatarak, ilk defa bugün kalabalık bir grup ile karşılaştığını söyledi. Bu durumun 3 Mayıs ile ilişkili olduğunu kaydeden Bahçeli, partililerin 3 Mayıs şuuru ile hareket ederek başvurularını bugüne beklettiklerini ifade etti. Bahçeli, saat 17.00’den sonra hiçbir başvurunun kabul edilmeyeceğini bildirdi. 

“İttifak protokolü ile ilgili çalışmalar bugün tamamlanır” 

Bahçeli, MHP Meclis Grubu’nun dün cumhurbaşkanlığı seçimi için aday olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı belirlediğini anımsatarak, “Bu karar bugün AK Parti tarafından da gerçekleştirilecektir. Sonra cumhur ittifakını oluşturan partiler olarak Cuma günü saat 11.00’de Başbakan Binali Yıldırım ile birlikte YSK’ya başvuruda bulunacağız. Bu bir başlangıçtır. Her parti cumhur ittifakında kendi tüzel kişiliğini koruyarak meşru bir zeminde ittifak oluşturdu. Faaliyetlerimiz hedef birliği çerçevesinde değişik olabilir. Onu zaman gösterecektir. İttifak protokolü ile ilgili çalışmalar bugün tamamlanır zannediyorum. Yarın uygun hale gelirse beraber de verilebilir” diye konuştu.

100 imzada FETÖ’ye dikkat çekti 

“Dün akşamdan bu yana kafamı meşgul eden bir konu var” diyen Bahçeli, şunları kaydetti: 

“15 Temmuz darbesinin siyasi ayağı hep tartışıldı. Siyasi ayak üzerinde kesin bir sonuçtan bahsedilemez duruma geldi. İleriki günlerde bu nasıl olacak onu bilemiyorum. Demek ki FETÖ darbe hareketinde bir siyasi ayak var. Siyasi ayağın olduğu yerde siyasi seçmen olur. Şimdi dikkatinizi çekmek istediğim konu şudur; 4 cumhurbaşkanı adayı 100 bin imza ile müracaatı öngördü. Bu 100 bin aday talebinde bulunan 4 kişiden bir tanesi CHP’nin 15 milletvekili kaydırmasıyla destek buldu. Dolayısıyla 100 bin seçmene ihtiyaç kaldı mı? Kalmaması gerekirdi. Ama şahsiyet 100 bin seçmenle adaylığını koyacağını söyledi. O zaman akla gelen soru şudur; bu her aday için geçerlidir. FETÖ darbe hareketinden 15 gün sonra OHAL kabul edildi ve uygulamaya konuldu. Çok sayıda TSK mensubu, emniyet mensubu, eğitim kadroları ve önemli bir uzaklaştırma, görevden alma oldu. Bunların bir de yönü vardır, aileleri vardır, çevreleri vardır. Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanı, FETÖ’nün seçmen ayağı üzerindeki etkisini bugüne kadar takip etmiş midir? 100 bin kişinin içerisinde bu hangi aday etrafında toplanabilir, burası benim kafamı biraz meşgul ediyor. Bu 100 bin kişinin içerisinde eğer FETÖ desteğiyle, PKK desteğiyle bir aday araması yapılacaksa o zaman FETÖ’nün seçmendeki siyasi ayağının hangi aday etrafında toplandığı hakkında bir kanaat oluşabilir. Ne kadar ByLock’çu var, ne kadar görevden alınmış olan var, ne kadar uzaklaştırılmış olan var, ne kadar bunların yakını var, hepsi hangi aday etrafında düğümlenip 100 bin imzayı tamamlayacaksa o zaman önemli bir sonuç Türkiye açısından elde edilmiş olur.” 

Bahçeli, “100 bin kişi teker teker güvenlik soruşturmasından mı geçirilsin, bunu mu öneriyorsunuz?” şeklindeki soruya, “Hayır, bu önemli bir düşüncedir. Eğer FETÖ ile mücadele ediliyorsa, FETÖ ile bu mücadelesini yaparken hala kendi israrını devam ettiriyorsa, her konuyu değerlendiriyor olacak. Acaba Pensilvanya’dan bir talimat gelip ‘100 bin kişiyi filan aday etrafında toparlayınız’ derlerse, FETÖ ‘benim en kötü şartlarda dahi 100 bin taraftarım hala Türkiye’de var’ derse ne olur. Bunları çok yönlü düşünmek lazım. Bunu da tartışılsın diye ortaya koyuyorum. Benimki düşünce” yanıtını verdi.  

