İzmir 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan 3’üncü duruşmaya FETÖ lideri Fethullah Gülen’in yeğeni tutuklu sanık Mehmet Mezher Gülen ile birlikte 14 tutuklu sanık, sanıkların avukatları ve sanıkların yakınları katıldı. ‘Yıldız’ ve ‘Yeğen’ kod adlı iki gizli tanık olmak üzere üç tanık dinlendi. Sanıklar, tanıkların ifadelerinin FETÖ üyelikleri ile ilgili gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. FETÖ lideri Fetullah Gülen’in yeğeni sanık Mehmet Mezher Gülen, kendisine yönelik FETÖ’nün Türkiye okullar sorumlusu suçlamasını kabul etmezken, mahkeme başkanına, FETÖ davalarını kast ederek “Bu davaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidince, bu yapının silahlı terör örgütü olmayacağını biliyor musunuz?” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı da sanık Gülen’e, “Siz bu yapının silahlı terör örgütü olmadığını mı düşünüyorsunuz?” diye sordu.

FETÖ’yü silahlı bir terör örgütü olarak kabul etmedi
Sanık Mehmet Mezher Gülen sorulan soruyu çarptırarak, “15 Temmuz’da bir darbe girişimi olmuştur. Kim yaptıysa lanetliyorum; ancak kim yaptı belli değil” diyerek FETÖ nün darbe girişimi yaptığını söylemedi. Mahkeme başkanının ısrarla “FETÖ, silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmiyor musunuz?” sorusuna sanık Gülen cevap vermedi. Duruşma savcısı verdiği mütalaasında, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Sanık ve sanık avukatları tahliye taleplerinde bulundu. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verip eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Olayın geçmişi
İzmir’de FETÖ/PDY’nin sözde Karşıyaka eyaletine yönelik soruşturma kapsamında, 27 Mayıs 2016’da İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin düzenlediği operasyonda, örgütün okullar ve dershaneler Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen ve aynı zamanda Fethullah Gülen’in yeğeni Mehmet Mezher Gülen’in de aralarında bulunduğu 32 şüpheli gözaltına alınmış, 14’ü tutuklanmıştı. İzmir Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz, tutuklu 14 sanık hakkında hazırladığı iddianamede, yeğen Gülen hakkında ’silahlı terör örgütü yöneticisi olmak’ suçlamasıyla 22,5 yıla kadar, diğer sanıklar hakkında da “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası talep etmişti.

Atakan Şen 

 

Davaya konu olan olay, 6 Kasım 2015 tarihinde meydana geldi. İzmir merkezli 18 ilde, ‘askeri casuslukta kumpas’ soruşturmasında FETÖ’ye yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan bazı şüphelilerin avukatlığını yapan Ali Aksoy, 36 sanığın Sulh Ceza Hakimliğine sevki esnasında İzmir Adliyesinde İzmir İl Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Gökmen Akçal’a hakaret ettiği, tehdit ve “omuz atmak” suretiyle fiziki müdahalede bulunduğu gerekçesiyle şikayette bulunuldu. Ali Aksoy hakkında “kamu görevlisine hakaret ve tehdit” suçlamasıyla 9 ay ila 4 yıla kadar değişen hapis istemiyle dava açıldı.

Tanıklar dinlendi

İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinde bugün görülen duruşmaya, bu davada tutuksuz yargılanan, başka bir davada tutuklu bulunan sanık Ali Aksoy ve avukatı katıldı. Sanık Ali Aksoy, savunmasını Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile (SEGBİS) yapmak istediğini, bu şekilde daha akıcı ve bütünlüklü savunma olacağını ifade ederek tanıkların dinlenilmesi aşamasına geçilmesini talep etti. İlk olarak dinlenen tanıklardan adliyede görevli polis memuru S.B., “Adliye içerisinde şüphelilerin, İzmir Adliyesi Sosyal Tesisleri’ndeki duruşma salonuna sevki sırasında güvenlik tedbiri aldık. Adliye çevresinde tepki için toplanan kalabalığı gören sanık Aksoy adliyenin içerisine girerek, güvenlikten sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Akçal’a omuz ve dirseklerini kullanarak vurdu. Ali Aksoy, Akçal’a hitaben, ‘Çocuk, dışarıdaki kalabalığı neden uzaklaştırmıyorsun? O insanlar, şüphelilere saldıracak. Kalabalık grup, şüphelilere bir hakarette bulunursa seni doğduğuna pişman ederim’ şeklinde sözler sarf etti” dedi.
Tanık olarak ifade veren Emniyet Müdürü D.K.U. ise “Şüphelilerin duruşma salonuna alınacağı koridor ile vatandaşların olduğu bölüm arasında yeterli güvenlik önlemini aldık. Bu sırada sanık Ali Aksoy arkadan gelerek Akçal’a omuz atıp ‘Seni yakarım çocuk, bunları sen reklam ediyorsun’ diye bağırdı. Hakaret edip küfürler savurdu. Araya girip tartışmayı bitirdik” diye konuştu.

