Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şubeden 22 kişilik tim, Afrin’de terör örgütü PKK/PYD-YPG’ye yönelik gerçekleştirilen ‘Zeytin Dalı Harekatı’na katılmak üzere, kesilen kurban ve dualarla uğurlandı. 22 kişilik tim içerisinde FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele suikast girişiminde bulunan darbecileri yakalayan özel harekatçıların bulunduğu öğrenildi.

“Ülkemizi, vatanımızı korumak için bugüne kadar şehitler verdik ve gerekirse yine şehit olacağız” diyen İl Emniyet Müdürü Metin Akay, “Bugün yine bir timimizi Afrin’e uğurluyoruz. İnşallah görevinizi sağ salim tamamlayıp yine sağ salim dönersiniz. Gerekirse hepimiz şehit olacağız ama ülkemizi korumaya devam edeceğiz. İçeriden ve dışarıdan gelen her türlü tehdide karşı milletimizi koruyacağız. Görevinizi en iyi şekilde yapacağınıza inancımız tamdır. Allah yardımcınız olsun” dedi.

Kutsal değerlerin korunmaya devam edildiğini vurgulayan Vali Ali Mantı ise, “Topyekun Türk milleti olarak en kutsal değerlerimizi korumaya devam ettik korumaya da devam edeceğiz. Mücadelemiz aralıksız devam edecektir. Allah yardımcınız olsun. İnşallah sağ salim gidip gelirsiniz. Milletimizin duaları sizinle beraberdir. Yolunuz açık olsun” diye konuştu.

“Hainleri yakaladığımız gibi Afrin’de de gereğini yapıp döneceğiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele suikast düzenleyen hainleri yakalayan özel harekat polisleri, “Allah nasip ederse nasıl ki 15 Temmuz hain darbe girişiminde Cumhurbaşkanımıza suikast düzenleyen hainleri yakaladığımız gibi Afrin’de de gereğini yapıp döneceğiz. Ülkemizin duası bizimle olsun yeter. Ailemizin gözü arkada kalmasın inşallah sağ salim gidip döneceğiz. PKK/PYD-YPG’nin belini kıracağız. Mehmetçiğimiz orda savaşırken bizim içimiz hiç rahat değildi. Allah’a sürekli dua ettik bizi kavuştursun diye. Dualarımız kabul oldu. Şimdi gidiyoruz ve beraber sırt sırta verip bütün hainlerin belini kırıp geleceğiz inşallah. Bizler bu görevler için eğitiliyoruz. Ülkemiz ve vatanımız ne zaman ihtiyaç duyarsa orada olacağız. Bütün milletimizin dualarını bekliyoruz” dedi.

Vali Ali Mantı, 49’uncu Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ersin Altay, İl Emniyet Müdürü Metin Akay, Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Bektaş, kurum amirleri ve meslektaşlarının katıldığı törende tim, özel harekat marşının ardından yolcu edildi. 

Yılmaz Atar – Sinan Atan
 

Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 10 Şubat günü Adana merkezli İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Siirt ve Zonguldak’ta FETÖ/PDY’ye yönelik operasyon düzenledi. 45 kişinin yakalanması için yapılan operasyonda 39 şüpheli gözaltına alındı. Zanlılardan sorgusu tamamlanan kadın öğretmenler Ü.N, M.F. ve F.A. ile avukatlar M.E, F.K, O.K. ve M.D. ile erkek öğretmen R.B. ve esnaf İ.İ. adliyeye sevk edildi.
Zanlılardan kadın öğretmenler ve avukat M.D. etkin pişmanlıktan faydalandığı için adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, avukatlardan M.E, F.K. ve O.K. ile erkek öğretmen R.B. ve esnaf İ.İ. ise tutuklandı. Zanlıların sorgusunda ise ilginç detaylara ulaşıldı.

İhtiyaç sahiplerinin üzerine hat alıp ByLock yüklediler
Kripto FETÖ’cüleri bulmak amacıyla özel bir ekip oluşturan polisler 7 gün 24 saat çalışarak cep telefonu numaralarından ve ID numaralarından ByLock kullananları tek tek tespit etti. Önce örgütün seçtiği ihtiyaç sahibi vatandaşların ifadesine başvuran polis, bu vatandaşların ByLock’u kullanmadığını ID numarasından belirledi. Bylock’u 3 kadın öğretmenin kullandığı ve buradan örgütü yönettikleri tespit edildi. Bunlardan biri de Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay ve Gaziantep örgütün milli eğitim bölge ablası Ü.N, Adana il ablası M.F. ve ilçe imamı F.A. oldu. 3 zanlının yakalanmamak için para, kıyafet ve gıda yardımı yaptıkları ihtiyaç sahibi vatandaşları seçtikleri belirlendi. Şahısların güvenini kazandıkları vatandaşların kimliğini yine yardım bahanesiyle alıp üzerine hat çıkararak ByLock yüklediği öğrenildi.

Örgüt içi sınavda soruları çaldılar
Ü.N.’nin, örgüt içinde bölgesindeki öğretmenleri hem yazılı hem de sözlü sınav yaptığı, sınavda örgüt elemanlarının örgüte kaç tane eleman kazandırdığı, ne kadar himmet, kurban topladığı ya da sattığı dergi ve gazete ile değerlendirip puan yaptığı öğrenildi. Ayrıca Ü.N.’nin yine örgüt içindeki elamanlara bu illerde görev vermek için yazılı sınav yaptığı ancak örgüt üyelerinin bu soruları da çalıp sınava girdikleri tespit edildi. Ü.N.’nin örgüt içindeki öğretmenleri tek tek fişlediği kimin ne çalışma yaptığını tespit ettiği belirlendi.