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak FETÖ itirafçısı olan Burak Akın ile Akın’ın itirafları doğrultusunda isimlerine ulaşılan 4 kişi hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan iddianame hazırlanmıştı. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk celsesine tutuksuz yargılanan sanıklar Burak Akın, Fuat Söylemez, Ayşe Söylemez, Hüseyin Çetinkaya ve Mustafa Çopuroğlu katıldı. Kimlik tespitinin yapılması ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından sanık savunmalarının alınmasına geçildi.

“Ne yaparsan yap bu yapıdan kurtulamıyorsun”

Akın, daha önce savcılıkta verdiği ifadelerini kabul ettiğini belirterek, 1996 tarihinde ortaokul üçüncü sınıftayken FETÖ ile tanıştığını söyledi. Ücretsiz ders çalıştırma bahanesiyle ismini Ali olarak bildiği bir kişi sayesinde yapı içerisine girdiğini, askeri okuldan mezun olup görev yaptığı dönemlerde FETÖ ile irtibatının kopmadığını anlatan Akın, her dönemde farklı kişilerin kendisiyle ilgilendiğini kaydetti. Akın, mezun olduktan sonra isteyerek özel kuvvetlere girdiğini ve görev yaptığı farklı yerlerde örgütün kendisiyle irtibata geçtiğini söyledi. Bu dönemde FETÖ ile irtibatını koparmak istediğini, zaman zaman kendisiyle ilgilenen sivil imamlarla tartıştığını belirten Akın, “Ancak beni mesleğimle tehdit ettiler. Mesleğimi kaybetme korkusu ile devam ettim. Bu yapıda kaldığım sürece öğrendim ki, ne yaparsan yap bu yapıdan kurtulamıyorsun. Telefonunuzu da değiştirseniz size ulaşıyorlar. Özel kuvvetlerde çalıştığım dönemde çok sevdiğim bu görevden alınma korkusu ile devam ettim” dedi.

“Üstü kapalı mesleğimi kaybetme ile tehdit ettiler”

Eşiyle nişanlı olduğu dönemde örgütün eşinden ayrılması noktasında kendisini uyardığını anlatan Akın, “Nişanlım bu yapıdan değildi ve onunla görüşmemem gerektiğini, örgüt içinden biri ile evlenmemi istediler. Ben bunu kabul etmedim ve örgütten uzaklaşmaya başladım. Beni bu dönemde de üstü kapalı mesleğimi kaybetme ile tehdit ettiler” dedi.

Darbe girişiminden sonra FETÖ ile bağını kopardığını öne süren Akın, “Bilerek ve isteyerek terör örgütü içinde bulunmadım. Tamamen dini duygularla ve bize yardım ettikleri için bulundum. Ancak 15 Temmuz’da gerçek yüzlerini gördüm. Darbe girişiminden sonra benimle tekrardan irtibata geçmeye çalıştılar. Ama ben onlarla bir işimin olmadığını söyleyerek bir daha beni aramamaları istedim” ifadelerini kullandı.

“Hala ortaya çıkmayan iletişim yöntemleri vardır”

Mahkeme Başkanı Sebahattin Sarıdoğan, Akın’a, “Peki TSK içinde halen FETÖ ile irtibatlı kişiler var mı? Senin bildiğin isimler var mı?” şeklinde soru yöneltti. Akın, daha önceden bildiği isimleri ilgili mercilere verdiğini anımsatarak, “TSK içinde bu yapıdan kişiler çıkmaya devam edecektir. Ama benim şu an bildiğim bir kişi yok. Bu örgütün kullandığı ve hala ortaya çıkmayan iletişim yöntemleri vardır. Benim söyleyeceğim tek şey; samimi itirafçılığın teşvik edilmesidir. Bu sayede çok daha etkili bir şekilde bu yapının çözüleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

Akın, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığında bacağından vurulduğunu belirterek, “15 Temmuz’da komutanımı korumak isterken bu hainler tarafından vuruldum. ‘FETÖ üyesi olduğu için ayağından vuruldu’ şeklinde yorumlar yapıldı. Bunları kabul etmiyorum, görüntülerde mevcut, başıma doğru ateş ediyor. Ben yerde yatarken Halit Kazancı belimdeki tabancayı alarak, Adnan Arıkan’a veriyor. Arıkan da öldürülmek kastıyla başıma doğru ateş ediyor. Ancak kurşun sekerek bacağıma isabet ediyor” diye konuştu.