Sanık Ali Aksoy ise Ahmet Gökmen Akçal’a vurmadığını, ona “çocuk” diye hitap etmediğini ve tanıkların gerçek dışı beyanda bulunduğunu ileri sürdü. Hakim, Aksoy’un SEGBİS’le savunma yapma talebini kabul ederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. 

Atakan Şen

İşte o yazısı;

FETÖ’nün iş dünyası ile ilişkilerini incelediğinizde hep aynı yöntemi kullandığını göreceksiniz. FETÖ hedefine koyduğu patronlardan, önce iş birliği ve itaat, sonra da himmet talep ediyor. Bu isteklere direnen, gönüllü iş birliğine razı olmayan patronları radarına alıyor. Her şeyini; bütün ilişkilerini, mahremini, zaaflarını ve gayri yasal tüm işlemlerini mercek altına alarak inceliyor. Sonra kendine bağlı bürokratları; polisi ve savcıları harekete geçirerek, o iş adamını dört bir koldan kuşatıyor. Eğer gayri yasal bir durum tespit edemez ise bu defa kumpas kurarak sıkıştırıyor. Polisin; savcının eline düşen iş adamı direnmekten vazgeçip açılan hukuki ve idari davalardan, cezai işlemlerden kurtulmak için FETÖ’yle iş birliğine razı oluyor. FETÖ bu aşamadan sonra avukatlarını devreye sokuyor. FETÖ ile her türlü iş birliğini kabul eden iş adamı bütün davalardan ve cezalardan kurtuluyor.

İşte FETÖ ve Doğan grubu ilişkisi böyle oluşmuş ve devam etmiş bir ilişki. Buna bir de Erdoğan karşıtlığının doğurduğu iş birliği ile Alman derin devleti ve Doğan ilişkisini eklerseniz FETÖ-Doğan birlikteliğinin sebeplerini anlamış olursunuz. 2003 yılından başlayarak Doğan grubu ile ilgili dava açan savcılar ve cezai müeyyide öngören müfettişlerin büyük bölümü FETÖ’cü olabilir. Doğan grubunun vergi davalarından POAŞ davasına, kâğıt davasından diğer davalarına kadar hepsinde FETÖ’cülerin parmağı olabilir. Açılan davalarla köşeye sıkışan Doğan grubu, bu davalardan kurtulmak için FETÖ’cü avukatlara koşmuş ve belli bir tarihten sonra da FETÖ ile iş birliği yapmıştır. Ankara’da birçok avukat ve hukukçu, FETÖ’cü avukatların Doğan grubunun Danıştay-Yargıtay ve Vergi Mahkemelerindeki davalarını grubun lehine sonuçlandırdığını bilir. Birçok örnek var orta yerde.

Ekrem Dumanlı’nın avukatı Hasan Günaydın FETÖ’den tutuklu. Günaydın, ifadesinde Doğan Holding’in davalarına girdiğini doğruladı. ‘Kâğıt davası’nı izlemiş. 2012’den Kasım 2014’e kadar Doğan grubunun davalarını takip etmiş. İki yıl öncesine kadar Aydın Doğan’ın avukatlığını yapan R.A., İzmir’de FETÖ davası kapsamında tutuklu. İfadesinde; FETÖ o dönem etkin olduğu için örgütün avukatları ile toplantı yaparak para cezalarından kurtulmak amacıyla anlaşmaya vardığını söyleyen R.A., “C.K. ve M.Y.B. isimli avukatlar cemaatin etkili isimleri oldukları için bu isimlerle çalışmak istedik” diyor. R.A.’nın telefonunda da Bylock tespit edildi. Doğan grubu FETÖ elebaşının yardımcılarından Mustafa Özcan vasıtasıyla Gülen’in avukatı O.E.’ye de ulaşmış ve onunla da anlaşmış.

“Kırk katır mı, kırk satır mı?” misali önce adamın açığını bulup bataklığın içine atıyorlar, sonra da ellerini uzatıp bedel karşılığında kendi attıkları bataklıktan çekip alıyorlar. Bu nedenle Doğan grubu boşuna sayfa-sayfa listeler yayınlayıp kendilerine dava açanların ve ceza kesenlerin FETÖ’cü olduğunu anlatmaya çalışmasın. Size dava açanlar, ceza verenler FETÖ’cü olabilirler ama yüreğiniz yetiyorsa o davaların son kararlarını grubunuz lehine veren hâkimlerin şimdi nerede olduğunu da yayınlayın bakalım. İşin gerçeği şu: Sizi ipe taşıyan da, iş birliğine razı olduktan sonra ipten alan da FETÖ’nün ta kendisi. FETÖ’cülerin karar verdiği davalar mevcut hukuk yolları kullanılarak yeniden görülürse haklı-haksız ortaya çıkacaktır.