“Bizden olmayan atanmasın”
Ü.N.’nin bölgedeki bütün öğretmen atamalarından da sorumlu olduğu, FETÖ’cü olmayan öğretmenlerin atanmasının önüne geçtiği ByLock üzerinden bizzat “bizden olmayan atanmasın” dediği öğrenildi. 2014 yılında Ü.N.’nin yine ByLock’tan “atamaları bizden başka kimse yapamaz tamamen hakimiz” yazdığı belirlendi. Ü.N.’nin ilde hangi okulda kaç öğretmen olduğunu, öğretmenlerin ne kadarının FETÖ’cü olduğunu, kaç tanesinin örgüte geçebileceğini tek tek fişlediği de öğrenildi.

Okula giderken gözaltına alındı
Bölge ablası Ü.N.’nin daha önce ihraç edildiği, il ablası olan M.F.’nin ise bir ortaokulda halen öğretmen olarak görev yaptığı, kripto FETÖ’cü olduğu öğrenildi. M.F.’nin uzun süre takip edildiği, kocasının da FETÖ’cü olduğu için tutuklu olduğu, bu operasyonda da okula giderken gözaltına alındığı, Adana’da milli eğitimdeki faaliyetleri yürüttüğü öğrenildi.
Gözaltına alının avukatların da ByLock yüklediği ortaya çıktı. Avukatların ortaokul ve lise yıllarında örgüte katıldığı daha sonrada örgüt için çalıştığı ve toplantılar yaptığı belirlendi. Etkin pişmanlıktan faydalanan avukatların polise yakalanmamak için babalarının ya da akrabalarının üzerine hat aldıkları tespit edildi. 

Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca FETÖ/PDY mahrem imamlarının ankesörlü telefon üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki örgüt mensupları ile irtibat kurmalarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında operasyon başlatıldı.

Savcılıkça, 106’sı muvazzaf, 44’ünün meslekten ihraç edilen, 10’unun emekli, 7’si öğrenci ve 3’ünün istifa eden olmak üzere toplamda 170 asker hakkında gözaltı kararı verildi.

Muvazzaf askerlerden 68’inin subay gerisinin ise astsubay düzeyinde olduğu öğrenilirken 38 farklı ilde aynı anda başlatılan operasyon kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Yapılan incelemelerde askeri personellerden sorumlu olan ve örgütsel olarak “abi-imam” tabir edilen yönetici düzeyindeki şahısların kamuya açık market, büfe,lokanta gibi sair işletmelerde kurulu bulunan sabit (kontörlü) hatları kullanmak suretiyle sorumlusu olduğu “öğrenci” tabir edilen askeri personelleri talimat vermek veya örgütsel toplantıya çağırmak amacıyla aradığı, aramanın tek yönlü olduğu, sadece sorumlu şahsın arama yaptığı tespit edildi.

İstanbul’da bu amaçla Üsküdar Kısıklı’da bulunan bir iş yerindeki hattın kullandığı bu hattan 264 asker şahısla irtibat kurulduğu, bu kişilerden 94’ü hakkında darbe girişimine katıldıkları veya örgütsel faaliyet yürüttükleri için daha önceden işlem yapıldığı öğrenildi. 

Yusuf Melikoğlu
 

Merkez İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından yapılan yol emniyet ve kontrol devriyesi esnasında 41 UR plakalı araç durduruldu. Araç sürücüsünün organizatör S.A. (25), araç içindekilerin ise “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aranan, yurt dışına çıkma yasağı ve adli kontrol kararı bulunan Y.E.O. (28), “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçundan aranma kararı bulunan ve FETÖ’nün GATA askeri mahrem yapılanması içerisinde bulunduğu öğrenilen M.B. (47), “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aranan ve FETÖ’nün gizli haberleşme programı “ByLock” kullanıcısı olduğu tespit edilen eski öğretmen D.A. (39), kamu hizmetinden men kaydı bulunan ve örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde faaliyet gösteren eski öğretmen E.C. (45) ile aranma ve suç kaydı bulunmayan B.G. (47) oldukları tespit edildi.

Şüphelilerin kapatılan Bank Asya’da artan hesap kayıtları bulunduğu da görüldü. Ayrıca Y.E.O.’nun üzerinde A.A. adına düzenlenmiş sahte polis kimliği, D.A.’nın üzerinde ise F.P., E.C.’nin üzerinde S.V. adına düzenlenmiş sahte kimlik yakalandı.

Araçta yapılan aramada, 1 şişme bot, 1 pompa, 1 kürek ve 10 can yeleği ele geçirildi.
Muhafaza altına alınan 5 çocuk yakınlarına teslim edilirken, şüpheliler Cumhuriyet Savcısının talimatıyla gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile yürütülen projeli çalışma kapsamında, 7 Şubat tarihinde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda içerisinde birçoğu öğretmen olan 25 şüpheli yakalandı. 2 şüpheli Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından, 2 şüpheli de Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından serbest bırakıldı.

Bir kısmının örgüt mensuplarının kullandığı kriptolu haberleşme aracı ByLock kullandığı değerlendirilen 12 şüpheli, kolluk işlemlerinin ardından Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeleri alındıktan sonra şüpheli 3 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmesi, şüpheli 9 kişi hakkında ise TCK 314/2 maddesi kapsamındaki eylemleri iddiasından tutuklanması talebi ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiler.

Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliğince sorguları tamamlanan A.T., D.A., D.Ç., E.Ç., F.K., F.Y., İ.G., İ.K., R.O. isimli şüpheliler hakkında TCK 314/2 maddesi kapsamındaki eylemleri iddiasından tutuklanarak ceza evine gönderildi. Diğer şüpheliler B.F.S., E.K., İ.T. hakkında ise Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliğince adli kontrol kararı verildi.