“Bana madalya verilmedi”

Vurulduktan sonra kendisine madalya verildiği yönündeki haberleri yalanlayan Akın, şunları kaydetti:
“Yaralanmamdan dolayı madalya almadım. Ancak Ocak 2018’de tarafıma devlet övünç madalyası tevdi edilecekti. Ben bu madalyanın verilmesini beklemeden adli makamlara gittim. Madalya yerine bildiklerimi anlatarak yargılanmayı tercih ettim.”
Sanık Ayşe Söylemez, FETÖ ile üniversiteye hazırlandığı sıralarda bağlantı kurduğunu, üniversite döneminde de örgütün Eskişehir’deki bir yurdunda kaldığını anlattı. FETÖ’yü o dönemlerde bir “örgüt” olarak nitelendiremediğini belirten Söylemez, milliyetçi duygular nedeniyle FETÖ içinde yer aldığını söyledi. Söylemez, 2015 yılı başlarında örgüt ile bağını kopardığını öne sürerek, “Örgüt içerisinde en son görüştüğümüz ‘Recai’ olarak bildiğim kişi ve onun eşi dini konulardan çok siyasi konulardan konuşmaya başladı. Hükümeti kötüleyen konuşmalar yapmaya başlamışlardı. Bundan dolayı biz yavaş yavaş soğumaya başlamıştık. Eşimle birlikte örgüt ile bir daha görüşmeme kararı aldık ve bir daha görüşmedik” diye konuştu. 

“Eşimin örgüt içerisinde olduğunu söylediler”

Mahkeme Başkanı Sebahattin Sarıdoğan, sanık Söylemez’e “eşinle katalog yöntemiyle evlendiğiniz belirtiliyor. Evliliğiniz nasıl oldu?” şeklinde soru yöneltti. Söylemez, “Eskişehir’de okuduğum sıralarda örgüt içinde tanıştığım bir kişinin yönlendirmesiyle eşimle tanıştım. Bana eşimin fotoğrafı gösterilmedi. Eskişehir’deki kişi, Ankara’da bulunan Melek adlı bir kişinin numarasını verdi. O kişi bana eşimden bahsetti, bizi tanıştırmak istediklerini, evlilik düşüncem varsa bunu değerlendirebileceklerini söylediler. Bu şekilde tanıştık ve 1 yıl sonra da evlendik. Bizi tanıştıranlar eşimin örgüt içerisinde olduğunu söylediler” dedi.

“Darbe sonrası eşimle bağlantı kurmaya çalıştılar”

Örgüt içerisinde bulunmasını bir “hata” olarak nitelendiren Söylemez, kendisini ve eşini “örgüt” noktasında suçlu bulmadığını söyledi. Söylemez, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından örgütün eşi ile irtibata geçmeye çalıştığını, örgüt mensubu kişilerin birkaç kez eşini aradığını bildiğini anlattı.

“Askeri lise sınavı mülakatında beni yönlendirdiler”

Sanık Fuat Söylemez, 1996 tarihinde Selim Demirkaya isimli arkadaşının vasıtası ile örgüt ile Tokat’ta tanıştığını ifade etti. Örgüt mensubu “Sebahattin” kod adlı kişi ile pastanede buluştuğunu kaydeden Söylemez, bu şahsın kendisine ders vermeye başladığını dile getirdi. 1997’de askeri lise sınavlarına girdiğini ifade eden Söylemez, daha öncesinde örgüt üyelerinin kendisini mülakata ilişkin yönlendirdiğini söyleyerek, “Askeri lise sınavlarını kazandım. Lise boyunca biraz da korkmamdan dolayı örgütle pek görüşmemiz olmadı. İrtibatı koparmak için sürekli telefonla arıyordu. Harp Okuluna başladığım zaman beni başka birine devretti. Bu devirden sonra da yine 1 ve 2’nci sınıfta benden sorumlu örgüt abisiyle pek görüşmedim. 3’üncü sınıfta Nurettin Kaya ve Murat Uyan’la tanıştırdı. Ümitköy’deki bir evde birkaç kez sohbetlerde bulunduk. Sohbeti veren şahsın ismini hatırlamıyorum. 2005 yılında mezun oldum. Nurettin Kaya ile aynı evde kaldım. Daha sonra Özel Kuvvetler seçmeleri oldu ve orayı kazandım. Özel Kuvvetlere gitmeye müteakip ‘Sadık’ kod isimli birine devredildim” şeklinde konuştu.