Grubun vergi davalarını aklayan vergi mahkemesi hâkimi İsmail Eşref Bayrak FETÖ’den ihraç edildi. Yine grubun lehine karar veren Danıştay üyesi Muammer Arseven meslekten çıkarıldı. Ayrıca, vergi davalarında Doğan grubu lehine karar veren Danıştay üyeleri; Bekir Sözen; Orhan Boyraz, Hüseyin Oğuz, Haşim Güney, Bedrettin Işıldak ve Mehmet Sönmez de FETÖ’den ihraç edildi. Bunların sayısı oldukça fazla.

Petrol Ofisi tarafından gerçekleştirilen akaryakıt ithalatında usulsüzlükler yapıldığı iddiası ile ilgili başlatılan soruşturmayı FETÖ’nün firari savcısı Muammer Aktaş 7 yıl sümen altında bekletti. Aynı zamanda 25 Aralık darbe girişiminin mimari olan Muammer Aktaş görevden alınınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan savcı Adem Meral dosyayı raftan indirerek 47 şüpheli hakkında iddianame hazırladı. Aydın Doğan için 23 yıl hapis cezası istenen dosyanın akıbetini herkes merak ediyor. FETÖ’cü savcı dosyayı 7 yıl bekletmiş. 9 yıl sonra nihayet soruşturma tamamlanıp iddianame hazırlandı. Şimdi FETÖ de yok, bakalım ne yapacaklar? Bu örneklere bakarak FETÖ’cü hâkim ve savcıların baktığı dava ve soruşturmaların hukuk sisteminin mevcut düzenlemelerinin ve hükümlerinin işletilerek gözden geçirilmesini istemek gerçek bir adalet arayışıdır.
FETÖ; bazı masum iş adamlarına yaptığı gibi Doğan grubuna kumpas kurmamıştır. Grubun açıklarını; usulsüz eylem ve işlemlerini grubu iş birliğine razı etmek için kullanmış ve sonuç da almıştır. Hakkında açılan davalardan ve idari para cezalarından kurtulmak için Doğan grubunun FETÖ ile iş birliği yaptığı onlarca örnekle ispatlanabilecek bir durumdur.

Bütün eylem ve işlemlerinde; ticaretinde, siyasetten-bürokrasiden ve FETÖ yargısından torpil gören bu grubun çıkıp başkalarına hak-adalet ve ahlak dersi verecek bir durumu yoktur. Kendilerinin bir tane düzgün işleri yokken, ona-buna çamur atmakta mahirler. Hadi oradan, pespaye herifler! Siz kim, ahlak dersi vermek kim?

Malatya Emniyet Müdürlüğü tarafından 2017-2018 yılı için okulların güvenliği ile ilgili olarak merkez muhtarlar ile toplantı yapıldı. Polis evinde düzenlenen toplantıya İl Emniyet Müdürü Ömer Urhal, şube müdürleri ve muhtarlar katıldı. Toplantı öncesi konuşan İl Emniyet Müdürü Ömer Urhal, “Yeni başlayacak olan eğitim öğretim yılında öğrencilerimizin sağlıklı eğitim alabilmesi, güvenli ortamda eğitimlerini yapabilmesi için almış olduğumuz tedbirler ve onunu öncesi almış olduğumuz tedbirlerin gözde geçirilmesi ama esasında da muhtarlarımızla beraber bir istişare yapmak” olduğunu söyledi.

Son bir ay içinde FETÖ soruşturması kapsamında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Emniyet Müdürü Urhal, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yapılan çalışmalarda; toplam 73 şahıs hakkında işlem yapılmış; bunlardan 7 şahıs tutuklanmış, 25 şahıs Adli Kontrol Kararı ile serbest bırakılmış, 20 şahıs ifadesinin ardından serbest bırakılmış, 11 şahıs firari olarak aranmaktadır. Ayrıca farklı illerin soruşturmaları kapsamında il dışından gelen talimat evrakları doğrultusunda 8 şüpheli yakalanmış, yakalanan 8 şüpheliden 1’i tutuklanarak İlimiz E Tipi

Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmiş, 7 şüpheli ise soruşturma iline sevk edilmiştir” dedi.
Urhal kentte DEAŞ/İŞİD terör örgütüne yönelik yapılan çalışmalar hakkında ise “DEAŞ/İŞİD terör örgütü yanlısı faaliyet gösterdikleri değerlendirilen şahıslara yönelik olarak yapılan operasyonlarda gözaltına alınan iki şahıs hakkında işlem yapılmış. 1 şahıs serbest bırakılmış, 1 şahıs ise tutuklanarak ilimiz E Tipi Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmiştir” şeklinde konuştu.

Urhal, diğer terör örgütleri ve aranan şahıslara yönelik çalışmalarla ilgili ise “21.08.2017 günü Malatya Emniyet Müdürlüğü 2 nolu uygulama noktasında, terör örgütü mensubu olarak aranan 1 şahıs yakalanmış ve adli makamlarca tutuklanmıştır. 11.09.2017 günü 1 şahsın Suriye ye gidip geldiğinin tesbit edilmesi üzerine ilimizde heyet Tahrir Şam (FEC/NC-HTŞ) yanlısı faaliyet gösterdiği değerlendirilen şahıs yakalanmış ve 12.09.2017 günü Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilmiş olup tahkikat halen devam etmektedir” diye konuştu.