Antalya’da bazı il ve ilçelerde soruşturması ve kovuşturması başlatılmış, ancak bu zamana kadar yakalanması mümkün olmayıp gaybubet evlerinde bulunan ve haklarında yakalama emri çıkartılan 9 şüpheliden A.E., Ü.E., F.Ş., F.T., Y.T. çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanırken Y.T., H.G.Y. isimli şüpheliler adli kontrol kararı verilirken, R.B.O., İ.Y. isimli şüpheliler serbest bırakıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Gambiya Cumhurbaşkanı Adama Barrow ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Afrika ülkelerinin FETÖ’ye karşı erken tedbir almalarının kendileri ve gelecekleri için iyi olacağını söyledi. Ortak basın toplantısı öncesinde iki ülke arasında eğitim alanında varılan anlaşma imzalandı.

“TİKA bugüne kadar Gambiya’da birçok projeyi hayata geçirdi”

Konuk Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmede iki ülke arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için irade koyulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Baş başa ve heyetler arası görüşmelerde birçok konuya girme imkanımız oldu. İkili ilişkileri değerlendirme imkanımız oldu. Bölgesel konuları değerlendirme fırsatını bulduk. İkili ilişkilerimizi farklı bir şekilde geliştirme istikametinde irademizi ortaya koyduk. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin ahdi alt yapısını büyük ölçüde tamamladık. Önümüzdeki dönemde bu zeminin bize verdiği imkanları değerlendireceğiz” diye konuştu.

TİKA tarafından Banjul’da açılacak ofise büyük önem verdiklerini söyleyen Erdoğan, “TİKA bugüne kadar Gambiya’da birçok projeyi hayata geçirdi. İnşallah ofisin faaliyete geçmesi ile bu desteklerimiz daha da artacak. Gambiya’nın en önemli ihtiyaçlarından olan nitelikli insan kaynağı noktasında da kardeşlerimize yardımcı oluyoruz. Her yıl onlarca genç Gambiyalı Türkiye bursları ile ülkemizde eğitim alıyor. Halihazırda 120 Gambiyalı öğrenci tarım, mühendislik, ziraat, tıp, ekonomi ve eğitim gibi alanlarda lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim görüyor. Türk özel sektörünü Gambiya ile karşılıklı ticaretin geliştirilmesi ve yatırımların artırılması için teşvik ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Birçok ülkede FETÖ okulları Maarif Vakfı tarafından devralınıyor”

Gambiya’nın FETÖ ile mücadeleye en kararlı desteği veren ülkelerden olduğunu söyleyen Erdoğan, “Gambiya Afrika Kıtası’nda FETÖ okullarını kapatan ilk ülkedir. Gambiya hükümeti ve halkına bir kez de sizin huzurunuzda teşekkür ediyorum. Çıkarları için kan dökmekten çekinmeyen bu yapı sadece Türkiye için değil, varlık gösterdiği tüm ülkeler için büyük bir tehdittir. Afrikalı dostlarımız örgüte yönelik ne kadar erken tedbir alırsa kendileri, çocukları ve gelecekleri için o kadar iyi olacaktır. Birçok ülkede FETÖ okulları Maarif Vakfı tarafından devralınıyor. Banjul’da da 2017 yılı Eylül ayında Türk Maarif Vakfı İlköğretim Okulu faaliyete geçti. Az önce de iki ülke arasında eğitim alanında işbirliği anlaşmasını imzaladık” ifadelerini kullandı.

“Afrika ortaklık politikamız çerçevesinde kıta genelindeki hadiseleri yakından takip ediyoruz” açıklamasında bulunun Erdoğan, 2005 yılından itibaren Afrika ile olan ilişkilerin giderek güçlendiğini söyledi. Erdoğan, “12 büyükelçiliğe sahip olduğumuz Afrika’da şu anda 41 büyükelçiliğimizin olduğunu düşünürsek bunun süratle tüm Afrika ülkelerine sirayet ettiğini göreceğiz. Türkiye birçok uluslararası platformda Afrika’nın sesi oluyor. İnsani yardımların yanında Afrika ülkelerine kapasite inşası ve sosyal kalkınma projelerle de destek veriyoruz. Afrika ortaklık politikamızın temel ilkesi, Afrika sorunlarına Afrikalı çözümler üretilmesidir. Kıta ülkelerine yönelik sergilenen kibirli, müdahaleci tavırları asla tasvip etmiyoruz. Ekonomik ilişkiler bağlamında ise yeni bağımlılık modellerinin oluşturulmasına sıcak bakmıyoruz. Kıta ile işbirliğimizin önü karşılıklı saygı, eşit ortaklık, adalet ve kazan kazan anlayışıdır. Bunun dışındaki yaklaşımların bizim nazarımızda karşılığı yoktur. Gelecek yüzyıl Afrika’nın olacaktır. Ülkemiz bu vizyon ile Afrika ülkeleri ile işbirliğini ileriye taşımakta kararlıdır. Nitekim önümüzdeki aybaşında yapacağımız Batı Afrika ziyareti bu irademizin en güçlü nişanesi olacaktır. İslam ülkelerinin ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde Gambiya, halef selef olacağımız İİT’de dönem başkanlığını bizden sonra üstlenecek. Biz emaneti emin ellere teslim edeceğimiz için memnuniyet duyuyoruz. Kendilerine her türlü yardım ve desteği sunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Bu ülkenin zengin ve etkileyici bir tarihi var”