“Mal mı devrediyorsunuz?”

Mahkeme Başkanı Sarıdoğan, sanık Söylemez’in başka bir “örgüt abisi”ne bağlanmasına sürekli “devretti” kelimesini kullanmasına tepki gösterdi. Başkan Sarıdoğan, “Bu ‘devretti’ kelimesi de nedir? Mal mı devrediyorsun?” dedi.

“Tedbir amaçlı kod adı kullanmamız gerektiğini söylediler”

Söylemez, savunmasına şöyle devam etti:  “Burak Akın ve Serdar Tekin ile aynı gruba dahil oldum. ‘Ekrem’ kod isimli bir kişi ile görüşmeye başladık. Bu, 2013-2014 tarihleriydi. 2014-2015 tarihleri arasında da ‘Recai’ kod isimli bir kişiyle görüştüm. Askeri liseye başladığım tarihlerde 28 Şubat dönemi olmuştu ve o dönem dini duyguları olan askerlerin okuldan atıldığını, bizim gibi vatansever insanların orduya alınmadığını, kod adı kullanmamızın sebebinin de bu olduğunu, tedbir amaçlı kod adı kullanmamız gerektiğini söylediler. Bu nedenle kod adı kullanılmasını o zamanlar çok yadırgamamıştım.”

2015’de örgütle bağlantısını kopardığını öne süren Söylemez, Recai kod isimli şahsa örgüt ile bir daha görüşmek istemediğini söylediğini belirterek, “Beni ankesörlü telefonda birkaç kez aradı. Üçüncüsünde ‘sizinle görüşmek istemiyorum, irtibatımı koparıyorum’ dedim. Ankesör numaralarının tespit edilememesi nedeniyle oradan arıyorlardı” dedi.
Sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, duruşmayı 11 Temmuz 2018’e erteledi.  

Abdullah Sarica

Akademisyen yazar Koray Çalışkan, sosyal medya hesabı üzerinden ‘Fetullahçı Terör Örgütü propagandası’ yaptığı suçlamasıyla yargılandığı davada İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS

Başsavcılıkça Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame kabul edildi. Davaya bakan İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi, akademisyen Çalışkan hakkında kararını verdi. Koray Çalışkan, atılı suç kapsamında 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Bilindiği gibi geçtiğimiz aylarda İstanbul’da Boğaziçi ve Medeniyet Üniversiteleri’ne yönelik gerçekleştirilen FETÖ operasyonları kapsamında Koray Çalışkan da gözaltına alınmıştı.

Çalışkan’ın 17-25 Aralık süreci ve sonrasında teröristbaşı Fetullah Gülen’in terörist olmadığı şeklinde sosyal medya kampanyaları gerçekleştirdiği ve #GüleneİftiraAtma etiketiyle tweetler attığı görülmüştü. Bu tweetler üzerine kendisine teyit amaçlı sorular soran arkadaşlarına da “Sakin olun. Gülen terörist değildir” dediği dikkat çekmişti.

Ayrıca Çalışkan’ın, FETÖ’nün saldırılarını açıktan gerçekleştirmeye başladığı 2013 sonrasında takındığı tavrın yanında mücadelenin en çetin dönemleri 2015 yılında bile söz konusu ihanet örgütüne FETÖ denmesine karşı çıktığı biliniyor…

SEMA ALİM DALGIÇ – SABAH

Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Fetullahcı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nda (FETÖ/PDY) yönetici olduğu ileri sürülen ve 1.5 yıldır aranan karı koca Abdulsemad S. ile eşi Esin S.’nin bir akaryakıt istasyonundan benzin alarak otoyola girip kaçmaya çalıştığı ihbarını aldı.