Erdal Akbuğa

4 Eylül Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenen Sivas 6’ıncı Kitap Günleri’ne katılmak üzere kente gelen eski bordo bereli ve güvenlik uzmanı Mete Yarar ile Gazeteci Nedim Şener, Buruciye Medresesi’nde düzenlenen söyleşide okuyucularıyla buluştu. Burada konuşan eski bordo bereli ve güvenlik uzmanı Mete Yarar, Türkiye’nin birçok terör örgütü ile mücadele ettiğini belirterek, “Geçen sene itibariyle terör örgütünün güvenlik güçleri tarafından öldürülen militan sayısı 10 bin, geçmişte bu rakam terör örgütünün mensubu olduğu silahlı militan en yüksek olduğu dönemlerde bile 4 bin 500 ile 5 bini geçmemiştir. Biz bu yıl aynı PKK’yı aynı süreçte bitirdik. Bitmemesinin nedeni ise sorunun artık sadece Türkiye olmaması. Suriye’ye baktığımızda 40 bin tane silahlandırılan militan var. Müttefik olduğumuz söylenen insanların desteklediği bir örgütle uğraşıyoruz. 40 bin kişinin silahlandırılması organize edilmesi ve eğitilmesi bildiğiniz bir ordu metodudur. Bu hale getirilen yeri biz sadece terör örgütü diye mi tanımlayalım. Yoksa Türkiye’ye karşı devletlerarası açılmış bir terör organizasyonu olarak mı tanımlayalım. Benim tercihim ikinci tercihim. Biz şu an PKK terör örgütüyle uğraşmıyoruz, FETÖ ile uğraşmıyoruz, DHKP/C ile uğraşmıyoruz, DEAŞ ile uğraşmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Türkiye’ye saldırmaya hazır beka mücadelesi verdiğimiz devletlerle uğraşıyoruz. Bunu bu şekilde gördüğümüzde bir ülke sorunu olarak görür ve çözeriz” dedi.

Şener: “İnsan FETÖ ile işbirliğinden utanır”

Gazeteci Nedim Şener ise, “Türkiye’de muhalif kesimlerin AK Parti ile mücadele etmek için zaman zaman ittifak bazı müttefik sahibi olduklarını görüyorum. Ben kendi düşüncelerimle bir partinin cemaatle işbirliği içinde olduğunu söylüyorum. Niye söylüyorum bunu onların elinde olduğunu bildiğimiz bazı belgeleri bir süre sonra o siyasi partinin yetkililerinde görüyorum. Siyasi partiye baktığımızda bu belgeleri meclisteki konuşmalarda yayınlıyorlar. İşbirliği yapıyorlar ve insan bu işbirliğinden utanır. 15 Temmuz’dan sonra ortaya çıkan olgu ile bizim cemaat diye tabir ettiğimiz grubu insanları katleden büyük bir terör örgütü olduğu gerçeğidir. O süreçten sonra Türkiye’nin önemli partilerinden bir tanesini onlar ile ilişkilendirmek bana doğru gelmez. Bunu CHP’liler de AK Parti içinde yaptığı zaman 15 Temmuz-17 Aralık sonrası ve öncesi dönem içinde söylüyorum, hepimizin cemaat diye yazdığı o dönemlerde bir türlü silahlı terör örgütü diyemediğimiz, silahsız terör örgütü olur mu diye herkesin düşündüğü dönemlerde herkes ilişkiler kurmuş” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Mete Yarar ve Nedim Şener’e Vali Yardımcısı Mehmet Nebi Kaya ve Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özaydın tarafından çeşitli hediyeler verildi. 

Suikast timini yönetti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 37 darbeci askerin de aralarında bulunduğu 44’ü tutuklu 47 sanığın Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edildi. Suikast girişiminin planlayıcılarından olduğu belirtilen ve ‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyesi olduğu iddia edilen eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş son savunmasını yapmaya başladı.

Sönmezateş: “Kafama sıkın dedim”

Darbeci ve suikast timi lideri Sönmezateş, “Mahkeme salonunda 9 kamera, güçlü bir klima var. Modern bir bir duruşma salonu. Salonun modern olması davanın modern görüldüğünü göstermez. Bizden nefret edebilirsiniz. Bizden delikanlılık bekliyorsunuz. Sizler de delikanlı davranacaksanız. Yakalandığımda kafama kurşun sıkın diye yalvardım. Yoksa mermiyi ağzına verin ben kafama sıkayım dedim. Kabul etmediler” dedi.

“Şu an yargılanan tek tuğgeneralim”

Gökhan Şahin Sönmezateş, 12 Eylül’de teğmen olanların bu gün 4 yıldızlı korgeneral olduğunu belirterek, “Oysa bu gün 15 Temmuz 4 yıldızlı bir orgeneral yargılanmıyor. Tuğgeneral Semih Terzi’nin ölümünden sonra 15 Temmuz’da Türkiye genelinde yargılanan tek tuğgeneral benim. Askeri mahkemede şu an savcının oturduğu yerde ben oturuyordum. 6 kişinin şu an burada bu salonda hiç olmaması lazım. İsimlerini verirsem çocuklar yanar. Devlet sırrı olan şeyler var söyleyemem” şeklinde konuştu.

