Yurtiçi ve dışında yediği darbelerle büyük yara alan FETÖ, ekonomik çöküşüne çare arıyor. Almanya’da farklı isimlerde örgütlenen FETÖ mensupları, kurdukları yardım dernekleriyle Türkiye’de tutuklu bulunan FETÖ mensupları için yardım kampanyası başlattı.

Almanya’nın Köln şehrinde “Forum Colonia e.V”, Offenbach şehrinde ise “Time To Help e.V” dernekleri vasıtasıyla Türkiye’de tutuklu bulunan FETÖ mensupları için başlatılan yardım kampanyalarında Türkiye karalanarak yardım talep ediliyor. Türkiye’de 57 bin 885 kişinin haksız yere tutuklu olduğunu, tutuklulardan 18 bin 262 kişinin kadınlardan, 668’inin de çocuklardan oluştuğunu söyleyen FETÖ mensupları, “Tutuklulara ve tutuklu ailelere yardın edin” çağrısı yapıyor. Hapiste tutuklu bulunanların işkenceye maruz kaldıklarını ve 0-6 yaş arasındaki çocukların içeride oyun alanları olmadığını öne süren FETÖ mensupları, Türkiye aleyhinde açıklamada bulunan Alman yazarların haberlerine ve bazı insan hakları örgütlerinin Türkiye ile ilgili yayınladıkları raporlara yer vererek, yardım kampanyalarını Türkiye’yi karalama kampanyasına dönüştürdü.

FETÖ’CÜLERİN SIĞINAĞI OLDU

17-25 Aralık sürecinin ardından FETÖ’nün üst düzey sorumluları yurtdışına kaçtı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından örgüt mensupları bu kez toplu olarak yasadışı yollardan Avrupa ülkelerine gitti. Özellikle Almanya ve Hollanda’da ciddi bir örgüt kitlesi oluştu. Türkiye’nin tüm uyarı ve tepkisine rağmen Almanya, FETÖ’cü hainlere kucak açmaya devam ediyor. Türk vatandaşlarının Almanya’ya yaptıkları sığınma başvuruların geçen yıla oranla 3 katına çıkarken, başvuruların daha çok medya, asker, hukuk ve eğitim alanlarında görev yapan kişilerden oluştuğu belirtildi. Federal İçişleri Bakanlığı, eylül ayında 15 Temmuz ihanetinin ardından diplomatik pasaport taşıyan 196 FETÖ’cüye Almanya’ya iltica hakkı tanındığını duyurdu. Cuntacıların yanında eş ve çocuklarının da bulunduğu belirtildi.

OKULLARI BİR BİR KAPANIYOR

Tüm desteklere rağmen FETÖ, Almanya’da da kan kaybetmeye devam ediyor. Terör örgütünün bu ülkedeki okulları birer birer kapanıyor. Son olarak örgütün gerçek yüzünü gören gurbetçilerin bu eğitim yılında çocuklarını kayıt ettirmemesi FETÖ’nün 2013 yılında kurduğu Urselbach Lisesi için çöküşü oldu. Bağışçıların tamamen çekildiği, lisede öğrenci sayısı da yüzde 80 eriyince okul yönetimi, mali kaynak arayışını çözemedi ve kapatma kararı aldı. Friedberg’deki Eğitim Daire Başkanı Rosemarie Zur Heiden, FETÖ bağlantılı okulların artık Türkler tarafından cazibe taşımadığını ve mali yapısı bozulan bu tip eğitim kurumlarında kapanmaların devam edeceğini söyledi.

TÜRKİYE ADİL ÖKSÜZ’Ü İSTEYECEK

Türkiye, adı darbe girişiminde geçen FETÖ’nün “hava kuvvetleri imamı” firari Adil Öksüz için girişimde bulunmaya hazırlanıyor. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Almanya’da olduğu ileri sürülen Adil Öksüz hakkında iade talepnamesi hazırladı. Öğretim görevlisi Adil Öksüz, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminden bir gün sonra Akıncı Üssü’nde gözaltına alınmıştı. Öksüz, 2 gün sonra çıkarıldığı mahkemede serbest bırakılmıştı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Adil Öksüz’ün Almanya’da görüldüğü belirtilmişti.