Türkiye’ye övgüler yağdıran Konuk Cumhurbaşkanı Barrow ise, “Türkiye büyük bir ülke. Derler ki ‘bazıları büyük doğar’, tarihin de teyit ettiği Türkiye, birinci günden itibaren büyük doğmuş bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanı, biliyorum ülkeniz birçok ödül kazandı. Avrupa Kültür Başkenti oldu İstanbul, temiz denizlerden dolayı birçok mavi bayrak ödülü aldı. Türkiye aslında bilgi ve güzelliği birleştiren bir ülke olarak büyük bir ödül kazanmış durumda. Sayın Cumhurbaşkanı, ülkeniz tüm dünyada çok önemli. Bu ülkenin zengin ve etkileyici bir tarihi var. Birçok ilkin ülkesi. Gelişmiş mimarisi olan şehir 10 bin yıl önce burada kurulmuş. Sizi temin edebilirim ki o zamanlarda dünyanın büyük bir çoğunluğu hala ya uykudaydı ya da uyanmak üzereydi. İlk uluslararası anlaşma burada imzalandı Mısırlılarla Hititliler arasında. Her zaman diplomasinin ön cephelerinde yer almış bir ülkesiniz. Hristiyanları ve Yahudileri ilk kabul eden ülke olmuştur Türkiye. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda mevzuat çıkaran ve hatta Batı’dan yıllarca önce bunu yapan ülkesiniz. Türkiye aynı zamanda iki kıtada bulunan ilk ve tek ülke. Şunu biliyoruz ki, efsanevi kişiler yetiştirmiş bir ülke burası. Büyük Osmanlı İmparatorluğunun padişahı Kanuni Sultan Süleyman gibi. Aynı zamanda benim kampanyamın sloganına ilham vermiş bir ülke burası. Her zaman iyi bir örnek, iyi bir ilham kaynağı olmuştur dünyaya bu ülke” diye konuştu. 

Derya Yetim – Ömer Çetin

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Boydak Holding tarafından ‘Asrın İhaneti FETÖ’ konulu konferans düzenlendi. Kadir Has Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa, tarihçi yazar Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil konuşmacı olarak katıldı. Şimşirgil, Türkiye’nin NATO’ya girişiyle beraber Amerika ve istihbarat birimlerinin Türkiye’ye sızdığını söyledi. FETÖ’nün 1980 tarihine kadar uyuyan hücre olduğunu ve bu tarihten itibaren uyandırıldığını kaydeden Şimşirgil, “Bizim NATO’ya girişimizle beraber bu ülkeye Amerika ve istihbarat birimleri sızdılar. Aynen tazminatla beraber mason devlet adamlarıyla sızdıkları gibi. Bu tarihten itibaren de her 10 senede bir darbe yapıldığını görüyoruz. Bu darbeler çeşit çeşit rollerde yapılabiliyor ve bu çeşit çeşit rolleri uyuyan hücre olarak bulunduruyorlar. Mesela FETÖ 1980 öncesine kadar ilerler. Bana göre 1965 ve 1970’deki bütün faaliyetleri varsa bile uyuyan bir hücredir ama 1980’de bu hücrenin uyandığını düşünüyorum. Bu hücrelerin uyandığını ben şahsen görmüştüm. Faaliyetleri ve bir takım söylemleri ile görmüştüm. Mesela 1980 öncesi bu adam bir numaralı aranan adamdı. Türkiye’de en fazla Cumhurbaşkanı’na, Genelkurmay Başkanına, Başbakana hakaret eden adam. Bugün Cumhurbaşkanına hakaret edilse yarın savcı kapınızı çalmaz mı? Bir adam en ağır hakaretleri yapıp da, savcı kapısını çalmıyorsa, buradan uzak durmak lazım. Nasıl oluyor da bu adam hakaret edilmesine rağmen alınmıyor. Demek ki, içeride bir koruyanı var Türkiye en fazla Cumhurbaşkanına ve Başbakana hakaret eden FETÖ, 1980’den sonra legal bir hale geldi. Eski halinden hiç eser yok. Okullar ve yurtlar açıyor. Abdullah Öcalan’ı verdiler. Öcalan’da bir darbe hazırlığıydı ama FETÖ’yü aldılar” ifadelerini kullandı.

“FETÖ Türkiye’nin yok edilme planıdır” 

FETÖ’nün Türkiye’nin yok edilme planı olduğunun altını çizen Şimşirgil, “Çünkü FETÖ bu ülkenin yok edilme planıydı. Abdullah Öcalan’ı bile verdiler. Abdullah Öcalan’da onların kullandığı bir adam. Bunu çok ifade etmek lazım. FETÖ’yle başlangıçtan itibaren yabancılar tarafından kullanıldığı düşünüyorum. Öyle çıkartıldığını düşünüyorum. Çünkü 1970’den itibaren Papa’nın da üzerinde irtibatı var. Bu FETÖ’nün Papa irtibatının iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. FETÖ daha sonra 1980’den sonra çıktığı zaman ‘Ilımlı İslam’ söylemiyle çıktı. Bu FETÖ’nün dini bağlamda dışarı bağlı olduğunun ifadesidir” diye konuştu.