“Dalaman’da askerlerim vurulsaydı, gider ben de onu vururdum”

Sönmezateş, Dalaman Kara Havacılık Meydanı’nda helikoptere yakıt vermeyen askerlere silah çeken Cenk Bahadır Avcı’nın şu an burada yargılandığını söylerken, “Kendisine sordum. Askerlerimi vuracak mıydın diye. Oda ‘evet vuracaktım’ dedi. Bahadır Avcı askerlerimi vursaydı, ben de onu vururdum. Burada ya Tezcan Kızılelma yalan söylüyor, ya da Cenk Bahadır Avcı yalan söylüyor. Ben buradan çıkamayacağım biliyorum” dedi.

“Özcan Karacan süzme FETÖ’cü”

Eski tuğgeneral ve suikast timinin lideri Sönmezateş esasa ilişkin savunmasında Antalya’da yakalanan ve suikast girişimi davasında yargılanan Özcan Karacan ile ilgili, “Bu davanın kilit isimlerinden birisi Özcan Karacan’dır. Karacan süzme FETÖ’cüdür. 15 Temmuz öncesi kendisi ile hiç görüşmedim. Ben FETÖ’cü değilim. Ben ve ekibim tuzağa düşürüldü. Ben inandığım için bu işe girdim. Ali Yazıcı’nın psikolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. İfadelerine inanmıyorum” diye konuştu.

“Pensilvanya’daki erkek gibi gelsin adam gibi kendisini savunsun”

Sönmezateş, “Görünmeyen kralın emriyle ben darbe yaptım. Bana emri veren adamın makamına güvendim. Ben vatan millet için yaptığımı sanıyordum. Emri verenler arkamızda durmadı. İyi ki darbe olmamış. Bu onursuz insanların koltuklara oturmadıkları iyi oldu. Emri verenler gölgelerde saklanıyor. İsteseydik Yunanistan’a kaçardık. Bu ülkede suç işlediysem bu ülkede yargılanacağım. FETÖ’den yargılanmak zoruma gidiyor. Pensilvanya’daki erkek gibi gelsin adam gibi kendisini savunsun” dedi.

“Tüm zararı benden tahsil edin”

Otel baskınını kendisi planladıysa, tüm sorumluluğun da kendisinde olduğunu belirten Sönmezateş, “Bu işi ben planladıysam tüm sorumlu benim. Marmaris’teki otel baskını sırasında meydana gelen tüm zararı benden tahsil edin. Burada bulunan arkadaşların malları üzerindeki tedbirleri kaldırın. Onların bir kabahati yok” ifadelerine yer verdi.

“Burası engizisyon mahkemesi değil”

Sönmezateş, “Almanya’da Nazizm vardı. Nazizm iktidarı her şeyi yaptı. Engizisyon mahkemeleri vardı. Bu mahkemeler akla mantığa uymayacak işkenceler yaptı” deyince, bunun üzerine mahkeme başkanı Emirşah Baştoğ, “Burası demokratik bir ülke. Bu ülkede Nazizm yok. Bizim mahkememiz de engizisyon mahkemesi değil. Burada özgürce istediğin gibi savunmanı yapıyorsun” dedi.
Darbeci Sönmezateş esasa ilişkin savunmasını diğer sanıkların aksine kısa tuttu. Sanıklar öğleden sonra yakınları ile açık görüş yapacak ve duruşma saat 15.00’te tekrar başlayacak. 

Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri FETÖ/PDY soruşturması kapsamında “silahlı terör örgütüne üye oldukları ve örgütün gizli haberleşme ağı olan ByLock’u kullandıkları” iddia edilen şahıslara yönelik 6 gün önce 20 adrese eş zamanlı operasyon düzenlemiş, operasyon kapsamında aralarında öğrenci ve özel sektör çalışanlarının olduğu 20 kişi gözaltına alınmıştı.

Bugün Samsun Adliyesine sevk edilen 20 kişiden 15’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevine gönderilirken, 5 kişi ise mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

ELAZIĞ’DA 9 TUTUKLAMA

Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ/PDY’ye yönelik çalışma yaptı. Polisin yaptığı çalışmada aktif olarak çalışan, açığa alınan ve KHK ile ihraç edilen memurların da bulunduğu şüpheliler tespit edildi. Bunun üzerine polis, kent merkezi ve 2 ilçesinde eş zamanlı operasyon yaptı. Operasyonda 15 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüphelilerden 5’i dün, 10’u ise Elazığ İl Emniyet Müdürlüğünde ifadeleri alınmasının ardından adliyeye sevk edildi. Mahkeme karşısına çıkan şüphelilerden 9’u tutuklanırken 6’i ise adli kontrol şartlı ile serbest kaldı.