Mehmet Koca 

Batuhan Yaşar’ın “FETÖ niye NATO üzerinden mesaj verdi?” yazısının tamamı ise şöyle:

“Enteresan işler oluyor
Hiçbir şey göründüğü gibi değil…
Perde arkasında dönen işleri çözmeye çalışıyoruz.
15 Temmuz sonrasında NATO’da çalışan 290 FETÖ’cünün çoğu bulundukları ülkelere sığındı.
Kabul edildiler demek sanki daha doğru olur.
Güvenilir kaynaklardaki bilgilere göre bunların çoğu o ülkelerde işe alındı.
Özellikle de Avrupa ülkeleri hükûmetlerine askerî danışmanlık yapıyorlar.
Düşünün; siz kırmızı bülten çıkartıyorsunuz ama onlar başka bir ülkede askerî danışman olmuş.
Artık her şey mümkün.
Olmaz diye bir şey yok.
FETÖ, işler kötü gitmeye başlayınca NATO üzerinden Türkiye’deki cezaevlerine mesaj gönderdi:
-“Ayağınızı denk alın…”
NATO’YA FETÖ’CÜ OLMAYAN 1 KİŞİ BİLE GİDEMEDİ
TSK içinde özellikle de Karargâh’ta kilit makamları ele geçiren FETÖ, kendinden olmayanlara hayat şansı tanımadı.
Genelkurmay’da İstihbarat, Harekât ve Personel Başkanlıkları âdeta hazmedildi.
Böylelikle kilit görevlere kendi adamlarını yerleştirdi.
Askerî Ataşelikler kısa sürede tamamen yutuldu.

Ardından da NATO

En alttan en üste tüm pozisyonlara FETÖ’cüler gönderildi.
Özel olarak yetiştirilen “salon subayları”
Sular her daim FETÖ’nün paralel devletinin değirmenine taşınmaya başladı.
Türkiye her fırsatta hançerlendi…
Askerî sırlar, bilgiler ortalığa saçıldı.
Gizli saklı bir şey kalmadığını sadece biz bilmiyorduk.

İŞTEN ATILACAĞINI BİLE BİLE YAPTI

Konuyu fazla dağıtmadan tekrar NATO’da yaşanan skandala dönelim
Bunu yapan Türkiye kökenliler, olayın ortaya çıkacağını ve kendilerinin de işten atılacağını bilmiyor muydu?
Pekâlâ biliyordu.
Aksini düşünmek saflık ötesi olur.
Onlar sadece kendilerine verilen emirleri uyguladılar.

15 Temmuz’da olduğu gibi…

Kamikaze vuruşlarını FETÖ’nün yaptığını artık hepimiz çok iyi biliyoruz
Burada tekrardan uzun uzun FETÖ’yü anlatacak değiliz.

DAYANIN 2019’A KADAR DAYANIN

FETÖ davalarında artık sona gelindi
Çözülmeler başladı
FETÖ’nün gönderdiği mesajların altı boş çıktı.
Şöyle olacak, böyle olacakların hiçbiri gerçekleşmedi.
Dört duvar arasındaki betonun soğukluğu hissedilmeye başladı…
Acı sonu bütün FETÖ’cüler net biçimde gördü
Türkiye’de kullanılacak kurum kalmayınca NATO devreye alındı.
Güya;
-“Biz hâlâ buradayız, bakın hâlâ güçlüyüz…”
-“Sakın çözülmeyin… İtirafçı olmayın…”
– “Bekleyin Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerinde işi çözeceğiz…”
mesajları verilmeye çalışıldı…

ABD VE ALMANYA’YA “İTİRAFLAR” DOSYASI

Bakın burası çok önemli.
En son ABD ve Almanya’ya gönderilen FETÖ dosyası tamamen itiraflardan oluşuyor.
Üst rütbeli general ve subayların itirafları var:
-“Ben FETÖ’cüyüm… FETÖ’den aldığımız emirle darbeyi emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdik…”
FETÖ itiraf dosyasından haberdar.
Şimdilerde bulabildiği en güçlü yerlerden içeriyi (Türkiye) konsolide etmeye çalışıyor

F-35’LER TÜRKİYE’YE VERİLMEYECEK Mİ?