“Boydak Holding çok titiz çalışıyor” 

Kayseri ziyareti kapsamında Boydak Holding’e gittiğini kaydeden Şimşirgil, önceden Boydak Holding’den FETÖ’ye para akımının yapıldığını herkesin bildiğini belirtti. Şuanda Boydak Holding’in çok titiz çalıştığının altını çizen Şimşirgil, “Bunların sızmadığı yer yoktu. Kolay bir şey değil. Her tür adam var. Bunu tam seven, yarı seven, az seven, muhabbet duyan ve tam düşman olan. Buda onlardan. Böyle gözüküyor. Yarına öyle hazırladılar. Bu çok farklı bir şekil ve biz bununla çok uğraşacağız. Öyle basit bir şey değil. Bana göre savcılar bugün 20 saat çalışmalıdır. Haklıyı haksızdan ayırmalı, mağdur etmemelidir. Her mağdur Cumhurbaşkanımıza gidiyor. BİMER’e ve CİMER’e yazıp ‘Bu FETÖ’cü’ diyorlar ve anında görevden alınıyor. Araştırılması ve soruşturulması gerekiyor. FETÖ’cü denildiği zaman adamın düştüğü durumun düşünülmesi lazım. Bugün Boydak Holding’e gittik. Orada gördüm ki, arkadaşlar çok titiz çalışıyor. Onların oraya para kaynaklarını akıtmadıklarını bilmeyen var mı? Mısır’daki sağır sultanda, gözü kör olanda, kulağı sağır olanda herkes bilir. Herkes duydu ama oradaki her çalışanı suçlayamam. Ben iş arıyorum, orada iş buluyorum ve girip çalışıyorum. Oraya doğrudan para akıtanları, hala akıtanları titiz bir şekilde kontrol ediyorlar ki savcılık bugün ‘Devlet el koysun’ diyor. Bu devletin. İhanet olarak paralar gidiyor. Bu ülkede Cumhurbaşkanı bile ‘Bizi aldattılar’ dedi. Ben bu sözün siyaset olduğunu düşünüyorum. Bu sözü hala söyleyemeyenler var. Bunları görüyoruz. Aslında Cumhurbaşkanı bunu bizim için söylüyor. Bugün ihanet derecesine varan şeyden bahsediyoruz. Bugün gerçekten asıl ağ babaları ile çarpışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“15 Temmuz, son 300 yılın en büyük harekâtı” 

15 Temmuz hain darbe girişiminin son 300 yılın en büyük harekâtı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, konuşmasını şöyle tamamladı:

“15 Temmuz bizi biraz uyardı, kendimize getirdi. Gerçekten direkten döndük. Bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu. 15 Temmuz başarılı olsaydı, Türkiye 3’e bölünmüştü. Türkiye’de en az 5-10 milyon arası insan ölmüştü. Türkiye’de bugün Cumhuriyet yoktu, halifelik vardı. Demirel bile ‘Bu ülkeye halifelik gelebilir’ demişti. Şimdi niye tartışmıyoruz halifeliği. Şimdi öyle bir adam yok. O gelecekti ve kurtarıcı gibi halife olarak bu ülkeye oturacaktı. İlk 1 ay Avrupa kendine gelemedi. 15 Temmuz son 300 yılın en büyük harekâtıdır. Bunu tarih ilerde çok daha iyi yazacaktır. İnşallah şu savaşı kazanırsak tarih bunu yazacaktır. 15 Temmuz’un ardından Avrupa ve Amerika kendine gelemedi. 1 ay sonra ‘Ne oldu?’ dedi. Bu defa yeniden savaşı başlattılar. Şunu asla unutmayalım, bu ülkenin üzerini 1980’de çizmişler.”

Konferansa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, Talas Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Kocasinan Kaymakamı Mustafa Kılıç, Boydak Holding İdari İşler Koordinatörü Burhan Artuç ve çok sayıda vatandaş katıldı.
 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AK Parti Aksaray Gençlik Kolları 5. Olağan Kongresi için Aksaray’a geldi. Burada bir konuşma yapan Bozdağ, ABD’nin Türkiye’ye karşı olan tutumunu değerlendirerek, terör örgütlerini kabul ettiğini ve Türkiye’yi ikna etmeye çalıştığını söyledi. Türkiye’nin Suriye konusunda iknaya ihtiyacı olmadığının altını çizen Bozdağ, “Türkiye’nin Suriye konusunda iknaya ihtiyacı yoktur. Bizim dediğimiz şey çok basittir. Sınırımızın boyunda oluşacak bu terör yapılanmasını engellemek bu milletin de bu devletin de var oluşsal sebeplerinden bir tanesidir. Amerika’nın sınır boyunda, 911 kilometresinde 40 yıldır Amerika’yı bölmek isteyen bir terör örgütü devletleşmek için adım atmış olsa ve Amerika’nın da 40 binden fazla vatandaşını öldürmüş olsa, Türkiye’de bu terör örgütlerine yardım ediyor olsa ABD bundan memnun olur mu? ABD halkı bundan memnun olur mu? Olmaz. 11 Eylül oldu, ikiz kuleler vuruldu, ABD, ‘El Kaide terör örgütü bunu yaptı’ dedi. Hiç kimse sorgulamadan ne dedik, ‘Biz El Kaide terör örgütüne karşı ABD’nin yanındayız’ dedik. Onlarla beraber mücadele ettik. 15 Temmuz darbe teşebbüsünü hep beraber yaşadık, bu darbe teşebbüsünü gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü’nün kurucusu, yöneticisi, elebaşı hala Amerika’nın Pensilvanya eyaletinde Amerika Devleti’nin himayesinde yaşamını sürdürüyor. Türkiye aleyhine terör eylemlerine hiçbir sınırlamaya tabi olmadan devam ediyor. 250 vatandaşımız şehit oldu, 2 bin 194 vatandaşımız yaralandı. Peki, soruyorum, ABD’nin meclisini, ABD’nin beyaz sarayını bombalamış olan bir terör örgütü, bu kadar vatandaşını şehit etmiş olan bir terör örgütü olsa bu örgütün yöneticisi de Türkiye’de yaşasa ABD yönetimi ve halkı buna ne der? ABD’nin bizi oyaladığı gibi, ipe un serdiği gibi Türkiye de ABD’yi bu teröristler konusunda oyalasa ABD halkı ve ABD bundan memnun kalır mı? Kalmaz. Üsame Bin Ladin ABD için ne anlam ifade ediyorsa, Fetullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı terörist Gülen de Türkiye için aynı anlamı ifade etmektedir. Ama maalesef ABD yönetimi Türk Milletini ve Türkiye Devleti’ni ve devletimizin hassasiyetlerini anlamamakta direniyor. PYD, YPG terör örgütüdür diyoruz, onlar terör örgütü kabul etmiyorlar. FETÖ terör örgütü diyoruz, onlar başka telden çalıyorlar. PYD, YPG eşittir PKK’dır. DEAŞ ne ise PKK odur. PKK, DEAŞ ne ise YPG, PYD FETÖ terör örgütleri aynıdır. Bu terör örgütlerinin hepsi aynı fabrikanın ürünüdür. Sadece ambalajları farklıdır” dedi.