Muhammer Ay – Kamil Can Kılıç 

Spiegel Online’da 06 Eylül 2017’de yayınlanan “Did Turkey Plan To Kill Kurdish Official in Germany?” başlıklı Martin Knobbe imzalı haberde, MİT ajanı olmakla suçlanan Fatih S. hakkında Hamburg’da görülen espiyonaj davası, Kürt Toplum Kongresi (KCD-E) Eş Başkanı Yüksel Koç ile Almanya’nın Bremen kentinde yapılan söyleşi de aktarılıyor. Habere göre, dava, Türk hükümetinin Almanya’daki istihbarat faaliyetleri hakkında soru işaretlerine neden oluyor.

PKK’ya ünlü Alman kişilere suikast yaptırıp, Türkiye’nin ve MİT’in üzerine atma planları yapmış 

Alman makamlar, Yüksel Koç’un ihbarı üzerine Fatih S. hakkında soruşturma başlatıyor. Yüksel Koç, kendi adının da içinde bulunduğu bir suikast listesi hazırladığını öne sürüyor. Bu bilginin kendisine Fatih S. tarafından aktarıldığını bildiren Yüksel Koç, kendisini öldürmekle görevlendirildiğini söylediği bir başka ajan tarafından el yazısı ile yazılmış ve suikasta hedef olacağını işaret eden bazı notları kendisine ilettiğini de öne sürüyor. Yüksel Koç’un elinde bulunan 28 Haziran 2016 tarihli bir notta, “Yüksel Koç ölecekse o zaman ekiple sürekli temasta olup her detayı tartışmalıyız” yazıyor. Yüksel Koç, suikasta hedef olmamak için Almanya içinde sürekli yer değiştiriyor. 2013’den beri MİT için ajanlık yaptığı sanılan Fatih S.’nin, 2015’te Almanya’daki PKK sempatizanlarını izlemesi için görevlendirildiği sanılıyor. Savcılar, Fatih S.’nin Yüksel Koç’a suikast düzenlemeye niyetli olduğunu gösteren delile ulaşamıyorlar. Bununla birlikte Fatih S., sorgusunda MİT’in Yüksel Koç ile bir başka Kürt politikacıya suikast düzenlemeyi planladığını ifade ediyor. Fatih S., Cem Özdemir’e de bir saldırının planlandığını da açıklıyor. Soruşturmayı yürütenler, Fatih S.’nin ifadelerini teyit edemiyorlar. Suikastı kimin düzenleyeceği de teyit edilemeyen hususlar arasında yer alıyor. Fatih S.’nin çok başarılı bir ajan olmadığı anlaşılıyor. Hedefleri hakkında çok fazla bilgi toplayamayan Fatih S.’nin bazı ifadeleri masalı andırıyor.

FETÖ, Alman polisi ve savcılarıyla adeta dalga geçmiş

Espiyonaj faaliyetinin Türkiye adına yürütüldüğünü kanıtlamakta güçlük çeken savcılar, Alman istihbaratının da bu hususta güvenilir bir bilgi iletmediğini bildiriyorlar. Alman savcılar, şans eseri Fatih S.’ye ulaşıyorlar. Fatih S.’nin sevgilisi, Frankfurt’ta bir Kürt gazeteciye kendi hikayesini anlatıyor. Gazeteci daha sonra Yüksel Koç’a yaklaşıyor. Bilgi, Hamburg emniyetinin eline geçtikten sonra konu ile federal savcılar ilgileniyorlar. Fatih S., daha sonra ifadesinin bir kısmını geri çekse de suçunu itiraf etmiş oluyor. Suçlu bulunursa 5 yıla kadar hapis yatabilir. Fatih S., ilk kez 12 Aralık 2016’da geniş kapsamlı ifadesini veriyor. Bundan bir hafta önce İstanbul’dan Almanya’ya geçip sığınma talebinde bulunuyor. Fatih S., Kızıltepe doğumlu bir Kürt olduğunu, karısı ve bir kızı, iki oğlu bulunduğunu söylüyor. 2010’da gazetecilik yüksek okulundan mezun olduğunu ve o tarihten bu yana gazetecilik yaptığını anlatıyor. Babasının 2004’te Irak’ta PKK’lılar tarafından öldürüldüğünü, bu nedenle 2013’te kendisine yaklaşıldığında MİT ile işbirliğini hemen kabul ettiğini anlatıyor. Önce Irak ve Suriye’deki Kürtleri izlemekle görevlendirildiğini ve Türk istihbaratından 10 binlerce euro temin ettiğini daha sonra Almanya’ya transfer edilmeyi talep ettiğini aktarıyor. MİT, Fatih S. için mükemmel bir kisve buluyor. Denge TV’de işe başlayan Fatih S.’nin 2014’te kendi programı bile oluyor. Bunun sonucunda Kürtler arasında tanınır hale geliyor. Fatih S., 2014’ten itibaren Yüksel Koç’un güvenini kazanıyor. Yüksel Koç, Alman iç istihbaratı tarafından PKK ile yakın bağlantısı olduğu tespit edilen Kürt Demokratik Toplumlar Kongresi’nin eş başkanlığını yürütüyor. Fatih S., Yüksel Koç’un Bremen’deki evine dahi gidiyor ve Kürt gösterilerine katılıyor. Savcılığa göre MİT, 2015 sonbaharında Fatih S.’yi Almanya’ya taşınmak ve oradaki Kürtleri izlemekle görevlendiriyor.