Geçenlerde ABD Hava Kuvvetlerinden alt düzey bir isim Türkiye’ye F-35’lerin verilemeyebileceğini söylemişti…
Nedeni olarak da S-400’ler gösterilmişti.
Yine ABD tarihinde bir başka ilk daha yaşandı.
ABD Başkanı Trump’ın nükleer silah kullanma yetkileri tartışmaya açıldı.
Hatta Trump’ın Kuzey Kore’de nükleer silah kullanmasına izin verilmeyeceği bile konuşuldu.

İlginç olaylar

Ama olayın bizi ilgilendiren boyutu F-35’ler…
Edindiğimiz bilgilere göre programda bir aksama yok.
İlk teslimat öngörüldüğü gibi 2018 yılında gerçekleşecek.
Bugünlerde ABD’li askerlerden alışılmadık siyasi açıklamalar geliyor.
F-35’lerin teslimi siyasi gelişmelere göre şekillendirilebilecek bir konu gibi durmuyor…

İPLER KİMİN ELİNDE BELLİ

Yeri gelmişken önemli bir hususu hatırlatmakta fayda var…
Türkiye’yi ziyaret eden üst düzey siyasi konuklar eskiden Genelkurmay Başkanını ziyaret ederlerdi…
Millî Savunma Bakanlığının kapısının önünden dahi geçmeye tenezzül etmezlerdi.
Aslında burada çok başlılık görüntüsü verilmeye çalışılıyordu.
Türkiye’deki karar verici mekanizmaların birden fazla olduğu algısı oluşturuluyordu.
Artık bu yok…
Karar verici tek…
Onu da batılı dostlarımız çok iyi biliyor.
Bu ülke ne badireler atlattı
Ne keskin virajları döndü…
10 yıl önce filan değil.
Daha dün oldu bunlar…
Kimsenin şüphesi olmasın Türkiye hedeflerine yürümeyi sürdürüyor…” 

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, 3 ay önce başvuruda bulunan bir itirafçının verdiği bilgiler doğrultusunda MİT ve İzmir İl emniyet müdürlüğüne bağlı ekipler çalışma başlattı. Örgütün “Gaybubet evlerinden” sorumlu olduğu öğrenilen itirafçının verdiği bilgiler üzerinden yaklaşık 3 aylık bir çalışma yürüten ekipler, örgütteki dağılmayı önlemeye çalışan yeni hücre yapılanması deşifre ederek İzmir, İstanbul, Manisa, Uşak ve Kayseri illeri başta olmak üzere 10 ilde eş zamanlı operasyon yaptı. Operasyon kapsamında örgütü Ege Bölgesi’nde toparlamaya çalışan sözde il imam S.K., Ege Bölgesi genel muhasebe sorumlusu M.T. ve Ege Bölgesi eğitim danışmanı İ.B.’nin de aralarında bulunduğu 44 kişi gözaltına alındı. Operasyon sonucu söz konusu adreslere yapılan aramalarda ise çok sayıda örgütsel dokümanla beraber 64 bin dolar, 150 bin TL de para ele geçirilirken örgütün ByLock yerine yeni bir haberleşme sistemi kullandığı belirlendi. Buna göre gözaltına alınan kişilerin bu sistem üzerinden haberleşmelerini sağladığı öğrenildi. Ekipler yeni sistemi deşifre etmek için araştırmalarına devam ediyor.