Programa AK Parti Grup Başkanvekili ve Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Milletvekili Mustafa Serdengeçti, Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Altınsoy, ilçe, belde belediye başkanları, il genel meclisi başkanı ve üyeleri, çok sayıda partili ve gençlik kolları üyeleri katıldı. 

Yasin Can

Hakkında hiçbir soruşturma yokken savcılığa başvurarak itirafçı olan Üsteğmen Muhittin K’nın ifadesine ulaşıldı. Kendi hücresinden olan 3 kripto FETÖ’cüyü deşifre eden Muhittin K. ifadesinde, örgüt mensuplarının çalıştığı yerler, komutan ve çalışma arkadaşları hakkında resim, ses kaydı ile birliklerle ilgili bilgi ve belge istediklerini söyledi. İtirafçı olması üzerine adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Muhittin K. örgütle bağlantısının üniversite yıllarında başladığını söyledi. Eskişehir’de kaldığı evin abisinin, evden ayrılarak PKK’ya ait evlere geçtiğini anlatan Muhittin K’nın ifadesinden öne çıkanlar şöyle:

SORULARI VERDİLER
Ramazan P. ve Emre kod adlı Ahmet S. mahrem yapı ile ilgileniyordu. Yurdun odasında Ahmet S. isimli şahısla görüştüm. Oda içerisinde masanın üzerinde Kur’ân-ı kerim ve laptop vardı. Bana ‘Bu odada gördüğün konuştuğum ne varsa Kur’ân üzerine yemin edeceksin kimseye söylemeyeceksin’ dedi. ‘Askerî okula gideceksin. Namaz kılmayacaksın, oruç tutmayacaksın’ dedi. Ardından laptopu açtı. ‘Hiçbir yere not almayacaksın. Aklında tutacaksın. Yalnızca cevapları oku’ dedi. Ben de yalnızca cevapları okudum. 2010’da girdiğim imtihanda aynı sorular çıktı.

Eylül 2011’de Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanlığında göreve başladık. O dönem bizimle ilgilenen Esat kod adlı şahıs ‘Komutanlarınızla kötü olmayın. Derslerinize çalışın’ diye telkinlerde bulunurdu. Görüştüğüm örgüt mensupları çalıştığım yerler, komutan ve çalışma arkadaşlarımız hakkında resim, ses kaydı ile birliklerle ilgili bilgi ve belge isterlerdi. Kimseye birliklerim, komutanlarım ve çalışma arkadaşlarım ile ilgili bilgi vermedim.
KTTC’de görev yaparken ismini hatırlamadığım bizden sorumlu olan şahıs COVER ME isimli programı telefonuma yüklemişti. Bu program üzerinden haberleşiyorduk. Çağıracakları zaman saati söylüyorlardı. Bu mesaj bir süre sonra kendiliğinden siliniyordu.

Türkiye Gazetesi

Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından düzenlenen “Yargı Teşkilatı Toplantısı”, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı, Eğitim ve Sosyal Tesisleri’nde Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün katılımıyla gerçekleşti.

Bakan Gül, bugün itibariyle FETÖ’den tutuklu hükümlü sayısının 38 bin 470, PKK’dan 10 bin 79, DEAŞ’tan tutuklu hükümlü sayısının bin 354 kişi olduğunu söyledi. Gelenekselleşen bu toplantılarda kürsünün sesinin Ankara’dan daha iyi duyulması, yargı teşkilatının sorunlarının masaya daha iyi yatırılması adına çok iyi bir misyonu ifade ettiğini dile getiren Gül, “Tarih boyunca millet olarak adalet inancını her zaman hem devlet hem de bireyler olarak daima ortaya koyduk. Büyük bir medeniyetin evlatları olarak nazari olarak adalete her zaman ayrı ve özel bir anlam verdik. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de adaletin kılı kırk yararcasına defalarca emredildiğini gördüğümüzde yine bizim medeniyetimizin temellerinden birisinin adalet olduğunu bir kez daha görüyoruz” dedi.