Fatih S., 4 Ocak’ta sevgilisi ile Bremen’de bir apartmana taşınıyor. İkisi 8 ay boyunca Almanca kursuna gidiyor. İddiaya göre, bunun masrafını ve ikilinin yaşam giderlerini karşılayan MİT, ilk etapta ayda bin 500 euro temin ediyor. Fatih S., Ankara’daki case officer’i ile buluştuğunda parayı elden alıyor. Toplamda 2016’da 30 bin euro aldığı sanılıyor. Alman savcıların, Fatih S.’nin MİT’teki case officer’lerinin kimliğini öğrenemedikleri anlaşılıyor. Fatih S., sadece Kemal ve Ahmet ön adlarını veriyor. Almanya’da bulunduğunda talimatları mail üzerinden alan Fatih S., elinde paylaşacağı materyal olduğunda sonraki ziyaretine ‘çikolata’ getireceğini bildiriyor. Fatih S.’nin şüpheli davranışlarını tespit eden sevgilisi, Fatih S.’nin eşyalarını karıştırıyor ve bulduğu notların fotoğraflarını çekiyor. Yüzleştiğinde Fatih S., sevgilisine kendisi gibi MİT için çalışmasını öneriyor. Sevgilisi, öneriyi reddediyor ve Frankfurt’taki gazeteci ile temasa geçiyor. Gazeteci, Yüksel Koç ile temasa geçiyor. Savcılar Eylül 2016’da soruşturmaya başlıyorlar. Fatih S.’nin Hamburg’daki sığınma görüşmesinden sonra 15 Aralık 2016’da Fatih S. tutuklanıyor. Fatih S.’nin Ankara’daki case officer’lerin beklentilerini karşılayabilmek için bazı bilgileri abarttığı anlaşılıyor. Kürtlerin Bremen’deki bir gösterisine katılan sivil giyimli bir polis memurunun fotoğrafı, buna örnek teşkil ediyor. Fatih S., fotoğraftaki kişinin Bremen polis şefi olduğunu ve bu kişinin PKK ile yakın ilişkisi olduğunu iddia etse de şahsın Bremen emniyetinde üst düzey görev yapmadığı ve Yüksel Koç’un da şahsı çok iyi tanımadığı anlaşılıyor. Fatih S.’nin temin ettiği bilgiler ya abartılı ya da sahte çıkıyor.

BİR SONRAKİ İFADESİNDE FETÖ ELEBAŞI GÜLEN’İN AJANI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR

Savcılara verdiği ifadeyi de değiştiren Fatih S., sonraki bir ifadesinde MİT değil Fetullah Gülen için ajanlık yaptığını anlatıyor. Fatih S., FETÖ ile PKK arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı ortak bir muhalefet hareketi oluşturulmasının planlandığını ve kendisinin PKK’ya yakın Kürt şahıslarla temasa geçmekle görevlendirildiğini söylüyor. 

Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör’ün 28 Aralık 2016 tarihinede yazdığı ‘Vergi cezalarını aklayanlar nerede?’ başlıklı yazısı bugün TGRT Haber’de yayınlanan ‘Medya Kritik’ programında yeniden gündeme geldi. Dilek Güngör o gün kaleme aldığı yazıda Aydın Doğan’ın şirketlerine açılan davaları aklayan FETÖ’cüleri tek tek açıkladı. 

İşte Gilek Güngör’ün 28 Aralık 2016’da kaleme aldığı ‘Vergi cezalarını aklayanlar nerede?’ başlıklı yazısının tamamı…

Bugün anlatacağım çok şey var… Nereden başlasam bilemiyorum…

İzninizle önce kısa bir hatırlatma yapayım…

Ankara Temsilcisi Barbaros Muratoğlu FETÖ’den tutuklandığında Aydın Doğan bir anda “FETÖ bize kumpas kurdu” diye 9 sütuna manşet atınca bir yazı kaleme aldım. Doğan Grubu’na sorular sordum. Sağolsunlar kırmamışlar. Biraz kıvranmışlar, sağa-sola yalpalamışlar, üç maymunu oynamışlar ama Kurumsal İletişim Müdürü Ahter Kutadgu üzerinden birkaç kelam edip yanıt vermişler. Araya terör ve ekonomideki sıcak gelişmeler girince konuyla fazla ilgilenemedim.

Ne yalan söyleyeyim. Biraz da düşündüm…

Bu gruba kumpasla mumpasla o kadar ceza kestiler de cebinden söylediği milyarlar neden çıkmadı? Aydın Doğan’ı vergi davalarından ‘tereyağından kıl çeker gibi’ sıyıranlar kimlerdi? Mahkemelerde bu şirketleri aklayıp paklayan hakimler şimdi nerelerde?