Polis 2 Nisan günü ihbar edilen adrese hızla giderek otomobili durdurup karı-kocayı yakaladı. Zanlıların üzerinden 20 bin lira para çıktı. Zanlı karı-koca emniyete getirilerek sorguya alındı.

Zanlılardan Esin Ş, Mersin Emniyet Müdürlüğü tarafından arandığı için oraya sevk edildi. Zanlı koca ise Adana’da kalarak sorgusuna devam edildi.

Zanlı kocanın, Adana’yı Çukurova, Seyhan ve Fatih eyaletlerine ayıran örgütün sözde Çukurova Eyalet Talebe Mesulü olduğu öğrenildi. Zanlının eşiyle de katalog evliliği yaptığı Adana’da 15 Temmuz’dan önce örgütün öğrencilerinden sorumlu şahıs olduğu, öğrencilerin beynini yıkayıp örgüte kazandıran ve onları kamu kurumlarına yerleştirmekten görevli olduğu belirlendi. Zanlıya örgütün ne kadar öğrenci kandırıp kamuya ne kadar öğrenci yerleştirirse o kadar ödül verildiği de belirlendi.

“Online alışveriş sitesinden örgütle haberleşiyor”

Zanlının örgüt üyeleri ile hala görüştüğü ve örgütü Adana’da yeniden diriltmek için mücadele ettiği, örgütün eski günlere dönmesi için çalıştığı tespit edildi. Ayrıca zanlının örgüt üyeleri ile cep telefonuna kurduğu ünlü bir alışveriş sitesinin mobil uygulama arayüzü görünümlü gizli bir haberleşme programı ile görüştüğü belirlendi. Zanlının sitenin simgesinin üzerine basılı tutunca programa giriş yaptığı ve kullanıcı adıyla parola yazarak programın kullanıldığı, üst düzey örgüt üyeleriyle görüştüğü tespit edildi.

“Katalog evlilik ablası”

Zanlının eşi Esin S.’nin ise Mersin’de katalog evlilik ablası olduğu ortaya çıktı. Zanlının katalogdan seçtiği kadın ve erkekleri evlendirdiği, kendisinin izni olmadan örgüt içinde kimsenin birbiriyle evlenemediği öğrenildi. Ayrıca kadının da üst düzey yöneticilerden aldığı emirler doğrultusunda evlilikleri yaptığı, bu evlilikler yapılırken örgütün menfaatinin göz önünde bulundurulduğu tespit edildi.

Bu arada polis İstanbul’da aranan Güngör Y. isimli FETÖ yöneticisini de yakaladı. Yakalanan bu zanlılardan koca ile Güngör Y. Adana’da, Esin Ş. ise Mersin’de örgüt yöneticiliği suçlamasıyla sevk edildikleri adliyede tutuklandı.  

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

AK Parti Sözcüsü Ünal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sosyal medya hesabı twitter üzerinden cevap verdi. Ünal, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalara ilişkin şunları söyledi: 

“Kemal Kılıçdaroğlu bugün partisinin grup toplantısında bize çağrıda bulunmuş. Kendisine cevabımızdır. Biz 17-25 Aralık’tan sonra bu sivil toplum örgütü görünümlü illegal yapının paralel devlet yapılanması olduğunu söyledik ve bunlara karşı her türlü mücadeleyi verdik, veriyoruz. Biz, ülkemizi bu teröristlerden temizlerken sen ve arkadaşların FETÖ’nün bankalarında hesap açıp finans kuruluşlarına canlı kalkan oluyordunuz. Biz bu işgalcilerle savaşırken sen ve arkadaşların ‘elinizde delil mi var’ diyerek bu hain yapının medya kuruluşları önünde canlı kalkan görevi görüyordunuz. Sen 15 Temmuz gecesi FETÖ’cülerin nezaretinde havaalanından kontrollü bir şekilde kaçtın ve belediye başkanının evinde oturma eylemi yaparak iktidar hayalleri kurdun. Nihayet sandıkta yenemediğini darbeciler başarıyordu. Ama umduğun gibi olmadı. Biz iç temizliğimizi 15 Temmuz’dan üç yıl önce tamamladık, sen ve arkadaşların 17/25 Aralık’tan sonra FETÖ’nün kayığına bindiniz, ‘delil var mı delil’ diye bağırıyordunuz. Zaten 15 Temmuz’a da inanmadınız. Sizin için ne FETÖ ne PYD bir terör örgütü değil deliliniz olmadığı için. Yani kısaca biz bu yapının bir suç örgütü olduğu ortaya çıktığı gün savaşmaya başladık, siz kol kola girdiniz. Ayrıca kulağı var duymaz, dili var hakikati konuşmaz diye boşa demiyoruz. 2014’te bir televizyon programında ‘20 yıl önce ceberut devlet anlayışının dindarlara uyguladığı baskı ortamında dini grup görünümlü bu yapı kendini gizlemiştir’ mealinde yaptığımız analizi kırpıp servis yapıyorsun. Kasetle gelmek, kasetcilik böyle bir şey.”  