Toplantılar lüks villalarda yapılıyor

Operasyon öncesinde 3 aylık süreç içerisinde elde edilen bilgiler doğrultusunda FETÖ’nün toplantılar için sürekli farklı bir villa kullandığı ortaya çıktı. Hücre sistemiyle hareket eden FETÖ üyelerinin, lüks semtlerde değeri milyonlarca dolar olan evleri dolar üzerinden kiraladıkları, yine lüks araçları kullandıkları belirlendi. Örgüt üyelerinin ayrıca haftalık olarak büyük gizlilik içinde yaptıkları toplantılarını da, her seferinde başka bir lüks sitedeki villa yada evde yaptığı, zaman zaman da kırsal bölgelerdeki yine villaları tercih ettikleri ortaya çıktı. Bu şekilde örgüt üyelerinin hem dikkat çekmemeye çalıştıkları hem de kendilerince güvenlik önlemleri almaya çalıştıkları anlaşıldı.  

Şahısların bu parçaları örgüt üyelerine vererek motive ettikleri ileri sürüldü. 

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, örgütün şifreli haberleşme programı “ByLock” kullandığı ileri sürülen kişilere yönelik operasyon düzenlendi. Adana merkezli 3 ilde eş zamanlı gerçekleşen operasyonda, aralarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilin ablası Fatma Ş. ile bölgenin il ağabeylerinin danıştığı örgütün üst düzey sorumlusu olan eşi İhsan Ş. ile birlikte biri 1. sınıf, diğeri 4. sınıf emniyet müdürü toplam 9 kişi gözaltına alındı.

Gülen’in iç çamaşırı parçalanmış halde takke içinde bulundu

Operasyonda örgütün önemli isimlerinden Osman A. da gözaltına alındı. Zanlının saklandığı gaybubet evinde yapılan aramada Fetullah Gülen’e ait olduğu ve Pensilvanya’dan getirilen iç çamaşırlarının bir takke içinde seccadenin yanında bulunduğu ileri sürüldü. İç çamaşırlarının kesilerek örgüt üyelerine dağıtıp motivasyon sağlandığı, yakalanan ya da yakalanmış örgüt üyelerinin itirafçı olmalarının önüne geçilmeye çalışıldığı iddia edildi. Ayrıca Osman A.’nın evinde yine çok sayıda örgütün yayın organları ait kesilen makbuzlar ele geçirildi. Zanlının örgütün yayın organlarına vatandaşları abone yapıp parasını da örgüte aktardığı iddia edildi. Daha önceki operasyonlarda da Gülen’in yarım bıraktığı yiyecek, içmediği su, mendili gibi şeylerin örgüt üyelerine dağıtıldığı ortaya çıkmıştı.

“Karı koca 17-25 Aralık’tan bu yana aranıyor”

FETÖ’nün sözde kendi devlet modelini uygulamak istediği ilin ablası olan Fatma Ş. ile eşi İhsan Ş.’nin 17-25 Aralık operasyonunun bir ay öncesinden bu yana arandığı belirlendi. Karı-koca, Adana’da Belediyeveleri Mahallesi’ne yapılan operasyonda yakalandı. Zanlı karı kocanın çok kez ABD’ye gittikleri bir süre burada kaldıktan sonra tekrar geldikleri de ileri sürüldü. Fatma Ş.’nin vali ve vali eşleri ile birlikte koordine ettikleri kermes ve daha değişik etkinliklerde elde ettikleri paraları FETÖ’ye aktardığı, genç kızları örgütle bağlantısı olan erkeklerle evlendirdiği ortaya çıktı. Polis tarafından yakalanan çiftin üzerinde sahte kimlikler çıktı. Zanlıların emniyette sorgusu devam ediyor. 

Fatih Keçe

Alınan bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında bu sabah Marmara Üniversitesi’nde halen görev yapan 24 personelin de aralarında bulunduğu akademik, idari ve kamu işçisi statüsündeki 42 kişinin FETÖ/ PDY terör örgütüyle irtibatı veya iltisakı olduğu belirlendi.