“FETÖ’nün yargının işleyişinde ve vatandaşlarımızın yargıya güveninde yol açtığı tahribatları tamir etmeye çalışıyoruz”

“Adalet mülkün temelidir” sözünü sadece adliye duvarlarına değil, akla ve yüreğe de yazmaya gayret ettiklerini söyleyen Bakan Gül, “Devletin bekası ancak adaletle mümkündür. Adalet ve onu gerçekleştirmenin ihtiyacı olan yargı bizim en korunaklı ve güvenilir limanımız olmalıdır. Ne milletin ne de devletin daha korunaklı bir sığınağı yoktur. O yüzden bir dönem yargı içerisinde dikenleri sulayan, dikenleri çiçek diye pazara çıkaran zalimler milletimizin adalete inancına ve yargıya güvenine de esasen darbe vurmuşlardır. Yargının kumpaslara alet olması, adeta FETÖ eliyle yönetilir hale getirilmesi, kamuoyuna yansıyan gereksiz polemikler ve tartışmalar halkımızın yargıya olan güvenini zedelemiştir. İnancını zayıflatacak eylemlerde bulunmak hiç kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Bu bakımdan FETÖ’nün gerek yargının işleyişinde, gerekse de vatandaşlarımızın yargıya güveninde yol açtığı tahribatları tamir etmeye hep birlikte çalışıyoruz. Elbette bu onarım süreci meyvelerini vermeye başlamıştır ama bundan sonra daha da fazla bu onarım sürecinde meyvelerini hem yargı camiasında hem de tüm milletimiz olarak görmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“2017 yılında 10 milyonun üzerinde dosya savcılarımız ve mahkemelerimizin incelemesinden geçmiştir”

FETÖ’nün tespit edilmesi ve gereğinin yapılması konusunda Hakimler ve Savcılar Kurumu ile Bakanlığın net bir şekilde hem personel itibariyle hem hakimler, savcılar itibariyle tespitini yapan kurumların başında geldiğini söyleyen Adalet Bakanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yargının kendi içerisine uzanmış bu teröristlerin önce kendilerinin infazına giderek temizlemesi çok anlamlı, takdire şayan bir gelişmeydi. Şimdi de yeniliklerle, reformlarla, ortak akıl projeleriyle yargıya ve adalete olan güveni hep birlikte daha yükseklere taşıyacağız. Milletimiz ve siz değerli yargı mensuplarımız el ele vererek tüm bu sorunları hep birlikte aşacağız. Hakim ve savcılarımızın sadece kararlarıyla konuşabilmesini bazı çevreler bir fırsat olarak kullanmaktadır. Milyonlarla ifade edilen bir dosya yükü altında bulunan yargının cımbızla seçilen belli kararlar üzerinden hedef alınmasın,ı yıpratılmasını, moral ve motivasyonunun bozulmasını asla doğru bulmuyoruz. Bu tür değerlendirmeler insaflı değildir. Sadece 2017 yılında savcılıklarda 4 milyon 212 bin yeni soruşturma açılmıştır. Yine cezaevi hukuk mahkemelerinde 2017 yılında toplam dosya sayısı 6 milyon 264 bindir. Yani 10 milyonun üzerinde dosya savcılarımız ve mahkemelerimizin incelemesinden geçmiştir. Böyle bir 10 milyonun üzerinde dosyanın cımbızla seçilip, belli dosyalar üzerinde kamuoyu önünde tartışma yapılması, yargı mensuplarına gelecek değerlendirmeler yapılması haksızlıktır. Elbette savcılarımız, hakimlerimiz hatalı kararlar verecektir ama Türkiye bir hukuk devletidir. Sistem kendi içerisinde bir üst mahkemeye itiraz yolları getirmiştir. Hal böyleyken sırf yargıyı karalamak adına bu anlamda yapılan söylemler ne devlete ne millete katkısı yoktur.”

“FETÖ, PKK, YPG, DEAŞ gibi örgütlerle mücadelemiz kesintisiz ve kararlı bir şekilde devam etmektedir”

Ülkenin çok önemli bir süreçten geçtiğini ifade eden Bakan Gül, “Bir yandan FETÖ ile etkin bir şekilde mücadele sürdürülürken, diğer yandan PKK, YPG, DEAŞ gibi örgütlerle de mücadelemiz kesintisiz ve kararlı bir şekilde devam etmektedir. Yine Suriye’den gelen terör tehditleri ve saldırılarına karşı Afrin’e dönük olarak Zeytin Dalı Operasyonu da başlatılmış ve başarılı bir şekilde devam etmektedir. İnşallah bu operasyonun ardından da bölgede yaşayan bütün vatandaşları ve bütün kutupların, halkların özgür bir şekilde huzur içerisinde yaşayacağı bir sonucu hep birlikte yaşamış oluruz” diye konuştu.

“Bugün itibariyle FETÖ’den tutuklu hükümlü sayısı 38 bin 470, PKK’dan 10 bin 79, DEAŞ’tan tutuklu hükümlü sayısı bin 354 kişidir”

Türkiye üzerine söz söyleyenlerin esasen terörle mücadele konusunda Türkiye’den daha etkin bir şekilde mücadele eden başka bir ülkeyi göstermesinin mümkün olmadığını söyleyen Bakan Gül, “Hem yargı itibariyle, hem güvenlik unsurları itibariyle Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Operasyonu’yla Türkiye terörle etkin bir şekilde mücadelesini sürdürüyor. Bugün itibariyle FETÖ’den tutuklu hükümlü sayısı 38 bin 470, PKK’dan 10 bin 79, DEAŞ’tan tutuklu hükümlü sayısı bin 354 kişidir. Yargı tüm denetim kurumlarıyla eşgüdüm içerisinde hukuk çerçevesinde anayasa mevzuat çerçevesinde terörle mücadelesini çok etkin bir şekilde sürdürmektedir. Türkiye bazı ülkelerin yaptığı gibi iyi terörist, kötü terörist ayrımı yapmamaktadır. Teröristin iyisi kötüsü olmaz, terörist teröristtir” dedi.