Sanıklar, Yunan, Rus ve Ermeni’nin Türkiye’yi işgal etmesi, Amerika’nın da uçaklarla bomba yağdırmasının güzel olacağı şeklindeki kayıtlara yansıyan konuşmaları ile çirkin emellerini ortaya koymuştu. 

Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında deşifre edilen örgüt elemanlarını ayakta tutmaya çalışan, gündem oluşturmak isteyen, örgüt üyelerinin moral ve motivasyonunu yüksek tutarak, destek olup, örgütle irtibatlarını sağlayan tutuklu sanıklar Gökhan Çapat, Taner Özsoy, Süleyman Ünver, Halit Kaan Bayram, Arda Sözen ve Sezgin Ateş hakkında açılan davanın karar duruşması görüldü. 

Tutuklu sanıkların katıldığı duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasında tüm sanıkların “Fetullahçı terör örgütü üyesi olmaktan” Gökhan Çapat, ve Taner Özsoy hakkında ayrıca örgüt propagandası yapmak suçundan cezalandırılmasını istedi.

Mütalaa üzerine kararını açıklayan mahkeme heyeti ise sanıklardan Gökhan Çapat ve Taner Özsoy’a 15’er yıl, Süleyman Ünver’e 10 yıl 6 ay, Halit Kaan Bayram, Arda Sözen ve Sezgin Ateş’e ise 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi. Sanıklar toplamda 63 yıl hapis cezası aldı.

Bayrağa hakaret edip, “FETÖ diyeni keseceksin” demişti 

Elazığ Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ara duruşmasında Türk bayrağından iğrendiğini söyleyerek “FETÖ diyeni keseceksin” ifadelerini kullanan sanıklardan Taner Özsoy, ilk duruşmada o sözleri psikolojisinin bozuk olduğu için söylediğini, tehdit mesajları aldığı için de Türk bayrağıyla ilgili öyle konuştuğunu iddia etti. Sanık Özsoy ayrıca, 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesinde hakim, savcı ve askerlere yazdığı yazılar için pişmanlığını dile getirdi.

“Yunan, Rus, Ermeni ve Amerikanın Türkiye’ye girmesini istemişler” 

Sanıkların kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde ise, “Ermeni doğudan girse, Yunan batıdan girse, Ruslar da girse Ardahan tarafından nasıl güzel olur, NATO ve Amerikan uçakları Türkiye’ye bomba yağdırsa” ifadeleri çirkin düşüncelerini de ortaya çıkarmıştı.  

Halil İbrahim Varlı

FETÖ/PDY darbe girişimine yönelik başlatılan soruşturma kapsamında 15 Temmuz 2016 gecesi gözaltına alınan ilk isim olan, Yurdakul Akkuş ile 15 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Hacı Hüseyin Ç. ve Ali Y. katıldı. Sanıklar ve avukatları, suçlamaları reddederek tahliyelerini istedi. 

Sanıklardan Yılmaz G.’nin duruşmadaki ifadeleri dikkat çekti. Yılmaz G., 15 Temmuz darbe gecesi Bursa’daki bir alışveriş merkezinde konser veren şarkıcı Hadise’yi dinlemeye gittiğini ifade ederek, bir sonraki duruşmada Hadise’nin şahit olarak dinlenmesini talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın bu talebini, dosya açısından gerekli görülmediği gerekçesiyle reddetti. 