Soruşturma kapsamında 5 ilde düzenlenen operasyonlarda şüphelilerden 18’inin cep telefonunda örgütün şifreli haberleşme programı Bylock çıktı.

Polisin, rektörlük başta olmak üzere tıp, Sosyal Bilimler, Atatürk Eğitim, Spor Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Diş Hekimliği, Fen Edebiyat ile Teknik ve Mühendislik fakültelerindeki arama faaliyetleri sona ererken, operasyonda aktif görevde bulunan Prof. Dr. Fuat Dede ile KHK ile daha önce kurumdan ihraç edilen ortopedi uzmanı Prof. Dr. Yakup Yıldırım’ın da aralarında olduğu 29 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden, 1’i doçent 3 kişinin savcılık talimatıyla serbest bırakıldığı belirtildi.

Gözaltına alınan şüpheliler arasında aktif görevde olan Prof. Dr. Fuat Dede, KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Yakup Yıldırım, Doç. Dr. Cevdet Kaya, Doç. Dr. Şafak Sağlam ve Doç. Dr. Recep Yenitepe ile 8 araştırma görevlisinin bulunduğu öğrenildi.

Toplam 24 şüphelinin halen üniversitede aktif olarak görevli olduğu öğrenilirken, 1 şüphelinin devam eden başka bir soruşturma kapsamında cezaevinde tutuklu bulunduğu, adreslerinde bulunamayan 12 şüphelinin ise firari durumda olduğu bildirildi.

Örgütün şifreli haberleşme programı Bylock kullanıcısı 18 şüpheliden 1’i profesör, 4’ü doçent, 5’i yardımcı doçent, 4’ü araştırma görevlisi, 1’i öğretim üyesi, 4’ü veri girişi elemanı olduğu öğrenildi.

Şüphelilerden 24’ünün ise şu an yönetimi TMSF’de bulunan Bank Asya’ya 17-25 Aralık sonrası FETÖ lideri Gülen’in talimatıyla hesap açıp yüklü miktarda para yatırdıkları ileri sürüldü.

Zanlılardan 26’sının işlemleri sürerken diğer 12 kişinin yakalanması için çalışmaların devam ettiği kaydedildi.

Sadık Kahraman
 

Hükûmet, asılsız ihbarlar veya sadece akrabalık ilişkisi nedeniyle savcılıklar tarafından haklarında FETÖ’den işlem yapılan ancak, bir suç unsuru bulunmadığı için kovuşturmaya gerek olmadığı kararı verilen kişiler veya şirketlerle ilgili bir ‘sicil temizliğine’ gidecek.

Hükûmet kaynaklarından edinilen bilgilere göre, OHAL uygulamalarından bazılarının esnetilmesi kararı kapsamında, kamu çalışanları gibi belediye başkanlarının da yurtdışına çıkışlarında gerekli olan izin şartı kaldırılacak. Aynı şekilde işadamlarının yurtdışı çıkışlarında OHAL sebebiyle yaşanan zorlukların giderilmesi de gündeme gelirken, hükûmet asılsız ihbarlar nedeniyle kişilerin veya şirketlerin devletle olan ilişkilerinde yaşanan zorlukları da masaya yatırdı.

Hiçbir somut veriye dayanmayan asılsız ihbarlar nedeniyle mağdur olmuş kişilerin devletin ‘FETÖ havuzu’ kayıtlarından düşürülmesi kararı alındığını dile getiren hükûmet kaynakları, yapılan çalışma ile ilgili şu bilgiyi verdi:

“Özellikle kendileri ile ilgili bir somut veri olmamasına rağmen, akrabaları FETÖ’den soruşturma geçirenlerle ilgili de zaman zaman sıkıntı yaşanıyor. Ayrıca bazen asılsız ve soyut ihbarlar yapılıyor. Ama savcılıklar gelen bu ihbarlarla ilgili mecburen işlem yapıyorlar. Bir sonraki aşamada, kovuşturmaya yer olmadığı belirtilse bile; bu kayıt devletin sisteminde yer alıyor. Bu kişilerin veya şirketlerin devletle olan ilişkilerinde, MİT ve Emniyet’ten gelen raporlar dikkate alındığı için, suçsuz da olsalar sürekli ‘haklarında FETÖ ihbarı olduğu ve savcılıklarca işlem yapıldığı’ bilgisi geliyor. Çünkü güvenlik birimleri de, hassas davranıp bu kayıtlara bakıyor. MİT ve Emniyet de bu konuda uyarıldı. Bu şekilde işlem görmüş ama kovuşturmaya gerek duyulmamış kişiler veya şirketlerle ilgili bir rapor tutulmayacak. Bu konudaki kayıtlar da sistemden temizlenecek. Sadece terör örgütleri ile bağı olanlarla ilgili istihbarat raporları dikkate alınacak. Bir anlamda sicil temizliği söz konusu olacak.”

Kaynaklar, daha önce KHK ile çıkarılan ‘lekelenmeme hakkı’ düzenlemesi ile soyut ve dayanaksız ya da konusu suç oluşturmayan şikâyetler için artık doğrudan soruşturma yapılmasının söz konusu olmayacağını da hatırlatırken, hükûmetin yapacağı ‘FETÖ havuzundaki sicil temizliğinin’ bu ilke doğrultusunda gerçekleşeceği öğrenildi. Öte yandan, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerde bundan sonra sadece terörle mücadeleyi ilgilendiren düzenlemelere yer verilmesi kararlaştırıldı.

Yücel KAYAOĞLU – Türkiye gazetesi

Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 67 iş adamına yönelik FETÖ/PDY’ye finans sağladığı suçlamaları ile devam eden yargılamada dinlenen patlayıcı madde şirketi ile dikkat çeken isim olan tutuklu sanık Levent Yaşar’ın savunmasında ilginç detaylar dikkat çekti. Savunmasında terör örgütü ile anılmayı kabul etmediğini belirten tutuklu sanık “Benden çoban olur, aşçı olur ama terörist olmaz” dedi. Hayatının hiçbir döneminde o grup ile bağının olmadığını ileri süren Yaşar, DİAD ve Çağlayan Catring ile ilgili olarak ise ticari bir faaliyette bulunduğunu söyledi.

ByLock kullanıcı adı ve şifresi okundu

Hakkındaki ByLock iddiasını da kabul etmeyen tutuklu sanık Levent Yaşar’a ByLock kullanıcı adı ve şifresi de okundu. Mahkeme Başkanı “Levent abi”, “bigboys”, “büyükpatron” kullanıcı isimlerini mahkeme tutanağına yazdırdı.

Mahkeme tarafından ByLock yazışmasında yer alan 21.11.2015 tarihinde, FETÖ/PDY davasından yargılanan bazı isimlerin yer aldığı bir toplantı için yapılan yazışma ve toplantının acilen yapılması gerektiği ve telefon getirilmemesi istendiği de tutanaklara yazıldı. Tutuklu sanık bu iddiaları da kabul etmedi.

Salondaki avukatların “FETÖ/PDY hakkında ve elebaşısı hakkında ne düşünüyorsun?” sorusuna cevap vermek istemeyen Yaşar “Şuanda edeceğim sözler ilerde sıkıntı doğurur, cevap vermek istemiyorum” dedi.  

Bayram Coşkun

– Batuhan Yaşar’ın “PKK, FETÖ’den ne öğrendi biliyor musunuz?” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:
“15 Temmuz darbe girişiminden sonra maskeler düştü.

FETÖ-PKK iş birliği deşifre oldu

Avrupa’da özellikle de Almanya’da hatırı sayılır iş birliğine imza atıldı…
FETÖ, Kandil’e adam bulunması için bütün Avrupa’da seferberlik ilan etti.
İki terör örgütünün bir anda iç içe geçebilmesi aslında yakın ilişkinin uzun süredir devam ettiğini de teyit etti.
FETÖ devlet kadrolarından temizlendikçe PKK içeriden istihbarat alamaz, tuzaklar kuramaz hâle geldi.
Terörle mücadelede artık daha başarılı sonuçlar elde edilmeye başladı.
– ‘Kandil’e gidilemez, operasyon yapılamazdan’
– ‘Adım adım Kandil’e’ konseptine geçildi…

FETÖ’nün en iyi yaptığı iş neydi?