Araştırınca cevapları buldum.

Meğer, şirketlerine açılan vergi davalarından Aydın Doğan’ı kurtaranlar da FETÖ’cülermiş!

Gelin kimmiş bunlar bakalım…

 Vergi Mahkemesi Hakimi İsmail Eşref Bayrak: 2010’da grubun iki şirketi (D Yapım Reklamcılık ve Doğan TV Holding) aleyhine açılan vergi davalarında Aydın Doğan lehine karar verdi. HSYK tarafından 24 Ağustos 2016’da FETÖ’den ihraç edildi.

 Danıştay Üyesi Muammer Arseven: 2014’te Doğan TV Holding’in temyiz davasında Gelir İdaresi aleyhine kararlara imza atarak, holdingi korudu. İdarenin karar düzeltme istemini de reddetti. O da 24 Ağustos’ta meslekten ihraç edilenlerden.

 Danıştay Üyesi Bekir Sözen: 2014’te D Yapım Reklamcılık, 2013 ve 2015’te Doğan Prodüksiyon, 2013, 2014 ve 2015’te Doğan TV Holding adına açılan davaların tamamında lehte kararlar aldı. Sözen’i de HSYK FETÖ’den dolayı meslekten men etti.

 Danıştay Üyesi Orhan Boyraz: 2015’te D Yapım Reklamcılık, 2015’te Doğan Prodüksiyon ve Alp Görsel İletişim A.Ş. adına açılan davalarda Gelir İdaresi aleyhine, Doğan Grubu’nun lehine kararlar aldı. FETÖ’den ihraç edildi.

 Danıştay Üyesi Hüseyin Oğuz: 2015’te D Yapım Reklamcılık, Doğan Prodüksiyon, Alp Görsel İletişim aleyhine açılan vergi davalarının tümünde lehte kararlara imza attı. HSYK Oğuz’u da ihraç etti.

 Danıştay Üyesi Haşim Güney: 2015’te D Yapım Reklamcılık, Doğan Prodüksiyon, Doğan TV, Alp Görsel İletişim adına açılan davalarda Gelir İdaresi aleyhine kararlar aldı. 24 Ağustos’taki genel kurul kararıyla o da FETÖ’den dolayı meslekten men edildi.

 Danıştay Üyesi Bedrettin Işıldak: Doğan TV Holding’e açılan iki davada da alınan lehte kararlarda imzası var. Davaların karar tarihleri de 2015. Işıldak da 24 Ağustos’ta FETÖ’den ihraç edilenler arasındaydı.

 Danıştay Üyesi Mehmet Sönmez: 2013 ve 2014’te Doğan TV’ye açılan 3, Doğan Yayın Holding’e açılan bir davada da lehte karar aldırtan isimlerin başında. HSYK tarafından o da ihraç edildi.

Bütün bunlar neyi gösteriyor?

FETÖ’cü vergi müfettişlerinin kendisine kumpas kurduğunu iddia eden Aydın Doğan, meğer aklanıp/paklanmak için FETÖ’cülerle bayağı bayağı iş tutmuş. Organik bağ kurmuş. Hem de öyle böyle değil. Bırakın Gezi olaylarını, 17-25 Aralık’lardan 7 Haziran’lara kadar örgütün hakimleriyle birebir çalışmış…

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının Gölcük Donanma Komutanlığındaki 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili hazırladığı iddianame kapsamında 92 sanıklı davanın ilk günü tamamlandı. Duruşmanın bir numaralı şüphelisi örgütün elebaşısı Fetullah Gülen oldu. Sanıklar arasında ise Tuğamiral Nazmi Ekici, Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık, Tuğamiral Hayrettin İmren, Tuğamiral Tezcan Kızılelma, örgütün “mahrem abileri”, subaylar ve astsubaylar yer aldı. Sanıklar, Kocaeli F Tipi Cezaevi’nin bulunduğu alanda oluşturulan Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktılar. Emekliye ayrılan ve davada müşteki sıfatıyla hakim karşısına çıkacak olan eski Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele ise İzmir’de ikamet etmesinden dolayı davaya dilekçe gönderdi.

Davada tutuklulardan bazılarının avukatları, dosya kapsamasında tutuklanan sanıkların aynı hakimin tutukladığını gerekçe göstererek mahkeme heyetinin değişmesi gerektiğini öne sürüp reddi hakim talebinde bulundular. Mahkeme heyeti ise avukatların reddi hakim taleplerini reddetti. Ayrıca mahkeme heyeti sanık avukatlarından gelen talep üzerine örgütün mahrem abileri hariç, diğer sanıkların taşınmaz ve ulaşım araçları hariç diğer mal varlıkları üzerindeki tedbiri de kaldırdı. Duruşma, sanıkların kimlik tespitinin tamamlanmasının ardından sona erdi.

Davanın 29 Eylül cuma gününe kadar 18 ve 26 Eylül günleri hariç mesai gün ve saatleri içerisinde devam edeceği bildirildi. 

Uğur Konuk