Öte yandan duruşma savcısı son celsede mütalaasını açıkladı. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında, tutuklu sanıkların T.C.K 309. maddesi gereği “Anayasal aüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, sanık Akkuş’un “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçundan 10 ile 15 yıl arasında, diğer tutuklu sanıkların “silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 5 ile 10 yıl arasında hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Cumhuriyet savcısı, ayrıca tutuksuz sanıkların beraatını istedi. 

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk ve adli kontrol hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.  

Derya Evren
 

Sivas 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ ve ‘silahlı terör örgütü kurma veya yönetme’ suçlamalarıyla yargılanan ve Tokat T Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Fatih Celaleddin Sağır ile avukatları katıldı. Duruşmada tanıklar dinlendi. 20 Şubat’ta dinlenmesi talep edilen Ankara’da tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Bakanı Tümgeneral Mehmet Dişli SEGBİS ile bağlandı. Sağır’ın devre arkadaşı olduğunu söyleyen Dişli, “Fatih Celalettin Sağır benim değerli bir arkadaşım. Genelkurmay’da çalıştığım zaman Sivas’ta kendisiyle görüşmüştüm. O zamanlar değişik üniversitelerle temas halindeydim. Bu kapsamda Cumhuriyet Üniversitesi’ni ziyaret ettim. Bir projeyi incelemek için gelmiştim. Yapacağımız çalışma gizlilik içeriyordu. Sağır’la da bu ziyaretim de görüşmüştük.” dedi. 

AK Parti Sivas İl Başkan Yardımcısı İbrahim Kaynar ise, “15 Temmuz’da valilikte birlikteydik. Hatta ben sanığı kalkışmanın içinde olmadığı için sarılarak tebrik ettim. O gece valilik binası önünde provakasyona sebep olacak kişilerde vardı. Onları komutan burada diye teskin ettim. Valiliğe gelmeden önce kendisiyle telefonda konuştum. Kendisine ‘komutanım ne oluyor’ diye sordum. Kendisi de bana ‘bir şey yok ben valilikteyim’ dedi. Sanık o zamanlar çok sakindi. Sıkı yönetim komutanlığı olarak atanan birine göre gayet sakindi. Sanki bir şeylerden haberi yoktu. Ben olsam bu kadar sakin kalamazdım. Daha sonra sıkı yönetim komutanı olduğunu öğrendim. Ondan böyle bir şey beklemezdim. Bu yapıyla irtibatta olduğunu bilmiyordum. Ben kendisini vatanını milletini seven, mücadeleci bir asker olarak tanırım. Sanığın darbeye katıldığına dair destek olduğuna yönelik bir şey görmedim.” diye konuştu.

72 sayfalık savunma yaptı
Tanıkların dinlenmesinin ardından sanık Fatih Celalettin Sağır’ın savunması istendi. 20 aydır devam eden yargılamanın karar duruşmasında 72 sayfalık savunmasını okuyan Sağır, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Sivas’ta yaşananlara değinerek, “Sivas’ta darbeye yönelik herhangi bir hareketlilik olmadı. Sivas’ta bir kişinin bile burnu kanamadı. Zorunlu bir şekilde FETÖ üyesi yapılmaya çalışılıyorum. FETÖ üyesi değilim ve darbe teşebbüsünden haberim yoktu. Hayatım boyunca hiçbir silahlı yada silahsız terör örgütü üyesi yada yönetici olmadım. Terör ve darbeyi destekleyecek eylem ve sözüm yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatımı istiyorum” dedi.

Mahkeme heyeti avukatların savunmalarını dinledikten karar için duruşmaya ara verdi. Yaklaşık 2 saat süren aranın ardından mahkeme heyeti Sivas eski Garnizon Komutanı Tuğgeneral Fatih Celaleddin Sağır’ın ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan beraatine hükmetti. Sağır’ın ‘silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise 12 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verildi.  