“Bugün Türk yargısı FETÖ ile mücadele ederek kendi itibarını yeniden kazanmakta”

15 Temmuz’da nasıl bir millet ve devlet olduklarını dost düşmanın bir kez daha gördüğünü dile getiren Adalet Bakanı Gül, 15 Temmuz akşamından itibaren kararlı tutum sergileyen yargı mensuplarının takdiri hak ettiğini söyledi. Bakan Gül, “O gün demokrasi nöbetini tutan milletimiz meydanlardayken, adliye koridorlarında cübbelerini bir gruba, Pensilvanya’ya değil anayasaya, hukuka, bu milletin bağrından çıkan Anadolu ruhuna, vicdana kilitlemiş yargı mensupları o andan itibaren bu örgütle mücadeleye başlamış ve hala bu mücadelesini başarıyla sürdürüyor. Gerçekten büyük bir fedakarlıkla bu kararlı çalışmaları sürdürmeyi gerçekleştirmektedirler. Tüm bu yargılamalarda suçlu ile suçsuzu ayırt etme özenini bütün yargı mensuplarımız sürdürmektedir. Yargı içerisinde aklını, vicdanını, dinini, imanını uzaktan kumandalı bir makine ile kontrol eden yapıya teslim edenlerin yerine hukuk, adalet, anayasa ve vicdanın işlediği bir yargı sistemiyle bu yargılamalar yapılmaktadır. Suçluysa cezasını çekmekte, suçsuzsa beraat etmektedir. Bir kuyumcu titizliğiyle bu yargılamalar elbette devam etmektedir. Bugün Türk yargısı FETÖ ile mücadele ederek kendi itibarını yeniden kazanmakta. Geçmişte kaybettiği FETÖ’cüler eliyle azaltıldığı güvenini tekrar haklı mücadelesiyle yine itibarını kazanmaya devam ediyor” şeklinde konuştu.

“15 Temmuz’dan itibaren 123 yeni terör mahkemesi kuruldu”

Milletin başta FETÖ ve terör yargılamalarının hızlı nihayete ermesini istediğini belirten Bakan Gül, “Türk yargısı her türlü ihanetin cezasını hızlı ve adil bir şekilde verme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük milleti adına karar veren Türk yargısının tartışılmaz bir ödevi ve görevidir. Bugün itibariyle dosya sayılarının fazla olması ve mahkemelerinin iş yükünün sanık sayısının fazla olmasından kaynaklı, belki bu adımlar atılmasaydı, bu fedakarlıklar yapılmasaydı 5-10 yıl bu davalar sürecekti. Ama 15 Temmuz’dan itibaren 123 yeni terör mahkemesi kurularak, en azından gelen dosyaların bir mahkemeye ağır iş yüküyle kalmaması, davaların sürüncemede kalmaması için çok önemli adımlar atılmıştır. Bunların da meyvelerini hep birlikte görmekteyiz. Davalar adil bir şekilde nihayete erdirilmeye başlanmıştır” dedi.

“FETÖ yargılamaları hızlanmıştır”

Yüzlerce sanığın olduğu davaların yapıldığını dile getiren Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Daha önceleri yargının önüne benzer dosyalar geldiğinde bugün kararlar verilen dosyalar var ve çok da hızlı bir şekilde FETÖ yargılamaları hızlanmıştır. Duruşma salonları arttırılarak, yeni mahkemeler kurularak bu konuda her türlü tedbirler alınmış ve biran evvel bu meselenin ülke gündeminden de kalkması ve yargılamaların hızlı adil bir şekilde tamamlanması için her türlü tedbirler alınmıştır. Milletimiz bütün bu fedakarlıkları yapan yargı mensuplarımızın her zaman yanındadır.”

“İstinaf ceza dairelerinde toplam 340 bin 574 dosya açıldı”

20 Temmuz 2016-31 Aralık 2017 tarihleri arasında istinaf ceza dairelerinde toplam 340 bin 574 dosyanın açıldığını söyleyen Bakan Gül, “Bunların 271 bin 222’si, yani yüzde 80’i karara bağlanmıştır. Hukuk dairelerinde 343 bin 573 dosyanın 230 bin 131’i, yani yaklaşık yüzde 67’si yine karara bağlanmıştır. Bu istinaf yolunu daha da güçlendirerek, yeni istinaf mahkemelerini kurarak bu yükün daha da azaltılması için elimizden gelen gayreti sürdüreceğiz. Yargı hizmetlerinin hızlı ve verimliliği, yargı mensuplarının sayısı ve niteliği ile de ilgilidir. Bu nedenle de şuanda 5 bin 323 halen aday statüsünde hakim savcımız bulunmaktadır. Dün itibariyle bin 169 adli yargı hakim savcı, 58’i idari adli yargı hakim savcımızın atama işlemleri için HSK’ya dosyası ulaştırılmıştır. En kısa zamanda yaklaşık bin 300 hakim savcı adayımızın bu ay sonu itibariyle kuralarını çekecekler ve Türkiye’de onurlu bir şekilde yargı ordusunun mensupları haline gelecekler. Yine 2 bin hakim savcı adayı Ağustos-Eylül’de, 125 idari yargı hakim adayı Ağustos-Eylül’de, yine 394 hakim savcı adayını da Ekim ayında kura çekerek kürsüde görevlerine başlamalarının, böylece 2018 yılı içerisinde 3 bin 563 adli yargı hakim savcı adayı, 183 idari yargı hakimi kura çekerek görevlerine başlamış olacaklar. 24 Nisan’da da alımına başlayacağımız yazılısı bitmiş, mülakatlarına başlayacağımız bin 500 hakim savcı alınacaktır. Yine yıl sonunda mezun olan hukuk mezunlarımız için de yeni bir sınav planlıyoruz. Bu atamalarla eksiğimizi gidermeyi umut ediyoruz. Personel hususunda 2 bin 300 zabit katibimiz, 200 mübaşirimiz, 3 bin 600 ceza infaz koruma memurumuz da yakın zamanda adliyelerde, ceza infaz kurumunda hemen hizmete başlamaya hazırdır” şeklinde konuştu.