– Algı operasyonları
Gazete, televizyon ve sosyal medyanın âdeta “mahkeme” gibi kullanılarak 1 günde davaların bitirildiğine şahit olmadık mı?
Ergenekon, Balyoz, Şike, Selam Tevhit kumpas davalarında yargılama işi mahkemelere bırakılmadan halledilmedi mi?
İşte FETÖ şimdilerde PKK ile birlikte yan yana, kol kola yeni işlere girişti…

KIRILMALARA ZEMİN ARIYORLAR

Algı operasyonları için eğitilen, yol gösterilen PKK aynı FETÖ gibi sosyal medya üzerinden operasyonlara başladı…
Kapatılan ancak yayın hayatına internetten devam eden “Özgürlükçü Demokrasi” ve “Yeni Özgür Politika” gazeteleri amiral gemisi olarak seçildi.
Atılan manşetlerle çatışma ortamına zemin aranmaya başladı.
Yoğun algı operasyonu için start verildi.
Güvenilir kaynaklara göre önümüzdeki günlerde de Türkiye içinde kırılmalara yol açabilecek konular gündeme getirilecek.
Tekrar tekrar işlenmeye devam edilecek

ŞİMDİKİ OBJELERİ ÖCALAN

Abdullah Öcalan 9 Ekim 1998 tarihinde Türkiye’ye getirilmişti
İşte PKK bu tarihi, yeniden toparlanabilmek için kullanmaya başladı:
– “9 Ekim Komplosu” şeklinde…
– Abdullah Öcalan’ı başlığa çıkartarak…
KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat kod adlı Hülya Oran, tabana eylem çağrısında bulundu.
Ama istedikleri sonucu alamadılar.
Baktılar ki olmadı
Kimseyi harekete geçiremeyince yeni planı uygulamaya başladılar.

‘ÖCALAN ÖLDÜ’ YALANI BU YÜZDEN

@GBartinli adlı “ulusalcı” görünümlü Twitter hesabı devreye girmekte gecikmedi:
– “Öcalan öldü diye bir haber okudum doğru mudur?”
Yeri gelmişken sosyal medya hesaplarına dikkat edilmeli.
Bir kişiyi, partiyi veya grubu destekler gibi görünenler aslında tam tersini yapıyor.
FETÖ ve PKK şimdilerde bu yolu etkin şekilde kullanıyor.
Yakında bunları da açıklayacağız

BÖLGEYİ HAREKETE GEÇİREBİLİR MİYİZ?

‘Öcalan öldü’ yalanı üzerinden birkaç kuş birden vurulmaya çalışıldı aslında…
– ‘Tekrar ayağa kalkın’ çağrısı
– ‘Bölgeyi yeniden hareketlendirebilir miyiz?’
– ‘Tabandaki son durumu görelim, test edelim’
Avrupa ve ABD kaynaklı bot (sanal) hesaplar da devreye alındı.
‘Öcalan öldü’ yalanı bir anda Türkçe Twitter’ın gündemine taşındı.
Ama Türkiye’nin karşı hamlesi hiç gecikmeden geldi.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı resmî açıklama ile iddiaları yalanladı.
Böylelikle FETÖ ve PKK bir kez daha hedefe ulaşamadı.