Uğur Yiğit

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, İhlas Haber Ajansı (İHA) Samsun Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret etti. İHA Bölge Müdürü Ali Yılmaz Ergen ile görüşen Erhan Usta, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Usta, “16 Nisan referandumunda MHP ve AK Parti ‘evet’ yönlü oy kullanmış, onun karşısında da bir ‘hayır’ cephesi oluşmuştu. Şu anda da aynı hayır cephesinin Cumhurbaşkanlığı seçiminde de birlikte hareket etme eğiliminde olduğunu görüyoruz. Bu hafta genel kurulda görüşülecek ‘İttifak Yasası’ ile geçmişte örtülü, hileli bir şekilde yapılmış ittifakların yasal zeminde olmasını sağlayacak bir kanun görüşülecek. Bu kanun inşallah geçecek. Örtülü ve gizli ittifaklar yerine açık bir şekilde siyasi partilerin birbirleriyle ittifak etmesi, böyle zorlu günlerde birlikte hareket etmesi normaldir, olması gereken bir şeydir. Bu ittifakımızın karşısında da CHP’nin başını çektiği HDP’nin, İP’in ve bazı diğer partilerin de içerisinde olacağı bir bloklaşma, ittifak var. Onların ifade ettikleri gibi ilkesel anlamda ya da birlikte hareket etme anlamında karşı tarafta bir ittifak var. Çok acıdır ki bu ittifakı FETÖ’de destekliyor. Şu anda Türkiye’de FETÖ’ye karşı ciddi bir mücadele var. Bu mücadele de devlet ve iktidar tarafından sürdürülüyor. Bizler de bu mücadeleyi destekliyoruz. Dolayısıyla FETÖ’nün böyle bir mücadelenin aksaması yönünde bir gayret göstermesini normal karşılamak lazım. Örgütü çökertmeye yönelik bir çaba var. FETÖ de bugün, bu mücadeleyi yapan siyasi iktidarı ve onu destekleyen MHP’nin gelecek ilk seçimlerde kaybetmesi yönünde oyluyor. Kaybetmesi yönünde oylarken de bizim karşımızdaki oluşum referandumdan gelen hayır cephesini destekliyor” dedi.

“CHP, örtülü ittifak görüşmeleri yaptı” 

CHP’nin talep ettiği randevuyu neden kabul etmediklerini de açıklayan Erhan Usta, “CHP, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da amacı üzüm yemek değil. 16 Nisan referandum sürecinde de biz bunu yaşadık. Şimdi de aynı şeyi yaşıyoruz. CHP, katkı vereceğini söyledi. Yasa teklifi Meclise geldiğinde CHP katkı verecek diye görüşmeler 1 hafta geciktirildi fakat komisyonda herhangi bir şekilde işi düzeltmeye yönelik bir katkıları olmadı. Sürekli, ‘çıkartılsın’ yönünde bir eleştirisi oldu. Hep aynı şeyler söylendi. Bizden talep edilen görüşmede bunları tekrarlayan bir görüşmeydi. CHP’nin AK Parti’den önce diğer partilerle görüştüğü konu, seçim güvenliğinden çok örtülü ittifak konusu görüşüldü. Örtülü ittifak görüşmelerini perdelemek için Cumhur ittifakının tarafı olan AK Parti ve MHP’den randevu talep edildi. Böyle bir randevuya olumlu karşılık vermek AK Parti’nin kendi takdiridir. Bu da ülkeyi yöneten bir parti için olumlu da olmuştur. Biz, CHP’nin işi oyalamaya yönelik olduğunu ve kendilerinin diğer partilerle kurmaya çalıştıkları ittifaka yönelik örtülü ittifak görüşmelerini perdelemek amacına geldiğini düşünmek için randevu taleplerine olumlu karşılık vermedik” diye konuştu. 

Afrin’de devam eden Zeytin Dalı Operasyonu hakkındaki görüşlerini de bildiren Usta, şunları söyledi:
“Bugün Zeytin Dalı Harekatı’nın 50’nci günü. Türkiye, başarılı bir operasyon yürütüyor. Operasyonun yavaş ilerlemesi sivillere karşı olan hassasiyetimizdendir. 1 tane dahi sivil kaybı yaşanmasın diye TSK hassasiyet içerisinde mücadele veriyor. Operasyon başarı ile sonuçlanacaktır. Bunu kısa sürede de beklememek lazım. Afrin terör unsurlarından tamamen temizleninceye kadar bu operasyon sürülecek. Bundan sonraki süreçte de hemen Menbiç’e yönelmelidir. Çünkü oradan da ciddi bir terör tehdidi vardır.” 

Erhan Usta’nın İHA’ya yaptığı ziyarete ayrıca MHP Samsun İl Başkanı Taner Tekin, MHP İlkadım İlçe Başkanı İkram Erdemir ve il yöneticileri katıldı.  

Erdi Demür-Kenan Akyüz