VİYANA-KOPENHAG VE AFRİN

Avrupa’da da benzer çağrılar yapıldı tabii ki…
‘Öcalan’a özgürlük’ ve ‘Öcalan öldü’ sloganları kullanılarak yürüyüş ve eylemler planlandı.
Ama PKK, Avrupa’da da hayal kırıklığı yaşadı.
Hatta Halep ve Afrin’de de benzer hüsranla karşılaştı.
Katılımlar düşük değil çok düşük sevide kaldı.
İstihbarat sahadaydı.
Katılımları tek tek tespit etti:
– Viyana 151 kişi
– Kopenhag 63 kişi
– Halep/Afrin 2 bin 513 kişi

BAK SEN ŞU FRANKFURT POLİS TEŞKİLATINA

Artık insan hiçbir şeye şaşırmıyor
Hayret etmiyor.
Ne oldu biliyor musunuz?
Frankfurt Polis Teşkilatının resmî Twitter hesabından Abdullah Öcalan için destek mesajı yayınlandı.
Öyle böyle mesaj değil hem de:
– “Bu akşam ‘Öcalan’a özgürlük-Kürdistan’a barış’ konulu gösteride hizmetinizdeyiz”
Yorumu tamamen sizlere bırakıyorum.
Evet Türkiye ile Batı arasından bir gerginlik söz konusu.
Ama bunun nedenin Türkiye olmadığını hepimiz biliyoruz.
Öyle görülüyor ki, FETÖ’nün yanı sıra PKK da “dostlarımız” tarafından açıktan desteklenecek.” 

Samsun’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan ve Samsun Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevliyken meslekten ihraç edilen polis memurları Serkan K., Fikret T. ve Züfer A. ile tutuksuz bulunan yine meslekten ihraç edilen İsmail G. ile emekli polis Yücel A.’nın yargılanması sona erdi. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülen davanın son duruşmasında sanıklar kendilerini savundular. Serkan K., “Vatanımı milletimi seviyorum. Her hangi bir örgütle bağlantım yok. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Fikret T., “15 aydır cezaevindeyim. Herhangi bir örgütle üye değilim. Ben emniyet mensubuydum. Bu işleri iyi bilirim. ByLock kurmuş olsaydım kendi hattıma yüklemezdim. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.

Züfer A. ise, “Terörist olmaktansa ölmeyi tercih ederim. Tutuklanmadan 6 ay önce uluslararası boks hakemi oldum, başlamadan bitti. Hiç bir örgüte üye değildim. Tehdit ve baskı de yapmadım. Darbe girişiminde bulunanları tasvip etmem söz konusu olamaz. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” şeklinde konuştu.
Mahkeme “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan Serkan K.’yı 7 yıl 5 ay 3 gün, Fikret T.’yi 8 yıl 1 ay 6 gün ve Züfer A.’yı ise 7 yıl 5 ay 3 gün hapis cezasına çarptırarak tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.
Tutuksuz yargılanan Yücel A. ve İsmail G.’nin ise beraatlerine karar verildi. 

Muhammer Ay
 

Edinilen bilgiye göre, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde terör örgütü PKK/KCK’ya yönelik çalışma yaptı. Polis, Elazığ merkezi ile Karakoçan, Kovancılar, Arıcak ve Alacakaya ilçelerinde terör örgütü PKK/KCK propagandası yapan 11 şüpheliyi tespit etti. Tespit edilen şüphelilere yönelik bugün çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonda 11 şüpheli gözaltına alındı.

Şahısların evlerinde yapılan aramalarda 5 adet ruhsatsız av tüfeği, 1 adet tabanca, yasaklı yayınlar, dijital materyaller ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildiği bildirildi.

Konuşmayın baskısı yapan FETÖ’cülere operasyon

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde devam eden FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler, çalışma yaptı. Jandarma ekiplerinin yaptığı çalışmada, örgütün çözülmesini engellemek için çalışma yapan bir grup tespit edildi. Bunun üzerine Elazığ merkezli operasyon düzenlendi. Operasyonda 4 şüpheli gözaltına alındı.

Her iki operasyonda gözaltına alınan şüpheliler, Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilerek, ifadeleri alınmak üzere İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.

Operasyonlar kapsamında şüpheli sayısının artabileceği öğrenildi.

Kamil Can Kılıç